Hakkari Belediye Başkanı’na 19 Yıl 6 Ay Hapis Cezası

İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden alınan ve yerine kayyım atanan Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’a 19 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Kararın ardından mahkeme önünde protestolar başladı.

Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış hakkında 2014 yılında açılan davanın 61’inci duruşması Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mehmet Sıddık Akış, duruşma için geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye getirildi. Duruşmanın başlamasıyla birlikte Akış da savunmasına başladı. Kayyım atanmasına gerekçe yapılan davanın savcısı D.Y.’nin FETÖ firarisi olduğunu hatırlatan Akış, davanın siyasi olduğunu vurguladı.

Akış, “Benim başım dik. 53 yaşındayım, bunca yıldır mücadele ediyorum, mücadele etmeye devam edeceğim. Benim kaçtığıma ilişkin haberlerin yapıldığını duydum. Ben asla kaçma girişiminde bulunmadım. Yaptığım her şeyin arkasındayım. Siyasi olarak ne yapmam gerekiyorsa onu yaptım. Karşınızda başı dik bir şekilde duruyorum. Ben barış dedim, kardeşlik dedim, adalet dedim, eşitlik dedim, özgürlük dedim. Halen diyorum. Tüm yaşamımı bunların etrafında ördüm, bundan sonrada öyle yapacağım” diye konuştu.

“Tutuklanmaktan, cezaevine girmekten korkmuyorum” diyen Akış, şöyle devam etti: “Başım dik bir şekilde karşınızdayım. Yeniden iddianame hazırlanmasını talep ediyorum. FETÖ’cü bir savcının hazırladığı iddianame ile yargılanmak istemiyorum. Sizden tahliye ya da beraat talep etmiyorum. Sadece vicdanınıza bırakıyorum kararı. Ben bugüne kadar şerefimle, bu halkın tek kuruşuna dokunmadan görev yaptım. Neden 4 ay önce değil? Neden 1 yıl önce değil. Neden 4 yıl önce yapılmadı bu yargılama? Bu yargılamanın siyasi olduğunu biliyorum.”

Duruşma avukatların savunmalarının ardın mahkemeye ara verildi. Aranın ardından mahkeme kararını açıkladı. Akış’a 19 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Kararın ardından Akış tutuklandı.

“Saray halka karşı savaş başlattı”

Karar sonrası Hakkari’de protestolar başladı. Adliye önünde yürüyüşe geçen Hakkarililere polis, biber gazı sıktı. Cumhuriyet caddesinden gelen takviye kolluk gücüne halk tepki gösterdi. Buradan yürüyüşe geçen DEM Parti milletvekilleri kararı protesto etti.

Yürüyüşe geçen kitlenin önü birçok yerde polis tarafından kesildi. Çıkan olaylar sırasında Şırnak Milletvekili Mehmet Zeki İrmez, gözaltına alınmak istedi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlulları ve Bayındır’ında içinde bulunduğu grup, Hakkari Valiliği’ne doğru yürüdü. Valilik önünde barikatlarla grubun önünün kesilmesi üzerine Hatimoğulları burada bir açıklama yaptı.

Hatimoğulları, “Saray halka karşı savaş başlattı. Saray, Türkiye halkalarına karşı savaş açıyor. Bunu asla kabul etmiyoruz” dedi.

Hatimoğulları şöyle devam etti: “Buradan bir kez saraya sesleniyorum. Kayyım irade gaspıdır, kayyım darbedir. Bugün bir kez daha AKP’nin kayyımı tescillenmiştir. AKP her Allah’ın günü bir darbenin altına imza atıyor. hepsi yargılanacak, bu karar bizde yok hükmünde. Yolumuza devam edeceğiz. Heyetimizle birlikte Hakkari halkının yanında olmaya, kayyımın karşısında olamaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

Şimşek’ten Enflasyonla Mücadelede Kararlılık Mesajı

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Enflasyonu tek haneye indirmek meşakkatli olsa da programımızı kararlılıkla uygulayarak başaracağız. Tüm hedeflerimize ulaşmakta kararlıyız” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden Türkiye’nin ekonomik durumuna ilişkin detaylı bir değerlendirme paylaştı. Şimşek’in paylaşımı şu şekilde:

“İlk yılın muhasebesi: Program çalışıyor, politika önceliklerimizde kat ettiğimiz mesafe doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.

Mali disiplin: Bütçe açığı yüksek ama deprem harcamaları hariç açığın milli gelire oranı 2023’te yüzde 1,6 gerçekleşti. Harcama disiplini, tasarruf, vergide adalet ve verimlilik odaklı maliye politikasına devam edeceğiz. Açığı 2024’te yüzde 5’in, 2025’te ise yüzde 3’ün altına indirmekte kararlıyız.

Büyümede dengelenme: Net dış talebin büyümeye katkısı 5 çeyrek sonra 1,6 puan ile pozitife döndü. Güçlü iç talep nedeniyle oluşan makroekonomik dengesizlikleri gideriyoruz.

Sürdürülebilir cari açık: Yıllık cari açık 26 milyar dolar düştü. Dış borcun sürdürülebilirliği için yüzde 2,5’in altında cari açık hedefine yönelik yapısal dönüşümü hızlandırıyoruz. Daralan açık sonucu azalan dış finansman ihtiyacıyla kalıcı rezerv birikimi sağlayacağız.

Dış finansmana erişim: Bankaların dış borç çevirme oranı yüzde 96’dan yüzde 153’e, reel sektörün yüzde 73’ten yüzde 118’e yükseldi. Bankalar yılbaşından beri 4,1 milyar dolar sermaye benzeri dış kaynağa erişim sağladı. Uzun vadeli, sermaye benzeri dış finansmanı artırmak önemli hedefimiz.

Rezerv Birikimi: Merkez Bankası brüt rezervleri 44 milyar dolar artarak 142 milyar doları aştı. Swap hariç net rezervler pozitife döndü.

KKM’den çıkış: KKM stoku 1,2 trilyon TL azaldı. TL mevduatın toplam içindeki payı 16,2 puan arttı. KKM stokunu kademeli olarak azaltmaya devam edeceğiz.

Dezenflasyon süreci başlıyor: Yıllık enflasyonda en yüksek seviye geride kaldı. Enflasyonda belirgin ve kalıcı düşüş dönemine giriyoruz. Piyasanın 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 33,2, 24 ay sonrası beklentisi yüzde 21,3 seviyesinde.

Güven artıyor: Risk primimiz CDS 440 baz puan düştü. Kredi notumuz arttı, görünümümüz pozitif.

Gri listeden çıkış süreci: Teknik çalışmalar tamamlandı, yerinde denetim yapıldı. Teknik rapor olumlu. Kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadelede kararlıyız.

Yapısal dönüşüm: Yeni sanayi politikası uyguluyoruz. İkiz dönüşümü hızlandırıyoruz. Yatırım ortamının iyileştirilmesi ile uluslararası doğrudan yatırımları artırmayı hedefliyoruz.

Sonuç olarak; program çalışıyor ama daha kat edecek yolumuz var. Enflasyonu tek haneye indirmek meşakkatli olsa da programımızı kararlılıkla uygulayarak başaracağız. Tüm hedeflerimize ulaşmakta kararlıyız.”

Paylaşın

Davutoğlu’ndan “Kayyım” Tepkisi: Çifte Standart

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasını tepki göstererek, kayyım atama konusunda çifte standart uygulandığını dile getirdi.

Ahmet Davutoğlu, “Belediye başkanını görevden almanın hiçbir demokratik temeli yoktur. Esastan, usulden her türlü hareketle kayyım uygulamasına karşı çıkıyoruz. Herkesin kullandığı oy değerlidir. Eğer o vatandaşlarımızın oyunun mahiyetini değiştirmek istiyorsanız, kendinizi anlatacaksınız, kalplerine gireceksiniz. Şimdi soruyorum; eğer bu Hakkari Belediye Başkanı suçluysa, niye seçime girmesine izin verdiniz?” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi – Gelecek Partisi Meclis Grubu Toplantısı’nda konuştu. Kayyım atama konusunda çifte standart uygulandığını dile getiren Davutoğlu, “Belediye başkanını görevden almanın hiçbir demokratik temeli yoktur. Esastan, usulden her türlü hareketle kayyım uygulamasına karşı çıkıyoruz. Herkesin kullandığı oy değerlidir. Eğer o vatandaşlarımızın oyunun mahiyetini değiştirmek istiyorsanız, kendinizi anlatacaksınız, kalplerine gireceksiniz. Şimdi soruyorum; eğer bu Hakkari Belediye Başkanı suçluysa, niye seçime girmesine izin verdiniz?” ifadelerini kullandı.

Daha önce görevden alınan Ankara ve İstanbul belediye başkanları için farklı bir yöntem izlendiğine dikkati çeken Davutoğlu, “Demokrasi, inanç ve güvenle yürür. Hukuki olarak görevden alınmaları zaten doğru değil. Daha önce istifa eden AKP’li Ankara, İstanbul büyükşehir belediye başkanlarının yerine vali mi atadınız? Niye orada farklı bir uygulama yapıyorsunuz? Bunu gören Hakkarili devlete, demokrasiye nasıl güvenir?” şeklinde konuştu.

“Siyasi ahlak yasasını çıkarmadıkça düzelemezsiniz”

Davutoğlu, Türkiye’de siyasi ahlak eksikliğinin bulunduğunu kaydederek, “Açık ve net söylüyorum, 2016’da kendilerinin içinden çıktığı, ‘Hocam’ dedikleri bir Başbakan’a kumpas kuran ve şimdi Kızılcahamam’da, ‘Ne hale düştük’ diye samimi bir şekilde soran AK Parti’lilere cevap veremeyenlere sesleniyorum. Ne kadar kamp yaparsanız yapın, isterseniz 365 gün kapanın kamp yapın, siyasi ahlak yasasını çıkarmadıkça düzelemezsiniz, düzelemezsiniz, düzelemezsiniz. Hakkın ve halkın rızasını almayanlar, abat olmaz. Sadece şunu söylemiştim, siyasete başlayıp da bitirdiği anda bakarım, izah edemeyeceği hiçbir serveti olmayacak. Allah aşkına kimin izah edebileceği bir kuruşu var şimdi. Onun için bu iktidardan hesap sormak hem bizim üzerimize dinen vacip hem de hukuken bir zaruret değil midir, soracağız” dedi.

Geçen haftaki grup toplantısında Gazze ile ilgili atılması gereken adımları sıraladığını söyleyen Davutoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı, tekrar ‘Ey Batı, ey Amerika’ diye seslendi. Ben de buradan sesleniyorum; ey Ankara, ey Başkent, ey Erdoğan, gerekli adımları atın. Size söyledik, bu adımları aynı gün atabilirsiniz. Bütün bunları yapmazlar, yapamazlar. Çünkü ‘Borç alan emir alır’ diye söylerdi ya Sayın Erdoğan, bir yerlerden borç istemeye başladığınızda boynunuz kırık olur. Bunları yapamayanların sözü kime geçiyor? Filistin için bin genç gösteri yapıyor, demokratik bir hak. Gençleri tutukluyorlar” ifadelerini kullandı.

“Buzdolapları boş”

Grup toplantısında Saadet Partisi adına Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Sabri Tekir, açıklamalarda bulundu. Yeni kurulan ülkelere göre dahi Türkiye’nin ciddi bir enflasyon oranına sahip olduğunu dile getiren Tekir şunları söyledi:

Türkiye’de açıklanan TÜİK enflasyonu yüzde 75. Ama dün bağımsızlığını kazanan Zimbabve ile mukayese edildiği zaman yüzde 57, Kongo’da yüzde 46, Sierra Leone ‘da enflasyon yüzde 41. Birileri şöyle ifade ediyordu ‘Almanya bizi kıskanıyor’. Almanya bizi neden kıskansın ki? Kıskanılacak bir durum, bir tablo söz konusu değil ki. Ama keşke Almanya’nın bizi kıskanacağı yerde siz Zimbabve’yi kıskansaydınız enflasyon oranları itibari ile. Keşke iktidar olarak siz Kongo’yu kıskansaydınız. Kongo denilen yer daha düne kadar Belçika kolonisi olan yerdi. Ama buna rağmen ekonomiyi düzenlerlerken bize göre ekonomiyi daha aklı selim düzenleme beceresimi gösteriyorlar? Artık ne anlama geliyorsa!

Yanlış ekonomi politikaları nedeniyle buzdolaplarının boş olduğunu dile getiren Tekir sözlerini şöyle sürdürdü: Bir dönem ifade edildi. ‘Bizden önce buzdolabı yoktu’ öyle değil de, hadi diyelim öyle. Bugün siz varsınız, buzdolabı da var. Ama içinde meyve sebze yok. Et yok, süt yok, süt ürünlerinin çoğu yok. Bir başka ifade ile çocuklarımızın beslenmesini sağlayacak temel gıda ürünleri yok. Son 3 yıl içerisinde 2 lira olan soğan 17 liraya çıkmış. Patates 2 liradan 21 liraya çıkmış. Domates 5 liradan 35 liraya yükselmiş. En temel gıda ürünleri dolaba girmez olmuş. Neden? Yanlış ekonomi politikaları nedeni ile.

Ben dolapta ıstakoz yok demiyorum ki. Vatandaşımız bilmez, birileri bilse de! Pirinç 3 yıl içerisinde 40 lira zamlanmış, nohut 60 lira zamlanmış, kuru fasulye 70 lira artış kaydetmiş. Bahsettiğim ürünler her kesimin mutfağına giren ürünler. Son bir yılda et fiyatları ve yemek yeme maliyeti yüzde 100’ün üzerine çıkmış. Sıvı yağ bir yılda yüzde 170 nispetinde zamlanmadı mı? Bekar bir işçinin maliyeti 24 bin TL’yi aşmadı mı? Ülkemizde yardıma muhtaç yoksul insan sayısı 20 milyonun üzerinde değil mi? Açlık sınırı asgari ücretin üzerinde 20 bin TL’ye dayanmadı mı? Sormak lazım milletimiz yaşayıp gördüğüne mi inansın? yoksa sizin algı politikalarınıza mı inansın?

Eski bakan Nureddin Nebati döneminde uygulamaya sokulan Kur Korumalı Mevduat sistemini de hatırlatan Prof. Dr. Sabri Tekir şöyle konuştu: Türkiye nüfusunun yüzde 1’lik kesimi Türkiye’deki servetin yüzde 40’ına sahip. En zengin yüzde 5’lik kesimi Türkiye’deki servetin yüzde 59’una sahip. En zengin yüzde 10’luk kesim Türkiye’nin servetinin yüzde 69’una sahip. Geriye ne kadar kalıyor? Geriye sadece yüzde 31’lik kısım kalıyor. Bu kısımda nüfusun yüzde 90’ına ait.

Asgari ücretlinin alım günün yandaşlara verilen bir kaç maaş ile kıyaslamanın mümkün olmadığını söyleyen Saadet Partisi Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Sabri Tekir, iktidarın ileriyi kestiremeyen ekonomi politikaları nedeni ile Türkiye’nin dünyada enflasyonun en yüksek olduğu ülkeler arasında yer aldığını ifade etti.

Paylaşın

İsrail’den Savaş Suçu: Yerleşim Yerlerini Beyaz Fosforla Vuruyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İsrail’in Lübnan’da kullanımı yasak olan beyaz fosfor bombası ile sivil yerleşim yerlerini hedef aldığını duyurdu. İsrail ise beyaz fosforun sadece sis perdesi olarak kullanıldığını iddia etti.

Beyaz fosfor bombası, savaş suçu kapsamına giren kimyasal bir silah. Beyaz fosfor olarak da anılan patlayıcı, infilak ettikten sonra yanarak havadan yere doğru iniyor. Dumanıyla perdeleme işlevi gören fosfor bombası, 155 milimetrelik top mermisi patladığında oksijenle temas kurarak ateş alıyor. Bu ateş, geniş bir alanı kaplıyor.

Yerde de patlamalar meydana geliyor. Fosfor bombasının çıkardığı dumana maruz kalanlar boğuluyor. Vücut, cilt altından içten dışa doğru yanıyor ve yanma durdurulamıyor. Beyaz fosfor yalnızca yakıcı değil, böbreği ve karaciğeri de etkiliyor. Organ yetmezliğine neden oluyor ve ölüme yol açıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) İsrail’in 2023 yılının Ekim ayından bu yana Güney Lübnan’daki en az 17 şehirde yanıcı bir madde olan beyaz fosforlu mühimmat kullandığını doğruladıklarını açıkladı. Associated Press News’de (AP) yer alan habere göre ise İsrail durumu reddederek beyaz fosforun sadece sis perdesi olarak kullanıldığını iddia etti.

Açıklamada, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Lübnan araştırmacısı Ramzi Kaiss ,”İsrail’in kalabalık bölgelerde püskürtmeli beyaz fosfor mühimmat kullanması ayrım gözetmeksizin sivillere zarar veriyor ve birçok kişinin evlerini terk etmesine yol açıyor” diyerek İsrail’in yanıcı madde olan beyaz fosforlu mühimmatlar kullanmayı derhal bırakması çağrısında bulundu.

HRW raporunda, çatışmaların vurduğu Güney Lübnan’da sekiz kişi ile yapılan görüşmeleri içerirken; beyaz fosfor mermilerinin Lübnan’ın beş sınır kasabası ve köyündeki konut binalarına düştüğünü gösteren yaklaşık 47 fotoğraf ve videodan elde edilen görüntülerin olduğunu belirtti.

Uluslararası Af Örgütü’nün yanı sıra New York merkezli insan hakları grubu da, İsrail ordusu ile Hizbullah grubu arasında güney Lübnan-İsrail sınırında çatışmaların başlamasından sonra İsrail’i yerleşim bölgelerinde beyaz fosfor kullanmakla suçlamıştı. Ayrıca HRW’nin raporunda Lübnan hükümetine, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Ekim 2023’ten bu yana Lübnan’daki “ağır uluslararası suçları” soruşturmasına ve kovuşturmasına izin vermesi çağrısında bulunuldu.

Lübnan’da Ekim ayından bu yana 70’ten fazlası sivil olmak üzere 400’den fazla kişi hayatını kaybetti. On binlerce insan yerinden edildi.

(Kaynak: MA)

Paylaşın

Ahmet Türk’ten “Siyasette Normalleşme” Yorumu: Aldatmaca

Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk, “Bir tarafta normalleşmeden söz ediliyor, bir tarafta anayasa görüşmeleri yapılıyor ama diğer tarafta bakıyoruz tüm bunlar aldatmaca” dedi ve ekledi:

“Buradan ne demokratik bir anayasa ortaya çıkar ne bir normalleşme süreci yaşanır. Ayrıca normalleşme süreci içinde Kürtler yok, olmayacak. Bu çok açık ortada.”

DEM Partili Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk, BBC Türkçe’den Ayşe Sayın‘a konuştu. Ahmet Türk, Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyuma ilişkin, Kürtleri yok sayan bir siyaset yürütmenin Türkiye’ye yararı olmadığını belirtti.

Kararın demokrasiye de zararları olduğunu dile getiren Türk, şu yorumu yaptı: Bizim özlemimiz halkların kucaklaştığı, barışın olduğu, adaletin, eşitliğin olduğu, tüm halkların ortak demokratik değerler etrafında buluştuğu bir ülkeyi görmek; bunun hayaliyle yaşıyoruz. Ama maalesef ötekileştiren politikalarla, kayyım politikalarıyla dünyanın neresinde bir Kürt yaşıyorsa ona düşmanca davranan bir siyaset yürütülüyor. Bu siyaset sadece Kürtleri değil bütün Türkiye halklarını derinden etkiliyor ve Türkiye halklarını demokrasiden uzaklaştırıyor.

Hakkari Belediyesi’ne kayyum atanması kararına karşı tepkilerini güçlü bir şekilde vereceklerini belirten Türk; seçim öncesinde de yeni bir kayyum süreci beklemediklerini açıklamıştı. Yeniden kayyum sürecinin kendisini şaşırttığını belirten Ahmet Türk; “Aslında bu kararı beklemiyorduk. Üçüncü kez böyle bir yanlışlığa başvuracaklarını düşünmüyorduk” diye konuştu.

Türk değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: Kayyım siyasetine karşı halk tepkisini gösterdi. Mardin’de yüzde 50 olan oyumuz yüzde 54’e çıktı. Hilvan’da yüzde 33 oy almıştık, yüzde 52,5’e çıktı. Her yerde böyle…Şimdi bir tarafta normalleşmeden söz ediliyor, bir tarafta anayasa görüşmeleri yapılıyor ama diğer tarafta bakıyoruz tüm bunlar aldatmaca. Buradan ne demokratik bir anayasa ortaya çıkar ne bir normalleşme süreci yaşanır. Ayrıca normalleşme süreci içinde Kürtler yok, olmayacak. Bu çok açık ortada.

“Umut ediyorum ve inanıyorum ki…”

Önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesi beklenen, CHP lideri Özgür Özel’den beklentileri de sorulan Ahmet Türk şu yorumu yaptı:

Kürtleri düşman gördüğünüz zaman hukuktan, adaletten, eşitlikten söz edemezsiniz. Bu anlayışın terk edilmesi gerekir. Kürtler bu halkın düşmanı değil, Türkiye’nin düşmanı değil, Kürtlerin talebi ortak demokratik değerler etrafında halkların buluşmasıdır. Sayın Özgür Özel de bizim ne düşündüğümüzü, taleplerimizin ne olduğunu çok iyi biliyor. Umut ediyorum ve inanıyorum ki, iktidarın bu yanlıştan kurtulması için Özgür Bey ısrarla demokrasiyi savunur.

Haberin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Slovenya, Filistin’i Resmen Tanıdı

Avrupa’da Filistin’in uluslararası diplomasi sahnesindeki konumunu güçlendirecek kritik adımlar atılmaya devam ediyor. Slovenya, Filistin devletini resmen tanıdı.

Haber Merkezi / 28 Mayıs’ta Filistin’i resmen tanıma kararı alan Slovenya hükümeti, tasarıyı parlamentoya sundu. Parlamentoda oylanan tasarı oy çokluğuyla kabul edildi.

Konuya ilişkin daha önce açıklama yapan Slovenya Başbakanı Robert Golob, hükümetin, Filistin’in bağımsızlığı ve egemenliğinin tanınmasına ilişkin kararı kabul ettiğini ve kararnamenin onay için Ulusal Meclis’e gönderildiğini belirtmişti.

İspanya, İrlanda ve Norveç Filistin’i 28 Mayıs itibariyle resmen tanımıştı. AB içinden yeni devletlerin benzer yönde adım atması bekleniyor. İngiltere ve Avustralya’nın yanı sıra Malta’nın da benzer bir adım atabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Almanya ve Fransa ise Filistin’in tanınması fikrine mesafeli yaklaşıyor. Fransa Filistin devletini tanımak için doğru zaman olmadığını ifade ederken Almanya da iki devletli çözümün yalnızca diyalog yoluyla sağlanabileceği konusunda ısrar ediyor.

Aralarında Rusya, Çin ve Hindistan’ın da bulunduğu, Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkeden 144’ü Filistin’in bağımsızlığını tanıyor. 2014 yılında İsveç, Filistin’i bir devlet olarak tanıyan ilk AB üyesi olmuştu. Bulgaristan, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Romanya Filistin’i tanıyan diğer birlik üyeleri.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 71 artarak 36 bin 550’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 182 artarak 82 bin 959’a yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyon Açıklaması: Tek Haneli Oranları Mutlaka Yakalayacağız

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Dün açıklanan enflasyon ve dış ticaret rakamlarıyla ilgili kapsamlı bir değerlendirmeyi yapacağız. Türkiye orta vadeli program ve 12. kalkınma planı ile belirlediği hedeflere emin adımlarla ilerlemektedir” dedi ve ekledi:

“Son 1 yılda Merkez Bankamızın brüt rezervleri 142 milyar doların üzerine çıktı. Net rezervlerdeki hariç son 1 yılda 67 milyar dolara ulaştı. Tek haneli enflasyon oranlarını mutlaka yakalayacağız. Bunun sabır, irade ve şüphesiz kararlılık gerektiren süreç olduğunu çok iyi farkındayız. Hükümet olarak hedeflerimize ulaşacağımızdan en küçük şüphemiz bulunmuyor. Önümüzdeki günlerde farklı toplantılmarda son 1 yıldaki icraatlarımızı milletimizle paylaşmayı sürdüreceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başkanlığındaki kabine toplantısı sona erdi. 2 saat 15 dakika süren toplantı sonrası Erdoğan, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“85 milyonun her bir ferdine şahsımıza, partimize ve ittifakımıza duydukları güven için yürekten teşekkür ediyorum. Kabine üyeleri olarak aziz milletimizin teveccühüne mazhar olabilmenin gayretindeyiz. 22 yıla yaklaşan iktidarlarımız döneminde 18 kez sandıkta millete hesap verdik ve hepsinde ibra olduk. Her yıl bütçe görüşmelerinde milli iradenin tecelligahı olan Meclis’e hesap verdik, veriyoruz. Türkiye’nin kaynaklarının nereye gittiğini, neye ne kadar harcandığını ayrıntılarıyla insanımıza anlattık.

Şeffaf, etkin, güven duyulan yönetim geleneğinin ülkemizde yerleşmesi için ne gerekiyorsa yaptık, yapacağız. Biz 85 milyonun tamamının hükümetiyiz. Emekçinin olduğu kadar işverenin, köylünün olduğu kadar şehirlinin, çiftçinin, kadınların, yaşlıların, çocukların da hükümetiyiz. Bize oy verenler kadar, tercihini farklı yönde kullananların hükümetiyiz. 783 bin kilometre kare vatan toprağının her karışına 85 milyon insanımızın her bir ferdine aynı nazarla yaklaşıyoruz.

Felaket tellallarına aldırmıyoruz, fitne tüccarlarına kulak asmıyoruz. Hükümetlerimizin ismini, milletimizin gönlü ile birlikte büyük bir başarı hikayesi olarak siyaset literatürüne yazdıran temel vasfımız işte budur. Bizim için esas olan zaten milletimizin takdiridir, duası ve kararıdır. Allah ömür verdikçe ülke için, halk için ne yaptık sorusunu sormaktan geri durmayacağız.

Son 1 yılda teşkilatımızın fiziki altyapısını güçlendirmek için 52 bin metrekare kapalı alana sahip 5 adalet sarayını işleme açtık. 2 yeni adli tıp binasının inşaatını tamamladık. İnşaatı ve proje çalışmaları devam eden adli tıp sayısı 5’tir. 14 ceza infaz kurumuyla 2 denetimli serbestlik binası faaliyete geçti. Hakim ve savcı sayısı 24 bin 829’a ulaştı. 2 bin 294 hakim ve savcı ataması yaptık.

Aynı dönemde atanan yardımcı personel sayısı 20 bin 779’dur. Yargılamanın hızlandırılması için 168 adli, 9 idari olmak üzere 177 mahkemenin yanısıra 21 istinaf dairesi faaliyete geçirildi. Duruşmalara uzaktan katılımı sağlayan 386 SEGBİS cihazının kurulumu yapılmıştır. Elektronik duruşma sistem sayısı 340’dır. 40 yeni noterlik ile toplam noterlik sayısı 2 bin 385’e yükseldi. 8. Yargı Paketi ile önemli değişikliklere imza attık.

9. Yargı Paketimiz halihazırda Meclisimizin gündemindedir. Son 1 yılda uzlaştırma kapsamında 324 bin 744 seri muhakeme usulü kapsamında 141 bin 243 basit yargılama usülü kapsamında 256 bin 826 dosya hızlı şekilde sonuçlandırılmıştır. Önümüzdeki dönemde adaletin tecellisini hızlandıracak, bazı şikayetlerin önüne geçilecek adımları atmaya devam edeceğiz. Yeni yargı reformu stratejisi ve insan hakları eylem planıyla inşallah bu alanda beklentileri karşılayacağız. Adaletin etkin, hızlı ve tarafsız şekilde işletilmesi için hiçbir fedakarlıktan çekinmeyeceğiz.

Aile müessesesi bir bütün olarak tarihinin en çetin sınavını veriyor. En ağır saldırılara maruz kalıyor. Küresel kültürün desteklediği, teşvik ettiği cinsiyetsizleştirme politikaları insan neslini tehdit eder boyutlara ulaştı. LBGT dayatması faşizmi aratır şekilde toplumu yozlaştırmaya dönüştü. Çok farklı alanlarda ailenin ciddi sıkıntılarla yüzleştiğini görüyoruz. Yakın zaman önce açıklanan 2023 yılı doğum istatistikleri bu tehditlerden ülkemizin de azade olmadığını göstermiştir. Aile meselesinin önemine her vesile ile dikkat çekiyorduk. Son veriler haklılığımızı bir kez daha ortaya koymuştur. Azalan doğum oranları dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de alarm veriyor.

Aile kurumunu güçlendirecek tehditler karşısında dirençli hale getirecek pekçok çalışma yaptık. 8. Aile Şurası’nı düzenledik. Evlenecek çiftlere faizsiz kredi desteğinin yanında eğitim ve danışmanlık hizmetlerini veriyoruz. Fonun ilk uygulamasını deprem bölgesindeki illerimizde başlattık. Başvurusu kabul edilenlere ödemeleri peyderpey gerçekleştiriliyor. Ailenin korunması ve güçlendirilmesi vizyon belgesi ve eylem planını hayata geçirdik. Aile enstitüsünün kuruluş hazırlıklarına başladık.

Dünyada bir başka örneği bulunmayan Darülaceze sosyal hizmet şehrini hizmete açtık. 145 bin 727 metrekareyi bulunan sosyal hizmet şehrimiz, idari binaları, poliklinik, rehabilitasyon ve ibadet haneleriyle örnek oldu. Kadının güçlendirilmesi ve eylem planını hayata geçirdik. 2023 yılı OECD değerlendirmesinde Türkiye kadın erkek eşitliğine duyarlı bütçeleme yapan 23 ülke arasında yer aldı. Kadına yönelik şiddette mücadeleyi temel politikamız haline getirdik. Savaş mağduru Filistinli kadın ve çocuklara sosyal yardım hizmeti sağlıyoruz.

6 Şubat depremlerinden etkilenen vatandaşlarımız dahil 1.7 milyon kişiye psikososyal destek verdik. Evde bakım yardımı kapsamında 36 milyar 360 milyon lira ödeme yaptık. 1033 çocuğumuzu koruyucu aile yanına yerleştirerek çocuk sayısın 10 bin 213’e çıkardık. Güçlü aile, güçlü Türkiye vizyonuyla bu alandaki faaliyetlerimizi genişleterek sürdüreceğiz.

Çalışma hayatının iyileştirilmesine yönelik tarihi nitelikte birçok adım attık. Dünyanın en kapsayıcı yaygın ve kuşatıcı sosyal güvenlik sistemine sahip ülkeyiz. Çalışanı, memuru, emekliyi, ücretli kesimi enflasyona ezdirmeme ilkemize bugüne kadar sadakatle bağlı kaldık. Asgari ücret net 17 bin 2 lira olarak belirlendi. Böylece bir önceki döneme göre net asgari ücret artış oranı yüzde 49, 2023 Ocak dönemine göre artış oranı yüzde 100 olarak gerçekleşti.

Memurlarımızın maaşlarını söz verdiğimiz üzere Temmuz 2023’te en düşük 22 bin liraya, Ocak itibariyle 33 bin liraya çıkardık. Toplu sözleşme görüşmelerinde 11 hizmet kolunun tamamında mutabakat sağlandı. En düşük emekli aylığında net yüzde 82 artışa gittik. Ekim ayında emeklilerimizin tamamına bir defaya mahsus olmak üzere 5’er bin lira ödedik. Kurban Bayramı ikramiyesini 10-14 Haziran tarihleri arasında emeklilerimizin hesaplarına yatırıyoruz. Tek kalemde 42 milyar tutarında ödeme yapmış olacağız.

İşsizlik oranımız yüzde 8,6 ile son 10 yılın en düşük seviyesine indi. Kadın istihdam oranını yüzde 32,5’a, istihdam sayımızı 12,3 milyon kişiye yükselttik. Kadın, genç ve mesleki yeterlilik belgesi olanların istihdamına verdiğimiz teşviği 2025 sonuna kadar uzattık. Yılda 650 bin kişi için sosyal güvenlik primi işveren paylarını karşılıyor, reel sektöre yaklaşık 25 milyar destek oluyoruz. İŞKUR aracılığı ile 1,3 milyon kişiyi işe yerleştirdik. 6 Şubat depremleri nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen il ve ilçelerde işveren ve sigortalılarımızın SGK’ya ödenmesi ertelendi. İşverene asgari ücret desteği uygulamasında destek tutarını 700 liraya çıkardık. 2024 Mart ayın itibariyle işverene toplam 99,1 milyar lira asgari ücret desteği verildi.

Son 1 yılda geri ödeme listemiz genişletilerek 168 adedi kanser ilacı olmak üzere 570 adet ilaç geri ödeme kapsamına alındı. 858’i kanser olmak üzere geri ödeme listelerinde yer alan ilaç sayısı 8 bin 457’ye ulaştı. Sağlık raporu olan hastalarımızın sıra alıp beklemeksizin aile hekimlerine giderek ilaçlarını yazdırmalarını kolaylaştırdık.

Ülkemizin birinci gündemi deprem bölgesi ve afetlere hazırlıktır. 6 Şubat’ta millet olarak hem kendi hem de insanlık tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadık. 680 bini konut 170 bini ticari alan olmak üzere 850 bin bağımsız bölüm kullanılamaz hale geldi. 53 bin 614 vatandaşımız hayatını kaybetti. Vefat eden ve inşallah şehit olduklarına inandığımız tüm kardeşlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Yeni kabinemizin de önceliği depremin yaralarının süratle sarılmasıydı. 2024 yılının bütçesinde deprem çalışmalarına 1 trilyon liranın üzerinde kaynak tahsis ettik. Kira yardımı, taşınma yardımı, destek ödemesi, tahliye ödemesi gibi farklı kategorilerde vatandaşlarımıza doğrudan yaptığımız ödemelerin tutarı 126 milyar lirayı aşıyor.

Depremden etkilenen 11 şehrimizde 451 bin 297 bağımsız bölümün büyük kısmının ihale sürecini tamamlayarak inşasına başladık. 4 bin 333 köyde 50 bini çelikten toplamda 100 bin köy evi inşa ediyoruz. İnşası biten konutlarımızın hak sahipliğini belirliyoruz. 76 binden fazla konutumuzun hak sahiplerini belirleyip vatandaşlarımıza teslim ettik. Bu sayı başlangıç. İnşallah her ay 10-15 bin konut bitirerek, yıl sonuna kadar 200 bin konutu teslim edeceğiz. 2025 yılının sonuna doğru konut ve işyerleri hak sahiplerine konutlarını teslim edeceğiz.

Depremde en çok hasar gören Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’ya şehir meydanı projesi yapıyoruz. İçme suyu, atık su, kanalizasyon, arıtma tesisi gibi altyapı projeleri için İlbank aracılığıyla yerel yönetimlere 64 milyar lira hibe desteği veriyoruz. Yerinde dönüşüm projesini devreye aldık. Konutlar ile köy evleri için 1,5 milyon lira finansman sağlıyoruz. Projeye başvuruların sayısı 256 bine ulaştı. 28 binden fazla vatandaşımız işlemlere başladı. Kentsel dönüşüm çalışmanın önündeki hukuki engelleri yeni yasayla kaldırdık.

İstanbul’da hayata geçirdiğimiz yarısı bizden kampanyasıyla hak sahiplerine 1,5 milyon destek veriyoruz. Şu ana kadar 30 bin bağımsız bölüm için dönüşüm süreci başladı. 31 Mart seçimleri öncesinde İstanbul’un risklerini her fırsatta gündeme getirmiştik. Toplam 7,5 milyon bağımsız bölümün 600 bininin acilen dönüştürülmesi gerekiyor. Pazar günü Küçükçekmece’de çöken bina kentsel dönüşümün İstanbul için ne kadar hayati olduğunu hepimize tekrar hatırlatmıştır. İstanbul bu konuda adım atmakta geciktikçe riskler daha da artacaktır.

“Kapsamlı tedbirler alacağız”

Hangi parti olursa olsun bu milli görevdir. Bu meselenin yeterince idrak edilmediğini görüyoruz. Hükümetimizin hassasiyetinin yerel yöneticiler tarafından gösterilmesini özellikle bekliyoruz. Dirençli şehirler projesini başlattık. İzmir dahil 5 şehrimizde hak sahiplerine 180 ay vade yüzde 0,69 gibi düşük maliyetle 2,5 milyon liralık finansman sunuyoruz. Sıfır atık ile 2017’de yüzde 13 olan geri kazanım oranımızı 2023’te yüzde 35’e çıkardık. 2035’de hedefimiz yüzde 60’dır. Vatandaşlarımızın denize ulaşmasına engel olan hukuk dışı yapıları yıkıyoruz. Türkiye deniz projesiyle halkımızın denizlere erişimini kolaylaştırarak deniz kıyılarında yaşam kalitesini artıracağız. Kirliliği önlemek için kapsamlı tedbirler alacağız.

Enerji son yıllarda gerçekten tarih yazdığımız bir başka alandır. Ülkemizin yeraltı ve yer üstü kaynaklarını ekonomimizin istifadesine sunma noktasında büyük mesafe aldık. Filyos’ta günlük doğalgaz üretimi 5,1 milyon metreküpü aştı. 2 milyon hanenin doğalgaz ihtiyacını buradan karşılayabiliyoruz. Karadeniz gazının sevincini milletimizle paylaşmak için başlattığımız ücretsiz doğalgaz desteğini 1 yıl boyunca devam ettirdik. Böylece insanımıza toplam 87 milyar liralık doğrudan destek sağlamış olduk.

Fatih sondaj gemisi Sakarya gaz sahasında yeni keşifler için Göktepe 1 ve Göktepe 2 kuyularına sondaj çalışmalarına başladı. Gabar’da yıl sonunda inşallah günlük 100 bin varile ulaşmayı hedefliyoruz. Hakkari ve Siirt başta olmak üzere bölgenin diğer yerlerinde arama, tarama ve sondaj faaliyetlerimiz devam ediyor. Türkiye on yıllar boyunca hain terör saldırıları sebebiyle kullanamadığı kaynaklarından faydalanmaya başlamıştır. Terörle mücadelemizi çok boyutlu şekilde terör bölgede zemin kaybettikçe sadece ekonomimiz büyümeyecek, aynı zamanda demokrasimiz de serpilecek, güçlenecek.

En temiz enerji olan nükleer konusunda da yoğun çaba harcıyoruz. Akkuyu santralinin birinci reaktörünün inşaatı yüzde 90 tamamlandı. Mekanik testler yapılmaya başlandı. Türkiye’nin 2030 stratejisinde uygulanacak ikinci ulusal enerji verimliliği eylem planını devreye aldık. 2030 yılına kadar tüketimimizi yüzde 16 azaltacağız. 100 milyon ton emisyon azaltımına katkıda bulunacak kamu ve özel sektörle birlikte 20 milyon dolarlık enerji verimliliği yatırımı gerçekleştireceğiz.

Cezayir, İran, Irak, Japonya, Venezuela, ABD, Azerbaycan, Gürcistan, Çin Halk Cumhuriyeti ile bu kapsamda işbirlikleri tesis ettik. BOTAŞ Bulgaristan, Macaristan ve Romanya’ya gaz ihracına başladı. İlk kez sınır komşumuz olmayan iki Avrupa ülkesine doğalgaz ihraç ediyoruz. Iğdır – Nahçıvan doğalgaz hattının temeli atıldı. Nahçıvan’ın yıllık doğalgaz ihtiyacının tamamı artık Türkiye üzerinden karşılanacak.

Bugün ancak 5 bakanlığımızın son 1 yıldaki karnesini ortaya koyabildik. Cuma günü Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin tanıtımını yapacağız. Cumartesi günü de TİM’in olağan genel kuruluna iştirak edeceğiz. Orada da ekonomiyle ilgili son 1 yılda neler yaptığımızı kamuoyumuzun ve iş dünyamızın bilgisine sunacağız.

Dün açıklanan enflasyon ve dış ticaret rakamlarıyla ilgili kapsamlı bir değerlendirmeyi yapacağız. Türkiye orta vadeli program ve 12. kalkınma planı ile belirlediği hedeflere emin adımlarla ilerlemektedir. Son 1 yılda Merkez Bankamızın brüt rezervleri 142 milyar doların üzerine çıktı. Net rezervlerdeki hariç son 1 yılda 67 milyar dolara ulaştı. Tek haneli enflasyon oranlarını mutlaka yakalayacağız. Bunun sabır, irade ve şüphesiz kararlılık gerektiren süreç olduğunu çok iyi farkındayız. Hükümet olarak hedeflerimize ulaşacağımızdan en küçük şüphemiz bulunmuyor. Önümüzdeki günlerde farklı toplantılarda son 1 yıldaki icraatlarımızı milletimizle paylaşmayı sürdüreceğiz.

Bugün ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’nın yolculuğu başlıyor. 8-15 Temmuz tarihleri arasında uydumuzu yörüngesine göndermeyi planlıyoruz. Uydularımızın ulaştığı nüfus 5 milyara çıkacak. Türkiye uydu ihracatçısı konumuna ulaşmış oldu. Kamu çalışanlarımız için 16 Haziran pazar günü başlayacak Kurban Bayramı sonrasındaki 2 günlük süreyi idari izin kapsamına aldık. Perşembe ve Cuma günlerini de bayram tatiline ekleyerek 9 günlük bayram tatilini sağlamış oluyoruz.

Paylaşın

DEM Partili Vekillerden Meclis’te “Kayyım” Nöbeti

DEM Parti Meclis Grubu, “Kayyım atamasının neden olduğu hak ihlallerinin araştırılması” başlıklı grup önerisinin okunmasının ardından Meclis kürsüsünde eylem yaptı.

Oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca’nın uyarısına rağmen DEM Partililer kürsüden inmeyince birleşime ara verildi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi DEM Partili vekiller, gece saatlerine kadar Meclis’te nöbet tutacak. DEM Parti Meclis Grubu, “Belediyeler bizimdir, gaspa izin vermeyeceğiz” yazılı pankart açtı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti),  Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda belediyeye kayyum atanmasının neden olduğu hak ihlallerinin araştırılması için verdiği Meclis araştırılmasının öne alınarak görüşülmesi talebiyle grup önerisi sundu.

Grup önerisinin gerekçesini açıklayan DEM Parti Hakkari Milletvekili Vezir Coşkun Parlak, “Siz kayyım ataması yaparak sadece DEM Parti’ye oy verenlerin iradesini gasp etmiyorsunuz. Seçme, seçilme hakkını ortadan kaldırdığınız için tüm partilere oy veren seçmenin de iradesini elinden alıyorsunuz” dedi.

Hükümetin kayyum kararını eleştiren Parlak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Partimizle olan derdiniz Kürt halkıyla olan derdinizdir. Siz Kürt’ün kimliğini, kültürünü seçme ve seçilme hakkı dahil hiçbir siyasi, sosyal, kültürel hakkını tanımıyorsunuz. Kürtlere düşmanlık hukuku uyguluyorsunuz.

Kayyım sisteminin basit bir idari işlem olmadığını dünya alem biliyor. Kayyım sistemi bir rejimdir, darbe sistemidir. Kürk halkına yeterince zulüm edersek boyun eğerler diye düşünüyorsunuz. Biz parmak ile sayılacak, vurarak tükenecek bir halk değiliz. Kendini galip sayıp böbürlenenler bilsin ki sizin parti militanınız olarak atadığınız kayyum halk iradesini çalan bir gaspçı olarak anılmaya mahkumdur.”

“Hakkari halkının özgür iradesiyle yaptığını siz siyasi yargıyla, polis copuyla, asker tüfeğiyle yıkamazsınız” diye konuşan DEM Partili Parlak, sözlerini, “Biz eş başkanlarımıza, belediyemize, halkımızın demokratik iradesine ne pahasına olursa olsun canımıza da mal olsa sahip çıkacağız. Biz seçimden önce şunu söyledik: ‘Müthiş kazandığımızı göreceksiniz’ dedik. Müthiş direndiğimizi de göreceksiniz. Hakkari’de asla sizlere boyun eğmeyecek ve kazanan bizler olacağız, kaybedecek olanlar da sizlersiniz” şeklinde sürdürdü.

Parlak’ın konuşmasının ardından DEM Partili milletvekilleri Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasını protesto etmek için ellerinde ‘Belediyeler bizimdir, gaspa izin vermeyeceğiz’ yazılı dövizlerle kürsünün etrafında toplandı ve Genel Kurul’da nöbete başladı.

Oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca’nın uyarısına rağmen DEM Partililer kürsüden inmeyince birleşime ara verildi.

Öte yandan birçok kentte kayyım protestoları devam ederken DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DEM Parti milletvekilleri ve belediye eşbaşkanları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Emek ve Özgür İttifakı bileşenleri, CHP heyeti ve STK temsilcileri de Hakkari’de kayyım kararını protesto ediyor.

Ne olmuştu?

31 Mart yerel seçimlerinde DEM Parti’nin kazandığı Hakkari Belediyesi’ne polisler tarafından baskın yapılmış, Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış da Van’da gözaltına alınmıştı.

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, seçilen Belediye Başkanı Akış’ın “PKK/KCK yapılanmasında üst düzey görev aldığı” iddia edilerek Hakkari Belediyesi’ne kayyum atandığı belirtilmişti. Açıklamada, Akış’ın “geçici tedbir olarak” görevden alındığı ifade edilmişti.

Paylaşın

Erdoğan’ın Merkez Bankası Başkanı’nı Değiştirme Yetkisi İptal Edildi

Anayasa Mahkemesi (AYM), AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı’nı atama yetkisini oybirliğiyle iptal etti.

Anayasa Mahkemesi (AYM), TBMM’den yetki alınmadan yapılan bu değişikliklerin anayasaya aykırı olduğuna hükmetti. Oybirliğiyle alınan karar 12 ay sonra yürürlüğe girecek.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) bazı maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle açtığı davayı 6 yıl sonra karara bağladı.

AYM, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) başkanını görev süresi dolmadan değiştirme yetkisini iptal etti ve TBMM’den yetki alınmadan yapılan bu değişikliklerin anayasaya aykırı olduğuna hükmetti.

Kararla 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 151. maddesinin (h) ve (j) bentlerinin anayasaya aykırı olduğuna hükmedildi.

AYM’nin kararında anayasaya aykırılık sorunu başlığı altında iptal edilen yetki hakkında şunlar ifade edildi: “1211 sayılı Kanun’un 25. maddesinin birinci fıkrasında Merkez Bankası Başkanının (Guvernör), Bakanlar Kurulu kararıyla beş yıllık bir dönem için atanacağı, bu sürenin sonunda yeniden atanabileceği hüküm altına alınmakta iken dava konusu kuralla anılan fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.

Merkez Bankası başkanının görev süresini düzenleyen hükmün yürürlükten kaldırılmasını öngören kural, Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Dördüncü Bölümü’nde yer alan kamu hizmetlerine girme hakkına ilişkin düzenleme içerdiğinden Anayasa’nın mülga 91. maddesi uyarınca KHK ile düzenlenemeyecek yasak alanda kalmaktadır.”

Oybirliğiyle alınan karar 12 ay sonra yürürlüğe girecek.

İletişim Başkanlığı: AYM Erdoğan’ın yetkisini iptal etmedi

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankası başkanı ve rektör atama yetkilerini iptal ettiğine dair iddiayı yalanladı.

DMM’nin sosyal medya hesabından, yapılan açıklamada, AYM’nin 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) iptali talebiyle yapılan başvuruyu karara bağladığı anımsatıldı. Bu kararda, düzenlemenin tümünün iptal edilmesi talebinin reddedildiği, düzenlemede yer alan bazı hükümlerin ise iptaline karar verildiği belirtildi.

Bahse konu KHK ile 2 bin 375 hükümle ilgili düzenleme yapıldığı vurgulanan açıklamada, AYM’nin bu hükümlerin sadece bazılarında iptal kararı verdiğine işaret edildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Kamuoyunda da yankı bulan rektör ve Merkez Bankası başkanı atamaları konusundaki iptal kararları, ‘KHK ile değil kanunla düzenleme olması gerektiği’ gerekçesiyledir. Dolayısıyla esas bakımından bir iptal söz konusu değildir.

Mahkeme, kararların bugünden itibaren 12 ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Dolayısıyla mevcut uygulamalar açısından bir değişiklik bulunmamaktadır. Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yürürlüktedir. Rektör atamaları da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 130’uncu ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Yasası’nın 13’üncü maddeleri uyarınca zaten Cumhurbaşkanı tarafından yapılmaktadır.”

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel’den “Erken Seçim” Mesajı

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, Ekonomi politikalarını ve krizin faturasının çalışanlar ve emeklilere çıkarılmasını da eleştirerek, “Biz yerel seçim sonuçları nedeniyle erken seçim istemeyiz. Ama böyle giderse millet erken seçimi ister, kimse de önünde duramaz” dedi.

Özgür Özel, Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyumla ilişkili, ”Belediye başkanı olacağında temiz kağıdı ver. Bir günde kayyum ata. Kayyum atama Hakkari halkının iradesine saygısızlıktır. Belediye Başkanı tutuklanırsa yerine belediye meclisinden başkan seçilir. Kayseri bir belediye meclisi Hakkari bir belediye meclisi seçiyor. İçinizden seçemezsiniz ben atarım diyor. Valiyi atıyor. Milletin iradesine saygısı olmayanın milletin gönlünde yeri olmaz” ifadelerini kullandı.

Özel, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 703 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) bazı maddelerini iptal eden kararına değinerek, ”Tayyip bey buradan söylüyorum yaptığınız herşeyi AYM iptal etti. 270 sayfa iptal var. Memleketin nasıl bir hukuksuzlukla yöneltildiği buradan belli oluyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi denilen sistem kökten hukuksuzdur. Anayasa istemek için önce mevcut anayasaya uymak, yetkiyi veren milletin aklıyla alay etmemek gerekir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor. Özel’in konuşmasında öne çıkan bölümler şöyle:

Bizden adaylaşamayan bütün belediye başkanlarına listelerde yer verildi. Pek çoğunu YSK düşürdü. Biz Bilecik Belediye Başkanımızı ittifakla seçmiştik. Seçime 1,5 ay kala AK Parti ile birlikte Melek Mızrak Subaşı’nın başkanlığı düşürüldü, Bilecikliler 31 Mart’ta tam mutabakatla seçti. Seçim sonrası ilçe seçim kurullarında itirazlarımızla AK Parti ile MHP ile oylar kullanıldı, sustuk bekledik.

Bugün partimizin çağrısıyla arkadaşlarımızla görüşen birisi babaocağına dönüyor diye CHP ile kavga etmeye çalışanlara şunu söyleyim; ben iktidar dışında kimseye muhalefet etmem, siz istiyorsunuz diye de sizle kavga etmem. Pazar günü CHP’nin tekrarlanan seçimlerde adayları vardı. 3 yerde iddia koyduk, iki ilçeyi kazandık. Siz ne yaparsanız yapın, İstanbul’da Ekrem Başkan’ın kazandığı ilk seçimi kabul etmeyip yenilerseniz, Pınarbaşı’nda da aynı şey oldu. Pınarbaşı halkı, zorbalığa başkanımı yedirmem dedi.

MHP için kritik önemdeki bir yer. MHP’liler emin olsun, Alparslan Türkeş’in memleketini CHP kazandı diye MHP’lilere hürmetsizliğimiz olmaz. Herkes bilsin ki sizin hukukunuz önce bana sonra da Deniz Yağan’a emanettir. CHP gerilimden beslenen bir parti değildir. Siyasi rakipleri düşman bilmeyiz. Sayın Bahçeli’nin bugün kullandığı tüm ifadeleri, onları metne yazan, bütün MHP’lilerin yakından bildiği ve yaka silktiği iki ismin kusuru. Devlet Bey’in de canı sağolsun.

Çay mitingi: Rize’deydik. Çay üreticisinin sesi duyurmak için oradaydık. Eskiden zeytinin fiyatı çayın fiyatıyla aynıyken şimdi çayı 17 liradan alıyorlar. Rize sonuna kadar itiraz ediyor. Maliyeti sordum; 19 diyen de var 21 diyen de. 19 lira maliyetinin bile fiyatı değil. Çay kanunu verdik. Son kanun 14 Mayıs’ta oylandı ve reddedildi. Önerimiz satılan çaylar da dahil olmak üzere 8 lira fark en geç bir ay sonra ödenmeli, birinci sürgün 25 lira olarak ödenmeli. Taban fiyat uygulamasına geçilmeli, çayın taban fiyatı 25 lira olmalıdır.

Hakkari’ye kayyım atanması: İki ay önce yapılan seçimlerde bütün Türkiye karar verdi. 81 ilde seçimlere girdik, bunların 30 büyükşehirin 14’ünü kazandık, 21 il belediyesi kazandık. Her ili kazanamadık, kazanamadığımız yerlerde nasıl kazanırızın muhasebesini yaptık. Hakkari de kararını verdi. Hakkari’de her iki kişiden birinin oyunu alan Mehmet Sıddık Akış seçildi. Dün bir operasyonla Hakkari Valisi’nin göreve atandığını gördük.

İlgili iddianame 2011 yılında başlayan soruşturmaya ait. Dava 2014’te açılmış. 14 yıllık mesele. İddianameyi hazırlayan savcı FETÖ’den firarda. İddiaları ispat imkanı yok. Dün yeni bir soruşturma açılıp, belediye başkanı yeni soruşturmaya istinaden gözaltına alınıp, suçu varsa, kaydı varsa, delil varsa elbette cezalandırılabilir ama usul yöntem bellidir. Kayyum atamak Hakkari halkının kararına saygısızlıktır. Bir kanun hükmünde kararnameyle terörle ilişkiliyse kayyum atarım, içlerinden seçtirmem.

Bu anlayış AK Parti’yi, Cumhur İttifakı’nın 31 Mart günü seçimlerde aldığı hezimetin en önemli birkaç sebeplerinden birisidir. Milletin iradesine saygısı olmayanın milletin gönlünde yeri olmaz. Ahmet Türk ziyaretime geldi. Kendisi Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı. 2014’ten beri. Türkiye’de büyükşehir kanunu çıktığından beri Mardinliler Ahmet Türk’ü seçiyor. İrade bu kadar net. O günden bugüne 10 yıl 2 ay, bugünden sonra 5 yıl yapması lazım.

Ama 2 yıl 4 ay belediye başkanlığı yapmış. Sonra o valiler, Süleyman Soylu’ya 30 bin liralık tespihler verip faturayı belediyelere ödetiyorlar. Sadece iddiayla kayyum atamak, yerine valiyi atamak demokrasiye yakışır değildir. Hakkari’de atanan kayyumu da, Mardin’deki niyeti de CHP’nin belediyesine atanmasına nasıl tepki veriyorsak öyle veriyoruz. Sana göre bana göre demokrasi olmaz.

KHK’lar: Burası bir hukuk devletiyse anayasaya uyacağız. Anayasa’ya aykırı kanun, kanun hükmünde kararname varsa, görev CHP’nindir. Bu rejim 16 Nisan referandumunda başladı. İlk yapılacak seçimde yetki kanunu çıkarıldı. 60 gün içinde inceledik, tuğla gibi başvuru yaptık. Bizim 60 günde iddia ettiğimiz aykırılıkları AYM 6 yılda inceledi. AYM; belediyelerin cumhurbaşkanlığı kararıyla kurulmasından Adalet Bakanı’nın HSK’da görev almasına, TRT’ye taşınmazların devredilmesinden özel şirket kurmasına dek pek çok düzenlemeyi iptal etti.

Huzur hakkı, ek gösterge, Yargıtay’ın yapısı, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın mülklerinin devri, TRT’ye arsa tahsisi, BTK’nın yapısı, bakan müşavirlerinin atanması, HSK’nın yapısına dayanak teşkil eden tüm düzenlemeler, ne kadar kurum varsa Ekonomik Sosyal Konsey dahil, RTÜK Genel Müdürü’nün maaşı dahil, RTÜK’ün şirket kurmasına kadar devlette yaptıkları her şeyi iptal etti. 1 yıl da zaman verdi.

Dün akşam itibariyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kolonları kesiktir, temeli kumdandır, devleti sakatlamışlardır. AK Parti ile MHP’nin anayasa tanımazlığı sebeptir. Sayın Erdoğan yaptığınız her şeyi Anayasa Mahkemesi iptal etti. Meclis’te 1 sene içinde kanun olarak çıkmazsa devlet kolonsuz, kirişsiz kalacaktır. Anayasa istemek için önce mevcut anayasaya uymak gerekmektedir.

6 Şubat depremleri: Afet sırasında orduyu göreve davet edemedi. Depremden sonra bir yıl içinde 650 bin konutun teslim edileceğini söylediler. Ancak 79 bin konut verdiler. Yani yüzde 10’unu verdiler. Orta hasarlı konutlar var. ‘5 Nisan 2024’e kadar konut güçlendirme ruhsatı alın’ dediler. Paralarını verdiler, kredi aldılar. Şimdi ‘konutunu güçlendirmişsin ama biz burayı rezevr alanı ilan edeceğiz’ diyorlar. Hatay’da rezerv alana büyük bir isyan var. Bunun için rezerv alanı konusundaki mağduriyetin ortadan kalkması, sesinin duyulmasını istiyoruz.

İnsanlar devletten, adam kayırmacılık olmasın, adalet istiyoruz diyorlar. Adalet askıda diyor insanlar. Hata yapan kamu görevlileri yargılansın diyor deprem bölgesinde insanlar. Depremde yıkılan Ezgi Apartmanı’na adalet gelmezse bu hepimizin ayıbıdır. Antalya Kepez’de yaşanan teleferik kazasında 1 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Bu olayla ilgili bir kişi hayatını kaybetti ancak CHP’li olduğu için içerde tutuluyor. Ancak depremde Palmiye Sitesi yıkılıyor; 150 kişi hayatını kaybediyor. Bu olayla ilgili AK Partili olduğu için sorumlular dışarda gezebiliyor. Böyle düzene yazıklar olsun.

Ekonomik kriz: Bugün bir yıkımın da yıldönümü. Sayın Bakan Nebati’den kurtuluşun, Sayın Bakan Şimşek’e tutuluşun yıldönümü. Önceki gittiğinde dolar 20 TL’ydi, bu rasyonelin döneminde dolar 32 TL. Enflasyon ise yüzde 70’lere çıktı. Son 18 ayın en yüksek enflasyon oranıdır bu. Enflasyonun düşmesi demek fiyatların düşmesi demek değildir. Enflasyon ancak eksi olursa fiyatlar düşmeye başlar. Açlık sınırı 19 bin liradır.

Emeklilerin ortalama maaşı 12 bin 500 liradır. Emeklilerin maaşları, açlık sınırının altındadır. Türkiye, Avrupa’da enflasyon oranında en yüksek ülkedir. Devlet ilkokul öğretmenine 20 yıllık ne veriyorsa, özel sektördeki öğretmene de onu vermelidir. Öğretmenler asgari ücrete mahkum edildi ve ona isyan edildiler. Deprem bölgesinde çalışan öğretmenler, öğrencilerin göçmesiyle eksik kaldılar. Onların da ek atama talepleri var. Onların sesini duyurmak da CHP’lilerin boynunun borcudur.”

Paylaşın