Jose Mourinho: Ana Hedefimiz Şampiyonlar Ligi

Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho, “Bu forma artık derimin bir parçası. Kulüpte herkesin bu düşüncede olmasını isterim. Söz vermem ama ana hedefimiz Süper Lig’i kazanmak” dedi ve ekledi:

“Şampiyonluk için oynayan diğer 3 takıma saygı duyuyoruz. Avrupa’da 6 final oynadım, 5’ini kazandım ama adım adım gitmeliyiz. Elemeler kolay olmayacak. Bunu söylemem doğru olmayabilir ama umarım EURO2024’teki oyuncularımız erken elenir ve hızlı dönerler. Avrupa Ligi’ne katılmak başarı anlamında daha hayalci durabiliyor ama ana hedefimiz Şampiyonlar Ligi”

Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü Jose Mourinho basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Jose Mourinho’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Öncelikle kısa bir giriş yapmak istiyorum. Dün buraya gelen tüm taraftarlara teşekkür ediyorum. İkinci olarak şunu söylemek istiyorum. Ben aslında başkana ortada oturmasını, benim onun yerinde oturmamı istiyordum. Eskiden Ben Mourinho’yum diye şaka yapardım ama şimdi ben kendimi “Fenerbahçe’nin hocasıyım” diye adlandırıyorum çünkü böyle olmak istiyorum.

Benimle ilk iletişime geçen kişi Mario Branco idi. Bunun sonucu olarak benimle ilk iletişime geçen kişi Ali Koç oldu. Benim ilgimi tetikleyen ilk şey bu oldu. Transfer anlamında kimseyle konuşmadım. Ben isimlerden ziyade projeyi görmek istiyorum. İstikrar görmek istiyorum.

Biz sadece isimler üzerinden değil, profiller üzerinden konuştuk. Takımı geliştirmek için profiller konuştuk, isimler üzerinde konuşmadık. Eski takımımı Roma’ya karşı hiçbir ilgim yok. Şu anda duygusal davranma zamanı değil, sakin bir şekilde işimizi yapmalıyız.

Ben serbest durumda bir teknik direktördüm. Kimseye sormama gerek yok. Benim ailem var, onlara danışırım. Ben kimseden izin almam. Tabii ki saklamayacağım Aziz Yıldırım ile bir görüşmem oldu ama Fenerbahçe’ye gelmek için bir izin almadım.

İstikrar, bana sunulan proje çok önemliydi. İki günde her şey üst düzey… Tesislere gittim, gördüğüm seviye çok iyi. İstikrar isterim, sorumlulukların bilincindeyim. Gelecek haftalar kolay olmayacak çünkü oyuncular EURO2024’te olacak. İki hafta sonra çalışmalara başlamamız lazım. Takımın içinde bulunduğu organizasyon çok önemliydi. Fenerbahçe taraftarları için her şeyimi vereceğim. Dediğim gibi Ali Koç ve Mario Branco’nun sunduğu proje için imza attım.

Portekiz’de Türkiye Ligi canlı olarak veriliyor. Haftada 2 maç yayınlanıyor. Fenerbahçe ile iletişime geçmeden önce Türkiye Ligi’ni izliyordum. Benim de iyi ve kötü şeylerim vardır. Gittiğim yere ilgi çekerim. Avrupa’da daha fazla insan burayı izleyecek. Türkiye Ligi için çalışmaya geldim. Ancak temelde Fenerbahçe için geldim. Türkiye Ligi’nin daha iyi bir lig olmasını istiyorum. Fenerbahçe için sesimi yükseltmem gerekirse, iki kere düşünmem.

İsmail Kartal’a başarılar dilerim, bıraktığı takım için teşekkür ediyorum. Geçen sene hakkında yorum yapmam etik olmaz. Etik olan şey kapalı kapılar ardında yorumları paylaşmamız… Gerek İsmail Kartal ve gerek oyuncularla… Ben dürüst insanım, oyuncuların yüzüne konuşurum. Onların düşünceleri önemli.

Yeni geldim takımı tanımam için zamana ihtiyacım var. Yeni sezon 22-23 Haziran gibi başlayacağız. Kısa sürede bir şeyleri değiştirmek mümkün değil. İsmail Hoca’dan farklıyım, her hocanın farklı bir durumu vardır. Ali Koç ve Branco, takımı iyileştirmek istediklerini söylediler. Fenerbahçe taraftarlarının rüyalarını gerçekleştirmek için çok iyi bir takım kuracağız.

Sıfır söz veriyorum, kulübe karşı bağlılık, tutku, taraftarlara karşı empati sözü verebilirim. Bu forma artık derimin bir parçası. Kulüpte herkesin bu düşüncede olmasını isterim. Söz vermem ama ana hedefimiz Süper Lig’i kazanmak. Şampiyonluk için oynayan diğer 3 takıma saygı duyuyoruz.

Avrupa’da 6 final oynadım, 5’ini kazandım ama adım adım gitmeliyiz. Elemeler kolay olmayacak. Bunu söylemem doğru olmayabilir ama umarım EURO2024’teki oyuncularımız erken elenir ve hızlı dönerler. Avrupa Ligi’ne katılmak başarı anlamında daha hayalci durabiliyor ama ana hedefimiz Şampiyonlar Ligi

“Sıra bende”

Bana sunulan belge doğru, genelde teknik direktörler kulüplere sunum yapar. Bu kez tersi oldu. Fenerbahçe’nin kitlesini biliyorum. Manchester United ile Fenerbahçe’ye karşı oynadım. Bana sunulan proje beni etkiledi. İkinci kısım ise hırs! Evim Londra’da, Premier Lig’de bir takımla Avrupa Ligi’ne gitmek midir hırs?

İtalya’yı seviyorum, orada Avrupa’da başarı yakalamak mıdır hırsı? Benim için hırs her maçı kazanmaktır. Fenerbahçe’nin gerçeği bu. Taraftarların hayalini biliyorum. İmkanım olsa yarın idmana, hafta sonu maça çıkmak. Bana olan ilgi beni etkiledi, şimdi benim bir şeyler gösterme zamanım.

Bir takımın 99, diğer takımın 102 puan alması iyi bir şey değil. Umarım lig daha dengeli ve daha çekişmeli olur. Bu farkın kapanması gerekiyor. Bu ligin gelişmesi için bu lazım. 99 puandan daha az alalım ama şampiyon olalım.

Takımdan ayrılacak oyunculara saygılı olmalısınız, durumlarını basından öğrenmemeliler. Transferi bittikten sonra öğrenmelisiniz. Ayrılanları da öyle. Buranın kültürü biraz farklı ama bu tarz işler gizli olmalı. Romelu Lukaku ve Paulo Dybala’yı istemiyorum… Arda Güler gelmek isterse, neden olmasın! Fenerbahçe’yi seviyorsa, bedavaya gelecekse ve maaşını %75’ini Real Madrid ödeyecekse, ‘Hayır’ diyemeyiz.”

Paylaşın

DEM Partili Hakkari Belediye Başkanı’nın Yerine “Kayyım” Atandı

Van’da gözaltına alınan DEM Partili Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın yerine kayyım atandı. Akış, 31 Mart yerel seçimlerinde oyların yüzde 48,91’ini alarak Hakkari Belediye Başkanı olarak seçilmişti.

Haber Merkezi / DEM Parti Genel Merkezi’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Hakkari Belediyesinin “polis zoruyla gasp” edildiği belirtilerek, “Bu kayyımcı anlayışı reddediyoruz. Halkımız bu kayyımcı anlayışı tanımadığını 31 Mart’ta demokratik yollarla gösterdi. Bu darbeci ve kayyımcı zihniyet sadece Hakkari’ye değil bütün Türkiye halkının iradesine yönelik bir tehdittir” ifadeleri kullanıldı.

DEM Parti paylaşımında “Demokrasiden yana herkese bu darbeye açık tavır alma” çağrısı yaptı. DEM Parti’nin açıklamasında Mehmet Sıddık Akış’ın neden gözaltına alındığı belirtilmedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan konuyla ilgili olarak sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Bakırhan “Halk iradesini hiçe sayan AKP-MHP, emrindeki yargı ve polis eliyle halkın meşru ve demokratik temsilcilerine karşı gözaltı hukuksuzluğuna başvurdu. Hakkari Belediye Eş Başkanımızın gözaltına alınması karanlık ve kirli bir hukuksuzluktur. Bu darbeci, kayyımcı ve yeminli Kürt düşmanı anlayışı ret ediyoruz” dedi.

“İrademizi asla kimseye yedirmeyiz. Yeter artık diyoruz. Türkiye’nin demokratik geleceğine halel getirecek hukuksuz uygulamalardan derhal vazgeçilmesi gerektiğini ifade ediyoruz” diyen Bakırhan “Halkımız başta olmak üzere tüm demokratik, devrimci, barış yanlısı çevreleri bu irade gaspına karşı Hakkari halkının yanında olmaya ve demokratik tepkisini göstermeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı’ndan açıklama

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ‘Akış’ın terör örgütü adını kullanarak sözde sorgulamalar yaptığı, terörist cenazelerini organize ettiği ve PKK adını kullanarak esnafı tehdit ettiği’ iddia edildi.

İçişleri Bakanlığı’nın açıklaması şöyle: “Hakkâri Belediye Başkanı Mehmet Sıddık AKIŞ’ın; PKK/KCK yapılanmasında üst düzey görev aldığı, örgüt adına sözde sorgulamalar yapıp sözde vergi topladığı, yasadışı yürüyüş, terörist cenazesi gibi eylemleri organize ederek eylemlere katılım sağlamak amacıyla halka ve esnafa baskı yaptığı, kepenk kapatmaya karşı çıkan esnafı PKK terör örgütü adına tehdit ettiği,

PKK Bölücü Terör Örgütü’nün mahalle komisyonlarında da yer aldığı ve aynı zamanda sorumlusu olduğu, kırsalla irtibatını sürdürdüğü, küçük yaştaki çocukları ideolojik söylemlerle kandırarak örgüte katılımını sağladığı, Hakkâri merkezinde yardım ve yataklık faaliyetlerini sürdürdüğü, örgütün kırsal alanından merkeze eylem amaçlı gelen teröristleri evinde barındırdığı,

PKK Terör Örgütü’nün kırsal alanındaki kamplarına giderek orada üst düzey örgüt mensuplarıyla görüştüğü, Hakkâri merkezinde örgüt karşıtı olan vatandaşları sözde vergi adı altında haraca bağladığı ve örgütten aldığı talimatlarla vatandaşları tehdit ettiği ve

Bu kapsamda Mehmet Sıddık AKIŞ hakkında; Silahlı Terör Örgütünü Yönetmek, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak ve Örgüt Propagandası yapmak suçlarından Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2014/173 esas sayılı dava dosyası bulunduğu ve yargılamanın devam ettiği,

Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan hakkında Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan ve halen devam eden soruşturma olduğu ve bu soruşturma kapsamında göz altına alındığı,

Belirtilen bu nedenlerle; Mehmet Sıddık AKIŞ’ın Anayasa’nın 127’inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’inci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46’ıncı maddeleri uyarınca Hakkâri Valisi Ali Çelik, Hakkâri Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir.”

Hakkari’de 10 günlük eylem yasağı

Hakkari Valiliği, şehirde gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantılarının önümüzdeki 10 günü kapsayacak şekilde yasaklandığını duyurdu. Hakkari Valiliği’nin açıklamasında, anayasa ve kanunlarda öngörülen sınırlandırma ve yasaklama şartlarını doğrudan ve açıkça oluşturduğu değerlendirilen eylem ve saldırıların önüne geçilmesinin hedeflendiği savunuldu.

Valiliğin açıklaması şöyle: “Hakkari ili coğrafi sınırları içerisinde 03.06.2024 saat 08:00’den itibaren geçerli 12.06.2024 tarihi de dahil saat 23:59’a kadar 10 gün süre ile 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantıları,

basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması/açılması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması ve her türlü protesto eylemi şeklindeki faaliyetler 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve 5442 sayılı il idaresi Kanununun ilgili maddeleri doğrultusunda yasaklanmıştır.”

Paylaşın

Şimşek’ten “Enflasyon” Açıklaması: En Kötüsü Geride Kaldı

Yıllık enflasyon ENAG’a göre yüzde 120,66, TÜİK’e göre yüzde 75,45 oldu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “En kötüsü geride kaldı!” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Geçmiş 12 ayın birikimli etkilerini içeren yıllık enflasyonda en yüksek seviyeyi bu ay gördük. Enflasyonla mücadelede geçiş dönemi böylece tamamlandı, dezenflasyon sürecine giriyoruz.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, mayıs ayı enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından sosyal medya hesabından değerlendirmede bulundu. Bakan Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“En kötüsü geride kaldı! Geçmiş 12 ayın birikimli etkilerini içeren yıllık enflasyonda en yüksek seviyeyi bu ay gördük. Enflasyonla mücadelede geçiş dönemi böylece tamamlandı, dezenflasyon sürecine giriyoruz. Enflasyonda kalıcı düşüş haziranda başlayacak. Yıllık enflasyon yüksek ihtimalle üçüncü çeyrek sonunda yüzde 50’nin altına gerileyecek.

Dezenflasyon öngören piyasa yıllık enflasyonu 12 ay sonra yüzde 33,2, 24 ay sonra yüzde 21,3 bekliyor. Önümüzdeki dönemde beklentiler hedeflerimize daha da yakınsayacak. Mali disiplini güçlendirerek dezenflasyon sürecine verdiğimiz destek artarak devam edecek. Fiyat istikrarına ulaşmak sabır ve zaman gerektiriyor, hedefimize ulaşmakta kararlıyız.”

ENAG’a göre enflasyon yüzde 120,66

Bağımsız ekonomistler ile akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubunun (ENAG) açıkladığı enflasyon verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Nisan ayında yüzde5,66 arttı. TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 120,66 olarak gerçekleşti.

ENAG’a göre Türkiye İstatistik Kurumunun alt grupları gösterge alındığında; çeşitli mal ve hizmetlerde aylık enflasyon yüzde 10,25, lokanta ve otellerde yüzde 0,35, eğlence ve kültürde yüzde 1,34, haberleşmede yüzde 5,30, ulaştırmada yüzde 1,56, ev eşyasında yüzde 11,39, konutta yüzde 3,97, giyim ve ayakkabıda yüzde 11,11, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 3,66 oldu.

TÜİK’e göre enflasyon yüzde 75,45

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mayıs ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,37 arttı. Yıllık artış ise yüzde 75,45 olarak kaydedildi. Açıklamaya göre TÜFE’deki değişim bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 75,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,51 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 50,85 ile giyim ve ayakkabı olurken bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 104,80 ile eğitim.

Ana harcama grupları itibarıyla 2024 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 1,01 ile haberleşme oldu. Buna karşılık, 2024 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 9,60 ile giyim ve ayakkabı.

İstanbul’un enflasyonu yüzde 82,20

İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul’da mayısta perakende fiyatlar aylık yüzde 3,59, yıllık yüzde 82,20 arttı. Toptan fiyatlar, aylık yüzde 2,59 yükselirken; yıllık ise yüzde 61,21 oldu.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Yıllık Enflasyon Yüzde 75,45

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, enflasyon mayıs ayında yüzde 3,37, yıllık enflasyon ise yüzde 75,45 oldu. ENAG’ın açıkladığı verilerine göre, enflasyon mayıs ayında yüzde 5,66 artarken, yıllık enflasyon ise yüzde 120,66 oldu.

Haber Merkezi / Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 50,85 ile giyim ve ayakkabı olurken bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 104,80 ile eğitim.

Ana harcama grupları itibarıyla 2024 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 1,01 ile haberleşme oldu. Buna karşılık, 2024 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 9,60 ile giyim ve ayakkabı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mayıs 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,37, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 22,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 75,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,51 oldu.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 50,85 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 104,80 ile eğitim oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla mayıs ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 1,01 ile haberleşme oldu. Buna karşılık, mayıs ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 9,60 ile giyim ve ayakkabı oldu.

Endekste kapsanan 143 temel başlıktan mayıs ayı itibarıyla, 23 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 6 temel başlığın endeksinde değişim olmadı.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,77, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 23,05, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 72,99 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 66,53 oldu.

“Dezenflasyon sürecine giriyoruz”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, mayıs ayı enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından sosyal medya hesabından değerlendirmede bulundu. Bakan Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“En kötüsü geride kaldı! Geçmiş 12 ayın birikimli etkilerini içeren yıllık enflasyonda en yüksek seviyeyi bu ay gördük. Enflasyonla mücadelede geçiş dönemi böylece tamamlandı, dezenflasyon sürecine giriyoruz. Enflasyonda kalıcı düşüş haziranda başlayacak. Yıllık enflasyon yüksek ihtimalle üçüncü çeyrek sonunda yüzde 50’nin altına gerileyecek.

Dezenflasyon öngören piyasa yıllık enflasyonu 12 ay sonra yüzde 33,2, 24 ay sonra yüzde 21,3 bekliyor. Önümüzdeki dönemde beklentiler hedeflerimize daha da yakınsayacak. Mali disiplini güçlendirerek dezenflasyon sürecine verdiğimiz destek artarak devam edecek. Fiyat istikrarına ulaşmak sabır ve zaman gerektiriyor, hedefimize ulaşmakta kararlıyız.”

ENAG’a göre enflasyon yüzde 124,63

Bağımsız ekonomistler ile akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubunun (ENAG) açıkladığı enflasyon verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Nisan ayında yüzde5,66 arttı. TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde120,66 olarak gerçekleşti.

ENAG’a göre Türkiye İstatistik Kurumunun alt grupları gösterge alındığında; çeşitli mal ve hizmetlerde aylık enflasyon yüzde 10,25, lokanta ve otellerde yüzde 0,35, eğlence ve kültürde yüzde 1,34, haberleşmede yüzde 5,30, ulaştırmada yüzde 1,56, ev eşyasında yüzde 11,39, konutta yüzde 3,97, giyim ve ayakkabıda yüzde 11,11, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 3,66 oldu.

İstanbul’un enflasyonu yüzde 82,20

İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul’da mayısta perakende fiyatlar aylık yüzde 3,59, yıllık yüzde 82,20 arttı. Toptan fiyatlar, aylık yüzde 2,59 yükselirken; yıllık ise yüzde 61,21 oldu.

Paylaşın

451 Kişiden Selahattin Demirtaş’a Mektup: Hepimize Cesaret Verdiniz

Cezaevinde bulunan Selahattin Demirtaş’a ortak mektup gönderen 451 kişi, “Size yalnız olmadığınızı, birbirimizi yalnız bırakmayacağımızı, aksine, hak, hukuk, adalet, huzur, barış, özgürlük talep eden insanlarımızın her geçen gün çoğaldığını, direncinizin, umudunuzun, halkların kardeşliğine inancınızın hepimize cesaret verdiğini, ülkemizin, geleceğimizin, barışın size ihtiyacı olduğunu söylemek için buradayız” dedi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a aralarında sanatçı, yazar ve siyasetçilerin de olduğu 451 kişi tarafından yazılan mektup, 1 Haziran Cumartesi günü, 17 kişilik heyet tarafından Edirne’ye götürüldü.

Mektupta, şunlar kaydedildi: “Sevgili Selahattin Demirtaş, geçmiş olsun demeye değil; eşit, özgür, barışçı bir geleceğe birlikte yürüme umudumuzu tazelemeye geldik. Çünkü siz, rehin tutulduğunuz dört duvar arasında bile ülkenin aydınlık geleceğine, eşit ve özgür yurttaşların ortak yaşamına olan umudunuzu yitirmediniz. Gün oldu, biz dışardakilerden daha güçlü, daha umutlu oldunuz.

Size yalnız olmadığınızı, birbirimizi yalnız bırakmayacağımızı; aksine, hak, hukuk, adalet, huzur, barış, özgürlük talep eden insanlarımızın her geçen gün çoğaldığını; direnciniz, umudunuz, halkların kardeşliğine inancınızın hepimize cesaret verdiğini; ülkemizin, geleceğimizin, barışın size ihtiyacı olduğunu söylemek için buradayız. Size ve hücre arkadaşınız Selçuk Mızraklı’ya sevgilerimizi, selamlarımızı, güvenimizi iletiyoruz.”

“Özgür günlerde görüşeceğiz”

Selahattin Demirtaş ise mektuba ve ziyarete ilişkin kendi el yazısıyla kaleme aldığı notunda, “Demokrasi, özgürlük ve adalet mücadelesine güç katmak için Edirne Cezaevi önüne gelen, gelemeyip de yüreği burada atan tüm dostlara içten selam ve teşekkürlerimizi iletiyoruz. Dışarısı özgür olmadan içerisi de özgür olmaz, olamaz. Mücadeleyi hep birlikte büyütüp özgür günlerde görüşeceğiz” dedi.

Mektubu şu isimler imzaladı: A. Fuat Özkan, Abdulbaki Erdoğmuş, Abdulhakim Daş, Abdulhamit Adsız, Abdullah Demirbaş, Abdullah Özek, Abdurahman Hasançebi, Abdülgani Poyraz, Abdülhalim Aksu, Abdülselam Suvakçı, Abdürahim Aygün, Abdürrahim Aslan, Adnan Ekşigil, Afer Kara, Ahmet Aksu, Ahmet Aydoğan, Ahmet Aykaç, Ahmet Çelik, Ahmet Çömez, Ahmet Erkan, Ahmet Hikmet Sönmez, Ahmet Okumuş, Ahmet Selçuk, Ahmet Tekir, Akan Arçak, Akın Atauz, Akif Bayrak, Alev Er, Ali Aktürk, Ali Arif Cangı, Ali Bilge, Ali Buğdaycı, Ali Gökkaya, Ali Şeker, Ali Tatlıtürk, Arda Ekşigil, Arzu Başaran, Asım Uçar, Asuman Bal, Asuman Bayrak, Atılım Akkurt, Atilla Altaş, Atiye Kozan, Attila Tuygan, Ayhan Esen, Ayhan Şen, Aynur Duru, Aysuda Kölemen, Ayşe Akıncı, Ayşe Baykara, Ayşe Cemal, Ayşe Çamalan, Ayşe Ekizce, Ayşe Gözen, Ayşe Köybaşıoğlu Güngör, Ayşe Semiha Baban, Ayşe Uyguner, Ayşe Yolageldili, Ayşegül Devecioğlu, Ayşen Anadol, Ayşen Şahin, Ayten İnce, Aziz Uslu,

Bahise Pirim, Bahri Gedik, Bahri Kızılay, Barış Trak, Baskın Oran, Bayram Ceylan, Behiye Aksu, Bekir Ağırdır, Bekir Karahan, Berrin Sönmez, Beycan Koçak, Binnaz Toprak, Bülend Tuna, Bülent Atamer, Bülent Güner, Bülent Tekin, Bülent Temur, Bülent Uyguner, Bünyamin Kalmış, Cafer Sezer, Cafer Solgun, Cafer Yıldırım, Candan Emek, Cavit Yenipazarlı, Celal Dağ, Celal Korkut Yıldırım, Celal Seçinti, Celal Tazegün, Cem Çoşkun, Cemal Candaş, Cemal Özdemir, Cemal Pir, Cemil Çamoğlu, Cengiz Aktar, Cengiz Arın, Cengiz Bayıldıran, Cengiz Kalkan, Cengiz Kaplan, Cengizhan Güngör, Cevdet Seçinti, Cihandar Yılmaz, Cuma Kolukısa, Çağatay Anadol, Çağla Özgençtürk, Çiğdem Aslan,

Denis Dion Dreisbusch, Deniz İnce, Deniz Mukan, Deniz Türkali, Diyadin Noyan, Doğan Mahalleli , Doğan Özgüden, Dursun Öztürk, Efsun Arçak, Ekin Ay, Ekrem Baran, Emine Uşaklıgil, Engin Ekeren, Ensar Torun, Erdal Doğan, Erdal Karayazgan, Erdal Şahin , Erdoğan Aydın, Erdoğan Kahyaoğlu, Ergin Cinmen, Ergun Babahan, Eriş Bilaloğlu, Erkan Varhan, Erkut Baykara, Erol Köroğlu, Erol Özkoray, Erol Yurdam, Ertuğrul Günay, Esra Koç, Esra Mungan, Ethem Ay, Ethem Bayram, Eylem Kaplan, Eyüp Çakır, Eyüp Yılmaz, Ezgi Ekizce, Fatma Akdokur, Fatma Bostan Ünsal, Fehmi Enginalp, Ferhat Tunç, Feridun Cihan, Fethi Yıldız, Fethiye Çetin, Fevzi Yavuz, Figen Şahpaz, Fikret Başkaya, Funda Oral,

Gabriel Rabo, Gençay Gürsoy, Gila Benmayor, Gülayşe Koçak, Gülçiçek Günel, Gülseren Benli Kandemir, Gülseren Onanç, Gün Zileli, Günal Kurşun, Güngör Şenkal, Güngör Tekgümüş, Gürhan Ertür, Hacer Ansal, Halil Çamalan, Halil İbrahim Yenigün, Halil Savda, Halil Toprak , Handan Bilgiç, Hanife Yüksel, Hasan Algan, Hasan Cemal, Hasan Özden, Hasan Öztürk, Hasip Çakmak, Haşim Eratçı, Hatice Aydınlı, Hatice Seçkin Akuğur, Hayati Kurul, Haydar Kalkan, Hayri Şenel, Helin Fatma Kaya, Hicri İzgören, Hikmet Şahin , Hikmet Yıldız, Hovsep Hayrani, Hülya Ekşigil, Hülya Gülbahar, Hüsamattin Akışlı, Hüseyin Akkurt, Hüseyin Sarıbaş,

İbrahim Aşçı, İbrahim Betil, İbrahim Kaplan, İlhami Şen, İlhan Gültekin, İlhan Yiğit, İlter Sayın, İlyas Poyraz, İnan Atlı, İnci Hekimoğlu, İnci Tuğsavul, İrfan İlhan, İsmail Açıkgöz, İsmail Arık, İsmail Bıyıklı, İsmail Çoşkun, İsmail Kılınç, İsmail Malkoç, İsmail Tekin, İsmet Apak , Jale Gökoğlu, Johanne Trak, Kadir Fırat, Kadri Şen, Kadriye Altaş, Karabekir Akkoyunlu, Kaya Subaşı, Kazım Yazırlı, Kemal Yıldız, Kemalettin Yıldız, Kenan Alkan, Kuvvet Lordoğlu, Lale Mansur, Leyla Ulçan, Ludmilla Denisenko,

M. Nuri Topal, Mahir Özgül, Mahmut Boynudelik, Mahmut Erek, Mahmut Ertaş, Mahmut Kadı, Mahmut Özdemir, Mahmut Yalçın, Mahmut Yalçınkaya, Mahmut Yobaş, Mazlum Çeviren, Medeni Akkaya, Medine Işık, Mehmet Ali Gülşen, Mehmet Aydın, Mehmet Bilal Dede, Mehmet Egeren, Mehmet Emin Demir, Mehmet Gürsoy, Mehmet Merhametsiz, Mehmet Nur, Mehmet Özer, Mehmet Ulucan, Mehmet Yıldız, Mehmet Yüksel, Melda Ertekin, Melih Sağıroğlu, Mesut Şahin, Metin Egeten, Metin Kaya, Metin V. Bayrak, Mihail Vasiliadis, Muammer Çelik, Muhlis Çolak, Muhsin Bostancı, Mukaddes Aydoğdu Çelik, Murat Çelikkan, Murat Dok, Murat Özbank, Murat Özpolat, Murat Sarıbaş, Murat Uyurkulak, Mustafa Albayrak, Mustafa Bilgiç, Mustafa Ecevit, Mustafa Erdal, Mustafa Hasırcı, Mustafa İzci, Mustafa Kaplan, Mustafa Özçelik, Mustafa Paçal, Musulhuttin Tuncer, Muzaffer Ovalıer, Muzaffer Yalçın, Muzaffer Yazıcı,

Nadi Çoban, Namık Tan, Nazan Meriç Olgan, Nebi Evci, Necati Türk, Necdet Kök, Necdet Yılmaz, Necmiye Alpay, Nediha Ulaş, Nedret Bilici, Nejat Okay, Nejat Orhan, Nesim Ovadya İzrail, Nesli Öztürk, Nesrin Nas, Neşe Erdilek, Nevzat Onaran, Nezir Akan, Nihat Kızıl, Nihat Musul, Nil Mutluer, Nilgün Doğançay, Niyazi Ertekin, Nizamettin Özçelik, Nurcan Baysal, Nurhan Aygün, Nursen Subaşı, Nurten Ertuğrul, Orhan Altunışık, Orhan Cengiz, Orhan Doğançay, Osman Çevik, Osman Okkan, Osman Özsat, Oya Baydar, Oya Eriştiren, Öget Tanör, Ömer Arslan, Ömer Ceylan, Ömer Demir, Ömer Faruk, Ömer İkinci, Ömer Madra, Ömer Varol, Önder Algedik, Özgür Başkaya, Öznur İzci,

Piraye Bayman, Ragıp Zarakol, Rakım Eser, Ramazan Sarıbaş, Rauf Muti, Rayif Karabayır, Reha Ruhavioğlu, Reyan Tuvi, Reyhan Bayraktar, Rezzan Tuncay, Rıza Duru, Rıza Kaplan, Rıza Türmen, Rukiye Yıldırım, Sabri Dokuzoğuz, Sacide Tunç, Sait Çetinoğlu, Sakin Günel, Salih Bilgiç, Salih Erdoğan, Salih Işık, Saniye Özkaya, Selçuk Ertekin, Selda Kaplan, Selim Çiçek, Selma Tiliç, Semiha Azapçı, Sena Kaleli, Serdal Koçak, Serdar Esen, Servet Eren, Sevil Muti, Sibel Erduman, Sinan Yılmaz, Songül Demir, Songül Güzel, Songül Tunçdemir, Suat Süslü, Suna Kaplan, Süleyman Acar, Süleyman Yılmaz, Süleyman Yokuş, Şaban Aslan, Şaban Demirkapı, Şaban Korkmaz, Şaban Turhan, Şahika Yüksel, Şanar Yurdatapan, Şaziye Çolak, Şehmuz Siray, Şengün Çolak, Şengün Kılıç, Şenol Karakaş, Şirin Kılınç, Şükrü Çelikyapı, Şükrü Kaygusuz,

Tacettin Aydın, Tahsin Topçu, Talat Büyük, Tatar Çelik, Tatyos Bebek, Tekin Yılmaz, Telli Işık, Temel İskit, Tenziye Acar, Tezat Kutlu, Timur Sarı, Tugay Bek, Tuğrul Eryılmaz, Turgut Haskan, Turgut Yılmaz, Turhan Ata, Tülay Bingöl, Ufuk Uras, Umut Bostan, Ülkü Gülşen, Ümit Aktaş, Ümit Kardaş, Ümit Kıvanç, Vahap Günay, Vahit Zeydan, Vedat Sayın, Veli Baş, Veli Gölçek, Vesile Özden Yükselen, Viki Çiprut, Vildan Babaç, Yahya Gökdere, Yakup Uygun, Yalçın Kılıç, Yasemin Yazıcı, Yaşar Gökoğlu, Yavuz Karagöz, Yekta Altunışık, Yelda Cengiz, Yertvart Danzikyan, Yeşim Zühre Karayel, Yıldız Çelik, Yılmaz Kaptan, Yusuf Bozkurt, Yusuf Ziya Can, Zafer Yıldırım, Zafer Yılmaz, Zahit Alcan, Zahit Bozarslan, Zehra Arat, Zeki Çakıcı, Zeki Kaya, Zeki Kınay, Zeki Korhan, Zerrin Ergin, Zeynep Baş, Zeynep Tanbay, Zihni Karaçay, Ziya Halis, Ziynet Şahin, Zühra Yıldırım, Züleyha Nur, Zülküf Özer.

Edirne heyetinde yer alan isimler şöyle: Abdulhakim Daş, Bahri Gedik, Cafer Solgun, Çağatay Anadol, Ekrem Baran, Fatma Bostan Ünsal, Gülayşe Koçak, Gürhan Ertür, Hacer Ansal, Hülya Gülbahar, Nesim Ovadya İzrail, Nevzat Onaran, Nurcan Baysal, Nurten Ertuğrul, Ufuk Uras, Viktorya Çiprut, Zeynep Tanbay.

Paylaşın

ENAG Açıkladı: Yıllık Enflasyon Yüzde 124,63

ENAG’ın açıkladığı verilerine göre, enflasyon mayıs ayında yüzde 5,66 artarken, yıllık enflasyon ise yüzde 120,66 oldu. TÜİK’in açıkladığı verilere göre, enflasyon mayıs ayında yüzde 3,37, yıllık enflasyon ise yüzde 75,45 oldu.

Haber Merkezi / Bağımsız ekonomistler ile akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubunun (ENAG) açıkladığı enflasyon verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Nisan ayında yüzde5,66 arttı. TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 120,66 olarak gerçekleşti.

ENAG’a göre Türkiye İstatistik Kurumunun alt grupları gösterge alındığında; çeşitli mal ve hizmetlerde aylık enflasyon yüzde 10,25, lokanta ve otellerde yüzde 0,35, eğlence ve kültürde yüzde 1,34, haberleşmede yüzde 5,30, ulaştırmada yüzde 1,56, ev eşyasında yüzde 11,39, konutta yüzde 3,97, giyim ve ayakkabıda yüzde 11,11, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 3,66 oldu.

“Dezenflasyon sürecine giriyoruz”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, mayıs ayı enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından sosyal medya hesabından değerlendirmede bulundu. Bakan Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“En kötüsü geride kaldı! Geçmiş 12 ayın birikimli etkilerini içeren yıllık enflasyonda en yüksek seviyeyi bu ay gördük. Enflasyonla mücadelede geçiş dönemi böylece tamamlandı, dezenflasyon sürecine giriyoruz. Enflasyonda kalıcı düşüş haziranda başlayacak. Yıllık enflasyon yüksek ihtimalle üçüncü çeyrek sonunda yüzde 50’nin altına gerileyecek.

Dezenflasyon öngören piyasa yıllık enflasyonu 12 ay sonra yüzde 33,2, 24 ay sonra yüzde 21,3 bekliyor. Önümüzdeki dönemde beklentiler hedeflerimize daha da yakınsayacak. Mali disiplini güçlendirerek dezenflasyon sürecine verdiğimiz destek artarak devam edecek. Fiyat istikrarına ulaşmak sabır ve zaman gerektiriyor, hedefimize ulaşmakta kararlıyız.”

TÜİK’e göre enflasyon yüzde 75,45

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mayıs ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,37 arttı. Yıllık artış ise yüzde 75,45 olarak kaydedildi. Açıklamaya göre TÜFE’deki değişim bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 75,45 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 62,51 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 50,85 ile giyim ve ayakkabı olurken bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 104,80 ile eğitim.

Ana harcama grupları itibarıyla 2024 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 1,01 ile haberleşme oldu. Buna karşılık, 2024 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 9,60 ile giyim ve ayakkabı.

İstanbul’un enflasyonu yüzde 82,20

İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul’da mayısta perakende fiyatlar aylık yüzde 3,59, yıllık yüzde 82,20 arttı. Toptan fiyatlar, aylık yüzde 2,59 yükselirken; yıllık ise yüzde 61,21 oldu.

Paylaşın

Avrupa’da En Çok Çalışan, En Az Harcayan Ülke “Türkiye”

Türkiye haftalık ortalama 44.2 saatlik çalışma süresiyle bir kez daha bütün Avrupa ülkelerini geride bıraktı. Türkiye’yi sırasıyla 41.7 saat ile Sırbistan, 41.4 saat ile Bosna – Hersek ve 39.8 saat ile Yunanistan takip etti.

Çalışma saatlerinin uzunluğuna karşın Türkiye, asgari ücrette Avrupa ülkeleri arasında son sıralarda yer alıyor. 17 bin 2 lira olan net asgari ücret ile 486.5 euro alınabiliyor.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye, verilerin yayımlanmaya başladığı 2006 yılından bu yana haftalık çalışma saatlerinde Avrupa’nın tepesinde yer alıyor.

2023 yılında da bu gelenek bozulmadı ve Türkiye haftalık ortalama 44.2 saatlik çalışma süresiyle bir kez daha bütün Avrupa ülkelerini geride bıraktı.

Verilere göre Türkiye’de 2023’te haftalık çalışma süresi 2022’ye göre değişmezken, 2021 yılındaki 43.9 saatlik sürenin üzerinde bulunuyor. Avrupa ekonomisinin lokomotif ülkesi Almanya’da haftalık ortalama çalışma süresi 34 saat olarak tespit edilirken, 27 ülkeli Avrupa Birliği’nde ise çalışanların haftanın 36.1 saatini işlerinin başında geçiriyor.

Sözcü gazetesinin haberine göre; Türkiye’nin ardından en yüksek haftalık çalışma süresi 41.7 saat ile Sırbistan’da bulunuyor. 2023 yılında Bosna-Hersek’te işçiler 41.4 saat, Yunanistan’da ise 39.8 saat çalıştı.

Geçen yıl Avrupa kıtasında en az çalışma süresine sahip ülke Hollanda oldu. Hollanda’da çalışanlar 2023’te ortalama 32.2 saat çalışırken, Avusturya ve Norveç ilk 3 sırayı oluşturdu. Türkiye’de çalışanlar mesai saatleri konusunda da Avrupa ülkeleri arasında istenmeyen bir liderliğe sahip.

Verilere göre Türkiye’de çalışan kesimin yüzde 27.2’si, 2023’te haftada 49 saat ve üzerinde çalıştı. Türkiye’nin ardından listede ikinci sırada yer alan İzlanda’da ise çalışanların yalnızca yüzde 13.8’i haftada 50 saatten fazla çalıştı.

Almanya’da asgari ücret 2054 euro

Çalışma saatlerinin uzunluğuna karşın asgari ücretliler, Avrupa’nın en az kazananları arasında bulunuyor. Avrupa’da en yüksek brüt asgari ücret 2571 euro ile Lüksemburg ve 2146 euro ile İrlanda’da bulunuyor. Almanya’da ise asgari ücretlilerin aylık geliri ise 2054 euro.

Türkiye ise asgari ücrette son 5 sırada yer alıyor. Türkiye’de asgari ücretlinin brüt 20 bin 2 TL’lik maaşı 572.4 euroya denk geliyor. 17 bin 2 TL olan net asgari ücret ile de 486.5 euro alınabiliyor.

Paylaşın

3 İlçe Ve 4 Beldede Yenilenen Seçimlerin Sonuçlar Belli Oldu

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi’nin ardından Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), seçimlerin yenilenmesine karar verdiği Pınarbaşı, Hilvan, Güzelyurt ilçeleri ile Güneykaya, Büyükkarıştıran, Akpazarı ve Sağlık beldelerinde seçmenler tekrar sandık başına gitti.

Haber Merkezi / Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Büyükkarıştıran beldesinde CHP’li Ertuğrul Çamlıca, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde CHP’li Deniz Yağan, Tunceli’nin Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar beldesinde AK Partili Ali Aydın, Aksaray’ın Güzelyurt ilçesinde AK Partili Ünal Demircioğlu, Sivas’ın Güneykaya beldesinde AK Partili Hüseyin Kırışkuzu, Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde DEM Partili Serhan Paydaş kazandı.

Kayseri Pınarbaşı

İYİ Parti, Büyük Birlik Partisi (BBP), Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milli Yol Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) ve Saadet Partisi2nin yarıştığı Kayseri Pınarbaşı’nda 6 bin 783 oy alan CHP’li Deniz Yağan kazandı.

31 Mart yerel seçiminde CHP’nin adayı Yağan 5 bin 82, MHP’nin adayı Uzunluoğlu 4 bin 758 oy almıştı.

Şanlıurfa Hilvan

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Büyük Birlik Partisi (BBP), Yeniden Refah Partisi (YRP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Hür Dava Partisi (HÜDA PAR), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Bağımsız aday Aziz Salgın’ın yarıştığı Şanlıurfa Hilvan’da 10 bin 357 oy alan DEM Partili Serhan Paydaş kazandı.

Hilvan’daki 31 Mart’ta seçimlerinde Serhan Paydaş 6 bin 960 oy, AKP adayı Bayık ise 6 bin 439 oy elde etmişti.

Aksaray Güzelyurt

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Millet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Aksaray Güzelyurt’ta 873 oy alan AK Partili Ünal Demircioğlu kazandı.

Ünal Demircioğlu, “Herkese çok teşekkür ediyorum. Hemşerilerimizin sağ duyusu ve feraseti bizim için çok önemliydi. Allah onlardan razı olsun. Vatandaşlar, bizim arkamızda olduğu sürece yapamayacağımız hiçbir şey yok. Her şeyin en iyisini yapacağız” dedi.

Kırklareli Lüleburgaz – Büyükkarıştıran

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Yeniden Refah Partisi (YRP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Kırklareli Lüleburgaz – Büyükkarıştıran’da 2 bin 286 oy alan CHP’li Ertuğrul Çamlıca kazandı.

31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde DSP adayı Hakan Karaman 2 bin 59, CHP adayı Çamlıca 2 bin 57 oy almıştı.

Tunceli Mazgirt – Akpazarı

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Yeniden Refah Partisi (YRP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Tunceli Mazgirt – Akpazarı’nda 644 oy alan AKP’li adayı Ali Aydın kazandı.

31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde Akpazar’da CHP’nin adayı Zeynel Yıldırım 471, AK Parti’nin adayı Ali Aydın 467 oy almıştı.

Aksaray Merkez – Sağlık

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti, Yeniden Refah Partisi (YRP), Zafer Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Aksaray Merkez – Sağlık’ta 806 oy alan MHP’li Aptullah Tosun kazandı.

Sağlık beldesinde 31 Mart’ta yapılan seçimde, MHP adayı Abdullah Tosun 763, AK Parti adayı Mehmet Yiğit 762 oy almıştı.

Sivas Yıldızeli – Güneykaya

Adalet ve Kalınma Partisi (AK Parti), Yeniden Refah Partisi (YRP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Saadet Partisi’nin yarıştığı Sivas Yıldızeli – Güneykaya’da 556 oy alan AK Partili Hüseyin Kırışkuzu kazandı.

31 Mart’taki seçimlerde MHP adayı Hasan Erçoban 333, Yeniden Refah Partisi adayı Oğuz Kağan Ünal 158, AK Parti adayı Hüseyin Kırışkuzu 149, Saadet Partisi adayı Mehmet Sarıkaya 7 oy almıştı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyonla Mücadele Mesajı

Partisinin İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, “Enflasyon sorununu mutlaka çözeceğiz. Tek haneli enflasyon oranlarını inşallah yakalayacağız. Bunu geçmişte başardık, inşallah tekrar başaracağız” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kızılcahamam’daki İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Dünkü açılış konuşmasında siyasetteki yumuşama iklimi ile ilgili kanaatlerimizi açıklamıştık. Gazze’de 8 aydır süren katliam da her zamanki gibi gündemimizin en üst sırasındaydı. Filistin halkı tam 76 yıldır zulme maruz kalıyor. Hakları aşama aşama gasp ediliyor. Filistinli çocuklar 76 yıldır şımarık bir devlet tarafından katlediliyor.

Türkiye olarak 76 yıldır devam eden bu zulme her platformda itiraz ediyoruz. Hiçbir baskı tehdit küstahlık bunu değiştirmeyecek. Biz Filistinli kardeşlerimizin nasıl zorlu ve kahramanca bir mücadele verdiğini gayet iyi biliyoruz. Filistinli kardeşlerimiz Gazze’de insani değerleri savunuyor. Hamas ABD Başkanı Biden’ın son teklifine de müspet yaklaştı. Netanyahu ise yine soykırımdan yana oldu. Netanyahu işgal politikasını genişletti.

Gazze’ye gönderdiğimiz yardımlar kesintisiz devam ediyor. Bağımsız Filistin devletinin tanınması çalışmalarına güçlü destek veriyoruz. Filistin’i tanıyan devlet sayısı 147’ye çıktı. Bayramdan önce İspanya’yı ziyaret edeceğiz.

AK Parti reformcu ruhunu asla kaybetmemiş bir partidir. Önemli reformları hayata geçirdik. Ülkemizin ve milletimizin yolunu aydınlatmayı başardık. Milli iradeyi darbelerin ve darbecilerin karanlığından biz kurtardık. Paranoyalara son verdik, korkulara son verdik. Bu ülkeye hemen her alanda Cumhuriyet tarihinin altın yıllarını biz yaşattık. Elbette gurur duyuyoruz ama yeterli görmüyoruz. AK Parti statükocu bir parti değildir ve asla olmayacaktır.

“Yeni anayasa konusunda uzlaşıya açığız”

Yönümüz de yüzümüz de aydınlığa ve demokrasiye dönüktür. Yeni anayasa konusunda da uzlaşıya açığız. Diyoruz ki oturalım konuşalım en geniş mutabakatla Türkiye’yi darbe anayasasından her beraber kurtaralım. Yeni anayasa konusunda samimiyiz, bunu siyasi bilek güreşine çevirmeyelim.

Güvenliğimizden taviz veremeyiz. Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyindeki terör üreten bataklıklar kurutulmadan Türkiye huzura eremez. Kendini güvende hissedemez. Terör örgütü eridikçe demokrasimiz serpilecek.

Siyaset ülkeye ve millete hizmet etmek için sorunlara ortak akıl ile çözüm üretmek için yapılır. Yumuşama ile birlikte siyasi partiler arasındaki kesişim alanının büyümesini de son derece önemli buluyorum… Enflasyon sorununu mutlaka çözeceğiz. Tek haneli enflasyon oranlarını inşallah yakalayacağız. Bunu geçmişte başardık, inşallah tekrar başaracağız.

Paylaşın

Özel’den “Siyasette Normalleşme” Yorumu: Haksızlığa Susmak Değil

Rize’de düzenlenen Çay Mitingi’nde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Biz yerel seçimlerde şunu söylemiştik. Milletin gündeminde olmayan hiçbir konu Özgür Özel’in, CHP’nin gündeminde olmayacak. Asla kısır çekişmelerle, kimlik siyasetiyle, lüzumsuz polemik ve kavgalarla meşgul olmayacağız. Milletin gündeminde ne varsa o bizim gündemimizde olacak. Onu konuşacağız. Onu anlatacağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Müzakereler yapacağız. Eğer sonuç alamazsak sokaklar bizimdir. Meydanlar bizimdir. Sizin sesinizi duyacağız. Sesinizi duyuracağız. Birileri siyasetteki normalleşmeden rahatsızlık duyup eski kavgalı, tartışmalı günleri geri getirmek istiyor ama ben şunu söylüyorum. Normalleşme, muhalefetin dozunu düşürmek değildir. Normalleşme, vatandaşın sorunu görmemek değildir. Haksızlığa susmak değildir. Aksine normalleşme hem müzakere hem de mücadele etmek, sorunu görmek, yapıcı muhalefeti yapmak, gerektiğinde meydanları doldurmak, sesin en gürünü çıkarmaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Rize’de gerçekleştirilen Çay Mitingi’nde konuştu. Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Buradan Sayın Erdoğan’la, kendi memleketinde hakaret etmenin, tartışmanın, onunla kavga etmenin ne bana ne kendisine ne Rize’ye ne de Türkiye’ye faydası var. Ancak ben buradan Sayın Erdoğan’a, kendi memleketinden, AKP’li ve MHP’li, CHP’li, İYİ Partili, her görüşten hemşerisinin sesini duyurmaya, çay üreticisinin sesini duyurmaya geldim. Bu toplantıda Rize’den katılımın yanı sıra Artvin’den, Trabzon’dan, Ordu’dan, Giresun’dan çay üreticileri var. Hepiniz hoş geldiniz. Bu büyük mücadeleye destek olmak, hemşerilerinin yanında olmak için Samsun’dan kalkıp gelenler var. Hoş geldiniz.

İl başkanım Saltuk Deniz’in şahsında tüm illerden gelen sizlerin buraya katılımlarına katkı sağlayan il başkanlarım ve örgütümüze teşekkür ediyorum. CHP olarak burada bulunmamızın en önemli sebebi 31 Mart’ta hep birlikte büyük bir başarı kazandığımız Türkiye ittifakının bize yüklediği sorumluluktur. O yüzden ben Türkiye ittifakının verdiği görev, sorumlulukla buraya geldim. Karşımda sadece CHP’liler yok, tüm görüşten Rizeliler buradalar. Doğu Karadenizliler buradalar. Biz burada Rize ve çay ittifakını görüyoruz. Hepiniz hoş geldiniz.”

Elbette bir sorun varsa oraya gitmek boynumuzun borcu. Ancak buraya sadece bir siyasi partinin lideri olarak değil Atatürk’ün verdiği talimatla uzun yıllar çalışılıp, Çay Kanunu çıkarılıp, İsmet Paşanın titiz emekleriyle ve çayın babası Zihni Derin’in bu topraklara çayı kazandırmasıyla, 100 yıl önce çayı Rize’ye, Doğu Karadeniz’e kazandıran CHP’nin Genel Başkanı olarak geldim. Elbette burada aramızda çok sayıda emekli var.

Geçen hafta emekli mitingindeydik. Dedim ki her yerden geliyorlar ama Rizelilerin haftaya mitingi var. Rize’den gelmese olur dedim. Yine çok sayıda emekli vardı. Ama Rizeli emeklileri çok seviyoruz. Meydanda Türk bayrağının yanında miting bayrakları var. Mitingi bayraklarını gösterin. Üzerinde çayda sömürüye son yazıyor ama aynı zamanda bayrağın kırmızısını, çayın yeşilini, çayın karasını ama Filistin bayrağının rengini taşıyor. Bu tasarım için kendi derdini anlatırken Filistin’i unutmayanlar için emeği geçenlere, il başkanımıza, milletvekilimize yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun ve var olun.

Filistin’i tanıyan ülkeleri arıyoruz, teşekkür yazıları yolluyoruz. Bütün dünyanın Filistin’i tanımasını bekliyoruz. Zulüm dursun diyoruz. İsrail’in yaptığı katliamları, soykırımı bir kez de Rize’den lanetliyoruz. Yıllarca Türkiye’nin tarım ülkesi olmasıyla övündük. Üç tarafı denizlerle çevrili, kendi kendine yetebilen, dört mevsimi yaşayan, topraklarına ne ekersen yüksek verim alınan bir ülke olmakla övündük ve gurur duyduk.

Ancak son yıllarda tarım ülkesi olma vasfını kaybettiğimizi üzülerek takip ediyoruz. Bereketli topraklarımız varken Afrika’da, Venezuela’da toprak kiralayıp tarım yapanlar var. Oysa ülkemizde her yıl Trakya kadar ekilir ve dikilir toprak AKP iktidarı boyunca Hollanda kadar ekilir ve dikilir toprak boş kaldı. Kaybedildi. İşte bu sebeplerle, biz köylünün, çiftçinin, tarımda çalışanların haklarını korurken, bu ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün köylü milletin efendisidir sözünü hiç unutmuyoruz.

Kendi ürünümüzü 1 liraya alıp uluslararası şirketlerin 10 liraya bize sattığı bu düzenden rahatsızız. 2003 yılında çiftçi kayıt sisteminde, 2,8 milyon çiftçi kayıtlıyken 20 yıl sonra 2,3 milyon çiftçiye düştü. 20 yılda nüfus 20 milyon artarken 500 bin çiftçiyi kaybettik. 20 milyon ton buğday üretimi varken 2002 yılında, 20 yıl sonra aynı miktarda buğday üretimi. Tarihimizde en fazla et ithalatı bu iktidar döneminde yapıldı. 22 yılda 356 bin ton et ithalatına, 1,8 milyar dolar para ayrıldı.

Son 1 yılda küçük baş hayvan sayımız 4 milyon azaldı. 2023 yılında küçülen, daralan tek sektör tarım sektörü oldu. Çiftçilerimizin bankalara olan borçları bir yılda yüzde 88 arttı. Yine çiftçilerimizin artan borcunun toplamı 652 milyar liraya ulaştı. Ülkemizde çiftçilerin yaş ortalaması yükseliyor. Çiftçilerin yaş ortalaması 58. Her dört genç çiftçiden üçü en kısa zamanda tarımı bırakmak ve başka işlerle uğraşmak istediğini söylüyorlar. Bir ülke için beka sorunu o mudur, bu mudur demeye gerek yok. Eğer bir ülkede çiftçilerin yaş ortalaması 58 olduysa dört gençten üçü yurt dışına gitmeyi hayal ediyorsa dört çiftçiden üçü tarım yapmak istemiyorsa işte o ülke için gerçek beka sorunu budur.

Çay üreticisinin özel sorunlarına değineceğim ama öncesinde tarımda çiftçilerimize neleri yapmamız gerektiğini, neleri önerdiğimizi söylemeliyim. CHP, sadece sorunu gören, duyan, söyleyen değil çözümlerini anlatan, nasıl çözüleceğine öneriler sunan bir partidir. Çiftçilerimizin sorunlarını çözmek için önce kanuna uyacağız. 2006 yılında kanun çıktı. Çiftçilere gayri safi milli hasılanın yüzde 1’i kadar destekleme verilecekti. Peki hiç verildi mi? Hiç verilmedi. Ne kadar veriliyor. Binde 2. Öyle olunca toplamda 853 milyar lira alacağınız var devletten. Bu sene yüzde 1 verilecek olsa, alınacak para 410 milyar lirayken, bu parayı sizlere, çay ve fındık üreticilerine, bizi doyuranlara ödemek yerine çetelere, müteahhitlere, zenginlere verenlere yazıklar olsun.

Hangi ürüne ne destek verileceği bir yıl önceden ilan edilmelidir. Çiftçi ne ekip biçeceğine ona göre karar vermelidir. Ayrıca bu ürünlerden destek verilen, üretilmesi istenenler için yüksek primli teşvik sistemi oluşturulmalıdır. Sulamada kullanılan elektrik borçları, hemen ve bugün değil ürün satılınca ödenebilmelidir. Çiftçimizin banka borçlarının faizleri tamamen silinip bir kereye mahsus hem tarım borçları, tarım kredisi borçları hem yüksek faizli diğer borçlar hem de kredi kartı borçlarının faizi silinmeli ve ana para beş yıla bölünmelidir. Çiftçinin elinde kalan ürünler devlet tarafından mutlaka alınmalı, gıda enflasyonunu düşürmek için üretici fiyatını düşürmek yerine üretim maliyetlerini düşürmek ve çiftçilerin çektikleri sıkıntıları bitirmek gerekir.

Şimdi çaya gelince. CHP’nin bugün Rize meydanında yapmış olduğu bu çay mitingi 100 yıllık bir yürüyüşün geldiği bir noktadır. 100 yıldır buralarda çay tarımı yapılmaktadır. Ancak Türkiye çay tüketiminde birinci sıradayken, çay üretiminde beşinci sıradadır. Sadece çay ithalatını denetleyerek, sınırlandırarak, kaçak çaya engel olarak sizin sıkıntılarınız çözülebilir. Çare buradadır. 1,5 milyon insan, 210 bin aile çayla geçiniyor.

Maalesef, bugün en büyük sıkıntı Cumhuriyet tarihi boyunca en kötü durum buradadır. Bir çay fiyatı açıkladılar. Kim açıklar çay fiyatını? Bakanlar açıklar. Başbakan açıklar. Şimdi bakan yok, başbakan yok. Hükümetin başı gelir açıklar. Senelerce tütün fiyatı memleketim Manisa Akhisar’da açıkladı. Üretici fiyatı beğenirse kasketi havaya atardı. Gazeteler yazardı. Fiyat güzel, kasket havada. Fiyat beğenilmezse kasketi alırdı, yere çalardı. Tütün fiyatı kötü, kasketler yerde. Şimdi hadi bakalım gelin açıklayın. Ortada kimse yok.

Çay fiyatını açıklamayan bir Tarım Bakanı, çay fiyatını açıklamayan hükümetin başkanı, Cumhurbaşkanı olur mu? Çayı niye tweet atarak fiyat açıklıyorsunuz? Gelin Rizelinin gözüne bakın. 17 lirayı söyleyin. Bakalım kasketler nasıl yere çalınıyor. Yazıklar olsun. 17 lira çay fiyatını açıklamaya utanıp, tweet attırıyorlar. 2 lira da destekleme var diyor. Seneye, martta ve nisanda, bugün gübre kaç para? Nisanda kaç para olacak? O yüzden o 2 lira da bugünün 2 lirası değil ha. Bir sene sonrasının 2 lirası neredeyse. 17 lira ile geçim olur mu? 17 lira ev döner mi, geçinilir mi, borçlar ödenir mi, bu iş yapılır mı? Bu 17 liralık yaş çay alım fiyatını kabul etmiyoruz. Reddediyoruz. Sadece maliyetleri bile karşılamıyor.

Bakın bugün kalktım gittim. Gündoğdu’daydık. Çay bahçesine girdim. Öğrendim. Makasla kestim. Baktım, bu güneşte, bu uğraş. Dediler ki bir de bunun yağmuru, ayazı, soğuğu var. Bu kadar alın teri ile bu kadar emekle üretilen çaya verilen bu fiyat çay üreticisine sen artık bu işi yapma, iflas et, sen aradan çekil, biz zenginlerle yürüyeceğiz demektir. Bunu kabul etmiyoruz.

Bakın orada bir amca dedi ki bana, eskiden bir kilo çay satardık, bir kilo zeytin alırdık. Doğru mu? Bakın Türkiye duyun bu sesi. Eskiden bir kilo çay satardık, bir kilo zeytin alırdık. Şimdi zeytinin kilosu 300 lira. Bir kilo çay 17 lira. Bir kilo çay ile 100 gram zeytin alamıyorsunuz artık. Geldiğimiz nokta budur. Duyun bu sesi. Bakın bir kilo çay, iki ekmek almıyor. Ekmek 10 lira. Gerçi burada 12,5 yapmışlar, sonra geri almışlar. Yahu arkadaş bu nasıl iş? Türkiye’nin en pahalı ekmeği Rize’de. Türkiye’nin en pahalı ulaşımı Rize’de. Her şeyin pahalısı Rize’de. Çaya para vermeye gelince 17 lira. Olmaz. Çay-Kur’u Varlık Fonuna devrettiler.

Çay-Kur Sayıştay Raporlarına göre 5 milyar lira zarar ediyor. Bu zarar kimden çıkıyor? Çay üreticisinden, Çay-Kur emekçisinden çıkıyor. Ülkemizin önemli bir çay üreticisi olmasına rağmen AKP döneminde maalesef ithalattan vazgeçilmedi. 2006 yılından bugüne kadar 477 milyon dolar yani 17 milyar liralık çay ithal edilmiş. 17 milyar lira. İthale vermek yerine Rizeli, Artvinli, Trabzonlu, Ordulu, Giresunlu çay üreticisine verilseydi, bugünlere gelmezdik. Gerçekten geçmişte çayın satıp araba alanlar, çayı satıp çocuk evlendirenler, çayı satıp düğün yapanlar şimdi çayı satıp borçlarını ödeyemiyorlar. Böyle düzene yazıklar olsun. İsyan ediyoruz.

Büyük derdi olanlar var. Çay-Kur’da çalışan işçiler var. 11 bin Çay-Kur işçisi var. Çay-Kur işçileri artık altı ay çalışıp altı ay boş kalmak istemiyorlar. Çay-Kur işçileri artık enflasyonun altında zam ala ala, sendikaları o pazarlıkları, o savunmaları yeterince güçlü yapmadı. Maaşlar eridi. Çay-Kur işçisi 20 yıl önce asgari ücretin 4,5 katını alıyorken bugün 1,5 asgari ücrete gerilediler. Bir gerçek var. Gerçek şu, 1,5 asgari ücret iyiymiş demeyin. Altı ay var, altı ay yok. Böylelikle Çay-Kur işçisi asgari ücretin de altında çalışıyor. Ayrıca Çay-Kur işçisinin artık kadro talebi var. Çay-Kur işçisine kadroyu verin. 12 ay maaş almalarını sağlayın. Onlar boş oturmak değil çalışmak, üretmek ve kazanmak, kazandırmak istiyorlar.

Şimdi geldik çay üreticisinin sorunları nasıl çözülecek demeye. Bunun birincisi, bir Çay Kanunu mutlaka çıkarılmalıdır. Ancak bu kanunun hükümetin bir 1,5 yıl önce getirdiği çay üreticisini perişan eden, tamamen özel sektörün eline teslim eden, uluslararası çay tekellerinin topraklarımızda egemenlik kurmasını sağlayacak bir teklif olmamalıdır. Biz, geçmişte sizin hemşeriniz, İstanbul Milletvekilimiz Mehmet Bekaroğlu ile bu dönem sizin evladınız, bizim abimiz Tahsin Ocaklı ile dört başı mamur bir çay teklifi verdik.

Teklife evet dediğinde işçinin de üreticinin de sorunu çözülüyor. Rize’nin yüzü gülüyor. Trabzon’un da Artvin’in de. Nerede çay üreten varsa yüzü gülüyor. Tahsin Bey önerdi ve verdi. Maalesef, AKP ve MHP oyları ile reddedildi. Tahsin Bey öneriyi bir daha verin. Hemşerileriniz için verin. Buradan Sayın Bahçeli’ye, Sayın Erdoğan’a, Rize’nin bütün milletvekillerine, Karadeniz vekillerine sesleniyoruz. Önergeyi vereceğiz. Gözünüzün içine bakacağız. Rize’yi unutmayın. Kaldırın elleri. Çay üreticisi elini uzatıyor. Bu eli havada bırakmayın. Bu eli boşta bırakmayın. Tutun elimizi. Tutun. Önergeyi reddetmeyin. İki kez önerge reddedildi.

Her yıl üretim maliyetlerinin üzerine mutlaka hakkaniyetli bir kar oranı konularak, taban fiyat erkenden açıklanmalıdır. Ayrıca organik çay üreticisinin taban fiyatı da açıklanan fiyatın en az iki katı olmalı, erkenden açıklanmalıdır. Efendim önce satılsın, fiyat oluşsun, sonra verelim değil. Organik çay desteklenmeli, fiyatı bir an önce açıklanmalıdır. Milli ürünümüz çaya yönelik özellikle gübre olmak üzere desteklenme oranları artırılmalı. Çay üreticisine söz verilen banka promosyon ödemelerine derhal başlanmalı. Çay bahçelerinde verimliliğin artması için, düşük verimlilikle mücadele yapılmalı. Ürün çeşidi artırılmalı. Yurda kaçak yollarla gelen çaylar engellenmelidir.

Buradan hatırlayalım. Ne diyordu Kemal Bey? Kaçak çayları getireceğim, Rize meydanında yakacağım. CHP’yi iktidara taşıyacağız. Kaçak çayları buraya getireceğiz. Çayları yakmaya Kemal Beyi de davet edeceğiz. Kemal Beyin sözü partimizin sözüdür. Eninde sonunda o işi yapacağız. Hammadde alımında kalite kontrol noktalarında yeterli çay eksperi, ziraat mühendisi bulunmalıdır. İş bilmezlerin eline güzelim çay üreticisinin emeği terk edilmemelidir. Çay kooperatifleri güçlendirilmelidir. Hem mevsimlik işçilere kadro verilmeli, hem çay üreticisinin örgütlenmesinin önüne geçen sendikal hakları mahkeme kararı ile iptal edilmemeli. Üretici sendikasına izin verilmelidir.

Bir önemli şikayeti de bugün duydum. Fotoğraflar gösterdiler. Rize’de 160’a yakın özel fabrika var. Bunların pek azının bacasında filtre var. Yani kurum çıkıyor. Ne yapıyorlar, çayın parasını onlar kazanıyor, karasını Rize’nin üstüne saçıyorlar. Buradan hepsine sesleniyorum. Ama öncelikle ilgili bakanlıklara sesleniyorum. Bu fabrikaların bacalarına filtre takılacak. Bunu ilgili bakanlık mutlaka denetlemelidir. Nasıl insanlarsınız? Parayı kazanıyorlar. Saçıyorlar. Rize’yi hasta ediyorlar. Sayın Bakan bu işin peşini bırakmam. O filtreler takılacak.

Denetim yapılacak. Rizeliler artık o kötü kurumu solumayacaklar. Sadece çay için değil. Bölgede en önemli sıkıntılardan bir tanesi fındık üreticisinin sorunları. Türkiye yüzde 70’ini üretiyor ama parayı çok uluslular kazanıyor. İhracat gelirimiz 2 milyar dolar civarında. Maliyetler her gün artıyor. Biz fındığın sorunlarını biliyoruz. Fındıkla ilgili sakın çayda yapılanları yapmaya kalkmayın diye uyarıyoruz. Karadeniz’i, batısından, ortasından, doğusuna yalnız bırakmamaya, Karadeniz’le birlikte olmaya söz veriyoruz. Hep burada olacağız. Hep yanınızda olacağız. Bugün Rize’ye geldik. Sizi duyduk. Sesinizi duyurduk. Bundan sonra hep birlikte olacağız.

Bugün burada olan sosyal demokratlara, muhafazakar demokratlara, Rize’nin bütün demokratlarına teşekkür ediyorum. Artık çayın baş tacı olduğu günleri görmek istiyorum. Tabutun içinde yaş çay üreticinin, üreticinin tabutuna çivi çakıldığını görmek istemiyoruz. Artık yüzümüz gülsün, Rize’nin yüzü gülsün istiyoruz. Rize’deki AKP’liler, MHP’liler… Alın terinin partisi olmaz. Alın terinin rengi olmaz. Alnınızın teri kutsaldır. Alın terinin karşılığını vermek devletin boynunun borcudur. Buradan gerçek ve doğru çay fiyatını 31 Mart seçimlerinden önce Pazar’da 25 lira olması gerektiğini söylemiştim. Buradan çağrımı tekrarlıyorum.

“Mücadele edeceğiz ve biz kazanacağız”

17 liralık fiyatın üzerine 8 lira desteklenme verilmeli. Bu para en geç ağustos ayının sonunda ödenmelidir. Buradan sesimizi duyuralım. Ne kadar istiyoruz? 25 lira çay fiyatı olmalıdır. Açıklanan 17 liranın üstüne 8 lira prim ağustos ayında yatmalıdır. Okullar açılmadan, çocuklar dershaneye yazılmadan, üniversiteye gitmeden, kış gelmeden, bugüne kadar verdiğimiz çayın da bundan sonra vereceğimiz çayın da farkını istiyoruz.

Rize’nin güzel insanları bir güçlü alkışı kendinize yapar mısınız? Bundan sonra sizlerle olmaya, derdinizi dile getirmeye, mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Çay Üreticileri Derneğine teşekkür ediyorum. Sendikalara teşekkür ediyorum. Ayrıca kadro peşinde olan Çay-Kur emekçilerine teşekkür ediyorum. Biraz önce beni karşılayan geçmişteki ittifak ortaklarımıza, ilçe başkanlarımıza, Demokrat Parti, Gelecek Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi’ne teşekkür ediyorum. Hepinizi çok seviyorum. Şuna inanın; Mücadele edeceğiz ve biz kazanacağız.”

Paylaşın