İsrail’den Gazze’ye ‘Demir Kılıçlar’ Operasyonu; Netanyahu: Bedel Ödeyecekler

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın İsrail’e karşı “Aksa Tufanı” isimli bir operasyon başlattığını duyurmasının ardından, İsrail’de, Gazze’ye ‘demir kılıçlar’ operasyonu başlattığını duyurdu.

Haber Merkezi / İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İsrail halkı. Biz bir savaşın içindeyiz. Bu bir operasyon değil, gerilim değil. Bir savaş” dedi.

Açıklamasının devamında, “Hamas, bu sabah sürpriz bir saldırıyla İsrail devletine ve halkına karşı ölümcül bir saldırı başlattı. Sabahın erken saatlerinden beri bunu yaşıyoruz” diyen Netanyahu, “Güvenlik yetkililerini topladım, öncelikle sızan teröristleri temizlemeleri talimatını verdim. Bu operasyon şu saatlerde yapılıyor” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, açıklamasının sonunda, “Aynı zamanda büyük bir yedek asker çağrısı ile birlikte düşmanın hiç bilmediği bir güç ve kapsamda karşı saldırı savaşı emri verdim. Düşman, hiç bilmediği bir bedel ödeyecek. Bu arada, İsrail vatandaşlarını ordu talimatlarına kesin bir şekilde uymaya çağırıyorum. Bir savaştayız ve biz kazanacağız” dedi.

İsrail ordusu da savaş uçaklarıyla abluka altındaki Gazze Şeridi’ne saldırı başlattığını duyurdu. Ordudan yapılan yazılı açıklamada, savaş uçaklarının Gazze Şeridi’ndeki farklı Hamas hedeflerini vurmaya başladığı belirtildi.

Gazze Şeridi sınır bölgesinde, İsrail ordusu ile Filistinli gruplar arasında çıkan çatışmalarda 4 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 5’inin yaralandığı bildirildi. Filistin resmi ajansı WAFA’da yer alan haberde, Gazze Şeridi’nin sınır bölgesinde İsrail ordusu ile Filistinliler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı belirtildi.

İzzeddin El Kassam Tugayları komutanı Muhammed ed Dayf, Cumartesi günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nden yapılan roket saldırılarının ardından “askeri bir operasyonun” başladığını ve “Aksa Tufanı” olarak adlandırılan bu operasyonun amacının, “İsrail’in ihlallerine” son vermek olduğunu dile getirdi. Ed Dayf, İsrail’e karşı başlattıkları “Aksa Tufanı’nın” ilk aşamasında 5 bin roket ve havan fırlattıklarını duyurdu. Saldırılarda bir kişinin öldüğü 15 kişinin de yaralandığını bildirildi.

Dayf, İsrail’e yönelik başlattığı saldırıya ilişkin yüzünün görülmediği videoda mesajında, “Filistin halkının yeniden devrim yaptığını ve bir devlet kurma projesine geri döndüğünü” ifade ederek, “İsrail’in ihlallerine karşı bir çizgi çekme kararı aldık, İsrail’e karşı Aksa Tufanı operasyonunu başlattık” dedi.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ise, konuya ilişkin bu sabah yaptığı açıklamada,  “Hamas’ın Gazze Şeridi’nden İsrail topraklarına yoğun bir şekilde roket atmaya başladığını, bir dizi farklı noktadan İsrail topraklarına girildiğini” duyurdu. Açıklamada, “Güney ve orta bölgelerdeki sivillerin sığınakların yanında, Gazze Şeridi’ni çevreleyen bölgede ise sığınakların içinde kalmaları gerekmektedir. Genelkurmay Başkanı şu anda bir durum değerlendirmesi yapmakta ve IDF faaliyetlerinin devamına ilişkin planları onaylamaktadır” denildi.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant da, “özel güvenlik durumu” ilan edildiğini aktararak, “Hamas, İsrail Devleti’ne savaş açarak büyük bir hata yaptı. İsrail ordusu her yerde düşmana karşı savaşıyor. İsrail kazanacak” dedi.

Mayıs ayında İsrail, Gazze Şeridi’nde İslami Cihad’a karşı bir saldırı başlatmış ve İsrail ordusu, İslami Cihad ve bölgedeki diğer silahlı gruplar arasında 34 Filistinli ve bir İsrailli kadının hayatını kaybettiği beş günlük bir savaşı tetiklemişti.

İsrail, Hamas’ın kontrolü ele geçirmesinden bu yana Gazze Şeridi’ne sıkı bir abluka uyguluyor. Yılbaşından bu yana İsrail-Filistin çatışmasıyla bağlantılı şiddet tırmanarak en az 247 Filistinli, 33 İsrailli, bir Ukraynalı ve bir İtalyan’ın hayatına mal oldu.

Paylaşın

Hamas’tan İsrail’e ‘Aksa Tufanı’ Operasyonu: 5 Binden Fazla Roket Atıldı

Gazze Şeridi’ni 2007’den beri kontrol eden Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, İsrail’e karşı “El Aksa Tufanı Operasyonu” başlattığını ve 5 binden fazla roket attığını duyurdu.

Haber Merkezi / İzzeddin el-Kassam Tugayları, “(İsrail) işgalinin tüm suçlarına son vermeye karar verdik” açıklamasında bulundu.

Yüzünün görülmediği bir videoda konuşan İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf, “Filistin halkı yeniden devrim yaptı ve bir devlet kurma projesine geri döndü…İsrail’in ihlalllerine karşı bir çizgi çekme kararı aldık” dedi.

İsrail, Hamas’ın roket saldırılarında en az bir kişinin yaralandığını açıklarken, İsrail ordusu ise “savaş durumu alarmı” ilan etiğini duyurdu.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, roketlerin fırlatıldığı Gazze’deki hedeflere saldırı başlatıldığı duyuruldu. Açıklamada, İsrailli sivillerin korunacağı ve Hamas’ın eylemlerinden dolayı ağır bir bedel ödeyeceği belirtildi.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, yedek askerleri göreve çağıran kararnameyi imzaladı. Gallant ayrıca, Gazze Şeridi etrafında 80 kilometre yarıçapındaki bölgeyi askeri alan ilan etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada başbakanın önümüzdeki saatlerde üst düzey güvenlik yetkilileriyle bir araya geleceği belirtildi.

Kızıl Haç’ın İsrail’deki muadili olan Magen David Adom, İsrail’in güneyinde altmışlı yaşlarında bir kadının öldüğünü ve 15 kişinin de yaralandığını duyurdu. Magen David Adom’a göre bir roket Tel Aviv’in güneyindeki Yavne kasabasına düştü ve burada bir adam şarapnel parçaları nedeniyle hafif yaralandı.

Mayıs ayında İsrail, Gazze Şeridi’nde İslami Cihad’a karşı bir saldırı başlatmış ve İsrail ordusu, İslami Cihad ve bölgedeki diğer silahlı gruplar arasında 34 Filistinli ve bir İsrailli kadının hayatını kaybettiği beş günlük bir savaşı tetiklemişti.

İsrail, Hamas’ın kontrolü ele geçirmesinden bu yana Gazze Şeridi’ne sıkı bir abluka uyguluyor. Yılbaşından bu yana İsrail-Filistin çatışmasıyla bağlantılı şiddet tırmanarak en az 247 Filistinli, 33 İsrailli, bir Ukraynalı ve bir İtalyan’ın hayatına mal oldu.

Paylaşın

İran’dan Nobel Barış Ödülü Tepkisi: Siyasi Bir Hamle

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, 2023 Nobel Barış Ödülü’ne İran’da tutuklu bulunan insan hakları aktivisti Nergis Muhammedi’ye verilmesini kınayarak, bunun “siyasi bir hamle” olduğunu söyledi.

Nasır Kenani, açıklamasının devamında, “Nobel Barış Komitesi’nin eylemi, bazı Avrupalı hükümetlerin müdahaleci ve İran karşıtı politikaları doğrultusunda siyasi bir hamle” dedi.

Öte yandan Muhammedi’nin ailesi ödülün açıklanması sonrasında Instagram’da yaptığı paylaşımda “İran’ın özgürlüğü için verilen mücadelede tarihi ve önemli bir an” olarak değerlendirdi.

İran hükümeti, 2023 Nobel Barış Ödülü’ne İran’da tutuklu bulunan insan hakları aktivisti Nergis Muhammedi’nin layık görülmesini kınayan bir açıklama yaptı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Muhammedi’nin Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmesini “siyasi bir hamle” olarak nitelendirdi. Kenani, “Nobel Barış Komitesi’nin eylemi, bazı Avrupalı hükümetlerin müdahaleci ve İran karşıtı politikaları doğrultusunda siyasi bir hamle” dedi.

“Nobel Barış Komitesi, defalarca yasaları ihlal eden ve suç teşkil eden eylemlerde bulunarak hüküm giyen bir kişiye ödül verdi” ifadelerini kullanan Kenani, “Taraflı ve siyasi amaçlı olan bu eylemi kınıyoruz” şeklinde konuştu.

Norveç Nobel Komitesi, Nobel Barış Ödülü’ne Nergis Muhammedi’nin layık görüldüğünü duyururken, Muhammedi’nin “İran’da kadınlara yönelik baskıya ve sistematik ayrımcılığa karşı verdiği mücadele”ye vurgu yaptı.

Muhammedi’nin ailesi ödülün açıklanması sonrasında sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda “İran’ın özgürlüğü için verilen mücadelede tarihi ve önemli bir an” olarak değerlendirdi.

Muhammedi’nin Fransa’da sürgünde yaşayan oğlu da annesinin bu ödüle layık görülmesinden dolayı “çok gururlu” ve “çok mutlu” olduğunu belirterek, bunun “İran halkı için bir ödül” olduğunu söyledi. Muhammedi’nin 17 yaşındaki oğlu sekiz yıldır annesini görmediğini de sözlerine ekledi.

İran’da “ulusal güvenliğe karşı eylem”, “rejime karşı propaganda” gibi değişik nedenlerle değişik dönemlerde hapis cezalarına çarptırılan insan hakları savunucusu Muhammedi, 2011’de 6 yıl hapse mahkum edilmiş, Temmuz 2012’de serbest bırakılmış, 2015’te yeniden tutuklanmıştı.

Muhammedi, son olarak 2022 yılında görülen davada beş dakika süren duruşma sonrasında 8 yıl hapis ve 70 kırbaç cezasına mahkum edilmişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

43 Milyon Çocuk “İklim Değişikliği” Nedeniyle Göç Etti

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) görevlilerinden Laura Healy, dünya genelinde her gün yaklaşık 20 bin çocuğun iklim değişikliğine bağlı nedenlerden dolayı evini terk etmek zorunda kaldığını belirtti.

Healy, bu sayının sadece “Buzdağının görünen kısmı” olduğunu ifade ederek, gerçek rakamın büyük olasılıkla çok daha yüksek olacağını dile getirdi. Laura Healy, kuraklık nedeniyle göç etmek mecburiyetinde kalan çocukların “radikal bir biçimde yetersiz raporlandığını” ve bunun sebebinin kuraklığın çok daha uzun süreli bir süreç olmasından kaynaklandığını vurguladı.

UNICEF İdari Direktörü Catherine Russell, çocukların yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kalmasının “her zaman sarsıcı” olduğunu ifade ederek, “İklim değişikliği etkilerinin giderek daha büyük boyutlara ulaşması gibi, buna bağlı kaçış dalgaları da artacak” dedi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), 2016-2021 yılları arasında 44 ülkeden yaklaşık 43,1 milyon çocuğun, iklim değişikliğinin sebep olduğu hava olayları nedeniyle yaşadığı yeri terk ettiğini bildirdi.

UNICEF’in Perşembe günü yayınladığı rapora göre, söz konusu beş yıl içinde on milyonlarca çocuğun yaşadığı evi ve bölgeyi terk etmesine neden olan başlıca felaketler, seller, kasırgalar, kuraklıklar ve orman yangınları oldu.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; “Değişen İklimde Yerinden Edilen Çocuklar” adlı raporu kaleme alan UNICEF görevlilerinden Laura Healy, açıklanan rakama göre, dünya genelinde her gün yaklaşık 20 bin çocuğun evini terk etmek zorunda kaldığını belirtti. Healy, bu sayının sadece “Buzdağının görünen kısmı” olduğunu ifade ederek, gerçek rakamın büyük olasılıkla çok daha yüksek olacağını dile getirdi.

Laura Healy, kuraklık nedeniyle göç etmek mecburiyetinde kalan çocukların “radikal bir biçimde yetersiz raporlandığını” ve bunun sebebinin kuraklığın çok daha uzun süreli bir süreç olmasından kaynaklandığını vurguladı.

Yayınladığı raporda geleceğe dair öngörülerde de bulunan UNICEF, önümüzdeki 30 yıl içinde seller ve su taşkınlarından dolayı 96 milyon, kasırgalar sebebiyle 10,3 milyon, fırtına dalgaları nedeniyle de 7,2 milyon çocuğun daha göç etmek zorunda kalabileceğini tahmin ediyor.

Raporda, iklim değişikliğine bağlı sebepleri neticesinde en fazla çocuğun göç ettiği ülkeler sıralamasında, Çin, Hindistan ve Filipinler ilk üç sırada yer aldı. Nüfusa oranla en fazla çocuğun yaşadığı yeri terk ettiği ülkeler ise Karayipler bölgesinde yer alan ada ülkesi Dominika, Pasifik Okyanusu’ndaki ada ülkelerinden Vanuatu ve Afrika ülkeleri Somali ile Güney Sudan olarak sıralandı.

“Kaçış dalgaları artacak”

UNICEF İdari Direktörü Catherine Russell, çocukların yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kalmasının “her zaman sarsıcı” olduğunu ifade ederek, “İklim değişikliği etkilerinin giderek daha büyük boyutlara ulaşması gibi, buna bağlı kaçış dalgaları da artacak” diyen Russell, çocuklara hem kendi yaşadıkları topraklarda hem de gittikleri yerlerde daha fazla koruma sağlanması gerektiğini dile getirdi.

Paylaşın

Rusya’dan Ukrayna’ya Füze Saldırısı: En Az 49 Kişi Hayatını Kaybetti

Ukrayna’nın doğusunda yer alan Kupiansk’ın Hroza köyüne düzenlenen füze saldırısında en az 49 kişi hayatını kaybetti, Saldırı, savaşın başlangıcından bu yana sivillere yönelik en ölümcül saldırılardan biri olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Saldırı sonrası açıklama yapan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski “Rusya, buna ve bunun gibi terör saldırılarına sadece bir şeyden ihtiyaç duyuyor: soykırım amaçlı saldırganlığını tüm dünya için yeni bir norm haline getirmek” dedi.

Saldırı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Moskova merkezli bir düşünce kuruluşunda konuşma yapmasından birkaç saat önce gerçekleşti. Putin, Ukrayna savaşını bizzat Kiev’in başlattığı ve Batı’nın desteklediği iddiasını yineledi.

Harkov bölgesi, savaşın başladığı Şubat 2022’den bu yana Rusya ve Ukrayna orduları arasındaki çatışmaların ön saflarında yer alıyor. Kupiansk bölgenin doğusunda yer alıyor ve işgalin ardından Rusya kuvvetleri için önemli bir tedarik merkeziydi.

Geçen yılın eylül ayında Kiev, aylar süren çatışmalardan sonra Harkov bölgesinin bazı kısımlarını geri aldığını açıklamıştı.

ABD, İran’ın mermilere el koyarak Ukrayna’ya teslim etti

Öte yandan Ukrayna’ya mühimmat sağlamakta Batılı ülkelerin sıkıntı çektiğini açıkladığı bir dönemde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) İran’dan Yemen’e giden bir gemide el konulan yaklaşık 1,1 milyon adet mermiyi Ukrayna’ya teslim ettiğini açıkladı.

Orta Doğu’daki operasyonları denetleyen ABD Merkez Komutanlığı (Centcom), mermilerin Sovyet döneminden kalma tüfek ve hafif makineli tüfeklerde kullanılan 7.62mm kalibreli olduğunu belirtti.

Gönderilen mermi sayısı önemli olmakla birlikte müttefikler tarafından Ukrayna’ya halihazırda sağlanan yüz milyonlarca merminin küçük bir yüzdesini temsil ediyor.

Örneğin ABD tek başına savaşın başından beri Ukrayna’ya 200 milyondan fazla mermi ve el bombası sağlamış durumda. Pazartesi günü Varşova Güvenlik Forumu’nda NATO’nun askeri komitesi başkanı Amiral Rob Bauer ise mühimmat konusunda “artık varilin dibinin göründüğünü” söylemişti.

Paylaşın

Pakistan’dan “Göçmen” Çıkışı: 1 Kasım’a Kadar Ülkeyi Terk Edin

Pakistan İçişleri Bakanı Sarfraz Bugti, ülkede yasa dışı olarak bulunan göçmenlerin toplu gözaltı veya zorla sınır dışı edilmeye maruz kalmamak için 1 Kasım öncesi gönüllü olarak ülkelerine geri dönmeleri gerektiğini kaydetti.

Bakan Bugti ayrıca, hükümetin belgesiz göçmenlerin mal ve mülklerine el koymayı planladığını ve bu durumda olan göçmenlerle ilgili bilgi verecek vatandaşları ödüllendirmek için de özel bir telefon hattı kuracağını aktardı.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM), Pakistan’ın 2 milyona yakın “yasa dışı göçmeni” sınır dışı etmek için belirlediği süreye karşı çıkarak “geri dönüşün gönüllü olması ve herhangi bir baskı olmadan gerçekleşmesi gerektiğini” bildirdi.

Euronews Türkçe’den Mustafa Bag’in haberine göre; Pakistan, aralarında 1,7 milyon Afganistan vatandaşının da bulunduğu tüm belgesiz göçmenlere ülkeyi terk etmeleri talimatını verdi. İslamabad, aksi takdirde 1 Kasım’dan itibaren belgesiz yabancıların zorla sınır dışı edileceği tehdidinde bulundu.

Ordu destekli geçici hükümet, bu kararı, ülkede sene başından bu yana düzenlenen 24 intihar saldırısından 14’ünün Afganlar tarafından yapılması nedeniyle aldığını belirtti.

İçişleri Bakanı Sarfraz Bugti, talimatın Afganları hedef almadığını, ülkedeki göçmenlerin büyük çoğunluğunun Afgan olmasına rağmen tüm yabancıları kapsayacağını söyledi. Bugti, Pakistan’da yasa dışı olarak bulunan göçmenlerin toplu gözaltı veya zorla sınır dışı edilmeye maruz kalmamak için 1 Kasım öncesi gönüllü olarak ülkelerine geri dönmeleri gerektiğini kaydetti.

Bakan, hükümetin belgesiz göçmenlerin mal ve mülklerine el koymayı planladığını ve bu durumda olan göçmenlerle ilgili bilgi verecek vatandaşları ödüllendirmek için de özel bir telefon hattı kuracağını aktardı.

Ayrıca Pakistanlı bakan, ülkedeki yaklaşık 1,73 milyon Afgan vatandaşın kalmak için yasal belgeleri olmadığını ve Pakistan’da toplam 4,4 milyon Afgan mültecinin yaşadığını söyledi. Sarfraz Bugti, “Afganistan içinden saldırıya uğradığımıza ve Afganistan vatandaşlarının bize yönelik saldırılara karıştığına dair iki farklı görüş yok. Elimizde kanıtlar var.” diye konuştu.

Açıklama, İslamabad’ın geçen ay Taliban’la yaşanan sınır gerginliği sonrası Kabil’le bozulan ilişkilerinde yeni bir dip noktasına işaret ediyor. Ancak yetkililerin belgesiz göçmenlerin ülkeyi terk etmelerini nasıl sağlayabileceği ya da bu kişileri sınır dışı etmek için nasıl bulabileceği henüz bilinmiyor.

Birleşmiş Milletler’den karara tepki

Bu arada Birleşmiş Milletler, Pakistan’ın 2 milyona yakın “yasa dışı göçmeni” sınır dışı etmek için belirlediği süreye karşı çıkarak “geri dönüşün gönüllü olması ve herhangi bir baskı olmadan gerçekleşmesi gerektiğini” bildirdi.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Sözcüsü Kayser Han Afridi, AA’ya yaptığı açıklamada, “Herhangi bir mülteci geri dönüşü gönüllü olmalı ve güvenlik arayışındakilerin korunmasını sağlamak için herhangi bir baskı olmadan yapılmalı.” değerlendirmesinde bulundu.

Pakistan, Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban örgütünün en güçlü destekçisi konumunda. Batı destekli eski Afgan hükümeti döneminde, yetkililer, Afganistan’da düzenlenen intihar saldırılarının ardında Pakistan istihbaratının olduğu yönünde suçlamalar yöneltiyordu.

Sovyetler Birliği’nin 1979’da Afganistan’ı işgal etmesinin ardından savaştan kaçan Afganlar, ağırlıklı olarak Pakistan’a göç etti. Batılı bazı analistler Pakistan’ı, Taliban ve diğer silahlı militan grupları kendi topraklarında himaye ederek Afganistan’ı istikrarsızlaştırma girişimleri suçlamasıyla eleştiriyordu.

Paylaşın

Pakistan Havayolları İflas Etti

Ekonomik krizle karşı karşıya olan Pakistan’da sorunlar daha da derinleşiyor. Son olarak Pakistan Havayolları’na (PIA) ait beş Boeing-777 uçağı, yeterli bakım yapılamadığı için servis dışı bırakıldı.

Haber Merkezi / Arya News’in haberinde, Pakistan Uluslararası Havayolları’na ait toplam 12 uçaktan yalnızca yedisinin şu anda çalışır durumda olduğu iddia edildi. Haberde, Pakistan Havayolları’nın uçak bakımı için 60 milyon dolara ihtiyacı olduğu öne sürüldü.

Öte yandan Şehbaz Şerif’in yerine Pakistan’ın Geçici Başbakanı olarak görev Anwaar ul Haq Kakar, Havacılık Bakanına, havayollarının özelleştirilmesi sürecini hızlandırması talimatını verdi.

İslamabad’da konuyla ilgili inceleme toplantısına başkanlık eden ve burada açıklamada bulunan geçici Başbakan Kakar, tüm paydaşların Pakistan Uluslararası Havayolları’nın standartlarına uygun şekilde özelleştirilmesi sürecini hızlandırması gerektiğini söyledi.

Pakistan ekonomisi neden zor durumda?

Pakistan’ın ekonomisi, ülkenin üçte birini sular altında bırakan ve büyümesini sekteye uğratan sel felaketlerinden ve siyasi belirsizlikten sonra iyice kötüleşti. Enflasyon oranlarının yüksek seyretmesi nedeniyle ülke, en kötü mali krizlerinden biriyle karşı kaldı.

Ekonomi, kısmen devam eden siyasi kriz nedeniyle çöküş halindeydi; bu da Pakistan’ın para birimi rupinin değerinin önemli ölçüde düşmesine ve enflasyonun son yılların en yüksek seviyelerine ulaşmasına neden oldu. Son zamanlarda yaşanan yıkıcı seller ve tüm dünyayı etkileyen enerji krizi, Pakistan’daki ekonomik krizi daha da derinleştirdi.

Paylaşın

2023’te 186 Bin Göçme Akdeniz Üzerinden Avrupa’ya Geçti

2023 yılında 186 bin göçmenin Akdeniz üzerinden Avrupa’ya gittiği açıklandı. Bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 83 arttığı belirtildi. Göçmenlerin 130 bininin İtalya’ya gittiği vurgulandı.

Öte yandan Türkiye üzerinden deniz veya kara yoluyla Yunanistan’a geçen göçmenlerin sayısında da artış kaydedildi. Bu yılın başından 24 Eylül’e kadar geçen sürede 28 bin 679 düzensiz göçmen Türkiye üzerinden Yunanistan’a, dolayısıyla Avrupa Birliği’ne giriş yaptı. Bir önceki yıl bu sayı yaklaşık 18 bin 700 olarak kaydedilmişti.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) bu yılın Ocak ile Eylül ayları arasında yaklaşık 186 bin göçmenin Akdeniz üzerinden Avrupa’ya gittiğini açıkladı. UNHCR New York Ofisi Direktörü Ruven Menikdiwela, bu göçmenlerin 130 bininin İtalya’ya gittiğini, bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 83 arttığını belirtti.

Menikdiwela, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Perşembe günü yaptığı açıklamada 1 Ocak-24 Eylül tarihleri arasında hayatını kaybedenlerin ve kayıp olarak bildirilenlerin sayısının da 2 bin 500’ü aştığına dikkat çekti. Menikdiwela, bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla neredeyse yüzde 50 arttığını da sözlerine ekledi.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ise Akdeniz’deki ölü ve kayıpların sayısının 2 bin 700’ü aştığını bildirmişti. IOM, İtalya’nın yanı sıra Yunanistan’a giden göçmen sayısının arttığını belirtmiş, ancak bu sayıların 2015 yılındaki kadar yüksek olmadığını kaydetmişti.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, göçmenlerin 100 binden fazlası Tunus üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışıyor. Libya üzerinden Avrupa’ya gitmeye çalışan göçmenlerin sayısı ise 45 binden fazla. İtalya, Yunanistan ve İspanya’nın yanı sıra Kıbrıs ve Malta da göçmen taşıyan botların hedefindeki ülkeler arasında yer alıyor.

Menikdiwela, “Libya ve Cezayir’deki toplu sınır dışılar ile ırkçı saikle düzenlenen saldırılar ve nefret söylemi nedeniyle sığınmacı topluluklar arasında oluşan güvensizlik sonucunda” Tunus üzerinden Avrupa’ya gidenlerin sayısının arttığını ifade etti.

Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçen düzensiz göçmenler

Yunanistan Göç Bakanlığı verilerine göre Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçen düzensiz göçmenlerin sayısındaki artış da sürüyor. Bakanlık’tan Cuma günü yapılan açıklamada, 23-27 Eylül tarihleri arasında 1691 kişinin Yunan güvenlik güçleri tarafından yakalandığı belirtildi.

Ülkeye gelmeye çalışanların çoğunun erkek olduğunu kaydeden Yunanistan Sahil Güvenlik Teşkilatı, bu göçmenlerin Midilli, Sisam, Rodos, Keçi, (Pserimos), Bulamaç (Farmakonisi), İleryoz ve Sömbeki adalarında veya bu adaların kıyısında yakalandığını bildirdi.

Açıklamada, göçmenlerin sayısının artması nedeniyle Midilli, Sakız, Sisam, İstanköy ve İleryoz adalarındaki kayıt merkezlerinde kapasitenin neredeyse dolduğu belirtildi. Buna göre, toplam 15 bin 190 kişi kapasiteli kamplarda 27 Eylül itibarıyla 14 bin 433 sığınmacının bulunduğu kaydedildi. 1 Ocak 2023’te bu kamplarda toplam 4 bin 400 sığınmacı bulunuyordu.

UNHCR verilerine göre de Türkiye üzerinden deniz veya kara yoluyla Yunanistan’a geçen göçmenlerin sayısında artış kaydedildi. Bu yılın başından 24 Eylül’e kadar geçen sürede 28 bin 679 düzensiz göçmen Türkiye üzerinden Yunanistan’a, dolayısıyla Avrupa Birliği’ne giriş yaptı.

Bir önceki yıl bu sayı yaklaşık 18 bin 700 olarak kaydedilmişti. Yunanistan Sahil Güvenlik yetkilileri, Yunanistan’a gidenlerin sayısının daha yüksek olabileceği tahminini dile getiriyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Pakistan’da İntihar Saldırısı: En Az 52 Ölü, 50’den Fazla Yaralı

Pakistan’ın güneybatısında yer alan Belucistan eyaletinde Mevlit Kandili için toplanan kalabalığın bulunduğu alana düzenlenen intihar saldırısında en az 52 kişi yaşamını yitirirken, 50’den fazla kişi de yaralandı.

Haber Merkezi / Saldırının sorumluluğunu henüz kimse üstlenmezken, Emniyet Genel Müfettiş Yardımcısı Munir Ahmed, konuya yaptığı açıklamada, “Saldırgan kendisini Polis Müfettiş Yardımcısının aracının yakınında patlattı” dedi.

Munir Ahmed, saldırının Mevlit Kandili nedeniyle resmi tatil ilan edilen ve peygamberin doğum gününü kutlamak için yüzlerce kişinin toplandığı bir cami yerleşkesi yakınında meydana geldiği bilgisini paylaştı.

Üst düzey emniyet görevlisi Muhammed Navaz da hayatını kaybettiği saldırı sonrası Belucistan’da acil durum ilan edildi.

Saldırıya ilişkin açıklama yapan Pakistan İçişleri Bakanı Sarfraz Bugti, “çok hain bir eylem” ifadelerini kullandı.

İran ve Afganistan ile sınırı bulunan Belucistan, sık sık Tehrik-i Taliban Pakistan (Pakistan Taliban Hareketi, TTP) ve IŞİD tarafından sık sık hedef alınıyor. Ancak Tehrik-i Taliban Pakistan, saldırı ile ilgisinin bulunmadığını belirterek örgüte yöneltilen suçlamaları reddetti.

Pakistan’ın güneybatısında yer alan Belucistan, ülkenin en büyük eyaleti. Batıdan İran, kuzey ve kuzeybatıdan Afganistan, kuzeydoğudan Hayber Pahtunhva, doğudan Pencab ve Sind eyaletleri ile çevrilidir. Güneyde Umman Denizine 1062 kilometrelik kıyısı vardır. Eyalet bugünkü sınırlarıyla 1 Temmuz 1970’te oluşturulmuştur.

Paylaşın

WSJ Yazdı: Rusya Ve Suudi Arabistan Petrol Kumarında Büyük Kazandı

Rusya ve Suudi Arabistan yönetimlerinin son hamleleriyle petrolden milyarlarca dolar gelir kazandığı belirten WSJ, Riyad ve Moskova yönetimlerinin üretim kısıtlama kararını “Hem siyasi hem de finansal açıdan riskli bir stratejiydi fakat iyi sonuçlanmış görünüyor” diye değerlendirdi.

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’ne (OPEC) Suudi Arabistan, bazı OPEC dışı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubuna da Rusya önderlik ediyor.

OPEC ve OPEC+ geçen yıl ekimde petrol üretiminde günlük 2 milyon varil kesintiye gidileceğini duyurmuştu. Daha sonra Riyad yönetimi, mayıs ve haziranda açıkladığı kararlarda toplamda günlük 2 milyon varil daha kesintiye gidildiğini duyurdu. 5 Eylül’de de Rusya ve Suudi Arabistan, kesintilerin yıl sonuna kadar süreceğini bildirdi.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal (WSJ), Rusya ve Suudi Arabistan’ın petrol üretimini kısıtlayarak kârlarını artırmasını haberleştirdi.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; “Suudi Arabistan ve Rusya, petrol kesintisi kumarında büyük kazandı” başlıklı haberde, Tahran ve Kremlin yönetimlerinin son hamleleriyle milyarlarca dolar gelir kazandığı belirtildi.

Birleşik Krallık merkezli enerji veri firması Energy Aspects’in paylaştığı bilgilere göre, Suudi Arabistan’ın bu çeyrekteki petrol gelirlerinin, nisan-haziran dönemine kıyasla günlük yaklaşık 30 milyon dolar, yani yüzde 5,7 oranında artması öngörülüyor. Bu da üç aylık dönemin tamamı için yaklaşık 2,6 milyar dolarlık artışa denk geliyor.

Verilere göre aynı dönemde Rusya’nın petrol gelirlerinin de yaklaşık 2,8 milyar dolar artacağı tahmin ediliyor.

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’ne (OPEC) Suudi Arabistan, bazı OPEC dışı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubuna da Rusya önderlik ediyor.

WSJ, Riyad ve Moskova yönetimlerinin üretim kısıtlama kararını “Hem siyasi hem de finansal açıdan riskli bir stratejiydi fakat iyi sonuçlanmış görünüyor” diye değerlendirdi.

OPEC ve OPEC+ geçen yıl ekimde petrol üretiminde günlük 2 milyon varil kesintiye gidileceğini duyurmuştu. Daha sonra Riyad yönetimi, mayıs ve haziranda açıkladığı kararlarda toplamda günlük 2 milyon varil daha kesintiye gidildiğini duyurdu. 5 Eylül’de de Rusya ve Suudi Arabistan, kesintilerin yıl sonuna kadar süreceğini bildirdi.

Haberde, bunun üzerine Brent petrolün varil fiyatının 100 dolara yaklaşabileceğine dikkat çekildi. Bugün itibarıyla Brent petrolün varil fiyatı 94,86 dolar. Ayrıca uzmanlar, bu yılın son çeyreğinde küresel çapta yaklaşık 3,3 milyar varil petrol açığı oluşmasını da öngörüyor.

Energy Aspects’ten petrol piyasaları analisti Livia Gallarati, “Bu artık o kadar da uzak bir ihtimal değil. Fiyatlar giderek yükselecek. Arzdaysa temelde sorun var” dedi.

Norveç merkezli enerji araştırma firması Rystad Energy’nin verilerine göre, geçen yıl günlük varil üretimi maliyeti Rusya için ortalama 12,80 dolar, Suudi Arabistan içinse 9,30 dolardı. Analizde, düşük maliyetlerin petrol ihracatından elde edilen kazancın çoğunun gelire dönüştürülmesini sağladığı belirtildi.

Haberde, Rusya’nın geçen hafta akaryakıt ihracatını kısıtladığı da hatırlatıldı. Kremlin yönetimi, benzin ve motorin ihracatına geçici kısıtlamayı iç piyasada artan fiyatlar nedeniyle aldığını belirtmişti.

WSJ, Rusya’nın hamlesinin küresel enerji tedarikinde sorunlara yol açabileceğine işaret ederken, Kanada merkezli yatırım bankası RBC Capital Markets’tan Helima Croft, “Rusya, enerjiyi yeniden bir silah olarak kullanıyor” yorumunu yaptı.

Paylaşın