İsrail, Gazze’yi Tamamen Ablukaya Aldı: Yiyecek, Elektrik Ve Yakıt Verilmeyecek

İsrail – Filistin geriliminin üçüncü gününde İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hamas tarafından kontrol edilen Gazze Şeridi’ne yönelik tedbirlerini, giriş yasağını da içeren “tam bir abluka” seviyesine yükselttiğini söyledi. Galant, “Elektrik yok, yiyecek yok, yakıt yok” dedi.

Haber Merkezi / İsrail, Gazze üzerindeki hava sahasını ve kıyı şeridini kontrol ediyor. Sınır kapılarından kimlerin geçeceğine ve hangi malların giriş-çıkışına izin verileceğini belirliyor. Benzer şekilde Mısır da Gazze sınırından kimlerin girip çıkacağını kontrol ediyor.

İsrail’den yapılan açıklamaya göre, üçüncü gününde devam eden çatılmalarda 700 İsrailli hayatını kaybetti. İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda ise ölü sayısı 500’e yaklaştı. Bölgedeki can kayıpları hakkında yazılı bir açıklama yapan Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail’in düzenlediği saldırılarda en az 493 Filistinlinin hayatını kaybettiğini ve 2 bin 751 Filistinlinin yaralandığını duyurdu.

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları öncülüğündeki Filistinli direniş grupları Gazze Şeridi’nden İsrail’e karşı ‘Aksa Tufanı’ operasyonunu başlatırken, İsrail’de buna karşılık “Demir Kılıçlar” operasyonunu başlattı. Çatışmalar üçüncü gününde devam ediyor.

Reuters’ın aktardığına göre, İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant bir açıklama yaparak Hamas’ın kontrolündeki Gazze Şeridi’ne ‘topyekûn abluka’ uygulayacaklarını, ablukanın Gazze’ye gıda ve akaryakıt girişlerine yasak getirilmesini de kapsayacağını bildirdi.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari de basına yaptığı açıklamada, İsrail içinde IDF birlikleri ile Hamas arasında devam eden bir çatışma olmadığını, IDF’nin Gazze Şeridi etrafındaki tüm bölgelerde kontrolü yeniden sağladığını söyledi.

Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları da Telegram’dan yaptığı yazılı açıklamada, İsrail’in, Gazze’de sivillere yönelik saldırılarının devam etmesine cevap olarak, Ben Gurion Havalimanı’na roket saldırısı düzenlendiğini duyurdu.

Açıklamada ayrıca ‘Aksa Tufanı’ kapsamında Askalan kentine de 100 roket atıldığı ifade edildi. Öte yandan, İsrail’in Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerine yönelik hava saldırıları da gece boyunca devam etti. Hava saldırılarında 24 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

İsrail Havalimanları Kurumu ise pazartesi günü yaptığı açıklamada Ben Gurion Havalimanı’na yönelik saldırının havalimanında herhangi bir etkiye yol açmadığını söyledi.

Hamas, Gazze’yi hedef alan İsrail’in hava saldırılarında 4 rehine ile birlikte bazı militanların öldüğünü duyurdu. Hamas Sözcüsü Ebu Ubeyde, “Gazze Şeridi’nde gece boyunca ve bugün yapılan bombalama, düşman esirlerinden dördü ile birlikte onları kaçıranların da ölümüne yol açtı” dedi.

İsrail ordusundan iki üst düzey yetkili, Hamas’ın Cumartesi günü İsrail’e yönelik saldırısını 11 Eylül saldırılarına benzetti. Binbaşı Nir Dinar, “Bu bizim 11 Eylül’ümüz. Bizi yakaladılar” dedi.

Yarbay Jonathan Conricus da Hamas’ın saldırılarını Amerika’daki saldırılarla karşılaştırdı ve “Bu, 11 Eylül ve Pearl Harbor saldırılarının birleşimi olabilir” dedi. Conricus, “Bu, İsrail tarihinin açık ara en kötü günü. Daha önce hiç bu kadar çok İsrailli, bırakın bir günlük düşman faaliyetini, tek bir olayda bile öldürülmemişti” ifadelerini kullandı.

İsrail, Hamas’ın temel altyapısını hedef alan çok sayıda hava saldırısı düzenlediğini açıkladı. Bunlar arasında grubun “operasyonel” olarak kullandığının iddia edildiği Cebaliye bölgesindeki bir cami de yer alıyor.

Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaların yakın tarihçesi

İsrail’in 2005 yılında 2,3 milyon insana ev sahipliği yapan Gazze Şeridi’nden çekilmesinden bu yana bölgeyi kontrol eden Hamas ve İsrail arasında çok sayıda çatışma yaşandı. İşte bu çatışmaların öne çıkanlarının kronolojisi:

Ağustos 2005 İsrail güçleri, 1967’deki Orta Doğu savaşında kıyı şeridini Mısır’dan ele geçirdikten 38 yıl sonra tek taraflı olarak Gazze’den çekildi, yerleşim yerlerini terk etti ve bölgeyi Filistin Yönetimi’nin kontrolüne bıraktı.

25 Ocak 2006: Hamas, Filistin parlamento seçimlerinde sandalyelerin çoğunluğunu kazandı. İsrail ve ABD, Hamas’ın şiddetten vazgeçmeyi ve İsrail’i tanımayı reddetmesi nedeniyle Filistinlilere yardımı kesti.

25 Haziran 2006: Hamas militanları, sınır ötesi bir baskında İsrail askeri Gilad Şalit’i esir aldı. Bu da İsrail’in hava saldırılarına yol açtı. Şalit, beş yıldan uzun bir süre sonra bir mahkum değişimiyle serbest bırakıldı.

14 Haziran 2007: Hamas, kısa bir iç savaşla Gazze’yi ele geçirdi ve Batı Şeria’da bulunan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a sadık El Fetih güçlerini devirdi.

27 Aralık 2008: İsrail, Filistinlilerin İsrail’in güneyindeki Sderot kasabasına roket atmasının ardından Gazze’ye 22 günlük bir askeri saldırı başlattı. Ateşkes sağlanmadan önce yaklaşık bin 400 Filistinli ve 13 İsraillinin öldürüldüğü bildirildi.

14 Kasım 2012: İsrail, Hamas’ın Genelkurmay Başkanı Ahmed Cebari’yi öldürdü. Hemen ardından sekiz gün boyunca Filistinli militanlar roket fırlatırken, İsrail de hava saldırılarını sürdürdü.
Temmuz-Ağustos 2014 – Üç İsrailli gencin Hamas tarafından kaçırılması ve öldürülmesi, Gazze’de 2 bin 100’den fazla Filistinli’nin ve 67’si askeri olmak üzere 73 İsraillinin öldüğü bildirilen yedi haftalık bir savaşa yol açtı.

Mart 2018: Gazze’nin İsrail ile çitlerle çevrili sınırında Filistinli protestolar başladı. İsrail askerleri protestocuları uzaklaştırmak için ateş açtı. Birkaç ay devam eden protestolarda 170’den fazla Filistinlinin öldürüldüğü bildirildi. Protestolar ve İsrailli askerlerin müdahalesi aynı zamanda Hamas ile İsrail güçleri arasında çatışmalara yol açtı.

Mayıs 2021: Ramazan ayında haftalarca süren gerilimin ardından, Kudüs’teki El Aksa yerleşkesinde İsrail güvenlik güçleriyle çıkan çatışmalarda yüzlerce Filistinli yaralandı. İsrail’in güvenlik güçlerini yerleşkeden çekmesini talep ettikten sonra Hamas, Gazze’den İsrail’e bir roket yağmuru başlattı. İsrail de Gazze’ye hava saldırılarıyla karşılık verdi. 11 gün süren çatışmalarda Gazze’de en az 250, İsrail’de ise 13 kişi hayatını kaybetti.

Ağustos 2022: İsrail’in hava saldırısıyla üst düzey bir İslami Cihad komutanını vurmasıyla başlayan ve üç gün süren şiddet olaylarında 15’i çocuk en az 44 kişi öldürüldü. İsrail, hava saldırılarının İran destekli militan hareketin İsrailli komutanları ve silah depolarını hedef alacak bir saldırı planına karşı önleyici bir operasyon olduğunu söyledi. Buna karşılık İslami Cihad, İsrail’e binden fazla roket fırlattı. İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemi, herhangi bir ciddi hasar veya can kaybının önüne geçti.

Ocak 2023: Gazze’deki İslami Cihad, İsrail birliklerinin bir mülteci kampına baskın yapıp yedi Filistinli silahlı militanı ve iki sivili öldürmesinin ardından İsrail’e iki roket fırlattı. Roketler sınıra yakın yerleşim yerlerinde alarmların çalmasına neden oldu ancak herhangi bir can kaybına yol açmadı. İsrail Gazze’ye hava saldırılarıyla karşılık verdi.

Mayıs 2023: İsrail’in Filistin İslami Cihad örgütünün üç üyesini hedef alarak öldürmesiyle başladı. İki taraf arasında beş gün süren çatışmalarda Filistinli siviller de hayatını kaybetti. Daha sonra iki taraf arasında ateş anlaşması yapıldı.

Ekim 2023: Hamas, roket yağmurunun yanı sıra sınırı geçen silahlı kişilerle sürpriz bir saldırı düzenleyerek Gazze Şeridi’nden İsrail’e son yılların en büyük saldırısını başlattı. İslami Cihad, savaşçılarının saldırıya katıldığını duyurdu. İsrail ordusu, savaş durumunda olduğunu belirterek, Gazze’de Hamas’ı hedef alan saldırılar düzenlediğini ve yedek birlikleri göreve çağırdığını açıkladı.

Paylaşın

“İran, Hamas’a Yardım Etti” İddiası

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları öncülüğünde direniş gruplarının başlattığı ‘Aksa Tufanı’ operasyonu İsrail – Filistin hattında bir kez daha tansiyon yükselirken, ABD merkezli Wall Street Journal, dikkat çeken bir habere yer verdi.

Wall Street Journal (WSJ), Hamas ve Lübnan merkezli Şii Hizbullah örgütünün üst düzey yetkililerine dayandırdığı haberinde, Beyrut’ta İran Devrim Muhafızları subaylarının Hamas ve Hizbullah dahil İran destekli dört militan grubun temsilcileriyle bir araya geldiği toplantılar sırasında belirlendiği öne sürdü.

Habere göre, İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hamas saldırısının planlanması ve hayata geçirilmesine önemli rol oynadı. Keza, İran Devrim Muhafızları Ordusu yetkilileri ağustos ayından bu yana Hamas’la iş birliği içerisinde hava, kara ve deniz saldırılarını da kapsayan kompleks bir operasyon tasarladı.

Çatışmada son 50 yılın en sert tırmanışı yaşanırken İsrail tarafında 700’den fazla kişi öldü. Gazze’deki yetkililer de İsrail hava saldırılarında şu ana kadar en az 400 kişinin öldüğünü duyurdu.

WSJ’ın haberinde, operasyonun ayrıntıları, Beyrut’ta İran Devrim Muhafızları subaylarının Hamas ve Hizbullah dahil İran destekli dört militan grubun temsilcileriyle bir araya geldiği toplantılar sırasında belirlendiği öne sürüldü.

Ancak söz konusu iddia, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken tarafından çürütüldü. Blinken, pazar günü yaptığı açıklamada, Tahran’ın saldırıyı yönettiğine ya da arkasında olduğuna dair somut bir kanıt bulunmadığını söyledi.

Blinken, bununla birlikte İran’ın bu gruplarla uzun süredir var olan ilişkisini de kabul etti. Medyada çıkan ABD-İran esir takası karşılığında Tahran’ın aldığı dondurulan 6 milyar dolar parasının saldırılarda etkili olduğu yönündeki iddiaları da değerlendiren Blinken, “İran’ın hesabına geçen 6 milyar dolar paradan henüz tek bir dolar bile harcayamadığını” ifade etti.

WSJ’nin görüşmelerle ilgili sorularını yanıtlayan üst düzey Hamas yetkilisi Mahmud Mirdawi de, saldırıyı grubun bağımsız olarak planladığını söyledi. Hamas yetkilisi, saldırıları “Filistin (halkının) ve Hamas’ın kararı” olarak nitelendirdi.

Haberde adı geçen İranlı yetkiliye göre ise, İran Devrim Muhafızları’nın geniş kapsamlı stratejisi, İsrail’i çeşitli yönlerden kuşatmayı amaçlayan çok cepheli tehdit yaratmayı içeriyor. Aynı isme göre bu kuşatma, kuzeyde Hizbullah ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ile Gazze ve Batı Şeria’da, İslami Cihad ve Hamas’ı kapsıyor.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, yaptığı açıklamada “Tahran’ın, Filistinlilerin meşru müdafaa hakkını desteklediğini” belirterek İsrail’i bölge için bir tehlike olmakla suçladı. Devlet televizyonunun haberine göre Reisi, “İran, Filistin ulusunun meşru savunmasını desteklemektedir” dedi.

Bu arada İran’ın Birleşmiş Milletler Misyonu, Hamas tarafından gerçekleştirilen saldırılarda Tahran’ın herhangi bir dahli olmadığını bildirdi. Yapılan açıklamada, “Filistin tarafından alınan kararlı tedbirler, gayrimeşru Siyonist rejimin yetmiş yıllık baskıcı işgaline ve işlediği iğrenç suçlara karşı tamamen meşru bir savunma teşkil etmektedir” denildi.

İran’ın BM Misyonu’nun açıklamasında “Filistin’in yanında olduğumuzu vurgulamak isteriz; ancak Filistin’in tepkisine müdahil değiliz, bu tepki sadece Filistin tarafından verilecektir” denildi.

Hamas operasyonunun “başarısının” sürpriz olmasından kaynaklandığını ve bunun da İsrail güvenlik örgütlerinin “en büyük başarısızlığı” olduğu değerlendirmesinde bulunan İran’ın BM Misyonu, “Başarısızlıklarını haklı göstermeye ve bunu İran’ın istihbarat gücüne ve operasyonel planlamasına bağlamaya çalışıyorlar” ifadelerine yer verdi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı Üçüncü Gününde: Can Kaybı Bin 100’ü Aştı

Hamas’ın öncülüğündeki Filistinli direniş grupları İsrail’e karşı ‘Aksa Tufanı’ operasyonunu başlatırken, İsrail’de bu operasyona “Demir Kılıçlar” operasyonu ile karşılık verdi. Operasyonlar üçüncü gününe girerken en az bin 100 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Haber Merkezi / İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Hamas’ın Cumartesi günü başlattığı saldırılarla tırmanan çatışmalarda şimdiye kadar 700 İsrailli sivilin ve askerin hayatını kaybettiğini açıkladı. 2 bin 300 kişinin de yaralandığı bildirildi.

Yaralılar arasında durumu ciddi olanların bulunduğu, bu nedenle can kaybının artmasından endişe edildiği de açıklandı. Bu sayılarla İsrail’in kayıpları 1973’teki Yom Kippur Savaşı’ndan bu yana kaydedilen en büyük kayıp oldu.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı’nın Pazar günü itibariyle yaptığı açıklamada ise İsrail’in saldırılarında can kaybının 413 olduğu bildirildi.

Hamas’ın İsrail içlerine doğru başlattığı operasyonun üzerinden 48 saat geçmesine karşın Tel Aviv yönetimi halen kontrolü sağlayamadı. Ayrıca, Hamas’ın İsrail’e düzenlediği roket saldırıları da devam ediyor.

Çatışmalara ilişkin gazetecilere bilgi veren Yarbay Richard Hecht, İsrail topraklarına sızan Filistinli savaşçılarla çatışmaların devam ettiğini söyledi. Askeri sözcü, pazartesi sabahı itibarıyla Gazze Şeridi çevresinde ‘yedi veya sekiz’ noktada Hamas militanlarıyla mücadelenin sürdüğünü aktardı.

Birleşmiş Milletler, İsrail ile Hamas arasında şiddetlenerek devam eden savaşta 123 binden fazla kişinin yerlerinden edildiğini açıkladı. BM’nin insani yardım kuruluşu OCHA, pazartesi günü bir açıklama yaparak çatışmanın başlamasından bu yana Gazze Şeridi’nde 123 binden fazla insanın yerinden edildiğini duyurdu.

73 binden fazla kişinin okullarda barındığını belirten OCHA, “Gazze’de 123 bin 538’den fazla kişi, çoğunlukla korku, korunma endişeleri ve evlerinin yıkılması nedeniyle ülke içinde yerinden edildi.” dedi.

Pazar günü acil olarak toplanan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin, İsrail’e düzenlediği saldırılar nedeniyle Hamas’ı kınayan ortak bir karar alamadı. ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Yardımcısı Büyükelçi Robert Wood bir dizi ülkenin Hamas’ın saldırılarını kınadığını söyledi.

Wood üyelerin tamamının kınama kararına katılmadığını ifade etti. Bu ülkeler arasında BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden biri olan Rusya’nın da yer aldığı tahmin ediliyor. Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise ülkesinin saldırıları kınamadığının “doğru olmadığını” söyledi.

“Sivillere yönelik tüm saldırıları kınıyoruz” diyen Nebenzia Rusya’nın mesajının “çatışmalarının derhal sonlandırılması, ateşkese varılması ve on yıllardır durmuş olan anlamlı müzakerelere başlanması” olduğunu söyledi.

İsrail’in en çok satan üçüncü gazetesi olan ve kendini merkez sola konumlandıran Haaretz, Hamas’ın başlattığı saldırıdan Başbakan Binyamin Netanyahu’yu sorumlu tuttu. Editoryal yazıda, “İsrail’in başına Simhat Tora Bayramı’nda gelen felaketin sorumluluğu açıkça tek bir kişinindir: Binyamin Netanyahu” denildi.

Makalede şu ifadeler kullanıldı: Geniş siyasi deneyimi ve güvenlik konularındaki yeri doldurulamaz bilgeliğiyle övünen Başbakan, Filistinlilerin varlığını ve haklarını açıkça göz ardı eden bir dış politika benimseyerek, anahtar pozisyonlara Bezalel Smotrich ve Itamar Ben-Gvir’i atayarak ilhak ve mülksüzleştirme hükümetini kurarken İsrail’i bilinçli olarak içine sürüklediği tehlikeleri tespit etmekte tamamen başarısız oldu.

Haaretz, kendisini merkez sol ilerici bir gazete olarak pazarlıyor, İsrail’de üçüncü en büyük tiraja sahip ve yurt dışında da geniş çapta okunuyor.

Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaların yakın tarihçesi

İsrail’in 2005 yılında 2,3 milyon insana ev sahipliği yapan Gazze Şeridi’nden çekilmesinden bu yana bölgeyi kontrol eden Hamas ve İsrail arasında çok sayıda çatışma yaşandı. İşte bu çatışmaların öne çıkanlarının kronolojisi:

Ağustos 2005 İsrail güçleri, 1967’deki Orta Doğu savaşında kıyı şeridini Mısır’dan ele geçirdikten 38 yıl sonra tek taraflı olarak Gazze’den çekildi, yerleşim yerlerini terk etti ve bölgeyi Filistin Yönetimi’nin kontrolüne bıraktı.

25 Ocak 2006: Hamas, Filistin parlamento seçimlerinde sandalyelerin çoğunluğunu kazandı. İsrail ve ABD, Hamas’ın şiddetten vazgeçmeyi ve İsrail’i tanımayı reddetmesi nedeniyle Filistinlilere yardımı kesti.

25 Haziran 2006: Hamas militanları, sınır ötesi bir baskında İsrail askeri Gilad Şalit’i esir aldı. Bu da İsrail’in hava saldırılarına yol açtı. Şalit, beş yıldan uzun bir süre sonra bir mahkum değişimiyle serbest bırakıldı.

14 Haziran 2007: Hamas, kısa bir iç savaşla Gazze’yi ele geçirdi ve Batı Şeria’da bulunan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a sadık El Fetih güçlerini devirdi.

27 Aralık 2008: İsrail, Filistinlilerin İsrail’in güneyindeki Sderot kasabasına roket atmasının ardından Gazze’ye 22 günlük bir askeri saldırı başlattı. Ateşkes sağlanmadan önce yaklaşık bin 400 Filistinli ve 13 İsraillinin öldürüldüğü bildirildi.

14 Kasım 2012: İsrail, Hamas’ın Genelkurmay Başkanı Ahmed Cebari’yi öldürdü. Hemen ardından sekiz gün boyunca Filistinli militanlar roket fırlatırken, İsrail de hava saldırılarını sürdürdü.
Temmuz-Ağustos 2014 – Üç İsrailli gencin Hamas tarafından kaçırılması ve öldürülmesi, Gazze’de 2 bin 100’den fazla Filistinli’nin ve 67’si askeri olmak üzere 73 İsraillinin öldüğü bildirilen yedi haftalık bir savaşa yol açtı.

Mart 2018: Gazze’nin İsrail ile çitlerle çevrili sınırında Filistinli protestolar başladı. İsrail askerleri protestocuları uzaklaştırmak için ateş açtı. Birkaç ay devam eden protestolarda 170’den fazla Filistinlinin öldürüldüğü bildirildi. Protestolar ve İsrailli askerlerin müdahalesi aynı zamanda Hamas ile İsrail güçleri arasında çatışmalara yol açtı.

Mayıs 2021: Ramazan ayında haftalarca süren gerilimin ardından, Kudüs’teki El Aksa yerleşkesinde İsrail güvenlik güçleriyle çıkan çatışmalarda yüzlerce Filistinli yaralandı. İsrail’in güvenlik güçlerini yerleşkeden çekmesini talep ettikten sonra Hamas, Gazze’den İsrail’e bir roket yağmuru başlattı. İsrail de Gazze’ye hava saldırılarıyla karşılık verdi. 11 gün süren çatışmalarda Gazze’de en az 250, İsrail’de ise 13 kişi hayatını kaybetti.

Ağustos 2022: İsrail’in hava saldırısıyla üst düzey bir İslami Cihad komutanını vurmasıyla başlayan ve üç gün süren şiddet olaylarında 15’i çocuk en az 44 kişi öldürüldü. İsrail, hava saldırılarının İran destekli militan hareketin İsrailli komutanları ve silah depolarını hedef alacak bir saldırı planına karşı önleyici bir operasyon olduğunu söyledi. Buna karşılık İslami Cihad, İsrail’e binden fazla roket fırlattı. İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemi, herhangi bir ciddi hasar veya can kaybının önüne geçti.

Ocak 2023: Gazze’deki İslami Cihad, İsrail birliklerinin bir mülteci kampına baskın yapıp yedi Filistinli silahlı militanı ve iki sivili öldürmesinin ardından İsrail’e iki roket fırlattı. Roketler sınıra yakın yerleşim yerlerinde alarmların çalmasına neden oldu ancak herhangi bir can kaybına yol açmadı. İsrail Gazze’ye hava saldırılarıyla karşılık verdi.

Mayıs 2023: İsrail’in Filistin İslami Cihad örgütünün üç üyesini hedef alarak öldürmesiyle başladı. İki taraf arasında beş gün süren çatışmalarda Filistinli siviller de hayatını kaybetti. Daha sonra iki taraf arasında ateş anlaşması yapıldı.

Ekim 2023: Hamas, roket yağmurunun yanı sıra sınırı geçen silahlı kişilerle sürpriz bir saldırı düzenleyerek Gazze Şeridi’nden İsrail’e son yılların en büyük saldırısını başlattı. İslami Cihad, savaşçılarının saldırıya katıldığını duyurdu. İsrail ordusu, savaş durumunda olduğunu belirterek, Gazze’de Hamas’ı hedef alan saldırılar düzenlediğini ve yedek birlikleri göreve çağırdığını açıkladı.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: Türkiye Arabulucu Olabilir Mi?

Hamas’ın sürpriz ve koordineli saldırılarında en az 700 İsrailli hayatını kaybetti. Filistinli yetkililere göre İsrail’in karşı saldırılarında ise en az 313 Gazzeli yaşamını yitirdi. İsrail Sağlık Bakanlığı’na göre 2 binden fazla yaralı İsrailli hastanelere kaldırıldı.

Filistin Sağlık Bakanlığı ise, İsrail’in kuşatma altındaki kıyı bölgesine yönelik devam eden saldırıları sonucunda yaklaşık 2,200 kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail-Hamas savaşı, Türkiye’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu resmi bir ziyaret için beklediği bir dönemde çıktı. Taraflara itidal çağrısında bulunan ve şiddetin sona ermesi için diplomatik çabalarına başlayan Ankara, bu süreçte dengeli ve aktif bir politika izleyip bölgesel etkinliğini kullanmayı hedefliyor.

Ankara, İsrail – Filistin savaşına nasıl bakıyor, arabuluculuk yapabilir mi?

İsrail’in Ankara Büyükelçisi Irit Lillian, İsrail ile Hamas arasında arabuluculuk tekliflerinden söz etmek için henüz erken olduğunu belirtti. Hamas’ın Türkiye’de ya da başka bir yerde varlık göstermemesi gerektiğini ifade eden Lillian, son saldırıların bunu açıkça gösterdiğini dile getirdi.

Lillian, Hamas’ın İsrail’e karşı düzenlediği son yılların en büyük saldırısıyla ilgili videokonferans yoluyla gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ankara’nın şiddeti sonlandırmak için, “Elimizden gelen katkıyı sağlamaya daima hazırız. Bu doğrultuda, ilgili taraflarla temaslarımızı yoğun şekilde sürdürüyoruz” şeklindeki açıklamasını değerlendiren Lillian, İsrail’in önceliğinin saldırıya karşılık vermek olduğunu vurguladı.

Büyükelçi, “Arabuluculuk farklı bir zaman diliminde gündeme gelir. Şu anda maalesef ölüleri sayıyoruz, yaraları sarmaya çalışıyoruz. Kaçırılan vatandaşlarımızın sayısının ne olduğunu bile bilmiyoruz” dedi.

“Kaçırılan tüm insanların evlerine döndüğünü görmek istiyoruz ve bölgeye sessizlik ve sükunetin geri gelmesini istiyoruz” diyen Lillian, “Bundan sonra arabuluculuk ve bu arabuluculukta kimlerin rol alacağı hakkında konuşabiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’e yönelik saldırı, yıllardır Filistin ve Hamas yanlısı bir pozisyonda olan, bazı Hamas üyelerinin Türkiye’de barınmasına izin veren AKP hükümetinin İsrail ile bağlarını onarmaya çalıştığı bir döneme denk geliyor. Ankara Hamas’ı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği’nin (AB) aksine terör örgütü olarak tanımlamıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen Temmuz’da Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye ile görüşmüştü.

Hamas üyelerinin Türkiye’deki varlığına ilişkin bir soru üzerine Lillian, İslamcı grubun üst düzey bir üyesi olan Salih El Aruri’nin Türkiye’de görüldüğünü ve insanlığa karşı suç işlemekten yargılanması gerektiğini belirtti.

Lillian, gazetecilere yaptığı açıklamada “Bence bu durum Hamas’ın ne Türkiye’de ne de dünyanın başka bir yerinde ofisi ya da herhangi bir faaliyeti olmaması gerektiği yönündeki görüşümüzü güçlendiriyor. Teröristlerin dünyanın herhangi bir ülkesinden eylemleri yönetmesine ya da komuta etmesine yer yoktur” dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise, Reuters’ın Hamas yetkililerinin Türkiye’deki varlığıyla ilgili değerlendirme talebine henüz yanıt vermedi.

On yıllardır “militan saldırılardan” muzdarip olan Türkiye’den daha fazla empati beklediklerini belirten İsrail Büyükelçisi, saldırıların ardından iki ülke arasındaki “faydalı yapıcı” diyaloğun Türkiye ile İsrail arasındaki yakınlaşmanın kaderine ışık tutacağını söyledi.

Hamas’ın saldırısının iki ülke ilişkilerini etkileyip etkilemeyeceğine yönelik soruya “Bence bunu söylemek biraz zor. Isınma sürecine giren İsrail ve Türkiye ilişkilerinin dünkü saldırıdan ve terörizme karşı devam eden savaştan etkilenmemesi gerektiğini düşünüyorum” yanıtını veren Lillian, İsrail Büyükelçiliği’nin “tehdit, gösteri ve şiddet çağrıları” konusunda Türk yetkililerle temas halinde olduğunu söyledi.

Ankara, Hamas’ı meşru bir siyasi aktör olarak görüyor

Türkiye, birçok Batı ülkesinin aksine Hamas’ı meşru bir siyasi aktör olarak görüyor ve Filistin’deki diğer güçlü örgüt olan El Fetih ile ortak bir hükümet kurma konusunda arabuluculuk yapıyor.

Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Temmuz 2023’te Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ve Hamas lideri İsmail Haniye’yi Ankara’da ağırlamış ve ortak yönetim konusundaki çağrılarını yinelemişti.

Türkiye ile Hamas arasındaki resmi bağlar ilk kez 2006’da üst düzey bir Hamas heyetinin Ankara’yı ziyaretiyle başladı. Türkiye-İsrail ilişkileri, 2010’da yaşanan Mavi Marmara bunalımıyla gerilemesi sürecinde, Ankara’nın Hamas’la temasları yoğunlaştı. Bazı üst düzey yetkililerin İsrail karşıtı faaliyetlerini Türkiye’den yönlendirdiği iddiası, İsrail tarafından sıkça dile getirildi.

İsrail, Türkiye ile normalleşme sürecinde Hamas’ın faaliyetlerinin sona erdirilmesini şartlardan biri olarak masaya sürdü. Ankara’nın, tam olmasa da, bu koşulu yerine getirdiğine yönelik haberler uluslararası basında yer aldı.

Türkiye – İsrail normalleşme süreci nasıl etkilenir?

Bölgedeki son gerilimin, Türkiye-İsrail normalleşme süreci açısından büyük önem verilen bir dönemde yaşanması dikkat çekici. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Eylül ayında New York’ta bir araya geldiği İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ertelenen Türkiye ziyaretini Ekim ya da Kasım ayında yapmasının planlandığı kaydedilmişti.

Netanyahu’nun ziyareti öncesi özellikle enerji alanındaki işbirliği olasılıklarını görüşmek üzere Türkiye-İsrail arasında bakan düzeyinde temasların gerçekleştirilmesi de öngörülüyordu.

Ancak yaşanan son gelişmelerin bu temasların ertelenmesine neden olabileceği değerlendirmeleri yapılıyor. Türkiye-İsrail normalleşmesinin geleceğinin ise çatışma ortamının nasıl evrileceğine göre şekilleneceği yorumları öne çıkıyor.

Dünya liderleri ne dedi?

Öte yandan geçtiğimiz 24 saatte çok sayıda diplomatik temas gerçekleşti, dünya liderleri açıklamalar yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AKP’nin 4. Olağanüstü Büyük Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Hamas’ın Aksa Tufanı Operasyonu’na ilişkin, itidal çağrısı yaptı.

Erdoğan, “Türkiye olarak İsrail’deki hadiseler ışığında tarafları itidalle hareket etmeye, gerilimi tırmandıracak fevri adımlardan uzak durmaya çağırıyoruz” dedi.

İlerleyen saatlerde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki’nin yanı sıra Katar, Suudi Arabistan, Mısır ve İran dışişleri bakanları ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği kaydedildi.

Erdoğan, Pazar günü yaptığı bir konuşmada da bölgedeki sorunların kökeninde Filistin meselesi olduğunu ve bunun “hakkaniyete uygun” bir şekilde çözülmesi gerektiğini vurguladı. “İki devletli çözüm” perspektifinin önemli olduğunu belirten Erdoğan, “1967 sınırları temelinde bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz, başkenti Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır” dedi.

Geçtiğimiz saatlerde birçok dünya lideri İsrail’in “kendisini savunma hakkına sahip olduğu” yönünde açıklamalar yaptı. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, Almanya, Ukrayna, İtalya ve İngiltere liderlerinin İsrail’in kendisini “ne kadar gerekiyorsa” savunma hakkına destek verdikleri belirtildi.

Cumartesi akşamı Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada ABD Başkanı Joe Biden da İsrail’in “kendisini ve halkını savunma hakkına sahip olduğunu” ve ABD’nin İsrail’e desteğinin “sağlam ve tereddütsüz” olduğunu ifade etti.

“İsrail’e düşman olan herhangi bir taraf açısından bu saldırıları kullanma zamanı değildir” diyen Biden, “Dünyanın gözü üzerinizde” diye devam etti. Biden, İsrail’in ihtiyacı olan her şeye sahip olması ve kendisini savunmaya devam edebilmesi için müttefiklerle görüşülmekte olduğunu kaydetti.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Aksa Tufanı operasyonuna ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Hamas teröristlerinin İsrail halkına karşı gerçekleştirdiği saldırılar karşısında şoka uğradım” dedi. İsrail’in kesinlikle kendini savunma hakkına sahip olduğunu belirten Sunak, “İsrailli yetkililerle irtibat halindeyiz” dedi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Hamas saldırılarını kınadı. Von der Leyen, “Hamas teröristlerinin İsrail’e yönelik gerçekleştirdiği saldırıyı kesin surette kınıyorum. Bu, terörizmin bir en aşağılık örneğidir. İsrail, böyle çirkni saldırılara karşı kendini savunma hakkına sahiptir” dedi.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ise sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Teröre başvuran herkes dünyaya karşı suç işliyor. Terörün hiçbir yerde ve hiçbir zaman hayatı yok etmeye veya kontrol etmeye kalkışmaması için dünyanın birlik ve beraberlik içerisinde durması gerekiyor. İsrail’in meşru müdafaa hakkı tartışılmaz” dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da İsrail’e yönelik “terör saldırılarını” kınadı. Sosyal medyadan paylaşım yapan Macron, “Kurbanlarla, onların aileleriyle ve onlara yakın olanlarla tam dayanışma içinde olduğumu ifade ediyorum” dedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı ise Pazar günü yaptığı açıklamada, İsrailliler ve Filistinliler arasında tırmanan gerilim ve şiddet olaylarından “derin endişe” duyduğunu belirtti. Açıklamada, “İlgili tarafları sakin olmaya, itidalli davranmaya ve sivilleri korumak ve durumun daha da kötüleşmesini önlemek için düşmanlıkları derhal sona erdirmeye çağırıyoruz” denildi.

Bakanlık, “Çatışmanın tekrarlanması, barış sürecinin uzun süre duraklamasının devam edemeyeceğini bir kez daha gösteriyor” dedi. Bakanlık, uluslararası toplumu “kalıcı barışı sağlamanın bir yolunu bulmak” için “daha büyük bir aciliyetle hareket etmeye” çağırdı.

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Aboul Gheit, “Gazze’deki askeri operasyonların derhal durdurulması” ve “iki taraf arasındaki silahlı çatışma döngüsünün” sonlandırılması çağrısında bulundu ve şöyle devam etti: “İsrail’in şiddet içeren ve aşırılıkçı politikaları uygulamaya devam etmesi, bölgeyi öngörülebilir gelecekte istikrara yönelik ciddi fırsatlardan mahrum bırakan bir saatli bombadır.”

Devlet haber ajansına göre ise Mısır Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Filistinliler arasındaki gerilimin tırmanmasının “ciddi sonuçları” konusunda uyarıda bulundu. Bakanlığın yaptığı açıklamada, “Maksimum itidal uygulanması ve sivillerin daha fazla tehlikeye maruz bırakılmasından kaçınılması” çağrısında bulunuldu.

Mısır Dışişleri Bakanı Sami Şükrü’nün gelişmeleri görüşmek üzere AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile bir görüşme gerçekleştireceği aktarıldı.

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Rahim Safavi, Filistinlilerin İsrail’e yönelik saldırısını destekledi. ISNA haber ajansında yer alan haberde Safavi’nin “Filistinli savaşçıları kutlarız” ifadelerine yer verildi. Safavi, “Filistin ve Kudüs’ün özgürleşene kadar Filistin savaşçılarının yanında olacağız” dedi.

Interfax haber ajansının Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’a dayandırdığı haberine göre ise Rusya, İsrail-Filistin çatışmasının tırmanmasıyla bağlantılı olarak İsrail, Filistinliler ve Arap ülkeleriyle temas halinde olduğunu söyledi.

Rusya tarafından yapılan açıklamada, “Her zaman itidal çağrısında bulunduğumuzu söylemeye gerek yok” denildi.

(Kaynak: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın

İsrail – Filistin Gerilimi: Tel Aviv Resmen “Savaş” İlan Etti

Gazze’yi kontrol eden Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının İsrail’e karşı “Aksa Tufanı” operasyonunu başlattığını açıklamasından bir gün sonra, İsrail’in askeri-siyasi kabinesi, ‘resmi savaş ilanı’ anlamına gelen Anayasa’nın 40. maddesini yürürlüğe koyduğu bildirildi.

İsrail Hükümet Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre, ülkenin askeri-siyasi kabinesi, Anayasa’nın 40. maddesini yürürlüğe koydu. Bu madde, resmi savaş ilanı anlamına geliyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı, diplomatik misyonlarını yüksek alarma geçirirken, bu kapsamda, diplomatlara ‘güvenlik yetkililerinden özel izin almadıkça evlerinden çıkmama’ talimatı verildi.

İsrail hükümetinin basın ofisinden yapılan sosyal medya paylaşımına göre Cumartesi gününden bu yana 600’den fazla İsrailli öldürüldü. Ayrıca 100’den fazla kişinin kaçırıldığı ve 2,000’den fazla kişinin de yaralandığı belirtildi.

Filistinli yetkililere göre Gazze’de İsrail’in hava saldırıları sonucunda en az 370 kişi hayatını kaybetti, 2200 kişi de yaralandı.

Hizbullah İsrail’e saldırdı

Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırılarını başlatmasından bir gün sonra İran destekli Hizbullah milisleri Lübnan’dan İsrail’e saldırı düzenledi. Şii milisler Pazar günü yaptığı açıklamada, “çok sayıda topçu mermisi ve güdümlü füzelerle” sınır bölgesindeki İsrail hedeflerinin vurulduğunu belirtti. Açıklamada, saldırının Hamas ile “dayanışma” amacıyla düzenlendiği kaydedildi.

Hizbullah, Lübnan’a ait olan ancak İsrail işgali altındaki Kefr Şuba bölgesinde “Siyonist düşmana” ait üç noktanın vurulduğunu bildirdi. AFP haber ajansına konuşan bölge sakinleri de sabah saatlerinde İsrail yönüne roket saldırıları düzenlendiğini aktardı.

Hizbullah, Hamas’ın saldırılarını “kahramanca operasyon” olarak nitelendirerek bu örgütü tebrik etmiş, Hamas da Hizbullah’a, İsrail’e karşı mücadeleye katılma çağrısı yapmıştı.

İsrail, Hizbullah hedeflerini vurdu

İsrail ordusu ise Lübnan’ın güneyinden düzenlenen saldırılara karşılık verdi. Ordudan yapılan açıklamada, İsrail birliklerinin Lübnan’da saldırıların düzenlendiği mevzileri vurduğu belirtildi.

İsrail ordusu, ayrıca Hizbullah’ı Hamas’ın başlattığı askeri gerginliğe karışmaması konusunda uyardı. Ordu Sözcüsü Richard Hecht, “Hizbullah’a müdahil olmamasını tavsiye ediyoruz. Gelirlerse de, buna hazırız” ifadelerini kullandı.

Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere destek amacıyla bir gösteri düzenlendi. Katılımcıların Filistin ve Hizbullah bayrakları taşıdığı görüldü.

Gösteri, Hizbullah’ın bu sabah İsrail mevzilerine düzenlediği sınırlı topçu ve füze saldırılarının ardından gerçekleşti. Yapılan açıklamada saldırıların “Filistin halkıyla dayanışma için” yapıldığı belirtildi. İsrail de buna topçu saldırılarıyla karşılık verdi.

İsrail ile Lübnan arasındaki tampon bölgede konuşlu Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Görev Gücü (UNIFIL) ise itidal çağrısında bulundu. “Her iki tarafın yetkilileriyle de temas halindeyiz” açıklamasında bulunan UNIFIL, tansiyonun daha da yükselmesini önlemeyi hedeflediğini belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2000 yılında belirlenen, İsrail ile Lübnan arasındaki sınırı oluşturan Mavi Hat’ta yaklaşık 13 bölge tartışma yaratıyor. İsrail ve Hizbullah arasında 2006 yılında 34 gün süren bir savaş yaşanmış, Lübnan tarafından bin 200’den fazla, İsrail tarafında ise 160 civarında kişi hayatını kaybetmişti.

Mısır’da bir polis memuru iki İsrailli turisti öldürdü

İsrail dışişleri bakanlığı, Mısır’ın İskenderiye kentinde iki İsrailli turist ve Mısırlı tur rehberlerinin vurularak öldürüldüğünü açıkladı. Bir polis memurunun kentte bir grup İsrailli turiste ateş açtığı iddia edildi. Polis memurunun gözaltına alındığı belirtildi.

Extra News adlı televizyon kanalı da kimliği belirsiz bir güvenlik yetkilisinin, saldırıda bir kişinin daha yaralandığını söylediğini aktardı. Mısır’da İsraillilere yönelik bu tür bir saldırı onlarca yıldır görülmemişti.

Hamas, Filistinlilere ve bölgedeki diğer Araplara “İsrail işgalini ortadan kaldırma” eylemine katılma çağrısında bulundu. Şimdi büyük bir soru, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki veya bölgenin başka yerlerindeki Filistinlilerin bu çağrıya kulak verip vermeyecekleri.

İsrail şüphesiz birden fazla cephede başlayabilecek bir savaş olasılığının farkında. İsrail için en kötü senaryo, Lübnanlı militan grup Hizbullah’ın da bu girişime dahil olması olur.

Bu arada İsrail ordusu büyük miktarda asker takviyesi emri verdi. Gazze’ye yönelik yoğun hava saldırılarının yanı sıra İsrail kara operasyonu planladığını da belirtti.

İsrail’de “özel güvenlik durumu” genişletildi

İsrail Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın operasyonel değerlendirmelerin ardından “özel güvenlik durumunu” tüm İsrail topraklarını kapsayacak şekilde genişlettiği belirtildi.

Açıklamada, böylece İsrail ordusunun sivillere güvenlik talimatları verebileceği ve gerekli durumlarda kamuya açık alanları kapatabileceği aktarıldı.

Gazze Şeridi sınırındaki İsrailliler tahliye ediliyor

İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, Gazze Şeridi sınırındaki Yahudi yerleşim birimlerindeki İsraillileri tahliye etmeye başladığını ve çoğu bölgede kontrolün yeniden sağlandığını duyurdu. Açıklamada, “Saldırıya uğrayan bölgelerin çoğunun kontrolünü yeniden ele geçirmeyi başardık. Beiri yerleşim biriminde çatışmalar devam ediyor” ifadelerine yer verildi.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te genel grev

Filistin Kurtuluş Örgütü Yürütme Kurulu Üyesi Vasıl Ebu Yusuf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Batı Şeria’da İsrail’in ihlallerine tepki için genel grev ilan edildiğini belirtti. Tepki olarak esnafın kepenk kapattığını ifade eden Ebu Yusuf, Gazze’ye saldırılardan ötürü Filistin halkına uluslararası koruma sağlanması gerektiğini kaydetti.

Batı Şeria’nın yanı sıra Doğu Kudüs’te de Filistinli esnaf kepenk kapattı. Öte yandan Filistin Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, ilköğretim ve üniversitelerde eğitime ara verildiği bildirildi.

İran Cumhurbaşkanı Reisi, Hamas ve İslami Cihad liderleriyle görüştü

İran devlet medyası, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin son gelişmelerin ardından Filistinli militan gruplar Hamas ve İslami Cihad’ın liderleriyle görüştüğünü bildirdi. Reisi’nin iki liderle yaptığı görüşmenin ayrıntıları açıklanmadı.

İran Hamas’ı destekliyor ve finanse ediyor, silah ve eğitim sağlıyor. İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in danışmanlarından biri, Cumartesi günü yaptığı açıklamada “Filistinli savaşçıları kutluyoruz” ifadeleriyle destek bildirmişti.

Paylaşın

Pakistan’ın Sığınmacıları Sınır Dışı Etme Planına Birleşmiş Milletler’den Uyarı

Ülkede düzensiz göçmen statüsünde yaşayan 1,7 milyon Afgana, 31 Ekim’e kadar Afganistan’a dönme çağrısında bulunan Pakistan yönetimine Birleşmiş Milletler’den uyarı geldi. BM açıklamasında, “Bu tür planlar ülkeyi terk etmeye zorlanan herkes için dönüşte ciddi güvenlik riskleri taşıyabilir” dedi.

Pakistan İçişleri Bakanı Sarfraz Bugti, ülkede yasa dışı olarak bulunan göçmenlerin toplu gözaltı veya zorla sınır dışı edilmeye maruz kalmamak için 1 Kasım öncesi gönüllü olarak ülkelerine geri dönmeleri gerektiğini söylemişti.

Bakan Bugti ayrıca, hükümetin belgesiz göçmenlerin mal ve mülklerine el koymayı planladığını ve bu durumda olan göçmenlerle ilgili bilgi verecek vatandaşları ödüllendirmek için de özel bir telefon hattı kuracağını aktardı.

Birleşmiş Milletler (BM), Pakistan’ın ülkede bulunan Afganları zorla sınır dışı etmesinin, ailelerin ayrılması ve reşit olmayanların sınır dışı edilmesi de dahil olmak üzere ciddi insan hakları ihlallerine yol açabileceğine dikkat çekti.

Pakistan, ülkede düzensiz göçmen statüsünde yaşayan 1,7 milyon Afgana, 31 Ekim’e kadar Afganistan’a dönme çağrısında bulunmuş, aksi takdirde kitlesel tutuklama ve sınır dışı uygulamalarının gerçekleştirileceğini bildirmişti.

İslamabad, bu adımla doğrudan Afganları hedef aldığı yönündeki eleştirileri reddederek, hedeflerinin vatandaşlığa bakılmaksızın ülkede düzensiz bulunan göçmenler olduğunu ifade etmişti.

BM açıklamasında, “Bu tür planlar ülkeyi terk etmeye zorlanan herkes için dönüşte ciddi güvenlik riskleri taşıyabilir” diyerek, uluslararası korumaya ihtiyaç duyan Afgan vatandaşlarının kayıt altına alınmasına ve yönetilmesine BM olarak yardımcı olmaya hazır olduğunu duyurdu.

Uluslararası Göç Örgütü ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, ülkeleri “Afgan vatandaşlarının zorla geri dönüşünü durdurmaya ve mümkün olan her geri dönüşün güvenli, saygın ve gönüllü bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaya” çağırdı.

İslamabad hükümeti, düzensiz göçmenler hakkında ihbar yapan kişilere yardım etmek için bir telefon hattı kurduğunu ve ihbar yapanlar için ödül sunulacağını belirtmişti.

BM birimleri, Afganistan’ın hak ihlallerinin yaşandığı ciddi bir insani krizden geçtiğini, ülkedeki durumun özellikle Taliban tarafından altıncı sınıf sonrası eğitimden, çoğu kamusal alandan ve pek çok işten alıkoyulan kadınlar ve kız çocukları için zorlu olduğuna dikkat çekti.

Pakistan’ın başkenti İslamabad’ın bazı bölgelerindeki mülk ve emlak sahiplerinin, “yasa dışı Afganları” ve ailelerini ay sonuna kadar tahliye etmeleri konusunda uyarı aldıkları, uygulamadıkları durumda yasal işlem başlatılacağı belirtildi.

Emniyet güçlerinin, şehrin bazı camilerinde cemaate, mahallelerindeki Afganları ihbar etme görevini anlatmaları için din adamlarına başvurduğu belirtildi.

Pakistan’ın güneybatısındaki Belucistan Eyaleti’nin Enformasyon Bakanı Jan Achakzai, duyurunun yapıldığı günden bu yana yüzlerce Afgan ailesinin gönüllü olarak ülkeyi terk ettiğini ve yetkililerin, Afganlar ve İranlılar dahil olmak üzere 100’den fazla kişiyi gözaltına aldığını söyledi.

İnsan hakları örgütleri ve Afganistan’daki Taliban yönetimi Pakistan’daki göçmenlere yönelik sıkı denetimleri eleştirdi.

Pakistan, Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban örgütünün en güçlü destekçisi konumunda. Batı destekli eski Afgan hükümeti döneminde, yetkililer, Afganistan’da düzenlenen intihar saldırılarının ardında Pakistan istihbaratının olduğu yönünde suçlamalar yöneltiyordu.

Sovyetler Birliği’nin 1979’da Afganistan’ı işgal etmesinin ardından savaştan kaçan Afganlar, ağırlıklı olarak Pakistan’a göç etti. Batılı bazı analistler Pakistan’ı, Taliban ve diğer silahlı militan grupları kendi topraklarında himaye ederek Afganistan’ı istikrarsızlaştırma girişimleri suçlamasıyla eleştiriyordu.

Paylaşın

İsrail Komünist Partisi: Yaşananların Sorumluluğu Faşist Sağcı Hükümete Ait

İsrail Komünist Partisi (MAKİ) ve Barış ve Eşitlik için Demokratik Cephe (Hadash), birçok masum vatandaşın hayatına mal olan tehlikeli tırmanışın tüm sorumluluğunu faşist sağcı hükümette olduğunu açıkladı.

Tırmanan gerilimin nedeni olarak Netanyahu hükümetinin canice işgal politikaları olduğunu belirten MAKİ ve Hadash ayrıca, Netanyahu hükümetinin son gelişmeleri, Gazze Şeridi’ne yönelik intikam amaçlı bir saldırı gerçekleştirmek için kullanılmasından derin endişe duyduklarını da ifade etti.

İsrail Komünist Partisi (MAKİ) ve sol partilerin oluşturduğu Barış ve Eşitlik için Demokratik Cephe (Hadash), Hamas’ın silahlı kanadının İsrail’e başlattığı Aksa Tufanı operasyonuyla birlikte bölgede yaşananlara dair ortak açıklama yayımladı.

Açıklamada “aşırı sağcı Netanyahu hükümetinin canice işgal politikasının” bölgede yaşananlardan sorumlu olduğu ifade edilirken, bu politikanın bölge barışı açısından büyük tehlikeler yarattığı vurgulandı.

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları’nın dün giriştiği operasyonda Türkiye saatiyle 7.30-8.00 sularında Gazze Şeridi’ndeki Filistinli gruplar, birçok noktadan roket saldırısına başlamıştı.

Buna karşılık İsrail de dün ilerleyen saatlerde, “Demir Kılıçlar” operasyonunu başlattığını duyurmuştu. İsrail ordusu, abluka altındaki Gazze Şeridi’nde Hamas’a ait olduğunu iddia ettiği 4 büyük binaya saldırı düzenlediğini açıklamıştı.

Pek çok ülkenin lideri itidal çağrısı yaparak tarafları ateşkese çağırsa da ölü ve yaralı sayısı artmaya devam ediyor.

MAKİ ve Hadash, bahsi geçen ortak açıklamada, “masum sivillere verilen her türlü zararı açıkça kınadıklarının” altını çizdi.

Hem Arap hem de Yahudi işgal mağdurlarının ailelerine başsağlığı dileklerinin iletildiği açıklamada, “İsrail’deki faşist sağ hükümetin işgali sürdürme amacıyla işlediği suçlar, durdurulması gereken bölgesel bir savaşa yol açıyor” ifadelerine de yer verildi:

Yerleşimcilerin hükümetin himayesinde işgal altındaki topraklarda çılgına döndüğü, Mescid-i Aksa’ya saygısızlık ettiği ve Huwara’da yeni bir pogrom gerçekleştirdiği şoke edici bir hafta geçirdik. Sonunda çok ciddi bir gerilimle uyandık. Bu, sağcı hükümetin ilk günden bu yana körüklediği savaşta tüm bölgeyi tehlikeye atıyor.

İsrail işgali altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde yer alan Huwara kasabası, Aksa Tufanı operasyonundan önceki gün ciddi şiddet olaylarına sahne olmuştu.

Kasabada trafiğe takılan bir araçta Filistinli silahlı bir kişinin İsrailli bir aileye ateş açtığı ve kimsenin yara almadan atlattığı olayın ardından İsrailli yerleşimciler bölgede isyan çıkarmıştı.

Aralarında radikal sağcı bir milletvekilinin de bulunduğu onlarca yerleşimci Huwara’ya girmiş ve yaşanan olaylarda 19 yaşındaki Filistinli bir genç öldürülmüştü.

Yerleşimcilerin Huwara baskınını “pogrom” diye niyeleyen MAKİ ve Hadash, “Yaşananlar, Netanyahu hükümeti ve yerleşimcilerin tüm bölgeyi ne kadar tehlikeli bir yöne sürüklediğini gösteriyor” açıklamasında bulundu:

Çatışmayı yönetmenin ya da askeri yöntemlerle çözmenin mümkün olmadığı görülüyor. Tek çözüm var: İşgali sona erdirmek için çabalamak ve Filistin halkının meşru taleplerini ve haklarını tanımak.

Açıklamada ayrıca, “İşgalin sona ermesi ve adil bir barışın tesisi, bu ülkedeki iki halkın ortak çıkarıdır” ifadeleri yer aldı:

Netanyahu hükümetinin son gelişmeleri Gazze Şeridi’ne intikam amaçlı bir saldırı gerçekleştirmek için kullanmasından derin endişe duyuyor, uluslararası toplumu ve bölge ülkelerini savaş davullarını susturmaları için derhal müdahale etmeye çağırıyoruz. Siyasi çözümün desteklenmesini sağlayacak hamleleri başlatın.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Afganistan’da 6,3 Büyüklüğünde Deprem: En Az 2 Bin Ölü

Afganistan Afet Bakanlığı sözcüsü Canan Sayik, ülkede meydana gelen 6,3 büyüklüğündeki depremde 2 bin 53 kişinin öldüğünü, 9 bin 240 kişinin yaralandığını ve bin 320 evin hasar gördüğünü veya yıkıldığını söyledi. 

Afganistan Enformasyon ve Kültür Bakanlığı Sözcüsü Abdulvahit Rayan ise, can kayıplarının ilk gelen bilgilerdekinin üzerinde olduğunu belirterek, yüzlerce kişinin enkaz altında olduğunu ve bazı köylerin tamamen yıkıldığını kaydetti. Rayan, “2 bin 60 ölünün dışında, bin 240 kişi yaralandı, bin 320 ev tamamen yıkıldı” dedi.

ABD Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS), cumartesi günü ülkenin batısındaki Herat şehrinin 35 km kuzeybatısında meydana gelen depremlerin en şiddetlisinin 6,3 büyüklüğünde olduğunu duyurdu. Depremde 2 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini 9 binden fazla kişinin de yaralandığını açıklandı.

Yetkililer bu depremin, Afganistan’ın son 20 yılda yaşadığı en yıkıcı deprem olduğunu kaydetti. Ülkede geçen yıl Paktika vilayetinde meydana gelen 5,9 büyüklüğündeki depremde de yaklaşık bin 200 kişi yaşamını yitirmişti.

Afganistan Kızılayı sözcüsü, yedi ekibin kurtarma çalışmalarında yer aldığını, diğer ekiplerin de ülkenin farklı noktalarından deprem bölgesine sevk edildiğini belirterek, “Evleri yıkılan insanlar için geçici bir çadır kampı kuruldu. Bu zor zamanda afetzedeler için elimizden geleni yapacağız” dedi. Kurtarma çalışmalarına katılanlar da yıkımın korkulanın ötesinde olduğunu ve bazı köylerin dümdüz hale geldiğini belirtti.

Komşu ülke Pakistan’dan yapılan açıklamada, acil ihtiyaçların sağlanması konusunda Afgan hükümeti ile temasta oldukları kaydedildi. Katar’daki Taliban siyasi ofisi başkanı Suheyl Şahin, kurtarma ve yardım için acilen yiyecek, içme suyu, ilaç, giysi ve çadırlara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Dağlarla çevrili Afganistan, geçmişte de çoğu Pakistan sınırındaki engebeli Hindu Kush bölgesinde olmak üzere güçlü depremlerle sarsılmıştı. Onlarca yıldır süren savaşın altyapıyı yok ettiği, yardım ve kurtarma operasyonlarının organize edilmesinin zor olduğu ülkenin uzak bölgelerinden bilgi geldiğinde ölü sayısı genellikle artıyor.

Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden bu yana ekonominin omurgasını oluşturan uluslararası yardımların çoğu durduruldu ve neredeyse tamamen dış yardıma bağımlı olan Afganistan’ın sağlık sistemi geçen iki yılda ciddi kesintilerle karşı karşıya kaldı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Pazar günü yayınladığı raporda, Herat ilinde toplam 202 kamu sağlık tesisinin bulunduğu ve bunlardan birinin hayatını kaybeden 500 kişinin getirildiği büyük bölgesel hastane olduğu belirtildi.

DSÖ, tesislerin büyük çoğunluğunun daha küçük temel sağlık merkezlerinden oluştuğunu ve lojistik zorlukların özellikle uzak bölgelerdeki operasyonları engellediğini söyledi. Açıklamada, “Arama kurtarma çalışmaları devam ederken, bu bölgelerdeki kayıplar henüz tam olarak tespit edilemedi” denildi.

Paylaşın

Kassam Tugayları Ve İzzeddin El-Kassam Kimdir?

İsrail’in 2005 yılında Gazze Şeridi’nden çekilmesinden bu yana bölgeyi kontrol eden Hamas, İsrail’e karşı “El Aksa Tufanı Operasyonu” başlattı. Peki, operasyona katılan Filistinli direniş örgütlerine öncülük eden Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları kimdir?

Kassam Tugayları ya da tam adıyla İzzeddin el-Kassam Tugayları, adını İngiliz sömürgeciliğine karşı mücadele verirken hayatını kaybeden Suriye asıllı Filistin lideri Şeyh İzzeddin El-Kassam’dan alıyor.

İzzeddin el-Kassam: Suriye’nin Lazkiye kasabasına bağlı Cebale köyünde doğdu. Köy öğretmeni olan babası hayat görüşünün oluşmasında büyük rol oynamıştır. 14 yaşında köyünden ayrılarak Kahire’de El-Ezher Üniversitesi’ne kaydoldu ve burada Müslüman Kardeşler’e katıldı. Çok geçmeden kendi çevresini oluşturdu. Daha sonra köyüne dönen el-Kassam köyün camisinde imamlık yapmaya başladı. Vaazlarında İslâmî dirilişin ancak öze dönerek sağlanacağını, emperyalizmin en büyük düşman olduğunu dile getirdi. Kassam’ın ünü giderek tüm Suriye’ye yayılmaya başladı.

1911’de İtalya’nın Trablus’u işgal etmesi üzerine bölgeye giderek Osmanlı birlikleriyle İtalyanlara karşı savaştı. I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusuna yazıldı. Savaşın ardından Şam’ın Fransız işgalinden kurtarılması için mücadele etmeye ve halkı örgütlemeye başlayan el-Kassam, gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı. 1922’de Suriye’yi terk etmek zorunda kaldı ve o zaman Filistin topraklarında olan Hayfa kenti yakınlarında bir köye yerleşti.

Filistin topraklarının Yahudi göçmenlerce satın alınmasına ya da işgal edilmesine şiddetle karşı çıktı. Hayfa’daki İslâmî bir okulda öğretmenlik yapmaya başladı ve Genç Müslümanlar Birliği’ne katıldı. Burada tesadüf eseri Filistin ulusal savaşına önderlik eden el-Fetih’in fikir babası Hacı Emin el-Hüseyni ile tanıştı. Ancak onun milliyetçi fikirlerinden uzaktı. Yıllar sonra Hacı Emin ve el-Kassam’ın fikir önderliğini yaptığı hareketler, Filistin Kurtuluş Örgütü ve HAMAS haline dönüştü ve birbirlerine rakip olmaya devam etti.

Şeyh İzzeddin el-Kassam, Fransız işgaline karşı direnmek amacıyla küçük askeri hücreler kurdu. Lübnan-Filistin sınırında gerilla savaşı başlattı. El-Kassam’ın silahlı mücadelesi Filistin’de bir Yahudi devleti kurulmasını destekleyen İngiltere’yi rahatsız ediyordu. 1935 yılında el-Kassam bölgede dolaşırken 500 İngiliz askeri tarafından kuşatıldı ve öldürüldü.

Kassam Tugayları’nın kuruluşu

Hamas’ın askeri gücündeki artıştan sonra 1992 yılında örgüt, İzzeddin el-Kassam Tugayları adıyla silahlı bir direniş kanadı kurmaya karar verdi. Kassam Tugayları’nın kuruluşuna, Hamas öncesinde Gazze’deki Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın “Mecd” ve “Filistinli Mücahitler” gibi bazı farklı isimler altında çalışmaları zemin hazırladı.

Kassam Tugayları, 1 Ocak 1992’de kendilerine bağlı bir hücre tarafından yayınladığı ilk açıklamayla, Hamas’ın silahlı kanadı olduğunu duyurdu. Kassam Tugayları, 80 öncesi Filistinli Marksist grupların aksine strateji olarak sadece Filistin toprakları içerisinde eylem yapmayı benimsiyor.

Yahya Ayyaş, Nizar Reyyan, Salah Şehade ve Ahmed Caberi gibi bir çok komutanını İsrail saldırılarında kaybeden silahlı grubun liderliğini Muhammed Deyf ve yardımcılığını Mervan İsa yürütüyor.

6 tugaydan oluşuyor

Kassam Tugayları, 30 bin civarında silahlı üyesi olan 6 tugaydan oluşuyor. Bu tugaylar da kendi içinde farklı birimlere bölünüyor. Filistin dışından hiçbir milis desteğini kabul etmeyen grup, mensuplarını dini, kültürel ve ahlaki yoğun bir eğitim sürecinden geçiriyor.

El-Kassam Tugayları, askeri çalışmalarına başlangıçta tabanca sonra tüfekle başladı. Bağlılarının yerel imkanlarla ürettiği otomatik silahın ardından, bazı patlayıcıların yanında bombalar ve uzaktan kumandalı patlayıcı üretimlerini geliştirdi.

Örgüt bünyesinde Mühendislik birimi, Hava Savunma birimi, Topçu birimi, Fedailer birimi, Lojistik birimi uzmanlaşmış birimlere sahip.

İsrail’in güneyindeki Sderot Yahudi Yerleşim bölgesi 26 Ekim 2001’de el-Kassam Tugayları’nın fırlattığı ilk füzeye hedef oldu. “Kassam 1” adıyla bilinen roketi Time dergisi Filistinlilerin roketi silah olarak kullanabildiği noktaya ulaştığını ifade ederek “Ortadoğuyu değiştirme imkanına sahip ilkel roket” şeklinde nitelemişti.

Hamas daha sonradan hızlıca yürüttüğü teknik çalışmalarıyla roketi geliştirerek “Kassam 2” adlı yeni modeli üretti. Kassam bu roketi ilk kez 2002 yılının Şubat ayında kullandı. Kassam 3 ve 4 modellerinden sonra örgüt üretilen roketlere liderlerini takma adlarının baş harfi ve roketin menzilinden oluşan isimler vermeye başladı.

M75, 2003 yılında öldürülen İbrahim el-Mukaddime’nin ardından M harfi ve 75 kilometre menzili olması nedeniyle rakam kodu aldı. R160 roketi 2004 yılında öldürülen Abdulaziz el Rantisi, J180 de 2012 yılında öldürülen Ahmed Caberi’nin adını taşıyor.

Yerli üretim füzelerin yanı sıra Kassam Tugayları İran yapımı Fecr-5 ve Grad füzelerini de kullandı. Kassam Tugayları’nın artan füze kapasitesine cevap olarak İsrail Demir Kubbe adı verilen hava savunma sistemini kurdu.

İnsansız hava aracı üretti

Kassam Tugayları, 14 Temmuz 2014’te “nitelikli bir atılım gerçekleştirdiğini” duyurarak mühendisleri tarafından Ebabil ismi verilen insansız hava aracı ürettiğini duyurdu. Bununla dikkati çeken Kassam, “İsrail hava sahasında özel görevler yürütmek üzere 3 çeşit hava aracı ürettiğini” açıkladı.

Ayrıca Tugaylar, askerleri esir almak gibi bir çok operasyon da yapmıştı. Bunların en önemlisi 2005’de İsrailli er Gilad Şalit’i esir alması ve böylelikle İsrail’le antlaşma yaparak bin 27 Filistinli’yi serbest bıraktırması olmuştu.

Kassam, Gazze’ye karşı (2008 ve 2012) yıllarında açılan savaşta İsrail’e karşı koyma imkanı sağlamakla kalmamış aynı zamanda büyük teknolojik imkanlara sahip İsrail Ordusu’na büyük zararlar vermişti.

Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaların yakın tarihçesi

İsrail’in 2005 yılında 2,3 milyon insana ev sahipliği yapan Gazze Şeridi’nden çekilmesinden bu yana bölgeyi kontrol eden Hamas ve İsrail arasında çok sayıda çatışma yaşandı. İşte bu çatışmaların öne çıkanlarının kronolojisi:

Ağustos 2005 İsrail güçleri, 1967’deki Orta Doğu savaşında kıyı şeridini Mısır’dan ele geçirdikten 38 yıl sonra tek taraflı olarak Gazze’den çekildi, yerleşim yerlerini terk etti ve bölgeyi Filistin Yönetimi’nin kontrolüne bıraktı.

25 Ocak 2006: Hamas, Filistin parlamento seçimlerinde sandalyelerin çoğunluğunu kazandı. İsrail ve ABD, Hamas’ın şiddetten vazgeçmeyi ve İsrail’i tanımayı reddetmesi nedeniyle Filistinlilere yardımı kesti.

25 Haziran 2006: Hamas militanları, sınır ötesi bir baskında İsrail askeri Gilad Şalit’i esir aldı. Bu da İsrail’in hava saldırılarına yol açtı. Şalit, beş yıldan uzun bir süre sonra bir mahkum değişimiyle serbest bırakıldı.

14 Haziran 2007: Hamas, kısa bir iç savaşla Gazze’yi ele geçirdi ve Batı Şeria’da bulunan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a sadık El Fetih güçlerini devirdi.

27 Aralık 2008: İsrail, Filistinlilerin İsrail’in güneyindeki Sderot kasabasına roket atmasının ardından Gazze’ye 22 günlük bir askeri saldırı başlattı. Ateşkes sağlanmadan önce yaklaşık bin 400 Filistinli ve 13 İsraillinin öldürüldüğü bildirildi.

14 Kasım 2012: İsrail, Hamas’ın Genelkurmay Başkanı Ahmed Cebari’yi öldürdü. Hemen ardından sekiz gün boyunca Filistinli militanlar roket fırlatırken, İsrail de hava saldırılarını sürdürdü.
Temmuz-Ağustos 2014 – Üç İsrailli gencin Hamas tarafından kaçırılması ve öldürülmesi, Gazze’de 2 bin 100’den fazla Filistinli’nin ve 67’si askeri olmak üzere 73 İsraillinin öldüğü bildirilen yedi haftalık bir savaşa yol açtı.

Mart 2018: Gazze’nin İsrail ile çitlerle çevrili sınırında Filistinli protestolar başladı. İsrail askerleri protestocuları uzaklaştırmak için ateş açtı. Birkaç ay devam eden protestolarda 170’den fazla Filistinlinin öldürüldüğü bildirildi. Protestolar ve İsrailli askerlerin müdahalesi aynı zamanda Hamas ile İsrail güçleri arasında çatışmalara yol açtı.

Mayıs 2021: Ramazan ayında haftalarca süren gerilimin ardından, Kudüs’teki El Aksa yerleşkesinde İsrail güvenlik güçleriyle çıkan çatışmalarda yüzlerce Filistinli yaralandı. İsrail’in güvenlik güçlerini yerleşkeden çekmesini talep ettikten sonra Hamas, Gazze’den İsrail’e bir roket yağmuru başlattı. İsrail de Gazze’ye hava saldırılarıyla karşılık verdi. 11 gün süren çatışmalarda Gazze’de en az 250, İsrail’de ise 13 kişi hayatını kaybetti.

Ağustos 2022: İsrail’in hava saldırısıyla üst düzey bir İslami Cihad komutanını vurmasıyla başlayan ve üç gün süren şiddet olaylarında 15’i çocuk en az 44 kişi öldürüldü. İsrail, hava saldırılarının İran destekli militan hareketin İsrailli komutanları ve silah depolarını hedef alacak bir saldırı planına karşı önleyici bir operasyon olduğunu söyledi. Buna karşılık İslami Cihad, İsrail’e binden fazla roket fırlattı. İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemi, herhangi bir ciddi hasar veya can kaybının önüne geçti.

Ocak 2023: Gazze’deki İslami Cihad, İsrail birliklerinin bir mülteci kampına baskın yapıp yedi Filistinli silahlı militanı ve iki sivili öldürmesinin ardından İsrail’e iki roket fırlattı. Roketler sınıra yakın yerleşim yerlerinde alarmların çalmasına neden oldu ancak herhangi bir can kaybına yol açmadı. İsrail Gazze’ye hava saldırılarıyla karşılık verdi.

Mayıs 2023: İsrail’in Filistin İslami Cihad örgütünün üç üyesini hedef alarak öldürmesiyle başladı. İki taraf arasında beş gün süren çatışmalarda Filistinli siviller de hayatını kaybetti. Daha sonra iki taraf arasında ateş anlaşması yapıldı.

Ekim 2023: Hamas, roket yağmurunun yanı sıra sınırı geçen silahlı kişilerle sürpriz bir saldırı düzenleyerek Gazze Şeridi’nden İsrail’e son yılların en büyük saldırısını başlattı. İslami Cihad, savaşçılarının saldırıya katıldığını duyurdu. İsrail ordusu, savaş durumunda olduğunu belirterek, Gazze’de Hamas’ı hedef alan saldırılar düzenlediğini ve yedek birlikleri göreve çağırdığını açıkladı.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı İkinci Gününde: En Az 800 Ölü

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları öncülüğündeki Filistinli direniş grupları Gazze Şeridi’nden İsrail’e karşı ‘Aksa Tufanı’ operasyonunu başlatırken, İsrail’de buna karşılık “Demir Kılıçlar” operasyonunu başlattı. Operasyonlar ikinci gününe girerken en az 800 kişinin öldüğü bildirildi.

Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Gazze’ye yönelik sürdürdüğü hava saldırılarında ölü sayısının 313’e çıktığını duyurdu. Hayatını kaybedenlerden 20’sinin çocuk olduğunu bildiren Bakanlık, 2 bine yakın da yaralı olduğunu açıkladı. Diğer yandan Batı Şeria’da İsrail askerleri ile Filistinli göstericiler arasında çıkan çatışmalarda 6 kişi öldü. Bir başka olayda da İsrail askerlere bıçaklı saldırı girişiminde bulunan bir Filistinli öldürüldü.

Hamas militanlarının önce binlerce roket fırlatarak, ardından da sınırı geçerek İsrail yerleşimlerine düzenlediği saldırılarda ise İsrail medyasına göre en az 500 kişinin öldüğü belirtiliyor. Çok sayıda İsrailli asker ve sivil de Hamas tarafından rehin alındı.

Hizbullah İsrail’e saldırdı

Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırılarını başlatmasından bir gün sonra İran destekli Hizbullah milisleri Lübnan’dan İsrail’e saldırı düzenledi. Şii milisler Pazar günü yaptığı açıklamada, “çok sayıda topçu mermisi ve güdümlü füzelerle” sınır bölgesindeki İsrail hedeflerinin vurulduğunu belirtti. Açıklamada, saldırının Hamas ile “dayanışma” amacıyla düzenlendiği kaydedildi.

Hizbullah, Lübnan’a ait olan ancak İsrail işgali altındaki Kefr Şuba bölgesinde “Siyonist düşmana” ait üç noktanın vurulduğunu bildirdi. AFP haber ajansına konuşan bölge sakinleri de sabah saatlerinde İsrail yönüne roket saldırıları düzenlendiğini aktardı.

Hizbullah, Hamas’ın saldırılarını “kahramanca operasyon” olarak nitelendirerek bu örgütü tebrik etmiş, Hamas da Hizbullah’a, İsrail’e karşı mücadeleye katılma çağrısı yapmıştı.

İsrail, Hizbullah hedeflerini vurdu

İsrail ordusu ise Lübnan’ın güneyinden düzenlenen saldırılara karşılık verdi. Ordudan yapılan açıklamada, İsrail birliklerinin Lübnan’da saldırıların düzenlendiği mevzileri vurduğu belirtildi.

İsrail ordusu, ayrıca Hizbullah’ı Hamas’ın başlattığı askeri gerginliğe karışmaması konusunda uyardı. Ordu Sözcüsü Richard Hecht, “Hizbullah’a müdahil olmamasını tavsiye ediyoruz. Gelirlerse de, buna hazırız” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Lübnan arasındaki tampon bölgede konuşlu Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Görev Gücü (UNIFIL) ise itidal çağrısında bulundu. “Her iki tarafın yetkilileriyle de temas halindeyiz” açıklamasında bulunan UNIFIL, tansiyonun daha da yükselmesini önlemeyi hedeflediğini belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2000 yılında belirlenen, İsrail ile Lübnan arasındaki sınırı oluşturan Mavi Hat’ta yaklaşık 13 bölge tartışma yaratıyor. İsrail ve Hizbullah arasında 2006 yılında 34 gün süren bir savaş yaşanmış, Lübnan tarafından bin 200’den fazla, İsrail tarafında ise 160 civarında kişi hayatını kaybetmişti.

Mısır’da bir polis memuru iki İsrailli turisti öldürdü

İsrail dışişleri bakanlığı, Mısır’ın İskenderiye kentinde iki İsrailli turist ve Mısırlı tur rehberlerinin vurularak öldürüldüğünü açıkladı. Bir polis memurunun kentte bir grup İsrailli turiste ateş açtığı iddia edildi. Polis memurunun gözaltına alındığı belirtildi.

Extra News adlı televizyon kanalı da kimliği belirsiz bir güvenlik yetkilisinin, saldırıda bir kişinin daha yaralandığını söylediğini aktardı. Mısır’da İsraillilere yönelik bu tür bir saldırı onlarca yıldır görülmemişti.

Hamas, Filistinlilere ve bölgedeki diğer Araplara “İsrail işgalini ortadan kaldırma” eylemine katılma çağrısında bulundu. Şimdi büyük bir soru, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki veya bölgenin başka yerlerindeki Filistinlilerin bu çağrıya kulak verip vermeyecekleri.

İsrail şüphesiz birden fazla cephede başlayabilecek bir savaş olasılığının farkında. İsrail için en kötü senaryo, Lübnanlı militan grup Hizbullah’ın da bu girişime dahil olması olur.

Bu arada İsrail ordusu büyük miktarda asker takviyesi emri verdi. Gazze’ye yönelik yoğun hava saldırılarının yanı sıra İsrail kara operasyonu planladığını da belirtti.

İsrail’de “özel güvenlik durumu” genişletildi

İsrail Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın operasyonel değerlendirmelerin ardından “özel güvenlik durumunu” tüm İsrail topraklarını kapsayacak şekilde genişlettiği belirtildi.

Açıklamada, böylece İsrail ordusunun sivillere güvenlik talimatları verebileceği ve gerekli durumlarda kamuya açık alanları kapatabileceği aktarıldı.

Gazze Şeridi sınırındaki İsrailliler tahliye ediliyor

İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, Gazze Şeridi sınırındaki Yahudi yerleşim birimlerindeki İsraillileri tahliye etmeye başladığını ve çoğu bölgede kontrolün yeniden sağlandığını duyurdu. Açıklamada, “Saldırıya uğrayan bölgelerin çoğunun kontrolünü yeniden ele geçirmeyi başardık. Beiri yerleşim biriminde çatışmalar devam ediyor” ifadelerine yer verildi.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te genel grev

Filistin Kurtuluş Örgütü Yürütme Kurulu Üyesi Vasıl Ebu Yusuf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Batı Şeria’da İsrail’in ihlallerine tepki için genel grev ilan edildiğini belirtti. Tepki olarak esnafın kepenk kapattığını ifade eden Ebu Yusuf, Gazze’ye saldırılardan ötürü Filistin halkına uluslararası koruma sağlanması gerektiğini kaydetti.

Batı Şeria’nın yanı sıra Doğu Kudüs’te de Filistinli esnaf kepenk kapattı. Öte yandan Filistin Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, ilköğretim ve üniversitelerde eğitime ara verildiği bildirildi.

Güvenlik kabinesi Netanyahu’ya ‘savaş yetkisi’ verdi

İsrail Güvenlik kabinesi cumartesi akşamı Başbakan Netanyahu’ya büyük çaplı bir askeri harekatı başlatma yetkisi verdi. Bu karar, Gazze Şeridi’nde geniş çaplı askeri operasyonlara olanak tanıyacak. Güvenlik Kabinesi’nin aldığı bu karar, pazartesi günü Knesset’in Dışişleri ve Savunma Komitesi’nin onayına sunulacak.

Pazartesi günü komite ayrıca hükümetin yedek askerleri çağırma ve olağanüstü hal ilan etme kararını da geriye dönük olarak onaylayacak. Başbakan Netanyahu, Gazzelilere yaptığı çağrıda “Gazze’yi terk edin” demişti. Güvenlik uzmanlarına göre, İsrail’in Hamas ile mücadelesi uzun soluklu çatışmalara yol açabilir.

“İsrail topraklarında ‘güç takviyesi’ yaptık”

Hamas’ın askeri sözcüsü, örgütün İsrail topraklarındaki “güçlerini yenilemeyi” ve sahada savaşan askerlerine yardım sağlamayı başardığını söyledi. Askeri sözcü, Hamas militanlarının İsrail içinde savaşmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.

Daha önce de örgütün gece ve sabah erken saatlerde İsrail topraklarına sızmaya devam ettiği ve aralarında Sufa, Holit ve Yated köyleri ile birkaç bölgede “sahada faaliyet gösteren güçlerini takviye ettiği” iddia edilmişti. İsrail medyası da, Gazze sınırına yakın İsrail topraklarında çatışmaların yer yer devam ettiğini aktarıyor.

BMGK toplanıyor

Reuters’a konuşan diplomatlar, Hamas’ın cumartesi günü İsrail’e yönelik son yılların en büyük saldırısını gerçekleştirmesinin ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin pazar günü toplanacağını söyledi.

BM sözcüsü Stephane Dujarric yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Hamas’ın saldırısını kınadığını ve “daha büyük bir savaştan kaçınmak için tüm diplomatik çabaları gösterme” çağrısında bulunduğunu söyledi.

Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaların yakın tarihçesi

İsrail’in 2005 yılında 2,3 milyon insana ev sahipliği yapan Gazze Şeridi’nden çekilmesinden bu yana bölgeyi kontrol eden Hamas ve İsrail arasında çok sayıda çatışma yaşandı. İşte bu çatışmaların öne çıkanlarının kronolojisi:

Ağustos 2005 İsrail güçleri, 1967’deki Orta Doğu savaşında kıyı şeridini Mısır’dan ele geçirdikten 38 yıl sonra tek taraflı olarak Gazze’den çekildi, yerleşim yerlerini terk etti ve bölgeyi Filistin Yönetimi’nin kontrolüne bıraktı.

25 Ocak 2006: Hamas, Filistin parlamento seçimlerinde sandalyelerin çoğunluğunu kazandı. İsrail ve ABD, Hamas’ın şiddetten vazgeçmeyi ve İsrail’i tanımayı reddetmesi nedeniyle Filistinlilere yardımı kesti.

25 Haziran 2006: Hamas militanları, sınır ötesi bir baskında İsrail askeri Gilad Şalit’i esir aldı. Bu da İsrail’in hava saldırılarına yol açtı. Şalit, beş yıldan uzun bir süre sonra bir mahkum değişimiyle serbest bırakıldı.

14 Haziran 2007: Hamas, kısa bir iç savaşla Gazze’yi ele geçirdi ve Batı Şeria’da bulunan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a sadık El Fetih güçlerini devirdi.

27 Aralık 2008: İsrail, Filistinlilerin İsrail’in güneyindeki Sderot kasabasına roket atmasının ardından Gazze’ye 22 günlük bir askeri saldırı başlattı. Ateşkes sağlanmadan önce yaklaşık bin 400 Filistinli ve 13 İsraillinin öldürüldüğü bildirildi.

14 Kasım 2012: İsrail, Hamas’ın Genelkurmay Başkanı Ahmed Cebari’yi öldürdü. Hemen ardından sekiz gün boyunca Filistinli militanlar roket fırlatırken, İsrail de hava saldırılarını sürdürdü.
Temmuz-Ağustos 2014 – Üç İsrailli gencin Hamas tarafından kaçırılması ve öldürülmesi, Gazze’de 2 bin 100’den fazla Filistinli’nin ve 67’si askeri olmak üzere 73 İsraillinin öldüğü bildirilen yedi haftalık bir savaşa yol açtı.

Mart 2018: Gazze’nin İsrail ile çitlerle çevrili sınırında Filistinli protestolar başladı. İsrail askerleri protestocuları uzaklaştırmak için ateş açtı. Birkaç ay devam eden protestolarda 170’den fazla Filistinlinin öldürüldüğü bildirildi. Protestolar ve İsrailli askerlerin müdahalesi aynı zamanda Hamas ile İsrail güçleri arasında çatışmalara yol açtı.

Mayıs 2021: Ramazan ayında haftalarca süren gerilimin ardından, Kudüs’teki El Aksa yerleşkesinde İsrail güvenlik güçleriyle çıkan çatışmalarda yüzlerce Filistinli yaralandı. İsrail’in güvenlik güçlerini yerleşkeden çekmesini talep ettikten sonra Hamas, Gazze’den İsrail’e bir roket yağmuru başlattı. İsrail de Gazze’ye hava saldırılarıyla karşılık verdi. 11 gün süren çatışmalarda Gazze’de en az 250, İsrail’de ise 13 kişi hayatını kaybetti.

Ağustos 2022: İsrail’in hava saldırısıyla üst düzey bir İslami Cihad komutanını vurmasıyla başlayan ve üç gün süren şiddet olaylarında 15’i çocuk en az 44 kişi öldürüldü. İsrail, hava saldırılarının İran destekli militan hareketin İsrailli komutanları ve silah depolarını hedef alacak bir saldırı planına karşı önleyici bir operasyon olduğunu söyledi. Buna karşılık İslami Cihad, İsrail’e binden fazla roket fırlattı. İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemi, herhangi bir ciddi hasar veya can kaybının önüne geçti.

Ocak 2023: Gazze’deki İslami Cihad, İsrail birliklerinin bir mülteci kampına baskın yapıp yedi Filistinli silahlı militanı ve iki sivili öldürmesinin ardından İsrail’e iki roket fırlattı. Roketler sınıra yakın yerleşim yerlerinde alarmların çalmasına neden oldu ancak herhangi bir can kaybına yol açmadı. İsrail Gazze’ye hava saldırılarıyla karşılık verdi.

Mayıs 2023: İsrail’in Filistin İslami Cihad örgütünün üç üyesini hedef alarak öldürmesiyle başladı. İki taraf arasında beş gün süren çatışmalarda Filistinli siviller de hayatını kaybetti. Daha sonra iki taraf arasında ateş anlaşması yapıldı.

Ekim 2023: Hamas, roket yağmurunun yanı sıra sınırı geçen silahlı kişilerle sürpriz bir saldırı düzenleyerek Gazze Şeridi’nden İsrail’e son yılların en büyük saldırısını başlattı. İslami Cihad, savaşçılarının saldırıya katıldığını duyurdu. İsrail ordusu, savaş durumunda olduğunu belirterek, Gazze’de Hamas’ı hedef alan saldırılar düzenlediğini ve yedek birlikleri göreve çağırdığını açıkladı.

Paylaşın