Düğünde Yangın: En Az 100 Ölü, 150’den Fazla Yaralı

Irak’ın kuzeyinde yer alan Musul kentine bağlı Hamdaniye kasabasında yapılan bir düğünde meydana gelen yangında en az 100 kişinin yaşamını yitirdiği, 150’den fazla kişinin de yaralandığı duyuruldu. 

Yerel saatle 22:45 civarında başlayan yangının çıkış nedeni henüz netlik kazanmazken, yangının kutlamalar sırasında yakılan meşalelerden çıktığı tahmin ediliyor. Yetkililer, düğün salonundaki prefabrik panellerin çabuk tutuşan bir maddeden yapılmış olmasının da yangının büyümesinde etkili olduğu görüşünde.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde gelinle damat dans ederken düğün salonunun tavanından yanan bazı parçalar döküldüğü görülüyor. Yangın sonrasına ait görüntülerden de düğün salonunun çatısının bir kısmının yangın nedeniyle çökmüş olduğu anlaşılıyor.

AFP’ye konuşan Irak Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Saif el Badr, yaralıların birçoğunun yanık ve oksijensiz kalma nedeniyle tedavi edildiğini, ancak hastaneye kaldırılan arasında salondaki izdihamda ezilenlerin de bulunduğunu belirtti.

Haber ajansı Rudaw’a konuşan Ninova Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Sadi Hamad, düğün salonunda en az 800 kişinin bulunduğunu söyledi. Hamad, yangının havai fişekler nedeniyle çıktığını, önce salonun çatısının alev aldığını, sonra yaşanan izdiham nedeniyle insanların içeride sıkışıp kaldığını aktardı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, “tüm kurtarma çabalarının seferber edilmesi” için Sağlık ve İçişleri Bakanlarına çağrıda bulundu. Sağlık Bakanlığı, Bağdat ve çevre vilayetlerden tıbbi yardım tırlarının sevk edildiğini, yaralıların tedavisi için sağlık ekipleri yönlendirildiğini duyurdu.

Paylaşın

Putin’den Savunma Bakanı’na Ukrayna Güçlerini Durdurma Talimatı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya Ukrayna’nın karşı saldırısını ekim başına kadar durdurulma talimatı verdiği öne sürüldü. Rusya’nın Kiev’a bağlı güçleri püskürtmek için yüksek bir bedel ödemeyi de göze aldığı iddia edildi.

Putin, Ukrayna’nın karşı taarruzunu ilk kez bu yılın haziranında ikrar etmiş ve savaşın vurduğu bu ülkenin birliklerinin güçlü Rus savunmaları karşısında kayda değer kazanımlar elde edemeyeceğini öne sürmüştü. Putin, Ukrayna birliklerinin, personel ve Batı’dan gelen askeri teçhizat konusunda büyük kayba uğrayacağını da iddia etmişti.

Rusya – Ukrayna Savaşı’nı gözlemleyen ABD merkezli bir düşünce kuruluşunun Kremlin’deki bir kaynağına dayandırdığına göre, Ukrayna’nın karşı saldırısının ekim başına kadar durdurulmasını isteyen Vladimir Putin, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya ilerleme kaydetmesi için talimat verdi.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre; Savaş Araştırmaları Enstitüsü (Institute for the Study of War/ISW) pazar günü yayımladığı istihbarat güncellemesinde şu ifadeleri kullandı:

Putin’in Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya cephe hatlarındaki durumu geliştirmesi, Ukrayna’nın karşı saldırılarını durdurması ve Rus güçlerinin daha büyük bir şehre saldırı operasyonu başlatma inisiyatifini yeniden ele geçirmesi için Ekim 2023 başlarına kadar bir aylık süre tanıdığı bildirildi.

İddialar doğruysa, Rus askeri komutanlığının Ukrayna karşı operasyonunu sonlandırmak umuduyla amansız saldırılar için emir vermesinin muhtemel görüldüğü ve bu çerçevede Rusya’nın askeri güçlerine yüksek bir fatura çıkmasının da göze alındığı bu güncellemede belirtiliyor.

ISW, Rusya Savunma Bakanlığı’nın, “aniden Putin’in gözünden düşme korkusuyla”, dürüstçe olumsuz görüşlerini paylaşan komutanları tasfiye etme çabalarını yoğunlaştırdığı durumlarla daha önce de karşılaştıklarını belirtti.

Rusya, geçen yıl şubatta “özel askeri operasyon” diye adlandırdığı harekatı Ukrayna’da başlatarak komşusunu topyekun istilayla yüz yüze getirdi ve binlerce kişinin ölümüne yol açarken milyonların da evinden olmasına sebebiyet verdi.

Putin, Ukrayna’nın karşı taarruzunu ilk kez bu yılın haziranında ikrar etmiş ve savaşın vurduğu bu ülkenin birliklerinin güçlü Rus savunmaları karşısında kayda değer kazanımlar elde edemeyeceğini öne sürmüştü.

Ukrayna birliklerinin, personel ve Batı’dan gelen askeri teçhizat konusunda büyük kayba uğrayacağını da iddia etmişti. Ancak Kiev’in tüm Rus güçlerini işgal altındaki bölgeler de dahil Ukrayna topraklarından geri püskürtmeyi amaçladığı girişim 4. ayına ulaştı ve bu ay bazı önemli toprak kazanımları kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski karşı saldırının yavaş olduğunu kabul ederken “Her gün ilerleyip bölgeyi özgürleştirmemiz önemli” de dedi.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Birleşik Kraliyet Hizmetleri Enstitüsü (Royal United Services Institute) tarafından yapılan bir araştırma, Ukrayna güçlerinin her 5 günde bir ortalama 700 ila 1200 metre ilerleme kaydettiğini ortaya koydu. Bu da Rus güçlerine geri çekilirken siper kazmaları ve özellikle de araziyi mayınlamaları için zaman kazandırıyor.

Tamamen gönüllülerden oluşan ve Ukrayna’nın en iyi ve en deneyimli birliklerinden biri olarak kabul edilen 3. Taarruz Tugayı ocak ayından bu yana doğuda neredeyse aralıksız savaşırken, daha deneyimsiz birlikler güneyde savaşmak üzere yeni eğitimler ve modern silahlar aldı.

Paylaşın

Suriye’nin Doğusunda Şiddetli Çatışmalar: En Az 25 Kişi Hayatını Kaybetti

Merkezinde YPG’nin yer aldığı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) sokağa çıkma yasağı ilan ettiği Deyrizor’da patlak veren şiddetli çatışmalara en az 25 kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

Haber Merkezi / ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) isimli oluşumdan yapılan açıklamada, “Deyrizor vilayetindeki Dheibane bölgesine sızan silahlı rejim militanları bölgeden çıkarıldı” denildi.

SDG, silahlı kişilerin, “Fırat’ın batı yakasından rejimin kontrolündeki bölgelerden ayrım gözetmeyen bombardıman altında” kente sızdığını ileri sürdü.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, çatışma pazartesi günü başladı, salı gününe kadar devam etti. Bu sırada en az 21 Şam yanlısı militan, 3 SDG üyesi ve bir kadın öldü.

2015 yılından bu yana, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadelede SDG’ye destek verme gerekçesiyle yüzlerce ABD askerinin konuşlu bulunduğu bölgede, aynı zamanda Suriye’nin en büyük petrol yatakları yer alıyor.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), yaşanan çatışmalardan, Arap milislerin Fırat Nehri’nin doğusuna geçmesine izin verdiğini iddia ettikleri Şam hükümetini sorumlu tutuyor.

Suriye Demokratik Güçlerine göre, gerilim ilk olarak Ağustos ayının sonlarında iki hafta boyunca süren çatışmalarda 25 SDG savaşçının, 29 silahlı Arap aşiret mensubu ve dokuz sivilin öldürülmesiyle patlak vermişti.

Suriye’nin doğusundaki petrol zengini bölgede SDG ile Arap aşiretler arasında tırmanan gerilimde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) araya girmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “şiddetin mümkün olan en kısa sürede yatışması ve kayıpların önlenmesinde” mutabık kalındığı kaydedilmişti.

SDG sözcüsü, Arap aşiretleriyle yaşanan son çatışmalardan İran ve Şam yönetimini sorumlu tutarak, karışıklık çıkarmak için bölgeye aşiret milisleri gönderildiğini iddia etmişti.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ülkenin doğusunda ABD ile ittifak halindeki SDG’yi ayrılıkçı güçler olarak görüyor. SDG ile Ankara tarafından desteklenen Suriyeli muhalif gruplar arasında da sık sık çatışmalar yaşanıyor.

Türkiye’nin PKK’nın Suriye uzantısı ve terör örgütü olarak gördüğü YPG ile ABD arasındaki yakın ilişki, Ankara-Washington hattındaki en pürüzlü konulardan birini oluşturuyor.

Paylaşın

NATO’nun Rusya’ya “Avrupa” Yanıtı: Gökyüzü Kalkanı

Aralarında Almanya, Büyük Britanya, Hollanda, Belçika ve Avusturya’nın da olduğu 15 Avrupa ülkesi Brüksel’deki NATO toplantısı sırasında kısaca “Sky Shield” olarak da adlandırılan ortak bir Avrupa hava savunma sistemi kurmak üzere bir niyet beyanı imzaladı.

Ancak NATO’nun Avrupa’ya yönelik koruyucu şemsiyesinde halihazırda boşluklar var. Almanya’nın geçtiğimiz ekim ayında başlattığı Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi (ESSI) adlı hava savunma sistemi, bu açıkları kapatmayı amaçlıyor.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “Avrupa’nın tümü için bir güvenlik kazanımından” söz etti ve ortak bir Avrupa hava savunmasının, her ülkenin kendi pahalı ve karmaşık hava savunmasını kurmasından daha ucuz ve etkili olacağını savundu.

Ancak Fransa, İtalya ve Polonya şu ana kadar bu girişime soğuk bakıyor. Özellikle Paris’in en önemli eleştiri noktası, proje için İsrail ve ABD’den teknoloji satın alınacak olması.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile Avrupa’da uzun yıllar sonra yeniden savaş rüzgârları esmeye başladı. Bir süredir silahlanmayı arka plana atan pek çok Avrupalı NATO üyesi, savaşın ardından yeniden silahlanmaya ve yeni savunma stratejileri geliştirmeye başladı. Bunlar arasında Ukrayna’daki savaşın tırmanması ve Moskova ile bir çatışma yaşanması durumunda olası Rus füze saldırılarına karşı koruma stratejileri de yer alıyor.

Ancak NATO’nun Avrupa’ya yönelik koruyucu şemsiyesinde halihazırda boşluklar var. Almanya’nın geçtiğimiz ekim ayında başlattığı Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi (ESSI) adlı hava savunma sistemi, bu açıkları kapatmayı amaçlıyor. 15 ülke Brüksel’deki NATO toplantısı sırasında ortak bir Avrupa hava savunma sistemi kurmak üzere bir niyet beyanı imzaladı.

Kısaca “Sky Shield” olarak da adlandırılan bu girişim belgesine Almanya’nın yanı sıra Belçika, Bulgaristan, Estonya, Finlandiya, Büyük Britanya, Letonya, Litvanya, Hollanda, Norveç, Romanya ve Slovakya, Slovenya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan ilk imza atan ülkeler oldu. Daha sonra Danimarka, İsveç, Avusturya ve İsviçre de girişime dahil oldu.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “Avrupa’nın tümü için bir güvenlik kazanımından” söz etti ve ortak bir Avrupa hava savunmasının, her ülkenin kendi pahalı ve karmaşık hava savunmasını kurmasından daha ucuz ve etkili olacağını savundu. Ancak Fransa, İtalya ve Polonya şu ana kadar bu girişime soğuk bakıyor. Özellikle Paris’in en önemli eleştiri noktası, proje için İsrail ve ABD’den teknoloji satın alınacak olması.

ESSI’nin amacı kısa, orta ve uzun menzilli savunma sistemlerini mümkün olduğunca koordineli bir şekilde edinerek havadan gelebilecek tüm tehditlere karşı savunma yapabilmek. Alman Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgilere göre kısa menzil, 15 kilometreye kadar genişlik ve 6 kilometreye kadar yüksekliği kapsıyor. Orta menzil tanımı, 15 ila 50 kilometre uzaklığa ve 25 kilometre yüksekliğe tekabül ediyor. Uzun menzil olarak ise 50 kilometreden daha uzak bir mesafe ve 35 kilometre kadar yükseklik kabul ediliyor.

Federal Savunma Bakanlığı, “Her üç alanda var olan kabiliyet boşlukları ESSI tarafından kapatılacak ya da mevcut kabiliyetler genişletilecek ya da güçlendirilecek” diyor. Bu amaçla yetersiz kalmaya başlayan mevcut koruma sistemleri, IRIS-T gibi modern sistemlerle değiştirilecek.

IRIS-T, yaklaşan füzelere, seyir füzelerine, insansız hava araçlarına, uçaklara ve helikopterlere karşı 40 kilometreye kadar mesafede ve 20 kilometreye kadar irtifada savunma yapabiliyor. Birim fiyatı ise yaklaşık 145 milyon euro. Bu yılın haziran ayında Alman Federal Meclisi Bütçe Komisyonu, altı adet IRIS-T ateş ünitesinin tedarikine yeşil ışık yaktı. Alman Hava Kuvvetleri, Ukraynalı askerlerin eğitimi sayesinde bu sisteme zaten aşina. Almanya şu ana kadar Ukrayna’ya iki IRIS-T ateş ünitesi teslim etti.

Uzun menzilli hava savunmasında Federal Alman Ordusu Bundeswehr, hâlâ etkili olduğu düşünülen Patriot (Phased Array Tracking Radar to Intercept on Target=Hedefte Durdurma için Faz Dizili Takip Radarı), silah sistemine sahip. Bu sistemin de korunması ve modernize edilmesi planlanıyor. ABD’nin yer tabanlı hava savunma füze sistemi, uçaklara, seyir füzelerine ve orta menzilli balistik füzelere karşı kullanılabiliyor. Patriot, 1984 yılından itibaren Bundeswehr de dahil olmak üzere dünyanın belli başlı ordularında kullanılmaya başlandı. Şu anda Almanya’da 12 Patriot rampası bulunuyor. Ancak bu sayı tüm ülkeyi kapsamak için yeterli görülmüyor.

2 bin 400 kilometreye kadar menzile sahip Arrow 3

Bir başka boşluk da hedeflerine dünya atmosferi dışında da kilitlenebilen uzun menzilli balistik füzelere karşı savunma yeterliliğinde. Federal Alman Savunma Bakanlığı’nın sitesinde konuyla ilgili şu ifadeler yer alıyor: “Özellikle Rusya bu silahlara zaten sahip olduğu için bu alandaki açık hızla kapatılmalıdır. Almanya, bin kilometreden daha uzun menzilli füze tehdidine karşı kendisini, önceden planlanandan daha hızlı bir şekilde koruyabilmelidir.”

Almanya’da 2025 yılı sonuna kadar faaliyete geçmesi beklenen ABD-İsrail füze savunma sistemi Arrow 3 ile hedeflenen de bu eksikliğin kapatılması. Federal Meclis’in bütçe ve savunma komisyonları, haziran ayında söz konusu alımı onayladı. İsrailli kaynaklara göre, toplam maliyet yaklaşık dört milyar euroyu buluyor. Arrow 3, saldırgan silah sistemlerini atmosfer dışında 100 kilometreden daha yüksek bir irtifada yok edebiliyor ve 2 bin 400 kilometreye kadar menzile sahip. “Patriot’a benzer şekilde, Arrow 3 de mobil fırlatıcı, mobil kontrol merkezi, mobil radar istasyonu ve güdümlü füzelerden oluşan bir etkileşim içinde çalışıyor.

Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi, ülkeleri gerekli silah sistemlerini ortaklaşa tedarik etmeyi ve bu sayede geniş bir alanı, mümkün olduğunca ucuza koruma kapsamı içine almayı hedefliyor. Bu süreçte hangi ülkenin hangi ihtiyaca sahip olduğunun göz önünde bulundurulması öngörülüyor. ESSI üyeleri, birbirlerini sistemler ve ilgili mühimmat konusunda desteklemeyi de taahhüt ediyor. Bu da ortak tedarik ve bakım, satın alma ve işletme maliyetlerinden tasarruf sağlayacak.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Suriye Demokratik Güçleri, Ülkenin Doğusunda Sokağa Çıkma Yasağı İlan Etti

Merkezinde YPG’nin yer aldığı Suriye Demokratik Güçleri (SDG), ülkenin doğusunda Arap milislerle yeniden alevlenen çatışmaların ardından ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan etti.

2015 yılından bu yana, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadelede SDG’ye destek verme gerekçesiyle yüzlerce ABD askerinin konuşlu bulunduğu bölgede, aynı zamanda Suriye’nin en büyük petrol yatakları yer alıyor.

Televizyon kanalı El Mayadin’in bildirdiğine göre, sokağa çıkma yasağı kararı alınmasına, silahlı Arap kabilelerinin Ziban’a saldırıp, kasabanın bazı kesimlerini ele geçirmeleri neden oldu. Yaşanan çatışmalarda çok sayıda SDG’ye bağlı milisin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Eyaletteki yerel basında da, çatışmaların yoğunlaşması nedeniyle SDG’ye bağlı bazı militanların bölgeden kaçtığı bildirildi. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlem Örgütü, çatışmalara katılan bazı Arap savaşçıların, Esad rejimi kontrolündeki bölgelerden geldiğini öne sürdü.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), yaşanan çatışmalardan, Arap milislerin Fırat Nehri’nin doğusuna geçmesine izin verdiğini iddia ettikleri Şam hükümetini sorumlu tutuyor.

Suriye Demokratik Güçlerine göre, gerilim ilk olarak Ağustos ayının sonlarında iki hafta boyunca süren çatışmalarda 25 SDG savaşçının, 29 silahlı Arap aşiret mensubu ve dokuz sivilin öldürülmesiyle patlak vermişti.

Suriye’nin doğusundaki petrol zengini bölgede SDG ile Arap aşiretler arasında tırmanan gerilimde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) araya girmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “şiddetin mümkün olan en kısa sürede yatışması ve kayıpların önlenmesinde” mutabık kalındığı kaydedilmişti.

SDG sözcüsü, Arap aşiretleriyle yaşanan son çatışmalardan İran ve Şam yönetimini sorumlu tutarak, karışıklık çıkarmak için bölgeye aşiret milisleri gönderildiğini iddia etmişti.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ülkenin doğusunda ABD ile ittifak halindeki SDG’yi ayrılıkçı güçler olarak görüyor. SDG ile Ankara tarafından desteklenen Suriyeli muhalif gruplar arasında da sık sık çatışmalar yaşanıyor.

Türkiye’nin PKK’nın Suriye uzantısı ve terör örgütü olarak gördüğü YPG ile ABD arasındaki yakın ilişki, Ankara-Washington hattındaki en pürüzlü konulardan birini oluşturuyor.

Paylaşın

Ukrayna, Rusya’nın Karadeniz Filosu’nun Karargahını Vurdu

Sivastopol Valisi Mihail Rasvoşayev, “Karadeniz Filosu’nun ana karargahı düşmanca bir füze saldırısında vuruldu” dedi. Rasvoşayev, bu açıklamadan kısa bir süre sonra yaptığı ikinci açıklamada ise kente yönelik ikinci bir hava saldırısı ihtimali konusunda uyarısı yaptı.

Kırım Yarımadası’nı 2014 yılında ilhak eden Rusya’nın, geçen yıl Şubat ayında Ukrayna’ya saldırmasından bu yana Sivastopol sıklıkla saldırıların hedefi oluyor. Kiev, kendi toprağı olarak gördüğü Kırım’ı yeniden ele geçirme isteğini, resmi ağızlardan daha önce defalarca dile getirdi. Rus donanmasına ait Karadeniz Filosu Sivastopol Limanı’nda konuşlu bulunuyor.

Kremlin tarafından Sivastopol Valisi olarak atanan Mihail Razvozhayev, Karadeniz Filosu’nun ana karargâh binasına saldırı düzenlediğini duyurdu. Sivastopol Valisi Mihail Rasvoşayev, yaptığı açıklamada, “Karadeniz Filosu’nun ana karargâhı düşmanca bir füze saldırısında vuruldu” dedi. Saldırı sonrasında can kaybı veya yaralananlar olup olmadığının incelendiğini kaydeden Vali, kentteki tiyatro binasının yakınlarına da bazı moloz parçalarının düştüğünü belirtti.

Sivastopol Valisi Rasvoşayev, bundan kısa bir süre sonra yaptığı ikinci açıklamada ise kente yönelik ikinci bir hava saldırısı ihtimali konusunda uyarı yaparak, “Kentin merkezine gelmeyin, bulunduğunuz binalarda kalın” ifadelerini kullandı. Vali, donanmanın karargâhına yakın olanların da sirenlerin çalması halinde sığınağa gitmesi gerektiğini söyledi.

Sosyal medyada paylaşılan fotoğraf ve videolarda ise binanın üzerinden siyah dumanların yükseldiği görüldü. Muhalif Telegram kanalı Crimeanwind, görgü tanıklarının ifadelerine dayanarak kentte çok sayıda patlamanın meydana geldiğini aktardı. Rus haber ajansı TASS ise saldırının ardından moloz parçalarının yüzlerce metre uzağa savrulduğunu, çok sayıda cankurtaranın saldırı bölgesine sevk edildiğini duyurdu.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan ve ‘Kiev rejiminin’ sorumlu tutulduğu açıklamada, önce saldırıda bir Rus askerinin öldüğü bildirildi. Bakanlık, daha sonra yayınladığı düzeltme açıklamasında ise askerin ölmediğin ancak kayıp olduğunu belirtti.

Saldırı, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin ABD Başkanı Joe Biden ve Kongre üyeleri ile Washington’da bir araya geldiği ve 24 milyar dolarlık ek yardım paketinin değerlendirildiği zamana denk geldi.

Ukrayna’dan yapılan açıklamada ise Rus füzeleri ve ülke genelinde düzenlediği saldırılarda en az beş kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi. Bu arada Rus yetkililer, Kırım’a bağlı Bahçesaray yakınlarında bir füze düşürüldüğünü dile getirdi.

Moskova’nın Kırım’a atadığı bölge yöneticisi Sergey Aksyonov, yarımada üzerinde “seyir füzeleri” düşürüldüğü bilgisini paylaştı. Rusya, 18 Mart 2014’te Kırım Özerk Cumhuriyeti’ni ve Sivastopol şehrini yasa dışı şekilde ilhak etmişti.

Paylaşın

Afganistan, Asya Oyunları’na 130 Sporcu Gönderdi: Hepsi Erkek

Çok sayıda ülkeden 10 binden fazla sporcunun katılması beklenen Asya Oyunları’na Taliban yönetimindeki Afganistan, tamamı erkeklerden oluşan 130 sporcu gönderdi. Afgan sporcular, 17 farklı spor dalında yarışacak.

Çin’in ev sahipliğindeki Asya Oyunları, 23 Eylül’de Hangzhou kentinde başlayacak. Oyunlar, sıkı Covid tedbirleri altında düzenlenen Pekin Kış Olimpiyatlarından bu yana Çin’in ilk mega etkinliği olacak.

Taliban yönetimindeki Afganistan, Çin’de cumartesi günü başlayacak 19’uncu Asya Oyunları’na tamamı erkeklerden oluşan 130 sporcu gönderdi.

Uluslararası Olimpiyat Oyunları’nın ardından dünyanın en büyük spor etkinliklerinden biri olarak görülen Asya Oyunları, Pekin’in sıkı Covid-19 tedbirleri nedeniyle ertelenmişti.

Afganistan adına birbirinden farklı sporcu kafilesi Çin’e gelirken biri Taliban’ı temsil eden beyaz bayrak, diğeri ise kırmızı-yeşik-siyah renkli cumhuriyet bayrağı altında yarışacak.

Afganistan Olimpiyat Komitesi’nin Taliban tarafından atanan sözcüsü Atel Maşvni, AP’ye yaptığı açıklamada voleybol, judo ve güreş dahil Afgan sporcuların 17 farklı spor dalında yarışacağını ve ekibin 130 erkek sporcudan oluştuğunu söyledi.

Taliban örgütü, ülkenin kontrolünü ele geçirmesinin ardından kadınların spor yapmasının yanı sıra halka açık spor aktivitelerine katılmalarını da yasaklamış durumda. Devrik yönetimin bayrağı altında yarışan diğer grup ise, dünyanın farklı yerlerindeki Afgan sporcu diasporasından geliyor.

Aralarında bisiklet, voleybol ve atletizm dallarında yarışacak 17 kadın atlet yer alıyor. Bu sporcular, Asya Olimpiyat Konseyi (OCA) ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından finanse edilecek.

Çin’in ev sahipliğindeki Asya Oyunları, 23 Eylül’de Hangzhou kentinde başlayacak. 45 ülkeden 12 binden fazla sporcu, 40 spor dalından oluşan bir program kapsamında mücadele edecek. Oyunlar, sıkı Covid tedbirleri altında düzenlenen Pekin Kış Olimpiyatlarından bu yana Çin’in ilk mega etkinliği olacak.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABD’li İstihbarat Yetkilisi: Ukrayna’da Savaş Bitti, Rusya Kazandı

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın, Beyaz Saray’ın ateşkes söylemlerini reddetmeye devam etmesiyle birlikte bir dönüm noktasında olduğunu yazan ABD’li gazeteci Seymour Hersh, yazısında ABD’li istihbarat kaynağının şu sözlerini aktardı:

“Savaş bitti. Rusya kazandı. Artık Ukrayna taarruzu yok ama Beyaz Saray ve Amerikan medyası bu yalanı sürdürmek zorunda. Gerçek şu ki Ukrayna ordusuna taarruza devam etme emri verilirse ordu isyan eder. Askerler artık ölmek istemiyor ama bu, Biden’ın Beyaz Saray’ı tarafından yazılan yalanlara uymuyor.”

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in Economist’e verdiği mülakata değinen Hersh, Ukraynalı mültecilere ev sahipliği yapan ve savaşın sona ermesini isteyen bölgedeki liderlere “iç savaş” tehdidinde bulunduğunu yazdı:

“Economist’in yazdığı üzere Zelenskiy, mülakatta şu uyarıda bulundu: ‘Avrupa ülkelerindeki milyonlarca Ukraynalı mültecinin ülkelerinin terk edilmesine nasıl tepki vereceklerini tahmin etmenin bir yolu yok.’ Zelenskiy, Ukraynalı mültecilerin ‘konuk oldukları ülkelere iyi davrandıklarını ve kendilerini barındıranlara minnettar olduklarını’ ama Ukrayna’nın yenilgisinin ‘insanları köşeye sıkıştırmasının’ Avrupa açısından ‘hayırlı bir hikâye’ olmayacağını ifade etti. Bu bir iç ayaklanma tehdidinden başka bir şey değildi.”

ABD’li gazeteci Seymour Hersh, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın, Beyaz Saray’ın ateşkes söylemlerini reddetmeye devam etmesiyle birlikte bir dönüm noktasında olduğunu yazdı.

ABD istihbaratından kaynağının görüşlerine yer verdiği yazısında Hersh, son başarısız taarruzunun ardından Ukrayna ordusunun artık zafer kazanma şansı olmadığını, Zelenskiy’in ise savaşın sona ermesini isteyen ve Ukraynalı mültecilere ev sahipliği yapan Avrupa ülkelerine yönelik “iç savaş” tehdidine başvurduğunu belirtti.

Hersh’ün yazısının tamamı Harici’de Emre Köse’nin çevirisiyle yayımlandı.

“Güncel istihbarata erişimi olan bir yetkilinin bana söylediğine göre savaş, Zelenskiy’in ısrarı yüzünden devam ediyor” diye yazan Hersh şunları kaydetti:

“Ne onun karargahında ne de Biden’ın Beyaz Saray’ında ateşkesle ilgili herhangi bir bahis söz konusu ve katliamı sona erdirecek müzakerelere de ilgi yok. Yetkili, Ukrayna ordusunun haftada metre olarak ölçtüğü birkaç dağınık bölgede toprak kazanırken, şaşırtıcı kayıplara uğrayan taarruzda aşamalı ilerleme kaydedildiği iddialarından söz ederek ‘Bunların hepsi yalan’ dedi”.

Hersh’ün aktardığına göre sözkonusu ABD’li yetkili “Haziran taarruzunun ilk günlerinde Ukrayna’nın, Rusya’nın üç zorlu beton savunma bariyerinden ağır tuzaklı olan ilkine ya da yakınına bazı erken sızmaları oldu ve Ruslar onları içeri çekmek için geri çekildi. Ve tamamı öldürüldü” dedi.

CIA analistlerinin Ukrayna’daki savaşın başarıya ulaşma ihtimali konusunda Savunma İstihbarat Teşkilatı’ndaki (DIA) meslektaşlarına kıyasla sürekli olarak çok daha şüpheci bir tutum sergilediklerini yazan Hersh ABD medyasınınsa bu ihtilafı görmezden geldiğini kaydetti.

Zelenskiy’in Economist’e verdiği mülakata değinen Hersh, Ukraynalı mültecilere ev sahipliği yapan ve savaşın sona ermesini isteyen bölgedeki liderlere “iç savaş” tehdidinde bulunduğunu yazdı:

“Economist’in yazdığı üzere Zelenskiy, mülakatta şu uyarıda bulundu: ‘Avrupa ülkelerindeki milyonlarca Ukraynalı mültecinin ülkelerinin terk edilmesine nasıl tepki vereceklerini tahmin etmenin bir yolu yok.’ Zelenskiy, Ukraynalı mültecilerin ‘konuk oldukları ülkelere iyi davrandıklarını ve kendilerini barındıranlara minnettar olduklarını’ ama Ukrayna’nın yenilgisinin ‘insanları köşeye sıkıştırmasının’ Avrupa açısından ‘hayırlı bir hikâye’ olmayacağını ifade etti. Bu bir iç ayaklanma tehdidinden başka bir şey değildi.”

“Savaş bitti, Rusya kazandı”

Yazısının sonunda ise Hersh ABD’li istihbarat kaynağının şu sözlerini aktardı: “Savaş bitti. Rusya kazandı. Artık Ukrayna taarruzu yok ama Beyaz Saray ve Amerikan medyası bu yalanı sürdürmek zorunda. Gerçek şu ki Ukrayna ordusuna taarruza devam etme emri verilirse ordu isyan eder. Askerler artık ölmek istemiyor ama bu, Biden’ın Beyaz Saray’ı tarafından yazılan yalanlara uymuyor.”

Paylaşın

Kremlin’den Açıklama: İlham Aliyev, Vladimir Putin’den Özür Diledi

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Dağlık Karabağ’da ölen Rus askerleri için Vladimir Putin’den özür dilediği bildirildi. Dağlık Karabağ’da Rus Barış Gücünü taşıyan araca ateş açılması sonucu araçtaki askerlerin hayatını kaybettiği açıklanmıştı.

Haber Merkezi / Olayın açığa kavuşturulması için Azerbaycan ve Rusya’nın soruşturma makamlarının bölgede iş birliği içerisinde çalıştığı belirtilmiş ancak ölen asker sayısı ve ateşin kimin tarafından açıldığı hususunda bilgi paylaşılmamıştı.

Kremlin’den yapılan açıklamada, Azerbaycan Cumhurbaşkanı ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in bir görüşme yaptığı ve görüşmede İlham Aliyev’in Karabağ’da ölen Rus Barış Gücü askerleri için özür dilediği belirtildi. Görüşmede ayrıca Putin’in İlham Aliyev’den bölgedeki Ermeni halkının güvenlik haklarına saygı duymasını istediği aktarıldı.

Kremlin, iki lider arasında gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada “İlham Aliev, Rus askerlerin trajik ölümü dolayısıyla özür diledi ve derin taziyelerini ifade etti. Olayla ilgili kapsamlı bir soruşturma yürütüleceğini ve tüm sorumluların gerektiği şekilde cezalandırılacağını söyledi” ifadeleri kullanıldı.

Ateşkes sağlandı

Azerbaycan, Dağlık Karabağ’a Salı günü başlattığı askeri operasyonun ardından Çarşamba günü taraflar arasında ateşkes sağlandığı açıklanmış ve Aliyev de operasyonun “başarıyla” tamamlandığını duyurmuştu. Ateşkes konusunda varılan uzlaşma, bölgedeki ayrılıkçı Ermeni güçlerin feshedilmesini, silahlarını bırakmalarını ve Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’a entegre edilmesini öngörüyor.

Yaklaşık 120 bin nüfuslu bölgede yaşayan Ermenilerin çoğu evlerinden sürülmek veya kalırlarsa Azeri şiddeti ile karşı karşıya kalmaktan kaygı duyuyor. Ermeni medyasında yer alan haberlere göre, son günlerde yaşanan çatışmalarda en az 200 kişi hayatını kaybetti, 400 kişi de yaralandı.

Dağlık Karabağ’da ateşkes ilan edilmesinin ardından, iki tarafı temsil eden heyetler Yevlah kasabasında bir araya geldi. Yaklaşık iki saat sürdüğü belirtilen görüşmenin ayrıntılarına dair henüz resmi açıklama yapılmadı.

Reuters haber ajansının bildirdiğine göre, Rus haber ajansı RIA’ya konuşan bir Ermeni temsilci, görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını söyledi. Ajansa konuşan Azeri temsilci de, Azerbaycan ile Karabağ Ermenileri arasındaki tüm sorunların bir toplantıda çözülmesinin beklenemeyeceğini kaydetti.

AB’den güvence talebi

Öte yandan Avrupa Birliği (AB), Dağlık Karabağ bölgesinde yaşayan Ermenilerin hakları ve güvenliği için garanti istedi. AB’li üst düzey bir diplomatın dpa haber ajansına verdiği bilgilere göre, AB Konseyi Başkanı Charles Michel, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile yaptığı telefon görüşmesinde Azerbaycan’ın Ermenilere saygı gösterileceği ve ülkede geleceklerinin olacağı konusunda güvence vermesi gerektiğini söyledi.

Michel’in görüşmede Dağlık Karabağ’ı terk etmek isteyenler için güvenli ve gönüllü ayrılma koşullarının da sağlanması gerektiğini ifade ettiği aktarıldı.

AB’li diplomat, görüşmede Aliyev’in sorunun çözümü için uluslararası arabuluculuğu reddettiğini ve bölgeye düzenledikleri askeri operasyonu savunduğunu aktardı. Azerbaycan’ın, Dağlık Karabağ’ın “tekrar entegrasyonu”nu sürdürmeyi hedeflediğini kaydeden diplomat, ayrıca silahlarını bırakanlar için af çıkarmayı değerlendirdiğini de sözlerine ekledi.

Gelişmeler karşısında AB’nin olası yanıtının ne olabileceği konusunda da Brüksel’de farklı seçeneklerin tartışıldığını ifade eden AB’li diplomat, Azerbaycan hükümetinin kullandığı yöntemin kesinlikle kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Paylaşın

Suç Örgütü Tarafından Yönetilen Cezaevine 11 Bin Askerle Operasyon

Venezuela’da suç örgütü tarafından yönetilen Tocorón hapishanesine 11 bin askerle operasyon düzenlendi. Venezuela İçişleri Bakanı, cezaevinin denetimini ele geçiren ve “kumpas ve suç merkezini dağıtan” güvenlik güçlerini kutladı.

Operasyon sonrası yetkililer, buradaki 6 bin tutuklu ve hükümlünün başka cezaevlerine nakledileceğini duyurdu.

Güney Amerika ülkesi Venezuela’da hükümet yıllardır güçlü bir suç örgütü tarafından yönetilen ülkenin en büyük hapishanesini yeniden kontrol altına alabilmek için 11 bin asker göndererek operasyon düzenledi. Kontrol altına alındığı bildirilen Tocorón hapishanesi yıllardır Tren de Aragua adlı suç şebekesi tarafından yönetiliyordu.

Çete mensupları, yerel medyanın haberlerine göre, yüzme havuzu, gece kulübü ve mini hayvanat bahçesiyle adeta turistik bir tesise benzeyen hapishanede serbestçe dolaşıyorlardı. Buna göre, hapishane o kadar kontrolsüzdü ki çok sayıda tutuklu ve hükümlü olmayan kişi de içerde tutuklu ve hükümlülerle birlikte yaşıyordu. Yetkililer, buradaki 6 bin tutuklu ve hükümlünün başka cezaevlerine nakledileceğini duyurdu.

Hapishanenin tahliye edileceği duyurulunca, operasyona kadar içeride yakınlarıyla kalan ve ne yapacaklarını bilemeyen bazı aileler gözyaşı dökmeye başladı. Hükümlü yakını Gladys Hernández, AFP ajansına, “Nereye nakledileceğinin açıklanmasını bekliyorum. Ben de hapishanede yaşıyordum ama bizi dışarı attılar” dedi. Gazeteciler, gardiyanların hapishaneden motosikletler, televizyonlar, mikrodalgalarla çıktıklarını aktardı.

Eski adı Twitter olan X’e yazdığı mesajda Venezuela İçişleri Bakanı, hapishanenin denetimini ele geçiren ve ‘kumpas ve suç merkezini dağıtan’ güvenlik güçlerini kutladı.

Tren de Aragua çetesinin lideri Héctor Guerrero Flores, cinayet ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlarından Tocorón hapishanesinde tutukluydu. Fakat Flores o kadar güçlüydü ki cezaevlerinde insan haklarını izleyen örgütlerin bildirdiğine göre, yakın zamana kadar serbestçe dışarı çıkıp geri geliyordu.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın