İsrail, Gazze’de Yeni Bir Aşamaya Geçileceğini Duyurdu

ABD Savunma Bakanı Austin ile Tel Aviv’de düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, “Yakında Gazze’nin farklı bölgelerini birbirinden ayırt edebileceğiz.” ifadesini kullandı.  

“Misyonu tamamladığımız her alanda, kademeli olarak bir sonraki aşamaya geçebileceğiz ve bölge halkını geri getirmek için çalışmaya başlayabileceğiz.” diyen Gallant, “Bu, bunun belki de güneyden ziyade kuzeyde daha erken gerçekleştirilebileceği anlamına geliyor.” diye konuştu.

İsrail’in saldırılarında 7 Ekim’den bu yana en az sekiz bini çocuk olmak üzere 20 bine yakın Filistinli hayatını kaybetti.

ABD Savunma Bakanı Austin Tel Aviv’de İsrailli mevkidaşı Yoav Gallant ile bir araya geldi. İki bakan görüşme sonrasında ortak basın toplantısı düzenledi.

ABD Savunma Bakanı Austin, Hamas’a karşı mücadelesinde İsrail’i askeri olarak desteklemeyi sürdüreceklerini vurguladı. Washington’un “İsrail’in en büyük dostu” olduğunu belirten Austin, “önemli mühimmat, taktik araçlar ve hava savunma sistemleri” göndermeyi sürdüreceklerini kaydetti.

Gallant ile görüşmede Gazze Şeridi’nde sivil kayıpların nasıl azaltılacağını da ele aldıklarını belirten Austin, “Çatışmalar sırasında sivil halkın korunması ve Gazze’ye insani yardımın devamı için çağrılarımızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

Austin, Gazze Şeridi’nde yerlerinden edilen yaklaşık 2 milyon kişi için insani yardımın hazır edilmesi ve bu yardımın daha iyi dağıtımının sağlanması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Savunma Bakanı Yoav Gallant ise, Tel Aviv’de Austin’le düzenlenen ortak basın toplantısında, “Yakında Gazze’nin farklı bölgelerini birbirinden ayırt edebileceğiz.” ifadesini kullandı.

“Misyonu tamamladığımız her alanda, kademeli olarak bir sonraki aşamaya geçebileceğiz ve bölge halkını geri getirmek için çalışmaya başlayabileceğiz.” diyen Gallant, “Bu, bunun belki de güneyden ziyade kuzeyde daha erken gerçekleştirilebileceği anlamına geliyor.” diye konuştu.

ABD, İsrail’e diplomatik ve askeri destek vermesine rağmen, son günlerde Washington’dan Netanyahu hükümetine yönelik daha sert açıklamalar geliyor. Başkan Joe Biden geçen haftaki açıklamasında Hamas ve siviller arasında ayrım yapmadan bombardımanı sürdürmesi nedeniyle İsrail’in uluslararası düzeyde desteği kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu söylemişti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Gazze’de yeni bir ateşkes öngören karar tasarısının oylaması ertelendi.

BAE tarafından oylamaya sunulması öngörülen ve “Gazze’de çatışmaların sonlandırılması” ve “insani yardımların artırılması”nı talep eden tasarının, yine Washington tarafından veto edilmesini önlemek amacıyla ertelendiği kaydedildi.

Diplomatik kaynaklar, ABD’nin “çatışmaların sonlandırılması” ifadesinde değişiklik istediğini aktarıyor. Oylamaya sunulacak tasarıdaki metne ilişkin müzakereler devam ediyor.

Paylaşın

Çin, 6,2 Büyüklüğünde Depremle Sarsıldı: En Az 118 Öldü

Çin’in kuzeybatısındaki Gansu ve Çinhay eyaletlerini kapsayan dağlık bölgede meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremde en az 118 kişi öldü ve en az 500 kişinin de yaralandığı duyuruldu.

Haber Merkezi / Çin’in son yıllardaki en ölümcül depremi 2008 yılında Sichuan’ı vuran 8,0 büyüklüğündeki deprem olmuş, yaklaşık 70 bin kişi hayatını kaybetmişti.

1920’de Gansu eyaletinde meydana gelen depremde ise 200 binden fazla kişi yaşamını kaybetmiş, bu deprem 20. yüzyılın en fazla can kaybına yol açan depremlerinden biri olarak tarihe geçmişti.

Bu deprem ise 2010’dan bu yana en fazla kişinin hayatını kaybettiği deprem oldu.

Deprem, Çin Deprem Ağları Merkezi’ne göre Pazartesi günü Gansu eyaletinin Jishishan ilçesinde yerel saatle 23.59’da 10 kilometre derinlikte meydana geldi.

Depremden etkilenen bölgelerde halka, arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü yerlerden uzak durma ve yolları görevlilere bırakma çağrısı yapıldı.

Elektrik ve su sıkınıtısının bazı bölgelerde arama ve kurtarma çalışmalarını aksattığı bildiriliyor.

Meteroloji yetkilileri Gansu eyaletinde hava sıcaklığının bugün eksi 10 dereceye kadar düşeceğini duyurdu. İtfaiye ve kurtarma ekipleri bölgede çalışmalar yürütürken, demiryolu idaresi depremin etkilendiği bölgeden trenlerin geçişini yasakladı.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, enkaz altındaki insanların kurtarılması için bütün olanakların seferber edilmesi çağrısında bulunarak, yüksek rakımlı deprem bölgesindeki dondurucu soğuk hava nedeniyle yetkilileri uyardı.

Görgü tanıkları depremin ardından bölgede çok sayıda evin, yol ve altyapının zarar gördüğünü, ilçeye bağlı birçok köyde elektrik ve su kesintilerinin olduğunu bildiriyor.

Paylaşın

Sisi, 2030 Yılına Kadar Mısır Devlet Başkanı

Mısır’da mevcut Devlet Başkanı Abdülfettah es-Sisi, oyların yüzde 89,6’sını alarak üçüncü kez devlet başkanı seçildi. Mısır’da on yıldan beri iktidarda bulunan Sisi, böylece altı yıl daha devlet başkanlığı görevini yürütecek.

Abdülfettah es-Sisi’ye karşı üç ismin yarıştığı seçimlerde, Sisi’nin en yakın rakibinin oyları yüzde 4,5’ta kaldı. Muhalefetin önde gelen adayı Ahmed Tantavi, kampanyasına yönelik tehdit ve şiddeti gerekçe göstererek seçime aylar kala yarıştan çekilmişti.

Ulusal Seçim Kurulu Başkanı Hazım Bedevi, yaklaşık 67 milyon kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede “emsalsiz” bir şekilde seçimlere katılımın yüzde 66,8 olarak kaydedildiğini belirtti. 2018 yılındaki seçimlerde katılım yüzde 41, 2014 yılında ise yüzde 47 düzeyinde kalmıştı.

Mısır’da seçimleri 69 yaşındaki Sisi’nin kazanacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Seçimle göreve gelen Müslüman Kardeşler hareketinden Muhammed Mursi’yi 2013 yılında askeri darbeyle deviren dönemin Genelkurmay Başkanı Sisi, 2014 yılından beri cumhurbaşkanlığı görevini yürütüyor.

2019’da yapılan anayasa değişikliği, cumhurbaşkanının görev süresini dört yıldan altıya çıkartmış ve ayrıca üç dönem cumhurbaşkanlığının önünü açmıştı.

Sisi’nin göreve gelmesinden bu yana ülkede muhalefete yönelik baskılar arttı. Buna rağmen Sisi’nin ülkede istikrarı yeniden sağlayacağına inanan çok sayıda destekçisi bulunuyor. Yaklaşık 106 milyon nüfuslu Mısır, ekonomik kriz ve yüksek enflasyon ile karşı karşıya bulunuyor.

Yorumcular, Devlet Başkanı el-Sisi’nin tekrar seçilmesinin IMF ile yeni bir anlaşmayı ve Mısır lirasının daha da değersizleşmesinin önünün açılmasını gündeme getirmesinin muhtemel olduğunu belirtiyor.

Bu takdirde, eylülde yüzde 40.3’ten ekimde yüzde 38.5’e düşen enflasyon yeniden tırmanabilir. Son dokuz ayda, Mısır lirası dolar karşısında yüzde 50’den fazla değer kaybetti. Resmi verilere göre Mısır’ın 100 milyonluk nüfusunun yüzde 30’una yakını yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Paylaşın

Kuzey Kore, ABD’yi Vuracak “Balistik Füze” Denemesi Yaptı

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyet (KDHC), ABD’nin herhangi bir yerini vurabilecek menzile sahip balistik füze denemesi yaptığını duyurdu. ABD ve Güney Kore ise, Kuzey Kore’ye karşı ortak askeri tatbikatlarını arttırdı.

Japonya, füzenin 73 dakika uçtuktan sonra ülkenin kuzeydeki Hokkaido adası açıklarındaki münhasır ekonomik bölgesi dışında denize düştüğünü belirterek, herhangi bir hasar bildirilmediğini açıkladı. Güney Kore ise, füzenin KDHC’nin başkenti Pyongyang bölgesinden sabah 8.24’te ateşlendiğini duyurdu.

Japonya, ABD ve Güney Kore, KDHC’nin balistik füzeleri hakkında gerçek zamanlı bilgi paylaşacak bir sistem oluşturmaya çalışıyor. Japonya Savunma Bakanı Minoru Kihara, kasım ayında sistemin “son aşamada” olduğunu açıklamıştı.

Kuzey’in bu yılki beşinci balistik füze fırlatışı, Çin ve Kuzey Kore’nin Pekin’de üst düzey bir toplantı gerçekleştirdiği güne denk geldi. Pyongyang’ın en yakın müttefiki olan Pekin, işbirliğini derinleştirme taahhüdünü teyit etti ve ayrıntıya girmeden görüşmelerin “ortak endişe” konularını kapsadığını bildirdi.

BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olan Çin, silah geliştirdiği gerekçesiyle 2017 yılına kadar Kuzey’e yaptırım uygulanmasını öngören tüm kararları destekledi. Ancak o tarihten bu yana daha fazla yaptırımı reddederek bunun sadece gerilimi arttıracağını söyledi.

Japonya Parlamentosu Savunma Bakan Yardımcısı Shingo Miyake, füzenin 15 bin kilometreden fazla yol kat edebilme potansiyeline sahip olduğunu, bunun da Japonya ve ABD anakarasındaki herhangi bir yere ulaşabileceği anlamına geldiğini söyledi.

Güney Kore Ulusal Güvenlik Konseyi bunun katı yakıtlı bir kıtalar arası balistik füze (ICBM) olduğunu söyledi ve fırlatmayı “uluslararası uyarıları ve çok sayıda BM Güvenlik Konseyi kararını göz ardı eden istikrarsızlaştırıcı bir eylem” olarak nitelendirdi.

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı, Pazartesi günkü füzenin başkent Pyongyang’a yakın bir bölgeden Kuzey’in doğu kıyısındaki denize doğru ateşlendiğini ve yaklaşık 1000 kilometre uçtuğunu söyledi.

Japonya Savunma Bakanlığı uçuşun 73 dakika sürdüğünü bildirdi. Füzenin 6 bin kilometreden fazla bir irtifaya ulaştığını ve Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesi dışında Hokkaido’nun batısında denize düştüğünü söyledi.

Kuzey Kore, Pazar günü Güney Kore’ye nükleer güçle çalışan bir denizaltının bölgeye varışı da dâhil olmak üzere, ABD’yi “nükleer savaşın ön gösterimini” yapmakla itham eden ateşli bir açıklama yaptı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan’ın Güney Koreli ve Japon mevkidaşlarıyla görüştü ve füze uyarı verilerinin paylaşılmasının önemini vurguladı.

Cuma günü ABD ve Güney Koreli yetkililer, Kuzey Kore’nin askeri tehdidini caydırmak için ABD’nin stratejik askeri silahlarının kullanımına ilişkin üst düzey bir toplantı yaptı. Washington, herhangi bir nükleer saldırının rejimin sonunu getireceği uyarısında bulundu.

Kuzey Kore kendini savunmak için balistik füze programı yürütmenin egemenlik hakkı olduğunu savunuyor ve “ABD’nin düşmanca politikasının bir ürünü olduğunu” söylediği Güvenlik Konseyi yasağını reddediyor.

ABD nükleer denizaltılarının bölgeye ziyaretleri daha önce nadiren gerçekleşiyordu ancak Seul ve Washington arasında yapılan anlaşmalarla ABD askeri varlıklarının trafiği arttı.

Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore, bir dizi balistik füze denemesi yapan ve Kasım ayında ilk askeri casus uydusunu fırlatan Kuzey’in artan tehditlerine karşı ortak askeri tatbikatlarını arttırdı.

Paylaşın

Papa’dan İsrail’e Gazze Tepkisi: Bu Terörizmdir

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşında 10. hafta geride kalırken, Papa Francis, Gazze’de yaşanan insani duruma dikkat çekerek İsrail’in bölgede “terör taktikleri” kullandığını söyledi.

Bölgede bir kiliseye ait komplekste iki Hristiyan kadının İsrail güçleri tarafından öldürülmesi Vatikan’ın tepkisini çekti. Papa Francis, iki kadının kiliseye ait yeleşkeye yürüdükleri sırada keskin nişancılar tarafından vurularak öldürüldüğünü söyledi.

“Gazze’den çok vahim ve acı haberler almaya devam ediyorum” diyen Papa, “Silahsız siviller bombardımanların ve silahlı saldırıların hedefi oluyor. Bu teröristlerin değil, ailelerin, çocukların, hasta ya da engelli insanların, rahibelerin bulunduğu Kutsal Aile kilise kompleksinin içinde bile oldu.” ifadelerini kullandı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Papa Francis, sözlerini şöyle sürdürdü: Bazıları ‘Bu bir savaş. Bu terörizmdir’ diyor. Evet, bu bir savaş. Bu terörizmdir.

İsrail – Filistin savaşında son durum

Hava ve kara savaşı kuzey Gazze’nin büyük bir bölümünü dümdüz etti ve nüfusun çoğunu kuşatma altındaki bölgenin güney kesimine, kalabalık barınaklara ve çadır kamplarına sürükledi.

Hamas tarafından yönetilen bölgedeki Sağlık Bakanlığı’na göre saldırılar 19 binden fazla Filistinlinin ölümüne neden oldu. Bakanlık ölü sayısını bildirirken sivil ve asker ayrımı yapmıyor.

İsrail ise Gazze’nin tüm bölgelerinde Hamas militanlarına ait olduğunu söylediği hedefleri vurmaya devam ediyor.

Militanların 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği ve çoğu sivil bin 200 kişinin ölümüne neden olan saldırıyla savaşı tetikleyen Hamas’ı ortadan kaldırana kadar operasyonlara devam edeceğini açıklayan İsrail ayrıca halen Gazze’de tutulan 129 rehineyi geri getireceklerinin sözünü veriyor.

Hamas ise savaş sona erene kadar artık başka rehinenin serbest bırakılmayacağını, bunun için karşılık olarak yüksek profilli militanlar dahil büyük miktarda Filistinli tutuklunun serbest bırakılmasını isteyeceğini belirtti.

Lübnan Hizbullah’ı yaptığı açıklamada sınır bölgesinde İsrail’e bir dizi saldırı düzenlediğini açıkladı. Lübnan sınırına yakın bölgede bulunan Hanita kibbutzuna yakın bölgede İsrail birliklerini hedeflediğini aktaran Hizbullah “teyit edilmiş kayıplar” bulunduğunu duyurdu.

Hizbullah ayrıca ikinci bir saldırıda sınırdaki İsrail birliklerini hedef aldığını ve kayıplar olduğunu açıkladı. Hizbullah yanlısı El Manar televizyonu grubun dört İsrail askerini kuzeydeki bir tesise girerken hedef aldığını duyurdu.

İsrail ordusu ise Pazar günü Lübnan’dan İsrail’e atış yapıldığını ancak İsrail’in topçu atışıyla hedefleri vurduğunu belirtti. İsrail ordusunun Gazze’de verdiği kayıplar 2014 yılındaki Hamas ile savaşında verdiği kayıpların neredeyse iki katına ulaştı.

İsrail ordusu Gazze’ye 27 Ekim tarihinde başlatılan kara operasyonunda Pazar günü itibarıyla 121 İsrail askerinin hayatını kaybettiğini duyurdu. 2014 yılında İsrail’in Gazze’ye düzenlediği “Koruyucu Hat Operasyonu” sırasında 66 İsrail askeri hayatını kaybetmişti.

Paylaşın

Libya Açıklarında Sığınmacı Teknesi Alabora Oldu: En Az 61 Ölü

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Libya’nın Zuvara  kentinden 86 yolcusuyla Akdeniz’e açılan bir teknede aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 61 göçmenin trajik bir deniz kazası sonucu boğulduğunu duyurdu.

IOM sözcüsü Flavio Di Giacomo, bu yıl Orta Avrupa rotasında 2 bin 250’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti ve bu rakamın denizde hayat kurtarmak için yeterince çaba sarfedilmediğini gösterdiğine dikkat çekti.

2023 yılında İtalya’ya deniz yoluyla gelen düzensiz sığınmacı sayısı bir önceki yıla göre iki katına çıkarak 140 bine yükseldi. Bunların yüzde 91’i Tunus’tan Lampedusa adasına geçerek İtalya’ya ulaştı.

Avrupa Birliği (AB) ve Tunus insan kaçakçılarıyla mücadele amacıyla Temmuz ayında bir “stratejik ortaklık” anlaşması imzalamıştı.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Göç Örgütü (IOM), sosyal medya hesabından Libya açıklarında sığınmacıların bulunduğu bir teknenin batması sonucu en az 61 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

IOM, açıklamasında, Libya’nın başkent Trablus’a 110 kilometre mesafedeki Zuvara kentinden yola çıkan teknede aralarında kadın ve çocukların da olduğu 86 kişinin bulunduğunu belirtti.

IOM’un açıklamasının devamında “Orta Akdeniz en tehlikeli göç rotalarından biri olmaya devam ediyor” denildi.

IOM sözcüsü Flavio Di Giacomo, bu yıl Orta Avrupa rotasında 2 bin 250’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti ve bu rakamın denizde hayat kurtarmak için yeterince çaba sarfedilmediğini gösterdiğine dikkat çekti.

IOM’nin kayıp göçmenler projesine göre, 1 Ocak-18 Kasım tarihleri arasında Libya açıklarında en az 940 göçmen ölürken, bin 248 göçmen kayboldu.

Göç hareketlerini takip eden projeye göre, bu yıl binden fazlası kadın ve 530’dan fazlası olmak üzere yaklaşık 14 bin 900 göçmen yakalanarak Libya’ya geri gönderildi.

Proje 2022 yılında Libya açıklarında 529 ölü ve 848 kayıp rapor etmiş, 24 bin 600’den fazlasının yakalanarak Libya’ya geri gönderildiğini bildirmişti.

Paylaşın

Putin’den Joe Biden’e Yanıt: Saçmalık

ABD Başkanı Joe Biden’ın Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı kazanması halinde bir NATO ülkesine saldıracağı yönündeki sözlerine yanıt veren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Bu tamamen saçmalık – ve Başkan Biden’ın bunu anladığını düşünüyorum” dedi.

“Rusya’nın NATO ülkeleriyle savaşmak için hiçbir nedeni, hiçbir çıkarı – ne ekonomik, ne siyasi ne de askeri hiçbir jeopolitik çıkarı – yoktur.” diyen Putin, Biden’ın Rusya’ya yönelik kendi “yanlış politikasını” haklı çıkarmaya çalışıyor gibi göründüğünü de sözlerine ekledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkan Joe Biden’ın “Rusya bir NATO ülkesine saldıracak” açıklamasına yanıt verdi. Putin, Biden’ın açıklamasını “saçmalık” olarak niteledi. Biden, geçen yıl da Rusya’yla NATO arasında bir çatışmanın Üçüncü Dünya Savaşı’na neden olacağını belirtmişti.

Biden, bu ay başında Cumhuriyetçilerin Ukrayna’ya yardımı engellememesi için çağrıda bulunmuş ve Putin’in Ukrayna’da zafere ulaşması halinde Rusya’nın durmayacağını ve bir NATO ülkesine saldıracağını belirtmişti.

Biden’ın sözleri için “tamamen saçmalık” diyen Putin, ABD Başkanı’nın Rusya’yla ilgili yanlış politikasını haklı göstermeye çalıştığını söyledi. Putin, “Rusya’nın NATO ülkeleriyle savaşma konusunda hiçbir ekonomik, siyasi ya da askeri çıkarı yoktur” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Finlandiya’nın NATO’ya kabul edilmesinin ülkesini, kuzeyde belirli askeri birimleri yoğunlaştırmak zorunda bırakacağını belirtti. Putin’e Batılı ülkelerle ortak bir zemin bulunup bulunamayacağı da soruldu. Putin yanıt olarak Batı’nın Rusya’yla ortak bir zemin bulmak zorunda olduğunu söyledi. Putin’e göre Batılı ülkeler Rusya’yı hesaba katmak zorunda.

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) anlaşmasının 5. Maddesi’ne göre ittifaka üye herhangi bir ülkeye saldırı bütün üyelere yapılmış saldırı kabul ediliyor.

Ukrayna’nın Rus güçlere yönelik karşı saldırısının ilerlememesi, Ukrayna’daki Rus güçlerin yenilgiye uğratılması konusunda şüpheleri arttırmış durumda. Moskova ve Batılı ülkelerdeki uzmanlar artık yeni bir Soğuk Savaş’tan bahsediyor, bir tarafta Rusya ve Çin, diğer tarafta Batı.

Biden’ın geçen yıl NATO ile Rusya arasında doğrudan bir çatışmanın Üçüncü Dünya Savaşı’nı tetikleyeceği uyarısında bulunmasına yol açan Ukrayna’daki savaş, Moskova’nın Batı ile ilişkilerinde 1962 Küba Füze Krizi’nden bu yana yaşanan en derin krizi tetikledi.

Putin, NATO’nun Soğuk Savaş sonrası eski Sovyetler Birliği ülkelerinin bazılarını da içine alacak kadar genişlemesini, Batı’nın Rusya’nın güvenlik kaygılarının kanıtı olarak gösteriyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 19 Bini Aştı

7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’de düzenlediği saldırı ve ardından İsrail’in Gazze Şeridi ve Batı Şeria’ya yönelik devam eden saldırılarında 19 bin 88 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, lenlerin yaklaşık yüzde 70’inin kadın ve çocuk olduğu kaydedildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, Gazze Şeridi’nde açlık krizinin “endişe verici” boyuta ulaştığını belirtti.

UNRWA’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, Lazzarini, “Gazze’de nereye giderseniz gidin çaresizlik, açlık ve panik yaşayan insanları görürsünüz” ifadelerini kullandı.

Gazze’nin daha önce hiç tanık olmadığı boyutlarda kötü yaşam koşulları ile karşı karşıya olduğunu kaydeden Lazzarini, açlığın Gazze’deki krizi daha da derinleştireceği konusunda uyardı.

Lazzarini, Gazze’ye düzenlediği son ziyaretinde tanık olduklarını şu ifadelerle dile getirdi: Tamamıyla yeni bir şeye tanık olduk, o da insanların yardım tırlarını durdurup yiyecek alıp hemen yemeleri, bu da onların çaresizliğini ve açlığını gösteriyor.

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’de düzenlediği saldırı ve ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarıyla başlayan süreçte en az 64 gazetecinin öldürüldüğünü açıkladı.

CPJ’e göre 15 Aralık 2023 itibarıyla 57 Filistinli, 4 İsrailli ve 3 Lübnanlı gazeteci öldürüldü. Aynı dönemde yaralanan gazeteci sayısı 13 olarak kaydedildi. 19 gazetecinin gözaltında olduğu bildirildi. 3 kişi ise kayıp.

İsrail’in Hamas’a karşı başlattığını belirttiği operasyonda sivil kayıpların giderek ağırlaşması uluslararası arenada tepki çekiyor. İsrail ordusuna milyarlarca dolar yardım sağlayan Beyaz Saray, sivil kayıplardan endişe duyduğunu belirtiyor.

ABD Başkanı Joe Biden, İsrail’in “Hamas’ın peşine düşmekten vazgeçmeden, daha dikkatli olarak sivil hayatları nasıl kurtarabileceğine odaklanmasını istediğini” dile getirmişti.

Sullivan, Mahmud Abbas ile görüştü

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Batı Şeria’nın Ramallah kentinde Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ile görüştü.

Filistin Haber Ajansı Wafa’nın Reuters’ten aktardığına göre, Abbas, Sullivan’a İsrail’in Gazze’deki saldırılarının durması gerektiğini söyledi. Abbas ayrıca Batı Şeria ve Kudüs’teki Filistinlilere yönelik saldırıları durdurma konusunda ABD’den İsrail’i zorlamasını istedi.

Ofisinin AFP haber ajansına yaptığı açıklamada Abbas’ın, Gazze’nin Filistin devletinin “ayrılmaz bir parçası” olduğu ve “Gazze’nin herhangi bir parçasının ayrılmasının ya da izole edilmesine yönelik herhangi bir girişimin kabul edilemez olduğunun altını çizdiği” belirtildi.

Filistin Yönetimi’nin merkezi Batı Şeria’da bulunuyor ve Hamas tarafından kontrol edilen Gazze Şeridi üzerinde herhangi bir kontrolü bulunmuyor.

Üç rehine “yanlışlıkla” öldürüldü

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari, üçü de henüz yirmili yaşlarında olan Yotam Haim, Alon Şamriz ve Samer El-Talalka’nın Şucaiyye’deki çatışmalar sırasında ordu birlikleri tarafından yanlışlıkla tehdit olarak algılandığını, bunun sonucunda da ateş açılarak öldürüldüklerini açıkladı.

Hagari, IDF’nin bu felaketten dolayı derin üzüntü duyduğunu ve ailelerin acısını paylaştığını söyledi. Hagari, olaydan derhal gerekli derslerin de çıkarılacağını belirterek, “şeffaf bir soruşturma süreci” sözü verdi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da Cuma akşamı yaptığı açıklamada üç gencin öldürülmesini “dayanılmaz bir trajedi” olarak tanımladı. Netenyahu, İsrail’in tamamının öldürülen gençlerin yasını tuttuğunu söyledi.

Ateşkes çabaları sürecek mi?

Axios haber platformu, İsrail’in istihbarat servisi Mossad’ın Başkanı David Barnea’nın bu hafta sonu Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdülrahman El Tani’yle Avrupa’da bir araya geleceğini haberleştirdi. Haberde, yetkililerin kalan rehinelerin salıverilmesine yönelik bir anlaşma için müzakerelerin devamının ele alınacağı belirtildi.

İsrail ile Hamas arasında geçen ay varılan ateşkes anlaşmasına da Katar arabuluculuk etmiş ve ateşkes esnasında rehineler ile mahkumların takası sağlanmıştı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 18 Bin 787’ye Çıktı

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlattığı Filistin – İsrail savaşının 68. günü geride kalırken, Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 179 artarak 18 bin 787’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, yaralıların sayısının da 50 bin 897’ye çıktığını bildirdi.

Sağlık bakanlığı, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki Cenin’e düzenlediği saldırıda en az 11 Filistinlinin öldürdüğünü doğruladı. Ekim ayının başından bu yana Batı Şeria’da 290’dan fazla Filistinli İsrail saldırılarında hayatını kaybetti.

İsrail ise, Batı Şeria’daki operasyonlarında silahlı örgüt mensuplarını hedef aldıklarını savunuyor.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yaşayan yaklaşık 2 milyon 200 bin kişinin 1 milyon 800 bini, yani nüfusun yaklaşık yüzde 80’i savaş sırasında zorla yerinden edildi.

Birleşmiş Milletler’in (BM) uydu görüntülerine atıfta bulunduğu raporunda, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana bombaladığı Gazze Şeridi’ndeki binaların en az yüzde 18’inin yıkıldığı kaydedildi.

Paylaşın

Putin’den Ukrayna Açıklaması: Hedeflerimize Ulaştığımızda Barış Olacak

Yıllık basın toplantısında konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’daki duruma ilişkin yaptığı açıklamada, “Hedeflerimize ulaştığımızda barış olacak” dedi ve şöyle devam etti:

“Askerden arındırmaya gelince, eğer bir anlaşmaya varmak istemezlerse, askeri çözümler dahil olmak üzere farklı önlemler almak zorunda kalacağız. Ya da belirli şartlar üzerinde anlaşacağız. İstanbul’daki görüşmelerde bunlar üzerinde anlaşmıştık. Ancak daha sonra bu anlaşmalar rafa kaldırıldı. Ama bu meselede anlaşılmıştı.”

“Başka ihtimaller de var” ifadesini kullanan Putin, “Ya bir anlaşmaya varacağız ya da bu meseleyi güç kullanarak çözeceğiz. Biz de bunun için çaba göstereceğiz.” diye konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geleneksel olarak düzenlediği yıllık basın toplantısında konuştu. Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Putin, Ukrayna’da barışın ancak “Kiev’in tarafsızlığı”, “silahsızlandırılması” ve “askerden arındırılması” ile mümkün olabileceğini söyledi.

“Ukrayna için hedeflerinin değişmediğinin” ve “hedefe ulaşana kadar” mevcut durumun devam edeceğinin altını çizen Putin, Moskova’da düzenlediği yıllık basın toplantısında “Size ne hakkında konuştuğumuzu hatırlatmak isterim: Ukrayna’nın silahsızlandırılması, askerden arındırılması ve tarafsızlık statüsü.” ifadelerini kullandı.

Moskova’nın “tarafsızlıktan” kastı, Kiev’in NATO askeri ittifakına katılmaması anlamına geliyor.

“Hedeflerimize ulaştığımızda barış olacak” diyen Putin şöyle devam etti: “Askerden arındırmaya gelince, eğer bir anlaşmaya varmak istemezlerse, askeri çözümler dahil olmak üzere farklı önlemler almak zorunda kalacağız. Ya da belirli şartlar üzerinde anlaşacağız. İstanbul’daki görüşmelerde bunlar üzerinde anlaşmıştık. Ancak daha sonra bu anlaşmalar rafa kaldırıldı. Ama bu meselede anlaşılmıştı.”

“Başka ihtimaller de var” ifadesini kullanan Putin, “Ya bir anlaşmaya varacağız ya da bu meseleyi güç kullanarak çözeceğiz. Biz de bunun için çaba göstereceğiz.” diye konuştu. Putin, Rusya’nın ekonomik yaptırımlara, Ukrayna’daki savaşa ve Batı ile karşı karşıya gelmesine rağmen “ilerleyecek” kadar kendinden emin olduğunu iddia etti.

Ekonominin dış yaptırımlara karşı direnci konusunda ise, ülkesinin “Rus toplumunun güçlü konsolidasyonu”, “mali ve ekonomik sisteminin istikrarı” ve “artan Rus askeri yetenekleri” sayesinde “yeterli güvenlik marjına” sahip olduğunu aktardı.

Putin: Hükümet gerekli önlemleri alıyor

Putin, “En önemli gösterge ekonomik büyümedir. Yılsonu itibariyle GSYH büyümesinin yüzde 3,5 olması bekleniyor. Bu iyi bir gösterge, geçen yılki düşüşü telafi ettiğimiz anlamına geliyor ve ileriye doğru nispeten ciddi bir adım attık. Ne yazık ki enflasyon arttı. Yılsonunda yüzde 7,5, belki biraz daha fazla yüzde 8 olması bekleniyor, ancak Merkez Bankası ve hükümet gerekli önlemleri alıyor.” dedi.

Rusya’nın ikinci bir yedek asker seferberliği dalgasına ihtiyacı olmadığını, ülke genelinde her gün bin 500 kişinin orduya alındığını söyleyen Putin, halihazırda Ukrayna’da savaşan 617 bin Rus askeri bulunduğu bilgisini verdi. Başkana göre bunlardan 244 bini profesyonel diğerleri, seferberlik çağrısı sonrası gelen kişiler.

Ukrayna’yı ‘özel operasyon bölgesi’ olarak tanımlayan Putin, şöyle devam etti: “Kısmi bir seferberlik yaptık, 300 bin kişiyi çağırdık. Çocuklar iyi savaşıyor, gerçekten iyi… Sanırım 244 bin kişi özel askeri operasyon bölgesinde. Bunun ardından, insanların gönüllü olarak silahlı kuvvetlerle sözleşme imzalaması için bir kampanya başlattık. Dün akşam itibariyle 486 bin kişiye ulaştığımızı öğrendim. Ellerinde silahlarıyla vatanımızı savunmaya hazır kişilerin akışı azalmıyor. Gönüllülerle birlikte yaklaşık yarım milyon kişi olması lazım.”

Bu yıl ağırlıklı olarak Rus muhabirlerin bulunduğu basın toplantısında Putin, “Neden seferberlik? Buna gerek yok” ifadesini de kullandı.

71 yaşındaki Rus lider, İsrail ordusunun Hamas’a yönelik saldırıları kapsamında bombaladığı Gazze Şeridi’ndeki durumu “felaket” olarak nitelendirdi ve bunun Ukrayna’daki durumla kıyaslanamayacağını söyledi.

Putin, “(Ukrayna’daki) özel askeri operasyona bakın ve Gazze’de olanlara bakın ve aradaki farkı görün. Ukrayna’da böyle bir şey yok” sözleriyle Ukrayna’da yıkım olmadığını kaydetti.

Kasım ayı sonunda G20’de yaptığı sanal konuşmada Putin, her türlü savaşın bir “trajedi” olduğunu söylemiş, ancak Batı’yı seçici davranmakla suçlayarak onları “Filistin’de sivillerin yok edilmesinin” hesabını vermeye çağırmıştı.

Paylaşın