İsrail İstedi: Meta, Hamaney’in Instragram Hesabını Kapattı

Facebook ve Instagram’ın çatı kuruluşu Meta, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in İngilizce ve Farsça hesaplarını kapattı. Hamaney’in Farsça hesabının 5,1 milyon, İngilizce hesabını ise 200 binin üzerinde kişi takip ediyordu.

Akademisyen ve İran hükümetinin eski danışmanlarından Muhammad Marandi, “Ben dahil binlerce İranlının Facebook ve Instagram hesapları askıya alındı ya da silindi. Dolayısıyla bu beklenmedik bir durum değil. Ayetullah Hamaney Filistin’deki direnişi destekleyen ve güçlendiren tek dünya lideridir. Onun suçu bu.” diye konuştu.

İran’da Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformları uzun yıllardır yasaklı olsa da kullanıcılar VPN kullanarak kısıtlamaları aşabiliyor. Keza yasağa rağmen, aralarında Ali Hamaney’in de bulunduğu bazı İranlı yetkililerin bu mecralarda da hesapları bulunuyor.

Sosyal medya platformu Facebook ve Instagram’ın çatı kuruluşu Meta, İsrail yanlısı grupların uzun süredir devam eden baskılarının ardından İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in İngilizce ve Farsça hesaplarını kapattı. Hamaney’in Farsça hesabının 5,1 milyon, İngilizce hesabını ise 200 binin üzerinde kişi takip ediyordu.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Bir Meta sözcüsü, yaptığı açıklamada, “Defalarca ‘Tehlikeli Kuruluşlar ve Kişiler’ politikamızı ihlal ettikleri için bu hesapları kaldırdık” iddiasında bulundu.

Meta, söz konusu uygulama uyarınca, “şiddeti öven ya da şiddete başvuran örgüt ya da kişileri” platformlarından çıkarıyor. İsrail yanlısı gruplar ve İran muhalefeti, özellikle de 7 Ekim’de başlayan İsrail-Hamas savaşı sonrası, Hamaney’in sosyal medya hesaplarının yasaklanması için çağrıda bulunuyordu.

Tahran, Hamas’ın 7 Ekim’de gerçekleştirdiği saldırılarla herhangi bir dahli olduğu iddialarını reddediyor. Bununla birlikte İran dini lideri, sosyal medyada, İsrail’de yaklaşık 1,200 kişinin ölümüne neden olan hadiseyi övmekle suçlandı.

Ancak Ali Hamaney İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanına karşı ‘Filistin direnişini’ ve Yemen’deki Şii Husi grubun, Kızıldeniz’de seyreden gemilere yönelik saldırılarını açıktan destekledi. Selefi Humeyni’nin 1989’da ölmesinin ardından bu makama gelen Hamaney’in Instagram hesapları 2019’da da askıya alınmış bir süre sonra tekrar iade edilmişti.

Akademisyen ve İran hükümetinin eski danışmanlarından Muhammad Marandi, MEE’ye verdiği demeçte, İsrailli yetkililerin ülkelerinin Gazze’deki eylemlerine verdikleri destek nedeniyle benzer kısıtlamalarla karşılaşmadığını söyleyerek Meta’yı “ikiyüzlülük yapmakla” suçladı.

Marandi, “Ben dahil binlerce İranlının Facebook ve Instagram hesapları askıya alındı ya da silindi. Dolayısıyla bu beklenmedik bir durum değil. Ayetullah Hamaney Filistin’deki direnişi destekleyen ve güçlendiren tek dünya lideridir. Onun suçu bu.” diye konuştu.

İran’da Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformları uzun yıllardır yasaklı olsa da kullanıcılar VPN kullanarak kısıtlamaları aşabiliyor. Keza yasağa rağmen, aralarında Ali Hamaney’in de bulunduğu bazı İranlı yetkililerin bu mecralarda da hesapları bulunuyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 28 Bine Yaklaştı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 125. günü geride kalırken Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 130 artarak 27 bin 840’a yükseldi. Yaralananların sayısı ise 67 bin 317’ye çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail ile Hamas arasında bir ateşkes ve rehine anlaşmasına varılmasını hâlen mümkün gördüğünü belirtti. Blinken, İsrailli yetkililerle yaptığı görüşmelerde, Hamas’ın Gazze’de yeniden ateşkes sağlanmasına ve rehinelerin serbest bırakılmasına ilişkin çerçeve anlaşmaya verdiği yanıtı ele almıştı.

Gerçekleştirdiği temasların ardından Tel Aviv’de basın toplantısı düzenleyen ABD Dışişleri Bakanı Blinken, “Hamas’ın yanıtında kabul edilmeyeceği aşikâr bazı talepler bulunsa da anlaşmaya varılması için bir alan yarattığını düşünüyoruz ve başarı olana kadar da usanmadan bunun üzerinde çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Antony Blinken, İsrail’in Gazze’ye yönelik askeri operasyonlarında yaşanan sivil can kayıplarından duyduğu rahatsızlığı bir kez daha yinelerken, “İsrailliler 7 Ekim’de en korkunç şekilde insanlıktan çıkarıldı. O günden beri rehineler her gün insanlıktan çıkarıldı. Ancak bu, başkalarını insanlıktan çıkarma izni olamaz. Gazze’deki halkın ezici çoğunluğunun 7 Ekim saldırılarıyla hiçbir ilgisi yoktu” dedi.

“Hayatta kalmaları İsrail üzerinden gelecek yardımların ulaşmasına bağlı olan Gazzeli aileler de tıpkı bizim gibi aileler. Onlar da birer anne, birer baba, birer evlat. Onlar da iyi bir yaşam sürmek, çocuklarını okula göndermek, normal bir hayat istiyor. Bunu gözden kaçıramayız, kaçırmamalıyız. Ortak insanlığımızı gözden kaçıramayız, kaçırmamalıyız” ifadelerini kullanan Bakan Blinken, Gazze’deki sivillere daha fazla insani yardım ulaştırılmasına izin vermesi için İsrail hükümetine çağrıda bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken’la görüşmesinden kısa bir süre sonra basın toplantısı düzenleyen İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, arabuluculu görüşmelerin yapılması gerektiğini; ancak Hamas’ın yanıtının, böyle bir duruma olanak vermediğini söyledi.

Benyamin Netanyahu, “Hamas’ın hayal ürünü taleplerine teslim olmanın yeni bir katliama ve İsrail’in başına kimsenin kabul etmek istemeyeceği büyük bir trajedinin gelmesine yol açacağını” söyledi; “Rehinelerin serbest bırakılması için askeri baskının devam etmesi gerek” dedi.

İsrail için Hamas’ın askeri olarak çökertilmesini sağlamaktan başka bir alternatif olmadığını söyleyen Benyamin Netanyahu, örgütü yok etme taahhüdünü yineledi. Geleceğin Hamas’ın ortadan kaldırılmasından sonraki gün başlayacağını söyleyen İsrail Başbakanı, Gazze savaşının tek çözümünün örgüte karşı topyekün zafer olduğunu vurguladı.

Gazze’de tam zaferin ulaşılabilir olduğunu savunan İsrail Başbakanı Netanyahu, “Sadece tam zafer hem kuzeyde hem de güneyde güvenliği yeniden tesis etmemizi sağlayacak” ifadelerini kullandı.

Hamas Gazze’de dört buçuk aylık bir ateşkes önermişti. Öneride, bu süre zarfında tüm rehinelerin serbest bırakılması, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki askerlerini çekmesi ve savaşın sona erdirilmesi konusunda bir anlaşmaya varılması yer alıyordu. Hamas’ın teklifi, ABD ve İsrail tarafından hazırlanan ve geçen hafta Katarlı ve Mısırlı arabulucular tarafından Hamas’a iletilen daha önceki bir teklife yanıt niteliği taşıyordu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, arabulucu ülkeler olan Katar ve Mısır liderleriyle yaptığı görüşmelerin ardından İsrail’e vardıktan sonra Netanyahu ile teklifi görüşmüştü. Blinken daha sonra Ramallah’ta Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas ile biraraya gelmişti.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Gazze’de Açlık 12 Kat Arttı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 125. günü geride kalırken, BM Sözcüsü Stephane Dujarric, “Bölgedeki insani yardım ortaklarımızın araştırmasına göre, Gazze’de açlık, 7 Ekim 2023 öncesine göre, 12 kat arttı” dedi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 123 artarak 27 bin 708’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 67 bin 147’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın toplantısında Gazze’deki duruma dair açıklama yaptı.

Bianet’in aktardığına göre; 7 Ekim’in ardından Gazze’deki gıda kıtlığı, sağlık hizmetlerindeki yıkım, yetersiz temiz su tesisleri ve hijyen koşulları nedeniyle 5 yaş altı çocuklar, hamile ve emziren kadınları ciddi riske attığını belirten Dujarric, “Bölgedeki insani yardım ortaklarımızın araştırmasına göre, Gazze’de açlık, 7 Ekim 2023 öncesine göre, 12 kat arttı” diye konuştu.

Dujarric, gerekli tedavi ve önleyici hizmet sağlanmazsa durumun çok daha kötü olacağına işaret ederek, insani yardım çalışanlarının 5 yaş altı çocuklar ile hamile ve emziren kadınlara yardım sağladığını bildirdi.

BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, BM Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri ve Genel Sekreter’le krizden çıkış yollarını görüşmek için New York’a geldiğini, bunun gerçekleşmesi için siyasi engellerin iyi bilindiğini ancak üstesinden gelinmesi gerektiğini söyledi.

“Hızlı ve kolay bir çözüm yok. Çok ciddi diplomatik çaba gerekecek” diyen Wennesland, sahadaki taraflarla hareket edilmesi gerektiğini kaydetti.

Wennesland, İsrail’in Refah’a saldırı hazırlığıyla ilgili, “İsrailliler durumu çok iyi bilmelerine rağmen 1,2 milyon kişinin bulunduğu Refah’ta aktif savaş planlıyorlar. İnsani yardımların iki giriş noktasından birisi de burası. İsrail’in Refah’a saldırısı tam bir felaket olur” uyarısında bulundu.

Wennesland, her şeyini kaybeden Gazze halkına söyleyecek söz bulmanın zor olduğunu belirterek, “Güvenli bir yerden cehennemin ortasındaki insanlara umut vermek kolay değil” dedi.

Değişimi tetikleyecek hususlar üzerinde baskı kurulması gerektiğini söyleyen Wennesland, “Bulunduğumuz noktadan ateşkes olmadan çıkamayız” diye konuştu.

Birleşmiş Milletler tesislerine 290 saldırı

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), 7 Ekim’den bu yana İsrail’in yoğun saldırıları altındaki Gazze Şeridi’ndeki duruma ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.

Açıklamada, İsrail, Gazze Şeridi’ne 7 Ekim’den bu yana Gazze’deki 150 UNRWA tesisinin 290 saldırının hedefi olduğu kaydedildi. İsrail saldırılarda, UNRWA’ya sığınan yerinden edilmiş 389 Gazzelinin yaşamını yitirdiği ve 1374 kişinin de yaralandığı belirtilen açıklamada, öldürülen UNRWA çalışanı sayısının 5 Şubat itibarıyla 154’e çıktığına işaret edildi.

Son 15 günde Han Yunus ve çevresinde görülen yoğun çatışmaların can kaybına yol açtığı aktarılan açıklamada, bu çatışmaların Birleşmiş Milletlere (BM) ait tesisler de dahil olmak üzere altyapının hasar görmesine neden olduğu kaydedildi.

UNRWA bünyesinde Gazze’de bulunan 22 sağlık tesisinden yalnızca 4’ünün faaliyetine devam edebildiği vurgulanan açıklamada, operasyonel olan bu sağlık merkezlerinin Refah kentinde ve Gazze’nin orta kesimlerinde yer aldığı belirtildi.

Açıklamada, söz konusu sağlık merkezleri ve UNRWA sığınaklarında 15 bin 977 Gazzelinin tedavi gördüğü aktarıldı.

Ayrıca, kıtlık riskiyle karşı karşıya Gazze’nin güney bölgelerinde UNRWA tesisleri dışında yaşayan Filistinli 359 bin 54 aileye un dağıtımı yapıldığı kaydedilen açıklamada, Gazze nüfusunun yüzde 75’ini oluşturan 1,7 milyon Gazzelinin yerinden edildiği, bir kısmının güvenlik arayışı içinde sığındıkları bölgeleri de terk etmek zorunda kaldığı hatırlatıldı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 27 Bin 708’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 124. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 123 artarak 27 bin 708’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 67 bin 147’e çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Hamas, Gazze’de dört buçuk ay süresince silahların susmasını, bu süre zarfında tüm rehinelerin serbest bırakılmasını, İsrail’in Gazze Şeridi’nden askerlerini çekmesini ve savaşın sona erdirilmesi konusunda bir anlaşmaya varılmasını öngören bir ateşkes planı önerdi.

Hamas, daha önce Katar, Mısır, İsrail ve ABD tarafından üzerinde çalışılan ve kendilerine sunulan ateşkes anlaşması taslağına karşı kendi önerisini sundu.

Gazze’nin yönetimini elinde bulunduran Hamas, önerisinde, İsrail ile olası ateşkes halinde  Türkiye, Rusya, Birleşmiş Milletler, Mısır ve Katar’ın “garantör” taraflar olmasını da talep ediyor.

İşte Hamas’ın basına sızan karşı önerisinin detayları:

Hamas, ilk aşamada 1,500 Filistinli mahkum karşılığında aralarında kadın, çocuk, yaşlı ve hastaların da bulunduğu İsrailli rehineleri serbest bırakacak. Bunlar arasında müebbet ve uzun süreli hapis cezası almış 500 Filistinlinin ve İsrail hapishanelerinde tutulan tüm kadın, çocuk ve yaşlılar da yer alacak.
Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerine günde en az 500 kamyon yardım ve yakıt girmesine izin verilecek
Yerlerinden edilen Filistinliler yaşadıkları yerlere geri dönecek
Gazze Şerid’nin kuzeyi ile güneyi arasında hareket özgürlüğün garanti altına alınacak ve geçişler açılacak

İlk aşamada en az 60 bin geçici konut ve 200 bin barınma çadırının Gazze’ye girişine izin verilecek
Üç yıl içinde yıkılan evlerin, ekonomik tesislerin ve kamu tesislerinin yeniden inşasına yönelik bir plan için ek onaylar sağlanacak
Yahudi yerleşimcilerin el Aksa Camisine baskınları durdurulacak
El Aksa Camisindeki durumun 2002 öncesindeki haline dönecek
Ateşkes sağlanması halinde Türkiye, Rusya, Birleşmiş Milletler, Mısır ve Katar’ın “garantör” taraflar olacak

Hamas’ın birinci aşamada Gazze’deki hastanelerin hizmete açılması ve saldırılarda hasar alan hastanelerin onarılmasını istediğini aktaran kaynaklar, şu bilgileri verdi:

Planın ikinci aşamasındaki 45 günde de Hamas’ın Gazze’de tuttuğu İsrailli asker esirlerin serbest bırakılması karşılığında İsrail’in de Filistinli esirlerin bir kısmını serbest bırakması isteniyor. Hamas, ikinci aşamada İsrail güçlerinin Gazze’den tümüyle çekilmesini talep ediyor.

Planın üçüncü aşaması olan 45 günlük sürede ise taraflar arasında cesetlerin değişiminin gerçekleşmesinin öngörüldüğünü belirten kaynaklar, bu süreçte “savaşın nihai olarak sona ermesi” için müzakerelerin gerçekleşmesini içerdiğini kaydetti.

Hamas’ın söz konusu planda, savaşın tümüyle sona ermesi için birinci aşamada başlatılacak müzakerelerin ikinci aşamada tamamlanmasını şart koştuğunu belirtti.

“Hamas’ın bazı talepleri karşılanamaz”

Üst düzey bir İsrail temsilcisi, Hamas’ın bazı taleplerinin karşılanamayacağını söyledi; yetkililerin öneriyi reddetmek veya farklı koşullar öne sürmek konusunda görüştüklerini belirtti.

Başbakan Netanyahu savaşın hedefini “tam zafer” olarak ifade etse de, İsrailli yetkililer bunun henüz çok uzakta olduğunu kabul ediyor ve bazıları ise bunun askeri açıdan ulaşılabilir olmadığını savunuyor. Netanyahu’nun ofisi, Hamas’ın karşı teklifinin iletildiğini ve İsrail tarafından “değerlendirildiğini” açıkladı.

Daha önce üst düzey bir Hamas yetkilisi, İsrail’in önerisine “olumlu baktığını” ancak Gazze’nin yeniden inşası ve Gazzelilerin evlerine dönüşüyle ilgili bazı değişiklikler talep ettiklerini söylemişti.

İsrail-Hamas arasındaki dolaylı görüşmelerin ana aracılarından biri olan ABD, bu süreci hâlâ “ileriye dönük en iyi yol” olarak görüyor ve diğer arabulucu Arap ülkeleriyle birlikte taraflar üzerinde baskı kuruyor. Hedefleri, ateşkesle sonuçlanabilecek ve savaş sonrası plana odaklanmak için zaman kazandıracak sürdürülebilir bir insani ara kararı aldırmak.

Blinken, bunu Gazze’nin yeniden inşasına, iyileştirilmiş bir Filistin Yönetimi’ne ve nihayetinde bir Filistin devletine ve aynı zamanda Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleşmesine giden kapıyı açacak “inanılmaz derecede güçlü bir yol” olarak nitelendirdi.

Ancak İsrail ordusu hâlâ Hamas tugaylarını yok etmeye ve Hamas liderlerini yakalamaya odaklanmış durumda. Ve her zaman siyaseten hayatta kalmaya odaklanan Netanyahu, herhangi bir taviz vermesi halinde hükümetini devirecekleri konusunda uyarıda bulunan sağcı müttefiklerinin baskısı altında.

İsrailli rehine aileleri, özellikle Gazze’de kalan 130’dan fazla rehinenin beşte birinin öldüğünün açıklanmasının ardından, sevdiklerinin akıbeti konusunda giderek daha fazla endişe duymaya başladı. ABD ve Arap müttefikleri, daha geniş bir bölgesel çatışma riskinden endişe ediyor. Birçok uluslararası kuruluş da Gazze Şeridi’nde derinleşen insani felaket konusunda uyarıda bulunuyor. Pek çok açıdan zaman daralıyor.

Paylaşın

Avrupa, Rusya İle Olası Savaşa Hazırlanıyor

Avrupa ülkeleri, Ukrayna ile savaşı kazanma ihtimali yükselen Rusya’nın tehditleriyle karşı karşıya kalabilir. Bu olasılık Avrupa ülkelerini askeri yönden yeni adımlar atmaya zorluyor.

Avrupa’nın en büyük, dünyanın da üçüncü büyük tirajlı gazetesi Bild, Polonya Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak-Kamysz’in ülkesinin, Rusya ile topyekün bir savaş olasılığına karşı hazırlık yaptığını söylediğini bildirdi.

Bild’e göre, Bakan Kosiniak-Kamysz, Ukrayna’nın Rusya ile savaşı kaybetme ihtimalinin yükseldiğini ve Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in Polonya dahil NATO ülkelerine saldırmaya karar verdiği bir senaryoya hazırlandığını açıkladı.

“Bu sözleri öylesine söylemiyorum” diyen Kosiniak-Kamysz, durumun ve gelişmelerin dikkatle değerlendirdiğini ve analiz edildiğini, ülke savunması için şimdiden somut adımların atıldığını, örneğin silahlanma alanındaki eksikliklerin incelendiğini kaydetti.

Habere göre Polonya Savunma Bakanı, ülkesinin Belarus ve Rusya ile olan sınır bölgesinde yeni sığınaklar inşa ettiğini ve bu hamlenin “genel ulusal savunma planının bir parçası” olduğunu da söyledi.

Bakan Kosiniak-Kamysz, “Rusya’nın saldırması durumunda, Polonya Avrupa Birliği’nin (AB) ortak savunmasında çok önemli bir rol oynayacak. AB Komisyonu da bunun farkında” diye konuştu.

Rusya’nın Ukrayna’daki savaşın ardından Polonya ve diğer Avrupa ülkelerine saldırabileceği şeklindeki görüşleri paylaşan bir diğer isim de Alman Savunma Bakanı Boris Pistorius.

“Avrupa askeri tehdit durumuyla karşı karşıya”

Rusya ile 5-8 yıl içinde bir savaş yaşanabileceğini iddia eden ve “Putin’in bir gün bir NATO ülkesine saldırabileceğini hesaba katmak zorundayız” diyen Pistorius, kısa bir süre önce yaptığı bir açıklamada, “Hem olası hem de maksimum risk senaryolarını analiz ediyoruz. Kesin olan bir şey var ki, Avrupa’da bir kez daha 30 yıldır görülmemiş bir askeri tehdit durumuyla karşı karşıyayız” diye konuştu.

Göreve geldiği geçen yıl Ocak ayından bu yana sık sık Almanya’nın Rusya ile savaşa hazır olması çağrısında bulunan Pistorius, ülkesinin gelecekte Avrupa’nın karşılaşacağı güvenlik sorunlarına karşı kendini savunmaya hazır olmadığı uyarısını da yapıyor.

Alman askeri uzmanlar da yıllarca izlenen tasarruf politikaları nedeniyle yatırım yapılmayan Almanya ordusunun hareket kabiliyetini yitirdiğini, subay ve astsubay eksikliği nedeniyle eğitimlerin zor yapıldığını ve tatbikatların bile iptal olmasının artık olağan hale geldiğini belirtiyor. Uzmanlar, ordunun şu anda sıcak bir çatışmaya hazırlıksız olduğunu vurguluyor.

“Rusya büyük olasılıkla…”

İsveç Sivil Savunma Bakanı Carl-Oskar Bolin ve Genelkurmay Başkanı Micael Byden da İsveç halkını Rusya ile savaşa hazır olmaları yönünde uyarmış, uyarı ülkede paniğe neden olmuştu.

Danimarka İstihbarat Dairesi de Rusya’nın olası bir sıcak çatışmaya girebileceğini duyurdu. Danimarka Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen ise, “Rusya büyük olasılıkla NATO üyesi ülkelere karşı askeri gücünü kullanabilecek” dedi.

Baltık ülkeleri Estonya, Letonya ve Litvanya, güvenlik endişeleri nedeniyle sınırlarındaki savunmayı güçlendirmek amacıyla önümüzdeki birkaç yıl içinde sığınaklar ve savunma tesisleri inşa etme kararı almışlardı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Yemen’de 13 Kişiye Eşcinsellik Suçlamasıyla İdam Cezası

Yemen’de Husi yönetimindeki bir mahkemenin eşcinsellik suçlamasıyla 13 kişiye idam cezası verdiği ifade edildi. 35 kişinin daha eşcinsellik suçlamasıyla Husiler tarafından gözaltına alındığı belirtildi.

Yemen’in kalabalık nüfuslu bölgelerini kontrol altında tutan ve Suudi Arabistan öncülüğündeki uluslararası koalisyona karşı uzun süredir savaşan Husiler, idam cezalarını her zaman infaz etmiyor.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Yemen’de Husilerin kontrolündeki bir mahkeme 13 kişiyi eşcinsel oldukları gerekçesiyle idam cezasına çarptırdı. Yargılamanın başkent Sana’nın yaklaşık 200 kilometre güneyindeki İb kentinde yapıldığı öğrenildi.

Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan yargı kaynağı, üç kişinin daha benzer bir suçlamayla hapis cezasına çarptırıldığını kaydetti. Yemenli yargı mensubu 35 kişinin de eşcinsellik suçlamasıyla tutuklu olduğu bilgisini paylaştı.

İdam cezalarının ne zaman infaz edileceği belirsizliğini koruyor. Cezalar için temyiz yolunun açık olduğu belirtiliyor.

Yemen’in kalabalık nüfuslu bölgelerini kontrol altında tutan ve Suudi Arabistan öncülüğündeki uluslararası koalisyona karşı uzun süredir savaşan Husiler, idam cezalarını her zaman infaz etmiyor.

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Gözlemevi’nin Aralık 2023’te paylaştığı verilere göre Husiler 2014 yılında başkent Sana’yı ele geçirmelerinden bu yana aralarında siyasetçiler, muhalif aktivistler, gazeteciler ve askeri personelin de olduğu 350 kişi hakkında idam cezası verdi bu cezalardan 11’i infaz edildi.

Sivil toplum kuruluşları İsrail ile Hamas arasında savaşın patlak vermesi ve buna yanıt olarak Husilerin Kızıldeniz’deki gemilere saldırılar düzenlemeye başlamasından beri Yemen’de insan hakları ihlallerinin arttığını ileri sürüyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (Human Rights Watch) Yemen araştırmacılarından Niku Jafarnia, “Dünya Kızıldeniz’deki saldırılarını izlemekle meşgul olurken Husiler de ihlallerini artırıyor” dedi. Jafarnia “Filistin’de savunduklarını iddia ettikleri insan haklarını önemsiyor olsalardı Yemenlileri kırbaçlayarak ve taşlayarak öldürmezlerdi” ifadelerini kullandı.

Aralık ayında Yemenli insan hakları aktivisti Fatima Salih El Ervali, Birleşik Arap Emirlikleri adına casusluk yaptığı gerekçesiyle idam cezasına çarptırılmıştı. Birleşik Arap Emirlikleri hükümet güçlerini desteklemek amacıyla 2015 yılında Yemen’e müdahalede bulunan askeri koalisyonu oluşturan ülkeler arasında.

Yemen’in dağlık kuzey bölgesinde yaşayan Husiler, Şii Zeydilik mezhebine bağlı ve İran tarafından destekleniyor. Din devleti kurma hedefi güden hareket ,1990’larda yaşadıkları bölgelerin ihmal edildiği gerekçesiyle ayaklandı.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı 2015 yılından beri sürdürdükleri savaşta yüz binlerce kişi hayatını kaybederken milyonlarca kişi açlıkla yüz yüze geldi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 27 bin 585’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 123. günü geride kalırken Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı 27 bin 585’e, yaralananların sayısı  ise 66 bin 978’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), uluslararası kamuoyunun dikkatlerinin Gazze’ye çevrildiği bir ortamda, İsrail askerlerini Batı Şeria’da Filistinlilere karşı hukuka aykırı eylemler başlattığını açıkladı.

Gazze Şeridi’nde “kesin zafer” peşinde olduğunu ifade eden İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, “Birkaç gün önce komutanlarınıza söyledim. Üzerinde iki kelime olan bir şapka aldım: Kesin zafer. Bu bizim siyasetimizin özüdür. Hamas’a karşı kesin zafer” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bugüne kadar Gazze’de yüz bin Filistinli’nin bombalı saldırılar ve İsrail askerleri ile Filistinli militanlar arasında yaşanan çatışmalar sonucunda öldüğü, yaralandığı ya da kayıp veya öldüğünün varsayıldığını açıkladı.

ABD, Mısır ve Katar tarafından İsrail ve Hamas arasında yeni bir rehine anlaşması yapılması için girişimlerin devam ettiği bildiriliyor. Daha uzun bir ateşkes karşılığında rehinelerin kademeli olarak serbest bırakılması yönünde bir anlaşmayı İsrail tarafının kabul ettiği ancak Hamas tarafından onay beklendiği belirtiliyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 27 Bin 478’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 122. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 27 bin 478’e, yaralananların sayısı  ise 66 bin 835’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı. Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bugüne kadar Gazze’de yüz bin Filistinli’nin bombalı saldırılar ve İsrail askerleri ile Filistinli militanlar arasında yaşanan çatışmalar sonucunda öldüğü, yaralandığı ya da kayıp veya öldüğünün varsayıldığını açıkladı.

ABD, Mısır ve Katar tarafından İsrail ve Hamas arasında yeni bir rehine anlaşması yapılması için girişimlerin devam ettiği bildiriliyor. Daha uzun bir ateşkes karşılığında rehinelerin kademeli olarak serbest bırakılması yönünde bir anlaşmayı İsrail tarafının kabul ettiği ancak Hamas tarafından onay beklendiği belirtiliyor.

İsrail ordusu, kara operasyonunun başlamasından bu yana ilk kez perşembe günü Gazze şehirlerinin kuzeybatısındaki bölgelerden ve Gazze Şeridi’nin kuzeyinden çekilmişti.

Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, Hamas’ın son günlerde İsrail güçlerine karşı yürüttüğü operasyonlara ilişkin bilgi verdi. Ebu Ubeyde, İsrail güçlerinin roketler, tahkimat ve anti-personel cihazlarıyla 17 farklı saldırıda hedef alındığını bildirdi.

Kassam Tugaylarının düzenlediği saldırılarda 15 İsrail askerinin öldürüldüğünü aktaran Ebu Ubeyde, onlarca İsrail askerinin yaralandığını ifade etti.

Ebu Ubeyde, Kassam Tugaylarının “4 insansız hava aracını ele geçirdiğini, toplamda 43 askeri aracı tamamen veya kısmen hedef aldığını, Tel Aviv ve çevresine yoğun bir roket bombardımanı düzenlediğini” belirtti. Kassam Tugaylarından yapılan açıklamaya karşılık İsrail ordusundan konuya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.

İsrail ile ABD arasında gerilim

Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden’ın Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimcilere karşı ilan ettiği son yaptırım kararı, İsrail’de bankalarla hükümeti karşı karşıya getirdi. ABD yönetimi, 1 Şubat’ta yürürlüğe giren yaptırım kararıyla Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerine öncülük ettikleri gerekçesiyle dört yerleşimcinin ABD’deki mali işlemlerini yasaklamıştı.

İsrail merkez bankası ve ülkenin önde gelen bankaları ABD’nin yaptırım kararı doğrultusunda hareket edeceklerini açıkladı. Bu karara İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu liderliğinde aşırı sağ ve aşırı milliyetçi partilerden oluşan koalisyon hükümeti ve Maliye Bakanı’ndan tepki geldi.

Başbakanlık ofisi, İsrail bankalarının bu tür önlemler almasına “gerek olmadığı” açıklaması yaparken aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir İsrail bankalarına ve ABD’ye yönelik sert ifadeler kullandı.

Paylaşın

İsrail Saldırılarına Devam Ediyor: Gazze’de Can Kaybı 27 bin 365’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 121. günü geride kalırken Gazze’de, İsrail saldırılarında son 24 saatte en az 127 kişi yaşamını yitirirken, ölü sayısı ise 27 bin 365’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı: 12 bin çocuk, 8 bin 190 kadın. Ayrıca, Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 66 bin 452 yükseldiği kaydedildi.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bugüne kadar Gazze’de yüz bin Filistinli’nin bombalı saldırılar ve İsrail askerleri ile Filistinli militanlar arasında yaşanan çatışmalar sonucunda öldüğü, yaralandığı ya da kayıp veya öldüğünün varsayıldığını açıkladı.

Öte yandan ABD, Mısır ve Katar tarafından İsrail ve Hamas arasında yeni bir rehine anlaşması yapılması için girişimlerin devam ettiği bildiriliyor. Daha uzun bir ateşkes karşılığında rehinelerin kademeli olarak serbest bırakılması yönünde bir anlaşmayı İsrail tarafının kabul ettiği ancak Hamas tarafından onay beklendiği belirtiliyor.

İsrail ordusunun Cumartesi günü Han Yunus’ta Hamas militanlarını öldürdüğü bildirildi. İsrail askerlerinin Han Yunus Tugayları komutanı tarafından kullanılan bir tesise düzenledikleri operasyonda mühimmat, askeri ve teknik teçhizat buldukları açıklandı.

İsrail deniz kuvvetlerinin de kara kuvvetlerine destek olarak Hamas hedeflerine yönelik saldırı düzenlediği aktarıldı.

İsrail, Suriye topraklarında İran destekli Hizbullah örgütüne ait 50’den fazla hedefi vurduklarını açıkladı. Söz konusu açıklama Ordu Sözcüsü Tuğamiral Daniel Hagari tarafından yapıldı. İsrail bu açıklamayla genellikle sessiz kaldığı Suriye’ye yönelik operasyonları konusunda da ender bilgi paylaşımlarından birini yapmış oldu.

Sözcü Hagari açıklamasında “Hizbullah’ın olduğu her yerde biz de olacağız. Orta Doğu’da gerekli olan her yerde harekete geçeceğiz” ifadelerini kullandı. Hagari, Hizbullah’ın da kendilerine yönelik olarak Lübnan sınırından saldırabileceği gerekçesiyle bölgeye üç tümen asker konuşlandırdıklarını söyledi.

Paylaşın

Suriye’deki ABD Üssüne İnsansız Hava Aracıyla Saldırı

Irak İslami Direniş Örgütü’ne bağlı silahlı Şii gruplar, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke vilayetinde bulunan ABD askeri üssüne insansız hava aracıyla bir saldırı düzenlediklerini açıkladı.

Haber Merkezi / “İslami Direniş düşman kalelerini yok etmeye devam ettiğini teyit etmektedir” denilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Irak ve bölgedeki ABD işgal güçlerine direnen ve Siyonist varlığın Gazze Şeridi’nde halkımıza karşı gerçekleştirdiği katliama karşılık olarak, Irak’taki ‘İslami Direniş’ birlikleri 3 Şubat Cumartesi günü işgalcilerin Suriye’deki ABD üssüne insansız hava aracıyla saldırdı.”

ABD, Irak ve Suriye’deki İran destekli gruplara yönelik hava saldırıları düzenledi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, ABD savaş uçaklarının “İran Devrim Muhafızları ve bu oluşumun sponsoru olan militan gruplarca kullanılan yedi bölümden 85’ten fazla hedef vurduğunu duyurdu.

Söz konusu tesislerden dördünün Suriye’de, üçününse Irak’ta olduğu belirtildi. Kirby Açıklamada, “Bu gollerin sivil can kaybının önüne geçilebilmesi için seçilebilmesi” açıklamasında yer aldı. Saldırı ABD’den uzun menzilli kalkanlarda B1 savaş uçakları da satıldı.

ABD, söz konusu operasyonun, 28 Ocak Pazar günü Ürdün’deki bir ABD üssüne düzenlenen insansız hava operasyonuna cevaben gerçekleştirildiğini belirtti. Washington, üç ABD askerinin öldüğünü, 40’ı aşkın askerinin yaralandığı saldırılardan İran destekli sorumlu tutmuştu.

ABD Başkanı Joe Biden, Suriye ve Irak’taki hava saldırılarının ardından “Karşılığımız bugün başladı. Bizim detaylarımız zaman ve imkanlarımız devam edecek” açıklamasında bulundu.

ABD’nin Ortadoğu’daki üsleri nerelerde?

ABD’nin on yıllardır Ortadoğu’da üsleri bulunuyor. En yoğun dönemlerinde, 2011 yılında Afganistan’da 100 binden fazla, 2007 yılında ise Irak’ta 160 binden fazla ABD askeri vardı.

Bu sayı 2021’de Afganistan’dan çekilmenin ardından çok daha düşük olsa da, halen bölgeye dağılmış yaklaşık 30 bin ABD askeri bulunuyor. Buna ek olarak, İsrail-Hamas savaşının başladığı Ekim ayından bu yana ABD, savaş gemileri de dahil olmak üzere bölgeye geçici olarak binlerce ek asker gönderdi.

ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük üssü Katar’da El Udeid Hava Üssü olarak bilinen ve 1996 yılında inşa edilen üs. ABD’nin varlık gösterdiği diğer ülkeler arasında Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yer alıyor.

ABD’nin Suriye’de, çoğunlukla ülkenin kuzeydoğusundaki El Ömer petrol sahası ve El Şaddadi gibi küçük üslerde yaklaşık 900 askeri bulunuyor. Ülkenin Irak ve Ürdün sınırı yakınlarında El Tanf garnizonu olarak bilinen küçük bir karakolu da var.

Irak’ta Union III ve Ayn El Esad hava üssü gibi tesislere yayılmış 2500 personel var, ancak bu birliklerin geleceği hakkında görüşmeler devam ediyor. ABD askerleri Ortadoğu’da farklı nedenlerle, Suriye hariç her ülkenin hükümetinin izniyle bölgede bulunuyor.

Irak ve Suriye gibi bazı ülkelerde ABD askerleri IŞİD militanlarına karşı savaşmak ve yerel güçlere danışmanlık yapmak için bulunuyor. Ancak son birkaç yıldır İran destekli güçlerin saldırısına uğrayan ABD askerleri, bu güçlere karşı harekete geçti.

ABD’nin bölgedeki önemli müttefiklerinden Ürdün’de yüzlerce ABD’li eğitmen bulunuyor ve yıl boyunca kapsamlı tatbikatlar düzenleniyor. Katar ve BAE’de olduğu gibi diğer ülkelerde de ABD birlikleri müttefiklere güven vermek, eğitim vermek ve bölgedeki operasyonlarda gerektiğinde kullanılmak üzere varlık gösteriyor.

ABD’de yabancı askeri üsler var mı?

Washington’un müttefikleri bazen ABD birliklerini eğitmek ya da onlarla birlikte çalışmak üzere birliklerini gönderse de, ABD içinde yabancı askeri üs bulunmuyor.

Ürdün’ün Suriye ve Irak sınırlarının kesiştiği en kuzeydoğu noktasında yer alan Kule 22 üssü 28 Ocak’ta insansız hava aracıyla düzenlenen bir saldırıda vurulmuş ve üç yedek asker hayatını kaybettmişti. Washington saldırıyla ilgili olarak İran destekli Iraklı milis gücü Kataib Hizbullah’ı suçladı.

Özellikle Kule 22, Suriye sınırında yer alan ve az sayıda ABD askerine ev sahipliği yapan El Tanf garnizonunun yakınında bulunuyor. Tanf, IŞİD’e karşı mücadelede kilit rol oynamıştı ve ABD’nin İran’ın Suriye’nin doğusunda askeri yığınak yapmasını engelleme stratejisinin bir parçası olarak rol üstlenmişti.

ABD üsleri, füzelere ya da insansız hava araçlarına karşı koruma sağlayan hava savunma sistemleri de dahil olmak üzere son derece iyi korunan tesisler. Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan, Kuveyt gibi ülkelerdeki tesisler genellikle saldırıya uğramıyor.

Ancak Irak ve Suriye’deki ABD birlikleri son yıllarda sık sık saldırıya maruz kaldı. ABD birlikleri 7 Ekim’den bu yana İran destekli milisler tarafından 160’tan fazla kez saldırıya uğradı ve yaklaşık 80 asker yaralandı.

Paylaşın