İsveç, NATO’nun 32. Üyesi

Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyelik başvurusu yapan Finlandiya ve İsveç için süreç tamamlandı. İsveç, Macaristan’dan çıkan katılım onayı ile NATO üyesi oldu.

Haber Merkezi / Macaristan Parlamentosu’nda İsveç’in NATO’ya üyeliği için 188 milletvekili “evet” oyu kullanırken, 6 milletvekili ise “hayır” oyu verdi. Parlamento onayının ardından şimdi yasanın cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak yayınlanması bekleniyor.

Bu aşamadan sonra İsveç, NATO uygulamalarına uygun bir şekilde “katılım belgesini” Washington’a vererek NATO’nun 32. üyesi olabilecek.

Macaristan ile İsveç arasında yaşanan bazı gerginlikler nedeniyle süreç uzamış, Macar tarafı oylamanın yapılabilmesi için İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’un Budapeşte’yi ziyaret etmesi koşulunu öne sürmüştü. Kristersson, 23 Şubat’ta, başkent Budapeşte’de Macar mevkidaşı Viktor Orban ile NATO üyeliğini görüşmüştü.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, oylama sonrasında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda an itibarıyla NATO’ya üye tüm devletlerin parlamentolarının İsveç’in üyeliği yönünde oy kullandığını belirterek “Bugün tarihî bir gün. İsveç, Avrupa-Atlantik güvenliği için sorumluluklarını yerine getirmeye hazırdır” ifadelerini kullandı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de, “Macaristan parlamentosunun İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasını memnuniyetle karşılıyorum. Artık tüm Müttefikler onayladığına göre İsveç 32. NATO Müttefiki olacak. İsveç’in üyeliği hepimizi daha güçlü ve daha güvenli kılacak” dedi.

İsveç’in NATO üyeliği, hem bu ülkenin savunması için derin bir değişim anlamına gelirken, bölge için de önemli bir jeopolitik gelişmeye işaret ediyor.

Bu adım, İskandinav bölgesinde yer alan bu ülkenin, 19. yüzyılda Napolyon savaşlarının sona ermesinden sonra benimsediği 200 yıllık politik tarafsızlık politikası ve Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana uyguladığı askeri bağlantısızlık politikasına son veriyor.

Bugüne kadar bağımsız politika izleyen İsveç, artık askeri bir ittifakın üyesi haline geliyor.

TBMM Ocak’ta onay vermişti

İsveç, 200 yılı aşkın yürüttüğü askerî tarafsızlık ilkesinden Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırması sonrasında vazgeçerek 2022 Mayıs ayında Finlandiya ile birlikte NATO’ya üyelik için başvurmuştu. Türkiye iki ülkenin üyeliğine özellikle terörle mücadele alanında yeterli iş birliğine yanaşmadıkları gerekçesiyle karşı çıkmış, ancak daha sonra Finlandiya’nın üyeliğine yeşil ışık yakmıştı.

Finlandiya 2023 Nisan ayında İttifak’ın 31’inci üyesi olarak NATO’ya katılırken Türkiye’nin İsveç konusundaki çekinceleri devam etmişti. Türkiye Büyük Millet Meclisinin İsveç’in üyeliğine 23 Ocak’ta onay vermesiyle gözler geriye kalan tek üye olan Macaristan’a çevrilmişti. Bir ülkenin NATO’ya üye olabilmesi için diğer tüm üye ülkelerin meclis onayı gerekiyor.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: Gazzeli Siviller İçin ‘Tahliye Planı’

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 143. günü geride kalırken, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin tahliyesi için bir plan hazırladığı açıklandı.

Haber Merkezi / İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada İsrail ordusunun “Savaş Kabinesi’ne Gazze Şeridi’ndeki çatışma alanlarından nüfusun tahliyesi için bir plan sunduğu” belirtildi. Ancak planda sivillerin nereye ve nasıl tahliye edileceğine dair bir ayrıntı yer almadı.

Açıklama Mısır, Katar ve ABD’li “uzmanların” Katar’ın Doha kentinde yaptığı İsrail ve Hamas yetkililerinin de katıldığı görüşmeler sonrasında geldi. ABD arabuluculuk çabaları sonucunda “bir anlayışın” ortaya çıktığını açıklarken Hamas temsilcileri İsrail güçlerinin geri çekilmesinde ısrarcı olduklarını duyurdu.

Netanyahu ise İsrail ordusunun çekilmesi talebini “hayal” olarak niteleyerek Refah’a kara operasyonunun Hamas üzerinde “topyekûn bir zafer” kazanmayı sağlayacağını söyledi. Netanyahu CBS Sunday’e verdiği röportajda Refah’a bir operasyon için “Eğer bir anlaşmaya varırsak bu biraz gecikecek ama olacak” ifadelerini kullandı.

Netanyahu “Olması gerekiyor çünkü hedefimiz topyekûn zafer ve topyekûn zafere erişmeye yakınız, buna aylarca uzak değiliz, eğer bu operasyona başlarsak haftalar içinde elde ederiz” dedi.

Gazze’de can kaybı 29 bin 692’ye yükseldi

Öte yandan Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Son saldırılarda 86 kişinin yaşamını yitirdiği ve bölgedeki can kaybının 29 bin 692’ye çıktığını bildiren Bakanlık, İsrail güçlerinin 131 Filistinliyi daha yaraladığı ve toplam yaralı sayısının 69 bin 879’a ulaştığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında halen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

İsrail savaş kabinesi, Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanması ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için görüşmelere devam edilmesine yeşil ışık yaktı. İsrail medyasına yansıyan haberlere göre, bunun için İsrail’den bir heyetin önümüzdeki günlerde Katar’a gitmesi bekleniyor.

Savaş kabinesinin görüşmelere yeşil ışık yakmasının ardından Reuters’a konuşan Mısırlı güvenlik kaynakları da, Katar’ın Hamas ve İsrail arasında bu hafta, ateşkes sağlanmasını hedefleyen görüşmelere ev sahipliği yapacağını aktardı.

Savaş kabinesinin görüşmelere devam edilmesi yönündeki kararı öncesinde İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın Başkanı David Barnea ve iç istihbarat servisi Şin Bet’in başında bulunan Ronen Bar’ın yer aldığı heyet, Fransa’nın başkenti Paris’te ABD, Katar ve Mısır temsilcileriyle bir araya gelmişti.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Ulusal Güvenlik Danışmanı Tzachi Hanegbi de savaş kabinesinin toplantısı öncesinde N12 televizyonuna yaptığı açıklamada, “Heyet Paris’ten döndü. Bir anlaşma sağlama imkânı var gibi görünüyor” dedi. Ancak Hanegbi, sağlanacak olası bir ateşkes anlaşmasının savaşın sona ereceği anlamına gelmeyeceğini vurguladı. İsrail, başta kadınlar olmak üzere, Hamas’ın elindeki bütün rehinelerin serbest bırakılması için ısrar ediyor.

Hamas, Kasım ayındaki bir haftalık ateşkes sırasında 240 Filistinli mahkûma karşılık 100’den fazla rehineyi serbest bırakmıştı. İsrail, Hamas’ın elinde şu an 136 rehine olduğunu tahmin ediyor. İsrail ordusu bu rehinelerden 31’inin ölü olduğunun düşünüldüğünü açıklamıştı.

İsrail bir yandan saldırılarını Gazze-Mısır sınırındaki en güneydeki Refah kentine doğru genişletme planları yapıyor. 2,3 milyonluk bölge nüfusunun yarısından fazlası bakımsız çadır kamplarına, tıka basa dolu apartmanlara ve dolup taşan sığınaklara yığılmış durumda.

Yardım grupları bir felaket yaşanacağı uyarısında bulunurken ABD ve diğer müttefikler, İsrail’in sivillere zarar vermekten kaçınması gerektiğini söylüyor. İsrail Başbakanı Netanyahu, sivillerin tahliyesi dahil, “Refah’taki operasyonel eylem planlarını onaylamak” için bu hafta Bakanlar Kurulu’nu toplayacağını söyledi.

Netanyahu Facebook’ta yaptığı açıklamada Gazze’nin güneyinde Mısır sınırına yakın bir kasabaya atıfta bulunarak “Kaçırılanların serbest bırakılması ve Refah’taki Hamas taburlarının tasfiyesinin tamamlanması için başka bir çerçeveye ulaşmaya çalışıyoruz” dedi.

Saldırının ilk hedefi olan Gazze’nin kuzeyindeki bazı bölgelerde ağır çatışmalar hala devam ediyor. Bölge sakinleri Gazze Şehri’nin Zeytun mahallesinde günlerdir süren ve Pazar sabahına kadar devam eden şiddetli çatışmalar yaşandığını bildirdi.

Bölge sakinlerinin hayvan yemi yemek ve yıkılan binalarda gıda aramak zorunda kaldıkları haberleri geliyor. Savaşın başlamasından bu yana Gazze’nin kuzeyine büyük ölçüde yardım ulaştırılamıyor ve BM Dünya Gıda Programı da geçen hafta yardımları askıya aldı.

İsrail ve Hamas militan grubu arasında Katar’la birlikte arabuluculuk yapan Mısır’dan üst düzey bir yetkili Cumartesi günü yaptığı açıklamada, taslak ateşkes anlaşmasının çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 300 kadar Filistinli mahkum karşılığında, 40 kadar kadın ve yaşlı rehinenin serbest bırakılmasını içerdiğini söyledi.

Müzakereler konusunda isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan Mısırlı yetkili, çatışmalara altı haftalık bir ara verilmesini öngören anlaşmanın, kuşatma altındaki bölgenin kuzey yarısı dahil Gazze’ye her gün yüzlerce kamyonun umutsuzca ihtiyaç duyulan yardımları getirmesine izin verilmesini içerdiğini kaydetti.

Yetkili, her iki tarafın da daha fazla serbest bırakma ve kalıcı bir ateşkes için, müzakereleri verilen ara sırasında sürdürmeyi kabul ettiğini belirtti. İsrail Başbakanlık ofisi, Savaş Kabinesi’nin görüşmeleri ve basında çıkan haberlerle ilgili yorum talebine yanıt vermedi.

Müzakereciler, İsrail-Filistin geriliminin sık sık yükseldiği bir dönem olan Ramazan ayının başlangıcı olan 10 Mart öncesinde bir anlaşmaya varılmasını hedefliyor.

Hamas, İsrail saldırılarına son verip güçlerini bölgeden çekene kadar kalan rehinelerin tamamını serbest bırakmayacağını söyledi ve ayrıca aralarında üst düzey militanların da bulunduğu yüzlerce Filistinli mahkumun serbest bırakılmasını talep ediyor. Netanyahu bu şartları şiddetle reddediyor.

Ancak Hamas’ın daha önceki bir önerisi, bildirilen anlaşma taslağına benzeyen bir başlangıç aşamasını özetliyor ve iki tarafın geçici bir ateşkes üzerinde birleşebileceğini gösteriyor.

İsrail, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği, ve 1200 kişiyi öldürüp yaklaşık 250 kişiyi rehin aldığı açıklanan saldırının ardından savaş ilan etti. Kasım ayında yapılan ateşkes ve takas anlaşmasıyla 100’den fazla rehine serbest bırakıldı. Rehin tutulan yaklaşık 130 kişininse dörtte birinin öldüğü sanılıyor.

Paylaşın

Zelenski, İki Yılda 31 Bin Ukrayna Askerinin Öldüğünü Açıkladı

Bir yıldan uzun bir süredir ilk kez resmi rakam paylaşan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, Rusya’nın iki yıl önce başlattığı geniş çaplı işgalden bu yana 31 bin Ukrayna askerinin öldürüldüğünü açıkladı.

Yaralı sayısını açıklayamayacağını çünkü bunun Rus askeri planlamasına yardımcı olacağını söyleyen Zelenski, “Bu savaşta 31 bin Ukraynalı asker öldürüldü. Ne 300 bin ne de 150 bin. Putin yalan söylüyor. Yine de bu bizim için büyük bir kayıp” dedi.

Ukrayna, 2022 sonundan bu yana askeri kayıpları ile ilgili sayı paylaşmamıştı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Mihailo Podolyak o dönem, 13 bin Ukraynalı askerin öldüğünü söylemişti.

New York Times gazetesinin Ağustos ayında yayınladığı bir haberde, ölen Ukraynalı sayısının 70 bine yakın olduğu kaydedilmişti. Amerikalı yetkililere dayandırılan aynı haberde, savaş sırasında 120 bin kadar da Rus askerinin öldüğü belirtilmişti.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Zelenski, gazetecilere yaptığı açıklamada çatışmalarda 180 bin Rus’un öldüğünü söyledi. Rusya, gizli bilgi olarak kabul ettiği askeri kayıpları açıklamıyor. Her iki taraf da düzenli olarak birbirlerinin askeri kayıplarını çok büyük olarak tanımlıyor.

Zelenski ayrıca savaş sırasında ülkenin işgal altındaki bölgelerinde on binlerce sivilin öldürüldüğünü söyledi. Kiev, bu tür kayıpların boyutunu doğru bir şekilde değerlendiremeyeceğini çünkü bölgelere erişiminin olmadığını kaydediyor.

Savaş alanındaki kayıplar, geçen yılki karşı taarruzun Rus hatlarını yaramadığının kanıtlanmasının ardından güçlerini yeniden oluşturmak için sivilleri orduya nasıl seferber edeceğini yeniden düzenlemeye çalışan Ukrayna’da fazlasıyla hassas bir konu.

Kiev birlikleri geçen yıl bir karşı taarruz düzenlemiş ancak Rus işgali altındaki güney ve doğuda hazırlıklı savunma hatlarını aşamamıştı. Volodimir Zelenski, Ukrayna’nın Rus güçlerine karşı yeni bir karşı taarruz için net bir planı olduğunu; ancak ayrıntıları kamuoyuna açıklayamayacağını söyledi.

Zelenski, bu ayın başlarında Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeri Zalujni’in görevden alınmasıyla sonuçlanan büyük askeri sarsıntının, savaş alanındaki yeni eylem planıyla bağlantılı olduğunu söyledi. “Bu plan yönetim değişikliğiyle ilgili, buna bağlı değişiklikler var. Bilgi sızıntısı nedeniyle birkaç plan hazırlanacak” diyen Zelenski, ayrıntıya girmedi.

Zelenski daha önce yaptığı açıklamada, Kiev’in geçen yılki karşı taarruz planlarının henüz operasyon başlamadan önce Kremlin’e sızdırıldığını söylemişti. Bu sızıntının nasıl gerçekleştiğini ise açıklamamıştı.

Zelenski, İsviçre tarafından planlanan barış zirvesinde Kiev’in Rusya’ya karşı iki yıldır devam eden savaşı sona erdirme vizyonunun ele alınacağını ve bu barış planının ana hatlarının Rusya’ya sunulacağını umduğunu da söyledi. Ukrayna Cumhurbaşkanı, “Umarım bu bahar gerçekleşir. Bu diplomatik girişimi kaybetmemeliyiz” dedi.

Zelenski basın toplantısında Ukrayna’nın savaşı kazanmasının Batı’nın desteğine bağlı olduğunu belirterek, müttefikleri ve ortakları tarafından Kiev’e uzun menzilli füzeler tedarik edilmesi olasılığı konusunda “olumlu” hissettiğini kaydetti.

Zelenski ABD Kongresi’nin yeni bir askeri ve mali yardım paketini onaylayacağından emin olduğunu söyledi ancak Ukrayna’nın bu kararın “bir ay içinde” alınmasına ihtiyacı olduğunu kaydetti. Bu ay yaşanan yoğun çatışmaların ardından doğudaki stratejik Avdiyivka kentini kaybeden Ukrayna savaş alanında gerilemeler yaşarken, ABD’nin Kiev’e yapacağı askeri yardım da belirsizliğini koruyor.

ABD Başkanı Joe Biden’ın söz verdiği 61 milyar dolarlık yardımı, Senato’da iki partinin oylarıyla kabul edildi. Ancak paketin Temsilciler Meclisi’nde hala bekletiliyor olması, Kiev’in çok daha büyük ve daha iyi tedarik edilen Rus ordusunu geri püskürtme umutlarını azaltıyor.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan Pazar günü NBC’de yayınlanan “Meet the Press” programına verdiği mülakatta, Ukrayna’nın “ihtiyaç duyduğu araçlara sahip olduğu sürece” bu savaşı kazanabileceğine olan inancını dile getirdi ve ABD Temsilciler Meclisi’ni “adım atmaya ve bu tasarıyı geçirmeye” çağırdı.

Sullivan, kendi grubundaki siyasi bölünmelerin üstesinden gelmenin ve Genel Kurul’da tasarının oylanmasının Meclis Başkanı Mike Johnson’a bağlı olduğunu söyledi. Avrupa, Mart ayına kadar ülkeye bir milyondan fazla top mermisi gönderme planının çok gerisinde kalacağını kabul etti ve bunun yerine sevkiyatları yıl sonuna kadar tamamlamayı umuyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 29 Bin 692’ye Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 142. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Haber Merkezi / Son saldırılarda 86 kişinin yaşamını yitirdiği ve bölgedeki can kaybının 29 bin 692’ye çıktığını bildiren Bakanlık, İsrail güçlerinin 131 Filistinliyi daha yaraladığı ve toplam yaralı sayısının 69 bin 879’a ulaştığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında halen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

İsrail savaş kabinesi, Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanması ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için görüşmelere devam edilmesine yeşil ışık yaktı. İsrail medyasına yansıyan haberlere göre, bunun için İsrail’den bir heyetin önümüzdeki günlerde Katar’a gitmesi bekleniyor.

Savaş kabinesinin görüşmelere yeşil ışık yakmasının ardından Reuters’a konuşan Mısırlı güvenlik kaynakları da, Katar’ın Hamas ve İsrail arasında bu hafta, ateşkes sağlanmasını hedefleyen görüşmelere ev sahipliği yapacağını aktardı.

Savaş kabinesinin görüşmelere devam edilmesi yönündeki kararı öncesinde İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın Başkanı David Barnea ve iç istihbarat servisi Şin Bet’in başında bulunan Ronen Bar’ın yer aldığı heyet, Fransa’nın başkenti Paris’te ABD, Katar ve Mısır temsilcileriyle bir araya gelmişti.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Ulusal Güvenlik Danışmanı Tzachi Hanegbi de savaş kabinesinin toplantısı öncesinde N12 televizyonuna yaptığı açıklamada, “Heyet Paris’ten döndü. Bir anlaşma sağlama imkânı var gibi görünüyor” dedi. Ancak Hanegbi, sağlanacak olası bir ateşkes anlaşmasının savaşın sona ereceği anlamına gelmeyeceğini vurguladı. İsrail, başta kadınlar olmak üzere, Hamas’ın elindeki bütün rehinelerin serbest bırakılması için ısrar ediyor.

Hamas, Kasım ayındaki bir haftalık ateşkes sırasında 240 Filistinli mahkûma karşılık 100’den fazla rehineyi serbest bırakmıştı. İsrail, Hamas’ın elinde şu an 136 rehine olduğunu tahmin ediyor. İsrail ordusu bu rehinelerden 31’inin ölü olduğunun düşünüldüğünü açıklamıştı.

Refah’a operasyon planları

İsrail bir yandan saldırılarını Gazze-Mısır sınırındaki en güneydeki Refah kentine doğru genişletme planları yapıyor. 2,3 milyonluk bölge nüfusunun yarısından fazlası bakımsız çadır kamplarına, tıka basa dolu apartmanlara ve dolup taşan sığınaklara yığılmış durumda.

Yardım grupları bir felaket yaşanacağı uyarısında bulunurken ABD ve diğer müttefikler, İsrail’in sivillere zarar vermekten kaçınması gerektiğini söylüyor. İsrail Başbakanı Netanyahu, sivillerin tahliyesi dahil, “Refah’taki operasyonel eylem planlarını onaylamak” için bu hafta Bakanlar Kurulu’nu toplayacağını söyledi.

Netanyahu Facebook’ta yaptığı açıklamada Gazze’nin güneyinde Mısır sınırına yakın bir kasabaya atıfta bulunarak “Kaçırılanların serbest bırakılması ve Refah’taki Hamas taburlarının tasfiyesinin tamamlanması için başka bir çerçeveye ulaşmaya çalışıyoruz” dedi.

Saldırının ilk hedefi olan Gazze’nin kuzeyindeki bazı bölgelerde ağır çatışmalar hala devam ediyor. Bölge sakinleri Gazze Şehri’nin Zeytun mahallesinde günlerdir süren ve Pazar sabahına kadar devam eden şiddetli çatışmalar yaşandığını bildirdi.

Bölge sakinlerinin hayvan yemi yemek ve yıkılan binalarda gıda aramak zorunda kaldıkları haberleri geliyor. Savaşın başlamasından bu yana Gazze’nin kuzeyine büyük ölçüde yardım ulaştırılamıyor ve BM Dünya Gıda Programı da geçen hafta yardımları askıya aldı.

İsrail ve Hamas militan grubu arasında Katar’la birlikte arabuluculuk yapan Mısır’dan üst düzey bir yetkili Cumartesi günü yaptığı açıklamada, taslak ateşkes anlaşmasının çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 300 kadar Filistinli mahkum karşılığında, 40 kadar kadın ve yaşlı rehinenin serbest bırakılmasını içerdiğini söyledi.

Müzakereler konusunda isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan Mısırlı yetkili, çatışmalara altı haftalık bir ara verilmesini öngören anlaşmanın, kuşatma altındaki bölgenin kuzey yarısı dahil Gazze’ye her gün yüzlerce kamyonun umutsuzca ihtiyaç duyulan yardımları getirmesine izin verilmesini içerdiğini kaydetti.

Yetkili, her iki tarafın da daha fazla serbest bırakma ve kalıcı bir ateşkes için, müzakereleri verilen ara sırasında sürdürmeyi kabul ettiğini belirtti. İsrail Başbakanlık ofisi, Savaş Kabinesi’nin görüşmeleri ve basında çıkan haberlerle ilgili yorum talebine yanıt vermedi.

Müzakereciler, İsrail-Filistin geriliminin sık sık yükseldiği bir dönem olan Ramazan ayının başlangıcı olan 10 Mart öncesinde bir anlaşmaya varılmasını hedefliyor.

Hamas, İsrail saldırılarına son verip güçlerini bölgeden çekene kadar kalan rehinelerin tamamını serbest bırakmayacağını söyledi ve ayrıca aralarında üst düzey militanların da bulunduğu yüzlerce Filistinli mahkumun serbest bırakılmasını talep ediyor. Netanyahu bu şartları şiddetle reddediyor.

Ancak Hamas’ın daha önceki bir önerisi, bildirilen anlaşma taslağına benzeyen bir başlangıç aşamasını özetliyor ve iki tarafın geçici bir ateşkes üzerinde birleşebileceğini gösteriyor.

İsrail, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği, ve 1200 kişiyi öldürüp yaklaşık 250 kişiyi rehin aldığı açıklanan saldırının ardından savaş ilan etti. Kasım ayında yapılan ateşkes ve takas anlaşmasıyla 100’den fazla rehine serbest bırakıldı. Rehin tutulan yaklaşık 130 kişininse dörtte birinin öldüğü sanılıyor.

Paylaşın

Washington’dan Moskova’yı Hedef Alan 500’den Fazla Yeni Yaptırım

Rusya – Ukrayna savaşında iki yıl geride kalırken, Washington yönetimi, Moskova üzerinde baskıyı artırmak amacıyla 500’den fazla yeni yaptırım uygulayacağını duyurdu.

ABD Maliye Bakanlığı Aralık ayında Rusya ekonomisinin yaptırımlardan etkilendiğini ve 2022’de yüzde 2,1 küçüldüğünü açıklarken, uzmanlar, yaptırımların Moskova’nın saldırılarını durdurmaya yetmeyeceği uyarısında bulunuyor.

Yaptırımlara rağmen Rus ekonomisi beklentilerin üzerinde bir performans gösterdi ve Uluslararası Para Fonu (IMF) Ocak ayında, 2023’teki yüzde 3’lük güçlü büyümenin ardından 2024 için yüzde 2,6’lık büyüme tahmininde bulundu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, ABD’nin Ukrayna’daki savaşının ikinci yıldönümünde Moskova üzerindeki baskıyı arttırmak amacıyla Washington’un Rusya’yı hedef alan 500’den fazla yeni yaptırım uygulayacağını açıkladı.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Biden açıklamasında, ABD’nin ayrıca Rusya’ya destek sağladıkları gerekçesiyle yaklaşık 100 kuruluşa yeni ihracat kısıtlamaları getireceğini ve Rusya’nın enerji gelirlerini daha da azaltmak için harekete geçeceğini söyledi.

Biden ayrıca ekibine, dünya genelinde sivil toplum, bağımsız medya ve demokrasi için mücadele edenlere verilen desteği güçlendirme talimatı verdiğini de kaydetti.

Yaptırımların Rusya’yı savaştan ve muhalif lider Aleksey Navalni’nin ölümünden sorumlu tutmayı amaçladığını belirten Biden, Washington’un Ukrayna’yı ciddi mühimmat sıkıntısı çekerken ve ABD askeri yardımı Kongre’de aylardır ertelenirken bile desteklemeye devam etmeye çalıştığını vurguladı.

Yaptırımların “Putin’in yurtdışındaki saldırganlığı ve yurtiçindeki baskısı için daha da ağır bir bedel ödemesini sağlayacağını” kaydeden Biden, “Putin’in yol açtığı ölüm ve yıkımın bedelini ödememesi durumunda buna devam edeceğini” dile getirdi.

Biden, bu durumun, “NATO müttefiklerine, Avrupa ile dünyanın dört bir yanındaki ortaklara ve ABD’ye maliyetini de arttıracağını” belirtti.

Biden, Cuma günü açıklanan yaptırımların Navalni’nin hapsedilmesiyle bağlantılı kişilerin yanısıra Rusya’nın finans sektörünü, savunma sanayisini, tedarik ağlarını ve birçok kıtada yaptırımlardan kaçanları hedef alacağını söyledi.

Yaptırımlar, Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından ABD ve müttefikleri tarafından açıklanan ve on binlerce kişinin ölümüne ve şehirlerin yerle bir olmasında sorumluluğu bulunan binlerce hedefe yönelik önlemlerin sonuncusu.

“Savaşın üzerinden iki yıl geçmesine rağmen Ukrayna halkının olağanüstü bir cesaretle savaşmaya devam ettiğini” kaydeden Biden, “Ancak cephaneleri tükenmek üzere. Ukrayna’nın, İran ve Kuzey Kore’den gelen silah ve mühimmatla desteklenen Rusya’nın amansız saldırılarına karşı direnebilmesi için ABD’den daha fazla desteğe ihtiyacı var” dedi.

Biden, “İşte bu nedenle Temsilciler Meclisi çok geç olmadan iki partili ulusal güvenlik ek yasa tasarısını kabul etmelidir” mesajı verdi.

Tasarının Ukrayna için acil fon sağlamanın yanısıra ABD’nin kendi savunma sanayisine de yatırım yaptığının altını çizen Biden, “Tasarı Senato’da ezici bir çoğunlukla kabul edildi. Meclis Başkanı’nın oylama çağrısında bulunması halinde Meclis’ten de hızla geçeceğine şüphe yok” dedi.

Biden, açıklamasına, “Kongre bu tasarıyı destekleyerek Avrupa’da güvenliği güçlendirebileceğimizi, kendi güvenliğimizi güçlendirebileceğimizi ve Putin’e karşı durabileceğimizi biliyor. Bu tasarıya karşı çıkmak sadece Putin’in işine yarar” ifadelerini kullandı.

Tarihin olanlara tanıklık ettiğini söyleyen Biden, “Bu kritik anda Ukrayna’yı desteklemedeki başarısızlık unutulmayacaktır. Şimdi Ukrayna’nın yanında güçlü bir şekilde durma, müttefiklerimiz ve ortaklarımızla birlik olma zamanıdır. Şimdi ABD’nin özgürlük için ayağa kalktığını ve kimsenin önünde eğilmediğini kanıtlama zamanıdır” dedi.

Biden yönetimi Ukrayna için daha önce onaylanan bütçeyi tüketti ve ek fon talebi şu anda Cumhuriyetçiler’in kontrolündeki Temsilciler Meclisi’nde bekliyor.

Uzmanlar, yaptırımların Moskova’nın saldırılarını durdurmaya yetmeyeceği uyarısında bulunuyor. Eski bir Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi olan Peter Harrell, “Kongre’nin Ukrayna’ya ek askeri yardım sağlaması, yaptırımlar konusunda yapabilecekleri her şeyden çok daha önemli” dedi.

ABD Maliye Bakanlığı Aralık ayında Rusya ekonomisinin yaptırımlardan etkilendiğini ve 2022’de yüzde 2,1 küçüldüğünü açıkladı. Yaptırımlar Baş Ekonomisti Rachel Lyngaas, Rusya ekonomisinin tahmin edilenden yüzde 5 daha küçük olduğunu söyledi.

Yaptırımlara rağmen Rus ekonomisi beklentilerin üzerinde bir performans gösterdi ve Uluslararası Para Fonu (IMF) Ocak ayında, 2023’teki yüzde 3’lük güçlü büyümenin ardından 2024 için yüzde 2,6’lık büyüme tahmininde bulundu.

Ancak IMF sözcüsü Julie Kozack dün yaptığı açıklamada, askeri harcamaların silah üretimini arttırması, enflasyonun yükselmesi gibi nedenlerle Rusya’nın artık bir savaş ekonomisi içinde olduğunun açık olduğunu söyledi.

Paylaşın

Çin’den ABD’ye “Tayvan” Uyarısı: Dikkatli Olun

ABD’nin Tayvan ile her türlü resmi teması kesmesini isteyen Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, Washington’u Tayvan meselesinin “aşırı karmaşıklığı ve hassasiyeti konusunda dikkatli olmaya” çağırdı.

Tayvan, bu ay Senato’dan geçen ancak Temsilciler Meclisi’nde bekleyen 95 milyar dolarlık yardım paketin bir parçası. Paket, Tayvan’a sağlanan ABD silahlarının yenilenmesi için 1,9 milyar dolar içeriyor.

Washington, 1979 tarihli bir yasa uyarınca Tayvan’a işgali caydıracak yeterli askeri donanım ve teknoloji sağlamakla yükümlü. Adayı Çin topraklarının bir parçası olarak gören ve gerekirse güç kullanarak ele geçirmeyi taahhüt eden Pekin ise Tayvan’a yapılan silah satışlarına karşı çıkıyor.

Çin, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi’nden bir heyetin Tayvan’a yaptığı ziyarete sert tepki gösterdi. Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Ziyaret sonrası tepkisini dile getiren Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin kendi kendini yöneten ada ile her türlü resmi teması kesmesini istedi.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, Washington’u Tayvan meselesinin “aşırı karmaşıklığı ve hassasiyeti konusunda dikkatli olmaya” çağırdı. Sözcü “Çin, ABD ve Tayvan makamları arasında her türlü resmi etkileşime karşıdır ve ABD’nin Tayvan işlerine her ne şekilde ya da her ne bahaneyle olursa olsun müdahalesini reddetmektedir.” dedi.

Pekin ve Washington’ın ABD Başkanı Joe Biden ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında kasım ayında yapılan görüşmenin ardından sarsılan ilişkilerini istikrara kavuşturma arayışında.

Bu ortamda ziyaret Çin’de beklenenden daha şiddetli bir tepki çekti. Ancak Kongre heyetinin temaslarının 2022 yazında dönemin Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’a yaptığı ziyaret sonrasında Çin’in yaptığı askeri tatbikatlar gibi büyük eylemleri tetiklemesi beklenmiyor.

Tayvan’a askeri ekipman satışı

Öte yandan, Kongre heyetinin ziyareti Tayvan’a askeri ekipman satışıyla ilgili anlaşmayı ABD Dışişleri Bakanlığı’nın onayladığı güne denk geldi. Çin’in ABD’li şirketlere yaptırım getirmesine yol açan satış, iletişim ve küresel konumlandırma sistemlerini ve ilgili teknolojiyi kapsıyor. Nispeten küçük boyuttaki satış silah içermiyor.

Tayvan, bununla birlikte, bu ay Senato’dan geçen ancak Temsilciler Meclisi’nde bekleyen 95 milyar dolarlık yardım paketinin de bir parçası. Ukrayna ve İsrail’e odaklanan paket, Tayvan’a sağlanan ABD silahlarının yenilenmesi için 1,9 milyar dolar içeriyor.

Washington, 1979 tarihli bir yasa uyarınca Tayvan’a işgali caydıracak yeterli askeri donanım ve teknoloji sağlamakla yükümlü. Adayı Çin topraklarının bir parçası olarak gören ve gerekirse güç kullanarak ele geçirmeyi taahhüt eden Pekin ise Tayvan’a yapılan silah satışlarına karşı çıkıyor.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: G20’den İki Devletli Çözüm Mesajı

Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vieira, G20 ülkelerinin dışişleri bakanlarının İsrail – Filistin ihtilafını çözmek için iki devletli çözümü destekleme konusunda neredeyse hemfikir olduklarını söyledi.

Gazze’de yaşanan çatışmaların Orta Doğu’ya yayılma riskiyle ilgili endişelerini de dile getiren Vieira, G20 ülkelerinin dışişleri bakanlarının Gazze’ye yönelik ateşkes ve insani yardım çağrılarının olduğunu da belirtti.

Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vieira, ayrıca ‘birçok’ ülke dışişleri bakanının İsrail’in Refah’a yönelik askeri saldırılarını da eleştirdiğini sözlerine ekledi.

Brezilya’nın ev sahipliğinde yapılan G20 Dışişleri Bakanları toplantısında, ağırlıklı olarak Gazze ve Ukrayna’daki çatışmalar ele alınırken, dünyadaki diğer gelişmelerde değerlendirildi. G20 ülkeleri, Ortadoğu’da barışın ancak iki devletli çözümle tesis edilebileceği konusunda İsrail hükümetine bir mesaj verdi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vierira, “Ortadoğu’da iki devletli çözümün tek olası çözüm yolu olduğu konusunda neredeyse oybirliği var” açıklamasını yaptı. Brezilyalı diplomatlar oturumlarda buna hiç bir ülkeden itiraz gelmediğine dikkat çekti.

Benzer bir açıklama da Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’den geldi. Borrell, Rio de Janeiro’da gerçekleştirilen G20 Dışişleri Bakanları toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, İsrail-Filistin barışının tesisi için iki devletli çözümün tek yol olduğuna dikkat çekti.

“Buna karşı olan kimseyi duymadım. İki devletli çözüm için güçlü bir talep var” açıklamasını yapan Borrell, “Aramızda mutabakat var” diye konuştu.

“Filistinliler kendi devletlerini kurmak için net bir siyasi perspektife sahip olmadıkça barış olmayacak… İsrail için sürdürülebilir bir güvenlik olmayacak” sözlerini kaydeden Borrell, siyasi çabaların iki devletli çözümün sağlanmasına odaklanması gerektiğini de vurguladı.

Bu arada İsrail’in en üst düzey askeri savcısı Tümgeneral Yifat Tomer-Yerushalmi’nin İsrailli komutanları Gazze Şeridi’nde askerler tarafından gerçekleştirilen “kabul edilemez” ve “yasadışı” eylemler konusunda uyardığı ortaya çıktı.

Uyarıların yer aldığı mektubun içeriği, İsrail ordusunun bir soruşturmaya verdiği yanıtla birlikte bugün açıklandı. Savcı, ordu birliklerinin zor koşullar altında bile genel olarak “profesyonel ve yasal” olarak hareket ettiklerine işaret etmekle birlikte, “Ordunun değerlerinden ve emirlerinden sapan kabul edilemez davranışların sergilendiği vakaların da olduğuna” vurgu yapıyor.

Bu vakaları, uygunsuz davranışları teşvik eden açıklamalar, haksız güç kullanımı, yağmalama ve sivil mülkün tahrip edilmesi olarak sıralayan savcı, bazı eylemlerin “suç eşiğini aştığı” uyarısında bulunuyor.

Sergilenen bu davranışların İsrail devleti ve ordusunun uluslararası saygınlığına “ciddi stratejik zarar” verdiğine de dikkat çeken askeri savcı, bu vakaların soruşturulacağını, bunlara karışanlar hakkında ne yapılacağı hakkında da karar verileceğini belirtiyor.

İsrail’de insan hakları savunucuları da, İsrail hükümetini Gazze’nin kuzeyinde ağır uluslararası hak ihlallerine yol açmakla suçladı. Dört insan hakları kuruluşu tarafından kaleme alınan mektupta, Gazze’nin kuzeyinde yüz binlerce insanın ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna işaret edildi, İsrail hükümetine uluslararası yükümlülüklerini yerine getirme, sivil halka insanı yardımları ulaştırma çağrısı yapıldı.

İnsan hakları savunucuları mektupta, Hamas’ın 7 Ekim’deki terör saldırıları sonrasında İsrail’in Gazze Şeridi’ne başlattığı operasyonda yaklaşık 28 bin insanın hayatını kaybettiğine, 68 bin insanın da yaralandığına dikkat çekti.

Paylaşın

“İran, Rusya’ya Yüzlerce Balistik Füze Gönderdi” İddiası

İran ile Rusya arasında gelişen askeri ilişkiler sahaya yansımış görünüyor. Tahran yönetimi, bu yıl içerisinde, menzili 700 km. kadar ulaşabilen en az 400 balistik füzeyi Moskova’ya teslim ettiği bildirildi.

Rusya’nın Ukrayna savaşı boyunca İran’ın gönderdiği 3 bin 700 adet kamikaze İHA kullandığı iddia edilmişti. İran, kasım ayında Rusya’dan Su-35 savaş uçakları, Mi-28 saldırı helikopterleri ve Yak-130 pilot eğitim uçağı alınması konusunda anlaşma sağlandığını açıklamıştı.

İran’ın Rusya’ya çok sayıda karadan karaya balistik füze sağladığı ve ABD’nin yaptırım uyguladığı iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin son dönemde giderek derinleştiği bildirildi.

Reuters’in konuyla ilgili üç İranlı kaynağa dayandırarak verdiği habere göre, Tahran yönetimi, menzilleri 300 ila 700 kilometre arasında değişen, “Fatih-110” ve “Zülfikar” adlarıyla tanınan yaklaşık 400 adet kısa menzilli balistik füzeyi Moskova’ya teslim etti.

İran Savunma Bakanlığı ve İran devrim Muhafızları Rusya’ya balistik füze kısa teslimatını reddederken, Moskova’dan konuyla ilgili şu ana kadar bir açıklama yapılmadı. İranlı bir kaynağa göre, geçen yıl sonu İran ve Rusya arasında konuyla ilgili anlaşma sağlandı ve balistik füze sevkiyatının ocak ayı başında başladı.

Diğer kaynaklar gibi isminin açıklanmasını istemeyen bir İranlı yetkili ise şu ana kadar 4 kez füze sevkiyatı yapıldığını ve bu sevkiyatın gelecek haftalarda da süreceğini aktardı. Bir başka İranlı yetkili ise bu balistik füzelerin bir kısmının Hazar Denizi üzerinden gemiyle, diğer kısmının ise nakliye uçaklarıyla gönderildiği bildirdi.

İkinci İranlı yetkili, “Daha fazla sevkiyat olacak. Bunu saklamaya gerek yok. İstediğimiz ülkeye silah ihraç etme iznimiz var.” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) ekim ayında dolan yaptırımları İran’ın füze ve İHA ihracatına yasak getiriyordu. Bununla birlikte ABD ve Avrupa Birliği, Orta Doğu’da kendi adına vekalet savaşı yürütenlere ve Rusya’ya yönelik silah ihracatına ilişkin endişeler yüzünden İran’ın balistik füze programına yönelik yaptırımlarını sürdürüyor.

Konuya yakın dördüncü bir kaynak ise Rusya’nın yakın zamanda İran’dan çok sayıda füze aldığını doğruladı ancak sayıyla ilgili ayrıntı vermedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby ocak ayında yaptığı bir açıklamada ülkesinin Rusya’nın İran ve Kuzey Kore’den kısa menzilli balistik füze almasından “endişe duyduğunu” ifade etmişti.

Yine bir ABD yetkilisi yaptığı açıklamada Rusya’nın balistik füze alımına ilişkin müzakerelerinden haberdar olduklarını ancak teslimatın gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda ellerinde bir kanıt olmadığını söyledi.

Bu arada Ukrayna başsavcısı cuma günü yaptığı açıklamada, Kuzey Kore’nin Rusya’ya sağladığı balistik füzelerin savaş alanında etkili olmadığının açıkça görüldüğünü ve 24 füzeden yalnızca ikisinin hedefi vurduğunu bildirdi.

Moskova ve Pyongyang, Kuzey Kore’nin Ukrayna’da kullanılan füzeleri Rusya’ya gönderdiği haberini ise yalanladı.

İran füzeleri savaş alanında etkili mi?

Kuzey Kore füzelerinin etkili olmadığı haberi gelirken bunun aksine, Monterey’deki Middlebury Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü’nden uzman Jeffrey Lewis, İran’ın Fatih-110 ve Zülfikar füzelerin oldukça hassas silahlar olduğunu söyledi.

Rus bombardımanlarının zaten “oldukça acımasız” olduğunu belirten Lewis, İran’dan gelen füzeler için “Bunlar hassas ve etkili hasar verebilen silahlar. 400 füze Ukrayna’da kullanılması durumunda ciddi zararlar verebilir.” dedi.

Philadelphia merkezli bir düşünce kuruluşu olan Dış Politika Araştırma Enstitüsü’nün araştırmacılarından Rob Lee, İran’dan Fatih-100 ve Zülfikar füzelerinin tedarik edilmesinin Rusya’ya savaş alanında daha da büyük bir avantaj sağlayacağını söyledi.

Lee, “Operasyonel derinliklerdeki askeri hedefleri vurmak için kullanılabilir bu balistik füzelerin Ukrayna hava savunması tarafından engellenmesi daha zor.” dedi. Bununla birlikte Ukraynalı bir askeri kaynak Reuters’e, Kiev’in savaşta Rus kuvvetleri tarafından herhangi bir İran balistik füzesi kullanıldığına dair bir kanıt olmadığını söyledi.

Ukrayna Savunma Bakanlığı ise Reuters’in bu konudaki yorum talebine şu ana kadar resmi yanıt vermedi.

Bu haberin yayımlanmasını ardından Ukrayna Hava Kuvvetleri’nden bir sözcü, ulusal televizyona, Rusya’nın bu tür füzeleri elde ettiğine dair resmi bir bilginin bulunmadığını söyledi. Sözcü, bununla birlikte balistik füzelerin Ukrayna için ciddi bir tehdit oluşturabileceğini söyledi.

Ukrayna daha önce yaptığı açıklamalarda İran’dan Rusya’ya Ukrayna savaşında kullanılmak üzere İHA göndermemesini istemişti. Ukrayna aralık ayında yaptığı açıklamada Rusya’nın savaş boyunca İran’ın gönderdiği 3 bin 700 adet kamikaze İHA kullandığını iddia etmişti.

Bu arada İran balistik füzelerinin son haftalarda Rusya’ya teslim edildiğini doğrulayan Batılı bir diplomat, Batılı ülkelerin, Rusya’nın İran’a karşılıklı silah transferinin ABD ve İsrail ile olası bir çatışmada Rusya’nın konumunu güçlendirebileceğinden endişe duyduğunu söyledi.

İran, kasım ayında Rusya’dan Su-35 savaş uçakları, Mi-28 saldırı helikopterleri ve Yak-130 pilot eğitim uçağı alınması konusunda anlaşma sağlandığını açıklamıştı.

Siyasi risk danışmanlığı yapan “Eurasia Group” araştırmacısı Gregory Brew, Rusya’nın İran için uygun bir müttefik olduğunu belirterek, “İran, insansız hava araçları karşılığında daha fazla güvenlik işbirliği ve gelişmiş silahlar, özellikle de modern uçaklar almayı hedefliyor.” dedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Biden’dan Putin’e Sert Sözler: Çılgın Bir O…Ç…

ABD Başkanı Joe Biden, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i “çılgın bir o…ç…” olarak nitelendirdi. Biden’ın Putin’le ilgili sözlerine tepki gösteren Kremlin, “Biden’ın bir Hollywood kovboyu gibi görünmek istediğini ama beceremediği” yorumunda bulundu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, seçim kampanyası için düzenlediği bağış toplama etkinliğinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i “çılgın bir o…ç…” olarak nitelendirdi ve eski ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini geçen hafta Kuzey Kutbu’ndaki bir hapishanede ölen Rus muhalefet lideriyle kıyaslayan yorumlarını hedef aldı.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Biden konuşmasında iklim değişikliğinden bahsederken, “Putin gibi çılgın o…ç…ve benzerleri var. Bu nedenle her zaman nükleer çatışma konusunda endişelenmek zorundayız, ancak insanlık için varoluşsal tehdit iklimdir” dedi.

2024 seçim kampanyasına para toplamak için üç günlük California turuna çıkan ve dün akşam San Francisco’da bağışçılara hitap eden Biden, muhtemel Cumhuriyetçi rakibi tarafından yapılan son yorumlar karşısında hayrete düştüğünü de söyledi.

Trump, Rus muhalefet lideri Aleksey Navalni’nin hapishanedeki şüpheli ölümünü, ABD’deki kendi hukuki sorunlarıyla karşılaştırdı. New York’lu bir yargıcın, şirketlerinin mali tablolarında serveti hakkında yıllarca yalan söylediğini tespit etmesinin ardından Trump 350 milyon dolar para cezasına çarptırılmıştı. Trump bu kararı “bir tür komünizm ya da faşizm” olarak nitelemişti.

Trump’ın kendini Navalni ile kıyaslamasını, “Bu saçmalıklar nereden çıktı bilmiyorum” diye cevaplayan Başkan Biden, “Ülkemiz komünist bir ülke haline geldiği için kendisinin de Navalni gibi zulme uğradığını söylüyor. Bu beni hayrete düşürüyor” dedi.

Trump’ın “Make America Great Again” (MAGA; Amerikayı Tekrar Büyük Yap) sloganına atıfta bulunan Biden, “Uzun zamandır buralardayım ve bu MAGA Cumhuriyetçi kalabalığı gibi, insanlar için neyin önemli olduğu konusunda çok az ahlaki öngörüye sahip bir kalabalık görmedim” diye ekledi.

Beverly Hills’te düzenlenen kampanya bağış toplama etkinliğinde Biden, orta sınıf Amerikalılar’a yardım etme çabalarının altını çizmiş ve Kasım ayında Trump’ın kazanmasının, ülke çapında bir kürtaj yasağına, Cumhuriyetçiler’in Başkan Barack Obama döneminde başlatılan sağlık sigortası programını geri almak için uğraşacağına ve zenginlere orantısız bir şekilde yardım edecek daha fazla politikaya yol açabileceği konusunda uyarmıştı.

“Hollywood kovboyu”

Kremlin’den ise bugün Başkan Biden’ın Putin’le ilgili sözlerine tepki geldi. Joe Biden’ın, Vladimir Putin hakkındaki sözlerinin ABD’yi ve bu tür kelimeleri kullananları küçük düşürdüğünü savunan Kremlin, “Biden’ın bir Hollywood kovboyu gibi görünmek istediğini ama beceremediği” yorumunda bulundu.

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, “ABD Başkanı’nın başka bir devletin başkanına karşı böyle bir dil kullanmasının Başkanımız Putin’i etkilemesi mümkün değildir. Ancak bu tür kelimeleri kullananları küçük düşürüyor” dedi.

Söz konusu ifadeyi Biden’ın bir “Hollywood kovboyu” gibi görünme çabasına bağlayan Peskov, “Ama dürüst olmak gerekirse bunun mümkün olduğunu sanmıyorum” dedi ve şöyle devam etti: Sayın Putin size hitap ederken hiç kaba bir kelime kullandı mı? Böyle bir şey hiç olmadı. Bu nedenle, bu tür kelimelerin Amerika’nın kendisini küçük düşürdüğünü düşünüyorum.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Rusya’ya Yönelik Yeni Yaptırımlar

Rusya – Ukrayna Savaşı’nda iki yıl geride kalırken, Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya karşı yeni bir dizi yaptırım kararı aldı. Yaptırımların tam ayrıntıları bu hafta içinde AB’nin resmi gazetesinde yayınlandıktan sonra belli olacak.

Haber Merkezi / Ancak paket, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in en önde gelen eleştirmeni Aleksey Navalny’nin ölümüne karıştığı iddia edilen herhangi bir kişiyi kapsamıyor. Ayrıca alüminyuma yönelik daha sıkı kısıtlamalar da dahil edilmedi.

Bu yaptırımlar ilk kez Kremlin’in yasaklı malları ele geçirmesine yardımcı olduğundan şüphelenilen Çin anakarasındaki şirketleri hedef alıyor. Yaptırımların odağında Rusya’ya başta insansız hava aracı parçaları olmak üzere AB’de üretilen ileri teknoloji ve askeri ürünler sağlamakla suçlanan dünya çapındaki firmalar bulunuyor.

Diğer ülkelerin yanı sıra Türkiye’den şirketler de listede yer alıyor. Şu anda 2,000’den fazla ismin yer aldığı kara listeye çoğu Rusya’dan olmak üzere yaklaşık 200 kişi ve kuruluş eklendi.

Avrupa Birliği (AB), Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ikinci yıl dönümü öncesi Moskova’ya yönelik 13’üncü yaptırım paketi üzerinde uzlaştı.

AB dönem başkanı Belçika, AB büyükelçilerinin prensipte anlaştığı paketin kısa süre içinde resmiyet kazanacağını duyurdu.

Belçika’nın sosyal medya platformundaki AB Konseyi Dönem Başkanlığı hesabından yapılan paylaşımda, söz konusu yaptırımlar için “AB’nin onayladığı en kapsamlı paketlerden biri” ifadesi kullanıldı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de bu paylaşımı alıntılayarak yaptığı açıklamada, “Putin’in savaş makinesini bozmaya devam etmeliyiz” dedi.

AB’nin yaptırım listesindeki kuruluş ve kişi sayısının toplamda 2 bine ulaştığını belirten von der Leyen, “Kremlin’in üzerindeki baskıyı yüksek tutmayı sürdürüyoruz” ifadesini kullandı. Von der Leyen, 13’üncü paketle Rusya’nın insansız hava araçlarına erişimini de azaltmaya devam ettiklerini sözlerine ekledi.

Reuters, yeni paketle birlikte Rus hükümetiyle ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle bağlantılı yaklaşık 200 kuruluş ve kişinin daha AB’nin yaptırım listesine girdiğini aktardı. Diğer ülkelerin yanı sıra Türkiye’den şirketler de listede yer aldı.

AFP haber ajansı, yaptırım paketinin taslağında, Rus ordusuna tedarikte bulunan üç Çin şirketine ihracat yasağı getirilmesi ve Moskova’ya füze sağladığı için Kuzey Kore Savunma Bakanı’nın da kara listeye alınması gibi müeyyideler de bulunduğunu bildirmişti.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali 24 Şubat 2022’de başlamıştı. AB o tarihten beri Rusya’ya yönelik 12 ayrı yaptırım paketini hayata geçirdi.

Savaş nasıl sona erebilir?

Siyasi ve askeri analistler, iki tarafın da teslim olmaya niyetli görünmediği ve Putin’in iktidarda kalmayı sürdüreceği göz önüne alındığında, savaşın uzun süre devam edeceğini tahmin ediyor.

Küresel güvenlik düşünce kuruluşu Globsec, farklı sonuçların olasılığını değerlendirmek için çok sayıda uzmanın görüşlerini bir araya getirdiği bir çalışmaya imza attı.

Bu çalışmada ortaya çıkan en olası senaryo, 2025 sonrasına uzanan bir yıpratma savaşında, her iki tarafın da ağır kayıplar vereceği ve Ukrayna’nın müttefiklerinin silah tedarikine bağımlı kalmaya devam edeceği yönünde.

İkinci en olası senaryo ise Orta Doğu, Çin-Tayvan ve Balkanlar gibi dünyanın diğer bölgelerinde çatışmaların yaşanmasıyla birlikte Rusya’nın gerilimi tırmandırmak istemesi oldu.

Her ikisi de eşit derecede olası görülen diğer iki senaryo ise ya Ukrayna’nın bazı askeri ilerlemeler kaydetmesi ancak savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılamaması; ya da Ukrayna’nın müttefiklerinin Kiev’e verdiği desteği azaltarak ve müzakere edilmiş bir çözüme ulaşması için baskı yapmaları yönünde oldu.

Ancak hem ABD başkanlık seçimlerinin potansiyel etkisi hem de İsrail-Hamas çatışması başta olmak üzere diğer savaşların Ukrayna ve Rusya’nın destekçilerinin önceliklerini ve bağlılıklarını nasıl etkileyeceği konusunda belirsizlik devam ediyor.

Paylaşın