Ukraynalılar Askere Alınmamak İçin “Rüşvet” Veriyor

Ukrayna’da askere alınmak istemeyen kişilerin ortalama 6 bin dolar rüşvet karşılığında tıbbi muafiyet belgesi aldığı ve bunun askerden kaçmak için en popüler yöntem olduğu ifade edildi.

Ukraynalı yetkilinin askere gitmek istemeyen kişilerden topladığı rüşvetlerle, aralıkta İspanya’da 4,2 milyon euro değerinde bir villa satın aldığı öne sürüldü.

Binlerce Ukraynalının ise cephe hattına gitmemek için yasa dışı yollarla ülkeyi terk etmeye çalıştı. Savaş sürecinde 13 bin 600 kişi sınırda yakalanırken, yaklaşık 6 bin 100 kişi ise sahte evraklarla sınır noktalarını geçmeye çalıştı.

Independent Türkçe’nin Londra merkezli Financial Times (FT) gazetesinden aktardığına göre, binlerce Ukraynalının askere alınmamak için yetkililere yüksek miktarlarda rüşvet verdiği.

Haber, Ukrayna lideri Volodimir Zelenski’nin yolsuzluk iddiaları nedeniyle ülkedeki askere almaktan sorumlu tüm yöneticileri görevden almaya karar vermesinin ardından geldi. Kiev yönetimi yeni isimleri, cephe hattında savaşmış kişilerden oluşturmayı planlıyor.

FT’nin haberinde Ukrayna yönetiminin Şubat 2022’de seferberlik ilan ederek 18 ila 60 yaş arası erkeklerin ülkeyi terk etmesini yasakladığı hatırlatıldı ve bu kararın yolsuz uygulamaları körüklediği belirtildi.

Askere alınmak istemeyen kişilerin ortalama 6 bin dolar rüşvet karşılığında tıbbi muafiyet belgesi aldığı ve bunun askerden kaçmak için en popüler yöntem olduğu ifade edildi.

Binlerce Ukraynalı ise cephe hattına gitmemek için yasa dışı yollarla ülkeyi terk etmeye çalıştı. Savaş sürecinde 13 bin 600 kişi sınırda yakalanırken, yaklaşık 6 bin 100 kişi ise sahte evraklarla sınır noktalarını geçmeye çalıştı.

Bu konudaki en dikkat çeken davalardan biriyse, Odessa askere alma merkezi başkanı Evgeni Borisov hakkında açılan rüşvet davası oldu. Geçen ay tutuklanan Borisov’un, kişi başı 2 bin ila 10 bin dolar arası rüşvet istediği ve savaşın başından bu yana toplam 5 milyon dolar rüşvet topladığı iddia ediliyor.

Ukraynalı yetkilinin askere gitmek istemeyen kişilerden topladığı rüşvetlerle, aralıkta İspanya’da 4,2 milyon euro değerinde bir villa satın aldığı öne sürülüyor.

“Kremlin artık Wagner’i fonlamayabilir”

Savaşın Moskova ayağındaysa paralı asker grubu Wagner’le ilgili tartışmalar devam ediyor.

Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı’nın savaşın başından bu yana yayımladığı istihbarat raporlarının 13 Ağustos tarihli olanında, Wagner grubunun küçülme sürecine girdiğine dikkat çekildi.

Raporda mali baskı altında olan grubun maaş bütçesini küçülttüğü ve asker sayısını azalttığı belirtilirken, Kremlin’in artık Wagner’i fonlamıyor olma ihtimalinin bulunduğu vurgulandı.

Günlük raporda, Kremlin yönetiminin Wagner lideri Yevgeni Prigojin’in diğer şirketlerine yönelik el koyma gibi bazı adımlar attığı da hatırlatıldı.

Paylaşın

Ay Madenciliği: Yarış Yeniden Başladı, Kim Kazanacak?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya, Çin ve Hindistan’ın da aralarında bulunduğu büyük güçler, Dünya’nın tek doğal uydusu Ay’ın kaynakları için yeniden harekete geçtiler.

Uzay madenciliği, Ay’da, diğer gezegenlerde ve Dünya’ya yakın asteroitlerde (Near-Earth Asteroid- NEA’s) bulunan doğal kaynakların keşfedilmesi, işletilmesi ve kullanılması olarak tanımlanmaktadır.

Büyük güçler dünyanın tek doğal uydusu Ay’da bulunan elementler hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalışırken cuma günü Rusya ise 47 yıl sonra Ay’a iniş yapan ilk uzay aracını fırlattı.

Rusya, Ay’a yönelik daha fazla misyon başlatacağını, ardından ise Çin ile ortak bir misyon gönderme, hatta orada bir üs kurma olasılığını araştıracağını bildirdi. Ay’daki altın potansiyelinden bahseden NASA, Ay madenciliğini gündeme getirdi.

Gezegenimizden 384 bin 400 kilometre uzaklıkta olan Ay, dünyanın kendi eksenindeki dönüşünü hafifletiyor. Ayrıca dünya okyanuslarında gelgitlere neden oluyor. Ay’ın yaklaşık 4,5 milyar yıl önce devasa çarpışma neticesinde enkazın bir araya gelmesiyle oluştuğu düşünülüyor.

Ay’daki sıcaklıklar değişiklik gösteriyor. Günde altı saatten fazla güneş ışığına maruz kaldığında sıcaklık 127 santigrat dereceye yükselirken karanlıkta ise yaklaşık eksi 173 dereceye düşebiliyor. Ay’ın egzosferi güneşten gelen radyasyona karşı koruma sağlamıyor.

Su

NASA’nın bildirdiğine göre, Ay’da suya ilişkin ilk kesin keşif 2008 yılında Hindistan’ın Chandrayaan-1 misyonu tarafından yapıldı.

Tespit edilen hidroksil molekülleri ay yüzeyine yayılmış ve kutuplarda yoğunlaşmış haldeydi. İnsan hayatı için elzem olan su, aynı zamanda roketleri harekete geçirmek için kullanılan hidrojen ve oksijen kaynağı da olabilir.

Helyum-3

Helyum-3 dünyada nadir bulunan bir helyum izotopudur. Ancak NASA, bu maddenin Ay’da 1 milyon ton kadar bulunduğunun tahmin edildiğini söylüyor.

Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) bildirdiğine göre bu izotop bir füzyon reaktöründe nükleer enerji sağlayabilir, ancak radyoaktif olmadığı için tehlikeli atık üretmeyecektir.

Nadir toprak elementleri

Boeing tarafından yapılan araştırmaya göre, akıllı telefonlarda, bilgisayarlarda ve ileri teknolojilerde kullanılan nadir toprak elementleri olan skandiyum, itriyum ve diğer 15 lantanit Ay’da mevcut halde.

Ay madenciliği nasıl işliyor?

Net bir yöntemi bulunmuyor.
Bunun için ayda bir tür altyapı kurulması gerekecek.
Ay’ın koşulları, zor işlerin çoğunu robotların yapması gerektiği anlamına gelse de, Ay’daki su insanların uzun süreli varlığına imkan sağlayabilir.

Yasalar nedir?

Bu yöndeki yasalar belirsizlikler ve boşluklarla dolu. Birleşmiş Milletler Dış Uzay Anlaşması (1966), hiçbir ülkenin Ay ya da diğer gök cisimleri üzerinde egemenlik iddiasında bulunamayacağını, uzayın keşfinin tüm ülkelerin yararına gerçekleştirilmesi gerektiğini söylüyor.

Ancak hukukçular, özel bir kuruluşun Ay’ın bir bölümü üzerinde egemenlik iddia edip edemeyeceğinin belirsiz olduğunu söylüyor.

RAND Corporation geçen yıl yayınladığı bir yazıda, “Bu potansiyel yüksek risklere rağmen uzay madenciliği nispeten az sayıda mevcut politika veya yönetişime tabidir” ifadeleri yer almıştı.

Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Ay Anlaşması’nda (1979), Ay’ın hiçbir parçasının herhangi bir devletin, uluslararası hükümetler arası veya hükümet dışı kuruluşun, ulusal kuruluşun veya hükümet dışı kuruluşun ya da herhangi bir kişinin mülkü olmayacağı belirtiliyor.

Bu madde hiçbir büyük uzay gücü tarafından onaylanmadı. ABD, 2020 yılında, adını NASA’nın Artemis programından alan Artemis Anlaşmalarını ilan ederek, Ay’da güvenli bölgeler oluşturulmasıyla mevcut uluslararası uzay hukukunu geliştirmeyi amaçladı. Rusya ve Çin ise bu anlaşmaya katılmadı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Hawaii’deki Yangında Can Kaybı 89’a Yükseldi

Hawaii’nin Maui adasında çıkan yangınlarda yaşamını yitirenlerin sayısı 80’e yükseldi. Yangın 1960 yılında bölgede 61 kişinin öldüğü yangın felaketinden bu yana görülen en büyük yangın olarak kayıtlara geçti.

Bilim insanları, Hawaii’deki orman yangınlarının temel sebebinin iklim değişikliği olduğuna inanıyor. Bilim insanlarına göre, azalan yağışlar, yükselen sıcaklıklar ve istilacı türlerin adaları orman yangınlarına karşı daha duyarlı hale getirdi.

Hawaii Üniversitesi ve Colorado Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından 2015’te yayımlanan araştırmaya göre, 1990’dan bu yana, seçilen izleme alanlarındaki yağış, yağışlı mevsimde yüzde 31 ve kurak mevsimde yüzde 6 daha düşük oldu.

Maui Polis Şefi John Pelletier, köpekli arama-kurtarma ekiplerinin yangından etkilenen alanın sadece yüzde üçünü tamamladığını söyledi.

“Kontrol altına almamız gereken en az 5 mil karelik bir alan var ve bu alan sevdiklerimizle dolu. Şimdiye kadar 89 kişi bulduk. Bugün iki tanesini tespit ettik,” diyerek ölü sayısının artmasının muhtemel olduğunu ve “henüz hiçkimsenin bunun boyutunu bilmediğini” belirtti.

Ekipler, ilk aramayı tamamladıkları evlere parlak turuncu renkle X, insan kalıntıları tespit ettikleri yerlere ise İK işareti bırakıyor.

Ölülerin kimliklerini tespit etmenin son derece zor olduğunu söyleyen Pelletier “kalıntıları elimize alıyoruz ve dağılıyorlar…bulduğumuz kalıntılar metali eriten bir yangından geriye kalanlar oluyor,” ifadelerini kullandı.

Küle dönen Front Street’i gezen Vali Josh Green “Bu kesinlikle Hawaii’nin karşılaştığı en kötü doğal afet,”  diyerek “Sadece yaşayanlara destek olabiliriz. Şu anda odak noktamız insanları mümkün olduğunca yeniden bir araya getirmek, onlara barınma ve sağlık hizmetleri sağlamak ve ardından yeniden inşaya yönelmek,” ifadelerini kullandı

Green, Batı Maui’de en az 2 bin 200 binanın hasar gördüğünü ya da yıkıldığını ve bunların yüzde 86’sının konut olduğunu söyledi. Ada genelinde hasarın 6 milyar dolara yakın olduğunun tahmin edildiğini de sözlerine ekledi. Vali yaraları sarmanın çok uzun bir zaman alacağını söyledi.

Paylaşın

Hawaii Yanmaya Devam Ediyor: Can Kaybı 80’e Ulaştı

Hawaii’nin Maui adasında devam eden yangınlarında hayatını kaybedenlerin sayısı 80’e yükseldi. Yangın 1960 yılında bölgede 61 kişinin öldüğü yangın felaketinden bu yana görülen en büyük yangın olarak kayda geçti.

Haber Merkezi / Yangınlara ilişkin soruşturma başlatıldığını duyuran Hawaii Başsavcısı Anne Lopez’in ofisinden yapılan açıklamada, “yetkililer tarafından yangından önce, yangın esnasında ve yangından sonra alınan kararların kapsamlı bir şekilde inceleneceği” belirtildi.

Lopez, konuya ilişkin “Yangınlardan önce ve yangınlar sırasında alınan kararları anlamak ve bu incelemenin sonuçlarını halkla paylaşma taahhüdünde bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Adanın Lahaina şehrinde yangının hemen hemen tamamen kontrol altına alındığı açıklanırken diğer iki alanda devam eden yangınlardan birinin yüzde 50 diğerinin de yüzde 80 oranında kontrol altına alındığı belirtildi.

Öte yandan yangınla birlikte devam eden bir tartışmada halkın yaklaşan yangınla ilgili uyarılıp uyarılmadığı. Adada doğal afetlerle ilgili bir uyarı sistemi olduğu ancak bunun yangın yerleşim yerine yaklaşırken kullanılmadığı iddia ediliyor.

Hawaii Valisi Josh Green konuyla ilgili olarak medyaya yaptığı değerlendirmede konunun detaylı olarak araştırılması talimatını verdiğini söyledi.

Maui Adası İtfaiye Şefi Bradford Ventura, yangının çok büyük hızla yayıldığını ve iletişim hatlarına da zarar verdiğini bu nedenle çalışanlar acil durum yönetimiyle iletişim kurmak konusunda sıkıntı yaşadıklarını söyledi.

Yangın Lahaina şehrinin yaklaşık 56 km uzağındaki Kula kasabasında Salı gecesi başladı ve güçlü rüzgarın da etkisiyle hızla yayıldı. Lahaina sakinleri de yangının başlamasından yaklaşık 5 saat sonra elektriklerin kesildiğini söylüyorlar.

FEMA Yöneticisi Deanne Criswell, yangınların binlerce insanı yerinden ettiğini söyledi. Barınaklarda kalanlar derin bir belirsizlik duygusu yaşadıklarını ifade ederken, vali, yerinden edilmiş sakinleri ev ve otellerdeki boş odalarla buluşturmak için bir yardım hattı kurulacağını söyledi.

ABD Başkanı Joe Biden, Maui Adası’nı yangın dolayısıyla “felaket bölgesi” ilan etmişti. Biden, yangınlardan etkilenenlerin zararlarının tazmin edileceğini belirtmişti.

Hawaii Valisi Josh Green, 10 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, ilk belirlemelerden sonra yanan binalarda yapılacak incelemenin ardından can kaybının “ciddi ölçüde” artacağını kaydetmişti.

Sebep iklim değişikliği

New York Times’ta yer alan analize göre, bilim insanları, Hawaii’deki orman yangınlarının temel sebebinin iklim değişikliği olduğuna inanıyor. Bilim insanlarına göre, azalan yağışlar, yükselen sıcaklıklar ve istilacı türlerin adaları orman yangınlarına karşı daha duyarlı hale getirdi.

Hawaii Üniversitesi ve Colorado Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından 2015’te yayımlanan araştırmaya göre, 1990’dan bu yana, seçilen izleme alanlarındaki yağış, yağışlı mevsimde yüzde 31 ve kurak mevsimde yüzde 6 daha düşük oldu.

Paylaşın

IŞİD’den Deyrizor’da Saldırı: En Az 23 Suriye Askeri Öldü

Son haftalarda Suriye’nin kuzeyinde ve kuzeydoğusunda saldırılarını arttıran Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), Deyrizor’da bir askeri otobüsü hedef aldı. Saldırıda, en az 23 Suriye askerinin öldüğü duyuruldu.

Bu hafta başlarında cihatçıların eski kalesi Rakka vilayetinde bir IŞİD saldırısında on Suriye askeri ve hükümet yanlısı savaşçının öldüğü bildirilmişti.

IŞİD, yakın zamanda örgütün lideri Ebu Hüseyin el Hüseyni el Kureyşi’nin öldürüldüğünü doğrulamıştı. Ebu Hüseyin el Hüseyni el Kureyşi, Kasım 2022’de selefinin Suriye’de ölümünün ardından örgütün liderliğini devralmıştı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) bugün, Suriye’nin doğusunda bir askeri otobüse düzenlenen saldırıda en az 23 Suriye askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

SOHR, dün Deyrizor’da gerçekleşen saldırı için, “IŞİD üyeleri bir askeri otobüsü hedef aldı” dedi.

Suriye içindeki geniş bir kaynak ağına dayanan İngiltere merkezli grup, saldırıda 23 askerin öldüğünü ve ondan fazla askerin yaralandığını duyurdu. Grup, yaralıların bazılarının durumunun kritik olduğunu söyledi.

SOHR, onlarca askerin saldırıdan sonra kaybolduğunu belirtti.

2019’da Suriye’deki son toprak parçasını kaybetmesine rağmen IŞİD, uçsuz bucaksız Suriye çölünde saklandığı yerleri korumaya devam ediyor. IŞİD, saklandığı yerlerden pusu kurarak vur-kaç saldırıları yapıyor.

IŞİD üyeleri son haftalarda Suriye’nin kuzeyinde ve kuzeydoğusunda saldırılarını arttırdı.

SOHR, Salı günü yaptığı açıklamada, bu hafta başlarında cihatçıların eski kalesi Rakka vilayetinde bir IŞİD saldırısında on Suriye askeri ve hükümet yanlısı savaşçının öldürüldüğünü duyurmuştu.

IŞİD bir zamanlar Irak ve Suriye’nin üçte birini kontrol ediyordu. Grup, dönemin IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi’nin örgütün kontrol ettiği topraklarda halifelik ilan ettiği 2014’te gücünün zirvesindeydi.

Bağdadi Suriye’de 2019’da düzenlenen bir askeri operasyonla öldürüldü. IŞİD militanları Suriye ve Irak’ta direniş hareketini sürdürmeye devam ediyor.

Örgütün kalan binlerce militanı son yıllarda Suriye ve Irak’ın uzak bölgelerinde, yeraltında varlığını sürdürüyor. Ancak bunlar hala “vur- kaç” saldırıları düzenleme kapasitesine sahip.

Paylaşın

Sovyetler Sonrası Rusya’dan Bir İlk: Ay Keşfi

Rusya, Ukrayna’daki çatışmalar nedeniyle izole hale gelen uzay sektörüne yeni bir ivme kazandırmak için, 1976’dan sonra Ay’a tekrar uzay aracı gönderdi. Uzay aracı beş gün içinde Ay yörüngesine ulaşacak.

Haber Merkezi / Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yaptırımlara rağmen Rusya’nın uzay programını sürdürme sözü vermiş ve SSCB’nin Doğu-Batı geriliminin tırmandığı 1961’de uzaya ilk insanı göndermesine işaret etmişti.

Putin, Vostochny Cosmodrome’da yaptığı konuşmada, “Zorluklara ve bizi engellemeye yönelik dış girişimlere rağmen, atalarımızın ilerleme hırsı bize rehberlik ediyor” ifadelerini kullanmıştı.

Ay’ın daha önce hiç araştırılmamış güney kutbunda incelemeler yapmak üzere yolculuğa çıkan Luna-25, Moskova’nın yaklaşık 5 bin 550 km doğusundaki Vostoçni Uzay Üssü’nden fırlatıldı. Rus Roscosmos uzay ajansı, Luna-25’in fırlatılış görüntülerini canlı yayınladı.

Luna-25’in, 23 Ağustos’ta Ay’a ulaşması bekleniyor. Rus uzay aracının ayın çevresine seyahat etmesi yaklaşık 5,5 gün sürecek, ardından yüzeye çıkmadan önce yaklaşık 100 kilometre yörüngede üç ila yedi gün geçirecek.

Küçük bir otomobil büyüklüğünde olan ve Ay’ın güney kutbuna inecek olan aracın burada su arayacağı ve toprak örnekleri toplayacağı belirtiliyor.

Luna-25, Rusya’nın 2040 yılına kadar Ay’da bir uzay istasyonu kurma hedefiyle başlatılan uzay programı kapsamında fırlatıldı. Ay’a gönderilen bir önceki araç olan Luna-24, 1976 yılında Sovyetler Birliği döneminde gönderilmişti.

Moskova’nın Ay’a göndereceği bu keşif aracı Rusya’nın, Batı ile ilişkilerinde yine gerginlik yaşayan Çin ile uzay araştırmaları alanında işbirliğini artırma arzusunu dile getirdiği bir dönemde fırlatılacak.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’ya asker gönderme kararının ardından Avrupa Uzay Ajansı, Rusya ile işbirliğini askıya almış ve Luna-25 aracının fırlatılışı dahil daha sonraki 26 uzay misyonuyla ilgili dayanışma içine girmeyeceğini açıklamıştı.

Paylaşın

ABD Ve Avrupalı ​​Müttefikleri, Rusya’dan Büyük Miktarlarda Nükleer Ürün Satın Aldı

Rusya, ABD ve Avrupa’daki firmalara yaklaşık 1,7 milyar dolarlık nükleer ürün sattı. Satışlar, Batı’nın Moskova’ya 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesi nedeniyle katı yaptırımlar getirmesi ve petrol, gaz, votka ve havyar gibi temel Rus hammaddelerinin ithalatını engellemesi sırasında gerçekleşti.

ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne göre, Rusya geçen yıl ABD’nin ihtiyaç duyduğu uranyumunun yaklaşık yüzde 12’sini sağladı. Avrupa, 2022’de uranyumunun yaklaşık yüzde 17’sini Rusya’dan aldığını bildirdi.

Rusya’nın ABD’ye gönderdiği nükleer ürünlerin değeri, 2021’de 689 milyon dolar ve 2020’de 610 milyon dolardan geçen yıl 871 milyon dolara ulaştı. ABD’nin Rusya’dan uranyum ürünleri ithalatı 2020’de 6,3 tondan 2022’de 12,5 tona neredeyse ikiye katlandı.

AB’nin istatistik ofisi Eurostat’a göre Avrupa, geçen yıl Rus nükleer endüstri ürünlerine yaklaşık 828 milyon dolar (yaklaşık 750 milyon Euro) harcadı.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupalı müttefikleri Rusya’dan çok büyük miktarlarda nükleer yakıt ve bileşikler almaya devam ediyor. Batılı yaptırımların dışında tutulan bu ürünler sayesinde Moskova, yüz milyonlarca dolar gelir elde etmeye devam ediyor.

Fakat bu durum hem silahsızlanma uzmanları hem de bazı politikacılar tarafından ithalatın Moskova’nın nükleer silah geliştirmeye devam etmesine ve Ukrayna’daki savaşı sürdürme kapasitesine destek sağladığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

Çoğunlukla sivil amaçlı nükleer enerji santrallerinde kullanılan bu yakıt konusunda Rusya’ya olan aşırı bağımlılık Putin’in kaynağı kesmesi halinde ABD ve Avrupalı ülkelerinde enerji açığı yaşama riskini beraberinde getiriyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Silahsızlanma Politikası Eğitim Merkezi Direktörü Henry Sokolski, silah üretenlere mali kaynak aktarmanın anlamsız olduğunu vurgulayarak “Silah yapan insanlara para vermek zorunda mıyız? Bu çok saçma. Nükleer eneji üreticilerine Rusya’da yakıt ithal etmeleri açık bir şekilde yasaklanmazsa oradan almaya devam ederler. Çünkü oradan almak daha ucuz, neden almasınlar ki?” ifadelerini kullandı.

1.7 milyar dolarlık nükleer ürün

Sektör uzmanlarına göre Rusya Ukrayna’nın işgali sonrasında bile ABD ve Avrupalı şirketlere 1,7 milyar dolar değerinde nükleer ürün ihraç etti.

Karbon emisyon salımı yapmaması nedeniyle fosil yakıtlara önemli bir alternatif olarak görülen nükleer enerjiye ilgi de artıyor. Dünya genelinde inşa halinde 60 reaktör bulunurken 300 tanesi daha plan aşamasında. Fakat uzmanlar enerji üretimi aşamasında temiz olmasına rağmen barındırdığı riskler ve atıkların saklanması ile ilgili sorunlara dikkat çekiyor.

Halihazırda 440 reaktörde nükleer enerjiden elektrik üreten 30 ülkenin birçoğu yakıt olarak kullanılan radyoaktif materyali Rus devletine bağlı Rosatom’dan temin ediyor. Şirketin 2022 raporuna göre Rosatom, uranyum zenginleştirme bakımından dünya lideri, uranyum üretimi ve yakın imali bakımından da üçüncü sırada.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 10 ülkede 33 yeni reaktör inşa eden Rosatom ve bağlı şirketleri geçen yıl nükleer enerji ile ilgili 2,2 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirdi.

Ukraynalı yetkililer ise dünya liderlerine Rosatom’a yaptırım uygulaması çağrısında bulunuyor.

Ama böyle bir yaptırım Avrupa’da tamamen Rus yakıta bağımlı olan 5 ülkedeki 19 reaktörde soruna yol açabilecek. Öte yandan daha önce Rus nükleer yakıtı kullanan İsveç, Finlandiya, Slovakya, Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti bu alımları ya tamamen kesti ya da kesmeye çalışıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Kuzey Kore Lideri Kim’den Savaş Hazırlığı Çağrısı

Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un’un askeri yetkililere “Güney Kore’ye karşı tam teşekküllü savaş hazırlıkları yapma” çağrısında bulunduğu bildirildi. Kim’in haritada Güney Kore’nin başkenti Seul’e işaret ettiği bir fotoğraf da paylaşıldı.

Kuzey Kore liderinin bu kapsamda kitlesel silah ve mühimmat üretiminin hızlandırılmasını talep ederek, “son geliştirilen askeri teçhizatların etkin kullanımı için savaş tatbikatları yapılmasını” istediği ifade edildi.

Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore geniş çaplı bir ortak askeri tatbikata hazırlanırken, Jong Un, devlet medyasına yaptığı açıklamada, ordusuna savaş planlarını keskinleştirme emri verdiğini ve cephe birliklerinin muharebe operasyonlarının genişletilmesi planını onayladığını söyledi.

Kuzey Kore bu tatbikatları bir işgal provası olarak görüyor. Kim, defalarca bunun karşılığında “ezici” önlemler alacağı uyarısı yaptı.

Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA), Kore İşçi Partisi Merkezi Askeri Komisyonunun Kim Jong Un başkanlığında toplandığını bildirdi. KCNA’ya göre, Kim toplantıda ayrıca Genelkurmay Başkanı General Pak Su’yu görevden aldığını da açıkladı. Genelkurmay Başkanlığına Pak Su Il’in yerine Mareşal Ri Yong Gil getirildi.

Haberde, Ri’nin bakanlık görevini de sürdürüp sürdürmeyeceğinin henüz belli olmadığı ifade edilirken, geçen sene göreve getirilen Pak’ın neden pozisyondan alındığına dair bilgi paylaşılmadı.

Cheong Seong-chang ise Fransız haber ajansı AFP’ye “askeri operasyonlarda yeterli yetkinlik gösteremediği” gerekçesiyle Pak’ın görevden alınmış olabileceğini söyledi. Cehong, “Kim Jong-un, genellikle görevlerini yerine getirmekte yetersiz gördüğü yetkilileri hızla değiştirme eğiliminde oluyor” dedi.

71 yaşındaki General Ri, Ağustos 2013 – Ocak 2016 ve 4 Haziran 2018 – 6 Eylül 2019’da da Genelkurmay Başkanı olarak görev yapmıştı.

Güney Kore Birleşme Bakanlığı’ndan kimliğini açıklamayan bir yetkili AFP’ye “Bence tehditkar bir hareketle Güney Kore’ye mesaj göndermeyi amaçlıyor” yorumunu yaptı.

Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un, geçen hafta da ülkedeki silah fabrikalarını gezerek, savaş hazırlıklarının hızlandırılmasını istemişti.

Paylaşın

İran Cumhurbaşkanı Reisi’den “Başörtüsü” Tehdidi

İran’ın büyük şehirlerinde başörtüsünü saçlarını tamamen kapatacak şekilde takmayı reddeden kadınların sayısı son aylarda giderek artarken, Cumhurbaşkanı Reisi, ülkede başörtüsü takmayı reddeden kadınlara yönelik tehditlerini sürdürdü.

Yaklaşık 90 milyon nüfuslu ülkede, aşırı muhafazakarlar, örtünme kurallarının ihlaline karşı daha sert yaptırım taleplerini son dönemde sıkça dile getiriyordu.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, “İslami örtünme kurallarına” karşı gelen ve başörtüsü takmayan kadınları tehdit etti. “Başörtüsünün çıkarılmasının yayılması kesin surette durdurulacaktır” diyen Reisi, “Başörtüsü takmayan bazı kişiler bunu bilinçli yapmıyor, onları uyarmamız gerekiyor. Ancak kimileri düşmanın planı çerçevesinde hareket ediyor” diye konuştu.

İran’ın büyük şehirlerinde başörtüsünü saçlarını tamamen kapatacak şekilde takmayı reddeden kadınların sayısı son aylarda giderek arttı. Tesettürü reddeden kadınlar, bunu bir sessiz eylem biçimi olarak da benimsiyor.

Yaklaşık 90 milyon nüfuslu ülkede, aşırı muhafazakarlar örtünme kurallarının ihlaline karşı daha sert yaptırım taleplerini son dönemde sıkça dile getiriyordu. Tahran da bu doğrultuda düzenlemeleri dikkate almayanlara yönelik sert cezalar öngören tartışmalı bir yasa taslağı hazırladı.

Ahlak polisi yeniden sokaklarda

Bundan yaklaşık bir yıl önce ahlak polisi tarafından örtünme kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini’nin ölümünün ardından ülke, İslam Devrimi’nin ardından görülen en geniş çaplı ptotestolara sahne olmuş, eylemler hükümet tarafından sert bir biçimde bastırılmıştı.

Binlerce kişi gözaltına alınmış, aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce kişi hayatını kaybetmiş, protestolara katılan yedi kişi ise idam edilmişti.

Sokaklarda devriye gezerek kadınları uyaran ve örtünme kurallarına uymayanları gözaltına alan ahlak polisinin eylemlerin ardından Aralık 2022’de kaldırıldığı açıklanmış, geçen ay itibarıyla ise yeniden sokaklarda devriye gezmeye başladıkları ve bazı kadınları zor kullanarak gözaltına aldıkları görülmüştü.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Irak’ta Medya Düzenleyicisi ‘Eşcinsellik’ Terimini Yasakladı

Irak İletişim ve Medya Komisyonu (CMC), ülke içinde faaliyet gösteren tüm medya ve sosyal medya kuruluşlarına “eşcinsellik” terimini kullanmaktan kaçınmaları talimatını veren bir genelge yayınladı.

Kurum “eşcinsellik” terimi yerine “cinsel sapkınlık” terimini kullanmalarını tavsiye ediyor. 

Our World in Data’dan alınan verilere göre, küresel olarak 60’tan fazla ülke eşcinsel ilişkiyi suç sayarken, eşcinsel ilişki 130’dan fazla ülkede yasal.

Irak’ın resmi medya denetleyicisi dün ülkede faaliyet gösteren tüm medya kuruluşlarına ve sosyal medya şirketlerine “eşcinsellik” terimini kullanmamalarını, bunun yerine “cinsel sapkınlık” demeleri kuralını getirdi.

Irak İletişim ve Medya Komisyonu’nun (CMC) yayınladığı belgeye göre kurum, “cinsiyet” teriminin kullanımını da yasakladı. CMC ayrıca, lisans verdiği tüm telefon ve internet şirketlerinin, izin vermediği terimleri mobil uygulamalarında kullanmalarını yasakladı.

Bir Irak hükümeti yetkilisi, kararın hala nihai onay gerektirdiğini söyledi.

Arapça yapılan açıklamada, denetleyici kurumun “medya kuruluşlarını ‘eşcinsellik’ terimini kullanmamaları ve doğru olan ‘cinsel sapkınlık’ terimini kullanmaları yönünde yönlendirdiği” belirtildi.

Bir hükümet sözcüsü, kuralın ihlalinde ne gibi ceza uygulanacağının henüz belirlenmediğini söyledi. Sözcü, para cezası getirilebileceğini ekledi.

Irak, eşcinsel ilişkiyi açıkça suç saymıyor. Ancak Irak ceza kanunundaki geniş bir şekilde tanımlanmış ahlaki hükümler, ülkede LGBTİ topluluğunu hedef almak için kullanılıyor.

Son iki ayda Irak’ın önde gelen partileri, İsveç ve Danimarka’daki son Kuran yakma olaylarına karşı ülkedeki Şii Müslüman grupların protestolarında sık sık gökkuşağı bayrakları yakarak, LGBTİ haklarına karşı tepkilerini arttırdı.

Our World in Data’ya göre 60’tan fazla ülke eşcinsel ilişkiyi suç sayarken, eşcinsel ilişkiler 130’dan fazla ülkede yasal.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın