IŞİD’den Deyrizor’da Saldırı: En Az 23 Suriye Askeri Öldü

Son haftalarda Suriye’nin kuzeyinde ve kuzeydoğusunda saldırılarını arttıran Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), Deyrizor’da bir askeri otobüsü hedef aldı. Saldırıda, en az 23 Suriye askerinin öldüğü duyuruldu.

Bu hafta başlarında cihatçıların eski kalesi Rakka vilayetinde bir IŞİD saldırısında on Suriye askeri ve hükümet yanlısı savaşçının öldüğü bildirilmişti.

IŞİD, yakın zamanda örgütün lideri Ebu Hüseyin el Hüseyni el Kureyşi’nin öldürüldüğünü doğrulamıştı. Ebu Hüseyin el Hüseyni el Kureyşi, Kasım 2022’de selefinin Suriye’de ölümünün ardından örgütün liderliğini devralmıştı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) bugün, Suriye’nin doğusunda bir askeri otobüse düzenlenen saldırıda en az 23 Suriye askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

SOHR, dün Deyrizor’da gerçekleşen saldırı için, “IŞİD üyeleri bir askeri otobüsü hedef aldı” dedi.

Suriye içindeki geniş bir kaynak ağına dayanan İngiltere merkezli grup, saldırıda 23 askerin öldüğünü ve ondan fazla askerin yaralandığını duyurdu. Grup, yaralıların bazılarının durumunun kritik olduğunu söyledi.

SOHR, onlarca askerin saldırıdan sonra kaybolduğunu belirtti.

2019’da Suriye’deki son toprak parçasını kaybetmesine rağmen IŞİD, uçsuz bucaksız Suriye çölünde saklandığı yerleri korumaya devam ediyor. IŞİD, saklandığı yerlerden pusu kurarak vur-kaç saldırıları yapıyor.

IŞİD üyeleri son haftalarda Suriye’nin kuzeyinde ve kuzeydoğusunda saldırılarını arttırdı.

SOHR, Salı günü yaptığı açıklamada, bu hafta başlarında cihatçıların eski kalesi Rakka vilayetinde bir IŞİD saldırısında on Suriye askeri ve hükümet yanlısı savaşçının öldürüldüğünü duyurmuştu.

IŞİD bir zamanlar Irak ve Suriye’nin üçte birini kontrol ediyordu. Grup, dönemin IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi’nin örgütün kontrol ettiği topraklarda halifelik ilan ettiği 2014’te gücünün zirvesindeydi.

Bağdadi Suriye’de 2019’da düzenlenen bir askeri operasyonla öldürüldü. IŞİD militanları Suriye ve Irak’ta direniş hareketini sürdürmeye devam ediyor.

Örgütün kalan binlerce militanı son yıllarda Suriye ve Irak’ın uzak bölgelerinde, yeraltında varlığını sürdürüyor. Ancak bunlar hala “vur- kaç” saldırıları düzenleme kapasitesine sahip.

Paylaşın

Sovyetler Sonrası Rusya’dan Bir İlk: Ay Keşfi

Rusya, Ukrayna’daki çatışmalar nedeniyle izole hale gelen uzay sektörüne yeni bir ivme kazandırmak için, 1976’dan sonra Ay’a tekrar uzay aracı gönderdi. Uzay aracı beş gün içinde Ay yörüngesine ulaşacak.

Haber Merkezi / Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yaptırımlara rağmen Rusya’nın uzay programını sürdürme sözü vermiş ve SSCB’nin Doğu-Batı geriliminin tırmandığı 1961’de uzaya ilk insanı göndermesine işaret etmişti.

Putin, Vostochny Cosmodrome’da yaptığı konuşmada, “Zorluklara ve bizi engellemeye yönelik dış girişimlere rağmen, atalarımızın ilerleme hırsı bize rehberlik ediyor” ifadelerini kullanmıştı.

Ay’ın daha önce hiç araştırılmamış güney kutbunda incelemeler yapmak üzere yolculuğa çıkan Luna-25, Moskova’nın yaklaşık 5 bin 550 km doğusundaki Vostoçni Uzay Üssü’nden fırlatıldı. Rus Roscosmos uzay ajansı, Luna-25’in fırlatılış görüntülerini canlı yayınladı.

Luna-25’in, 23 Ağustos’ta Ay’a ulaşması bekleniyor. Rus uzay aracının ayın çevresine seyahat etmesi yaklaşık 5,5 gün sürecek, ardından yüzeye çıkmadan önce yaklaşık 100 kilometre yörüngede üç ila yedi gün geçirecek.

Küçük bir otomobil büyüklüğünde olan ve Ay’ın güney kutbuna inecek olan aracın burada su arayacağı ve toprak örnekleri toplayacağı belirtiliyor.

Luna-25, Rusya’nın 2040 yılına kadar Ay’da bir uzay istasyonu kurma hedefiyle başlatılan uzay programı kapsamında fırlatıldı. Ay’a gönderilen bir önceki araç olan Luna-24, 1976 yılında Sovyetler Birliği döneminde gönderilmişti.

Moskova’nın Ay’a göndereceği bu keşif aracı Rusya’nın, Batı ile ilişkilerinde yine gerginlik yaşayan Çin ile uzay araştırmaları alanında işbirliğini artırma arzusunu dile getirdiği bir dönemde fırlatılacak.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’ya asker gönderme kararının ardından Avrupa Uzay Ajansı, Rusya ile işbirliğini askıya almış ve Luna-25 aracının fırlatılışı dahil daha sonraki 26 uzay misyonuyla ilgili dayanışma içine girmeyeceğini açıklamıştı.

Paylaşın

ABD Ve Avrupalı ​​Müttefikleri, Rusya’dan Büyük Miktarlarda Nükleer Ürün Satın Aldı

Rusya, ABD ve Avrupa’daki firmalara yaklaşık 1,7 milyar dolarlık nükleer ürün sattı. Satışlar, Batı’nın Moskova’ya 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesi nedeniyle katı yaptırımlar getirmesi ve petrol, gaz, votka ve havyar gibi temel Rus hammaddelerinin ithalatını engellemesi sırasında gerçekleşti.

ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne göre, Rusya geçen yıl ABD’nin ihtiyaç duyduğu uranyumunun yaklaşık yüzde 12’sini sağladı. Avrupa, 2022’de uranyumunun yaklaşık yüzde 17’sini Rusya’dan aldığını bildirdi.

Rusya’nın ABD’ye gönderdiği nükleer ürünlerin değeri, 2021’de 689 milyon dolar ve 2020’de 610 milyon dolardan geçen yıl 871 milyon dolara ulaştı. ABD’nin Rusya’dan uranyum ürünleri ithalatı 2020’de 6,3 tondan 2022’de 12,5 tona neredeyse ikiye katlandı.

AB’nin istatistik ofisi Eurostat’a göre Avrupa, geçen yıl Rus nükleer endüstri ürünlerine yaklaşık 828 milyon dolar (yaklaşık 750 milyon Euro) harcadı.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupalı müttefikleri Rusya’dan çok büyük miktarlarda nükleer yakıt ve bileşikler almaya devam ediyor. Batılı yaptırımların dışında tutulan bu ürünler sayesinde Moskova, yüz milyonlarca dolar gelir elde etmeye devam ediyor.

Fakat bu durum hem silahsızlanma uzmanları hem de bazı politikacılar tarafından ithalatın Moskova’nın nükleer silah geliştirmeye devam etmesine ve Ukrayna’daki savaşı sürdürme kapasitesine destek sağladığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

Çoğunlukla sivil amaçlı nükleer enerji santrallerinde kullanılan bu yakıt konusunda Rusya’ya olan aşırı bağımlılık Putin’in kaynağı kesmesi halinde ABD ve Avrupalı ülkelerinde enerji açığı yaşama riskini beraberinde getiriyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Silahsızlanma Politikası Eğitim Merkezi Direktörü Henry Sokolski, silah üretenlere mali kaynak aktarmanın anlamsız olduğunu vurgulayarak “Silah yapan insanlara para vermek zorunda mıyız? Bu çok saçma. Nükleer eneji üreticilerine Rusya’da yakıt ithal etmeleri açık bir şekilde yasaklanmazsa oradan almaya devam ederler. Çünkü oradan almak daha ucuz, neden almasınlar ki?” ifadelerini kullandı.

1.7 milyar dolarlık nükleer ürün

Sektör uzmanlarına göre Rusya Ukrayna’nın işgali sonrasında bile ABD ve Avrupalı şirketlere 1,7 milyar dolar değerinde nükleer ürün ihraç etti.

Karbon emisyon salımı yapmaması nedeniyle fosil yakıtlara önemli bir alternatif olarak görülen nükleer enerjiye ilgi de artıyor. Dünya genelinde inşa halinde 60 reaktör bulunurken 300 tanesi daha plan aşamasında. Fakat uzmanlar enerji üretimi aşamasında temiz olmasına rağmen barındırdığı riskler ve atıkların saklanması ile ilgili sorunlara dikkat çekiyor.

Halihazırda 440 reaktörde nükleer enerjiden elektrik üreten 30 ülkenin birçoğu yakıt olarak kullanılan radyoaktif materyali Rus devletine bağlı Rosatom’dan temin ediyor. Şirketin 2022 raporuna göre Rosatom, uranyum zenginleştirme bakımından dünya lideri, uranyum üretimi ve yakın imali bakımından da üçüncü sırada.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 10 ülkede 33 yeni reaktör inşa eden Rosatom ve bağlı şirketleri geçen yıl nükleer enerji ile ilgili 2,2 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirdi.

Ukraynalı yetkililer ise dünya liderlerine Rosatom’a yaptırım uygulaması çağrısında bulunuyor.

Ama böyle bir yaptırım Avrupa’da tamamen Rus yakıta bağımlı olan 5 ülkedeki 19 reaktörde soruna yol açabilecek. Öte yandan daha önce Rus nükleer yakıtı kullanan İsveç, Finlandiya, Slovakya, Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti bu alımları ya tamamen kesti ya da kesmeye çalışıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Kuzey Kore Lideri Kim’den Savaş Hazırlığı Çağrısı

Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un’un askeri yetkililere “Güney Kore’ye karşı tam teşekküllü savaş hazırlıkları yapma” çağrısında bulunduğu bildirildi. Kim’in haritada Güney Kore’nin başkenti Seul’e işaret ettiği bir fotoğraf da paylaşıldı.

Kuzey Kore liderinin bu kapsamda kitlesel silah ve mühimmat üretiminin hızlandırılmasını talep ederek, “son geliştirilen askeri teçhizatların etkin kullanımı için savaş tatbikatları yapılmasını” istediği ifade edildi.

Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore geniş çaplı bir ortak askeri tatbikata hazırlanırken, Jong Un, devlet medyasına yaptığı açıklamada, ordusuna savaş planlarını keskinleştirme emri verdiğini ve cephe birliklerinin muharebe operasyonlarının genişletilmesi planını onayladığını söyledi.

Kuzey Kore bu tatbikatları bir işgal provası olarak görüyor. Kim, defalarca bunun karşılığında “ezici” önlemler alacağı uyarısı yaptı.

Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA), Kore İşçi Partisi Merkezi Askeri Komisyonunun Kim Jong Un başkanlığında toplandığını bildirdi. KCNA’ya göre, Kim toplantıda ayrıca Genelkurmay Başkanı General Pak Su’yu görevden aldığını da açıkladı. Genelkurmay Başkanlığına Pak Su Il’in yerine Mareşal Ri Yong Gil getirildi.

Haberde, Ri’nin bakanlık görevini de sürdürüp sürdürmeyeceğinin henüz belli olmadığı ifade edilirken, geçen sene göreve getirilen Pak’ın neden pozisyondan alındığına dair bilgi paylaşılmadı.

Cheong Seong-chang ise Fransız haber ajansı AFP’ye “askeri operasyonlarda yeterli yetkinlik gösteremediği” gerekçesiyle Pak’ın görevden alınmış olabileceğini söyledi. Cehong, “Kim Jong-un, genellikle görevlerini yerine getirmekte yetersiz gördüğü yetkilileri hızla değiştirme eğiliminde oluyor” dedi.

71 yaşındaki General Ri, Ağustos 2013 – Ocak 2016 ve 4 Haziran 2018 – 6 Eylül 2019’da da Genelkurmay Başkanı olarak görev yapmıştı.

Güney Kore Birleşme Bakanlığı’ndan kimliğini açıklamayan bir yetkili AFP’ye “Bence tehditkar bir hareketle Güney Kore’ye mesaj göndermeyi amaçlıyor” yorumunu yaptı.

Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un, geçen hafta da ülkedeki silah fabrikalarını gezerek, savaş hazırlıklarının hızlandırılmasını istemişti.

Paylaşın

İran Cumhurbaşkanı Reisi’den “Başörtüsü” Tehdidi

İran’ın büyük şehirlerinde başörtüsünü saçlarını tamamen kapatacak şekilde takmayı reddeden kadınların sayısı son aylarda giderek artarken, Cumhurbaşkanı Reisi, ülkede başörtüsü takmayı reddeden kadınlara yönelik tehditlerini sürdürdü.

Yaklaşık 90 milyon nüfuslu ülkede, aşırı muhafazakarlar, örtünme kurallarının ihlaline karşı daha sert yaptırım taleplerini son dönemde sıkça dile getiriyordu.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, “İslami örtünme kurallarına” karşı gelen ve başörtüsü takmayan kadınları tehdit etti. “Başörtüsünün çıkarılmasının yayılması kesin surette durdurulacaktır” diyen Reisi, “Başörtüsü takmayan bazı kişiler bunu bilinçli yapmıyor, onları uyarmamız gerekiyor. Ancak kimileri düşmanın planı çerçevesinde hareket ediyor” diye konuştu.

İran’ın büyük şehirlerinde başörtüsünü saçlarını tamamen kapatacak şekilde takmayı reddeden kadınların sayısı son aylarda giderek arttı. Tesettürü reddeden kadınlar, bunu bir sessiz eylem biçimi olarak da benimsiyor.

Yaklaşık 90 milyon nüfuslu ülkede, aşırı muhafazakarlar örtünme kurallarının ihlaline karşı daha sert yaptırım taleplerini son dönemde sıkça dile getiriyordu. Tahran da bu doğrultuda düzenlemeleri dikkate almayanlara yönelik sert cezalar öngören tartışmalı bir yasa taslağı hazırladı.

Ahlak polisi yeniden sokaklarda

Bundan yaklaşık bir yıl önce ahlak polisi tarafından örtünme kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini’nin ölümünün ardından ülke, İslam Devrimi’nin ardından görülen en geniş çaplı ptotestolara sahne olmuş, eylemler hükümet tarafından sert bir biçimde bastırılmıştı.

Binlerce kişi gözaltına alınmış, aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce kişi hayatını kaybetmiş, protestolara katılan yedi kişi ise idam edilmişti.

Sokaklarda devriye gezerek kadınları uyaran ve örtünme kurallarına uymayanları gözaltına alan ahlak polisinin eylemlerin ardından Aralık 2022’de kaldırıldığı açıklanmış, geçen ay itibarıyla ise yeniden sokaklarda devriye gezmeye başladıkları ve bazı kadınları zor kullanarak gözaltına aldıkları görülmüştü.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Irak’ta Medya Düzenleyicisi ‘Eşcinsellik’ Terimini Yasakladı

Irak İletişim ve Medya Komisyonu (CMC), ülke içinde faaliyet gösteren tüm medya ve sosyal medya kuruluşlarına “eşcinsellik” terimini kullanmaktan kaçınmaları talimatını veren bir genelge yayınladı.

Kurum “eşcinsellik” terimi yerine “cinsel sapkınlık” terimini kullanmalarını tavsiye ediyor. 

Our World in Data’dan alınan verilere göre, küresel olarak 60’tan fazla ülke eşcinsel ilişkiyi suç sayarken, eşcinsel ilişki 130’dan fazla ülkede yasal.

Irak’ın resmi medya denetleyicisi dün ülkede faaliyet gösteren tüm medya kuruluşlarına ve sosyal medya şirketlerine “eşcinsellik” terimini kullanmamalarını, bunun yerine “cinsel sapkınlık” demeleri kuralını getirdi.

Irak İletişim ve Medya Komisyonu’nun (CMC) yayınladığı belgeye göre kurum, “cinsiyet” teriminin kullanımını da yasakladı. CMC ayrıca, lisans verdiği tüm telefon ve internet şirketlerinin, izin vermediği terimleri mobil uygulamalarında kullanmalarını yasakladı.

Bir Irak hükümeti yetkilisi, kararın hala nihai onay gerektirdiğini söyledi.

Arapça yapılan açıklamada, denetleyici kurumun “medya kuruluşlarını ‘eşcinsellik’ terimini kullanmamaları ve doğru olan ‘cinsel sapkınlık’ terimini kullanmaları yönünde yönlendirdiği” belirtildi.

Bir hükümet sözcüsü, kuralın ihlalinde ne gibi ceza uygulanacağının henüz belirlenmediğini söyledi. Sözcü, para cezası getirilebileceğini ekledi.

Irak, eşcinsel ilişkiyi açıkça suç saymıyor. Ancak Irak ceza kanunundaki geniş bir şekilde tanımlanmış ahlaki hükümler, ülkede LGBTİ topluluğunu hedef almak için kullanılıyor.

Son iki ayda Irak’ın önde gelen partileri, İsveç ve Danimarka’daki son Kuran yakma olaylarına karşı ülkedeki Şii Müslüman grupların protestolarında sık sık gökkuşağı bayrakları yakarak, LGBTİ haklarına karşı tepkilerini arttırdı.

Our World in Data’ya göre 60’tan fazla ülke eşcinsel ilişkiyi suç sayarken, eşcinsel ilişkiler 130’dan fazla ülkede yasal.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

Akdeniz’de Göçmen Faciası: 41 Kişi Hayatını Kaybetti

Akdeniz’de yaşanan göçmen facialarına bir yenisi eklendi. Tunus’un Safakes kentinden yola çıkan ve göçmenleri taşıyan tekne, İtalya’nın Lampedusa Adası açıklarında alabora oldu. Olayda 41 kişi hayatını yitirdi.

Haber Merkezi / Sahil Güvenlik Ekipleri 4 göçmeni kurtardı. Kurtarılan kişiler, 45 kişiyle yola çıktıklarını ve aralarında 3 çocuk olduğunu belirtti.

Göçmen facilarında endişe verici artış

2023’ün ilk yarısında, Akdeniz’deki ana göç güzergahı üzerinde hayatını kaybeden sığınmacı sayısının, 2018-2022 arasında, her bir yılın tamamında kaydedilenden daha fazla olduğu bildirildi.

Ocak ayından bu yana, söz konusu güzergahta, çoğu boğularak bin 700’den fazla insanın yaşamını yitirdiğini ifade edildi. Libya ve Tunus’tan denize açılarak, genelde İtalya ve kısmen de Malta’ya doğru olan güzergah, Akdeniz üzerindeki merkezi rota olarak adlandırılıyor.

Genelde açık deniz için uygun olmayan botlarla yapılan ve çoğunlukla insan kaçakçıları tarafından organize edilen bu geçişler, söz konusu insan tacirlerine büyük paralar kazandırıyor. Açık denizde mahsur kalan sığınmacı ve göçmenleri kurtarmaya yönelik halihazırda kamusal bir görev misyonu bulunmuyor.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM) tarafından, Akdeniz’de yaşanan ölümcül sığınmacı botu facialarında, “endişe verici” oranda artış yaşandığı dile getirildi.

IOM Sözcüsü Safa Msehli, Protestan haber ajansı epd’ye yaptığı açıklamada, 2023’ün ilk yarısında, Akdeniz’deki ana göç güzergahı üzerinde hayatını kaybeden sığınmacı sayısının, 2018-2022 arasında, her bir yılın tamamında kaydedilenden daha fazla olduğunu bildirdi.

Ocak ayından bu yana, söz konusu güzergahta, çoğu boğularak bin 700’den fazla insanın yaşamını yitirdiğini ifade eden Msehli, bu rakamın 2018’in tamamında bin 314, 2020’de ise bin olduğunu aktardı.

Göç uzmanı Msehli, yaşanan bu ölümcül trajedilerin toplumsal algıda “normalleşmemesi” gerektiği uyarısında da bulunarak, yaşanan bu olaylara kamuoyunun alışması gibi bir tehlike ile karşı karşıya olunduğunu belirtti. Safa Msehli, “algılardaki bu normalleşmeden, koruma arayan insanları şeytanlaştıran popülist siyasetçilerin sorumlu olduğunu” da dile getirdi.

Tehlikeli yolculuğu göze almanın sebepleri

Geçerli uluslararası hukuka göre devletlerin, açık denizde mahsur kalan insanları kurtarmak zorunda olduğunu vurgulayan IOM Sözcüsü, bu kurtarma çalışmalarının sürüncemede bırakılmasının kesinlikle kabul edilemez olduğunu bildirdi.

Tehlikeli Akdeniz rotası üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışan insanların çoğunun, savaş, şiddet, baskı ve ağır yoksullukla yüzleşmiş insanlar olduklarını ifade eden Safa Msehli, iklim değişikliği ve onun yarattığı ağır sonuçların da, giderek artan sayıda insanı, yaşadığı toprakları terk etmeye zorladığını aktardı.

Libya ve Tunus’tan denize açılarak, genelde İtalya ve kısmen de Malta’ya doğru olan güzergah, Akdeniz üzerindeki merkezi rota olarak adlandırılıyor.

Genelde açık deniz için uygun olmayan botlarla yapılan ve çoğunlukla insan kaçakçıları tarafından organize edilen bu geçişler, söz konusu insan tacirlerine büyük paralar kazandırıyor. Açık denizde mahsur kalan sığınmacı ve göçmenleri kurtarmaya yönelik halihazırda kamusal bir görev misyonu bulunmuyor.

Paylaşın

İngiltere’den Türkiye Merkezli İki Şirkete “Rusya” Yaptırımı

İngiltere, Rusya’nın askeri teçhizata erişimini engellemek için 25 şirket ve bireye yeni yaptırım uygulayacağını duyurdu. Türkiye merkezli mikroelektronik ithalatçısı Azu International ve Turkik Union yaptırım listesinde yer aldı.

İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bugünkü dönüm noktası niteliğindeki yaptırımlar, Rusya’nın cephaneliğini daha da azaltacak ve Putin’in halihazırda zor durumda olan savunma sanayisine arka çıkacak tedarik zinciri ağını kapatacak” ifadelerini kullandı.

Bakan Cleverly, açıklamasının devamında, Türkiye merkezli iki şirketin Rusya’nın Ukrayna’daki askeri faaliyetleri için elzem olan mikroelektronikleri bu ülkeye ihraç etmede rol oynadığını söyledi.

Açıklanan son yaptırımların Ukrayna savaşının başlamasından bu yana bin 600’den fazla şahıs ve şirkete yaptırım uygulayan İngiliz hükümetinin askeri teçhizat tedarikçisi üçüncü ülkelere yönelik en büyük yaptırımları olduğu belirtiliyor.

Söz konusu yaptırımlara maruz kalanların İngiltere’deki varlıkları dondurulmasının yanı sıra, İngiliz kurumlarının yaptırım listesinde yer alanlara tröst hizmeti vermesi de yasaklanıyor.

İngiltere, Avrupa Birliği (AB) ve ABD, Ukrayna’yı işgalinden bu yana Rusya’ya çeşitli yaptırımlar uyguluyor. Yaptırımlar, Rusya’nın askeri teçhizata erişimini kısıtlamayı ve Rusya’nın savunmasını zayıflatmayı hedefliyor.

Ancak teçhizat, Batı ülkelerinden önemli askeri ürünler Çin, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri dahil çeşitli ülkeler aracılığıyla Rusya’ya ulaşmaya devam ediyor.

Türkiye merkezli şirketler

İngiltere’nin yaptırım uygulayacağını duyurduğu Azu International, Aralık ayında bir Reuters araştırmasına konu olmuştu. Araştırmaya göre Mart 2022’de kurulan şirket, bir hafta içinde ABD yapımı bilgisayar parçalarını Rusya’ya göndermeye başladı.

Rus gümrük kayıtlarının incelendiği araştırmada şirket faaliyetlerinin kısa sürede hız kazandığı belirtiliyor. Tam bu sıralarda ABD ve AB, Rusya’ya teknolojik ürün satışlarını kısıtlamıştı.

Birçok teknoloji şirketi Moskova ile tüm anlaşmalarını askıya almıştı. Azu International’ın 7 ay boyunca, ABD tarafından üretilen çipler dahil Rusya’ya en az 20 milyon dolar değerinde ürün ihraç ettiği düşünülüyor.

Reuters’a göre şirketin kurucu ortaklarından Göktürk Agvaz, Almanya’da Smart Impex GmbH adlı bilişim ürünleri satan bir başka şirketi de yönetiyor. Rus gümrük kayıtlarına göre Alman şirket, Ukrayna işgalinden önce Moskovalı bir müşteriye ABD yapımı ürünler ihraç ediyordu.

Bu müşteri yakın zamanda Azu International’dan da mal satın aldı. Aralık ayında Reuters’a konuşan Agvaz, Smart Impex’in yaptırımlara uymak için Rusya’ya ihracatı durdurduğunu, ancak yaptırımları uygulamayan Türkiye’ye satış yaptığını söyledi.

Agvaz, “Rusya’ya ihraç edemiyoruz, o yüzden sadece Türkiye’ye satış yapıyoruz” dedi. Azu International’ın Rusya’ya satışları sorulduğunda ise Agvaz, “Bu bizim ticari sırrımız” yanıtını verdi.

Putin 30’dan fazla ülke ile vergi anlaşmasını askıya aldı

Öte yandan Putin, Rusya’nın “dost olmayan” olarak sınıflandırdığı 30’dan fazla ülke ile vergi anlaşmalarını askıya aldı. İlgili karar, Salı günü Rus hukuk portalında yayınlandı. Karardan, Amerika Birleşik Devletleri ile Almanya ve İsviçre’nin de aralarında olduğu bazı Avrupa ülkeleri ile Rusya arasında imzalanan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları etkileniyor.

Moskova’dan yapılan açıklamada, “Rusya Federasyonu’nun yasal ekonomik ve diğer çıkarlarına aykırı eylemler yapıldığı” gerekçesiyle ilgili ülkelerle yapılan vergi anlaşmalarının askıya alındığı ifade edildi. Putin, hükümete ilgili yasa tasarısını hazırlama ve parlamentoya sunma talimatı verdi.

Moskova ile Batı arasındaki ilişkiler, Rusya’nın komşusu Ukrayna’ya geçen yılın Şubat ayında saldırması ile bozuldu. ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği savaş nedeniyle Rusya’ya ağır ekonomik yaptırımlar uyguluyor. Rusya, kendisine yaptırım uygulayan ülkeleri “dost olmayan ülkeler” kategorisine aldığını duyurmuştu.

Paylaşın

Çin’in “Döviz Rezervleri” 3 Trilyon 200 Milyar Doların Üzerinde

Çin Merkez Bankası (PBoC) tarafından açıklanan verilere göre ülkenin temmuz ayında döviz rezervleri, 11,3 milyar dolar artışla 3 trilyon 204 milyar dolara yükseldi. Çin, dünyanın en yüksek rezervine sahip ülkesi konumunda bulunuyor.

Çin’in para birimi yuan ise temmuz ayında dolara karşı yüzde 1,5 oranında değer kazanırken, dolar önemli para birimlerine karşı geçen ay ortalama yüzde 1 oranında değer kaybetti.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Çin’in döviz rezervleri, temmuz ayında 3,2 trilyon doların üzerine çıktı. Pekin’in altın rezervinin parasal değeri ise 135,4 milyar dolara yükseldi.

ABD doları pazartesi günü önemli para birimlerine karşı değer kaybederken Çin Merkez Bankası (PBoC) tarafından açıklanan verilere göre ülkenin temmuz ayında döviz rezervleri, 11,3 milyar dolar artışla 3 trilyon 204 milyar dolara yükseldi.

Piyasa beklentisi, önceki ay 3 trilyon 193 milyar dolar olan rezervlerin, 3,2 trilyon dolara çıkacağı yönündeydi.

Çin’in para birimi yuan temmuz ayında dolara karşı yüzde 1,5 oranında değer kazanırken, dolar önemli para birimlerine karşı geçen ay ortalama yüzde 1 oranında değer kaybetti.

Çin, dünyanın en yüksek rezerve sahip ülkesi

Aynı ayda Çin’in altın rezervinde de artış yaşandı. Bir önceki ay 67,95 milyon ons seviyesinde olan rezerv miktarı, geçen ay 68,69 milyon onsa çıktı.

Altın rezervinin parasal değeri, 129,9 milyar dolardan 135,4 milyar dolara yükseldi. Çin, dünyanın en yüksek rezervine sahip ülkesi konumunda bulunuyor.

Çin’in para birimi yuan temmuz ayında dolara karşı yüzde 1,5 oranında değer kazanırken, dolar önemli para birimlerine karşı geçen ay ortalama yüzde 1 oranında değer kaybetti.

Paylaşın

Rusya’dan Ukrayna’ya Misilleme: En Az 6 Ölü

Moskova, Ukrayna’nın Rusya’ya ait bir tankere düzenlediği İnsansız Hava Aracı (İHA) saldırısının ardından, Ukrayna’nın bazı bölgelerini füzeler ve İHA’larla hedef aldı. Saldırılarda en az altı kişi hayatını kaybetti.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, uçak motoru üreticisi Motor Sich’in Zaporijya bölgesindeki tesislerinin de saldırıya uğradığını söyledi.

Rusya pazar günü Ukrayna’nın bazı bölgelerine saldırılar düzenleyerek en az altı kişinin ölümüne yol açtı. Ukrayna, Moskova’nın 70 füze ve insansız hava aracı fırlattığını açıkladı.

Ukrayna’nın Khmelnytsky bölgesi askeri idaresi başkan yardımcısı Serhiy Tyurin’e göre, Hazar Denizi üzerindeki uçaklardan ateşlenen üç füze dalgası Starokostiantyniv bölgesine yağdı, birkaç binaya zarar verdi ve bir depoda yangın çıkardı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre, yetkililer, saldırının şehrin havaalanını hedef almış olabileceğini belirtti. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, uçak motoru üreticisi Motor Sich’in Zaporijya bölgesindeki tesislerinin de saldırıya uğradığını söyledi.

Moskova’nın bombardımanı, Ukrayna’nın cuma günü geç saatlerde Karadeniz’de Kırım yakınlarındaki bir Rus tankerine düzenlediği insansız hava aracı saldırısının ardından geldi. Ukrayna aynı günün erken saatlerinde Rusya’nın önemli bir limanını da insansız hava araçlarıyla vurdu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova, Ukrayna’nın sivil bir gemiye yönelik “terörist saldırısı” olarak nitelendirdiği olayı kınadı.

Telegram mesajlaşma uygulamasında “Bu tür barbarca eylemlerin hiçbir gerekçesi olamaz, cevapsız kalmayacaklar, yazarları ve failleri kaçınılmaz olarak cezalandırılacaklar” dedi.

Paylaşın