Erdoğan’dan Ekonomi Mesajı: Allah’ın İzniyle Çözmekte Kararlıyız

Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajında ekonomiye değinen Erdoğan, “Hayat pahalılığı ve enflasyonla mücadele en hassas olduğumuz konudur. Tüm dünya ile birlikte millet olarak bizim de canımızı yakan bu meseleyi Allah’ın izniyle çözmekte kararlıyız” dedi ve ekledi:

“Uyguladığımız ekonomi programının olumlu etkilerini yılın ikinci yarısından itibaren daha net bir şekilde görebileceğiz. 31 Mart seçimlerinin suhuletle tamamlanmasıyla ortaya çıkan 4 yıllık seçimsiz dönemi, bu hedeflerimizi gerçekleştirmek için kullanacağız.”

Erdoğan, mesajının devamında, “Türkiye’nin ortak vatanımız, demokrasimizin ortak değerimiz olduğunun bilinciyle hep birlikte çok çalışacağız, üreteceğiz, emek vereceğiz. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu hayata geçirinceye kadar bize durmak, dinlenmek, soluklanmak yok. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu vesileyle bir kez daha 31 Mart seçimlerinde sandığa giderek iradesine sahip çıkan tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla bir video mesaj yayımladı. Erdoğan’ın mesajından öne çıkan bölümler şöyle:

“Mübarek Ramazan Bayramınızı canı gönülden tebrik ediyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan bir Ramazan ayını daha geride bırakarak hep birlikte bayrama vasıl olduk. Bayramın ülkemiz, milletimiz, İslam dünyası ve tüm insanlık için barışa, huzura ve esenliğe vesile olmasını diliyorum. Bizleri sevdiklerimizle beraber sağlık ve afiyet içerisinde bir bayrama daha kavuşturduğu için rabbime hamdediyorum.

11 ayın sultanı olan Ramazan-ı Şerif’i, Gazze’nin yanı sıra gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde yaşanan acılar ve zulümler sebebiyle buruk karşıladık, buruk geçirdik. Gazze 7 Ekim’den beri sadece bizim değil, tüm insanlığın kalbinde, tüm insanlığın vicdanında kanayan bir yara oldu.

Savaşta bile dokunulmaması gereken hastanelerin, okulların, kiliselerin, camilerin bilerek bombalandığı bir vahşet sahnesiyle karşı karşıya kaldık. İsrail’in saldırıları sonucu 33 bin Filistinli şehit düşerken, 75 binden fazla kardeşimiz de yaralandı. Hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar niyaz ediyoruz.

Türkiye olarak bugüne kadar bölgeye sevk ettiğimiz toplam 45 bin tonu aşan yardım malzemesiyle bu zor günlerinde Filistin halkının yanında olduğumuzu gösterdik. İnşallah bundan sonra da Gazze’de akan kan duruncaya ve Filistinli kardeşlerimiz 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan özgür Filistin Devleti’ne kavuşuncaya kadar desteğimizi sürdüreceğiz.

Ekonomi cephesinde hayat pahalılığı ve enflasyonla mücadele en hassas olduğumuz konudur. Tüm dünya ile birlikte millet olarak bizim de canımızı yakan bu meseleyi Allah’ın izniyle çözmekte kararlıyız. Uyguladığımız ekonomi programının olumlu etkilerini yılın ikinci yarısından itibaren daha net bir şekilde görebileceğiz. 31 Mart seçimlerinin suhuletle tamamlanmasıyla ortaya çıkan 4 yıllık seçimsiz dönemi, bu hedeflerimizi gerçekleştirmek için kullanacağız.

Türkiye’nin ortak vatanımız, demokrasimizin ortak değerimiz olduğunun bilinciyle hep birlikte çok çalışacağız, üreteceğiz, emek vereceğiz. Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu hayata geçirinceye kadar bize durmak, dinlenmek, soluklanmak yok. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu vesileyle bir kez daha 31 Mart seçimlerinde sandığa giderek iradesine sahip çıkan tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum.

Rekabet seviyesi çok yüksek bir seçimden yeni çıkmış aziz milletimizden, bayramın manevi iklimini, kırgınlıkları gidermek için fırsata çevirmelerini özellikle istirham ediyorum. Bayram ziyareti veya tatil amacıyla yollara çıkan tüm vatandaşlarımdan trafik kurallarına riayet etmelerini bekliyoruz. Rabb’imden Ramazan Bayramı’nın gönüllerimize huzur, ülkemize esenlik, dünyamıza ve mazlum coğrafyalara barış getirmesini diliyor, sizleri bir kez daha muhabbetle selamlıyorum. Bayramınız mübarek olsun.”

Paylaşın

AİHM, Türkiye’den Osman Kavala İçin Savunma İstedi

Osman Kavala’nın yaptığı ikinci başvuruyu önceli olarak inceleme kararı alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’den savunmasını 16 Temmuz 2024 tarihine dek mahkemeye sunmasını istedi.

AİHM’in 10 Aralık 2019 tarihli kararı Osman Kavala’nın tutukluluğunun keyfi olduğunu ve siyasi saiklere dayandığını tespit etmiş ve bu nedenle Osman Kavala’nın derhal salıverilmesi gerektiğine hükmetmişti.

Osman Kavala, 1 Kasım 2017’den bu yana tutuklu. Kavala’nın, 5 Nisan 2022’de “casusluk” suçlamasından beraat ve tahliyesine, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçundan ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına hükmedilmişti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 18 Ekim 2017’den beri (2 bin 352 gün) hapiste tutulan Osman Kavala’nın yaptığı ikinci başvuruyu önceli olarak inceleme kararı aldı.

Kavala’nın AİHM’ne ikinci başvurusu, mahkemenin Kavala lehine verdiği 10 Aralık 2019 tarihli hak ihlali kararına rağmen devam eden ihlal iddialarını içeriyor.

Osman Kavala’nın avukatları “Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Osman Kavala’nın derhal salıverilmesini gerektiren 2019 ve 2022 tarihli kararların icrasını denetlemeye devam etmektedir. Türkiye hukuken bağlayıcı olan bu kararlara uymakla yükümlüdür. Mahkemeye yapılan yeni başvuru, Bakanlar Komitesi’nin denetim süreci ve Türkiye’nin AİHM’in kararından doğan ve devam eden hukuki yükümlülükleri üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Yeni başvuru, AİHM’in 2019 yılında verdiği ihlal kararından beri devam eden ve yeni hak ihlallerini dile getirmektedir” diye açıklama yaptı.

Yeni başvuruda şu şikâyetler öne sürülüyor:

Osman Kavala’nın 10 Aralık 2019 tarihinden bugüne kadar süren tutukluluğu bir bütün olarak hukuka aykırıdır (AİHS’in 5. maddesi);

Yerel mahkemeler Osman Kavala’nın tutukluluğunun hukukiliğini süratle denetlememişlerdir (AİHS’im 5(4). maddesi);

Osman Kavala’nın adil yargılanma hakkı ağır bir şekilde ihlal edilmiştir (AİHS’in 6(1), 6(2) ve 6(3)(d) maddeleri);

Osman Kavala’nın Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesi (Hükümeti devirmeye teşebbüs etmek) uyarınca mahkûm edilmesi öngörülebilirlik şartına uygun değildir (AİHS’in 7. maddesi);

Osman Kavala’nın tutuklanması, kovuşturulması ve hapis cezasına çarptırılması kendisinin bir insan hakları savunucusu olarak susturulması ve cezalandırılması amacını taşımaktadır ve ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü haklarını ağır bir biçimde sınırlandırmaktadır (AİHS’in 10. ve 11. maddeleri);

Osman Kavala siyasi bir amaçla tutuklanmış, mahkûm edilmiş ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Bu siyasi amaç, onu susturmak ve cezalandırmaktır (AİHS’in 18. Madde ile beraber 5, 6, 7, 10, 11. maddeleri);

Masum bir insanın aşırı derecede uzun, keyfi, siyasi saiklere dayalı ve hukuka aykırı bir şekilde tutuklanması ve hakkında verilen müebbet hapis cezasının gözden geçirilme imkanının bulunmaması AİHS’in 3. maddesini ihlal etmektedir.

Paylaşın

CHP’nin Yeni Dönem Stratejisi: Hedef Yeni Seçmen

31 Mart Pazar günü yapılan yerel seçimlerde büyük bir başarıya imza atarak, seçimlerden birinci parti çıkan Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yeni dönemin stratejisi de belli oldu.

Yeni döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunan parti kurmayları, “Birinci parti tavrında olacağız. Makamlara da saygı göstereceğiz. Eleştirimizi yine en sert şekilde yapacağız ama kutuplaştırma da yapmayacağız” yorumunu yaptılar.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sabah gazetesine verdiği röportajda yeni dönemde izleyecekleri yol haritasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Son seçimlerden sonra artık Türkiye’nin birinci partisinin genel başkanı olduğunu söyleyen Özel, bu nedenle Erdoğan ile kapalı bir iletişim sürdürmeyeceğini belirtti. Erdoğan’la görüşmeye açık olacağına da dikkat çeken Özel, “Eskisi gibi ‘Ben senin yanına gelmem’ yok. Tercih ederim ki Çankaya Köşkü’nde buluşalım. Kendisinden randevu isteyeceğim. Verirse orada görüşeceğim. Bu ülkenin meselelerini çözeceğiz” dedi.

Cumhuriyet Gazetesi’nden Sarp Sağkal’ın aktardığına göre, CHP’nin yeni dönemdeki iletişim stratejisini anlatan parti kurmayları, Özel’in iktidara yakınlığıyla bilinen Sabah gazetesine konuşmasının ve gazetenin birinci sayfasında geniş bir yer bulmasının bile yeni döneme örnek olabileceğini söyledi.

Partinin eleştirilerinden geri adım atmayacağını vurgulayan kurmaylar, bunu yaparken seslerini kendilerine oy vermeyen yurttaşlara da duyurarak yapmak istediklerini belirtti. Bunun için de iletişim kanallarını sürekli açık tutmaları gerektiğini söyleyen partililer, “Ülkenin sorunlarını çözmek için gerektiğinde iktidarla da konuşacağız. Biz artık son seçimle Türkiye’nin birinci partisi olarak devleti yönetmeye talibiz. O yüzden makamlara da saygı göstereceğiz. Son seçimde olduğu gibi bakanlar, devleti siyasi parti aygıtı gibi kullanmaya kalktığında da en sert eleştirimizi yapacağız. İktidarın her dediğine tabi olmaktan söz etmiyoruz” yorumunu yaptı.

Erdoğan’sız sabah

İktidara yakın Sabah gazetesi, dün CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i manşete taşıdı. Gazetenin AKP veya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la doğrudan ilgili bir habere yer verilmeyen birinci sayfasında Yavuz Donat’ın CHP lideri Özel’le yaptığı röportaj geniş yer aldı.

Paylaşın

“Şimşek, Emekliye Neden Zam Verilmediğini Açıkladı” İddiası

AK Parti MYK üyelerinin, emekliler için neden gerekli adımların atılamadığı sorulduğunda Bakan Şimşek’in, ‘Bunu yapmak için Türkiye’nin yurtdışından yüzde 50’den fazla faizle borçlanması gerekecekti. Böyle yaparsak gelecek nesilleri ipotek altına alacaktık. Buna izin veremezdik’ dediği iddia ediliyor.

Bakan Şimşek’in ayrıca, “Seçim sonuçlarında sadece ekonomi etkili değil. Örneğin memura çok iyi zam verdik ama karşılığı olmadı. Ankara örneği ortada. Memur şehri 1,5 milyon memur var ama Mansur Yavaş yüzde 60 oyla kazandı…” dediği öne sürüldü.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, AK Parti MYK’sinde emeklilere neden zam yapılmadığını anlattı. Gazete Pencere yazarlarından Nuray Babacan‘ın aktardığına göre Şimşek “Bunu yapmak için Türkiye’nin yurtdışından yüzde 50’den fazla faizle borçlanması gerekecekti” dedi.

Babacan’ın yazısının ilgili bölümü şöyle: “Edindiğimiz bilgiye göre, bu toplantılarda Şimşek maaş artışları ve emeklilerle ilgili neden düzenleme yapılmadığıyla ilgili soruların muhatabı oldu. Verdiği yanıtlar ilginç:

‘Seçim sonuçlarında sadece ekonomi etkili değil. Örneğin memura çok iyi zam verdik ama karşılığı olmadı. Ankara örneği ortada. Memur şehri 1,5 milyon memur var ama Mansur Yavaş yüzde 60 oyla kazandı…’

Saptaması haksız değil. AKP’nin ilçeler dahil tüm şehirdeki oy toplamı bir milyon 48…

Diğer bir saptaması ise emeklilere yönelik düzenlemeyle ilgili. Bakan Şimşek’in MYK üyeleri, emekliler için neden gerekli adımların atılamadığı sorulduğunda, ‘Bunu yapmak için Türkiye’nin yurtdışından yüzde 50’den fazla faizle borçlanması gerekecekti. Böyle yaparsak gelecek nesilleri ipotek altına alacaktık. Buna izin veremezdik’ dediği iddia ediliyor.

O nedenle artık Şimşek’in mazereti kalmadı. Özellikle kamu maliyesi açısından uygulayacağı politikalar konusunda önünde engel yok. Bakalım, bakanlıklar, bürokrasi en önemlisi de Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na bu tasarruf önlemlerini uygulatabilecek mi?”

Paylaşın

Ticaret Bakanlığı’ndan İsrail Adımı: 54 Ürünün İhracatı Kısıtlandı

Filistin – İsrail savaşının 186. günü geride kalırken, Ticaret Bakanlığı, 9 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere İsrail’e ihracat kısıtlaması getirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, kısıtlamanın 54 ürünü kapsadığı belirtildi.

Haber Merkezi /Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 32 artarak 33 bin 207’ye yükseldi. Yaralananların sayısı ise son 24 saatte 47 artarak 75 bin 933’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Ticaret Bakanlığı,  Türkiye’nin 9 Nisan 2024 tarihinden itibaren bazı ürünlerin İsrail’e ihracıtına kısıtlama getirildiğini duyurdu. Bakanlıktan yapılan açıklamada İsrail’in Gazze’de ateşkes ilan edene ve yeterli miktarda, kesintisiz yardıma izin verinceye kadar uygulamanın devam edeceği belirtildi.

Bakanlığın açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Türkiye, 9 Nisan 2024’ten itibaren bazı ürünlerin İsrail’e ihracatını kısıtlama kararı almıştır. Kararın gerekleri Bakanlıkça derhal yürütülecektir. İsrail, Gazze’de derhal ateşkes ilan edene ve yeterli miktarda, kesintisiz yardıma izin verinceye kadar belirlenen kısıtlamalar yürürlükte kalacaktır.”

Ticaret Bakanlığının İsrail’e yönelik kısıtlama kararı inşaat demirinden yassı çeliğe, mermerden seramiğe kadar 54 ürün grubunu kapsıyor.

Türkiye’nin, Filistin’e yönelik saldırılarını sürdüren ve milyonlarca insanın ölümüne neden olan İsrail’e ihracatı devam ettirmesi tepkilere neden olmuştu. İsrail’e gönderilen ürünlerin içeriği de tartışmalara neden olmuş, muhalefet İsrail’e bomba yapımında kullanılan ürünlerin gönderildiğini ileri sürmüştü.

Hakan Fidan işaretini vermişti

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze Şeridi’ne Ürdün üzerinden yapılan insani yardım operasyonuna Türkiye’nin katılmasına İsrail’in izin vermediğini belirterek, “İsrail’e yönelik bir dizi yeni tedbir almayı” kararlaştırdıklarını açıklamıştı.

Bakan Fidan, bugün Gazze’ye yönelik yardımlara ilişkin kısa bir açıklama yaptı. Ürdün üzerinden gönderilen insani yardımın paraşütlerle Gazze’ye ulaştırıldığını hatırlatan Fidan, “Biz de hava kuvvetlerimize ait kargo uçaklarıyla bu insani yardım operasyonuna dahil olma talebimizi iletmiştik. Ürdün makamlarınca olumlu karşılanan bu talebimizin, İsrail tarafından reddedildiğini bugün öğrendik” şeklinde konuşmuştu.

Sözlerini “İsrail’in, açlıkla boğuşan Gazzelilere havadan yardım ulaştırma girişimimizi engellemesinin hiçbir bahanesi olamaz” şeklinde sürdüren Fidan, “Bu durum karşısında biz de İsrail’e yönelik bir dizi yeni tedbir almayı kararlaştırdık. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından onaylanan bu tedbirler, gecikmeksizin, adım adım hayata geçirilecektir” ifadelerine vurgu yapmıştı.

Bu tedbirlerin ilgili kurumlar tarafından kamuoyuna açıklanacağını söyleyen Fidan, “İsrail, ateşkes ilan edene kadar ve insani yardımların Gazze’ye kesintisiz biçimde ulaşmasına izin verene kadar” bu tedbirlerin devam edeceğini vurgulamıştı.

Türkiye’nin Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için yoğun bir çaba gösterdiğini belirten Fidan, deniz ve havayoluyla Gazze’ye ulaştırılmak üzere Mısır’a ilettikleri yardımların miktarının 42 bin tonu geçtiğini söyledi. Fidan, Türkiye’nin Gazze’ye en çok yardım gönderen iki ülkeden biri olduğunu söylemişti.

Paylaşın

Hatimoğulları’ndan “Demokratik Anayasa” Çağrısı

Yeni anayasa tartışmalarına değinen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Demokratik bir anayasa bizim her daim talebimizdi. Çünkü şu anda Türkiye’deki mevcut olan yasa 82 Askeri Cunta Anayasası’nın ürünüdür” dedi ve ekledi:

“İktidar, bu mevcut Askeri Cunta Anayasası’nı dahi hayata geçirmedi, bunun da gerisine düşmüş durumdadır. Kayyım atamak ve Kobane Kumpas Davası, 82 Anayasası’nın da gerisine düşmektir. Bu iki örnek iktidarın anayasa anlayışını ortaya koymak bakımından da çok önemli. Yaşanan bu seçimden sonra açığa çıkan tablodan sonra bu iktidar bir anayasa süreci tartışmasını nasıl yürütecek bilmiyoruz. Onların yapacağı açıklamalar çerçevesinde göreceğiz.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, seçim sonrası yaptığı değerlendirmede yeni anayasa tartışmalarına değindi.

Artı Gerçek’ten Seda Taşkın’a konuşan Tülay Hatimoğulları, “Demokratik bir anayasa bizim her daim talebimizdi. Çünkü şu anda Türkiye’deki mevcut olan yasa 82 Askeri Cunta Anayasası’nın ürünüdür. İktidar, bu mevcut Askeri Cunta Anayasası’nı dahi hayata geçirmedi, bunun da gerisine düşmüş durumdadır. Kayyım atamak ve Kobane Kumpas Davası, 82 Anayasası’nın da gerisine düşmektir. Bu iki örnek iktidarın anayasa anlayışını ortaya koymak bakımından da çok önemli. Yaşanan bu seçimden sonra açığa çıkan tablodan sonra bu iktidar bir anayasa süreci tartışmasını nasıl yürütecek bilmiyoruz. Onların yapacağı açıklamalar çerçevesinde göreceğiz” dedi.

DEM Parti demokratik bir anayasa yapım sürecinin başlaması gerektiğini düşündüklerini ifade eden Hatimoğulları, “Ancak iktidarın kendi kendine oturup bir taslak hazırlamasıyla bu iş olmaz. Meclis’te temsiliyeti bulunan bütün siyasi partilerden oluşacak bir ortak çalışma grubunun acil oluşması gerekiyor. Herkesin temsil edilmesi gerekiyor. Bu çalışma gruplarının yerellerde oluşması gerekiyor. Bu grupların; Türkiye’nin her kesiminde, yerellerde demokrasi güçleriyle, emek meslek örgütleriyle, kadın hareketi, ekoloji, insan hakları mücadelesi veren hareket ve yapılarla, gençlikle, esnafla, işçiyle, çiftçiyle, her kesimle buluşmalar gerçekleştirmesi gerekiyor” diye konuştu.

DEM Parti olarak bütün görev ve sorumlulukları yapmaya hazır olduklarını belirten Hatimoğulları, “Olası erken seçim sürecine ilişkin de, normal şartlarda başka bir ülkede bu sonuçlar çıkmış olsaydı zaten bu iktidarın istifa etmesi gerekirdi. Ancak iktidarın ne yapacağını önümüzdeki süreçte göreceğiz. Bu iktidar iki şey yapabilir; birincisi gerçekten bu seçim sonuçlarında kendi meşrebince sonuçlar çıkartır ve uyguladığı bu politikalardan vazgeçer. İkincisi ise ki savaş sinyali çok veriyorlar.

Burada Kürt halkı üzerinde daha yoğun bir savaş ve çatışmayla gitme ihtimali de var. buradan gerilimi arttırabilir. Biz burada rücu etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu seçim sonuçlarını doğru okuyacaksa ne sınır ötesi operasyon yapmalıdır ne de Türkiye için de Kürt sorunundaki gerginliği, çatışmaları sürdürmelidir. Bu politikalarından dönmelidir. Erken seçim konusunu henüz partimizde değerlendirmedik, bir MYK ya da PM kararı ortaya çıkmış değil. Bayramdan sonra çok detaylı oturup değerlendireceğiz. Ama 31 Mart seçimlerinden çıkan tabloyu toplumun erken seçim talebi olarak okuyabiliriz” ifadelerini kullandı.

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Mart Ayında 25 Kadın Öldürüldü: Kadınlar En Çok Evlerinde Öldürüldü

Mart ayı içerisinde 25 kadın erkekler tarafından öldürülürken, 21 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu. Kadınların 17’si evinde, 6’sı sokakta, 1’i ıssız yerde, 1’i işyerinde öldürüldü.

Mart ayında öldürülen 25 kadının 13’ü eşi, 3’ü eski sevgilisi, 2’si eski eşi, 2’si oğlu, 1’i babası, 1’i sevgilisi, 1’i kardeşi, 1’i tanımadığı biri, 1’i daha önce kadını kaçıran kişi tarafından öldürüldü.

“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”, Mart 2024 Raporu’nu açıkladı. Rapora göre; Mart ayı içerisinde 25 kadın cinayeti işlendi, 21 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu.

Öldürülen 25 kadından 3’ü boşanmayı istemek, barışmayı ve evlenmeyi reddetmek gibi bahanelerle, 1’i ekonomik bahanelerle öldürüldü. Caydırıcı cezaların verilmemesi, önleyici tedbirlerin uygulanmaması, cinayet bahanelerinin mahkemeler tarafından kabul edilmesi de şiddetin artarak sürmesine yol açıyor.

Mart ayında öldürülen 25 kadının 13’ü eşi, 3’ü eski sevgilisi, 2’si eski eşi, 2’si oğlu, 1’i babası, 1’i sevgilisi, 1’i kardeşi, 1’i tanımadığı biri, 1’i daha önce kadını kaçıran kişi tarafından öldürüldü. Bu ay kadınların yüzde 52’si eşi tarafından öldürüldü.

Kadınların 17’si evinde, 6’sı sokakta, 1’i ıssız yerde, 1’i işyerinde öldürülmüştür. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 68’i evlerinde öldürüldü.

Bu ay öldürülen kadınların 15’i ateşli silahlarla, 10’u kesici aletle öldürüldü. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 60’ı ateşli silah ile öldürüldü.

Son bir yılda failler hakkında şikayette bulunan 39 kadın öldürüldü

Son bir yılda 39 kadın failler hakkında polis veya savcılığa şikayette bulunmuş, korunmak için yetkili mercilere başvurmuş olmalarına rağmen öldürüldü. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 20’sinin öldürüldükleri anda fail hakkında uzaklaştırma kararı olduğu biliniyor.

Geçen ay öldürülen Sevilay Karlı eski eşinin uzaklaştırma kararını ihlal ettiğine dair şikayette bulunmuştu. Karar tebliğ edilmeden Sevilay geçtiğimiz ay öldürüldü. Sevilay öldürüldükten bir ay sonra “Kovuşturmaya yer yoktur” kararı tebliğ edildi.

Raporda, “Yine bu ay gerçekleşen Hüsna Falay ve İrem Falay cinayetini işleyen failin cezaevinden izinli çıktığı bilgisi neden failin annesi Hüsna’ya verilmedi? Yasaları uygulamayanlar, görevlerini ihmal edenler kadın cinayetlerine ortaktır” denildi.

Kadınlar ve çocuklar cinsel şiddet tehdidiyle karşı karşıya yaşıyorlar. Bağcılarda 2009’da salıverilen fail Metin Şenay tarafından birden fazla çocuk sistematik bir biçimde istismara maruz bırakıldı.

En az 10 yıldır devam ettiği belirtilen bu istismarlar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı gündemine daha yeni girebildi.

Şüpheli kadın ölümleri artıyor

Gaziantep’te vücudunun çeşitli yerlerinden silahla vurulmuş olarak yol kenarında bulunan kadının 32 yaşındaki Naciye Cengiz olduğu öğrenildi. Failin veya faillerin bulunması için soruşturma çalışmaları başlatıldı.

İstanbul’da 70 yaşındaki trans kadın Sanem evinde ölü bulundu.

İstanbul’da 48 yaşındaki Songül Kurt, Ensar Avuç’un evinde düşerek öldü. İddiaya göre Ensar Avuç korkudan cesedini poşete sarıp 10 gün boyunca sakladı.

Muş’ta eşi tarafından şiddete uğradıktan sonra evine gelen Ceylan Ö. ölü bulundu. Hastaneden darp raporu aldığı günün ertesi günü ölü bulunan Ceylan’ın intihar ettiği iddia ediliyor.

Trabzon’da 28 yaşındaki Elif A. 7. kattan düşerek hayatını kaybetti.

Trabzon’da 19 yaşındaki Rezzan Yel sahilde ölü olarak bulundu.

2024’te kadın cinayetleri artışta

Ocak ayında 31 kadın cinayeti işlendi, 21 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Kadınların yüzde 61’i evlerinde öldürüldü. 18 kadın eşi, eski eşi ya da boşanmak üzere olduğu kişi tarafından katledildi. Bu ay öldürülen kadınların 19’u, yüzde 61’i ateşli silahlarla, 9’u kesici aletle, 2’si boğularak öldürüldü. 1 kadının nasıl öldüğü tespit edilemedi.

Şubat ayında ise 36 kadın cinayeti işlendi, 17 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Kadınların yine en çok evlerinde öldürüldüğü tespit edildi. Bu ay öldürülen kadınların 25’i ateşli silahlarla, 9’u kesici aletle, 2’si boğularak öldürüldü. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 69’u ateşli silah ile öldürüldü.

Türkiye’de 2023 yılında 300’den fazla kadının öldürüldüğü ortaya çıkmıştı. 2023’te öldürülen kadınların yüzde 35’i 19-35 yaş arası genç kadınlardı. Kadınlardan yüzde 65’i evlerinde öldürüldü. 2023 yılında en az 28 kadın koruma kararlarına rağmen öldürüldü. Devlet tarafından verilen koruma kararlarının uygulanmaması kadınların canına mal oldu. Öldürülen 291 kadının tedbir kararı durumu ise tespit edilemedi.

2023 yılında öldürülen kadınların yüzde 58’inin hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi. Bahanesi bilinen kadın cinayetleri arasında ise kadınların yaklaşık yüzde 70’i hayatlarına dair karar aldıkları için öldürüldü. Kadınlar en çok ayrılık, boşanma vb. gibi kendi özgür iradeleriyle hayatlarına dair aldıkları kararlar nedeniyle ölüme sürüklendi.

Paylaşın

Opsoklonus Miyoklonus Ataksi Sendromu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Opsoklonus miyoklonus ataksi sendromu (OMAS), sıklıkla bağışıklık sisteminin kanserli bir tümöre (paraneoplastik etiyoloji) tepki vermesinden kaynaklanan inflamatuar bir nörolojik hastalıktır.

Haber Merkezi / İlişkili oküler, motor, davranışsal, uyku ve dil bozukluklarıyla karakterizedir. Başlangıç ​​genellikle ani, sıklıkla şiddetlidir ve kronikleşebilir.

OMAS’ın bileşen özellikleri arasında hem yatay, hem dikey hem de çapraz yönlerde tekrarlanan, rastgele ve hızlı göz hareketleri (opsoklonus); dengesiz yürüyüş veya ayakta durma ve yürüme yeteneğinin kaybı (ataksi); Kol ve bacaklardaki çeşitli kaslarda kısa, tekrarlanan, şok benzeri spazmlar (miyoklonus) veya el kullanımını engelleyen titreme.

Aşırı sinirlilik, teselli edilemeyen ağlama, azalmış ve parçalanmış uyku (uykusuzluk) ve öfke atakları dahil olmak üzere davranış ve uyku bozuklukları yaygındır. Konuşmayı ifade etmede zorluk (dizartri), bazen konuşma ve dilin tamamen kaybıyla birlikte ortaya çıkabilir. Kas tonusunun azalması (hipotoni) ve kusma gibi ek semptomlar da yaygındır.

Küçük çocuklarda OMS’nin en yaygın nedeni paraneoplastiktir. Küçük, çoğunlukla gizli bir tümör muhtemelen bağışıklık sistemini sinir sistemine saldırmaya teşvik eder, bu da tümörü kontrol edebilir ve hatta gerilemesine neden olabilir. Tümörler beyinde değil, vücudun diğer bölgelerinde, genellikle göğüste veya karındadır.

Etkilenen küçük çocukların %50-80’inde, OMS ile ilişkili semptomlardan embriyonik sinir hücrelerinden oluşan bir tümör (nöroblastoma veya ganglionöroblastoma) sorumludur. Etkilenen diğer bireylerde, bozukluk ‘idiyopatik’ olarak tanımlanmış veya çoğunlukla viral enfeksiyonlara atfedilmiştir. Ancak spontan tümör gerileme oranının yüksek olması, tümörün daha aranmadan gitmiş olabileceği anlamına gelir.

Daha büyük çocuklarda veya gençlerde viral enfeksiyonlar OMAS’ın en sık görünen nedenidir. Erişkinlerde paraneoplastik etiyoloji daha sık görülür ve çoğunlukla akciğer veya meme kanserine bağlıdır. Tümörleri biyolojik olarak aktif olmayan ve sıklıkla iyi huylu olan bebeklerde ve küçük çocuklarda paraneoplastik OMAS’ın aksine, yetişkinlerdeki tümörler genellikle kötü huyludur ve sıklıkla yayılır.

Tanı kliniktir; Antijen tanımlanamadığı için henüz tanısal bir test yoktur. ‘Dans eden gözlerin’ varlığı, şok benzeri kas spazmları ve özellikle sinirlilik eşliğinde yürüme bozukluğu, bu sendromun son derece güvenilir göstergeleridir. Çocuklarda bir tümörü tespit etmek için ya oral ve IV kontrastlı BT taraması ya da boyun, göğüs, karın ve pelvisin gadolinyumlu MRI yapılması gerekir.

PET taraması genellikle OMAS’lı yetişkinlerde diğer gizli tümörleri ararken yapılır. Ayrıca nöroinflamasyonu tespit etmek için omurilik musluğu gereklidir. Enfeksiyona yönelik rutin testlerin yanı sıra önerilen BOS çalışmaları, BOS’ta B hücreleri tarafından salgılanan antikorları arayan oligoklonal bantları (eşleştirilmiş serum örneğiyle birlikte) içeren “MS paneli” olarak adlandırılan çalışmaları içerir.

Ayrıca, immünfenotipleme kullanılarak yapılan BOS lenfosit alt grup analizi (akış sitometrisi), OMAS hastalık aktivitesinin paha biçilmez bir biyolojik belirteci olan CSF CD 19+ B hücrelerinin sıklığının arttığını ortaya koymaktadır. OMAS’lı bazı çocuklarda otoantikorlar araştırma laboratuvarlarında tespit edilmiştir, ancak ticari otoantikor testleri uygun maliyetli değildir ve en iyisi atipik vakalara yöneliktir.

OMAS tedavisinin amacı, kalıcı tam nörolojik remisyon elde etme hedefiyle erken ve agresif immünoterapidir. Tümör mevcutsa cerrahi rezeksiyon standarttır. Küçük çocuklardaki tümörler genellikle düşük evreli nöroblastomlar veya ganglionöroblastomlardır (evre I veya II) ve tümör kemoterapisi veya radyasyon tedavisi genellikle endike değildir.

Ancak tümör rezeksiyonu genellikle OMAS için yeterli klinik fayda sağlamaz. Tedavi için kullanılan ilaçların sırası konusunda bir fikir birliği yoktur: Avrupa’daki merkezler, tek bir ajanla başlayıp başarılı olmazsa diğerlerini ekleyerek adım adım bir yaklaşım izleme eğilimindedir. Kuzey Amerika merkezleri genellikle daha agresif bir yaklaşım benimsiyor.

Genellikle en az 1-2 yıl süren OMAS tedavisi, tanı konulduktan sonra mümkün olan en kısa sürede kombine immünoterapileri içermelidir. Kuzey Amerika’da, IVIg ve rituximab ile birlikte darbe doz kortikosteroidlerin (IV veya oral) veya yüksek doz ACTH’nin (kortikotropin) başlangıç ​​kullanımını içeren üç ajanlı bir protokol, orta derecede şiddetli ve ciddi vakalar için en iyi belgelenmiş sonuçlara sahiptir.

Rituksimab, B hücrelerine (anti-CD20) karşı monoklonal bir antikordur. Hemen hemen tüm hastalar (%80-90) bu tedaviyle iyileşme gösterir ancak sürekli iyileşmenin sürdürülmesi, ek tedavi ve çok kademeli olarak tedavinin kesilmesini gerektirebilir. Zamanla, günlük oral kortikosteroidler veya ACTH tedavisi, özellikle kilo alımı, hipertansiyon ve kemik yoğunluğunda azalma gibi dikkatle izlenmesi gereken kortizol ile ilişkili önemli yan etkilere neden olabilir.

Hafif ve orta dereceli vakalarda ACTH yerine aylık darbe dozunda deksametazon bir seçenektir. Prednizolon tipi oral steroidlerin kullanımı genellikle önerilmemektedir çünkü bunlar pediatrik OMAS için steroidler arasında en az etkili olanlardır. OMAS nüksleri için düşük doz IV siklofosfamid (3-6 kür) veya tekrarlanan rituksimab kürleri (1-2 kür) verilir. Oral haftalık metotreksat, kronik nüksetmede yararlı bir steroid koruyucu olabilir.

Paylaşın

Optik Sinir Hipoplazisi Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

Optik sinir hipoplazisi (ONH), optik sinirlerin az gelişmişliği (hipoplazi) ile karakterize konjenital bir hastalıktır. Optik sinirler, gözün retinasını kaplayan sinir açısından zengin zarlardan gelen uyarıları beyne iletir. ONH’li çoğu insanda anormal göz hareketleri (nistagmus) vardır ve görme, ışık algısının olmamasından iyi fonksiyonel görmeye, hatta bir gözde tam görmeye kadar değişebilir.

Haber Merkezi / ONH’li çocuklarda beyin malformasyonları ve hipofiz sorunları olabilir. Beyin yapılarındaki anormallikler, korpus kallozumun (beynin iki yarıküresini birbirine bağlayan sinir lifleri) hipoplazisini, başka herhangi bir yerde az gelişmiş sinir liflerini (beyaz madde) ve nöronların beyin yüzeyine anormal göçünü içerebilir. kortikal heterotopi). Septum pellusidumun yokluğuyla ilgili ortak ilişkinin bilinen hiçbir işlevsel sonucu yoktur ve diğer beyin malformasyonlarıyla birlikte veya bunlar olmadan ortaya çıkabilir.

Beynin tabanındaki hipotalamus sıklıkla anormaldir. Bu genellikle MRI taramasında görülmez. Ancak hastaların çoğunda bu, hipofiz bezi üzerindeki kontrolü nedeniyle hipofiz bezinin anormal fonksiyonuyla sonuçlanır. Etkilenen bireylerin yalnızca küçük bir kısmında hipofiz bezinde gözle görülür nöroradyografik anormallikler bulunur. Hipofiz bezi, beynin tabanında bulunan ve büyüme, enerji ve cinsel gelişim için gerekli olan vücuttaki hormonları kontrol eden hormon üreten bir bezdir.

Etkilenen çocukların bazılarının zekası normal, bazılarının ise öğrenme güçlüğü ve gelişimsel gecikmeleri var. Bazı hormonların eksiklikleri büyüme geriliğine, zayıf gelişime neden olabilir ve tedavi edilmezse yaşamı tehdit edebilir. Hormon eksiklikleri günlük hormon replasman tedavisi ve bir endokrinolog (hormon doktoru) tarafından yakın takip ile kontrol edilebilir. 2 yaşından önce OSB tanısı alan çocukların yaklaşık %10’unda hipofiz problemi yoktur ve beyin MRG taramaları normaldir. Bu çocuklar hala gelişimsel gecikme riski altındadır. ONH’nin nedeni anlaşılamamıştır.

OSB doğumda mevcuttur ancak birçok semptom çocukluğa, hatta ergenliğe kadar belirgin olmayabilir. ONH’li bebeklerin çoğunda istemsiz, hızlı göz hareketleri (nistagmus) ve/veya bir veya her iki gözde hafif ila şiddetli görme bozukluğu vardır. Doğumdan sonra optik sinirlerde herhangi bir büyüme olmamasına rağmen, görme genellikle erken çocukluk döneminde orta derecede iyileşir.

Optik sinirlerin az gelişmesi nedeniyle, bir gözde veya her iki gözde, doktor tarafından oftalmoskopla bakıldığında optik disk normal boyuttan daha küçüktür. “Kör nokta” olarak da adlandırılan optik disk, retinadan gelen sinir liflerinin gözün arkasından ayrılmadan önce birleşerek optik siniri oluşturduğu yapıdır. Optik sinirler hipotalamusun tabanında optik kiazmayı ve optik yolları oluşturmak için buluşur.

Etkilenen bireyler aynı zamanda beynin tabanındaki hipotalamusun az gelişmiş olması nedeniyle de semptomlar sergileyebilir. Hipotalamus farklı işlevlere sahip birkaç farklı bölgeye ayrılmıştır. Hipotalamus susuzluk, açlık, uyku ve vücut ısısı gibi temel vücut fonksiyonlarının düzenlenmesinden sorumludur. Sonuç olarak OSB’li çocuklar sıklıkla bu işlevlerle ilgili sorunlar yaşamaktadır. ONH’li bireylerde hipotalamus sıklıkla anormal olmasına rağmen, anormallikler MRI taramalarında nadiren görülebilir.

Hipotalamus ayrıca hipofiz bezinin belirli hormon salınımını kontrol ederek hipofiz bezinin işlevini de koordine eder. Hipotalamusun altındaki küçük bir yapı olan hipofiz bezi çeşitli hormonlar üretir ve bunları doğrudan kan dolaşımına salar. Optik sinirlerin hemen altında bulunur ve kısa bir sinir lifi ve kan damarları sapı ile hipotalamusa bağlanır. ONH’li bireylerin çoğunda hipotalamus, hipofiz beziyle düzgün bir şekilde iletişim kuramaz, bu da hipofiz bezinin belirli hormonları normal düzeylerde üretme veya kan dolaşımına salma konusunda başarısız olmasına neden olur.

Etkilenen spesifik hormonlar ve bu tür hormon eksikliklerinin ciddiyeti kişiden kişiye büyük ölçüde değişebilir. Etkilenen bireylerin çoğunluğu, normal büyüme ve gelişmeyi teşvik eden yeterli düzeyde büyüme hormonundan (GH) yoksundur. Büyüme hormonu eksikliği genellikle 6 yaşından önce, normal büyüme oranında bir düşüş olduğunda, sonuçta kısa boy ve diğer olgunlaşma gecikmelerine yol açabilecek şekilde ortaya çıkar.

ONH’li bazı bireylerde, fiziksel veya duygusal stres zamanlarında kan şekerini ve kan basıncını korumak için adrenal bezi kortikosteroid salgılaması için uyaran adrenokortikotropik hormon (ACTH) gibi diğer bazı hormonlar da anormal derecede düşük seviyelere sahiptir. Hipofiz bezinden gelen folikül uyarıcı hormon (FSH) ve luteinize edici hormon (LH), erkek ve kadın cinsel organlarının işlevinin koordine edilmesinde rol oynar ve normal cinsel gelişim için gereklidir. Tiroid uyarıcı hormon (TSH), tiroid bezini enerji metabolizmasından sorumlu olan tiroid hormonlarını salgılaması için uyarır.

Bebeklik döneminde bu hormonun yokluğu zihinsel engelliliğe neden olur. Hipofiz ayrıca idrar çıkışını kontrol ederek vücuttaki tuz seviyelerini kontrol eden antidiüretik hormonu (ADH) da salgılar. Bu hormon eksikliklerindeki eksiklikler aşağıdakilerle sonuçlanabilir: zihinsel engellilik; obezite; gecikmiş cinsel olgunlaşma; kandaki düşük glikoz seviyeleri (hipoglisemi); nöbetler; Diabetes insipidus, aşırı idrar atılımı ve aşırı susamayla karakterize bir hastalıktır.

Beyindeki diğer yapılar da uygunsuz şekilde gelişebilir. Sonuç olarak, bu tür beyin yapıları mevcut olmayabilir, tam olarak gelişmemiş (hipoplastik) ve/veya hatalı biçimlenmiş (displastik) olabilir. Örneğin, ONH’li bireylerde sıklıkla beynin her iki tarafındaki sıvı dolu boşlukları (yan ventriküller) ayıran zar (septum pellucidum) yoktur. Septum pellucidumun yokluğu bilinen herhangi bir soruna neden olmaz ve çoğunlukla normal bireylerde görülür. ONH’li birçok insanda, beynin sol ve sağ yarıkürelerini (korpus kallozum) birbirine bağlayan kalın sinir lifi bandı az gelişmiştir veya yoktur. Bu tür bireyler bilişsel veya gelişimsel gecikme açısından yüksek risk altındadır.

ONH’li birçok kişi ek anormallikler sergileyebilir. Zihinsel ve kassal aktivitenin koordinasyonunu gerektiren becerilerin kazanılmasında gecikmeler (psikomotor gerilik) bebeklerde yaygındır. Etkilenen çocukların bazılarının zekası normal, bazılarının ise öğrenme güçlüğü ve zihinsel engeli vardır. Otizm sıklıkla OSB’li çocuklarda teşhis edilir.

ONH’nin nedeni bilinmemektedir. Çoğu durumda, bozukluğun bilinmeyen nedenlerden dolayı rastgele (ara sıra) ortaya çıktığı görülmektedir. Nadir ailelerde birden fazla etkilenen çocuğun olduğu rapor edilmiştir, bu da otozomal resesif kalıtım olasılığını düşündürmektedir. Birkaç “SOD” vakasının HESX1, SOX2, SOX3, OTX2 veya PROKR2 genlerindeki mutasyonlardan kaynaklandığı rapor edilmiştir.

Çoğunluğun normal optik sinirlere veya ONH dışında oküler malformasyonlara sahip olduğu bu vakalarda SOD tanısı gevşek bir şekilde tanımlanmıştır. ONH’li bireylerin büyük çoğunluğunda bu genlerin hiçbirinde mutasyon yoktur; bu durum, diğer genlerin ve/veya çevresel faktörlerin bu durumun gelişiminde rol oynadığını düşündürmektedir.

Genetik hastalıklar, anne ve babadan alınan kromozomlarda bulunan belirli bir özelliğe ait genlerin birleşimiyle belirlenir. Resesif genetik bozukluklar, bir bireyin aynı özellik için anormal bir genin iki kopyasını, her bir ebeveynden birer tane olmak üzere miras almasıyla ortaya çıkar. Bir kişi hastalık için bir normal gen ve bir de hastalık geni miras alırsa, kişi hastalığın taşıyıcısı olacaktır ancak genellikle semptom göstermeyecektir.

Taşıyıcı olan iki ebeveynin hem değiştirilmiş geni geçirme hem de etkilenmiş bir çocuğa sahip olma riski her hamilelikte %25’tir. Anne-baba gibi taşıyıcı olan bir çocuğa sahip olma riski her gebelikte %50’dir. Çocuğun her iki ebeveynden de normal gen alma şansı %25’tir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır.

OSB tanısı tam bir oftalmolojik muayene ile konulur. Korpus kallosum ve optik sinirleri incelemek için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ve bilgisayarlı tomografi (BT) gibi görüntüleme çalışmaları kullanılır. Diğer anormallikler ONH’nin MRI bulgularını taklit edebileceğinden, MRI bulgularına dayanarak OSB’den şüphelenilebilir ancak teşhis konulamayabilir. Serum kortizol ve büyüme hormonunun anormal seviyeleri tanıyı doğrulamaya yardımcı olur.

ONH tedavisi her bireydeki spesifik semptomlara yöneliktir. Tedavi, çocuk doktorları, göz doktorları, nörologlar, endokrinologlar ve/veya diğer sağlık uzmanlarından oluşan bir uzman ekibinin koordineli çabalarını gerektirebilir. OSB’ye yönelik spesifik tedaviler semptomatik ve destekleyicidir. Hormon eksiklikleri hormon replasman tedavisi ile tedavi edilir. Görme anormallikleri genellikle tedavi edilemez.

Kaba veya ince motor becerilerde veya zekada eksiklik olup olmadığını belirlemek için gelişimsel testler yapılmalıdır. ONH’li çocukların potansiyellerine ulaşmasını sağlamak için erken müdahale önemlidir. Etkilenen çocuklara faydalı olabilecek özel hizmetler arasında görme terapisi, fizik tedavi ve mesleki terapi yer alabilir.

Paylaşın

Ağız Yüz Parmak Sendromları Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Ağız Yüz Parmak Sendromları (OFDS), ağız boşluğunun (ağız, dil, dişler ve çene), yüzün (baş, gözler ve burun) ve el ve ayak parmaklarının (parmaklar) gelişimini etkileyen bir grup durumdur.

Haber Merkezi / Yaygın belirti ve semptomlar arasında dudakta yarık (yarık) ve alışılmadık loblu bir dil bulunur. Dil üzerinde kanserli olmayan tümörlerin veya nodüllerin büyümesi de olabilir. Etkilenen kişilerin fazladan, eksik veya farklı şekilli dişleri olabilir. Bir diğer ortak özellik ise damak yarıksındaki açıklıktır (yarık damak). OFDS’li bazı kişilerde dudağı diş etlerine bağlayan ekstra doku bantları (diş eti frenulası) bulunur.

Belirgin yüz özellikleri arasında geniş, düz bir burun köprüsüne sahip geniş bir burun ve geniş aralıklı gözler (hipertelorizm) yer alır. OFDS’de belirli parmakların birleşmesi (sindaktili), kısa parmakların (brakidaktili), kavisli parmakların (klinodaktili) veya fazladan el/ayak parmaklarının birleşmesi (polidaktili) yaygın olarak görülür. OFDS’li kişilerde beynin gelişimi ve yapısıyla ilgili sorunlar da vardır. Etkilenen kişilerde hafiften şiddetliye kadar zihinsel engellilik görülür.

Bazıları iyi tanımlanmamış 14 farklı OFDS türü vardır. Belirtiler ve semptomlar çok çeşitli olduğundan tanıyı zorlaştırır. OFDS tip I en yaygın olanıdır, ancak tüm OFDS tipleri çok nadirdir. OFDS’nin türüne bağlı olarak durumla ilgili başka özellikler de olabilir. Örneğin polikistik böbrek hastalığı, nöbetler, kalp kusurları ve farklı iskelet özellikleri. Tedavi esas olarak destekleyicidir ve her kişide görülen belirti ve semptomlara bağlıdır.

İnsan hücrelerinin çekirdeğinde bulunan kromozomlar, her bireyin genetik bilgisini (DNA) taşır. Genetik bilgi genlerde taşınır. Zararlı gen değişiklikleri (mutasyonlar) genin düzgün çalışmamasına neden olabilir. Bu genetik koşullara yol açabilir.

Tip I, II, III, IV, V, VI, IX ve XIV için spesifik gen değişiklikleri bulunmuştur. Diğer OFDS türlerinin genetik nedenleri henüz belirlenmemiştir ve bazı genler yakın zamanda tanımlanmıştır. Tip X, XI, XII, XIII çok az kişide/ailede rapor edilmiştir ve tanımlanmış bir genetik nedeni yoktur. Dolayısıyla tesadüfen oluştuğu düşünülmekte ve bir kalıtım şekli takip ettiği bilinmemektedir.

Bilinen bir genetik nedene sahip OFD sendromlarının tanısı (OFDS tip I, III, IV, V, VI, IX, XIV) genetik testlerle doğrulanabilir. Ancak tanı genellikle sunulan klinik semptomlara dayanarak konur.

OFDS’nin tedavisi, yüz yarıklarına yönelik rekonstrüktif cerrahiyi, ekstra dişlerin çıkarılmasını, kaynaşmış parmakları veya rakam anormalliklerini onarmak için ameliyatı içerebilir. Aynı zamanda hemodiyaliz/periton diyalizi veya böbrek nakli de dahil olmak üzere böbrek hastalığının tedavisini de içerebilir.

Varsa nöbetlerin yönetimi ve türüne bağlı olarak öğrenme güçlüğüne yönelik değerlendirmeler gerekli olabilir. Konuşma terapisi ve özel eğitim de önerilebilir. Diğer tedaviler destekleyicidir ve semptomlara dayanır. Hastalara ve ailelerine genetik danışmanlık önerilmektedir.

Paylaşın