Özgür Özel: Yeni Bir Anayasa Konuşmak Zaman Kaybı Olur

CHP Lideri Özgür Özel, “Mevcut Anayasa’ya uymayanlarla Anayasa yapılmaz. Erdoğan’ın gündeminde Anayasa var. Benim gündemimde ise Anayasa’ya harfiyen uyulması var. İstanbul Sözleşmesi’ni hukuksuzca feshedenlerle yeni bir anayasa konuşmak zaman kaybı olur” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka ile birlikte Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK) temsilcileriyle görüştü.

EŞİK Platformu’nun temsilcileri Hülya Gülbahar, Serap Dalkılıç, Özlem Günel Tekşen, Teşrife Boysan, Ayşe Aydan Barut, Özgül Kaptan ve Meral Güler toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları alanlarında güçlü adımlar atılması talepleriyle CHP Genel Merkezi’nde CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka’yı ve Kadın Kolları Genel Sekreteri Mehtap Yücel’i ziyaret etti.

Birgün’ün aktardığına göre; Aylin Nazlıaka, EŞİK Platformu’nun temsilcilerine eşitlik mücadelesinde birlikte hareket edeceklerini söyledi.

Daha sonra Nazlıaka, heyeti CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile buluşturdu. Heyet, Özel’e “9. Yargı Paketi içerisinde yer alan ‘etki ajanlığı’, evli kadınların kendi soyadlarını kullanma hakkı, 6284 sayılı şiddeti önleme yasasının tek yaptırımı olan zorlama hapsinin işlevsizleştirilmesi ve iktidarın yeniden gündeme getirdiği yeni Anayasa yapılması” konularındaki görüşlerini sundu.

Ayrıca 15 Mayıs’ta Resmî Gazete’de yayımlanan “Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi” için tüm illerde kurulacak yeni kurullarla ilgili genelgenin sakıncalarına değinildi.

Heyet adına ilk sözü alan avukat Hülya Gülbahar, 9. Yargı Paketi içerisinde yer alan ‘etki ajanlığı’ ve evli kadınların kendi soyadlarını kullanma hakkına değindi. Gülbahar, etki ajanlığının ilk etapta gazetecilere yönelik kullanılacağı algısı yaratılsa da Türkiye’de yaşayan herkes için büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkati çekti. Kadın Sivil Toplum Kuruluşları dahil tüm toplumsal örgütlerin varlığına, STK yöneticilerinin ve aktivistlerin hukuki güvenliğine dair tehdit oluşturduğunu vurguladı.

Ayrıca 9. Yargı Paketi’nde kadının kendi soyadını kullanma hakkının ihlal edileceğine de değinen Gülbahar, şunları söyledi: “İktidar, ailenin reisi erkektir bakış açısı ile hareket ediyor. Evlenen kadının eşinin soyadını almasını şart koşuyor. Bu zihniyet soyun erkekten devam ettiği anlayışını hâkim kılmak istiyor. Bu paketteki yanlış düzenlemelere karşı mücadelede sizin desteğinizi talep ediyoruz.”

“Hedeflerinde Medeni Kanun var”

CHP Lideri Özel, “Evli kadının soyadı konusunda size tam destek vereceğiz. İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırırken 6284’e sığındılar şimdi onu da değiştirmeye çalışıyorlar. Sırada boşanan kadının nafaka hakkı var. Esas hedeflerinde ise Medeni Kanun var” dedi.

Eşitlik konusunda partinin çok ciddi bir adım attığına değinen Özel, “Gölge kabinenin yarısını kadınlar oluşturuyor, yerel yönetimlerde kadın sayısını artırdık. Önümüzdeki dönemde kadın temsil oranını daha da artırmayı hedefliyoruz” dedi. Özel, 9. Yargı Paketi’nde yer alan etki ajanlığı konusuna da değindi: “Bu düzenlemeyle propaganda yapmayı dahi suç haline getiriyorlar. Bu kabul edilemez.” dedi.

Eşik Platformu’nun “Anayasa konusunda müzakere dahi yapılmamalıdır” talebini de dinleyen Özel, “Bu bakış açısını çok önemsiyorum. Mevcut Anayasa’ya uymayanlarla Anayasa yapılmaz. Erdoğan’ın gündeminde Anayasa var. Benim gündemimde ise Anayasa’ya harfiyen uyulması var. İstanbul Sözleşmesi’ni hukuksuzca feshedenlerle yeni bir anayasa konuşmak zaman kaybı olur.” dedi.

Görüşmede Yargı Paketi’ndeki 6284 sayılı şiddet yasasının tek yaptırımı olan zorlama hapsinin itiraza açık hale getirilmesinin yasanın işlevini ortadan kaldıracağı sonucu dile getirildi. Paketteki mükerrer suçlulara getirilen ceza indirimlerinin cezasızlık politikalarının devamı anlamına geleceği vurgulandı.

Görüşmenin sonunda, EŞİK Platformu 9. Yargı Paketi, Anayasa tartışmaları, mor, yeşil kamucu ekonomi ve yerel yönetimlerde eşitlik konusunda görüşlerini içeren bir dosya sundu.

Paylaşın

Pierre Robin Sekansı Nedir? Bilinmesi Gereken Her Şey

Pierre Robin Eekansı (PRS), küçük bir alt çene (mikrognati) ve dilin ağız boşluğunun arkasına doğru yer değiştirmesi (glossoptoz) ile karakterize edilir. Bazı bebeklerde ayrıca ağız çatısında anormal bir açıklık (yarık damak) bulunur.

Haber Merkezi / PRS’nin, ağız boşluğunda bir dizi fiziksel değişikliğe yol açan birden fazla katkıda bulunan faktörden kaynaklandığına inanılmaktadır. Mevcut inanış, alt çenenin yeterince büyümediği ve bunun da dilin boğazın arka kısmına doğru yer değiştirmesine yol açtığı yönündedir. Ağız boşluğunun sınırlı boyutu göz önüne alındığında, dil de yukarı doğru itilir ve gelişen damağın doğal kapanmasına müdahale eder. Bu değişiklikler hamilelik sırasında meydana gelir ve genellikle doğumda tespit edilen kraniyofasiyal anormalliklere yol açar.

Ek olarak, ağız boşluğunun değişen anatomisi nefes almayı zorlaştırır ve bu durumun şiddeti hafif rahatsızlıktan yaşamı tehdit eden solunum sıkıntısına kadar değişebilir. Yiyeceklerin gastrointestinal sisteme girebilmesi için değiştirilmiş ağız boşluğundan geçmesi gerektiğinden, beslenme güçlükleri de yaygındır. PRS’nin özellikleri izole bir dizi halinde veya bir genetik sendromun parçası olarak mevcut olabilir. İzole PRS’li bireylerde en yaygın olarak SOX9 genine yakın mutasyonlar bulunur.

PRS, gelişim sırasında ağız boşluğu anatomisinin değişmesine yol açan fiziksel değişiklikleri içerir. Hem hava hem de yiyecek ağızdan ve boğazdan geçtiği için nefes alma ve beslenme sorunları sık görülür.

PRS’de alt çenenin (mandibula) karakteristik olarak değiştirilmiş bir şekli ve konumu vardır. Tipik olarak uzunluğu kısalmıştır ve arkaya doğru yerleşmiştir (mikroretrognati). Buna karşılık, alt çenedeki bu değişiklikler dilin ağzın arka kısmına doğru konumlanmasını etkileyebilir (‘geriye doğru çekilmiş’ dil). PRS’nin anatomik anomalileri arasında sıklıkla nefes alma ve konuşma gelişiminin dinamiklerini etkileyen U şeklinde yarık damak da bulunur.

Spesifik olarak, dilin ağzın arkasına (arka) doğru yer değiştirmesi, dilin boğaza doğru düşmesine zemin hazırlar. Bu, hava yolunu tıkayabilir ve nefes almanın zorlaşmasına neden olabilir. Bu durumun şiddeti, hafif rahatsızlıktan yaşamı tehdit eden solunum sıkıntısına kadar değişebilir. ‘Obstrüktif uyku apnesi’ olarak adlandırılan ilgili bir durum durumunda, gece boyunca da hava yolu tıkanıklığı meydana gelebilir. Bu, hava yollarının periyodik olarak tıkanması nedeniyle nefes almanın geçici olarak durup yeniden başlamasıyla karakterize bir uyku bozukluğudur.

Gastrointestinal sisteme giden besinler aynı zamanda ağız ve boğazdan da geçtiği için ağız boşluğu anatomisindeki anormalliklerden dolayı da beslenme güçlükleri ortaya çıkabilmektedir. Şiddetine bağlı olarak bu, boğulma (aspirasyon) veya beklenenden daha az kilo alma (doktorların bunu ‘gelişme başarısızlığı’ olarak adlandırdığı) gibi sorunlara yol açabilir. PRS’li çocuklarda asit (gastroözofageal) reflü prevalansı da daha yüksektir.

PRS’nin diğer olası belirtileri arasında kalp üfürümleri, akciğer atardamarlarında yüksek kan basıncı (pulmoner hipertansiyon) ve akciğer atardamarı ile kalbin sağ ventrikülü arasındaki açıklığın daralması (pulmoner stenoz) gibi kardiyovasküler ve akciğer rahatsızlıkları yer alır. . Kollar, bacaklar, ayaklar ve omurgadakiler de dahil olmak üzere kas-iskelet sistemi anomalileri de yaygındır. Genellikle tekrarlayan kulak enfeksiyonlarının eşlik ettiği orta kulak iltihabı (otitis media) hastaların yaklaşık %80’inde görülür ve göz (oküler) kusurları hastaların yaklaşık %10 ila %30’unda görülür. Doğumda mevcut olan dişler (doğum dişleri) sık görülen bir başka bulgudur.

Şu anda PRS’nin kesin nedeni bilinmemektedir. En yaygın görüş, birden fazla katkıda bulunan faktörün ağız boşluğunda bir dizi fiziksel değişikliğe yol açtığıdır. Bu değişikliklerin izole olaylardan ziyade bir dizi adımda meydana geldiği düşünülmektedir. Spesifik olarak, alt çenenin gebeliğin erken döneminde tam olarak gelişememesinin, dilin ağız boşluğunda arkaya ve yukarıya doğru konumlanmasına neden olduğuna ve bunun da damağın kapanmasını önlediğine inanılmaktadır.

Bir durum olarak PRS, kendi başına (“izole PRS”) veya çoklu anomali bozukluklarında bir özellik olarak (sendromik PRS) ortaya çıkabilir. PRS kendi başına ortaya çıktığında, SOX9 adı verilen genin yakınındaki DNA en sık etkilenen bölgedir. SOX9 geni , iskelet gelişiminde kritik rol oynayan SOX9 proteininin üretilmesini sağlar. Etkilenen bireylerde, DNA bölgelerinde SOX9’un aktivitesini (arttırıcılar) pozitif yönde modüle eden mutasyonlar sıklıkla bulunur. Bu alanlar hasar gördüğünde SOX9 geninin aktivitesi azalır ve bu da daha az normal SOX9 proteininin üretilmesine yol açar. Bunun karakteristik olarak PRS ile ilişkili kraniyofasiyal anormalliklerde rol oynadığına inanılmaktadır.

Şu anda izole PRS vakalarının çoğunun, bir nesilden diğerine miras alınmak yerine sporadik olarak veya yeni (de novo) genetik değişiklikler yoluyla ortaya çıktığına inanılmaktadır. Daha nadir ailesel izole PRS vakalarında, araştırmalar otozomal dominant kalıtım tarzını desteklemiştir. Sendromik PRS, ilişkili olduğu durumla aynı genetik modeli izleyerek kalıtsaldır; bu, bunun sendroma bağlı olarak değişebileceği anlamına gelir.

Baskın genetik bozukluklar, belirli bir hastalığa neden olmak için anormal bir genin yalnızca tek bir kopyasının gerekli olduğu durumlarda ortaya çıkar. Anormal gen, ebeveynlerden herhangi birinden miras alınabilir veya etkilenen bireydeki mutasyona uğramış (değişmiş) bir genin sonucu olabilir. Anormal genin etkilenen ebeveynden çocuğuna geçme riski her hamilelik için %50’dir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır.

Fetüs hala rahimdeyken PRS tespit edilebilir. Eğitimli tıbbi personel, ultrason görüntülemeyi kullanarak PRS’nin karakteristik özelliklerini görselleştirebilir. Daha önce teşhis edilmemişse, kraniyofasiyal anormallikler genellikle doğumda fizik muayenede tespit edilir. Ciddi hava yolu tıkanıklığı olan bebekler doğumda solunum sıkıntısı yaşayabilir ve tıbbi müdahale gerektirebilir.

İzole PRS’yi teşhis etmek için rutin olarak kullanılan tek bir standart test yoktur, ancak SOX9 genini içeren DNA değişikliklerini tanımlamak için moleküler genetik testler kullanılabilir. Sendromik PRS’den şüpheleniliyorsa bir genetik uzmanına danışılması şiddetle tavsiye edilir. Bu sağlık uzmanı, şüphelenilen durumu desteklemek için bir laboratuvar çalışması yapabilir.

PRS tedavisi çok yönlü ve bireyseldir; ameliyat yalnızca hastanın karşılaşabileceği fonksiyonel sorunları çözmek için yapılır. Çoğunlukla hava yolu bozukluğu ile ilişkili olan daha ciddi klinik durumları olan PRS hastalarında cerrahi tedaviler endike olabilir.

PRS’li bebekler solunum güçlükleri açısından yakından izlenmelidir. Çocuğu sırtüstü yerine yüz üstü yatırmak (yüzüstü pozisyon), dilin boğaza doğru düşmesini önlemeye yardımcı olabilir. Bu, hava yolu tıkanıklığı problemini çözmezse, hava yollarını açık tutmak için burun içine ‘nazofarengeal hava yolu’ gibi küçük tüp benzeri aletler yerleştirilebilir. Hava yolu tıkanıklığı daha da şiddetliyse, hastanede bebeğin boğazına bir tüp yerleştirilebilir (entübasyon) veya nadiren bebeğin nefes almasına yardımcı olmak için trakeaya boyundan cerrahi bir açıklık (trakeostomi) yapılabilir.

Yarık damağı kapatmak için ameliyat genellikle 12 ila 18 ay arasında yapılır. Ancak doktorlar, doğal büyüme meydana geldiğinde damaktaki açıklığın kendi kendine kapanmasına izin vermek için düzeltici ameliyatı erteleyebilirler.

Çenenin görünümünü iyileştirmeye yönelik cerrahi nadiren gereklidir çünkü doğumda görülen küçük alt çene çoğunlukla 18 aylıkken daha normal bir boyuta ulaşır. Beslenmeyle ilgili zorlukların üstesinden gelmek için özel olarak uyarlanmış çeşitli biberonlar ve emzikler kullanılabilir. Beslenme sorunları çözülmemişse ve ciddiyse, uygun kilo alımına yardımcı olmak için geçici olarak bir besleme tüpüne ihtiyaç duyulabilir.

Etkilenen bireyin ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak için multidisipliner bir ekip yaklaşımı kullanılarak semptomatik ve destekleyici tedavi sağlanabilir. Konuşma bozukluğu varsa çocuk konuşma terapisine katılmalı veya bir konuşma patologu tarafından izlenmelidir. Kulak burun boğaz doktorları (kulak burun boğaz uzmanları) ve odyologlar kulak ve işitme ile ilgili konularda takip sağlayabilirler.

Kulak enfeksiyonları tekrarlıyorsa cerrahi olarak yerleştirilen drenaj tüpleri önerilebilir. Ortodontistler, çene cerrahları ve diş hekimlerinden oluşan bir kombinasyon, örneğin dişlerin kalabalıklaşmasını önlemek ve uygun diş hizalamasını sağlamak gibi yöntemlerle ağız boşluğunu izlemek için birlikte çalışabilir. Oküler anormallikleri izlemek için oftalmolojiye danışılabilir. Genetik danışmanlık hastalar ve aileleri için faydalı olabilir.

Paylaşın

Pinta Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Pinta, doğrudan cinsel olmayan temas yoluyla bulaşan Treponema carateum bakterisinin neden olduğu, cildi etkileyen nadir bulaşıcı bir tropikal hastalıktır. Pinta, çeşitli cilt lezyonları ve renk değişikliği ile karakterize edilen üç ayrı aşamadan geçer.

Haber Merkezi / Diğer organ sistemleri etkilenmez. Yüz ve ekstremiteler gibi cildin açıkta kalan bölgeleri en sık etkilenir. Pinta, treponemanın neden olduğu bulaşıcı bir hastalık olan treponematozis olarak sınıflandırılır. Treponemalar spiral şekilli bakterilerin (spiroketler) bir cinsidir. Treponemalar pinta, yaws ve frengi gibi çeşitli bulaşıcı hastalıklara neden oldu.

Pintanın semptomları ve ilerlemesi etkilenen bireyler arasında farklılık gösterebilir. Pinta genellikle üç ayrı aşamada ilerler: başlangıç ​​lezyonlarının olduğu erken bir aşama; yaygın (yayılmış) lezyonların olduğu bir ara faz; ve geç bir aşama. Kuluçka süresi yedi ila 21 gün arasında değişebilir. Pintada yer alan tek organ deridir.

Çoğu durumda, başlangıç ​​lezyonları (birincil), çoğunlukla kolların ve bacakların açıkta kalan bölgelerinde meydana gelen küçük, kırmızımsı (eritemli) noktalardır (papüller). Yüz, boyun, göğüs ve karın da etkilenebilir. Papüller sıklıkla kaşıntılıdır (kaşıntılıdır) ve geniş plaklar oluşturacak şekilde yayılabilirler. Bazı durumlarda yakındaki lenf düğümleri iltihaplanabilir (lenfadenit).

İlk lezyonların gelişmesinden bir ay ila bir yıl sonra, etkilenen bireylerde pintid adı verilen ikincil deri döküntüleri gelişebilir. Pintidler normalde birincil lezyonlarla aynı bölgeleri etkileyen küçük pullu, kırmızımsı lezyonlardır. Kuru ve kabuklu olabilirler (psoriatik pintidler).

Üç aydan bir yıla kadar herhangi bir zamanda, ikincil lezyonlar ve bazı durumlarda birincil lezyonların rengi yavaş yavaş kırmızıdan kahverengiye veya barut mavisine dönüşebilir. Bu lezyonlar sonunda rengini kaybedip beyazlaşabilir ve ciltte benekli bir görünüm oluşabilir. Pintids 10 yıla kadar tekrarlayabilir.

Pintanın geç evresi, ilk lezyonların gelişmesinden yaklaşık iki ila beş yıl sonra ortaya çıkar ve beyaz veya renksiz (akromatik) lezyonlarla karakterize edilir. Bu aşamada, etkilenen bireylerde ayak tabanlarında ve avuç içlerinde alışılmadık derecede kuru, kalınlaşmış cilt (hiperkeratoz) gelişebilir. Sonunda, etkilenen bireylerde belirli bölgelerde kuru, kırışık, ince (atrofik) cilt gelişebilir.

Pinta, Treponema carateum olarak bilinen spiral şekilli bakterinin (spiroket) neden olduğu bulaşıcı bir tropikal hastalıktır. Ayrıntılı bir hasta geçmişine (örneğin, endemik bölgeye yakın zamanda yapılan seyahat), kapsamlı bir klinik değerlendirmeye, karakteristik semptomların tanımlanmasına ve çeşitli testlere dayanarak pinta tanısından şüphelenilir.

Bu testler, etkilenen bireylerin deri lezyonlarından alınan doku örneklerinin mikroskobik incelemesini (karanlık alan incelemesi) içerebilir. Diğer kan testleri (örn. VDRL ve Treponemal antikor emilim testi [FTA-ABS]) genellikle ancak ikincil cilt lezyonları ortaya çıktıktan sonra pozitif olur.

Pinta tedavisi antimikrobiyal ilaçları içerir. Tercih edilen ilaç benzatin penisilin G’dir. Bu antibiyotiğin tek bir büyük dozu genellikle cilt lezyonlarını iyileştirir ve organizmayı yok eder. Birincil ve ikincil lezyonlar genellikle altı ila 12 ay içinde iyileşir; geç faz lezyonlarının çözülmesi daha fazla zaman alır. Penisilin alerjisi olan kişiler tetrasiklin veya eritromisin ile tedavi edilebilir.

İlaç tedavisi ayrıca aile üyelerinde ve etkilenen kişilerle sık temas halinde olan diğer kişilerde hastalığın önlenmesi için de kullanılabilir.

Paylaşın

Pitt Hopkins Sendromu Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

Pitt Hopkins Sendromu (PTHS) nadir görülen, genetik, nörolojik bir hastalıktır. Etkilenen çocukların kendine özgü yüz özellikleri vardır ve zihinsel engellilik, gelişimsel dönüm noktalarına ulaşmada gecikmeler, konuşma yeteneğinde bozulma, tekrarlayan nöbetler ve solunum düzeni anormallikleri yaşayabilirler.

Haber Merkezi / Ortaya çıkabilecek ek semptomlar arasında zayıf koordinasyon (ataksi), tekrarlayan işlevsel olmayan el hareketleri, kabızlık, uyku bozuklukları ve şiddetli yakın görüşlülük (miyopi) yer alır. Davranışsal anormallikler yaygındır, ancak çocuklar genellikle sosyal ve mutlu eğilimlere sahip olarak tanımlanır. Etkilenen çocukların bir kısmı otizm spektrum bozukluğu kriterlerini karşılıyor. Bozukluğun spesifik belirti ve semptomları ve bunların ciddiyeti, etkilenen bir kişiden diğerine değişebilir.

Pitt Hopkins sendromuna TCF4 genindeki bir değişiklik (mutasyon) neden olur . Bu mutasyon kendiliğinden meydana gelir ve hemen hemen her durumda bir aileden geçmez. Bozukluk ilk kez 1978’de tıp literatüründe tanımlandı ve neden olan gen 2008’de keşfedildi.

Artan sayıda vaka serisinin yayınlanmasıyla birlikte, Pitt Hopkins sendromlu bireylerin ilişkili semptomları ve prognozuna ilişkin daha iyi bir tablo geliştiriyoruz. Ancak bu bozukluk hakkında pek çok şey tam olarak anlaşılamamıştır. Etkilenen bireylerin aşağıda tartışılan semptomların tümüne sahip olmayabileceğini unutmamak önemlidir. Ebeveynler çocuklarının doktoru ve sağlık ekibiyle kendilerine özgü vakalar, ilgili semptomlar ve genel prognoz hakkında konuşmalıdır.

Pitt Hopkins sendromlu bebeklerde kas tonusu azalmış olabilir (hipotoni) ve anormal derecede “gevşek” görünebilirler. Hipotoni beslenmeyi etkileyebilir ve yürüme gibi motor becerileri etkileyebilir. Bebeklik döneminde beslenme güçlükleri ortaya çıkabilir, ancak çocuk yaşlanınca çözülme eğilimi gösterir. Çok sessiz oldukları ve aşırı uyudukları söylenebilir. Bazı bebeklerde baş çevresi anormal derecede küçük olabilir (doğum sonrası mikrosefali).

Etkilenen bebekler ve çocuklar, oturmak veya başını dik tutmak da dahil olmak üzere gelişimsel dönüm noktalarına ulaşmada gecikmeler yaşarlar. Genellikle yürümeyi öğrenmede önemli ölçüde gecikmeler vardır. Bazı çocuklar yalnızca yardımla yürüyebilir, bazıları ise yürüyemeyebilir. Çoğu çocuk, gevşek ayak bileklerini stabilize etmek için desteklerden yararlanır. Yürüyebilen çocukların geniş yürüyüş şekli dengesiz olabilir. Koordinasyon eksikliği (ataksi) sergileyebilirler ve sakar olabilirler.

Konuşma önemli ölçüde gecikir. Bazı çocuklar birkaç kelime konuşma yeteneğini geliştirir, ancak çoğu çocuk konuşamaz. Çoğu çocuğun alıcı dil becerileri daha iyidir; bu da kendileriyle konuşulan bilgileri kendi başlarına konuştuklarından daha fazla anlayabildikleri anlamına gelir. Bu çocuklar resim panoları ve tablet tabanlı konuşma cihazları gibi yardımcı iletişim cihazlarından yararlanabilirler. Birçoğu işaret dilini bir dereceye kadar öğrenip iletişim kurabiliyor.

Etkilenen çocukların çoğunda orta ila şiddetli zihinsel engellilik vardır. Ancak konuşma ve motor anormallikler çocuğun gerçek zihinsel kapasitesinin belirlenmesini zorlaştırır. Teknolojideki ilerlemeler ve yeni tedaviler, etkilenen çocukların başlangıçta inanıldığından daha fazlasını başarmasını sağlamıştır ve bazı doktorlar ve ebeveynler, genel olarak tıbbi literatürde bildirilenden daha geniş bir entelektüel yetenek yelpazesinin olduğuna inanmaktadır.

Bebekler ve çocuklar tipik olarak farklı yüz özelliklerine sahiptir. Bu özellikler arasında anormal derecede geniş bir ağız ve dolgun bir alt dudak; geniş aralıklı dişler; genişleyen burun delikleri; geniş bir burun köprüsü; keskin, aşağı dönük bir burun ucu; hafif fincan şeklindeki kulaklar; ve belirgin bir supraorbital çıkıntı ile hafifçe yukarı doğru eğimli derin gözler. İki kez kıvrılmış çıkıntılı bir üst dudağı, dolgun yanakları ve yüzün ve çenenin alt kısmı belirgin olabilir. Bu ayırt edici yüz özellikleri yaşlandıkça daha belirgin veya fark edilebilir hale gelebilir.

Pitt Hopkins sendromlu çocukların düzensiz veya anormal solunum düzenleri olabilir. Çok hızlı nefes aldıkları (hiperventilasyon) tekrarlayan epizotlar yaşayabilirler, bunu sıklıkla nefes almakta zorlandıkları veya nefes almayı anlık olarak durdurdukları epizotlar (apne krizleri) takip edebilir. Apne, oksijen eksikliği nedeniyle ciltte anormal mavimsi renk değişikliğinin olduğu bir durum olan siyanoza neden olabilir. Solunum düzensizlikleri stres, güçlü duygular veya yorgunluk nedeniyle tetiklenebilir. Solunum sorunları genellikle uyku sırasında ortaya çıkmaz. Solunum anormalliklerinin başlangıç ​​yaşı değişebilir ve 7 aydan 7 yıla kadar değişebilir.

Etkilenen çocukların sosyal ve mutlu bir mizaca sahip oldukları, sıklıkla gülüp gülümsedikleri tanımlanmaktadır. Kahkaha kendiliğinden veya uygunsuz zamanlarda ortaya çıkabilir. Ancak bazı çocuklar sessiz olabilir veya kendi dünyalarına kapanabilir (kendi kendine yoğunlaşma) ve sosyal etkileşimde zorluk yaşayabilirler. Çoğunlukla rutindeki beklenmedik değişikliklere yanıt olarak saldırganlık, bağırma veya ajitasyon dönemleri de meydana gelir. Ek davranış sorunları yaygındır ve hiperaktivite, kaygı, kendine zarar verme ve utangaçlığı içerebilir.

Pitt Hopkins sendromlu çocuklar aynı zamanda el çırpma, el çırpma, el sallama, el yıkama, parmakları çaprazlama ve sık sık el-ağız hareketlerini içeren stereotipik el hareketleri de sergilerler. Kafa sallama, kafa vurma, vücut sallama, diş gıcırdatma (bruksizm) ve saç çekme de görülebilir. Çocuklar bir oyuncakla tekrar tekrar oynayabilir ve oyuncağın belirli bir kısmına hayranlık gösterebilirler.

Nöbetler bireylerin yarısından azında ortaya çıkabilir ve genellikle çocuklukta başlar, ancak bazen doğumdan itibaren ortaya çıkar veya gençlik yıllarına kadar geç gelişebilir. Çoğu çocuk şiddetli olabilen kabızlık yaşar. Etkilenen bireylerin yarısından azında gastroözofageal reflü rapor edilmiştir. Çoğu bireyin ağrı eşiği yüksektir.

Ek belirtiler arasında aşırı salya akması (özellikle gençlerde), şiddetli yakın görüşlülük (miyopi), şaşılık (şaşılık) ve göz merceğinin anormal kıvrılması (astigmatizma) yer alabilir. Az sayıda kişide omurganın anormal eğriliği (skolyoz) meydana gelmiştir. Etkilenen erkeklerin yaklaşık üçte biri, testislerden birinin veya her ikisinin de skrotuma inmesinde başarısızlık (kriptorşidizm) yaşamaktadır.

Geniş parmak uçları, konik parmaklar, kavisli serçe parmaklar (klinodaktili), avuç içi boyunca tek bir kıvrım ve parmak uçları ve ayak parmaklarında belirgin pedler (kalıcı fetal pedler) dahil olmak üzere ellerde bazı küçük anormallikler görülebilir. Başparmakta genellikle fazladan bir kıvrım bulunur veya yoktur ve nadir kişiler, tendonun olmaması nedeniyle başparmağını bükemezler. Çoğunlukla tırnaklarının tabanında kızarıklık ve şişlik vardır ve tırnak diplerinde normal açıda körelme (çömelme) olabilir. Çoğu zaman baskın ayak parmakları vardır. Siyanoz nedeniyle eller ve ayaklar soğuk veya mavimsi görünümde olabilir.

Pitt Hopkins sendromuna TCF4 genindeki beklenmeyen bir değişiklik (mutasyon) neden olur . Genler, vücudun birçok fonksiyonunda kritik rol oynayan proteinlerin oluşturulması için talimatlar sağlar. Bir gende mutasyon meydana geldiğinde protein ürünü hatalı, verimsiz, eksik veya aşırı üretilebilir. Belirli bir proteinin işlevlerine bağlı olarak bu, beyin de dahil olmak üzere vücudun birçok organ sistemini etkileyebilir. TCF4 geni , transkripsiyon faktörü olan bir protein oluşturur. Bu protein vücudun çeşitli gelişim süreçlerinde önemli bir role sahiptir. İnsan gelişiminin erken dönemlerinde yüksek düzeyde eksprese edilir ve merkezi sinir sistemi boyunca bulunur.

TCF4’teki bir mutasyonun hastalığa neden olduğu durumlarda , Pitt-Hopkins sendromu neredeyse her zaman yeni bir mutasyon olarak ortaya çıkar; bu, neredeyse tüm vakalarda gen mutasyonunun yumurtanın oluşumu sırasında meydana geldiği anlamına gelir. veya sperm sadece o çocuğa ait olacak ve ailenin başka hiçbir üyesi etkilenmeyecektir. Bozukluk genellikle sağlıklı bir ebeveynden miras alınmaz veya sağlıklı bir ebeveyn tarafından “taşınmaz”.

Eğer mutasyon etkilenen bir bireyden bir çocuğa aktarılacaksa, çoğu durumda bu, otozomal dominant bir şekilde meydana gelecektir. Genetik hastalıklar, anne ve babadan alınan kromozomlarda bulunan belirli bir özelliğe ait genlerin birleşimiyle belirlenir. Baskın genetik bozukluklar, hastalığın ortaya çıkması için anormal bir genin yalnızca tek bir kopyasının gerekli olduğu durumlarda ortaya çıkar. Anormal gen, ebeveynlerden herhangi birinden miras alınabilir veya etkilenen bireyde yeni bir mutasyonun (gen değişikliği) sonucu olabilir. Anormal genin etkilenen ebeveynden yavruya geçme riski, ortaya çıkan çocuğun cinsiyetine bakılmaksızın her hamilelik için %50’dir.

Etkilenmeyen bir ebeveynin Pitt-Hopkins sendromlu birden fazla çocuğunun olduğu birkaç örnek vardır. Bu son derece nadir olay, germ hattı mozaikliği nedeniyle meydana geldi. Germ hattı mozaikçiliğinde, ebeveynlerden birinin yumurtalıklarında veya testislerinde TCF4 gen mutasyonuna sahip bazı üreme hücreleri (germ hücreleri) bulunur. Ebeveynin vücudundaki diğer hücrelerde mutasyon yoktur, dolayısıyla bu ebeveynler etkilenmez ancak değiştirilmiş geni çocuklarına aktarabilirler. Bu olasılıktan dolayı, Pitt-Hopkins sendromlu bir çocuğun ebeveynlerinin, ebeveynlerin kanlarındaki mutasyon testi negatif olsa bile, başka bir etkilenen çocuğa sahip olma şansının yaklaşık %1-2 olduğunu tahmin ediyoruz.

Araştırmacılar, TCF4 geninin 18. kromozomun (18q21.2) uzun kolunda (q) yer aldığını tespit etti . İnsan hücrelerinin çekirdeğinde bulunan kromozomlar, her bireyin genetik bilgisini taşır. İnsan vücut hücrelerinde normalde 46 kromozom bulunur. İnsan kromozom çiftleri 1’den 22’ye kadar numaralandırılır ve cinsiyet kromozomları X ve Y olarak adlandırılır.

Erkeklerde bir X ve bir Y kromozomu, kadınlarda ise iki X kromozomu bulunur. Her kromozomun “p” ile gösterilen kısa bir kolu ve “q” ile gösterilen uzun bir kolu vardır. Kromozomlar ayrıca numaralandırılmış birçok banda bölünmüştür. Örneğin “kromozom 18q21.2”, 18. kromozomun uzun kolundaki 21.2 bandını ifade eder. Numaralandırılmış bantlar, her bir kromozom üzerinde bulunan binlerce genin yerini belirtir.

Pitt Hopkins sendromunun tanısı ayrıntılı bir hasta geçmişine, kapsamlı bir klinik değerlendirmeye ve karakteristik semptomların tanımlanmasına bağlıdır. Pitt Hopkins sendromu ve diğer benzer nörolojik bozukluklarla ilişkili semptomlar arasında örtüşme vardır. Doğumda mevcut olan yapısal veya fonksiyonel anormallikler olan majör konjenital malformasyonların bulunmaması, genellikle TCF4 genini içeren spesifik bir değişiklik (mutasyon) veya silinmeyi gösteren moleküler testlerle doğrulanabilen bir tanıyı destekler.

Bu gen genellikle Pitt Hopkins/Rett/Angelman sendromu özelliklerine sahip kişiler için sipariş edilebilecek gen panellerine dahil edilir. TCF4’te mutasyon bulunamayan Pitt Hopkins sendromundan ayırt edilemeyen klinik özelliklere sahip bireyler olduğu gibi, TCF4’te Pitt Hopkins sendromundan farklı fenotipe sahip varyantlara sahip bireyler de bulunmaktadır. Teşhis kriterleri yayınlanmış vakalara dayanarak yayınlanmıştır, ancak moleküler olarak doğrulanmış vakalar belirlendikçe yeniden tanımlanmaktadır.

Tedavi, her bireyde görülen spesifik semptomlara yöneliktir ve genellikle tıbbi bir genetik uzmanı veya çocuk doktorunuz tarafından koordine edilebilecek uzmanlardan oluşan bir ekip gerektirir. Bu ekibin üyeleri arasında bir pediatrik nörolog (çocuklarda beyin, sinir ve sinir sistemi bozukluklarının tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış bir doktor), bir gastroenterolog (gastrointestinal sistem bozukluklarının tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış bir doktor) bulunabilir. göz doktoru (göz hastalıklarının tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış doktor), göğüs hastalıkları uzmanı (akciğer bozuklukları ve solunum sorunlarının tanı ve tedavisinde uzmanlaşmış doktor), konuşma patologu, psikolog, ve diğer sağlık çalışanlarının etkilenen çocuğun tedavisini sistematik ve kapsamlı bir şekilde planlaması gerekebilir. Genetik danışmanlık etkilenen bireyler ve aileleri için faydalıdır. Tüm aile için psikososyal destek de önemlidir.

İlk tanının ardından gelişimsel bir değerlendirmenin yapılması ve uygun mesleki, fiziksel, konuşma ve beslenme terapilerinin başlatılması önerilir. Tüm çocuklara periyodik olarak yeniden değerlendirmeler yapılmalı ve hizmetlerin ayarlanması sağlanmalıdır. Ciddi konuşma bozukluğu olasılığı göz önüne alındığında, alternatif ve artırıcı iletişim cihazlarıyla erken eğitime önem verilmelidir.

Çocuklar, her çocuğun güçlü ve zayıf yönlerini hedef alan uygulamalı davranış analizi (ABA) terapisi gibi otizm spektrum bozukluğunun tedavisinde kullanılan tedavilerden yararlanabilirler. Gelişimsel bir çocuk doktoru, davranış sorunlarının ve ilaçla ilgili hususların yönetilmesine yardımcı olabilirken, daha ciddi agresif davranışlara bir pediatrik psikiyatrist yardımcı olabilir. İletişimi kısıtlı olan bu bireylerde şiddetli kabızlık gibi davranışı olumsuz etkileyebilecek olası tıbbi sorunlar dikkate alınmalıdır.

Pitt-Hopkins’te kabızlık çok yaygındır ve genellikle yüksek lifli diyetler veya laksatifler gibi standart önlemler yeterlidir. Hiperventilasyon ve/veya apne ile ilgili önemli bir sorun varsa, bazı durumlarda antiepileptik ilaçlar veya asetazolamid gibi ilaçlar yararlı olabileceğinden bir göğüs hastalıkları uzmanından tavsiye alınmalıdır. Ortaya çıkabilecek nöbetler genellikle bir nörolog tarafından kişiselleştirilebilecek antikonvülzanlar tarafından iyi bir şekilde kontrol edilir. Pitt Hopkins’li bireylerin çoğu gözlüklerden faydalanacaktır ve bazılarının kendi kendine düzeltilemeyen şaşılık nedeniyle ameliyata ihtiyacı olabilir. Düzenli oftalmoloji muayeneleri önerilir.

Paylaşın

Anıtkabir’e Papa Franciscus Gitti Ali Erbaş Gitmedi

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, 7 yıllık görev süresi boyunca milli bayramlar dahil olmak üzere Anıtkabir’e gitmedi. Katolik aleminin ruhani lideri Papa Franciscus’un Türkiye’ye yaptığı ziyaretlerde ilk durağı Anıtkabir olmuştu.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, 18 Eylül 2017’de atandı ancak görevi devralınca Anıtkabir’e gitmedi. Hutbelerde de Atatürk’ü anmayan Erbaş, 7 yılda Anıtkabir’deki hiçbir programa katılmadı. Başkanlık görevi boyunca makamına 11 kilometre mesafedeki Anıtkabir’i hiç ziyaret etmeyen Erbaş bu sürede 100’e yakın yurtdışı seyahatine katıldı ve 42 ülkeye gitti.

Ali Erbaş 7 yıldır 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü nedeniyle Anıtkabir’de yapılan törenlere katılmadı. Son günlerde lüks makam aracı, beş yıldızlı otellerdeki toplantılar, zengin yemek menüleri ile gündeme gelen Erbaş, pandemi döneminde yurt dışı gezilerine ara verse de o zaman bile iki Afrika ülkesine gitti.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre, Erbaş’ın yurt dışı programlarının bazılarına eşi Seher Erbaş da eşlik etti. Programlara genel müdür ve daire başkanları, özel kalem, fotoğraf ve basın ekibi, koruma polisleri de katıldı. Erbaş’ın Suudi Arabistan’a 15’den fazla kez gittiği belirtilirken, 2024’ün ilk 4 ayında da üç kez bu ülkeye gitti. Erbaş’ın Diyanet İşleri Başkanı olarak gittiği ülkelerden bazıları şöyle:

Almanya, ABD, Arnavutluk, Avustralya, Azerbaycan, Bangladeş, Belçika, Belarus, BAE, Bosna Hersek, Bulgaristan, Cibuti, Danimarka, Fransa, Gana, Hırvatistan, Hollanda, Irak, İngiltere, İran, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, Japonya, Karadağ, Katar, Kazakistan, Kırgızistan, Kosova, Kıbrıs, Makedonya, Norveç, Özbekistan, Pakistan, Rusya, Sırbistan, Suudi Arabistan, Ürdün, Vatikan, Yeni Zelanda, Yunanistan.

Papa Franciscus’un ilk durağı anıtkabir

Katolik aleminin ruhani lideri Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus’un Türkiye’ye yaptığı ziyaretlerde ilk durağının Anıtkabir olması dikkat çekmişti. Papa, 2014 ve 2022 yıllarında Türkiye’ye geldi ve ilk olarak Anıtkabir’e gitti.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş son yurt dışı gezisini Bosna Hersek’e yaptı. Erbaş, Banja Luka şehrinde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından aslına uygun olarak yeniden yapılan Arnaudiye Camisi’nin 7 Mayıs’taki açılışına Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile birlikte katıldı.

Paylaşın

Mehmet Şimşek: Enflasyonu Düşürmekte Kararlıyız

Mehmet Şimşek, “Yaz aylarında sadece baz etkisiyle değil, sadece kur destekleyici olduğu için değil, şartlar daha elverişli olduğu için değil; para, maliye ve gelirler politikası daha sıkı olduğu için enflasyonun düşmemesi mümkün değil” dedi ve ekledi:

“Enflasyonu düşürmekte kararlıyız; bu sene bir yere düşürdükten sonra geri çekilmeyeceğiz, tek haneye düşürmek için ne gerekiyorsa yapacağız… Enflasyon düştükçe bu ülke sürdürülebilir bir büyüme patikasına girecek. Önümüzdeki 12 ay içinde enflasyon çok büyük ihtimalle 30’un altına düşecek.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TRT Haber yayınında ekonomiye ilişkin soruları yanıtladı. Bakan Şimşek’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Program gerçekten çalışıyor; iç talepte bir yumuşama var, net ihracatın etkisi olumluya dönmeye başladı, büyümede bir dengelenme var. Türkiye’nin dış açığında neredeyse yarı yarıya bir düşüş var, önemli dengesizliklerden biri bu sayede giderilmiş oldu.

Temel dengesizlikleri giderme anlamında program çalışıyor. Risk priminin düşmesi aslında programının çalıştığını gösteren bir gösterge. Fon akışında bizim öngördüğümüzden çok daha büyük bir artış var. Programın çalıştığı ortaya çıktıkça Türkiye’ye talep artıyor.

Ekonomide büyümenin kompozisyonu iyileşiyor, daha sürdürülebilir ve dengeli bir büyüme var. Makroekonomik dengesizlikler yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Programa olan güven güçlü, sürekli pekişiyor.

Programlar canlı organizma gibidir. Sürekli tekrar güçlendirilmesi, iyileştirilmesi, temellerinin sağlamlaştırılması çok önemli. Programı sürekli bir şekilde güçlendirme çabamız var ve bu devam edecek. Enflasyon beklentilerinde geçen yıla göre muazzam bir iyileşme var.

Programı güçlendirdikçe çok daha iyi sonuçlar alacağız; tasarruf paketi bunun bir ayağı, daha bir çok programı güçlendirecek adımlar atacağız, bir kısmı kamu maliyesi alanında, bir kısmı yapısal dönüşüm alanında olacak.

Bu seneyi çok büyük ihtimalle bütçe açığını hedefimizin çok daha altında gerçekleştireceğimize inanıyorum. Deprem hariç bütçede çok ciddi bir disiplin ve sıkılık var.

Şu anda biz piyasadan döviz almasak lira belki 30’un altına düşerdi. Biz rezerv biriktiriyoruz, rezerv pozisyonumuzu güçlendirmemiz lazım. Lirada ciddi bir değer kaybı için sebep yok, bu enflasyonu düşürmeyi destekleyecek. KDV’de herhangi bir artış öngörmüyoruz. Para politikası, maliye politikası ve gelirler politikası ahenkli bir şekilde çalışıyor.

“Enflasyon 12 ay içinde büyük ihtimalle 30’un altına inecek”

Yaz aylarında sadece baz etkisiyle değil, sadece kur destekleyici olduğu için değil, şartlar daha elverişli olduğu için değil; para, maliye ve gelirler politikası daha sıkı olduğu için enflasyonun düşmemesi mümkün değil.

Enflasyonu düşürmekte kararlıyız; bu sene bir yere düşürdükten sonra geri çekilmeyeceğiz, tek haneye düşürmek için ne gerekiyorsa yapacağız. Enflasyon düştükçe bu ülke sürdürülebilir bir büyüme patikasına girecek. Önümüzdeki 12 ay içinde enflasyon çok büyük ihtimalle 30’un altına düşecek.

Devam etmesi için bir sebep görmüyorum, etmemesi gerektiğini düşünüyorum, etmesi yönünde yapılan bir çalışma da yok. Büyük ihtimalle devam etmez diye düşünüyorum. Piyasada fiyatlara müdahale edilmemesi gerektiğine inanıyorum.

Bizim bir kur hedefimiz yok. Her şeyin piyasada belirlendiği bir döneme doğru evriliyoruz; Şu anda kura herhangi bir müdahale yok ama Merkez Bankası döviz biriktiriyor. İhracatçılara her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. (TL’de) Aşırı bir değerlenmeyi de öngörmüyoruz.

Program sonuç verdikçe küresel doğrudan yatırımlarda çok ciddi artışlar olacağına inanıyorum. 1-16 Nisan arasında Merkez Bankası rezerv pozisyonundaki iyileşme neredeyse 49 milyar dolar. Sırtımızı kısa vadeli dış kaynağa dayayamayız ama programların başında genelde bu olur. Küresel yatırımcıların da TL’ye rağbeti arttı.

Bütün firmalar için asgari bir kurumlar vergisi hususunu çalışıyoruz. Vergide adaleti sağlamaya yönelik ciddi bir hassasiyet içindeyiz, önümüzdeki dönemde bu yönde adımlar atmaya devam edeceğiz. (Şehir rantları) Arsalar ve gayrimenkuller üzerinden elde edilen gelirler üzerine de bir çalışmamız var.

Biz o konuda şu ana kadar temkinli durduk. Önümüzdeki dönemde bu hususu değerlendireceğiz. İlk aşamada tek yönlü olmak üzere ve uzun vadeyi önceliklendirerek büyük ihtimalle bi adım atacağız. O konuyu biraz çalıştık.

Kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede dozu en yüksek seviyeye çıkaracağız, listeden çıksak da çıkmasak da. Her halükarda bu listeden çıkarız, zamanlaması konusunda umarım siyasi mülahazalar devreye girmez.

Paylaşın

Derbi Avrupa Basınında: Fenerbahçe Şampiyonluk Yarışını Canlandırdı

Süper Lig’in 37. hafta karşılaşmasında Galatasaray ile Fenerbahçe, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. 71. dakikada Çağlar Söyüncü’nün kaydettiği gole Fenerbahçe, sahadan 1-0 galip ayrıldı.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 96’ya yükseltirken, Galatasaray ise 99 puanda kaldı. Karşılaşma Avrupa basınında geniş yankı buldu. Cumhuriyet’in aktardığına göre; Avrupa basınında çıkan manşetler şu şekilde:

Marca (İspanya): Türkiye ligi son maç gününe kadar devam edecek. Fenerbahçe, Söyüncü’nün tek golüyle en büyük rakibi Galatasaray’ın evinde fırtına gibi esti. Eski Atletico Madrid oyuncusu, Djiku’nun çift sarı kartı nedeniyle konuk takımın 60 dakikadan fazla bir eksik oyuncuyla oynamasına rağmen Fenerbahçe’ye Galatasaray’ın şampiyonluğu kazanmasını engelleyen üç puanı kazandırdı. Türkiye ligi için kararı son maç gününe erteleyen bir zafer. Tüm bunlar maç öncesi hararetli bir ortamda gerçekleşti. Galatasaray ve Fenerbahçe oyuncuları (neredeyse 100 puanlık bir sezonun ortasında ve Süper Kupa gibi birçok spor dışı sorun ve tartışmayla) saha denetimi sırasında kavgaya tutuştu.

Foot Mercato (Fransa): İstanbul Derbisi, bir şampiyonluk derbisi mi yoksa işleri rayına oturtmak için bir derbi mi olacaktı? Galatasaray, Fenerbahçe ile karşılaştığında söz konusu olan buydu. Sezonun ikinci yarısında olağanüstü bir performans sergileyen (17 galibiyet ve 1 beraberlik) Cimbom şu anda Süper Lig sıralamasının zirvesinde yer alıyor ve bugün berabere kalmaları ya da kazanmaları halinde kupayı müzelerine götürebilirlerdi. Kesinlikle kazanmak zorunda olan Fenerbahçe, çok düşmanca bir atmosfere rağmen daha girişken bir takımdı. Alexander Djiku yaptığı ikinci faulün ardından ikinci sarı karttan oyundan atıldı (22.). Ancak bu ihraç Fener’i yıldırmadı.

Takımın metronomu Fred’in mükemmel oyunuyla Fenerbahçe tehlikeli olmaya devam etti. Ligin en iyi iki atağı sessiz kalamazdı. Bir kornerden Çağlar Söyüncü partiyi bozmayı başardı. Fernando Muslera’nın çizgi önünde kaptırdığı topla buluşan Türk oyuncu takımını öne geçirdi (0-1, 71.). Beraberliğe tutunmak isteyen Galatasaray nasıl geri döneceğini bilemedi. Şu anki liderler bu gece Kasım ayından bu yana ilk maçlarını kaybetti ve sezonun ikinci yenilgisini aldı. İstanbul Aslanları’nın artık hataya yeri yok. Şimdi Fenerbahçe’nin sadece üç puan önündeler ve önümüzdeki hafta Konyaspor’a karşı kaybetmemeleri gerekiyor. Fenerbahçe için hala umut var. Sarı Kanaryalar İstanbulspor’u ağırlıyor.

Türkiye şampiyonluğu ertelendi”

L’Equipe (Fransa): Fenerbahçe Pazar günü lider Galatasaray’ı elektrikli bir derbide 1-0 yenerek Türkiye şampiyonasının bitimine bir maç kala ezeli rakibinin üç puan gerisinde yer alıyor. 22. dakikada 10 kişi kalan, küfür ve taş yağmuruna maruz kalan Fenerbahçe, İstanbul’daki ezeli rakibine evinde şampiyonluğu çok gördü. Fenerbahçe 71. dakikada ev sahibi savunmanın kaçırdığı bir kornerden yararlanarak Galatasaray’ın Rams Park’ını sevince boğdu. 96 puanla Süper Lig’deki en yüksek puanını toplayan Fenerbahçe’nin zaferi, on yıldır mahrum kaldığı şampiyonluk umutlarını canlı tutuyor.

Tuttomercato (İtalya): İntikam soğuk yenen bir yemektir. Türkiye Süper Kupası’ndaki malum olayların ardından Fenerbahçe, Galatasaray’ın partisini mahvederek intikamını alıyor: Rams Park, Türkiye’yi şampiyon ilan etmeye hazırdı ancak Icardi ve takım arkadaşları, bir saatten fazla sayısal üstünlüğe rağmen 1-0 mağlup oldu. Galibiyet golünü Soyuncu attı, her şey son turda belli olacak. Galatasaray deplasmanda Konyaspor’la, F.Bahçe ise İstanbulspor’la karşılaşacak.

AS (İspanya): Atletico Madrid’den kiralanan oyuncu, iki takım arasında arbedenin yaşandığı maçta takımına galibiyeti getiren golü attı. Konuk ekip polis eşliğinde dışarı çıkarıldı.

Paylaşın

Beş Avrupa Ülkesinden Filistin’in Bağımsızlığını Tanıma Hamlesi

İspanya, İrlanda, Slovenya, Malta ve Norveç, Filistin’i bağımsız bir devlet olarak tanıma eşiğinde. Beş ülkenin bu hamlesi, İsrail’in yoğun saldırılarda bulunduğu Gazze’deki sivil halkla dayanışmayı sembolize ediyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 70 artarak 35 bin 456’ya yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 110 artarak 79 bin 476’ya yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

2024 yılının Mayıs ayı Filistin açısından önemli bir dönüm noktası olarak tarih sayfalarına geçebilir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, Filistinlilere geniş haklar tanıyan karar kabul edildi. Tam üyeliğin önünde tek engel kaldı: Oy verme hakkı.

Avrupa cephesinde de Filistinlilerin uluslararası diplomasi sahnesindeki konumunu güçlendirecek kritik gelişmeler yaşanıyor. Beş Avrupa ülkesi, Filistin’i bağımsız bir devlet olarak tanımanın eşiğinde.

Bu hamle, Gazze Şeridi’ndeki sivil halkla dayanışmayı sembolize ediyor. Ama aynı zamanda Ortadoğu ihtilafına iki devletli çözümü destekleyen bir pozisyonu temsil ediyor. Mevcut sağcı İsrail hükümeti ise bu çözüm yolunu gittikçe daha güçlü bir şekilde reddediyor.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’i hedef alan terör saldırılarının ardından Gazze Şeridi’ni yöneten militan İslamcı Hamas’ın yok edilmesini, bir savaş hedefi olarak ilan etmişti.

Bu arada İsrail hükümeti Filistinlilerin bu topraklarını daha uzun süreli olarak kontrol etmek istediği yönünde açıklamalar yapıyor.

Ancak terörle mücadele gerekçesiyle Gazze’de yürütülen askeri operasyonlarda Hamas kontrolündeki Gazze Sağlık Bakanlığının verilerine göre 35 binden fazla sivilin ölmesi ve korkunç boyutlara ulaşan insani durum, İsrail üzerindeki uluslararası baskıyı giderek artırıyor. Özellikle İspanya ve İrlanda, Filistin devletini tanıyarak bu baskıyı artırmak istiyor.

İspanya?

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, son aylarda Filistin devletinin tanınması için Avrupalı partnerleriyle yoğun görüşmeler gerçekleştirdi. Önce AB düzeyinde nabız yoklayan Sanchez, aralarında Almanya ve diğer bazı üye ülkelerin itirazları üzerine başka bir yola yöneldi, Filistin devletini tanımaya istekli üye ülkelerden bir koalisyon inisiyatifi başlattı.

Kendisi de İspanyol olan AB Dış Politika Yüksek Temsilci Joseph Borrell, İspanya, İrlanda ve Slovenya’nın bu yönde atacakları adımlar tarih açıkladı, 21 Mayıs’a işaret etti.

İspanya, başta Mağrip ülkeleri olmak üzere birçok Arap ülkesi ve Türkiye ile iyi ilişkilere sahip. Bu ilişkiler kısmen Franco diktatörlüğünden (1939-1975) bu yana devam etmekte. İkinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda bu ülkeler İspanya’yı Batı ve Doğu Bloku arasındaki ekonomik ve siyasi izolasyondan kurtardılar.

Franco diktatörlüğünün 1975 yılında sona ermesiyle birlikte İspanya İsrail ile ekonomik ilişkilerini geliştirdi, 1986 yılında da iki ülke arasında diplomatik ilişkiler tesis edildi. Bunu izleyen yıllarda İspanya kendini İsrail ile Arap devletleri arasında yapıcı bir arabulucu olarak konumlandırmaya başladı. Hatta 1991 yılında Madrid’de yapılan Ortadoğu Konferansı, İsrail ile Filistinliler arasındaki Oslo barış sürecinin başlangıcı olarak görülüyor.

İrlanda

Gazze savaşının ilk gününden itibaren Filistinlilerle en güçlü dayanışmayı sergileyen Avrupa ülkelerinin başında İrlanda yer alıyor.

Nisan ortasında yeni Başbakan Simon Harris görevine başladığında, İspanya Başbakanı Sanchez Dublin’e ilk devlet ziyaretini gerçekleştiren lider oldu. Görüşmenin ana gündem maddesi ise Ortadoğu’daki gelişmeler ve Filistin devletinin tanınması oldu.

İrlanda hükümeti, diğer tüm AB ülkelerinden daha uzun bir süredir, 1980’den itibaren, egemen bir Filistin devleti ile iki devletli bir çözümden yana olmakla övünüyor.

İrlanda’nın Filistin ile kurduğu güçlü özdeşleşme tarihle açıklanabilir: Bu süreç 19. yüzyılın sonlarında Büyük Britanya tarafından sömürgeleştirilen ve kendi kendini yönetmesine izin verilmeyen İrlanda’dan sorumlu olan İngiliz hükümet yetkilisi Arthur Balfour ile başlıyor.

Balfour 1917’de, İngiltere Dışişleri Bakanı olarak görev yaptığı esnada Balfour deklarasyonunu kaleme aldı. Bu deklarasyonda Balfour, İngiliz hükümeti adına Osmanlı kontrolündeki Filistin’de bir Yahudi devleti kurulmasına destek açıkladı. Bölge, kısa bir süre sonra İngiliz himayesine geçti ve burada jandarmalar görev aldı. Jandarma olarak görev yapanların büyük çoğunluğunu da daha önce İrlandalı isyancılara karşı acımasızca savaşan “Black and Tans” olarak adlandırılan paramiliter gruplar oluşturdu.

Yahudilerin, çoğunlukla Müslüman nüfusun yaşadığı Ortadoğu’ya akını, Katolik İrlanda’da İngiliz Protestanların adanın kuzeyine yerleşmesine benzetiliyor. Zira bazı İrlandalılar, bu gelişmeler üzerine yaşanan Kuzey İrlanda ihtilafının, Ortadoğu ihtilafına benzediğini düşünüyor.

Slovenya, Malta ve Norveç

İspanya’nın solcu ve İrlanda’nın merkez sağ hükümetleri, Filistin hamlelerine daha fazla ağırlık kazandırmak için başka destekçiler de buldu: Slovenya, Filistin’i Haziran ortasına kadar tanıma hedefini açıklamıştı. AB dışişleri temsilcisi Borrell’e göre artık bu hedef öne, yani 21 Mayıs’a çekildi. Malta da harekete geçebilir. Malta, Nisan ayında BM Güvenlik Konseyi’ndeki oylamada Filistin’in BM’ye tam üyeliği lehinde oy kullanmış, ancak karar ABD’nin vetosu nedeniyle onaylanmamıştı.

AB üyesi olmayan NATO ülkesi Norveç de bahar aylarında Filistin’i tanıyabileceğini gündeme taşıdı. Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, bu hamlenin “Hamas devleti” yerine siyasi olarak birleşmiş bir Filistin devletin tesisine yol açacağını umduğuna dikkat çekiyor.

Günümüzde AB’de Filistin devletini tanıyanların çoğunluğu Orta ve Doğu Avrupa devletleri. Bunun gerisinde, söz konusu devletlerin sosyalist geçmişi ve o dönem FKÖ’nün lideri Yaser Arafat ile var olan ideolojik yakınlıkları yatıyor. Ancak başta Çek Cumhuriyeti ve Macaristan olmak üzere bu ülkelerden bazıları Filistinlilerle tam diplomatik ilişkilerini sürdürseler de artık İsrail’in destekçisi olarak görülüyor.

Filistin’i tanıyan ülkeler AB üyesi olmadan önce bu adımı atmışlardı. AB’ye üye olduktan sonra Filistin devletini tanıyan tek bir ülke oldu. O da İsveç.

İspanya ve İrlanda’nın öncülük ettikleri koalisyonun genişleyip genişlemeyeceği henüz belirsiz. Belçika’da hükümet bunun zamanlaması ile ilgili değerlendirmelerini sürdürüyor. Muhafazakarların iktidara geldiği Portekiz şimdilik geri adım atmış görünüyor.

Almanya ise Filistin Özerk Yönetimi ile ilişkilere sahip olmakla birlikte bir Filistin devletini ancak İsrail de bu yönde adım attığı takdirde tanımak istiyor. İsrail’in tasfiye etmek istediği, AB ve ABD tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Hamas Filistin topraklarında siyasi bir güç unsuru olmaya devam ettiği müddetçe bu mümkün görünmüyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Ali Koç’tan Dursun Özbek’e Yanıt: Ucuz Kabadayılık

Dursun Özbek’in kendisini hedef alan “Eğer yüreğin yetiyorsa gel buradayım, bekliyorum seni” sözleriyle ilgili konuşan Ali Koç, “Beni düelloya mı çağırıyor? Biz 2 senedir televizyon karşısında tartışalım diyoruz. İnsanlar iki başkanın da gerçek kimliğini, dürüstlüğünü, mertliğini görsün” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bugün biraz geç oldu, uykusu kaçmasın. Ama hafta içinde Galatasaray Televizyonu dahil istediği televizyona çıkmaya hazırım. Bu ne ucuz kabadayılık ya. 2 senedir bas bas bağırıyoruz. Oradan buradan atıp tutmayın, kinayeli konuşmayın. Bu kulüp zaten bir maç kazandığı zaman son derece alaycı, kibirli, kinayeli konuşmalar yapar.

Biz ne isek oyuz. Bir gün öyle bir gün böyle diyen adamlar değiliz. İstiyorsa yarın çıkalım. Sayın Başkan’ın cesaretlenmesine çok sevindim. Bu galibiyet kadar olmasa da bu haberi aldığım için çok çok sevindim. Bugün daha fazla ayakta tutmayalım onu. En kısa sürede bu çağrısının arkasında dursun Sayın Dursun Özbek. Önümüzdeki 5 gece bizi istediği mecraya çağırsın. Hazırız, heyecanlıyız.”

Ali Koç, Fenerbahçe Can Bartu Tesisleri’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Ali Koç’un açıklamaları şöyle:

“Fenerbahçe Spor Kulübü camiasına, 7’den 70’e herkese, özellikle çocuklarımıza bu galibiyetimiz armağan olsun. Aslında bu sadece bir derbi galibiyeti bir taraftan bakarsanız. Diğer taraftan bakarsanız bir derbi galibiyetinden çok daha büyük bir galibiyet. Kendi sahalarında şampiyonluk kutlatmadık, namağlup serilerini bozduk… O değil, ondan da öte. Aslında bugün biz gerçek şampiyonun kim olduğunu şerefsizlere, haysiyetsizlere, hırsızlara, alçaklara gösterdik. Bunun için takımımıza canıgönülden teşekkür ediyorum.

Kahramanca savaştılar, mücadele ettiler, karakter koydular. 81 dakika 10 kişi oynamamıza rağmen bu atmosferde böyle bir hakeme rağmen buradan 1-0 galip ayrılarak umudumuzu son haftaya taşımamıza vesile oldular. Allah onlardan razı olsun. Hocamızdan malzemecimize, en genç altyapı oyuncumuzdan kaptanımıza herkese milyonlar adına teşekkür ediyorum.

Biz aslından herkesi yendik. 6 derbinin 4’ünü kazandık, 1 beraberlik 1 de mağlubiyetimiz var ama sistemi yenemedik. Ama taraftarlarımıza şunu söylemek istiyorum; az kaldı, merak etmesinler. Sistemi yerle bir etmeye az kaldı. Bunu sadece Fenerbahçe değil, pek çok kulüp istiyor. Bir avuç kulüp, 3-5 kulüp diye hitap ediyor ya bizlere… Az kaldı. Bu sistem bu şekilde gidemez.

Bugün niye Süper Kupa’ya yabancı hakem istediğimizin, bu şartlarda çıkmak istemediğimizin, sezon boyunca yabancı hakem diye haykırdığımızın bence en güzel özeti bu maçta resmi bir şekilde tescil edilmiştir. Sadece bu 90 dakikada. Faullere baktığımız zaman, sadece bu maç için söylüyorum ama medyadaki arkadaşlarımızdan rica ediyorum. Son 60-80 faule bakın. Toplam faullere bakın.

Toplam sarı kart, kırmızı kart ve bunları alırken kaç faul yapılmış onlara bakın. Olağanüstü bir tablo ortaya çıkıyor. Sadece bu maç özelinde biz 10 faul yapmışız, 6 sarı kart, 1 kırmızı kart. Rakibimiz 18 faul yapmış, 4 sarı kart. Sadece bu maç için söylüyorum. Haftalardır sarı kart görmüyorlar. Yanılmıyorsam bu maçtan önce son 60 faullerinde sarı kartları bile yoktu, bizim 7 sarı kartımız vardı. Bizim bugün cezalı ve sakat oyuncularımız vardı, tam kadro gelemedik ama ona rağmen bu mücadeleyi arkadaşlarım sergiledi. Onlarla gurur duyuyorum.

Sistemi yenemedik ama yaklaşıyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 2 Nisan Olağanüstü Genel Kurul çağrısından sonra artık taşlar yerinden oynamaya başladı. Huzurlarınızdan bir kez daha bu mücadelemize inanan taraftarlarımıza, hafta içi Ramazan ayında 30 bin kişi gelen kongre Üyelerimize teşekkür ediyorum. Ancak bir ve bütün olduğumuz zaman biz bu bataklığı hemen kurutabiliriz.

Bir de enteresan bir noktaya değinmek istiyorum. Bir takımı şampiyon yapmak için, bazı takımları düşürüp bazı takımları ligde tutmak için kurgulamış olduğunuz dizayn, tiyatro Türk futbolunun, ligimizin tüm yayın gelirlerini altüst etmiştir. Ben böylesini en son Haluk Ulusoy döneminde, Denizli maçıyla biten o rezil sezonda görmüştüm. Dolayısıyla buna da değinmek istiyorum.

Aynı zamanda camiamıza değerli galibiyeti armağan ederken, bir derbi mağlubiyeti üzerine plan yapan, böyle önemli bir maç öncesi takımın ve hocanın motivasyonunu bozan Fenerbahçelilere de bu galibiyet armağan olsun.”

“İki senedir biz bas bas bağırıyoruz”

Ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ali Koç, şu şekilde konuştu: “Bana meydan mı okuyor, beni düelloya mu çağırıyor? (Dursun Özbek) İki senedir TV karşısında tartışalım ve bu sayede insanlar iki başkanın da niyetini, kişiliğini, mertliğini, dürüstlüğünü görsün istiyoruz. Dolayısıyla bugün biraz geç oldu. Uykusu kaçmasın. Ama arzu ediyorsa bu hafta istediği TV kanalına, Galatasaray TV de dahil, çıkmaya hazırım. Bu ne ucuz kabadayılık. İki senedir biz bas bas bağırıyoruz. Oradan buradan atıp, tutmayın. Kinayeli konuşmayın.

Dikkat edin bu kulüp ne yazık ki, bir maç kazandığı zaman sadece Fenerbahçe de değil. Son derece alaycı, kibirli ve kinayeli konuşmalar yapar. Biz ne isek oyuz. Biz bir çizgide yürüyoruz. Bir gün öyle, bir gün böyle diyen adamlar değiliz. İstiyorsa yarın çıkalım. Sn. Başkanın cesaretlenmesine çok sevindim. Bu galibiyet kadar olmasa da bu haberi aldığım için çok çok sevindim. Bugün onu daha fazla ayakta tutmayalım. En kısa zamanda Sn. Dursun Özbek bu çağrısının arkasında dursun. İstediği mecraya önümüzdeki 5 gecede bizi çağırsın. 5 gece diyorum çünkü lig bitiyor. Hazırız, heyecanlıyız.

Bir Galatasaraylı yönetici benim elimi ısırabilir mi? Şaka mı yapıyorsunuz? Saygı çift taraflı müessesedir. Siz rakiplerinize saygı duymazsınız en küçük olayda dalga geçersiniz, alay edersiniz, hiç rakiplerinizi ilgilendirmeyen bir basın toplantısı, bir sponsorluk etkiliğinde durup dururken laf ederseniz, ‘projeler, Çanakkale, ananaslar’ bu muameleyi kabul etmek zorundasınız. Biz oraya kimseye saygısızlık yapmaya çıkmadık. Biz oraya bir hatıra için çıktık, bizi engellemeye çalışanları da yolumuzdan çektik. Bu kadar basit. Biri beni ısırdıysa herhalde çok hafif ısırmıştır, hissetmedik. Saygı çift taraflı müessesedir.

Normal şartlarda matematiksel olarak olası bir durum ama Türkiye ligi normal şartlarda değil. Allah bilir haftaya kimi atayacaklar, ne kurgular yapacaklar. Biz inanacağız. 96 puan aldık. Fenerbahçe tarihinin en yüksek puanı. Haftaya üç puan alırsak 99 olacak ama dediğim gibi sistemi yenemedik. Orada tökezlerseler ama sistemin hiç ama hiç buna müsaade edeceğini sanmıyorum. Biz çıkıp üç puanımızı alacağız. Sonrası ne olur, Allah bilir. Allah’tan ümit kesilmez. Devre arasında birkaç konuşmamız oldu. O aramızda kalsın ama ilerleyen günlerde o da ortaya çıkacaktır.

Üzücü. Trabzon’dakiler tamamen planlı ve sistematikti. Polis yoktu. Benim oyuncularım, takımım tribüne giderken bugün kaç polis olduğunu gördünüz. İşlerini doğru yaptıkları için İstanbul emniyetini, spor şubeyi tebrik etmek lazım. Trabzon maçını açtığın için bu maça bağlayayım. Ne yaptı bugün arkadaşlar? Hele bir tanesi var, ben sık sık gündeme getiriyorum. Onun da gerçek yüzünün ortaya çıkmasına az kaldı. En azından kendi camiası gördü. Ne dedi. ‘Böyle olmamalı’ dedi.

Bir cümle. 15 dakika benim oyuncularıma nasıl ceza verilmesi gerektiğini anlattı. Buradaki olayda, küçük bir itiş-kakışta düelloya çağırıyor. Bu düelloyu yapmak zorunda, kaçmak yok. Yakında onun da benim de seçimim var. Er meydanına bekliyoruz. Orada bizim oyuncularımız linç edildi. Sistem bizim 4-5 oyuncumuza 5-6 maç ceza verilmek üzere kurgulandı. Orada hiçbir şey demeyeceksin, ‘böyle olmamalıydı’ sonra burada biz haklı sevincimizi kutlamak isterken 3-4 tane münasebetsizin bizi engellemeye çalıştığı arbede için devleti görevi çağıracaksın. ‘Hadi oradan’ derler.

Mert Hakan kaptanlığını yaptı. 3 kaptanımızdan biridir. Mert Hakan’ın bugün sahada sergilemiş olduğu liderlikle ilgili benim hiçbir sıkıntım yok. Ama ne tepki gördüler bilmiyorum. Televizyondan bir yere kadar görüyorsunuz, tezahüratlarda sesi kesiyorlar.

Kırmızı kart pozisyonuna olağanüstü kızdım ama şaşırmadım. Bu kadar erken olmasını beklemiyordum. Böyle atılacaksa Barış Alper 3 kere atılmalıydı. Başka oyuncular da atılmalıydı. Sadece bu maçın özelinde değil arkadaşlar, bunu söyleyeceğim için kızmayın bana, anlık günlük işlere bakıyorsunuz. Gidin, istatistikleri çıkarın. Faul pozisyonlarına bakın. Ne faul pozisyonları var sezon içerisinde, kırmızı değil, kıpkırmızı kart olan ama kart bile çıkmayan. Sistem böyle işliyor. Bugün VAR’a çağıramaz ikinci sarı karttan attığı için, ayağına değmiyor çocuk.

Ama bu sefer Allah yanımızda oldu. Çocuklar olağanüstü bir karakter sergilediler. Burada eminim pek çok şarkıcı evine performe edemeden dönmüştür. Hazırlanan pek çok kareografi yapılmadan çöpe gidecek. Bir de tesadüfen 19.05’miş bugün. O da olmadı. Neresinden bakarsanız bakın son derece mutluyuz. Aslında bu tek bir derbi maçı, evet. Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansını sürdürme maçıdır aynı zamanda, evet. Ama birikti. Hepimizde birikti. Sadece Fenerbahçe ve birkaç kulüp dillendiriyor. Bu sistemden bıktı insanlar. İnşallah tez zamanda Türkiye futbolunun daha önü açılır.”

Paylaşın

Fenerbahçe Kazandı: Şampiyonluk Son Haftaya Kaldı

Süper Lig’in 37. hafta maçında Galatasaray ile Fenerbahçe, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. Hakem Arda Kardeşler’in yönettiği karşılaşmadan Fenerbahçe, 1-0 kazandı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri 71. dakikada Çağlar Söyüncü kaydetti. Fenerbahçe bu galibiyet ile puanını 96’ya yükseltti. Galatasaray ise 99 puanda kaldı.

Fenerbahçe’den Alexander Djiku maçın 21. dakikasında kırmızı kart gördü.

Karşılaşmadan dakikalar

18. dakikada sol kanatta topla buluşan Fred’in pasında ceza sahası önünde meşin yuvarlağı alan Szymanski, uzaktan şansını denedi ancak top yandan auta çıktı.

21. dakikada orta sahada topla buluşan Torreira, Djiku’nun müdahalesi sonrasında yerde kalınca, hakem Arda Kardeşler, bu futbolcuyu ikinci sarı karttan kırmızı kartla oyun dışına yolladı.

35. dakikada soldan kazanılan serbest vuruşta Hakim Ziyech kale sahası önüne ortaladı. Savunmanın arkasına hareketlenen Barış Alper Yılmaz’ın kafa vuruşunda top az farkla üstten dışarı gitti.

41. dakikada sağ kanatta topla buluşan Mert Hakan Yandaş, ters kanattan atağa katılan Fred’e ortaladı. Bu futbolcunun ceza sahasına girer girmez bekletmeden yaptığı vuruşta top az farkla yandan dışarı çıktı.

62. dakikada sağ kanattan çalımlarla ceza sahasına giren Fred’in çapraz pozisyondaki vuruşu savunmada Köhn’den döndü. Tekrar Fred’in ayak koyduğu dönen top kalenin yanından auta çıktı.

64. dakikada Szymanski’nin pasında savunma arkasına sarkan Fred’in altıpas içinde sol çaprazdan kaleciyle karşı karşıya pozisyonda çektiği şutu Muslera oyun alanına çeldi.

71. dakikada sağ taraftan Szymanki’nin kullandığı köşe vuruşunda arkada direğe gelen top Köhn’e çarparak çizgi üzerindeki Çağlar’ın önünde kaldı. Bu oyuncunun boş kaleye vuruşu ağlarla buluştu. 0-1

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Arda Kardeşler, Mehmet Emin Tuğral, Süleyman Özay

Galatasaray: Fernando Muslera, Kaan Ayhan, Victor Nelsson (Wilfried Zaha dk. 80), Davinson Sanchez, Derrick Köhn (Kerem Aktürkoğlu dk. 73), Lucas Toreira, Kerem Demirbay (Berkan Kutlu dk. 74), Hakim Ziyech (Tete dk. 84), Dries Mertens (Carlos Vinicius dk. 84), Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi

Fenerbahçe: Dominik Livakovic, Bright Osayi-Samuel, Çağlar Söyüncü, Jayden Oosterwolde, Ferdi Kadıoğlu, Alexander Djiku, Fred, Sebastian Szymanski, Mert Hakan Yandaş (Joshua King dk. 65), Dusan Tadic (Leonardo Bonucci dk. 89), Michy Batshuayi (Edin Dzeko dk. 83)

Gol: Çağlar Söyüncü (dk. 71) (Fenerbahçe)

Kırmızı kart: Alexander Djiku (dk. 21) (Fenerbahçe)

Paylaşın