Ali Babacan’dan ‘Kobani Davası’ Mesajı: Siyasi Yumuşama Lafta

108 siyasetçi hakkında açılan Kobani Davası’nda verilen ağır cezalara ilişkin açıklama yapan DEVA Partisi lideri Ali Babacan, “Siyasi yumuşama lafta, göstermelik ziyaretlerde kaldı” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çakarlı araçlarla tetikçi transferi yapanları yargılayamayan iktidar, hukuksuzca verilen onlarca yıllık cezalarla insanların hayatlarını karartmakta beis görmüyor.”

Babacan, açıklamasının devamında, “İktidar ve ortaklarına bir kez daha hatırlatıyorum. Uymanız gereken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa var. Yargının üzerindeki elinizi çekin; AİHM kararlarını görmezden gelmeyin. Anayasal hakları çiğnemeyin” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Ali Babacan, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında olduğu 18’i tutuklu 108 siyasetçi hakkında açılan Kobani Davası’nda verilen ağır cezalara ilişkin açıklama yaptı.

Babacan açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Ülkem adına üzgünüm. İktidar, yargıya bir kere daha siyasetin gölgesini düşürerek ülkemizin toplumsal barışını umursamadığını yeniden gösterdi. Siyasi yumuşama lafta, göstermelik ziyaretlerde kaldı.

Çakarlı araçlarla tetikçi transferi yapanları yargılayamayan iktidar, hukuksuzca verilen onlarca yıllık cezalarla insanların hayatlarını karartmakta beis görmüyor. İktidar ve ortaklarına bir kez daha hatırlatıyorum. Uymanız gereken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa var. Yargının üzerindeki elinizi çekin; AİHM kararlarını görmezden gelmeyin. Anayasal hakları çiğnemeyin.”

Kabani Davası

IŞİD’in Kobani’ye dönük saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde gelişen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 18’i tutuklu 108 siyasetçi hakkında açılan davanın karar duruşması görüldü.

Cezaevi önünde ve duruşma salonunun içinde yoğun güvenlik önlemleri alınırken, duruşmaya gelen izleyiciler ayrı bir salona, arasında Hüda-Parlı’ların olduğu müştekiler başka bir salona alındı.

Sanıklar, avukatlar, milletvekilleri, gazeteciler ve yabancı kurumların temsilcileri ise ana duruşma salonunda duruşmayı izledi. Duruşmaya yaklaşık 500 avukat katıldı. DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları’nın arasında bulunduğu DEM Parti milletvekilleri, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi ve Grup Başkan Vekili Ali Mahir Başarır’dan oluşan CHP heyeti ile TİP Eş Genel Başkanı Erkan Baş ve EMEP Milletvekili Sevda Karaca da salonda yer aldı.

Duruşmayı açan Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, duruşmaya katılanların isimleri ile sanıklar ve avukatların mahkemeye verdikleri dilekçeleri okudu. Daha sonra avukatlara söz verildi. Davanın avukatlarından DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Başkanı Sevda Çelik Özbingöl, yargılama sırasında tüm ceza yargılaması ilkelerinin açıkça ihlal edildiğini belirterek, “Mahkeme, tüm aşamalarda retçi bir tutum sergiledi. Silahların eşitliği ilkesi, çelişmeli yargılanma ilkesi ihlal edildi. Adil yargılanma hakkı ağır bir şekilde ihlal edildi” dedi. Demokratik siyasi hedef alan bir yargılama yapıldığını belirten Özbingöl, adalete, hakkaniyete ve toplum vicdanına uygun karar verilmesini istedi. Özbingöl, tüm tutuklu siyasetçilerin tahliye edilmesini istedi.

Avukat Özgür Erol, bugün duruşmaya yeni evraklar girdiğini belirterek, “Biz bu evrakları henüz incelemedik. Öncelikle bugün karar kurmayınız. Bugün yalnızca tutuk incelemesi yapın” dedi. Son dönemde Can Atalay, Sinan Ateş, Ayhan Bora Kaplan davaları ile Yargıtay Başkanlığı seçimleri özelinde yaşananları anımsatan Erol, yargı bürokrasisi ve güvenlik bürokrasisi içindeki gelişmelerin kaygı verici olduğunu kaydetti. Erol, bu davanın açılmasında Ankara TEM Şube Müdürlüğü’nün 2018’de savcılığa gönderdiği bilgi notuyla yönlendirdiğini ifade etti.

Mahkeme, duruşmanın başka bir tarihe ertelenmesi talebinin, “dava sürecinde 36 sanık yönünden savunmalarının alındığı, diğer sanıkların ise yargılamanın başından beri kaçak durumunda bulunduğu, davaya gelen belgelerin yoğunlukla kaçak durumunda olan sanıklara yönelik olduğunu ancak söz konusu durumun yargılamanın geldiği aşama itibariyle savunması alınan ve bu sanıklar yönünden yürütülen yargılama neticesinde hüküm verilmesinin engelleyici bir durum olmadığı” gerekçesiyle reddine karar verdi. Mahkeme, tahliye talebinin ise hükümle birlikte değerlendirilmesine oybirliğiyle hükmetti.

Mahkeme başkanı, “Bu vicdani kanaate varırken, dosyadaki deliller incelendi ve böyle bir vicdani kanaate varıldı” diyerek sözlerine başladı. 130 sayfalık karar olduğunu, ancak bunun özetini okuyacağını belirtti. Karar okunmaya başlanınca avukatlar “Bijî berxwedana HDP” sloganları atarak alkışlarla kararı protesto etti. Avukatların salonu terk etmeye başlamasının ardından mahkeme başkanı kararı okumayı durdurdu. Avukatların salondan çıkması beklendi. Mahkeme başkanı, avukatların salonu terk etmesinin ardından kararı alfabetik olarak okumaya devam etti.

Mahkeme kararları şöyle:

Ahmet Türk: “Örgüt üyeliğinden” 10 yıl hapis cezası verildi
Ali Ürküt: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası 16 yıl hapse indirildi. Yargılama sürecindeki tutumu gerekçesiyle cezası 13 yıl 4 aya indirildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Alp Altınörs: “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” iddiasıyla 18 yıl hapis cezası verildi. Takdiri indirimi yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
Altan Tan: CMK 223’ten beraatine karar verildi.

Ayhan Bilgen: 302’den ve “örgüt üyeliğinden” ayrı ayrı beraatine karar verildi.
Ayla Akat Ata: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 6 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Artırım ve indirimle birlikte 9 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Tutukluluk halinin göz önünde bulundurulmasıyla tahliyesine karar verildi.
Aynur Aşan: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 9 yıl ceza verildi. Kaçma şüphesi gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Aysel Tuğluk: “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” iddiasından beraatine karar verildi.

Ayşe Yağcı: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 9 yıl ceza verildi. Tutukluluk hali göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verildi.
Bülent Parmaksız: 16 yıl ceza verildi. İndirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 2 yıl ceza verildi. Söz konusu cezada arttırım yapılarak, 4 yıl 6 aya çıkarıldı.
Dilek Yağlı: 16 yıl ceza verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 2 yıl verildi. Cezada arttırım yapılarak, 4 yıl 6 aya çıkarıldı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Emine Ayna: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat, “örgüt üyeliğinden” 10 yıl hapis cezası kararı verildi.

Beyza Üstün: “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi.
Figen Yüksekdağ: 19 yıl hapis cezası verilerek, indirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Örgüt üyeliği ve örgüt yönetmek” iddiaları yönünden ceza verilmedi. “Tahrik” iddiasıyla da 4 yıl 6 ay ceza verildi. “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma” gerekçesiyle 2 yıl, “örgüt propagandası”ndan 1 yıl 6 ay ceza aldı. Mehmet Tunç’un cenazesinde yaptığı bir başka konuşma sebebiyle 1 yıl 6 ay, “seçim yasaklarına aykırı hareket” etmekten 3 ay ceza verildi. Wan’da yaptığı bir konuşmadan 1 yıl 6 ay ceza verildi. Toplam 30 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Tahliye kararı çıkmadı.
Gülfer Akkaya: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. Adli kontrol tedbirleri kaldırıldı.
Gültan Kışanak: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. “Örgüt üyeliği” iddiası gerekçesiyle 8 yıl ceza verildi. Ceza yarı oranında arttırılarak 12 yıla çıkarıldı. Hakkında tahliye kararı verildi.

Günay Kubilay: 16 yıl hapis cezası ve tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
İsmail Şengül: 16 yıl hapis cezası verildi. İndirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
İbrahim Binici: Beraat kararı verildi.
Meryem Adıbelli: 9 yıl hapis cezası verildi. Hakkında tahliye kararı verildi.

Mesut Bağcık: 9 yıl hapis cezası verildi. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi.
Nazmi Gür: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilerek, ceza 18 yıl hapse indirildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 hapis cezası verildi.
Pervin Oduncu: Ağırlaştırılmış müebbet cezası verilerek, ceza 18 yıl hapse indirildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Sebahat Tuncel: “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 8 yıl ceza verildi. Ceza 12 yıl çıkarıldı. Tutukluluk süreci göz önünde bulundurularak, tahliye edilmesine karar verildi.

Selahattin Demirtaş: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmaya yardım” iddiasıyla 20 yıl, “suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Newroz etkinliğinde yaptığı konuşma gerekçesiyle 2 yıl 6 ay ceza verildi. Farklı tarihlerdeki açıklamaları gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 1 yıl 6 ay, 2 yıl 30 ay, 3 yıl, 1 yıl 6 ay, 1 yıl, 1 yıl 6 ay, 2 yıl ceza verildi. Demirtaş’a verilen toplam ceza 42 yıl oldu. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Sibel Akdeniz: Beraat kararı verildi.
Sırrı Süreyya Önder: Hakkındaki tüm iddialardan beraat kararı verildi.
Zeki Çelik: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozma” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Söz konusu ceza “yardımdan” dolayı 18 yıla düşürüldü. Yakalama emrinin infazının beklenmesine karar verildi. Ayrıca “suçu tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Zeynep Karaman: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla müebbet, bu ceza da “yardım” gerekçesiyle 18 yıla indirildi. “Suça tahrik” gerekçesiyle 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
Zeynep Ölbeci: “Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” ve “üyelik” iddialarıyla toplam 12 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.

36 kişi, çeşitli kentlerdeki protestolardaki can kayıplarından sorumlu bulunmayarak beraat etti. Mahkeme, savunmaları alınmayan ve geriye kalan isimlerin dosyası hakkında tefrik kararı verdi. Kobani Davası’nda tutuklu bulunan Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel, Ayla Akat, Ayşe Yağcı ve Meryem Adıbelli hakkında tahliye kararı verilmiş oldu.

Paylaşın

Merkez Bankası, Yıl Sonu Enflasyon Tahminini Yüzde 43,64’e Çekti

Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 44.16’dan yüzde 43,64’e çekti. Banka yıl sonu dolar kuru tahminini ise 40.01 liradan 38,78 liraya düşürdü.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu büyüme beklentisini yüzde 3,3’ten 3,7’ye yükselti, yıl sonu politika faizini de yüzde 50 olarak belirledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Nisan ayı Piyasa Katılımcıları Anketini yayımladı.

Buna göre; Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 44,16 iken, bu anket döneminde yüzde 43,64 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 35,17 iken, bu anket döneminde yüzde 33,21 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 22,05 ve yüzde 21,33 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 51,43 iken, bu anket döneminde yüzde 51,51 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 50,00 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 40,01 TL iken, bu anket döneminde 38,78 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 42,47 TL iken, bu anket döneminde 41,80 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) 2024 yılı ve 2025 yılı büyüme beklentileri bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de sırasıyla yüzde 3,3 ve 3,7 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

İsrail’den Türkiye’ye Misilleme: Serbest Ticaret Anlaşması Feshediyor

Ankara’nın gelen tepkiler üzerine ticareti kesme kararının ardından Tel Aviv, Türkiye ile olan serbest ticaret anlaşmasını feshedeceklerini ve Türkiye’den ithal edilen mallara yüzde 100 ek gümrük vergisi uygulayacaklarını duyurdu.

Ticaret Bakanlığı, 2 Mayıs’ta, Gazze’ye kesintisiz insani yardım akışı sağlanana kadar Türkiye-İsrail arasında ihracat ve ithalat işlemlerinin tüm ürünleri kapsayacak şekilde durdurulduğunu açıklamıştı.

Bakanlık, yaptığı açıklamada, “Devlet düzeyinde alınan tedbirlerin ikinci aşamasına geçilmiş, İsrail’le ilgili ihracat ve ithalat işlemleri tüm ürünleri kapsayacak şekilde durdurulmuştur” ifadeleri kullanılmıştı.

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Türkiye ile İsrail arasındaki serbest ticaret anlaşmasını feshedeceklerini ve Türkiye’den ithal edilen mallara yüzde 100 ek gümrük vergisi uygulayacaklarını duyurdu. İsrailli Bakan, söz konusu planın, kabinenin onayına sunulacağını ifade etti.

Bezalel Smotrich, konuyla ilgili açıklamasında “Erdoğan’ın İsrail’den ithalatı durdurması bir ekonomik boykot ilanı teşkil ediyor ve Türkiye’nin yükümlülüğü olduğu uluslararası ticaret anlaşmalarının ciddi şekilde ihlali anlamına geliyor” dedi.

İsrail’in bu uygulamalarının Erdoğan iktidarda kaldığı sürece devam ettirileceğini belirten Bezalel Smotrich, “Türkiye vatandaşları, Erdoğan’ın görev süresi dolduğunda aklı başında ve İsrail düşmanı olmayan bir lider seçerse, Türkiye ile ticaret yolunun yeniden açılması da mümkün olur” ifadelerini kullandı.

İsrail Maliye Bakanı Smotrich’in planı, Türkiye’den İsrail’e ihraç edilen mallara serbest ticaret anlaşması uyarınca uygulanan tüm indirimli gümrük vergilerinin kaldırılmasını öngörüyor. Ayrıca Türkiye’den ithal edilen tüm ürünlere, mevcut gümrük vergisi oranına ilaveten, değerinin yüzde 100’ü oranında ek vergi uygulanacak.

Bezalel Smotrich; İsrail Maliye, Ekonomi ve Dışişleri Bakanlıklarının da ticarette Türkiye’ye olan bağımlılığı azaltmak için ithalat kaynaklarını çeşitlendirilmesi sağlayacak adımlar atacağını söyledi.

Smotrich’in Türkiye’ye yönelik planı, İsrail İmalatçılar Birliği tarafından da “uygun bir yanıt” olarak karşılandı. Jerusalem Post’un haberine göre, Birlik’ten yapılan açıklamada, sanayicilere ithalat alternatifleri için Çin, Doğu Avrupa, Yunanistan, Almanya, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Tayvan’a yönelmeleri çağrısında bulunuldu.

Türkiye Ticaret Bakanlığı bu ay başında İsrail ile her türlü ihracat ve ithalat işleminin durdurulduğunu duyurmuştu.

Ancak İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geri adım attığını ve bu ülkeye yönelik ticaret kısıtlamalarının birçoğunu kaldırdığını öne sürmüştü. Bu iddiaya Ticaret Bakanı Ömer Bolat’tan yalanlama gelmişti.

Reuters haber ajansı tarafından ulaşılan bir belgede ise Ticaret Bakanlığının İsrail’e ihracat yapan Türk şirketlerine ellerindeki siparişleri üçüncü ülkeler üzerinden gerçekleştirebilmeleri için üç ay süre tanıdığı görülmüştü.

Paylaşın

Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borcu 175,4 Milyar Dolar

Mart sonu itibarıyla, Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, 2023 yıl sonuna göre 175,4 milyar dolara yükseldi. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku 71,2 milyar dolar, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku 58,2 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Mart sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç stoku, 232,0 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Söz konusu stokun 19,5 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 23,1, Merkez Bankası’nın yüzde 19,8, özel sektörün ise yüzde 57,1 oranında paya sahip olduğu gözlemlendi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri Mart 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Mart sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2023 yıl sonuna göre yüzde 0,1 oranında artışla 175,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 4,1 oranında artarak 71,2 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 3,7 oranında azalarak 58,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2023 yıl sonuna göre yüzde 21,0 oranında artarak 15,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 4,1 oranında azalarak 19,2 milyar dolar, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 2,0 oranında azalışla 20,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ayrıca, yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yıl sonuna görev8,9 oranında artışla 16,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2023 yıl sonuna göre yüzde 3,4 oranında azalarak 51,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2023 yıl sonuna göre yüzde 9,3 oranında artarak 37,7 milyar dolar olurken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 2,8 oranında azalarak 91,8 milyar dolar oldu.

Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar yıl sonuna göre yüzde 5,2 oranında azalarak 90,6 milyar dolar, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 2,7 oranında artarak 79,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 2023 yıl sonunda 1,7 milyar dolar olan kısa vadeli tahvil ihraçları, 2024 Mart sonu itibarıyla 4,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 604 milyon dolar olarak gerçekleşti.

2024 Mart sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 51,6’sı ABD doları, yüzde 22,1’i Euro, yüzde 10,6’sı TL ve yüzde 15,7’si diğer döviz cinslerinden oluştu.

2024 Mart sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 232,0 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Söz konusu stokun 19,5 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 23,1, Merkez Bankası’nın yüzde 19,8, özel sektörün ise yüzde 57,1 oranında paya sahip olduğu gözlendi.

Paylaşın

Figen Yüksekdağ: Direne Direne Kazanacağız

Kobani Davası’nda 30 yıl 3 ay hapis cezası verilen eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, karara ilişkin yaptığı açıklamada, “Halklılığımızın bilincine, gücüne ve güvenine sarılıyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Halklarımzıın da bunlara sarılarak özgürlük yolunda kararlılıkla yürüyeceğine inanınyoruz. Kimsenin yüzü düşmesin, yüreği kararmasın. Bugüne kadar yıkamadılar, diz çöktüremediler. Ağır bedellerle, cefalarla beslenen yolumuzdan döndüremediler. Bundan sonra da başaramayacaklar. Direne direni var olduk. Direne direne kazanacağız.”

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Kobani Davası’nda verilen 30 yıl 3 ay hapis cezasına ilişkin sosyal medya hesabından bir mesaj yayınladı. Yüksekdağ, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Koban Davası’nda verilen karar, haklı demokratik mücadelemizde, politik özgürlük hareketimizde bir sonuç edğil, yeni bir başlangıçtır. Rehin tutulduğumuz 8 yıl boyunca halklarımızın, kadınların ve emekçilerin onurunu, özgürlüğünü, adaleti savunduk. Katliamcı, tecavüzcü IŞİD ordusuna ve onun ipini elinde tutanlara, suç ortaklarına karşı toplumsal vicdana, dayanışmaya, büyük insanlığın asil değerlerine sarıldık.

Bu değerlerlerden nasibini almayanlar tarafından yargı işkencesine, zulmüne maruz bırakıldık. Çıkan ağır ceza kararları Türkiye halklarının birlikte yaşama olanaklarına ortak vatan ve demokratik cumhuriyet idealine yönelik bir saldırıdır. Demokratik siyasetin tasfiye operasyonlarına ve halklarımızın ortak yaşamına, geleceğine dönük her hamleyi boşa çıkarmak için direnmeye devam edeceğiz.

Halklılığımızın bilincine, gücüne ve güvenine sarılıyoruz. Halklarımzıın da bunlara sarılarak özgürlük yolunda kararlılıkla yürüyeceğine inanınyoruz. Kimsenin yüzü düşmesin, yüreği kararmasın. Bugüne kadar yıkamadılar, diz çöktüremediler. Ağır bedellerle, cefalarla beslenen yolumuzdan döndüremediler. Bundan sonra da başaramayacaklar. Direne direni var olduk. Direne direne kazanacağız. Selam ve sevgilerle.”

Kabani Davası

IŞİD’in Kobani’ye dönük saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde gelişen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 18’i tutuklu 108 siyasetçi hakkında açılan davanın karar duruşması görüldü.

Cezaevi önünde ve duruşma salonunun içinde yoğun güvenlik önlemleri alınırken, duruşmaya gelen izleyiciler ayrı bir salona, arasında Hüda-Parlı’ların olduğu müştekiler başka bir salona alındı.

Sanıklar, avukatlar, milletvekilleri, gazeteciler ve yabancı kurumların temsilcileri ise ana duruşma salonunda duruşmayı izledi. Duruşmaya yaklaşık 500 avukat katıldı. DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları’nın arasında bulunduğu DEM Parti milletvekilleri, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi ve Grup Başkan Vekili Ali Mahir Başarır’dan oluşan CHP heyeti ile TİP Eş Genel Başkanı Erkan Baş ve EMEP Milletvekili Sevda Karaca da salonda yer aldı.

Duruşmayı açan Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, duruşmaya katılanların isimleri ile sanıklar ve avukatların mahkemeye verdikleri dilekçeleri okudu. Daha sonra avukatlara söz verildi. Davanın avukatlarından DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Başkanı Sevda Çelik Özbingöl, yargılama sırasında tüm ceza yargılaması ilkelerinin açıkça ihlal edildiğini belirterek, “Mahkeme, tüm aşamalarda retçi bir tutum sergiledi. Silahların eşitliği ilkesi, çelişmeli yargılanma ilkesi ihlal edildi. Adil yargılanma hakkı ağır bir şekilde ihlal edildi” dedi. Demokratik siyasi hedef alan bir yargılama yapıldığını belirten Özbingöl, adalete, hakkaniyete ve toplum vicdanına uygun karar verilmesini istedi. Özbingöl, tüm tutuklu siyasetçilerin tahliye edilmesini istedi.

Avukat Özgür Erol, bugün duruşmaya yeni evraklar girdiğini belirterek, “Biz bu evrakları henüz incelemedik. Öncelikle bugün karar kurmayınız. Bugün yalnızca tutuk incelemesi yapın” dedi. Son dönemde Can Atalay, Sinan Ateş, Ayhan Bora Kaplan davaları ile Yargıtay Başkanlığı seçimleri özelinde yaşananları anımsatan Erol, yargı bürokrasisi ve güvenlik bürokrasisi içindeki gelişmelerin kaygı verici olduğunu kaydetti. Erol, bu davanın açılmasında Ankara TEM Şube Müdürlüğü’nün 2018’de savcılığa gönderdiği bilgi notuyla yönlendirdiğini ifade etti.

Mahkeme, duruşmanın başka bir tarihe ertelenmesi talebinin, “dava sürecinde 36 sanık yönünden savunmalarının alındığı, diğer sanıkların ise yargılamanın başından beri kaçak durumunda bulunduğu, davaya gelen belgelerin yoğunlukla kaçak durumunda olan sanıklara yönelik olduğunu ancak söz konusu durumun yargılamanın geldiği aşama itibariyle savunması alınan ve bu sanıklar yönünden yürütülen yargılama neticesinde hüküm verilmesinin engelleyici bir durum olmadığı” gerekçesiyle reddine karar verdi. Mahkeme, tahliye talebinin ise hükümle birlikte değerlendirilmesine oybirliğiyle hükmetti.

Mahkeme başkanı, “Bu vicdani kanaate varırken, dosyadaki deliller incelendi ve böyle bir vicdani kanaate varıldı” diyerek sözlerine başladı. 130 sayfalık karar olduğunu, ancak bunun özetini okuyacağını belirtti. Karar okunmaya başlanınca avukatlar “Bijî berxwedana HDP” sloganları atarak alkışlarla kararı protesto etti. Avukatların salonu terk etmeye başlamasının ardından mahkeme başkanı kararı okumayı durdurdu. Avukatların salondan çıkması beklendi. Mahkeme başkanı, avukatların salonu terk etmesinin ardından kararı alfabetik olarak okumaya devam etti.

Mahkeme kararları şöyle:

Ahmet Türk: “Örgüt üyeliğinden” 10 yıl hapis cezası verildi
Ali Ürküt: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası 16 yıl hapse indirildi. Yargılama sürecindeki tutumu gerekçesiyle cezası 13 yıl 4 aya indirildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Alp Altınörs: “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” iddiasıyla 18 yıl hapis cezası verildi. Takdiri indirimi yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
Altan Tan: CMK 223’ten beraatine karar verildi.

Ayhan Bilgen: 302’den ve “örgüt üyeliğinden” ayrı ayrı beraatine karar verildi.
Ayla Akat Ata: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 6 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Artırım ve indirimle birlikte 9 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Tutukluluk halinin göz önünde bulundurulmasıyla tahliyesine karar verildi.
Aynur Aşan: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 9 yıl ceza verildi. Kaçma şüphesi gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Aysel Tuğluk: “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” iddiasından beraatine karar verildi.

Ayşe Yağcı: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 9 yıl ceza verildi. Tutukluluk hali göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verildi.
Bülent Parmaksız: 16 yıl ceza verildi. İndirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 2 yıl ceza verildi. Söz konusu cezada arttırım yapılarak, 4 yıl 6 aya çıkarıldı.
Dilek Yağlı: 16 yıl ceza verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 2 yıl verildi. Cezada arttırım yapılarak, 4 yıl 6 aya çıkarıldı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Emine Ayna: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat, “örgüt üyeliğinden” 10 yıl hapis cezası kararı verildi.

Beyza Üstün: “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi.
Figen Yüksekdağ: 19 yıl hapis cezası verilerek, indirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Örgüt üyeliği ve örgüt yönetmek” iddiaları yönünden ceza verilmedi. “Tahrik” iddiasıyla da 4 yıl 6 ay ceza verildi. “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma” gerekçesiyle 2 yıl, “örgüt propagandası”ndan 1 yıl 6 ay ceza aldı. Mehmet Tunç’un cenazesinde yaptığı bir başka konuşma sebebiyle 1 yıl 6 ay, “seçim yasaklarına aykırı hareket” etmekten 3 ay ceza verildi. Wan’da yaptığı bir konuşmadan 1 yıl 6 ay ceza verildi. Toplam 30 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Tahliye kararı çıkmadı.
Gülfer Akkaya: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. Adli kontrol tedbirleri kaldırıldı.
Gültan Kışanak: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. “Örgüt üyeliği” iddiası gerekçesiyle 8 yıl ceza verildi. Ceza yarı oranında arttırılarak 12 yıla çıkarıldı. Hakkında tahliye kararı verildi.

Günay Kubilay: 16 yıl hapis cezası ve tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
İsmail Şengül: 16 yıl hapis cezası verildi. İndirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
İbrahim Binici: Beraat kararı verildi.
Meryem Adıbelli: 9 yıl hapis cezası verildi. Hakkında tahliye kararı verildi.

Mesut Bağcık: 9 yıl hapis cezası verildi. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi.
Nazmi Gür: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilerek, ceza 18 yıl hapse indirildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 hapis cezası verildi.
Pervin Oduncu: Ağırlaştırılmış müebbet cezası verilerek, ceza 18 yıl hapse indirildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Sebahat Tuncel: “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 8 yıl ceza verildi. Ceza 12 yıl çıkarıldı. Tutukluluk süreci göz önünde bulundurularak, tahliye edilmesine karar verildi.

Selahattin Demirtaş: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmaya yardım” iddiasıyla 20 yıl, “suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Newroz etkinliğinde yaptığı konuşma gerekçesiyle 2 yıl 6 ay ceza verildi. Farklı tarihlerdeki açıklamaları gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 1 yıl 6 ay, 2 yıl 30 ay, 3 yıl, 1 yıl 6 ay, 1 yıl, 1 yıl 6 ay, 2 yıl ceza verildi. Demirtaş’a verilen toplam ceza 42 yıl oldu. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Sibel Akdeniz: Beraat kararı verildi.
Sırrı Süreyya Önder: Hakkındaki tüm iddialardan beraat kararı verildi.
Zeki Çelik: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozma” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Söz konusu ceza “yardımdan” dolayı 18 yıla düşürüldü. Yakalama emrinin infazının beklenmesine karar verildi. Ayrıca “suçu tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Zeynep Karaman: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla müebbet, bu ceza da “yardım” gerekçesiyle 18 yıla indirildi. “Suça tahrik” gerekçesiyle 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
Zeynep Ölbeci: “Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” ve “üyelik” iddialarıyla toplam 12 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.

36 kişi, çeşitli kentlerdeki protestolardaki can kayıplarından sorumlu bulunmayarak beraat etti. Mahkeme, savunmaları alınmayan ve geriye kalan isimlerin dosyası hakkında tefrik kararı verdi. Kobani Davası’nda tutuklu bulunan Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel, Ayla Akat, Ayşe Yağcı ve Meryem Adıbelli hakkında tahliye kararı verilmiş oldu.

Paylaşın

DEM Parti’den ‘Kobani Davası’ Açıklaması: Türkiye’ye Kurulmuş Kumpas

Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında olduğu 18’i tutuklu 108 siyasetçi hakkında açılan Kobani Davası’nda verilen ağır cezalara ilişkin açıklama yapan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, davanın Türkiye’nin kendisine kurulmuş bir kumpas olduğunu söyledi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Eğer bunu böyle görmez, böyle yorumlamaz ve böyle yaklaşmazsak tüm Türkiye’ye kurulmuş bu kumpas devam eder ve hepimize kaybettirir. O yüzden biz ‘Herkes için, demokrasi, eşitlik, özgürlük’ diyoruz ve bunun ısrarla altını çiziyoruz. O yüzden biz Gezi’den Kobani’ye, Can Atalay kararlarından Kavala’ya kadar hiçbir ayrım yapmadan bir tutum ve pozisyon almak gerektiğini ifade ediyoruz.”

Ayşegül Doğan, açıklamasının devamında, “Kobani Davası’yla ilgili verilen kararın Türkiye’de bir arada yaşam umuduna dönük bir kumpas olduğunu söylüyoruz. Türkiye’de bir arada, eşit, adil bir şekilde yaşam beklentisine, mücadelesine ve umuduna dönük bir tuzak kurulmaya çalışıldığını söylüyoruz. Biz bu tuzağa şu ana kadar düşmedik, düşmeyeceğiz. Her şeye rağmen DEM Parti, bu siyasetteki ısrardan vazgeçmedi, vazgeçmeyecek. Hesap soracak birileri varsa, onlar da bizleriz” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında gündeme gelen başlıklara dair açıklamalarda bulundu. Doğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“DEM Parti için Kobani Davası’nda verilen mahkumiyet kararlarının hukuken hiçbir karşılığı yok. Zaten işletilmiyordu hukuk ve her defasında bunu söyledik. Bu insanların başka bir rövanş almak isteğiyle hapsedildiğini söyledik. Nitekim bu talimatlı, özel yetkili mahkemeler dahi bu gerçeğin üstünü örtecek bir karar veremedi. Kumpas nasıl kuruldu? 6-8 Ekim olayları gerekçe gösterildi. Can çekişen bir çözüm süreci vardı. Çünkü IŞİD kuşatmasındaydı Kobani ve buna karşı bir dayanışma çağrısı yapıldı.

Bu çağrıyla yaşanan olayların tarihlerinin dahi çakışmadığı bir zaman diliminde yaşanan her şeyin müsebbibi olarak HDP gösterildi. Hem de öldürülen onlarca insanın HDP’li olduğunun söylenmesine, Meclis’te bununla ilgili araştırma komisyonu kurulması talebine rağmen bugün ortaya çıkan Türkiye tablosunun yolu, ‘O insanları bu siyasetçiler öldürdü, onlar katil’ denilerek yapıldı.

Ama bakın mahkeme buralardan beraat veriyor. Bu talimatlı, özel yetkili mahkemeler dahi şu haliyle bu bağlantıyı kuramıyor, bunu delil olarak kullanamıyor. Demek ki neymiş? Kobani Davası hakikaten bir kumpas imiş. Ama yalnızca Kürt siyasetçilere ve Türkiye demokrasi güçlerine kurulmuş bir kumpas değil, bizatihi Türkiye’nin kendisine kurulmuş bir kumpas. Eğer bunu böyle görmez, böyle yorumlamaz ve böyle yaklaşmazsak tüm Türkiye’ye kurulmuş bu kumpas devam eder ve hepimize kaybettirir.

O yüzden biz ‘Herkes için, demokrasi, eşitlik, özgürlük’ diyoruz ve bunun ısrarla altını çiziyoruz. O yüzden biz Gezi’den Kobani’ye, Can Atalay kararlarından Kavala’ya kadar hiçbir ayrım yapmadan bir tutum ve pozisyon almak gerektiğini ifade ediyoruz.

Kobani Davası’yla ilgili verilen kararın Türkiye’de bir arada yaşam umuduna dönük bir kumpas olduğunu söylüyoruz. Türkiye’de bir arada, eşit, adil bir şekilde yaşam beklentisine, mücadelesine ve umuduna dönük bir tuzak kurulmaya çalışıldığını söylüyoruz. Biz bu tuzağa şu ana kadar düşmedik, düşmeyeceğiz. Her şeye rağmen DEM Parti, bu siyasetteki ısrardan vazgeçmedi, vazgeçmeyecek. Hesap soracak birileri varsa, onlar da bizleriz.”

Kabani Davası

IŞİD’in Kobani’ye dönük saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde gelişen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 18’i tutuklu 108 siyasetçi hakkında açılan davanın karar duruşması görüldü.

Cezaevi önünde ve duruşma salonunun içinde yoğun güvenlik önlemleri alınırken, duruşmaya gelen izleyiciler ayrı bir salona, arasında Hüda-Parlı’ların olduğu müştekiler başka bir salona alındı.

Sanıklar, avukatlar, milletvekilleri, gazeteciler ve yabancı kurumların temsilcileri ise ana duruşma salonunda duruşmayı izledi. Duruşmaya yaklaşık 500 avukat katıldı. DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları’nın arasında bulunduğu DEM Parti milletvekilleri, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi ve Grup Başkan Vekili Ali Mahir Başarır’dan oluşan CHP heyeti ile TİP Eş Genel Başkanı Erkan Baş ve EMEP Milletvekili Sevda Karaca da salonda yer aldı.

Duruşmayı açan Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, duruşmaya katılanların isimleri ile sanıklar ve avukatların mahkemeye verdikleri dilekçeleri okudu. Daha sonra avukatlara söz verildi. Davanın avukatlarından DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Başkanı Sevda Çelik Özbingöl, yargılama sırasında tüm ceza yargılaması ilkelerinin açıkça ihlal edildiğini belirterek, “Mahkeme, tüm aşamalarda retçi bir tutum sergiledi. Silahların eşitliği ilkesi, çelişmeli yargılanma ilkesi ihlal edildi. Adil yargılanma hakkı ağır bir şekilde ihlal edildi” dedi. Demokratik siyasi hedef alan bir yargılama yapıldığını belirten Özbingöl, adalete, hakkaniyete ve toplum vicdanına uygun karar verilmesini istedi. Özbingöl, tüm tutuklu siyasetçilerin tahliye edilmesini istedi.

Avukat Özgür Erol, bugün duruşmaya yeni evraklar girdiğini belirterek, “Biz bu evrakları henüz incelemedik. Öncelikle bugün karar kurmayınız. Bugün yalnızca tutuk incelemesi yapın” dedi. Son dönemde Can Atalay, Sinan Ateş, Ayhan Bora Kaplan davaları ile Yargıtay Başkanlığı seçimleri özelinde yaşananları anımsatan Erol, yargı bürokrasisi ve güvenlik bürokrasisi içindeki gelişmelerin kaygı verici olduğunu kaydetti. Erol, bu davanın açılmasında Ankara TEM Şube Müdürlüğü’nün 2018’de savcılığa gönderdiği bilgi notuyla yönlendirdiğini ifade etti.

Mahkeme, duruşmanın başka bir tarihe ertelenmesi talebinin, “dava sürecinde 36 sanık yönünden savunmalarının alındığı, diğer sanıkların ise yargılamanın başından beri kaçak durumunda bulunduğu, davaya gelen belgelerin yoğunlukla kaçak durumunda olan sanıklara yönelik olduğunu ancak söz konusu durumun yargılamanın geldiği aşama itibariyle savunması alınan ve bu sanıklar yönünden yürütülen yargılama neticesinde hüküm verilmesinin engelleyici bir durum olmadığı” gerekçesiyle reddine karar verdi. Mahkeme, tahliye talebinin ise hükümle birlikte değerlendirilmesine oybirliğiyle hükmetti.

Mahkeme başkanı, “Bu vicdani kanaate varırken, dosyadaki deliller incelendi ve böyle bir vicdani kanaate varıldı” diyerek sözlerine başladı. 130 sayfalık karar olduğunu, ancak bunun özetini okuyacağını belirtti. Karar okunmaya başlanınca avukatlar “Bijî berxwedana HDP” sloganları atarak alkışlarla kararı protesto etti. Avukatların salonu terk etmeye başlamasının ardından mahkeme başkanı kararı okumayı durdurdu. Avukatların salondan çıkması beklendi. Mahkeme başkanı, avukatların salonu terk etmesinin ardından kararı alfabetik olarak okumaya devam etti.

Mahkeme kararları şöyle:

Ahmet Türk: “Örgüt üyeliğinden” 10 yıl hapis cezası verildi
Ali Ürküt: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası 16 yıl hapse indirildi. Yargılama sürecindeki tutumu gerekçesiyle cezası 13 yıl 4 aya indirildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Alp Altınörs: “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” iddiasıyla 18 yıl hapis cezası verildi. Takdiri indirimi yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
Altan Tan: CMK 223’ten beraatine karar verildi.

Ayhan Bilgen: 302’den ve “örgüt üyeliğinden” ayrı ayrı beraatine karar verildi.
Ayla Akat Ata: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 6 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Artırım ve indirimle birlikte 9 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Tutukluluk halinin göz önünde bulundurulmasıyla tahliyesine karar verildi.
Aynur Aşan: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 9 yıl ceza verildi. Kaçma şüphesi gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Aysel Tuğluk: “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” iddiasından beraatine karar verildi.

Ayşe Yağcı: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 9 yıl ceza verildi. Tutukluluk hali göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verildi.
Bülent Parmaksız: 16 yıl ceza verildi. İndirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 2 yıl ceza verildi. Söz konusu cezada arttırım yapılarak, 4 yıl 6 aya çıkarıldı.
Dilek Yağlı: 16 yıl ceza verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 2 yıl verildi. Cezada arttırım yapılarak, 4 yıl 6 aya çıkarıldı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Emine Ayna: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat, “örgüt üyeliğinden” 10 yıl hapis cezası kararı verildi.

Beyza Üstün: “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi.
Figen Yüksekdağ: 19 yıl hapis cezası verilerek, indirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Örgüt üyeliği ve örgüt yönetmek” iddiaları yönünden ceza verilmedi. “Tahrik” iddiasıyla da 4 yıl 6 ay ceza verildi. “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma” gerekçesiyle 2 yıl, “örgüt propagandası”ndan 1 yıl 6 ay ceza aldı. Mehmet Tunç’un cenazesinde yaptığı bir başka konuşma sebebiyle 1 yıl 6 ay, “seçim yasaklarına aykırı hareket” etmekten 3 ay ceza verildi. Wan’da yaptığı bir konuşmadan 1 yıl 6 ay ceza verildi. Toplam 30 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Tahliye kararı çıkmadı.
Gülfer Akkaya: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. Adli kontrol tedbirleri kaldırıldı.
Gültan Kışanak: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. “Örgüt üyeliği” iddiası gerekçesiyle 8 yıl ceza verildi. Ceza yarı oranında arttırılarak 12 yıla çıkarıldı. Hakkında tahliye kararı verildi.

Günay Kubilay: 16 yıl hapis cezası ve tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
İsmail Şengül: 16 yıl hapis cezası verildi. İndirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
İbrahim Binici: Beraat kararı verildi.
Meryem Adıbelli: 9 yıl hapis cezası verildi. Hakkında tahliye kararı verildi.

Mesut Bağcık: 9 yıl hapis cezası verildi. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi.
Nazmi Gür: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilerek, ceza 18 yıl hapse indirildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 hapis cezası verildi.
Pervin Oduncu: Ağırlaştırılmış müebbet cezası verilerek, ceza 18 yıl hapse indirildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Sebahat Tuncel: “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 8 yıl ceza verildi. Ceza 12 yıl çıkarıldı. Tutukluluk süreci göz önünde bulundurularak, tahliye edilmesine karar verildi.

Selahattin Demirtaş: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmaya yardım” iddiasıyla 20 yıl, “suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Newroz etkinliğinde yaptığı konuşma gerekçesiyle 2 yıl 6 ay ceza verildi. Farklı tarihlerdeki açıklamaları gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 1 yıl 6 ay, 2 yıl 30 ay, 3 yıl, 1 yıl 6 ay, 1 yıl, 1 yıl 6 ay, 2 yıl ceza verildi. Demirtaş’a verilen toplam ceza 42 yıl oldu. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Sibel Akdeniz: Beraat kararı verildi.
Sırrı Süreyya Önder: Hakkındaki tüm iddialardan beraat kararı verildi.
Zeki Çelik: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozma” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Söz konusu ceza “yardımdan” dolayı 18 yıla düşürüldü. Yakalama emrinin infazının beklenmesine karar verildi. Ayrıca “suçu tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Zeynep Karaman: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla müebbet, bu ceza da “yardım” gerekçesiyle 18 yıla indirildi. “Suça tahrik” gerekçesiyle 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
Zeynep Ölbeci: “Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” ve “üyelik” iddialarıyla toplam 12 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.

36 kişi, çeşitli kentlerdeki protestolardaki can kayıplarından sorumlu bulunmayarak beraat etti. Mahkeme, savunmaları alınmayan ve geriye kalan isimlerin dosyası hakkında tefrik kararı verdi. Kobani Davası’nda tutuklu bulunan Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel, Ayla Akat, Ayşe Yağcı ve Meryem Adıbelli hakkında tahliye kararı verilmiş oldu.

Paylaşın

“Erdoğan, Türkiye Demokrasisini İmha Etmeye Devam Ediyor”

Avrupa Parlamentosu Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı (S&D) üyesi Thijs Reuten, Kobani Davası’nda haklarında mahkumiyet kararı verilen Demirtaş ve diğer siyasetçilere verilen onlarca yıl hapis cezalarının savunulacak bir yanı bulunmadığını söyledi.

“Bunun sonuçları olmak zorunda” diyen Thijs Reuten, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması yönündeki kararını anımsatarak, “Erdoğan Türkiye demokrasisini imha etmeye devam ediyor” dedi.

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında olduğu 18’i tutuklu 108 siyasetçi hakkında açılan Kobani Davası’nda verilen ağır cezalar tepkilere neden oldu.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; İnsan hakları örgütleri, Avrupalı siyasetçiler ve Türkiye’deki gelişmeleri yakından izleyen uzmanlar mahkumiyet kararlarını yorumlarken, hem tepki hem de endişelerini dile getirdiler.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) yaptığı basın açıklamasında “Türk mahkemesinin 24 Kürt siyasetçiyi devlete karşı suç işlemek gibi düzmece suçlamalarla mahkum etmesi, açıkça siyasi ve adaletsiz bir toplu yargılamanın sonucudur” ifadeleri yer aldı.

Açıklamada mahkumiyet kararlarının, “Türk makamlarının ceza yargılama sistemini siyasetçilerin asılsız suçlamalarla uzun süreli keyfi tutukluluklarını sağlamak ve seçilmiş temsilcileri siyasi hayattan uzaklaştırmak için araçsallaştırdığını teyit etmekte olduğuna” vurgu yapıldı.

HRW Avrupa ve Orta Asya Direktörü Hugh Williamson, “Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer önde gelen Kürt muhalif siyasetçilerin kitlesel bir davada mahkum edilmeleri, çoğunlukla Kürt seçmenleri seçtikleri temsilcilerinden mahrum bırakan, demokratik süreci baltalayan ve yasal siyasi söylemi suç haline getiren bir zulüm kampanyasının son hamlesidir” dedi.

Williamson ayrıca demokratik yollarla seçilmiş Kürt siyasetçilerin siyasi hayattan uzaklaştırmanın “PKK ile ile on yıllardır devam eden ihtilafın sona erdirilmesini hiçbir şekilde sağlamayacağını” da sözlerine ekledi.

Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi Direktörü Ayşe Bingöl ise mahkumiyet kararlarını değerlendirirken, “Bu mahkumiyetler ülkede insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin olumlu yönde değişmesi yönündeki umutlara bir darbe daha vurdu” dedi.

Son mahkumiyet kararları ile süren keyfi ve siyasi tutuklamaların uluslararası insan hakları standartlarını açıkça ihlal ettiğine ve AİHM kararlarını da hiçe saydığına dikkat çeken Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:

“Uluslararası toplum şimdi kritik bir tercih yapmak zorunda: Sessiz kalarak bu baskıcı uygulamaların suç ortağı olma riskini mi göze alacak yoksa uluslararası yükümlülüklerin bu denli ciddi bir boyutta ihlal edildiği durumlar için öngörülen süreçleri başlatmak için güçlü bir şekilde harekete mi geçecek?”

Avrupalı siyasetçilerden de mahkumiyet kararlarına tepkiler geldi. Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un partisi Sosyal Demokrat Parti (SPD) milletvekili Frank Schwabe bu siyasetçiler arasında yer aldı.

Aynı zamanda Almanya’nın Avrupa Konseyi nezdindeki parlamenter delegasyonunun başkanı olan Frank Schwabe, sosyal medya hesabından, “Mesele oldukça basit. Türkiye, AİHM kararını uygulamak zorunda. Selahattin Demirtaş serbest bırakılmalı. Abes bir davada verilen abes bir hapis cezası bunu değiştirmez” açıklamasını yaptı.

Alman koalisyon hükümeti ortaklarından Yeşiller Partisi’nin milletvekili ve Almanya-Türkiye Parlamenterler Grubu Başkanı Max Lucks da sert tepki gösterdi. Lucks, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, Demirtaş ve Yüksekdağ hakkındaki mahkumiyet kararlarını “Avrupa insan hakları sistemini hedef alan yeni bir saldırı” olarak nitelendirdi, “Türkiye’deki demokratların yanındayız ve Yüksekdağ ile Demirtaş’ın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kaydetti.

“Erdoğan demokrasiyi imha etmeye devam ediyor”

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ise tepkisini Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in geçen hafta Brüksel’de yaptığı görüşmelere işaret ederek gösterdi:

“Demirtaş’a yapılan haksızlık, Mehmet Şimşek’in Türkiye ekonomisinin güvenilirliğini satmak için yaptığı turların neden fos çıktığını gösteriyor. Bu tür eylemler ve arızalı bir yargı sistemi, Türkiye’nin güvenilirliğini zayıflatmaktadır. Bedeli mi? Adaletin sürekli sorgulandığı bir ortama hiçbir şirket tam olarak güvenemez.”

Avrupa Parlamentosu milletvekillerinden Thijs Reuten de bir açıklama yaptı. Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı (S&D) üyesi Reuten, haklarında mahkumiyet kararı verilen Demirtaş ve diğer siyasetçilere verilen onlarca yıl hapis cezalarının savunulacak bir yanı bulunmadığının altını çizdi.

“Bunun sonuçları olmak zorunda” diyen Reuten, AİHM’in Demirtaş’ın serbest bırakılması yönündeki kararını anımsatarak, “Erdoğan Türkiye demokrasisini imha etmeye devam ediyor” dedi.

Türkiye’deki gelişmeleri yakından izleyen uluslararası uzmanlar da Kobani davasından çıkan mahkumiyet kararları hakkında değerlendirmelerini paylaştı. Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsü Türkiye Programı Direktörü Gönül Tol, “Erdoğan’ın rota düzeltme konusunda hiçbir zaman ciddi olmadığının son işareti” olarak nitelendirdiği mahkumiyet kararları için şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye, 2014 Kobani protestoları nedeniyle Kürt yanlısı partinin eski yetkililerini mahkum etti. Mahkeme, Demirtaş’ı protestoları kışkırttığı gerekçesiyle 40 yıldan fazla hapis cezasına çarptırdı. Bence Kobani protestoları, Erdoğan’ın Kürtlerin başkanlık hayallerine destek vermeyeceğini anladığı andı. Bu durum Demirtaş’ın 2015’te ‘Erdoğan’ı başkan yaptırmama’ sözü vermesiyle daha da netleşti ve Demirtaş bu sözünün bedelini ağır bir şekilde ödüyor. Tıpkı Kavala davası gibi bu da siyasi bir dava ve Türk milliyetçileriyle ittifakı göz önüne alındığında Erdoğan için rotayı düzeltilmesi daha da zor bir dava.”

Johns Hopkins Üniversitesi Öğretim Üyesi Lisel Hintz, davada verilen haksız cezaların iki şey gösterdiğine dikkat çekerek şunları kaydetti: “1)’Türkiye’nin demokrasisi dirençlidir’ iddialarının doğruluğu rejime mi yoksa muhalefete mi baktığınıza bağlı. 2) Rejim, Kürtleri ağır ve görünür bir şekilde siyasi olarak cezalandırarak paçayı kurtarabileceği hesabını yapıyor.”

Kabani Davası

IŞİD’in Kobani’ye dönük saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde gelişen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 18’i tutuklu 108 siyasetçi hakkında açılan davanın karar duruşması görüldü.

Cezaevi önünde ve duruşma salonunun içinde yoğun güvenlik önlemleri alınırken, duruşmaya gelen izleyiciler ayrı bir salona, arasında Hüda-Parlı’ların olduğu müştekiler başka bir salona alındı.

Sanıklar, avukatlar, milletvekilleri, gazeteciler ve yabancı kurumların temsilcileri ise ana duruşma salonunda duruşmayı izledi. Duruşmaya yaklaşık 500 avukat katıldı. DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları’nın arasında bulunduğu DEM Parti milletvekilleri, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi ve Grup Başkan Vekili Ali Mahir Başarır’dan oluşan CHP heyeti ile TİP Eş Genel Başkanı Erkan Baş ve EMEP Milletvekili Sevda Karaca da salonda yer aldı.

Duruşmayı açan Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, duruşmaya katılanların isimleri ile sanıklar ve avukatların mahkemeye verdikleri dilekçeleri okudu. Daha sonra avukatlara söz verildi. Davanın avukatlarından DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Başkanı Sevda Çelik Özbingöl, yargılama sırasında tüm ceza yargılaması ilkelerinin açıkça ihlal edildiğini belirterek, “Mahkeme, tüm aşamalarda retçi bir tutum sergiledi. Silahların eşitliği ilkesi, çelişmeli yargılanma ilkesi ihlal edildi. Adil yargılanma hakkı ağır bir şekilde ihlal edildi” dedi. Demokratik siyasi hedef alan bir yargılama yapıldığını belirten Özbingöl, adalete, hakkaniyete ve toplum vicdanına uygun karar verilmesini istedi. Özbingöl, tüm tutuklu siyasetçilerin tahliye edilmesini istedi.

Avukat Özgür Erol, bugün duruşmaya yeni evraklar girdiğini belirterek, “Biz bu evrakları henüz incelemedik. Öncelikle bugün karar kurmayınız. Bugün yalnızca tutuk incelemesi yapın” dedi. Son dönemde Can Atalay, Sinan Ateş, Ayhan Bora Kaplan davaları ile Yargıtay Başkanlığı seçimleri özelinde yaşananları anımsatan Erol, yargı bürokrasisi ve güvenlik bürokrasisi içindeki gelişmelerin kaygı verici olduğunu kaydetti. Erol, bu davanın açılmasında Ankara TEM Şube Müdürlüğü’nün 2018’de savcılığa gönderdiği bilgi notuyla yönlendirdiğini ifade etti.

Mahkeme, duruşmanın başka bir tarihe ertelenmesi talebinin, “dava sürecinde 36 sanık yönünden savunmalarının alındığı, diğer sanıkların ise yargılamanın başından beri kaçak durumunda bulunduğu, davaya gelen belgelerin yoğunlukla kaçak durumunda olan sanıklara yönelik olduğunu ancak söz konusu durumun yargılamanın geldiği aşama itibariyle savunması alınan ve bu sanıklar yönünden yürütülen yargılama neticesinde hüküm verilmesinin engelleyici bir durum olmadığı” gerekçesiyle reddine karar verdi. Mahkeme, tahliye talebinin ise hükümle birlikte değerlendirilmesine oybirliğiyle hükmetti.

Mahkeme başkanı, “Bu vicdani kanaate varırken, dosyadaki deliller incelendi ve böyle bir vicdani kanaate varıldı” diyerek sözlerine başladı. 130 sayfalık karar olduğunu, ancak bunun özetini okuyacağını belirtti. Karar okunmaya başlanınca avukatlar “Bijî berxwedana HDP” sloganları atarak alkışlarla kararı protesto etti. Avukatların salonu terk etmeye başlamasının ardından mahkeme başkanı kararı okumayı durdurdu. Avukatların salondan çıkması beklendi. Mahkeme başkanı, avukatların salonu terk etmesinin ardından kararı alfabetik olarak okumaya devam etti.

Mahkeme kararları şöyle:

Ahmet Türk: “Örgüt üyeliğinden” 10 yıl hapis cezası verildi
Ali Ürküt: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası 16 yıl hapse indirildi. Yargılama sürecindeki tutumu gerekçesiyle cezası 13 yıl 4 aya indirildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Alp Altınörs: “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” iddiasıyla 18 yıl hapis cezası verildi. Takdiri indirimi yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
Altan Tan: CMK 223’ten beraatine karar verildi.

Ayhan Bilgen: 302’den ve “örgüt üyeliğinden” ayrı ayrı beraatine karar verildi.
Ayla Akat Ata: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 6 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Artırım ve indirimle birlikte 9 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Tutukluluk halinin göz önünde bulundurulmasıyla tahliyesine karar verildi.
Aynur Aşan: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 9 yıl ceza verildi. Kaçma şüphesi gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Aysel Tuğluk: “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” iddiasından beraatine karar verildi.

Ayşe Yağcı: “Örgüt üyeliği” gerekçesiyle 9 yıl ceza verildi. Tutukluluk hali göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verildi.
Bülent Parmaksız: 16 yıl ceza verildi. İndirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 2 yıl ceza verildi. Söz konusu cezada arttırım yapılarak, 4 yıl 6 aya çıkarıldı.
Dilek Yağlı: 16 yıl ceza verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 2 yıl verildi. Cezada arttırım yapılarak, 4 yıl 6 aya çıkarıldı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Emine Ayna: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat, “örgüt üyeliğinden” 10 yıl hapis cezası kararı verildi.

Beyza Üstün: “Devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi.
Figen Yüksekdağ: 19 yıl hapis cezası verilerek, indirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Örgüt üyeliği ve örgüt yönetmek” iddiaları yönünden ceza verilmedi. “Tahrik” iddiasıyla da 4 yıl 6 ay ceza verildi. “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma” gerekçesiyle 2 yıl, “örgüt propagandası”ndan 1 yıl 6 ay ceza aldı. Mehmet Tunç’un cenazesinde yaptığı bir başka konuşma sebebiyle 1 yıl 6 ay, “seçim yasaklarına aykırı hareket” etmekten 3 ay ceza verildi. Wan’da yaptığı bir konuşmadan 1 yıl 6 ay ceza verildi. Toplam 30 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Tahliye kararı çıkmadı.
Gülfer Akkaya: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. Adli kontrol tedbirleri kaldırıldı.
Gültan Kışanak: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiası yönünden beraat kararı verildi. “Örgüt üyeliği” iddiası gerekçesiyle 8 yıl ceza verildi. Ceza yarı oranında arttırılarak 12 yıla çıkarıldı. Hakkında tahliye kararı verildi.

Günay Kubilay: 16 yıl hapis cezası ve tutukluluk halinin devamına karar verildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
İsmail Şengül: 16 yıl hapis cezası verildi. İndirim yapılmadı. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
İbrahim Binici: Beraat kararı verildi.
Meryem Adıbelli: 9 yıl hapis cezası verildi. Hakkında tahliye kararı verildi.

Mesut Bağcık: 9 yıl hapis cezası verildi. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi.
Nazmi Gür: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilerek, ceza 18 yıl hapse indirildi. “Suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 hapis cezası verildi.
Pervin Oduncu: Ağırlaştırılmış müebbet cezası verilerek, ceza 18 yıl hapse indirildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Sebahat Tuncel: “Örgüt üyeliği” iddiasıyla 8 yıl ceza verildi. Ceza 12 yıl çıkarıldı. Tutukluluk süreci göz önünde bulundurularak, tahliye edilmesine karar verildi.

Selahattin Demirtaş: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmaya yardım” iddiasıyla 20 yıl, “suç işlemeye tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Newroz etkinliğinde yaptığı konuşma gerekçesiyle 2 yıl 6 ay ceza verildi. Farklı tarihlerdeki açıklamaları gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 1 yıl 6 ay, 2 yıl 30 ay, 3 yıl, 1 yıl 6 ay, 1 yıl, 1 yıl 6 ay, 2 yıl ceza verildi. Demirtaş’a verilen toplam ceza 42 yıl oldu. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.
Sibel Akdeniz: Beraat kararı verildi.
Sırrı Süreyya Önder: Hakkındaki tüm iddialardan beraat kararı verildi.
Zeki Çelik: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozma” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Söz konusu ceza “yardımdan” dolayı 18 yıla düşürüldü. Yakalama emrinin infazının beklenmesine karar verildi. Ayrıca “suçu tahrik” iddiasıyla 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Zeynep Karaman: “Devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” iddiasıyla müebbet, bu ceza da “yardım” gerekçesiyle 18 yıla indirildi. “Suça tahrik” gerekçesiyle 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
Zeynep Ölbeci: “Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozmak” ve “üyelik” iddialarıyla toplam 12 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Tutukluluk halinin devamına karar verildi.

36 kişi, çeşitli kentlerdeki protestolardaki can kayıplarından sorumlu bulunmayarak beraat etti. Mahkeme, savunmaları alınmayan ve geriye kalan isimlerin dosyası hakkında tefrik kararı verdi. Kobani Davası’nda tutuklu bulunan Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel, Ayla Akat, Ayşe Yağcı ve Meryem Adıbelli hakkında tahliye kararı verilmiş oldu.

Paylaşın

Konut Satışlarında Sert Düşüş!

Türkiye genelinde konut satışları nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,8 azalarak 75 bin 569 oldu. Konut satış sayısının en fazla olduğu il 12 bin 406 ile İstanbul olurken, en az olduğu il ise Tunceli oldu.

Haber Merkezi / Yabancılara yapılan konut satışları nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,3 azalarak bin 272 oldu. Nisan ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1,7 olarak gerçekleşti. Yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 454 ile Antalya, 407 ile İstanbul ve 149 ile Mersin oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Konut Satış İstatistikleri Nisan 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Türkiye genelinde konut satışları nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,8 azalarak 75 bin 569 oldu. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 12 bin 406 ile İstanbul, 6 bin 272 ile Ankara ve 4 bin 427 ile Antalya olurken, en az olduğu iller sırasıyla 18 ile Ardahan, 35 ile Hakkari ve 49 ile Tunceli oldu.

Konut satışları 2024 yılının ilk dört aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,7 azalışla 355 bin 173 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67,5 azalış göstererek 7 bin 71 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 9,4 olarak gerçekleşti. 2024 yılının ilk dört aylık döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 57,0 azalışla 34 bin 693 oldu.

Nisan ayındaki ipotekli satışların, bin 744’ü; 2024 yılının ilk dört aylık dönemindeki ipotekli satışların ise 8 bin 313’ü ilk el satış olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde diğer konut satışları nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,2 artarak 68 bin 498 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 90,6 olarak gerçekleşti. 2024 yılının ilk dört aylık döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,2 artışla 320 bin 480 oldu.

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,6 azalarak 24 bin 85 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 31,9 oldu. İlk el konut satışları 2024 yılının ilk dört aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,3 artışla 112 bin 341 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,3 azalış göstererek 51 bin 484 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 68,1 oldu. İkinci el konut satışları 2024 yılının ilk dört aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,9 azalışla 242 bin 832 olarak gerçekleşti.

Yabancılara yapılan konut satışları nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,3 azalarak bin 272 oldu. Nisan ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1,7 olarak gerçekleşti. Yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 454 ile Antalya, 407 ile İstanbul ve 149 ile Mersin oldu.

Yabancılara yapılan konut satışları 2024 yılının ilk dört aylık döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 48,4 azalarak 6 bin 957 oldu. Nisan ayında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 293 ile Rusya Federasyonu, 117 ile İran ve 91 ile Ukrayna vatandaşlarına yapıldı.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Geniş Tanımlı İşsizlik Yüzde 25

TÜİK’in açıkladığı verilere göre; Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2024 yılının ilk çeyreğinde 2,1 puanlık artışla yüzde 25,0 oldu.

Haber Merkezi / Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 16,8 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 17,7 olarak tahmin edildi.

15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2024 yılının ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 30 bin kişi artarak 3 milyon 105 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık azalış ile yüzde 8,7 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,2, kadınlarda yüzde 11,7 olarak tahmin edildi.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir 2024 yılının ilk çeyreğinde önceki çeyreğe göre 0,5 puanlık azalış ile yüzde 15,6 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 12,8, kadınlarda ise yüzde 20,9 olarak tahmin edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı I. Çeyrek İşgücü İstatistikleri verilerini açıkladı.

Buna göre; Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2024 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 30 bin kişi artarak 3 milyon 105 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık azalış ile yüzde 8,7 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,2, kadınlarda yüzde 11,7 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı 2024 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 534 bin kişi artarak 32 milyon 442 bin kişi, istihdam oranı ise 0,7 puanlık artış ile yüzde 49,3 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,6 iken kadınlarda yüzde 32,4 olarak gerçekleşti.

İşgücü 2024 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 563 bin kişi artarak 35 milyon 546 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,8 puanlık artış ile yüzde 54,1 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,7, kadınlarda ise yüzde 36,7 oldu.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki çeyreğe göre 0,5 puanlık azalış ile yüzde 15,6 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 12,8, kadınlarda ise yüzde 20,9 olarak tahmin edildi.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı 2024 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre tarım sektöründe 73 bin kişi, sanayi sektöründe 103 bin kişi, inşaat sektöründe 82 bin kişi, hizmet sektöründe 276 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 14,6’sı tarım, yüzde 20,8’i sanayi, yüzde 6,6’sı inşaat, yüzde 58,0’ı ise hizmet sektöründe yer aldı.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2024 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,4 saat azalarak 43,5 saat olarak gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2024 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 2,1 puanlık artış ile yüzde 25,0 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 16,8 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 17,7 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

Merkez Bankası, Yıl Sonu Dolar Tahminini 38,78 Liraya Çekti

Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu dolar kuru tahminini ise 40.01 liradan 38,78 liraya çekti. Banka yıl sonu enflasyon beklentisini ise yüzde 44.16’dan yüzde 43,64’e düşürdü.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu büyüme beklentisini yüzde 3,3’ten 3,7’ye yükselti, yıl sonu politika faizini de yüzde 50 olarak belirledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Nisan ayı Piyasa Katılımcıları Anketini yayımladı.

Buna göre; Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 44,16 iken, bu anket döneminde yüzde 43,64 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 35,17 iken, bu anket döneminde yüzde 33,21 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 22,05 ve yüzde 21,33 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 51,43 iken, bu anket döneminde yüzde 51,51 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi ise bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 50,00 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 40,01 TL iken, bu anket döneminde 38,78 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 42,47 TL iken, bu anket döneminde 41,80 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) 2024 yılı ve 2025 yılı büyüme beklentileri bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de sırasıyla yüzde 3,3 ve 3,7 olarak gerçekleşti.

Paylaşın