Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 35 Bin 647’ye Yükseldi

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 85 artarak 35 bin 647’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 200 artarak 79 bin 852’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hamas lideri Yahya Sinwar için, 7 Ekim’de İsrail’e düzenlenen saldırılar ve ardından gelen Gazze’deki savaşla ilgili savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar suçlamasıyla tutuklama emri talep etti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) başsavcısı Karim Khan, UCM’nin aynı zamanda İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ile Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniyeh ve Hamas’ın askeri kanadı El Kasım Tugayları’nın iki üst düzey ismi Muhammed Diab ve İbrahim el-Masri için de tutuklama emri istediğini söyledi.

UCM hakimlerinden oluşan bir kurul başsavcısı Karim Khan’ın tutuklama emri başvurusunu değerlendirecek.

İsrailli siyasetçilere yönelik tutuklama kararı, UCM’nin, Amerika Birleşik Devletleri’nin yakın müttefiklerinden birinin en üst düzey liderini ilk kez hedef alması anlamına geliyor.

Başsavcısı Karim Han, Netanyahu ve Gallant’a yöneltilen suçlamalar arasında “imhaya neden olmak, insani yardım malzemelerinin engellenmesi, bir savaş yöntemi olarak açlığa neden olmak ve çatışmalarda kasıtlı olarak sivilleri hedef almak” gibi başlıkların bulunduğunu söyledi.

İsrail, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin üyesi değil. Tutuklama kararı çıksa bile Netanyahu ve Gallant hemen yargılanma riskiyle karşı karşıya değil. Ancak Han’ın açıklaması İsrail’in yalnızlığını derinleştirebilir ve tutuklanma tehdidi İsrailli liderlerin yurtdışına seyahat etmesini zorlaştırabilir.

İsrail’ın yakalamaya çalıştığı Sinvar ve Deif’in Gazze’de saklandıkları düşünülüyor. Ancak Hamas’ın en üst düzey siyasi lideri İsmail Haniye Katar’da bulunuyor ve sık sık bölgeye seyahat ediyor.

İsrail, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin üyesi değil. Tutuklama kararı çıksa bile Netanyahu ve Gallant hemen yargılanma riskiyle karşı karşıya değil. Ancak Han’ın açıklaması İsrail’in yalnızlığını derinleştirebilir ve tutuklanma tehdidi İsrailli liderlerin yurtdışına seyahat etmesini zorlaştırabilir.

İsrail’ın yakalamaya çalıştığı Sinvar ve Deif’in Gazze’de saklandıkları düşünülüyor. Ancak Hamas’ın en üst düzey siyasi lideri İsmail Haniye Katar’da bulunuyor ve sık sık bölgeye seyahat ediyor.

Mahkeme geçen yıl, Ukrayna Savaşı ile ilgili olarak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında da tutuklama talep etmişti. UCM bu kararına gerekçe olarak, Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarından çocukların Rusya Federasyonu’na kaçırılmalarına vurgu yapmış ve Putin’in işlenen bu savaş suçunda şahsi sorumluluk taşıdığı öne sürülmüştü.

Uluslararası Ceza Mahkemesi kararını hangi ülkeler destekledi, hangileri karşı çıktı?

UCM) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında yakalama kararı başvurusu yapması, Avrupa ülkeleri arasında ihtilaf yarattı. UCM Başsavcısı Kerim Han, dün yaptığı açıklamada Netanyahu ve Gallant hakkında yakalama kararı başvurusunda bulunduğunu bildirmişti.

Buna ek olarak Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, Hamas’ın Gazze’deki lideri Yahya Sinvar ve Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin Kassam Tugayları’nın lideri Muhammed ed-Dayf hakkında da başvuruda bulunulduğu aktarılmıştı.

Fransa Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, UCM’nin başvurusunun Tel Aviv yönetimine “aylardır yapılan uyarıların ardından geldiğine” dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: İsrail’e uluslararası insan hukukuna uyması gerektiğine, özellikle Gazze Şeridi’ndeki sivil kayıpların kabul edilemez olduğuna ve insani yardıma erişimin yetersiz kaldığına dair aylardır uyarıda bulunuduk. Fransa, UCM’nin bağımsızlığını ve suçların cezasız kalmamasını her durumda destekliyor.

Avrupa Birliği’nde (AB) Fransa’nın yanı sıra Slovenya ve Belçika’dan da UCM talebine destek geldi. Slovenya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “7 Ekim 2023’ten itibaren İsrail ve Filistin topraklarında işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar, faillerine bakılmaksızın bağımsız ve tarafsız şekilde yargılanmalıdır” ifadelerine yer verildi.

Belçika Dışişleri Bakanı Hadja Lahbib de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, UCM’nin hamlesine destek vererek “Gazze’de işlenen suçlar, failleri kim olursa olsun en üst düzeyde kovuşturmaya tabi tutulmalıdır” diye yazdı.

Diğer AB ülkeleriyse UCM’nin yakalama kararı başvurusunun doğru olmadığını savundu. Almanya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Hamas liderleriyle Netanyahu ve Gallant hakkında eş zamanlı başvuru yapılmasının “yanlış bir denklem” olduğu savunuldu.

Açıklamada, UCM’nin bağımsızlığına ve diğer tüm uluslararası mahkemelerde olduğu gibi usule ilişkin prosedürlerine saygı duyulduğu belirtilirken, İsrail hükümetinin halkını koruma ve savunma görevi bulunduğu vurgulandı.

Çekya Başbakanı Petr Fiala da benzer bir duruma dikkat çekerek açıklamasında şu ifadelere yer verdi: UCM Başsavcısı’nın demokratik yollarla seçilmiş bir hükümetin temsilcileriyle İslamcı bir terör örgütünün liderleri hakkında tutuklama emri çıkarma önerisi dehşet vericidir ve kesinlikle kabul edilemez.

Avusturya Başbakanı Karl Nehammer de UCM’yi eleştirerek “İsrail devletini ortadan kaldırmak isteyen terör örgütü Hamas’ın lideriyle, bu devletin demokratik yollarla seçilmiş temsilcilerinin aynı başvuruda anılması anlaşılmaz bir durum” dedi.

UCM’nin hamlesine AB’nin yanı sıra Birleşik Krallık ve ABD’den de tepki geldi. BK Başbakanı Rishi Sunak, UCM’nin attığı adımın “çatışmalara ara verilmesine, rehinelerin kurtarılmasına ya da insani yardımların ulaştırılmasına yönelik ilerleme sağlamayacağını” öne sürdü.

ABD Başkanı Joe Biden ise UCM’nin yakalama kararı başvurusunu “utanç verici” diye niteledi. Biden, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonlarda soykırım yapılmadığını savunurken, Tel Aviv yönetimiyle Hamas’ın bir tutulamayacağını da sözlerine ekledi.

Paylaşın

Bank of America’dan Dikkat Çeken Yıl Sonu Dolar Tahmini

Özellikle yaz aylarında TL’nin istikrar kazanması durumunda döviz mevduatlarında çözülme bekleyen Bank of America analistleri, 2024 yıl sonu dolar/TL kuru tahminini 38 TL seviyesine çekti.

ABD’li bankacılık devi Bank of America Securities, Türkiye’de para politikasının sıkılaşmasıyla hem yerli hem de yabancı yatırımcıların daha iyimser hale geldiklerini belirtirken, reel sektörün ekonomide kayda değer bir yavaşlama gördüğünü, bankaların ise dolardan dönüşün başladığını gördüğünü belirtti.

Bloomberg HT’nin aktardığına göre, Türkiye’ye gerçekleştirdikleri ziyaretin ardından bir rapor yayımlayan ve aralarında Zümrüt İmamoğlu’nun da olduğu BofA ekonomist ve stratejistlerinin yayımladıkları “İlk çeyrek karamsarlığı out, yaz iyimserliği in” başlıklı raporda, “Özel sektör artık ekonomideki yavaşlamayı hissediyor ve parasal duruşun yeterince sıkı olduğu görüşünde” denildi.

BofA, Türk Lirası ve Türk Lirası cinsi tahvillerde pozisyonlanmanın genele yayılmış halde olduğunu ve TL’deki kalabalık pozisyonlanma ve enflasyondaki ataletin en önemli endişe kaynakları olarak görüldüğünü belirtti.

“Yerel seçimlerden bu yana yurtiçi döviz talebi tersine döndü ve bankalarla yaptığımız görüşmelerde, satış tarafında hem bireysel yatırımcıyı hem de kurumsal şirketleri gördüklerini söylediler” denilen raporda, “TL’nin istikrara kavuşması halinde dolarizasyonun tersine dönmesi eğilimi yaz aylarında da devam edebilir. Yüksek enflasyon seviyesi göz önüne alındığında, sermaye girişleri yavaşladığında TL’de bir miktar nominal değer kaybı olabileceğini bekliyoruz” değerlendirmesi yapıldı.

Bank of America Securities, Dolar/TL ’nin yıl sonunda 38 seviyesinde olmasını bekliyor.

Paylaşın

Bahçeli: HDP Ve Devamı Sözde Parti Kapatılmalı

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Anayasa Mahkemesi, HDP’nin kapatma davasını niçin sürüncemede bırakmaktadır. HDP bugün değilse ne zaman kapatılacaktır?” dedi ve ekledi:

“DEM’in Türkiye’ye kastetmesinin hesabı ne zaman sorulacaktır? Bay Zühtü’nün gitmesinden sonra AYM’nin elini tutan sanıyorum kalmamıştır. O halde bu iş bitmelidir. HDP ve devamı sözde parti kapatılmalıdır.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Gazze’de masumların kanı hala dökülmektedir. Barbarlık güncelleşmiş, yeni sürümü ile Gazze Şeridi’ni kırıp geçirmiştir. Çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere sayıları 35 bini aşan sivil ve masum Filistinli kardeşlerimiz soykırım suçunun kurbanı olmuştur.

UCM Başsavcısının, İsrail Başbakanı ve Savunma Bakanı’nı insanlık suçları nedeniyle yakalama kararı müracaatında bulunması caniler için çemberin daraldığını göstermesinin yanı sıra çok önemli bir gelişmedir. Soykırımcıların kaçışı ya da kurtuluşu yoktur. Netanyahu’nun güvendiği dağlara kar yağmaktadır.

Gazze meselesi Türkiye’nin de meselesidir. Gazze düşerse, milli güvenlik tehditler katlanacaktır. Siyonizmin kuklası bölücü terör örgütüdür. Sömürgecilerin kara kutusu bölücü mihraklardır. Anadolu coğrafyası vadedilmiş toprak değil, Türk Milleti’nin varlık hükmüdür. Bedeli şehit kanları ile ödenmiştir. Bu kapsamda çıkaracağımız sonuç şudur. Şayet en küçük ihmal gösterilirse bunun sonuçlarının ağır olacağını tarihsel tecrübeler belgelemektedir.

Toprak bir kimlik olup asla mal veya arazi parçası değildir. Milli kültürümüzün yaşandığı ve yaşatıldığı, kalbimizde tasdik ettiğimiz her yer bizim için vatandır. Gazze’ye baktığımızda 400 yıllık anılarımızı görüyoruz. Gazze’ye baktığımızda işgale, istilaya şahit oluyoruz. Filistin davasında tarafsız kalmak namuslu bir tercih olamaz.

Gazze’de barış ve huzurun sağlanması 1967 sınırları çerçevesinde bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğünü temin etmiş bir Filistin Devleti’nin kurulması, bir yanda Ortadoğu’yu diğer yandan Türkiye’yi rahatlatacaktır. İlahi adaletin tecellisine inşallah hep birlikte şahitlik edeceğiz.

Putin yeniden seçilmesinden sonra ilk resmi ziyaretini Çin’e yaptı. Yeni dönemde kapsamlı ortaklığın derinleştirilmesi bildirisi imzalandı. ABD’nin Pasifik’i askerleştirme çabaları hızlanırken, Japonya ile ortak komuta kurma adımı, ortak hava ve füze savunma ağı arayışı bölgeye orta menzilli füze konuşlandırma amaçları küresel gerilimi canlı tutmaktadır.

Fransa Ulusal Meclisi’nin 14 Mayıs’ta Yeni Kaledonya’da 10 yıl yaşamış Fransızların oy kullanmasını kararlaştırması ile bu ada ülkesi kaosun içine sürüklendi. Kıbrıs konusunda Türkiye’ye dayatmada bulunan AB ülkelerinin ‘ne arıyorsun bu okyanus ülkesinde?’ sorusunu soramaması bize göre Batı’nın kirli politik yüzünün itirafıdır. Fransa’nın Yeni Kaledonya’daki ayaklanmalardan Türkiye ve Azerbaycan’ı sorumlu tutması utanmazlıktır.

İran Cumhurbaşkanı Reisi ve beraberindeki heyeti taşıyan helikopterin kaza geçirmesi herkesin hayatını kaybetmesine, küresel tedirginliğin üst seviyeye ulaşmasına yol açmıştır. İlk açıklamalardan anlaşılan Reisi’yi taşıyan helikopterin dağlık arazide kaza yaptığı yönündedir. Hakikaten kaza mıdır yoksa sabotaj mıdır bilemem fakat iç yüzünün en kısa sürede açıklığa kavuşturulması, üzerindeki sis perdesinin aralanması zorunluluktur.

İsrail’in iddia edilen rolü, ABD’nin nerede durduğu mutlaka berraklaşmalı. Bugün İran’ın başına gelen felaketin Allah korusun ama Türkiye’de de yaşanabileceğini düşünmek bir vehim değil, suyu uyutup kendisini ayık tutan mihrakların gerçek niyetlerini az çok yorumlamış olmamızın sonucudur.

Tedbir, temkin, güvenlik önlemi kaçınılmaz ihtiyaçtır. Uluslararası bağımsız soruşturma komisyonu kurulmalı. FETÖ’cü hainlerin, “Onların reisini aldın, diğerlerinin de reisini yanına al” sözleri aklıma, “İtlerin duası kabul olsaydı, gökten yağan sadece kemik olurdu” sözünü getirdi.

Eğer bir millet ilk zorlukta yüzyıllar boyu biriktirdiği haklarını kaldırıp atsaydı tarih diye bir şey olamazdı. Ya bütün haklarımızı sonuna kadar müdafaa edeceğiz ya da hakkımızdan vazgeçerek şerefimizi ayağa düşüreceğiz. Türkiye nazarında şimdiye kadar 2. seçenek diye bir şey söz konusu olmamıştır.

6-8 Ekim 2014’te 37 kişinin ölümüne yol açan isyanın azılı faillerinin hüküm almaları, hukuk devletinin gereğidir. İşlenmiş bir suç kimsenin yanına kalmayacaktır. Bu ülkenin havasını soluyup ekmeğini yiyenler ihanetlerinin hukuki faturasına da katlanmalıdır.

“HDP ne zaman kapatılacak?”

Anayasa Mahkemesi, HDP’nin kapatma davasını niçin sürüncemede bırakmaktadır. HDP bugün değilse ne zaman kapatılacaktır? DEM’in Türkiye’ye kastetmesinin hesabı ne zaman sorulacaktır? Bay Zühtü’nün gitmesinden sonra AYM’nin elini tutan sanıyorum kalmamıştır. O halde bu iş bitmelidir. HDP ve devamı sözde parti kapatılmalıdır. DEM eş başkanları mahkeme kararını tanımadıklarını açıklıyorlar.

42 yıl ceza alan terörist Demirtaş da bir ara sizin gibi atıp tutuyordu. Devletin birliği ve bütünlüğünü bozma amacında olanların hepsine sıra inşallah gelecek. Menfur emellerin sonu yoktur. 16 yaşındaki evladımız Yasin Börü’yü ve nice masum insanımızı katledenlere, ayaklanma çağrısı yapanlara sahip çıkanlar aynı suçun tarafındadır.

Türkiye’yi başkalarının yönettiğini iddia eden Özgür Bey ve yönetimine soruyorum. İmralı canisinin ve terör mahkumlarının affını istiyor musunuz? Vatan topraklarının bir bölümünde bağımsız Kürdistan’ın kurulmasından yana mısınız? Türkiye’nin geleceğini kimlerle konuşuyorsunuz? Cezalar hukuksuz ise size göre hukuk nedir, adalet nedir, devlet nedir?

Emniyet ve yargı içine yuvalanmış oluşumların kumpas hazırlıkları deşifre edilerek alayı yakayı ele vermiştir. Görünen kısım kadar görünmeyen kamufle figüranların olduğunu da göz önüne alıp devlete sızma ihtimalini değerlendirmek lazımdır. Mesele kaba şekil vermektir. Mesele zamanın akışına kapılmak değil, istikamet çizmektir. Türkiye bu kudrettedir.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’ın “Roma Gezisi” Eleştirilerine Yanıt: Ekonomiyle Uğraşsın

Erdoğan’ın “Belediyelerin görevi gazetecileri özel uçaklar tutup şarap festivallerine götürmek değil” sözlerine yanıt veren İBB Başkanı İmamoğlu, “Ekonomiyle uğraşsın” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Anadolu ve Avrupa Yakası Toplu Park Açılış Töreni sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan’ın “Belediyelerin görevi, gazetecileri özel uçaklar tutup şarap festivallerine götürmek değil, insanları alkol belasından uzak tutmaya çalışmak olmalıdır” sözlerinin hatırlatılması üzerine İBB Başkanı İmamoğlu, “Ekonomiyle uğraşsın” dedi.

Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrasında İmamoğlu’nun gazetecilerle birlikte katıldığı Roma gezisine tepki göstererek, “Kimse kusura bakmasın, belediyelerin görevi, kamusal alanda içkiyi özendirici işler yapmak, gazetecileri özel uçaklar tutup şarap festivallerine götürmek değil, insanları alkol belasından uzak tutmaya çalışmak olmalıdır. Biz bunların hiçbirini masum adımlar olarak değerlendirmiyoruz” demişti.

Paylaşın

Ahmet Şafak Kimdir? Hayatı, Albümleri

8 Ocak 1962 yılında İstanbul’un Fatih ilçesinin Vezneciler semtinde dünyaya gelen Ahmet Şafak, aslen Rize’nin İyidere ilçesindendir. Ahmet Şafak’ın 19 albümü bulunmaktadır.

İlk albümü “Yüreğim Yüreğinle” pek fazla tanınmadı. Ancak Şahin Özer Müzik etiketiyle 1999 da çıkardığı “Yalnız Kurt” isimli ikinci albümü, yüzbinlerce müziksevere ulaştı. Aynı zamanda bu albümün isim parçası olan “Yalnız Kurt” adlı şarkı sanatçının müzik hayatında ani bir yükseliş sağladı ve kendini Türkiye’ye tanıtmasına yardımcı oldu.

Yine söz-müziği kendine ait olan “Adam Gibi”, “Sarıkamış”, “Sevdalı Şehit”, “Kan Uykusu”, “Yüreğinle Gel”, “Habersiz Gitme”, “Unut Onu” gibi şarkıları ile “Gesi Bağları” yorumu da hayranları arasında oldukça popülerdir. Bu şarkıların bir kısmını 2008 yılında çıkardığı “Aranıyor” adlı albümünde yeniden yorumladı. “Sarıkamış” isimli eseriyle 2005 yılı Kral TV Müzik Ödülleri Özgün Müzik kategorisinde “En İyi Erkek Solist” ödülü aldı.

Ahmet Şafak’ın yayınlanmış 10 adet kitabı bulunmaktadır. Türk Asrına Girerken, Kavramlara Dokunmak, Yükselen Milliyetçilik ve Liberal İhanet adlı ilk üç kitabı gazetecilik yaptığı yıllarda yayınlanmış sosyal-politik inceleme eserleridir.

“Kan Meclisi: 1915”, “Kurt 2015” ve 2016 yılında çıkardığı “Kurdun İntikamı” adlı kitapları roman, “Şöhret Sanatı Öldürdü, Cinayeti Ben Gördüm” ve “Türkiye’de Sanatçı Olmak”, sanatçının sanat ve kültür alanındaki görüşlerini içerir. “Küresel Gelişmeler Işığında Türkleşmek İslamlaşmak Çağdaşlaşmak” adlı araştırma-inceleme alanındaki eseridir.

Ahmet Şafak’ın albümleri: Yüreğim Yüreğinle, Yalnız Kurt, Aşk Militanı, Adam Gibi, Şimdi, Ben Hâlâ Nöbetlerdeyim, Şafak Türküleri, Aranıyor, Aşk ve Vatan, Farkımız Olsun, Vatan Gözlüm, Mührü Üç Hilale Vur, Ömürlük Aşk Şerefli Kavga, Ayyıldız Kolye, Vay Delikanlı Gönlüm, Beklemesinler, Sözümüzdeyiz, Vazgeçmem, Neyleyim.

Ahmet Şafak’ın kitapları: Türk Asrına Girerken (Dünya Türklüğü Uyanıyor), Kavramlara Dokunmak, Yükselen Milliyetçilik ve Liberal İhanet, Kan Meclisi 1915, Kurt 2015, Şöhret Sanatı Öldürdü Cinayeti Ben Gördüm, Küresel Gelişmeler Işığında Türkleşmek İslamlaşmak Çağdaşlaşmak, Türk Olmak Sanatı, Türkiye’de Sanatçı Olmak, Kurdun İntikamı.

Paylaşın

Bedia Akartürk Kimdir? Hayatı, Albümleri

4 Şubat 1941 yılında İzmir’in Ödemiş ilçesinde dünyaya gelen Bedia Akartürk, sanat hayatına yine doğup büyüdüğü ilçede başladı. Bedia Akartürk, daha sonra yaşını büyüterek İzmir Radyosu’nda çalışmaya başladı.

Bedia Akartürk, 9 yıl İzmir Radyosu’nda edindiği birçok tecrübenin ardından Ankara Radyosu’nda geçti. Sanatçı sanat hayatını Ankara Radyosu’nda devam ettirdi ve yine Ankara Radyosu’ndan emekli oldu. Bedia Akartürk, özellikle o dönemde herkese nasip olmayan Paris Olympia’da muhteşem bir konser veren sanatçı Türkiye’yi en güzel şekilde temsil etti.

Sanat hayatında 6 sinema filmi ve sayısız birçok albüme imza atan Bedia Akartürk, Edirne’den Kars’a kadar tüm Türkiye’nin sevgilisi oldu ve 7 ilde Fahri Hemşehrilik unvanına layık görüldü. Bedia Akartürk, sanat yaşamı boyunca albüm çalışmalarına ve yurt içi, yurt dışı konserlerine aktif olarak aralıksız devam etti ve hala devam etmektedir.

Bedia Akartürk’ün albümleri: Anadolu Türküleri, Anam Ağlar, Aşka Yemin, Bayramdan Bayrama, Bedia Akartürk, Denize Dalayım Mı, Derdimi Dermana Gezdim, Folklör Kraliçesi, Gitme Bülbül, Gülende, Kervan (Ey Sevdiğim), Konyalım Yürü, Konya Bülbülü 1, Konya Bülbülü 2, Kullar Olam, Neyleyim Neyleyim, Özür Diliyorum Senden, Ödemiş Türküleri, Sıla Hasreti, Yumurtanın Kulpu Yok, Zühtü.

Paylaşın

İlkay Akkaya Kimdir? Hayatı, Albümleri

26 Mayıs 1964 yılında İstanbul’da dünyaya gelen İlkay Akkaya, Marmara Üniversitesi (MÜ) Basın Yayın Yüksekokulu mezunudur. İlkay Akkaya, profesyonel müzik çalışmalarına Grup Yorum’a katılarak başladı.

İlkay Akkaya, bir süre İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarına devam etti. Grup Yorum’la birlikte Berivan – Haziranda Ölmek Zor ve Türkülerle albümlerinde çalışan İlkay Akkaya, 1989 yılında Tuncay Akdoğan’la birlikte Grup Yorum’dan ayrıldı.

10 Ocak 1990’da Tuncay Akdoğan ve İsmail İlknur’la birlikte Grup Kızılırmak’ı kuran İlkay Akkaya, Grup Kızılırmak’la birlikte on üç albüm çıkardı.

İlkay Akkaya, Grup Kızılırmak’la çalışmalarını sürdürürken bir yandan da solo çalışmalar yaptı. 1990-1992 yılları arasında Ankara Birlik Tiyatrosu tarafından sahnelenen Pir Sultan Abdal oyununun müziklerini yapan Grup Kızılırmak’ın bu oyuna diğer katkısı, Tuncay Akdoğan’ın (anlatıcı-ozan) ve İlkay Akkaya’nın (Pir Sultan Abdal’ın eşi Ballıhan) oyuncu olarak da sahnede yer almasıydı.

1990 yılında Tarık Akan ve Füsun Demirel’in oynadığı Bir Küçük Bulut filminin müziğini yapan İlkay Akkaya, Grup Kızılırmak’la birlikte başka birçok oyun müziği yaptı. Akkaya, 2003’te Zafer Diper’in sahnelediği Talan adlı oyunda da rol aldı. Mayıs 2005’te Nâzım Hikmet’in Şeyh Bedreddin Destanı adlı şiiri oyunlaştırılmış şekilde sahnelendi. Bu oyunun müziklerini de Grup Kızılırmak yaptı. Oyun Küba’da da sahnelendi; ayrıca İlkay Akkaya ve Kızılırmak Küba Kültür Bakanlığı davetlisi olarak Havana şehrinde konser verdi.

Birçok müzisyenin ve grubun albümlerine konuk sanatçı olarak destek veren İlkay Akkaya, ilk solo albümü olan Kül’ü 1997’de yayınladı. İlkay Akkaya, 1999’da Salkım Söğüt adlı ortak bir çalışmada yer aldı. Akkaya, daha sonra 2000’de Unutma adlı ikinci solo albümü yayınlandı.

İlkay Akkaya’nın üçüncü solo albümü olan Yine 2003 yılında yayınlandı. Akkaya, Aralık 2005’te piyasaya sürülen solo albümü olan Yalnız ile bir müddet albüm çalışmalarına ara verdi. Bu süreçte Grup Kızılırmak içindeki anlaşmazlıklar sebebiyle İsmail İlknur’un ayrılmasıyla grup dağıldı.

İlkay Akkaya, 2010 yılında Gelmedin Diye albümüyle dönüş yaptı. 2013 yılında Umut albümünü çıkaran İlkay Akkaya, 2015 yılında Hayat albümünü piyasaya sürdü.

Paylaşın

Ali Avaz Kimdir? Hayatı, Albümleri

2 Mart 1936 yılında Elazığ’da dünyaya gelen Ali Avaz, 27 Kasım 2013 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Ali Avaz, ilkokulu Mersin, Elazığ ve İzmir’de tamamladı. İlkokulda yazdığı Evde Ders isimli oyun bir yarışmada ikinci oldu.

Gençliğinde Ali Harputlu Tiyatrosu’nu kurdu Anadolu’ya turne yapan Ali Avaz, kendi yazdığı Sarı Çizmeli Mehmet Ağa oyununu oynadı bu turneler 5 sene devam etti. 1971’de Nezihe Güler, Necip Tekçe, Baki Tamer, Güngör Küçükertuğran isminden oluşan bir kadro kuran Ali Avaz, bu oyunu tekrar Anadolu’ya götürdü. Turne 72 gün sürerken Ali Avaz, bu turne sonrası tiyatro hayatına son verdi

1962 yılında Doğu Bank İş Hanı’nda Şair Söğütoğlu ile ortak olarak İstanbul Plak firmasını kuran Ali Avaz, ilk plağını da bu tarihte okudu. Tiyatro yaptığı yıllarda Ali Evleniyor isimli bir parodi yazan Ali Avaz, bu parodiyi plağa okudu. Plak müthiş bir patlama yaptı. Bu plakların bir tarafı Gırgır bir tarafı, siyasi taşlamalardı. İstanbul Plak, Stereo teşkilatını ilk getiren firmaydı. Stereo olarak Türkiye de çıkan ilk 45’lik Gönül Akkor’a yapılan, Bana Neler Vaat Ettin isimli plak oldu.

Erkin Koray, Mine Koşan, Arif Sağ, Çetin Alp gibi sanatçıların ilk 45’liğini Ali Avaz yaptı. Ali Avaz, Cem Karaca için yaptığı “1 Mayıs” parçası nedeniyle Türk Ceza Kanununun 141 ve 142. maddeleri ile yargılandı. Kaset toplatıldı, Ali Avaz, mahkemelik oldu. Nâzım Hikmet’in adını korkudan kimse ağzına alamazken, Ali Avaz, Cem Karaca’ya, 1 Mayıs Şeyh Bedrettin Destanı yaptı.

Peşinden Safinaz geldi; Zeki Müren, Gönül Akkor, Yıldıray Çınar, Cem Karaca, Güneri Tecer, Mustafa Yolaçan gibi 40’a yakın sanatçıyla çalışan Ali Avaz, 1979’un sonunda korsan kasetler yapılmaya başlayınca müzik yapımcılığını bıraktı.

1972’de Nişan Hançer’in yönettiği “Sarı Öküz Parası” adlı filmle sinemaya başlayan Ali Avaz, ikinci filmi Hacı Ağalar Kralı oldu. Sanat hayatında onlarca ödülü olan Ali Avaz’a 27 Nisan 2010’da Kadıköy Halk Eğitim Merkezinde ona, Yüzyılın Sanatçıları, Onur Ödülü verildi.

Ali Avaz’ın 70’lerde doldurduğu plakları, 1981 yılında 4 kaset haline getirildi. Bazı şarkıları siyasi taşlama, bazı şarkıları, bir bayan sanatçı ile karşılıklı parodi konuşmalarının bulunduğu kasetlerine devam etti. Komedi şarkıları içeren tarzıyla, çeşitli firmalarda 30’u aşkın kaset çıkaran Ali Avaz’ın bazı kasetlerindeki şarkıları filmlerde kullanıldı.

Paylaşın

Alişan Kimdir? Hayatı, Albümleri

19 Haziran 1976 yılında İstanbul Erenköy’de dünyaya gelen Alişan’ın asıl adı Serkan Burak Tektaş’tır. Müzik yeteneği, küçük yaşlarda ailesi tarafından fark edilen Alişan, iki yaşındayken, İbrahim Tatlıses’in “Sabuha”, İzzet Altınmeşe’nin “Maden Dağı” adlı türkülerini ezbere okuyarak yeteneğini kanıtladı.

En büyük çocukluk hayali pilot olmak olan ancak ÖSS’den yeterli puanı alamayınca babasının desteğiyle ilk kasetini yapan Alişan’ın kariyer yolculuğu böylece başlamış oldu. İlk olarak dedesi ve dayısının yakın dostu olan, Prestij Müzik’in ortağı Hilmi Topaloğlu tarafından keşfedilen Alişan, sonrasında firmanın diğer ortakları Mahsun Kırmızıgül ve Burhan Aydemir’in de desteğiyle “ilk albümü” olarak bahsettiği Aşık Oldum ile ünlendi. Serkan Burak Tektaş, ikinci albümü “Sana Bir Şey Olmasın” ile Eylül 1997’de piyasaya çıkardı. Albümün çıkış parçası olan “Kralı Gelse” adlı şarkı ile müzik dünyasının sevilen isimlerinden biri oldu.

“Kara Çadır” adlı albümünü 23 Nisan 1998 yılında çıkaran Alişan’ın dördüncü albümü “Var Ya” 23 Ocak 1999 yılında piyasaya sundu; beşinci albümü ise 5 Haziran 2001 yılında çıkarıldı. “Söz Mü?” adlı altıncı albümünü 25 Kasım 2002 yılında çıkarmasının ardından 20 Mart 2004 yılında “Kalbim Ellerinde” adlı albümünü çıkardı. “Olay Bitmiştir”, “Ve Kimselere Güvenmiyorum”, “Sevgilerimle”, “10”,  “Melekler İmza Topluyor”, “Seni Biraz Fazla Sevdim”, “İhtiyacı Var” adlı son albümünü çıkartan Alişan şarkı söylemeye ve televizyon dünyasında yer almaya devam etmektedir.

Alişan’ın albümleri: Derdo – Elazığ’ın Güzelleri (Serkan Burak olarak), Delimisn Ne?, Aşık Oldum, Sana Bir Şey Olmasın, Var Ya, Kara Çadır, Alişan, Söz Mü?, Keje, Kalbim Ellerinde, Olay Bitmiştir, Ve Kimselere Güvenmiyorum, Senfonik Çağdaş İlahiler, Sevgilerimle, 10, Melekler İmza Topluyor, Seni Biraz Fazla Sevdim, İhtiyacı Var,

Alişan’ın filmleri: Aynalı Tahir, Kurt Kapanı, Aşkına Eşkıya, Papatya ile Karabiber, Cennet Mahallesi, Gonca Karanfil, Mert İle Gert, İbret-i Ailem.

Paylaşın

Bireysel Kredi Borçları 3.1 Trilyon Liraya Ulaştı

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verilerine göre, bireysel krediler yüzde 65 artarak 3.1 trilyon liraya ulaştı. Bireysel kredilerin yüzde 99’u bankalar tarafından kullandırıldı.

Bireysel kredilerin yüzde 46’sını kredi kartları, yüzde 29’unu ihtiyaç kredileri, yüzde 15’ini konut kredileri, yüzde 3’ünü taşıt kredileri ve yüzde 7’sini kredili mevduat hesabı oluşturdu.

Yüksek enflasyon ile TL’deki değer kaybı nedeniyle alım gücünde büyük kayıp yaşayan vatandaşın, yüksek faizlere karşın kredi ve kredi kartlarıyla geçinmeye çalışırken borcu her geçen yıl katlanıyor.

Sözcü’den Deniz Bilici Göçmen’in aktardığına göre; bankalar ve banka dışı finansal kuruluşlar tarafından kullandırılan bireysel krediler, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verilerine göre, yüzde 65 artarak 3.1 trilyon TL’ye ulaştı.

Bireysel kredilerin yüzde 99’u bankalar tarafından kullandırılırken, bireysel kredilerin yüzde 46’sını kredi kartları, yüzde 29’unu ihtiyaç kredileri, yüzde 15’ini konut kredileri, yüzde 3’ünü taşıt kredileri ve yüzde 7’sini kredili mevduat hesabı oluşturdu.

Takipteki krediler hariç, bireysel kredi kullanan kişi sayısı ise son bir yılda yaklaşık 2 milyon kişi artarak 40.3 milyon kişi olurken, ortalama kredi bakiyesi ise 76.8 bin TL düzeyinde gerçekleşti.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) 10 Mayıs haftasına ait son verilerine göre bankalarca verilen bireysel krediler ile kredi kartı borçları toplamı 3 trilyon 64 milyar TL oldu.

Kişi başı borç 77 bin TL

Bunun 1 trilyon 653 milyar TL’sini bireysel krediler oluştururken, kredi kartı borçları ise 1 trilyon 410 milyar TL’ye ulaştı. Bireysel kredi borçlarının, 445 milyar 453 milyon lirasını konut kredileri, 90 milyar 398 milyon TL’sini taşıt kredileri, 1 trilyon 117 milyar 843 milyon TL’sini ihtiyaç kredileri oluşturdu.

Bireysel kredilerdeki artış, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22.2 bulurken, kredi kartlarındaki artış ise söz konusu dönemde yüzde 110.6 oldu. BDDK verilerine göre toplam borçtaki yıllık artış oranı ise yüzde 51.5’i buldu.

Bankaların bilançolarında yüzdürülen sorunlu krediler de dağ gibi büyüyor. TBB’nin açıkladığı sorunlu ve yeniden yapılandırılan kredilere ilişkin verilere göre ‘yakın izlemedeki kredi’ tutarı 2023 sonunda bir önceki yıla göre 263 milyar lira (yüzde 41) artışla 912 milyar TL’ye yükseldi.

Tahsili gecikmiş krediler ise 28 milyar lira (yüzde 18) artışla 182 milyar liraya yükseldi. Böylece bankacılık sektörünün takipteki krediler yanında yakın izleme kapsamındaki sorunlu kredi hacmi 2023 sonu itibarıyla 1 trilyon 94 milyar liraya yükseldi.

Paylaşın