Romatizmal Ateş Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Romatizmal ateş, Amerika Birleşik Devletleri’nde nadir görülen ancak dünyanın bazı diğer bölgelerinde yaygın olan bir iltihaplı hastalıktır. Esas olarak 6 ila 16 yaş arasındaki çocukları etkiler ve boğaz ağrısı veya kızıl ateşi gibi streptokok bakterileriyle enfeksiyondan sonra gelişir.

Haber Merkezi / Tedavi edilmeyen streptokok enfeksiyonu olanların yaklaşık %5’inde romatizmal ateş gelişir. Romatizmal ateş kalbi, eklemleri, sinir sistemini ve/veya cildi etkileyebilir. Tüm vakaların yarısından fazlasında, kalp kapakçıklarının ciddi inflamatuar hastalığına yol açar. Eklem hastalığı, romatizmal ateşin ikinci en yaygın sonucudur.

Romatizmal ateşten önce gelen streptokok enfeksiyonu boğaz ağrısı olarak fark edilebilir veya fark edilmeyebilir. İki veya üç haftalık bir latent dönemden sonra hastada romatizmal ateş semptomları gelişebilir. En yaygın semptomlar şunlardır: boğaz ağrısı; şişmiş, kırmızı bademcikler; ateş; baş ağrısı; ve özellikle dizlerde eklem ve kas ağrıları.

Romatizmal ateşin neden olabileceği en ciddi sorun romatizmal kalp hastalığıdır. Kalp odacıklarını kaplayan zarlar iltihaplanmış olabilir (endokardit), kalbin kas duvarları iltihaplanmış olabilir (miyokardit), kalbi çevreleyen zar iltihaplanmış olabilir (perikardit) veya bu semptomların herhangi bir kombinasyonu görülebilir.

Daha önce mevcut olmayan bir kalp üfürümü, kalbin büyümesi (kardiyomegali), konjestif kalp yetmezliği ve perikardiyal sürtünme sürtünmesi veya damarlardan kalp dokusuna kan sızması romatizmal karditin belirtileri olabilir. Bu bozukluğa sahip hastalarda kalp kapakçıklarında iltihaplanma ve buna bağlı skarlaşma meydana gelir ve kalp fonksiyon bozukluklarına yol açabilir.

Bozukluk sinir sistemini etkiliyorsa hasta, tipik olarak ilk streptokok enfeksiyonundan birkaç ay sonra belirginleşen ani, tekrarlanmayan uzuv hareketleri ve yüz buruşturmalarla (Sydenham koresi) ortaya çıkabilir. Bu tür semptomlar birkaç hafta veya ay sonra ortadan kalkabilir.

Bozukluk bağ dokusunu veya otoimmün sistemi etkiliyorsa, kemiklerin üzerinde ve eklemlerin yakınında cilt altında ağrısız, sert, yuvarlak yumrular (subkutan nodüller) gelişebilir. Nodüller nadiren bir aydan uzun sürer. Ancak, ilişkili artrit bir süre devam edebilir.

Kalp iltihabı (kardit), kore ve artrit, tek başına veya birlikte görülebilen romatizmal ateşin komplikasyonlarıdır. Subkutan nodüller ve tipik bir döküntü (eritema marginatum) kardit olmadan nadiren görülür. Orta dereceli ateş, genel bir rahatsızlık hissi (halsizlik) ve yorgunluk genellikle görülür, özellikle kardit mevcut olduğunda.

Romatizmal ateş, Grup A streptokok enfeksiyonlarıyla (strep boğaz enfeksiyonu) açıkça bağlantılı olsa da, bozukluğa neden olan kesin mekanizma iyi anlaşılmamıştır. Strep boğaz enfeksiyonu oldukça bulaşıcıdır, oysa romatizmal ateş bulaşıcı değildir. Romatizmal ateş geçiren kişilerde tekrarlayan strep enfeksiyonlarıyla alevlenmeler görülme eğilimi vardır.

Romatizmal ateş tanısı, fizik muayenede en az iki majör tanı kriterinin bulunması veya bir majör ve en az iki minör tanı kriterinin bulunmasıyla konulur.

Tedavi, aspirin veya kortikosteroidler gibi iltihap önleyici ilaçlarla iltihabı azaltmak için tasarlanmıştır. Strep boğaz enfeksiyonu için pozitif kültürleri olan kişiler ayrıca antibiyotiklerle tedavi edilmelidir. Ayrıca tekrarlamayı önlemek için penisilin, sülfadiazin veya eritromisin gibi düşük dozlu antibiyotikler bir süre boyunca alınır.

Paylaşın

Özcan Deniz Kimdir? Hayatı, Albümleri

19 Mayıs 1972 yılında Ankara’da dünyaya gelen Özcan Deniz, 1977 yılında ailesi ile birlikte Aydın’a taşındı. Aslen Ağrılı olan Özcan Deniz, 1985 yılında ilk orkestra çalışmasını yaptığı Aydın’da kısa sürede tanınan ve aranılan bir orkestra solisti oldu.

Ardından İzmir ve Antalya’da sahneye çıkan Özcan Deniz, Aydın’ın Sultanhisar ilçesinde düzenlenen geleneksel ses festivaline katılıp birincilik ödülünü alınca, 1988 yılında İstanbul’a, ardından 1989 yılında Almanya’ya gitti. Almanya’da da müzik çalışmalarına devam eden Özcan Deniz’i İstanbul’da fark edemeyen yapımcılar, Münih’te keşfetti.

Özcan Deniz, ilk albüm çalışmasını 1992 yılında yaptı ve “Yine Ağlattın Beni” isimli albümünü piyasaya sürdü. Özcan Deniz, 1993 yılında yaptığı “Meleğim” adlı albümü ile şöhreti yakaladı. Onu 1994 yılında Beyaz Kelebeğim albümü takip etti. Özcan Deniz’in ilk oyunculuk deneyimi; 1994 yılında Memduh Ün yapımı “Ona Sevdiğimi Söyle” adlı filmde oldu. 1995 yılında askerlik görevini yapan Özcan Deniz, 1997 yılında kariyerine “Yalan Mı”albümü ile dönüş yaptı ve aynı yıl “Yalan Mı” adlı dizi ile televizyon izleyicileriyle buluştu.

Özcan Deniz, ardından sırasıyla “Çoban Yıldızı, Aslan Gibi, Leyla, Ses ve Ayrılık, Hediye” albümlerini çıkardı, 2009 yılında “Sevdazede” isimli albümünü çıkaran Özcan Deniz, Mercan Dede’nin “Su” albümünde ve “3 Hürel Şarkıları” başlıklı albümde birer şarkıyla yer aldı.

1999 yılında, öyküsünü kendi yazdığı “Aşkın Dağlarda Gezer” adlı televizyon dizisi ile ekranlara çıkan Özcan Deniz, 2002 yılında efsane dizi “Asmalı Konak” ile müzikte yakaladığı başarılı kariyeri, oyunculukta da yakaladı. Özcan Deniz, 2004 yılında “Haziran Gecesi”, 2007 yılında “Kader”, 2008 yılında “Aşk Yakar” adlı projelerde yer aldı. Özcan Deniz, daha sonra “Samanyolu” adlı dizi ile televizyon izleyicilerinin evlerine konuk oldu.

Özcan Deniz’in albümleri: Yine Ağlattın Beni, Meleğim, Hadi Hadi Meleğim, Beyaz Kelebeğim, Yalan Mı?, Çoban Yıldızı, Aslan Gibi, Leyla, Geçmiyor Günler, Ses ve Ayrılık, Hediye, Sevdazede, Bi Düşün.

Özcan Deniz’in teklileri: Her Şey Değişir (Pamela ve Fuat ile), Merakımdan, Aşk, Allah Büyük, Ben Yine Kendimle, Ayrıntılarda Gizli.

Özcan Deniz’in rol aldığı film ve diziler: Ona Sevdiğimi Söyle, Kolay Para, O Şimdi Asker, Asmalı Konak: Hayat, Neredesin Firuze, Keloğlan Kara Prense Karşı, Ya Sonra, Bi Düşün, Araf, Evim Sensin, Su ve Ateş, Karagül, Kaderimin Yazıldığı Gün, İstanbullu Gelin, Seni Çok Bekledim, Kızıl Goncalar.

Paylaşın

Özcan Türe Kimdir? Hayatı, Albümleri

4 Eylül 1973 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Özcan Türe, aslen Erzurum Aşkale’lidir. Özcan Türe, 1989 yılında babasının kendisine aldığı bağlama ile birlikte amatör olarak müzik yapmaya başladı.

1990’lı yılların ortalarından itibaren profesyonel olarak müzikle ilgilenmeye başlayan Özcan Türe, çeşitli mekanlarda sahne aldı ve albüm çalışmalarına katıldı. 1990’lı yılların sonunda çeşitli sanatçılar ile çalışan Özcan Türe, 2002 yılında İsmail Özden ve Erensoy Akkaya ile birlikte “Gönül Ezgilerimiz 3” adlı albümü çıkardı. Bu albüm ile birlikte Özcan Türe’nin profesyonel müzik kariyeri de başladı.

2005 yılında çıkardığı ilk solo albümü “Sürgün Sevdam” ile birlikte asıl çıkışını yapan Özcan Türe, kariyerinin en önemli albümlerinden birisi olan bu albümde “Sürgün Sevdam”, “Senin İçin” ve “Neler Gördüm” adlı parçalar yayınlandı.

Albümden sonra sıkça sahne almaya ve radyo ile televizyon programlarına katılmaya başlayan Özcan Türe, 2008 yılında Derde Bakın adlı ikinci albümünü yayınladı. “Bana mı Düştü”, “Tükendim”, “Çektiğim”, “Derde Bakın” ve “Yüreğimin Başı” parçaları albümün ön plana çıkan parçaları oldu.

Özcan Türe, 2010’lu yıllarda Kül Eyledin (2012) ve Sevdakar (2016) albümlerini yayınladı. Albümlerinde Arif Sağ, Davut Sulari, Âşık Reyhani, Ali Ekber Çiçek ve Muhlis Akarsu gibi sanatçıların eserlerine yer verdi. Özcan Türe, Erdal Erzincan, Kıvırcık Ali, Sevcan Orhan ve Türkü Çevik gibi isimlerle çalıştı.

Özcan Türe’nin albümleri: Gönül Ezgilerimiz 3 (İsmail Özden ve Erensoy Akkaya ile birlikte), Sürgün Sevdam, Derde Bakın, Kül Eyledin, Sevdakar.

Paylaşın

Özgür Eren Kimdir? Hayatı, Albümleri

24 Mayıs 1974 yılında Hatay’da dünyaya gelen Özgür Eren, 1991 yılında Ankara Anıttepe lisesini bitirdi. Özgür Eren, 1996 yılında Ankara Radyosu’nun açtığı Türk Halk Müziği akitli ses sanatçısı sınavını kazandı.

30 Eylül 2002 tarihinden bu yana TRT Ankara Radyosunda kadrolu ses sanatçısı olarak türkü söyleyen Özgür Eren, Ankara Radyosu’nda geçen yıllarının ardından “Akşam Sefası” adlı programla televizyonda görünmeye başladı.

2007 yılından itibaren TRT’de Türkülerle Süper Gece, Bayram Şekeri, Turnalar, Sahne Biz gibi programlarda sunucu ve solist olarak yer alan Özgür Eren, Günbegün programında bir sezon sunuculuk yaptı. TRT’de “Sen Türkülerini Söyle” adıyla düzenlenen Türk Halk Müziği Yarışması’nda sunucu olarak görev üstlenen Özgür Eren, ilk albümü “Gittin” adıyla yayınlandı.

Anadolu’nun değişik kentlerindeki pek çok festival ve etkinlikte sahne alan Özgür Eren’in dedesi de Niğde’nin ünlü kemancılarındandır.

Paylaşın

Özlem Özdil Kimdir? Hayatı, Albümleri

8 Aralık 1979 yılında Almanya’nın Hannover kentinde dünyaya gelen Özlem Özdil, halk ozanı olan babası Dursun Özdil’den ilk bağlama ve repertuvar derslerini aldı.

Sinan Çelik’in kendisini keşfetmesi ile birlikte 17 yaşında Türkiye’ye gelen Özlem Özdil, sesinin güzelliği ve bağlama çalmadaki yeteneğini Sinan Çelik, Musa Eroğlu, Güler Duman, Çetin Akdeniz ve Güray Hafiftaş gibi duayenler ile yaptığı ortak çalışma ile daha da geliştirdi.

Sesi ve şelpe tekniğini en iyi icra eden bağlama sanatçılarından biri olarak Türkiye’de kısa zamanda tanınan Özlem Özdil, menajeri olan Sinan Çelik‘in Yapım – Prodüktörlüğünü yaptığı Duygu Müzik ile 6 adet THM albümü ve 4 adet single çıkardı.

Özlem Özdil, 2000 yılında ilk albümü “Yarım Kalan Sevda”yı çıkardı. Bu albümü “Kan Çiçekleri”, “Türkülere Sor Beni”, “Gönlüm Dağlarda”, “Uzakların Türküsü” ve “Yürü Be Haydar” gibi albümler takip etti.

Özlem Özdil’in albümleri ve teklileri: Garip Yavrum, Türkülere Sor Beni, Tez Gel, Candan İleri, Hoy Nani, Yollarına Kar Mı Yağdı (Güler Duman ile birlikte), Zamansız Yağmur, Gönlüm Dağlarda, Yürü Be Haydar, Uzakların Türküsü.

Paylaşın

Özlem Taner Kimdir? Hayatı, Albümleri

1974 yılında Gaziantep’te dünyaya gelen Özlem Taner, ilk, orta ve lise öğrenimini Gaziantep’te tamamladı. Gaziantep Türk Müziği Devlet Konservatuarına giren Özlem Taner, konservatuar öğrenimini okul birinciliği ve yüksek şeref öğrencisi olarak bitirdi.

17 yaşından itibaren üniversite öğrenciliğinin yanısıra Gaziantep Hacı Bektaş-ı Veli kütür derneğinde ve Gaziantep İl Kültür Müdürlüğün’de bağlama eğitimi veren Özlem Taner, üniversite yıllarında Gaziantep’in Barak yöresine ait “alan araştırmaları” yaptı ve birtakım derleme çalışmalarında bulundu. Sanatçının albümünde yer alan “Seher İnende” bu çalışmalardan biridir.

Mezun olduktan sonra müzik öğretmeni olarak çeşitli ilköğretim okullarında ve liselerde görev yapan Özlem Taner, Gaziantep’te ki 3 yıllık eğitmenlik döneminden sonra tayinini müzikle ilgili hayallerini gerçekleştirmeyi planladığı İstanbula istedi ve Anadolu müziğiyle ilgili çalışmalarını yakından takip ettiği Kalan müziğin kapısını çaldı.

Özlem Taner, Türkmen Kızı adlı albümünde; Kemal Sahir Gürel, Erol Mutlu, Serdar Ateşer, Ender Akay, Sunay Özgür, Aytekin Aktaş ve Soner Akalın gibi usta aranjörle çalıştı. Bu yönüyle Türk müziğinde bir ilk olan “Türkmen Kızı” isimli albüm, parçaların birbirinden farklı düzenlenmesi sebebiyle Anadolu Türkmen müziğinin ezgisel anlamda aslında ne kadar zengin ve her türlü müzikal alanda kendisini olduğu gibi ifade edebilecek kadar da özgür olduğunu ortaya koydu.

Özlem Taner, ilk olarak Harbiye açık hava sahnesinde Kalan Müzik sanatçılarının verdiği bir konserde yer aldı. Özlem Taner, Anjelika Akbar, Mısırlı Ahmet ve Erkan Oğurun da bulunduğu, Dolmabahçe, Beylerbeyi ve Çırağan Saraylarında olmak üzere 3 ayrı konser projesinde yer aldı. Özlem Taner, Aşka Sürgün, Yersiz yurtsuz, Asi, Ezo Gelin, Kuzey Rüzgarı, Kapıları Açmak, 2 Eylül (kısa film), Beynelmilel gibi film ve dizilerin müziklerinde yer aldı.

Özlem Taner’in “Türkmen Kızı” albümü İngiltere’de en çok dinlenen albümler arasına (top10 listesine) girdi. Ünlü world müzik dergisi FolkRoots’da derginin bir muhabiriyle yaptığı 3 sayfalık bir röpörtaj yayınlandı. Ayrıca derginin dünya müziklerinden seçmeler yaparak oluşturduğu CD’de “Başına Döndüğüm” isimli parçasına yer verildi. BBC radyosunda en çok dinlenen 5 albüm arasına girdi.

Özlem Taner, son olarak 22 ekim 2008 yılında İKSV ve Kulsan ortaklığıyla Hollanda’da düzenlenen “Turkey now” festivalinde Mikail Aslan ve Nilüfer Akbal’la birlikte Roterdam ve Amsterdam’da konser verdi. Özlem Taner, Anadolu’da yaşayan halkların müziklerini dünyaya tanıtmak amacıyla yola çıkan ve birçok ülkede konserler verecek olan “3 kadın” isimli projede yer aldı.

Paylaşın

Fransa’da “Sol İttifak”ın Büyük Zaferi

Fransa’da Komünist Parti, Boyun Eğmeyen Fransa, Yeşiller ve Sosyalist Parti ittifakından oluşan Yeni Halk Cephesi, ülke tarihinin en önemli seçimi olarak ilan edilen seçimde birinci oldu.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisinin yer aldığı ittifakın da sürpriz yaparak ikinci sırayı aldı. Aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) ise üçüncü sırada kaldı.

Fransa’da erken genel seçimlerin ikinci turu yapıldı. Aşırı sağın yüzde 33’le birinci çıktığı 30 Haziran’daki ilk tur oylamanın ardından ikinci turda farklı bir tablo oluştu.

Sandık çıkış anketlerinin ilk sonuçlarına göre seçimleri Komünist Parti, Boyun Eğmeyen Fransa, Yeşiller ve Sosyalist Parti ittifakından oluşan Yeni Halk Cephesi (NFP) birincilikle bitirdi.

Ipsos’un sandık çıkış anketlerine göre Yeni Halk Cephesi (NFP) 172 – 192 milletvekili, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi ve ittifaka gittiği Horizons, UDI ve MODEM’den oluşan “Ensemble/Birlikte” hareketi 150 – 170 milletvekili, aşırı sağ Ulusal Bütünleşme 132 – 152 milletvekili çıkarıyor.

Araştırma şirketi Elabe anketine göreyse NFP 175-205, RN 115-150, “Ensemble/Birlikte” hareketi ise 150-175 milletvekili çıkarıyor.

Sol ittifak içindeki Boyun Eğmeyen Fransa partisinin lideri Jean-Luc Melenchon, sandıkların kapanmasının ardından yaptığı ilk değerlendirmede, sonuçların milyonlarca kişi için bir “rahatlama” anlamına geldiğini söyledi.

Melenchon, Macron’un merkez partisinden olan Başbakan Gabriel Attal liderliğindeki hükümetin derhal istifa etmesini ve yönetme sorumluluğunun kendilerine verilmesini de talep etti.

Sosyalist Parti’nin lideri Olivier Faure de, Parlamento’daki en büyük blok olan Yeni Halk Cephesi’nin hükümeti kurması gerektiğini söyledi.

Emmanuel Macron’un ofisinden ise “Fransızların tercihine saygı duyulacağı” açıklaması geldi. Cumhurbaşkanı’nın yeni hükümete dair bir adım atmadan önce resmin netleşmesini bekleyeceği ifade edildi.

Seçimlerden önce Fransa’nın yeni başbakanı olarak gösterilen, RN’nin 28 yaşındaki lideri Jordan Bardella, “Fransa aşırı solun eline itildi” dedi. Sandıkların kapanmasından kısa süre sonra yaptığı açıklama ile sonuçları kabullendi.

Ancak bazı seçim bölgelerinde Macron’un merkez partisi ve sol parti adaylarının kendilerine karşı hareket etmesine tepki gösterdi, bu durumu “Utanç ittifakı” olarak niteledi.

RN’nin önde gelen ismi ve 2027’de cumhurbaşkanı adayı olması beklenen Marine Le Pen de “Zaferimiz sadece ertelendi. Bugünkü sonuçla yarının zaferinin tohumlarının atıldığını düşünüyorum” dedi.

İkinci turda seçimlere katılım oranı da yüksek. Ipsos, yerel saatle 18:25 itibariyle katılım oranının yüzde 67,1 ile 1997’den bu yana görülen en yüksek oran olduğunu ve 2022’de seçimlerindeki yüzde 46,2’lik katılım oranından çok daha yüksek olduğunu açıkladı.

Fransız anayasası, farklı partilerden bir cumhurbaşkanı ve başbakan ile “birlikte yaşama,” diğer adıyla “kohabitasyon,” kurmaya izin veriyor. Bu durum en son 1997-2002 yılları arasında Sosyalist Lionel Jospin’in merkez sağcı Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile birlikte yürüttüğü dönemde yaşanmıştı.

Öte yandan, hiçbir partinin koalisyonlar olmadan çoğunluğu kazanamaması daha önce görülmemiş bir durum. Bu yüzden Fransa, kendini alışılmadık bir çıkmazın içinde bulabilir.

Fransa’da iki turlu bir seçim sistemi bulunuyor. Sadece 30 Haziran’da yapılan oylamada yeterli oyu alanlar bugünkü ikinci turda yarışabildi. Ancak aşırı sağ karşıtı oyların bölünmemesi için, üç ya da daha fazla kişinin seçildiği seçim bölgelerinde hafta boyunca yaklaşık 215 milletvekili adayı istifa etti.

Güvenlik önlemleri artırıldı

Cumhurbaşkanı Macron, Fransa’da 9 Haziran’da yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Ulusal Birlik’nin ilk sırada yer almasının ardından Ulusal Meclis’i feshetmiş ve erken seçim kararı almıştı.

Fransa’da genel seçimin ikinci turunda yoğun güvenlik önlemleri alındı, ülke çapında 30 bin polis konuşlandırıldı.

Ülkede şok etkisi yaratan erken seçim kararı ve aşırı sağın ilk kez iktidara bu kadar yaklaşması, seçim kampanyasının gergin bir atmosferde geçmesine neden oldu. Macron’un “iç savaş” riskinden söz etmesi dikkat çekiciydi.

Fransa İçişleri Bakanlığı, seçim gecesi için 5 bini başkent Paris’te olmak üzere 30 bin ek polis görevlendirdi.

İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, ikinci tur öncesi adaylar ya da parti görevlilerine 50’den fazla saldırı düzenlediğini açıkladı. Darmanin, seçim sonuçları açıklanınca “aşırı sağ ya da aşırı solun” olay çıkarmasını önlemek için güvenlik önlemlerinin artırıldığını söyledi.

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimi 2027’de yapılacak. Macron daha önce 2017 ve 2022’de, ikinci turda Ulusal Birlik (eski adıyla Ulusal Cephe) Partisi’nin adayı Marine Le Pen’i yenerek Fransa Cumhurbaşkanı seçilmişti.

Paylaşın

Özel’den İktidara Asgari Ücret Uyarısı: Geçim Olmazsa Yakında Seçim Olur

Asgari ücret ile ilgili mesaj veren CHP Lideri Özgür Özel, “Ya asgari ücrete zammı verecekler, ya biz söke söke alacağız. Bir kez daha söylüyoruz. Zammı yaparsanız sorunlar bitmez. Ama hiç olmazsa birazcık geçim olur. Ama geçim olmazsa hiç merak etmeyin yakında seçim olur” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Edirne İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Ziyarette Özel’e CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın da eşlik etti.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; ziyarette açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özel, Gebze’deki ‘Geçinemiyoruz’ mitingini anımsatarak şu ifadeleri kullandı: “Geçen hafta bir emek mitingi yaptık. Orada dört şey söyledik. Bir, kredi kartlarının faizlerini silin, esnafa, köylüye, bireysel sıkıntı çekenlere. Ana parasını bölün. Bundan yüzde 30 vergiyi kaldırın, milleti rahatlatın. İki, taban ücretleri, mesela buğdayda 15 lira olması lazım. Maliyetini verdiler.

Taban fiyatları artırın. Ayçiçeğe iyi bir fiyat verin. Üzüm, fındık, çay, narenciye, sahip çıkın. Üçüncüsü emekli maaşı 10 bin lira olmaz. Bunu bir asgari ücret düzeyine getirin. Sonuncusu asgari ücrete enflasyon uyarlamasını hiç olmazsa yapın, insanları bugün 17 bin lira olan asgari ücret verildiği günkü 13 bin liraya denk geliyor. Yıl sonuna doğru 9 bin liraya düşecek. Bu olmaz dedik. İtiraz ettik.”

“Hiç merak etmeyin yakında seçim olur”

Asgari ücret ile ilgili mesaj veren Özel, şunları kaydetti: “Buradan tekrar ediyoruz. Ya asgari ücrete zammı verecekler, ya biz söke söke alacağız. Bir kez daha söylüyoruz. Zammı yaparsanız sorunlar bitmez. Ama hiç olmazsa birazcık geçim olur. Ama geçim olmazsa hiç merak etmeyin yakında seçim olur. Hepinize teşekkür ediyoruz. Filiz Başkan’a, belediye meclis üyelerimize, hayırlı olsun diyoruz. Baba ocağına bugün koşup gelen hepinize teşekkür ediyoruz. Bugün Edirne’ye Türkiye’nin dört bir yanından güzel insanlar geldiler. Yarışan, güreşen, bütün pehlivanlara, bütün yiğitlere başarılar diliyoruz. İyi olan kazansın diyoruz. Ama eninde sonunda Edirne’miz kazansın, sizler kazanın istiyoruz.”

Özgür Özel, Edirne Belediyesi’ne ziyaretinde yaptığı konuşmada “Biz bugün Edirne Belediyesi’ne büyük bir keyifle geldik. Belediye’nin kapısında 40’lı yaşlarında kadın bir Belediye Başkanı ve çok genç ekip arkadaşları karşıladılar. Edirne, geçmiş dönem sevgili Recep Gürkan’ın görev yaptığı bu binayı bir bayrak devir teslimiyle, sulh içinde ve yeni enerjiler, umutlarla Filiz Hanım’a devretti. Hem kendisine hem tüm siyasi partilerden seçilmiş belediye meclis üyelerine başarılar diliyoruz” dedi.

Özel konuşmasına şöyle devam etti: “Edirne’de milletvekillerimiz, il yöneticilerimiz bugün bizi karşıladılar. Çok güçlü bir temsiliyetle buradayız. Hem Genel Sekreterimiz, Genel Başkan Yardımcılarımız, başkanlık divanı üyelerimiz, milletvekillerimiz burada. Büyükşehir belediye başkanlarımız, il belediye başkanlarımız burada. İstanbul İl Başkanımız başta olmak üzere çok sayıda il başkanımız burada. Büyük bir mutlulukla, çok sayıda ilçe belediye başkanımız, İstanbul’un neredeyse bütün ilçe belediye başkanları buradalar. Çok tarihi bir güne daha tanıklık edeceğiz. Ben daha önce de defalarca gelmiştim ama ilk kez Genel Başkan olarak buradayım.

Önce Belediyeler Birliği Başkanımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızın dikkat çektiği gibi ilk başkent, Osmanlı’nın başkenti Bursa, sonra Edirne, sonra İstanbul. Üçü de bu seçimlerde artık CHP’li oldu. Osmanlı’nın iyi yönlerini gören ve kötü yönlerini hiç üstüne almayanlar bir yana biz Osmanlı’yı iyisi, kötüsüyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünlere gelmesine yapılan bütün katkılarla hizmet edenleri hep hayırla yad ettik. Tabii bu üç büyükşehrin dışında, üç başkentin dışında Osmanlı’nın saray yaptığı tek kent olan Manisa’nın evladı olarak buradayız.

Fatih Sultan Mehmet’in 19 yaşında, 1451’de babasının vefatını öğrenip, beyaz atının sırtına atlayıp, Edirne’ye doğru yola çıktığı gün ‘Beni seven arkamdan gelsin’ demişti. Edirne’ye vardıktan, payitahta geldikten iki yıl sonra İstanbul’u fethetti. Bugün yanımızda böyle siyasi fetihlerden değil başta Ekrem Başkan’ın, Filiz Başkan’ın, Bursa Büyükşehir’in, Tekirdağ Belediyesi’nin gönülleri fetheden başkanları burada. Türkiye’den çok sayıda belediye başkanı burada. Artık şehirler kılıçla fethedilmiyor, gönüller fethediliyor, hizmetle fethediliyor. Ekrem Başkan geçen dönemki başarısını örgütümüzle birlikte artırarak, güveni artırarak, tazeleyerek, tekrar etti. Çok uzun yıllar sonra çok istediğimiz Bursa’yı aldık. Birçok şehirde çok önemli başarılar elde ettik.

O yüzden bugün CHP ailesi olarak çok güçlü şekilde buradayız. Ama hepimizin bildiği bir tek şey var ki Cumhuriyet’in yüzüncü yılının ilk yerel seçimlerinde, yüzde 38’lik bir oy oranıyla 47 yıl sonra büyük bir başarı elde ettik. Bu büyük aile bu başarıyı elde etti. Hep birlikte elde ettik. Ama esas hedefimiz Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının ilk genel seçimlerinde Atatürk’ün partisini iktidar yapmak. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığına CHP’li bir Cumhurbaşkanı seçtirmek. Bunun motivasyonu içindeyiz hep beraber. Hep birlikte bunun için çalışıyoruz. Başaracağımıza inanıyoruz.”

Dün Romanya’nın başkenti Bükreş’te katıldığı Sosyalist Enternasyonal Avrupa Komitesi Toplantısı’na dikkat çeken Özel, “Biz Selin Hoca ile birlikte ve çok değerli Dış Politikadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız İlhan Uzgel ve değerli büyükelçimiz Namık Tan ile birlikte bu sabah Bükreş’ten geldik. Dün Bükreş’te çok önemli bir gelişme kaydedildi. Basın mensubu arkadaşlar da bu konuda bir şeyler duymak istediklerini ifade ettiler. Dün Sosyalist Enternasyonal toplantısı, Sosyalist Enternasyonal’in Başkanı, İspanya Başkanı Pedro Sánchez, onun başkanlığında Bükreş’te yine Romanya Başbakanının ev sahipliğinde toplandı.

Orada yapılan müzakereler sonucunda bir deklarasyon yayınlandı. Hem aşırı sağ ile mücadele noktasında, hem Avrupa’daki Sosyalist Enternasyonal’in yeni yapılanmasını duyurmak noktasında hem de CHP’nin 31 Mart’ta kaydettiği başarıyı umut verici bir zafer olarak nitelendiren, CHP’nin güç kazanmasının altını kalın çizgilerle çizen ve CHP’nin Avrupa Birliği hedefini sahiplenen ve üyelerin tam destek verdiğini ifade eden bir metin ortaya çıktı. Bu gelecekte CHP iktidarında Türkiye’nin nerelere doğru gittiğini gösteren çok önemli bir yaklaşım” dedi.

AKP iktidarının artık Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğini hedeflemediğini öne süren Özel, “İktidarlarının ilk başında ‘mış’ gibi yapan, Avrupa Birliği hedefi koyan, bunun üzerinden Avrupa’nın Türkiye’de aydınların desteklerini sağlamaya çalışanların, bugün o yaptıklarının takiye olduğu, Avrupa Birliği hedefleri kalmadıkları, dün Şangay İşbirliği Örgütü’nü hedef gösterdiklerini hatırlayalım. O gösterilen hedefte maalesef, hem Dışişleri Bakanı, hem Sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği hedefte ortalama milli gelir 4 bin 500 dolar.

Oysa Avrupa Birliği hedefinde ortalama milli gelir yeni üyelerin düşürmesine rağmen 45 bin dolar. Avrupa Birliği’nin gerçek ortalama milli geliri 55 bin dolar. Birbirinin arasında 10-12 kat milli gelir farkı olan iki yapıdan bahsediyoruz. Biz elbette Asya ve Avrasya’yı da Çin, İran, Rusya’yı da önemsiyoruz. Ama 75 yıl önce kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyi’ne ve 60 yıl önce İsmet Paşa’nın zamanında başvuru yaptığımız Avrupa Birliği hedefini yeniden sahipleniyoruz. Ümit ediyoruz, ilk seçimden sonra, CHP iktidar olduktan sonra biz yine sıfır atacağız. Ama birileri gibi hem maaşlardan, hem fiyatlar ve etiketlerden altı sıfır atmayacağız. Bir tane sıfır atacağız. Maaşlardan sıfır atmadan etiketlerden, maaşlardan sıfır atmadan giderlerden sıfır atacağız. 5 kat fazla milli gelir, 10 yılın sonunda 10 kat fazla satın alma gücü. Bugün aynı maaşı alıp mazotun 4 lira, ekmeğin 1 lira olması demek.

CHP’nin hedefi, hayali, umudu ve vizyonu budur. Buna inananlar gelecek seçimlerde CHP’nin içinde olacağı, Türkiye İttifakı’nın, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayına oy verecekler. 10 yılın sonunda 10 kat daha zengin olduklarını görecekler. ‘Yöneticiler zengin olsun, saraylarda otursun, en pahalı limuzinlere binsin, uçan saraylarla uçsun’ diyenler Şangay İşbirliği Örgütü’ne doğru gidebilirler. Ama orada halk fakir. ‘Yöneticiler mütevazı ama halk zengin olsun’ diyenler Avrupa Birliği hedefinin peşinde yürüyebilirler. Orada tam 10 kat zengin halklar var. Gelişmiş bir demokrasi var. Bu yürüyüşümüz devam edecek” diye konuştu.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Beşar Esad” Açıklaması: Her An Davet Edebiliriz

Almanya dönüşü uçakta basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a ilişkin, “Şimdi öyle bir noktaya geldik ki, Beşar Esed şu anda Türkiye ile ilişkileri düzeltme noktasında bir adım attığı anda biz de ona karşı o yaklaşımı gösteririz” dedi ve ekledi:

“Çünkü biz dün Suriye ile düşman değildik ki, biz Esed ile ailece görüşüyorduk. Biz davetimizi yapacağız. İnşallah bu davetle birlikte de Türkiye-Suriye ilişkilerini geçmişte olduğu gibi aynı noktaya getirelim istiyoruz. Davetimiz her an olabilir. Türkiye’de görüşme olması konusunda ise Sayın Putin’in yaklaşımları var. Irak Başbakanı’nın bu konuda yaklaşımları var. Biz her yerde arabuluculuktan bahsediyoruz da sınırımızdakiyle, komşumuzla niye olmasın?”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya ziyareti dönüşünde uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Erdoğan’a sorulan sorular ve yanıtları şöyle oldu:

“Efendim, Gazze’yle ilgili bir soru yöneltmek istiyorum size. Gazze’de yaşanan son gelişmeleri yakından takip ediyorsunuz biliyorum. Bir ateşkes ve esir takası ihtimali yeniden gündemde mi, siz bunu hep gündemde tutuyorsunuz. Bu yönde önemli bir ilerleme var mı? Bir ateşkes için umutlu musunuz? Türkiye’nin bu süreçte rolü ile ilgili neler söylemek istersiniz? Bir de İsrail-Hizbullah gerginliği tedirgin edici, yeni bir savaş söz konusu olabilir mi? Böyle bir gelişme karşısında Türkiye’nin bölge ülkeleriyle diplomatik inisiyatif anlamında neler yapabileceğiyle ilgili görüşlerinizi merak ediyorum. Gazze’yle ilgili genel bir değerlendirme alabilir miyiz?

Gazze konusunda iki üç gündür ciddi manada olumlu bazı gelişmeler var. MOSSAD’ın başındaki şahsın Doha’da Hamas yetkilileriyle yaptığı görüşmeler söz konusu. Görüşmelerde daimi ateşkesi öngören bazı olumlu adımlar atıldı. Artık ateşkes için “an be an” diyorlar. Yani an be an oradan isabetli bir haber gelebilir. Ama bütün mesele Netanyahu’nun tavırları. İsrail bu caniliği, bu vahşeti daha fazla sürdürememeli. İsrail bu katliamları devam ettirmek noktasında ayak diremeyi artık bırakmalı ve bu insanlık dışı saldırıları sonlandırmalıdır. Bu konuda uluslararası toplumun ve özellikle Batılı ülkelerin İsrail’e yönelik baskılarını artırması şarttır.

Bugüne kadar saldırıda direten, katliamları sürdüren İsrail’dir. İnsan haklarını ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan İsrail’dir. Şimdi kalkmış çatışmaları bölgeye yaymak, kendilerini rahatlatmak için Lübnan’ı tehdit ediyorlar. İsrail çatışmaları bölgeye yayma niyetinden vazgeçmelidir. Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Batılı ülkeler, bu noktada İsrail’e verdikleri destekten vazgeçmelidir. Türkiye, ilk andan itibaren barıştan yana olmuştur. Türkiye bu çatışmaların sona ermesi gerektiğini, 1967 sınırlarında iki devletli çözümün kalıcı barışı sağlayacağını en yüksek sesle dile getiren ülkedir.

İran’da geçtiğimiz günlerde bir seçim oldu ve Türk kökenli bir Cumhurbaşkanı seçildi. Her seferinde de Türk kimliğini saklamayan, iftar ettiğini de söyleyen birisi yeni Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan. Bundan sonra Türkiye-İran ilişkilerinde bu durumun bir etkisi olacağını düşünüyor musunuz? Bununla ilgili değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Mesut Pezeşkiyan aslında Azeri kökenli bir Türk. Mesela Tebriz’de Türkçe konuşuyor. Ama Kürt bölgelerine gittiği zaman oralarda da Kürtçe konuşabiliyor. Farçaya da gayet hakim. O şekilde onu da konuşabiliyor. Ben döndüğümüzde kendisiyle irtibat kurup tebrik edeceğim. Bundan sonraki süreçte Türkiye-İran ilişkileri inşallah daha iyi olacaktır. Kaldı ki İran’la bölgede münasebetleri en iyi olan ülke Türkiye. İran bizim tarihi ve kültürel bağlarımız bulunan önemli bir komşumuzdur. Yeni dönemde Türkiye-İran ikili ilişkilerinin artan bir tempoda olumlu istikamette gelişmesini bekliyorum.

İngiltere’de de biliyorsunuz seçim oldu ve iktidardaki Muhafazakar Parti büyük bir hezimet yaşadı. Üstelik de Rishi Sunak katı göçmen politikasına rağmen büyük bir yenilgi aldı. Bu yeni dönemde İngiltere ile ilişkilerimiz nasıl olur ve siz bu katı göçmenlik politikaları sunan Rishi Sunak’ın kaybetmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu ana kadar uyguladıkları politikalar ve İngiltere’nin ekonomik alanda yaşadığı sıkıntılar Rishi Sunak’ın bana göre en önemli kayıp sebebi olmuştur. Sola gelince, 14 yıldır malum İşçi Partisi İngiltere’de bir netice alamadı. Ama şimdi bu seçimde 411 milletvekili kazandılar. Bugüne kadar İşçi Partisi Tony Blair zamanında bile böyle bir sayıya ulaşamamıştı. Şimdi ise bu milletvekili sayısını yakalamak suretiyle İngiltere’de ikinci defa İşçi Partisi böyle bir güce erişti. İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ı da henüz tebrik için arayamadım. Şimdi döner dönmez ilk yapacağımız işlerden bir tanesi onu da aramak olacak.

Avrupa Birliği’nden ayrılmış bir ülke olarak tekrar katılmayı düşünmediğini söylüyor. Yapacağımız görüşmede “bundan sonra Türkiye-İngiltere ilişkilerini nereye vardırırız?” bunları da konuşacağız. Türkiye ile İngiltere ikili ilişkileri son derece köklüdür. Biz, iktidarımız döneminde gerek İşçi Partili gerek Muhafazakar Partili başbakanlarla çalıştık. Önemli olan iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda çalışmalar ortaya koymaktır. Yeni dönemde de müttefikimiz İngiltere ile ilişkilerimizi her alanda geliştirmeye devam edeceğiz. Önümüzde önemli gündem başlıkları var bunları ele alarak ilişkilerimizdeki olumlu seyri ilerletmek niyetindeyiz.

Sayın Cumhurbaşkanım son bir yılda özellikle provokatif olaylar birbiri ardınca geliyor. Son örneğini de Kayseri’de gördük zaten. Bunların arkasında bir organize el olabilir mi? Çok sayıda olay oldu çünkü. Ne düşünüyorsunuz?

Muhakkak ortada bir mikser var. Yani bu tür olaylarda bir siyasi mikserin olmaması mümkün değil. Onlar ne kadar bu işi karıştırmaya gayret ederlerse etsinler zaten biz güçlü bir devlet olarak bunlara gereken tokadı anında attık. Bundan sonra da atmaya devam ederiz. Türkiye’nin gücü sayesinde nasıl ki PKK’yı, PYD’yi, KCK’yı, FETÖ’yü çökerttiysek, aynı şekilde bunları da çökertiriz. Ama yeter ki bizim içimizdeki siyasetçiler bu noktada akıllı hareket etsin. Artık biliyorsunuz ana muhalefet diye bir şey kalmadı. Bu muhalefet sürekli kışkırtıcılık yapmaya devam ediyor, rahat durmuyor. Hala kalkıyor, mültecilerle uğraşıyor.

Şu anda Suriye’den 3 milyonu aşan mülteci ülkemizde. Şimdi öyle bir noktaya geldik ki, Beşar Esed şu anda Türkiye ile ilişkileri düzeltme noktasında bir adım attığı anda biz de ona karşı o yaklaşımı gösteririz. Çünkü biz dün Suriye ile düşman değildik ki, biz Esed ile ailece görüşüyorduk. Biz davetimizi yapacağız. İnşallah bu davetle birlikte de Türkiye-Suriye ilişkilerini geçmişte olduğu gibi aynı noktaya getirelim istiyoruz. Davetimiz her an olabilir. Türkiye’de görüşme olması konusunda ise Sayın Putin’in yaklaşımları var. Irak Başbakanı’nın bu konuda yaklaşımları var. Biz her yerde arabuluculuktan bahsediyoruz da sınırımızdakiyle, komşumuzla niye olmasın?”

Paylaşın

Diyanet’in Yıllık Takvimler İçin Ödediği Para Dudak Uçuklattı

İktidar, Türkiye’deki ekonomik krizi, etkisi tartışılan Tasarruf Tedbirleri Genelgesi ile örtmeye çalışırken, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, 2025 yılı takvimleri için de rekor harcamaya imza attığı belirlendi.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 7 Mayıs’ta düzenlediği, “2025 Yılı Diyanet Takvimi Blok ve Arkalık” ihalesinin sözleşmesinin 29 Mayıs’ta imzalandığı öğrenildi. İhlas Gazetecilik ile imzalanan 61 milyon 677 bin TL’lik sözleşme kapsamında toplam 3 milyon 115 bin adet takvim bastırılacağı kaydedildi.

Aralarında yatırımcı bakanlıkların da yer aldığı çok sayıda kamu kurumunu geride bırakan 91 milyar 824 milyon 805 bin TL’lik bütçesi ve bütçesinden yaptığı hoyrat harcamalara karşın yurttaşa, “Az ile yetinin” öğüdünde bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yıllık takvimler için ödediği para dudak uçuklattı.

Birgün’den Mustafa Bildirici’nin haberine göre; Başkanlığın, 61,6 milyon TL basım maliyetli 2025 yılı takvimleri ile birlikte 2018-2025 dönemi takvimleri için harcadığı toplam para 200 milyon TL’ye dayandı.

Diyanet, 2018 yılında 3 milyon 250 bin adet takvim bastırdı. 2018 yılı takvimleri için 2 Mayıs 2017 tarihinde yapılan anlaşma ile yüklenici şirkete 7 milyon 231 bin TL ödeme yapıldı. İdare, 2019 yılında da 3 milyon 250 bin adet takvim bastırırken 2019 yılı takvimlerinin maliyetinin 8 milyon 560 bin TL olduğu bildirildi. Başkanlık, 2020 yılında da takvimler için kesenin ağzını açtı. İdarenin 3 milyon 225 bin adet bastırdığı 2020 yılı takvimlerinin basım maliyeti kayıtlara, 9 milyon 881 bin TL olarak geçti.

2021 yılında takvim sayısını 3 milyon 420 bin adede çıkaran başkanlık, takvimlerin basımı için 10 milyon 690 bin TL’ye imza attı. Diyanet, 2022 yılı için de 3 milyon 420 bin adet takvim bastırırken takvimlerin maliyetindeki artış dikkati çekti. Buna göre, 2022 yılı takvim basım maliyeti 18 milyon 91 bin TL ile ifade edildi. Diyanet’in 2023 yılı takvimleri için ise 38 milyon 361 bin TL’lik ödeme gerçekleştirildi.

İhaleler aynı adrese

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2024 yılı takvim ihalesi de 44 milyon 155 bin 125 TL bedelle İhlas Gazetecilik’e verildi. İhale kapsamında kuşe kağıda 3 milyon 115 bin adet bastırılacak takvimlerin, aynalı olacağı kaydedildi.

İktidar, Türkiye’deki ekonomik krizi, etkisi tartışılan Tasarruf Tedbirleri Genelgesi ile örtmeye çalışırken Diyanet’in, 2025 yılı takvimleri için de rekor harcamaya imza attığı belirlendi. Başkanlığın 7 Mayıs’ta düzenlediği, “2025 Yılı Diyanet Takvimi Blok ve Arkalık” ihalesinin sözleşmesinin 29 Mayıs’ta imzalandığı öğrenildi. İhlas Gazetecilik ile imzalanan 61 milyon 677 bin TL’lik sözleşme kapsamında toplam 3 milyon 115 bin adet takvim bastırılacağı kaydedildi.

Paylaşın