BM’den Gazze İçin Ateşkes Çağrısı: Çocuklar Açlıktan Ölüyor

İsrail’in Gazze Şeridi’nde yönelik saldırılarında 278. gün geride kalırken Birleşmiş Milletler, uluslararası topluma insani yardımın karadan ulaştırılmasına öncelik verilmesi, İsrail kuşatmasının sona erdirilmesi ve ateşkes sağlanması çağrısında bulundu.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise 38 bin 243’e, yaralananların sayısı ise 88 bin 33’e yükseldi. Ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanlarından oluşan bir heyet, Cenevre’de yaptığı açıklamada, kıtlığın Gazze Şeridi’ne yayıldığını söyledi. Uzmanlar son günlerde, yetersiz beslenmeden altı aylık, dokuz yaşında ve 13 yaşında üç çocuğun öldüğüne dikkat çekti.

Panelin açıklamasında, “Her üç çocuk da yetersiz beslenme ve yeterli sağlık hizmetine erişememe nedeniyle öldü. Bu çocukların Gazze’nin merkezinde tedavi görmesine rağmen açlıktan ölmesi, kıtlığın Gazze’nin kuzeyinden orta ve güney Gazze’ye yayıldığına şüphe bırakmıyor” denildi.

Birleşmiş Milletler (BM) heyeti açıklamasında, uluslararası topluma insani yardımın karadan ulaştırılmasına öncelik verilmesi, İsrail kuşatmasının sona erdirilmesi ve ateşkes sağlanması çağrısında bulundu.

Öte yandan Hamas’ın ABD’nin ateşkes önerisinin önemli bir bölümünü kabul etmesinin ardından Gazzeliler arasında çatışmaların duracağına dair umutlar yeniden canlanmıştı. Ancak Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby yaptığı açıklamada, iki taraf arasında hala derin anlaşmazlıklar olduğunu söyledi.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, anlaşmanın İsrail’in Hamas’ı bir tehdit unsuru olarak ortadan kaldırmak başta olmak üzere hedeflerine ulaşana kadar savaşa devam etmesini engellememesi gerektiğinde ısrar ediyor.

Arabuluculuk çabalarına yakın bir Filistinli yetkili ise bir sonraki hamleyi İsrail’in yapması gerektiğini söyledi. Yetkili yaptığı açıklamada, “Artık her şey Netanyahu’ya bağlı. Hamas pozisyonunu netleştirdi ve bir anlaşmayı mümkün kılacak kadar esneklik gösterdi, ancak İsrailliler bile her şeyin Netanyahu’ya ve onun bir anlaşma isteyip istemediğine bağlı olduğunu söylüyorlar” şeklinde konuştu.

Mısır Cumhurbaşkanlığı, Cumhurbaşkanı Abdülfettah El Sisi ve ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Başkanı William Burns’un Gazze savaşında ateşkes sağlanması çabalarını görüştüğünü açıkladı. Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Cumhurbaşkanı, Mısır’ın Gazze Şeridi’nde askeri operasyonların devam etmesini reddeden tutumunu yineledi” denildi.

ABD’li üst düzey yetkililer Hamas’ın geçen hafta verdiği tavizlerin ardından ateşkes için bölgede bulunuyordu. Ancak Hamas, İsrail’in Gazze’ye düzenlediği yeni saldırının ateşkes görüşmelerini kritik bir anda tehdit ettiğini söyledi ve arabuluculara İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu dizginlemeleri çağrısında bulundu.

Mısır devletine bağlı El Kahire News’in üst düzey bir kaynağa dayandırdığı haberine göre Mısırlı bir güvenlik heyeti Doha’ya giderek “mümkün olan en kısa sürede bir ateşkes anlaşmasına varmak amacıyla Hamas ve İsrail arasındaki bakış açılarını yakınlaştırmayı hedefleyecek.”

Hamas’ın en üst düzey siyasi lideri İsmail Haniye, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına devam etmesi halinde arabulucuları “feci sonuçlara” karşı uyararak, görüşmelerin çökmesinin “tüm sorumluluğunu” Netanyahu ve ordunun taşıyacağını söyledi.

Paylaşın

Özgür Özel, Beşar Esad İle Görüşecek

CHP Lideri Özgür Özel’in Suriye’yi ziyaret ederek Beşar Esad ile görüşeceği açıklandı. Özgür Özel, yaptığı bir açıklamada Erdoğan ile Esad arasında arabulucu olabileceğini ifade etmişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Halk TV’de Gözde Şeker’in sunduğu Yeni Bir Sabah isimli programda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Suriye ziyaretine ilişkin ilk kez konuştu ve Özel’in Şam’a gideceğini söyledi. Bulut, Özel’in çözüm için ülkeye gideceğini söyledi.

Burhanettin Bulut, Şam yönetimi ile temasa geçtiklerini belirterek ziyarete ilişkin olumlu yanıt aldıklarını söyledi. Bulut şunları söyledi: “Görüşme niyetine ilişkin bu konuların çözümü, niyet ifadesi karşılık buldu. Bundan sonra sadece şartların olgunlaşması, nerede görüşme hangi tarih bunlar konuşulacak. Biz görüşme talebimizi ilettik Şam’dan da olumlu cevap geldi.”

Özgür Özel ne demişti?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yaptığı bir açıklamada Erdoğan ile Esad arasında arabulucu olabileceğini ifade ederek, “Önce Esad Türkiye ile masaya oturmaya ikna edilmeli. Ben Esad’ı masaya oturmaya ikna edebilirim. Yeter ki Erdoğan’ın böyle bir niyeti olsun. Erdoğan’ın son açıklamasından da görüyoruz ki bizim burada attığımız adımlar Erdoğan’ı da cesaretlendiriyor. Bu mesele Türkiye’nin en yakıcı sorunu, sığınmacı sorununu bizim öncelikli meselemiz” sözlerini kullanmıştı.

“Arabuluculuk teklifi gelirse değerlendiririz”

Öte yandan gelişmelere ilişkin Evrensel’e konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı İlhan Uzgel, Suriye konusunda çok kritik bir dönemden geçildiğini belirterek, Esad yönetiminin görüşme taleplerine olumlu yanıt verdiklerini söyledi.

Uzgel, henüz bir tarih netleşmezken, olası bir görüşmenin CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında bir heyetle gideceklerini kaydetti. Öte yandan Rusya’nın da Erdoğan ile Esad’ın görüşmesi sürecinde rol oynadığını anlatan Uzgel, Erdoğan yönetiminin zaten Rusya ve istihbarat örgütleri aracılığıyla temasta olduğunu hatırlattı.

Eğer Esad ile bir görüşme gerçekleşirse neleri gündeme getireceklerini sorduğumuzda Uzgel, şöyle yanıt verdi: “Öncelikle biz artık Türkiye’de birinci partiyiz. Seçim olsa iktidara gelmek üzereyiz. Bu nedenle dış politikanın en ciddi konusunda, Suriye rejiminin taleplerini birinci ağızdan dinlemek istiyoruz” dedi.

Suriye yönetimiyle bağlantıyla geçmelerinin Erdoğan ile Esad arasında bir arabuluculuk boyutunda mı olduğu sorusuna Uzgel, “Bize böyle bir talep gelmedi ama gelirse parti olarak değerlendiririz” dedi.

Suriye sorunundaki en önemli konunun sığınmacılar meselesi olduğunu ifade eden Uzgel, “Çünkü artık bir kırılma noktası olacak diye endişe ediyoruz. AKP hükümeti ise bu konuda hiçbir çözüm üretmiyor. Öte yandan bölgede ÖSO, İdlib ve PYD’nin varlığı konularının da görüşülmesi gerekiyor” diye belirtti.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Sanayi Üretimi Azaldı

Sanayi üretimi yıllık yüzde 0,1 azaldı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,2 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0,4 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 0,9 arttı.

Haber Merkezi / Sanayi üretimi nisan ayında yüzde 1,7 arttı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 3,9 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,1 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 1,0 azaldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sanayi Üretim Endeksi Mayıs 2024 verilerini yayımladı. Buna göre, Sanayi üretimi yıllık yüzde 0,1 azaldı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,2 arttı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0,4 azaldı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 0,9 arttı.

Sanayi üretimi nisan ayında yüzde 1,7 arttı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 3,9 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,1 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 1,0 azaldı.

Paylaşın

Robinow Sendromu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Robinow sendromu, kemiklerin ve vücudun diğer bölümlerinin gelişimini etkileyen son derece nadir görülen kalıtsal bir hastalıktır. Robinow sendromunun, belirti ve semptomları, şiddeti, kalıtım şekli ve bunlarla ilişkili genlere göre ayırt edilen iki formu vardır.

Haber Merkezi / Otozomal resesif Robinow sendromu daha şiddetlidir ve kol ve bacaklardaki uzun kemiklerin kısalması; kısa parmaklar ve ayak parmakları; omurganın anormal eğriliğine (kifoskolyoz) yol açan kama şeklindeki omurga kemikleri; kaynaşmış veya eksik kaburgalar; kısa boy; ve bazen yüzün gelişmekte olan bir fetüsün yüzüne benzemesi nedeniyle “fetal yüz” olarak tanımlanan belirgin yüz özellikleri ile karakterizedir.

Diğer özellikler arasında az gelişmiş genital organlar; diş sorunları; böbrek veya kalp kusurları; veya gecikmiş gelişim yer alabilir. Otozomal dominant Robinow sendromu olan çocuklarda benzer ancak daha hafif özellikler bulunur. Omurga ve kaburga anomalileri genellikle mevcut değildir ve kısa boy daha az şiddetlidir. Otozomal dominant Robinow sendromu olan bazı kişilerde ayrıca artmış kemik mineral yoğunluğu (osteoskleroz) vardır.

Otozomal resesif Robinow sendromu kısa boy, karakteristik yüz özellikleri, iskelet anormallikleri ve/veya genital anormalliklerle karakterizedir. Semptomların aralığı ve şiddeti kişiden kişiye değişir.

Robinow sendromu olan çocukların çoğu doğumdan sonra büyüme gecikmeleri yaşar ve bu da hafif ila orta derecede kısa boyla sonuçlanır. Çoğu çocuğun zekası normaldir ancak etkilenenlerin yaklaşık yüzde 20’sinde zihinsel engellilik, gelişimsel dönüm noktalarına ulaşmada gecikmeler ve/veya dil becerilerini geliştirmede gecikmeler olabilir.

Yüz özellikleri gelişmekte olan bir fetüsünkine benzer, tıbbi literatürde sıklıkla “fetal yüz” olarak adlandırılan bir bulgudur. Baş ve yüz bölgesinin karakteristik anormallikleri arasında şişkin bir alın (frontal çıkıntı) ile büyük bir baş (makrosefali) ve yüzün orta kısmının az gelişmişliği (orta yüz hipoplazisi) bulunabilir. Etkilenen bebeklerde ayrıca belirgin (ekzoftalmi) geniş aralıklı gözler (oküler hipertelorizm); alışılmadık şekilde geniş, aşağı doğru eğimli göz kapağı kıvrımları (palpebral fissürler); öne doğru genişlemiş burun deliklerine sahip küçük, yukarı kıvrık bir burun (antevert); çökük (çökük) bir burun köprüsü; ve/veya anormal şekilde konumlanmış (yani düşük konumlu, arkaya dönük) kulaklar olabilir.

Etkilenen bazı bebeklerde üst dudağın ortasında uzun bir oluk (filtrum) bulunan geniş, üçgen şekilli, aşağı doğru dönük bir ağız; küçük bir çene; küçük bir çene kemiği (mikrognati); ve/veya aşırı büyümüş diş etleri (gingival hiperplazi).

Dişsel anormallikler de mevcut olabilir; bunlar arasında yanlış hizalanmış dişler, arka (posterior) dişlerin sıkışıklığı ve/veya sekonder (kalıcı) dişlerin gecikmeli çıkması bulunur. Boğazın arkasındaki yumuşak doku yapısı (uvula) az gelişmiş veya anormal şekilde bölünmüş olabilir (bifid). Etkilenen bebeklerde ayrıca ağız çatısının tam kapanmaması (yarık damak), üst dudakta anormal dikey oluk veya açıklık (yarık dudak) ve/veya dilin kısıtlı hareketleri (ankiloglossi) olabilir. Ankiloglossi dil becerisinin gelişiminde gecikmelere katkıda bulunabilir. Çoğu çocukta, Robinow sendromuyla ilişkili yüz anormallikleri çocuklar yaşlandıkça daha az belirgin hale gelir.

İskelet anormallikleri arasında anormal derecede kısa ve az gelişmiş ön kol kemikleri (radius ve ulna) (ön kol brakimelisi); radiusun kısalması nedeniyle ön kolun başparmak tarafının (radius) anormal sapması (bilekte Madelung deformitesi); alışılmadık derecede kısa parmaklar (brakidaktili); beşinci parmakların bükülü pozisyonda kalıcı olarak sabitlenmesi (klinodaktili); ve/veya geniş başparmaklara sahip anormal derecede küçük eller yer alabilir. Başparmakların ve ayak baş parmaklarının uç kemikleri (terminal falankslar) anormal şekilde bölünmüş (bifid) olabilir ve/veya parmakların ve ayak parmaklarının kemikleri (falankslar) az gelişmiş (hipoplastik) olabilir.

Ek anormallikler arasında kalça çıkığı, dirseklerin sınırlı ekstansiyonu, belirli kaburgaların anormal füzyonu veya yokluğu, omurganın anormal bir şekilde yandan yana eğriliği (skolyoz), omurganın orta (torasik) kısmındaki (hemivertebra) kemiklerin bir tarafının (omurlar) az gelişmişliği ve/veya belirli omurların füzyonu yer alabilir. Etkilenen bebeklerde göğsün merkezini oluşturan kemiğin anormal şekilde çöküklüğü (“huni göğsü” veya pektus excavatum) görülebilir. Bebeklerde ayrıca kötü biçimli (displastik) tırnaklar ve/veya parmaklarda ve avuç içlerinde deri sırtı desenlerinde anormallikler (dermatoglifikler) olabilir.

Robinow sendromlu bebeklerin çoğunda genital organlarda anormallikler de vardır ve bazılarında belirgin bir şekilde erkek veya dişi olmayan dış genital organlar (belirsiz genital organlar) bulunabilir. Cinsiyet genellikle erken bebeklik döneminde doğru bir şekilde belirlenebilir. Kızlarda klitoris ve vajinal açıklığın her iki tarafındaki dış, uzun deri kıvrımları (labia majora) az gelişmiş olabilir (hipoplastik).

Erkeklerde penis anormal derecede küçük olabilir (mikropenis) ve çevresindeki derinin altında gizlenmiş olabilir; Ek olarak, testislerden biri veya her ikisi skrotuma inmeyebilir (kriptorşidizm). Nadiren, etkilenen erkeklerde anormal derecede düşük testis fonksiyonu seviyeleri olabilir (kısmi birincil hipogonadizm, ancak ikincil cinsiyet özelliklerinin normal gelişimi görülür (örn. sesin kalınlaşması, karakteristik kıl büyüme kalıpları, testis ve skrotumun büyümesinde ve gelişiminde ani artış, vb.) mikropenisin devam etmesi hariç. Etkilenen kadınlarda yumurtalıkların normal fonksiyonu (normal gonadal fonksiyon) ve normal doğurganlık görülür.

Robinow sendromlu bireylerde böbreklerin ikilenmesi, böbrekte alışılmadık idrar birikimi (hidronefroz), karın boşluğunun kas astarındaki anormal bir açıklıktan kalın bağırsağın bazı kısımlarının dışarı çıkması (kasık fıtığı) ve/veya göbek yakınındaki karın duvarından kalın bağırsağın bazı kısımlarının dışarı çıkması (göbek fıtığı) gibi ek fiziksel anormallikler bulunabilir. Ek olarak, Robinow sendromlu bebeklerin yaklaşık %13’ünde doğumda mevcut olan kalp (kardiyak) defektleri vardır (doğuştan kalp defektleri).

Bu gibi durumlarda, en sık görülen kalp defekti, ventrikülden (pulmoner gövde) çıkan ve sol ve sağ pulmoner arterlere ayrılan damarın anormal daralması (stenoz) veya kapanması (atrezi) nedeniyle kalbin alt odasından (ventrikül) gelen kan akışının engellendiği “sağ ventrikül çıkış tıkanıklığı” olmuştur. Bu kalp defektiyle ilişkili semptomlar, tıkanıklığın boyutuna ve yerine bağlı olarak büyük ölçüde değişir. Robinow sendromlu bazı bebeklerde, yaşamı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilen karmaşık konjenital kalp kusurları da dahil olmak üzere diğer kardiyak anormallikler bulunabilir. Nadiren, Robinow sendromlu bebekler ve çocuklar akciğerlerin tekrarlayan enfeksiyonlarına (zatürre) eğilimli olabilir. Nadir, ciddi vakalarda, uygun tedavi olmaksızın zatürre yaşamı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir.

Robinow sendromunun baskın ve çekinik formları birçok aynı semptom ve fiziksel bulguyu paylaşır (örneğin, kraniyofasiyal anormallikler, kısa boy, iskelet malformasyonları ve genital hipoplazi). Bununla birlikte, çekinik formla ilişkili semptomlar ve fiziksel bulgular daha şiddetli olma eğilimindedir. Robinow sendromunun çekinik formuna sahip bebekler, bozukluğun baskın formuna sahip bebeklere göre daha fazla kaburga anormalliği (örneğin, anormal yer değiştirme, füzyon ve/veya belirli kaburgaların yokluğu) ve omurga kemiklerini (omurlar) etkileyen kusurlar sergiler.

Ek olarak, kısa boy, ön kol kemiklerinin az gelişmesi (radyal hipoplazi) ve parmak anormallikleri daha şiddetlidir. Etkilenen çocuklarda, ön kol kemiklerinden birinin başının çıkığı (radyal baş çıkığı) görülebilir; bu, Robinow sendromunun baskın formuna sahip bireylerde nadiren görülen bir anormalliktir. Çekinik forma sahip bireyler ayrıca daha üçgen şekilli bir ağza sahip olma eğiliminde olabilir.

Otozomal dominant Robinow sendromunun bir varyantı olan osteosklerotik form, tipik belirti ve semptomların yanı sıra, özellikle kafatasında kemik mineral yoğunluğunda artış, normal boy, büyük baş ve işitme kaybı ile karakterizedir.

Robinow sendromunun otozomal resesif ve otozomal dominant formları farklı genlerdeki değişiklikler (mutasyonlar) sonucu ortaya çıkar. Otozomal resesif Robinow sendromu, ROR2 genindeki mutasyonlar nedeniyle ROR2 proteininin eksikliğine neden olur. Bu protein olmadan, özellikle iskelet, kalp ve genital organların oluşumu olmak üzere gelişim bozulur.

Otozomal dominant Robinow sendromu, WNT5A genindeki veya DVL1 genindeki mutasyonlar nedeniyle oluşur ve normal gelişim için gerekli olan spesifik proteinlerin eksikliğine neden olur. Osteosklerotik form, DVL1 gen mutasyonlarından kaynaklanır. Robinow sendromuna sahip bazı kişilerde bu genlerin hiçbirinde mutasyon bulunmaz ve hastalığın nedeni bilinmemektedir.

Çoğu genetik hastalık, biri babadan, diğeri anneden alınan iki gen kopyasının durumuyla belirlenir. Resesif genetik bozukluklar, bir birey aynı özellik için anormal bir genin iki kopyasını, her biri ebeveynden olmak üzere miras aldığında ortaya çıkar. Bir birey bir normal gen ve bir hastalık geni miras alırsa, kişi hastalık için taşıyıcı olacaktır ancak genellikle semptomlar göstermeyecektir. Taşıyıcı ebeveynlerden ikisinin de değişmiş geni aktarması ve etkilenen bir çocuğa sahip olma riski her hamilelikte %25’tir. Ebeveynleri gibi taşıyıcı olan bir çocuğa sahip olma riski her hamilelikte %50’dir. Bir çocuğun her iki ebeveyninden de normal genler alma şansı %25’tir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır.

Tüm bireyler 4-5 anormal gen taşır. Yakın akraba (akraba) olan ebeveynlerin, akraba olmayan ebeveynlere göre her ikisinin de aynı anormal geni taşıma olasılığı daha yüksektir, bu da çekinik genetik bozukluğa sahip çocuk sahibi olma riskini artırır.

Baskın genetik bozukluklar, belirli bir hastalığa neden olmak için anormal bir genin yalnızca tek bir kopyasının gerekli olduğu durumlarda ortaya çıkar. Anormal gen, ebeveynlerden herhangi birinden kalıtılabilir veya etkilenen bireyde yeni bir mutasyonun (gen değişimi) sonucu olabilir. Anormal genin etkilenen ebeveynden bir çocuğa geçme riski her gebelikte %50’dir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır. Bazı bireylerde bozukluk, yumurta veya sperm hücresinde oluşan kendiliğinden bir genetik mutasyondan kaynaklanır. Bu gibi durumlarda bozukluk ebeveynlerden kalıtılmaz.

Robinow sendromunun tanısı genellikle doğumdan kısa bir süre sonra kısa boy, uzuv ve genital anormallikler ve karakteristik yüz özellikleri gibi fiziksel bulgulara dayanarak yapılır. Otozomal resesif Robinow sendromunun tanısını doğrulamak için ROR2 genindeki mutasyonlar için moleküler genetik test mevcuttur. Otozomal dominant Robinow sendromunun tanısını doğrulamak için WNT5A geni ve DVL1 genindeki mutasyonlar için moleküler genetik test mevcuttur.

Robinow sendromunun tedavisi her bireyde belirgin olan belirli semptomlara yöneliktir. Tedavi, uzmanlardan oluşan bir ekibin koordineli çabalarını gerektirebilir. Çocuk doktorları, iskelet anormalliklerini tedavi eden uzmanlar (ortopediler), cerrahlar, kalp sorunlarını teşhis eden ve tedavi eden uzmanlar (kardiyologlar), fizyoterapistler ve/veya diğer sağlık profesyonelleri, etkilenen bir çocuğun tedavisini sistematik ve kapsamlı bir şekilde planlamak zorunda kalabilir.

Belirsiz genital organlara sahip etkilenen bebeklerde, cinsiyet yenidoğan döneminde klinik muayene ile doğru bir şekilde belirlenebilir. Bazı çocuklarda, kriptorşidizmi ve/veya diğer genital anormallikleri düzeltmek için ameliyat yapılabilir ve/veya başka önlemler alınabilir. Ek olarak, penis uzunluğunu ve testis hacmini iyileştirerek mikropenisi tedavi etmek için bazen insan koryonik gonadotropin ve/veya testosteron gibi hormon takviyeleri verilir. Bazı hastalarda büyüme hormonu eksikliğinin büyüme hormonu tedavisine olumlu yanıt verdiği bulunmuştur. Ancak bu hormon tedavisi formları bir çocuk endokrinoloğu tarafından yakından izlenmelidir.

Destekler, alçılar, özel egzersizler ve/veya cerrahi, belirli vertebral anormalliklerin tedavisinde faydalı olabilir. Ameliyat ayrıca kasık fıtıkları, belirli kraniyofasiyal anormallikler, hemivertebra ve kaburga anormalliklerine bağlı şiddetli omurga eğriliği (skolyoz), tamamen veya kısmen birleşik parmaklar/ayak parmakları (sindaktili), yarık dudak/damak ve/veya diğer malformasyonları düzeltmek için de yapılabilir. Destekler, diş cerrahisi ve/veya diğer destekleyici teknikler, dişlerin yanlış hizalanmasını ve/veya diğer diş anormalliklerini düzeltmeye yardımcı olmak için kullanılabilir.

Robinow sendromu olan bebekler ve çocuklar, potansiyel olarak bozuklukla ilişkili olabilecek kalp (kardiyak) anormalliklerinin derhal tespit edilmesini ve uygun şekilde derhal tedavi edilmesini sağlamak için kapsamlı tıbbi değerlendirmelerden geçmelidir. Etkilenen bebekler ve çocuklar ayrıca akciğer enfeksiyonlarını (zatürre) önlemeye ve/veya derhal tespit etmeye yardımcı olmak ve derhal uygun tedaviyi sağlamak için dikkatlice izlenmelidir.

Robinow sendromlu çocukların potansiyellerine ulaşmalarını sağlamak için erken müdahale önemlidir. Etkilenen çocuklar için faydalı olabilecek özel hizmetler arasında özel telafi eğitimi, özel sosyal destek, fizik tedavi ve/veya diğer tıbbi, sosyal ve/veya mesleki hizmetler yer alabilir. Etkilenen bireyler ve aileleri için genetik danışmanlık önerilir. Bu bozukluk için diğer tedavi semptomatik ve destekleyicidir.

Paylaşın

Rosai Dorfman Hastalığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

Rosai Dorfman hastalığı, vücudun lenf düğümlerinde (lenfadenopati), çoğunlukla boyun lenf düğümlerinde (servikal lenfadenopati) belirli bir beyaz kan hücresi türünün (histiyosit) aşırı üretimi (proliferasyon) ve birikmesiyle karakterize nadir bir hastalıktır.

Haber Merkezi / Bazı durumlarda, lenf düğümlerinin yanı sıra vücudun diğer bölgelerinde de anormal histiyosit birikimi meydana gelebilir (ekstranodal). Bu bölgeler arasında cilt, merkezi sinir sistemi, böbrek ve sindirim sistemi bulunur.

Rosai Dorfman hastalığıyla ilişkili semptomlar ve fiziksel bulgular, etkilenen vücudun belirli bölgelerine bağlı olarak değişir. Bu bozukluk çoğunlukla çocukları, ergenleri veya genç yetişkinleri etkiler. Rosai Dorfman hastalığının kesin nedeni bilinmemektedir.

Rosai Dorfman hastalığıyla ilişkili semptomlar ve fiziksel bulgular, bozukluğun kapsamına ve etkilenen belirli organ sistemlerine bağlı olarak kişiden kişiye büyük ölçüde değişir. Bazı vakalar yalnızca lenf düğümlerini etkileyebilir ve herhangi bir ciddi komplikasyona neden olmayabilir. Daha az sıklıkla, bazı vakalar vücudun çeşitli organ sistemlerini etkileyebilir ve potansiyel olarak ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Vücudun herhangi bir organ sistemi etkilenebilir.

Çoğu durumda, etkilenen bireylerde etkilenen lenf düğümlerinin ağrısız şişmesi veya büyümesi (lenfadenopati) görülür, çoğunlukla boyun lenf düğümleri (servikal lenfadenopati). Rosai-Dorfman hastalığı olan birçok bireyde hastalığın ek semptomları gelişmez (asemptomatik).

Bazı durumlarda, etkilenen birey ateş, ciltte solukluk (solukluk), istenmeyen kilo kaybı, genel bir sağlıksızlık hissi (halsizlik) ve kronik burun akıntısı (rinit) gibi birçok farklı duruma özgü olan spesifik olmayan semptomlar yaşayabilir. Son derece nadir durumlarda, etkilenen bireyler karaciğer ve/veya dalağın anormal şekilde büyümesi (hepatosplenomegali) yaşayabilir.

Vakaların yaklaşık %43’ünde lenf düğümleri dışında vücudun diğer bölgeleri de etkilenebilir (ekstranodal). Bazı bireylerde lenfadenopati olmaksızın ekstranodal hastalık olabilir. Cilt en yaygın ekstranodal bölgedir. Rosai Dorfman hastalığıyla ilişkili cilt lezyonları genellikle sarı veya mordur.

Ciltte kırmızımsı döküntü benzeri iltihaplanma (eritem), ciltte küçük katı kabarıklıklar (papüller) veya cilt altında görülebilen düğümler (nodüller) mevcut olabilir. Cilt lezyonları vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir, ancak çoğunlukla baş ve boynu etkiler. Bazı vakalarda cilt anormallikleri lenfadenopatinin gelişmesinden önce gelir.

Tükürük bezleri, burun boşluğu, üst solunum yolu, çeşitli kemikler ve gözler ve göz yuvaları (orbitalar) da etkilenebilir. Nadir durumlarda, merkezi sinir sistemi, sindirim sistemi veya böbrekler etkilenebilir. Bu alanların tutulumu ek (ikincil) semptomlara neden olabilir.

Örneğin, gözlerin tutulumuna ikincil olarak görme kaybı meydana gelebilir ve merkezi sinir sisteminin tutulumuna ikincil olarak nöbetler meydana gelebilir. Rosai Dorfman hastalığının bazı vakalarında, histiyositlerin kitleler halinde birikmesi hayati organların sıkışmasına neden olabilir ve bu da potansiyel olarak ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Bazı durumlarda lenf düğümleri etkilenmeyebilir. Bunun yerine, cilt, tek bir kemik veya merkezi sinir sistemi gibi vücudun belirli bir bölgesi etkilenebilir. Bu vakalar izole Rosai Dorfman hastalığı olarak bilinir. Sadece cildin etkilendiği kutanöz Rosai Dorfman hastalığı adı verilen ayrı bir izole Rosai Dorfman hastalığı türü tanımlanmıştır. İlk raporlar, kutanöz Rosai Dorfman hastalığının kadın yetişkinlerde daha yaygın olduğunu göstermektedir.

Rosai Dorfman hastalığının kesin nedeni bilinmemektedir (idiyopatik), ancak neoplaztik nitelikte görünmemektedir. Araştırmacılar, bozukluğun enfeksiyöz bir ajan, immün yetmezlik veya otoimmünite tarafından meydana getirilebileceğini ileri sürmüşlerdir. Rosai Dorfman hastalığının belirtileri, lenf geçişini sağlayan kanallarda (sinüslerde) histiyositlerin aşırı üretimi ve birikimi nedeniyle gelişir (sinüs histiyositozu).

Rosai Dorfman hastalığının tanısı, kapsamlı bir klinik değerlendirme, ayrıntılı hasta öyküsü ve etkilenen dokunun cerrahi olarak çıkarılması ve mikroskobik incelemesi (biyopsi) gibi çeşitli özel testler ile doğrulanabilir.

Çoğu durumda, Rosai-Dorfman hastalığının semptomları tedavi olmaksızın aylar veya birkaç yıl içinde ortadan kalkabilir (spontan remisyon). Rosai-Dorfman hastalığı olan bireyler için mümkün olduğunca tedavi olmaksızın klinik gözlem tercih edilir. Çoğu durumda, hiçbir tedaviye gerek kalmaz.

Bazı durumlarda çeşitli tedavi seçenekleri gerekli olabilir. Bu durumlarda, Rosai Dorfman hastalığının tedavisi her bireyde belirgin olan spesifik semptomlara yöneliktir. Histiyositik lezyonların cerrahi olarak çıkarılması da dahil olmak üzere Rosai Dorfman hastalığı olan bireyleri tedavi etmek için çeşitli farklı tedavi seçenekleri kullanılmıştır.

Daha ciddi vakalarda, ek tedavi seçenekleri arasında steroidler (örneğin, prednizon), alfa-interferon ve belirli antikanser ilaçları (kemoterapi) içeren belirli ilaçlarla tedavi yer almıştır. Bazı vakalarda, etkilenen bireyler bu tedavilerle semptomlarında iyileşme göstermiştir. Diğer vakalarda, ilaç tedavileri etkisiz olmuştur. Diğer tedavi semptomatik ve destekleyicidir.

Paylaşın

Rosenberg Çutor Sendromu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Rosenberg Chutorian sendromu, işitme kaybı, optik sinir dejenerasyonu (optik atrofi) ve nörolojik anormallikler, özellikle merkezi sinir sistemi dışındaki sinirlerin hastalığı (periferik nöropati) üçlüsü ile karakterize son derece nadir bir genetik bozukluktur.

Haber Merkezi / Kollar ve bacaklar periferik nöropatiden en sık etkilenenlerdir. Rosenberg Chutorian sendromu, kadın taşıyıcıda ara sıra görülen hafif semptomlarla X’e bağlı bir bozukluk olarak kalıtılır. En az iki başka bozukluk optik atrofi, işitme kaybı ve periferik nöropati ile karakterizedir: Iwashita sendromu ve Hagemoser sendromu. Çoğu araştırmacı bu iki bozukluğu ve Rosenberg Chutorian sendromunu ayrı bozukluklar olarak kabul eder.

Rosenberg Chutorian sendromunun semptomları genellikle bebeklik veya erken çocukluk döneminde belirginleşir. İşitme kaybı, optik atrofi ve periferik nöropati klinik üçlüsü bozukluğu karakterize eder.

Rosenberg Chutorian sendromu olan bireylerde sensörinöral işitme kaybı gelişir. Bu tür işitme kaybı olan kişilerde, ses normal olarak dış ve orta kulak yoluyla iletilebilir. Ancak, iç kulak veya işitme sinirindeki bir kusur nedeniyle ses titreşimleri beyne düzgün bir şekilde iletilmez ve bu da işitme kaybına neden olur.

Bu tür sensörinöral işitme kaybı genellikle doğumda mevcut olsa da, bebeklik döneminde daha sonra tespit edilemeyebilir. Etkilenen çocuklar yaşlandıkça, sağırlık konuşma gelişiminde gecikmelere veya bozulmaya neden olabilir. İşitme kaybı yavaş ilerleyebilir.

Rosenberg Chutorian sendromu olan bireylerde ayrıca optik sinir dejenerasyonu (atrofi) (optik atrofi) gelişir. Optik sinir, retinadan beyne elektriksel uyarılar gönderen yapıdır. Optik atrofi, görme keskinliğinin kaybına neden olur.

Birçok siniri etkileyen inflamatuar olmayan hastalık (polinöropati) Rosenberg Chutorian sendromunun bir diğer belirtisidir. Merkezi sinir sisteminin dışındaki sinirler, özellikle kol ve bacakların sinirleri etkilenir (periferik nöropati). Bireylerde kol ve bacaklardaki kaslarda güçsüzlük ve erime (atrofi) gelişebilir. Sinirleri çevreleyen yağlı örtünün tahribatı (demiyelinizasyon) birkaç etkilenen bireyde görülmüştür.

Rosenberg Chutorian sendromu, X kromozomunda bulunan fosforibosilpirofosfat sentaz I (PRPS1) genindeki mutasyondan kaynaklanır. Rosenberg Chutorian sendromu X’e bağlı bir bozukluk olarak kalıtılır. X’e bağlı genetik bozukluklar, X kromozomundaki anormal bir genin neden olduğu durumlardır ve çoğunlukla erkeklerde görülür. X kromozomlarından birinde hastalık geni bulunan kadınlar, o bozukluğun taşıyıcılarıdır.

Taşıyıcı kadınlar genellikle semptomlar göstermezler çünkü kadınların iki X kromozomu vardır ve biri inaktiftir, böylece o kromozomdaki genler işlevsizdir. Genellikle anormal geni olan X kromozomu inaktiftir. Ancak, PRPS1 gen mutasyonu taşıyan bazı kadınlar değişken derecede hafif semptomlar gösterir.

Erkeklerin annelerinden kalıtılan bir X kromozomu vardır ve bir erkek hastalık geni içeren bir X kromozomu miras alırsa hastalığa yakalanır. X’e bağlı bir hastalığın taşıyıcısı olan kadınların her gebelikte kendileri gibi taşıyıcı bir kız çocuğuna sahip olma olasılığı %25, taşıyıcı olmayan bir kız çocuğuna sahip olma olasılığı %25, hastalıktan etkilenen bir oğula sahip olma olasılığı %25 ve etkilenmemiş bir oğula sahip olma olasılığı ise %25’tir.

X bağlantılı bozuklukları olan erkekler hastalık genini taşıyıcı olacak tüm kızlarına geçirirler. Bir erkek X bağlantılı bir geni oğullarına geçiremez çünkü erkekler her zaman erkek yavrularına X kromozomları yerine Y kromozomlarını geçirirler.

Rosenberg Chutorian sendromu tanısı, kapsamlı bir klinik değerlendirme, ayrıntılı bir hasta öyküsü ve karakteristik bulguların tanımlanmasına dayanarak yapılır. Tanıyı doğrulamak için PRSP1 gen mutasyonları için moleküler genetik test mevcuttur. Etkilenen bir aile üyesinde PRSP1 gen mutasyonu tanımlanmışsa taşıyıcı testi ve doğum öncesi tanı mevcuttur.

Paylaşın

Sabahat Akkiraz Kimdir? Hayatı, Albümleri

6 Şubat 1957 yılında Mersin’de dünyaya gelen Sabahat Akkiraz, çocukluk yıllarında, ailesi ile birlikte Ankara’ya göç etti. Sabahat Akkiraz, ilkokulu bitirdiği sırada halk ozanı Mahmut Erdal’ın önerisi ile İstanbul’a giderek bir stüdyoda ilk 45’lik plaklarını doldurdu.

Sabahat Akkiraz, Arif Sağ ve Orhan Gencebay’ın sazları eşliğinde Mahmut Erdal ile ‘Keremden Fazla Yandım’ ve ‘Öldür Beni’ adlı plakları kaydetti. 1969’da ailesi ile Almanya’ya göç eden Sabahat Akkiraz, 1976 yılında Ankara’ya döndü.

Ailesinin komşusu olan Türk halk müziği sanatçısı Musa Eroğlu ile birlikte çalışan Akkiraz 1983 yılında “Şafak Söktü” adını taşıyan ilk albümünü Musa Eroğlu ile birlikte çıkardı. Sabahat Akkiraz, sonraki yıllarda Muhlis Akarsu, Aşık Daimi, Feyzullah Çınar, Davut Sulari gibi sanatçılarla çalıştı.

1985 yılında İstanbul’a taşınan Sabahat Akkiraz, Arif Sağ ile çalışmaya başladı birlikte birçok albüm çıkardılar. Akkiraz, çoğunlukla kendi derlediği türküleri, deyişleri ve uzun havaları seslendirdi.

Seslendirdiği Alevi türküleri nedeniyle TRT’de program yapması uzun süre engellenen sanatçı; ilk caz albümünü 1996’da çıkardı. 1997’de Londra Caz Festivali’ne katılan Sabahat Akkiraz, ardından Londra, Dublin ve Glasgow’da konserler gerçekleştirdi.

Sabahat Akkiraz, Fransa’da çeşitli festivallerde verdiği konserlerin ardından 2000 yılında Theatre de la Ville’de konser veren ilk Türk sanatçı oldu. Fransa merkezli Mezzo TV sanatçının yaşamını konu alan bir belgesel hazırladı.

Sabahat Akkiraz, 2001 yılında Hollandalı sanatçı Jasperine de Jong’la birlikte Hollanda’da, 2002 yılında Şeyh Ahmet El Tûni ve Rahibe Marie Keyrouz ile Brezilya’nın Sao Paulo kentinde, 2008 yılında bas-bariton Thomas Quasthoffile ile Berlin Flarmoni Salonu’nda konser verdi.

Sabahat Akkiraz, Mercan Dede’nin düzenlemeleri ile “Tevhid”, “Kerbela” gibi parçaları yeniden yorumladı. Mercan Dede’nin, bu parçaları içeren Su albümü BBC World Music Charts’ta ilk sıraya kadar yükseldi. Sabahat Akkiraz’ın Orient Expressions topluluğu ile hazırladığı “Külliyat” albümü ise 16 ülkede basıldı ve World Music Chart’da altıncı sıraya kadar yükseldi.

Sanatçı, 2020 yılında ‘Sabahat Akkiraz ile 50 Yıl’ adlı albüm ile sanat yaşamının 50.yılını kutladı.

Sabahat Akkiraz’ın albümleri: Gül Yüzlü Sevdiğim, Şafak Söktü, İnsana Muhabet Duyalı, Bir Gerçeğe Bel Bağladım, Boş Yere Kavgayı Zahmet Biliriz, Fazilet, Deli Gönül – Bu Sene, Bendeki Yaralar, Yalan Dünya, Dostların Anısına, Dağlar Kardeşimi Geri Verin, Yiğit İnsanların Türküleri, Türkülerle Gide Gide, Yüreğimin Sesi, Deli Derviş, Chante Alevite/ Alawite Singing – Long Distance, Lamekan, Konserler,

Kaygusuz, Seyran, Külliyat (Orient Expressions’la birlikte), Türkü Hayattır, Birlikte Türküler Söylüyoruz (Mustafa Özarslan’la birlikte), Dillerdeki Türküler, Yine mi Figan Var Dostların Anısına …, Seçmeler, Turap, Sabahat Akkiraz & Dostları 47.

Paylaşın

Sadık Doğanay Kimdir? Hayatı, Albümleri

1933 yılında Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Yücepınar köyünde dünyaya gelen Sadık Doğanay, 23 Ocak 1979 yılında Zile’de hayatını kaybetti. Sadık Doğanay’ın naaşı Yücepınar köyüne defnedildi.

Doğuştan gözleri görmeyen Sadık Doğanay, o dönemlerdeki ekonomik yokluklar ve bilinçsizlik nedeniyle doktora götürülememiştir. Güçlü âşıklık geleneği olan bir ailede dünyaya gelmiş olan Sadık Doğanay, yedi – sekiz yaşlarına geldiğinde, o dönemin ünlü âşıklarından olan, bağlama ve kemanı ustalıkla çalabilen ve ilerde kayınpederi olacak olan amcası Sefil Edna adıyla bilinen Abuzer Doğanay’ın da desteği ile bağlama ve keman çalmayı öğrenmiştir.

Sadık Doğanay, aşıklığa başladığı ilk yıllarda Nesimi, Virani, Şah Hatayî, Fuzuli, Pir Sultan Abdal, Âşık Veli, Seyit Seyfullah, Kâtibi, Kul Himmet, Derviş Ali, Sıtkı ve daha birçok âşığın deyişlerini ustamalı olarak söylemiş, bununla birlikte de yavaş yavaş kendi deyişlerini havalandırmıştır.

Sadık Doğanay’ın kendi deyişlerindeki konular daha çok tasavvuf ağırlıklı, Nazım biçimleri ise Türkü, Koşma, Semai şeklindedir. Doğanay, genellikle 11’li ve 8’li hece veznini kullanmıştır. Deyişlerinde Sadık, Âşık Sadık ve Sadık Baba mahlaslarını kullanmakla birlikte bu araştırma sırasında derlediğimiz yeni şiirlerde, Sefil Sadık ve Sefil Sadık Baba mahlasını da kullandığı görülmüştür.

Ayrıca yine bu çalışma sırasında Kubilay Dökmetaş tarafından bize ulaştırılan âşığın 1972 tarihli bir fotoğrafının arkasına Dr. Recai Özdil tarafından Sadık Baba ve Sefil Sadık mahlasları da not olarak düşülmüştür. Günümüze dek birçok sanatçı tarafından söylenen “Bir Güzelin Hasretinden Ahından” ile “El Vurup Yaremi İncitme Tabip” bilinen eserleri arasındadır.

Paylaşın

Sadık Gürbüz Kimdir? Hayatı, Albümleri

10 Nisan 1950 yılında Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesine bağlı Keçiköy köyünde dünyaya gelen Sadık Gürbüz, İstanbul Üniversitesi (İÜ) Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.

1976 yılına değin Şehir Tiyatroları’nda görev yapan Sadık Gürbüz, o yıl siyasal nedenlerden dolayı görevinden uzaklaştırıldı ve bir daha da eski görevine dönmedi. Sadık Gürbüz, tiyatroda çalıştığı dönemde oyun müzikleri yaptı. Ayrıca, Kara Çarşaflı Gelin (1975), Kaçak (1982) ve Şaşkın Ördek (1983) adlı filmlerin müzikleri de Sadık Gürbüz’e aittir.

2005 yılında yapılan “Misi” adlı filmde “Yani Baba” adlı karakteri oynayan Sadık Gürbüz, 2006 yapımı “Eve Giden Yol” 1914 filminde de “Derviş Baba” adlı karaktere can verdi. Sadık Gürbüz, 2014 yılında başlayan 30 Nisan 2015 tarihinde son bulan “Kardeş Payı” adlı dizide “Hacı Şerif” karakterini canlandırdı.

Sanatçı, halk müziğini modern tekniklerle de buluşturmak, müziği tek seslilikten kurtarılıp modern tekniklere açmak amacıyla çok sesli çalışmalar yapmakta. Sanatçı, müzik anlayışının temellerinin 1971-1976 yılları arasında Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Şehir Tiyatroları’ndaki çalışmaları sırasında atıldığını, o dönemde tiyatroda sağlam bir müzik eğitimi aldıklarını belirtmektedir.

Sadık Gürbüz’ün albümleri: Ben Mahpusum Abem Candarma, Sevdasıyla, Kavgasıyla Pir Sultan Abdal, Sevdadır, Ölüm Adın Kalleş Olsun (Sevda ve Gurbet Türküleri), Gurbet Bize Yazgı mı? (Sevda ve Gurbet Türküleri), Toprağım ve Sevdam, Turna Telinden, Umut ve Yaşam Türküleri, Yine O Sevda, Gelme Ey Ecel.

Paylaşın

EURO 2024: Fransa’yı Deviren İspanya Finalde

2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) Yarı Final maçında İspanya ile Fransa, Münih Futbol Arena’da karşı karşıya geldi. Sahadan 2-1 galip ayrılan İspanya, finale yükseldi.

Haber Merkezi / Hakem Slavko Vincic’in yönettiği karşılaşmada İspanya’nın gollerini 21. dakikada Lamine Yamal ve 25. . dakikada Dani Olmo, Fransa’nın tek golünü ise 9. dakikada Kolo Muani kaydetti.

Yamal, attığı golle Pepe’nin (17 yaş 239 gün) rekorunu kırarak büyük turnuvalar tarihinde gol atan genç oyuncu oldu. (16 yaş 362 gün)

Genç yıldız ayrıca, 19 yaşında gol atarak rekoru elinde bulunduran Arda Güler’i de geçerek Avrupa Şampiyonası tarihinde de gol atan en genç isim olmayı başardı.

Avrupa Şampiyonası tarihinde 5. kez finale çıkan İspanya, Hollanda – İngiltere eşleşmesini geçecek ekiple şampiyonluk maçına çıkacak. Final maçı 14 Temmuz günü Berlin’de oynanacak.

Tarihinde 3 Avrupa şampiyonluğu bulunan İspanya, bir kez de ikinci oldu.

İspanya ile Fransa, bu güne kadar 37. kez karşı karşıya geldiler. Karşılaşmaların 16’sını İspanya, 13’ünü ise Fransa kazandı. Yedi mücadele ise beraberlikle sonuçlandı. İspanya’nın attığı 66 gole, Fransa 40 golle karşılık verdi.

Mücadelede ilk golü Fransızlar buldu. 9. dakikada ceza sahası sol çaprazında topla buluşan Kylian Mbappe’nin arka direğe ortasında Kolo Muani kafayla topu filelere gönderdi. İspanya’da Lamine Yamal, 21. dakikada ceza yayı önünden yaptığı plase vuruşla direğe de çarpan top filelere gitti ve takımı adına eşitliği sağladı.

İspanyollar 4 dakika sonra ise öne geçti. Jesus Navas’ın ortasında savunmadan seken topu kontrol eden Dani Olmo, rakibinden şık sıyrılarak yaptığı şutta çizgide Kounde’nin müdahalesi yeterli olmadı ve meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 2-1.

Paylaşın