2026 Yılındaki NATO Zirvesine Türkiye Evsahipliği Yapacak

9 – 11 Temmuz tarihleri arasında Washington’da düzenlenen NATO zirvesinin sonuç bildirgesinde, Türkiye’nin 2026 yılında yapılacak NATO zirvesine ev sahipliği yapacağı duyuruldu.

Gelecek yılki NATO zirvesinin Hollanda’nın Lahey kentinde yapılacağı da bildirildi. Hollanda eski başbakanı Mark Rutte, Jens Stoltenberg’in yerine NATO genel sekreteri seçilmişti.

ABD, Rusya’nın Avrupa’ya yönelik artan tehdidine karşı koymayı amaçlayan önemli bir adım olarak, 2026 yılında Almanya’da daha uzun menzilli füzeler konuşlandırmaya başlayacak. Karar NATO’nun Washington’da devam eden devlet ve hükümet başkanları zirvesinin ikinci gününde açıklandı.

Zirvenin nihai sonuç bildirgesinde, Ukrayna’nın NATO üyeliği yolunda “geri dönülmez yolda” olduğuna vurgu yapıldı, Rusya’yla savaşın sona ermesinden sonra – koşullar uygunlaşınca – ittifaka davet edileceği güvencesi verildi.

Sonuç bildirgesinin en sonunda ittifakın 2026 yılındaki zirvesinin Türkiye’de yapılacağı notu dikkat çekti. Gelecek yılki toplantının Hollanda’nın Lahey kentinde yapılacağı bildirildi.

Almanya’ya daha uzun menzilli füze yerleştirme kararı, ABD’nin güçlü silah sistemlerini Soğuk Savaş’tan bu yana Avrupa kıtasında ilk kez konuşlandıracak olmasına işaret ediyor. Karar aynı zamanda, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e açık bir uyarı niteliği taşıyor.

ABD ve Almanya tarafından yapılan ortak açıklamada, “belirli aralıklarla yapılacak konuşlandırmaların” uzun vadeli konuşlandırmaya hazırlık olduğuna dikkat çekildi. Almanya’ya yerleştirilecek bu silahlar arasında SM-6 füzeleri, Tomahawk seyir füzeleri ve geliştirilme aşamasında olan, daha uzun menzilli hipersonik füze sistemleri olduğu belirtildi.

Bu tarz bir konuşlandırma, 1987 yılında ABD ve Sovyetler Birliği arasında imzalanan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması kapsamında yasaktı, ancak 2019’da uzatılmayan bu anlaşma geçerliliğini yitirdi.

Üye ülkeler yayınladıkları bildirgede “Müttefiklerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne karşı bir saldırı olasılığını gözardı edemeyiz” notu düştü. Müttefik ülkeler Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’ye destek verirken Ukrayna’ya daha fazla yardım gönderilmesi kararı aldı.

Üye ülkeler ayrıca önümüzdeki yıl içinde en az 40 milyar Euro tutarında askeri yardımda bulunmayı kabul etti, ancak NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in de istediği şekilde bu taahhüdü sonraki yıllarda sürdürmeyi reddetti.

Bildirgede NATO’nun Çin’le ilgili kullandığı ifade de sertleştirildi. Pekin hükümeti için “Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının kilit destekleyicisi” denildi, bu ülkenin Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği açısından sistematik zorluklar oluşturmaya devam ettiği kaydedildi.

Ekim ayında görevi sona erecek olan Genel Sekreter Stoltenberg, Çarşamba günkü toplantının sonunda gazetecilere yaptığı açıklamada, 32 üye ülkenin Çin’le ilgili kullanılan bu ifade konusunda ortak görüş bildirdiğini söyledi. NATO’nun yaptırım uygulayan bir örgüt olmadığını söyleyen Stoltenberg, “Günün sonunda bu konuda müttefikler ayrı ayrı karar verecekler ama bence bu NATO zirvesinden gönderdiğimiz mesaj çok açık” dedi.

Bildirgede ayrıca Çin’e Rusya’nın savaş çabalarına verdiği maddi ve siyasi desteği kesmesi çağrısında bulunuldu. Belgede Çin’in uzay kabiliyetlerine ilişkin endişeler dile getirildi, nükleer cephaneliğindeki hızlı genişlemeye dikkat çekildi ve Pekin’e stratejik risk azaltma görüşmelerine katılma çağrısı yapıldı.

“İttifakın Rusya’nın gerisinde kalmasına izin veremeyiz”

Başkan Biden, zirvenin ikinci gününde devlet ve hükümet başkanları toplantısının açılışında yaptığı konuşmada NATO üyelerinin sanayi temellerini genişletme ve yerli savunma üretimi için plan geliştirme sözü vermelerinden memnuniyet duyduğunu açıkladı.

“İttifakın geride kalmasına izin veremeyiz” diye konuşan Biden, sözlerini “NATO topraklarının her karışını savunabiliriz ve savunacağız ve bunu birlikte yapacağız” diye tamamladı.

Biden Beyaz Saray’da İngiltere’nin yeni Başbakanı Keir Starmer’la görüştü, İngiltere’yi Atlantik ötesi NATO ittifakını birbirine bağlayan “düğüm” olarak tanımladı ve iki ülkenin işbirliğine devam etmesi gerektiğini söyledi.

Başkan Biden NATO zirvesinin son gününde de Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’yle biraraya gelecek, devam toplantılarının yanısıra NATO-Ukrayna Konseyi toplantısına katılacak. Biden zirve toplantısı sonunda iç ve dış basının izleyeceği bir basın toplantısı düzenleyecek.

Biden ayrıca Çarşamba akşamı NATO müttefik üyeleri ve ortak ülkelerinin liderleriyle eşlerini Beyaz Saray’da verdiği resmi akşam yemeğinde ağırladı.

81 yaşındaki Biden, 27 Haziran’da Cumhuriyetçi rakibi ve eski Başkan Donald Trump’la girdiği tartışma programındaki başarısız performansının ardından bu göreve uygun olup olmadığı ve yerini bir başka Demokrat Partili adaya devretmesi konusunda siyasi baskılara maruz kaldı. Bundan dolayı Biden, NATO zirvesinde müttefik liderlerle sergilediği dayanışmanın iki hafta önceki tartışma programında bozulan imajını düzeltmesini umuyor.

Paylaşın

Faizler Vatandaşı Vurdu: Yasal Takibe Düşenlerin Sayısı Yüzde 66 Arttı

Kredi kartı borcundan dolayı takibe düşenlerin sayısı ise mayısta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 66 artarak 125 bin 237 kişiye ulaştı. Bireysel kredi veya kredi kartı borçluları tek kişi sayıldığında Mayıs ayında takibe düşenlerin sayısı 237 bin 968 kişi oldu.

Kredi ve kart borcundan dolayı bankalar tarafından takibe düşenlerin sayısı 2024 yılı Ocak – Mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39 artarak 539 bin 371 kişiden 749 bin 522 kişiye çıktı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, Türkiye Bankalar Birliği’ne bağlı Risk Merkezi’nin verilerine göre geçen yıl mayıs ayında 100 bin 370 olan bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe alınanlar, Mayıs 2024’te 136 bin 244 kişiye ulaştı.

Kredi kartı borcundan dolayı takibe düşenlerin sayısı ise mayısta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 66 artarak 125 bin 237 kişiye ulaştı. Bireysel kredi veya kredi kartı borçluları tek kişi sayıldığında Mayıs ayında takibe düşenlerin sayısı 237 bin 968 kişi oldu.

Kredi ve kart borcundan dolayı bankalar tarafından takibe düşenlerin sayısı Ocak –Mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39 artarak 539 bin 371 kişiden 749 bin 522 kişiye çıktı. Kredi faizleri ve kredi kartlarında gecikme faizleri, Mayıs 2023 seçimleri sonrasında katlandı.

Seçim öncesi dönemde yüzde 1,66 olan kredi kartında aylık azami gecikme faizi, faiz artışlarıyla birlikte bu oran yüzde 4,55 seviyesine ulaştı. Bu dönemde ihtiyaç kredisi faizleri de yüzde 30’lardan yüzde 80’lere yükseldi.

Paylaşın

Jaxartes Savaşı, Büyük İskender’in En İyi Savaşı Mı?

M.Ö. 329 yılında Jaxartes olarak bilinen Siri Derya (Seyhun) nehrinde yapılan Jaxartes Savaşı, Büyük İskender’in stratejik zekasını ve ordusunu rakiplerine karşı yönetme yeteneğini gösteren en iyi savaşlardan biri.

Jaxartes Savaşı, sadece İskender’in Orta Asya üzerindeki kontrolünü sağlamlaştırmakla kalmadı, aynı zamanda Büyük İskender’in tarihin en büyük askeri beyinlerinden ve en büyük askeri liderlerinden biri olduğunu da ortaya koydu.

Yükselişte olan İskender, Ahameniş İmparatorluğu’nu ortadan kaldırmaya kararlıydı. Büyük İskender, Granicus, Issus ve Gaugamela savaşlarıyla Ahameniş İmparatoru’na üç ölümcül darbe indirmiş ve imparator Darius III’ün iktidarını önemli ölçüde sarsmıştı.

Büyük İskender’in şimdi yapması gereken tek şey doğuya doğru daha fazla genişletmek ve imparatorluğun kuzey sınırlarını güvence altına almak, bu bölgelerde dolaşan göçebe kabilelerden gelebilecek tehditleri önlemek. Bu da Sakalar gibi savaşçı kabileler anlamına geliyordu.

Büyük İskit konfederasyonunun bir parçası olan Sakalar, hareketli ve atlı okçuluktaki uzmanlıklarıyla ünlü, zorlu bir rakipti. Sakalar, Büyük İskender’in tüm Orta Asya’yı ele geçirme hedefine önemli bir tehdit oluşturuyordu.

Savaşa hazırlık: M.Ö. 329 yazında Sakaların, Jaxartes olarak bilinen Dyr Darya Nehri’n yakınlarında topladığına dair bilgi alan İskender, Sakalarla doğrudan savaşmak için karar verdi ve ordusuyla birlikte bölgeye hareket etti.

Ordusunu yaklaşan savaşa iyi hazırlandığından emin olmak isteyen İskender, nehrin güney kıyısında müstahkem bir üs kurdu ve nehri hızlı geçmek için bir köprü inşa ettirdi.

Büyük İskender ve ordusunun nehrin kenarında üs kurduğu bilgisini alan Sakalar, bir dizi baskınla Büyük İskender’in planlarını bozmaya çalıştı. Ancak, Büyük İskender’in stratejik konumu ve birliklerinin disiplini, bu baskınları etkili bir şekilde püskürtmesine olanak sağladı.

Savaş: Savaş, Sakalar için kötü başladı ve kötü gitti. Sakalar, İskender’in askerlerinin nehri geçip karaya çıktıklarında yok edebileceklerine inanarak Jaxartes’in kuzey kıyısına yerleşmişlerdi. Bu savaşın gidişatını etkileyebilecek büyük bir yanlış hesaplamaydı.

Sakalar, hareketli ve atlı okçuluktaki uzmanlıklarıyla ünlüydüler, ancak İskender’in daha uzun menzilli savaş araçları vardı: Mancınıklar ve kuşatma yayları. İskender tüm birliklerini aynı anda nehrin karşısına çıkma emrini veri, bu Saka okçuları için vurabileceklerinden daha fazla hedef anlamına geliyordu.

Aynı zamanda mancınık ve kuşatma yayları gibi uzun menzilli silahlarda, Sakaları nehrin kıyısından uzaklaştırdı ve Büyük İskender’in birliklerinin nehri geçmesini kolaylaştırdı. Sakalar ağır kayıplar vermişlerdi, ancak Büyük İskender bu özel düşmanı tamamen ortadan kaldırmaya kararlıydı.

Sakaların geri çekilmeye başladığını gören Büyük İskender, bir tabur atlı mızrakçı askerini Sakalara yem olarak sundu. Atlı mızrakçı askerler Saka atlı okçular için kolay bir hedefti ve Sakalar İskender’in büyük bir hata yaptığını düşündüler. Saka kültüründe hiçbir askeri lider sadece ana kuvvetine yardım etmek için askerlerini feda etmeye cesaret edemezdi. Bu, ölen askerlerinin ailelerinin bir kan davası başlatmasına yol açardı.

Ancak İskender askerleri krallarına güveniyordu. İskender’in onları gerçekten feda etmeyeceğini biliyorlardı ve bu yüzden emirlerini yerine getirdiler. Saka atlı okçuları tuzağa düştüler ve İskender’in görünüşte savunmasız öncü birliklerini kuşattılar. İki güç savaşa girdiği anda İskender, kuşatma için piyadelerini ve okçularını gönderdi.

Sakalar kendilerini bir yanda atlı mızrakçılar, diğer yanda piyadeler arasında sıkışmış buldular. Sıkışmış haldeki Sakalar okçular tarafından avlandılar. Kaçmaya çalışan Sakalarda piyadeleri tarafından yok edildi.

Savaş sonrası: Savaş sona erdiğinde, Sakalar, komutanları Satraces de dahil olmak üzere yaklaşık bin 200 ölü verdi. 150’den fazla Saka da esir alındı, bunlar daha sonra İskender tarafından serbest bırakıldı.

Sakalara karşı kazanılan zafer, diğer göçebe kabilelere de İskender’in ordusuna direnmenin boşuna olduğu konusunda net bir mesaj gönderdi. Bu da imparatorluğun kuzey sınırlarını güvence altına alınmasına olanak sağladı.

Savaşın ardından İskender, zaferinin yaşandığı yerin yakınında “En Uzak İskenderiye” anlamına gelen İskender Eschate  (bugünkü Tacikistan’ın güneybatı ucu)  şehrini kurdu. Bu şehir daha sonraki seferler için stratejik bir nokta işlevi gördü.

Paylaşın

AK Partili Vekiller “Sahaya İnmeye Çekiniyor”

AK Partili milletvekilleri, “Sahaya inmeye çekiniyoruz. Karşılaştığımız her vatandaş geçim sıkıntısından, emekli maaşlarının yetersizliğinden sözü açıyor” görüşünü dile getiriyor.

Sahanın sesine kulak verilmesi gerektiğini de belirten vekiller, yurttaşın “AK Parti’ye duyduğu güveni yitirdiğine” işaret ediyorlar.

Yeni vergi paketinin TBMM’ye sunulacağı konuşulurken artan enflasyon ve geçim sıkıntısı nedeniyle AKP’li milletvekillerinin de sahada yurttaşlardan büyük tepkiler aldığı konuşuluyor. Meclis kulislerinde milletvekilleri, kendi illerine gittiklerinde yurttaşların en fazla şikâyet ettiği konuların başında enflasyonun geldiğini gördüklerine işaret ediyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu‘nun haberine göre; AK Partili milletvekilleri, “Sahaya inmeye çekiniyoruz. Karşılaştığımız her vatandaş geçim sıkıntısından, emekli maaşlarının yetersizliğinden sözü açıyor” görüşünü dile getirdi. Milletvekilleri, yurttaşların kendilerine şu serzenişlerde bulunduğunu anlattı.

Hepinizin tuzu kuru: “Markete gittiğimizde, aldığımız bir şeyi ikinci kez aynı fiyata alamıyoruz. Her şeye zam üstüne zam geliyor. ‘Devlet zor durumda’ diyorsunuz, ‘Elbirliği ile bu işin üstesinden geleceğimizi’ söylüyorsunuz, ancak vatandaşın sırtına yükleniyorsunuz. Sürekli vergiler artıyor. Neden zenginlerden değil de geçim sıkıntısı yaşayan vatandaşlardan vergi alıyorsunuz? Hepinizin tuzu kuru. Emekli maaşı ve asgari ücretle siz geçinin, geçinebilir misiniz?

Verecek neyimiz kaldı?: Her şeye kat kat vergi geldi. Yeni bir vergiden de söz ediliyor. Artık bir canımız kaldı, onu da mı alacaksınız? Verecek neyimiz kaldı? Zaten geçinemiyoruz, siz bize ‘Ölün’ mü diyorsunuz? Dişini sık sık nereye kadar? Kiralarda yüzde 25 sınırını kaldırdınız. Kiraların önüne nasıl geçeceksiniz? Zengin daha zengin, fakir daha fakir oldu.

Gençlerimiz neden işsiz?: Çocuklarımızı güç bela okutuyoruz, iş bulup kendilerini kurtarsınlar istiyoruz ama iş de yok. Gençlerimiz neden işsiz? Neden bizim çocuklarımız iş bulamıyor? Hasta olsak hastanelere gidemiyoruz. Artık bir çözüm bulun. Bu nereye kadar böyle gidecek?

Milletvekilleri, “sahanın sesine kulak verilmesi gerektiğini” de belirtti. Sahada “zorlandıklarını” söyleyen vekiller, yurttaşın “AK Parti’ye duyduğu güveni yitirdiğine” işaret etti.

Paylaşın

Irak, Suriye – Türkiye Görüşmelerine Hazırlanıyor

Irak Başbakanı Muhammed Şia es-Sudani’nin siyasi danışmanı Fadi el-Şammari, Irak hükümetinin Şam ile Ankara arasında yapılacak görüşmelerin hazırlıkları üzerinde çalıştığını söyledi.

Erbil merkezli haber sitesi Rudaw’a konuşan Şammari, iki ülke arasındaki ihtilafın sona erdirilmesinde ülkesinin “önemli” bir rol oynadığına dikkat çekti. Şammari, Suriye ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın Irak’ın “doğrudan” çıkarına olduğunu da sözlerine ekledi.

El-Şammari, Irak hükümetinin gündeminde “sınır güvenliği, ekonomik iş birliği, bölgedeki silahlı grupların etkisinin azaltılması, Suriyeli mültecilerin geri dönüşünün kolaylaştırılması ve terör örgütleriyle mücadelede iş birliği” gibi konuların yer aldığını söyledi. 

Normalleşme sürecinin ilk adımı 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Paylaşın

Şevval Sam Kimdir? Hayatı, Albümleri, Filmleri

11 Kasım 1973 İstanbul’da dünyaya gelen Şevval Sam, ilk ve orta öğretimini Hasan Ali Yücel İlköğretim Okulu’nda tamamladıktan sonra İstanbul Zincirlikuyu İnşaat Teknik ve Yapı Meslek Lisesi’nde restorasyon bölümünden mezun oldu.

Lisans eğitimini de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi grafik bölümünde tamamlayan Şevval Sam, ilk kez televizyon ekranlarına efsanevi “Süper Bab”a dizisi ile çıktı. Şevval Sam burada canlandırdığı Deniz/Derya karakteri ile akıllara kazındı. Bu karakterin başarısının ardından Şevval Sam, televizyon dünyasında pek çok farklı yapımda rol aldı.

Şevval Sam, 1996’da “Feride” dizisinde başrol olan Feride karakterine hayat verdi ve 1999-2000 yıllarında “Aşkın Dağlarda Gezer” dizisinde Kajal karakterini oynadı. 2002’de “Yıldızların Altında” dizisinde Türkan karakteriyle ve “Karaoğlan” dizisinde Ece Hatun karakteriyle izleyici karşısına çıkan Şevval Sam, 2002-2003 yıllarında “Gülbeyaz” dizisinde Gülbeyaz Dursunoğlu rolünü üstlendi.

2004-2005 yıllarında “Çocuğun Var Derdin Var” dizisinde Zeynep karakterini canlandıran yetenekli oyuncu sonraki sezonda ise Yine de Aşığım dizisinde Ayşe karakterini oynadı. 2012’de “Acayip Hikayeler” dizisinde Müge karakterine hayat veren Şevval Sam, ayrıca “Muhteşem Yüzyıl, Kara Kutu ve Bodrum Masalı” dizilerinde tv seyircisiyle buluştu.

Yakın zamanda “Yasak Elma” dizisinde Ender Çelebi karakteriyle izleyici karşısına çıkan Şevval Sam’ın sinema filmografi ise şu şekilde sayılabilir: Martılar ve İstanbul (2002), Ziyaret (2004), Yaşamın Kıyısında (2007), Sen Olmak (2007), Yüreğine Sor (2010), Siyah Beyaz (2010), Kafe (2010), Black Horse Memories (2015), Paranın Kokusu (2018).

Aynı zamanda müzikle de ilgilenen Şevval Sam, 2006 yılında ilk albümü “Sek”i piyasaya sundu. Şevval Sam, 2027 yılında “Istanbul’s Secrets”, 2008 yılında “Karadeniz”, 2010 yılında “Has Arabesk” adlı albümlere imza attı. Şevval Sam, 2012 yılında “II Tek” ve “Tango”, 2015 yılında “Toprak Kokusu”, 2016 yılında “Nanninom”, 2022 yılında ise “Karadeniz II” albümlerini sevenleriyle buluşturdu.

Şevval Sam’ın rol aldığı dizi ve filmler: Süper Baba, Feride, Aşkın Dağlarda Gezer, Yıldızların Altında, Karaoğlan, Gülbeyaz, Müjgan Bey, Çocuğun Var Derdin Var, Yine de Aşığım, Yaşanmış Şehir Hikayeleri, Derman, Acayip Hikayeler, Muhteşem Yüzyıl, Kara Kutu, Bodrum Masalı, Yasak Elma, Siyah Beyaz, Gönül, Paranın Kokusu, Yüreğine Sor, Kara At Hatıraları, Sen Olmak, Ziyaret, 2004, Cafe, Martılar ve İstanbul.

Şevval Sam’ın albümleri ve teklileri: Sek, Istanbul’s Secrets, Karadeniz, Has Arabesk, II Tek, Tango, Toprak Kokusu, Nanninom, Karadeniz II. Aşk Olsun, Dinmiyor (Nejat Özgür ile), Sen Bu Yaylaları, Kopsun Bir Fırtına, Karşıya Meşe Yanar, Hayat Devam Ediyi.

Paylaşın

Saniye Can Kimdir? Hayatı, Albümleri

1930 yılında Çanakkale’de dünyaya gelen Saniye Can, 2 Temmuz 1996 yılında hayatını kaybetti. Saniye Can, ortaöğretiminden sonra Muzaffer Sarısözen ve Emin Aldemir gibi önemli isimlerden dersler aldı.

Ardından Ankara Radyosunda kadrolu sanatçı olan Saniye Can, Nezahat Bayram, Aliye Akkılıç, Yıldız Ayhan, Turhan Karabulut, Mustafa Geceyatmaz gibi sanatçılarla turnelere çıktı. Saniye Can, bir zaman sonra ise İstanbul radyosuna atandı.

Saniye Can, derlemesini Ablası Refia Berkalp’in yapmış olduğu “Annem Entari Almış” adlı eserle büyük bir çıkış yapmış ve Yurdun her köşesinde sevilen bir sanatçı olmuştur. Saniye Can, “Balıkesir Yolunda” (Debreli) ve “Karyolamın Demiri” adlı eserler ile unutulmayan Türk Halk Müziği Sanatçıları arasında yerini almıştır.

Adı Çanakkale’de Sahne Sanatları Gösteri Merkezi’ne verilen Saniye Can’ın derlediği bazı türküler: Annem Entari Almış (Refia Berkalp tarafından derlenmiştir), Balıkesir Yolunda (Debreli), Karyolamın Demiri (Yandım Ayşem).

Paylaşın

Seher Dilovan Kimdir? Hayatı, Albümleri

4 Mart 1971 yılında Ankara’da dünyaya gelen Seher Dilovan’ın doğum adı Dilovan Açıkgöz’dür. Aslen Tunceli Mazgirt’li olan 11 yaşında Ankara Devlet Konservatuvarı’nda bale eğitimini maddi imkansızlıklar yüzünden bıraktı.

15 yaşında girdiği sınavları kazanarak Ankara Radyosundan profesyonel müzik hayatına adım atan Seher Dilovan, Ankara Radyosu gençlik korosunda altı ay stajyer olarak yer aldı. Seher Dilovan, Gazi Üniversitesi Fen – Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü mezunudur.

Seher Dilovan, ilk albümü “Ayvacı”yı 1992 yılında çıkardı. Daha sonra sırasıyla “Vur Eller Oynasın”, “Seher Yeli”, “Sabret Gönül” ve “Türkülerle Yeniden” adlı albümlerini çıkardı. “Seni Bulana Kadar” (2002), “Cemre” (2005), ”ıkılası Karlı Dağlar” (2008),  “Gülümse” (2011),  “Seher Vakti” (2014) ve “Seyyah” (2017) isimli çalışmalarını müzikseverlerle buluşturdu.

Seher Dilovan’ın albümleri: Ayvacı, Vur Eller Oynasın, Seher Yeli, Sabret Gönül, Türkülerle Yeniden, Bahar Türküleri, Dardayım, Seni Bulana Kadar, Cemre, Yıkılası Karlı Dağlar, Gülümse, Seher Vakti, Seyyah, Tadım Tuzum.

Paylaşın

Selami Karaibrahimgil Kimdir? Hayatı, Albümleri

15 Kasım 1944 yılında Sakarya’nın Hendek ilçesinde dünyaya gelen Mehmet Selami Karaibrahimgil, orta öğrenimini TED Ankara Kolejinde, lise tahsilini ise babasının görevi nedeniyle Anadolu’nun değişik şehirlerinde tamamladı.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı mezunu olan Selami Karaibrahimgil, 1972 yılında Turizm Bakanlığına girdi ve çeşitli kademelerde görev yaptı. 1987-1992 yılları arasında Londra’da, 1996-2001 yılları arasında New York’ta turizm ataşesi olarak görev yapan Selami Karaibrahimgil, 2002 Mart ayında Tanıtma Genel Müdürlüğü görevine atandı, Mayıs 2005’e kadar bu görevde kaldı. Selami Karaibrahimgil 65 yaşını kutladığı 2009 yılında emekli oldu.

Selami Karaibrahimgil aynı zamanda “Geleneksel Halk” ezgilerini seslendirerek ün kazanan Modern Folk Üçlüsü müzik topluluğunun bir üyesi olup, Modern Folk Üçlüsü’nün diğer üyeleri Ahmet Kurtaran ve Doğan Canku ile birlikte, 35 ülkede 400’ün üzerinde konser, TV-radyo programı, festival ve yarışmaya katılarak, Türkiye’yi bir “Kültür Elçisi” olarak temsil etti.

Seoul Şarkı yarışmasında 1978’de Nükhet Duru ile ‘En iyi Performans’ ödülünü kazanan Selami Karaibrahimgil, 1981’de ise İrlanda’da düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’na Türkiye’yi temsilen Ayşegül Aldinç ile birlikte katıldı. 2009 yılında 40. sanat yılını kutlayan Modern Folk Üçlüsü bu güne kadar çeşitli gazete, dergi ve müzik otoritelerince 9 kez yılın topluluğu seçildi. Topluluğun; 5 LP’si, 14 adet 45’liği ve 7 CD’si ve 2 DVD’si bulunmakta.

Paylaşın

IŞİD’in Öldürülen Lideri Bağdadi’nin Eşine İdam Cezası

Irak Yüksek Yargı Konseyi, öldürülen IŞİD lideri Ebubekir el-Bağdadi’nin eşinin, örgütle işbirliği yaptığı ve evinde Ezidi kadınları alıkoyduğu gerekçesiyle Karkh Ceza Mahkemesi tarafından idama mahkûm edildiğini duyurdu.

Konseyden yapılan açıklamada, Esma Muhammed kod adlı kadının, Ninova İli’ne bağlı Şengal ilçesinde Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından kaçırılan bazı Ezidi kadınları evinde gözaltına aldığı belirtildi.

İki Ezidi kadın, diğer Ezidi kadınlarla birlikte kendilerinin kaçırılması ve köleleştirilmesinde suç ortaklığı yaptığı gerekçesiyle Muhammed’e dava açmıştı. Kadınlar, ölüm cezası talep ediyorlardı. 

Ağustos 2014’te IŞİD, Sincar’a düzenlediği saldırıda binlerce Ezidi’yi öldürdü ve 6 binden fazla Ezidi’yi de kaçırdı. Kaçırılanların çoğu, IŞİD militanları tarafından Suriye ve Irak’taki pazarlarda seks kölesi olarak satıldı.

Çok sayıda Ezidi erkek, kadın ve çocuk hâlâ IŞİD tarafından kayıp veya alıkonulmuş durumda ve binlercesi hala IDP kamplarında zor koşullara katlanıyor.

Birleşmiş Milletler müfettişleri de IŞİD’in Ezidi kadınlara yönelik “soykırım ve birçok diğer uluslararası suç” işlediğine dair açık ve ikna edici kanıtları olduğunu belirtmişti.

2019 yılında ABD güçleri El Bağdadi’nin ailesinin bir kısmıyla birlikte Suriye’nin kuzeybatısında saklandığı yere baskın düzenlemiş, Bağdadi bir tünelde kıstırıldığında üzerindeki patlayıcı yeleği infilak ettirerek kendisi ve iki çocuğunu öldürmüş; dört eşinden ikisi ise çıkan çatışmada öldürülmüştü.

Bağdadi’nin ölümüyle sonuçlanan baskın sırasında Esma Muhammed, ise orada değildi çünkü 2018 yılında Türkiye’de sahte bir isimle yaşarken yakalanmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2019’da Bağdadi’nin ölümünün ardından yaptığı açıklamada “ABD, Bağdadi’yi tünelde imha etti. İlk kez açıklıyorum, biz de Bağdadi’nin hanımını yakaladık ama bakın bir yaygara yapmadık. Aynı şekilde kız kardeşini ve eniştesini de Suriye’de yakaladık” diye konuşmuştu.

Esma Muhammed, bu yılın Şubat ayında Irak’a geri gönderildi ve o günden bu yana cezaevinde tutuluyor; yetkililer IŞİD’deki rolünü araştırıyor.

Kendisine IŞİD’in işlediği bu suçlar sorulduğunda Esma Muhammed, kocasına “o masum insanların kanını” ellerine bulaştırdığı için meydan okuduğunu söylemişti.

Hüdayfe Ezidi kadınların başına gelenler için çok üzgün olduğunu ve utanç duyduğunu da eklemişti. En az dokuz Ezidi kız çocuğu ve kadının Esma Muhammed’in evine köle olarak getirildiği biliniyor.

Paylaşın