Daha Esnek Olmak İçin 7 Basit Hareket

Egzersiz yapmak sadece kilo vermekle ilgili değildir, daha birçok faydası vardır, vücudun esnekliğini artırmak bunlardan sadece biridir. Zindeliğin önemli bir bileşeni olan esneklik, yaralanma, sırt ağrısı ve tüm eklem hassasiyetlerinizi önlemeye yardımcı olur.

Haber Merkezi / Esneklik aynı zamanda güç ve kas kazanmanın önemli bir yönüdür. Esneklik oluşturmak için çok sayıda egzersiz türü mevcuttur. Esnekliğinizi artırmak istiyorsanız, günlük spor rutininize dahil etmeniz gereken 7 egzersizi sizler için sıraladık.

Ayakta Hamstring Streç;

Ayaklarınız kalça genişliğinde ve elleriniz yanınızda olacak şekilde yerde durun. Başınızı yere doğru indirerek öne doğru eğilin. Başınızı, boynunuzu ve omuzlarınızı rahat tuttuğunuzdan emin olun. Bacaklarınızın arkasını iki elinizle yaklaşık 45 saniye ila iki dakika arasında tutun ve normal pozisyona geri dönün.

Piriformis Streç;

Bacaklarınızı öne doğru uzatarak yere rahatça oturun. Ardından sol bacağınızı bükün ve sağ bacağınızın üzerinden geçirin ve ayağı düz bir şekilde yere koyun. Sol elinizi vücudunuzun arkasında yerde ve sağ elinizi sol bacağınızın dizlerinde tutun. Sırtınıza doğru dönmek için gövdenizi yavaşça sola çevirin. Vücudunuzu mümkün olduğu kadar gerin. Bu pozisyonda 30 saniye durun ve ardından öne dönün ve aynısını diğer tarafta tekrarlayın.

Triceps Streç;

Ayaklarınız kalça genişliğinde açık ve kollarınız başınızın üzerinde uzanmış halde rahatça yere diz çökün. Sol dirseğinizi bükün ve sırtınızın ortasına dokunmaya çalışın. Sağ elinizin dirseğini sol elinizle kavrayın ve yavaşça başınıza doğru çekin. Kolları değiştirin ve aynısını tekrarlayın.

Kelebek streç;

Sırtınız düz ve dizleriniz bükülü şekilde yere rahatça oturun. Bükülmüş dizlerinizi yanlara doğru hareket ettirin, böylece her iki bacağınızın tabanları merkezlerde ve yerde yatan kenarlarda buluşur. Her iki ayağınızın bileklerini elinizle tutun. Karın kaslarınızı tutarak vücudunuzu yavaşça mümkün olduğunca ayaklarınıza doğru indirin. Dizlerinizin yere doğru olduğundan emin olun. Bu konumda 30 saniye ila 2 dakika arasında durun.

Omuz sıkıştırma;

Dizleriniz bükülü ve bir arada olacak şekilde yere rahatça oturun. Ellerinizi alt sırtınızın arkasında birleştirin ve kollarınızı düzeltin ve uzatın. Omuzlarınızı birbirine sıkın ve başınızı öne doğru eğin. Bu pozisyonu 30 saniye boyunca yapın ve sonra bırakın.

Yan büküm streç

Bacaklarınız birbirine katlanmış halde rahatça yere oturun. Sol eliniz uyluklarınızın üzerinde dururken sağ elinizi başınızın üzerine uzatın. Gövdenizi ve sağ elinizi yavaşça sola doğru bükün. Bu pozisyonda 30 saniye durun ve ardından diğer taraf için de aynısını tekrarlayın.

Dizden göğüse esneme;

Her iki bacağınızı da uzatarak sırt üstü yatın. Ardından sağ dizinizi göğsünüze çekin. Sol bacağınızı düz tuttuğunuzdan ve alt sırtınızı yere bastırdığınızdan emin olun. Pozisyonu 30 saniye ila 2 dakika arasında yapın ve aynısını diğer bacakla tekrarlayın.

Şevval Şahin’in Son Pozlar Sosyal Medyayı Salladı!

Sosyal medya paylaşımları ve açıklamalarıyla sık sık magazin gündemini meşgul eden Miss Turkey 2018 birincisi Şevval Şahin, paylaştığı son fotoğraflarla sosyal medyayı salladı. Şhin’in fotoğrafları kısa süre içerisinde binlerce beğeni ve yorum aldı.

Haber Merkezi / 21 yaşında olan Şevval Şahin, tatiline tüm hızıyla devam ederken bir yandan da bikinili pozlarını paylaşmayı ihmal etmiyor. Şahin son olarak mavinin farklı tonlarını içeren bikinisiyle verdiği fotoğraflarla hayranlarını mest etti.

Şevval Şahin kimdir?

Mankenlik yapan Şevval Şahin, 1999 İstanbul doğumludur. Üniversite eğitimini University Of East London’da alan Şevval Şahin, Fashion Marketing bölümünün 1. sınıf öğrencisidir.

Türkiye güzeli seçildikten sonra estetikli olduğu belirlenen ve estetikli olması nedeniyle Miss Turkey 2018 birinciliği çok tartışılan Şevval Şahin’in İngiltere’de tanıştığı Pakistanlı Syed Amir-Ali Kirmani Peerzada ile aşk yaşadığı ortaya çıkmıştı.

Şu an ise Şevval Şahin bir süredir lüks yaşam tarzıyla bilinen Yiğit Marcus Aral ile birlikte hayat sürüyor. Türkiye güzeli olan Şevval Şahin 1,82 boyundadır.

Ebru Şallı, Paylaşımlarıyla Dikkat Çekti

Eşi Uğur Akkuş’la tatilini sürdüren Ebru Şallı, sosyal medya hesabından bikinili pozlarını takipçilerinin beğenisine sundu. Fit görüntüsüyle dikkat çeken Şallı’nın paylaşımına kısa sürede binlerce beğeni geldi.

Haber Merkezi / Sosyal medya sayfasından sık sık tatil paylaşımları yapan Ebru Şallı, bu defa da bikinili pozlarını takipçilerinin beğenisine sundu.

44 yaşında olmasına rağmen fit görüntüsüyle dikkat çeken Ebru Şallı’nın paylaşımına kısa sürede binlerce beğeni geldi.

Ebru Şallı kimdir?

15 Ocak 1977 tarihinde İstanbul’da doğdu. İstanbul Nişantaşı Kız Lisesinden 1996 yılında mezun olarak eğitim hayatnı sonlandırdı.

1993 yılında fotomodellik yapmaya başlayan Şallı, 1995 yılında yapılan Queen of Turkey yarışmasında Türkiye güzeli seçildi. 1995 ile 2003 yılları arasındaki dönemde mankenlik, fotomodellik ve sunuculuk yaptı.

Pilates için egzersiz videosu hazırladı. 2006 Mayıs ayından itibaren TV 8 kanalında “Ebru’nun Mutfağı” adlı programı sundu. Beyaz TV’de “Ebruli” adlı programının sunuculuğunu yaptı.

Ozan Orhon’dan boşandıüı sırada uyuşturucu madde kullandığı iddiasıyla gözaltına alındı, bir süre sonra bırakıldı. 1999 yılında Emrah’la “Unutabilsem” adlı dizide oynadı. “Belalım Benim” ve “Gölge Çiçeği” oynadığı diğer diziler oldu.

Ardından iş adamı Harun Tan’la bir süre aşk yaşadıktan sonra 2002 yılında evlenen Ebru Şallı podyumları bıraktı.

İki çocuğu oldu. 11 yıl süren evlilik 11 Temmuz 2013 tarihinde bitti. Bir süre Sinan Akçıl’la ilişki yaşayan Ebru Şallı, 2019 yılında Uğur Akkuş ile nikah masasına oturdu.

Hamileliğinin ardından 2005 yılında “Hamilelikte Sağlıklı ve Güzel Kalmak” adlı bir kitap yazdı. Ebru Şallı şuan Plates antrenörlüğü yapıyor.

Basit Bir Köyden Büyük Bir İmparatorluğa ‘İnkalar’

Hiç bir coğrafya imparatorluklara yabancı değil, ama İnka İmparatorluğu ya da yerlilerinin bildiği adıyla Tawantinsuyu, kesinlikle en tuhaflarından biri; iyi yönetilen, bir yazı sistemi olmamasına rağmen genişleyen, demir işlememesine rağmen fetihler yapan, tekerlek kullanmayan, para birimi olmayan…

Haber Merkezi / Tüm bu başarılarına rağmen İnka imparatorluğu nispeten kısa ömürlü oldu. Yine de, bu güne kadar yankılanan zengin bir miras bıraktı. Şehirlerinin yıkıntıları hala hayranlık uyandırıyor ve ilham veriyor, dili Güney Amerika’da hala korunuyor, gelenekleri yerel Hıristiyan inançlarına katı bir şekilde işlemiş durumda. Öyleyse, bu eski Güney Amerika güç merkezine bir göz atalım ve insanların diğerleri gibi doğu-batı yerine kuzeyden güneye doğru gelişen tek antik imparatorlukta nasıl yaşadıklarını görelim.

İnkalar kimlerdi?

Güney Amerika, dünyanın en uzun sürekli dağ silsilesine sahip olmakla övünebilir: And Dağları. İnka halkı bu dağ silsilesinin batı bölgesinde doğdu. Bildiğimiz kadarıyla, ilk olarak MS 12. yüzyıl civarında bölgede ortaya çıktılar. 15. yüzyıla gelindiğinde, imparatorlukları bugünün Peru’sunu, batı Ekvador’u, batı ve güney Bolivya’yı, kuzeybatı Arjantin’i ve bugünkü Şili’nin bazı bölgelerini içeriyordu. Orta Güney Amerika’da And Dağları’nın batısındaki her yeri egemenlikleri altına almışlardı.

Yazı sistemlerinin olmaması nedeniyle İnkaların tarihi hakkında, özellikle de erken dönemleri hakkında pek bir şey bilmiyoruz. Bildiklerimiz, nesiller arasında paylaşılanlardan ibaret yada arkeolojik kazılar sonrasında elde edilenler.

Başlangıçta İnkalar, bölgede yaşayan diğer halklardan o kadar da farklı değillerdi. Tek bir köyde yaşayan, ekinlere ve bölgeye özgü birkaç hayvan türüne yönelen küçük bir kabileydiler. Mısır, beyaz ve tatlı patates, kabak, kinoa, kakao, yer fıstığı, biber yetiştirdiler ve lamalara, alpakalara, ördeklere ve köpeklere baktılar.

Gordon McEwan, The Incas: New Perspectives adlı kitabında, İnkaların genişlemelerine ve büyümelerine önceki imparatorluklardan kalan altyapının etki etmiş olabileceğinden bahsediyor.

Büyük taş işçileri ve zanaatkarlar olan İnkalar, harç ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmak için birbirine geçen taşları kullanan bir yapı sistemi geliştirdi. Bu mimari yapılar, onları fethetmeye gelen Avrupalılar için bile etkileyiciydi.

Hidrolik sistemleri (kanallar, sarnıçlar, teraslar ve su kemerleri) ve yolları (döşemeli otoyollar ve asma destekli köprüler dahil) o zamanlar Avrupa’dakilerden tartışmasız daha gelişmiş ve daha kaliteliydi. Bilgi ve becerilerinin kanıtı, yalnızca hayatta kalma değil, geleneksel çiftçiliğin aptalca bir iş olduğu dünyanın en sarp dağ manzaralarından bazılarında gelişmeyi başardıkları gerçeğidir.

Demir işlemeyi bilmiyorlardı ama usta zanaatkarlardı. Tapınaklarındaki ve saraylarındaki altın zenginliği, fatihleri ​​bile etkiledi. Şehirleri de Avrupa’dakilerin çoğundan daha temizdi ve yaşamak için daha güzel yerler gibi görünüyordu; Avrupa şehirlerinin o zamanki durumu göz önüne alındığında, çıta hiç de yüksek değildi. İnkaların hayatta kalan en ünlü arkeolojik alanlarından biri olan Machu Picchu, İnka işçiliğine dair harika bir örnektir.

16. yüzyıla İspanya’nın bölgeyi işgal etmesinden sonra, imparatorluk hızlı bir çöküş yaşadı; yerel halk eski topraklarından sürüldü veya çiftçi ve maden işçisi olarak kullanıldı. Bu dönemde yaşanan büyük can kayıpları, İnka kültürünün zaman içinde kaybolmasına neden oldu.

İnançları

Hemen hemen her eski kültüre benzer şekilde, İnkaların inandığı din de yaşamın her alanını şekillendirmiştir. İnançları, doğaya tapınma, fetişizm, animizm karışımıydı (bu ikisi, canlı veya cansız nesnelere, yerlere veya fenomenlere manevi güç veya öz atfettikleri anlamına gelir).

İmparatorluğun resmi bir dini vardı, ancak diğer dinlere hoşgörü gösterilirdi. İnka mitolojisine göre dünya, hayvanlar ve insanlar Viracocha tarafından yaratılmıştır. Viracocha, tek tek halkları veya bir bütün olarak insanlığı birkaç kez yaratmış, yok etmiş ve yeniden yaratmış gibi görünüyor. Bununla birlikte, Viracocha tanrı olmaktan çok uzak, daha çok üstün güçleri olan bir varlık.

Teknoloji, ekonomi, ulaşım

Belki de İnkaların en çarpıcılarından başarılarından biri, yolları ve bayındırlık işleriydi. Kraliyet Yolu, kıtadaki en uzun ve en gelişmiş yol ağıydı. Yol, And Dağları’na paralel, kuzeyden güneye uzanan iki ana omurga etrafında inşa edilmiştir.

Bunlardan biri denize daha yakın, diğeri ise dağlarda daha yüksekteydi. Bu yollar yerleşim merkezlerine bağlayan çok sayıda tali yolu vardı. Yollar genellikle taşla döşenmiştir ve dik alanlarda gezinmeye yardımcı olmak için basamaklar eklenmiştir.

Bu yol ağının yaklaşık 40.000 kilometre olduğu tahmin ediliyor. Bu yolların bir kısmı bugün turist rotaları olarak kullanılıyor. Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu ağın bir kısmı veya tamamı bölgedeki önceki krallıklardan ve imparatorluklardan miras kalmış olabilir.

İnkalar tekerleği bilmiyorlardı ya da kullanmamayı tercih ettiler. Ekonomilerin ayakta kalabilmesi ve toplulukların gelişebilmesi için malların ve insanların akması gerekir. Ordular ve haberciler, imparatorlukların kanı ve gücü,  kesinlikle hızlı hareket etmesi gerekir, yoksa yerel halk ‘bağımsızlık’, ‘kendi kendini yönetme’ ve ‘vergi ödemeyi bırakırsak ne olur?’ gibi garip fikirler alabilir. Böylece İnka ellerinden gelenin en iyisini yaptı: İmparatorluğun ağırlığını kendi sırtlarında taşıdılar.

Yollar, kullanımlarını kolaylaştırmak için düzenli aralıklarla binalarla donatıldı. Kısa mesafeli duraklar, haberci olarak görev yapan İnka koşucuları için aktarma istasyonları görevi gördü. Bu binalar,  Avrupa’daki hanlara benzer şekilde hizmet verdiler. Yeni fethedilen bölgelerde veya imparatorluk sınırlarında, yollara pukara denilen kaleler inşaa edilmiştir. Bu yollar boyunca göreceğinizve İnkaların en büyüleyici altyapı sistemlerinden biri depolar

İnkalarr anladığımız kadarıyla parayı kullanmadılar. Muhtemelen her gün kendi aralarında takas yapıyorlardı, sonuçta onlar da insandı. Ancak, bir devlet olarak, tamamen para biriminden özgürdüler. Sistemlerinin işleyiş şekli, bireylerin vergilerini orduda hizmet ederek, tarımda veya bayındırlık işlerinde çalışarak ödemeleriydi.

İmparatorluk onlara ayni olarak geri ödeyecekti, vatandaşlarına işlerini yapmak veya zor zamanlarda hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları hemen hemen her şeyi sağlayacaktı, ve belirli zamanlarda insanlar için festivaller düzenlenecekti. Kulağa güvenilir bir sistem gibi gelmeyebilir, ama açıkçası İnka için işe yaradı.

Düşüş

İnka imparatorluğu savaş yoluyla basit bir köyden kıtasındaki en güçlü devlete dönüştü. Diğer tüm Kolomb öncesi imparatorluklar gibi, İnkalar da işgalleri ​​püskürtecek kadar güçlüydü. Ancak, işgal öncesi yaşanan bir iç savaş ve işgalcilerle birlikte gelen salgın hastalıklar imparatorluğun düşmesine neden olmuştur.

Saç Kremleri Hakkında Kimsenin Size Söylemediği 5 Şey

Saç bakımı söz konusu olduğunda bir makine gibi çalışır, saçlarımızı şampuanlarız ve durularız hepsi bu kadar. Bu mekanik saç bakımı rutinine o kadar alışmışız ki kendimize sormayı unutuyoruz; eksik bir şey var mı? 

Haber Merkezi / Saç kremi, insanların ya sevdiği ya da nefret ettiği ürünlerden biridir, ancak fikirleri ne olursa olsun saç kremini kullanmayı bırakamazlar. Bununla birlikte, saç kremleri hakkında kimsenin size söylemediği birkaç şey var. Ne olduklarını bilmek ister misin? Öğrenmek için okumaya devam edin…

1. Ne kadar süre uygulamanız gerekiyor?

Saç kremi söz konusu olduğunda, hepimiz onu saça iyice uygulamamız gerektiğini biliriz… Peki tam olarak ne kadar? İşte cevabı… Saç kremini, durulamadan hemen önce sadece 2-3 dakika uygulamanız gerekiyor. Bu zaman, saçınızı aşırı yağlı hale gelmesini önleyecek ve saç kremi içerisinde yer alan tüm minareleri almasını sağlayacaktır.

2. Aynı saç kremi herkeste işe yaramaz

Tıpkı cilt bakım ürünlerinde olduğu gibi, saç kremi söz konusu olduğunda da herkese uyan tek ürün yoktur. Tüm saç tipleri farklı tipte saç kremleri gerektirir, ancak iyi haber şu ki: Size uygun olanı bulmak için bilmeniz gereken tek şey saçınızın dokusu.

3. Boyalı saçlar ekstra TLC’ye ihtiyaç duyar

Boyalı saçlarınız varsa hemen hemen her türlü saç kremi kullanabileceğinizi bir an bile düşünmeyin. Boyalı saçlar ekstra TLC’ye ihtiyaç duyar.

4. Saç bakım ürünlerinize sadık kalın

Saçınız yapısına uygun bir saç kremine alıştığında saç kremi istenen etkiyi bırakacaktır. Saç bakım ürünlerinize sadık kalın ve saç kreminize güvenin!

5. Saç köklerinizin saç kremine ihtiyacı yok

Saç kremi saç köklerin için yapılmamıştır. Saç kremini saç köklerine kadar uygularsanız saçınızı yağlı hale getirebilir, bunu istemeyiz, değil mi?

Saç derisi kendini beslemek için doğal yağlar üretirken, saçınızın uçları nemsiz kalır ve kuru görünür. Saç kremini saçlarınızın ortasından uçlarına kadar uygulamak, daha çok uçlara odaklanmak saçlarınızın nemli kalmasını sağlayacaktır. Amaç bu değil mi?

İslam Kültürünün Sembollerinden: Cezayir Kasbahı

UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan ve her yıl dünyanın her yerinden binlerce turisti kendine çeken Cezayir Kasbahı, Akdeniz’in batı kesiminde ve Sahra altı Afrika’da şehir planlaması üzerinde geniş etkisi olan tarihi bir Mağrip şehrinin olağanüstü bir örneğidir.

Haber Merkezi / Yaklaşık 50.000 kişinin yaşadığı ve oldukça engebeli bir alanda yer alan bu yaşam ortamında, geleneksel evler, saraylar, hamamlar, camiler ve tarihi çarşılar hala korunmaktadır.

Cezayir Kasbahı, 16. ve 17. yüzyıllarda Kuzey Afrika, Endülüs ve Sahra altı Afrika’da mimari ve şehir planlaması üzerinde önemli bir etki yapmıştır.

Cezayir Kasbahı, Akdeniz Müslüman kültürünü temsil eden geleneksel bir insan yerleşiminin olağanüstü bir örneğidir.

Kasbah, biçim ve konsept (çok yoğun kentsel planlama), inşaat malzemeleri (toprak tuğla, toprak ve kireç sıva, taş ve ahşap) ve ayrıca kullanım (konut, ticaret, kült) ve popülerlik açısından dikkate değer bir özgünlüğe tanıklık ediyor.

Cezayir Kasbahı, 1992 yılında UNESCO tarafından bir Dünya Mirası olarak ilan edilmiştir.

Cezayir Kasbahı, Cezayir şehrinin kalesi ve kale etrafında yer alan geleneksel meydandır. Daha genel olarak, bir kasbah birçok Kuzey Afrika kenti ve kasabasında yer alan duvarlı kalelerdir.

Akdeniz’e bakan bir plato üzerine inşa edilen Kasbah, bugün ihmal edilen bir alan görünümünde olsa da her yıl dünyanın her yerinden binlerce turisti kendine çekmektedir.

Üç Kültürün Birleştiği Yer: Samaipata

Samaipata, Bolivya’nın Florida Eyaleti, Santa Cruz bölgesinde yer alan kültürel yerleşimlerin farklı dönemlerine karşılık gelen bir dizi mimari yapıdan oluşur. Samaipata arkeolojik alanı, tek başına karmaşık bir sanatsal, mimari ve kentsel formudur.

Haber Merkezi / Samaipata arkeolojik alanı, açıkça tanımlanmış iki bölümden oluşur: çok sayıda oymalı tepe ve tören merkezi olduğuna inanılan tepe ve tepenin güneyindeki alan.

Sitenin Mojocoyas kültürüne mensup insanlar tarafından MS 300 gibi erken bir tarihte inşaa edildiği bir ritüel ve yerleşim merkezi olarak kullandığı biliniyor. 14. yüzyılda bölgeyi işgal eden İnkalar burayı bir eyalet başkenti olarak kullanmaya başladı.

Daha sonra İspanyollar tarafından işgal edilen Samaipata, sömürge yerleşimi, Asunción ve Santa Cruz’dan La Plata (modern Sucre) gibi High Andes’teki kolonyal merkezlere giden karayolu üzerinde önemli bir nokta haline geldi. Günümüzde ise Boliya’nın önemli bir tarihi kültür yeridir.

Samaipata’daki tören merkezi, 220 m uzunluğunda, yaklaşık 60 m genişliğinde, çeşitli hayvan tasvirleri, geometrik şekiller, nişler, kanallar, büyük dini öneme sahip kaplar ile tamamen oyulmuş, büyük bir monolitik kırmızı kumtaşı kompozisyonundan oluşur. Uzman zanaatkarlar, heykeltıraşlar tarafından, büyük bir ustalık ve taş ustalığı ile yapıldığı anlaşılıyor.

Tören merkezinin hemen altında yer alan kasabaya hakim olan bu yer, And Dağları ve Amazon bölgelerinin Kolomb öncesi dönemdeki en devasa tören yerlerinden biridir. Hispanik öncesi gelenek ve inançların eşsiz bir kanıtıdır ve Amerika’nın hiçbir yerinde bir benzeri daha yoktur.

Batı kısmındaki oymalar, dairesel bir kaide üzerinde iki kedigil içerir; sitenin tamamında yüksek rölyefli oymacılığın tek örnekleri. En yüksek noktası Coro de los Sacerdotes , duvarlarına üçgen ve dikdörtgen nişler ile derin kesilmiş bir daireden oluşur.

Daha doğuda, muhtemelen bir kedinin başını temsil eden bir yapı vardır. Alanın güney yüzünde orijinal olarak en az beş tapınak veya kutsal alan hakimdir; sadece duvarlarına oyulmuş nişler günümüze kalmıştır.

Casa Colonial, alanın eteğindeki yapay bir platform üzerinde yer almaktadır. Kazılar, burada İnka ve İnka öncesi yapıların kanıtlarını ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle ‘Üç Kültürün Birleştiği Yer’ olarak bilinir. Sadece alt duvarları ayakta kalan sömürge döneminin evi, ortası açık bir avlu ile karakteristik Arap-Endülüs tarzındadır.

İdari ve siyasi bölüm, alanın güneyinde bir dizi üç yapay platform üzerinde yer almaktadır. Kültürel yerleşimlerin farklı dönemlerine karşılık gelen bir dizi mimari yapıdan oluşur. Samaipata arkeolojik alanı, tek başına karmaşık bir sanatsal, mimari ve kentsel formudur.

Denemeniz Gereken Beş Güzellik Trendi

Günümüzde bir mağarada yada bir kayanın altında yaşamıyorsanız, moda ve güzellik trendlerinin altın döneminin (pek çoğumuz için) geri döndüğünü bilirsiniz! Boncuklu takılar, slip elbiseler, saç bantları, parlak dudaklar…

Haber Merkezi / Sizi daha çekici ve etkileyici yapacak denemeniz gereken beş  güzellik trendi için okumaya devam edin…

İnce kaşlar; 

Son birkaç yılı kaşlarımızı doldurmak ve dolgun göstermek için harcarken, bu yeni trend çabalarımızı adeta boşa çıkardı. İnce kaşlar tekrar moda olsa da, herkes kaşlarını almaya istekli değil. Kaşlarınızı kurşun kalem inceliğinde cımbızlamak yerine, kaşlarınızın doğal şekillerinde uzamasına izin verin ve ardından ince görünmeleri için kapatıcı tüyoyu kullanın.

Görünür dudak kalemi;

90‘ların sonu ve 2000’lerin başı parlak dudaklar ve koyu, görünür dudak kalemleri oldukça modaydı. Sonrasında geri düşsede son dönemde yeniden popüler hale gelmiş durumda. Dudaklarınızı koyu kahverengi bir astarla hizalayın ve bu etkiyi yeniden yaratmak için ten rengi bir dudak parlatıcısı sürün. 

Mavi göz farı;

2000’li yılların makyaj trendlerinde fuşya pembesi, mandalina sarısı vb. cesur ve eğlenceli renkleri öne çıkmışken, günümüzün cesur rengi ise mavi ren. Pastel mavi renk, kalabalıkların yeni favorisi…

Ağır allık;

Yoğun allık, 2000’li yıların en sevilen güzellik trendlerinden biriydi. Trend, biraz daha iyi harmanlanmış olarak son dönemde tekrar moda oldu. Güzellik meraklıları, bu görünümü yaratmak için krem ​​ve jel bazlı formülleri tercih ediyor. Dürüst olmak gerekirse, oldukça şaşırtıcı görünüyor!

Siyah göz kalemi;

Avril Lavigne’in 2000’li yıllarda çektiği müzik videolarında siyah gözlerini hatırlıyor musunuz? Eh işte… Siyah göz trend geri döndü ve podyumlarda da görüldü.

 

İşyerinde fark edilmenin 7 yolu

Hepimiz işte başarılı olmak istiyoruz. Sonuçta rahat bir hayata giden yol budur; iyi bir banka hesabı, geniş bir ev, lüks bir araba ve ihtiyacınız olan diğer materyaller. İşyerlerinde rekabet zamanla kat kat artmış ve işyerlerinde kolayca fark edilmek zorlaşmıştır.

Haber Merkezi / İşte tanınmanın başarının ilk adımı olduğu konusunda hiç şüphe yok. İşyerinde fark edilmek için mücadele ediyorsanız, bunu gerçekleştirmenin 7 yolu var. İşte size yardımcı olacak o yollar…

İnisiyatif alın

Kimsenin üzerinde çalışmak istemediği karmaşık bir konu veya proje var mı? Ya da patronunuzun haftalardır planlamaya çalıştığı ama uğraştığı bir şey mi?

Bunu yapmak için inisiyatif alın. Fark edilmenin harika bir yolu, kimsenin üstesinden gelmek istemediği, ancak yapılması gereken bir projeyi üstlenmektir.

İlişki kurun

Başarıyı elde edenlerin, insanları tanıyan insanlar olduğuna şüphe yoktur. Bu nedenle, ağ becerilerinizi geliştirmek çok önemlidir.

En küçük jestler bile size yardımcı olabilir – bir fincan kahve alıyorsanız, meslektaşınız için de bir tane alın. Ağ oluşturma, tamamen nezaket ve karşılıklı destek ile ilgilidir.

Etkinliklere katılın

Ofis etkinliklerine katılın. Ancak, sarhoş olmayarak sınırlarınız içinde olun. Kişisel ve profesyonel karasındaki sınırın azalmasına izin vermeyin.

İşi geliştirin

Daha fazla iş getirirseniz, kesinlikle fark edilirsiniz. Bir varlık olarak görülme şansınızı arttırmak sizi çevreleyen fırsatların farkında olun.

Takım oyuncusu olun

İş arkadaşlarınızın ihtiyaçlarına karşı tetikte olmak ve iş yükleri bunaltıcı olduğunda yardım teklifinde bulunmak, kendinizi bir takım oyuncusu olarak kabul ettirmenin en iyi yoludur.

Asla kimseyi kötülemeyin

İş arkadaşlarınızın veya arkadaşlarınızın arkasından konuşmayın, dedikodu yapmayın. Her ikisi de patronunuzun kulağına giden bir yol bulursa işinize veda edebilirsiniz. Dedikodu ve kötü konuşma sizi hiçbir yere götürmez.

Fikirlerinizi paylaşın

Fikirlerinizi patronunuzla paylaşmayı unutmayın. Fikirleriniz, ekibinizin yaptığı işi dönüştürebilir ve ekipteki rolünüzün daha önemli hale gelmesine yol açabilir.

Batı Afrika’nın tacı Abomey Kraliyet Sarayları

Abomey Kraliyet Sarayları, 17. yüzyılın ortalarından itibaren kurucusu Wegbaja tarafından ifade edilen “krallık her zaman daha büyük olacak” ilkesine uygun olarak gelişen Dahomey Krallığı’nın en önemli maddi tanıklığıdır.

Haber Merkezi / Dahomey Krallığı, 1620’den 1900’e kadar başarılı olan on iki kralın yönetiminde, krallık kendisini Afrika’nın batı kıyılarının en güçlülerinden biri olarak kuruldu. Abomey Kraliyet Sarayları, 47 hektarlık bir alanı kaplar ve tahtın ardılına göre bazıları yan yana, bazıları ise üst üste yapılan on saraydan oluşur.

Bu saraylar, Aja-Fon kültürünün ilkelerine uyar ve sadece krallığın karar verme merkezini değil, aynı zamanda zanaat tekniklerinin geliştirilmesi ve krallığın hazineleri için de merkezi durumundadır.

Kral Akaba’nın sarayı, şehrin ana yollarından biri ve bazı yerleşim bölgeleri ile babası Wegbaja’nın sarayından ayrıldığı için site iki bölümden oluşuyor. Bu iki alan kısmen korunmuş koçan duvarlarıyla çevrilidir.

Sarayların sabitleri vardır, çünkü her biri duvarlarla çevrilidir ve üç avlu etrafında (dış, iç, özel) inşa edilmiştir. Geleneksel malzemelerin ve çok renkli kısmaların kullanılması önemli mimari özelliklerdir.

Bugün, saraylarda artık yerleşim bulunmamaktadır. Ancak Kral Ghezo ve Kral Glele, krallığın tarihini ve sembolizmini bağımsızlık, direniş ve sömürge işgaline karşı savaşma arzusuyla gösteren Abomey Tarihi Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor.

Abomey Kraliyet Sarayları, kurulmalarına neden olan koşullar ve tanık oldukları olaylar nedeniyle büyük tarihi ve kültürel değeri olan bir grup anıttır.

1620’den 1900’e kadar Dahomey Krallığı’nı yöneten kralların görkemli geçmişine tanıklık eden, bir kültürün ve organize bir gücün yaşayan ifadesi.

1995 yılında Dünya Mirası Merkezi’nin desteğiyle hazırlanan bir envanter ile 184 bileşeni belirledi ve haritaladı.

Benzer şekilde, mülkün boyutları 44 ila 47 hektar arasında düzeltildi ve sınırları açıkça tanımlanmış bir tampon bölge ile korunmaya alındı.

Bugün, bu bileşenlerin yarısından fazlası, kabul edilen koruma standartlarına uygun olarak restore edilmiştir.

Benin Cumhuriyeti’nde kültürel öneme sahip kültürel miras ve doğal mirasın korunmasına ilişkin 23 Ağustos 2007 tarih ve 2007-20 sayılı Kanunun ve 2006 yılında Abomey Şehri, mülkün korunması için güvenli bir çerçeve sağlamaktadır.