Babacan, Ekonomi Üzerinden İktidara Yüklendi

Partisinin İnegöl ilçe kongresinde konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, “Ülkenin ekonomisinin direksiyonunda da Sayın Erdoğan oturuyor. Zaten ‘Benim alanım ekonomi’ diyor. Görüyoruz, maşallah sonuçlar oldukça harika. Direksiyona geçti, bütün bir ülke kelle koltukta gidiyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Bursa’da partisinin İnegöl ilçe kongresinde konuştu. Merkez Bankası’nın politika faizi indirimini değerlendiren Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Yaşadığımız krizin adını koymamız gerekiyor. Enflasyon hedeflerinde Merkez Bankası ile hükûmet programının birbiriyle uyuşmadığı, devlet kurumları arasındaki bağlantının koptuğu, bilimi reddeden çoklu bir krizin ortasındayız. Bu krizi yaşayan ülkenin ekonomisinin direksiyonunda da Sayın Erdoğan oturuyor. Zaten ‘Benim alanım ekonomi’ diyor. Görüyoruz, maşallah sonuçlar oldukça harika. Direksiyona geçti, bütün bir ülke kelle koltukta gidiyoruz.

Şundan kimsenin şüphesi olmasın. Tüm bu kâbustan bu ülke rahatlıkla, hızlı bir şekilde uyanır. Bu korkulu rüya çok çabuk sona erer. Hep beraber derin bir nefes alırız… Artık yolun sonuna geldiler. Bunu onlar da çok iyi biliyor. O yüzden şimdi seçim yasalarıyla oynuyorlar. Yirmi yıldır aklınız neredeydi? Birdenbire demokrasiyi çok sever hâle mi geldiniz de barajlarla, şunlarla bunlarla oynuyorsunuz. Amaçları, ‘ben mevcut kurallara göre seçimi kazanamam, kuralları değiştirerek acaba seçimi nasıl kazanabilirim’, bunu sağlamak. Bir hükümet zaten bunun peşine düştüyse o hükümetin gitme vakti çoktan gelmiş geçmiş demektir. Hiç merak etmeyin, ilk seçimde emanet emin ellere geçecek.

“Biz bu ülkeyi, bu krizden de çıkartacağız”

Ben ve arkadaşlarım seneler evvel Türk Lirası’ndan 6 sıfırı atmıştık. Anlaşılan Sayın Erdoğan ve her krizin ortağı olan Sayın Bahçeli bu gidişle paramıza yeni sıfırlar eklemeye başlayacak. Sayın Bahçeli alışık. Ben ve arkadaşlarım 2002’de göreve geldiğimizde ortağı olduğu koalisyon hükûmetinin sebep olduğu büyük bir kriz vardı. 20 banka batmış, faizler gecelik yüzde 7500’ü görmüştü. Bu krizi hızlıca çözdük. Bakıyoruz Bahçeli şimdiki krize de ortak. Merak etmesin, biz buradayız. Biz bu ülkeyi, bu krizden de çıkartacağız evelallah. Müsterih olalım, seçimi bekleyelim.

Sayın Erdoğan, seçimden önce ‘Faizi düşüreceğim’ demişti. Dün düşürdü, gördük. Türkiye hâlâ Avrupa’da en yüksek faiz uygulayan ülke. Peki indirimin sonucunda ne oldu? Dolar arttı, euro arttı. Kurdaki bu artış hemen enflasyona yansıyacak. Yine zam üstüne zam gelecek. Sonra Erdoğan ‘Etiketlerle savaşacağım’ diyecek. Gerçekten akla ziyan bir durum. Dürüst bir yaklaşım değil bu. Kendi sebep olduğu enflasyonun suçlusu olarak, esnafı işaret edip, vatandaşla esnafı karşı karşıya getirmek gerçekten ayıp.

Bunca sene bu ülkenin ekonomisini yönettim. Ben hayatımda bu kadar kötü bir ekonomi yönetimi görmedim. Türkiye daha evvel krizlere girdi. Daha kötü durumlar, daha yoksul günler yaşadık. Çok şükür, ülkemizi o krizlerden çıkartmak, beraber çalıştığım ehil ve dürüst kadrolarla birlikte bize nasip oldu. Ama şimdiki zihniyet hem kuru hem faizi hem de enflasyonu arttırmayı başardı. Hem de kendilerine bıraktığımız dolu kasaya rağmen yaptılar bunu. Tarihte ilk kez ülkenin Merkez Bankası’nı borca batırdılar.

Merkez Bankası’nın dünkü kararı hiçbir ekonomik analize dayanmıyor. Tamamen siyasi talimatla alınmış bir karar. Sayın Erdoğan’a bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sayın Erdoğan, hiç boşuna getir götürle, gece yarısı atamalarıyla uğraşmayın. Merkez Bankası başkanlarının adını mevsimsel başkana çıkardınız. Kendi kendinizi atayın şu Merkez Bankası’nın başına. Alışıksınız zaten Varlık Fonu’ndan. Yine yapın olsun bitsin. Gölgenizle yönetmek yerine, buyurun o koltuğa da oturun. Zaten talimatınız neyse onu yapmak zorunda kalıyorlar. Niye kendini atamıyor diye düşünürseniz, işler kötüye gittiğinde kulağından tutup ‘laf dinlemiyordu’ diyecek biri lazım. Bu doğru değil ki, yazık! Olan bu millete, bu esnafa, bu işçiye, çocuklarımızın yarınlarına oluyor.

“Başım dik, alnım açık”

Geçtiğimiz yıllarda, sanayi ile inşaat sektörü arasındaki dengenin bozulması, ekonomimizi darmadağın etti. Ben ve ekibim sanayiye, üretime daha çok kaynak ayrılmasından yana hep tavır koyduk. Bunları söyledikçe bana ‘fren Ali’ dediler. Kolay rant oluşumunu, kontrolsüz harcamaları, engellemeye çalıştıkça laf saydılar. Ben bu milletin parasını hesapsızca, kitapsızca harcamak isteyenlerden olmadım. Onlara hep karşı çıktım. Başım dik, alnım açık. Bugünkü tablo, o hesapsız harcamacıların ‘Gaza basalım’ demelerinin eseri.

Sanayimize önem vermeyenler itirafta bulundular. Sayın Erdoğan’ın imzaladığı bir belge bir itirafname niteliğinde. Belgenin adı 11. Kalkınma Planı. ‘Kaynakların, sanayi sektöründen ziyade, dış ticarete konu olmayan sektörlere yönelmesiyle; üretkenlik arz eden alanların yatırım kompozisyonu içindeki payı görece azalmıştır’ yazıyor. Yani ‘Üretime yatırım yapmadık’ diyor. Günaydın! Yıllar sonra ‘Sanayiyi ihmal ettik, Ali Babacan haklıymış’ dediler.

İnşaata bu kadar kaynak aktarıldı, ama günün sonunda, geldiğimiz noktada, Marmara Bölgesi depreme hazırlanamadı. Kiralar aldı başını gitti. Şimdi de öğrenciler ‘Barınamıyoruz’ diyor. Son haftalarda, kaç anne babayla, kaç gencimizle karşılaştım: ‘Üniversiteyi kazandım ama kaydımı yaptıramadım’ diyor gençlerimiz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir