ABD’den İsrail, Ukrayna Ve Tayvan’a 95 Milyar Dolarlık Yardım

ABD Temsilciler Meclisi, Ukrayna, İsrail ve Tayvan’a güvenlik yardımı sağlayan 95 milyar dolarlık bir yasa paketini kabul etti. Yasa paketinin ABD Senatosu’nda onaylanarak ABD Başkanı Joe Biden’ın imzasına sunulması bekleniyor.

Haber Merkezi / Yardım paketi, ABD silahlarının, stoklarının ve tesislerinin ikmali için 23 milyar dolar da dahil olmak üzere Ukrayna 60,84 milyar dolar; 9,1 milyar doları insani ihtiyaçlar için olmak üzere İsrail için 26 milyar dolar ve Tayvan dahil Hint-Pasifik bölgesi için 8,12 milyar dolar ayrılmasını öngörüyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bugün Temsilciler Meclisi’nden geçen hayati önem taşıyan ABD yardım tasarısı, savaşın yayılmasını önleyecek, binlerce hayat kurtaracak ve her iki ulusun daha güçlü olmasına yardımcı olacak” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise yardım paketinin ABD Temsilciler Meclisi’nde onaylanmasının ardından teşekkür mesajı yayımladı.

Netanyahu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, tasarının ABD Kongresi’nde “ezici çoğunlukla” kabul edilmesinin, İsrail’in ABD’de her iki parti tarafından da desteklendiğini gösterdiğini ve “Batı medeniyetinin savunulması” anlamına geldiğini ifade etti.

Beyaz Saray yaptığı açıklamada, “Dünya Kongre’nin ne yaptığını izliyor” demişti. Beyaz Saray’ın açıklamasında, “Bu yasa tasarısını geçirmek, çok önemli bir anda Amerikan liderliğinin gücü hakkında güçlü bir mesaj gönderecektir. Yönetim, Kongre’nin her iki kanadını da bu ek finansman paketini hızla Başkan’ın masasına göndermeye çağırıyor” denilmişti.

Geçen yıldan bu yana Kongre’ye Ukrayna’ya yapılacak ek yardımı onaylaması yönünde çağrıda bulunan Biden da bir açıklamada bulundu. Biden, “Bu yardım, İsrail’in İran’ın eşi benzeri görülmemiş saldırılarıyla karşı karşıya olduğu ve Ukrayna’nın Rusya’nın devam eden bombardımanı altında olduğu bu çok acil bir zamanda geliyor” dedi.

Paylaşın

Çin’den ABD’ye “Tayvan” Uyarısı: Dikkatli Olun

ABD’nin Tayvan ile her türlü resmi teması kesmesini isteyen Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, Washington’u Tayvan meselesinin “aşırı karmaşıklığı ve hassasiyeti konusunda dikkatli olmaya” çağırdı.

Tayvan, bu ay Senato’dan geçen ancak Temsilciler Meclisi’nde bekleyen 95 milyar dolarlık yardım paketin bir parçası. Paket, Tayvan’a sağlanan ABD silahlarının yenilenmesi için 1,9 milyar dolar içeriyor.

Washington, 1979 tarihli bir yasa uyarınca Tayvan’a işgali caydıracak yeterli askeri donanım ve teknoloji sağlamakla yükümlü. Adayı Çin topraklarının bir parçası olarak gören ve gerekirse güç kullanarak ele geçirmeyi taahhüt eden Pekin ise Tayvan’a yapılan silah satışlarına karşı çıkıyor.

Çin, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi’nden bir heyetin Tayvan’a yaptığı ziyarete sert tepki gösterdi. Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Ziyaret sonrası tepkisini dile getiren Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin kendi kendini yöneten ada ile her türlü resmi teması kesmesini istedi.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, Washington’u Tayvan meselesinin “aşırı karmaşıklığı ve hassasiyeti konusunda dikkatli olmaya” çağırdı. Sözcü “Çin, ABD ve Tayvan makamları arasında her türlü resmi etkileşime karşıdır ve ABD’nin Tayvan işlerine her ne şekilde ya da her ne bahaneyle olursa olsun müdahalesini reddetmektedir.” dedi.

Pekin ve Washington’ın ABD Başkanı Joe Biden ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında kasım ayında yapılan görüşmenin ardından sarsılan ilişkilerini istikrara kavuşturma arayışında.

Bu ortamda ziyaret Çin’de beklenenden daha şiddetli bir tepki çekti. Ancak Kongre heyetinin temaslarının 2022 yazında dönemin Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’a yaptığı ziyaret sonrasında Çin’in yaptığı askeri tatbikatlar gibi büyük eylemleri tetiklemesi beklenmiyor.

Tayvan’a askeri ekipman satışı

Öte yandan, Kongre heyetinin ziyareti Tayvan’a askeri ekipman satışıyla ilgili anlaşmayı ABD Dışişleri Bakanlığı’nın onayladığı güne denk geldi. Çin’in ABD’li şirketlere yaptırım getirmesine yol açan satış, iletişim ve küresel konumlandırma sistemlerini ve ilgili teknolojiyi kapsıyor. Nispeten küçük boyuttaki satış silah içermiyor.

Tayvan, bununla birlikte, bu ay Senato’dan geçen ancak Temsilciler Meclisi’nde bekleyen 95 milyar dolarlık yardım paketinin de bir parçası. Ukrayna ve İsrail’e odaklanan paket, Tayvan’a sağlanan ABD silahlarının yenilenmesi için 1,9 milyar dolar içeriyor.

Washington, 1979 tarihli bir yasa uyarınca Tayvan’a işgali caydıracak yeterli askeri donanım ve teknoloji sağlamakla yükümlü. Adayı Çin topraklarının bir parçası olarak gören ve gerekirse güç kullanarak ele geçirmeyi taahhüt eden Pekin ise Tayvan’a yapılan silah satışlarına karşı çıkıyor.

Paylaşın

Çin’den Tayvan’a Gözdağı

Tayvan’ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunan Çin ile Tayvan arasında gerilim yükseliyor. Son olarak, dokuz Çin uçağının muharebeye hazırlık devriye görevi için Tayvan Boğazı’nda Çin ve Tayvan’ı birbirinden ayıran gayriresmi orta sınırı geçtiği bildirildi.

Çin, Soğuk Savaş’ın en şiddetli dönemlerinin yaşandığı 1954’te Amerikalı bir general tarafından hazırlanan Tayvan Boğazı orta sınırını resmi olarak kabul etmedi. Ancak Çin ordusu kısa zamana kadar Çin ve Tayvan’ı ayıran bu gayriresmi deniz sınırını ihlal edici hamlelerde bulunmamıştı.

Çin yönetimi, Tayvan lideri Tsai Ing-wen’in ABD’de Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy’le görüşmesi halinde bunu provokasyon olarak nitelendirip karşılık vereceklerini duyurmuştu.

Çin, Amerika’nın Tayvan’a verdiği desteği arttırdığını kabul ediyor ve bundan ötürü öfke duyuyor.

Tsai Ing-wen, Orta Amerika ziyaretine başlamadan önce Çarşamba günü ABD’de mola vermişti.

Tayvan Cumhurbaşkanı’nın Taipei’ye dönmeden önce önümüzdeki hafta Los Angeles’ta vereceği mola sırasında ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy’yle görüşmesi bekleniyor. Çin, bu görüşmenin gerçekleşmesi halinde buna misilleme yapacağını kaydetmiş ancak ayrıntı vermemişti.

Tayvan Savunma Bakanlığı, dokuz Çin uçağının Tayvan Boğazı’ndaki gayriresmi orta sınırın kuzey, orta ve güney noktalarını aştığını kaydetti.

Bakanlık, Tayvan silahlı kuvvetlerinin, “anlaşmazlıkları tırmandırmama ya da anlaşmazlığa yol açmama” ilkesi çerçevesinde durumu gözlemlemek için kendi uçak ve gemilerini kullandığını bildirdi.

Tayvan Savunma Bakanlığı açıklamasında, “Komünist ordunun kuvvetlerini harekete geçirmesi Tayvan Boğazı’nda kasti gerginliğe yol açtı. Bu durum barış ve istikrara zarar vermekle kalmadı, bölgesel güvenlik ve ekonomik kalkınmayı da olumsuz etkiledi” dedi. Bakanlık “bu gibi mantıksız eylemleri” kınadığını kaydetti.

Çin’den konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tayvan Cumhurbaşkanı Tsai, 2019 yılından beri Amerikan topraklarında verdiği bu ilk molada dün New York’taki düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, tırmanan gerginliklerin sorumlusunun Çin olduğunu belirtti.

Tsai, “Çin kasten gerginlikleri tırmandırıyor ancak Tayvan buna her defasında itidalle karşılık veriyor. Tüm dünya sorumluluk sahibi tarafın Tayvan olduğunu görebilir” dedi.

Güvenlikten sorumlu üst düzey Tayvanlı bir yetkili, Reuters haber ajansına, Çin uçağının, Tayvan Boğazı’ndaki orta sınırı “hafif” geçtiğini, Çin gemilerinin olağandışı seyirde bulunmadığını söyledi.

Çin, Temsilciler Meclisi’nin eski Başkanı Nancy Pelosi’nin geçen Ağustos’ta Taipei’ye ziyareti sonrasında Tayvan civarında savaş oyunları sahnelemiş ve o dönemden bu yana daha düşük seviyede askeri faaliyetlerine devam etmişti.

Tayvanlı yetkili, yabancı siyasi liderlere ve iş adamlarına karşı hoş görünme çabasına giren Çin’in benzer büyük çaplı askeri tatbikatları yineleme olasılığının düşük olduğunu, askeri gerginlikleri tırmandırmanın tüm dünyaya “çelişkili mesajlar” vermek anlamına geleceğini söyledi.

Kaynak, “Ancak Çin’in olası mantıksız davranışlarına karşı tüm hazırlıklarımızı yaptık. Uluslararası toplum Tayvan’a ilgi gösterdikçe Çin’in rahatsızlığı artıyor” şeklinde konuştu.

Bugün Taipei’de gazetecilere konuşan Tayvan Başbakanı Chen Chien-jen, Tayvan’ın dünyaya açılma hakkı olan “demokratik bir ülke” olduğunun altını çizdi.

Chen Chien-jen, Pekin’in misilleme tehdidine ilişkin bir soruya, “Umarım Çin kışkırtıcı olma bahanesi aramaz. Çin’in otoriter yayılma girişimi gereksiz sorunlara yol açar. İşte görüyorsunuz bugün burada yine aynı çağrıyı yapıyor ve Çin’in kışkırtıcı eylemlerini azaltmasını söylüyoruz” dedi.

Çin – Tayvan gerginliği

II. Dünya Savaşı sonrasında Çin’de Milliyetçi Parti ve Komünist Parti arasındaki iç savaş Komünist Parti’nin zaferiyle sonuçlanmıştı. Mağlubiyetin ardından Milliyetçi Parti liderleri Tayvan’a sığınmıştı.

Soğuk Savaş nedeniyle Batı’yla ilişkilerini koparan Çin’i 1970’lerin başına kadar Birleşmiş Milletler’de (BM) Tayvan ya da resmi adıyla Çin Cumhuriyeti temsil ediyordu.

BM’nin 1971’de aldığı Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıma kararı gerginliği yeni bir boyuta taşımıştı. Kararın ardından Tayvan, BM’den çıkarılmıştı.

Pekin yönetimi, “tek Çin” ilkesini benimseyerek Tayvan’ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunuyor. Buna göre Çin, boğaz ve çevresindeki askeri varlığının yanı sıra Tayvan’ın ülkelerle diplomatik ilişkiler kurmasına, BM’de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.

Tayvan ise o günden bu yana bağımsızlık arayışını farklı biçimlerde sürdürüyor.

Paylaşın

Çin’den ABD’ye ‘Tayvan’ Tehdidi: Karşılık Veririz

Pekin ile Washington arasında Tayvan gerilimi yükseliyor. Son olarak, Çin yönetimi, Tayvan lideri Tsai Ing-wen’in ABD’de Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy’le görüşmesi halinde bunu provokasyon olarak nitelendirip karşılık vereceklerini duyurdu.

Tayvan lideri Tsai Ing-wen ise Pekin yönetiminden korkmadıklarını belirterek, “Tayvan’ın dünyaya açılma kararlılığı daha da güçlenecek. Biz sakin, kendinden emin, boyun eğmeyen ve kışkırtıcı davranmayan bir ülkeyiz. Uluslararası toplum Tayvan’a ihtiyaç duyduğunda, Tayvan katkı sağlayacaktır. Tayvan zorluklarla karşılaştığındaysa müttefikleri Tayvan’ı destekleyecektir” dedi.

Washington ise Tsai’nin Belize ve Guatemala’ya düzenleyeceği ziyaretlerde ABD’ye de uğramasının normal olduğunu savunarak, Pekin yönetiminin bunu saldırgan bir tavır sergilemek için bahane olarak kullanmaması gerektiğini bildirmişti.

Çin’in Tayvan İlişkileri Ofisi Sözcüsü Zhu Fenglian, bugün yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: Tsai, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı McCarthy’yle temasa geçerse, bu tek Çin ilkesini ciddi şekilde ihlal eden, Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar veren ve Tayvan Boğazı’nda barışla istikrarı yok eden bir başka provokasyon olacaktır. Buna tamamen karşı çıkıyoruz ve mücadele etmek için kesinlikle önlemler alacağız.

Tsai, bugün başlattığı 10 günlük ziyaret programı kapsamında Belize ve Guatemala’yı ziyaret edecek. Yola çıkmadan önce yaptığı açıklamada Tayvan lideri, Pekin yönetiminden korkmadıklarını belirterek şunları söyledi:

Tayvan’ın dünyaya açılma kararlılığı daha da güçlenecek. Biz sakin, kendinden emin, boyun eğmeyen ve kışkırtıcı davranmayan bir ülkeyiz. Uluslararası toplum Tayvan’a ihtiyaç duyduğunda, Tayvan katkı sağlayacaktır. Tayvan zorluklarla karşılaştığındaysa müttefikleri Tayvan’ı destekleyecektir.

Tayvan liderinin ziyaretlerinde New York’ta ve Kaliforniya eyaletindeki Los Angeles’ta temaslarda bulunması da bekleniyor. Öte yandan Tsai’nin Cumhuriyetçi McCarthy’le görüşeceği henüz resmi kaynaklar tarafından doğrulanmadı.

Washington ise Tsai’nin Belize ve Guatemala’ya düzenleyeceği ziyaretlerde ABD’ye de uğramasının normal olduğunu savunarak, Pekin yönetiminin bunu saldırgan bir tavır sergilemek için bahane olarak kullanmaması gerektiğini bildirmişti.

Eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin ağustosta Tayvan’ı ziyaret etmesi Pekin’den büyük tepki toplamış, Çin Halk Kurtuluş Ordusu adanın etrafını sararak büyük askeri tatbikatlar düzenlemişti.

Kimliğini paylaşmayan bir ABD’li üst düzey yetkili de Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden Guardian’a açıklamasında, Washington’ın McCarthy-Tsai görüşmesiyle tansiyonun artmasını istemediğini belirtti.

Çin – Tayvan gerginliği

II. Dünya Savaşı sonrasında Çin’de Milliyetçi Parti ve Komünist Parti arasındaki iç savaş Komünist Parti’nin zaferiyle sonuçlanmıştı. Mağlubiyetin ardından Milliyetçi Parti liderleri Tayvan’a sığınmıştı.

Soğuk Savaş nedeniyle Batı’yla ilişkilerini koparan Çin’i 1970’lerin başına kadar Birleşmiş Milletler’de (BM) Tayvan ya da resmi adıyla Çin Cumhuriyeti temsil ediyordu.

BM’nin 1971’de aldığı Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıma kararı gerginliği yeni bir boyuta taşımıştı. Kararın ardından Tayvan, BM’den çıkarılmıştı.

Pekin yönetimi, “tek Çin” ilkesini benimseyerek Tayvan’ın kendi topraklarının parçası olduğunu savunuyor. Buna göre Çin, boğaz ve çevresindeki askeri varlığının yanı sıra Tayvan’ın ülkelerle diplomatik ilişkiler kurmasına, BM’de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.

Tayvan ise o günden bu yana bağımsızlık arayışını farklı biçimlerde sürdürüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD Başkanı Biden’dan Uzak Doğu’da Gerilimi Artıracak Açıklama

Tayvan’la ilgili resmi politikayı bir adım ileri taşıyan ABD Başkanı Biden, verdiği bir röportajda, Çin’in olası bir saldırısına karşı Tayvan’ı ABD ordusunun koruyacağını söyledi.

Biden, “Tek Çin politikamız devam ediyor. Tayvan, bağımsızlık üzerine kendi yorumunu yapıyor. Biz de bu konuda farklı bir yöne ilerlemiyoruz, Tayvan’ı bağımsızlık için cesaretlendirmiyoruz. Bu onların kendi kararı.” dedi.

Amerikan CBS kanalına bir röportaj veren ABD Başkanı Joe Biden, bu sözlerinin ardından “Yani ABD ordusu Tayvan’ı mı savunacak?” diye sorulmasının üzerine “Evet” yanıtını verdi.Pazar günü yayımlanan röportaj, Beyaz Saray’ın Tayvan politikasının değişmediğini ortaya koyuyor.

Washington’ın Tayvan politikası “stratejik belirsizlik” üzerine kuruluydu. Tayvan’ı korumaya tam anlamıyla kararlı olduğunu açıklamasa da Amerikan yönetimleri bu ihtimali hiçbir zaman saf dışı bırakmadı.

Tayvan, Çin’in doğusunda tek taraflı bağımsızlığını ilan eden bir yönetim; Pekin ise adayı kendi toprağı olarak kabul ediyor. Washington ile Pekin arasında Tayvan sebebiyle yaşanan gerilimler son dönemde yeniden tırmandı.

ABd Tayvan’ı ayrı bir ülke olarak kabul etmiyor; Çin’in bir parçası olarak sayıyor ve ayrı bir diplomatik ilişki geliştirmiyor. Örneğin Tayvan’da ayrı bir ABD Büyükelçiliği yok. Ancak Ada yönetimiyle yakın ilişkileri var ve Tayvan’a savunma konusunda destek oluyor.

Biden da verdiği röportajda bunu açıkça ortaya koymuş oldu:

“Tek Çin politikamız devam ediyor. Tayvan, bağımsızlık üzerine kendi yorumunu yapıyor. Biz de bu konuda farklı bir yöne ilerlemiyoruz, Tayvan’ı bağımsızlık için cesaretlendirmiyoruz. Bu onların kendi kararı.”

Biden benzer yorumları Mayıs ayında da yapmış; Çin’in olası bir işgali durumunda Tayvan’ı savunacaklarını söylemişti. Ancak hemen ardından beyaz Saray’dan bir açıklama yapılmış ve “Amerika’nın yıllardır benimsediği ‘Tek Çin’ politikasından vazgeçmediği duyurulmuştu.

Bu röportajın ardından Beyaz Saray yine bir açıklama yayımladı. “Sayın Biden Tayvan politikamızın değişmediğini de bir kez daha net bir şekilde ifade etmiştir” denildi.

Bu, Biden’ın bir yıl içinde Tayvan’la ilgili resmi politikayı bir adım ileri taşıyan üçüncü açıklaması. ABD Başkanı, geçen yıl Ekim ayında ve bu yıl Mayıs ayında askeri operasyona ihtimalini açıkça dile getirmişti.

Bu ayın başında ABD, Tayvan’a 1,1 milyar dolar değerinde silah ve füze savunma sistemi satma kararını açıkalmış; bu karar Çin’le gerilimin tırmanmasına yol açmıştı.

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Ağustos ayında Ada’ya yaptığı ziyaretin ardından -her ne kadar Biden ‘pek iyi bir fikir değildi’ dese de- gerilim daha da tırmanmıştı.

Ziyaretin ardından Çin, Tayvan çevresinde beş gün süren bir askeri blokaj uygulamış; ABD de Çin ordusunun Ada etrafında füze denemeleri yaptığını iddia etmişti. Ancak Pekin yönetimi bu iddiayı doğrulamadı; Tayvan ise füzelerin tehdit yaratmayacak bir şekilde atmosfere fırlatıldığını savunmuştu.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın