Akşam Yürüyüşlerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yürümek, her yaşta bireyin yapabileceği en iyi egzersizlerden biri olarak kabul edilir. Bu egzersizi yapmak isteyenler, yoğun yaşam tarzı nedeniyle ancak akşam zaman ayırabilmekte.

Haber Merkezi / Akşam, egzersiz yapmak, yürümek veya vücut kasları oluşturmak için en iyi zaman dilimi olarak kabul edilir.

Ayrıca, akşam, günün tüm önemli işlerinin tamamlandığı, stres olmadan egzersiz yapmanın veya yürüyüşün tadının çıkarılabileceği zamandır.

Ancak, formda ve sağlıklı kalmak için yapılacak akşam yürüyüşlerinde bazı hususlara dikkat edilmeli.

Eğer akşam yürüyüşleriyle kilo verilmek isteniyorsa, belirli bir süre ve belirli bir dönem, aksatmadan bu egzersizin yapılması gerekmekte.

İlk önce yarım saatlik bir yürüyüşle başlanmalı ve zaman sınırı kademeli olarak artırılmalı.

Yürüyüşe başlamadan önce mutlaka ısınma hareketleri yapılmalı. Yürüyüşe düşük hızda başlanmalı ve zamanla hız arttırılmalı.

Yürüyüş egzersiziyle kilo verilmek isteniyorsa, bir hedefin belirlenmesi çok önemli. Her hafta, ne kadar kilo verildiğine dair kontrol yapılmalı.

Yürüyüş sırasında yorgunluk hissi oluşursa mola verilmeli ve oturarak derin derin nefes alınmalı. Ayrıca iki ila üç yudum su içilmeli.

Bunların dışında doğru ayakkabı seçimi ve kıyafetlerin de rahat olması gerekir.

Yukarıda verilen öneriler yapılırsa uzun süre yürümenin keyfi çıkarılabilir ve kilolar kolayca verilebilir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Sağlıklı Olmak İçin Günde Kaç Adım Atılmalı?

Yürümek, kilo vermenin en kolay ve en etkili yollarından biri. Kalp sağlığı ve ruh sağlığı için de yürüyüş kadar iyi bir egzersiz yoktur. Yürümek, ayrıca, kolesterolü düşürmeye, kan basıncını kontrol altında tutmaya, kas, eklem ve kemiklerin gücünü artırmaya yardımcı olur.

Haber Merkezi / Ancak sağlıklı bir yaşam için bir günde ne kadar yürümeniz gerektiği konusunda farklı görüşler var.

Bazı araştırmalar, günde 10.000 adım yürümenin kalp sağlığını iyileştirebileceğini, bunama ve kanser riskini azaltabileceğini gösteriyor.

Başka bir çalışma, günde en az 3.800 adım yürümenin bilişsel bozulma riskini yüzde 25 azaltabileceğini ortaya koydu. 

Ayrıca başka bir çalışma, günde en az 7.000 adım yürüyenlerin, yürümeyenlere göre erken ölme olasılığının daha düşük olduğunu buldu.

Ancak fitness eğitmenleri, günde 10.000 adım birdenbire yürümeye çalışmanın, hareketsiz yaşam sürdürenler için yarardan çok zarar getirebileceğini söylüyor.

Vücudu ve sınırlamaları anlayarak, yürümede dahil egzersizin yoğunluğu kademeli olarak artırılmalı.

Sabah veya akşam yürüyüş yapmanın yanı sıra, yürüyüş yapmayı günlük hayatın bir parçası haline getirmeye çalışılmalı.

Aşağıda bu konuda yardımcı olacak bazı öneriler verilmiştir:

1. Telefonda konuşurken yürüme,

2. Müzik dinlerken yürüme,

3. Spor salonunda setler arasında yürüme,

4. Arkadaşla vakit geçirirken yürüme.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Sigara Beyni Küçültüyor

Sigara içen kişilerin sigara içmeyenlere kıyasla beyinlerinin hacim açısından daha küçük olduğunu daha önce bulunmuştu. 28 binden fazla kişiyle yapılan yeni bir araştırma, her gün sigara içmenin beyni küçültüğünu ortaya koydu.

Henüz hakem değerlendirmesinden geçmeyen araştırmada Britanyalı yurttaşların sağlık kayıtlarındaki beyin tarama verileri analiz edildi.

Ancak sigara içmenin beynin küçülmesine mi yol açtığı yoksa daha küçük beyinli insanların mı sigara kullanmaya daha eğilimli olduğu anlaşılamamıştı.

ABD’deki Washington Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü yeni araştırmada sigara içmenin beynin küçülmesine neden olduğuna dair güçlü ve nedensel kanıtlar sundu.

Ekip, beyin taramalarına ek olarak, katılımcıların dahil olduğu anketleri inceledi ve sigara içme alışkanlıklarını da analiz etti.

Bulgular, her gün sigara içen katılımcıların beyin hacimlerinin ortalama 7,1 santimetreküp daha küçük olduğunu ortaya koydu.

Buna göre sigara kullanımı, beyin hücrelerinin yoğunlaştığı beynin gri maddesinde de 5,5 santimetreküp azalmaya neden olmuştu.

Geçmişte bir noktada her gün sigara içmekse nöronları birbirine bağlayan uzun tel benzeri yapıları içeren beyaz maddede 1,6 santimetreküp azalmaya sebebiyet vermişti.

Daha ileri analizler, sigarayı daha uzun süre bırakan kişilerin beyinlerinin, daha yakın zamanda bırakanlara kıyasla biraz daha fazla gri madde içerdiğini ortaya çıkardı.

Örneğin, bir yıl önce sigarayı bırakanların gri madde hacminde 0,09 santimetreküp artış görüldü. Sigarayı bıraktıktan sonra geçen her yıl, gri madde hacmindeki artışla bağlantılıydı.

Pensilvanya Eyalet Üniversitesi’nden Dajiang Liu, “Bu çok önemli bir çalışma” diye konuştu.

Araştırmaya dahil olmayan ve bulguları dışarıdan bir göz olarak yorumlayan bilim insanı, şöyle ekledi: Çalışma titizlikle yürütülmüş ve sonuç halk sağlığı açısından önemli.

(Kaynak: Independent Türkçe)

 

Paylaşın

İşyerinde Ayrımcılık Yüksek Tansiyona Neden Oluyor

İşyerinde ayrımcılık, çalışanların karşılaştığı önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Birçok kişi meslektaşları tarafından yaş, cinsiyet durumu, kişisel özellikler ve ırk temelinde ayrımcılığa maruz kalmaktadır.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan yeni bir araştırma, işyerinde ayrımcılığın bireylerde yüksek tansiyona neden olabileceğini ortaya koydu.

Araştırmada, 2004 ile 2006 yılları arasında yüksek tansiyonu olmayan, erkek ve kadınların eşit oranda olduğu, 1.246 kişinin 2013-2014 yılları arasındaki verileri izlendi.

Verileri izlenenlerin çoğu sigara içmeyen, orta düzeyde alkol tüketen veya alkol tüketmeyen, ayrıca orta veya üst düzey egzersiz yapan kişilerdi.

Araştırma, 45 yaş altı, 46-55 yaş arası ve 56 yaş üstü olmak üzere üç kategoriye ayrıldı. Anketler yardımıyla araştırmaya katılanların iş yerinde karşılaştıkları ayrımcılıklar belirlendi.

Takip döneminde, 319 deneğin yüksek tansiyon geliştirdiği gözlemlendi.

Araştırmada, işyerinde üst düzeyde ayrımcılığına maruz kalan katılımcıların yüksek tansiyona sahip olma ihtimalinin diğerlerine göre yüzde 54 daha fazla olduğu belirlendi.

Araştırma ayrıca, orta derecede ayrımcılığa maruz kalanların, ayrımcılığa uğramayanlara göre yüksek tansiyona sahip olma ihtimalinin yüzde 22 daha fazla olduğuna işaret etti.

Araştırma, ayrımcılığa bağlı aşırı stresin de yüksek kortizol seviyesine neden olabileceğini ortaya koydu.

Araştırmayı yürüten Dr. Jian Li, işyerinde ayrımcılığın bireylerde sürekli strese neden olduğunu ve buna tepki olarak kardiyovasküler sistemin aşırı uyarıldığını söyledi.

Dr. Jian Li ayrıca,  işyerinde ayrımcılığın yüksek tansiyon dahil farklı sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.

Araştırmayı yapan bilim insanları, ayrımcılığın kaygı ve depresyon gibi sorunlara yol açabileceğini ve iş yerlerinden ayrımcılığın ortadan kaldırılması için önlemler alınması gerektiğini önerdiler.

Araştırma, California Üniversitesi Fielding Halk Sağlığı Okulu ve Hemşirelik Okulu’ndan bilim insanları tarafından yapıldı. Araştırma için, Midlife in the United States Study’den alınan veriler kullanıldı.

Paylaşın

Avrupa’da Her Yıl 238 Bin Kişi Hava Kirliliği Nedeniyle Ölüyor

Avrupa Çevre Ajansı’nın raporuna göre, Avrupa Birliği’nin 27 üyesinin yanı sıra Türkiye, Norveç, İsviçre, İzlanda ve Liechtenstein’da her yıl  en az 238 bin kişi hava kirliliğine bağlı nedenler sebebiyle hayatını kaybediyor.

Raporda ayrıca, hava kirliliğinin Avrupa’da her yıl 18 yaş altı bin 200 çocuk ve gencin erken ölümüne yol açtığına dikkat çekildi.

Avrupa Çevre Ajansı, kamuoyuna bugün açıkladığı raporunda, havadaki zararlı maddelerin sadece yetişkinler için değil aynı zamanda çocuklar açısından da büyük bir çevre riski oluşturduğuna işaret ediliyor. Raporda, bunun çocuk ve gençlerin yaşam beklentisini dramatik bir şekilde düşürdüğü kaydedildi.

Ajansın raporunda, erken ölümlerin yanı sıra kötü hava kalitesinin çocuk ve gençlerin ilerleyen yaşlarında hastalıkları da beraberinde getirdiği vurgulandı. Çocukların anne karnından yetişkinliklerine kadar hava kirliliğine karşı savunması olduğu belirtilen raporda, “Son yıllarda kaydedilen ilerlemelere rağmen, özellikle Orta ve Doğu Avrupa ile İtalya’da hava kirliliği seviyesinin Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği seviyenin üzerinde seyrettiği” not düşüldü.

Raporda yer alan veriler, Avrupa Birliği’nin 27 üyesinin yanı sıra Türkiye, Norveç, İsviçre, İzlanda ve Liechtenstein’ı kapsıyor. Ajansın geçen Kasım ayında açıkladığı rapora göre 2020 yılında söz konusu ülkelerde tüm yaş gruplarından en az 238 bin kişi hava kirliliğine bağlı nedenler sebebiyle hayatını kaybetti.

Bilanço aslında daha büyük olabilir

İngiltere ve Ukrayna gibi birçok Avrupa ülkesi ise rapora dahil edilmedi. Uzmanlar bu nedenle Avrupa çapındaki bilançonun aslında çok daha kötü olduğunu tahmin ediyor.

Hava kirliliğinden etkilenen çocuk ve gençlerin toplam nüfustaki oranının “nispeten düşük” olduğuna işaret edilen raporda, buna rağmen çocukluktaki kronik rahatsızlıkların ileriki zamanlarda büyük bir yüke dönüşeceği tespiti yapıldı.

Avrupa Çevre Ajansı, raporunda öncelikle okullar ve anaokulları, spor tesisleri ve toplu taşıma alanlarında hava kalitesinin iyiliştirilmesini önerdi. Hava kirliliğinin erken doğumlara ve düşüklere yol açabilecek bir etkiye sahip olduğuna işaret eden Ajans, kötü havanın doğumdan sonra astım ve diğer solunum yolu hastalıkları da dahil olmak üzere çeşitli sağlık sorunları riskini artırdığı uyarısında bulundu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

10 Dakikalık Egzersizler İle Göbek Yağlarından Kurtulun

Karın bölgesi vücudun şekillendirilmesi en zor bölgelerinden biridir. En iyi seçeneğiniz, sağlıklı beslenme ile yoğun egzersizi birleştirmenizdir. Eğer, spor salonunda harcayacak saatleriniz yoksa, haftada sadece üç kez 10 dakikalık bu egzersizler ile karın bölgesindeki görüntüyü lehinize çevirebilirsiniz.

Haber Merkezi / 10 dakika boyunca kol ve bacak egzersizleri ile kendinizi olabildiğince zorlamanız gerekiyor. Vaktiniz varsa önceden ısınmanızı ve sonrasında esneme hareketlerini yapmanızı öneririm.

İp atlama

İp atlamak harika bir kardiyo egzersizidir ve tüm güçle yapıldığınız zaman metabolizmanızı hızlandırmanızı sağlar.

45 saniye boyunca mümkün olduğu kadar hızlı ip atlayın. İp atlayamıyorsanız, yerine atlama krikolarını tercih edebilirsiniz.

Squat Zıplama

Zıplayarak squat yaparken, ayaklarınızın üzerine eşit şekilde inmeye çalışın ve çeyrek squat hareketiyle gücünüzü emdirin. 45 saniye boyunca hareketi tekrarlayın.

Şınav

Göbek yağlarından kurtulmak istiyorsanız bu harika bir egzersizdir. 45 saniye boyunca ritmik bir tempoyu hedefleyin.

Şınav, kolları, bacakları ve orta gövdeniz dahil tüm vücudunuzu çalıştırır. Şınav egzersizi omuz, göğüs, sırt, kanat, ön kol (biceps) ve arka kol (triceps) kaslarını aktif olarak çalıştırırken, dolaylı olarak bacak, kalça ve karın kaslarını çalıştırır.

Sprint koşu

Sprint koşu, belli bir mesafeyi maksimum efor ve olabildiğince yüksek hızlar tamamlamaya çalışılan kısa mesafeli bir koşu türüdür.

Sprint koşu; güç, çeviklik, atletizm ve hız gibi unsurların kusursuz uyumu ile gerçekleştirilir.

Burpee

Burpee yapılmadan hiçbir egzersiz tamamlanmış sayılmaz.

Oldukça kapsamlı bir rutin sağlayan, sıçrama, çömelme ve plank hareketinin kombinasyonu. Tek bir tekrarda 30 kadar kası çalıştırır.

Hakkını vererek yaparsanız, kondisyonunuzun sınırlarını zorlar, pestilinizi çıkartıp sizi nefes nefese yere serer ve sonrasında benzersiz bir mutluluk verir.

Paylaşın

Boyu Uzatan 5 Temel Vitamin

Boyu belirleyen büyük ölçüde genetik yapıdır. Bununla birlikte, genler sağlıklı büyümeye yatkın olsa bile bazı insanlar yeterince gelişemez. Bunun temel nedeni, beslenmede özellikle D, B1, B2, C gibi vitaminler ve kalsiyum gibi minerallerin eksikliğidir.

Haber Merkezi / Bu besinler daha güçlü ve sağlıklı kemiklere katkıda bulunur ve vücudun büyümesini destekler.

Bu yüzden boyu uzatmak için bu besinler açısından zengin yiyecekler tüketilmeli. Daha iyi bir sonuç için her gün mutlaka egzersiz yapılmalı: aerobik, bisiklete binme ve yüzme gibi…

İşte boyun uzamasına katkıda bulunan vitaminler…

1. D vitamini

D vitamini, kemiklerin güçlü ve uzun olmasını sağlayan en önemli vitamindir. Vücudun ihtiyacı olan D vitamini alınmayınca kemikler zayıflar. D vitamininin ana kaynağı olan güneş ışığıdır. Bununla birlikte, D vitamini ile zenginleştirilmiş yiyeceklerde beslenmeye dahil edilebilir.

2. B1 Vitamini

B1 Vitamini, büyüme ve gelişmeyi desteklemede hayati bir rol oynadığı için dolaylı olarak maksimum uzunluğa ulaşmayı desteklemeye yardımcı olabilir. B1 vitamini kaynaklar arasında pirinç, yer fıstığı, kırmızı et ve soya fasulyesini sayabiliriz.

3. B2 Vitamini (Riboflavin)

B2 vitamini ayrıca Riboflavin olarak da bilinir. B2 vitamini boy uzamasına yardımcı olan çok önemli bir vitamindir. B2 vitamini, ayrıca, kemik, deri, saç ve tırnakların büyümesi içinde çok önemlidir. Riboflavin açısından zengin besinler arasında yumurta, balık, süt ve yeşil yapraklı sebzeler bulunur.

4. C Vitamini (Askorbik Asit)

C Vitamini ayrıca Askorbik Asit olarak da bilinir. Bu vitamin, kemiklerin büyümesini destekler. Bu vitaminin zengin kaynakları arasında domates, patates, turunçgiller ve çileği sayabiliriz.

5. Kalsiyum

Kalsiyum, kemiklerin büyümesi için vücudun ihtiyaç duyduğu en önemli minerallerden biridir. Düzenli şekilde kalsiyum alımı, kemiklerin ömrünü ve gücünü destekleyebilir. Başlıca kalsiyum kaynakları süt ve diğer süt ürünleridir.

Kalsiyumla birlikte fosfor da kemiklerin büyümesini desteklemeye yardımcı olmaktadır.

Yukarıda belirtilen vitaminler  büyümeyi desteklerken, tek başına büyümeyi sağlamayabilirler. Sağlıklı büyümeyi sağlamak için beslenmeye temel mineralleri (kalsiyum, fosfor) ve makro besin dengesi (karbonhidratlar, yağlar ve proteinler) dahil etmek de önemlidir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Ramazan’da Formda Kalmanızı Sağlayacak İpuçları

Ramazan ayı boyunca formda kalmak ve herhangi bir mikro veya makro besin eksikliği yaşamamak çok önemlidir. Doğru beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku, olumlu sağlık durumunuzu korumanıza yardımcı olacaktır.

Haber Merkezi / Ramazan ayı boyunca sağlıklı ve fit kalmanıza yardımcı olacak bazı ipuçlarını sizler için hazırladık.

Susuz kalmamaya çalışın: Akşamları iftarla birlikte bir yudum su için ve sahura kadar en az 8 bardak içmeyi hedefleyin.

Doğru yiyeceği seçin: Orucunuzu hurma veya fındıkla açmayı deneyin. Hurma ve fındık vücudun ihtiyacı olan enerjiyi hızlı bir şekilde karşılayacaktır.

Protein ağırlıklı yemek: Ramazan ayı boyunca yeterli protein alımı çok önemlidir. Yumurta, et, balık ve süt ürünleri iyi birer protein kaynaklarıdır.

Daha fazla yeşillik: Salatalar ve sebzeler daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur. Salatalık, marul ve diğer sebzeler su tutarak vücudunuzun susuz kalmasını önler. Ayrıca Ramazan ayında yaşanabilecek kabızlık gibi sağlık sorunlarını en aza indirir.

Tatlıyı atlayın: Tatlı tabağınızı taze tatlı meyveler ve biraz bal ile değiştirin.

Aşırı yemekten kaçının: Bir seferde çok fazla yiyecek tüketmeyin. Yiyecek alımınızı İftar ile sahur arasında 3 öğüne bölün.

Hareketli olun: Hafif egzersiz, 30 dakika yürüyüş, Ramazan ayında kendinizi aktif hissetmenin en iyi yollarından bazılarıdır. Ayrıca metabolizmanızı hızlandırır ve yediklerinizi sindirmenize yardımcı olur. İftardan 1 veya 2 saat sonra en uygun zamandır.

Sağlıklı uyku: Kötü uyku düzeni oruç sırasında sizi yorar. Geceleri en az 6-8 saat dinlendirici uyumaya çalışın. Ayrıca oruç sırasında da 1-2 saatlik şekerleme yapabilirsiniz, bu enerjinizi düzenlemenize yardımcı olur.

Paylaşın

Bebekler İçin Beslenme Rehberi

Bebeğin sağlıklı büyümesi için en önemli faktörlerden biri beslenmedir. Bebeklik döneminde, bebeğin gelişimsel ihtiyaçlarını karşıla en önemli besin anne sütüdür. Anne sütü ayrıca bebeğin bağışıklık sistemini destekler.

Haber Merkezi / Erken dönemde emzirme hem anne hem de bebeğin sağlığı için iyidir.

Doğumdan hemen sonra annenin göğüsleri yavaş yavaş şişer ve kolostrum salgılanmaya başlar ki bu annenin bebeği emzirmesi gerektiği anlamına gelir.

Erken dönemde emzirme, annenin süt bezlerini daha fazla süt üretmesi için uyarırken, anne rahminin kasılmasına da yardımcı olacak koşullar oluşturmaktadır.

Anne sütü oluşum aşaması

Kolostrum: Besin açısından zengin olduğu için en iyi süttür. Kolostrum gebeliğin 16 ile 20. haftalarında ve doğumdan sonraki ilk 2-3 gün içinde salgılanır. Salgılanan süt soluk sarı ve yoğundur.

Kolostrum yüksek oranda protein, lipid, antikor ve A vitamini içerir.

Geçiş sürecinde sütün içerisindeki protein miktarı, A vitamini giderek azalır ve sütün bileşimi dengelenir. Kalıcı süt yani son aşamada anne sütünde bebeğin gelişimi için gerekli olan tüm bileşimler oluşur.

Beslenme

Bebekler ilk ayda günlük ortalama 7-8 kez yemek beslenirler. Emziğe alışmış bebekler emziremeyeceği için bebeğe biberon verilmemeye dikkat edilmeli.

Bununla birlikte, annenin meme ucu ters veya çok küçükse, bebeğe biberon verilmesi kabul edilebilir.

Bebeğin iyi emmesi isteniyorsa, doğru emzirme gerekir. Anneler emzirirken bebeği kolayca izlemek için oturarak emzirmeli, anne yorgunsa emzirmek için uzanabilir:

“Bebeğin yüzü memeye dönük, dudaklar meme ucunun karşısında, bebeğin ağzı ardına kadar açık, alt dudağı dışarı çıkmış, bebeğin yanakları şişkin.”

Bebek yavaş, derin ve ara sıra duruyor şekilde emiyorsa doğru emiyor demektir. Yutkunma sesi duyulabilir.

Bebeğin bir memenin tamamını emmesine izin verilmesi ve ardından bebeğin hem ön sütü hem de son sütü alabilmesi için taraf değiştirmesi önerilir.

Beslendikten sonra, kusmayı veya şişkinliği önlemek için bebeğin gazının çıkarılması gerekir.

Yeterli anne sütü yoksa bebeğe ek mama verilebilir. Bebeğe ek gıda verilen kaplar her defasında mutlaka temizlenip dezenfekte edilmesi gerekir.

Bebeği beslemek için pirinç suyu, yulaf lapası, şekerli yoğunlaştırılmış süt kesinlikle kullanmayın.

Paylaşın

Bilim İnsanları Daha Uzun Yaşamanın Basit Bir Sırrını Keşfetti

Bilim insanları, düzenli olarak kaliteli gece uykusu çeken erkeklerin diğerlerine kıyasla neredeyse 5 yıl daha uzun yaşayabildiğini saptadı. Kadınlarda ise bu sayı iki yıl olarak belirlendi.

Bilim insanları,, daha iyi uyku alışkanlıkları olan gençlerin erken ölme ihtimalinin de daha düşük olduğunu tespit etti.

Yeni bir araştırmada uzun yaşamanın basit bir yolu ortaya kondu. Buna göre kaliteli bir uyku, insan ömrüne fazladan birkaç yıl ekleyebilir.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden bilim insanlarının da aralarında yer aldığı araştırma ekibi, düzenli olarak kaliteli gece uykusu çeken erkeklerin diğerlerine kıyasla neredeyse 5 yıl daha uzun yaşayabildiğini saptadı.
Kadınlarda ise bu sayı iki yıl olarak belirlendi.

Ekip, daha iyi uyku alışkanlıkları olan gençlerin erken ölme ihtimalinin de daha düşük olduğunu tespit etti.

Öte yandan, tek başına uyku miktarının yeterli olmadığı, önemli olanın uyku kalitesi olduğu vurgulandı.

Araştırmacılar kaliteli uykuyu şu faktörlere dayandırdı:

– Gecede 7 ila 8 saatlik ideal uyku süresini tamamlamak
– Haftada en fazla iki kez uykuya dalmakta zorluk çekmek
– Haftada en fazla iki defa uykunun bölünerek kaçması
– Herhangi bir uyku ilacı kullanmamak
– Haftada en az 5 gün uyandıktan sonra dinlenmiş hissetmek

Araştırmada, 2013 ve 2018 arasında ABD’deki Ulusal Sağlık Görüşmesi Anketi adlı geniş çaplı bir çalışmaya katılan yurttaşların verileri incelendi.

Bu veriler, yüzde 54’ü kadın ve ortalama yaşı 50 olan 172 bin kişiyi içeriyordu ve bu kişilerin genel sağlık durumlarıyla uyku alışkanlıklarına dair bilgiler veriyordu.

Katılımcılar ortalama 4,3 yıl takip edilmişti ve bu süre zarfında 8 bin 681 kişi kayatını kaybetmişti.

Bu ölümlerin yüzde 30’u kardiyovasküler hastalıklara, yüzde 24’ü kansere ve yüzde 46’sı da diğer nedenlere bağlıydı.

Bulgular, tüm bu nedenlere bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 8’inin kötü uyku düzeniyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.

Harvard Üniversitesi’nden klinik araştırmacı Dr. Frank Qian, “Bence bu bulgular, sadece belli bir süre boyunca uykumanın yeterli olmadığını vurguluyor” diye konuştu:

Gerçekten dinlendirici bir uyku çekmeniz, uykuya dalma ve uykuda kalmayla ilgili az sorun yaşamanız gerekiyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın