Erdoğan’ın Bakanları Aday Göstermesinin Ardında Ne Yatıyor?

Seçime sayılı haftalar kala partilerin ve liderlerin stratejileri de netleşmeye başlıyor. AK Parti’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da talebi üzerine kabinedeki 17 bakan milletvekili adaylığı başvurusunda bulundu. 

Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın Ankara ikinci bölgeden aday olması beklenirken, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Kayseri, Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin Şanlıurfa, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un İstanbul’dan aday gösterileceği konuşuluyor.

Milletvekili listelerin oluşturulması için yoğun bir mesainin yapıldığı AK Parti’de Meclis’te çoğunluğun sağlanabilmesi için bir dizi formül geliştiriliyor. Bu formüllerden biri de mevcut bakanların milletvekili adayı gösterilmesi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çarşamba akşamı katıldığı NTV ve Star TV ortak yayınında “Cumhurbaşkanı yardımcım şu anda bir ilde aday olarak bulunacak, koşturacak, aday yapıyoruz. Aynı şekilde 17 kabine üyemin hemen hemen her birine değişik illerde bu tür görevler vereceğiz. ‘Ağırlıklı olarak belirlediğiniz neredir?’ derseniz, büyükşehirler bakan arkadaşlarım için en uygun olan yerlerdir” açıklamasını yaptı.

Peki AK Parti’nin bakanları aday göstermesi formülünün ardında ne yatıyor? Bakanların vekilliği AK Parti’ye ne sağlayacak? Bu soruların yanıtı, AKP’nin seçim sonuçlarına ilişkin yaptığı hesaplamalarda yatıyor.

Cumhur İttifakı meclis çoğunluğunu kazanabilecek mi?

AK Parti kurmayları, 14 Mayıs seçimlerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk turda zaferle çıkacağını savunuyor. Ancak AK Partililer Meclis’te çoğunluğu için ise bu kadar rahat ve net konuşamıyor. Üst düzey bir AK Partili, “Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimi kazanacak, burada bir problem görmüyoruz, fakat Meclis’te çoğunluk sağlanması noktasında çok kritik dengelerle karşılaşabiliriz. Kötü senaryodan bakarsak ve Erdoğan kaybederse de yine Meclis’te çoğunluk sağlayabilmek Cumhur İttifakı için çok önemli” değerlendirmesini yapıyor.

Mecliste çoğunluğun nasıl sağlanabileceği konusu geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında yapılan bir görüşmede de ele alındı. Görüşmede, bazı illerde ortak liste yapılması ve ayrıca bakanların aday gösterilmesi gündeme geldi.

Bakanların adaylığı ile meclise güçlü girmek hedeflenirken kulislerde bazı bakanların aday yapılacaklarını TV programından öğrendikleri konuşuluyor. Ayrıca bazı bakanların aday olmayı düşünmediği, ancak AK Parti yönetimine “Görev verildi, artık geri dönüş yok” dedikleri ifade ediliyor.

“Kılıçdaroğlu-İmamoğlu-Yavaş” önlemi mi?

Bakanların aday yapılarak listelere “dinamizm” getirilmesinin bir gerekçesinin de Millet İttifakı’nın sahada hem altı lider hem de cumhurbaşkanı yardımcısı olarak Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile “sekiz koldan” yapacağı çalışmalar olduğu belirtiliyor. Millet İttifakı’nda yakalanan bu dinamizmin bakanlar ile yakalanabileceği değerlendiriliyor.

Erdoğan’ın kabinesini aday yaparak bakanlara ve kamuoyuna verdiği bir diğer mesajın da “değişim” olduğu ifade ediliyor. Meclis’teki sağlanacak çoğunluk ve seçimin kazanılması halinde Erdoğan, bazı isimleri yeniden bakan olarak görevlendirebilecek. Ancak Meclis’te kritik sayıda, örneğin 302 – 303 gibi, vekil çıkarılması durumunda ise bakanlar vekil olarak devam edecek. Milletvekili sayısının 330’lara varması durumunda da bazı isimler bakan olarak yeniden atanabilecek.

Ama her iki durumda kabinenin tamamen ya da önemli bir kısmının yenilenmesinin yolu açılacağı yorumu da yapılıyor.

Tam kadro sahada olacak

AKP’nin tam kadro tüm imkanlarıyla sahada olacakları tahmin ediliyor. Özellikle deprem bölgelerinde görevlendirilecek bakanların sahada aktif çalışarak AK Parti’ye ivme kazandırması hedefleniyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Kahramanmaraş’tan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Hatay veya Kayseri’den, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Konya veya Şanlıurfa’dan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un da İstanbul veya Hatay’dan, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin Şanlıurfa’dan, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci’nin Adana’dan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Antalya’dan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun Adıyaman’dan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın Osmaniye’den, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in Tokat ya da Malatya’dan adaylığı konuşuluyor.

Diğer bakanların da yine listeler şekillenirken değerlendirilerek büyükşehirlerde aday yapılacağı kaydediliyor. Deprem bölgesinde aday yapılacak bakanların da deprem bölgesindeki vatandaşlara bir mesaj verileceği ve “iktidara olan tepkinin azaltılması için” izlenen yol haritası olacağı belirtiliyor.

Dokunulmazlık zırhı kazandırma hedefi var mı?

Peki bakanların adaylığı onlara dokunulmazlık zırhı sağlama amacı da taşıyor mu?

DW Türkçe’den Kıvanç El’in edindiği bilgilere göre dokunulmazlıklar bir gerekçe olarak görülmüyor.

Bakanların dokunulmazlığı için şu anda Meclis’te işletilecek süreçlerin ardından Yüce Divan’da yargılama yapılıyor. Bakanların görevleri ile ilgili suçlarla yargılanabilmesi için Meclis’te 5’te 3 çoğunlukla yani 360 milletvekilinin onayı ile soruşturma açılabiliyor. Yüce Divan’a sevk için ise 400 milletvekilinin onayı gerekiyor. Yani bakanlar, milletvekili olmasa dahi, yargılanmaları için Meclis’te zorlu bir süreç işletilmesi gerekiyor.

25 Mart Cumartesi günü AK Parti 81 ilde eğilim yoklaması da yaparak olası milletvekili adaylarını belirlemesi hedefleniyor.

Bakanlar beklenen katkıyı sağlar mı?

PanoramaTR Araştırma Direktörü Osman Sert, bakanların aday yapılmasının bakanların sahaya sürülmesinin “doğal” bir hamle olduğu görüşünde.

Sert, “Bakanlar yerel figürlere göre daha bilinen isimler, bu nedenle yapılmıştır ancak bu sonuç verir mi o büyük bir soru işareti. Çünkü mevcut bakanlar daha önceki bakanlar gibi değil. Daha öncekiler siyasal kimlikleri vardı ve toplumsal etkileşimleri güçlüydü. Şu andaki bakanların görev alanı dışında neredeyse saha ile temasları yok” değerlendirmesi yaptı.

Erdoğan’ın hamlesinin seçime ivme katma hamlesi olduğunu ifade eden Sert, “Milli Eğitim Bakanı ya da Turizm Bakanı‘nın siyasetçi olarak sahada karşılığı olduğunu söylemek çok zor” ifadesini kullandı.

Paylaşın

AK Partili İsimlerden “Ekonomik Kriz” İtirafı: Tartışılacak Bir Tarafı Yok

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri yaklaştıkça uluslarlarası medya da partilerin ve liderlerin de seçim stratejilerini yakından takip ediyor. Son olarak İngiltere merkezli Reuters haber ajansı da bu kapsamda bir habere yer verdi.

Reuters, “Erdoğan, seçimlerden önce ekonomik güvenilirliği onarmaya çalışıyor” başlığı ile Türkiye’deki seçim süreci ve Mehmet Şimşek’in AK Parti’nin teklifini reddetmesi değerlendirildi. Eski maliye bakanı Şimşek’i geri döndürme girişiminin ‘ekonomik güvenilirliği yeniden inşa etme çabasına işaret ettiğini’ yazan Orhan Coşkun ve Jonathan Spicer, AK Parti’den isimlerle konuştu

Reuters’a açıklamalarda bulunan üst düzey bir hükümet yetkilisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Şimşek’in görüşmesinden ‘istenmeyen’ bir sonuç çıktığını belirtti. AK Parti içerisinde Şimşek’in geri dönmesine ilişkin görüş ayrılıkları olduğunu aktardı.

İsmi paylaşılmayan AK Parti’den başka bir yetkili ise, Şimşek’in dönüşünün anketlere olumlu yansıyacağını dile getirdi. Söz konusu isim, “Şu anda ekonomik tabloyla ilgili sıkıntı yaşıyoruz. Bunun tartışılacak bir tarafı yok” dedi ve ‘yeni adımlar atılması gerektiğini’ dile getirdi.

Başka bir parti yetkilisi ise, seçim beyannamesinin ekonomi alanında ‘serbest piyasa yanlısı ortodoks yaklaşımlar yerine daha dengeli ve karma politikalar içerebileceğini’ söyledi.

İktidarın ekonomi politikalarının değerlendirildiği analizde, şu ifadeler kullanıldı: “Erdoğan’ın ekonomik büyümeyi canlandırmak için faiz oranlarını düşürme kararlılığı geçtiğimiz yıl enflasyonu yüzde 85’in üzerine çıkardı. Türk Lirası, beş yıl içinde dolar karşısında değerlini yüzde 80 oranında kaybetti. 6 Şubat’ta meydana gelen yıkıcı depremlerin ekonomik maliyetinin yaklaşık 104 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve bu da baskıyı artırıyor.”

“Yatırımcılar son derece temkinli yaklaşıyor”

Reuters, konuyla ilgili uzman görüşlerine de yer verdi. Los Angeles’taki TCW’de varlık yöneticisi olan Blaise Antin, Erdoğan hükümetinin geçmiş ‘aldatmacalarını’ göz önünde bulunduran yatırımcıların ‘son derece temkinli’ yaklaştığını söyledi. BlueBay Asset Management’tan Polina Kurdyavko ise, ‘ekonomik zorluğun iktidara kim gelirse gelsin ve hangi politika uygulanırsa uygulansın kolayca çözülemeyeceğini’ ifade etti.

Paylaşın

HDP’nin Aday Kararı: Erdoğan’ın Şansı Azaldı

Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nden (TÖP) oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair aday kararını açıkladı.

HDP’nin öncülüğünde bir araya gelen Emek ve Özgürlük İttifakı, ocak ayında aldığı cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararından vazgeçtiğini duyurdu.

İttifak deklarasyonunu okuyan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarmayacağımızı deklere ediyoruz, bu kararı paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Deklarasyon metninde Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dahil herhangi bir isim ifade edilmedi, ancak açıklamada Kılıçdaroğlu “tarif” edildi.

ABD merkezli haber ajansı Bloomberg genel seçimlere ilişkin yayımladığı analizde, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı çıkarmamasının AK Parti Genel Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın adayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarını koruma şansını azaltacağı yorumunu yaptı.

Buldan’ın “tek adam iktidarına karşı kampanya yürüteceğiz” sözüne dikkat çeken analizde, bu kararın Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun şansını artıracağı belirtilirken, “ana muhalefetteki koalisyonun Erdoğan’ı koltuktan indirme şansını artıracak adım” denildi.

Yazıda, HDP’nin önceki seçimlerde kritik rol oynadığı ve 2019’daki belediye başkanlığı seçimlerinde hükümet yanlısı adayların oylarını engellediği anımsatıldı.

Analizde ayrıca Kılıçdaroğlu’nun HDP seçmeninin çoğu tarafından “Türkiye’de Kürt azınlığın haklarının korunmasına yardım edecek bir siyasetçi” olarak görüldüğü de kaydedildi.

Yazıda, muhalefetin giderek artan birliğinin, depremler ve ekonomik kriz nedeniyle eleştirilerin hedefindeki Erdoğan’ın işini zorlaştırdığı yorumu yer aldı.

Paylaşın

Dikkat Çeken Analiz: Erdoğan’ın Kötü Haftası…

Bloomberg’de yer alan bir analizde, “Erdoğan eski ekonomi bakanı Mehmet Şimşek’i geri dönmeye ikna edemedi. Ankara’da bir saati aşkın görüşme sonrasında Şimşek aktif siyasete dönmeyeceğini söyledi. Şimşek’in kararı, Yeniden Refah Partisi’nin liderinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhafazakar ve milliyetçi partilerle kurduğu ittifaka katılmayıp kendisinin aday olacağını açıklamasından birkaç saat sonra geldi” hatırlatması yapıldı.

Millet İttifakı’nın orta adayı Kemal Kılıçdaroğlu için ayrı bir paragraf açan Bloomberg, “Konuyla ilgili bilgisi olan kişiler uzun görüşmeler sonucunda ortak aday olarak seçilen Kılıçdaroğlu’na HDP’nin destek vereceğini söyledi. HDP, seçmenin yüzde 10’undan fazlasından oy alıyor” ifadesine yer verdi.

Türkiye 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine kilitlenmişken ABD’nin önde gelen medya kuruluşlarından Bloomberg bir analiz ile son gelişmeleri aktardı.

Haber ajansı, “Erdoğan’ın gerilemeler yaşadığı hafta kritik seçimler yaklaşırken kötüleşti” başlığını kullanırken, “Cumhurbaşkanı Erdoğan eski ekonomi bakanını ikna etmeyi başaramadı. Muhalefet ise ortak aday seçti ve destek oluşturmayı amaçlıyorlar” ifadesine yer verdi.

Mayıs ayında yapılacak seçimlerin kafa kafaya gidebileceğini aktaran Bloomberg, “Erdoğan eski ekonomi bakanı Mehmet Şimşek’i geri dönmeye ikna edemedi. Ankara’da bir saati aşkın görüşme sonrasında Şimşek aktif siyasete dönmeyeceğini söyledi. Şimşek’in kararı, Yeniden Refah Partisi’nin liderinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhafazakar ve milliyetçi partilerle kurduğu ittifaka katılmayıp kendisinin aday olacağını açıklamasından birkaç saat sonra geldi” hatırlatmasını yaptı. Bloomberg, AK Parti’nin Hüda-Par’la ittifak kurduğuna da dikkat çekti.

Millet İttifakı’nın orta adayı Kemal Kılıçdaroğlu için ayrı bir paragraf açan Bloomberg, “Konuyla ilgili bilgisi olan kişiler uzun görüşmeler sonucunda ortak aday olarak seçilen Kılıçdaroğlu’na HDP’nin destek vereceğini söyledi. HDP, seçmenin yüzde 10’undan fazlasından oy alıyor” ifadesine yer verdi. Bloomberg, bugün HDP’den bir açıklama gelmesinin beklendiğini de aktardı.

“Erdoğan seçimi kaybederse…”

Haberde, “Erdoğan’ın seçimi kaybetmesinin hem Orta Doğu’da hem de dünya genelinde sismik etkileri olur. 69 yaşındaki Erdoğan baskıcı tek adam sistemi oluşturmak için 20 yıl çalıştı ve bölgede, Çin’le, Rusya’yla, ABD’yle ve diğer ülkelerle ilişkide kritik rol üstlendi” denildi.

Şimşek’in AKP’ye geri dönme teklifini reddetmesinin arkasında Erdoğan’ın ekonomik politikalarını değiştireceğine dair çok az inancı olduğunu öne süren Bloomberg, “Eski bir Merrill Lynch strateji uzmanı olarak çalışan Şimşek, yatırımcılar tarafından Erdoğan hükümetlerinde pazar dostu bir imajı var. Siyasi kariyerinin son yıllarında Erdoğan’ın gelenek dışı hamlelerine karşı duran biri olarak görülüyordu” yorumunu yaptı.

Bloomberg’e konuşan ekonomist Tim Ash, “Erdoğan, muhtemelen Şimşek’e beklenildiği gibi politika faizlerini artırma yetkisini vermeyi kabul etmedi. Erdoğan’ın ekonomi politikaları görüşünden geri adım atmayacağımızı öğrendik bence” dedi.

Paylaşın

SOL Parti, Erdoğan’ın Yeniden Adaylığına YSK’da İtiraz Etti

SOL Parti, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde yeniden cumhurbaşkanı adayı gösterilmesine Yüksek Seçim Kurulu’nda (YSK) itiraz etti.

Haber Merkezi / Anayasadaki “Bir kişinin en fazla iki kez Cumhurbaşkanı olabilir” görüşüne dikkat çeken SOL Parti, itiraz sürecinin takipçisi olacaklarını açıkladı.

SOL Parti’nın YSK’ya sunduğu dilekçenin tamamı şu şekilde:

“Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına

Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak Cumhurbaşkanı seçiminde, Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmiştir. Aşağıda ayrıntıları ile açıklayacağımız nedenlerle Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığına SOL Parti olarak itiraz ederiz.

3. dönem engeli

Recep Tayyip Erdoğan, 10.03.2023 tarihinde Anayasa’nın 116/2’nci maddesi uyarına seçimlerin yenilenmesi kararı almıştır.

Anayasa’nın 2007 yılında değiştirilen 101/2’nci maddesine göre, “Cumhurbaşkanı’nın görev süresi 5 yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.”

Anayasa’nın 101. maddesinde 2017 yılında değişiklik yapılmış ise de 101/2’nci fıkra içeriğinde yani bu fıkrada bir değişiklik yapılmamıştır.

2017 yılında Anayasa’da değişiklik yapılırken, Cumhurbaşkanı’nın yetki ve görevleri de artırılmış, ancak bu değişiklik öncesindeki seçimlerin 101/2’nci maddesi dışında kaldığı yolunda Anayasa’ya bir geçici madde de konulmamıştır.

Erdoğan, 2014 ve 2018 yıllarında 2 kez Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Seçimlerin yenilenmesi kararı, TBMM tarafından değil Cumhurbaşkanı tarafından alındığı için Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa’nın 101/2, 116/3’ncü maddelerindeki ve 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçim Yasası’nın 3/2’nci maddesindeki düzenlemeler uyarınca Cumhurbaşkanı adayı gösterilemez.

Yasama organının bazı konularda çıkarabileceği yasaları, Cumhurbaşkanı’nın kararname adı altında çıkarabilmesi nedeniyle, adaylık engeline rağmen yapılan işlemle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 1. Protokolü’nün 3. maddesine de aykırılık yaratılmıştır.

Sonuç ve talep: Açıklanan ve re’sen göz önüne alınacak nedenlerle, itirazın kabulü ile Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığı koşullarını taşımamasına rağmen aday gösterilmesinin karşısında, adaylığının kabul edilmemesine karar verilmesini talep ederiz.

SOL Parti Genel Merkezi”

Adaylık üzerine bir tartışma söz konusu

2014’te parlamenter sistem ve 2018 yılında ise “başkanlık sistemi”ne göre halk oyuyla cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın, üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olup olamayacağı konusunda devam eden bir tartışma söz konusu.

Bazı siyasiler ve hukukçular, Anayasa’da bir kişinin “iki kezden fazla cumhurbaşkanı seçilemeyeceği” hükmünü gerekçe göstererek Erdoğan’ın üçüncü kez aday olamayacağını savunurken, iktidar kanadı ve ittifak ortağı MHP, başkanlık sistemine veya Türkiye’deki ismiyle “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine” göre 2018’de ilk kez cumhurbaşkanı seçildiği için Erdoğan’ın bir sonraki seçimde aday olmasının önünde bir engel olmadığı görüşünde.

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Cumhurbaşkanlığı Adaylığı İçin YSK’ya Yedi Başvuru

14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde aday olmak isteyen siyasiler için  Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvurular Pazartesi günü tamamlandı. Son seçimde birlikte veya toplam en az yüzde 5’ini almış partiler ise 23 Mart’a kadar aday gösterme hakkına sahip.

YSK’ya Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, ATA İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Türkiye İttifakı’nın adayı Ahmet Özal, Adalet Birlik Partisi Genel Başkanı İrfan Uzun ile bağımsız aday olarak Kırıkkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Halil Murat Ünver aday adaylığı başvurusunda bulundu.

Başvuran adaylar için imza sürecinin tamamlanmasının ardından YSK Cumhurbaşkanlığı Seçimi için kesin aday listesini 31 Mart’ta ilan edecek. Bu liste Resmi Gazete’de yayımlanacak ve Cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda dönemi başlayacak.

Başvuru yapan ve partilerin aday göstereceklerini açıkladığı cumhurbaşkanı adayları şöyle:

Recep Tayyip Erdoğan

AK P Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın ortak adayı olarak ikinci, toplamda ise üçüncü defa cumhurbaşkanlığı için yarışacak. Erdoğan’ı destekleyeceğini açıklayan partiler arasında AK Parti, MHP, BBP ve HÜDA-PAR yer alıyor.

Erdoğan 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 51,79, 2018’deki seçimdeyse yüzde 52,59 oy almıştı.

Kemal Kılıçdaroğlu

Millet İttifakı’nın ortak adayı olan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ilk defa cumhurbaşkanlığı için yarışacak.

Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğini açıklayan partiler arasında CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti, Halkın Kurtuluş Partisi, Türkiye Değişim Partisi ve Türkiye Komünist Partisi yer alıyor.

HDP’nin öncülüğündeki Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan partiler ise kararlarını henüz açıklamadı. Kılıçdaroğlu ile görüşen HDP heyetinin birkaç gün içinde kararını açıklaması bekleniyor.

Muharrem İnce

CHP’nin 2018’deki cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, aradan geçen sürede CHP’den ayrılarak Memleket Partisi’ni kurdu.

İnce, parti üyelerinin yaptığı oylamada 105 bin 326 oy alarak Memleket Partisi’nin adayı olmaya hak kazandı. İnce dün adaylık için YSK’ye başvurdu.

2018’deki seçimde yüzde 30,64 oy alan İnce, YSK önündeki açıklamasında “Bugün oylarımız yüzde 19-20’lerde” dedi.

Memleket Partisi dışında İnce’nin adaylığını destekleyeceğini açıklayan başka bir parti olmadı.

İnce katıldığı bir televizyon programında, seçimin ikinci turuna Kılıçdaroğlu ve Erdoğan’ın kalması durumunda Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğini söylemişti.

İnce’nin aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Doğu Perinçek

Listede daha önce cumhurbaşkanı adayı olmuş son isim, Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek.

2018’deki seçime 100 bin imza toplayarak katılma hakkı kazanan Perinçek, seçimde 100 bin oya ulaşamayarak 98 bin 995 oyda kaldı, yüzde 0,2 oy aldı.

Bu seçimde Vatan Partisi dışında Perinçek’i destekleyeceğini açıklayan başka bir parti bulunmuyor.

Dün YSK’ye giderek adaylık başvurusunu yapan Perinçek, seçimin ikinci tura kalması durumunda ne yapacakları sorusuna “Seçim ikinci tura kalırsa Doğu Perinçek ikinci tura kalacak. İkini turda biz olacağız” diye yanıt verdi.

Perinçek’in aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Fatih Erbakan

Yeniden Refah Partisi’nin lideri Fatih Erbakan, AKP temsilcileriyle yaptıkları müzakerelerin ardından Cumhur İttifakı’na girmeyeceklerini ve partisinin cumhurbaşkanı adayı olacağını açıkladı.

Kapatılan Refah Partisi’nin lideri Necmettin Erbakan’ın oğlu olan Erbakan, dün YSK’ye giderek başvurusunu yaptı.

Erbakan Cumhur İttifakı’na neden girmedikleri sorusuna “Onları sonra zamanı geldiğinde teferruatlı olarak açıklarız, şimdilik bu kadarla yetinelim” diye yanıt verdi.

Erbakan seçimin ikinci tura kalması durumunda alacakları tutumu da o zaman açıklayacaklarını söyledi.

Erbakan’ın aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Sinan Oğan

Ata İttifakı’nın adayı, eski MHP’li siyasetçi Sinan Oğan oldu. Iğdırlı Oğan 2011-15 yılları arasında Iğdır milletvekilliği yapmıştı.

2015’te MHP genel başkanlığına aday olan Oğan partisinden ihraç edilmiş, dava açarak aynı yıl partiye geri dönmüştü.

Oğan 2017’de, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi referandumunda ‘hayır’ diyeceğini açıklayınca, aynı açıklamayı yapan diğer MHP’li siyasetçilerle birlikte bir kere daha ihraç edildi.

Oğan’ı destekleyeceğini açıklayan partiler arasında Zafer Partisi, Ülkem Partisi ve Türkiye İttifakı Partisi yer alıyor.

İttifakta yer alan Doğu Parti ise, Oğan’ın aday gösterilmesi nedeniyle ittifaktan ayrılmış, partinin lideri Rifat Serdaroğlu “Üçüncü bir cumhurbaşkanı adayı çıkarmanın Cumhur İttifakı’na hizmet edeceği inancındayız” demişti.

Dün YSK’ye belgelerini teslim eden Oğan seçimin ikinci tura kalacağını düşündüklerini söyledi ve “İkinci turda bu seçimleri alacağımızı düşünüyoruz” dedi.

Oğan’ın aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Ahmet Özal

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu ve Tek Parti’nin lideri Ahmet Özal, Türkiye İttifakı’nın adayı oldu.

Özal’ı destekleyecek Türkiye İttifakı’nda Anadolu Birliği Partisi, Bağımsız Cumhuriyet Partisi, Osmanlı Partisi, Teknoloji Kalkınma Partisi (Tek Parti), Vatanseverler Partisi, Yeniden Anavatan Partisi ve Yeni Yol Partisi yer alıyor.

Ahmet Özal daha önce anketlerde partisinin oy oranının yüzde 25 olduğunu söylemiş, Temmuz 2022’de verdiği bir söyleşide de “İkinci tura Erdoğan ve Kılıçdaroğlu kalırsa taraf olmam” demişti.

Özal’ın aday olabilmek için 100 bin imzaya ihtiyacı var.

İrfan Uzun

Adalet Birlik Partisi Genel Başkanı İrfan Uzun dün YSK’ye giderek adaylık başvurusunda bulundu.

Uzun, başvurunun ardından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin değişime ihtiyaç duyduğunu, gençlerin yönetime talip olması adına yola çıktığını ve en geç cumhurbaşkanı adayı olduğunu söyledi.

Uzun’un aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Halil Murat Ünver

Kırıkkale Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Murat Ünver de cumhurbaşkanı adaylığı için dün YSK’ye başvurdu.

Ünver adaylık başvurusundan önce Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Devlette yeniden yapılanma ve yeniden düzenlemeler yapmak zorunlu. Şimdiki siyasetçilerle bunu gerçekleştirmek mümkün değil. Çare kısa süreli teknokrat yönetim. Sonrasında bilgeler yönetimi” demişti.

Ünver’in de aday olabilmek için 100 bin imzaya ihtiyacı var.

Adaylık süreci nasıl işliyor?

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) yarın başvuru sahiplerinden adaylık şartlarını sağlayan isimleri ilan edecek. Bu isimler 22 Mart Çarşamba sabahı ile 27 Mart Pazartesi günü saat 20.00 arasında ilçe seçim kurullarında aday gösterilmek için 100 bin imza toplamaya çalışacak.

Seçmenler bu isimlerden yalnızca birisi için ve ancak bir kez teklifte bulunabilecek.

Eğer başvuru yapan siyasetçi 100 bin imza şartını yerine getirebilirse, YSK’ya başvuru ücreti olan 555 bin 980 lirayı geri alabilecek.

Başvuru sahibi yeterli imza sayısına ulaşamazsa başvuru ücreti Hazine’ye gelir olarak aktarılacak.

Adaylar 31 Mart’ta kesinleşecek

Başvuran adaylar için imza sürecinin tamamlanmasının ardından YSK Cumhurbaşkanlığı Seçimi için kesin aday listesini 31 Mart’ta ilan edecek. Bu liste Resmi Gazete’de yayımlanacak ve Cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda dönemi başlayacak.

YSK kararı uyarınca 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için seçmen listeleriyse bugün muhtarlıklarda askıya çıkarıldı.

Muhtarlıklarda asılı listelerde adını görmeyen seçmenler 2 Nisan günü mesai saati sonuna kadar itirazda bulunabilecek.

(Kaynak: BBC Türkçe / WOA Türkçe)

Paylaşın

AK Parti’ye Mehmet Şimşek’ten Ret: Aktif Siyasete Girmeyi Düşünmüyorum

AK Parti Genel Merkezi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşen eski Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Kendisine bu kabulleri çok teşekkür ederim. Kendi alanıma giren her konuda istenen katkıları vermeye her zaman hazırım” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ancak yurtdışında finans kuruluşlarındaki işlerim nedeni ile aktif siyasete girmeyi düşünmüyorum. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘ekonominin başına geçeceği’ iddia edilen eski Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’le AK Parti Genel Merkezi’nde görüştü.

Görüşme sonrası Mehmet Şimşek’ten açıklama geldi. Şimşek, sosyal medya hesabından görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sn Cumhurbaşkanımız ile akşam saatlerinde Ak Parti Genel Merkezi’nde son derecede samimi bir ortamda görüşme fırsatım oldu. Kendisine bu kabulleri çok teşekkür ederim. Kendi alanıma giren her konuda istenen katkıları vermeye her zaman hazırım.

Ancak yurtdışında finans kuruluşlarındaki işlerim nedeni ile aktif siyasete girmeyi düşünmüyorum. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

“Aktif siyaseti düşünmüyor”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise, görüşmeye dair yaptığı açıklamada, “Kendisi çok değerli arkadaşımız, geçmişte hükümetlerimizde görev yaptık. Aktif siyasetten ayrıldıktan sonra görüştüğümüz bir arkadaşımız.

Sizler şunu merak ediyorsunuz; aday olacak mı diye. Kendisi siyasetten ayrıldıktan sonra pek çok işle meşgul. Sivil toplum kuruluşlarında görevleri var. Aktif siyaseti düşünmüyor. Kendisi aktif siyasetten ayrılırken kararının bu olduğunu ifade etmişti.

Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın parti ya da hükümet politikalarına dönük olarak her konuda katkıyı vereceğini, yardımcı olacağını, emek sarf edeceğini bir defa daha ifade etti” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan Açıkladı: Depremin Maliyeti 104 Milyar Doları Bulacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin “Depremin yol açtığı yıkım maliyetinin yaklaşık 104 milyar doları bulacağı anlaşılıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu çapta afetle hiçbir ülkenin tek başına mücadele etmesi mümkün değil.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, deprem nedeniyle hasar alan veya yıkılacak olan binalara ilişkin ise, “Deprem bölgesindeki 11 ilde yıkık, acil yıkılacak, ağır hasarlı, yani kullanılamaz hale gelmiş bina sayısı 298 bine, bağımsız bölüm sayısı 876 bine varıyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AB Komisyonu ile AB Konseyi Dönem Başkanı İsveç’in, Türkiye ve Suriye’de depremlerden etkilenen bölgelere destek için düzenleyeceği Uluslararası Bağışçılar Konferansı’na Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden canlı bağlantıyla katılarak konuşma yaptı.

Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:

Bu zor günlerde tüm dostlarımızın; kurumlarıyla, üye ve aday ülkeleriyle AB, BM ve diğer uluslararası örgütlerin sergilediği dayanışmayı asla unutmayacağız.

Depremde yıkılan tüm şehirlerimizi altyapısı, üstyapısı, işyerleri, tarihi ve kültürel değerleriyle yeniden inşa ve ihya edeceğiz.

Hedefimiz 1 yılda deprem bölgesinin ihtiyacını karşılayacak sayıda yapıyı inşa etmektir. İlk yıl 319 bin, toplam 650 bin konutu teslim etmeyi planlıyoruz.

Eş zamanlı olarak çadır kent, konteyner kent ve prefabrik kurulumuna devam ediyoruz. İki ayda 108 bin konteyner kurarak, yarım milyon insanı yerleştireceğiz.

Üçüncü ülkelerin, Suriye’deki depremzedelere yönelik insani yardım malzemesi intikallerinde gereken kolaylığı gösteriyoruz. Bu tutumu sürdüreceğiz”

“45 bin yeni öğretmen ataması yapacağız”

Erdoğan, 45 bin yeni öğretmen ataması yapacaklarını, atanacak öğretmenlerin öncelikli olarak depremin yaralarını sarmak için afet bölgelerinde görevlendirileceğini duyurdu.

Sosyal medya hesabından “bir müjdeyi paylaşmak istiyorum” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Eğitim sistemimizin kalitesini artırmak, eğitim kadromuzu daha da güçlendirmek için 45 bin yeni öğretmen ataması yapacağız. Atanacak öğretmenlerimizi öncelikli olarak depremin yaralarını sarmak için afet bölgelerinde görevlendireceğiz. Tüm öğretmenlerimize, ailelerine, öğrencilerimize ve eğitim camiamıza hayırlı olsun” dedi.

Paylaşın

Erdoğan, İktidarını Genişletmek İstiyor

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri yaklaştıkça liderlerin de seçim stratejileri netleşiyor. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da bu kapsamda yeni hamleler planlıyor.

“20 yılı aşkın bir süre önce iktidara gelen Erdoğan, 14 Mayıs’taki seçimlerde iktidarını genişletmek istiyor ve iddialı savunma projelerinin milliyetçi ve muhafazakar seçmenler arasında popülaritesini artıracağını umuyor.”

ABD merkezli medya kuruluşu Bloomberg’in internet sitesinde, Türkiye’deki seçimlere ilişkin bir analiz yayınlandı.

“Erdoğan, seçimlerde desteği artırmak için jetlere yöneldi” başlığı ile yayınlanan analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bandırma Bor Karbür Üretim Tesisi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmaya değinildi. Ayrıca, geçtiğimiz günlerde yapılan Milli Muharip Uçak’ın tanıtımına yer verildi.

“Erdoğan’ın kendi geliştirdiği savunma kitleri konusundaki ısrarı, Ankara’yı sağlam olmayan yeni ittifaklara ve geleneksel NATO ortaklarıyla sarsıcı bağlara itti” denilen Selcan Hocaoğlu imzalı analizde, şu ifadelere yer verildi:

“20 yılı aşkın bir süre önce iktidara gelen Erdoğan, 14 Mayıs’taki seçimlerde iktidarını genişletmek istiyor ve iddialı savunma projelerinin milliyetçi ve muhafazakar seçmenler arasında popülaritesini artıracağını umuyor.”

Hacaoğlu’nun kaleme aldığı değerlendirmede, Washington-Ankara ilişkilerine dair ise şu ifadeler kullanıldı: “Washington, Ankara’nın ABD’den yeni F-16 savaş uçakları almayı umduğu bir dönemde, Türkiye’nin gelişmiş Rus füze savunma sistemine sahip olması konusunda tedbirli davranmayı sürdürüyor.”

Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü Bor Karbür Üretim Tesisi’nin açılış töreni için Balıkesir’in Bandırma ilçesinde konuşan Erdoğan, “Yatırım bedeli 80 milyon doları bulan Bandırma Bor Karbür Üretim Tesisi bu alanda ülkemizin ilk dünyanın sayılı tesislerinden olacaktır” demişti.

Muhalefeti halka şikayet eden Erdoğan, şu ifadeleri kullanmıştı: “Akkuyu Nükleer Santralini gezmek istiyorlar, geziyorlar, ‘Çok güzel’ diyorlar. Geldikten sonra ‘Yaptırmayacağız’ diyorlar. Bu nasıl kafadır?”

Ne olmuştu?

Türkiye 100’den fazla F-35 savaş uçağı sipariş etmiş, ancak Rus yapımı S-400 füzelerini satın almasının ardından programdaki pozisyonu askıya alınmıştı.

Bunun üzerine Türkiye, F-35’ler için harcanan 1,4 milyar dolarlık bütçeyi mevcut savaş uçakları için modernizasyon kiti ve yeni F-16’lar satın almak için kullanmayı talep etmişti. Bunun üzerine Türkiye’nin önerdiği F-16 paketinin yaklaşık 7 milyar dolar tuttuğu açıklanmıştı.

ABD’den başka ülkelere silah satılabilmesi için Kongre’nin de bu satışa yeşil ışık yakması gerekiyor ancak çoğu Kongre üyesi Türkiye’ye silah satışına karşı çıkıyor.

ABD Kongresi’nin alt kanadı Temsilciler Meclisi’nde, F-16’ların Türkiye’ye satışını sınırlamayı öngören bir değişiklik önergesini onaylamıştı. Geçtiğimiz günlerde Washington yönetimi, Türkiye’ye F-16 satışıyla ilgili kararını Kongre’ye iletmişti.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye “İsveç” Çağrısı: En Kısa Sürede…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya’nın NATO üyeliğinin Meclis’teki onay sürecinin başlatılmasına karar verildiğini açıklamasının ardından ABD’den Türkiye’ye İsveç’in üyeliği için de çağrı geldi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, “İsveç ve Finlandiya NATO’nun değerlerini paylaşan iki güçlü ülkedir. ABD iki ülkenin de en kısa zamanda NATO üyesi olması gerektiğine inanıyor” dedi.

Macaristan’da da bu iki ülkenin üyeliğini onaylama çağrısı yapan Sullivan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Finlandiya’nın üyelik sürecine onay vermesini memnuniyetle karşıladıklarını da ekledi.

Türkiye’den Finlandiya’nın NATO üyeliğine onay

Ankara’ya resmi ziyaret gerçekleştiren Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya geldi. Görüşmenin ardından iki liderin düzenlediği ortak basın toplantısında Erdoğan, Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünün onay sürecini başlatma kararı aldıklarını açıkladı.

Erdoğan Finlandiya ve İsveç’in katılım müzakerelerinin başlatılmasına geçen yıl Madrid’de yapılan NATO zirvesinde onay verdiklerini ve üçlü muhtırayla “Türkiye’nin haklı güvenlik kaygılarının giderilmesi gerektiğini kayıt altına aldıklarını” belirterek “Geride bıraktığımız süre zarfında Finlandiya’nın üçlü muhtıradaki taahhütlerini yerine getirmek için samimi ve somut adımlar attığını gördük” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin güvenlik kaygılarını gidermek yolunda gösterdiği hassasiyet ve kaydedilen mesafeye binaen Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünün meclisimizdeki onay sürecini başlatmaya karar verdik” açıklamasında bulundu.

NATO’nun Finlandiya’nın üyeliğiyle daha da güçleneceğine inandığını söyleyen Erdoğan, İsveç’in üyelik sürecine ilişkin açıklamalarda da bulundu.

“İsveç’i Finlandiya’dan ayırmak zorunda kaldık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç’in NATO’ya üyeliğine ilişkin, “Sürecin nasıl ilerleyeceği İsveç’in atacağı somut adımlarla doğrudan bağlantılı olacaktır” ifadelerini kullandı. “Bizim İsveç’e karşı farklı bir yaklaşımımız yok” diyen Erdoğan, Stockholm’de yapılan gösterilere işaret ederek “Ancak İsveç teröristlere kucak açtı” diye konuştu.

120 civarında teröristin listesini İsveç Başbakanına ilettiklerini söyleyen Erdoğan, “Bu teröristleri bize vermeyince, veremeyince bizim de İsveç’e olumlu yaklaşmamız mümkün değil” dedi.

Finlandiya’da bu tür eylemler olmadığı için bu ülkeyi İsveç’ten ayırmak durumunda kaldıklarını belirten Erdoğan, temennisinin Finlandiya’nın NATO üyeliğiyle ilgili meclisteki onay sürecinin seçim öncesine yetişmesi olduğunu dile getirdi.

İsveç ile müzakereler hangi aşamada?

Türkiye, Ocak ayında Danimarkalı aşırı sağcı siyasetçi Rasmus Paludan’ın, Stockholm’deki Türkiye Büyükelçiliği binası önünde Kuran yakması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hedef alındığı protesto gösterileri nedeniyle üçlü müzakereleri süresiz askıya aldı.

Müzakerelerin yeniden başlayacağına yönelik açıklama ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın 20 Şubat’taki Ankara ziyareti sırasında yapıldı.

Ankara’daki diplomatik kaynaklara göre, Brüksel’deki toplantıda da, imzalanan mutabakatta yer alan taahhütlerin İsveç ve Finlandiya tarafından yerine getirilip getirilmediği madde madde görüşüldü.

Mutabakat zaptı, İsveç ve Finlandiya’nın “terörle mücadele konusunda Türkiye ile işbirliğini artırmalarını”, “başta PKK olmak üzere terörle ilişkilendirilen Türkiye kökenli örgütlerin her türlü faaliyetlerini engellemelerini” ve “Türkiye’nin ‘terör suçlusu’ olarak isim isim verdiği kişilerin iade edilmesini gerektiriyor.

Ayrıca Türkiye’ye uygulanan silah ambargosunun da kaldırılması öngörülüyor.

Türkiye, Finlandiya’nın bu konularda adım attığını ancak İsveç’in ittifaka katılım noktasına gelmediğini kaydediyor ve 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinden sonraki döneme işaret ediyor.

Paylaşın