Financial Times: Türkiye’nin NATO’dan Atılması Stratejik Bir Felaket Olur

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri etrafında yaşanan tartışmalara ve Türkiye’nin itirazlarına ilişkin Financial Times gazetesinde yayımlanan bir yazıda her ne kadar “sinir bozucu bir müttefik” olsa da Türkiye’nin NATO için “vazgeçilemez” bir üye olduğu belirtildi.

Erdoğan’ın duruşunun NATO için rahatsız edici sorulara neden olduğu belirten yazıda şöyle denildi, “İttifak, demokrasi ve insan hakları üzerine kurulu olduğunu savunuyor. Ancak siyasi muhalifleri uydurma suçlamalarla hapse atmak Vladimir Putin’in yaptığı türden bir şey. Rus ve Türk liderler uzun zamandır yakın bir ilişki içinde.”

“Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya kabul edilmesi Putin için büyük bir darbe olacaktır.” denilen Gideon Rachman imzalı yazıda şu ifadelere yer verildi:

Bu, NATO’nun Rusya dışında Baltık Denizi’ne kıyısı olan tüm ülkeleri içine aldığı anlamına gelecektir. Türkiye’nin engelleme taktikleri, varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olan NATO üyesi Baltık ülkelerine yönelik alaycı bir umursamazlığı yansıtıyor.”

Erdoğan’ın Finlandiya ve İsveç üzerinden NATO’ya şantaj yapma isteği de Türkiye’nin gelecekteki krizlerde nasıl davranabileceği konusunda şüphe yaratıyor. İttifakın kalbinde yer alan ve bir Rus saldırısıyla tetiklenecek karşılıklı savunma garantisi olan Beşinci Madde oybirliğine bağlı.”

Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın üyeliklerine yönelik izlediği politikayı eleştiren Rachman, tüm tartışmalara rağmen Türkiye’nin kaybının göze alınamayacağını yazdı:

Peki NATO Türkiye’siz daha iyi olmaz mı? Kesinlikle hayır. Türkiye’nin atılması, yasal olarak mümkün olsa bile, stratejik bir felaket olacaktır. Karadeniz hem Ukrayna hem de Rusya için Akdeniz’e ve daha geniş bir dünyaya açılan kilit rota.

Eğer Ukrayna’nın tahılı ülkenin limanlarından dünya pazarlarına ulaşacaksa Karadeniz’den geçecektir ve Türkiye bu denizin girişini kontrol ediyor. Türkiye’nin Ukrayna’dan çalıntı tahıl taşıdığı iddia edilen bir Rus gemisini alıkoyması bu kritik rolü gösteriyor.

Eğer Türkiye NATO’dan atılır ve Rusya’nın fiili müttefiki haline gelirse, Ukrayna fiilen denize çıkışı olmayan bir ülke haline gelecek ve Rusya Akdeniz’in kapısına dayanır.”

Paylaşın

İsveç: İade Kararları Bağımsız Yargı Tarafından Verilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NATO bünyesinde yapılan üçlü muhtıra çerçevesinde “İsveç’ten 73 teröristin iadesini” istediklerini söylemesinin ardından İsveç Adalet Bakanı Morgan Johansson, İsveç’te iade kararlarının bağımsız yargı tarafından verildiğini söyledi.

Bakanı Johansson yaptığı yazılı açıklamada, “İsveç’te bağımsız mahkemeler ile İsveç yasaları geçerlidir” dedi.

İsveç vatandaşlarının iade edilemeyeceğini de hatırlatan Johansson, “İsveç vatandaşı olmayan kişiler diğer ülkelerin talebi üzerine, ancak İsveç yasaları ve Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi ile uyumlu olması koşuluyla iade edilebilir” ifadesini kullandı.

Salı akşamı Türkiye ile imzalanan ve Ankara’nın İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği üzerindeki vetosunu kaldıran anlaşma, Stockholm’e göre suçluların iadesi konusunda “Avrupa Sözleşmesine saygı gösterilmesini açıkça belirtiyor”.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Zirvesi’nin bitmesinin ardından İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlediği basın toplantısında “İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik başvuruları bağlamında yaşananlar, Türkiye’nin terör konusundaki kırmızı çizgilerini ortaya koymuştur. Bu muhtıra Türkiye ve milletimiz açısından zorlu müzakere sürecinden sonra elde edilmiş diplomatik bir zaferdir. Muhtırada kayıtlı hususların uygulamasını titizlikle takip edecek, adımlarımızı buna göre atacağız. İsveç’in verilmiş olan sözü şudur, 73 teröristin Türkiye’ye iadesi.” demişti.

İsveç Adalet Bakanı Johansson, akşam saatlerinde yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın açıklamasına doğrudan yorum yapmadı ancak iade konusunda son sözün hükümette değil, “iadeler üzerinde veto yetkisi olan” Yüksek Mahkeme’de olduğunu söyledi.

Muhtırada konuya ilişkin şu ifadeler yer almıştı:

“Türkiye, Finlandiya ve İsveç Washington Antlaşması’nda belirtilen ilkelere ve değerlere bağlılıklarını ifade ederler. İttifakın en temel unsurlarından biri, üye devletlerin milli güvenliğinin yanı sıra uluslararası barış ve istikrara doğrudan tehdit teşkil eden terörizmin tüm biçim ve tezahürleriyle mücadelede tam dayanışma ve iş birliğidir. Müstakbel NATO müttefikleri olarak Finlandiya ve İsveç, milli güvenliğine yönelik tüm tehditlere karşı Türkiye’ye tam destek verirler.

Bu çerçevede, Finlandiya ve İsveç, PYD/YPG ve Türkiye’de FETÖ olarak tanımlanan örgüte destek sağlamayacaklardır. Türkiye de milli güvenliklerine yönelik tüm tehditlere karşı Finlandiya ve İsveç’e tam destek verir. Finlandiya ve İsveç, terörizmi tüm biçim ve tezahürleriyle en kuvvetli şekilde reddeder ve kınar. Finlandiya ve İsveç, tüm terör örgütlerinin Türkiye’ye karşı gerçekleştirdikleri saldırıları açık ve net biçimde kınar, Türkiye’yle ve mağdurların aileleriyle en derin dayanışma duygularını ifade eder. Finlandiya ve İsveç, PKK’nın yasaklanmış bir terör örgütü olduğunu teyit eder.

Finlandiya ve İsveç, PKK ve diğer tüm terörist örgütlerin, bunların uzantılarının faaliyetleri ile iltisaklı kuruluşlar ve paravan örgütler içerisinde yer alan veya bu terör örgütleriyle bağlantısı bulunan şahısların faaliyetlerini engelleyeceklerini taahhüt eder. Türkiye, Finlandiya ve İsveç bu terör örgütlerinin faaliyetlerini engellemek amacıyla aralarındaki iş birliğini artırmaya karar vermişlerdir. Finlandiya ve İsveç, bu terör örgütlerinin emellerini reddeder.”

Paylaşın

ABD Başkanı Biden: Türkiye’ye F-16 Satmamız Gerekiyor

ABD başkanı Joe Biden, Türkiye’ye F-16 jetlerin satılabilmesi için Kongre onayını alabileceklerine inandığını söyledi. Biden, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği konusundaki kararını etkileyecek bir anlaşmanın da söz konusu olmadığını ifade etti.

Haber Merkez / ABD başkanı Joe Biden, Madrid’de düzenlenen NATO Zirvesi’nde düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Biden’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle;

“Türkiye’ye F-16 satmalı ve aynı zamanda ellerindeki jetleri de modernize etmeliyiz. Bunu yapmamak bizim çıkarımıza değil. F-16 satışını Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya girmesini onaylamasına bağlayan herhangi bir taviz alışverişi sözkonusu olmadı. Satış için Kongre’nin onayına ihtiyacım var ve bunu yapabileceğimi düşünüyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a NATO zirvesinde söylediğim aralık ayında söylediğimle aynı. Aralıktan beri tutumumu değiştirmediğimi kendilerine ifade ettim. Bir karşılık olmadan sadece satmamız gerektiğini söyledim.

Ukrayna’ya uzun ve orta menzilli hava savunma, topçu, karşı batarya sistemleri ve diğer silahların tedariki için 800 milyon dolarlık yeni bir paketi birkaç gün içinde açıklayacağım.

ABD’nin öncülüğünde 50’den fazla ülke, Ukrayna’ya silah tedariki için yeni sözler verdi: 600’den fazla tank, 600 binden fazla mermi, yaklaşık 140 bin tanksavar, 500’e yakın top, gelişmiş çok namlulu roketatar, gemi savar ve hava savunma sistemleri.

(Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e Washington’un Kiev’i artık destekleyemeyeceğini söyleyeceği zamanın gelip gelmeyeceği sorulduğunda…) Ukrayna’yı gerektiği sürece destekleyeceğiz.

ABD ile müttefikleri gerektiği müddetçe yüksek petrol ve gaz fiyatlarını ödeyecek. Fiyatlar neden mi yüksek? Rusya yüzünden. Sebebi Rusya, Rusya, Rusya.

(Suudi Arabistan ziyaretinde Kral ve Veliaht Prens’ten petrol üretimini artırmalarını isteyip istemeyeceği sorulduğunda) Hayır, onlardan bunu talep etmeyeceğim. Basra Körfezi’ndeki tüm ülkelere petrol üretimini artırmanın önemini işaret ettim, umuyorum ki, onlar da bunu yapmayı kendi çıkarlarına görsünler.”

Paylaşın

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö’den Türkiye’ye İade Açıklaması: Yargıya Müdahale Edemeyiz

Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, Türkiye’nin iadesini istediği kişiler hakkında yargının kararını vermiş olduğunu ve hükümetin buna müdahale edemeyeceğini söyledi.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın “33 teröristin iadesini isteyeceğiz” açıklamasının ardından bir basın toplantısında gazetecilerin bu konudaki sorularını yanıtlayan Niinistö “Sanırım bu dosyaların tamamı Finlandiya’da sonuçlanmış durumda” dedi ve ekledi:

“Verilmiş kararlar var ve bu kararlar en azından kısmen mahkemelerimiz tarafından verilmiş kararlar. Finlandiya hükümetinin hiçbir şey yapamayacağı ve mahkeme kararları varken bir şey yapmak istemeyeceği çok açık. Bu dosyaların yeniden açılması için bir neden göremiyorum.”

Dün akşam Türkiye, Finlandiya ve İsveç tarafından imzalanan üçlü muhtırada şu ifadeler yer alıyordu:

“Finlandiya ve İsveç, Avrupa İade Sözleşmesi’yle uyumlu biçimde, Türkiye tarafından sağlanan bilgi, delil ve istihbaratı dikkate alarak Türkiye’nin terör zanlılarına dair sınır dışı veya iade taleplerini ivedilikle ve bütün boyutlarıyla işleme koyacak ve Türkiye’yle iade ve güvenlik işbirliğini geliştirmek için gerekli ikili ahdî düzenlemeler yapacaklardır.”

Türkiye bu muhtırayla birlikte Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılımına yeşil ışık yakmıştı.

Dün imzalanan muhtıranın ardından bugün bir açıklama yapan Adalet Bakanı Bozdağ ise Türkiye’nin iade dosyalarının ilgili ülkelerin Adalet Bakanlıkları’nda beklediğini söylemişti:

“Finlandiya’da 6 PKK’lı, 6 FETÖ’cü terörist; İsveç’te ise 10 FETÖ’cü, 11 PKK’lı teröristin dosyaları, ilgili ülkelerin Adalet Bakanlıklarında bekliyor. Şimdi bu mutabakattan sonra biz de Adalet Bakanlığı olarak bunların iadesi hususunu yeniden kendilerine yazacağız ve hatırlatacağız. Yeniden bir dosya göndermemize gerek yok. Dosyalar orada, sözlerinin gereğini yerine getirmelerini bir kez daha isteyeceğiz.”

Paylaşın

Soğuk Savaş 2.0’a Doğru Gidiyoruz!

İspanya’nın başkenti Madrid, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) İttifakı için kritik bir zirveye ev sahipliği yapıyor. NATO’nun Stratejik Konsepti’nin kabul edilecek olması açısından zaten önemli olan zirve Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’ya girmesiyle daha kritik bir hale geldi.

Stratejik Konsept belgesi NATO’nun uzun dönemli yol haritası niteliğini taşıyor ve yaklaşık her 10 yılda bir gözden geçiriliyor. Zirvenin gündeminde dört ana başlık yer alıyor. Bunlar; Rusya-Ukrayna Savaşı’nın etkileri ve Rusya tehdidine karşı alınabilecek yeni önlemler, NATO’nun Avrupa yapılanmasının güçlendirilmesi, Çin meselesi ve İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyeliği.

Madrid’teki zirve devam ederken, Alman ordusu mensuplarını temsil eden Ordu Derneği’nin Başkanı Albay Andre Wüstner, ZDF televizyonunda yayınlanan Morgenmagazin programında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

NATO’nun bir “paradigma değişikliği”nin eşiğinde olduğunu dile getiren Wüstner, İttifak’ın 1990’dan önce olduğu gibi bölge sorumluluğu günlerine döndüğünü, bazı NATO üyelerine İttifak’ın doğu kanadında belli bölgelerin tahsis edildiğini belirtti. Buna ek olarak operasyonel hazırlığın da güçlendiğini vurgulayan Andre Wüstner, gidişatın “aslında Soğuk Savaş 2.0’a doğru olduğu” söyleminde bulundu.

İspanya’nın başkenti Madrid’te düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde açıklamalarda bulunan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İttifak’ın mukabele gücündeki asker sayısının 40 binden 300 bine çıkarılacağını duyurmuş, Almanya da bu kuvvete 15 bin askerle katkı sağlayacağını bildirmişti. Almanya’nın, söz konusu güce asker gönderen ülkeler arasında öncü rol oynayanlardan biri olduğunu ifade eden Ordu Derneği Başkanı, Alman ordusunun (Bundeswehr) bugünkü hali ile, İkinci Dünya Savaşı sonrası Alman tarihinin en küçük ordusu olduğunu ve bu açıdan Mukabele Gücü’ne böylesi bir katkı sunmanın kolay olmayacağını dile getirdi.

Yeniden silahsızlanma dönemine dönüş umudu

NATO’nun gücünü arttırma çabalarını, “inandırıcı caydırıcılık” oluşturarak diyaloğa temel hazırlamak olarak nitelendiren Wüstner, bunda başarılı ve etkili olunmasının önemine vurgu yaparak, orta ve uzun vadede yeniden silahsızlanma dönemine geçilmesini umduğunu ifade etti.

Alman hükümetinin bir süre önce aldığı kararla, orduya ek kaynak olarak ayıracağı 100 milyar euronun yeterli olmayacağını belirten Wüstner, Başbakan Olaf Scholz’un buna ek olarak, gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 2’sini savunma harcamalarına ayırma sözünü hatırlattı.

Alman ordusunda yeniden zorunlu askerliğe geçişin şu an için gerekli olmadığını da dile getiren Andre Wüstner, bu konunun tartışılmasını ise doğru bulduğunu belirtti. Wüstner, bununla ilgili olarak “Bu yasama döneminde Alman ordusunu, yeterli sayıda personel bulabilecek kadar çekici kılamaz isek, yeniden zorunlu askerliğe dönmeyi tartışabiliriz” ifadesini kullandı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Economist’ten Dikkat Çeken Yazı: Erdoğan Eve Zaferle Dönüyor

Birleşik Krallık merkezli Economist dergisi, Madrid’deki Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) zirvesinde, Türkiye’nin veto tehdidini kaldırması ile sonuçlanan anlaşmayı “Erdoğan’ın zaferi” olarak yorumladı.

Derginin internet sayfasında yayımlanan yazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın futbolcu geçmişine gönderme yapıyor.

Economist, Finlandiya ile İsveç’e veto tehdidi hamlesinin futboldaki gibi bir ‘profesyonel faul’ olduğunu yazdı:

“Türkiye’nin Cumhurbaşkanı uluslararası siyasette istediğini alabilmek için profesyonel faul yapmaktan kaçınmıyor. Geçen ay İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğine çelme takma girişimi de, üstelik de Rusya böylesine bir tehdit ortamı yaratmışken, korkutucu olduğu kadar etkiliydi”

Madrid’deki NATO liderler zirvesi öncesinde yapılan görüşmede, İsveç ve Finlandiya’nın taahhütleri sonrası Türkiye, bu iki ülkenin NATO’ya üyelik başvurusunu destekleyeceği açıkladı.

Anlaşmayla İsveç ve Finlandiya’nın, terör örgütü olarak tanınan PKK ile mücadele ve YPG/PYD’ye destek vermeme taahhüdünde bulundukları kaydedildi.

‘ABD F-16’lar konusunda sıkı bir uyarı yaptı’

Economist dergisi, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in anlaşma için yürüttüğü çalışmalara Amerika’nın da perde arkasından baskı uygulayarak destek verdiğini yazdı:

“Stoltenberg, Amerika’nın çok da görünür olmayan perde arkası baskısından da yararlandı. ABD, Türkiye’yi, Kongre’de blokajındaki F-16 savaş uçakları alımını riske ettiği yönünde sıkı bir uyarı yapmışa benziyor”

Yazıda, üçlü muhtıradaki “sınır dışı ya da iade taleplerine” ilişkin bölüme de değiniliyor.

Anlaşmayla, İsveç ve Finlandiya’nın, insan haklarına bağlılık ve siyasi muhalifler için sığınma adresi olma konumlarının zayıflama riski taşıdığı yorumu yapılıyor.

“Erdoğan’ın otokrasiye sürüklenişi ve tüm muhaliflerini terörist olarak tanımlama yaklaşımı” olduğu yorumu da bu bölümde yer alıyor.

Üçlü muhtırada, İsveç ve Finlandiya’nın “YPG/PYD ve Türkiye’de FETÖ olarak tanımlanan örgüte destek sağlamayacakları” vurgulanarak Türkiye ile “bu terör örgütlerinin eylemlerini önlemek amacıyla iş birliğini artırmak üzerinde anlaştıkları” da belirtiliyordu.

Ayrıca “Finlandiya ve İsveç, Türkiye’nin beklemedeki sınır dışı ya da iade taleplerini süratle ve detaylı olarak ele alacaktır” denilerek, bu işlemlerin Avrupa Konvansiyonu uyarınca yapılacağı vurgulanıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

NATO Genişleme Toplantısından Sürpriz Sonuç Çıkacak Mı?

İspanya’nın başkenti Madrid yarından itibaren iki gün boyunca Rusya’nın Ukrayna işgalinin sürdüğü bir dönemde Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) İttifakı için kritik bir zirveye ev sahipliği yapacak.

NATO’nun Stratejik Konsepti’nin kabul edilecek olması açısından zaten önemli olan zirve Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’ya girmesiyle daha kritik bir hale geldi. Stratejik Konsept belgesi NATO’nun uzun dönemli yol haritası niteliğini taşıyor ve yaklaşık her 10 yılda bir gözden geçiriliyor.

Zirvenin gündeminde dört ana başlık yer alıyor. Bunlar, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın etkileri ve Rusya tehdidine karşı alınabilecek yeni önlemler, NATO’nun Avrupa yapılanmasının güçlendirilmesi, Çin meselesi ve İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyelik başvuruları.

Son ana başlık ise sadece İttifak’ın geleceği için değil, Türkiye için de ayrı önemli. Çünkü bir süredir Ankara hem üye olmak isteyen bu iki ülkenin PKK, PYD, YPG gibi yapılara karşı açık ve net tavır almasını, hem de müttefiklerinden PKK ve onun Suriye uzantısı olarak gördüğü YPG’nin terör örgütü olarak tanınmasını talep ediyor. Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise PKK’yı terör örgütü olarak tanırken, YPG’yi IŞİD ile mücadelede “müttefik” olarak görüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla liderler düzeyinde bugün Madrid’de düzenlenecek toplantı iki ülkenin olası üyelikleri için önemli olacak. Toplantıya Erdoğan’ın yanı sıra İsveç Başbakanı Magdalena Andersson, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de katılacak.

Toplantıdan somut bir çözüm çıkıp çıkmayacağı ise henüz kesin değil. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal dün Brüksel’de teknik düzeyde görüşmeler yaptı.

Bu arada İsveç Başbakanı Magdalena Andersson dün akşam saatlerinde yaptığı açıklamada PKK konusunda Türkiye’ye mesaj vererek, NATO üyeliği krizinin çözümüne dair iyimser konuştu. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de İsveç’in terörle mücadelede attığı “somut adımlara” vurgu yaptı.

Ancak Türkiye şimdiye kadar verdiği mesajların hepsinde iki ülkenin üyeliği konusunda aceleci olmadığını ve müzakerelerin “aylarca” sürebileceğini belirtmiş; Kalın da, “Bu zirveye katılmak, bizim pozisyonumuzdan geri adım atacağımız anlamına gelmiyor” ifadelerini kullanmıştı.

Bu arada toplantı öncesinde, ABD Başkanı Joe Biden ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirve marjında görüşebileceğine yönelik Washington’dan gelen mesajlar, diplomatik gözlemcilere göre krizin çözülmesi konusunda ABD’nin “son dakikada dahi olsa topa girebileceğini” gösteriyor.

Erdoğan ise dün gece kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada NATO zirvesine değinerek, “Ülkemizin hak ve menfaatleri doğrultusunda ne gerekiyorsa onu yapacağız. Özellikle PKK, YPG, FETÖ gibi terör örgütleri konusunda sergilenen riyakarlıkları muhataplarımızın yüzlerine belgeleriyle, bilgileriyle, görüntüleriyle ifade edeceğiz. Bu tablo değişmeden Türkiye’den farklı bir tavır beklenmesinin mümkün olmayacağını da açıkça söyleyeceğiz” diye konuştu.

Carneige Vakfı Kıdemli Araştırmacısı, uzun yıllar Dışişleri Bakanlığı’nda ilgili dairelerde görev yapmış olan Emekli Büyükelçi Alper Coşkun DW Türkçe’den Gülsen Solaker’e Madrid zirvesinin önemini, İsveç ve Finlandiya’nın üyelik başvuruları, Türkiye’nin veto kartını kullanması ve Türkiye’nin NATO nezdindeki konumunun bu gelişmelerden nasıl etkileneceğini değerlendirdi.

Madrid zirvesi neden önemli? Zirvenin sürprizi Çin mi?

Coşkun, zirvenin iki boyut açısından önemli olduğunu söyleyerek, bunları Stratejik Konsept belgesi ve Ukrayna krizi ile birlikte yaşanan kırılma olarak açıkladı.

Öncelikli gündem maddesinin Rusya olacağını ve bu kapsamda Ukrayna saldırısının Avrupa-Atlantik coğrafyasına etkilerini, NATO’nun savunma ve caydırıcılığını nasıl etkileyeceğinin masaya yatırılacağını belirten Coşkun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu zirve aynı zamanda bir yeniliği de yansıtacak. O da Çin konusu. Bu konu Stratejik Konsept üzerinden İttifak’ın gündemine girecek. ABD’nin açıklamalarına ve konumlanmalarına bakıldığında Rus saldırısı yakın tehdit olarak görülüyor olsa dahi bu yüzyılın en büyük sınaması Çin. Dolayısıyla Çin’in NATO’nun gündemine girmesi vesilesiyle bu zirve çok önemli olacak.”

Büyükelçi Coşkun’a göre manşetleri yakalamış gündem başlığı ise Türkiye’yi de yakından ilgilendiren İsveç ve Finlandiya’nın üyelikleri ile ilgili “açık kapı politikası”.

Bugünkü toplantıdan son dakikada sonuç çıkar mı?

İsveç ve Finlandiya’nın üyelik başvuruları ile ilgili birkaç aydır yaşanan krizin bu zirve sırasında çözülüp çözülemeyeceği bugün yapılacak toplantının sonucuna bağlı.

Büyükelçi Coşkun, bu toplantının liderler düzeyinde yapılmasını çok kritik ve sonuç alınması açısından önemli görüyor ve şunları belirtti:

“Toplantıdan bir şey çıkar mı çıkmaz mı tahmin etmek zor. Ancak yapılıyor olması bile kendi başına önemli. Ancak şu bir gerçek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bizzat katılıyor olması eğer orada onu tatmin eden bir tablo çıkar ise kısa yoldan bu sorunun Türkiye bakımından aşılabilir olma ihtimalini öne çıkartıyor. Temsilcilerin yaptığı toplantı tabi ki önemli ama taleplerin liderler toplantısında dile getirilmesi çözüm potansiyelini artırıyor.”

Finlandiya ile İsveç’in masaya ne koyacağı, Erdoğan’ın da beklentilerinin ne kadar karşılanacağının önemli olacağını ifade eden Coşkun, “Geçmişte de benim de tanık olduğum buna benzer tırmanmalar ve son dakika sıkıntıları yaşandı. Ancak son dakikada gel-git’lerle aşılabilmişti. Yine öyle bir olasılığın bulunduğunu iyimser bir tahminle dile getirmek mümkün” söyleminde bulundu.

NATO’nun Türkiye’ye bakışı veto nedeniyle etkileniyor mu?

Öte yandan Türkiye’nin veto kartını kullanmasının İttifak içindeki konumunu zayıflattığı ve üyeliğinin tartışmaya açıldığını savunan bazı tezler son dönemde sıklıkla dile getiriliyor.

Büyükelçi Coşkun’a göre bu düşüncelere iki açıdan bakmak gerekiyor. Bunlardan ilkini bu tartışmaların fiili olarak bir sonuç doğurup doğurmaması olarak açıklayan Coşkun, “Geçmişte de konuşuldu bunlar ama fiilen sonuç verebilecek şeyler değil. Çünkü NATO’nun kurucu anlaşmasında üye bir ülkenin üyelikten çıkarılması gibi bir kavram yok” hatırlatmasında bulundu.

Ancak sadece bu fiili sonuçsuzluğa bakıp yörünge tartışmalarını önemsememenin de yanlış olacağını belirten Coşkun, şöyle konuştu:

“Sonuçta bu bir ittifak ve algı da son derece önemli bir husus. Türkiye’nin ittifak mensubiyeti ile ilgili nasıl kendi içinde tartışmaları varsa, Türkiye’nin müttefiklerinin de Türkiye’ye baktıklarında S-400 alan, Rusya ile ilişkilerini geliştiren, güvenilir mi değil mi olduğu kendilerine göre tartışma konusu yapılabilen bir ülkeyi görüyor olmaları Türkiye’nin uluslararası alandaki etki gücünü zaafiyete uğratan ve Türkiye ile ilgili olumsuz tabloyu öne çıkarmak isteyenlere güç veren bir unsur olur.”

Paylaşın

İsveç’ten Türkiye’ye PKK Mesajı

PKK konusundaki tutumu Ankara tarafından eleştirilen ve bu gerekçeyle Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyeliğine karşı çıkılan İsveç, Türkiye’ye terörle mücadele konusunda güvence verdi.

İsveç Başbakanı Magdalena Andersson, Brüksel’de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile görüşmesinin ardından düzenlediği ortak basın toplantısında, “PKK’ya karşı duruşumuz çok nettir. PKK, Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesindedir ve İsveç tarafından da bu şekilde görülmektedir” dedi.

İsveç’in terörizmi “en güçlü şekilde kınadığını” ve kendini “terörizmin her türlüsüyle” mücadeleye adadığını belirten Andersson, terörle mücadelede yeni ve daha sert önlemler içeren yasal düzenlemeleri hayata geçirmeye hazırlandıklarını sözlerine ekledi.

Andersson, 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek yeni terörle mücadele yasasının İsveç’in bu konudaki kararlılığının göstergesi olduğunu belirtti.

Andersson ayrıca, “İsveç, teröristler için sığınılacak bir liman değildir, olmayacaktır. İlgili makamlar güvenlik tehdidi olabilecek kişilerin sınır dışı edilmesi için yoğun şekilde çalışmaktadır. Ve şu an yürütülen ciddi sayıda dava var” dedi.

Kısa süre içinde çözüm beklentisi

Andersson, Madrid’de yarın başlayacak NATO zirvesi öncesi Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’le bir araya gelecek.

İsveç Başbakanı, “Bu diyaloğun yakın gelecekte, tercihen de zirve öncesi başarıyla sonuçlanabileceğine dair ciddi umudum var” dedi.

Stoltenberg’den “somut adım” vurgusu

Basın toplantısında konuşan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de İsveç’in “son günlerde doğrudan Türkiye’nin endişelerini gidermek için somut adımlar attığını” belirtti.

“İsveç yasalarını değiştirdiniz. PKK’ya yönelik yeni polis soruşturmaları açtınız ve şu an Türkiye’nin iade taleplerini bakıyorsunuz” diyen Stoltenberg, “Bu somut adımlar İsveç’in terörizme yaklaşımında bir paradigma değişikliğini yansıtıyor” ifadesini kullandı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD Duyurdu: Biden, Erdoğan’la Görüşebilir

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği sürecinde yaşanan krizin aşılmasında önemli bir rol oynayabileceği düşünülen olası Erdoğan-Biden görüşmesiyle ilgili olarak ABD’den yeni bir açıklama geldi.

ABD Ulusal Güvenlik Danışması Jake Sullivan, ABD Başkanı Joe Biden’ın bu hafta İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenecek NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la “pekâlâ görüşebileceğini” söyledi.

Almanya’daki G7 zirvesinde gazetecilere açıklamada bulunan Sullivan, Biden’ın konuyla ilgili yürütülen yoğun diplomasi trafiğini “çok yakından” izlediğini ifade etti.

NATO zirvesinde tüm sorunların çözüleceği gibi bir iddida bulunamayacağını söyleyen Sullivan, amaçlarının, “Türkiye açısından bazı endişeler sürse de mümkün olduğunca çok sayıda sorunu çözmeye çalışmak ve böylece İsveç’le Finlandiya’nın üyelik sürecini hızlandırmak” olduğunu belirtti.

Birçok uzman, yaşanan sorun Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında olsa daBiden’ın çözüm sürecine daha doğrudan müdahil olması hâlinde krizin aşılmasının kolaylaşacağı görüşünde. Bu dahlin Erdoğan ile Biden arasındaki bir ikili görüşme şeklinde olabileceği yorumları yapılıyordu. Biden ve Erdoğan son olarak Ekim 2021’de İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen G20 zirvesi kapsamında ikili bir görüşme gerçekleştirmişti.

Stoltenberg’den Türkiye’nin endişelerine vurgu

Yaşanan krizle ilgili açıklamada bulunan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise bu konuda yarın Türkiye, İsveç ve Finlandiya liderleriyle bir araya geleceğini söyledi.

Madrid’de 29-30 Haziran’da düzenlenecek zirve öncesinde Brüksel’deki NATO karargâhında basın toplantısı düzenleyen Stoltenberg, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, (Finlandiya) Cumhurbaşkanı (Sauli) Niinisto ve (İsveç Başbakanı Magdalena) Andersson’un yarın Madrid’de görüşme davetimi kabul etmelerine sevindim” dedi.

Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği konusunda “ilerleme kaydetmeyi amaçladıklarını” söyleyen Stoltenberg, “Bu iki ülkenin bir an önce ittifaka katılabilmelerini sağlamak için üyelik başvurusu yaptıkları andan itibaren sıkı şekilde çalışıyoruz. Aynı zamanda müttefiklerimizin dile getirdiği endişeleri de dikkate almamız gerekiyor. Ki bu olayda endişelerini dile getiren müttefikimiz Türkiye’ydi” ifadesini kullandı.

Stoltenberg, “Herhangi bir söz vermeyeceğim ama sizi şu konuda temin edebilirim ki ilerleme sağlamak için etkin şekilde çalışıyoruz. Çünkü Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılma başvuruları tarihi nitelikte” diye konuştu.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından NATO üyeliği için başvuruda bulundu. NATO’ya yeni üye kabulü için ittifakın 30 üyesinin de onayı gerekiyor.İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı çıkan Türkiye, bu yaklaşımına gerekçe olarak söz konusu ülkelerin PKK ve DHKP-C gibi örgütler konusundaki tutumunu gösteriyor. Ankara ayrıca bu iki ülkenin Türkiye’ye yönelik bazı silah satışlarına izin vermemesine tepkili.

Paylaşın

Türkiye, NATO Zirvesi’ndeki Pazarlıklarda ‘Ağırdan Alacak’

İngiliz Reuters haber ajansı, bu hafta 29-30 Haziran’da Madrid’de düzenlenecek olan NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in birliğe üyeliği konusundaki pazarlıkları “ağırdan alacağını” yazdı.

Türkiye’den ve Batı’dan kaynaklardan edinilen bilgilere dayandırılan habere göre görüşmelerden bu nedenle büyük bir ilerleme beklenmiyor.

Dört kaynağın Reuters’a aktardığına göre Türk müzakereciler kendilerine yabancı müttefikler tarafından dayatılan süreleri dikkate almıyor ve gerekirse aylarca görüşmelere devam etmeye hazırlar.

Konuya yakın bir kişiye göre, NATO yetkilileri ve üç taraf ülke tarafından paylaşılan taslak yazışmada, Türkiye’nin talebinin özellikle İsveç’in, ülkesindeki bazı “Kürt militanları iade etmesi” olduğu belirtiliyor.

İbrahim Kalın’dan dikkat çeken açıklamalar

Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Pazar günü Habertürk televizyonunda yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in talebi üzerine zirve öncesinde Madrid’de Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ile dörtlü zirvede bir araya geleceğini kamuoyuna duyurmuştu.

Kalın, zirveye hazırlık görüşmeleri için Pazartesi günü Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile birlikte Brüksel’e giderek temaslarda bulunacaklarını söyledi.

Bugün Finlandiya Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada da NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in de katılacağı zirve öncesinde Brüksel’de NATO’nun ev sahipliğinde Fin, İsveçli ve Türk yetkililerin bir araya geleceği bildirildi.

İbrahim Kalın, Habertürk’te yaptığı açıklamada müzakerelerde gelinen noktadan geri adım atmayacaklarını belirterek, görüşmelerde büyük oranda mutabakat sağlandığını, en pürüzlü konuyu ise PKK ve iltisaklı gruplara yönelik yaklaşımın oluşturduğunu kaydetmişti.

Kalın, Suriye’de faaliyet gösteren PKK ile bağlantılı PYD ve YPG gibi yapılar konusunda sadece İsveç ve Finlandiya değil, NATO genelinde de bir yaklaşım değişikliği hedeflediklerini, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği konusunun İttifak içinde bu konuda daha büyük bir tartışmaya vesile olmasını istediklerini belirtmişti.

Paylaşın