Devrim Muhafızları Tehdit Etmişti: İran’da Öğrenciler Yine Sokaklara Döküldü

İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, ülke genelinde devam eden protestolarla ilgili eylemcileri sert bir şekilde uyararak, “artık gösteri yapmayın, bu son olsun”  tehdidinde bulunmasına rağmen, öğrenciler, yine sokaklara çıktı.

Haber Merkezi / İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar bugünde devam etti. Başkent Tahran başta olmak üzere, Meşhed, Zencan, Erak, Senendec, İsfahan, Mazenderan, Şiraz, Hemedan, Kazvin şehirlerinde bulunan üniversitelerde öğrenciler gösteri düzenledi.

Yönetim karşıtı sloganların atıldığı gösterilerde öğrenciler, gözaltına alınan arkadaşlarının bir an önce serbest bırakılmasını istedi. Gösterilerde zaman zaman protestocular ile güvenlik güçleri ve yönetim yanlısı öğrenciler arasında arbede yaşanıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (Sepahi Pasdaran), 1979’da gerçekleştirilen İslam Devrimi’nin hemen sonrasında Ayetullah Humeyni’nin (Ruhullah Musavi Humeyni) talimatıyla 5 Mayıs 1979 tarihinde “iç düzeni sağlama ve devrimin korunması” gibi görevlerle oluşturuldu.

Askeri varlığının yanı sıra siyasi ve ekonomik alanda da önemli yeri bulunan Devrim Muhafızları, İran ordusuna paralel kuruldu ve emirleri de doğrudan dini liderden alıyor. Asli görevi iç güvenlik olmakla birlikte askeri uzmanlar, DMO’nun düzenli orduya göre çok daha etkin ve baskın olduğunu belirtiyor.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Mahsa Amini İçin Şarkı: Kalk

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun bir projesi olan Kürtçe, Zazaca ve Türkçe folk rock müzik grubu olan Bajar, İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin anısına şarkı yaptı.

Bajar, Mahsa Amini anısına Kürtçe ‘Rabe’ (Kalk) isimli şarkı yaptı ve İran’daki protestoların yer aldığı bir klip çekti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

‘Mahsa Amini’ Protestoları: Devrim Muhafızarı’ndan Göstericilere Tehdit

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar devam ederken, İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, eylemcileri tehdit etti.

Tümgeneral Hüseyin Selami, “Sokaklara çıkmayın. Bugün ayaklanmaların son günü.” ifadesini kullandı.

Eylül ayında Amini’nin ölümü sonrası başlayan ve toplumun tüm kesimlerinden vatandaşların katıldığı bir halk isyanına dönüşen protestolar, 1979 İslam Derimi’nden bu yana ruhani liderliğe karşı en sert tepki ve meydan okumalardan biri olarak öne çıkıyor.

İnsan hakları örgütleri, altıncı haftasına giren eylemlerde İran genelinde şu ana kadar en az 250 protestocunun öldürüldüğünü ve binlerce kişinin tutuklandığını belirtiyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (Sepahi Pasdaran), 1979’da gerçekleştirilen İslam Devrimi’nin hemen sonrasında Ayetullah Humeyni’nin (Ruhullah Musavi Humeyni) talimatıyla 5 Mayıs 1979 tarihinde “iç düzeni sağlama ve devrimin korunması” gibi görevlerle oluşturuldu.

Askeri varlığının yanı sıra siyasi ve ekonomik alanda da önemli yeri bulunan Devrim Muhafızları, İran ordusuna paralel kuruldu ve emirleri de doğrudan dini liderden alıyor.

Asli görevi iç güvenlik olmakla birlikte askeri uzmanlar, DMO’nun düzenli orduya göre çok daha etkin ve baskın olduğunu belirtiyor.

Öte yandan, İran yönetimi, ülkede Eylül ayında ahlak polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından hayatını kaybeden 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini’nin ölümünün ardından başlayan ve rejim karşıtı eylemlere dönüşen protestolar hakkında açıklama yaptı.

Resmi basın organlarında yayınlanan açıklamada, ülkedeki protestolardan Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA), İngiltere Elektronik İstihbarat Servisi (GCHQ) ile İsrail dış istihbarat servisi (Mossad) sorumlu tutuldu. İran yönetimi açıklamasında Facebook, Instagram, Whatsapp, Twitter gibi sosyal medya platformlarının da İran’a yönelik “komplonun parçası” olduğunu savundu.

İran yönetimi geçen haftalarda da Batı ve Batılı medya organlarının ülkedeki protestolardan sorumlu olduğunu açıklamış ve protestoları “kışkırttığı” suçlamasında bulunmuştu. Söz konusu suçlamalara göstericilere yönelik müdahalenin sertleştirileceği tehditleri de eklenmişti.

BM’den kınama

Birleşmiş Milletler (BM) İran’daki rejim karşıtı eylemlere polisin sert müdahalesini kınayan bir mesaj yayınladı. Bir BM Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, “Göstericilerin ölümü veya ağır yaralanmasına yol açan her tür müdahaleyi kınıyor ve güvenlik görevlilerinin barışçıl göstericilere karşı gereksiz ve ölçüsüz şiddete son vermesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz” ifadeleri yer aldı. Sözcü, sorumluların yargı karşısında hesap vermesi gerektiğini ifade etti.

BM Sözcüsü ayrıca İran’ı insan haklarına bağlı kalmaya ve insanların sorunları ile ilgilenmeye çağırarak krizin “diyalog yoluyla” çözümlenmesi gerektiğini ifade etti.

Protestolar dinmiyor

Öte yandan İran’da Eylül ortasından bu yana devam eden protestolara bir kez daha şiddet karıştı. İnsan hakları aktivistlerinin verdiği bilgilere göre, İran’ın güneyindeki Şehidan bölgesinde düzenlenen protestolarda polis göstericilere ateş açtı.

ABD merkezli aktivist haber ajansı HRANA, polisin göstericilere sert şekilde müdahale ettiğini ve ateş açtığını bildirdi. İran resmi medya organları, gösterilerde bir kişinin öldüğünü, 14 kişinin ise yaralandığını öne sürdü. Ancak bu veriler bağımsız kaynaklarca teyit edilmedi.

İnsan hakları aktivistlerinin verilerine göre, gösterilerin başlamasından bu yana en az 250 kişi hayatını kaybetti; binlerce kişi de gözaltına alındı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Binlerce Kişi, Ölümünün 40. Gününde Mahsa Amini’nin Mezarı Başında

22 yaşındaki Mahsa Amini’nin İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesinin üzerinden 40 gün geçti. Toplu gösterilerin planlandığı ülke genelinde Amini’nin memleketinde “grip salgını” iddiasıyla üniversiteler dahil tüm okullar tatil edildi.

İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı, okulların tatil edilmesi kararının asıl sebebinin grip değil Mahsa Amini’nin ölümünün 40’ıncı günü olduğu gerekçesiyle alındığını bildirdi.

İran geleneklerine göre ölümün 40. günü önemli bir tarih olarak kabul ediliyor. Amini ailesi çarşamba günü için herhangi bir anma merasimi düzenlemeyi düşünmediklerini duyurmuştu.

İnsan hakları grupları, Amini’nin ölümünün 40. gününün daha şiddetli protestolara yol açmasından endişe duyan güvenlik güçlerinin aileyi anma töreni düzenlememeleri konusunda uyardığını dile getirdi.

Ancak sosyal medyaya yansıyan görüntülerde binlerce kişiden oluşan büyük bir kalabalığın sabah saatlerinde Amini’yi anmak için mezarlığa doğru yürüdüğü görülüyor.

Rejim muhalifi gruplar, günler öncesinden halka Amini’nin vefatının 40. günü için geniş katılımlı sokak gösterileri çağrısı yapmaya başlamıştı.

Görgü tanıkları Tahran ve Sakkız kentleri başta olmak üzere ülke genelinde birçok şehirde güvenlik güçlerinin yoğun şekilde cadde ve sokaklarda konuşlandırıldığını belirtiyor.

Sakkız’daki bir görgü tanığı Amini’nin gömülü olduğu mezarlığın Besiç milisleri ve polisle dolu olduğunu söyledi.

Aynı kişi, “Mezarlığa girmemizi engellemeye çalıştılar ama ben girmeyi başardım. Mahsa’nın ailesini henüz görmedim.” diye konuştu.

Bir başka görgü tanığı da vatandaşların mezara doğru ilerlediğini söyleyerek “İnsanlar güvenlik güçlerinin uyarılarına kulak asmayıp mezarlığa gidiyor ama onlarca çevik kuvvet polisi ve Besiç (gönüllü milisler) var.” sözleriyle mezarlıktaki atmosferi anlattı.

Dün akşam (25 Ekim) saatlerinde de Amini’nin memleketi olan Kürdistan eyaletinin Sakkız kenti protestolara sahne olmuş, göstericiler polis müdahalesiyle dağıtılmıştı.

Öte yandan protestolar ülkenin çeşitli üniversitelerinde bugün de devam ediyor.

Tahran Bilim ve Teknoloji Üniversitesi öğrencileri yaptıkları eylemde yönetim karşıtı sloganlar atarken, kampüsteki parka Mahsa Emini’ye ithafen “Jina Parkı” ismini verdi.

Terbiyet Müderris Üniversitesi öğrencileri ise gözaltındaki arkadaşları için “Arkadaşlarımızı bekliyoruz, bir yere gitmiyoruz, buradayız” sloganının yanı sıra “Tahran gözaltı merkezi oldu, Evin mezbaha oldu”, “Mahsa’nın kanı üstüne yemin olsun ki İran özgürleşecek” sloganlar atarak tepkisini gösterdi.

Ülkenin çeşitli şehirlerinde bulunan, Allame Tebatebai, Tahran, Kum, Beheşti, Bilim ve Teknoloji, Emirkebir Teknoloji, Zehra, Noşirevani Teknoloji, Terbiyet Müderris, Tahran Sure, Tahran Azad, Meşhed, Şehrekurd, Yezd Bilim ve Sanat, İsfahan, Tahran Harezmi, Şiraz gibi üniversitelerde de çeşitli gösteriler düzenleniyor.

Ülke sathına yayılan gösterilere İran’ın her kesiminden vatandaşlar katılıyor.

İran İslam Cumhuriyeti’nin yıkılması çağrısında bulunan eylemciler dini lider “Ayetullah Ali Hamaney’e ölüm” sloganları atıyor.

Mahsa Amini protestoları

Başkent Tahran’da 13 Eylül’de “ahlak polisi” olarak bilinen İrşad görevlileri tarafından gözaltına alındıktan sonra fenalaşarak hastaneye kaldırılan 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin 16 Eylül’de yaşamını yitirmesi ülkede infiale yol açtı.

Amini’nin ölümünü dünyaya duyuran gazeteci daha sonra gözaltına alındı.

Amini’nin 17 Eylül’de memleketi Sakkız kentindeki cenaze töreni sonrasında başlayan gösteriler, ülkenin birçok kentine yayıldı.

Protestolar daha sonra rejim ve Hamaney karşıtı gösterilere dönüştü.

Yönetim karşıtı duruşuyla bilinen İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı (HRANA) ise bugün yayınladığı raporda 32’si çocuk, 26’sı güvenlik görevlisi olmak üzere en az 244 kişinin hayatını kaybettiğini aktardı.

Bazı kaynaklar ise can kaybının 250’nin üzerinde olduğunu belirtiyor.

İran makamları ise “İsyan” olarak tanımladıkları gösterilerin ABD, İsrail ve Batı’nın kışkırtması sonucu yaşandığını belirtiyor ve can kayıplarına ilişkin bilgi vermiyor. Devlet medyası olaylar sırasında 30 güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini bildiriyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İran’da Protesto Eylemlerine Katılanlar İdamla Yargılanacak

İran’da başörtüsünü kurallara uygun şekilde takmadığı gerekçesiyle gözaltına alınan ve kısa süre sonra da yaşamını yitiren 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini ile ilgili ülke çapında yoğun kitlesel eylemler devam ediyor.

Protesto eylemlerinde, çoğunluğu göstericiler olmak üzere, aralarında güvenlik gücü mensuplarının da bulunduğu onlarca kişi yaşamını yitirdi. Eylemlere katılan yüzlerce kişi tutuklanırken İran makamları bugüne dek gözaltı ve tutuklamalar ile ilgili net bir rakam vermemişti.

İran’da rejim karşıtı kitlesel protesto eylemlerine katılan 300’den fazla kişi hakkında dava açıldığı bildirildi.

Tahran Savcısı Ali Salihi’nin açıklamalarına göre, haklarında dava açılanların bir kısmı idam cezası ile yargılanacak. Buna göre, “Allaha karşı savaşmakla” suçlanan “dört isyancı” hakkında ölüm cezası talep edilebilecek.

DW Türkçe’de yer alan habere göre, Salihi bu sanıkların, “Toplumu ve halkı terörize etmek için silah kullanmak ve İran İslam Cumhuriyeti’nin kurtsal sistemine saldırı amacıyla güvenlik görevlilerini yaralamak, kamu mülkünü ateşe vermek ve tahrip etmek” suçlarından yargılanacağını dile getirdi.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

İran’da Şiddetli Protestolar; Ülkenin Güneydoğusu Karıştı

İran’da “başörtüsünü düzgün bağlamadığı” gerekçesiyle “ahlak polisi” tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Jîna Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan protestolar devam ederken, ülkenin güneydoğusunda şiddetli protestolar patlak verdi. İran devlet medyası, göstericilerin bankalara saldırdığını bildirdi.

Protestolar, İran’da üst düzey bir din adamının ülke genelinde göstericilere karşı sert önlemler alınması çağrısında bulunmasının ardından başladı.

İl Emniyet Müdürü Ahmad Taheri’nin resmi haber ajansı IRNA’ya yaptığı açıklamaya göre, bugün Zahidan kentinde göstericilerin taş atması ve bankalara saldırmasının ardından polis “isyancı” olarak tanımladığı en az 57 kişiyi gözaltına aldı.

Devlet televizyonu 300 kadar protestocunun Cuma namazından sonra kentte yürüyüşe geçtiğini duyurdu; camları kırılmış banka ve dükkanları gösterdi.

Sosyal medyada yayınlanan videolarda binlerce protestocunun Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’e atfen “Diktatöre ölüm” ve protestoları bastırmak için yaygın olarak kullanılan Besic milislerine atfen “Besiclere ölüm” sloganları attığı iddia edildi. Reuters haber ajansı bu videoları doğrulayamadı.

Zahidan, İran’ın Beluç azınlığına evsahipliği yapan ve huzursuzluğa sahne olan güneydoğu eyaleti Sistan ve Belucistan’ın başkenti. Uluslararası Af Örgütü, güvenlik güçlerinin 30 Eylül’de Zahidan’da Cuma namazı sonrasında gerçekleştirdiği şiddetli müdahalede en az 66 kişiyi öldürdüğünü açıklamıştı.

Pakistan ve Afganistan sınırındaki Sistan ve Belucistan, Şii ağırlıklı hükümete karşı Sünni Müslüman militanların yuvası olarak biliniyor.

Tahran’da sertlik yanlısı din adamı Ahmed Hatemi, “Yargı, ulusa ihanet eden ve düşmanın değirmenine su taşıyan isyancılara öyle bir muamele etmelidir ki, başkaları bir daha isyan etmeye heveslenmesin” dedi.

İran devlet medyasına göre bir Cuma namazı hutbesinde konuşan Hatemi,”Kandırılmış çocuklara bir hafta sokakta kalırlarsa rejimin düşeceğini söylediler. Rüya görmeye devam edin!” diye konuştu.

İran, olaylardan “yabancı düşmanlarla” bağlantılı “haydutları” sorumlu tutuyor.

Ülke çapındaki protestolar, 1979 devriminden bu yana İran’ın dini yöneticilerine karşı en cesur meydan okumalardan birine dönüştü. Protestocular İslam Cumhuriyeti’nin yıkılması çağrısında bulunsa da protestolar sistemi devirmeye yakın görünmüyor.

Sosyal medyada yayınlanan ve kuzeybatıdaki Tebriz’den olduğu söylenen videolarda protestocuların bugün kendilerini dağıtmak için göz yaşartıcı kullanan çevik kuvvet polisine “Utanç verici!” diye bağırdıkları görülüyor.

İran’ın en kalabalık altıncı şehri olan Tebriz’de çok sayıda Azeri etnik azınlık yaşıyor.

Aktivist haber ajansı HRANA yaptığı bir paylaşımda olaylarda 32’si çocuk olmak üzere 244 protestocunun öldüğünü bildirdi.

Ajans, düne kadar 114 şehir ve kasaba ile 81 üniversitede düzenlenen protestolarda 28 güvenlik gücü mensubunun öldürüldüğünü ve 12 bin 500’den fazla kişinin tutuklandığını belirtti.

Bu arada Amerikalı haber kanalı CNN, Beyaz Saray’ın milyarder Elon Musk ile SpaceX’in uydu internet hizmeti Starlink’in İran’da kurulması konusunda görüşmeler yaptığını bildirdi.

Uydu tabanlı geniş bant hizmeti, İranlılar’ın internete ve bazı sosyal medya platformlarına erişim konusunda hükümetin getirdiği kısıtlamaları aşmalarına yardımcı olabilir. İranlı aktivistler, kısıtlamalar nedeniyle protesto videolarının geciktiğini söylüyor.

Almanya da İran için bir seyahat uyarısı yayınlayarak, özellikle çifte uyruklular için keyfi olarak tutuklanma ve uzun hapis cezalarına çarptırılma riskinin bulunduğunu kaydetti. Bugünkü duyuru, Berlin’in geçen ay şiddetle karşı çıktığı İran seyahati için uyarı seviyesini yükseltti.

İki gün önce Fars haber ajansı, güvenlik güçlerinin protestolara katıldıkları gerekçesiyle aralarında Amerikan, İngiliz ve Fransız vatandaşlarının da bulunduğu 14 yabancıyı tutukladığını duyurmuştu.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Başörtüsü Takmadan Yarışan İranlı Sporcu Elnaz Rekabi, Ev Hapsinde

The Guardian gazetesi, Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen bir şampiyona sırasında son turda başörtüsü olmadan yarışan kaya tırmanışçısı Elnaz Rekabi’nin ev hapsinde olduğunu yazdı.

BBC Farsça servisi, “konuyla ilgili bilgisi olan bir kaynağa” dayandırdığı haberinde, Rekabi’nin “zorla itiraf” için baskı altında olduğunu belirtti.

Başkent Tahran’daki havaalanında protestocularca çiçekler ve sloganlarla karşılanan Rekabi’nin havaalanından eve gitmediğini söyleyen kaynak, “Rekabi, Spor Bakanı Hamid Sajjadi ile görüşene kadar Ulusal Olimpiyat Akademisinde sivil polislerin denetiminde tutuldu” bilgisini paylaştı.

Buna göre, Rekabi söz konusu “zorla itirafı etmemesi halinde ailesinin 100 milyon riyallik (276 bin sterlin) mal varlığına el konulması ile tehdit edildi.”

İran’da protestolar sürerken, Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen Asya Kaya Tırmanma Şampiyonası’nın final ayağında ülkesinde takması zorunlu olan başörtüsü olmadan yarışan İranlı sporcu Elnaz Rekabi’nin bu hareketi söz konusu protestolara destek olarak değerlendirilmişti.

Rekabi’den bu olayın ardından uzun süre haber alınamazken sporcu olayın ardından sosyal medya hesabından bir açıklama yapmış, söz konusu açıklamada, son turda yarışmak üzere planlanandan önce alana çağırılması sebebiyle başörtüsünü takamadığını söylemişti.

ABD’de yaşayan İranlı gazeteci ve aktivist Masih Alinejad, aynı gün yaptığı sosyal medya paylaşımında, “Havaalanındaki insanlar Rekabi’nin güvenliğinden endişe duyuyor. İnsanların güvenlik görevlilerinin onu nereye götürdüğü hakkında hiçbir fikri yok. Eğer İran devlet kanalı Elnaz’ı zorla itiraf için alırsa, bu İranlılarda mutlaka çok büyük bir öfke yaratacaktır. Uluslararası desteğin ona yardım edeceğini umuyorum” demişti.

İran’da “başörtüsünü düzgün bağlamadığı” gerekçesiyle “ahlak polisi” tarafından gözaltına alındıktan sonra 16 Eylül’de hayatını kaybeden Jîna Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan protestolar, başta İran’ın başkenti Tahran olmak üzere ülkenin birçok kentinde sürüyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre, Tahran merkezi İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), protestoların başladığı 17 Eylül 2022 tarihinden bu yana 12 bin 450 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

İran İnsan Hakları Merkezi’nin verilerine göre, sadece başkent Tahran’da dün 3 bin kişi gözaltına alındı. Bu kişilerin 835’i halen gözaltında; gözaltında olanların ise 200’ü üniversite öğrencisi.

Evin Hapishanesinde çıkan yangının ardından tahliye edilen bin 300 kişi ise Büyük Tahran Merkezi Hapishanesine gönderildi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Beyaz Saray: İran, Rusya’ya Kırım’da Yardım Ediyor

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, gazetecilere verdiği demeçte, İranlılar’ın Kırım’da Ruslar’ın İran insansız hava araçlarıyla Ukrayna’yı hedef almasına yardım ettiğini açıkladı: İran şu anda sahada, doğrudan savaşa müdahil.

John Kirby, Kırım’dan uzaktan faaliyet gösteren Rus askeri personelinin son günlerde Kiev de dahil olmak üzere Ukrayna hedeflerine saldırılar başlatmak için İran insansız hava araçlarını kullandığını söyledi.

Rusya, 2014’te Kırım’ı ilhak etmişti.

Kirby, “İran askeri personelinin Kırım’da sahada olduğunu ve bu operasyonlarda Rusya’ya yardım ettiğini değerlendiriyoruz” dedi. Kirby, nispeten az sayıda İranlı’nın buna dahil olduğunu da ekledi.

Tahran’dan ABD’nin iddialarına bir yanıt gelmedi. Rusya’nın savunma ve dışişleri bakanlıkları da yorum taleplerine yanıt vermedi.

Bu açıklama, Eylül ayında Tahran’da “uygunsuz olarak nitelenen kıyafeti” nedeniyle tutuklanan Mahsa Amini’nin gözaltındayken hayatını kaybetmesinin ardından protestoculara yönelik baskıları Başkan Joe Biden tarafından kınanan İran ile ABD arasında yeni bir gerilim noktasına işaret ediyor.

Kirby, ABD’nin bu noktada, İran’ın 2015’te imzaladığı İran nükleer anlaşmasına dönüşü konusunda Tahran’la müzakereye devam etmeye ihtiyaç duymadığını belirtti.

Bir önceki ABD Başkanı Donald Trump, 2018’de Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak bilinen anlaşmadan çekilmişti.

Kapsamlı Ortak Eylem Planı ABD’nin odağında değil

Kirby, “Anlaşmaya geri dönüş açısından İranlılar’dan çok uzaktayız, bu yüzden şu anda buna odaklanmıyoruz” dedi.

İki aydan kısa bir süre önce ABD’li yetkililer anlaşmayı yeniden hayata geçirme konusunda bazı ilerlemeler bildirdiler.

Kirby, ABD’nin şu anda, Rusya’nın İran’dan Ukrayna’ya karşı kullanılmak üzere karadan karaya füzeler gibi gelişmiş konvansiyonel silahlar almaya çalışabileceğinden endişe duyduğunu söyledi.

John Kirby, ABD’nin İran’ın Rusya’ya mühimmat tedarikini “ortaya çıkarmak, caydırmak ve yüzleşmek” için daha fazla yaptırım da dahil olmak üzere her yolu izleyeceğini söyledi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, “İran ve Rusya, dünyaya yalan söyleyebilirler, ancak gerçekleri kesinlikle gizleyemezler ve gerçek şu ki, Tahran şimdi doğrudan sahada devreye giriyor” ifadesini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı da aynı görüşte

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ned Price da bugün yaptığı açıklamada, ABD’nin İran askeri personelinin Kırım’da Rus ordusuna Tahran tarafından sağlanan insansız hava araçlarını kullanmasına yardım ettiğini belirlediğini söyledi.

Price düzenlediği basın brifinginde, insansız hava araçlarına atıfta bulunarak, “Kırım’da bulunan Rus askeri personelinin İran İHA’larını kullandığını ve bunları, son günlerde Kiev’e yönelik saldırılar da dahil olmak üzere Ukrayna genelinde kinetik saldırılar gerçekleştirmek için kullandığını doğrulayabiliriz” dedi.

Ned Price, “İran askeri personelinin Kırım’da sahada olduğunu ve bu operasyonlarda Rusya’ya yardım ettiğini değerlendiriyoruz” diye konuştu.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Kadın Dışişleri Bakanları ‘Mahsa Amini’ Protestoları İçin Toplanıyor

Dünyanın kadın dışişleri bakanları, İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestoları görüşmek için Kanada’nın ev sahipliğinde sanal toplantıda bir araya gelecek.

Perşembe günü yapılacak toplantıya ilişkin açıklama yapan  Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly, “Meslektaşlarım ve ben net bir mesaj göndermek için toplanacağız: İran rejimi, özellikle kadınlara yönelik vahşi saldırılar da dahil olmak üzere halka karşı her türlü şiddet ve zulme son vermelidir. Kanada, insan hakları için savaşan tüm cesur İranlıların yanında olmaya devam edecektir. Kadın hakları insan haklarıdır” dedi.

Bakan Melanie Joly’nin ofisi, sanal toplantının yetkililerin İran halkına destek olmak adına çabalarını koordine etme fırsatı vereceğini kaydetti.

Protestolarda en az 233 kişi hayatını kaybetti

İran’da ise protestolar, ülkenin bütün büyük kentlerinde sürüyor. Son olarak, ABD Merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (Human Rights Activists News Agency, HRANA), İran’da Mahsa Amini’nin gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesi üzerine başlayan protestolarda en az 233 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

‘Mahsa Amini’ Protestoları İkinci Aya Girerken, Kadınlar Hala Ayakta

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar, ülkenin bütün büyük kentlerinde sürüyor.

Son olarak, ABD Merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (Human Rights Activists News Agency, HRANA), İran’da Mahsa Amini’nin gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesi üzerine başlayan prtotestolarda en az 233 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

HRANA, açıklamasında, ölenlerin 32’sinin 18 yaşın altında olduğunu belirtti. Oslo merkezli İran İnsan Hakları Örgütü ise, protestolarda 201 kişinin öldürüldüğünü duyurmuştu.

“Evin Cezaevinde ölenlerin hepsi hırsız”

İran’da çifte vatandaşlığa sahip olanlar da dahil olmak üzere güvenlik suçlamasıyla karşı karşıya kalanların çoğu Evin Cezaevi’nde tutuluyor.

Reuters’in haberine göre, yetkililer, “mali suçlar ve hırsızlıktan hüküm giyen birkaç mahkûm arasındaki tartışmanın ardından” cezaevinin atölyesinde yangın çıktığını belirtti.

İran resmi medyası dün ilk dört ölümün yoğun dumandan kaynaklandığını ve dördünün durumu ağır olmak üzere 60’tan fazla kişinin yaralandığını bildirdi.

Çelişkili resmi açıklamalar

Devlet gazetesi “İran”, devrim karşıtı güçlerin, uluslararası dikkati ülkedeki huzursuzluğa çekmek için dış istihbarat servislerinin yardımıyla yangını planladığını yazdı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani’yse, cezaevindeki yangının başka herhangi bir ülkede de yaşanabileceğinin altını çizdi.

Fransa Basın Ajansı’nın (AFP), “İran İnsan Hakları Örgütü”nden aktardığına göre, mahpus ailelerinden bir grup Pazar akşamı Evin Cezaevi önünde toplanarak yakınlarının durumu hakkında bilgi talep etti.

Oslo merkezli örgüt, cezaevi gardiyanlarının mahkûmları, aralarındaki çatışmalar sırasında kışkırttığına dair haberler aldığını belirterek, “Yetkililerin yalan söylediği ve bu durumun doğal hale geldiği düşünülürse resmî açıklamaları kabul etmeyeceğiz” dedi.

Tanınmış İranlı Avukat Said Dakkan, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, son protestolarda tutuklananları savunan 19 avukatın da tutuklandığını belirtti.

ABD Başkanı Joe Biden ve Avrupa Birliği, Tahran’ın protestoculara yönelik baskısını eleştiririlerken İran yargı sözcüsü Mesud Sitayişi, “Kamuoyunu rahatsız etmek amacıyla yalanlar yaymak yasal ceza gerektirir” diyerek uyarılarda bulundu.

Eylemciler cezaevinde yaşananları anlattı

Wall Street Journal, yangın çıkmadan önce cezaevinde yaşananları ve tutuklu muhaliflerin hükümet karşıtı sloganlar attığını ortaya koyan bir haber yayınladı.

Gazete, aralarında Tahran’da yedi yıl hapis yattıktan sonra 8 ay önce Evin Cezaevi’nden serbest bırakılan insan hakları aktivisti Atna Daimi’nin de olduğu eylemcilerin yaşadıklarını aktardı.

Eylemciler, olayın cezaevinin kadınlar bölümünde kadın mahkûmların, yaklaşık 45 mahkûmun bulunduğu iki katlı binanın kapısını kırarak cezaevi bahçesindeki personel alanına geçerek hükümet karşıtı sloganlar atmasıyla başladığını söyledi.

Atna Daimi gazeteye, sekiz mahkûmun ailesinden protesto haberleri duyduğunu ve Pazar günü Evin Cezaevi’ndeki kadın mahkûmlarla kısa süreli telefon görüşmeleri yaptığını söyledi.

Daimi, gardiyanların aralarında zorunlu başörtüsü takmayı reddedenlerin de olduğu kadınları, binaya geri dönmezlerse öldürülecekleri konusunda uyardığını söyledi. Daimi, iki mahkûmun -çevre aktivisti Sepide Kaşani ve siyasal aktivist Zehra Safai- göz yaşartıcı gaz nedeniyle bayıldığını ve tedavi altına alındıklarını açıkladı.

Kadınlar, ayrıca lazer işaretleyici silahlarla donanmış muhafızların silahları kendilerine doğrulttuklarını söylediler.

Siyasi muhalifler ve protestocular Evin Cezaevi’nde 

Evin Cezaevi’nde gözaltına alınan birçok üyesinin de yer aldığı, sendikaların şemsiye kuruluşu olan İranlı İşçiler Sendikası’na göre yangından zarar gören bir başka kesim de siyasi tutuklular. Sendika, geçen Cuma günü bazı Evin mahkûmlarının avluda toplandığını ve hükümet karşıtı sloganlar attığını belirtti.

Protesto hareketlerinin üyelerine ve insan hakları aktivistlerine göre İranlı yetkililer gözaltına aldıkları yüzlerce protestocu arasında  siyasal olarak en aktif olanları Evin Cezaevi’nde hapsetti.

ABD’nin 2018’de “ağır insan hakları ihlalleri” nedeniyle kara listeye aldığı Evin Hapishanesi’ndeki siyasi tutukluların aileleri, politikacılar ve yetkililerden sevdiklerinin güvenliğini garanti altına almalarını talep etmek için sosyal medyaya başvurdu

22 yaşındaki Mahsa Amini’nin 16 Eylül’de ölümüyle alevlenen protestolar, 1979 devriminden beri İran hükümetinin karşılaştığı en ciddi meydan okumalardan biri haline geldi. Göstericiler iktidarın devrilmesi çağrısında bulunurken, mevcut protesto dalgasına Genç İranlı kadınlar öncülük ediyor.

Birçok kentte gösteriler sürüyor

İran’daki İnsan Hakları Örgütü’ne göre Pazar günü kadınlar Tahran’daki Şeriati Teknik ve Meslek Yüksek Okulu’nda tekrar gösteri yaparak, “Hepimiz Mahsa’yız” sloganları attılar.

Protestolar, dün sabahın erken saatlerinde Yezd ve diğer bazı şehirlerde yeniden başladı.

Twitter’daki @1500tasvir_en hesabı, sokakları ateşe veren ve İran dini lideri Ali Hamaney’e ölüm çağrısı yapan insanları gösteren bir video yayınladı.

İran, halk ayaklanmasını bastırma çabalarına öncülük etmek üzere gönüllü paramiliter güç Besic’i görevlendirdi, ancak Besic protestoları kontrol altına alamadı.

Şarku’l Avsat’ın verdiği bilgiye göre, gösterilere müdahale etmeyen Devrim Muhafızları, Pazartesi günü askeri tatbikatlara başladı.

Şiddetin sorumlusu olarak “yurtiçi ve yurtdışındaki düşmanları” gören İran, güvenlik güçlerinin protestocuları öldürdüğünü reddediyor. Cumartesi günü devlet medyası, güvenlik güçlerinin en az 26 üyesinin “isyancılar” tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın