Başörtüsüz Yarışmaya Katılan İranlı Satranççı Hakkında Tutuklama Emri

Kazakistan’ın Almatı kentinde Uluslararası Satranç Federasyonu (FIDE) tarafından aralıkta düzenlenen Dünya Hızlı ve Yıldırım Satranç Şampiyonası’na başörtüsüz katılmasıyla gündem olan satranç oyuncusu Sara Hadım, İran yönetiminin kendisi hakkında tutuklama emri çıkarttığını söyledi.

Sara Hadım, turnuvanın ardından İran’a dönmeyip eşi Ardeşir Ahmedi ve 1 yaşındaki oğlu Sam’le altın vize hizmetinden yararlanarak İspanya’ya yerleşmişti. Altın vize kurallarına göre ülkede yaklaşık 500 bin euro değerinde gayrimenkul satın alanlara oturma izni veriliyor.

Uluslararası yarışmaya başörtüsüz katılarak gündem olan İranlı kadın satranç oyuncusu Sara Hadım, Birleşik Krallık’ın (BK) kamu yayımcısı BBC’ye konuştu. 25 yaşındaki satranççı, İran yönetiminin 25 Ocak’ta kendisi hakkında tutuklama emri çıkarttığını söyledi.

Hadım bunun, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in kendisini davet ettiği güne denk geldiğini de belirtti.

Sporcu, Kazakistan’ın Almatı kentinde Uluslararası Satranç Federasyonu (FIDE) tarafından aralıkta düzenlenen Dünya Hızlı ve Yıldırım Satranç Şampiyonası’na başörtüsüz katılmasıyla gündem olmuştu.

Hadım, turnuvanın ardından İran’a dönmeyip eşi Ardeşir Ahmedi ve 1 yaşındaki oğlu Sam’le altın vize hizmetinden yararlanarak İspanya’ya yerleşmişti. Altın vize kurallarına göre ülkede yaklaşık 500 bin euro değerinde gayrimenkul satın alanlara oturma izni veriliyor.

Satranççı, söyleşisinde Sanchez’le görüştüğü ve kararı öğrendiği günle ilgili şunları söyledi:

Tam da o gün ülkemde benim tutuklanmam için emir çıkarıldı. Dolayısıyla karışık duygular içindeydim. Bu ülkede takdir edildim. Fakat kendi ülkemde, birçok başarı kazandığım yerde, benim için tutuklama emri verildi.

İran’daki ailesini özlediğini ama yaptıklarından pişmanlık duymadığını belirten Hadım, “Ben hâlâ İran’ı temsil ediyorum, İranlıyım ve halk da beni öyle görüyor” dedi.

Genç satranç oyuncusunun müsabakaya başörtüsüz çıkması, İran’ı ayağa kaldıran Mahsa Amini protestolarıyla ilişkilendirilmişti.

Aslında doğrudan protestolara katılmak istediğini ama oğlunu düşündüğü için eylemlere başka şekilde destek olmaya karar verdiğini söyleyen Hadım, aktivist olmadığını yineleyerek, şöyle konuştu:

Ben aktivist değilim. Bu kadar çok şeyi riske atan kişiler için bir mesajım da yok. Sokaklardaki protestolara katılanlar bana ve daha birçok kişiye ilham veriyor.

Sporcu, BK’nin önde gelen gazetelerinden Telegraph’a geçen ay verdiği söyleşide de benzer tutum sergilemiş, “Ben satranç oyuncusuyum. Politik figür değilim” ifadelerini kullanmıştı.

Satranççı, söz konusu söyleşide müsabakaya başörtüsüz katıldığı için özür dileyerek olaydan ötürü Batı’yı suçladığı bir video çekmesini İranlı yetkililerin kendisinden istediğini de öne sürmüştü.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

İran’daki Rejim Karşıtı Protestoların Sembol Şarkısına Grammy Ödülü

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestoların sembolü haline gelen Baraye adlı şarkının bestecisi Şervin Hacıpur, Grammy ödülüne layık görüldü.

DW Türkçe’nin aktardığına göre, Şervin Hacıpur’a verilen “sosyal değişim özel başarı” ödülü ABD Başkanı Joe Biden’ın eşi Jill Biden tarafından açıklandı.

Konuşmasında, “Bir şarkının dünyayı birleştirebileceğini, ona ilham kaynağı olabileceğini ve sonunda dünyayı değiştirebileceğini” söyleyen Biden, Baraye’nin Jina Mahsa Amini protestolarının marşı haline gelen şarkıyı, “kadın hakları için güçlü ve şiirsel bir çağrı” olarak nitelendirdi.

Hajipour’un şarkı nedeniyle gözaltına alındığını hatırlatan Biden, “Bu şarkı güçlü temasıyla dünyanın dört bir yanında yankılanmaya devam ediyor: Kadın, yaşam, özgürlük” diye konuştu.

İran’dan çıkış yasağı

25 yaşındaki sanatçı, Farsçada “İçin” ya da “Nedeniyle” anlamına gelen şarkıyı Instagram sayfasında paylaştıktan sonra şarkı, sosyal medyada kısa sürede viral hale gelmiş ve protestoların sembolüne dönüşmüştü.

Rejime karşı propaganda yapmak ve şiddeti teşvik suçlamasıyla karşı karşıya kalan Hacıpur gözaltına alınmış ve günler sonra kefaletle serbest bırakılmıştı. İran’dan çıkışı yasaklanan Hacıpur’un altı yıla kadar hapis cezası alabileceği belirtiliyor.

Hajipour’un Grammy ödülü kazanmasına ilişkin İran hükümetinden henüz bir yorum gelmedi. Şarkıcı, İran’da İnsan Hakları Aktivistleri verilerine göre gösteriler sırasında tutuklanan 19 bin 600 kişiden sadece biri.

En az 527 kişinin ise hükümetin eylemlere şiddetle müdahalesi sonucu hayatını kaybettiği belirtiliyor. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, yaklaşan devrim yıl dönümü nedeniyle Pazar günü, aralarında eylemlere katılanların da bulunduğu on binlerce tutuklu ve hükümlü için af ve ceza indirimi açıklamıştı.

Müzik dünyasının Oscar’ı olarak görülen prestijli müzik ödülü dün gece Los Angeles’ta gerçekleşti.

Paylaşın

İran’da On Binlerce Tutuklu Ve Hükümlü İçin Af

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarla bağlantılı olanlar dahil on binlerce tutuklu ve hükümlü için af ve ceza indirimi kararı alındı.

Aftan faydalanacak kişi sayısı yargı makamlarının yapacağı değerlendirme sonrası netleşecek.

İran’nin resmi haber ajansı IRNA’ya göre, İran dini lideri Ali Hamaney, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsin Ejei’inin devrimin 44. yıl dönümü dolayısıyla af ve ceza indirimi çıkarılmasına ilişkin teklifini kabul etti.

Hamaney’in kabul ettiği af teklifi uyarınca, sonuncusu 22 Şubat 2019’da olmak üzere daha önce çıkarılan geniş çaplı aflardan farklı olarak ilk defa yargılama aşamasındaki sanıklar da af ve ceza indiriminden faydalanacak.

Mahsa Amini gösterileri nedeniyle yargılanan ya da hüküm giyenlerin de faydalanacağı af kapsamında, çeşitli suçlardan mahkum olan on binlerce kişi yattıkları cezalar göz önünde bulundurularak serbest bırakılacak ya da cezalarında indirime gidilecek.

Hamaney aleyhine slogan atan, yazı yazan veya sosyal medyada bu tür paylaşımlarda bulunanlar da af kapsamına girecek.

Söz konusu aftan, “yabancılar için casusluk, yabancı istihbarat servisleriyle doğrudan temasta bulunma, muharebe suçu işleme, kasten adam öldürme veya yaralama, askeri veya kamu tesislerini tahrip ve kundaklama, yıkıcı gruplara mensubiyet” gibi suçlardan hüküm giyenler ile ikiden fazla sabıka kaydı bulunanlar faydalanamayacak.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

İran’da “Tesettürü” Kameralarla Kontrol Etme Hazırlığı

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar sonrası ahlak polisini lağveden hükümetin, kadınların tesettürünü kameralarla kontrol etmeye hazırlandığı bildirildi.

Muhalif çevreler, ahlak polisinin lağvedilmesi sonrası, bunun göstermelik bir adım olduğunu, rejimin kontroller için başka yollara başvuracağı yönündeki endişelerini dile getirmişti.

Ahlak polisi devriyelerinin kaldırılması sonrasında özellikle metropollerde başörtüsü takan kadınların sayısı büyük ölçüde azalmıştı.

Reformculara yakınlığıyla bilinen İtimad gazetesinin haberine göre, meclis adalet komisyonu, trafik kontrolü için kullanılan kameraların kamusal alanda da devreye sokulmasını ve tesettür kontrolü için devreye sokulmasını planlıyor.

Haberde, kurallara uygun örtünmeyen kadınların ilk etapta cep telefonlarına gönderilecek kısa mesajlarla uyarılmasının planlandığı, ihlallerin devamı durumunda ceza uygulanacağı kaydedildi.

22 yaşındaki Mahsa Amini’nin yeterince örtünmediği gerekçesiyle Eylül ayında ahlâk polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesi, ülke çapında aylar süren protestolara yol açmış, İran hükümeti Aralık ayında ahlak polisi devriyelerini sona erdirmişti.

İtimad gazetesi, Ocak ayı başında da tesettür kurallarına yönelik ihlaller için yeni cezalar üzerinde çalışıldığını, bunların arasında “belirli saatlerde sosyal işlerde çalışma zorunluluğu”, “terbiye edindirme kursları”, yurt dışına çıkış yasağı, istihdam kısıtlamaları ve para cezaları gibi önlemler üzerinde durulduğunu bildirmişti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Nobel Barış Ödülü Şirin Ebadi: İran’da Rejim Çökecek

İranlı Nobel Barış Ödülü sahibi insan hakları savunucusu Şirin Ebadi, ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestoları “geri dönüşü olmayan bir devrimci süreci” olarak nitelendirdi ve ekledi: Rejim çökecek.

İranlı insan hakları savunucusu Şirin Ebadi, 22 yaşındaki Kürt kadın Mahsa Jîna Amini’nin polis gözaltısında ölümünün “rejimin çöküşüne yol açacak, geri dönüşü olmayan bir devrimci süreci” tetiklediğini söyledi.

İnsan hakları alanındaki faaliyetlerinden ötürü 2003 yılında Nobel Barış Ödülü’nü kazanan ve 2009’dan bu yana Londra’da sürgünde yaşayan Ebadi, “Devrim süreci, nihai hedefine ulaşıncaya kadar durmayacak bir tren gibi” ifadesini kullandı.

Euronews’in Reuters’tan aktadığına göre Ebadi, devletin ölümcül şiddet kullanmasının sıradan İranlıların din adamlarına karşı duyduğu öfkeyi daha da derinleştireceğini zira taleplerinin giderilmediğini söyledi.

Ebadi, “Protestolar farklı bir şekil aldı ama sona ermedi” değerlendirmesinde bulundu.

‘Batı, Tahran’daki büyükelçilerini geri çekmeli’

Mevcut yönetimin “iktidardan uzaklaştırılması” için Batı’nın Tahran’daki büyükelçilerini geri çekerek İran’la siyasi bağlarını azaltmak gibi “pratik adımlar” atması gerektiğini belirten yazar, avukat ve hak savunucusu Ebadi, ilaveten nükleer anlaşma dahil yönetimle herhangi bir anlaşmaya varmaktan kaçınılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Ülkede 1979’da gerçekleştirilen İslam Devrimi’nden bu yana ülkeyi yöneten din adamlarını sert bir dille eleştiren Ebadi, hükümet karşıtı gösterilerin en güçlü ve açık sözlü destekçilerinden biri olarak öne çıktı.

Ayrıca Ebadi, “Mevcut protesto dalgasının müesses nizamın meşruiyetine karşı şimdiye kadarki en cesur meydan okuma olduğuna inandığını” dile getirdi.

Paylaşın

Türkiye – Suriye Yakınlaşması: İran’da Görüşmelere Katılacak

Türkiye ile Suriye ilişkilerinin normalleşme sürecine İran’da katılacak. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, İran ile de Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi sürecine dahil olması konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Sergey Lavrov, ayrıca, “Adım adım ilerleme ve her adımın küçük de olsa somut sonuçlar getirmesi gerektiği konusunda anlayış var.” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Rusya’nın başkenti Moskova’da yaptıkları görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Lavrov’un gündeminde Türkiye ve Şam yönetimi arasında son haftalarda hız kazanan normalleşme adımları da vardı.

Türkiye hükümetinin Şam yönetimi ile ilişkileri normalleştirme politikalarını desteklediklerini söyleyen Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, İran ile de Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi sürecine dahil olması konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Lavrov, özetle şöyle konuştu:

“İran’ın bu çalışmaya dahil olması konusunda anlaşma sağlandı. Hem Rusya hem İran hem de Türkiye, Suriye meselesinin çözümüyle uğraşan Astana üçlüsü üyesi. Türkiye-Suriye ilişkilerinin iyileşmesini teşvik etme yönünde ilerideki temaslara Rusya ve İran’ın eşlik etmesinin mantıklı olduğunu düşünüyorum. Süre ve belirli format üzerinde çalışmalar sürüyor.

“Adım adım ilerleme ve her adımın küçük de olsa somut sonuçlar getirmesi gerektiği konusunda anlayış var.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in arabuluculuğunda Şam yönetimi ve Türkiye hükümeti arasındaki yakınlaşma, savunma bakanlarının ve milli istihbarat başkanlarının 28 Aralık 2022 tarihinde Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya gelmesiyle sonuçlanmıştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Şubat ayında Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile bir araya gelebileceğini açıklamıştı.

Rusya-Ukrayna savaşı

Sergey Lavrov, Mısırlı mevkidaşı ile yaptığı ortak basın toplantısında, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in bir gün önce Orta Doğu turu kapsamında Mısır’ı ziyaret ettiğine dikkat çekerek Şukri’nin, Blinken’in savaşla ilgili mesajını kendisine ilettiği bilgisini paylaştı:

“Rusya’nın mevcut durumun kapsamlı şekilde çözülmesini amaçlayan herhangi bir ciddi teklifi dinlemeye hazır olduğunu her zaman söyledik. Bakan aracılığıyla Rusya’nın durması, Rusya’nın Ukrayna’dan çıkması ve sonra her şeyin yoluna gireceği mesajını bir kez daha duyduk.

Rusya Silahlı Kuvvetleri, Batı’nın Ukrayna’daki planlarının gerçekleşmemesi için gerekli tüm önlemleri alıyor ve bu planlar gerçekleşmeyecek.”

Paylaşın

Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçiliğine Silahlı Saldırı: 1 Ölü, 2 Yaralı

İran’ın başkenti Tahran’daki Azerbaycan Büyükelçiliği’ne silahlı saldırı düzenlendi. Kalaşnikof tüfekli saldırgan, kontrol noktasını aşıp, koruma müdürünü öldürdü. Saldırıyı önlemeye çalışan büyükelçiliğin iki güvenlik görevlisi de yaralandı.

Haber Merkezi / Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığını belirtti.

İran’ın Fars Haber Ajansı’nın aktardığına göre, Tahran Polis Müdürü Hüseyin Rahimi de sabah saatlerinde başkent Tahran’da meydana gelen silahlı saldırıyla ilgili bilgi vererek saldırganın yakalandığını açıkladı.

Saldırganın yakalandığını aktaran Tahran Polis Müdürü, “Saldırgan iki küçük çocukla binaya giriyor. İlk belirlemelere göre saldırıyı şahsi ve ailevi sorunlar nedeniyle düzenlediği belirlendi” dedi.

Tasnim Haber Ajansı da, Tahran Emniyet Müdürü’ne dayandırdığı haberinde, zanlının elçiliğe yanındaki iki küçük çocukla birlikte gittiğini ve saldırının “kişisel nedenlerle” düzenlenmiş olabileceğini belirtti.

Saldırının ardından Tahran Emniyet Müdürü görevden alındı. İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’nın aktardığında göre, İran Emniyet Genel Müdürü Ahmed Rıza Radan, Tahran Emniyet Müdürü Hüseyin Rahimi’yi görevden aldı. Buna göre, Tahran Emniyet Müdürlüğüne Elburz Emniyet Müdürü Abbas Ali Muhammediyan getirilirken Hüseyin Rahimi de Ekonomik Güvenlik Polisi Başkanı olarak atandı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile yaptığı görüşmede, Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçiliğine yapılan “hain saldırıyı en güçlü şekilde kınadıklarını” söyledi ve “Can Azerbaycan’ın her daim yanında olduklarını” aktardı.

Dışişleri Bakanlığından yapılan bilgilendirmeye göre, Bakan Çavuşoğlu, Azerbaycanlı mevkidaşı Bayramov ile telefonda görüştü.

Bakan Çavuşoğlu, saldırıda hayatını kaybeden Büyükelçilik görevlisi için başsağlığı, yaralılara acil şifa diledi.

Çavuşoğlu, Twitter’dan yaptığı paylaşımda da “Can Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçiliğine yapılan hain saldırıyı lanetliyorum. Şehit kardeşimize Allah’tan rahmet, yakınları ile Azerbaycan halkına başsağlığı, yaralananlara acil şifalar diliyorum. Azerbaycan, hiçbir zaman yalnız değildir” dedi.

Dağlık Karabağ ve İsrail gerginliği

Sınır komşusu iki ülke arasındaki ilişkilerde Dağlık Karabağ meselesi nedeniyle uzun süredir gergin. Gerginliğin arkasında genel olarak İran’ın Ermenistan’la; Azerbaycan’ın da İsrail’le olan ilişkileri yatıyor.

Dağlık Karabağ bölgesinde Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki çatışmalarda Tahran yönetiminin Erivan’a yakın durması Bakü’yü kızdırıyor. İran Ekim ayında Azerbaycan sınırı yakınlarında bir askeri tatbikat başlatarak, İslam Cumhuriyeti’ni sarsan ülke çapındaki protestoların ortasında savaş gücünü gösterdi.

Öte yandan Azerbaycan, Tahran’ın bölgedeki en büyük düşmanlarından biri olarak gördüğü İsrail ile de yakın ilişkiler içinde. Azerbaycan’ın İsrail’le silah ve askeri anlaşmalar yapması ve son olarak Tel Aviv’e büyükelçi ataması İran’ın tepkisine neden oluyor.

İran, ülkenin kuzeyinde yaşayan Azeri halkın Tahran’a karşı ayaklanmasından da endişe duyuyor.

Paylaşın

AB’den İran’a Yeni “Mahsa Amini” Yaptırımları

Mahsa Amini’nin ölümü sonrası düzenlenen gösterilere yönelik müdahaledeki rolleri nedeniyle Avrupa Birliği’nden (AB) İranlı 18 kişi ve 19 kuruluşa yaptırım uygulama kararı geldi. Son yaptırımlarla birlikte AB’nin kısıtlayıcı tedbir uyguladığı İranlı kişi sayısı 164, kuruluş sayısı 31’e çıktı.

Yaptırım uygulanacak kişiler arasında İran Gençlik ve Spor Bakanı Seyid Hamid Hazaveh Seccadi, bazı milletvekilleri, bazı illerin valileri, devlet medyasının çalışanları ile İran Devrim Muhafızları Ordusunun bazı üst düzey yetkilileri bulunuyor.

Listede İran Devrim Muhafızları Ordusunun ülkenin bazı bölgelerindeki birimleriyle İran Özel Polis Kuvvetleri ve güvenlik hizmeti veren bazı şirketler de yer alıyor.

Yaptırımlar AB’ye seyahat yasağı, varlıkların dondurulması ve bu kişi ve kuruluşlara fon sağlanmasının yasaklanmasından oluşuyor. Ayrıca halka baskı aracı olarak kullanılabilecek bazı malzemelerin ve takip cihazlarının da İran’a satışı yasaklanıyor.

Mahsa Amini isimli 22 yaşındaki Kürt kadının 16 Eylül’de “ahlak polisi” sorgusunda hayatını kaybetmesi sonrası patlak veren ve İran rejimi karşıtı gösterilere dönüşen eylemlere milyonlarca kişi katıldı. Olaylar sırasında İran güvenlik güçlerinin açtığı ateşte 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Türk Ressam İsmail Yıldırım’dan “Mahsa Amini” Anısına Paris’te Sergi

Paris’te yaşayan Türk ressam İsmail Yıldırım, İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’ hatırasına adadığı resim sergisi açtı.

İsmail Yıldırım, Paris’in Belleville mahallesindeki atölyesinde açtığı sergiye İranlı kadınların sloganı olan “Kadın, Hayat ve Özgürlük” adını verdi.

VOA Türkçe’den Arzu Çakır’a konuşan Yıldırım, “Bu slogan Mahsa Amini’nin ölmesinden sonra Paris sokaklarında sık sık karşıma çıktı. Slogan çok hoşuma gitti. Sade ama vurucuydu: Hayat, kadın ve özgürlük. Müthiş güzel bir slogan” diye konuştu.

İsmail Yıldırım, sergilediği tablolarında Türk kilim desenlerinden hayat ağacı motifi ile kadının saçını birleştirerek, kadının anne olması nedeniyle de aslında “hayat” anlamına gelen doğasını anlatmak istediğini dile getiriyor. Ancak kadının yaşadığı acılara verdiği farklı tepkilere de dikkat çekiyor. Yıldırım’a göre kadın acı karşısında kah “isyan” ediyor, kah kaderine razı olarak “tevekkül” ediyor.

“İsyan ve tevekkül” ikilemi

Ressam Yıldırım, “Burada sergilediğim kadın portrelerinde bir ikilem var. Buna “dualite” de diyebiliriz Fransızca’da. İkilem şu: Bir tevekkül edenler var, bir de isyan eden var. Bu resimlerde haykıran isyan eden kadınlar ile, acısını gömüp tevekkül eden kadınlar yan yana. Mahsa Amini isyancı bir kızdı. O yüzden onu çığlık çığlığa çizdim. Ama örneğin Soma maden ocağında eşi ölen kadını, balıkçı kocasının dönüşünü tevekkülle bekleyen kadını sakin bir bekleyiş içinde çizdim” diyor.

İsmail Yıldırım’ın Belleville’deki atölyesinde düzenlediği sergiye katılım yoğundu. Haykıran, çığlık atan, saçları, elleri kana bulanan kadın portreleri ziyaretçileri de sarstı. İsmail Yıldırım’ın eserlerini yıllardır izlediğini söyleyen Christine adlı ziyaretçi, uzun uzun izlediği tablolara ilişkin, “İsmail’in bu konuya eğilmesine çok sevindim. Son derece çarpıcı, rahatsız edici, güçlü imajlar. Saç, kan, boya, isyan bir arada. Son derece rahatsız edici ve güçlü. Sanatın, rahatsız eden yanını çok güçlü buluyorum” diye konuştu.

“Türk kadını rol modeli olabilir”

Ressam İsmail Yıldırım, İranlı Mahsa Amini’nin çığlığıyla, aslında Anadolu kadınının ve tüm kadınların çığlığını çizmek istediğini belirtiyor. Türkiye’nin ve Türk kadınının bu coğrafyada önemli bir misyonu olduğuna inanıyor:

“Mahsa Amini ve İranlı kadınların direnişinden yola çıktım ama şimdi babasının 6 yaşında evlendirdiği kız çocuğunu nasıl unuturuz. Türkiye’de ve başka coğrafyalarda şiddet altında öldürülen kadınları nasıl unuturuz. Gerek bizde, gerek İran’da gerek o coğrafyadaki insanlarda, bütün kadınlar için çizdim.”

Türk kadınının bölgesinde farklı bir rol üstlendiğine de inanan ressam İsmail Yıldırım, “Ben Türkiye’nin diğerlerine göre, bu coğrafyada bir adım önde olduğuna inanırım. Yani Türkiye; İran’a, Suriye’ye, Irak’a, kadın hareketinde bir rol model olabilir diye düşünüyorum. Belki naif bulacaksınız ama her zaman böyle bir umut içindeyim. Özelde Türk kadınlarına ama genelde tüm kadınlara güçlü bir inanç taşıyorum” diye konuştu.

40 yıldır Paris’te

Türk ressam ve heykeltıraş İsmail Yıldırım 1954 yılında Konya’da doğdu, 1982’den beri Paris’te yaşıyor. Yaklaşık 40 yıldır Paris’te resim ve heykel yapan Yıldırım, “Kendi zamanının bir sanatçısı olduğunu” söylüyor. Yıldırım, resim tarzını ise, “herhangi bir dekoratif cazibeye kapılmadan, vurucu bir estetik, isyancı bir güzellik ve derin bir karanlık” sözleriyle tanımlıyor.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Hayatını Kaybedenlerin Sayısı 524’e Yükseldi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda şu ana kadar en az 524 kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

Haber Merkezi / Tahran merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), Mahsa Amini protestoları sırasında hayatını kaybeden ve gözaltına alınıp tutuklanan kişilerle ilgili güncel verileri paylaştı.

Buna göre, protestoların başladığı 17 Eylül 2022’den bu yana İran’da toplam bin 255 protesto gösterisi düzenlendi. Protestolar sırasında toplam 524 kişi hayatını kaybederken, bu kişilerin 71’i çocuktu.

HRANA verileri, protestolar sırasında 68 “rejim kuvveti” mensubunun da hayatını kaybettiğini ortaya koydu.

HRANA’ya göre, 15 Ocak itibariyle protestolarla bağlantılı olarak toplam 19 bin 401 kişi gözaltına alındı ve/veya tutuklandı. Bu kişilerin 713’ü öğrenciydi.

Protestolarla bağlantılı olarak 724 kişinin mahkemelerce mahkum edildiğini ve toplam 11 bin 721 ay hapis cezası verildiğini kaydeden HRANA, şimdiye kadar dört protestocunun idam edildiğini hatırlattı.

Buna göre, 107 protestocu da idam cezası alma riskiyle karşı karşıya.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın