Çin, Tüm Dünyadan Daha Fazla Çelik Üretiyor

Gelişmişliğin bir göstergesi olan, ekonomik ve endüstriyel açıdan önemli kabul edilen çelik, dünya genelinde, köprü, bina ve diğer altyapı inşasında kullanılan önemli bir bileşendir.

Haber Merkezi / Çelik, aynı zamanda araç imalatı, gemi yapımı, makine imalatı, gübre imalatı gibi çeşitli sektörlerde de kullanılmaktadır.

Dünyanın en büyük çelik üreticisinin hangi ülke olduğunu biliyor musunuz? 

İlginç bir şekilde, dünyanın en büyük çelik üreticisi olan ülke, tek başına o kadar çok çelik üretiyor ki, tüm dünya bu kadarını üretemiyor.

World of Statistics, sosyal medya platformu Twitter’da maksimum çelik üretilen ülkelerin bir listesini yayınladı.

Bu liste Çin, Hindistan, Japonya, Amerika, Rusya, Güney Kore, Almanya, Türkiye, Brezilya ve İran gibi ülkeleri içeriyor.

Yayınlanan listeye göre Çin, çelik üretiminde ilk sırada yer alıyor. Çin, dünyadaki toplam çelik üretiminin yüzde 53,9’unu oluşturuyor.

Hindistan, listede ikinci sırada yer alıyor. Hindistan, çelik üretiminin yüzde 6,6’sı oluşturuyor.

ABD dördüncü sırada

Japonya yüzde 4,8 çelik üretimiyle üçüncü sırada yer alırken Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yüzde 4.3 çelik üretimiyle listede dördüncü sırada kendisine yer buluyor.

Rusya, dünyanın toplam çelik üretiminin yüzde 3,8’inin yapıldığı beşinci sırada yer alıyor.

Çelik nedir ve özellikleri?

Çeliğin en önemli özellikleri; şekillendirilebilirlik ve dayanıklılık, iyi bir akma ve çekme dayanımına sahip olması ve iyi bir ısıl iletkenliğinin olmasıdır.

Bu önemli özellikler kadar, paslanmaz çeliğin yüksek korozyon dayanımı, en önemli karakteristik özelliğidir.

Çelik Nasıl Yapılır?

En basit haliyle çelik, karbon ve demirin çok yüksek sıcaklıklarda (2600 ° F’nin üzerinde) karıştırılmasıyla yapılır. Birincil çelik üretimi , “pik demir” adı verilen bir üründen çelik oluşturur.

Pik demir, çelik için doğru olandan daha fazla karbon içeren cevherden elde edilen eritilmiş demirdir.

Çelik nasıl bir metaldir?

Çelik, demir elementi ile genellikle yüzde 0,02 ila yüzde 2,1 oranlarında değişen karbon miktarının bileşiminden meydana gelen bir alaşımdır. Çelik alaşımındaki karbon miktarları çeliğin sınıflandırılmasında etkin rol oynar.

Paylaşın

İran’da 5 Ayda 200’den Fazla Kişi İdam Edildi

Jîna Mahsa Amini gösterileri nedeniyle dün 3 kişinin idam edildiği İran’da kadınları fuhuş yaptırmak için başka ülkelere kaçırdığı iddia edilen bir şebekenin başındaki ismi idam edildi.

Uluslararası kuruluşlar tarafından sık sık eleştirilen İran’da 2023 yılı başından beri 200’den fazla kişi idam edildi.

Reuters’ın İran Yargı Erkine bağlı Mizan Haber Ajansı’na dayandırdığı habere göre; Yargı Erki, insan kaçakçılığı yapan bir şebekenin başında olduğu iddia edilen Şehruz Sohenveri’nin dün idam edildiğini duyurdu.

“Alex” lakabıyla bilinen Sohenveri’nin “fuhuş amacıyla insan ticareti şebekesi kurmak ve yönetmekle” suçlandığı ve 2020’de Interpol tarafından Malezya’da tutuklanarak İran’a iade edildiği belirtildi.

Sohenveri’nin , 2021’de yargılandığı mahkeme tarafından İran Ceza Kanunu’nda en ağır suçlardan biri olan “yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak” suçundan ölüm cezasına çarptırıldığı ve kararın kısa süre önce Yargıtay tarafından onandığı ifade edildi.

HRANA haber ajansı ise; aynı davada çok sayıda kadının da tutuklandığını ve ciddi suçlamalarla karşı karşıya kaldığını belirtti.

3 kişi daha idam edilmişti

İran benzer bir suçlamalarla iki yıl önce de iki kadını idama mahkum etmiş ancak sivil toplum kuruluşları ve LGBTİ+ örgütleri kadınların LGBTİ+ aktivisti olduklarını ve suçsuz olduğunu savunmuşlardı.

İran dün Jîna Mahsa Amini gösterileri sırasında İsfahan eyaletinde üç güvenlik görevlisinin öldürüldüğü olayla ilgili “devlete karşı savaş açmak (muharebe)” suçunu işledikleri iddiasıyla 3 kişi daha idam edildi.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: 3 Kişi Daha İdam Edildi

Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan protestolarla bağlantılı olduğu öne sürülen üç kişi daha idam edildi. İdam edilen 3 kişinin ülkede ‘terör örgütü’ kabul edilen Halkın Mücahitleri Örgütü ile bağlantılı oldukları iddia edildi.

Haber Merkezi / Salih Mirhaşimi, Mecid Kazımi ve Said Yakubi; “devlete karşı savaş açtıkları” iddiasıyla yargılandıkları davada Ocak ayında suçlu bulunmuşlardı. Yargıtay, karara yapılan itirazı reddetmiş ve 10 Mayıs’ta mahkumiyet kararlarını onamıştı.

Salih Mirhaşimi, Mecid Kazımi ve Said Yakubi’nin, İran’da “terör örgütü” kabul edilen Halkın Mücahitleri ile bağlantılı oldukları öne sürülmüştü.

Londra merkezli insan hakları kuruluşu Amnesty International’a (Uluslararası Af Örgütü) göre ise 3 ismin yargı süreci hızlandırıldı ve bu kişiler işkenceyle itirafa zorlandı. İran ise bu yöndeki suçlamaları reddediyor.

İran Ceza Kanunu’na göre, “bozgunculuk” ve “devlete karşı savaş açmak” gibi suçlarla itham edilenler ölüm cezası istemiyle yargılanıyor ve genellikle bu kişilerin haklarında idam kararları veriliyor.

Aralarında Uluslararası Af Örgütü’nün de bulunduğu insan hakları örgütlerinin verilerine göre İran, infaz edilen idam cezalarında Çin’in ardından dünyada ikinci sırada yer alıyor.

İnsan hakları örgütleri 2022’deki infaz sayısının bir önceki yıla göre yüzde 75 oranında arttığına işaret ederek bu yıl da şimdiye kadar 220 kişinin idam edildiğini bildirmişti.

Norveç ve Fransa merkezli iki insan hakları örgütü; “Iran Human Rights” ve “Together Against the Death Penalty”, Nisan ayında kamuoyuyla paylaştıkları ortak raporda, geçen yıl İran’da en az 582 kişinin idam edildiğini, bunun 2015 yılından bu yana kaydedilen en yüksek rakam olduğunu açıklamıştı. 2021’de idam sayısı 333 olarak kaydedilmişti.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk de bu ayın başında yaptığı açıklamada, İran’da infazların ulaştığı boyutu “korkunç” diye nitelendirmiş, ülkede haftada ortalama 10 kişinin idam edildiğine işaret etmişti.

Mahsa Amini Protestoları

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete giden 22 yaşındaki Mahsa Amini, erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlâk polisince gözaltına alınmıştı.

Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

İran devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Amini’nin akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olmadığını açıkladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak, görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti ise konuyla ilgili açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Amini’nin ahlâk polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Paylaşın

İran’da Her Altı Saatte Bir Kişi İdam Ediliyor

Ülkede her altı saatte bir kişinin idam edildiğini açıklayan İran İnsan Haklarını Koruma Komisyonu, yalnızca son 10 gün içinde 42 kişinin idam edildiğini bildirdi.

Haber Merkezi / İran’da uyuşturucu kaçakçılığı da dahil bir çok suç idamla cezalandırılırken, İran İnsan Hakları Komisyonu endişelerini dile getiriyor.

Öte yandan Uluslararası Af Örgütü 2022 yılında dünya çapında 20 ülkede 883 kişi hakkında verilen idam kararlarının infaz edildiğini açıkladı. Örgüt tarafından yayınlanan raporda söz konusu sayının, idamlarda son beş yılda rekor düzeyde artışa işaret ettiği belirtildi.

Salı günü Berlin’de küresel ölçekte idam cezası uygulamalarıyla ilgili açıklanan rapora göre, 2017 yılından bu yana infaz edilen idam cezaları 2022 yılında yeni bir zirveye ulaştı.

En çok infazın gerçekleştirildiği ülkeler Birleşik Arap Emirlikleri ve İran olarak kayıtlara geçti. İdamların yüzde 90’ı bu iki ülkede gerçekleştirildi. Çin, Kuzey Kore ve Vietnam’da idam cezalarına ilişkin verilerin devlet sırrı olarak değerlendirilmesinden dolayı bu ülkelerde uygulanan infazlar raporda yer almadı.

Rapora göre İran’da 2021 yılında gerçekleştirilen infaz sayısı 314 iken 2022 yılında bu sayı 574’e ulaştı. Birleşmiş Milletler’in rakamlarına göre ise İran’da bu yıl en az 209 kişi idam edildi. Rapora göre Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu sayı 2021 yılında 65 iken 2022 yılında196’ya ulaşarak üç katına yükseldi.

Bu rakam rekor bir artışla Uluslararası Af Örgütü tarafından son 30 yıl içinde kaydedilen en yüksek idam rakamı olarak kayda geçti. Yine Birleşik Arap Emirlikleri’nde geçtiğimiz yıl sadece bir gün içinde 84 insan infaz edilirken aynı günde 24 kişinin idam edildiği bir diğer ülke ise Mısır oldu.

ABD’de ise 2021’de 11 olan infaz sayısı 2022’de 18’e yükseldi.

Avrupa Birliği ülkelerine çağrı

Uluslararası Af Örgütü Almanya Genel Sekreter Yardımcısı Julia Duchrow Alman kamu televizyonu ZDF’e verdiği demeçte AB ülkelerinin idam cezalarına karşı daha net bir tutum sergilemesi için çağrıda bulundu.

İran’da “benzeri görülmemiş bir infaz dalgası” yaşandığını ifade eden Duchrow, geçen yıl genç Kürt kadını Mahsa Amini’nin öldürülmesinden sonra başlayan kitlesel protestolar şiddetle bastırılırken, en az dört göstericinin idam edildiğini söyledi. Duchrow, “Protestolarla bağlantılı olarak düzinelerce insan daha ölüm cezasına çarptırılma riski altında” dedi.

İran’da hakkında idam kararı verilen İran ve Alman vatandaşı Cemşit Şarmehd’ın cezasının her an infaz edilebileceğini belirten Duschrow, “Çok az zamanımız var. Bu yüzden Alman hükümetinin çok net bir tavır sergilemesine ihtiyacımız var” dedi. İş insanı Şarmehd Dubai’de 2020 yılında İran gizli servisi tarafından kaçırıldı ve hakkında terör suçu işlediği gerekçesiyle yargılandığı İran’da idam cezasına çarptırıldı.

Uluslararası Af Örgütü, idam cezasına çarptırılanların ağırlık olarak uyuşturucu suçlarından mahkum olduklarını bildirdi.

Paylaşın

Moskova’da Dörtlü Zirve: Şam, Normalleşme Şartlarını Yineledi

Rusya’nın başkenti Moskova’da Türkiye, Suriye, Rusya ve İran dışişleri bakanlarını bir araya getiren Dörtlü Dışişleri Bakanları Toplantısı sona erdi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez görüştü.

Haber Merkezi / Dörtlü zirve sonrası yapılan açıklamada ise görüşmelerin devam edeceği belirtildi.

Çavuşoğlu, toplantı sonrası yaptığı açıklamada “Terörle mücadelede iş birliği, geri dönüşlerin altyapısının iş birliği içinde sağlanması, siyasi sürecin ilerletilmesi ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguladık” ifadesini kullandı.

Suriye devlet ajansı SANA’nın aktardığına göre ise Mikdad, ‘Suriye’nin ana hedefinin topraklarındaki Türk kuvvetleri de dahil olmak üzere her türlü yasa dışı askeri varlığı sona erdirmek olduğunu’ yineledi. Mikdad, “Bu konuda ilerleme olmadan gerçek bir sonuca varmayacağız ve her durumda geri çekilme konusunda çalışmaya, talep etmeye ve ısrar etmeye devam edeceğiz” dedi.

Mikdad, şöyle devam etti: “Türk Dışişleri Bakanı’nın, Türk kuvvetlerinin çekilmesi durumunda oluşan boşluğu terör örgütlerinin dolduracağına ve bunun Türkiye’nin güvenliğini tehdit edeceğine dair açıklamalarını okudum. Bununla ilgili yorum yaparak, açıklığa kavuşturmak isterim ki, Türkiye’den Suriye’den güçlerini çekeceğine dair açık bir kamuoyu onayının alınmasını istiyoruz. Buna göre, bunu organize, koordineli ve üzerinde anlaşmaya varılmış bir şekilde uygulamak için pratik adımlar üzerinde anlaşmaya varılacaktır.’’

Dışişleri’nden açıklama

Toplantının ardından Dışişleri Bakanlığı’nın yayınladığı açıklamada ise, şu ifadelere yer verildi:

“Katılımcılar, 2254 sayılı BMGK Kararı ve ‘Astana Formatı’ çerçevesinde yayınlanan resmi bildiriler uyarınca, Suriye’nin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve terörizmin tüm biçim ve tezahürleriyle mücadeleye olan bağlılıklarını teyit ettiler. Suriyelilerin anavatanlarına gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşlerinin sağlanması ve ihtilaf sonrası yeniden inşanın kolaylaştırılması bakımından, Suriye’ye yönelik uluslararası yardımın artırılmasının taşıdığı önemin altı çizildi.

Katılımcılar ayrıca, Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkilerin ilerletilmesine yönelik olarak Dışişleri Bakan Yardımcılarını, dört ülkenin Savunma Bakanlıkları ve İstihbarat birimleri ile koordinasyon halinde bir yol haritası hazırlamaları hususunda talimatlandırmayı kararlaştırdılar.”

Normalleşme sürecinin ilk adımı 28 Aralık’ta atıldı

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atıldı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alındı.

Şam yönetimi, Türk birliklerinin çekilmesini istiyor

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirildi.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım oldu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtildi.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yineledi.

Erdoğan sinyalini vermişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin.

Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Rusya’dan Yol Haritası Önerisi

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye, Suriye, Rusya ve İran dışişleri bakanlarını bir araya getiren Dörtlü Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın basına açık kısmında yaptığı konuşmada, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için bir yol haritası hazırlanması gerektiğini söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov “Görevimiz daha ileri gelişmeler için ana hatları belirlemek” dedi. Lavrov “Bugün yapacağımız müzakerelerden çıkabilecek en iyi sonuç, bir dahaki Dörtlü Dışişleri Bakanları Toplantısı’na kadar Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için bir yol haritası taslak metnini hazırlayacak uzmanların görevlendirilmesi olacaktır” diye konuştu.

Sergey Lavrov,  hazırlanacak teklifin ardından Rusya, İran, Suriye ve Türkiye hükümet ve devlet başkanlarına sunulabileceğini belirtti. Lavrov, kesilen nakliye ve lojistik hatlarının onarılması konusunda Suriye ile Türkiye’nin müzakerelere başlaması ve “engel olmaksızın ticari ve ekonomik işbirliğini yeniden hayata geçirmesi” gerektiğini söyledi.

Lavrov’dan seçim mesajı

Türkiye’de 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine de değinen Lavrov seçimlerin adil ve şeffaf bir biçimde yapılacağından emin olduğunu söyledi. “Türk mevkidaşlarıma başarılı bir genel seçim diliyorum” diyen Lavrov “Seçimlerin adil ve şeffaf olacağından, Türk milletinin iradesini herhangi bir dış müdahale olmadan ifade etmesine imkan sağlayacağından eminim” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için bugün Moskova’da bir araya geldi.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedildi.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denildi.

Normalleşme sürecinin ilk adımı 28 Aralık’ta atıldı

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atıldı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alındı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirildi.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım oldu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtildi.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yineledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den İran’a ‘İdamları Durdurun’ Çağrısı

İran’ın dünyada idam cezasını en çok uygulayan ülkelerden biri olduğunu belirten BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İran’da bu yıl en az 209 kişinin idam edildiği bilgisini verdi ve idamların durdurulması çağrısı yaptı.

Volker Türk, İran’ın geçen yıl da 580 kişiyi idam ettiğini hatırlatarak, “Bu, özellikle idam cezasının evrensel olarak kaldırılmasına yönelik artan fikir birliği göz önünde bulundurulduğunda menfur bir rekor” değerlendirmesinde bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İranlı yetkililere, diğer birçok ülkenin yaptığı gibi idam cezasını kaldırması ve tüm infazları durdurması çağrısında bulundu.

Türk, yaptığı yazılı açıklamada, İran’da bu yıl en az 209 kişinin idam edildiğini, bu kişilerin genellikle uyuşturucu suçlarından mahkum olanlar ve azınlık mensubu kişiler olduğunu kaydetti.

“Hükümetin şeffaf olmaması nedeniyle infazların kesin sayısı bilinmiyor ve bu rakamların daha yüksek olması muhtemel” diyen Türk, İran’ın dünyada idam cezasını en çok uygulayan ülkelerden biri olduğunu belirtti.

Volker Türk, İran’ın geçen yıl da 580 kişiyi idam ettiğini hatırlatarak, “Bu, özellikle idam cezasının evrensel olarak kaldırılmasına yönelik artan fikir birliği göz önünde bulundurulduğunda menfur bir rekor” değerlendirmesinde bulundu.

“Sosyal medya paylaşımından”

İran’da dün “dini değerlere hakaret ettikleri” gerekçesiyle 2 kişi idam edildi.

İranlı Öğrenciler Haber Ajansına (ISNA) göre, yargı güçlerinden yapılan yazılı açıklamada, Sadrullah Fazıli Zari ve Yusuf Mihrdad hakkında verilen idam cezaları ve infazına ilişkin detaylar paylaşıldı.

Açıklamada, Zari ve Mihrdad’ın, Peygamber Muhammed’e ve kutsal değerlere hakaret ettikleri, bu konuda onlarca sosyal medya hesabı üzerinden faaliyet yürüttükleri belirtildi.

Ayrıca Zari’nin Kuran’ı yaktığına dair görüntüleri de sosyal medyadan paylaştığı ileri sürüldü.

Norveç merkezli sivil toplum kuruluşu İran İnsan Hakları (IHR), geçen yıl yayınladığı bir raporda 2022 yılında 1 Ocak-30 Haziran tarihleri arasında İran’da 251 kişinin asıldığı belirtilerek, bu rakamın geçen yılın ilk yarısında 117 olduğu bildirilmişti.

Uluslararası Af Örgütü’nün ölüm cezasına ilişkin yıllık raporunda, İran’da 2021’de infaz sayısının yüzde 28 artarak 314’e yükseldiği aktarılmıştı.

Paylaşın

İran, Dini Değerlere Hakaret Gerekçesiyle 2 Kişiyi Daha İdam Etti

İran’da dini değerlere hakaret ettikleri gerekçesiyle Sadrullah Fazıli Zari ve Yusuf Mihrdad hakkında verilen idam cezaları bu sabah infaz edildi. İran’da 2021’de infaz sayısının yüzde 28 artarak 314’e yükseldiği aktarılmıştı.

Norveç merkezli sivil toplum kuruluşu İran İnsan Hakları (IHR), geçen yıl yayınladığı bir raporda 2022 yılında 1 Ocak-30 Haziran tarihleri arasında İran’da 251 kişinin asıldığı belirtilerek, bu rakamın geçen yılın ilk yarısında 117 olduğu bildirilmişti.

İran’da dini değerlere hakaret ettikleri gerekçesiyle 2 kişi idam edildi.

İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’na (ISNA) göre, Yargı Erki tarafından yapılan yazılı açıklamada, Sadrullah Fazıli Zari ve Yusuf Mihrdad hakkında verilen idam cezaları ve infazına ilişkin detaylar paylaşıldı.

Açıklamada, Zari ve Mihrdad’ın, Hazreti Muhammed’e ve kutsal değerlere hakaret ettikleri, ateizmi savundukları bu konuda onlarca sosyal medya hesabı üzerinden faaliyet yürüttükleri belirtildi.

Ayrıca Zari’nin Kur’an-ı Kerim’i ateşe verdiğine dair görüntüleri de sosyal medyadan paylaştığı kaydedildi.

Söz konusu 2 kişi hakkında verilen idam cezalarının bu sabah infaz edildiği aktarıldı.

Norveç merkezli sivil toplum kuruluşu İran İnsan Hakları (IHR), geçen yıl yayınladığı bir raporda 2022 yılında 1 Ocak-30 Haziran tarihleri arasında İran’da 251 kişinin asıldığı belirtilerek, bu rakamın geçen yılın ilk yarısında 117 olduğu bildirilmişti.

Uluslararası Af Örgütü’nün ölüm cezasına ilişkin yıllık raporunda, İran’da 2021’de infaz sayısının yüzde 28 artarak 314’e yükseldiği aktarılmıştı.

(Kaynak: Eurnews Türkçe)

Paylaşın

İran, İsveç Vatandaşı Habib Chaab’ı İdam Etti

İran, “çok sayıda bombalama ve terör operasyonu planlamak ve gerçekleştirmek” suçlamalarını yönelttiği İran asıllı İsveç vatandaşı Habib Feracullah Chaab isimli kişiyi idam etti. İran, Chaab’ın 2020 yılında Türkiye’de yakalandığını açıklamıştı.

Çifte vatandaşlığı bulunan ve aynı zamanda İsveç vatandaşı olan Chaab’la ilgili olarak İsveç hükümeti de bir açıklama yaptı ve kendilerinin, idamın infaz edilmemesi için İran’a başvuruda bulunduklarını dile getirdi.

Son dönemde İsveç ve İran ilişkileri, İsveç’in 1988 yılında İran’da siyasi mahkumların toplu infazı hakkında karar veren eski bir İranlı yöneticiyi yargılayıp ömür boyu hapis cezası vermesi üzerine gerilmişti.

İran, 2018 yılındaki askeri geçit törenine düzenlenen ve 25 kişinin öldüğü saldırıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle, İran asıllı bir İsveç vatandaşını bugün asarak idam etti.

Yapılan açıklamada, Habib Feracullah Chaab isimli kişinin şeriat yasaları uyarınca “dünyada yolsuzluk yapmak” suçlamasıyla cezalandırıldığı ve asıldığı belirtildi.

Chaab, 2022 yılında hakim karşısına çıkarıldığında kendisine, İran’ın güneybatısındaki petrol zengini Huzistan eyaletinde ayrı bir devlet isteyen Arabistan Mücadele Hareketi’ni yönetmek ve “çok sayıda bombalama ve terör operasyonu planlamak ve gerçekleştirmek” suçlamaları yöneltildi.

İran, Chaab’ın 2020 yılında Türkiye’de yakalandığını açıklamış ancak bu operasyona dair detay paylaşmamıştı.

Çifte vatandaşlığı bulunan ve aynı zamanda İsveç vatandaşı olan Chaab’la ilgili olarak İsveç hükümeti de bir açıklama yaptı ve kendilerinin, idamın infaz edilmemesi için İran’a başvuruda bulunduklarını dile getirdi.

İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom yaptığı açıklamada “İdam cezası, insanlık dışı ve geri döndürülemez bir cezalandırma yöntemi olduğu için İsveç diğer AB ülkeleriyle birlikte bu kararı kınıyor” dedi.

Son dönemde İsveç ve İran ilişkileri, İsveç’in 1988 yılında İran’da siyasi mahkumların toplu infazı hakkında karar veren eski bir İranlı yöneticiyi yargılayıp ömür boyu hapis cezası vermesi üzerine gerilmişti.

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: Şam: TSK’nın Çekilmesi Görüşüldü

Suriye Savunma Bakanlığı, Rusya’nın Başkenti Moskova’da gerçekleştirilen dörtlü toplantıda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye topraklarından çekilmesi ve “M4” otoyolunun açılmasına ilişkin anlaşmanın uygulanmasının görüşüldüğünü açıkladı.

Haber Merkezi / Suriye Savunma Bakanlığı, Türkiye, Rusya, İran ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının Rusya’nın başkenti Moskova’da gerçekleştirdiği toplantıya ilişkin açıklama yaptı.

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’nın haberine göre, açıklamada, “Toplantıda, Türk kuvvetlerinin Suriye topraklarından çekilmesi konusunun yanı sıra M4 yolu [Lazkiye-Halep] olarak bilinen uluslararası karayolu üzerindeki anlaşmanın uygulanması görüşüldü” denildi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, İran Savunma Bakanı Mohammad Reza Aştiyani ve Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ile Rusya, İran ve Suriye istihbarat başkanları Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya gelmişti.

Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada görüşülen konular arasında Suriye’deki güvenlik durumunun iyileşmesi, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için atılabilecek adımlar, Suriye’deki tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele ve mültecilerin ülkelerine dönüşü gibi başlıklar olduğu belirtilmişti.

Bakanlık “Taraflar Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit etmişlerdir. Yapıcı havada geçen toplantı sonucunda, Suriye’de ve bir bütün olarak bölgede istikrarın temin edilmesi ve sürdürülmesi için dörtlü formattaki toplantıların devamının önemi vurgulanmıştır” ifadelerini kullanılmıştı.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada da “Dört ülke Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaya ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine hızla dönmesi için yapılan çalışmaları yoğunlaştırmaya bağlılıklarını bildirdi” ifadeleri yer almıştı.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Suriye, Türkiye, İran ve Rusya dışişleri bakan yardımcılarının, Suriye savaşı sırasında yıllarca süren düşmanlıkların ardından Ankara ve Şam arasındaki temasları geliştirmek için Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirilmişti.

Paylaşın