Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçiliğine Silahlı Saldırı: 1 Ölü, 2 Yaralı

İran’ın başkenti Tahran’daki Azerbaycan Büyükelçiliği’ne silahlı saldırı düzenlendi. Kalaşnikof tüfekli saldırgan, kontrol noktasını aşıp, koruma müdürünü öldürdü. Saldırıyı önlemeye çalışan büyükelçiliğin iki güvenlik görevlisi de yaralandı.

Haber Merkezi / Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığını belirtti.

İran’ın Fars Haber Ajansı’nın aktardığına göre, Tahran Polis Müdürü Hüseyin Rahimi de sabah saatlerinde başkent Tahran’da meydana gelen silahlı saldırıyla ilgili bilgi vererek saldırganın yakalandığını açıkladı.

Saldırganın yakalandığını aktaran Tahran Polis Müdürü, “Saldırgan iki küçük çocukla binaya giriyor. İlk belirlemelere göre saldırıyı şahsi ve ailevi sorunlar nedeniyle düzenlediği belirlendi” dedi.

Tasnim Haber Ajansı da, Tahran Emniyet Müdürü’ne dayandırdığı haberinde, zanlının elçiliğe yanındaki iki küçük çocukla birlikte gittiğini ve saldırının “kişisel nedenlerle” düzenlenmiş olabileceğini belirtti.

Saldırının ardından Tahran Emniyet Müdürü görevden alındı. İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’nın aktardığında göre, İran Emniyet Genel Müdürü Ahmed Rıza Radan, Tahran Emniyet Müdürü Hüseyin Rahimi’yi görevden aldı. Buna göre, Tahran Emniyet Müdürlüğüne Elburz Emniyet Müdürü Abbas Ali Muhammediyan getirilirken Hüseyin Rahimi de Ekonomik Güvenlik Polisi Başkanı olarak atandı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile yaptığı görüşmede, Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçiliğine yapılan “hain saldırıyı en güçlü şekilde kınadıklarını” söyledi ve “Can Azerbaycan’ın her daim yanında olduklarını” aktardı.

Dışişleri Bakanlığından yapılan bilgilendirmeye göre, Bakan Çavuşoğlu, Azerbaycanlı mevkidaşı Bayramov ile telefonda görüştü.

Bakan Çavuşoğlu, saldırıda hayatını kaybeden Büyükelçilik görevlisi için başsağlığı, yaralılara acil şifa diledi.

Çavuşoğlu, Twitter’dan yaptığı paylaşımda da “Can Azerbaycan’ın Tahran Büyükelçiliğine yapılan hain saldırıyı lanetliyorum. Şehit kardeşimize Allah’tan rahmet, yakınları ile Azerbaycan halkına başsağlığı, yaralananlara acil şifalar diliyorum. Azerbaycan, hiçbir zaman yalnız değildir” dedi.

Dağlık Karabağ ve İsrail gerginliği

Sınır komşusu iki ülke arasındaki ilişkilerde Dağlık Karabağ meselesi nedeniyle uzun süredir gergin. Gerginliğin arkasında genel olarak İran’ın Ermenistan’la; Azerbaycan’ın da İsrail’le olan ilişkileri yatıyor.

Dağlık Karabağ bölgesinde Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki çatışmalarda Tahran yönetiminin Erivan’a yakın durması Bakü’yü kızdırıyor. İran Ekim ayında Azerbaycan sınırı yakınlarında bir askeri tatbikat başlatarak, İslam Cumhuriyeti’ni sarsan ülke çapındaki protestoların ortasında savaş gücünü gösterdi.

Öte yandan Azerbaycan, Tahran’ın bölgedeki en büyük düşmanlarından biri olarak gördüğü İsrail ile de yakın ilişkiler içinde. Azerbaycan’ın İsrail’le silah ve askeri anlaşmalar yapması ve son olarak Tel Aviv’e büyükelçi ataması İran’ın tepkisine neden oluyor.

İran, ülkenin kuzeyinde yaşayan Azeri halkın Tahran’a karşı ayaklanmasından da endişe duyuyor.

Paylaşın

AB’den İran’a Yeni “Mahsa Amini” Yaptırımları

Mahsa Amini’nin ölümü sonrası düzenlenen gösterilere yönelik müdahaledeki rolleri nedeniyle Avrupa Birliği’nden (AB) İranlı 18 kişi ve 19 kuruluşa yaptırım uygulama kararı geldi. Son yaptırımlarla birlikte AB’nin kısıtlayıcı tedbir uyguladığı İranlı kişi sayısı 164, kuruluş sayısı 31’e çıktı.

Yaptırım uygulanacak kişiler arasında İran Gençlik ve Spor Bakanı Seyid Hamid Hazaveh Seccadi, bazı milletvekilleri, bazı illerin valileri, devlet medyasının çalışanları ile İran Devrim Muhafızları Ordusunun bazı üst düzey yetkilileri bulunuyor.

Listede İran Devrim Muhafızları Ordusunun ülkenin bazı bölgelerindeki birimleriyle İran Özel Polis Kuvvetleri ve güvenlik hizmeti veren bazı şirketler de yer alıyor.

Yaptırımlar AB’ye seyahat yasağı, varlıkların dondurulması ve bu kişi ve kuruluşlara fon sağlanmasının yasaklanmasından oluşuyor. Ayrıca halka baskı aracı olarak kullanılabilecek bazı malzemelerin ve takip cihazlarının da İran’a satışı yasaklanıyor.

Mahsa Amini isimli 22 yaşındaki Kürt kadının 16 Eylül’de “ahlak polisi” sorgusunda hayatını kaybetmesi sonrası patlak veren ve İran rejimi karşıtı gösterilere dönüşen eylemlere milyonlarca kişi katıldı. Olaylar sırasında İran güvenlik güçlerinin açtığı ateşte 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Türk Ressam İsmail Yıldırım’dan “Mahsa Amini” Anısına Paris’te Sergi

Paris’te yaşayan Türk ressam İsmail Yıldırım, İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’ hatırasına adadığı resim sergisi açtı.

İsmail Yıldırım, Paris’in Belleville mahallesindeki atölyesinde açtığı sergiye İranlı kadınların sloganı olan “Kadın, Hayat ve Özgürlük” adını verdi.

VOA Türkçe’den Arzu Çakır’a konuşan Yıldırım, “Bu slogan Mahsa Amini’nin ölmesinden sonra Paris sokaklarında sık sık karşıma çıktı. Slogan çok hoşuma gitti. Sade ama vurucuydu: Hayat, kadın ve özgürlük. Müthiş güzel bir slogan” diye konuştu.

İsmail Yıldırım, sergilediği tablolarında Türk kilim desenlerinden hayat ağacı motifi ile kadının saçını birleştirerek, kadının anne olması nedeniyle de aslında “hayat” anlamına gelen doğasını anlatmak istediğini dile getiriyor. Ancak kadının yaşadığı acılara verdiği farklı tepkilere de dikkat çekiyor. Yıldırım’a göre kadın acı karşısında kah “isyan” ediyor, kah kaderine razı olarak “tevekkül” ediyor.

“İsyan ve tevekkül” ikilemi

Ressam Yıldırım, “Burada sergilediğim kadın portrelerinde bir ikilem var. Buna “dualite” de diyebiliriz Fransızca’da. İkilem şu: Bir tevekkül edenler var, bir de isyan eden var. Bu resimlerde haykıran isyan eden kadınlar ile, acısını gömüp tevekkül eden kadınlar yan yana. Mahsa Amini isyancı bir kızdı. O yüzden onu çığlık çığlığa çizdim. Ama örneğin Soma maden ocağında eşi ölen kadını, balıkçı kocasının dönüşünü tevekkülle bekleyen kadını sakin bir bekleyiş içinde çizdim” diyor.

İsmail Yıldırım’ın Belleville’deki atölyesinde düzenlediği sergiye katılım yoğundu. Haykıran, çığlık atan, saçları, elleri kana bulanan kadın portreleri ziyaretçileri de sarstı. İsmail Yıldırım’ın eserlerini yıllardır izlediğini söyleyen Christine adlı ziyaretçi, uzun uzun izlediği tablolara ilişkin, “İsmail’in bu konuya eğilmesine çok sevindim. Son derece çarpıcı, rahatsız edici, güçlü imajlar. Saç, kan, boya, isyan bir arada. Son derece rahatsız edici ve güçlü. Sanatın, rahatsız eden yanını çok güçlü buluyorum” diye konuştu.

“Türk kadını rol modeli olabilir”

Ressam İsmail Yıldırım, İranlı Mahsa Amini’nin çığlığıyla, aslında Anadolu kadınının ve tüm kadınların çığlığını çizmek istediğini belirtiyor. Türkiye’nin ve Türk kadınının bu coğrafyada önemli bir misyonu olduğuna inanıyor:

“Mahsa Amini ve İranlı kadınların direnişinden yola çıktım ama şimdi babasının 6 yaşında evlendirdiği kız çocuğunu nasıl unuturuz. Türkiye’de ve başka coğrafyalarda şiddet altında öldürülen kadınları nasıl unuturuz. Gerek bizde, gerek İran’da gerek o coğrafyadaki insanlarda, bütün kadınlar için çizdim.”

Türk kadınının bölgesinde farklı bir rol üstlendiğine de inanan ressam İsmail Yıldırım, “Ben Türkiye’nin diğerlerine göre, bu coğrafyada bir adım önde olduğuna inanırım. Yani Türkiye; İran’a, Suriye’ye, Irak’a, kadın hareketinde bir rol model olabilir diye düşünüyorum. Belki naif bulacaksınız ama her zaman böyle bir umut içindeyim. Özelde Türk kadınlarına ama genelde tüm kadınlara güçlü bir inanç taşıyorum” diye konuştu.

40 yıldır Paris’te

Türk ressam ve heykeltıraş İsmail Yıldırım 1954 yılında Konya’da doğdu, 1982’den beri Paris’te yaşıyor. Yaklaşık 40 yıldır Paris’te resim ve heykel yapan Yıldırım, “Kendi zamanının bir sanatçısı olduğunu” söylüyor. Yıldırım, resim tarzını ise, “herhangi bir dekoratif cazibeye kapılmadan, vurucu bir estetik, isyancı bir güzellik ve derin bir karanlık” sözleriyle tanımlıyor.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Hayatını Kaybedenlerin Sayısı 524’e Yükseldi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda şu ana kadar en az 524 kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

Haber Merkezi / Tahran merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), Mahsa Amini protestoları sırasında hayatını kaybeden ve gözaltına alınıp tutuklanan kişilerle ilgili güncel verileri paylaştı.

Buna göre, protestoların başladığı 17 Eylül 2022’den bu yana İran’da toplam bin 255 protesto gösterisi düzenlendi. Protestolar sırasında toplam 524 kişi hayatını kaybederken, bu kişilerin 71’i çocuktu.

HRANA verileri, protestolar sırasında 68 “rejim kuvveti” mensubunun da hayatını kaybettiğini ortaya koydu.

HRANA’ya göre, 15 Ocak itibariyle protestolarla bağlantılı olarak toplam 19 bin 401 kişi gözaltına alındı ve/veya tutuklandı. Bu kişilerin 713’ü öğrenciydi.

Protestolarla bağlantılı olarak 724 kişinin mahkemelerce mahkum edildiğini ve toplam 11 bin 721 ay hapis cezası verildiğini kaydeden HRANA, şimdiye kadar dört protestocunun idam edildiğini hatırlattı.

Buna göre, 107 protestocu da idam cezası alma riskiyle karşı karşıya.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Can Kaybı 522’e Yükseldi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolarda şu ana kadar en az 522 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Haber Merkezi / Protestolardaki can kaybına ilişkin veri, ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) tarafından yayımlandı. Ajans, gösterilerde ölenlerin 70’inin 18 yaşın altında olduğunu bildirdi. Hayatını kaybeden 522 kişi arasında 68 de polis ve güvenlik görevlisi bulunuyor.

HRANA, protestolarda yaklaşık 20 bin kişinin tutuklandığını belirtti. Bu kişilerden 110’una yönelik suçlamaların İran’daki yasalara göre idama varan cezalar öngördüğü ifade edildi.

İran’da Eylül ayı ortasında Amini’nin ölümüyle başlayan ve kısa sürede iktidar karşıtı gösterilere dönüşerek ülke geneline yayılan protestolara on binlerce kişi katıldı. Protestolar sırasında İran genelinde 160’ı aşkın kentte gösteri düzenlendi.

İran, protestolardaki can kaybı ve tutuklama sayılarına ilişkin resmi bir açıklama yapmıyor. Rejim, HRANA tarafından açıklanan verileri de şu ana kadar yalanlamadı.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

İran, Casusluk Suçlamasıyla Bir Kişiyi Daha İdam Etti

2019 yılında “İngiltere için ajanlık yaptığı” suçlamasıyla tutuklanan İran’ın eski savunma bakan yardımcısı Ali Rıza Akbari, idam edildi. Akbari, hakkındaki iddiaları reddetmişti.

İran yargısının resmi internet sitesi Mizan, cumartesi günü yayımladığı haberde Ali Rıza Akbari’nin asılarak idam edildiğini belirtse de tam bir tarih veya yer bilgisi paylaşmadı.

Haber, İran’ın Akbari’ye ait, zorla konuşturulduğu anlaşılan bir “itiraf videosunun” yayımlanmasının ardından paylaşıldı. Videonun paylaşılmasıyla birlikte İran İstiharat Bakanlığı da, Akbari için “İngiltere’nin İran’daki en önemli ajanlarından biri” ifadelerini kullanmıştı.

İngiltere hafta başından bu yana yaptığı açıklamalarda Alireza Akbar’ın casuslukla suçlanması ve idam cezası kararı verilmesinin tamamen siyasi bir karar olduğunu ve Akbari’nin derhal serbest bırakılması gerektiğini dile getiriyordu.

İdamın infazının ardından İngiltere Başbakanı Rishi Sunak da yaptığı açıklamada, idam cezasının uygulanmasının kendisini dehşete düşürdüğünü söyledi ve “kendi halkı ve insan haklarına saygı duymayan barbar rejimin korkakça bir eylemi”olarak nitelendirdi.

İran Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarını geçen Mizan haber ajansı, Alireza Akbari’nin idam edildiğini duyurdu ancak infazın nerede gerçekleştiğine dair herhangi bir detay bilgi paylaşmadı.

Mizan ajansının haberinde “Alireza Akbari, yolsuzluk ve ülkenin iç ve dış güvenliğinine karşı İngiliz hükümeti istihbarat servisi için casusluk yaptığı gerekçesiyle idam cezasına çarptırıldı ve cezası infaz edildi” ifadelerine yer verdi. Mizan ayrıca Akbari’nin casusluk faaliyetleri kapsamında 1 milyon 805 bin Euro, 265 bin İngiliz sterlini ve 50 bin dolar aldığını iddia etti.

İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin Farsça yayın servisi Çarşamba günü Akbari’nin bir ses kaydını yayınladı. Ses kaydından Akbari, kendisine işkence yapıldığını ve üzerine atılı suçları kabul etmesinin istendiğini anlatıyordu.

Akbari yayınlanan ses kaydında “3500 saat süren işkencelerle bana ilaçlar verdiler psikolojik ve fiziksel şiddet uygulayarak irademi elimden aldı ve beni delirmenin eşiğine getirdiler. Silah zoruyla ve ölüm tehditleriyle yalan itiraflarda bulunmaya zorladılar” ifadelerini kullandı.

İran asıllı İngiliz vatandaşı Alireza Akbari’nin idam edilmesi, nükleer anlaşma, son dönemde ülkedeki protestolara yönelik sert uygulamalar gibi batıyla İran arasında yaşanan sorunlara bir yenisi olarak eklenecek gibi duruyor.

İran devlet medyasıysa Perşembe günü yayınladığı bir görüntülü haberde Alireza Akbari’yi süper casus olarak nitelendirirken Akbari’nin 2020 yılında İran nükleer programının üst düzey yöneticisi Mohsen Fakhrizadeh’nin suikaste uğramasından da sorumlu olduğu iddia edildi.

İran’da genelde üst düzey yöneticilerin idam edilmesi gibi bir duruma pek rastlanmıyor. Bunun son örneklerinden biri 1984 yılında İran Deniz Kuvvetleri Kumandanı Bahram Afzali olmuş bu kişi de Sovyetler Birliği adına casusluk yapmakla suçlanarak idam edilmişti.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Üç İdam Cezası Daha

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolara katılan üç kişi hakkında daha “Allah’a savaş açmak” suçlamasıyla idam cezasına çarptırıldı.

Tahran, son idam kararlarıyla göstericilere yönelik sert baskıları konusunda artan uluslararası eleştirilere meydan okudu. İran, tutuklamalardan sadece haftalar sonra uygulamaya başladığı infazların gösterileri önemli ölçüde yavaşlatması üzerine, ülkedeki protestoları bastırma girişimleri kapsamında Cumartesi günü iki kişiyi daha astı.

İran yargısına bağlı Mizan Haber Ajansı, İsfahan’ın merkezindeki hükümet karşıtı protestolar sırasında gönüllü Besic milislerinin üyelerini öldürdükleri iddiasıyla mahkum edilen Salih Mirhaşemi, Mecid Kazımi ve Seyidd Yakubi’nin temyize gidebileceklerini belirtti.

Devrim Muhafızları’na bağlı Besic güçleri, 16 Eylül’de 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin İran ahlak polisi tarafından gözaltında tutulurken ölmesinin ardından başlayan gösterilerin bastırılmasında ön saflarda yer aldı.

Papa’dan kınama

Öte yandan Vatikan bugün İran’ı, kadınlara daha fazla saygı gösterilmesini talep eden göstericilere karşı ölüm cezası uyguladığı için kınadı.

Katolikler’in ruhani lideri Papa Francis, “Kadınların onuruna daha fazla saygı gösterilmesini talep eden son gösterilerin ardından İran’da bugünlerde olduğu gibi ölüm cezasının uygulanmaya devam ettiği yerlerde yaşam hakkı da tehdit altında” dedi.

1979 İslam Devrimi’nden bu yana dini liderliğe karşı en ciddi meydan okumalardan biri olan protestolar, toplumun her kesiminden İranlılar’ın desteğini aldı. Protestocular yöneticilerin devrilmesi çağrısında bulunarak İslam Cumhuriyeti’nin meşruiyetine meydan okudu.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ise bugün televizyonda yaptığı konuşmada, “kamuya açık yerleri ateşe verenlerin hiç şüphesiz vatana ihanet ettiklerini” söyleyerek devletin tutumunu yumuşatmaya niyeti olmadığının sinyalini verdi. İran’ın İslami yasalarına göre vatana ihanet, ölümle cezalandırılıyor.

Devletin baskısını arttırmasına rağmen başkent Tahran, İsfahan ve diğer bazı şehirlerde küçük çaplı protestolar devam ediyor. İran yargısının açıklamalarına göre gösteriler başladığından bu yana en az dört kişi idam edildi. Bu kişilerden ikisi, bir Besic üyesini öldürdükleri iddiasıyla yargılanan protestoculardı ve Cumartesi günü asıldı.

Uluslararası Af Örgütü geçen ay yaptığı açıklamada “protestocuları sindirmek için tasarlanmış düzmece davalar”da İranlı yetkililerin en az 26 kişi için idam cezası istediğini kaydetti.

Sosyal medyadaki hak aktivistleri diğer iki protestocunun, 22 yaşındaki Muhammed Gobadlu ve 18 yaşındaki Muhammed Borukani’nin, Kerec şehrindeki Recai Şahr hapishanesinde, idamlarının infazından önce hücre hapsine nakledildiğini söyledi.

Sosyal medyada yer alan ve henüz doğrulanamayan videolarda dün geç saatlerde hapishane önünde toplanan kişilerin Hamaney aleyhine sloganlar attığı görülüyor. Avrupa Birliği, ABD ve diğer Batılı ülkeler İran’ı göstericilere karşı ölüm cezası uyguladığı için kınadı.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock bugün yaptığı açıklamada “halkını sindirmek için kendi gençlerini öldüren bir rejimin geleceği yoktur” dedi. Ülkede yaşanan karışıklıktan ABD dahil yabancı düşmanlarını sorumlu tutan İran ise protestoları bastırmayı ulusal egemenliği korumak olarak görüyor.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: 2 Kişi Daha İdam Edildi

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolara katıldıkları için tutuklanan  Mohammad Mehdi Karimi ve Seyed Mohammad Hosseini, bu sabah idam edildi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı milis gücü Besiç Ruhollah Ajamian’in öldürülmesiyle suçlanan Karimi ve Hosseini, İran Yüksek Mahkemesi’nin verdiği kararla idama mahkum edilmişti.

Ruhollah Ajamian’ın öldürülmesiyle ilgili olarak Kasım ayında görülen davada 5 kişi idama, 11 kişi de uzun süreli hapis cezalarına çarptırılmıştı.

İdam kararlarının verilmesi ardından Karaj Cezaevi’nde bulunan kadın tutukluların, idama karşı  başlattığı açlık grevi 14 gündür devam ederken, Yargıtay Halkla İlişkiler Direktörü Amir Hashemi, Karimi ve Hosseini’nin bu sabah idam edildiğini Yargı Haber Ajansı Telegram kanalı üzerinden duyurdu.

İdam edilenlerin sayısı 4’e yükseldi

Karimi ve Hosseini ile İran rejiminin idam ettiği eylemci sayısı 4’e yükseldi. Tahran’daki protestolar sırasında gözaltına alınan Muhsin Şikari, 8 Aralık 2022 tarihinde idam edilmişti.

Meşhed kentinde “iki kolluk kuvvetini bıçaklayarak öldürme” iddiasıyla yargılanan Macit Rıza Rahnavard adlı protestocu ise 12 Aralık 2022’de ‘halka açık bir şekilde’ idam edilmişti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: İran Yönetiminden Geri Adım

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar devam ederken, yönetimden geri adım olarak yorumlanabilecek açıklama geldi.

İran’ın “dini ve siyasi yüce lideri” Seyyid Ali Hüseyni Hameney, “başörtüsü kuralına tam olarak uymayanlar asla dinsizlik ve devrim karşıtlığıyla suçlanmamalıdır,” diyerek Amini’nin öldürülmesine yol açan “tesettür denetimi” uygulamasının dayanağını oluşturan anlayıştan geri adım atıldığını duyurdu. Hamaney, “Başörtüsü zayıf olanlar bizim öz kızlarımızdır.” dedi.

“Anneler günü”nde 

İran devlet televizyonunun haberine göre, Hamaney, görüşlerini, İran’da rejimin “Anneler Günü” olarak kutladığı Peygamber Hz. Muhammed’in en küçük kızı ve İslamı kabul eden ilk kişi olan Hazreti Fatma’nın doğum yıl dönümü dolayısıyla başkent Tahran’daki konutunda kabul ettiği bir grup kadınla konuşması sırasında açıkladı.

Mahsa Amini’nin öldürülmesini izleyen dört aydır süre giden protestoları “dış düşmanlar”a bağlayan Hamaney, “[…] düşmanın ümidi, başörtüsü kuralına tam olarak uymayan kadınların başörtüsünü tamamen çıkarmasıydı,” dedi. “Ancak istedikleri gibi olmadı.”

Başörtüsünün İslam’da bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Hamaney, kadınlara “[…] tesettürün farz olduğuna şüphe [olmadığını] herkesin bilmesi gerek[tiğini] açıkladı. “Bu[nun] hiç şüphesiz uyulması gereken dini bir yükümlülük [olduğunu]” söyledi.

Ancak, “dinî ve siyasî yüce lider,” İran’da Mahsa Amini’nin “Ahlak Polisi”nce gözaltında tutulurken öldürülmesine kadar varan bir şiddetle  zorlanan başörtüsü kuralına “tam olarak uymayanların”, “asla dinsizlik ve devrim karşıtlığıyla suçlanmaması [gerektiğini]”  vurguladı.

Hamaney, basın önünde yaptığı konuşmada, “başörtüsü zayıf olanlar bizim öz kızlarımızdır.” dedi.

“İrşad Devriyeleri”ne son

İran’da “İrşad Devriyeleri” denilen “ahlak polisi”nce Tahran’da 13 Eylül 2022’de başını “tesettüre uygun” örtmediği gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hastaneye kaldırılan 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin 16 Eylül’de yaşamını yitirmesinin ardından patlak veren protestolar, rejime karşı bir ulusal isyan karakterine bürünmüş, paramiliter “Besic” milislerinin isyancılara karşı giriştikleri şiddetli bastırma operasyonları sırasında 500 dolayında insan öldürülmüştü.

Protestolar, 1979’dan bu yana süre gelen zorunlu “hijab” (başörtüsü) uygulamasına yönelik olarak rejim içindeki itirazları da alevlendirmiş ve 5 Aralık’ta kadınları kamusal alanda “hicab”  denetime tabi tutan “İrşad Devriyleri”nin dağıtıldığı açıklanmıştı.

Rejimin “İyiliği Emretme ve Kötülükten Sakındırma Merkezi” Sözcüsü Ali Hanmuhammedi, 5 Aralık’ta, eleştirilerin hedefi olan devriyelerin görevinin sona erdiğini ve başörtüsü uygulamasının “daha modern yöntemlerle teknolojiden de faydalanılarak devam edebileceğini” belirtmişti.

Polis ve yargı şiddeti rejimde çatlak yarattı

İran’da 3 ay önce başlayan Mahsa Amini gösterilerinde protestoculara yönelik baskılar ve idam kararları uluslararası düzeyde Tahran yönetimine yönelik eleştirilere yol açarken, İran’ın, Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonundan (CSW) çıkarılması Tahran yönetimine yönelik ekonomik ve siyasal yaptırımların artırılması olarak değerlendirildi.

Ülkede 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin gözaltında ölümü sonrası yaşanan olaylar, halkın uzun yıllardır süren demokrasi ve özgürlük taleplerine kulak verilmemesiyle birleşince, ekonomik ve sosyal sorunlardan kaynaklanan toplumsal rahatsızlığı gün yüzüne çıkardı.

Zorunlu başörtüsü uygulamasına karşı başlayan protestolar, kısa sürede ülkenin geneline yayılan rejim karşıtı gösterilere dönüştü. Emniyet güçlerinin müdahalesi nedeniyle yüzlerce gösterici hayatını kaybetti, 10 binden fazla kişi gözaltına alındı. 25 kişi idam istemiyle yargılanırken, teamüller dışında kısa sürede 2 göstericinin idam edilmesi İran yargısının ülke içinde ve dışında eleştirilmesine yol açtı.

Polisin göstericilere sert müdahalesi dünya medyasında geniş yer alırken diğer taraftan İran’ın Rusya’ya verdiği kamikaze insansız hava araçlarının (İHA) Ukrayna savaşında kullanılması Batılı ülkelerin Tahran yönetiminden duyduğu rahatsızlığı artırdı.

İran İslam Cumhuriyeti’nin daha çok protestocuyu idam etme kararlılığı karşısında ülkenin önde gelen kimi İslam hukuku uzmanları ve ilahiyatçılar yargının şeriat yorumuna karşı seslerini yükselttiler.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Mahsa Amini Protestolarının 100. Günü: 69’u Çocuk En Az 500 Ölü

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolar 100. gününe girdi. İran İnsan Hakları Eylemcileri Haber Ajansı’na (HRANA) göre protestolar sırasında 69’u çocuk olmak üzere en az 500 kişi öldürüldü.

Haber Merkezi / Ayrıca, iki gösterici idam edilirken 26 kişi daha idam edilmeyi bekliyor. Gözaltına alınan çok sayıda kişinin de farklı işkencelere maruz kaldığı aktarılıyor.

İran’da 2017, 2018 ve 2019’da da uzun soluklu protestolar düzenlenmesine rağmen son eylemlerin toplumun bütün kesimlerinden insanları içermesi ve protestolara kadınların öncülük etmesiyle ayrıştığı belirtiliyor.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

 

Paylaşın