İran’da Başörtüsü Düzenlemesi: 15 Yıla Kadar Hapis Cezası

İran’da 2022 sonbaharında başörtüsü zorunluluğuna karşı düzenlenen protesto gösterilerinin ardından hazırlan yeni başörtüsü düzenlemesi ile başörtüsü takmayanlara 15 yıla kadar hapis cezası verilmesinin önü açılıyor.

İran’da geçen yıl Mahsa Amini adlı genç kadının kurallara uygun örtünmediği gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alınıp hastanede yaşamını yitirmesinin ardından ülke genelinde eylemler düzenlenmişti.

İran parlamentosunda, başörtüsü kurallarını ihlal eden kadınların daha ağır şekilde cezalandırılmalarını öngören yasa değişikliği konusunda bir adım daha atıldı. Parlamentoda oluşturulan ilgili komisyon aylardır tartışmalara konu olan yasa tasarısını onayladı.

Son hali verilen tasarı, İslami kıyafet kurallarına uyulmaması halinde sert cezalar öngörüyor. Buna göre yasağın birden fazla ihlal edilmesi durumunda para cezaları verilebilecek. İhlalin tekrarlanması ve istisnai durumlarda ise 15 yıla kadar hapis ve en az 5 bin euro para cezası kararı alınabilecek.

Tasarıya göre yasaları ihlal edenler toplumun geniş kesimleri tarafından bilinen, ünlüler olursa cezaları daha da ağırlaştırılacak. Geçen yılın sonbahar aylarında ülke genelinde düzenlenen başörtüsü karşıtı eylemlerde, kadın hareketiyle dayanışma göstererek yasakları protesto eden çok sayıda film yapımcısı gözaltına alınmıştı.

Kadınlar iş yerinde başörtüsü takmazlarsa resmi yardımlardan da mahrum bırakılabilecek. Taslak ayrıca 15 yıla kadar meslekten men cezası da öngörüyor. Yargı, kişilerin suçlu bulunması halinde mal varlıklarının onda birine el konulmasına karar verebilecek.

Yabancı kadınlar yasalara uymadıkları takdirde ülkeden sınır dışı edilebilecek. Başörtüsüz fotoğrafların internette yayınlanması da cezalandırılacak. Başörtüsü yasaklarını ihlal eden kadınların ülke dışına çıkmalarının yasaklanması da tasarıda yer alan diğer bir madde.

Kırbaç cezası

Ayrıca kadınların başörtüsüz girişlerine izin veren alışveriş merkezleri, restoranlar veya benzer işletmeler yargı kararı ile kapatılacak. Peçeli kadınlara hakaret edenler ise altı ay hapis ve 74 kırbaç cezasıyla cezalandırılacak.

Yasa tasarında ayrıca kadınlar için “kötü” bulunan giysiler de sıralandı. Bunun örnekleri olarak, kısa kollu gömlekler veya yırtık kot pantolonlar gösterildi. Tasarıda erkekler için ise kısa paçalı pantolonlar veya atletler “kötü” giysiler olarak sınıflandırıldı.

Yasa tasarında, İslami kıyafet kurallarını uygulamakla görevli bakanlıklar ve güvenlik birimleri ayrıntılı talimatlarla yükümlü kılınıyor. Vatandaşlar ve polislerin ihlalleri kolaylıkla ihbar edip raporlaştırmalarının da önü açılıyor.

Yasa tasarısı, İran’da 2022 sonbaharında başörtüsü zorunluluğuna karşı düzenlenen protesto gösterilerinin ardından hazırlanmıştı. İran’da geçen yıl Mahsa Amini adlı genç kadının kurallara uygun örtünmediği gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alınıp hastanede yaşamını yitirmesinin ardından ülke genelinde eylemler düzenlenmişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İran Cumhurbaşkanı Reisi’den “Başörtüsü” Tehdidi

İran’ın büyük şehirlerinde başörtüsünü saçlarını tamamen kapatacak şekilde takmayı reddeden kadınların sayısı son aylarda giderek artarken, Cumhurbaşkanı Reisi, ülkede başörtüsü takmayı reddeden kadınlara yönelik tehditlerini sürdürdü.

Yaklaşık 90 milyon nüfuslu ülkede, aşırı muhafazakarlar, örtünme kurallarının ihlaline karşı daha sert yaptırım taleplerini son dönemde sıkça dile getiriyordu.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, “İslami örtünme kurallarına” karşı gelen ve başörtüsü takmayan kadınları tehdit etti. “Başörtüsünün çıkarılmasının yayılması kesin surette durdurulacaktır” diyen Reisi, “Başörtüsü takmayan bazı kişiler bunu bilinçli yapmıyor, onları uyarmamız gerekiyor. Ancak kimileri düşmanın planı çerçevesinde hareket ediyor” diye konuştu.

İran’ın büyük şehirlerinde başörtüsünü saçlarını tamamen kapatacak şekilde takmayı reddeden kadınların sayısı son aylarda giderek arttı. Tesettürü reddeden kadınlar, bunu bir sessiz eylem biçimi olarak da benimsiyor.

Yaklaşık 90 milyon nüfuslu ülkede, aşırı muhafazakarlar örtünme kurallarının ihlaline karşı daha sert yaptırım taleplerini son dönemde sıkça dile getiriyordu. Tahran da bu doğrultuda düzenlemeleri dikkate almayanlara yönelik sert cezalar öngören tartışmalı bir yasa taslağı hazırladı.

Ahlak polisi yeniden sokaklarda

Bundan yaklaşık bir yıl önce ahlak polisi tarafından örtünme kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini’nin ölümünün ardından ülke, İslam Devrimi’nin ardından görülen en geniş çaplı ptotestolara sahne olmuş, eylemler hükümet tarafından sert bir biçimde bastırılmıştı.

Binlerce kişi gözaltına alınmış, aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce kişi hayatını kaybetmiş, protestolara katılan yedi kişi ise idam edilmişti.

Sokaklarda devriye gezerek kadınları uyaran ve örtünme kurallarına uymayanları gözaltına alan ahlak polisinin eylemlerin ardından Aralık 2022’de kaldırıldığı açıklanmış, geçen ay itibarıyla ise yeniden sokaklarda devriye gezmeye başladıkları ve bazı kadınları zor kullanarak gözaltına aldıkları görülmüştü.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İran Asılı Sanatçı Firuze Bazrafkan Kopenhag’da “Kur’an” Yırttı

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da Müslümanların kutsal kitabı Kuran’ı yırtan Firuze Bazrafkan, “Rejim, kadın haklarına saygı göstermiyor ve Kuran’ın milyonlarca kadına yönelik baskılarını haklı çıkardığını iddia ediyor” dedi.

Firuze Bazrafkan, bu eylemi ‘İran rejiminin Kur’an-ı Kerim’e saygı gösterilmesini talep etmesinin üzerine yaptığını’ belirtti.

İran asılı Danimarkalı sanatçı Firuze Bazrafkan, başkenti Kopenhag’da yer alan İran Büyükelçiliği önünde Kuran’ı yırttı. Bazrafkan, o anları sosyal medya hesabından yayınladı.

Yazılı açıklamada bulunan Bazrafkan, bu eylemi ‘İran rejiminin Kur’an-ı Kerim’e saygı gösterilmesini talep etmesinin üzerine yaptığını’ belirtti. Bazrafkan, “Rejim, kadın haklarına saygı göstermiyor ve Kuran’ın milyonlarca kadına yönelik baskılarını haklı çıkardığını iddia ediyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşılan görüntülerde Bazrafkan’ın üzerindeki tişörtte İngilizce ‘kadın, yaşam ve özgürlük’ ifadelerinin yer aldığı görüldü.

Danimarka ve İsveç’te Kur’an-ı Kerim ve diğer kutsal kitaplara yönelik saldırıların önlenmesi için yasal adımlar tartışılıyor. İsveç hükümeti, Kur’an-ı Kerim yakma eylemleri konusunda son dönemde büyük baskı altında.

Hükümet ve yetkili organlar bu eylemlerin ülkenin Müslüman dünyasıyla olan ilişkilerini zedelemesinden ve ülke içinde bir güvenlik sorununu tetiklemesinden endişe ediyor.

İsveç’te Kur’anı Kerim dahil kutsal kitaplara “saygısızlığı önlemek” adına bir yasal düzenleme bulunmuyor. Kutsal kitapları yakmak için alınan izinler de ifade özgürlüğü kapsamında değerlendiriliyor.

İsveç hükümeti izinlerin onay anlamına gelmediğinde ısrar ediyor. İsveç ve komşusu Danimarka, bu tür tepki toplayan eylemlerin önüne geçmek için yasal bir araç hazırlamak için durum değerlendirmesi yapıyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan soruşturma

Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bu yıl Avrupa’nın bazı ülkelerinde Kuran yakılmasının yanı sıra Hz. Muhammed ve dini değerlere hakaret edenlere soruşturma açmıştı.

Bu kapsamda İsveç, Danimarka ve Hollanda’da Kur’an-ı Kerim’e saldıran Rasmus Paludan ve Edwin Wagensveld ile benzer eylemleri yapan şüpheliler Salvan Momika, Hanne Kronborg, Lars Theilade, Karin Jorgensen, Bjarne Petersen, Dion Oland Hansen, Toke Utzen Lorenzen, Philip Bagge, John Lydeking Andersen hakkında aynı suçlardan yakalama kararı verilmişti.

Başsavcılık, ayrıca söz konusu isimlerin yanı sıra benzer eylemler gerçekleştiren faillerin ve delillerin tespiti için de kolluk makamlarına talimat verdi.

Paylaşın

“Eşcinsel Seks Kaseti” İslami Değerleri Yayma Başkanını Görevinden Etti

Eşcinsel ilişkiye girmenin yasaklandığı, LGBT+’ların sıklıkla taciz, istismar ve şiddetle karşı karşıya kaldığı İran’da İslami değerleri yaymakla görevli üst düzey bir yetkili, eşcinsel seks videosu yayıldığı iddiasıyla görevden alındı.

İran’daki şeriat hukukuna göre eşcinsel ilişkiye idama varan cezalar verilebiliyor. Fakat idam cezası nadiren verilirken genellikle daha düşük cezalara hükmediliyor.

Gilan İli Kültür ve İslami İrşat Dairesi Başkanı Reza Tsaghati’nin başka bir erkekle seks yaptığı öne sürülen video son günlerde sosyal medyada yayılmıştı. Videonun içeriği ve videodaki kişilerin kimliklerini doğrulayamadık.

Fakat yetkililer, olay hakkında başlattıkları soruşturma sürerken Tsaghati’yi görevden aldıklarını duyurdu.

İran’da eşcinsel ilişkiye girmek yasak. LGBT+’lar sıklıkla taciz, istismar ve şiddetle karşı karşıya kalıyor.

Tsaghati aynı zamanda dindarlık ve başörtüsüne odaklanan bir kültürel merkezin de kurucuları arasındaydı. Bu nedenle bu video İran’da sosyal medyada gündemin ilk sıralarına yükseldi.

Bunun ardından Cumartesi günü bir açıklama yapan İran Kültür Bakanı Mohammad Mehdi Esmaili, bu videodan önce Tsaghati hakkında olumsuz hiçbir bilgi almadıklarını açıkladı.

İlk olarak hükümet karşıtı Radio Gilan Telegram kanalında paylaşılan videonun ardından yetkililer uzunca bir süre sessiz kalmıştı.

22 Temmuz’da ise Gilan Kültür ve İslami İrşat Dairesi, başkanlarının “yanlış bir adım attığından şüphelenildiğini” belirten bir açıklama yayımladı.

Daire, konunun yargıya iletildiğini duyurdu ve “Bu video İslam Devrimi’nin kültür cephesini zayıflatmak için kullanılmamalı” ifadelerine yer verdi.

Sosyal medya kullanıcıları, yetkililerin Tsaghati’ye yönelik tutumunun ülkedeki LGBT+ toplumuna kıyasla ne kadar farklı olduğuna dikkat çekti.

İran’daki şeriat hukukuna göre eşcinsel ilişkiye idama varan cezalar verilebiliyor. Fakat idam cezası nadiren verilirken genellikle daha düşük cezalara hükmediliyor.

Ülkede başörtüsü takmayan kadınlar da cezalandırılıyor. Geçen yıl Eylül’de, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin gözaltına ölümünün ardından ülke genelinde büyük protestolar düzenlenmişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü: İran’da Başörtüsü Baskısı Arttı

İran’da başörtüsü zorunluluğuna ilişkin son zamanlarda sıkılaştırılan denetimleri eleştiren Uluslararası Af Örgütü, “Günümüzde sıkı denetimler, örtünmeyen kadınların otomobillerinde ve yaya bölgelerinde kimlik tespiti yapılan kitlesel gözetimlerle güçlendiriliyor” dedi.

Saçlarını tamamen kapatmadığı gerekçesiyle “ahlak polisi” tarafından gözaltına alınan 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini’nin gözaltı sonrasında 16 Eylül 2022’de yaşamını yitirmesi İran’da başörtüsü zorunluluğuna yönelik geniş çaplı protestolara yol açmıştı.

Eylemlerin kanlı şekilde bastırılmasının ardından İran’da birçok kadın başörtüsü zorunluluğunu pasif protestolarla ihlal ediyor.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İran’da başörtüsü zorunluluğuna ilişkin son zamanlarda sıkılaştırılan denetimleri eleştirdi.

Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, Çarşamba günü yayınlanan raporda “Günümüzde sıkı denetimler, örtünmeyen kadınların otomobillerinde ve yaya bölgelerinde kimlik tespiti yapılan kitlesel gözetimlerle güçlendiriliyor” dedi.

Amnesty’den yapılan açıklamaya göre, Nisan ayının ortasından itibaren İran’da trafiğe çıkan bir milyondan fazla kadın, polis tarafından başörtüsüz olarak kameralarla tespit edildi ve SMS ile uyarıldı. Kimlikleri araç plakaları üzerinden belirlenen kadınların başörtüsü kurallarını birden fazla ihlal etmeleri durumunda araçlarına el konulabilecek.

Ülkedeki rejim yanlıları, siyasi ve dini liderliğin muhaliflere yönelik daha sert bir tutum izlemesi için aylardır çağrı yapıyor. Bu bağlamda faaliyetleri bir süre önce askıya alınan, kadınların kılık ve kıyafetlerini denetleyen “ahlak polisi” devriyelerine 16 Temmuz’da yeniden başladı.

Amnesty, bu adımı “İran makamlarının egemenlik ve güçlerini yeniden tesis etme çabası” olarak nitelendirdi.

Amnesty raporunda ayrıca yakında İran Parlamentosu’nda oylanması planlanan tartışmalı başörtüsü cezası reformu da sert bir şekilde eleştirildi. Örgüt, planlanan cezaların kadınların sosyal ve ekonomik hakları dahil olmak üzere, insan haklarını ciddi şekilde etkileyeceğini belirtti.

Saçlarını tamamen kapatmadığı gerekçesiyle “ahlak polisi” tarafından gözaltına alınan 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini’nin gözaltı sonrasında 16 Eylül 2022’de yaşamını yitirmesi İran’da başörtüsü zorunluluğuna yönelik geniş çaplı protestolara yol açmıştı.

Ülke genelindeki eylemlere katılan 500’den fazla gösterici polisin müdahalesi sonucu hayatını kaybetti, 20 bine yakın insan tutuklandı. Tutuklulardan yedisi ise idam edildi. 100’den fazla kişi de idam istemiyle yargılanıyor. Eylemlerin kanlı şekilde bastırılmasının ardından İran’da birçok kadın başörtüsü zorunluluğunu pasif protestolarla ihlal ediyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İran’da Başörtüsü Takmayanlara Yönelik Yeni Uygulama

Başörtüsü takmayanlara yönelik yeni uygulamaların yürürlüğe gireceğini duyuran İran Polis Teşkilatı Sözcüsü Seyid Muntazer Mehdi, “Başörtüsü kuralını ısrarla ihlal edenlere karşı ülke genelinde arabalı ve yaya devriyeler kurulacak” dedi ve ekledi:

“Polis tarafından bu kişiler uyarılacak. Uyarıların dikkate alınmaması durumunda söz konusu kişiler adli makamlara sevk edilecek.”

İran’da geçen yıl eylül ayında, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından gözaltına almasının ardından hayatını kaybetmesiyle ülke genelinde gösteriler başlamıştı. Protestolar sırasında 1979’dan bu yana uygulanan başörtü yasasının esnetilmesi talepleri yeniden gündeme gelmişti.

İran’da geçtiğimiz aralık ayında feshedildiği söylenen ahlak polisi uygulaması geri geliyor.

İranlı yetkililer kadınları kamusal alanlarda başörtüsü takmaya zorlamak için yeni bir kampanya başlatırken Polis Teşkilatı Sözcüsü Seyid Muntazer Mehdi, ahlak polisinin kadınları önce uyarmaya sonra da gözaltına almaya başlayacağını duyurdu.

Tahran sokaklarında da erkek ve kadın ahlak polisi ekiplerinin işaretli araçlarla devriye gezdiği görüldü.

Geçen yıl eylül ayında 22 yaşındaki Mahsa Emini ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmişti. Ardından ülke çapında geniş çaplı protestolar patlak vermişti.

Bu süreçte ahlak polisi büyük oranda devriyelerini sonlandırmış, aralık ayında da tamamen feshedildiği açıklanmıştı.

Sert bir şekilde bastırılan protestolar, bu yıl başından itibaren kademeli olarak azalmıştı. Polisin müdahalesi sırasında 500’den fazla protestocu hayatını kaybetmiş 20 bin kişi de gözaltına alınmıştı.

İran’ın dini liderleri, başörtüsünü İslami devrimin en önemli ayaklarından biri olarak görüyor. Farklı kıyafetleri ise ‘Batının bozguncu etkisi’ olduğunu savunuyor.

Başörtüsü takmama, geçen yıl başlayan ve kadınların ön plana çıktığı protestolarda sembol haline gelmişti. Başörtüsü karşıtı gösteriler kısa sürede rejim karşıtlığına dönüşmüş, yöneticiler de protestoları dış güçlerin provokasyonu olarak tanımlamıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İran’da 2 Kişi Halka Açık Alanda İdam Edildi

İran’da 13 kişinin yaşamını yitirdiği ve 23 kişinin yaralandığı Şah Çerağ Türbesi saldırısının faili oldukları iddiasıyla 2 kişi hakkında verilen idam cezası halka açık alanda infaz edildi.

Haber Merkezi / İran Yargıtayı 24 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, Muhammed Ramiz Reşidi ve Naim Haşimi’nin idam cezasına çarptırıldıklarını duyurmuştu.

Yargıtay, Reşidi ve Haşimi’nin İran Ceza Hukuku’na göre idam cezasına çarptırılmalarının gerekçesi olan “Allah’a isyan, devlete savaş açmak ve yeryüzünde bozgunculuk çıkartma” suçlarının sabit görüldüğüne hükmetmişti.

Şiraz’daki Şah Çerağ Türbesi’ne 26 Ekim 2022’de düzenlenen silahlı saldırıda 13 kişi hayatını kaybetmiş, 30 kişi yaralanmıştı. Saldırıyı, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) üstlenmişti.

İran medyasında yer alan habere göre, iki kişi, türbeye yapılan saldırıdan önce komşu ülke Afganistan’da IŞİD’lilerle temas kurarak saldırının organize edilmesine yardım ettiklerini itiraf etmişti.

6 ayda 354 kişi idam edildi

Öte taraftan Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü, İran’da 2023 yılının ilk 6 ayında 354 kişiyi idam edildiğini duyurmuştu.

İran İnsan Hakları Örgütü, İran hükümetini ülke çapındaki protestoları bastırmak ve protestocular arasında korku uyandırmak için ölüm cezasını artırmakla suçlamıştı.

Örgüt ayrıca, Ocak – Haziran 2023 döneminde gerçekleştirilen infaz sayısının Ocak – Haziran 2022 dönemine göre yüzde 36 daha fazla olduğunu bildirmişti.

İdam edilen 354 kişiden 206’sı uyuşturucu bağlantılı suçlardan idam cezasına çarptırılmıştı. Ayrıca, 6 kadın idam edilmişti. İki kişinin de idam cezası halka açık alanda infaz edilmişti.

İran İnsan Hakları Örgütü Direktörü Mahmud Amiri Moghadam, 2023’ün ilk altı ayında gerçekleştirilen infazlarla ilgili olarak, “İran hükümeti, toplumda korku uyandırmak ve protestoları önlemek için infazlar gerçekleştirdi” demişti.

Paylaşın

İran, 6 Ayda 354 Kişiyi İdam Etti

İran, 2023 yılının ilk 6 ayında 6’sı kadın 354 kişiyi idam etti. İdam edilen 354 kişiden 206’sı uyuşturucu bağlantılı suçlardan idam cezasına çarptırıldı. İki kişinin idam cezası halka açık alanda infaz edildi.

Haber Merkezi / Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü, İran’da 2023 yılının ilk 6 ayında 354 kişiyi idam edildiğini duyurdu.

İran İnsan Hakları Örgütü, İran hükümetini ülke çapındaki protestoları bastırmak ve protestocular arasında korku uyandırmak için ölüm cezasını artırmakla suçladı. 

Örgüt ayrıca, Ocak – Haziran 2023 döneminde gerçekleştirilen infaz sayısının Ocak – Haziran 2022 dönemine göre yüzde 36 daha fazla olduğunu bildirdi.

İdam edilen 354 kişiden 206’sı uyuşturucu bağlantılı suçlardan idam cezasına çarptırıldı. Ayrıca, 6 kadın idam edildi. İki kişinin de idam cezası halka açık alanda infaz edildi.

İran İnsan Hakları Örgütü Direktörü Mahmud Amiri Moghadam, 2023’ün ilk altı ayında gerçekleştirilen infazlarla ilgili olarak, “İran hükümeti, toplumda korku uyandırmak ve protestoları önlemek için infazlar gerçekleştirdi” dedi.

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: “Çözüm Atılımı” Hazırlığı

Türkiye, Rusya, İran ve Suriye Dışişleri Bakan Yardımcılarının Astana’daki görüşmesi öncesinde Suriye basınında yer alan haberlere göre, yeni Dışişleri Bakanı Astana öncesinde İstanbul ve Ankara’da gerçekleşecek bir etkinlik kapsamında Arap yetkililerle bir dizi temasta bulundu.

Girişilen angajmanlar parlamenterleri ve medyayı kapsıyor ve Suriye’deki çatışma kapsamında “önemli bir atılım” gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Ancak bu girişimin Türkiye ve Suriye arasındaki uzlaşma açısından net bir yol açıp açmayacağının belirsizliğini koruduğu bildiriliyor.

Haberlere göre, bu gelişmeler doğrultusunda, Milli Güvenlik Kurulu’nun, Bakan Hakan Fidan ve yeni MİT Başkanı İbrahim Kalın’a Suriye’yle ilişkileri yönetmede tam yetki verdiği yazıldı. Türkiye’nin bu bağlamda Suriye’yle gündemdeki sorunları çözmek amacıyla kapsamlı hukuksal ve siyasal önlemler aldığı bildirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20-21 Haziran’da Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleşecek dörtlü toplantı öncesinde güvenlik, siyaset ve diplomasi bahsinde en önemli önceliğin Suriye’ye verildiği bir dizi acil gereksinimi onayladığı, dün Şam’ın rejim yanlısı basınının manşetlerindeydi.

Rusya ve İran’ın Esad’ı, NATO üyesi Türkiye’nin Esad karşıtı siyasal ve silahlı muhalefeti desteklediği iç savaşın patlak vermesinden 12 yıl sonra Rusya, Suriye, Türkiye ve İran, Suriye’nin geleceğini müzakere etmek üzere bir araya geliyor.

Dört ülkenin Dışişleri Bakanları 10 Mayıs’ta Moskova’da bir araya gelmişler ve Rusya bakan yardımcılarının bir yol haritası hazırlamakla görevlendirildiğini açıklamıştı. Astana gündeminde bu yol haritası olacak.

The Syrian Observer, Esad yönetimine yakın Asr Press’te yer alan bir yorumda, Ray el-Yevm gazetesinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a yakın kaynaklara atfen Suriye konusunun son derece acil bir şekilde ele alındığını bildirdi.

Bugün gerçekleşen hazırlık çalışmalarındaki ikili görüşmelerde Çarşamba günü nihai biçimi verilecek yol haritasına ilişkin son düzenlemeler yapıldı ve ardından dörtlü görüşmeler başladı.

“Çözüm atılımı” hazırlığı

Suriye basınındaki haberlere göreyse, yeni Dışişleri Bakanı Astana öncesinde İstanbul ve Ankara’da gerçekleşecek bir etkinlik kapsamında Arap yetkililerle bir dizi temasta bulundu. Girişilen angajmanlar parlamenterleri ve medyayı kapsıyor ve Suriye’deki çatışma kapsamında “önemli bir atılım” gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Ancak bu girişimin Türkiye ve Suriye arasındaki uzlaşma açısından net bir yol açıp açmayacağının belirsizliğini koruduğu bildiriliyor.

Gazete, bu gelişmeler doğrultusunda, Milli Güvenlik Kurulu’nun, Bakan Hakan Fidan ve yeni MİT Başkanı İbrahim Kalın’a Suriye’yle ilişkileri yönetmede tam yetki verdiğini yazdı. Türkiye’nin bu bağlamda Suriye’yle gündemdeki sorunları çözmek amacıyla kapsamlı hukuksal ve siyasal önlemler aldığı bildirildi.

Rusya “açıklık” istiyor

Asr Press, Türkiye-Suriye görüşmelerinin, özellikle Kremlin’in verdiği özel önem dolayısıyla Rusya’nın doğrudan gözetimi altında bu kez daha kapsamlı olmasının beklendiğini vurguluyor. Rusya’nın, başlangıçta Moskova’da kararlaştırılan Devlet Başkanları Esad ve Erdoğan arasında yapılması kararlaştırılan, ancak Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu sonrasına bırakılan bir zirve toplantısının da ötesine geçme talebi de konuşulan konular arasında. Moskova, hızlı, taktik ve stratejik ilişkiler kurmanın yanı sıra iki ülke arasında kayda değer bir açıklık düzeyi yakalanmasını cesaretlendirmek istiyor.

Makale, Rusya’nın Suriye meselesinde söz sahibi Türk seçkinlerinin önde gelenlerinden biri olarak kabul edilen Hakan Fidan’a oynadığını vurguluyor. Moskovadakiler, Fidan’ın anlayış ve deneyiminin, tam bir bölgesel değişime yönelik bir açıklık düzeyi yakalanmasını sağlayabilecek önemli müzakereleri hızlandırabileceğine inanıyorlar.

Bu değişim güvenlik boyutunun ötesine geçiyor ve diplomatik ilişkileri yeniden kurmayı amaçlıyor. Bakan Fidan, Suriye ile karmaşık ilişkilerin yönetiminde yeni bir diplomatik yaklaşım, güçlü bir temele dayanan ve bir müzakere döneminden geçerek adım adım ilerleyen bir süreç öneriyor. Yoruma göre, Rusya’nın gözetiminde ilerleme kaydedilmesine rağmen, süreç henüz tamamlanmadı.

Gazete ayrıca, Türkiye’nin Suriye ile ilişkilerine ilişkin tüm detayları Rus tarafına açıklamamayı tercih ettiğini belirtiyor. Türkiye, ikili ilişkiler ve komşu ülkeler olmaktan kaynaklanan karmaşıklıklar konusunda belirli bir gizlilik seviyesini korumayı amaçlıyor.

The Syrian Observer, “Bu karmaşıklıklar arasında çekişmeli sınır sorunları, kapalı geçişler, doğal afetlerin ardından koordinasyon eksikliği ve sınır güvenliği kaygıları var. Müzakerelerin odak noktasını, terörizmin tanımı konusunda bir anlaşmaya varılması oluşturuyor. Türkiye, Suriye topraklarındaki ‘terörizm’den doğrudan etkilendiğini söylüyor.” diye yazıyor.

Normalleşme sürecinin ilk adımı 28 Aralık’ta atıldı

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atıldı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alındı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirildi.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım oldu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtildi.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yineledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Tahran İle Kabil Arasında Gerilim: Sınırda Çatışma

İran ile Afganistan arasındaki ortak sınırın “Makki” bölgesinde çıkan çatışmada en az 3 kişi öldü, 2 kişi de yaralandı. İki tarafın sınırdaki askeri yetkililerinin çatışmanın nedenini değerlendirmek için toplantı yaptığı duyuruldu.

2021 yılında Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban, İran askerlerinin Nimroz eyaletinin Kang ilçesine bağlı sınır bölgesinde ateş açmasının iki taraf arasında çatışmalara neden olduğunu duyurdu.

İran ise, Taliban güçlerinin sınırdaki Sasuli Karakolu’na ağır silahlarla ateş açmaya başladığını ve İran sınır muhafızlarının da ateşe karşılık verdiğini açıkladı.

İran ile Afganistan arasındaki sınır bölgesinde sık sık çatışmalar yaşanıyor. Gerek Tahran gerek ise Kabil bugüne dek yaşanan bu çatışmaların “yanlış anlama” nedeniyle meydana geldiğini ifade ediyor ve 921 kilometre uzunluğundaki sınır hattı ile ilgili bir görüş ayrılığı olmadığını dile getiriyordu.

Helmand anlaşmazlığı

Son dönemlerde ise iki ülke arasında, Helmand nehri ile ilgili yoğun tartışmalar yaşanıyor.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada Taliban’ı, Helmand nehri suyunun kullanımı ile ilgili, iki ülke arasında on yıllardır var olan ve İran’a her yıl belli bir miktar su akışını temin eden anlaşmaya riayet etmesi konusunda uyarmıştı.

Taliban, bin kilometreden fazla uzunluğa sahip nehrin suyunu, hem elektrik üretimi, hem de tarım alanlarının sulanması için nehirle aynı ismi taşıyan Helmand eyaletindeki barajda biriktiriyor.

Taliban, yaşanan kuraklık ve iklim değişikliği sebebiyle komşu ülke İran’a yeterince su akışı sağlanmasının imkansız olduğunu dile getiriyor.

Ancak bu açıklamadan birkaç gün sonra İRNA, yayınladığı uydu görüntüleri ile Taliban’ın öne sürdüğü gerekçenin doğru olmadığını öne sürdü.

Uzmanlar, birkaç yıldan bu yana, özellikle iklim değişikliği neticesinde bölgede artan kuraklık konusunda uyarılarda bulunuyor.

Paylaşın