Demirtaş: Korkunun Ecele Faydasının Olmadığını, Görmüyor Musunuz?

Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokrat Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, Türkiye’deki sessizliği eleştirdi.

Türkiye’yi “Anne sözü dinleyen” çocuklara benzeten Demirtaş, annelerin evlatları için sürekli kaygılandıklarını, çocuklarını uyardıklarını anımsatarak, çocukların ise anne sözü dinlemediklerini söyledi.

“Bazen Meclis grup toplantılarından sonra odama döndüğümde annemden gelen cevapsız aramayı görür ve kendi kendime, yine sert konuştum galiba diye düşünerek annemi geri arardım. Üniversite yıllarımdan beri bıkmadan usanmadan söylediği şeyleri aynı anne şefkati ve korkusuyla tekrarlardı: “Oğlum, dikkatli ol. Böyle şeyler söyleme, bunlar senin başına bir film getirirler” ifadelerini kullanan Demirtaş, “Anneler, evlatlarını kendi elleriyle o “film”lerin içine sürüklemeyi asla istemezler, koruma güdüsü çok baskın gelir. Anneler bunu doğaları gereği yaparlar. Bu nedenle onlara kızacak halimiz yok, sadece minnet duyarız. Ama eğer tarih boyunca annelerin bu konudaki sözlerini dinlemiş olsaydık dünya çok daha berbat bir yer olurdu. Anneler anneliklerini yaparlar, evlatlar da yapmaları gerekenleri” dedi.

Demirtaş, “Altı yıla yakındır hapishaneden dışarıyı izliyorum, anneler kazanmış gibi görünüyor. Memlekette anne sözü dinleyen bunca insanın varlığı gözlerimi yaşartıyor doğrusu (!) Hepiniz ne ara, bu kadar hayırlı evlatlar oldunuz? Bir avuç hukuk tanımaz siyaset erbabının ele geçirdiği devlet aygıtını zorbalık ve zulüm için pervasızca kullanıp halkın anasını ağlatırken anne sözü dinlemenin nasıl bir mazereti olabilir ki? Siyaset, kültür, sanat, medya, akademi dünyasınadır sözüm. İşten atılmaktan, işsiz kalmaktan, hedefe konulmaktan, linç edilmekten, hapse atılmaktan, mahalleden kovulmaktan mı korkuyorsunuz?” diye sordu.

Demirtaş’ın T24’te Bergen başlığı ile yayımlanan yazısı şöyle:

Sözüm siyaset, kültür, sanat, medya, akademi dünyasınadır; korkunun ecele faydasının olmadığını, görmüyor musunuz?

Bazen Meclis grup toplantılarından sonra odama döndüğümde annemden gelen cevapsız aramayı görür ve kendi kendime, yine sert konuştum galiba diye düşünerek annemi geri arardım. Üniversite yıllarımdan beri bıkmadan usanmadan söylediği şeyleri aynı anne şefkati ve korkusuyla tekrarlardı: “Oğlum, dikkatli ol. Böyle şeyler söyleme, bunlar senin başına bir film getirirler.”

Bu toprakların bütün anneleri o “film”i çok iyi bilirler. Hangi anne, yavrusunu o “film”den korumak istemez ki. Son cezaevi görüşlerimizden birinde annem yine benzer şeyler söylemeyi başardı: “Oğlum, burada da rahat durmuyorsun. Sana elli kere dedim, böyle şeyler söyleme.” Dedim, “Anne ne olur? Beni hapse mi atarlar?” Biraz gülüştük, acı acı. Anneler böyledir. Ama çocuklarının yaptığı her iyi şeyle büyük gurur duyduklarını, onurlandıklarını, bunu hissettirmekten çoğu zaman çekinseler de evlatlar çok iyi bilirler. En çok da Cumartesi Anneleri’nden, Barış Anneleri’nden.

Anneler, evlatlarını kendi elleriyle o “film”lerin içine sürüklemeyi asla istemezler, koruma güdüsü çok baskın gelir. Anneler bunu doğaları gereği yaparlar. Bu nedenle onlara kızacak halimiz yok, sadece minnet duyarız. Ama eğer tarih boyunca annelerin bu konudaki sözlerini dinlemiş olsaydık dünya çok daha berbat bir yer olurdu. Anneler anneliklerini yaparlar, evlatlar da yapmaları gerekenleri.

Korkulara teslim olacaksınız

Altı yıla yakındır hapishaneden dışarıyı izliyorum, anneler kazanmış gibi görünüyor. Memlekette anne sözü dinleyen bunca insanın varlığı gözlerimi yaşartıyor doğrusu (!) Hepiniz ne ara, bu kadar hayırlı evlatlar oldunuz?

Bir avuç hukuk tanımaz siyaset erbabının ele geçirdiği devlet aygıtını zorbalık ve zulüm için pervasızca kullanıp halkın anasını ağlatırken anne sözü dinlemenin nasıl bir mazereti olabilir ki?

Siyaset, kültür, sanat, medya, akademi dünyasınadır sözüm. İşten atılmaktan, işsiz kalmaktan, hedefe konulmaktan, linç edilmekten, hapse atılmaktan, mahalleden kovulmaktan mı korkuyorsunuz?

Sizin tarihsel göreviniz toplumu, bireyi tam da bu tür saldırılara karşı korumak, bunun mekanizmalarını geliştirmek, açığa çıkarmak, örgütlemek değil mi? Siz korkularınıza teslim olduğunuz için sesini çıkaran bir avuç insanın daha ağır şekilde hedef haline geldiğinin farkında değil misiniz? Dahası, korkunun ecele faydasının olmadığını, böyle davrandıkça toplumun çöküşe sürüklendiğini görmüyor musunuz? Elbette görüyorsunuz, sizin uzmanlık alanınız bu; görmek. Ama yine de susuyorsunuz, kendi bunalımınızın haklı (?) teorisini yazıyor veya tatlı melankolisini yaşıyorsunuz.

İşin en acı kısmı

İşin en acı kısmı da ne, biliyor musunuz? Bütün bu zulüm günleri geçip gittiğinde, güzel günler geldiğinde en önde, en çok görünen, en çok övünen siz olacaksınız. Bunları size mutlaka hatırlatacağım ya da size hatırlatan birileri olacak. Yıkımın, enkazın bu kadar ağır olmasında sizin suskunluğunuzun epey bir payı var, unutulmayacak.

Annelerimizin bize bir sözü daha var, “yapma, etme, dikkatli ol evladım” derler. Ama bizim de annelerimize bir sözümüz var, “anamızı ağlatanlardan bunun hesabını soracağız, başka bir yaşamı kuracağız anne.” Acılarımıza, korkularımıza teslim olmayacağız. Milyonları diri diri yakmaya kalktılar ama küllerimizden yeniden doğuyoruz anne.

Bergen

Başlığa Bergen yazmışım, “Hani Bergen nerede” diye soracaksınız ama Bergen de böyle biri işte. Korkmuyor, geri adım atmıyor, acılarına teslim olmuyor ve küllerinden yeniden doğruyor. Dört milyondan fazla insan Bergen filmini izlemiş. Direnene, ayakta kalana saygı duyuluyor, onun filmi seviliyor demek ki.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Türkiye’nin Faiz Giderleri Ne Kadar, Verginin Ne Kadarı Faize Gidiyor?

Son yıllarda faiz giderleri yükselmeye başlayan Türkiye 2022 yılının ilk iki ayında 57,9 milyar lira faiz ödedi. Bu miktar 2017 yılının tamamında ödenenden daha fazla. 2017 yılında faiz giderlerinin bütçedeki payı yüzde 8,4’e kadar düşmesine rağmen bu oran 2021 yılında yüzde 11,3’e çıktı.

2003-2021 yılları arasında Türkiye’nin faize ödediği toplam miktar ise 515,7 milyar dolar. Bu dönemde Türkiye’nin yıllık faiz harcaması ortalama 27,1 milyar dolar dolar oldu. Aynı dönemde vergi gelirlerinin yüzde 18’i faiz ödemelerine gitti.

Türkiye’nin faiz harcamaları ne kadar? Türkiye AK Parti döneminde ne kadar faiz ödedi? Faiz ödemelerinin bütçe giderlerindeki payı kaç? Türkiye’nin topladığı verginin ne kadarını faize gidiyor?

Türkiye’de resmi verilere göre yıllık enflasyon yüzde 54’ü aştı. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan “Faiz sebep, enflasyon sonuç” tezini savunuyor.

Merkez Bankası başkan ve yönetimleri de son dönemde sıkça değişti. Erdoğan’ın ısrarlı çıkışlarından sonra Merkez Bankası politika faizini yüzde 14’e kadar düşürdü. Bu karar sonrası Türk lirası başta Dolar ve Euro olmak üzere yabancı para birimleri karşısında değer kaybederken enflasyon da tırmanışa geçti. Türkiye’nin faiz yükü de artış eğiliminde.

2022’de ilk 2 aydaki faiz ödemesi 2017’nin tamamını geçti

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, bu yılın ilk iki ayında Türkiye’nin toplam faiz harcaması 57,9 milyar TL oldu.

Bu miktar 2017 yılının tamamında yapılan 56,7 milyar lira faiz ödemesinden daha fazla. 2017 sonrasında TL bazında faiz harcamalarının tırmanmaya başlaması dikkat çekiyor. 2018’de 74 milyar dolar lira olan faiz giderleri 2019’da 99,9 milyara, 2020’de 134 milyar ve 2021’de 180,9 milyar liraya kadar çıktı.

Buna göre 2021 yılı itibariyle son 1 yılda faiz giderleri yüzde 35, son 2 yılda ise yüzde 81 artış gösterdi.

2001 yılında Türkiye’nin faiz gideri 41,1 milyar TL idi. AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında ise faiz harcamaları 51,9 milyar lira olmuştu. 2003’te 58,6 milyar lira olan faiz ödemesi 2018 yılına kadar hep bu seviyenin altında seyretti.

Türkiye’nin Dolar bazında faiz giderleri kadar?

Türkiye’nin faiz giderlerine Amerikan Doları bazında da bakmak mümkün. Faiz giderleri ay ay açıklanıyor. Dolayısıyla faiz harcamalarını dolara çevirirken aylık ortalama kur hesabı üzerinden hesaplama yapmak daha doğru sonuç veriyor.

Ancak Merkez Bankası Elektronik Veri Dağıtım Sistemi (EVDS) ve bakanlık verileri 2006’dan sonra aylık verileri yansıttığından 2006 öncesindeki hesaplamaları yıllık ortalama kur üzerinden yaptık. 2006 ve sonrasını ise her ay yapılan faiz harcamasını ve o ayki ortalama kur üzerinden hesapladık.

Buna göre Türkiye’nin 2021 yılında faiz gideri 21,3 milyar dolar oldu. 2000 yılından itibaren bakıldığında en az faiz harcaması 15,6 milyar dolar ile 2017’de gerçekleşmişti. 2017 sonrasında faiz giderleri dolar bazında da tırmanışa geçti. 2018’de 15,7 milyar dolar olan faiz giderleri 2019’da 17,8 milyar dolara, 2020’de 19,4 milyar dolara ve 2021’de 21,3 milyar dolara yükseldi. 2022’nin ilk iki ayındaki toplam faiz gideri ise 4,3 milyar dolar oldu.

2002 yılındaki faiz gideri ise 34,3 milyar dolar idi. 2003’te 39,1 milyar dolara çıkan faiz gideri 2008’de 39,96 milyar dolara yükselerek son 20 yılın en yüksek miktarı oldu. 2011’de 25,5 milyar dolar seviyesine gerileyen faiz gideri 2015’te ise 20 milyar seviyesinin altına inerek 19,8 milyar dolar oldu.

Bütçe giderlerinin ne kadarı faize gitti?

Faiz harcamalarının bütçede ne kadar yer tuttuğu da önemli bir konu. Merkezi bütçede faiz giderlerinin bütçe giderleri içindeki payı 2000’li yılların başında itibaren kademeli bir düşüşle yüzde 51’den yüzde 8’e kadar geriledi. 2017’de yüzde 8,4 ile en düşük seviyeye inen bu oran yavaş da olsa yükselmeye başladı ve 2021’de yüzde 11,3 oldu.

Faizin bütçe giderleri içindeki payı 2000 yılında yüzde 44 iken 2001 yılında yüzde 51 ile son 20 yılın en yüksek seviyesini gördü. AK Parti’nin iktidara gelmesinden sonra faizin bütçedeki payı ciddi düşüşe geçti. 2003’te yüzde 41,8 olan oran 2005’te yüzde 28,8’e; 2009’da ise yüzde 19,8’e kadar geriledi. Düşüş 2017’ye kadar devam etti.

Toplanan verginin ne kadarı faize gidiyor?

Peki toplanan verginin ne kadarı faize gidiyor? 2000 yılında yüzde 77,1 olan faiz giderlerinin vergi gelirlerine oranı 2001’de yüzde 103,3’e kadar çıktı.

Bir başka ifadeyle faiz giderleri vergi gelirlerinden fazla oldu. 2002’de yüzde 87 olan bu oran 2003’te yüzde 69,5’e geriledi. Daha sonra ise belirgin bir düşüş dikkat çekiyor.

2004’te yüzde 55,9 olan oran 2005’te yüzde 38,1; 2010’da yüzde 22,9’a ve 2015’te yüzde 13’e geriledi. 2017’de yüzde 10,6 ile son 20 yıldaki en düşük seviyeye inen faiz giderlerinin vergi gelirlerine oranı daha sonra yavaş şekilde artmaya başladı. 2020’de yüzde 16,1 olan oran 2021’de yüzde 15,5 oldu.

AK Parti’nin 19 yılında faize 516 milyar dolar gitti

Dolar bazında bakıldığında 2003-2021 yılları arasını kapsayan 19 yılda Türkiye’nin faiz gideri 515,7 milyar dolar oldu. Buna göre ortalama her sene 27,14 milyar doların faiz harcamasına gitti.

Toplanan verginin 5’te biri faize gitti

2003-2021 yılları arasında toplanan vergilerin yaklaşık 5’te biri faiz harcamasına gitti. Bu 19 yılda toplanan her 100 TL verginin 18 lirası faiz ödemesine gitti. Öte yandan Türkiye politika faizinde dünyada en yüksek 10. ülke; Avrupa’da ise ilk sırada bulunuyor.

Türkiye’nin Aralık 2021’de devreye soktuğu Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminin faiz giderlerini nasıl etkileyeceği ise merakla bekleniyor. ‘Dövize Çevrilebilir TL Mevduat Hesapları’ (DÇM) ya da ‘Dövize Endeksli Mevduat’ (DEM) açıklamasından sonra dolar kuru düşüşe geçerken sonra haftalarda yeniden tırmanışta.

(Kaynak: Euronews)

Paylaşın

’94. Oscar Ödülleri’ Sahiplerini Buldu

Los Angeles’ta gerçekleştirilen 94. Oscar Ödülleri’nde, En İyi Film Ödülü “Coda”nın olurken, Will 0Smith “King Richard” filmindeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı. En İyi Kadın Oyuncu Ödülü “The Eyes of Tammy Faye” filmindeki rolüyle Jessica Chastain’in oldu.

Will Smith’in ilk Oscar odülünü almadan önce komedyen Chris Rock’a sahnede vurması da gecenin en akılda kalan olayı oldu. Rock, Smith’in saçkıran hastalığı geçiren eşi Jada Pinkett Smith’in saçıyla ilgili şaka yapınca, Smith sahneye doğru yürüdü ve Rock’a tokat attı.

Başta önceden yazılmış bir parodi gibi görünen olayın hemen ardından Smith’in “Eşimin adını lanet ağzına alma” diye bağırmasıyla ortam gerildi. Smith daha sonra ödül konuşmasında olay nedeniyle özür diledi.

En İyi Yönetmen Ödülü, “The Power of the Dog”un yönetmeni Jane Campion’a verildi. Yeni Zelandalı Yönetmen, Kathryn Bigelow ve Chloe Zhao’dan sonra bu ödülü alan üçüncü kadın oldu.

ABD’li aktör Troy Kotsur, “Coda” filmindeki rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü alan ilk işitme engelli aktör oldu.

Ariana DeBose, Steven Spielberg’ün klasik müzikal “West Side Story – Batı Yakası’nın Hikayesi” filmindeki performansıyla En iyi Yardımcı Kadın oyuncu ödülünü aldı.

Sir Kenneth Branagh otobiyografik hikayesi, “Belfast” ile En iyi Orijinal Senaryo ödülünü alırken, “Coda” da En İyi Uyarlama Senaryo dalında Oscar ödülüne layık görüldü.

Japon Filmi “Drive My Car” da En İyi Uluslararası Film Ödülünü aldı. En iyi Animasyon Ödülü “Encanto”nun olurken, “Dune” beklendiği gibi En İyi Görsel Efekt dalında ödül aldı. “Dune” ayrıca En İyi Müzik, Sinematografi, Ses, Montaj ve Prodüksiyon Tasarımı dalları da dahil, şu ana dek toplamda 6 ödüle layık görüldü.

En Orijinal Müzik Ödülü Billie Eilish ve erkek kardeşi Finneas O’Connell’a James Bond filmi “No Time To Die” için verilirken, En iyi Belgesel Ödülü de “Summer of Soul”un oldu.

Paylaşın

Muhalefet Partilerine ‘Seçim Kanunu’ Çağrısı

Sivil toplum ve meslek örgütlerinin oluşturduğu Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu, AK Parti ve MHP tarafından hazırlanan Seçim Kanunu’ndaki değişikliğe dair tespitlerini paylaştı.

Yazılı açıklamada, değişikliğin görüşülüp kabul edildiği Anayasa Komisyonu toplantısının, 23 Mart, saat 15:05’de başladığı, 24 Mart 07:38’de bittiği ve böyle önemli bir konunun, “17 saat 33 dakika süren tek bir toplantı ile geçiştirilmesinin durumun vahametini gösterdiği” belirtildi.

Kanun görüşmelerinin halka, seçmene, ilgili sivil kuruluşlara kapalı yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Önerilmesine karşın Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu da dahil olmak üzere, oturuma kimse davet edilmedi. Komisyona dışarıdan davetli olarak sadece Adalet ve İçişleri Bakanlığı, Yüksek Seçim Kurulu, Yargıtay, Cumhuriyet Başsavcılığı ve Hâkim ve Savcılar Kurulu temsilcileri alındı” dendi.

Ayrıca, Meclisteki partilerin Komisyon üyeleri dışındaki vekillerinin de toplantıya ilgi göstermediği ifade edildi: Mecliste vekili bulunan 14 partiden sadece Komisyonda grubu bulunan beş parti ve grubu bulunmayan bir parti katılırken, sekiz partinin vekillerinin ve bağımsız vekillerin böylesi önemli bir konuda toplantıya katılmamaları, seçim güvenliği yasasının, seçim güvenliği konusundaki rolünün ve öneminin, hak ettiğince fark edilmediğini düşündürüyor.

Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Anayasa Komisyonu’ndan geçti. Teklife dair şerhlerin yazılması ile Komisyon Raporu tamamlanacak ve Genel Kurul’da görüşülmeye geçilecek.

“Birinci partiye açık imtiyaz tasarlandı”

Komisyon toplantısında teklisin büyük oranda değişmeden geçtiğini ifade eden STK’lar, toplantıda tartışmaları inceledikten sonra şu değerlendirmeyi yaptı: İl barajı görevi görecek ve birinci partiye imtiyaz sağlayarak, diğerlerinin temsil hakkına el koyacak bir düzenlemenin getirildiğini, kıdemli hakimlerin tasfiye edilmeye çalışıldığını, Cumhurbaşkanı’nın geçen seçimde görülen adil olmayan uygulamalarının meşrulaştırılacağı anlaşılmaktadır.

“Sürece aktif katılım” vurgusu

Açıklamada, muhalefet partilerinin tavrı da eleştirildi: İktidarın, Seçim Kanunu Teklifi’ni halkın sesine ve katılımına kapatması, demokratik bir seçimin gerçekleştirilmesini engellemektedir. Muhalefet partilerinin de, iktidar tarafı ne yaparsa yapsın seçimi kazanacaklarına dair güveninin seçim yasasının mümkün olan en adil ortamı tanımlamasını gölgelememesi gerekiyor. Seçimlerde temsil şansı kalmayan pek çok seçmenin, sandığa uzak durabileceği, küsebileceğinin de önemle göz önüne alınması gerekir.

STK’lar, Komisyon toplantısına katılmayan partilerin, bundan sonraki sürece aktif katılımlarının yanı sıra seçmenlerinin de sürece katılmasını sağlamalarının, adil bir seçim için parti-seçmen birliğini hayata geçirmelerinin önemini vurguladı.

Partiler ve seçmen işbirliği

Açıklamada, bütün partilerin ortak hareket etmesi gerektiği vurgulandı: TBMM çatısı altında pek çok kanun maddesinin ya da kanun teklifinin engellenmesinde, partiler ve seçmenler ötesi iş birliklerinin etkili olduğunu, geçmiş örneklerden biliyoruz.

Paylaşın

TÜRK-İŞ Açıkladı: Açlık Sınırı Asgari Ücretin 675 TL Üzerine Çıktı

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) ‘geçim şartlarını’ ortaya koymak için her ay düzenli olarak yaptığı ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın Mart sonuçlarını yayımladı. 

Araştırmaya göre; Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 4 bin 928 TL’ye, Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 16 bin 52 TL, Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 6 bin 473 TL’ye yükseldi.

Açlık sınırı, Ocak itibariyle 4252 lira olarak belirlenen asgari ücretin 750 lira üstüne çıktı, yoksulluk sınırı da asgari ücretin neredeyse 4 katına ulaştı. Dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre yüzde 8,24 oranında arttı. Asgari harcama tutarındaki artış son on iki ayda yüzde 76,39’u buldu.

Ocak’ta açlık sınırı 4 bin 249 TL, yoksulluk sınırı 13 bin 843 TL, bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ 5 bin 587 TL’ydi. Şubat’ta ise açlık sınırı 4 bin 552 TL, yoksulluk sınırı 15 bin 139 TL, bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de 5 bin 969 TL’ydi.

“Sosyal yardım alanların sayısı ikiye katlandı”

Türk-İş araştırmada şu yorumu yaptı:

“Bir yandan üst üste gelen mazot, benzin ve diğer enerji zamları bir yandan gıda maddelerindeki devam eden yüksek fiyat artışı, bir yandan da TL’nin değeri inmeye devam ederken her geçen gün zorlaşan geçim şartları yurttaşlar için can yakıcı olmakta. Akaryakıt tüm mal ve hizmetlerin fiyatında en temel girdiği olduğu için akaryakıta gelen zamlar herkesi etkiliyor.

Yurttaşın satın alma gücünün sınırı zorlanmaya devam ediyor. Merkez Bankası verilerine göre 18 Şubat itibariyle kredi kartıyla yapılan harcamalar 46,4 milyar TL’yle rekor kırdı. Yemek alışverişleri 2,5 milyar TL’ye yükselirken market alışverişleri de 8,9 milyar TL’yle en yüksek seviyesine yükseldi.

Eurostat’a göre 2020’de ‘iki günde bir etli yemek, tavuk veya balık yemeye gücü yetmeyenler’ sıralamasında Türkiye yüzde 37,3 ile Avrupa’da ilk sırada, Avrupa ortalama ise yüzde 8,6. Ayrıca Türkiye’de sosyal yardım alanların sayısı Cumhurbaşkanlığı 2022 Yıllık Programı’na göre bir yılda ikiye katlandı.

Bu ay asgari ücretle çalışan bir bekârın insana yakışır şekilde hayatını sürdürebilmesi için 2 bin 220 TL daha temin etmesi gerekiyor. Son resmi verilerde tarımsal girdi fiyatları endeksinde enerji ve yağlar alt grubu yüzde 101’i geçti. Ayrıca Ekim aylarında tarlasını eken çiftçinin büyük kısmının bu yıl tarlasına gübre atılamadığından üretimde yıllık ürün kaybıyla karşılaşılacağı öngörülmekte. Diğer yandan süt-yem değer eşitliği (paritesi) bozulduğundan üreticilerin hayvanlarını kesmeye başladıkları da ifade edilmekte.

Eğer önlemler alınmazsa önümüzdeki aylarda et, süt ve süt ürünleri fiyatlarının önünü almak ve üretimden bir kere uzaklaşan çiftçilerin tekrar üretime girmelerini sağlamak çok zorlaşabilir. Bunun yanında marketlerde sıvı yağ, şeker ve salça satışlarına konulan alım sınırları başka gıda ürünleri için de söz konusu olabilir.”

Paylaşın

Altı Partiden Açıklama: İş Birliğimizi Sürdürmeye Kararlıyız

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın daveti üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın DEVA Partisi Genel Merkezinde dün buluştu.

Bir araya gelen altı muhalefet partisi toplantılarının ardından ortak yazılı açıklama yaptı. Ortak açıklamada, yine Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme vurgu yapıldı ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturdukları bilgisi verildi.

Ayrıca, “Birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk” denildi. Toplantıda derinleşen ekonomik kriz de ele alındı.

Ortak açıklamanın tam metni şöyle:

“Toplumu en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak bizler, Türkiye siyasi tarihinde benzeri olmayan bir iş birliği bilinciyle, kutuplaşma yerine istişare ve uzlaşmayı esas alarak “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş” konusunda tam bir mutabakata varmış ve ortak mutabakat metnimizi 28 Şubat’ta milletimizle paylaşmıştık.

‘Yarının Türkiyesi’ni inşa etmek üzere 12 Şubat tarihindeki toplantımızda kararlaştırdığımız iş birliği alanlarını değerlendirmek ve ilerletmek amacıyla bugün tekrar bir araya geldik.

Öncelikle Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturduk.

Geçtiğimiz ay içinde yaşanan siyasi gelişmeleri değerlendirdik ve bu bağlamda birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk.

Milletimizin bilmesini isteriz ki, demokratik ilkelere dayanan birlikteliğimiz bu gibi siyasi mühendislik çabalarından etkilenmeyecektir. İş birliğimizi uyum içinde sürdürmeye kararlıyız.

Öte yandan hangi şartlarda olursa olsun, milli iradeyi parlamentoya tam olarak yansıtmak üzere seçim güvenliğini sağlamak amacıyla bir çalışma daha grubu oluşturduk.

Bugün ülkemizin içinde bulunduğu derin ekonomik krizi de değerlendirdik.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle beraber uygulamaya konulan akıldan, bilimden, gerçeklikten ve istişare kültüründen kopuk keyfi politikalar ağır bir hayat pahalılığına, işsizliğe ve yoksulluğa yol açmış, ekonomik kırılganlıklar ciddi biçimde artmıştır.

Bu konularla birlikte derin bir uluslararası krize yol açan Rusya-Ukrayna savaşını da ele aldık. Rusya Federasyonu’nun uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saldırması ile bölgemizde istikrar ve barış tehdit altına girmiştir. Bu kriz bize akılcı, tutarlı ve ülkemizin orta ve uzun vadeli stratejik menfaatlerini dikkate alan bir dış politikanın önemini bir kere daha göstermiştir.

Buradan tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyoruz; bizler Türkiye’yi karanlık günlerden çıkartma kararlılığı içerisindeyiz. Umutlarımız ve geleceğe olan inancımız, Türkiye’nin sorunlarından çok daha büyüktür.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakat metnimiz ve sürdürdüğümüz iş birliği, milletimizin geleceğe dair umudunu ve inancını artırmıştır.

Hedefimiz istişare ile derin sorunlarımıza son vermek ve her bir vatandaşımızı insan onuruna yaraşır bir yaşam ve refah standardına kavuşturmaktır.

İktidarın ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının tam tersine, birlik ve uzlaşı ile çalışmalarımıza devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Paylaşın

Alzheimer Hastalığı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Alzheimer hastalığı, dünya çapında milyonlarca kişiyi etkileyen, yaşlılar arasında en yaygın bunama şeklidir. Durum hafıza, biliş, kişilik ve dil gibi süreçleri etkiler. Zamanla, hasta kendine bakamaz hale gelir.

Haber Merkezi / Bunama (demans), devam eden zihinsel düşüşü temsil eden bir sendrom veya semptom grubunu ifade eder. Demansı olan bir kişi hafıza yeteneğinde bozulma, düşünme hızında azalma, zihinsel çeviklik kaybı, dil sorunları, biliş sorunları ve muhakeme kaybı yaşar. Demans hastaları günlük aktivitelere olan ilgilerini kaybedebilir ve duygularını kontrol altında tutmayı zorlaştıran kişilik değişiklikleri geliştirebilir.

Hafif bilişsel bozulma,alzheimer veya başka bir bunama türü geliştirme riskini artıran bilişsel yetenekte küçük ama saptanabilir bir düşüş anlamına gelir.

Alzheimer hastalığı teşhisi konulduktan sonra yaşam beklentisi nedir?

Bu duruma sahip kişiler, semptomların ortaya çıkmasından sonra ortalama 8 ila 10 yıl yaşarlar.

Alzheimer hastalığı nasıl ilerler?

Alzheimer’ın semptomları yavaş gelişir ve genellikle başlangıçta hafızayla ilgili ince problemler içerir. Bu durumdaki hastaların beyinlerinde anormal protein birikintileri (amiloid plakları) oluşturur. Bunlar, beyindeki nöronal mesajlaşmayı bozar ve sonunda kalıcı olarak hasar görür ve hafızayı ve bilişsel işlemeyi etkiler.

Başka hangi koşullar alzheimer hastalığını taklit edebilir?

Alzheimer tanısında benzer semptomlarla ortaya çıkan bozuklukların ortadan kaldırılması gerekir ve bunlar arasında depresyon, hafıza bozukluğu, B12 vitamini eksikliği, alkol kötüye kullanımı, uyuşturucu kullanımı, serebrovasküler hastalık, kan şekeri düşüklüğü, aşırı aktif veya az aktif tiroid, hacim azalması, işitme bozukluğu ve görme bozukluğu.

Alzheimer hastalığı önlenebilir mi?

Bu durumun kesin nedeni bilinmediği için henüz bir tedavisi yoktur. Bununla birlikte, insanların alzheimer geliştirme riskini azaltmak için atabilecekleri bazı adımlar vardır. Bunlar arasında, sigarayı bırakmak, alkol alımını azaltmak, düzenli egzersiz yapmak, düzenli sağlık kontrollerine katılmak ve sağlıklı beslenmek yer alır. İnsanlar, örneğin bulmacaları okuyarak veya tamamlayarak zihinsel yeteneklerini korumaya çalışmalıdır.

Alüminyum, alzheimer ile ilişkili mi?

Alüminyuma maruz kalmayı alzheimer’ın gelişimi ile ilişkilendiren önemli bir kanıt yoktur.

Steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) alzheimer hastalığına karşı faydalı mıdır?

Bazı araştırmacılar, NSAID’lerin beyindeki iltihabı azaltarak bu hastalığa karşı koruma sağlayabileceğini varsaymaktadır. Bununla birlikte, bunu destekleyecek önemli bir kanıt yoktur ve doktorlar, alzheimera karşı korunmak için bu ilaçların alınmaması gerektiğini tavsiye etmektedir.

Paylaşın

Fırında Kıymalı Patates Püresi, Malzemeleri, Hazırlanışı

Fırında kıymalı patates püresi, kıyma ile patatesin mükemmel bir uyumu. Bütün aile için çok lezzetli ve doyurucu bir yemek. Bu yemeğin hazırlanmasında kullanılan ana malzemeler, patates, kıyma, ekşi krema ve sert peynirdir.

Haber Merkezi / Ortalama 60 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 1.3 kilogram patates
  • 500 gram kıyma
  • 1 adet defne yaprağı
  • 2 yemek kaşığı bitkisel yağ
  • 2 adet soğan
  • 4  kaşık ekşi krema
  • Biber ve tuz
  • 1 kaşık tereyağı
  • 150 gram sert peynir

Hazırlanışı;

  • Patatesleri yıkayıp kabuklarını soyuyoruz,
  • Daha sonra tuzlu su dolu bir tencereye aktarıp kaynamaya bırakıyoruz,
  • Buraya bir defne yaprağı ekleyelim,
  • Soğanı soyun, küçük parçalar halinde kesin ve iyi ısıtılmış bir tavada şeffaf olana kadar bitkisel yağda kızartın,
  • Şimdi kıymayı ekleyin,
  • Karabiber ve tuz ekleyin, iyice pişirin,
  • Patatesler pişince defne yaprağını çıkarın ve patatesleri ezin,
  • Şimdi pişirme kabını tereyağı ile yağlamanız, ardından elde edilen pürenin yarısını yoğun bir tabaka halinde tabana koyun,
  • Kıyma karışımını patates püresinin üzerine yayın,
  • Kalan püreyi kıyma tabakasının üzerine eşit bir şekilde yayın,
  • Ekşi krema sürün ve rendelenmiş peynir serpin,
  • Önceden ısıtılmış bir fırında (yüz seksen derece) kırk dakika pişirin,
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

Egzersiz Ve Beyin Sağlığı

Fiziksel aktivite, sağlıklı bir yaşam sürdürmek için gereklidir ve birçok hastalığın olasılığını azaltmakla ilişkilidir. Kanıtlar, egzersizin beyin yapısı ve işlevi üzerindeki faydalarına işaret ediyor ve hatta egzersiz, alzheimer ve felç dahil olmak üzere birçok nörolojik durumun başlamasını geciktirebilir veya önleyebilir.

Haber Merkezi / Düzenli aerobik egzersiz ve/veya orta düzeyde fiziksel aktivite (hızlı yürüyüş gibi), hareketsiz bir yaşam tarzına sahip olanlara kıyasla daha iyi sağlık ile ilişkilidir. Sağlıklı ve dengeli bir beslenmeyle birlikte egzersiz, kardiyovasküler, metabolik ve bağışıklığı geliştirir, kardiyovasküler hastalıklar ve diyabet gibi metabolik hastalıkların gelişme olasılığı azalır.

Beyin, kardiyovasküler sistemle karmaşık bağlantıları olan, metabolik olarak oldukça aktif bir organ olduğundan, sistemik hastalıklara karşı herhangi bir duyarlılık, beyin üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir. Bu nedenle, egzersizle desteklenmiş sağlıklı bir yaşam, nörovasküler, nöroimmün ve nörometabolik işlevi güçlendirerek beyin sağlığı üzerinde de faydalı bir etkiye sahiptir.

Bilişsel İşlev

Birçok çalışma, düzenli olarak egzersiz veya bir tür fiziksel aktivite (yürüme, bahçe işleri, yüzme vb.) yapan yetişkinlerin (özellikle 65 yaş üstü) bilişsel testlerde daha iyi performans gösterme eğiliminde olduğunu ve bu nedenle bilişsel risklerin daha düşük olduğunu bulmuştur. Bunamanın erken evrelerinde egzersiz yapmak, hasarın bir kısmını yavaşlatabilir ve hatta tersine çevirebilir.

Felç (inme)

İnmenin ciddiyetine ve yerine bağlı olarak, günlük yaşam aktivitelerinde bozulmalar dahil olmak üzere farklı zorluklar ortaya çıkabilir. Beynin bölgeleri hasar gördüğünden, daha iyi bir prognoz için geri dönüşümlü hasarın bir kısmını mümkün olan en kısa sürede rehabilite etmek ve onarmak önemlidir.

Aerobik egzersizin, kısa vadede nörojenezi artırmanın yanı sıra lezyon boyutunu (hacmini) azalttığı ve çevredeki perilezyonel dokuyu oksidatif hasar ve inflamasyondan koruduğu gösterilmiştir. Bu, inmeden sonraki 48 saat içinde haftada 5-7 kez yaklaşık 10 dakikalık orta derecede zorlamalı egzersizle başarılabilir.

Özetle, egzersizin beyin üzerinde derin bir nöro-koruyucu etkisi vardır ve düzenli egzersiz (özellikle aerobik) sadece beyin işlevini ve bilişsel işlevi ve ruh halini iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda felç ve bunama gibi nörolojik bozuklukların başlamasını geciktirir, iyileştirir veya önler. Ek olarak, hastalığın erken evrelerinde düzenli egzersiz yapmanın da patolojik ve klinik sonuçları iyileştirdiği gösterilmiştir.

Paylaşın

Lahana Köftesi, Malzemeleri, Hazırlanışı

Lahana köftesi kesinlikle et köftenin yerini almaz, ancak bu köftelerde beslenme alışkanlığınızı çeşitlendirecektir. Lahana köftesini en sevdiğiniz soslar, otlar ve diğer sebzelerle servis edin. Özellikle domates ve bezelye, patates püresi de mükemmeldir…

Haber Merkezi / Ortalama 45 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 1 kilo lahana
  • 1 adet soğan
  • 1 demet dereotu
  • Tuz ve karabiber
  • 1-2 diş sarımsak
  • 0,5 su bardağı irmik
  • 0,5 su bardağı buğday unu
  • 1 su bardağı ekmek kırıntısı
  • 0,5 su bardağı bitkisel yağ

Hazırlanışı;

  • Lahana köftesi için gerekli ürünleri hazırlayın,
  • Lahanayı kaynatmak için suyu ateşe koyun, biraz tuzlayın ve kaynatın,
  • Lahanayı çok büyükse 4 parçaya kesin veya 6-8 parçaya,
  • Kaynar suya koyun ve 5 dakika kaynatın,
  • Haşlanmış lahanayı bir elek üzerine atın, fazla suyun iyice boşalmasını sağlayın,
  • Her bir lahana parçasının sapını kesin, yapraklarını bir blender kasesine koyun, doğrayın,
  • Doğranmış lahanalara ince kıyılmış soğan, sarımsak ve dereotu, tuz, karabiber ekleyin, karıştırın,
  • Lahananın içine irmik ve unu ekleyin, iyice karıştırın,
  • Karışımı 5-7 dakika bekletin, böylece lahanadaki irmik biraz şişer,
  • Islak ellerle bir çorba kaşığı karışım alın, ekmek kırıntılarıyla birlikte bir köfte oluşturun,
  • Bitkisel yağda altın kahverengi olana kadar yüksek ateşte kızartın,
  • Afiyet olsun…
Paylaşın