Timuçin Özyürekli kimdir? Hayatı, Eserleri

19 Ağustos 1950 yılında Manisa’nın Turgutlu ilçesinde dünyaya gelen Timuçin Özyürekli, ilk, orta ve lise öğrenimini Manisa’da tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / İzmir’de “Devrimci Kültürde Çıkış” ve “Agora” adlı iki dergi çıkardı. Cumhuriyet gazetesi Kitap eki için kitap tanıtım yazıları kaleme aldı. TRT İzmir Radyosu için şiir ve öykü programı olan “Düşler Bahçesi”ni hazırladı ve iki yıl boyunca bu programın sunuculuğunu yaptı.Timuçin Özyürekli’nin eserleri sırası ile Yeditepe, Yansıma, Yarına Doğru, Doğrultu, Dönemeç, Yeni Sanat, Türkiye Yazıları, Yürüyüş, Sanat Emeği, Bilim ve Sanat, Sanat-Edebiyat/81, Gerçek Sanat, Varlık, Adam Sanat, Mecene, Kum ile kendisi tarafından çıkarılan Devrimci Kültürde Çıkış ve Agora dergilerinde yer buldu.Türkiye Yazarlar Sendikası ve Edebiyatçılar Derneği üyesi olan Timuçin Özyürekli, TAYAD, Petrol-İş ve İzmir, Buca Belediyesi Ali Rıza Ertan şiir ödüllerinin sahibi oldu.

Eserlerinde yapay olanın çekiciliğini aşarken kendine üç yol çizmiştir : Bunlardan ilki, birey olarak kendi gelişim çizgisini ele almaktır. Yalnız bunu yaparken, yaşamın çekici gelen dilimlerinin ardından giderek diğer bölümlerin üstü örtülmemiştir. İkincisindeyse Özyürekli, birey olarak kendi gelişimini besleyen ve bütünselliğin temel parçalarından biri olan dış gerçekliği ele almıştır. Üçüncü çizgi, bu iki çizginin verilerinden de yararlanarak bir bileşim şiiri yazılarak oluşturulmuştur. Eserleri bağlamında bakacak olursak eserlerinde daha çok milli mücadele ve bağımsızlık temaları işlenmiştir.

“Doğum Günün Kutlu Olsun”

Doğum günün kutlu olsun
karpuz, ince dilim kaşar peyniri, buzlu rakı
bahar günü kardeşlik adına yola çıktığımız
sonra ihanetle kucaklaşan eski dostlarım
yeni yaşımı kutlarken tek başıma, nerdesiniz?

karpuz, ince dilim kaşar peyniri, buzlu rakı
annem nasıl öldüyse ben de öleceğim elbet
ne sevdiğim kuşlar kaldı ne yoldaş kediler
içtim bir pamukla su içer gibi sessizliği

karpuz, ince dilim kaşar peyniri, buzlu rakı
düşlerim gerçekleşmedi akan yorgun ömrümde
bir kız sevdim sanırsın göl üstünde nilüfer
hayat sorularıyla cehennem oldu hep içimde

karpuz, ince dilim kaşar peyniri, buzlu rakı
elveda gençliğim, acılı orta yaşım, anılarım
bir şiirin güzel bir dizesine canımı verirdim
ya da babamın dizinde yatıp türkü dinlemeye

karpuz, ince dilim kaşar peyniri, buzlu rakı
tahta masanın köşesinde yıpranmış kitaplar
yıllar sonrasına kalsın, fotoğrafımı çeksinler
bir martıyı gagasından öperken, ellerim ıslak

hoşgeldin yeni yaşım: doğum günüm kutlu olsun

“Dersimli Bedri”

Dersimli Bedri,
kendi yurdunda sürgün, daldaki filiz,
karla-buzla yuğmuş çatal yüreğini.
sırtında küçük bir denk içinde anılar
bir heybe dolusu toplanmış kara kekik!…

acıyı tanıdı, oğlu vurulup düştüğünde,
öfkeyi zaman denilen sarnıca sardığında
biricik kızının kocası sınırda bir mayınla…
boş tabutunu gömdüler rahmetsiz toprağa

hep düşünür, ama kıyamaz kendi canına;
ne ölüm aklar gözlerini, ne de hayat!..
göğsünde sancıdır yaşanan yıkım günleri
yenik düşer, erken gelir beklenen kıyamet!..

duymuyor artık ölüm çığlıklarını, sağır,
ince kıyılmış tütünle bir sigara sarıyor;
dumanında deli Munzur köpürerek akıyor
şimdi demir ağlarda çırpınan bir alabalık,
Dersimli Bedri…

Paylaşın

Tozan Alkan kimdir? Hayatı, Eserleri

6 Mart 1963 yılında İstanbul’da doğan Tozan Alkan, Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi işletme Bölümünü bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümünde görev yaptı. PEN yazarlar derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve ÇEVBİR üyesidir.

Haber Merkezi / İlk şiir kitabı Zaman ve Maske 2003’te yayımlandı. Sana Şehir Gelecek adlı kitabıyla Behçet Aysan Şiir ödülü ve Metin Altıok Şiir Ödülüne layık görüldü.

Çevirmen ve şair olan Tozan Alkan’ın Victor Hugo, Oscar Wilde, William Blake, Emily Dickinson, D.H. Lawrence, Lord Byron, Anatole France, Philippe Soupault, Tristan Tzara ve Charles Baudelaire gibi pek çok şair ve yazarlardan çevirileri vardır. Çevirmenin en önemli çevirileri arasında şunlar sayılabilir: Anatole France (Balthesar), Victor Hugo (Seçme şiirler), William Blake (Masumiyet ve Deneyim şarkıları, Kehanet Kitapları 1-2, Cennet ve Cehennemin Evliliği, Seçme Şiirler ), Ezop Masalları, Charles Blaudelaire (Fanfarlo), Cehennem kuşu, Philippe Soupault, Dada Paris’te, D.H Lawrence (Aşktan Daha Derin), Lord Byron (Abydos’lu Nişanlı Kız, Seçme Şiirler), Oscar Wilde (Reading Hapishanesi Baladı). Çevirmen kimliğinin yanı sıra yazdığı şiirleri Zaman ve Maske, Kalbin Akşamüzerleri, Yanık Rüzgar adlı şiir kitaplarında bir araya getiren Alkan’ın şiirlerinde, “toplumsal duyarlığı yüksek, yaşamı ve insanı” (Çankaya, 2012) merkeze alan bir tutum içinde olduğu görülür.

“Eksik Düğme”

soframda erik rakısı pilaki
senin içeteklerin içdenizlerin
resim defterimde istavrit ve midye
gel otur yanı başıma hülya
terleyen mevsimlere yürüyelim

az ötemizde dokunsan portakal
ırmaklardan geçip ağaçlar düştük
kuşlar da konmuş azıcık dalımıza
bu kadar hayatla baş edemeyiz
ikiye kadar saymasını öğrenelim

göğün üstünde mürekkep kırmızı
kağıtlara eskiyen harfler yağdırıyor
yarım kalmasın diye resimlerimiz
gel otur yanı başıma rüya
görelim eksilen düğmelerimizi

“Hisar”

Hüzün tayfının soluk renklerinde
Sulara özgü bir sarışınlıktı hisar
İncecik ölümlere yürürdük her gece
Torbadan ne çekersek o olurdu intihar

Tutsaktık kırgınlığın haritasında
Biz, özgürlüğe düşkün aylak kullar
Güz çiğdemleri taşırdık yakamızda
Önümüzde çıkma ekmek ve hardal

İsyankar şarkılar söylerdik hayata
Eğreti duran yorgun korkuluklar
Gibi beklerdik insin denize karanlık
Yükselsin gövdelerimizden ruhlar

Hüzün tayfının soluk renklerinde
Şimdi sararmış, eksik bir resim var.

Paylaşın

Tuğrul Asi Balkar kimdir? Hayatı, Eserleri

16 Haziran 1960 yılında İzmir’de dünyaya gelen Tuğrul Asi Balkar’ın asıl adı Mustafa Esim’dir. Tuğrul Asi Balkar, Kemal Atatürk İlkokulu ve Hürriyet Ortaokulu’ndan mezun oldu. İzmir Atatürk Lisesi’ni 1977 yılında, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni 1987 yılında bitirdi.

Haber Merkezi / Öğrenciliği sırasında Ankara’da yayımlanan Sanat Rehberi dergisinin yayın yönetmenliğini yaptı (1985-1986). Kars Sağlık Ocağı’nda (1987–1989), daha sonra Keşan Verem ve Savaş Dispanseri’nde hekim ve yönetici olarak görev aldı.

Can Veren Sunak isimli ilk şiiri, Temmuz 1983’te yayımlanan Yaşam İçin Şiir antolojisinde yer aldı. 1987 yılında Güneş Gazetesi Genç Sanatçılar Öykü Ödülü ikinciliği; 1993 yılında Sabri Altınel Şiir Ödülü birinciliğine değer bulundu. 2009 yılında Çukurova Lobisi Dergisi 2009 Yılının En İyileri anketinde şiir dalında ödül aldı.

Tuğrul Asi Balkar’ın ilk şiirleri İzmir Atatürk Lisesindeki öğrencilik yıllarında yayımlandı. Saf ve çocuksu iç dünyasını ve romantik duygularını yansıttığı şiirleriyle tanındıTuğrul Asi Balkar’ın şiirlerinde; şiirin her bir sözcüğü harfi harfine bedeli ödenmiş bir toplamda olmalıdır ilkesi öne çıkıyor. Şiirlerinde sade ve akıcı, kolay anlaşılabilir bir dil kullanan şair, edebi sanatları da ustalıkla kullanıyor.

Şiirle lise yıllarında tanıştı. Şiirin bir yaşama ustalığı olduğunu Ankara’da öğrendi. Bir süre, Ankara’da yayınlanan Sanat Rehberi Dergisi’ni yönetti. Şiir ve yazıları Adam Sanat, Cumhuriyet Kitap, Kıyı, Nitelik, Önder, Parantez (Almanya), Damar, Pencere, Promete, Su, Şiir-lik (Almanya), Varlık, Yamaç, Yarın, Yaşam İçin Şiir, Sanat Rehberi, Yeni Biçem gibi dergi ve gazetelerde yayınlandı. Şiir çevirileri de vardır.

Vazgeçmeler Ustası ve Bir Sevinç Depremi adlı şiir kitaplarındaki şiirlerinin tamamına yakınında serbest vezin kullanan Tuğrul Asi Balkar’ın şiirlerinde sosyal ve doğal çevre en başta gelen konulardır. Şiirlerini sade ve akıcı bir Türkçe ile kaleme almıştır.

“Anlat Derdi Çocuk”

Baba bana Balıkçı’yı anlat, derdi çocuk.
Kıyıda ahşap iskelenin gıcırdayan tahtalarının üzerinde, denizi tanımaya başladığı
günleri anımsayarak. Denizi. Babasının dayısını geri vermeyen, koynuna alan gizemli
denizi. Elimi tut baba, bırakma.

Baba Bana Balıkçı’yı anlat, derdi çocuk.
Dedemle dostluğunu. İncelikli, yürekli, onurlu. Tükenmeyen, insanca.
Birlikte nasıl balığa çıktıklarını. Nasıl birlikte rakı içtiklerini. Denizi içer gibi
yudumladıklarını. Denizde buldukları bombayı. Elimi tut baba, bırakma.

Baba bana Balıkçı’yı anlat, derdi çocuk.
Kayagölgelerini, mimozaları. Saçlarına, Balıkçı’nın yetiştirdiği mimozaları takan
Bodrumlu kızları. Onbiray çiçeğini, karanfilleri, yaseminleri göz nuruyla sevgiyle
büyüten kadınları. Balıktan dönen balıkçıları. Fil kulağı süngerleri sırtlamış
süngercileri. Ötelerin Çocukları’nda sancısı tutan kadını. Hani Ötegillerin Elif’i.
Okusana yeniden, işiteyim senin Giritli göçmen dilinden. Elimden tut baba, bırakma.

Baba bana Balıkçı’yı anlat, derdi çocuk.
Mavi Sürgün’ün gözleri mavi değil de çakıra çalardı hani. Mahmut nerelerde? Aganta
Burina Burinata! Haydiyin engin denizlere! Aliş’im bekleyedursun. Kerimoğlu kıyı
boyu gelir mi, haggat tıp tıp eder mi zenginlerin üreği. Elimi tut baba, bırakma.

Baba bana Balıkçı’yı anlat, derdi çocuk.
Çocuk düşlerinde, mandalina bahçeleri arasında Çakır Ayşe. Yoksa o da mı
Bodrum’un gök rengi bulutlarından bize bakmakta. Babası sefir, amcası vezirmiş,
doğru mu baba? Deli Davut, niçin giderdi Gülen Ada’ya? Pegas, Pegasus kıpkırmızı
kahkahalarla baba. Elimi tut baba, bırakma.

Baba bana Balıkçı’yı anlat, derdi çocuk.
Kalenin içinde saraçlar, kavaflar, dükkanlar varmış eskiden. İp satıcıları. Balık ipi de
satarlar mı baba? Balıkçı’nın oturduğu apartımanın adı Merhaba imiş, gerçek mi?
Elimi tut baba, bırakma.

Baba bana Balıkçı’yı anlat, derdi çocuk.
Kıracı misgillere, bozkırı şenliğe dönüştüren kimdi? O kıyıboyu ağaçlarını, o
palmiyeleri diken kimdi? Şimdi, niçin kesiyorlar? Korkuyorum. Elimi tut baba,
bırakma.

Baba bana Balıkçı’yı anlat, derdi çocuk.
Büyüdü. Babası yine de elinden tutuyor. İçinde bir türlü büyümeyen çocukluğunun
elinden. İçinde bir türlü dinmek bilmeyen deniz sevgisinin elinden. Doğa sevgisinin
elinden. Tarih sevgisinin elinden. İnsanlık sevgisinin elinden.
Şimdi, ikisi de, birbirlerinin ellerini daha bir sımsıkı tutuyorlar, betonla çoraklaşan,
bilisizlikle boğazlanan ağaçların gözyaşlarını yüreklerinde duyumsayarak. Daha bir
sımsıkı. Elimi tut, bırakma, demeden.

Paylaşın

Tuğrul Keskin kimdir? Hayatı, Eserleri

15 Mayıs 1961 yılında Iğdır’ın Aralık İlçesi’nde dünyaya gelen Tuğrul Keskin’in asıl adı Ertuğrul Keskin’dir. Bazı şiirlerinde Azer Tuğrul Keskin, A.Tuğrul Keskin adlarını da kullandı. İzmir Atatürk Ticaret Lisesi’ni bitirdi. Muğla İşletme Yüksek Okulu’nda öğrenciyken yüksek öğrenimini sonlandırdı ve ticarete atıldı.

Haber Merkezi / Değişik işlerde çalıştı, yöneticilik yaptı. Piya Yayınları’nın kurucuları arasında yer aldı. Bir kız çocuğu babası olan Keskin Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), Edebiyatçılar Derneği ve Dil Derneği üyesidir.

İlk şiirleri itibaren Yaba ve Yeni Olgu dergilerinde yayınlandı. Şiir ve yazıları; Türkiye Yazıları, Dönemeç, Ortaklaşa, Yamaç, Yarın, E, Yeni Biçem, Edebiyat ve Eleştiri, Papirüs, Ötekisiz, Kum, Düşe-Yazma, Agora, Ünlem, Gediz, Dize, Üç Nokta, vd. dergilerde yayımlandı. ‘Ütopya’ ve ‘Kunduz Düşleri’ dergilerini çıkartan ekipte yer aldı.

Yeni Bütüncü Şiirin Manifestosu’nu yayımladı. “1980’li yıllarda başlayan şiir serüveninde göçlendirilmiş ve kurulu düzene başkaldıranların amansız yazgısını, kendi yaşantı örüntüleriyle içi içe örerek, duru bir dille, birey-toplum izdüşüm dengesini gözeterek, imgeyi maske düşürücü bir tarzda kullanan çıplak şiirler yazıyor.”

Eserleri; Bir Suyun Kıyısında, Kırılan Kar Sesi, Babek, Tacir ve Cinayet, İpekler Çoğaltmaya, Zifir, Solgun, Eski’ten, Babek Bir İsyan (2005)

Ödülleri; 1990 Dokuz Eylül Şiir Ödülü, 1994 Dionysos Şiir Ödülü, 2004 Yunus Nadi Şiir Ödülü / Zifir ile, 2004 Dionysos Şiir Ödülü / Yeniden ile, 2008 Behçet Aysan Şiir Ödülü

“Kim Bilir Nerede”

Aynı şeyi düşünüyoruz ikimiz
Uzağı ve yakını, aynı şeyi
Sonbaharı ve uzay ip giden kederi
Yalnızlığı ve çoğalmayı, ikimiz

Sen kim bilir nerde, ben İzmir’ de.

Aynı ateşte yanıyoruz ikimiz
Külde ve korda, aynı ateşte
Nehirleri özlüyoruz uzun ve serin
Aynı çağlayandan düşüyoruz ürküyle

Bir yakın kasabada sen, ben İzmir’de.

Aynı şeye inanıyoruz ikimiz
Aydınlığa ve gölgeye, aynı şeye
Koklayarak bir dünya kurabiliriz ikimiz
Gülden, gül satandan, gülü gülle tartandan

Sen, yakınımda mı, nerde? Ben İzmir’de.

Durmadan aynı şeyi konuşabiliriz ikimiz
Dokunuşu ve kardeşliği, aynı şeyi
Şimdiyi ve geleceği sabırsız bir yürekle
Aşkı ve eşitliği konuşabiliriz durmadan

Sen karlar altında, kim bilir nerde olurum ben.

“Akıp Geçmekte Ne Varsa”

ne gördüysem boşlukta ne duyduysam
çıkardıysam neyi en içlerden
çağırdım onu dipten, söyledim;
ki ey Tuğrul,
ne çok yaralısın dize indikten…
geçip gitmektesin içinden zamanın
akıp geçmekte zaman içinden

türlü türlü hallerin var, ne iyi
boşsun, boşluktasın, boşalıp durmaktasın
ne çok hallerin var, boşalıp dolmaktasın
gelecek sensin, düşen sensin, giden sen

bir ihtilal, bin dokuz yüz altmış birden
bu yana o yoksul on beş mayıs göğünden
söylemektesin şarkını uzak uçarı göçebe
söyleyp duracaksın san, sonrada öldükten

yavaş yavaş bitkinleştirdi, bu şehir
sözdü, masaldı, sihirdi, ki bildin
haykırdığında her dizesi yara olan şiirin
dokunup durmaktadır melodisine hayatın

ne gördüysem karanlıkta neyi duyduysam
ne düştüysem ne içlendiysem ne ağladıysam
göz yaşı ateştendi söktüm derinden, söyledim;
ki ey Keskin,
ne çok kanadın şehre indikten…
geçip gitmektesin içinden madenin
akıp geçmekte maden içinden…

Paylaşın

Tuğrul Tanyol kimdir? Hayatı, Eserleri

14 Ocak 1953 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Tuğrul Tanyol’un babası kendisi gibi şair, yazar ve akademisyen Prof. Dr. Cahit Tanyol, annesi ise öğretmen Fethiye Hanım’dır. Saint Joseph ve Kabataş liselerinde okudu, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirdi (1977).

Haber Merkezi / İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde doktora yaptıktan (1980) sonra Marmara Üniversitesi’ne öğretim üyesi olarak girdi, doçentliğe yükseldi. İlk şiiri Yeni İnsan dergisinde yayımlandı (1971). Çeşitli dergilerde şiirlerinin yanı sıra şiir ve şiirin sorunları üzerine denemeler, eleştiriler de yazdı. Adnan Özer ve Haydar Ergülen’le Üç Çiçek (1983), Mehmet Müfit ve Metin Celal’le Poetika (1985) dergilerini çıkardı.

“İlk şiirlerinde çağrışım alanı alabildiğine geniş lirik ve romantik bir şiirin peşinde olduğu, yer yer 1970’lerde yazılan şiirin kimi özelliklerinden etkilendiği görüldü. İkinci kitabı Ağustos Dehlizleri ile kendi özgün üslubunu yakaladığı kabul edildi.

Divan edebiyatı, tarih ve tasavvufi öğelere göndermeler yaparak modern, dengeli ve müzikli bir şiir yapısı kurdu. Serbest şiirin yapısı içinde Ahmet Haşim ve Yahya Kemal şiirlerinin etkisiyle ölçü ve uyak denemelerine girişti. Zaman, ölüm, yalnızlık, şehir, tutku ve aşk gibi temaları sağlam ve incelikli bir şiir diliyle işledi.

Eserleri; 

Şiir; Elinden Tutun Günü, Ağustos Dehlizleri, Sudaki Anka, Oda Müziği, İhanet Perisinin Soğuk Sarayı, Toplu Şiirleri, Büyü Bitti, Her Şey Bir Mevsim, Öncesi ve Sonrası, Yedi Kitaptan Seçtiklerim

Deneme; Şiir Sanatı Sorunları

Çeviri; Yeniden Çarmıha Gerilen İsa (N. Kazancakis’ten), Kötü Saatte (G. G. Marquez’den), Bir Üçkâğıtçının Anıları (S. Guitry’den), Kahvehane Şiirleri (R. Mc Kane’den, Selahattin Özpalapıyıklar’la birlikte), Kılıçtan Keskin Dudaklar (V. Aleixandre’dan).

Ödülleri; 1980 İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Şiir Yarışması’nda Sanat Emeği Dergisi Şiir Ödülü, 1985 Behçet Necatigil Şiir Ödülü ( Ağustos Dehlizleri ile), 2016 Metin Altok Şiir Ödülü.

 

Paylaşın

Tuna Kiremitçi kimdir? Hayatı, Eserleri

1973 yılında Eskişehir’de dünyaya gelen Tuna Kiremitçi, Yunus Emre ve Dumlupınar ilköğretim okullarında okuduktan sonra, 10 yaşındayken ailesiyle beraber Ankara’ya taşındı. Kiremitçi, Galatasaray Lisesi’nden mezun olduktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde sinema üzerine eğitim gördü.

Haber Merkezi / Galatasaray Lisesi’nde okuduğu yıllarda, önemli edebiyat dergilerinden Varlık’ta şiirleri yayınlanmaya başladı. Yayınlanan ilk şiir kitabı olan 1994 tarihli Ayabakanlar ile Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’nü kazanan Kiremitçi, 1998 tarihinde, ikinci şiir kitabı olan Akademi‘yi piyasaya çıkarttı.

Yazara asıl ününü getiren ve tanınmasını sağlayan eser ise, 2002 tarihinde tamamladığı Git Kendini Çok Sevdirmeden oldu. Büyük satış başarılarına imza atan romanı, 2003 yılında Bu İşte Bir Yalnızlık Var ve 2005 yılında Yolda Üç Kişi takip etti. Gündelik yaşama ayna tutan romanları, Gürsel Aytaç tarafından romantik ironi olarak tanımlandı.

Farklı edebiyat ve şiir dergilerinde çalışmalarını yayınlamaya devam eden Kiremitçi, ayrıca köşe yazarı olarak da gazete küpürlerinde kendisine yer edindi. Üçüncü şiir kitabı Bazı Şiirler Bazı Şarkılar’ı 2003 yılında tamamlayan genç yazar, 2007 yılında Dualar Kalıcıdır ve 2009 yılında Küçüğe Bir Dondurma adlı romanlarını yayınladı. Yazarın romanları, Türkçe dışında beş ayrı dile çevrilerek yurt dışında da yayınlandı.

Yazarlığın dışında müzikle de uğraşan Kiremitçi, Kumdan Kaleler adlı rock topluluğu ile 1995 yılında Denize Doğru adlı bir albüm çıkarttı, bu albümde besteci ve vokal olarak yer aldı.

Eserleri; Ayabakanlar, Akademi, Git Kendini Çok Sevdirmeden, Bu İşte Bir Yalnızlık Var, Yolda Üç Kiş, Dualar Kalıcıdır

Ödülleri; 1994 Yaşar Nabi Nayır Ödülü, 1997 Erguvan Balkan Şiir Ödülü / Bosnalı şair İzzet Sarayliç’le paylaştı.

Paylaşın

Turgay Fişekçi kimdir? Hayatı, Eserleri

1956 yılında Balıkesir’de dünyaya gelen Turgay Fişekçi, ilk ve orta öğrenimini aynı kentte tamamladı. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1978 yılından bu yana çeşitli yayınevlerinde çalışan şair, 1996-2013 arası çarşamba günleri Cumhuriyet gazetesinin kültür sayfasında Defne Gölgesi başlığı altında köşe yazıları yazdı.

Haber Merkezi / Bu yazılardan 1996-97 yılına ait olanlar Arı Bakış adıyla kitaplaştı. 2000 yılında 103 Avrupa yazarının katıldığı ve 46 gün süren ‘Edebiyat Treni Avrupa 2000’ adlı etkinliğe katıldı. Bu gezideki gözlemlerini de Raylar Üzerinde Avrupa adıyla kitaplaştırdı.

İlk şiiri 1977 yılında yayınlanan şair ilk şiir kitabı Karda Işıltılar ile Akademi Kitabevi Şiir Ödülü’nü kazandı. Şiirlerinde hayata ve doğaya dair konuları yalın bir dil ve derin bir hüzünle işleyen Fişekçi’yi, daha ilk kitabı yayınlandığında, Aziz Nesin “Türk şiirinde uzun yıllardır rastlanmayan hikmet söyleyen bilge şair” olarak tanımlamıştır. Şiirin yanı sıra denemeler, şarkı sözleri yazan, şiir çevirileri yapan, antolojiler hazırlayan Turgay Fişekçi Mart 2006’dan bu yana Sözcükler adlı iki aylık edebiyat dergisini yayınlamaktadır.

Eserleri;

Şiir; Karda Işıltılar, Kuşkuluyum Yaşadığımdan, Yitik Bahar, Dip Sevgi, Sevgi Bağları, Kumral Gökkuşağı, Güzelle Büyü, Ayrılık Sonu

Deneme; Arı Bakış

Roman; Hep Yanımda Kal, Hep Seni Sevdim

Anı – Gezi; Raylar Üzerinde Avrupa-Bir Gezinin Anıları, Unutulmaz Bir Andı Görüp Geçtiğim, Bir Yaz Bir Bahar

Çeviri; Mariedbad Ağıdı (Goethe), Körler Alfabesi (H. M. Ensensberger), Seçilmiş Şiirler (Nezval) Seçilmiş Şiirler (Bertolt Brecht)

Çocuk; Yeşil Tatil

Halk Öyküsü; Leyla ile Mecnun

Derleme; Türk Yazınından Seçilmiş Umut Şiirleri, Atımın Yelesi Bulut Renginde, Cahit Külebi’den Seçme Şiirler, Ne Güzeldi Senin Çılgınlığın, Turgut Uyar’dan Seçme Şiirler, Sevdiğim Yaz Geldi Yine, Gülten Akın’dan Seçme Şiirler, Fotoğraflarla Nazım Hikmet

Ödülleri;  1981 – Akademi Kitabevi Şiir Ödülü (Karda Işıltılar), 1990 – TRT, Pop müzik dalında yılın en başarılı söz yazarı (Vira Vira), 1999 – Behçet Necatigil Şiir Ödülü (Sevgi Bağları), 1999 Halkevleri Şiir Ödülü (Sevgi Bağları), 2001 – Behçet Aysan Şiir Ödülü (Dip Sevgi), 2003 – Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü (Kumral Gökkuşağı), 2005 – Inkılap Kitabevi Roman Ödülü (Hep Yanımda Kal),  2006 – Sunullah Arısoy Şiir Ödülü (Babamin Çamları), 2013 – Melih Cevdet Anday Şiir ödülü (Güzelle Büyü)

Paylaşın

Turgay Gönenç kimdir? Hayatı, Eserleri

10 Mart 1939 yılında Tokat’ta dünyaya gelen Turgay Gönenç, 9 Şubat 2019’da vefat etti. Tam adı Mehmet Turgay Gönenç’tir. İlkokulu İzmir’de Misak-ı Milli İlkokulunda (1951), ortaokulu Tilkilik Ortaokulunda tamamladı (1955). Haydarpaşa Lisesinden (1959) sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi (1963).

Haber Merkezi / Kasım 1963’te Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü’nde milli gelir gurubunda göreve başladı, 1964’te İzmir’deki bölge müdürlüğünde görev aldı. 1 Ocak 1968’te bu görevinden istifa etti. Bir dönem öğretim üyeliği yaptı; özel dersler verdi.

TRT radyosuna programlarını hazırladı. Yüzün Senin kitabı ile 1984 Natıroğlu Şiir Ödülü’nün yanı sıra 8. TÜYAP Kitap Fuarı 1998 Eleştiri Onur Ödülü’nü kazandı. “Artist’ 98 VIII. İstanbul Sanat Fuarı”nda “Onur Ödülü”ne değer görüldü.

1955’te İzmir’de Gece Postası gazetesinde başladığı haftalık köşe yazılarını 1996’dan itibaren Yeni Yüzyıl gazetesinde sürdürdü. Şiir ve yazılarını Yelken, Seçilmiş Hikâyeler, Dost, Pazar Postası, Türk Dili, Papirüs, Sanat Olayı, Gergedan, Gösteri ve Adam Sanat dergilerinde yayımladı. Bazı şiirleri Arapçaya çevrildi.

Şiirlerini Bozgunda (1962), Ben Severek Büyürüm (1973), Yüzün Senin (1983), Kuşların Göçerken Çizdikleri (1994) ve Benim Çocukluğum Fesleğen Kokar: Barok Esintiler (2003) adlı kitaplarında bir araya getirdi. Şiirlerinde İkinci Yeni deneyini özümlediği ve düşünsel yoğunluğa ulaştığı kabul edildi. İkinci Yeni ile ilgili kuramsal yazılar, günlükler ve deneme yazıları yayımlandı.

Günlüklerini Zamanın Sularında: Tarihsiz Günlükler (1999) adlı kitabında; denemelerini Beni Irmak Boylarına Götür Anne (2000), Taşın İçinde Gizlenen (2000) ve İskelenin Altındaki Deniz (2004) adlı kitaplarında bir araya getirdi. Tercümeleri de bulunan Gönenç, Mehmet H. Doğan’la birlikte İkinci Yeni Antolojisi (1969) adlı bir antolojiye de imza attı. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Turgay Kantürk kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Ocak 1961 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Turgay Kantürk, Kartal Lisesini (1980) ve Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro Bölümünü bitirdi (1991). Daha okul sırasında oyuncu olarak çalışmaya başladı. Dormen Tiyatrosu’nda; “Hangisi Karısı”, “İkinin Biri”, “On Numaralı Ev”, “Papaz Kaçtı” ve “Yolun Yarısı” adlı oyunlarda oynadı. Yeditepe Oyuncuları’nda “Kamp 17”, F. Hakan Tiyatrosu’nda “Zorba” adlı oyunlarda görev aldı.

Haber Merkezi / Oyun yazarlığı ve tiyatro yönetmenliği yaptı. Özel Tiyatro adlı genç bir topluluk kurarak “Tanrı” ve “Açık Denizde” oyunlarının sahneye konmasına ön ayak oldu. İlk oyunu “Pencereler”, 1983’te Yeni Oyuncular tarafından Dostlar Tiyatrosu’nda sahnelendi. 1996-97 sezonunda Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı “Otogargara”yı sahneye koydu. Sahne çalışmalarını Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda oyuncu, yönetmen, yönetim kurulu üyesi, genel sanat yönetmeni yardımcısı olarak sürdürdü.

Eski’Z (2 sayı, 1991-92), Hamlet (1994) ve No (1998) dergilerinin yayın yönetmenliğini ve Sel Yayıncılık’ın şiir dizisi editörlüğünü yürüttü. TRT 2 televizyonunda “Okudukça” programını sundu (1999-2004). “Düş müydü?” şiiri ile 1983 Gösteri Dergisi Şiir Ödülü (ikincilik); İlk Gibi Son kitabı ile 1991 Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazandı. Hâlen İstanbul’da yaşayan Kantürk; Bakırköy Belediye Tiyatrolarında oyuncu ve yönetmen olarak çalışmakta, yönetim Kurulu üyesi ve Genel Sanat Yönetmeni Yardımcığı görevini sürdürmektedir.

Turgay Kantürk’ün ilk şiiri, 1981’de Oluşum dergisinde çıktı. Sanat Olayı, Türk Dili, Yeditepe, Gösteri, Varlık, Yazko Edebiyat, Sombahar, Argos, Milliyet Sanat ve Nar dergilerinde yayımladığı şiir ve yazılarıyla tanındı. Sabahattin Kudret Aksal ile Behçet Necatigil’e yakın bir çizgide kaleme aldığı ilk şiirlerini 1980’li yıllarda dergilerde yayımladıktan sonra ilk kitabına verilen ödülle adını duyurdu.

Turgay Kantürk 80 Kuşağı şairlerindendir. Şair, kendisiyle yapılan bir söyleşide ilk kitabı İlk Gibi Son’dan (1991) hareketle poetik görüşlerini şu cümlelerle belirtmiştir: “İlk kitap olarak İlk Gibi Son benim bugüne kadarki tüm arayışlarımın ve dünyaya bakışımın ipuçlarını ortaya koyuyor. Onun için benimsenmiş bir ilk kitap bu. Hatta yazarak gizlerini açmaya devam ettiğim bir kitap diyebilirim. Bugüne kadarki tüm verimlerimde de bu kitapla hesaplaştığımı söylemiştim birkaç kez. Doğa kentli bir yaşamın izin verdiği ölçüde ve biraz da çocukluğu özleyişle yer alır bu kitapta ve önemli bir yer tutar. Nerdeyse ilk şiirler toplamında poetik olanın yanına yaşantıyı da koyabilen bir şair görüyorum bugün o kitaba baktığımda”.

Kantürk’ün daha çok ölçülü-uyaklı, bazıları sone tarzındaki bu şiirlerinde sağlam bir yapı vardır. Daha sonraki şiirlerinde yeni temalara uzanarak anlatımını daha da zenginleştirdiği, yine kendine özgü sağlam bir kurguyla incelikli bir dil yolculuğunu sürdürdüğü kabul edilmiştir. Turgay Kantürk; Ş. Yorozlu, S. Çekiç, İ. Çiftçioğlu ve Y. Tanyeli gibi ressamlarla gerçekleştirdiği ortak kitaplarla şiir-resim kaynaşmasının özgün örneklerini vermiştir. Kantürk şiir kitaplarının yanı sıra denemelerini Tuzak Kitap: İki Şiirsel Metin (2000) ve Yanlış At Şiir ve Şair ve Başka Şeyler Üstüne (2005) adlı kitaplarında; hikâyelerini Hayat Siyah Ölüm Beyaz: Kısa, Çok Kısa Öyküler (2004) adlı kitabında bir araya getirmiştir. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Turgut Uyar kimdir? Hayatı, Eserleri

4 Ağustos 1927 yılında Ankara’da dünyaya gelen Turgut Uyar, 22 Ağustos 1985’te İstanbul’da hayatını kaybetti. İlköğrenimini İstanbul’da, Orta öğrenimini Konya Askeri Okulu ve Bursa Işıklar Askerî Lisesi’nde tamamladı. Yükseköğrenimini Askerî Memurlar Okulu’nda tamamlayarak orduya katıldı.

Haber Merkezi / Posof, Terme, Ankara’da personel subayı olarak çeşitli görevlerde bulundu. 1958’de ordudan ayrıldı. Çeşitli devlet memurluklarında buldu. Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayii’nin Ankara şubesinde çalışmaya başladı. Emekliye ayrılıp İstanbul’a yerleşti. Yaşamını serbest yazar olarak sürdürdü.

İkinci Yeni Şiir akımının önde gelen şairlerindendir. Yedigün dergisinde çıkan hece ölçüsüyle yazılmış şiiriyle yazın dünyasına girdi. Kaynak dergisinin düzenlediği yarışmada ikincilik kazanınca dergilerde daha sık sık görünmeye başladı. Sonraları sürekli olarak Varlık dergisinde yazdı. Şiirlerini Yeditepe, Pazar Postası, Dost, Değişim, Türk Dili, kuruculurı arasına katıldığı Dönem ve Papirüs, Yeni dergi’de yayımladı. Hece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işlediği ilk iki kitabında yer alan şiirlerinde dile egemen, dize kurmada başarılı göründü.

Genellikle eski kaynakların çevre izlenimlerinde aradığı bu döneminde ilgiyle izlendi. 1955’ten sonra, değişik duyguların yoğunlaştığı kişisel bir anlatım dünyasında yapmacık ve özentili davranışların ötesinde kalmayı başardı. Hem öz hem biçim yönlerinden çeşitli açılımlar gösteren bir şir düzeyine ulaştı. Bir ara yeni dil olanakları içinde divan şiiri geleneğini sürdürmek isteyen şairler arasına katıldı. Sonra öykü-şiir denilebilecek uzun soluklu parçalarında toplumsal temaları başarı ile işledi. Kayayı Delen İncir’de söz konusu dönemde yaşanan sınıfsal mücadelenin yansımalarını görüyoruz.

Eserleri;

Şiir; Arz-ı Hal, Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabistanı, Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Toplandılar, Toplu Şiirler, Kayayı Delen İncir, Dün Yok Mu, Büyük Saat

İnceleme; Bir Şiirden

Çeviri; Lukretius – Evrenin Yapısı (Tomris Uyar’la birlikte)

Ödülleri; 1963 Yeditepe Şiir Armağanı / Tütünler Islak ile, 1975 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü / Lucretius’tan Evrenin Yapısı çevirisi ile (Tomris Uyar’la birlikte), 1981 Behçet Necatigil Şiir Ödülü / Kayayı Delen İncir ile, 1984 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü / Büyük Saat ile

Paylaşın