AB Anketi: Türkiye’ye En Olumlu Bakan Ülke Letonya

Avrupa Parlamentosu’nun Avrupa Birliği (AB) genelinde yaptırdığı bir kamuoyu araştırmasında Türkiye’yle ilgili veriler de yer aldı. Anket kapsamında katılımcılara ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Hindistan ve Türkiye’yle ilgili görüşleri de soruldu.

AB üyesi 27 ülkede yaklaşık 27 bin kişiyle Nisan ve Mayıs aylarında yüz yüze görüşülerek yapılan Eurobarometer anketine katılanların yüzde 28’i Türkiye hakkında olumlu görüşe sahip olduğunu söyledi. Yüzde 60’ı olumsuz görüş bildirirken yüzde 12’si de “Bilmiyorum” yanıtını verdi.

Türkiye hakkında en fazla olumlu görüş bildirilen ülke, yüzde 56 ile Letonya oldu. Bu ülkeyi Romanya (yüzde 55), Litvanya (yüzde 52), Hırvatistan (yüzde 52) ve Malta (yüzde 50) takip etti.

En az olumlu görüş bildirilen ülkeyse yüzde 4 ile Yunanistan oldu. Olumlu görüş sahibi katılımcıların oranının en düşük seviyede olduğu diğer ülkeler Kıbrıs Cumhuriyeti (yüzde 9), İsveç (yüzde 12) ve Almanya (yüzde 17) oldu.

Gençler daha pozitif

AB genelinde verilen yanıtlar sosyo-demografik açıdan analiz edildiğinde, genç katılımcıların Türkiye hakkında daha olumlu görüşlere sahip olduğu görüldü. Ankete katılan 55 yaş üstü AB vatandaşlarının sadece yüzde 22’si Türkiye hakkında olumlu görüş bildirirken bu oran 15-24 yaş grubunda yüzde 38 olarak kaydedildi.

Ayrıca AB hakkında olumlu görüş sahibi olan katılımcıların Türkiye’ye de daha olumlu baktığı görüldü. Avrupa Birliği hakkında olumlu görüş bildirenlerin yüzde 31’inin Türkiye hakkında da olumlu düşündüğü ortaya koyulurken, olumsuz görüş bildirenlerin yüzde 23’ü Türkiye hakkında da olumsuz düşündüğünü ifade etti.

Ukrayna savaşıyla ilgili haberleri takip edenler arasındaki Türkiye sempatisi de takip etmeyenlere kıyasla az da olsa yüksek çıktı.

Ukrayna savaşıyla ilgili haberleri takip etmeyenlerin yüzde 31’i Türkiye hakkında olumlu görüş bildirirken takip edenlerin yüzde 27’si olumsuz görüş sahibi olduğunu belirtti.

Rusya ve Çin büyük düşüşte

Yapılan anket, Avrupalıların ABD ve İngiltere hakkında olumlu görüş sahibi olduğuna işaret ederken Rusya ve Çin’le ilgili düşüncelerinin daha da olumsuz bir hâl aldığını gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 65’i İngiltere hakkında olumlu görüş bildirdi. ABD hakkında olumlu düşünenlerin oranıysa yüzde 58 çıktı. Aynı anket 2018 yılında Donald Trump ABD Başkanı’yken yapıldığında bu oran yüzde 45’ti. Çin hakkındaki olumlu görüş dört yılda yüzde 36’dan yüzde 22’ye, Rusya hakkındaki olumlu görüş yüzde 30’dan yüzde 10’a geriledi.

Rusya hakkında en fazla olumlu görüş bildirilen ülke Bulgaristan oldu. Bulgarların yüzde 49’u Rusya hakkında olumlu görüş bildirdi. Kıbrıs Cumhuriyeti’nde de bu oranın yüzde 36 olduğu görüldü.

Hindistan’a Türkiye’den daha olumlu bakıyorlar

Ankete bu yıl Türkiye ile beraber eklenen Hindistan hakkında AB genelinde olumlu görüş bildirenlerin oranıysa yüzde 38 oldu.

Hindistan hakkında olumlu görüş sahibi olanların oranının en düşük olduğu ülke yüzde 28 ile Almanya çıktı. En yüksek oransa yüzde 53 ile Hırvatistan’da görüldü.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

AB’de Benzin Ve Dizelli Otomobillere Yasak Kararı

Avrupa Parlamentosu (AP), 2035 yılından itibaren benzinli ve dizel yakıt kullanan araç satışının yasaklanmasını öngören tasarıyı oy çokluğuyla kabul etti. Böylece AB’nin yürütme organı AB Komisyonu’nun geçen yıl getirdiği öneri, yasama organı AP’den de onay almış oldu.

Tasarının yürürlüğe girmesi için üye ülkelerle yapılan müzakerelerin sonuçlanması gerekiyor. Üye ülkeler ay sonunda tasarıya yönelik tutumlarını belirleyerek AB Komisyonu’na bildirecek ve uzlaşı arayışları başlayacak.

Komisyon’un önerisi, trafikte karbondioksit emisyonunun yüzde 100 oranında azaltılmasını öngörüyordu. Komisyon 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarının yüzde 55 oranında azaltılmasını, bunun için de endüstri ve enerji sektörünün yanı sıra trafikte de daha kararlı adımlar atılmasını, özellikle de elektrikli araç ağının genişletilmesini istiyor. Bu hedef doğrultusunda elektrikli otomobiller için şarj altyapısını geliştirmek üzere ayrı bir yasa çalışması bulunuyor.

Yasa tasarısı hazırlıklarına katılan AP üyelerinden Jan Huitema, “sıfır emisyonlu araçların satın alınması ve kullanımının tüketiciler için daha az maliyetli olacağını” belirtti.  Yeşiller grubundan AP üyesi Michael Bloss da oylama sonrasında yaptığı açıklamada, “Böylelikle Avrupa’nın otomotiv merkezi olarak geleceği hakkında karar vermiş olduk. Gelecekte en iyi elektrikli otomobiller ve en yeni bataryalar Avrupa’da üretilecek” dedi.

Otomobil üreticilerinden eleştiri: Çok erken

Ancak tasarıya eleştiriler de geldi. AP’nin Hristiyan Demokrat Partili üyesi Jens Gieseke, “Yeşiller, Liberaller ve Sosyaldemokratlar maalesef tüm kartları elektrikli ulaşıma oynamayı tercih ediyor” diyerek bunun Avrupa’nın rekabet gücü ve istihdama olumsuz etkilerde bulunacağı endişesini dile getirdi.

Alman Otomobil Üreticileri Birliği (VDA) de otomobil endüstrisinin iklim hedeflerini benimsediğini ve bu alanda milyarlarca euroluk yatırım yaptığını, ancak 2035’te satış yasağının “çok erken” olduğunu bildirdi. VDA Başkanı Hildegard Müller, “Siyaset, hızlanmayı mümkün kılacak çerçeve koşulları sağlamadan otomobil endüstrisinden daha fazla hız talep edemez” eleştirisinde bulundu.

Müller, şarj altyapısının geliştirilmesi ve dijitalleşmedeki eksiklikler ile acil ihtiyaç duyulan hammadde ve enerji ortaklıklarında yeterli adımların atılmamasını örnek verdi. VDA Başkanı ayrıca Avrupa’nın geniş kesimlerinde elektrikli otomobiller için yeterli şarj altyapısının bulunmadığına dikkat çekti.

Türkiye de mutabakat imzalamıştı

Geçen yıl İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26. Taraflar Konferansı’nda(COP26) Türkiye de bu yönde bir mutabakata imza atmıştı. 33 ülke, 40 şehir, 11 araç üreticisi ve filo sahibi 27 kuruluşun imzaladığı mutabakat, 2035’e kadar benzinli ve dizel motorlu araçların sıfır emisyonlu araçlarla değiştirilmesini öngörüyor.

Avrupa Çevre Ajansı verilerine göre 2019 yılında trafik, AB’deki toplam karbondioksit emisyonunda yaklaşık dörtte birlik paya sahip oldu. Trafik yoluyla salınan karbondioksit 1990-2019 yılları arasındaki dönemde yüzde 33,5 arttı.

Paylaşın

AP’den Ankara’ya ‘Rusya Konusunda Net Ol’ Çağrısı

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) 2022 Türkiye raporu Strasbourg’da düzenlenen genel kurul oturumunda tartışıldı. AP Türkiye raportörü Nacho Sanchez-Amor, oturumda yaptığı konuşmada, Türkiye’de demokratik standartlardaki gerilemenin “kasıtlı” olduğunu savundu ve “insanlar demokratik umutlarının uçsuz bucaksız otoriter bir sarmalda yok olup gittiğini görüyor” şeklinde konuştu.

DW Türkçe’den Kayhan Karaca’nın haberine göre, Sosyal Demokrat Grup üyesi İspanyol parlamenter, mevcut durumun bir sonraki seçimler sonrası devamı halinde “Türkiye’nin üyelik sürecinin sonlanacağını düşündüğünü” söyledi.

Ukrayna’daki savaşa da değinen Sanchez Amor, “Rus kleptokratlara Türk sahillerinde yatırım hakkı tanınıyor, Türkiye ile Rusya arasındaki uçuş sayısı kat kat artıyor, binlerce Rus vatantaşına kredi kartı veriliyor” dedi. Tüm bunları “bir tür yaptırım delme sistemi” olarak değerlendiren Sanchez Amor, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerini “sorumsuzca veto” ettiğini söylediği Türkiye’nin “bu iki ülkeyle değil demokrasiyle sorunu olduğunu” savundu.

Ankara ile en büyük sorun Kıbrıs

Avrupa Komisyonu’nun genişleme sürecinden sorumlu üyesi Oliver Varhelyi ise AP raporunda yer alan tespitlerin “Türkiye’nin AB’den uzaklaşmaya devam ettiği yönündeki kaygı verici gidişatı teyit eder nitelikte” olduğunu ve bu nedenle katılım müzakerelerinin durduğunu söyledi. Osman Kavala örneğini veren Macar üye, Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulamayı reddetmesini “özellikle tedirgin edici” sözleriyle yorumladı.

Türkiye ile “en büyük zorluğun Kıbrıs sorunu” olduğunu ifade eden Varhelyi, Ankara’dan “Maraş bölgesine yönelik provokatif eylemlere son vermesini” istedi. AB olarak Kıbrıs Türk toplumunu desteklemeye devam edeceklerini bildirdi.

Türkiye’nin Ukrayna konusundaki aktif diplomasisi ve dayanışmasının önemine işaret eden Varhelyi, yapıcı rolünü memnuniyetle karşıladıkları Türkiye’den AB çizgisine daha yakın politika yürütmesini beklediklerini söyledi.

Raporda neler var?

AP raporunda her yıl olduğu gibi Türkiye’de demokrasi, hukuk devleti ve temel hak ve özgürlüklere saygıyla ilgili genel bir tablo çiziliyor. Bu alanlarda elle tutulur ilerleme kaydedilmeden AB ile üyelik müzakerelerinin yeniden başlama şansı olmadığı mesajı veriliyor. Türkiye ile AB arasında “değerler ve normlar bakımından kapanmak bilmeyen bir mesafe olduğu ve bu mesafenin kapanması için gereken reformlar konusunda siyasi iradenin bulunmadığı” görüşü dile getiriliyor.

TCMB ve TÜİK de raporda

Raporda Türkiye’deki mevcut ekonomik durum “kaygı verici” olarak tanımlanıyor. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığın “bağımsız olması gereken Merkez Bankası ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) gibi kurumlara müdahale etttiği, müdahaleler nedeniyle bu kurumlara güvensizliğin arttığı” savunuluyor. Bu iki kurumun işleyişinin bağımsızlığı “AB üyeliği için elzem bir kriter” olarak gösteriliyor.

“Türkiye’nin marka imajı zedeleniyor”

Hukuk devletine saygı alanındaki kötü performansın Türkiye’nin “marka imajı” üzerindeki olumsuz etkisine işaret edilen raporda, “hukuksal güvenliğin olmaması yabancı yatırımları ciddi biçimde tehlikeye sokabilir” ifadelerine yer veriliyor. AB ile “daha güçlü ve yakın bir ilişkinin kimi zorlukların aşılmasına ve Türk halkının yaşam düzeyinin iyileşmesine katkıda bulunabileceği” görüşü dile getiriliyor.

AB ile ilişkilerde Osman Kavala faktörü

AP, Türkiye-AB ilişkilerinin temel çerçevesinin “Türk toplumunun demokrasi ve Avrupa yanlısı özlemini desteklemek için” üyelik süreci olduğunu not ediyor. Buna karşılık, geçen yıl olduğu gibi üyelik müzakerelerinin resmen askıya alınmasını istiyor. AİHM’nin Osman Kavala kararıyla ilgili gelişmelerin Türkiye-AB ilişkilerinde yarattığı olumsuz etkiyi hatırlatıyor. Türk hükümetini, “Osman Kavala davasında AİHM kararına açıkça meydan okuyarak, AB üyelik sürecini yeniden başlatma emellerini kasten imha etmekle” suçluyor.

Alternatif ilişki modelleri

Parlamento, geçen yıl olduğu gibi, Türkiye ve AB’nin, üyelik sürecine paralel olarak, üst düzey diyalog ve modernleştirilmiş bir anlaşma vasıtasıyla, “demokrasi, hukuk devleti ve temel hak ve özgürlüklere saygı koşullu, yeni, dengeli ve mütekabiliyet ilkesine dayalı ortaklık” arayışına girmelerini istiyor.

Raporun satır aralarında bu yeni ortaklığın neler olabileceğiyle ilgili ipuçları da verilmekte. Türkiye için “ekonomik ve stratejik planda önemli ortak” ifadesini kullanan AP; ticaret, göç, kamu sağlığı, iklim, ekolojik dönüşüm, güvenlik ve terörle mücadele gibi müşterek çıkar alanlarında Türkiye’yi “AB için önemli bir komşu” olarak tanımlıyor.

“Rusya’ya sığınak olma”

Dış politikaya geniş yer ayrılan raporda, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline de değiniliyor. Ukrayna’nın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne desteği için Ankara’ya teşekkür ediliyor. Ancak Ankara’dan Rusya, Rus yöneticiler ve Rus oligarkları hedef alan yaptırımlarla ilgili tutumunu gözden geçirmesi ve Rus sermaye ve yatırımları için “sığınak olmaktan kaçınması” isteniyor.

AB’nin özellikle Afganistan ve Ukrayna dosyalarında Türkiye ile yakın işbirliği yapabileceğine dikkat çekilen raporda, Ankara’nın, aday ülkeler arasında AB’nin dış ve güvenlik politikasına “en uzak ülke” olduğu belirtiliyor. Türkiye ve AB’nin Kafkasya, Suriye, Irak ve Libya politikalarının “çeliştiği” not ediliyor. Ankara’nın Suriye ve Irak topraklarındaki askeri operasyonları kınanıyor.

“Kıbrıs’ta iki devlete hayır”

Türkiye’ye karşı Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile “tam dayanışma” mesajı verilen raporda, Ankara’ya “Kıbrıs’ta iki devletli çözüm önerisinden vazgeç” mesajı gönderiliyor. Kıbrıs müzakerelerinin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları temelinde ve BM himayesinde 2017’de Crans Montana’da kaldığı yerden devam etmesi gerektiği savunuluyor.

Erivan ile Ankara arasında son zamanlarda yürütülen diyaloğun olumlu olduğu belirtilirken, Ankara’ya bir kez daha “Ermeni soykırımını tanı” çağrısında bulunuluyor.

“Göçmenleri siyasi malzeme olarak kullanma”

Türkiye ile AB arasında göç ve sığınmacılar konusunda işbirliğinin devamını savunan AP, bu alanda Mart 2016’da imzalanan siyasi deklarasyona iki tarafın da saygı duymasını istiyor. Türkiye’ye yönelik göç baskısını anladığını belirtmekle birlikte, Türk hükümetinden göçmenleri “siyasi malzeme” olarak kullanmamasını istiyor. Afganların evlerine zorla gönderildiği, Suriyelilerin ise ülkelerine keyfi biçimde yollandığının kaydedildiği raporda, Türkiye’de sığınmacı ve göçmenlere karşı artan yabancı düşmanlığı ve ırkçılık gündeme taşınıyor.

“Ankara AB’deki Türk diasporasını kontrol etmek istiyor”

Raporda Ankara’nın, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve Diyanet aracılığıyla “AB’deki Türk diasporasını kontrol etmek istediği” görüşüne de yer veriliyor. Türkiye’nin “Afrika, Balkanlar, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika’da AB karşıtı dezenformasyon yaydığı şüpheleri üzerine AB Dış İlişkiler Dairesi Stratejik İletişim biriminden konuyla ilgili dosya hazırlayarak AP’ye sunması” talep ediliyor. Rapor 7 Haziran Salı günü Avrupa Parlamentosu genel kurulunda oylamaya sunulacak.

Paylaşın

AP’de Bitcoin Ve Ethereum’u ‘Yasaklama’ Oylaması

Avrupa Parlamentosu (AP) Ekonomi ve Mali İşler Komitesi, Bitcoin ve Ethereum gibi bazı kripto para birimlerine yasak getirecek teklifi kabul etmedi. Kripto madenciliğindeki iş ispatı modeli yüksek enerji tüketiyor.

Brüksel’de gerçekleştirilen AP Ekonomik ve Mali İşler Komitesi toplantısında kripto para birimlerinin kullanımını düzenleyen yasa tasarısı görüşüldü.

Komitede, kripto para birimlerinin çevresel ayak izinin azaltılmasını da kapsayan değişiklik önerisi, 32 “hayır”, 24 “evet”, 6 “çekimser” oyla reddedildi.

Söz konusu değişiklik iş ispatı modeliyle enerji yoğun biçimde kripto madencilik faaliyeti kullanan Ethereum ve Bitcoin gibi çeşitli para birimlerinin ticaretinin yasaklanmasını içeriyordu.

Bazı yetkililer söz konusu model yerine enerji tüketiminin çok daha düşük olduğu “hisse ispatı” algoritmalarının kullanılabileceğini belirtiyor.

Bazı çalışmalar, küresel elektriğin binde 6’sının Bitcoin madenciliği tarafından kullanıldığını ortaya koyuyor.

“Kripto Varlıkları Piyasaları“ (MiCA) adını taşıyan taslak, Avrupa Birliği’nden dışarı ihraç edilen veya ticareti yapılan kripto varlıkların, minimum çevresel sürdürülebilirlik standartlarına sahip olmalarını ve bu gerekliliklere uyumu sağlamak için aşamalı bir dağıtım planı oluşturulmasını şart koşuyordu.

Bu alanda faaliyet gösterenler, asgari sürdürülebilirlik ve kullanıma sunma gereksinimleriyle ilgili koşulların, Bitcoin ve Ethereum gibi dijital para birimlerinin kullanımını yavaşlatmak veya engellemek için yapıldığı görüşünü dile getirerek, düzenlemeye şiddetle karşı çıkıyordu.

AB, kripto varlıkların Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımlardan kaçınmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığını anlamak için geçen hafta bir inceleme başlatmıştı.

Kripto varlıkların AB ve diğer Batı ülkeleri tarafından uygulanan yaptırımların etrafından dolaşma imkanı sağlayacak bir yol olarak kullanılma olasılığı olduğunu düşünen AB Komisyonu yetkilileri, AB’nin bu konudaki verileri değerlendirdiklerini duyurmuştu.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

AP’den Türkiye İçin ‘İstikrarsızlık Kaynağı’ Tanımı

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Strasbourg’da devam eden genel kurul toplantılarında Avrupa Birliği’nin (AB) ortak dış, güvenlik ve savunma politikalarıyla ilgili iki ayrı rapor görüşüldü.

DW Türkçe’den Kayhan Karaca’nın haberine göre; AB’nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası hakkında Liberal Grup (Renew) üyesi Fransız parlamenter Nathalie Loiseau tarafından kaleme alınan raporda Türkiye’nin, “AB ve komşuları için birçok endişe alanında çoğu zaman istikrar bozucu rol oynadığı ve böylelikle bölgesel barış, güvenlik ve istikrarı tehdit ettiği” savunuldu.

Loiseau 2019’da AP üyesi olmadan önce ülkesi Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Avrupa İşleri Bakanlığı görevini yürütüyordu.

Raporda Türkiye’nin; “başta Yunanistan ve Kıbrıs olmak üzere AB üyesi devletlere karşı ve Doğu Akdeniz’deki yasadışı faaliyetleri ve askeri çarpışma tehditleri ile Yunanistan ve Kıbrıs’ın deniz yetki alanlarında ilan ettiği yeni yasadışı faaliyetlerin son derece kaygı verici” olduğu görüşü not edildi. Bu faaliyet ve tehditler kınandı.

Gerilimi düşürmeye dönük çabaların not ediliği, ancak “Türk askeri gemilerinin, uluslararası hukuku ve AB üyesi devletlerin egemenliğini ihlal ederek, (Birleşmiş Milletler’in Libya’ya yönelik askeri ambargosunu denetim misyonlu) MED IRINI operasyonuna karşı tahrik eylemlerinin ve sataşkan tehditlerinin esef verici” olduğu kaydedildi. AB’nin, “üye devletlerinin ve kendisinin çıkarlarını ve bölgesel istikrarı korumak amacıyla elindeki tüm araç ve seçenekleri kullanma iradesine sahip olduğu” ifade edildi.

“Üyelik perspektifi realist değil”

AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası hakkında Hristiyan Demokrat Grup üyesi Alman parlamenter David McAllister tarafından hazırlanan raporda ise Türkiye’nin (AB) üyelik perspektifinin mevcut şartlarda “gerçekçi olmadığı” mesajı verildi. Türkiye’deki “olumsuz gidişatın derhal ve tutarlı biçimde tersine dönmemesi halinde” 2005’te başlayan katılım müzakerelerinin askıya alınması için Avrupa Komisyonu’nun öneride bulunması istendi. Türkiye ve AB’nin, “ilişkilerin mevcut çerçevesini, işleyiş kapasitesini ve gelecekteki ilişkileri için alternatifleri ve olası ilişki modellerini, gerçekçi davranarak ve üst düzey diyalog yoluyla gözden geçirmeleri” görüşü dile getirildi.

Türk dış politikasının AB çizgisinden uzaklaştığı mesajı verilen raporda, Doğu Akdeniz’deki ihtilaflara kalıcı çözüm için diplomatik diyaloğun yeniden başlatılması çağrısında bulunuldu.

Türkiye’nin “AB için önemli stratejik çıkar ifade eden bir ülke” olduğuna vurguda bulunulan raporda, ilişkilerin “ortak çıkar alanlarında yoğunlaşması gerektiği” savunuldu. İklim değişikliği, terörle mücadele, göç, güvenlik ve ekonomi gibi alanlara öncelik verilmesi istendi.

Bu raporun Türkiye paragrafına Muhafazakâr Grup üyesi Polonyalı parlamenterler tarafından sunulan bir değişiklik önergesinde, “AB’nin Türkiye ile daha stratejik işbirliği öngörmesi” ve “milyonlarca göçmen ve sığınmacıyı konuk ettiği için Türkiye’ye minnettar olunduğunun ifade edilmesi” şeklinde iki cümle eklenmesi istendi. Önerge raporla birlikte oylamaya sunulacak.

Borrell’den Maraş vurgusu

Genel kurulda yapılan tartışmada söz alan AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Fontelles, Doğu Akdeniz’de Türkiye ile gerilimin “yatıştığını gördüklerini”, ancak Ankara’nın (Kıbrıs’ın) Maraş bölgesindeki faaliyetlerinin “endişe kaynağı olmaya devam ettiğini” söyledi.

Raporlar yarın (16 Şubat Çarşamba) oylamaya sunulacak. Covid-19 önlemleri nedeniyle hibrit gerçekleşen oylamanın sonuçlarının perşembe günü açıklanması bekleniyor.

Paylaşın

AP’de Şahin ve Türeci’nin Resimleri Euro’ya Basılsın Önerisi

Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili Moritz Körner, Kovid 19 aşısını geliştiren biyoteknoloji firması BioNTech şirketinin kurucuları Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci’nin resimlerinin Euro banknotlarının üzerinde yer almasını teklif etti.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Avrupa Birliği’nin (AB) ortak para birimi euro banknotları için yeni motif arayışına giren Avrupa Merkez Bankası’na (ECB) Avrupa Parlamentosu’ndan (AP) BioNTech kurucuları Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci önerisi geldi.

AP’nin Alman üyesi Hür Demokrat Partili (FDP) Moritz Körner, Şahin ve Türeci’nin fotoğraflarının banknotlardan birinin üzerine basılmasını istedi. Welt am Sonntag gazetesine demeç veren Körner, yeni banknotlarda, BioNTech’in kurucuları Şahin ve Türeci gibi önemli Avrupalı kişiliklerin fotoğraflarına yer verilmesi gerektiğini söyledi.

Körner BioNTech’in koronavirüs aşısı geliştirmede gösterdiği başarı ile milyonlarca Avrupalının hayatını kurtardığını ifade ederek, “Onların (Türeci ve Şahin çiftinin) yaşam yolu, entegrasyon, yükseliş, girişimcilik, bilimsel mükemmellik ve açık bir göç toplumunun potansiyeli hakkında etkileyici bir hikayedir” diye konuştu.

Euro 20 yıl önce tedavüle girmişti

Avrupa Merkez Bankası Euro’nun tedavüle girmesinden 20 yıl sonra, banknotların yeniden tasarlanması için çalışma başlattı. Avrupa Merkez Bankası bu sürece Avrupalıların daha yoğun şekilde katılımının sağlanmasını istiyor. Bu nedenle anketlerin düzenlenmesi de planlanıyor. Ancak, yeni banknotların tedavüle girmesinin yıllar alabileceği belirtildi. Avrupa Merkez Bankası Yönetim Kurulu yeni banknotların üretimi ve piyasaya sunulması ile ilgili kararı 2024 yılında alacak.

Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci tarafından Almanya‘nın Mainz kentinde kurulan aşı üreticisi BioNTech şirketi, korona salgını sırasında, mRNA tekniğine dayanan Covid-19 aşısını kısa sürede geliştirmeyi başararak adından söz ettiriyor.

Paylaşın

ABD ve AP’den ‘HDP ve Gergerlioğlu’ açıklaması

HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekiliğinin düşürülmesi ve Yargıtay tarafından HDP hakkında AYM’de açılan kapatma davası sonrası ABD ve AP’den konuya ilişkin açıklamalar geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Price, “Türkiye’deki olayları yakından takip ediyoruz” açıklamasında bulunurken, AP’nin Türkiye konusundaki iki önemli ismi, Türkiye’yi kendi Anayasa’sındaki değerlere uymaya çağrısında bulundu.

Haber Merkezi / HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekiliğinin düşürülmesi ve Yargıtay Başsavcılığı tarafından Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) açılan kapatma davası sonrası ABD ve Avrupa Parlamentosu’ndan (AP) konuya ilişkin açıklamalar geldi.

AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ve TBMM-AP Karma Parlamento Komisyonu (KPK) Eş-Başkanı Sergey Lagodinsky, Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesini ortak bir bildiriyle kınayarak Türkiye’ye Anayasa’sını anımsatırken, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, yaptığı yazılı açıklamada, HDP’nin kapatılmasına ilişkin süreci de yakından izlediklerini, bu adımı ‘Türk seçmeninin iradesini haksız yere yok saymak’ ve ‘Türk demokrasisinin altını oymak’ olarak nitelendirdi.

Sözcü Price, “Türk hükümetine, Anayasa’da yer alan güvencelere ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerine paralel olarak ifade özgürlüğüne saygı göstermesi çağrısında bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

“Türk yetkilileri, Anayasası ile aynı çizgide olduğunu savundukları değerlere, Avrupa standartlarına bağlılıklarına ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uymaya çağırıyoruz.” diyen Nacho Sanchez Amor ve Sergey Lagodinsky, kısa süre önce açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı’nı da anımsattıkları bildirileri şöyle:

“İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü”

“Cumhurbaşkanı’nın insanlık onuru, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü merkezine alan İnsan Hakları Eylem Planını sunmasından sadece iki hafta sonra, Gergerlioğlu’nun Parlamento’dan azledilmesi, gerçekliğin sancılı bir kontrolüdür. Yapılanlar, söylenenden daha önemlidir ve özellikle de bu konuda, herhangi bir yasal reform vaadinden ve AB’ye yönelik iyi niyet söylemlerinden daha yüksek sesle çıkmaktadır.”

Gergerlioğlu’nun, bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle milletvekilliğinin düşürülmesi ve tutuklanacak olmasının ciddi bir insan hakları ihlali olduğunu belirten parlamenterler ortak açıklamalarında, “Bu adım, Türkiye’nin parlamenter demokrasisine güveni daha da zedelemiştir” dedi.

Bildiride, Gergerlioğlu’nun ateşli bir insan hakları savunucusu olduğu ve “asılsız gerekçelerle, keyfi şekilde mahkum ve hapsedilmiş kişilerin sesini duyurduğu” belirtildi. “Hedef alınması ve yargılanması tesadüf değil” diyen iki parlamenter, Gergerlioğlu ile dayanışmalarını vurgularken demokrasi isteyen sivil toplum kuruluşları ve Türk vatandaşlarını desteklemeye devam edeceklerini belirtti.

TBMM Genel Kurulu’nda, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında mahkemece verilen ve kesinleşmiş cezaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi okunmuştu. Genel Kurul’da okunan tezkerenin ardından Gergerlioğlu’nun milletvekilliği düşmüştü. Gergerlioğlu, ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası almıştı. Gergerlioğlu’nun cezası, Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından onanmıştı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, Halkların Demokratik Partisinin (HDP) kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) dava açmıştı. HDP, Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar imzasıyla bir açıklama yayımlayarak karara sert tepki göstermişti.

Paylaşın