Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu hakkında yapılan başvuruyu öncelikli inceleme kapsamına aldı.
Mahkeme, “siyasi tutukluluk” ve “seçilme hakkının ihlali” iddialarını değerlendirerek Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nden kapsamlı bir savunma istedi.
İmamoğlu’nun tutukluluk süreci, 2025 yılı Mart ayında başlayan bir dizi kritik gelişmeyle şekillendi:
19 Mart 2025: Diplomasının iptal edilmesinin ardından gözaltına alındı.
23 Mart 2025: Mahkeme kararıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.
13 Mayıs 2025: Avukatları, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yaptı.
10 Kasım 2025: AYM sürecinden sonuç alınamaması üzerine dosya AİHM’e taşındı.
23 Mart 2026: AİHM İkinci Bölümü, başvuruyu ciddi bularak Türkiye’ye resmi savunma talebinde bulundu.
Başvurunun Temel Gerekçeleri
Başvuruda, tutukluluğun yalnızca hukuki değil aynı zamanda demokratik hakları hedef aldığı iddia ediliyor. Öne çıkan gerekçeler şu şekilde sıralanıyor:
Hukuka aykırı tutuklama: Somut ve yeterli suç şüphesinin bulunmadığı savunuluyor.
Etkin yargısal denetim eksikliği: Tutukluluğa yönelik itirazların hızlı ve tarafsız biçimde değerlendirilmediği iddia ediliyor.
Siyasi saik iddiası: Tutuklama kararının hukuki değil, siyasi bir sürecin parçası olduğu ileri sürülüyor.
Seçilme hakkının ihlali: Cumhurbaşkanlığı adaylığının bu süreçle engellendiği savunuluyor.
AİHM’in Sorduğu Kritik Sorular ve “Siyasi Amaç” Tartışması
AİHM’in Türkiye’ye yönelttiği sorular arasında, davanın seyrini etkileyebilecek nitelikte kritik başlıklar yer alıyor. Mahkeme özellikle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesi kapsamında olası “siyasi amaçlı kısıtlama” iddialarına dikkat çekti.
Bu kapsamda Türkiye’ye şu sorular yöneltildi:
Tutuklama kararı, Sözleşme’nin 18. maddesi kapsamında siyasi amaç taşıyor mu?
Bu süreç, İmamoğlu’nun siyasi faaliyetlerini ve seçilme hakkını kısıtlama amacı güdüyor mu?
Değerlendirmelere göre bu sorular, mahkemenin dosyayı yalnızca bireysel bir özgürlük ihlali değil, aynı zamanda demokratik süreçlere müdahale iddiası olarak ele aldığını gösteriyor.
Ayrıca Mahkeme, önceki içtihatlar arasında yer alan Selahattin Demirtaş kararı kararına da atıfta bulundu.
Hukuki Takvim: Süreç Nasıl İşleyecek?
AİHM’in Türkiye’den savunma istemesiyle birlikte dosya resmî bir takvime bağlandı.
Hükümetin savunması (16 hafta): Adalet Bakanlığı, mahkemenin sorularına yanıt veren kapsamlı bir savunmayı delilleriyle birlikte sunacak.
Cevap hakkı: Savunmanın ardından İmamoğlu ve hukuk ekibi karşı görüşlerini AİHM’e iletecek.
Nihai karar: Tüm belgeler tamamlandıktan sonra AİHM, başvurunun kabul edilebilirliği ve esas yönünden ihlal olup olmadığına karar verecek.
Sürecin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Kararın, Türkiye’nin iç siyasi dengeleri ve yaklaşan seçim atmosferi üzerinde etkili olabileceği yorumları yapılıyor.
Özellikle “siyasi amaç” iddiasına ilişkin değerlendirme, davanın en kritik noktası olarak öne çıkıyor.
AİHM’in Türkiye’den savunma istemesiyle birlikte dosya yeni ve resmî bir aşamaya geçti. Önümüzdeki süreçte verilecek yanıtlar, davanın hem hukuki yönünü hem de siyasi etkilerini belirleyecek temel unsur olacak.




































