Afrika, Su Krizi Tehdidiyle Karşı Karşıya

Küresel iklim değişikliği ve nüfus artışı nedeniyle su ihtiyacı artan Afrika kıtası, temiz su ihtiyacına çözüm arıyor. Birlemiş Milletler (BM), yayımladığı yeni raporunda, kıtada sadece 13 ülkenin makul seviyede su güvenliğine sahip olduğunu belirtirken, su ihtiyacının aratacağı uyarısında bulundu.

Halihazırda 1,3 milyar nüfuslu kıtada 350 milyon kişinin temiz suya erişimi bulunmazken, bu rakamın yeterli yatırım yapılmaması halinde artacağından endişe ediliyor.

Afrika’da 2015’te şehirlerde yaşayan 560 milyonluk nüfusun 2050’ye gelindiğinde 1,1 milyara çıkması bekleniyor. Artan nüfusun şehirlerde altyapı imkanlarının gelişmemesi halinde su sorununu da büyütmesi bekleniyor.

Kuraklığın yanı sıra sık sık sel felaketlerinin görüldüğü Afrika şehirlerinde bu sorun için de önerilen başlıca çözüm altyapının geliştirilmesi.

Kanallar ve barajlar inşa etmek için milyarca dolar harcaması gereken Afrika ülkeleri, dünyanın geri kalanının aksine altyapı yetersizliğinden ötürü kullanılmış suları ise dönüştüremiyor.

Kaynaklarının bolluğuna rağmen kuraklık ve susuzluk çeken Afrika ülkelerinde, yeterli yatırımların yapılmaması halinde şu anda Doğu Afrika’da olduğu gibi susuzluk nedeniyle yüz binlerce kişinin evini terk etme riski bulunuyor.

Afrika’da su güvenliği

Birleşmiş Milletlerin (BM) kıta ülkelerinin suya erişimini mercek altına aldığı raporunda, 54 Afrika ülkesinden sadece 13’ünün makul seviyede su güvenliğine sahip olduğu ifade edildi.

Mısır, Botsvana, Gabon, Morityus, Tunus ve Güney Afrika gibi ülkeler su güvenliği endeksinde en üst sırada yer alırken, 100 üzerinden 70 puana ulaşabilen tek ülke Mısır oldu.

Suya erişimin yanı sıra su altyapısı, suyun verimli kullanımı ve atık su yönetimi gibi farklı başlıkların da değerlendirildiği endekste, kıta nüfusunun yüzde 29’unun, yaklaşık 353 milyon kişinin temel içme suyu hizmetine erişimi olmadığı kaydedildi.

Endekste en alt sırada yer alan ülkeler ise Eritre, Sudan, Gine Bissau, Somali, Çad ve Nijer oldu.

Yer altı suları 5 yıllık ihtiyacı karşılayabilir

Su ihtiyacının giderilmesi için önerilen bir diğer çözüm ise kuyular vasıtasıyla kırsalda yaygın olarak kullanılan yeraltı suları.

WaterAid ve İngiliz Jeolojik Araştırmaları (BGS), yaptığı son araştırmada, yeraltı sularının birçok Afrika ülkesinin en az 5 yıllık temiz su ihtiyacını karşılayabileceği belirtildi.

WaterAid Başkanı Tim Wainwright, “Bulgularımız, Afrika’nın suyunun bittiği efsanesini çürütüyor. Buna karşın kıtada milyonlarca kişinin hala temiz içme suyu bulamaması bir trajedi” dedi.

Hastalık riski artıyor

Temiz suya erişim sıkıntısı en büyük tehdidi sağlığa yöneltiyor. Kıtada her saat başı yaklaşık 115 kişi hijyen, yetersiz temizlik ve kirli suların yol açtığı hastalıklardan hayatını kaybediyor.

Madenler ve sanayi alanlarından çıkan atık suların arıtılmadan doğaya bırakılması temiz suların kirlenmesine ve hastalıkların da yayılmasına yol açıyor.

Afrika’da atık suların sadece yüzde 16’sının artıma işleminden geçtiği belirtiliyor.

1980’lerden bu yana görülen en şiddetli kuraklık

Afrika kıtasının doğusunda 1980’lerden bu yana görülen en şiddetli kuraklık dalgası, yaklaşık 13 milyon kişiyi şiddetli açlığa mahkum etti.

BM, bölgede son 40 yılın en kurak döneminin yaşandığını, besi hayvanlarının ölmeye başladığını, susuzluk ve gıda sorunu nedeniyle ailelerin evlerini terk ettiğini açıkladı.

Susuzluk göçle birlikte salgın hastalıkların yayılmasını da tetikledi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Batı Afrika’nın tacı Abomey Kraliyet Sarayları

Abomey Kraliyet Sarayları, 17. yüzyılın ortalarından itibaren kurucusu Wegbaja tarafından ifade edilen “krallık her zaman daha büyük olacak” ilkesine uygun olarak gelişen Dahomey Krallığı’nın en önemli maddi tanıklığıdır.

Haber Merkezi / Dahomey Krallığı, 1620’den 1900’e kadar başarılı olan on iki kralın yönetiminde, krallık kendisini Afrika’nın batı kıyılarının en güçlülerinden biri olarak kuruldu. Abomey Kraliyet Sarayları, 47 hektarlık bir alanı kaplar ve tahtın ardılına göre bazıları yan yana, bazıları ise üst üste yapılan on saraydan oluşur.

Bu saraylar, Aja-Fon kültürünün ilkelerine uyar ve sadece krallığın karar verme merkezini değil, aynı zamanda zanaat tekniklerinin geliştirilmesi ve krallığın hazineleri için de merkezi durumundadır.

Kral Akaba’nın sarayı, şehrin ana yollarından biri ve bazı yerleşim bölgeleri ile babası Wegbaja’nın sarayından ayrıldığı için site iki bölümden oluşuyor. Bu iki alan kısmen korunmuş koçan duvarlarıyla çevrilidir.

Sarayların sabitleri vardır, çünkü her biri duvarlarla çevrilidir ve üç avlu etrafında (dış, iç, özel) inşa edilmiştir. Geleneksel malzemelerin ve çok renkli kısmaların kullanılması önemli mimari özelliklerdir.

Bugün, saraylarda artık yerleşim bulunmamaktadır. Ancak Kral Ghezo ve Kral Glele, krallığın tarihini ve sembolizmini bağımsızlık, direniş ve sömürge işgaline karşı savaşma arzusuyla gösteren Abomey Tarihi Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor.

Abomey Kraliyet Sarayları, kurulmalarına neden olan koşullar ve tanık oldukları olaylar nedeniyle büyük tarihi ve kültürel değeri olan bir grup anıttır.

1620’den 1900’e kadar Dahomey Krallığı’nı yöneten kralların görkemli geçmişine tanıklık eden, bir kültürün ve organize bir gücün yaşayan ifadesi.

1995 yılında Dünya Mirası Merkezi’nin desteğiyle hazırlanan bir envanter ile 184 bileşeni belirledi ve haritaladı.

Benzer şekilde, mülkün boyutları 44 ila 47 hektar arasında düzeltildi ve sınırları açıkça tanımlanmış bir tampon bölge ile korunmaya alındı.

Bugün, bu bileşenlerin yarısından fazlası, kabul edilen koruma standartlarına uygun olarak restore edilmiştir.

Benin Cumhuriyeti’nde kültürel öneme sahip kültürel miras ve doğal mirasın korunmasına ilişkin 23 Ağustos 2007 tarih ve 2007-20 sayılı Kanunun ve 2006 yılında Abomey Şehri, mülkün korunması için güvenli bir çerçeve sağlamaktadır.

Paylaşın