Demirtaş’tan ‘Altılı Muhalefet Zirvesi’ Yorumu: Kriz görmüyorum

HDP’nin altılı muhalefet zirvesine davet edilmemesini değerlendiren Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “HDP zaten davet beklemediğini, Üçüncü İttifak için çalıştığını açıkladı. HDP eş genel başkanları da diyaloğa kapalı olmadıklarını ifade ediyor. Ben ortada bir kriz görmüyorum. HDP üçüncü yol siyasetinde yürümeye devam ediyor.” dedi.

Demirtaş, konuya ilişkin değerlendirmesinin devamında, “Diğer ittifaklar kendi iç şekillenme ve tartışmalarını tamamlayınca HDP’nin de içinde olduğu Demokrasi İttifakı ile işin doğası gereği görüşeceklerdir. Ortada anormal bir durum yok, anormal olan görüşmemek, konuşmamaktır.

HDP seçmeni de dışlandığını düşünmesin. Siyasetin ve dengelerin tam merkezindeler. Çalışmalarını özgüvenle, sabırla yürütmeye devam etsinler. Merak etmesinler, bu hamur daha çok su kaldırır. HDP yönetimi de günü geldiğinde, halkı esas alarak en doğru kararları verecektir.” ifadelerini kullandı.

Medyascope’tan Ferit Aslan’a konuşan Demirtaş, altı muhalefet partisinin yarın açıklayacağı mutabakattan HDP’nin seçimlerdeki tutumuna, Avrupa Konseyi’nin Osman Kavala için ihlal süreci başlatmasından Tarkan’ın “Geççek” şarkısının yarattığı tartışmaya gündemdeki pek çok konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Demirtaş’ın sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

Avrupa Konseyi, Osman Kavala ile ilgili Türkiye için ihlal süreci başlattı, sanırım aynı şeyi sizin dosyanız için de başlatacak. Bu konuda değerlendirmeleriniz nedir?

Türkiye’de hükümet anayasayı askıya aldığından beri hukuk değil siyaset karar veriyor her şeye. Bunun sonucu olarak da içeride ekonomik kriz, dışarıda itibarsızlaşma büyümeye devam ediyor. Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını tanımayarak güç gösterisi yapmaya kalkışan AKP hükümeti faturayı halka ödeteceğini düşünüyor olabilir ama siyasi faturayı da kendisinin ödeyeceğini unutuyor. Nitekim gelinen aşamada bunun somut sonuçlarını görüyoruz zaten. Kendileri bilir, bize ve halka fatura ödetmeye çalışanların önüne biz de ağır bir fatura koyarız.

Türkiye’de ilk kez altı muhalefet partisi lideri bir araya geldi ve güçlendirilmiş parlamenter sistem ile ilgili 28 Şubat’ta mutabakat metnini açıklama kararı aldı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Siyasette konuşabilmek önemlidir. Konuşmadan, birbirini anlamadan sorunlar çözülemez. Bu yönüyle önemli görüyorum. Elbette konuşmaların ve uzlaşmaların içeriği ile niteliği de önemli tabii. Demokrasiyi, barışı büyütecek her türlü diyaloğa anlamlı yaklaşmak gerek. Henüz ortada çok da somut şeyler yok. İzleyip göreceğiz.

HDP’nin toplantıya davet edilmemesi ve ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Biz HDP’yi yok saymıyoruz, gerekirse görüşürüz” demesi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

HDP zaten davet beklemediğini, Üçüncü İttifak için çalıştığını açıkladı. HDP eş genel başkanları da diyaloğa kapalı olmadıklarını ifade ediyor. Ben ortada bir kriz görmüyorum. HDP üçüncü yol siyasetinde yürümeye devam ediyor. Diğer ittifaklar kendi iç şekillenme ve tartışmalarını tamamlayınca HDP’nin de içinde olduğu Demokrasi İttifakı ile işin doğası gereği görüşeceklerdir. Ortada anormal bir durum yok, anormal olan görüşmemek, konuşmamaktır.

HDP seçmeni de dışlandığını düşünmesin. Siyasetin ve dengelerin tam merkezindeler. Çalışmalarını özgüvenle, sabırla yürütmeye devam etsinler. Merak etmesinler, bu hamur daha çok su kaldırır. HDP yönetimi de günü geldiğinde, halkı esas alarak en doğru kararları verecektir.

HDP kendi adayını çıkarabileceğini belirtirken, yaşananlara bakıldığında bir “bağrına taş basma” durumu daha olabilir mi?

Bu tartışmalar için daha çok erken. Adaylık konusu gündeme girdiği zaman HDP’nin ne yapacağını göreceğiz. Yalnız, şundan emin olmalıyız ki halkın talepleri, beklentileri ve yararı belirleyici olacaktır.

Aysel Tuğluk ile ilgili Adli Tıp Kurumu, üniversite raporuna rağmen “cezai sorumluluğu tamdır” raporu verdi. Bu bağlamda cezaevlerindeki hasta tutuklu ve hükümlüler ile ilgili ne diyeceksiniz?

Aysel Hanım dahil yüzlerce ağır hasta tutsak cezaevlerinde ne yazık ki adeta ölüme terk ediliyor. Bu mesele siyasi veya hukuki olmaktan öte ahlaki bir konu. Ancak hükümet meseleyi bu şekilde ele almıyor, çoğu zaman bir intikam ve cezalandırma politikasıyla hasta tutsakların ölümüne kadar giden trajik süreçleri işletiyor. Şu anda yapılacak şey, bu konuda kamuoyu duyarlılığının artırılması. Yeterince sahiplenme olursa bir ihtimal, zorlanıp adım atabilirler. Bu nedenle, herkes bulunduğu yerde güçlü bir sahiplenmeyi ortaya koymalıdır.

“Halk umudu büyütmeye, değişime çok açık ama öncü yok”

Tarkan’ın “Geççek” adlı şarkısı sosyal medyada viral oldu. Herkes bu şarkının bir seçim startı olduğunu söylüyor. Tartışmaları takip edebildiniz mi? Görüşünüzü merak ediyorum.

Televizyonlardan takip edebildim biraz. İlginç bir tartışma oldu. Bir şarkının siyasi yelpazede ve halkın beklentilerinde nasıl güçlü bir dalgalanmaya yol açtığını görmek incelenmeye değer bir durum. Hatta tez konusu bile olabilir. Ben kendi adıma şöyle bir sonuç da çıkardım: Halk umudu büyütmeye, değişime çok açık ama öncü yok. Siyasetin konser alanında on milyonlar toplanmış ama gelin görün ki sahne boş. Siyasetçiler bundan biraz ders çıkarmalılar.

 

Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir