Merkez Bankası’ndan Enflasyon Açıklaması: Gıda Ve Hizmet Vurgusu

Merkez Bankası (TCMB) Şubat ayı enflasyon rakamlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, gıda grubunun aylık fiyat artışının genele yayılarak güçlendiğini, doğrudan etkilerinin yanı sıra yemek hizmetleri kanalıyla dolaylı olarak da manşet enflasyonu olumsuz etkilemeye devam ettiğini belirtti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB), enerji grubu aylık fiyat artışının ana belirleyicisinin ise Kızıldeniz’deki jeopolitik gelişmelerle yükselen petrol fiyatları ile Türk lirasının seyrini takiben akaryakıt kalemi olduğunu vurguladı.

Ücret ayarlamalarının ve geriye doğru endeksleme eğiliminin devam eden yansımalarıyla hizmet grubunda genele yayılan fiyat artışlarının da sürdüğünü ifade eden TCMB aylık hizmet enflasyonunun bir önceki aya kıyasla önemli ölçüde zayıflamakla birlikte yüksek seyrettiğini belirtti.

TCMB’nin değerlendirmesine göre hizmet grubunda, kira ve lokanta-otel fiyatlarında güçlü aylık artış eğilimi devam ederken, bu dönemde eğitim ve haberleşme hizmetleri de fiyat artışları ile dikkat çekti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), “Şubat Ayı Fiyat Gelişmeleri” raporunu yayınladı. Raporda şu ifadeler yer aldı:

“Şubat ayında tüketici fiyatları yüzde 4,53 oranında yükselmiş ve yıllık enflasyon 2,21 puan artarak yüzde 67,07 olmuştur. B ve C endekslerinin yıllık değişim oranları sırasıyla 2,63 ve 2,41 puan artarak yüzde 70,31 ve yüzde 72,89 olarak gerçekleşmiştir. Bu ayda doğal gazın aylık tüketici enflasyonuna mekanik etkisi (0,01 puan) oldukça sınırlı kalmıştır.

Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, bir önceki aya göre hizmet, gıda ve enerji gruplarının katkıları sırasıyla 1,05, 0,90 ve 0,30 puan artarken, alkol-tütün-altın ve temel mallar gruplarının katkıları 0,02’şer puan düşmüştür.

Mevsimsellikten arındırılmış verilerle incelendiğinde, B ve C endekslerinin aylık artışları bir önceki aya kıyasla zayıflamakla birlikte yüksek seyretmiştir. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan işlenmiş gıdada ocak ayına kıyasla güçlenirken, temel mal ve hizmet gruplarında yavaşlama kaydetmiştir.

Hizmet fiyatları artışı şubat ayında yüzde 5,66 ile önceki aya kıyasla yavaşlamasına rağmen kuvvetli seyretmiş, grup yıllık enflasyonu 4,64 puan artışla yüzde 94,36 olmuştur. Aylık fiyat artışları grup geneline yayılmış, yıllık enflasyon tüm alt gruplarda yükselmiştir. Ocak ayında önemli ölçüde yükselen kira alt grubunda aylık artış yüzde 7,06 ile güçlü seyretmiş, bu alt grupta yıllık enflasyon 9,09 puan artışla yüzde 120,93 seviyesine ulaşmıştır.

Haberleşme alt grubunda aylık fiyat artışı yüzde 6,27 ile yüksek bir oranda gerçekleşmiş ve bu gelişmede cep telefonuyla yapılan görüşme ile internet ücretlerindeki artışlar belirleyici olmuştur. Diğer hizmetler alt grubunda, eğitim, paket tur, bakım-onarım, sigorta ve sağlık hizmetleri fiyatları öne çıkmış, özellikle eğitim hizmetlerinde aylık fiyat artışının özel okul ücretlerine istinaden yüzde 12,76 ile bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüksek bir artış göstermesi dikkat çekmiştir.

Lokanta-otel grubunda başta kırmızı et olmak üzere gıda fiyatlarındaki artışların etkileri belirleyici olmuştur. Yüzde 2,25 oranı ile diğer alt kalemlere kıyasla daha ılımlı bir artış kaydeden ulaştırma hizmetlerinde ise akaryakıt fiyat gelişmelerinin yansıması hissedilmiştir.

Temel mal grubu yıllık enflasyonu 0,65 puanlık bir artışla yüzde 54,00 olarak gerçekleşmiştir. Şubat ayında yıllık enflasyon dayanıklı mallarda gerilerken, diğer alt gruplarda yükselmiştir. Dayanıklı mal (altın hariç) fiyatlarındaki aylık artış önemli ölçüde yavaşlayarak yüzde 1,50 olmuş, alt grup yıllık enflasyonu 1,55 puanlık düşüşle yüzde 58,98 seviyesine gerilemiştir. Şubat ayında mobilya fiyatları yüzde 3,91 oranındaki artışla alt grup içinde öne çıkarken, beyaz eşya fiyatları yüzde 1,82, otomobil fiyatları ise yüzde 0,71 ile sınırlı artışlar sergilemiştir.

Diğer temel mallar alt grubunda fiyatlar yüzde 2,74 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon 2,41 puan artarak yüzde 54,95 seviyesine ulaşmıştır. Alt grup aylık enflasyonunda konutun bakım ve onarımı, kişisel bakım ürünleri ve kitap fiyatları etkili olmuştur. Şubat ayında giyim ve ayakkabı fiyatları görece yatay seyrederken, alt grup yıllık enflasyonu 2,80 puanlık artışla yüzde 42,39’a yükselmiştir.

Enerji fiyatları şubat ayında yüzde 2,96 oranında yükselmiş, grup yıllık enflasyonu 3,06 puan artarak yüzde 35,95 seviyesinde gerçekleşmiştir. Türk lirası cinsi enerji fiyatlarındaki gelişmelerle akaryakıt ve tüp gaz fiyatları sırasıyla yüzde 7,26 ve 3,76 oranlarında artmıştır. Diğer kalemlerde ise fiyatlar ılımlı bir seyir izlemiştir.

Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda aylık fiyat artışı yüzde 8,25 ile bir önceki aya kıyasla güçlenmiş, yıllık enflasyon 1,41 puan artarak yüzde 71,12 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aylık fiyat artışları alt gruplar geneline yayılırken, yıllık enflasyon işlenmemiş gıdada yüksek baz etkisiyle 2,94 puan düşerek yüzde 84,41’e gerilemiş, işlenmiş gıdada ise 4,09 puan artarak yüzde 60,42 olmuştur.

Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, bir önceki ay sebze kaynaklı kısmi bir düzeltme izlenen taze meyve sebze fiyatlarında bu dönemde sebze fiyatları öncülüğünde yüksek bir artış gözlenmiştir. Diğer işlenmemiş gıda grubunda kırmızı et fiyatlarında yükseliş devam ederken beyaz et fiyatlarındaki artış bir miktar hızlanmış, bakliyat ve pirinç diğer dikkat çeken alt kalemler olmuştur.

Böylelikle, işlenmemiş gıda fiyatları aylık bazda yüzde 9,30 oranında yükselmiştir. Aylık enflasyonun yüzde 7,29 oranında gerçekleştiği işlenmiş gıda grubunda ise ekmek-tahıllarda fiyat artışları kuvvetlenirken, kırmızı et fiyatlarının etkilediği işlenmiş et ürünlerinde yüksek artışlar devam etmiş, çiğ süt referans fiyat ayarlamasına bağlı olarak süt ve süt ürünlerindeki fiyat artışları da belirgin olmuştur.

Yurt içi üretici fiyatları şubat ayında yüzde 3,74 oranında artmış, yıllık enflasyon 3,09 puan yükselerek yüzde 47,29 olmuştur. Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, enerji alt grubunda fiyatlar aylık bazda yatay seyrederken dayanıklı ve dayanıksız tüketim mallarında belirgin artış göstermiştir.

Aylık fiyat gelişmeleri sektörler bazında incelendiğinde, fiyat artışlarının genele yayıldığı izlenirken, rafine petrol ürünleri, mobilya, gıda ürünleri ve içecekler, diğer madencilik ve taş ocakçılığı ürünleri, giyim eşyası ile ağaç ve mantar ürünleri öne çıkan alt gruplar olmuştur.”

Paylaşın

AK Parti’de “Yeni Hikaye Yazamıyoruz” Özeleştirisi

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kala, Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) “yeni hikaye yazamıyoruz” özeleştirisi yapıldığı öne sürüldü:

“İdeal adayları bulup çıkartamadık, kampanyalarda vadettiklerimiz halka çok bildik ve tanıdık geliyor, muhalefete yönelik son seçimlerde kullanılan ‘teröristlerle iş birliği yapıyorlar’ algısı artık iş yapmıyor.”

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, seçim sürecine ilişkin kaleme aldığı bugünkü köşe yazısında, AK Parti içerisinde yapılan eleştirileri yazdı.

Babacan AK Parti kulislerine dayandırdığı yazısında, AK Parti’de “yeni hikaye yazamıyoruz” özeleştirisi yapıldığını belirterek, yapılan eleştirileri 3 maddede topladı.

Babacan’ın yazısının ilgili bölümü şu şekilde:

“AKP kulislerinde, ‘yeni hikaye yazamıyoruz’ özeleştirisi ise sürüp gidiyor. Yapılan değerlendirmeleri şu noktalarda toplamak mümkün;

1- İdeal adayları bulup çıkartamadık. Adayların yanlış belirlenmesinden çok, aday adaylarının yeterince iyi olmaması sorunu yaşadık. Güçlü ve dinamik isimler bulamadık. Her aday, diğerlerinden iyi olduğu için gösterildi.

2- Kampanyalarda vadettiklerimiz halka çok bildik ve tanıdık geliyor. Bunca seçimin ardından söylenecek yeni bir söz kalmadı. Zaten genel seçimlerden yeni çıktığımız için seçmene her şey bildik geliyor. İnandırıcılık sorunu yaşanıyor.

3- Muhalefete yönelik son seçimlerde kullanılan ‘teröristlerle iş birliği yapıyorlar’ algısı artık iş yapmıyor. Güvenlik ve savunma alanında atılan adımlar eskisi gibi coşku yaratmıyor, ekonomik krizin gölgesinde kalıyor. Türk astronot ve ilk savaş uçağı Kaan’ın yarattığı rüzgar ise bir yere kadar.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Özgür Özel’in Açıklamalarına Tepki

Partisinin seçim çalışmaları kapsamında Sivas’ta halka seslenen Erdoğan, CHP Lideri Özgür Özel’in açıklamalarına tepki göstererek, “Bu acemi genel başkan her ağzını açtığında ya bir gaf yapıyor, ya bir skandala imza atıyor ya da topluma alenen hakaret ediyor” dedi ve ekledi:

“Siyasi kifayetsizliğini örtmek için de sürekli insanımızı kışkırtıyor. Şimdi de çıkmış bedelli askerlik yapanlar bize oy vermesin, istemiyoruz demiş. Anlaşılan makamını borçlu olduğu ağababaları kulağını çekmiş olmalı ki, daha sonra kendince bu patavatsızlığını düzeltmeye çalıştı. Her gencimizin sahip olduğu bir hakkı kullandığı böyle sakil bir şekilde hedef almak patavatsızlıktan öte bir zihniyet bozukluğunun işaretidir.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında düzenlenen partisinin Sivas Mitingi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Her alanda, vatandaşlarımızı yatırımıyla, tasarımıyla, üretimiyle, ihracatıyla destekleyerek, ülkemizi kesintisiz büyütüyor ve insanımızın özgüvenini artırıyoruz. Türkiye yüzyılına giden yolun önce kendi insanımıza inanmaktan, güvenmekten, onunla gönül ve elbirliği yapmaktan geçtiğine inanıyoruz.

Bu ülkenin en büyük sermayesi insanıdır. Binlerce yıllık tarihimiz boyunca ne zaman bu anlayışı kalbimizde yaşattıysak cihana hükmettik. Ne zaman aramıza ayrılığı soktuysak, ne zaman her birimiz kendi benlik davamıza kapıldıysak işte o zaman başımıza gelmeyen felaket kalmadı.

Devrik Genel Başkan Bay Kemal ile pek anlaşamaz hatta sık sık karşı karşıya gelirdik. Yürüyen merdivene ters binse de, aday olduğu seçimlerde kendine oy veremese de, Konya’yı, Çorum’u ayrı birer ülke zannetse de Kuzey Kıbrıs’taki Maraş’ın adını daha önce hiç duymamış olsa da yani siyasi hayatı boyunca bizi ve milletimizi pek çok kez güldürmüş olsa da yine de Bay Kemal’in kendine has bir tarzı, söylemi, siyaset yapma usulü vardı. Öyle mi?

13 kez ne yaptı? Bay Bay Bay Kemal… CHP’nin yeni genel başkanı ise her açıdan tam bir hayal kırıklığı oldu. Daha önce bağırıp çağırarak oynadığı orta oyunlarını hiç takip etmediğimiz için çapı, kalibresi bu konuda pek bir fikir sahibi değildik. Projektörler bu kişinin üzerine çevrilince ortaya çıkan utanç verici görüntü sadece CHP’li vatandaşlarımızı değil, inanın bizi de üzdü. Bu kadarını biz de beklemiyorduk. Oturduğu koltuğa bu derece yakışmayacağını muhtemelen onu oraya getirenler bile tahmin etmiyordu.

CHP Lideri Özgür Özel’i hedef aldı

Bu acemi genel başkan her ağzını açtığında ya bir gaf yapıyor, ya bir skandala imza atıyor ya da topluma alenen hakaret ediyor. Siyasi kifayetsizliğini örtmek için de sürekli insanımızı kışkırtıyor. Şimdi de çıkmış bedelli askerlik yapanlar bize oy vermesin, istemiyoruz demiş. Anlaşılan makamını borçlu olduğu ağababaları kulağını çekmiş olmalı ki, daha sonra kendince bu patavatsızlığını düzeltmeye çalıştı. Her gencimizin sahip olduğu bir hakkı kullandığı böyle sakil bir şekilde hedef almak patavatsızlıktan öte bir zihniyet bozukluğunun işaretidir.

Ramazan’da tutacağınız oruçların ve eda edeceğiniz ibadetlerin şimdiden kabul olmasını diliyorum. Rabbim bizlere, Ramazan’ın bayramı gelmeden 31 Mart’ta milli irade bayramına da beraberce erişmeyi nasip etsin. Bunun için rahmet ve bereket ayı olan Ramazan’ı gündüzüyle ve gecesiyle çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Sivaslı kardeşlerimin bu hususta tüm Türkiye’ye örnek olacağına inanıyorum.

Gururla ifade etmek isterim ki ülkemizin son 21 yılı cumhuriyet döneminin en parlak dönemidir. Eser ve hizmet siyasetiyle ülkemizi büyütürken, şehirlerimizin her birinin çehresini değiştirecek yatırımlara imza attık. Son 21 yılda Sivas’a da günümüz rakamlarıyla 197 milyar TL tutarında yatırım yaptık… Eğitimde 3 bin 677 adet derslik inşa ettik. Şehrimize ikinci devlet üniversitesi olarak Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ni kazandırdık.”

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu: 14 İlçede İddialı Konumdayız

Katıldığı bir televizyon programında yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da 14 ilçede çok iddialı olduklarını söyledi. İmamoğlu, diğer ilçelerde ise yarışın eşit gittiğini belirtti.

Seçimlerde rakibi Murat Kurum’a ilişkinde konuşan Ekrem İmamoğlu, “Allah herkese öyle rakip versin derim de ayıp olacak. Ama ben öyle rakip de istemiyorum. Keşke bu vasat tavırları yapmasaydı” dedi.

Bakanı Mehmet Şimşek’in Murat Kurum’a ilişkin açıklamalarını da değerlendiren İmamoğlu, “Sen itibarlı bir insansın. İyi bir ekonomistsin. Ülkede faydalı bir bürokrasi geçmişin var. Bu ülkeye dair de güzel hizmetler verdin” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı. İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“14 ilçede çok iddialı konumdayız. Çok sürpriz ilçeler de var içerisinde. Kalanlarda ne durumdayız. Vatandaşımız çok derin analiz ediyor. Diğerlerinde de her an yukarıya doğru kaydırabileceğimiz ilçeler de duruyor.

Seçim elimizden alındı. Hırsızlar dendi, teröristler dendi. Bir tane mi tutuklama olmaz. Cumhurbaşkanı ‘siyasi söylem’ dedi. Görevimizin altıncı ayında bir pandemi ile karşı karşıya kaldık. Hayat durdu. Dünyada pandemi sürecinde merkezi idareler yönetimler, yerel yönetimleri destekledi.

Biz sıfır destek aldık. Bizim satış izinlerimizin yüzde 40’ını vermediler. Buna rağmen kasayı döndürdük ve bütçe açığını yarısına indirdik. Engellemeseler beş yılda onların 25 yılda yaptıklarını yaparız.

(Murat Kurum) Allah herkese öyle rakip versin derim de ayıp olacak. Ama ben öyle rakip de istemiyorum. Keşke bu vasat tavırları yapmasaydı. Bir hukukumuz var. Eleştireceğim çok şey var. Bizim Gazze’ye yardım hazırlığımızı da bilmiyor. Bugün TIR’larımız yola çıkacak.

Benim İstanbul’da 35 yıllık hayatım var. Daha dün yine Metrobüs’ü Sultanbeyli’ye getireceğim demiş. Biz Sultanbeyli’ye metro götürdük zaten. İstanbul’u bilmiyor.

Ben spor insanıyım, tüm kulüplerle aram iyi. Yarın da Beşiktaş’ı ziyaret edeceğim. Kişiler geleri geçer. İstanbul’a 2036 Olimpiyat Oyunları’nı getireceğiz.

Rakibim 300 bin konut yapacağız, diyor. Nasıl yapacaksın? İkimiz toplam 18 bin konut yapmışız. Kanal İstanbul’a Murat Kurum karar verebilir mi? Cumhurbaşkanı ‘Biz Kanal İstanbul’u gündemimizden kaldırdık’ desin.

Ben de Murat Kurum’u alkışlayacağız. Kurum geçmişte ‘Kanal İstanbul’u yapacağız’ dedi. Şimdi de ‘Milletin gündeminde olmayan bizim de gündemimizde olmaz’ diyor. Kurum’un yaptığı sadece kelime oyunu.

Mehmet Şimşek’e saygı duyuyorum

(Mehmet Şimşek’in Murat Kurum açıklaması) Bana randevu veren iki bakandan birisi Mehmet Şimşek’ti. Kendisine teşekkür ederim. Şimşek’e saygı duyuyorum.

Yapmasaydın Şimşek. İtibarını bir acemi adaya ezdirme. Sen itibarlı bir insansın. İyi bir ekonomistsin. Ülkede faydalı bir bürokrasi geçmişin var. Bu ülkeye dair de güzel hizmetler verdin.

İhtiyaç sahiplerine 20 bin sosyal konut yapacağız. Biz sosyal konut işini bu dönemde KİPTAŞ ile beraber yürüteceğiz.  60 bin konutta ise güçlendirme yapacağız. Türkiye’de devletin kira yardımının yanında yardım yapan bir tek biz varız.

Bu seçim topluma soluk aldıracak, millet gücünün farkına varacak. Millet devleti yönetenlere haddini bildirecek. Yönetici had bildirmez, yönetici haddini bilir. Bu seçim Cumhuriyet ve demokrasinin ayaralarını toparlayacak.

İstanbul’un projelerinin anlatıldığı reklam filmi TRT’de ve 13 TV kanalında yok. Aleyhimde haberler var. Ancak tek bir açılış haberimiz yok.”

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: Gazze’de Çocuklar Açlıktan Ölüyor

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 150. günü geride kalırken DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze’de çocukların açlıktan öldüğünü söyledi.

Haber Merkezi / Öte yandan Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 124 artarak 30 bin 534’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 71 bin 920’ye çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, sosyal medya hesabı üzerinden DSÖ’nün hafta sonunda Gazze’nin kuzeyindeki Avde ve Kemal Advan hastanelerine gerçekleştirdiği ziyaret hakkında bilgi paylaştı.

DSÖ’nün Ekim 2023’ten bu yana ilk kez bölgeyi ziyaret edebildiğine vurgu yapan Ghebreyesus, “korkunç bulgular” olarak nitelendirdiği gözlem ve tespitlerini şöyle sıraladı: Ciddi düzeyde yetersiz beslenme, açlıktan ölen çocuklar, ciddi yakıt, gıda ve tıbbi malzeme eksikliği, yıkılan hastane binaları.

“Binalardan birinin imha edilmiş olması nedeniyle özellikle Avde Hastanesi’ndeki durum dehşet verici” ifadelerine yer veren Ghebreyesus, Kemal Advan Hastanesi’nin de Gazze’nin kuzeyindeki tek pediatri hastanesi olduğuna işaret ederek, “Bu hastane hastalarla dolup taşıyor. Yiyecek bulunmaması sonucunda 10 çocuk öldü. Elektrik olmaması hasta bakımına ciddi tehdit oluşturuyor, özellikle de yoğun bakım ve yenidoğan bölümlerinde” bilgilerini paylaştı.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, her iki hastaneye 9 bin 500 litre yakıt ve bazı temel tıbbi malzemeler tedarik edebildiklerini anlatırken, “Bu, acil hayat kurtarmak için gerekli ihtiyaçların çok küçük bir kısmı” dedi.

Ghebreyesus, İsrail’e “insani yardımın güvenli ve düzenli bir şekilde ulaştırılabilmesini sağlama” çağrısını yinelerken, sivillere ve özellikle çocuklar ile sağlık çalışanlarına “derhal” yardımların ulaştırılması gerektiğinin altını çizdi. Ghebreyesus, paylaşımını, “Ama tüm bu hastaların ihtiyaç duydukları kilit ilaç barış. Ateşkes” sözleriyle bitirdi.

Üst düzey bir BM yardım yetkilisi Gazze Şeridi’nde en az 576 bin kişinin, bir başka deyişle bölge nüfusunun dörtte birinin facia düzeyinde gıda güvensizliği yaşadığı, kuzeydeki iki yaşın altındaki her altı çocuktan birinin akut beslenme yetersizliği çektiği uyarısı yaptı.

BM’nin çocuklara yardım kuruluşu UNICEF’in bölge direktörü de Adele Khodr da “Yetersiz beslenme Gazze şeridini kırıp, geçirirken korktuğumuz çocuk ölümlerini de görmeye başladı. Bu trajik ve korkunç ölümler tamamen insan eliyle gerçekleşiyor, tahmin edilebilir ve tamamen önlenebilir” dedi.

“Gazze’de insani yapı çökecek”

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, İsrail’in saldırısı sonucu Gazze’deki ölü sayısının 150 günde 30 bini geçerek “dehşet verici” hale geldiğini belirterek, “Nüfusun yüzde 5’i öldü, yaralandı ya da kayıp. Gazze’deki acıyı yeterince anlatmak mümkün değil. Doktorlar yaralı çocukların uzuvlarını anestezi olmadan kesiyor. Açlık ve insan yapımı kıtlık her yerde” dedi.

Philippe Lazzarini, giderek düzensiz ve tehlikeli bir yer haline gelen Gazze’de yetim kalan 17 bin çocuğa da dikkat çekerek, İsrail’in saldırılarına karşı Gazzelilerin sığınabilecekleri güvenli bir yeri kalmadığını vurguladı.

16 ülkenin UNRWA’ya 450 milyon dolar tutarındaki finansal yardımları kesme kararını da eleştiren Lazzarini, bunun, teşkilatın hayat kurtaran görevini yerine getirme kabiliyetini ciddi şekilde tehdit ettiğini ve bu soruna acil bir siyasi çözüm bulunması gerektiğini kaydetti.

Lazzarini, “İçinde bulunduğumuz felaket gidişatını düzeltmek için anlamlı bir adım atılmazsa, Gazze’deki bütün insani yapı çökecek, insani yardımların arttırılması konusunda Uluslararası Adalet Divanı ve BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanması imkansız hale gelecek” dedi.

Paylaşın

Halkın Yüzde 74’ü “Ekonomik Ortamın Kötü Olduğu” Görüşünde

Ipsos’un aylık Küresel Tüketici Güveni araştırmasında vatandaşlara ülkelerindeki mevcut ekonomik ortamı nasıl değerlendirdikleri soruldu. Türkiye’de, “Ülkenizdeki mevcut ekonomik durumu nasıl tanımlarsınız?” sorusuna ankete katılanların yüzde 74’ü “kötü” yanıtını verdi.

Türkiye’de, “Sizce ülkede işler iyiye mi gidiyor, yoksa yanlış istikamette mi yol alınıyor?” sorusuna ankete katılanların yüzde 73’ü “Yanlış istikamette yol alınıyor” yanıtını verdi. Türkiye’de en çok kaygı duyulan konu, yüzde 50’lik oranla, enflasyon oldu. İkinci sırada, yüzde 30’luk oranla, yoksulluk ve sosyal adaletsizlik yer aldı.

Araştırma şirketi Ipsos, “Dünyayı neler endişelendiriyor?” başlıklı anketi için, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 29 ülkede vatandaşlara görüşlerini sordu. Anket, dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; 26 Ocak- 9 Şubat tarihleri arasında yapılan anket kapsamında, yaklaşık 25 bin katılımcıya, çevrimiçi sistem üzerinden kaygıları, ülkelerindeki gidişata ilişkin görüşleri soruldu.

Türkiye’de, “Sizce ülkede işler iyiye mi gidiyor, yoksa yanlış istikamette mi yol alınıyor?” sorusuna ankete katılanların yüzde 73’ü “Yanlış istikamette yol alınıyor” yanıtını verdi. Türkiye’de en çok kaygı duyulan konu, yüzde 50’lik oranla, enflasyon oldu. İkinci sırada, yüzde 30’luk oranla, yoksulluk ve sosyal adaletsizlik yer aldı.

Ankete katılanların yüzde 22’si Türkiye’deki suç ve şiddet oranlarından endişeli olduklarını söylerken yüzde 22’si işsizlikten, yüzde 21’i de mali ve siyasi yolsuzluktan kaygılarını ifade etti. Türkiye’de küresel ısınmayı endişe verici bulanların oranı sadece yüzde 5 oldu. Bu oranın, diğer birçok Avrupa ülkesinde daha yüksek olması, Türkiye’de son derece düşük kalması dikkat çekti.

Türklerin ankete verdiği yanıtlarda dikkat çeken diğer başlıklar dış politika ve güvenlik ile ilgili oldu. Ülkenizin diğer ülkelerle “askeri ihtilaf yaşamasından endişe ediyor musunuz?” sorusuna karşılık, sadece yüzde 2’lik bir kesim bu konuda endişeli olduğu yanıtını verdi.

Ankette, terör konusunda endişelerin en yüksek olduğu ülke İsrail olurken onu Türkiye takip etti. Türkiye’de ankete katılanların yüzde 20’si, terörden endişeli olduklarını dile getirdiler.

Ipsos’un aylık Küresel Tüketici Güveni araştırmasında ise vatandaşlara ülkelerindeki mevcut ekonomik ortamı nasıl değerlendirdikleri soruldu. Türkiye’de, “Ülkenizdeki mevcut ekonomik durumu nasıl tanımlarsınız?” sorusuna ankete katılanların yüzde 74’ü “kötü” yanıtını verdi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyonla Mücadelede Kararlılık Vurgusu

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyonla mücadelemizde henüz istediğimiz yere gelmedik ama kararlıyız. Daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu sefer de aynı başarıyı göstereceğiz” dedi.

Erdoğan konuşmasının devamında, “Çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığın pençesine terk etmeyeceğiz. Enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız. Hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden destek ve dualarını bizden esirgememesini özellikle istirham ediyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Toplantı sonrası kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarda bulundu:

“Şubat’ın 12’sinde yaptığımız önceki kabinemizin ardından BAE ve Mısır’a gittik. Her iki ülkenin devlet başkanının davetine yaptığımız ziyaretlerimiz oldukça verimli, samimi ve başarılı geçti. Dubai’de düzenlenen ve onur konuğu olarak davet edildiğimiz Dünya Hükümetler Zirvesi’ne katıldık. Devlet Başkanı Şeyh Muhammed’in yanı sıra zirveye iştirak eden diğer devlet ve hükümet başkanlarıyla görüşmelerimiz oldu. Kahire’de Cumhurbaşkanı sayın Sisi ile ikili ve heyetlerarası görüşmeler gerçekleştirdik. Özellikle Filistin meselesini etraflıca konuştuk.

Gazze’deki katliamı durdurmak, yardımların sorunsuz ulaşmasını sağlamak amacıyla atabileceğimiz ortak adımları ele aldık. İnşallah yarın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere ülkemizde ağırlayacağız. Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon’la devam eden Karadeniz programı yaptık. Sağolsun Karadeniz her zaman olduğu gibi bizi muhabbetle bağrına bastı. Kardeşim İlham Aliyev, kazandığı seçimlerinin ardından 19 Şubat’ta ülkemize bir ziyaret gerçekleştirdi. Ertesi gün adli yargı, hakim ve cumhuriyet savcıları, idari yargı hakimlerimizin kura çekim törenindeydik. Kura töreninin ardından Arnavutluk Cumhurbaşkanı ve heyetini ağırladık.

Seçim mitinglerimize Afyonkarahisar, Denizli, Balıkesir, Sakarya ve Adana’da devam ettik. Meydanları dolduran tüm kardeşlerime buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. İstanbul trafiği için yeni bir nefes olarak gördüğümüz Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistemini hizmete açtık. Miting maratonumuzu Manisa, Kütahya, Aydın’la sürdürdük. Kütahya’da ayrıca şehir hastanemizin hizmete açılış törenlerine katıldık. Mart ayının ilk gününü Antalya Diplomasi Forumu’na ayırdık. Bu sene üçüncüsü düzenlenen forumumuza yaklaşık 4 bin 700 kişi katıldı. Forum kapsamında 11 devlet ve hükümet başkanı ile bir araya geldik.

“50 şehirde vatandaşlarımızla buluşmayı hedefliyoruz”

Türkiye’nin başarılarının dünyanın farklı köşelerinde ilgiyle karşılandığını Antalya Diplomasi Forumu vesilesiyle bir kez daha görmüş olduk. Antalya’da şehir hastanemizi ve bağlantı yolunu hizmete açtık. Muğla ve Marmaris’te STK temsilcileriyle bir araya geldik. Seçim gününe kadar yaklaşık 50 şehirde vatandaşlarımızla buluşmayı hedefliyoruz. Bakanlıklarımız ve kurumlarımız 31 Mart seçimlerinin huzur ve güven içinde gerçekleştirilmesi için gereken hazırlıkları yaptılar. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden ülkemize, milletimize ve şehirlerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bizim zihnimizde ve kalbimizde en üst sıralarda tuttuğumuz değişmez gündem maddeleri var. Deprem yaşayan şehirlerimizin ayağa kaldırılması bunlardan biridir. Hayatın normal ritmine kavuşması için çalışmayı sürdürüyoruz. Şimdiye kadar 46 bin konut ve köy evini vatandaşlarımıza teslim ettik. İnşallah yıl sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceğiz. Amacımız tek bir vatandaşımızın bile mağduriyetine meydan vermeden, hiç kimseye mahçup olmadan bu süreci suhuletle tamamlamaktır.

Terörle mücadeleyi sınırlarımızın içinde ve dışında kararlılıkla devam ettiriyoruz. İnşallah bu yazın Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturmuş olacağız. Suriye sınırları boyunca 30 kilometre derinliğinde bir güvenlik koridoru oluşturma amacımız bakidir. Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuracağı bir teröristanla dize getireceğini düşünenlere yeni kabuslar yaşatacak hazırlıklarımız var.

Ülkemizin ve milletimizin terörle mücadele kararlılığını hala anlayamamış olanlara bu gerçeği kabul edene kadar şartları zorlamaktan geri durmayacağız. Türkiye sadece kendi sınırlarından ibaret bir ülke değildir. Balkanlar, Orta Asya, Karadeniz, Kuzey Afrika, Ege’den Güney Asya’ya kadar çok daha büyük bir coğrafyanın kalbidir. Bir yerde bize ne şuradan, buradan diye bir ifade duyarsanız bilin ki bunu söyleyen ya zır cahil ya da gönüllü veya görevli 5. kol elemanıdır.

Bizim sömürgemiz yok. Karşılıksız gelir getirecek kaynaklarımız yok. Binlerce yıllık devlet tecrübemiz var, insanlığı kendimize hayran bırakacak milli hasletlerimiz ve çalışma vasfımız var. Dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik. Sahip olduğumuz her şeyi dişimiz ve tırnağımızla kazıyarak, gerektiğinde canımız ve kanımızla yoğurarak kazandık. Geleceğe güvenle bakabilmemizi sağlayan özgüvenimizi bu şekilde inşa ettik. Şimdi önümüzde çözüm bekleyen 3-5 mesele var diye bu muhteşem mirasa sırtımızı mı döneceğiz?

Daha çok mücadele etmemiz gerekiyor diye diz çökmemizi bekleyen emperyalistlere ve araçlarına teslim mi olacağız? Hayır, asla! Etrafımızda yaşananları görüyorsunuz. Azerbaycanlı kardeşlerimizin uzun mücadelenin altından hem işgal edilen toprakları hem Karabağ’ı nasıl özgür hale getirdiklerine hep beraber şahit olduk. Rusya-Ukrayna savaşının nasıl başladığını, bugüne nasıl geldiğini ve nereye gittiğini hep birlikte takip ediyoruz. Suriye’nin gözlerimizin önünde nasıl parçalanmaya çalışıldığını gayet iyi biliyoruz.

Gazze’deki katliama kimlerin yol verdiği, destek sağladığı ve hatta içten içe sevindiği açıkça ortadadır. Türkiye olarak insani yardım ve samimi haykırışlarımızla Gazzeli kardeşimize destek olmaya çalışıyoruz. Türkiye Gazze ve Filistin için elinden geleni yapmaktadır, yapmaya da devam edecektir. Sorunun çözümü uluslararası düzeyde etkin ve kararlı işbirliğinin sağlanmasından geçiyor. İslam Alemi’nin yek vücut olmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Gazze’de temeli atılacak ilk Yahudi yerleşim binası tek başına bu vahşetin sebebinin başka bir şey değil sadece hırsızlık, ahlaksızlık, onursuzluk olduğunu göstermeye yetecektir. Filistin topraklarındaki gasp eylemlerini meşrulaştıran hiçbir ülkenin ve halkının geleceği güvende olmayacaktır.

Türkiye ve Türk milleti olarak siyasetimiz, ekonomimiz, savunma sanayimiz, ordumuz, sosyal yapımız ve kurumlarımızla güçlü olmazsak bizim başımıza gelecek olan da budur. Günübirlik sıkıntıların heyecanına kapılıp verilen bu mücadeleyi görmekten gelmek ülkeyi böyle bir girdabın içine atmak demektir. Başlattığımız projelerin sonuçlanması, onları takip edecek programların hayata geçmesi için biraz daha vakte ihtiyacımız var.

İnşallah o günleri de hep birlikte göreceğiz. 5. nesil savaş uçağımız Kaan vesilesiyle savunma sanayinde geldiğimiz yer ülkemizde ve dünyada epeyce konuşuldu. Savunma sanayi hamlelerimiz Antalya Diplomasi Forumu’nda da muhataplarımızın da gündemindeydi. Savunma sanayinde yüzde 20’lerde olan yerlilik oranını yüzde 80’lerin üzerine taşımıştır. 850’yi aşkın projeyle bu alanda kendi kendine yeterliliği en yüksek ülkelerden biri haline geldi. Sahip olduğumuz yüksek teknoloji ürünlerini dost ve müttefik ülkelerle de paylaşarak savunma ihracatımızı 10 yılda yaklaşık 4,5 kat artırdık.

Geçtiğimiz yıl dünyanın 185 ayrı ülkesine 230 çeşit ürün satarak ihracat yaptık. Kara, deniz, hava savunma platformuyla kardeş ülkelerin ordularının ihtiyaçlarına katkı vererek Türkiye’nin bölgesel ve dünyadaki gücüne katkıda bulunduk. Savunma sanayi ihrac atında dünyadaki yerimize baktığımızda karşımıza çıkan fotoğraf, TB2, Akıncı, Anka ve Aksungur araçlarımızla SİHA teknolojisinde dünyada ilk 3 ülkesi arasında yer alıyoruz.

Bugüne kadar 50 ülkeyle 770 adet İHA için sözleşme imzaladık. Geçtiğimiz yıl ihracat tutarı 1.8 milyar dolardır. 2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık. Kara araçlarında dünya markasına dönüşen savunma sanayimiz her kıtadan 40 ayrı ülkeye yaklaşık 4 bin 500 adet taktik tekerlekli araç ihracatı yapıyor. Geçtiğimiz yıl kara araçları ihracatımız 500 milyon doları buldu. Mühimmat ve füze sistemlerinde ilk sıralarda yer alıyoruz. Deniz araçlarında kendi gemisini üreten Türkiye bu gemileri radar, sensör, muhabere sistem, füze ve torpidolarıyla donatıyor. Ürettiğimiz tank çıkarma gemisi, havuzlu çıkarma gemisi, karakol ve hızlı müdahale botları, lojistik destek gemisi gibi 10 ülkeye 140 adet ihracat gerçekleştirdik.

Türkiye’nin ilk insanlı eğitim ve yakın taarruz uçağı olan Hürkuş’un 5 adeti halen iki ayrı ülkenin hava kuvvetleri tarafından kullanılıyor. Ürettiğimiz araçlar yanında yabancı menşeili araçların yanında bizim silah kulemiz tercih ediliyor. 24 ülkeye 1200 adet silah kulesi satışı yaptık. Kamikaze İHA’lar da talep gören ürünlerimiz arasındadır. 11 ülkeye 1500 adet kamikaze drone ihracatı gerçekleştirdik. Bugün dünyanın 111 ayrı ülkesinde hafif silahlarımız ve tabancalarımız kullanılıyor. Türkiye 10 ülkeye yaptığı 40 adet radar ihracatıyla dünyadaki ilk 3 arasında yer alıyor. Ülkemizin tasarımını, üretimini tamamlayıp hizmete aldığı her ürünün müşterisi zaten hazır. Yeter ki biz sabır, azim, dikkat ve kararlılıkla çalışarak projelerimizi birer birer sonuçlandıralım.

Biz gerçekten ihtiyacımız olduğunda müttefikimiz dediğimiz kurum ve ülkelerin yanımızda olmayacağını son 10 yılda defalarca tecrübe ettik. Suriye sınırlarımız roketlerle tehdit edildiğinde ülkemizdeki mevcut hava savunma sistemlerini söküp götürenler oldu. Türkiye’ye parasıyla satmadıkları silah ve mühimmatları terör örgütlerine bilabedel verdiklerini unutmadık, unutmuyoruz. Biz kimin ne dediğine ne istediğine bakmıyoruz. Sadece Türkiye’nin neye ihtiyacı olduğuna bakıyoruz. Türkiye geleceğini de şekillendirecek tarihi ekonomik dönüşümden geçiyor. Açıklanan her veli ekonomimizin güçlü temeller üzerinde yükseldiğine işaret ediyor.

Asrın felaketi 6 Şubat depremlerine ve seçime rağmen ekonomimiz yüzde 4,5 gibi dünyada eşine az rastlanır oranda büyümeyi sürdürdü. Dünya ortalamasının 1,6 katına tekabül eden bu büyüme oranı ekonomimizin direnci ve dinamizmini ispatlıyor. Büyümenin yaklaşık yarısının yatırımlardan kaynaklanması ayrıca önemlidir. Satın alma paritesine göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi haline gelen Türkiye uzun vadeli kalıcı refah artışlarına odaklanarak yoluna devam edecektir. Her yıl ortalama 700 bin istihdam artışı sağlamış bir yönetimiz. İşsizlik oranını yüzde 9,4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini ifade eden tek haneli rakamlara düşürdük.

“Enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak…”

Enflasyonla mücadelemizde henüz istediğimiz yere gelmedik ama kararlıyız. Daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu sefer de aynı başarıyı göstereceğiz. Cari açıktaki düşüş de sürüyor. Bu yılın ilk 2 ayında cari dengede 13 milyar doların üzerinde iyileşme sağladık. Üretimler arttıkça cari açık gerileyecektir. Turizm gelirlerimiz her yıl rekor kırıyor. Geçtiğimiz yılı 54,5 milyar dolarla kapattığımız turizmde bu yıl ki hedefimiz 60 milyar dolardır.

Kalıcı fiyat istikrarını sağlayacak, yapısal dönüşümü hızlandıracak, afetlere karşı güvenli şehirler çabalarımıza kaynak oluşturacak anlayışla maliye politikalarımızı yönetmeye devam edeceğiz. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma adımlarını atarken en olumlu gelişmeleri çalışanlarımızın, emeklilerimizin hayatlarıyla gerçekleştirdik. En düşük emekli maaşını 10 bin liraya, asgari ücreti 17 bin liraya, engelli maaşını yaklaşık 4 bin liraya çıkarmış, her alanda milletimizin refah seviyesini katlayarak yükseltmiş hükümet olarak çalışanlarımızın ve emeklilerimizin bugünkü sıkıntılarına gözlerimizi kapamak mümkün mü?

Geçtiğimiz günlerde emekli maaşlarına şu kadar zam yapacağız diyen muhalefetin nasıl boş konuştuğunu örneklerle anlattım. Çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığın pençesine terk etmeyeceğiz. Enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız. Hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden destek ve dualarını bizden esirgememesini özellikle istirham ediyorum.”

Paylaşın

Beşiktaş’ın Hakem Ve Federasyona Tepkisi Dinmek Bilmiyor

Galatasaray maçı hakemi Halil Umut Meler ve VAR hakemi Koray Gençerler’e tepkisini sürdüren Beşiktaş, sosyal medya hesabı üzerinden Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yönetimine istifa çağrısı yaptı.

Haber Merkezi / Beşiktaş, Galatasaray’ın 1-0 üstünlüğüyle sona eren maçın ardından hakem Halil Umut Meler ve VAR hakemi Koray Gençerler’e tepkisini sürdürdü. Halil Umut Meler Koray Gençerler’i bir daha maçlarında görmek istemediklerini duyuran Beşiktaş, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Biz Beşiktaşız. Asaletin, onurun ve mücadele ruhunun 121 yıl boyunca hiç solmadığı, her zaman şerefimizle oynayıp, hakkımızla kazandığımız bir destanın mirasçılarıyız. Bizim için asıl olan, geçmişimizden gelen ve hiçbir zaman eğilmeyen onurlu duruşumuzdur.

Aylardır “Federasyonumuzun arkasındayız” diyerek işlerine gelmeyince “istifa” diye çağrı yapanların derbi maçtan sonraki düzeysiz tutumunu hayretle izledik. TFF Disiplin Kurulu’nu istediği saatte toplayıp istediği şekilde nasıl karar aldırabildiğini tüm kamuoyu da ibretle izlemiştir. Bu çifte standartlar, Türk futbolunun geleceği için büyük endişe yaratmaktadır ve çok ciddi sosyal yaralanmalara fırsat verecek niteliktedir.

Beşiktaş’tan Riva’ya sesleniyoruz!

Futbolumuzda tüm kaosların içinde adı geçen ve sürekli Beşiktaş’ın kritik maçlarına ısrarla atanan Halil Umut Meler’in dün vermiş olduğu oyunun akışını değiştiren skandal kararlar, futbolun adaletine olan güveni ortadan kaldıran ciddiyette hatalardır.

Derbide, Cenk Tosun’un penaltı pozisyonunda VAR incelemesi yapılmaması, Omar Colley’in pozisyonunda hafta içi gözleri görmeyen VAR’ın bu maçta şahin kesilen gözleriyle kararın kırmızı karta döndürülmesi ve oyunun sistemli olarak yavaşlatılmasına göz yumulması, Türk futbolunda alışıldık hale gelen, ancak asla alışılmaması gereken skandal kararlardır.

VAR masasındaki tavrıyla her maçta takımımızı bilinçli bir şekilde doğrayan Koray Gençerler’i de unutmuyoruz!

Beşiktaş camiası olarak, Halil Umut Meler’i ve Koray Gençerler’i artık maçlarımızda görmek istemiyoruz.

Adil bir rekabet düzeni oluşturulmayan Türk futbolunda masa başı oyunlarıyla elde edilen şampiyonlukların uluslararası karşılaşmalarda sonu hüsranla biten deneyimlerden öte bir sonuç getirmediği ortada olup, daha fazla vakit geçirilmeden futbolumuzda tüm organlarıyla kapsamlı ve çağdaş bir yeniden yapılanmanın bir an önce yapılması kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Tüm uyarılarımıza ve temaslarımıza rağmen hiçbir önlem almayan TFF’nin, Türk futbolunu bu kaostan çıkarmak adına acil olarak seçime gitmesinde büyük yarar görüyoruz.

Yeni göreve gelecek futbol federasyonunun ve kurullarının, Türk futbolunu çok daha iyi yerlere götüreceğine inanıyoruz.

Saygılarımızla. Beşiktaş JK

Paylaşın

DEM Partili Bakırhan: Bizde Rant, Usulsüzlük Ve Yolsuzluk Yok

Seçim çalışmaları kapsamında Tunceli’de halka seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Biz geldiğimizde belediyemize Dersim ismini yazmıştık ama kayyım o tabelayı kaldırdı. Sizlere söz veriyoruz. Biz geldiğimizde o tabela yeniden Dêrsim olarak değişecek” dedi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “kimseyi ötekileştirmedik” sözlerine değinen Bakırhan, “21 yıldır Alevileri, Kürtleri ötekileştiriyorlar. Erdoğan, Alevilere ‘tür’ diyor. Daha Aleviliğin ne olduğunu bilmiyor. Kürtleri açlıkla, cezaevleriyle ötekileştiriyor. ‘Kadın da olsa çocuk da olsa gözünün yaşına bakmayın, gereğini yapın’ diyor. Bunlar doğamızın, Kürtlerin, yaşamımızın düşmanıdır. Dersim topraklarını HES’lerle doldurdular. Yetmedi, Dersim’ de sermayedarlara 150 tane maden ruhsatı verdi. Doğamızı talan etmek, elimizden almak istiyorlar. İnancımıza, kimliğimize saldırıyorlar. Utanmadan ‘kimseyi ötekileştirmedik’ diyorlar” diye konuştu.

Dersim İttifakı’na değinen Bakırhan, “Bu ittifakta emeği geçen, katkısı olan bütün arkadaşları saygıyla selamlamak istiyorum. Bu ittifak sadece bir seçim ittifakı değil, talana karşı bir ittifaktır. Devrimci kimliğinin bir ittifakıdır. İnanıyorum ki bu ittifak Dersim’i ittifaklar konusunda Türkiye’de önemli bir model yapacaktır” diye konuştu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, seçim çalışmaları kapsamında Tunceli’de halk buluşmasına katıldı. Bakırhan, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Değerli Dersimliler, bize mücadeleyi öğreten kıymetli halkımız, direniş denilince akla gelen kentlerimizden biri olan Dersim’de bugün sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duydum, onur duydum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Seyid Rıza’nın torunlarıyla, Doktor Şıvan’ın yoldaşlarıyla Alişerlerin, Mahirlerin, İboların, Denizlerin, Zarifelerin, Sakinelerin diyarında olmaktan büyük gurur duydum. Dersim’de belediye eş başkanı olarak seçilen ve şu an cezaevinde olan Nurhayat Altun arkadaşımıza da selam ve sevgilerimizi yollayalım.

Birlikte aynı dönem cezaevinde kaldığımız Mehmet Ali Bul arkadaşımıza da hoş geldin diyorum. 90 yıl önce Tunceli Kanunuyla buraları kimliksizleştirmeye çalıştılar. Şimdi de Dersim ismini yok sayarak burayı kimliksizleştirmeye çalışıyorlar. Ama eminim ki Seyid Rıza’nın torunları Dersim demekte inat edecek, Dersim diyecek ve burası binlerce yıl Dersim olarak kalacaktır. Biz geldiğimizde belediye binasının üzerine Dersim yazmıştık ama arkadaşlarımızın yerine atanan gaspçı kayyım Dersim ismini silerek Tunceli ismini oraya bıraktı. Sizlere söz veriyoruz 1 Nisan’da o tabelayı arkadaşlarımız Dersim olarak değiştirecek.

Değerli halkımız, mitinglerdeki konuşmalarımızda Erdoğan ve AKP’den bahsetmeden geçemiyoruz. Türkiye’yi batırdılar, zehirlediler. Ekonomi desen diplerde. Özgürlük yok, demokrasi yok ama beyefendi, “Biz kimseyi ötekileştirmedik” diyor. 21 yıldır AKP iktidarının en fazla ötekileştirdiği kesimler Alevilerdir, Kürtlerdir, bugün Dersim meydanındadır. Biz kimseyi ötekileştirmedik diyen Erdoğan, Alevilere “tür” diyor. Daha Aleviliğin ne olduğunu bile bilmiyor. Sanki kendisi değildi, “Çocuk da olsa kadın da olsa gözünün yaşına bakmayın, gereğini yapın” diyen. Bunlar sadece Dersim adının değil Kürt dilinin, Kürtlerin de düşmanıdır.

Doğamızın düşmanıdır, gençlerin, yaşamımızın düşmanıdır. İnşallah 31 Mart’ta başta Dersim olmak üzere Kürdistan’ın dört bir yanında ve metropollerde bu düşmanlığa halklarımız en iyi cevabı verecektir. Ötekileştirmedik diyor ama Dersim coğrafyasını HES’lerle, RES’lerle doldurdular. Bu nasıl ötekileştirme değilse onu da anlamadım. Yetmedi; Dersim’de sermayedarlara, kendi yandaşlarına 150 tane maden ruhsatı verdi. Zulüm, açlık, yoksulluk yetmedi, doğamızı da talan etmek ve elimizden almak istiyorlar. Yani 31 Mart seçimi aynı zamanda RES’lere, HES’lere, barajlara, Dersim’in doğasının yok edilmesine hayır diyerek DEM Parti’yi Dersim’de yönetim yapmanın seçimidir. Var mısınız?

“Dersim halkı 38’lerden günümüze asla pes etmedi, yine etmeyecek”

İnancımıza saldırıyorlar, doğamıza, kimliğimize saldırıyorlar ama utanmadan da biz kimseyi ötekileştirmedik diyorlar. Parlamentoda iki kelime Zazaca, Kurmancî, Süryanice, Arapça, başka bir diller konuştuğumuz zaman sesimizi kısıyorlar. Özellikle Kürtçe konuşulduğu zaman “bilinmeyen dil” diyorlar. Yahu, bundan büyük ötekileştirme mi var? Bin yıldır bu topraklarda konuşulan ve konuşulmaya devam edilecek bir dile, bilinmeyen dil diyenler daha nasıl ötekileştirecek, daha ne yapacaklar? İnşallah hep birlikte ötekileşmeye karşı en büyük yanıtı vereceğiz.

38’de katlederek sürdüler, 94’lerde köylerimizi yakıp bizleri zorla sürgün ederek göçertmeye çalıştılar. Şimdi de Dersim’i insansızlaştırmak istiyorlar, Kürtsüzleştirmek istiyorlar. Dersim’de istiyorlar ki diline, kültürüne, onuruna sahip çıkan kimse kalmasın. Ama biz biliyoruz ki Dersim halkı 38’lerden günümüze asla pes etmedi; coğrafyasını, kimliğini, kentini bırakmadı. Yine devam edecek ve kentine, toprağına sahip çıkarak bunlara en iyi yanıtı verecek.

Dersim’e girdik önümüzde bir araç vardı. Normalde kitleyi çekerler ama bizi çektiler. Sanırım sizin korkmayacağınızı gördüler, bizi korkutmaya çalışıyorlar. Ama bilmiyorlar ki her bir arkadaşımız onların işkencesini de zindanını da emniyetini de kamerasını da fotoğrafını da gördü. Korku iklimi sona ersin. Dersim’de ilçeleriyle, beldeleriyle onlarca böyle buluşma yaptık. Her yerde böyle muazzam bir direniş, muazzam bir sahiplenme, istenç var. Herkes diyor ki bizim olanı almak için 27 gün kaldı. Gün sayıyorlar. 31 Mart’ta Kürdistan’ın her yerinde bizim olanı, sizin olanı, Kürtlerin olanı, emekçinin ve yoksulun olanı, Alevilerin olanı geri alacağız. Söz veriyoruz; halkın olanı halkın kapısı yapacağız.

Faili meçhullerin ilk başladığı yerlerden biri Dersim’dir. Dün bir faili meçhul davası olan JİTEM davası İstinaf tarafından cezasızlıkla sonuçlandırılıp Yargıtay’a gönderildi. 100 yıldır Kürt’ü katletmek, öldürmek, yoksullaştırmak cezasız. Dersim’in dört bir tarafı kamera dolu ama Gülistan Doku henüz bulunamadı, akıbetini bilmiyoruz. Yargı eliyle Kürt’ü öldürmek, kaybetmek, Kürt’e zulüm etmek, köyünü yakmak, faili meçhul cinayetler işlemek cezasızdır diyorlar. Kürt halkı, ezilenler bunu görmeyecek mi? Bir gün parlamentonun 3. büyük partisi olacağımızı kimse tahmin etmiyordu, 100’ün üzerinde belediye alacağımızı kimse tahmin etmiyordu.

En iyi hizmeti yapacağımızı kimse tahmin etmiyordu. Bir gün yönetim olduğumuzda katlettikleri, yok ettikleri, talan ettikleri doğamızın, dilimizin, kültürümüzün hesabını bunlardan soracağız. Bizim için Dersim DEM Parti’dir, DEM Parti Dersim’dir. Biz aynı Dersim gibiyiz. Bir dörtlük var sizlere okuyacağım. “Hangi dağ efkarlıysa biz oradayız, perişan edilen her şey bizimdir. Yağmur oluyoruz, kuruyan ırmaklara akıyoruz.” İnşallah 31 Mart’ta da yine ezilenin, emekçinin, geçinemeyenin, ücretini ödeyemediği için ulaşımı kullanamayanın, faturasını ödeyemeyenin yanında olacağız.

Dün Hazine Bakanı AKP’yi o kadar güzel özetledi ki, bazen binlerce kelime söylüyoruz ama onların söylediği kadar yerini bulmuyor. Diyor ki, Murat Kurum gelirse şirketler kazanacak. Demek ki AKP kimin partisiymiş? Şirketlerin, sermayedarların. Bunu kendi bakanları itiraf ediyor. Şirketlere, sermayedarlara, madencilere, rantçılara hizmet eden bir partiye karşı emekçilerin, yoksulların, işçilerin adresi DEM Parti’dir. DEM parti inançların, halkların, emekçilerin partisidir. Yok sayılan kadınların ve gençlerin partisidir ve öyle olmaya da devam edecektir.

“Biz yaptıkça AKP-MHP yıktı, yıkımı onaracak olan da DEM Parti’dir”

Yine Erdoğan çok manidar bir şey söyledi. “İnsanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadele edeceğiz” diyor. O zaman kendisiyle mücadele etmesi gerekiyor. Emekçinin lokmasına göz dikenler kimlerdir? Bu toplumu aç bırakanlar kimlerdir? Emekçileri 10 bin TL ile açlık, yoksulluk sınırının altında yaşatanlar sanki kendileri değil. Bir de mücadele edeceklermiş. Yani daha fazla lokmamızı almaya çalışacaklar. Bu sözden anlaşılan budur. Ama eminim Türkiye’nin emekçileri, yoksulları buna en iyi yanıtı verecektir. Mehmet Ali arkadaşımız burada, Dersim’in sorunlarını biliyoruz. 25 yıllık yerel yönetimler pratiğimiz var.

Kayyımlar tarafından kesintiye uğratılsa da sizler de yaşayıp gördünüz. Bundan sonra kesintisiz bir şekilde demokratik, halkçı, toplumcu yerel yönetimler pratiğimizi arkadaşlarımızla, Dersim İttifakıyla birlikte burada hayata geçireceğiz. Arkadaşlarımız daha önce yönetime geldikleri zaman sıfır rantlı imar planı yaptılar. Ancak bizim bu sıfır rantlı imar planımızı onlar engellediler. Çünkü rant yoksa, onlar için imarın da bir anlamı yok. Çöp kamyonları aldılar parasını Dersim Belediyesi ödedi ama kamyonları vermediler. Yani alacağınız var onlardan. Gıda Bankası projesi kurduk, yıktılar. Yaşam merkezini yaptık onlar yıktı. Biz yaptıkça onlar yıktı. Biz gerçekten alternatif belediyecilik hizmeti sunuyorduk. AKP- MHP yıkım ittifakıdır, yıkım iktidarıdır. İnşallah o yıkımı onaracak olan DEM Parti’dir, Dersim İttifakıdır, emekçiler ve yoksullardır.

Dersim deprem bölgesidir. Akademisyenler televizyonlarda değerlendirirken Dersim’i, Bingöl’ü işaret ediyor. Peki, bu konuda herhangi bir önlem var mı? Hükümet kılını kıpırdatıyor mu, kaynak ayırıyor mu? Tam tersine deprem vergilerini çarçur ettiler, bitirdiler. Kimse de hesap soramıyor. Depremde güvenliği almayanların yiten her yapının, her canlının sorumlusu olduğunu buradan söylüyoruz. Deprem için önlem almak öyle oturup kuru pastayla, çayla sohbet etmek değildir.

Munzur Dağında 150’den fazla maden sahası açtılar. Emin olun; biz geldiğimiz zaman o ruhsatlar nasıl iptal edilecekse, nasıl yok sayılacaksa arkadaşlarımızla birlikte elimizden gelen çabayı ortaya koyacağız. Resmen Dersim’de İliç’teki gibi bir katliama davetiye çıkarıyorlar. İliç’in mimarı İstanbul’dan büyükşehir belediye başkan adayı olmuş. Rantsal dönüşümün altna imza atan vatandaş, oradan aday olmuş. Biz de onun karşısına Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni ile çıktık. Rantsal dönüşümcülere, İliç’teki katliamın altında imzası bulunanlara inşallah her yerde gerekli cevabı hep birlikte vereceğiz.

Önemli bir konumuza gelelim, Dersim İttifakına. Bazı şeyler zor oluyor, yoğun tartışmalar sonucunda oluyor, birbirini anlamakla oluyor, fedakarlıkla oluyor. Dersim’de Dersim İttifakını kurduk. Bu ittifakta emeği geçen, katkısı olan arkadaşları bir kez selamlıyorum. Dersim İttifakı sadece bir seçim ittifakı değildir; Dersim İttifakı talana karşı bir ittifaktır, Dersim’in devrimci kimliğinin ittifakıdır, Dersim’in tarihsel geçmişinin ittifakıdır. Eminim ki bu ittifak Dersim’de gerekli olan hizmeti, gerekli olan çabayı ortaya koyarak Dersim’i ittifaklar konusunda Türkiye’de önemli bir model haline getirecektir.

“1 Nisan itibariyle Dersim’de yine çok dilli, çok inançlı belediyeciliğe başlıyoruz”

Bizler bir üzüm tanesini kırk canla paylaşan yoldaşların geleneğinden gelen insanlarız. Emin olun; Dersim’in bütün değerlerini Dersim halkıyla paylaşma görevini, bir üzümü kırk parçaya bölerek paylaşan yoldaşların yolundan gidenler kararlı bir şekilde yerine getirecektir. Dersim’de belediyecilik kolay bir şey değil. Dersim’de belediyenin söylediği her şeyin, yüklendiği her sorumluluğun bir karşılığı vardır. Biz bunu bilerek bu sorumluluğun altına girdik.

Söylediğimiz her söz, yaptığımız her pratik Dersim’e, sizlere, Dersim’de yaşayan her kesime layık olacaktır. 1 Nisan itibariyle Dersim’de yine çok dilli, çok inançlı belediyeciliğe başlıyoruz. Birçok belediyemizde çok dilli belediyeciliği uyguladık. Burada da tekrar bu uygulamayı arkadaşlarımız aracılığıyla devam ettireceğiz. Bakın Karaçoban Belediyemiz var, Erzurum’un küçük bir ilçesi. Karaçoban Belediyesi bizim model belediyemizdir. Ne yapmış bu belediyemiz? Orada ekilip biçilmeyen 510 dönüm toprağa buğday ekmiş, buğdayı öğütmüş, yoksul Karaçoban halkına çok ucuz bir fiyata ekmek sağlamış.

Kadın ve öğrencileri 25 kuruşa taşıyor, 25 kuruş! 25 kuruş belki şimdi kimsenin cebinde kalmadı. Evet, yanlış duymadınız 25 kuruş! Tam bilet 50 kuruş. İşte bizim belediyecilik anlayışımız Karaçoban Belediyesindeki gibidir. O ilçede pek şok sosyal donatılar var. Kadınların yüzeceği ve spor yapacağı sosyal tesisler ile halkımızın, gençlerimizin uyuşturucu batağından çıkması için satrançtan tutalım kültürel sanatsal bütün etkinliklere kadar pek çok şeyi o küçük belediyemiz hayata geçiriyor.

Başka ne yapmışlar? 7 milyon borçla aldığımız belediyenin bütün borçlarını sıfırlamışlar. İşçilerin, emekçilerin en yüksek maaş aldığı belediyemizdir. Kendi yandaşından, akrabasından, ailesinden hiç kimseyi belediyeye almamış, ihtiyacı olanı almış. Karaçoban halkının kararlarıyla bunu yapmış. Ne yapmış Karaçoban? Köylere ücretsiz ulaşım aracı göndermiş. Erzurum Büyükşehir Belediyesi Karaçoban Kürt olduğu için hizmet götürmemiş, Karaçoban Belediyesi kendi olanaklarıyla 21 köyün yolunu yapmış. Dolayısıyla biz bu gelenekten geliyoruz. 25 yıllık gelenekten geliyoruz. Bizde rant yok, usulsüzlük yok, yolsuzluk yok. En başta Dersim’deki arkadaşlarımız, Türkiye’nin dört bir yanındaki aday arkadaşlarımız için bu prosedür geçerlidir. Halkımızın memnun olmadığı, halkımızın değerlerine, inancına, diline dönük bir eksiklikte onların yakasına yapışacak olan biziz.

Bu başı seccadede, eli semada, aklı haramda olanlar Dersim’e de kaçak seçmen taşıyorlar. Elazığ’dan getiriyorlar, buradan oy kullandıracaklar. Dersim halkının iradesini gasp edecekler. Nasıl ki biz sizlere söz verdiysek, sizler de bu hilekarlara, bu kaçak seçmen taşıyanlara karşı birlik olmak, birlikte olmak, hak seçmen taşımak gibi bir sorumlulukla karşı karşıyasınız. Lütfen Dersimli olup Dersim’de oy kullanması gereken ama yurt dışında olan, ama metropolde olan bütün arkadaşlarımızı bugünden itibaren arayın, çağırın. Ulaşım konusunda sıkıntı yaşayan canlarımız varsa en yakın DEM Parti ilçe ve il örgütlerine gitsinler, o sıcak demli çaydan içsinler, biletlerini alıp oylarını kullanmaya gelsinler.

Ağaçla karşınıza çıkıyoruz. Mührü DEM Parti’nin altına basacağız; meyvesini Dersim’in emekçileri, yoksulları, Aleviler, Kürtler, burada yaşayan herkes yiyecek. Hepinize bu coşkulu karşılamanızdan, pırıl pırıl duruşunuzdan dolayı teşekkürlerimi iletiyorum. Emin olun ki fabrikalarda, sokaklarda, parlamentoda, yaşamın neresinde olursa olsun size ve taleplerinize layık olacak bir pratik ortaya koyacağız.

Şimdi sizlere çok değerli ve pırıl pırıl tanıdığınız iki arkadaşınızı, Birsen Orhan ve Cevdet Konak arkadaşlarımızı emanet ediyorum. Onlar Seyid Rızaların, Sakinelerin, Denizlerin, Mazlumların size emanetidir. Lütfen emanetlerinize sahip çıkın. Dersim’in doğru ellerde, doğru bir ittifakla Türkiye ve dünyada örnek bir model ortaya çıkarması için elinizden gelen çabayı ortaya koyacağınıza olan inançla hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Emekli Maaşı” Tepkisi

Lüleburgaz’da halk buluşmasında yurttaşlara seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Recep Tayyip Erdoğan ilk geldiğinde 3 Kasım 2002’de, en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugünkü hesapla 25-26 bin lira olması gerekiyor. O gün en düşük emekli maaşı tam 8 çeyrek altın alıyordu. İnanmayan hesaplasın. Şimdi en düşük emekli maaşı 10 bin lira, 2,5 çeyrek altın bile almıyor” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında Türkiye İttifakı vurgusu da yapan Özel, “Bu seçimde bütün Türkiye’den, Cumhur İttifakı’nın karşısına bir büyük ittifakı dikmesini bekliyoruz. O ittifakın adı Türkiye İttifakı’dır… Bu ittifakın içinde sosyal demokratlar var. Bu ittifakın içinde muhafazakar demokratlar var, milliyetçi demokratlar var. Geçmiş seçimlerde birlikte olduğumuz ittifak ortaklarımızın kıymetli seçmenlerinin itirazı bitmedi ki ittifakımız bitsin. İtirazları saray düzeninedir, itirazları sömürüyedir, itirazları yolsuzluğadır” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Kırklareli Lüleburgaz’da halk buluşmasında yurttaşlara hitap etti. Konuşmasında ekonomik krize dikkat çeken Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Recep Tayyip Erdoğan ilk geldiğinde 3 Kasım 2002’de, en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugünkü hesapla 25-26 bin lira olması gerekiyor. O gün en düşük emekli maaşı tam 8 çeyrek altın alıyordu. İnanmayan hesaplasın. Şimdi en düşük emekli maaşı 10 bin lira, 2,5 çeyrek altın bile almıyor.

2018’de emekliye bin TL ikramiye verdiler. 2021’de 2 bin lira oldu. Bu sene 5 bin TL yapacağız diye fısıltı yaydılar. Ama 2 bin lirayı 3 bin lira yaptılar. 2018’in bin lirası 22 kilo kıyma alıyordu, bugünün 3 bin lirası sadece 6 kilo kıyma alıyor. O günden bu güne emeklinin sofrasından 18 kilo kıymayı çaldılar. Biz bu hakkı yedirmeyiz.”

Şubat ayı enflasyonu 4.5 puan artmış. Kime göre? Artış çok yüksek ama bu artış bile TÜİK’e göre. Neyin baş harfleri? Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu. Yıllık enflasyonu yüzde 67 olarak belirledi. Bugün itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 67. Gerçek enflasyon kaç? Gerçek enflasyon yüzde 130.

Peki emekli ne zam aldı? Yüzde 33. 7500’den 10 bin lira yaptılar. Memur ne aldı, işçi ne aldı yüzde 49. TÜİK doğru söylüyor bile olsa yüzde 20’ye yakın, yüzde 18 memurun ve işçinin cebinden para çalındı. İş emekliye geldiğinde bu sefer rakam yüzde 34, cepten çalınan para.”

31 Mart yerel seçimleri için mesaj veren Özel, şunları söyledi: “31 Mart seçimi elbette bir yerel seçim. Ama esas olarak 31 Mart seçimi; bu iktidar, bu emekliyi, bu yoksulları, bu işsizleri görmeden görmeden 4 yıl daha dursun mu, yoksa siyasette bir denge kurulsun mu? Bunun karşısına kimse durmasın ezip geçsin mi bizi, yoksa bir kendine gelsin hesabını kitabını ona göre yapsın mı? İşte bu seçim, hangi partiden olursa olsun eğer zamdan, eğer yoksulluktan, eğer işsizlikten şikayeti varsa sarı kartı gösterme, kırmızı ışığı yakma seçimidir.”

Konuşmasında Türkiye İttifakı vurgusu yapan Özel, “Bu seçimde bütün Türkiye’den, Cumhur İttifakı’nın karşısına bir büyük ittifakı dikmesini bekliyoruz. O ittifakın adı Türkiye İttifakı’dır… Bu ittifakın içinde sosyal demokratlar var. Bu ittifakın içinde muhafazakar demokratlar var, milliyetçi demokratlar var. Geçmiş seçimlerde birlikte olduğumuz ittifak ortaklarımızın kıymetli seçmenlerinin itirazı bitmedi ki ittifakımız bitsin. İtirazları saray düzeninedir, itirazları sömürüyedir, itirazları yolsuzluğadır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın