Merkez Bankası’ndan Yeni Hamle: Taşıt Hariç, Kredilerde Sınır Düşürüldü

Merkez Bankası (TCMB), kredi büyümesine dayalı menkul kıymet tesisi kapsamında, TL ticari krediler için yüzde 2,5 olan aylık büyüme sınırının yüzde 2’ye indirilmesine, ihtiyaç kredilerinde yüzde 3 olan aylık büyüme sınırının yüzde 2’ye düşürülmesine, taşıt kredilerinde ise yüzde 2 sınırının korunmasına karar verildiğini bildirdi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB) ayrıca, parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesine yönelik ilave adımlar üzerinde çalışıldığını da duyurdu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ilave sıkılaşma adımlarına yönelik duyuru yaptı. Duyuruda şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, sıkı para politikası duruşunu destekleyici ilave sıkılaşma adımları atmıştır. Bu doğrultuda, kredi büyümesine dayalı menkul kıymet tesisi kapsamında;

TL ticari krediler için yüzde 2,5 olan aylık büyüme sınırının yüzde 2’ye indirilmesine, ihtiyaç kredilerinde yüzde 3 olan aylık büyüme sınırının yüzde 2’ye düşürülmesine, taşıt kredilerinde ise yüzde 2 sınırının korunmasına karar verilmiştir.

Kredi büyüme sınırlarına ilişkin uygulamanın etkinliğini artırmak amacıyla, menkul kıymet tesisine ek olarak, kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık tesis edilmesine yönelik çalışmalar devam etmektedir.

Ayrıca, parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesine yönelik ilave adımlar üzerinde çalışılmaktadır. İhracat, yatırım, tarım ve esnaf kredileri ile kamu kuruluşlarına ve deprem bölgesine yönelik krediler bu sınırlamadan muaf tutulmaya devam edilecektir.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Gazze” Tepkisi: Soykırım Uygulanmakta

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’la ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, “7 Ekim’den bu yana masum insanlara karşı İsrail’in saldırılar sonucunda 32 bin Filistinli şehit oldu, 72 binden fazla kişi yaralandı. 2 milyona yakın Filistinli evini terk etmek zorunda kaldı. 2,3 milyon Filistinli günlük temel ihtiyaçlarına ulaşamıyor” dedi ve ekledi:

“İsrail, Gazze halkını sadece açlık ve susuzlukla değil, masum insanların tepelerine bomba yağdırarak da vahşice katlediyor. Tam 151 gündür son asrın en büyük barbarlıklarından birine şahit oluyoruz. Batılı güçlerin de sınırsız desteğiyle Netanyahu’nun gözü dönmüş yönetimi Filistinlilere apaçık soykırım uygulanmaktadır.”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Ankara’da ağırladı. Erdoğan, Abbas’ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi girişinde karşıladı. Erdoğan ve Abbas, yaklaşık 1,5 saat süren ikili görüşmenin ardından ortak basın toplantısında kameraların karşısına geçti.

Toplantıda konuşan Erdoğan, Hamas’ın saldırılarının ardından İsrail’in Gazze’de giriştiği katliama ilişkin konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“7 Ekim’den bu yana masum insanlara karşı İsrail’in saldırılar sonucunda 32 bin Filistinli şehit oldu, 72 binden fazla kişi yaralandı. 2 milyona yakın Filistinli evini terk etmek zorunda kaldı. 2,3 milyon Filistinli günlük temel ihtiyaçlarına ulaşamıyor. İsrail, Gazze halkını sadece açlık ve susuzlukla değil, masum insanların tepelerine bomba yağdırarak da vahşice katlediyor. Tam 151 gündür son asrın en büyük barbarlıklarından birine şahit oluyoruz.

Batılı güçlerin de sınırsız desteğiyle Netanyahu’nun gözü dönmüş yönetimi Filistinlilere apaçık soykırım uygulanmaktadır. Filistin halkına ülkem ve milletim adına taziyelerimi iletiyorum.

Netanyahu ve cinayet ortakları her damla kanın hesabını hukuk ve maşeri vicdan önünde mutlaka verecektir. Türkiye olarak bunun için çalışmaya tüm kapıları zorlamaya devam ediyoruz, devam edeceğiz. 26 Şubat’ta Adalet Divanı’nda meselenin çeşitli yönlerine ilişkin tutumumuzu beyan ettik. İsrail Uluslararası Adalet Divanı önünde yargılanmaktadır. Alınan ihtiyati tedbir kararına rağmen İsrail yönetimi kadın çocuk demeden kardeşlerimizi öldürmeyi sürdürmektedir.

İsrail’in bu şımarıklığının ve hukuk tanımaz tavrının en büyük sebebi Batılı güçlerin holokosttaki günahlarından dolayı İsrail’e verdikleri destektir. Elbette burada İslam dünyasının vahdet olamamasının büyük payı vardır. Türkiye’nin Filistin halkına olan güçlü desteği bellidir. Yaptığımız her görüşme, her yurt dışı ziyaretimizde işgal edilmiş topraklardaki İsrail saldırıları gündemimizin ilk sırasında yer almıştır. 900’den fazla hasta ve refakatçiyi tedavi için Türkiye’ye getirdik. Gazze’de sahra hastanesi kurulması için çalışmalarımız devam ediyor.

İsrail’in yalan ve iftira ile ajansı itibarsız hale getirmeye yönelik propagandalarına prim verilmemeli, ajansın mevcudiyetine halel getirilmemelidir. İsrail-Filistin meselesine adil çözüm bulunmadığı takdirde Ortadoğu’da barışın olamayacağı iyice anlaşılmıştır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen Filistin devletinin tesis edilmesi gerekir.

Sorunun taraflarına da yardımcı olacak şekilde tüm ilgili devletlerin elini taşın altına koyması gerekiyor. Her geçen gün artan işgal uygulamaların amacı sahada emrivakiler oluşturmak suretiyle iki devletli çözüm vizyonunu baltalamaktır. Topraklara çöken, çalan gaspçıların eylemleri çözümün önündeki en büyük engellerden biridir.

Artık sadece lafta kalan barış çabaları yerine teminatlara sahip adil bir barışa ihtiyaç duyulduğu apaçık ortadadır. Türkiye olarak bu bağlamda garantörlük çerçevesinde sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu açıkladık. Yaklaşmakta olan Ramazan ayı bağlamında provokasyonların önlenmesi gereğine ilişkin mesajlarımızı ilgili yerlere iletiyoruz.

Radikal İsrailli siyasetçilerin Müslümanların Harem-i Şerife girilmemesi tamamıyla hezeyandır. Filistinli kardeşlerimizin arasında birlik ve mutabakat sağlama gayretlerini yakından takip ediyoruz. İsrail zulmüne verilecek en güzel cevaplardan biri Filistinliler arası birlik ve beraberliğin sağlanmasıdır.

Filistin davasını elimizden gelen en güçlü şekilde savunmaya, Filistin halkının güven ve refahını artırmaya yönelik desteğimizin devam edeceğini vurgulamak istiyorum.”

“Filistin’in devlet olma hakkı var”

Daha sonra sözü alan Abbas, şunları söyledi: “Çok zor şartlarda halkımıza ve davamız açısından çok zor bir dönemde tekrar bir aradayız. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a son gelişmeye dair detaylı bilgileri ilettim. İsrail’in halkımıza yönelik sürdürmüş olduğu soykırım ve katliama, Batı Şeria, Gazze, Doğu Kudüs’te işlemiş olduğu suçlara ne yapılabilir konusunu ele aldık.

İsrail, insani yardımların Gazze’ye girmesine engel oluyor. İsrail işgal devleti her türlü vahşeti orada yürütmektedir. Batı Şeria, Kudüs’te Müslüman ve Hristiyanlara ait kutsallara karşı pervasızca saldırılarını devam ettirmektir. İsrail’in bu tutumundan dolayı ve Mescid-i Aksa’ya saldırıda bulunmaları görünen bir hal hale gelmiştir. Filistin’e uluslararası korumanın sağlanması için çabaların güçlendirilmesi gerekiyor.

Arzuladığımız şey Filistin’in BM’de daimi üyeliğe sahip olması, Güvenlik Konseyi’nin kararıyla böyle bir durumun ortaya çıkması arzuladığımız bir şeydir ve özellikle Batı ülkeleri Filistin’i tanımalıdırlar. Bu çabalar bağlamında Türkiye’nin rolünü önemsiyoruz. Filistin halkının Gazze’den, Batı Şeria’dan bir şekilde tehcir edilmesini kabul etmiyoruz. İsrail bunu yapmak istiyor. Oraları tamamıyla yakıp yıkmak suretiyle bu projesini hayata geçirmek istiyor.

Gazze, Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçasıdır. İşgal devletinin planlarının kabulü mümkün değildir. Gazze’nin ve Kudüs’ün Filistin devletinden ve Batı Şeria’dan bölünmesi mümkün değildir. Barış ve güvenlik sadece İsrail işgalinin son bulmasıyla mümkündür. Filistin başkenti Doğu Kudüs olan bir devlet olma hakkı vardır.

Bizler Filistin toplumunun bileşenlerini ve tüm kesimlerini bir araya getirmek için elimizden gelen çabayı harcayacağız. Siyasi program bağlamında uluslararası yükümlülüklerimizi yerine getirmek Filistinlileri bir araya getireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı sizlere ve kardeş Türkiye halkına selamlarımı ve teşekkürlerimi belirtmek istiyorum.

Türkiye’nin Filistin halkına yönelik göndermiş olduğu, Gazze’ye göndermiş olduğu yardımlardan dolayı en içten minnettarlığımızı ifade etmek istiyoruz. Türkiye tarihi sorumluluğuyla Filistin ve Filistin halkına karşı bütün sorumluluğunu en iyi şekilde yerine getirmektedir. Şu andan 120 binden fazla Filistinli yaralı ve ölümüz var. Batı Şeria’da da aynı şekilde İsrail katliamlarına devam etmektedir.”

Paylaşın

İstanbul’da Yaşamanın Maliyeti Aylık 55 Bin 321 Liraya Ulaştı

İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti aralık ayında 53 bin 58 lira iken, ocak ayında 55 bin 321 liraya yükseldi. Başka bir ifadeyle İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti aylık olarak yüzde 4,26 arttı.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) kuruluşlarından İstanbul Planlama Ajansı (İPA), “İstanbul’da Yaşamanın Maliyeti” şubat verilerini açıkladı.

Buna göre; İstanbul’da yaşamanın maliyeti şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 4,26, bir önceki yılın şubat ayına göre ise (son 12 ay) yüzde 81 arttı.

Şubat ayında İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti 55 bin 321 lira olarak hesaplandı. İstanbul’da ortalama yaşam maliyeti, geçtiğimiz aya göre 2 bin 263 lira arttı.

Temel tüketim maddelerinin bir önceki yılın şubat ayına göre fiyat artışlarına bakıldığında en çarpıcı fiyat artışlarından birinin yüzde 114,27 artış oranı ile et-kıyma fiyatlarında yaşandığı görüldü.

İstanbul Planlama Ajansı’nın ocak ayı verileri

İstanbul’da yaşamanın maliyeti ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 7,93, bir önceki yılın ocak ayına göre ise (son 12 ay) yüzde 80,29 arttı.

Ocak ayında İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti 53 bin 58 lira olarak hesaplandı. İstanbul’da ortalama yaşam maliyeti, geçtiğimiz aya göre 3 bin 899 lira arttı.

Temel tüketim maddelerinin bir önceki yılın ocak ayına göre fiyat artışlarına bakıldığında en çarpıcı fiyat artışlarından birinin yüzde 52,83 artış oranı ile makarna fiyatlarında yaşandığı görüldü.

İstanbul’un enflasyonu yüzde 76,58

İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2023 Şubat Ücretliler Geçinme İndeksi ve Toptan Eşya Fiyatları İndeksi verilerini açıkladı.

Buna göre; 2024 Şubat ayında İstanbul’da; perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi bir önceki aya göre yüzde 4,07, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları indeksi ise yüzde 4,64 oranında arttı.

2023 Şubat ayına göre 2024 Şubat ayında yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) 1995 bazlı Ücretliler Geçinme İndeksinde yüzde 76,58, Toptan Eşya Fiyatları İndeksinde ise yüzde 65,06 olarak gerçekleşti.

Şubat 2024’te Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; Kültür Eğitim ve Eğlence Harcamalarında yüzde 6,73, Sağlık ve Kişisel Bakım Harcamalarında yüzde 5,58, Gıda Harcamalarında yüzde 4,98, Konut Harcamalarında yüzde 4,65, Ev Eşyası Harcamalarında yüzde 2,54 ve Diğer Harcamalar grubunda yüzde 0,14 artış, Giyim Harcamaları grubunda yüzde -1,51 ve Ulaştırma ve Haberleşme Harcamalarında yüzde -0,23 azalış izlendi.

Şubat 2024’te Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; Yakacak ve Enerji Maddeleri Grubunda yüzde 13,53, Kimyevi Maddeler Grubunda yüzde 11,26, İnşaat Malzemeleri grubunda yüzde 7,55, Mensucat Grubunda yüzde 4,61, Gıda Maddeleri grubunda yüzde 2,80, İşlenmemiş Maddeler Grubunda yüzde 1,69 ve Madenler Grubunda yüzde 1,27 artış izlendi.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a “Emekli Maaşı” Tepkisi: Hadi Oradan

Bahçelievler mitingde emeklilerin yaşadığı ekonomik zorluklara değinen İBB Başkanı İmamoğlu, “Neymiş emekliye bütçe veremezlermiş, emekliye verilen her kuruş bütçeye yük ama başka işler bütçeye yük değil” dedi ve ekledi:

“Doğru mu konuşuyorlar, hayır. 2001’de en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıydı. Emekli maaşı senden önce bütçeye yük olmadı da şimdi mi oluyor. Hadi oradan, hadi oradan. Ekonomiyi batırdılar, mazeret bulamıyorlar, işin suçunu yarın emekliye yüklerlerse şaşırmam.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, Bahçelievler ilçesinde düzenlenen mitingde konuştu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Parti otobüsü üzerinden mitinge katılanlara seslenen Ekrem İmamoğlu, “Allah’ın bit lütfu dünyanın en güzel şehrine belediye başkanı oldum ama başka bir yönü daha var. Köyde doğmuş bir çocuk; büyüyor, eğitimini tamamlıyor İstanbul’da hayatını kuruyor, iş yaşamını geliştiriyor ve bir gün İstanbul’a büyükşehir belediye başkanı olabiliyorsa bu yolculuğun bir başka adı var. O da Atatürk cumhuriyetinin yolculuğu. O yüzden bu millete, devlete, bu topraklara çok borcumuz var” dedi.

CHP Bahçelievler Belediye Başkan Adayı Emine Gülizar Emecan’a destek isteyen İmamoğlu, “Bahçelievler hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Hem Emine Gülizar Emecan bir Bahçelievlerli ve kadın mühendis olarak, hem bir Bahçelievlerli ve CHP il başkanı olarak üçümüz birlikte Bahçelievler’de tarih yazacağız tarih” diye konuştu.

“18 Mart’ta Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde Ataköy-İkitelli metro hattını hizmete açıyoruz” diyen Ekrem İmamoğlu, “Bir başka metro hattı daha var. O da uzun yıllardır süren şükürler olsun bitti. Bakanlığın yapmasına karar verilmişti Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattı. Son aldığımız bilgiye göre 10 Mart’ta açılışını yapıyorlar. Tabii beni davet etmeyecekler, önemli değil” ifadelerini kullandı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yaptığı metro hatlarının bedelinin belediye bütçesinden kesildiğini söyleyen İmamoğlu, şöyle devam etti:

“Davet etmeyecekler ama ne yapacaklar biliyor musunuz, o hattın parasını bizim bütçemizden kesecekler. Çünkü bakanlığın yaptığı bu hatların parasını büyükşehir belediyesinin bütçesinden kesiyorlar. Fakat biz göreve gelmeden önce bu hatların ücretlerini, orada satılan biletlerden elde edilen gelir üzerinden kesiyorlardı. 15-20 yıla yakın bunun paraları kesiliyordu. Sonra biz göreve geldik, Sabiha Gökçen Havalimanı hattını açtılar. Tam 5,5 milyar lirayı 10 ayda kestiler bütçemizden.

Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattını açıyorlar, teşekkür ediyoruz. Şehrimize yapılan her iyi yatırım değerli ama göreceksiniz bunu da parasını bütçemize zarar verecek şekilde kesecekler. Sanki İBB, Kaf Dağı’nın ardında bir belediye. Bizi yıldırmaya çalışıyorlar. Biz sizi yıldıracağız kardeşim.”

Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattının araçlarının bakanlık tarafından alınması gerektiğini belirten İmamoğlu, “Bakırköy-Bahçelievler-Kirazlı hattının ihalesi gereği, geçmişte İBB ile yaptıkları protokol gereği bu hattın trenleri bakanlığın alması gerekiyordu. Bakın hat bitiyor, defalarca ‘O hattın trenlerini sizin almanız gerekiyor, protokol bu şekilde’ dememize rağmen trenleri almadılar. Şimdi hattı bitirecekler, olan trenlerle biraz seyrek seferlere başlayacağız. Ama hattı teslim aldıktan sonra mecburen trenlerin alımına geçeceğiz. Be Allah’ın adamı sen bakanlıksın milletin bütçesiyle iş yapıyorsun. Ben İBB’yim milletin bütçesiyle iş yapıyorum. Birbirine hasım gibi davranmak, böyle bir ahlak bizim memleketimiz görmedi. Bunların husumeti var ya bu millete her türlü sıkıntı verir. Ama vallahi billahi vız gelir tırıs gider, bu sorunları da aşarız be kardeşim” dedi.

Yenikapı-İncirli-Sefaköy-Beylikdüzü için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan onay beklediklerini dile getiren Ekrem İmamoğlu, “Yenikapı-İncirli-Sefaköy-Beylikdüzü metro hattı, her şeyi hazır gümbür gümbür yaparız orayı. Ama 1,5 yılı aşkın süredir, bir Cumhurbaşkanlığı onayı var, sadece imza. İmza atmıyor ki ihalesine başlayalım. Ama bu millet İstanbul’da öyle bir oy farkı yapacak ki, millet o imzayı Cumhurbaşkanı’na attıracak” şeklinde konuştu.

“Hadi oradan, hadi oradan”

Emeklilerin yaşadığı ekonomik zorluklara değinen İmamoğlu, “Neymiş emekliye bütçe veremezlermiş, emekliye verilen her kuruş bütçeye yük ama başka işler bütçeye yük değil. Doğru mu konuşuyorlar, hayır. 2001’de en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıydı. Emekli maaşı senden önce bütçeye yük olmadı da şimdi mi oluyor. Hadi oradan, hadi oradan. Ekonomiyi batırdılar, mazeret bulamıyorlar, işin suçunu yarın emekliye yüklerlerse şaşırmam” ifadelerini kullandı.

Eski Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin “Gözlerime bakar mısınız, ne görüyorsunuz? Ekonomi gözlerdeki ışıltıdır” sözlerini hatırlatan İmamoğlu, “Bir bakan ekonomi uçacak dedi, ekonomi uçurumdan aşağı uçuyor. Bir başka bakan gözlerimdeki ışıltıya bakın, 6 ay sonra Türkiye uçacak dedi, ne bakan kaldı ne ışıltı kaldı. Bu lafları ben söylesem milletin huzuruna çıkamam, yüzüm kızarır ama bunların yüzünün kızardığını hiç görmedim” dedi.

Paylaşın

2023 Yılında İran’da En Az 834 Kişi İdam Edildi

2023 yılı içerisinde İran’da en az 22’si kadın olmak üzere 834 kişi idam edildi. Bu, son yirmi yılda İran’da ikinci kez bir yıl içinde 800’den fazla idam infazının gerçekleştirildiği anlamına geliyor.

İran, Eylül 2022’de Mahsa Amini’nin gözaltında ölümü sonrası patlak veren protestoların ardından ölüm cezasını, “topluma korku yaymak” için kullanmakla suçlanıyor.

Amini protestoları sırasında güvenlik güçlerine saldırı iddialarıyla bağlantılı davalarda dokuz kişiyi idam edildi.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları (IHR) ve Paris merkezli İdam Cezasına Karşı Birlikte (ECPM) tarafından ortak hazırlanan raporda, geçen sene 834 infazın gerçekleştirildiği kaydedildi. Her iki örgün verilerine göre, 2015 yılında İran’da 972 kişi idam edilmişti.

Bu, son yirmi yılda ikinci kez bir yıl içinde 800’den fazla infazın gerçekleştirildiği anlamına geliyor. Rapora göre, geçen sene en az 22 kadın idam edildi. Bu, kadınlar açısından son on yıldaki en yüksek sayı anlamına geliyor.

Hak örgütleri, İran’ı, Eylül 2022’de Mahsa Amini’nin gözaltında ölümü sonrası patlak veren protestoların ardından ölüm cezasını, “topluma korku yaymak” için kullanmakla suçladı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; IHR Direktörü Mahmud Amiri Mukaddem, 834 rakamını “şoke edici bir rakam” diye  niteledi.  Ayrıca Mukaddem, “Toplumsal korku aşılamak rejimin iktidarı elinde tutmasının tek yolu ve ölüm cezası da bunun en önemli aracı” değerlendirmesinde bulundu.

STK’lara göre İran, Mahsa Amini protestoları sırasında güvenlik güçlerine saldırı iddilarıyla bağlantılı davalarda dokuz kişiyi idam etti. Başta uyuşturucuyla ilgili davalar olmak üzere diğer suçlamalarla ilgili infazlar arttı.

Raporda, “2023 yılında, 2020 yılında kaydedilen rakamların 18 katı bir yükselişle 471 kişiye çıkan uyuşturucuyla bağlantlı infazların sayısındaki olağanüstü artış endişe verici” denildi.

Raporda, 167 Beluç’un idam edildiği, Beluç toplumunun İran nüfusunun yüzde beşine tekabül etmesine rağmen 2023 yılındaki toplam idamların yüzde 20’sini oluşturduğu bilgisine yer verildi.

ECPM Direktörü Raphael Chenuil-Hazan, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) “tepkisizliğinin” İranlı yetkililere “yanlış sinyal gönderdiğini” söyledi.

İran’daki idamların çoğu hapishane yerleşkesi içerisinde gerçekleştiriliyor ancak raporda, 2023 yılında ülkede kamuya açık alanlarda gerçekleştirilen idamların sayısının 2022 yılına göre üç kat arttığı ve yedi kişinin halka açık alanlarda asıldığı belirtildi.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den Seçim Mesajı: Rekor Kıracağız

Yerel seçimler kapsamında Ankara Etimesgut’ta halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Ankara’da rekor kıracağız. Büyük bir zaferi müjdeliyorum size. Rekor takımının Ankara’daki başkanı Mansur Yavaş’ın selamını getirdim size” dedi. 

Mansur Yavaş’ın Ankara’ya huzur getirdiğini ve hiç kimseyi ötekileştirmediğini savunan Özgür Özel, “Anketleri yapan firmaların temsilcileri ve televizyondaki yorumcular, Ankara’daki yarışın bittiğini söylüyorlar” ifadelerini kullandı.

Ankara’da belediye meclis seçimlerinde de çoğunluğu kazanacaklarını iddia eden CHP Lideri Özel, hiçbir seçmenin rehavete kapılmamasını ve herkesin sandığa gitmesini istedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında Ankara’nın Etimesgut ilçesine bağlı Eryaman’da halka seslendi. Özel’in konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle:

“Ankara’da rekor kıracağız. Büyük bir zaferi müjdeliyorum size. Rekor takımının Ankara’daki başkanı Mansur Yavaş’ın selamını getirdim size.

Mansur Başkan geldiğinden beri Ankara’da huzur, sevgi mutluluk var. Ayrımcılık yok, partizanlık yok. Bütün Ankara’yı hep birlikte kucaklamak var. Tabi seçmenin kararına sonuna kadar saygılıyız. Şimdiden kimse seçmenin kararına ipotek koyamaz.

Anketleri yapan firmaların bütün temsilcileri şunu söylüyorlar: Ankara’da yarış bitti, yarışın sonu belli. Ama biliyorsunuz pandemi yaşadık, millet pandemide şaşkın korku içinde ne yapacağını bilemez haldeyken, üç tane maskeyi dağıtamayanların eli ayağı karışmışken, bütün belediye başkanlarımız ve Mansur Başkan hiç gözün görmediği yerde veresiye defterlerinin kapatıldığı hijyen kitlerinden, maskesine evlere gıda desteğinden dayanışma belediyeciliklerine kadar hem bizi gururlandıran hem de insan onuruna yaraşır bir sosyal belediyecilik anlayışını Türkiye’ye gösterirken, en büyük sıkıntısı hizmet etmek istediğinde sürekli elini kolunu bağlayan Büyükşehir Meclis çoğunluğunun olmamasıydı.

Şimdi hepimize düşen bir görev var; Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nde çoğunluğu alacağız. Rehavete kapılmak yok, bir tek oyun bile önemi var.

Elbette kendisi bir sanatçı ve çok iyi bir yönetici. Takım kurma, ekip kurma, o ekibi motive etme özelliklerini bilen herkes, ‘Erdal Bey’in oyunculuğundan daha iyi yönü varsa o da yöneticiliğidir’ diyor. Erdal Bey’in çok genç bir örgütü var, arkasında da CHP var.

Behzat Ç.’nin bizim adayımız olması kahraman Türk polisine duyduğumuz sevginin de bir ifadesidir. İlleri değişirken koruma polisleriyle sohbet ediyoruz. Hepsi Behzat Komiserimiz için teşekkür ederiz diyorlar. Geçenlerde anket yaptık, çok iyi dedim. Erdal Bey beşikten polis.

Erdal Beşikçioğlu’nun yapacağı işlerden hem gençler hem de esnaflar memnun olacak. Burayı nasıl bir üniversite, kültür sanat kenti yaptığını gençlerin gözbebeği bir yer haline getirdiğini yaşayacak Eryaman yaşayacak Etimesgut.

Etimesgut’ta emlak ve dükkan değerleri artacak. Etimesgut’a ziyarete gelenlerin sayısı da artacak, Etimesgut cazibe merkezi olacak.

Bir de işin kara propaganda tarafında var. Bunlar geçen seçimlerde de ‘İnsanlara açsınız yoksulsunuz, ama tehlike büyük bize oy vermelisiniz. Yoksa ezanı susturacaklar, bayrağı indirecekler, vatanı böldürecekler’ yalanıyla, yoksulların yüzde 1’ini etkiledilerse; hak etmedikleri koltuklara 5 yıl daha oturma imkânı elde ettiler.

Şimdi aynı kirli propagandayı başlatmışlar. ‘Eğer biz gidersek CHP gelirse Etimesgut’taki şehitlerimizin adının verildiği caddelerin sokakların adı değişecek.’ Erdal Beşikçioğlu’nda şehidin adının verildiği caddenin adını değiştirecek belediye başkanı gören var mı? Yazıklar olsun.

“Yalanlar Ankara sokaklarında karşılık bulmuyor”

‘Sosyal yardımların kesileceği’ yalanı İstanbul’da ve Ankara’da yardımların 5 katına çıkmasıyla çökmüştür. ‘Mansur Yavaş kazanırsa su faturalarını teröristler getirecekler’ diyorlardı. O yalanı atan Süleyman Soylu tarih oldu. Ama o yalanın muhatabı Mansur Yavaş 5 yıldır her siyasi görüşten, pırıl pırıl gencin ekmeğiyle oynamadı.

Alırken de kimseyi kandırmadı ve şu an da her su faturası gelirken, AKP’li ve MHP’li sırf bir oyu alabilmek için nasıl yalana sığındıkları ortaya çıkıyor. Ve bu yalanlar artık Ankara sokaklarında karşılık bulmuyor.

Hal böyle olunca bundan sonraki süreç için 26 gün hepinize çok iş düşüyor. Bu atılan yalanları boşa çıkarmak Mansur Başkan’ın yapacaklarını iyi anlatmak ve bu kara propagandalar karşı örgütün gücünü göstermek size düşüyor.”

Paylaşın

Sanayi Sektöründe Kritik Döneme Girildi

Başta finansman olmak üzere çeşitli operasyonel maliyetlerde yaşanan yüksek artışlar üretim koşullarını giderek daha zorlu hale getirirken, sanayi için kritik bir döneme girildi.

TÜİK’in açıkladığı Sanayi Üretim Endeksi verilerine göre, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında gözlenen peş peşe artışların ardından, 2022 yılında frene basıldı. Sanayi üretimi 2022 yılında yüzde 0,2 daralırken, geçen yılın tamamında yüzde 1,6 gibi sınırlı bir artış kaydedildi.

Arındırılmamış veriyle ise sanayi üretimi 2022’de yıllık yüzde 1,28, 2023 yılında ise yüzde 1,33 oranında geriledi. Oysa 2019’da yüzde 8,6 artışın yaşandığı sanayi üretimi, pandemi yılı olan 2020’de dahi yüzde 9 artmış; 2021’de de talep koşullarındaki canlılığın etkisiyle artış oranı yüzde 14,4’e ulaşmıştı.

Sanayi üretimde son 2 yılda görülen düşük seyrin en önemli nedenlerinden biri ihracat pazarlarındaki durgunluk ve zayıf talep… Buna finansmana erişim sorunları ve operasyonel maliyetlerdeki artış da etkilenince üretimdeki yavaşlama daha da belirginleşti.

Ekonomim’in aktardığına göre, sanayi üretimi düşerken tüketim harcamalarındaki artış Türkiye’nin büyüme kompozisyonuna ilişkin endişeleri artırdı. 2022’de frene basan sanayi üretimi, geçen yıl da sadece yüzde 1,6 arttı. Buna karşın tüketim harcamalarının GSYH’deki payı, son 5 yılın zirvesine çıktı.

Sanayi üretimi ile tüketim harcamaları arasındaki korelasyon bozuldu. Sanayi üretimi 2023’te yıllık yüzde 1,6 artarken; 2023 GSYH verilerinde üretim yöntemiyle hesaplamada sanayi sektörü sadece yüzde 0,8 büyüdü. Tüketim malları ithalatı geçen yıl yüzde 56,3 artarken, toplamdaki payı 2022’deki yüzde 8,4 seviyesinden 2023’te yüzde 13,2’ye çıktı.

Vatandaşın tüketim harcamaları yüzde 12,8 arttı. Türkiye’nin üretim ve tüketim verileri arasındaki çarpıklık, sağlıksız büyüme endişelerini artırıyor. Başta finansman olmak üzere çeşitli operasyonel maliyetlerde yaşanan yüksek artışlar üretim koşullarını giderek daha zorlu hale getirirken, sanayi için kritik bir döneme girildi.

TÜİK’in açıkladığı Sanayi Üretim Endeksi verilerine göre, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında gözlenen peş peşe artışların ardından, 2022 yılında frene basıldı. Sanayi üretimi 2022 yılında yüzde 0,2 daralırken, geçen yılın tamamında yüzde 1,6 gibi sınırlı bir artış kaydedildi. Arındırılmamış veriyle ise sanayi üretimi 2022’de yıllık yüzde 1,28, 2023 yılında ise yüzde 1,33 oranında geriledi.

Oysa 2019’da yüzde 8,6 artışın yaşandığı sanayi üretimi, pandemi yılı olan 2020’de dahi yüzde 9 artmış; 2021’de de talep koşullarındaki canlılığın etkisiyle artış oranı yüzde 14,4’e ulaşmıştı. Sanayi üretimde son 2 yılda görülen düşük seyrin en önemli nedenlerinden biri ihracat pazarlarındaki durgunluk ve zayıf talep… Buna finansmana erişim sorunları ve operasyonel maliyetlerdeki artış da etkilenince üretimdeki yavaşlama daha da belirginleşti.

Çarklar 2 yıldır yavaş dönüyor

Sanayi üretimindeki bu tablo, Türkiye’nin GSYH verilerine de yansıdı. Türkiye’nin yüzde 4,5 büyüme ile kapattığı 2023 yılında, üretim yöntemiyle hesapta sanayi sektörü yüzde 0,8 büyürken, büyümeye katkısı yüzde 0,16 oldu. Böylece sanayi sektörü Türkiye’nin büyümesine, inşaat ve hizmetler sektöründen daha zayıf bir katkı sağlamış oldu.

Oysa sanayi sektörü TÜİK verilerine göre 2021’de yüzde 16,58 büyürken, GSYH’ye katkısı 3,26 puan olmuştu. 2022’de ise sanayi sektörünün büyümesi yüzde 3,3 olurken, Türkiye’nin büyümesine katkısı, bir önceki yıla göre 2 puana yakın gerileyerek 0,68 olarak gerçekleşmişti.

Tüketimin payı 5 yılın zirvesinde

Son 3 yılda yaşanan kur şokları ve yüksek enflasyon karşısında tüketiciler de “Yarın daha pahalı olacak” algısıyla hareket edince, tüketim harcamaları da tam gaz devam etti. Son 3 yıla ilişkin GSYH verilerine göre, yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2021 yılında yüzde 15 artarken, büyümeye 8,94 puanlık etkisi olmuştu.

2022’de vatandaşın tüketimi yüzde 19,7 artarken, büyümeye etkisi 12,08 puan seviyesindeydi. Geçen yıl vatandaşın tüketimindeki büyüme yüzde 12,8 ile hızını 2022’ye göre düşürse de, GSYH içindeki payı yüzde 59,1 oldu. Böylece yıllık bazda bakıldığında, vatandaşın tüketiminin GSYH’den aldığı pay son 5 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Aynı zamanda 2023’te vatandaşın harcamalarının büyümeye katkısı ise 8,83 puan oldu.

Öte yandan tüketim harcamaları, dış ticaret rakamlarında da kendini gösterdi. Buna göre Türkiye’nin tüketim malları ithalatı 2023 yılında yüzde 56,3 artarak 47,6 milyar dolar seviyesine çıkarken, toplam ithalattaki payı 2022’deki yüzde 8,4 seviyesinden yüzde 13,2’ye çıktı. Böylece oran 2016 yılından sonraki en yüksek seviyesini gördü.

2023’te tüketim malları ithalatını 18,1 milyar dolarla binek otomobiller tırmandırdı. Bu kalemde ithalat artışı yüzde 128’i buldu. İkinci sırada 7,3 milyar dolarla yarı dayanıklı tüketim malları yer alırken, dayanıklı tüketim malları ithalatı 6,9 milyar dolar, dayanıksız tüketim malları ithalatı 6,5 milyar dolar, işlenmiş tüketim malları ithalatı 4,1 milyar dolar oldu.

Bir önceki yıl, toplam tüketim malı ithalatı 30,4 milyar dolarken, ithalattaki ilk 5 kalem daha dengeli dağılmış, binek otomobil ithalatı 7,9 milyar dolarda kalmıştı.

Paylaşın

Kurum, İmamoğlu’nu ‘Rabia’ Üzerinden Hedef Aldı

Ekrem İmamoğlu’nu ‘Rabia’ üzerinden hedef alan Murat Kurum, “En son ne yaptı hatırlayın. Bizim Rabia işaretimizle aklı sıra dalga geçerek, kendince Cumhur İttifakı seçmenini aşağıladı. Milletimizin değerleriyle alakası olmayan, kibri aklının önüne geçmiş mevcut CHP’li İBB başkanı milletin değerleriyle dalga geçmeye utanmıyor” dedi ve ekledi:

“Bak buradan net söylüyorum, senin o parmakların sayısına değil, manasına itirazın var. Senin itirazın tek devlete, senin itirazın tek bayrağa, senin itirazın tek millete, senin itirazın tek vatana. 31 Mart’ta, bu aziz millet, o eller, öyle bir demokrasi tokadı atacak ki öyle bir sallayıp seni tatile gönderecek ki sen de ne olduğunu anlayacaksın. 31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz.”

AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum, Bağcılar Belediyesi Halk Sarayı’nda düzenlenen Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Buluşması’nda İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu’nu hedef aldı.

İmamoğlu’nun ‘Rabia’ işaretiyle dalga geçtiğini öne süren Murat Kurum, şu ifadeleri sarf etti: “En son ne yaptı hatırlayın. Bizim Rabia işaretimizle aklı sıra dalga geçerek, kendince Cumhur İttifakı seçmenini aşağıladı. Milletimizin değerleriyle alakası olmayan, kibri aklının önüne geçmiş mevcut CHP’li İBB başkanı milletin değerleriyle dalga geçmeye utanmıyor.

Bak buradan net söylüyorum, senin o parmakların sayısına değil, manasına itirazın var. Senin itirazın tek devlete, senin itirazın tek bayrağa, senin itirazın tek millete, senin itirazın tek vatana. 31 Mart’ta, bu aziz millet, o eller, öyle bir demokrasi tokadı atacak ki öyle bir sallayıp seni tatile gönderecek ki sen de ne olduğunu anlayacaksın. 31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz.”

‘Rabia’ olayı

Murat Kurum’un bu açıklamaları 2019’daki yerel seçimlerde AK Parti’nin İstanbul adayı Binali Yıldırım için sarf edilen sözleri hatırlattı. Yıldırım’dan çok kendisi meydanlarda oy toplayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönemde anlaşamadığı ve ‘darbeci’ ilan ettiği Mısır’ın lideri Abdülfettah Said Hüseyin Halil es-Sisi’yi Ekrem İmamoğlu’yla bir tutmuştu.

Sisi’nin, Mısır’da Müslüman Kardeşler’e (İhvan) yönelik tutumunu beğenmeyen Erdoğan, her fırsatta bu örgütün işareti olan Rabia’yı kullanıyordu. Sisi ile olan anlaşmazlığını muhalefeti hedef almak için kullanan Erdoğan, 2019’daki seçimlerde, “Pazar günü Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı diyeceğiz” demişti.

Mısır’da, İhvan’ın iktidardan çekilmesiyle sonuçlanan sürecin ardından mevcut Sisi ile gerilimli bir dış politika izleyen ve Sisi’yi ‘darbeci’ ifadesiyle sık sık eleştiren Erdoğan, Mısır’a gitmişti.

Erdoğan, Sisi ile düzenlediği ortak basın toplantısında, iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek için çaba sarf edeceklerini söylemişti. Sisi için ‘değerli kardeşim’ ifadesini kullanan Erdoğan, şunları demişti: “Değerli kardeşimi konsey toplantımızı gerçekleştirmek üzere ilk fırsatta Ankara’ya beklediğimi söyledim.”

Erdoğan, Sisi yönetimiyle ilişkileri iyileştirmeyi sürdürdükçe mitinglerinin vazgeçilmezi olan Rabia işaretini daha az kullanmaya başladı.

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

Şubat Ayında 144 İşçi, İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

Şubat ayında en az 144 işçi, iş kazalarında hayatını kaybetti: 14 yaş ve altı 1 çocuk işçi, 15 ile 17 yaş arası 5 çocuk/genç işçi, 18 ile 29 yaş arası 28 işçi, 30 ile 49 yaş arası 61 işçi, 50 ile 64 yaş arası 35 işçi, 65 yaş ve üstü 10 işçi ile yaşı bilinmeyen 4 işçi.

Haber Merkezi / Ölümle sonuçlanan iş kazalarının nedenlerine bakıldığı zaman; Yüksekten düşme nedeniyle 31 işçi; ezilme, göçük nedeniyle 31 işçi; trafik, servis kazası nedeniyle 25 işçi; kalp krizi, beyin kanaması nedeniyle 14 işçi; zehirlenme, boğulma nedeniyle 11 işçi; şiddet nedeniyle 6 işçi; patlama, yanma nedeniyle 5 işçi; nesne çarpması, düşmesi nedeniyle 4 işçi; intihar nedeniyle 3 işçi; elektrik çarpması nedeniyle 1 işçi; diğer nedenlerden dolayı 13 işçi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), Şubat ayına dair iş cinayetleri raporunu açıkladı. Raporda öne çıkan bölümler şöyle: Şubat ayında en az 144, her gün en az beş işçi iş cinayetlerinde öldü.

İş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 39 işçi; Taşımacılık işkolunda 17 işçi; Madencilik işkolunda 13 işçi; Tarım, Orman işkolunda 12 emekçi (5 işçi ve 7 çiftçi); Metal işkolunda 11 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 8 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 7 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 6 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 4 işçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 4 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 4 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 3 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 3 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 2 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 2 işçi. Hayatını kaybeden 9 işçinin ise işkolu belirlenemedi.

İş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 1 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 5 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 28 işçi, 30-49 yaş arası 61 işçi, 50-64 yaş arası 35 işçi, 65 yaş ve üstü 10 işçi, yaşını bilmediğimiz 4 işçi.

İş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Yüksekten Düşme nedeniyle 31 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 31 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 25 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 14 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 11 işçi; Şiddet nedeniyle 6 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 5 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 4 işçi; İntihar nedeniyle 3 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 1 işçi; diğer nedenlerden dolayı 13 işçi.

Not: İSİG Meclisi, iş kazalarını, iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

Paylaşın

İstanbul, Ankara Ve İzmir’de Hangi Aday Önde?

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kalırken, anket şirketleri de araştırmalarına hız verdi. Son olarak Metropoll Araştırma’nın Kurucusu Özer Sencar, İstanbul, Ankara ve İzmir için ellerindeki anket sonuçlarını paylaştı.

Özer Sencar, İstanbul, Ankara ve İzmir’de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) adaylarının rakiplerine oranla önde olduğunu ifade etti.

Metropoll Araştırma’nın Kurucusu Özer Sencar, 31 Mart yerel seçimlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Sözcü TV’de katıldığı programda Sencar, Ankara için 10 gün önce yaptıkları araştırmanın sonucunu paylaşarak, “Mansur Yavaş, AK Parti adayı Turgut Altınok’un tam 14 puan önde” dedi.

Sencar, şu değerlendirmeyi yaptı: “Eğer Mansur Yavaş’tan başka parti adayları ve AK Parti adayı 10 puan çekemezse Ankara’nın Mansur Yavaş’ta kalacağı konusunda çok eminim.”

Sencar, İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun rakibi Murat Kurum’un önünde olduğunu ifade etti. Sencar, “İmamoğlu kesin kazanır demem için en az 5 puanlık bir farka ihtiyacı var” diye konuştu.

İzmir’de CHP için bir problem görmediğini belirten Sencar, “Yaptığımız anketlere göre İzmir’de de CHP’nin adayı Cemil Tugay rahat bir şekilde kazanıyor. CHP’nin İzmir’de ithal bir adaya oy vereceğini düşünmüyorum” diye konuştu.

Paylaşın