Erdoğan’dan Yeniden Refah’a Sert Sözler: Siyasi Şantajcı

Malatya’da halka seslenen Erdoğan, üstü kapalı olarak Yeniden Refah Partisi’ni hedef alarak, “Partimizin eski belediye başkanlarını, milletvekillerini, teşkilat mensuplarını aday göstererek bize kaybettirmek için çalışan partiler ortaya çıktı” dedi ve ekledi:

“Türkiye özgür ve demokratik bir ülkedir. İsteyen istediği yerde siyaset yapabilir. Biz kendi ittifakımızdan, partimizden mesulüz. Bize kaybettirmek için çalışıp, bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara müsaade etmeyiz. Bunun adı siyasi şantajcılıktır.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Sadece öteki ne veriyorsa 5 fazlası benden diyerek ülkede güven ve istikrarı bozmaktan başka işi olmayanlara acıyarak bakıyoruz. Son dönemde bu habis siyaset tarzının yeniden hortlamaya başladığını görüyoruz. Milletimizin şantajcılara ve zübük siyasetçilere itibar etmeyeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Malatya mitinginde konuştu. Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Mayıs ayında yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanlığı’nda yüzde 72, milletvekilliğinde yüzde 69 destek veren Malatya’ya şükranlarımı bildiriyorum. Biz de bunun karşılığını vermek için gece gündüz çalışacağız. 31 Mart’ta da büyükşehir ve ilçe belediyelerinde Cumhur İttifakı’nı rekor bir oya taşıyacağınıza inanıyorum.

Malatya bizi hiçbir mücadelemizde yalnız bırakmadı. Bu defa da Türkiye Yüzyılı’nın inşasında Malatya ile birlikte yol yürümekten şeref duyuyoruz. Malatyalı kardeşlerim kimi kendisine gönül verdiğini, kimin şahsi hesaplar peşinde koştuğunu çok iyi biliyor. Pusulasını şaşıranı, kandille demlenmeyi marifet sayanı Malatya affeder mi? Eser ve hizmet siyasetiyle, demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla şehrini geliştireni Malatya unutur mu?

6 Şubat depremlerinde Malatya’da ve diğer şehirlerimizde hayatını kaybeden 53 bin vatandaşımızı bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Şehrimizde 78 bine yakın konut, 25 bini aşkını köy evi zarar gördü. Barınma ihtiyaçlarına karşılamak için 85 bin çadır, 36 bin konteynır kurduk. 70 bin hak sahibi belirlendi. Geçtiğimiz ay 6 bin 181 konutu hak sahiplerine teslim ettik. 48 bin 837 konutun yapımı sürüyor. Dönüşüm için 32 bin 583 kardeşimiz başvurdu.

İmar ve inşa çalışmaları için şehrimize 6 milyar lira ilave destek sağladık. Önümüzdeki yılın ortasına kadar hak sahiplerini konutlarına ve ticari binalarına kavuşturmaktır. Depremzede şehirlerimizi geleceğe hazırlayacak farklı üretim tesislerini hayata geçiriyoruz. Savunma sanayi yatırımlarını deprem bölgesi şehirlerimizde yoğunlaştıracak iskan ve istihdam projesi başlattık. ASELSAN tesis kuruyor. Depremin şehrimizdeki tüm izlerini silmek için çalışacağız.

Depremin ağır bir maliyeti oldu. Ağır hasarın altından kalkmak kolay değil. Malatya başta olmak üzere tüm deprem şehirlerimizi daha güvenli, huzurlu, canlı hale getirmekte kararlıyız. Diğer sınamalar gibi depremin de bizi hedeflerimizden koparmasına izin vermeyeceğiz.

Türkiye diplomasisiyle, askeri gücüyle dünyanın en büyük ülkeleri arasındaki yerini alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

“Bunun adı siyasi şantajcılık”

Türkiye 31 Mart’ta yapılacak seçimlerde şehirlerini yönetecek belediye başkanlarını, meclis üyelerini, muhtarlarını seçecek. Cumhur İttifakı olarak bu seçimde işbirliği yapıyoruz. AK Parti’nin becerisini ve tecrübesini kimseyle tartışmayız. Her görev gibi belediye başkanlığı da hizmet yolunda bir bayrak yarışıdır.

Partimizin eski belediye başkanlarını, milletvekillerini, teşkilat mensuplarını aday göstererek bize kaybettirmek için çalışan partiler ortaya çıktı. Türkiye özgür ve demokratik bir ülkedir. İsteyen istediği yerde siyaset yapabilir. Biz kendi ittifakımızdan, partimizden mesulüz. Bize kaybettirmek için çalışıp, bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara müsaade etmeyiz. Bunun adı siyasi şantajcılıktır.

Sadece öteki ne veriyorsa 5 fazlası benden diyerek ülkede güven ve istikrarı bozmaktan başka işi olmayanlara acıyarak bakıyoruz. Son dönemde bu habis siyaset tarzının yeniden hortlamaya başladığını görüyoruz. Milletimizin şantajcılara ve zübük siyasetçilere itibar etmeyeceğine inanıyorum.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Emekli Maaşı” Tepkisi: Kasayı Boşalttıysan…

Afyonkarahisar’da partisinin seçim mitinginde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, emekli maaşları üzerinden Erdoğan’a tepki göstererek, “Her şeye para bulup emekliye ‘yok’ diyor. Sen emekliye para yok dersen 31 Mart’ta da sana oy yok” dedi ve ekledi:

“Tayyip Bey emekliye 7 bin dahi veremeyiz bizde böyle bir para yok diyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesinde 1.4 trilyon lira yoksa vay bizim halimize. Sen kasayı boşalttıysan ben bilmem.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin yerel seçimler kapsamında düzenlediği Afyonkarahisar mitinginde konuştu. Özel’in konuşmalarından öne çıkanlar şu şekilde;

“44 yaşında bir kadın. Atatürk’ün, Afyon’un kızı. Size bir sır vereyeyim, Burcu’nun seçilmesini ben çok istiyorum. Ondan Afyon’daki rakipleri çekiniyor ama Meclis’teki AK Parti, ve MHP Milletvekilleri Burcu’yu destekliyorlar. Çünkü Burcu, Meclis kürsüsüne çıkınca o kürsüyü onlara dar ediyor.

Memleket büyük bir seçim heyecanı yaşıyor. Afyon’da değişimin 75 yıl sonra belediyeyi alacak olma heyecanını duyuyorsunuz. Afyon sokakları hareketli. Bu heyecan önemli ama bir yandan da sıkıntı büyük. Ciddi bir ekonomik krizin içindeyiz. 31 Mart’a kadar hükümet bekliyor ama Mehmet Şimşek’in dilinin altındaki baklayı duydunuz.

Diyor ki ‘Sıkı para politikası uygulayacağız’. 1 Nisan oldu da AK Parti yine Afyon Belediyesi’ni aldıysa ne emekliyi ne işçiyi duyarlar. 1 Nisan olduysa yapacak bir şey yok. Ama 1 Nisan’dan önce yapacak bir şey var 31 Mart’ta sandık önünde, mühür elinde.

Emeklilerin geçen sene 19 kilo sucuk alan maaşı, bu sene 11 kilo alıyor. Bu iktidar emeklilerin mutfağından 8 kilo sucuğu çalmış.  Sadece sucuk, kaymak almakla maaşın beşte biri gider mi? Tayyip Bey geldiğinde en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücret değerindeydi. 8 tane çeyrek altın alınıyordu.

Bugün iki buçuk çeyrek altın zor alıyor. Tayyip bey geldiği günden bu yana emeklinin cebinden ayda beş buçuk altın çalmış. Emekliler ikramiye alıyorsa, kimin sayesinde alıyor? Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde alıyor

Her şeye para bulup emekliye ‘yok’ diyor. Sen emekliye para yok dersen 31 Mart’ta da sana oy yok. Tayyip Bey emekliye 7 bin dahi veremeyiz bizde böyle bir para yok diyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesinde 1.4 trilyon lira yoksa vay bizim halimize. Sen kasayı boşalttıysan ben bilmem.”

Paylaşın

Kürtlerin Yoğun Yaşadığı İllere On Binlerce Usulsüz Seçmen Kaydırıldı

DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Öztürk Türkdoğan, “Usulsüz seçmen kaydırmasıyla ilgili çok ciddi sorunlar varlığını sürdürüyor. Kürt kentlerine toplam 54 bin civarında seçmen kaydırılmış ve bunların çok büyük bir kısmı güvenlik personeli” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bazı rakamları tekrar vereceğim, bunlar çok önemli. Ağrı Merkez’e 4607 seçmen kaydırılmış. Bitlis Tatvan’a 708, Diyarbakır Eğil’e 1213, Diyarbakır Kulp’a 1985, Hakkari Çukurca’ya 3602, Hakkari Derecik’e 2107, Hakkari Yüksekova Esendere’ye 2019, Şemdinli’ye 2260 seçmen kaydırılmış. Burası çok dikkat çekici. Iğdır Merkez’e 4598, Kars Merkez’e 4030, Siirt Eruh’a 1357, Siirt Kurtalan’a 1175, Siirt Merkez’e 6643, Şırnak Merkez’e 8287 ve sayamadığım diğer ilçelere 54 bine yakın, çoğunluğu güvenlik personeli seçmen kaydırılmış. Biz bütün bu 31 merkezin tamamını tespit ettik, itirazlarımızı yaptık. Yaptığımız itirazlar, ilgili il ve ilçe seçim kurulları tarafından reddedildi, daha sonra YSK tarafından da reddedildi.”

Halkların Demokratik Eşitlik Partisi (DEM Parti) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Sevda Çelik Özbingöl ve DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Öztürk Türkdoğan seçim güvenliğine dair basın toplantısı düzenledi.

Türkdoğan, şunları söyledi: “Daha önce Eş Genel Başkanlarımız, Parti Sözcümüz, Eş Genel Başkan Yardımcılarımız defalarca açıklamalarda bulundu. Usulsüz seçmen kaydırmasıyla ilgili çok ciddi sorunlar varlığını sürdürüyor. Kürt kentlerine toplam 54 bin civarında seçmen kaydırılmış ve bunların çok büyük bir kısmı güvenlik personeli. Bazı rakamları tekrar vereceğim, bunlar çok önemli.

Ağrı Merkez’e 4607 seçmen kaydırılmış. Bitlis Tatvan’a 708, Diyarbakır Eğil’e 1213, Diyarbakır Kulp’a 1985, Hakkari Çukurca’ya 3602, Hakkari Derecik’e 2107, Hakkari Yüksekova Esendere’ye 2019, Şemdinli’ye 2260 seçmen kaydırılmış. Burası çok dikkat çekici. Iğdır Merkez’e 4598, Kars Merkez’e 4030, Siirt Eruh’a 1357, Siirt Kurtalan’a 1175, Siirt Merkez’e 6643, Şırnak Merkez’e 8287 ve sayamadığım diğer ilçelere 54 bine yakın, çoğunluğu güvenlik personeli seçmen kaydırılmış. Biz bütün bu 31 merkezin tamamını tespit ettik, itirazlarımızı yaptık. Yaptığımız itirazlar, ilgili il ve ilçe seçim kurulları tarafından reddedildi, daha sonra YSK tarafından da reddedildi.

Sadece Ağrı’dan 1-2 örnek vereyim. Ağrı’da tek bir adrese 1923 seçmen kaydedilmiş. Yine Ağrı’da tek bir adrese, ki burası güvenlik personellerinin olduğu bölge, 1221 seçmen kaydırılmış. İtiraz etmişiz buna ve bakın ne cevap verilmiş. “İtiraza konu kişilerin bir kısmının emniyet tedbirlerinin takviyesi için İl Jandarma Komutanlığı’nın emrinde, bir kısmının ise tatbikat ve operasyon faaliyetleri kapsamında 3. Komando Tugayı emrinde görevlendirildikleri…” Ayrıca verilen seçmen listesinin yeterli olmayacağını, itiraz edilen kişi bir adreste oturmuyorsa o kişinin nerede oturduğunun ispat edilmesi gerektiğini söyleyip reddetmişler.

Siz buraya güvenlik personellerini 1 Eylül 2023’ten önce yazmışsınız. Daha sonra biz itiraz etmişiz bu kişiler burada oturmuyor diye. İl Seçim Kurulu da diyor ki bunların nerede oturduğunu söyleyin de araştıralım. İyi de bu sizin göreviniz, kamu bu görevi size vermiş. Bu itirazların hepsi reddedildi. YSK da bunları reddetti. Retler kesinleştikten sonra biz bu işleri yapanlar hakkında suç duyurularında bulunduk. Sadece bu işleri yapanlar hakkında değil, buralara usulsüz bir şekilde adresini kaydıran güvenlik personelleri hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Çünkü neden? Siz maaşlı güvenlik personelisiniz.

Sizin isteğiniz ve onayınız olmadan, ailenizi taşımadan, birileri nasıl oluyor da A ilinden B iline sizin naklinizi yapıyor ve 31 Mart 2024’te orada oy kullanacaksınız diyor? Böyle bir şey olabilir mi?  Bunları neden tekrar anlatıyoruz? Türkiye’nin muhalefet partilerine sesleniyoruz. Doğu ve Güneydoğuda, Kürt kentlerinde çok açık bir şekilde usulsüzlük yapılıyor. Bazı il merkezleri ve önemli ilçe merkezleri usulsüz seçmen kaydırmayla, belediye seçimlerinde partimizden alınmak ya da iktidar partisine yani AKP’ye geçirilmek isteniyor. Buna seyirci mi kalacak herkes? Elbette ki biz seyirci kalmayacağız.

Biz bu kaydırmalı seçmenlerin harita üzerindeki yerine baktık. Çok ilginç tespitler söz konusu. Tesadüf olamaz böyle bir şey. Türkiye’nin kurmak istediği ticaret yollarıyla bağlantısını tespit ettik. Çok ilginç. Biliyorsunuz ki Basra-Ovaköy-İstanbul tren hattı projesi var. Yine Basra-Ovaköy-İpekyolu üzerinden Çukurova’ya, İskenderun’a bağlantıyla ilgili çeşitli projeler var. Bir yandan da Iğdır ve Nahçivan’ın Ovaköy üzerinden anladığımız kadarıyla ticaret anlamında bağlantısını kuracak bir proje devreye konulmuş durumda.

Buraya bu kadar çok güvenlik personeli kaydırılmasının bir başka anlamı var. Seçimden sonra büyük askeri operasyonlar mı söz konusu? O zaman şu soruyu sormazlar mı; davulla zurnayla askeri operasyona mı gidilir? Burada gerçekten ilginç gariplikler var. Ben bunları Türkiye kamuoyunun dikkatine tekrar tekrar sunmak istiyorum. Dolayısıyla bu vesileyle de şunu ifade etmek istiyorum. Kamu personeline iktidar böyle yapıyor olabilir. İktidar sizi zorluyor olabilir ama siz kendi yaşamadığınız yerlerde kendinizi lütfen kullandırmayın. Biz bu işin hukuki olarak sonuna kadar takipçisi olacağız.

Bu kadar basit olmamalı. Hem çeşitli siyasi amaçlar için kullanılacaksınız hem çeşitli askeri operasyonlar için bölgeye nakil yapılacaksınız hem de arada hazır madem bunlar burada bir de belediyeyi alalım diyecekler. Yani inanılmaz bir şey! Yani burada bile siyasi bir rant elde etmenin aracı kılınmış. Bunu da özellikle vurgulamak istiyorum. Ama asıl korkutucu yan muhalefetin sessiz kalması. Muhalefet sessiz kalmamalı. Bu kadar güvenlik personeli 6 ay önceden seçmen kütüklerine yazılmışsa, kaydırılmışsa ileriye dair bizi kaygılandıran gelişmeler var.

Tam da burada şunu vurgulamak istiyorum. Bakın, Türkiye’nin siyasi iktidarına partimiz defalarca açıklamalarda bulundu, bir kez daha bulunuyoruz. Biz bir barış siyaseti yürütüyoruz. Bölge halklarıyla, Kürtlerle, Ortadoğu’da yaşayan halklarla ancak barış içerisinde ticaret yapılabilir. Ancak barış içerisinde ülkeler kalkınabilir, barış içerisinde refah yakalanabilir. Askeri operasyonlarla, çatışmalarla, savaşlarla ticaretin geliştiği görülmemiştir. Dolayısıyla iktidar burada yanlış bir hesap yapmaktadır. Buna gerek yok.

Yapılması gereken tek şey bir an önce tecridi kaldırmaktır, bir an önce “28 Şubat 2015’te nerede kalmıştık?” sorusunu sormaktır ve bir an önce yeni bir barış sürecini inşa edecek adımları atmaktır. Tersi seçenekler Türkiye’nin ekonomik krizini daha da ağırlaştıracaktır. Ticaret yapayım derken eldeki kaynaklardan da olunacaktır ve şu anda ekonomik kriz zaten giderek derinleşmektedir. Biz bu vesileyle bir kez daha iktidara barış sürecini hatırlatmak istiyoruz.

Sandık görevlilerimizin tamamının görevlendirmelerini özellikle bölgede yapmış durumdayız. İl-ilçe temsilcilerimizi, seçim kurullarındaki temsilcilerimizi belirlemiş durumdayız. Avukatlarla, hukukçularla süreci yakından takip edeceğiz. Her türlü hazırlık yapılmış durumda ve yapılmaya da devam edecek. Dolayısıyla sandık güvenliği başta olmak üzere, seçim boyunca seçim güvenliği konusunda gerekli önlemleri aldık ve almaya devam ediyoruz. Bu vesileyle diğer partileri de partimiz gibi daha dikkatli olmaya davet ediyoruz.

Kayyımcı zihniyet seçim usulsüzlükleriyle devam ediyor”

Sevda Özçelik Bingöl ise şunları söyledi: Yerel seçimlere giderken açıkçası hiç de yabancısı olmadığımız pratiklerle karşı karşıyayız. Halkın iradesini gasp eden kayyımcı zihniyetin, sandıklara halkın iradesinin yansımaması için seçim mevzuatını, bütün yasal düzenlemeleri yok sayan gaspçı tutumuyla birçok usulsüzlüklerine tanıklık etmekteyiz. Hem seçmen kütük ve tutanaklarındaki usulsüzlüklere hem de kamu imkan ve olanaklarının ciddi bir şekilde iktidarın ve bir siyasi partinin seçim çalışmaları için aktif bir şekilde kullanılmasına dair ciddi gözlemlerimiz var.

Özellikle halkın iradesine yönelik bir saldırı olarak kabul ettiğimiz bu tutumların kamuoyu tarafından da bilinmesi gerektiğini düşünüyoruz. Tespit ettiğimiz bütün usulsüzlüklere ve halkın imkanlarının bir rantçı grubun çıkarına hizmet edecek şekilde kullanılmasına karşı bütün yasal imkanları özellikle kamuoyunu bilgilendirecek şekilde yapmaya devam edeceğiz. Halen bütün kurullarımız, komisyonlarımız aracılığıyla bu itirazların ve tespitlerin de yapıldığını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Şimdi önemli sorunlarımızdan bir tanesi; yerellerde kayyımların, valilerin, mülki ve idari amirlerin ve devlet memurlarının bu süreçte iktidarın çıkarına hizmet eden bir araca dönüştürülmesi. Belediye araçları seçim çalışmalarında bir siyasi partinin, iktidarın hizmetine sunuluyor. Valilerin ve kaymakamların aktif bir şekilde seçim çalışmalarına dahil olması; muhtarlar ile kaymakamlar aracılığıyla toplantıların düzenlenmesi; düzenlenen mitinglere öğrencilerinin ve kamu çalışanlarının zorunlu bir şekilde dahil ediliyor olması ve kamu araçlarının seçim çalışmalarında AKP’nin adayları için kullanmasına dair ciddi itirazlar tarafımıza yansıtılmakta.

Şırnak’ta, Urfa’da, Diyarbakır’da ve daha birçok şehirde benzer şikayetler ve benzer usulsüzlükler tarafımıza yansıtılmış ve komisyonlarımız aracılığıyla da suç duyuruları şeklinde itirazlar yapılmıştır. Her itirazın, her usulsüzlüğün ve her seçim mevzuatına aykırı usulsüzlüğün de takipçisi olacağımızı sizler aracılığıyla hem halkımıza hem de kamuoyuna duyuruyoruz.

Önceliklerimizden biri de seçmenlerin sandık başına güvenli bir şekilde giderek iradesini sandığa yansıtmasını ve bütün seçim hilelerinden azade bir şekilde halkın iradesinin o sandıklardan çıkmasını sağlayacak bir çalışmaya aracılık etmektir. Komisyonlarımız, il-ilçe örgütlerimiz bu konularda çok yoğun çalışmalar yürütmekte. Ancak son birçok seçimde yaşadığımız üzere; kamu imkan ve olanaklarının iktidarın seçim çalışmalarına alet edilmesi süreçlerinin en önemli sorunlarından bir tanesi de yargı eliyle de bu sürecin bir seçim çalışmasına dönüştürülüyor olmasıdır.

Daha dün biz Kobanî Kumpas Davası yargılamasının duruşmasını yaşadık. Aynı şekilde hala gözaltılar, tutuklamalar ve yargı eliyle de bir seçim çalışmasının yürütüldüğüne de tanıklık etmekteyiz. Dün Ankara’da Gençlik Meclisi çalışanlarına yönelik gerçekleştirilen operasyon ile bugün Urfa Suruç’ta yöneticilerimiz, meclis üyelerimiz ve parti çalışanlarımıza yönelik yapılan gözaltı operasyonun da bu seçim çalışmalarından azade olmadığını biliyor ve bunun kamuoyu tarafından da bilinmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Ancak bütün bu çabaya rağmen halkımızın iradesinin kayyımcı zihniyeti sandıklara gömeceğini, halkın iradesinin zaferle bu seçimden başarıyla çıkacağını biz biliyoruz. Halkımızın ve kamuoyunun bilgisine tekrar sunmak istiyoruz. Biz bu süreçteki hiçbir hukuksuzluğu, hiçbir kanuna aykırı tutumu ve halkın iradesini yok sayan hiçbir muameleyi takipsiz bırakmayacağız, sonuna kadar da takibimizi sürdüreceğiz. Halkımızın ve kamuoyunun bu konuda içi rahat olsun.”

Paylaşın

Anket: Ekrem İmamoğlu İle Murat Kurum Arasındaki Fark 1 Puan

Açıklanan son ankete göre Ekrem İmamoğlu, Murat Kurum’a yaklaşık 1 puan fark atıyor: Ekrem İmamoğlu yüzde 37.8, Murat Kurum yüzde 36.9, Meral Danış Beştaş yüzde 4.6.

Haber Merkezi / 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere günler kalırken, seçimlere ilişkin anket sonuçları gelmeye devam ediyor.

Son olarak, ALF Araştırma şirketi, 21 Şubat 4 Mart tarihlerinde İstanbul’da yaptıkları anketin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.

4 bin 400 kişiyle yapılan ankette katılımcılara, “31 Mart 2024 tarihinde gerçekleşecek yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için hangi adaya oy vereceksiniz?” diye soruldu.

Anketin sonuçları şöyle:

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) adayı Ekrem İmamoğlu: Yüzde 37,8
Cumhur İttifakı’nın adayı Murat Kurum: Yüzde 36,9
Halkların Demokratik Eşitlik Partisi (DEM Parti) eşbaşkan adayı Meral Danış Beştaş: Yüzde 4,6

İYİ Parti’nin adayı Buğra Kavuncu: Yüzde 4,3
Zafer Partisi’nin adayı Azmi Karamahmutoğlu: Yüzde 4,1
Yeniden Refah Partisi adayı Mehmet Altınöz: Yüzde 4
Kararsızlar: Yüzde 5,2

Paylaşın

Cevdet Yılmaz: Enflasyonla Mücadele 2025’te Hızlanacak

TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirme yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2025 yılında enflasyonla mücadele sürecinin çok daha hızlanacağını söyledi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabı üzerinden TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı enflasyon verilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yılmaz, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Ocak ayına göre ivme kaybetse de Şubat ayı enflasyonu beklentilerin üstünde gerçekleşmiştir. Merkez Bankamızın ilave sıkılaştırıcı adımlarının yanı sıra, maliye politikası ve yapısal reformlar ile destekleyeceğimiz dezenflasyon sürecinde yılın ikinci yarısında belirgin sonuçlar alınacaktır.

2025 yılında enflasyonla mücadele süreci çok daha hızlanacaktır. Orta vadede (2026 perspektifinde) ise sürdürülebilir kalkınma hedeflerimiz çerçevesinde tek haneli enflasyon oranlarına yeniden ulaşmaya kararlıyız.”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre; Enflasyon şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 4,53, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 11,54, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67,07 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 55,91 artmıştı.

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre ise enflasyon şubat ayında aylık bazda yüzde 4,32 artmıştı. ENAG’a göre yıllık enflasyonu yüzde 121,98 olmuştu.

Paylaşın

Mansur Yavaş, AK Parti’nin Anketlerinde De Önde Çıkıyor

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere günler kalırken, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, Ankara’daki araştırmaların çoğunda mevcut belediye başkanı CHP’nin adayı Mansur Yavaş’ın önde olduğunu söyledi.

Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) “adaylarını çekecekleri iddialarına” da değinen Şen, “Zaman zaman benim duyduğum da oldu. Yeniden Refah partisinin kurumsal kararıdır. Cumhur İttifakı olarak devam etmeyi arzuladık biz. Aday çıkardı Yeniden Refah Partisi. Anayasal hakkıdır” dedi.

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere günler kalırken, seçimlere ilişkin anket sonuçları gelmeye devam ediyor. Son olarak, CNN Türk’te yerel seçimlere yönelik değerlendirmelerde bulunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı AR-GE ve Eğitim Başkanı Mustafa Şen, partisi tarafından yaptırılan son seçim anketinin sonuçlarıyla ilgili bilgiler paylaştı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı için yapılan anketlerin çoğunda  Mansur Yavaş’ın önde çıktığını belirten Şen, “Ankara bir başkent. Başkent ışıltısını kaybetti, yavaşladı. Vatandaş buradan bakıyor. Anketleri ben de görüyorum. Anketlerinde çoğunda Mansur Bey önde çıkıyor. Bazılarında ise Sayın Turgut Bey önde çıkıyor. Biraz zamana ihtiyacımız var” diye konuştu.

Şen, “Adaylar daha yeni kendilerini ortaya koymaya başladılar. Biraz adayların sahada kendilerini göstermesini bekleyelim ve görelim diye söylüyorum” ifadelerini kullandı.

Şen’in açıklamalarından satırbaşları şu şekilde: “İstanbul’da anketler ortada. Ben böyle tek tek rakamlar söylemeyeyim. Bu modern dönemde trafik bir çileye dönüşmüş. Yapılması gereken şey çilesiz bir şehir ortaya koymak. Metroları zamanında yaparsınız, hazır yapılmakta olana beton dökmezsiniz. Planlayarak gidersiniz.

Biz öyle şeyler yapmışız ki İstanbul’u durdursanız da durmuyor. Bir şeyler yapmışsınız yirmi senedir, otuz senedir orada. İkinci bir beş seneyi İstanbul kaldırmaz. Bizim gördüğümüz DEM seçmeni CHP’ye çalışıyor. Bizim analizlerimizde CHP tarafına kaymalar olduğu gözüküyor. Seçmen illa da partisinin adayı gibi düşünmek zorunda değil. Benim gördüğüm bir kısmının CHP tarafına doğru yöneldiği. İYİ Parti’de de öyle seçmeni.”

“Yeniden Refah Partisi’nin Anayasal hakkıdır”

Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) “adaylarını çekecekleri iddialarına” da değinen Şen, “Zaman zaman benim duyduğum da oldu. Yeniden Refah partisinin kurumsal kararıdır. Cumhur İttifakı olarak devam etmeyi arzuladık biz. Aday çıkardı Yeniden Refah Partisi. Anayasal hakkıdır” dedi.

Şen, İzmir anketlerine ilişkin ise şöyle konuştu: İzmir’de de benzeri durum var. Hamza Dağ, İzmir’in en sevilen milletvekillerinden birisi. Genç olmasının getirdiği bir şey hem de Hamza Bey orada sürekli sokakta bulundu. Mesafeyi kapatıyor. Şöyle bir analiz yapalım. İzmir bir CHP şehri midir? Hayır. O bölge Demokrat Parti bölgesidir. İzmir 3 halkadan oluşuyor. 3.halkada oy oranımız yüksek. Hamza Bey 2. bölgede maksimum oy artırımını yapmak için çalışıyor.

Paylaşın

“Merkez Bankası’ndan Bankalara ‘Döviz’ Telefonu” İddiası

Dolar 31.91 seviyesine çıkarak rekor tazelerken, Merkez Bankası (TCMB) yetkililerinin bankalar ile piyasada artan döviz talebi hakkında görüşme yaptığı öne sürüldü.

Merkez Bankası’nın (TCMB) görüşmede daha fazla konuşalım, talep nereden geliyor anlayalım mesajını verdiği öne sürüldü.

Reuters’a konuşan iki bankacılık kaynağı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yetkililerinin dün bankalar ile son günlerde piyasada artan döviz talebi hakkında görüşme yaptığını söyledi.

Bir bankacılık kaynağı TCMB’nin görüşmede bankalara, “Gereksiz döviz talebine” dikkat etmesini söylediğini belirtti ve “TCMB görüşmede daha fazla konuşalım, talep nereden geliyor anlayalım mesajını verdi. Hem ne olduğunu anlamak hem de gereksiz volatiliteyi engellemek için bir görüşme oldu” dedi.

Ekonomim.com‘un aktardığı habere göre, iki bankacı artan döviz talebini mart sonundaki yerel seçimler öncesinde oluşan “psikolojik” olarak niteledikleri talebe bağlarken bunun da “gereksiz bir talep” oluşturduğunu belirtti.

TL’deki düzenli değer kaybı son günlerde hız kazanırken, dolar/TL güne 31.75 seviyesinden başladı. Gün içerisinde ise 31.91 seviyesine çıkarak rekor kırdı.

Bankacılar ayrıca dün artan döviz talebi nedeniyle TCMB’nin TL uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemi yaptığını ifade ettiler. TCMB dün Temmuz ayından bu yana ilk defa 475 milyon dolar tutarında forward işlemi yaparken, tutar 28 Mayıs, yani genel seçim öncesi dönemden bu yana en yüksek seviyede gerçekleşti.

Öte yandan TCMB menkul kıymet tesisi kapsamında ticari ve ihtiyaç kredilerinde aylık büyüme sınırını düşürerek para politikasında ilave sıkılaştırma adımı atan TCMB, ilave adımlar üzerinde çalıştığını belirtti.

Reuters, bilgi üzerine TCMB’ye ulaşılamadığını belirtti.

Paylaşın

Aziz Yıldırım’dan “Başkan Adayı Olacak” İddialarına Yalanlama

Fenerbahçe’de başkanlık seçiminde aday olacağına yönelik çıkan iddialarla ilgili açıklama yapan Aziz Yıldırım, “Kulübün gündemi başkanlık değil, şampiyonluk olmalıdır. Ancak camia ısrarla şampiyonluk gündeminden uzaklaştırılmakta, teknik ekip ve takım bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Buna asla müsaade edilmemelidir” dedi.

Haber Merkezi / Aziz Yıldırım, açıklamasının devamında, Benim herhangi bir planlamam olursa, kamuoyu bunu 3.kişilerden değil bizzat şahsım tarafından öğrenecektir. Dolayısıyla hiç kimsenin benim yerime açıklama yapma hakkı yoktur. Seçimli olağan genel kurul zamanı gelince gerekli açıklamalar yapılır. Elli binden fazla üyesi bulunan Fenerbahçe Spor Kulübü’nde başkanlık için bir çok uygun adayın çıkması söz konusudur ve zamanı geldiğinde bu kişiler aday olarak çıkmalıdır. Çıkmıyorsa da bu üzücü bir durumdur. Ancak bunları konuşmak için çok erkendir ve tartışmaya gerek yoktur” ifadelerini kullandı.

Eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’de bu yıl yapılacak başkanlık seçimlerine aday olacağına yönelik çıkan iddialarla ilgili bir açıklama yayınladı. Aziz Yıldırım’ın açıklamalarının tamamı şöyle: “Son dönemde Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlığı ile ilgili, ismimin içerisinde bulunduğu bir çok iddianın, “kesin aday olacak” ifadesiyle kamuoyunda yer aldığını gözlemlemekteyim.

Yakın zamanda açıkça belirttiğim gibi, Fenerbahçe futbol takımı şampiyonluk yolunda mücadele etmektedir ve kulübün gündemi başkanlık değil, şampiyonluk olmalıdır. Ancak camia ısrarla şampiyonluk gündeminden uzaklaştırılmakta, teknik ekip ve takım bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Buna asla müsaade edilmemelidir.

Yine geçtiğimiz aylarda düzenlediğim bir basın toplantısında sorulan bir soru üzerine ifade ettiğim gibi, “Kulübe Fetöcü, hocacı ya da herhangi bir şekilde kulüpten menfaat sağlamış kişiler aday olursa, karşılarına da hiç kimse aday olarak çıkmazsa, aday olacağım” şeklinde, kulübümüz adına son derece önemli bir takım prensipler ortaya koymuştum.

Gelinen noktada, seçimli olağan genel kurula daha aylar vardır ve yapılan tüm bu konuşmalar yersizdir. Takımımızın şampiyonluğa ihtiyacı vardır ancak camianın gündemi ısrarla şampiyonluktan uzaklaştırılmaktadır. Fenerbahçe’nin şu an başkanlık gibi bir derdi yoktur.

Benim herhangi bir planlamam olursa, kamuoyu bunu 3.kişilerden değil bizzat şahsım tarafından öğrenecektir. Dolayısıyla hiç kimsenin benim yerime açıklama yapma hakkı yoktur. Seçimli olağan genel kurul zamanı gelince gerekli açıklamalar yapılır. Elli binden fazla üyesi bulunan Fenerbahçe Spor Kulübü’nde başkanlık için bir çok uygun adayın çıkması söz konusudur ve zamanı geldiğinde bu kişiler aday olarak çıkmalıdır. Çıkmıyorsa da bu üzücü bir durumdur. Ancak bunları konuşmak için çok erkendir ve tartışmaya gerek yoktur.

Kimsenin benim adıma konuşmamasını bekliyor, bununla birlikte zamanı geldiğinde bizzat yine şahsım tarafından gerekli açıklamaların yapılacağını, bunun dışında hiçbir bilgiye itibar edilmemesini kamuoyundan rica ediyorum.”

Paylaşın

Bakan Şimşek’ten Enflasyon Açıklaması: Beklentilerin Üzerinde Gerçekleşti

Şubat ayı enflasyon verilerine ilişkin açıklama yapan Bakan Şimşek, enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleştiğini belirterek, “Dezenflasyon zaman ve kararlılık gerektiriyor. Sabırla ve azimle fiyat istikrarı sağlanıncaya kadar çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Bakan Şimşek, açıklamasının devamında Merkez Bankası’na tam destek verdiklerini vurgulayarak, “TCMB’nin ilave sıkılaşma adımlarının büyümede dengelenmeye, cari açıkta daralmaya ve enflasyonist eğilimleri kırmaya katkısı olacaktır” ifadelerini kullandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) attığı ek sıkılaştırma adımlarını içeren haberi takipçileri ile paylaşarak açıklamalarda bulundu. Şimşek, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Aylık enflasyon şubat ayında beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Dezenflasyon zaman ve kararlılık gerektiriyor. Sabırla ve azimle fiyat istikrarı sağlanıncaya kadar çalışmaya devam edeceğiz.

Merkez Bankası’na desteğimiz tamdır. TCMB’nin ilave sıkılaşma adımlarının büyümede dengelenmeye, cari açıkta daralmaya ve enflasyonist eğilimleri kırmaya katkısı olacaktır.”

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre; Enflasyon şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 4,53, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 11,54, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67,07 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 55,91 artmıştı.

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre ise enflasyon şubat ayında aylık bazda yüzde 4,32 artmıştı. ENAG’a göre yıllık enflasyonu yüzde 121,98 olmuştu.

Paylaşın

Meral Danış Beştaş: Kutuplaştırma Siyaseti Devam Ediyor

DEM Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) eş başkan adayı Meral Danış Beştaş, Türkiye partisi olma iddialarını sürdürdüklerini belirterek, 81 ilden oy aldıklarını ve bu durumun diğer partilerde rahatsızlık yarattığını savundu.

İktidarın ve bazı partilerin miting meydanlarında sürekli DEM Parti’yi konuştuğunu söyleyen Beştaş, partilerine karşı terör söyleminin kullanılmasına ilişkin ise “Bence bu giderek kırılıyor, fakat belirli bir nüfus Türkiye yurttaşı bundan etkilenmiyor diyemem. Kutuplaştırma siyaseti devam ediyor. Ötekileştirme, terörize etme durumu var” ifadelerini kullandı.

İstanbul’da 31 Mart yerel seçimlerine DEM Parti’nin kendi adayıyla girmesi CHP adayı ve İstanbul Büyükşehir Başkanı Ekrem İmamoğlu ile AKP’nin adayı Murat Kurum arasındaki rekabeti etkileyeceği tahmin ediliyor.

İmamoğlu’nun 2019’daki seçimleri kazanmasında, DEM Parti’nin ismi HDP iken aday çıkarmaması ve HDP seçmenlerinin İmamoğlu’nu desteklemesi önemli rol oynamıştı. İmamoğlu’na bu kez destek vermeyen DEM Parti’nin Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık’ın “CHP’ye kaybettireceğiz” sözleri ise DEM’in bu kez Kurum’a kazandırmaya çalıştığı iddiasına neden oldu.

DEM Parti’nin yerel seçim stratejisine ilişkin DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan İstanbul Büyükşehir eş başkan adayı Meral Danış Beştaş da hem İstanbul adaylığı hem de seçimlerden sonra yeniden gündeme geleceği öne sürülen çözüm sürecine ilişkin açıklamalar yaptı.

Beştaş’tan Iğdır örneği

Sırrı Sakık’ın açıklamasına ilişkin olarak “Kesinlikle altını çizerek söyleyeyim: Bu seçimde bizim ne İmamoğlu’na kaybettirme, Kurum’a kazandırma; ne de Kurum’a kaybettirme, İmamoğlu’na kazandırma gibi bir siyasal hattımız yok” diyen Beştaş, geçmiş seçimler esas alınarak tartışmaların yürütüldüğünü söyledi.

Bir çok ilde CHP’nin adayı olduğunu, ancak bunun tartışılmadığını ifade eden Beştaş, Iğdır’ı örnek verdi. Beştaş, “(Iğdır) az farkla kazandığınız bir yer. Orada CHP’nin de adayı var. Bu yaklaşım sadece DEM Parti’ye yönelik bir yaklaşım. Bu zemini yaratanların aslında bilinçlerinin arka planında DEM Parti’yi direkt Kürt seçmenlerle kodlaması, Kürt halkıyla kodlaması var. Kürt halkının da kendi iradesi olamayacakmış gibi, mutlaka başka bir partiye bağlı olan, seçim döneminde hatırlanan, oy deposu olarak görülen bir arka plan algısından, düşüncesinden geçiyor” dedi.

Bu durumun “rahatsız edici” ve “incitici” olduğunu kaydeden Beştaş, “Türkiye’nin her yerinde siyaset yapıyoruz. Mesela bizim tartışıldığımız kadar diğer 22 parti tartışılmıyor. Bu da aslında Kürt meselesine yaklaşımla, Kürt halkına yaklaşımla ilgili bir durum” ifadelerini kullandı. Türkiye genelinde CHP ile ya da başka bir partiyle ittifak yapmadıklarını söyleyen Beştaş, AKP ile işbirliği içinde oldukları iddialarını şöyle geri çevirdi:

“İktidarla görüşmemiz dahi yok, hani bırakın ittifakı. Genel olarak siyasi hattımızda iktidar bizim mücadele ettiğimiz odaktır. Her seçimde ‘iktidar ile uzlaşıyorlar’ denir, sonra gider onlar uzlaşır, ama biz tartışılırız. Hatırlarsanız 7 Haziran’dan 1 Kasım 2015’e giden istikşafi görüşmeler aylarca sürmüştü. CHP ile AKP arasında. Bize darbe yapıldı 1 Kasım’a giderken. HSK seçimlerinde iktidar ve muhalefet uzlaştı. Bu bize yönelik ayrımcı ötekileştirici bakış açısında yatıyor.”

“Kemal Kılıçdaroğlu – Ümit Özdağ protokolü kopuş yarattı”

Beştaş, DEM Parti tabanının CHP ile işbirliğinden uzak durmasında cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasındaki protokolün etkili olup olmadığına dair soruyu da yanıtladı. Bu sürecin bir kopuş yarattığını söyleyen Beştaş, Kılıçdaroğlu’na eleştiriler yöneltti:

“O süreç elbette çok ciddi etkiledi. Destek verdiğimiz bir Cumhurbaşkanı adayının bizi yok etmeye çalışan, tırnak içinde yok etme diyorum, reddeden, ırkçı söylemlerle hedef gösteren, Kürt halkının kimliğini bile kabul etmeyen bir şahsiyetin, bir parti liderine İçişleri Bakanlığı ve MİT vermesi ve kayyumlarla anlaşması, düşünebiliyor musunuz? Bu çok ciddi bir kırılma yarattı. Seçmenimizin Cumhurbaşkanı adayı çıkarmadığımız için de eleştirileri vardı. Kendi siyasi kimliğimizle var olmamız gerektiği noktasında seçmenlerimizden ciddi bir talep ve öneri var.”

“Kürt’ün adı İstanbul’da yok”

İBB Başkanı İmamoğlu, geçen hafta yaptığı bir açıklamada “Ekrem İmamoğlu ile Kürtler arasına kimse giremez. Benim Kürtlerle olan ilişkimde başka bir partinin, başka bir siyasal figürün aracılığına ihtiyacım yoktur. Böyle bir beklentim de yoktur” demişti.

Bu açıklamayı kendisine hatırlattığımız Beştaş, “Kürt seçmene verilen bir mesaj. İktidarın adayı Murat Kurum da gelip Kürtçe’yi çok iyi bildiğim halde anlayamadığım cümleler, ifadeler kullandı. Kurum da ‘Kürt seçmenle aramıza giremezsiniz’ diyor, aynı cümlelerle olmasa da. Nedense Kürt seçmenin çekiştirilmesi hali var. Kürt seçmen, özgür birer irade, birer birey kimsenin tapulu malı değil, bizim de değil” dedi.

Kürtlerin her yurttaş gibi kararını vereceğini ve gidip oyunu kullanacağını söyleyen Beştaş, DEM Parti’nin Türkiye’nin demokratikleşmesine Kürt meselesinin demokratik çözümünü ilk sıraya koyduğunu dile getirdi. “Diyarbakır’da kayyum atanırken İstanbul özgür değildir” diyen Beştaş, İmamoğlu’na icraatları ile ilgili eleştiriler yönelti:

“Diyarbakır’daki irade gasp edilince İstanbul’daki Kürt’ün de iradesi gasp edilmiş oluyor. Seçmenimizin de ezici çoğunluğu Kürtler. Böyle bir cümle biz kurmuyoruz. Biz Kürtlerden oy istediğimiz gibi herkesten de oy istiyoruz. Herkesin en doğal hakkı. Polemik yapmak istemiyorum, ‘aramıza giremez, girer’ diye. Ama İmamoğlu Kürtler için ne yaptı? İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları’nda (İSMEK) birkaç kurs, hâlâ tiyatrolar yasaklanıyor, hâlâ salonlar verilmiyor. Çok dilli belediyecilik bütün Kürt halkının talebi olduğu halde, hâlâ yok. Kürt’ün adı yok İstanbul’da. Bunları kendisine sormasını öneririm.”

Çözüm süreci

Beştaş, 1 Nisan’dan sonra yeni bir çözüm süreci başlamasına ilişkin umudu olup olmadığına sorusuna ise şöyle yanıt verdi: “Şu anda buna dair hiçbir belirti yok. Çok net söylüyorum: Çözüm süreci ya da Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümü noktasında bizim 1 Nisan sonrası telaffuzumuz yok. Her zamanki baki görüşümüz bu. Dolmabahçe mutabakatına dair genel merkezimiz açıklama yayınladı, ‘Bugün yürürlükte olması gerekiyor’ dedi.

Bizim durduğumuz yer o açıklamanın kendisidir aslında. 1 Nisan sonrası için de demek istediğim şu: Yarın bugün değil her zaman bu umut vardır. Demokratik kanallarla, görüşmelerle siyaset yoluyla Kürt meselesinin çözümü ve tabii ki parlamentoda bunun yasallaşması gerekir. Biz iktidarla mücadele ediyoruz şu anda ama, biz 2013’te de iktidarla masaya oturduk. Yani mücadele etmek ayrı, müzakere etmek ayrı şeyler.”

Beştaş, o zaman da mücadale içinde olmalarına rağmen 7 Haziran 2015 seçimlerinde en güçlü kampanyalarınan birini yaptıklarını ve yüzde 13 oy aldıklarını kaydetti.

Türkiye partisi olma iddialarını sürdürdüklerini de söyleyen Beştaş, 81 ilden oy aldıklarını ve bu durumun diğer partilerde rahatsızlık yarattığını savundu. İktidarın ve bazı partilerin miting meydanlarında sürekli DEM Parti’yi konuştuğunu söyleyen Beştaş, “Size karşı terör söyleminin kullanılmasının sahada etkisini görüyor musunuz?” sorusuna ise “Bence bu giderek kırılıyor, fakat belirli bir nüfus Türkiye yurttaşı bundan etkilenmiyor diyemem. Kutuplaştırma siyaseti devam ediyor. Ötekileştirme, terörize etme durumu var” yanıtını verdi.

Paylaşın