Doktoru Öldürdü İntihar Etti

Konya Şehir Hastanesi’nde bir poliklinikte tedavi gören hasta M.A. ile Kardiyoloji Uzmanı Doktor Ekrem Karakaya arasında tartışma çıktı. Dr. Karakaya’yı silahla vuran M.A., aynı silahla intihar etti.

Haber Merkezi / Yaşanan olay ardından tedavi altına alınan Dr. Karakaya ve saldırıda bulunan M.A. tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.

Saldırganın bir ay önce kalp krizinden yaşamını yitiren annesi Kezban Akçay’ın ölümünden Karakaya’yı sorumlu tuttuğu için olayı gerçekleştirdiği öne sürüldü. Saldırganın başka bir hastanede güvenlik görevlisi olarak çalıştığı belirtildi.

Konuyla ilgili açıklama yapan Türk Tabipleri Birliği (TTB) “Konya Şehir Hastanesi’nde görev yapan meslektaşımız Dr. Ekrem Karakaya’yı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.

“Tüm uyarılarımıza rağmen şiddet ortamına dur diyecek, şiddeti engelleyecek önlemleri almayan sorumluları da affetmeyeceğiz,” dedi.

TTB, bugün (6 Temmuz Çarşamba) saat 17:30’a TTB Genel Merkez Binası önüne çağrı yaptı.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Merkezi ise yarın (7 Temmuz Perşembe) saat 13:00’da Konya Şehir Hastanesi önüne çağrı yaptı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, saldırıyla ilgili olarak sosyal medya hesabından bir mesaj paylaştı. Koca, mesajında şu ifadeleri kullandı;

Konya Yunak İlçe Devlet Hastanesinden bir güvenlik görevlisi, Konya Şehir Hastanemizde bir hekim arkadaşımıza silahıyla ateş ederek onu hayattan kopardı. Olayda kendisi de öldü. Adli makamlar dehşet saçan canilik konusunda araştırmalarını sürdürüyor. Milletimizin başı sağ olsun.

Paylaşın

Sırrı Süreyya Önder’e 301’den Hapis Talebi

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 4 Kasım 2016’da gözaltına alınan HDP eski Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, o sırada verdiği ifadede kullandığı “Şaibelerle dolu bir siyasi geçmişe sahip olan Erdoğan emretti diye başlatılan bu yargılama faaliyetini kabul etmem mümkün değildir” sözlerine 301’den ceza istendi.

Aynı sözlere, “Cumhurbaşkanına hakaretten” 10 aylık hapis cezası verilmesinin ardından; bu sefer de Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesine göre 2 yıla kadar Önder’in hapsi istendi.

Savcıdan mütalaa

MA’daki habere göre, 21 Haziran’da Diyarbakır 12 Asliye Ceza Mahkemesi tarafından söz konusu sözler nedeniyle 10 hapis cezası verilen Önder’in aynı sözlerinden dolayı, “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, devletin kurum ve organlarını aşağılama” iddiasıyla Diyarbakır 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davanın duruşmasında savcı ceza istemiyle mahkemeye mütalaasını sundu.

Önder’in katılmadığı duruşmada avukatı Serdar Çelebi, davaya ilişkin tevsii tahkikat taleplerinin olmadığını belirterek, eksikliklerin giderilmesini istedi.

Avukat süre talep etti

Ardından söz alan iddia makamı, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu. Savcı mütalaasında Önder’in davanın iddianamesinde yer alan sözleriyle TCK 301’inci maddesinde düzenlenen “Türkiye Cumhuriyeti devletini, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletinin yargı organlarını alenen aşağılamak” suçunu işlediğinin sabit olduğunu ileri sürdü.

Savcı, Önder’in üzerine atılı suçu değişik zamanlarda birden fazla işlediğini ileri sürerek, hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını talep etti. Savcı esas hakkındaki mütalaada, Önder’in hangi sözlerinin suç olduğuna değinmedi.

Avukat Serdar Çelebi, esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için süre talep etti. Mahkeme, Önder’in avukatının esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını hazırlaması için duruşmayı 21 Eylül’e bırakıldı.

Ne olmuştu?

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillilerinin geçmişe dönük yapılan bir Anayasa değişikliğiyle dokunulmazlıklarının kaldırılmasından sonra, 4 Kasım 2016’da Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla gözaltına alınan HDP eski Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in o sırada verdiği ifadede kullandığı “Geçmişi şaibelerle dolu Erdoğan’ın” sözlerine ceza verilmişti.

Önder’in sarf ettiği sözler nedeniyle ifadesini alan savcı tarafından “Cumhurbaşkanı’na hakaretten” başlatılan soruşturma sonucu açılan dava, Diyarbakır 12’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde 21 Haziran’da görülmüştü.

Önder’in avukatı Serdar Çelebi, müvekkilinin gözaltına alındığı dönemde milletvekili olduğunu, bunun yasal olmadığını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) HDP milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin verdiği ihlal kararını hatırlatmıştı.

Müvekkilinin milletvekili olduğu halde gözaltına alınmasına karşı eleştirisini dile getirdiğini vurgulayan Çelebi, “Siyasi bir rakibine karşı söylemde bulunmasını hakaret olarak algılanmasını kabul etmiyoruz. Müvekkilimin suç tarihinde milletvekili olduğu göz önünde bulundurulmasını talep ediyoruz” demişti.

AİHM’in Şorli kararından sonra Cumhurbaşkanına hakaret suçunun fiilen işlenemez hale geldiğini dile getiren Çelebi, bu karardan sonra verilecek bu suçlamadan dolayı verilecek tüm kararların usule aykırı bir şekilde verileceğinin ortada olduğunun altını çizerek müvekkilinin beraatini istemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı da Önder’in hapis cezası ile cezalandırılmasını istemişti.

Mahkeme, Önder’in eyleminin Cumhurbaşkanına hakaret suçunu işlediğinin sabit olduğu hükmüne vararak Önder’e 1 yıl hapis cezası verdi. Mahkeme takdiri indirim hakkını kullanarak Önder’in cezasını 10 aya düşürdü. Mahkeme, verilen cezanın hükmünün açıklanmasını ise geri bırakmıştı.

TCK 301

Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır. Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

CHP Tüm Yaz Sahada Olacak: İlk Mitingin Adresi Belli Oldu

Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında önceki gün toplanan CHP MYK’da, TBMM’nin tatile girmesiyle saha çalışmalarının artırılması kararı alındı. CHP, her salı farklı bir ilde grubunu toplayacak.

CHP MYK, önceki gün Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre, toplantıda TBMM’nin tatile girmesiyle saha çalışmalarının artırılması kararı alındı.

Bu kapsamda, Meclis’in kapalı olduğu süreçte Kılıçdaroğlu, 18 Temmuz’dan sonra her salı farklı bir ile gidecek, saat 13.30’daki grup toplantıları partili milletvekillerinin de katılımıyla Meclis açıkmış gibi sürecek. Toplantılar ilin durumuna göre açık havada ya da kapalı salonlarda yapılacak.

MYK toplantısında konuya ilişkin “Devamlı halkın arasında olacağız” dediği öğrenilen Kılıçdaroğlu’nun milletvekillerine de grup toplantısı sonrası gittikleri ilde saha çalışmaları yapmalarına yönelik talimat verdiği belirtildi. Milletvekillerinin saha çalışmaları kapsamında kanaat önderlerine, meslek örgütlerine, odalara ve esnaf ziyaretine gideceği aktarıldı.

Miting 24 Temmuz’da

Kılıçdaroğlu’nun Mersin’de başlattığı ve İstanbul’da sürdürdüğü Milletin Sesi mitinglerine de 24 Temmuz’da Balıkesir’de devam edeceği öğrenildi. Mitingde yine Kılıçdaroğlu’ndan önce kürsüye farklı kesimlerden yurttaşların çıkartılacağı ve konuşma yapacağı belirtildi.

Ziyaretler sürecek

Öte yandan, her salı yapacağı konuşmalar haricinde Kılıçdaroğlu’nun il ziyaretlerini de sürdüreceği; muhtarlar, kanaat önderleri buluşmaları gibi programlarını sürdüreceği belirtildi.

Grup toplantısının yapıldığı ilde saha çalışmalarını tamamlayan vekillerin ise illerine döneceği ve buralarda da seçmenlerle bir arada olacağı kaydedildi. Vekillerin ayrıca nisan döneminde olduğu gibi farklı illere de çıkartmalar yapabileceği öğrenildi.

Paylaşın

NATO: Türkiye’nin Güvenlik Endişeleri Ele Alındı

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik protokolünün imzalandığı toplantı sonrası konuşan NATO Genel Sektereri Jens Stoltenberg, müttefikler arasında terör saldırılarından en çok zarar gören Türkiye’nin meşru güvenlik endişelerinin ele alındığını söyledi. 

Stoltenberg, iki ülkenin NATO üyelik sürecinin resmen başlatıldığı salı günkü toplantı sonrasında İsveç ve Finlandiya Dışişleri Bakanları ile ortak basın açıklaması yaptı.

“Bugün Finlandiya, İsveç, NATO ve Avrupa-Atlantik güvenliği için tarihi bir gün.” ifadelerini kullanan Genel Sekreter, Türkiye’nin güvenlik endişelerine hitap edildiğini söyledi.

Stoltenberg, “Diğer müttefikler de terörist saldırılardan çok çekti ancak Türkiye hepsinden daha fazla. Türkiye’nin meşru güvenlik endişeleri vardı. Bunlar dile getirdiler. Zirvedeki teröre yönelik özel oturumda hep birlikte bu endişelerin üzerinde durduk. Daha sonra Finlandiya, İsveç ve Türkiye arasındaki bu ortak muhtırada da ele alındı.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz haftaya kadar uzun süre İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine, bu iki ülkenin teröre destek verdiğini belirterek karşı çıkmıştı.

‘Herhangi bir liste ve sayı verilmedi’

İsveç ve Finlandiya Dışişleri Bakanları da Türkiye’ye güvence verildiğini söyledi.

Basın toplantısında konuşan Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, “Teröristler ve PKK da dahil Türkiye tarafından dile getirilen tüm endişelere bu belge ve bu muhtırada yanıt verdik. Muhtırada atılması gereken tüm adımlar belirtildi. Anlaşmaya vardığımız bu iş birliğine dayanarak ilerleyebileceğimizi ve Türkiye’nin endişelerini giderebileceğimizi düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde ise, “Muhtırada herhangi bir liste ve sayı bildirilmediğini görebilirsiniz. Madrid’deki müzakereler boyunca da herhangi bir liste ve sayının bahsi geçmedi.” şekline konuştu.

Erdoğan ise cuma günü yöneltilen “Bu iki ülkeden yakın zamanda bazı terör suçlularının iadesi söz konusu olabilir mi?” sorusunu, “Şimdi bu konuda verilmiş sözler var. Örneğin İsveç 73 teröristi bize gönderecek. Şu anda 3-4 tane gönderdiler. Ama bunlar bizim için yeterli değil.” şeklinde yanıtlamıştı.

Paylaşın

İşverene 100 TL’lik Asgari Ücret Desteği İşsizlik Fonu’ndan Karşılanacak

İşverene asgari ücret desteğin koşulları belli oldu. Yeni asgari ücret ile birlikte işverene verileceği açıklanan 100 liralık desteğin, İşsizlik Fonu’ndan karşılanacağı ortaya çıktı.

Genel ücret haline gelen asgari ücretin enflasyon karşısında ezilmesiyle birlikte belirlenen yeni tutar da açlık sınırının altında kaldı ve 5 bin 500 lira olarak belirlendi.

2022 yılı için belirlenen asgari ücrete temmuz ayından itibaren geçerli olmak üzere yüzde 30 zam yapılmasına ilişkin kararın yürürlüğe girmesinin ardından, patronlara verileceği belirtilen 100 liralık desteğin koşulları da torba yasaya eklenen bir madde ile belirlendi.

Buna göre 2022 yılı Temmuz-Aralık döneminde günlük 3,33 liralık tutar, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) ödenecek primden mahsup edilecek ve bedel İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak.

Koşullar

Dünya’da Hüseyin Gökçe’nin haberine göre, asgari ücret desteği prime esas günlük kazancı 179 lira (aylık 5 bin 370 lira) ve altında bildirilen sigortalılar için toplam prim ödeme gün sayısını geçmeyecek şekilde hesaplanacak. Toplu sözleşmeye dahil (sendikalı) iş yerlerinde ise bu sınır günlük 358 lira olarak hesaplanacak.

Bu durumdakilerden ilgili koşulları yerine getirmek şartıyla, yılbaşına kadar günlük 3,33 liralık tutar, SGK’ye ödenecek sigorta primlerinden mahsup edilecek. 2022 yılında kurulan iş yerlerinde ise toplam prim ödeme gün sayısına göre destek sağlanacak.

İş yerlerinin 2022 yılı Temmuz-Aralık ayları arasında çalışan sayısı geçen yılın aynı ayına göre azalma olması halinde, azalan aylar için 100 liralık işveren desteğinden yararlanılamayacak.

Fondan yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2022 yılı Temmuz-Aralık ayları/dönemi için kuruma bildirmediği veya eksik bildirdiği tespit edilen iş yerlerine sağlanan destek, gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınacak.

Paylaşın

AK Parti Çekirdek Seçmeni De Kaybediyor

AK Partili çekirdek seçmende çözülme olduğunu dile getiren SİTA Politik Danışmanlık Genel Müdürü Özçelebi, “Kararsızlar dağıtıldıktan sonra artık çok daha az yüzde 30’un üzerinde sonuçlarla karşılaşıyoruz. Çekirdek seçmende bir çözülme var, bu açık. AK Parti ile birlikte elde ettikleri kazanımları kaybetmek istemeyen, daha çok muhafazakâr ve dindar olan bu grup, kaybetmekten korktuklarını muhalefetin de verebileceğini gördükçe, buna ikna oldukça, yani iktidara güven ve inandırıcılığını kaybettikçe bu kopuş hızlanacaktır” dedi.

Saray ittifakının neden olduğu krizler ve izlediği politikaların ortaya çıkardığı tablonun sonuçları seçim anketlerine yansımaya devam ediyor. AK Parti, yayımlanan son anket sonuçlarında ikinci parti konumuna düştü. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da haziran ayının sonunu işaret ederek, “AK Parti yüzde 30’un altında. Haziran sonunda tüm yoklamalarda CHP’nin AKP’yi geçeceğini göreceksiniz” açıklamasında bulunmuştu.

Piar Araştırma’nın son seçin anketinde “Bu pazar genel seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 29,6’sı “CHP” yanıtını verdi. AK Parti ise yüzde 27,8’le ikinci sırada yer aldı. Anket sonuçlarında ayrıca HDP 11,2 ile üçüncü parti konumunda yer alırken sırasıyla bu partileri yüzde 11 ile İYİ Parti ve yüzde 7,3 ile MHP izledi. Anket sonuçlarında CHP, AK Partinin 1,8 puan puan önünde yer aldı. Şu ana kadar yapılan anketlerde ilk defa CHP’nin bu denli bir farkla birinci parti konumuna yerleştiği görüldü. Piar Araştırma Genel Müdürü Berna Can, bu tabloyu “Anketin elbette başka ayrıntıları mevcut ancak AK Parti için psikolojik eşik dediğimiz yüzde 30 kırılmış görünmekte” sözleriyle yorumladı.

Yöneylem Araştırma’da da benzer bir sonuç ortaya çıktı. Yöneylem’in son yayımladığı anket sonuçlarında AK Parti ikinci parti konumuna düşerken şirketin diğer anket sonuçlarına kıyasla ilk defa CHP birinci parti konumuna yükseldi. Karasızlar dağıtıldıktan sonra çıkan tabloda CHP yüzde 27,7 puanla birinci parti olurken onu yüzde 27,1’le AK Parti, yüzde 13,3’le İYİ Parti, yüzde 8,7’yle HDP ve yüzde 6,8’le MHP izliyor. Ayrıca ankete katılan seçmen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefetin adayına yüzde 54,2 oy verirken Erdoğan yüzde 30,9 oy alıyor.

2018’deki seçim sonuçlarıyla kıyaslandığında AKP ve MHP’nin oylarında büyük bir erime yaşandığı görülüyor. CHP ve İYİ Parti ivmeyi yukarı taşırken, HDP’nin seçmen desteğini önemli ölçüde koruduğu anlaşılıyor. Seçim sonuçlarında AK Parti oyların yüzde 42,6’sını alırken CHP 22,6’sını almıştı. İki partiyi HDP yüzde 11,7 ile izlerken MHP’nin oy oranı yüzde 11,1’di. İYİ Parti ise yüzde 10’da kalmıştı.

Diğer taraftan anketlerde uzun süredir Cumhur İttifakı’nın önünde yer alan Millet İttifakı, aradaki farkı açmaya devam ediyor. ORC Araştırma’nın yayımladığı son anket sonuçlarında Millet İttifakı’nın Cumhur İttifakı’na yüzde 18’lik bir fark attığı görüldü. Buna göre Millet İttifakı kazanır diyenlerin oranı yüzde 54,7’ye yükselirken Cumhur İttifakı kazanır diyenler oranı ise yüzde 36,6’da kaldı. Yüzde 8,7’lik kesimse “fikrim yok” dedi.

MetroPOLL Araştırma’nın yayımladığı son verilerde ise kararsızlar dağıtıldıktan sonra Millet İttifakı’nın oyu yüzde 40,2 olurken, Cumhur İttifakı’nın oyunun yüzde 38,1’de kaldığı görüldü.

Sonuçlara temkinli yaklaşılmalı

SİTA Politik Danışmanlık Genel Müdürü Suat Özçelebi, yayımlanan son anket sonuçlarını BirGün’den Umut Serdaroğlu’na değerlendirdi . Anket sonuçlara temkinli yaklaşılması gerektiğini aktaran Özçelebi, “Bazı anketlerde CHP önde çıksa da buradaki farkların hata payı içinde olduğunu düşünerek temkinli yaklaşılması gerekli. Maalesef anket şirketleri de Türkiye’deki kutuplaşmadan payını almış durumda. Hatta öyle tutumlar görüyoruz ki elindeki anket verilerini bir nevi sopa gibi kullanarak siyaseti dizayn etmeye çalışanlar da var” dedi.

Anket şirketleri arasındaki yayımlanan farkların bundan dolayı olduğunu dile getiren Özçelebi, “Anketler arasında öylesine farklar var ki sanki başka ülkelerde yapılmış gibi duruyor. Aynı ay içerisinde CHP’yi yüzde 29’da görüyoruz yüzde 23’te. İYİ Parti’yi yüzde 21 gösteren bir anketin hemen ardından ertesi ay yüzde 11 gösteren başka bir anketle de karşılaşabiliyoruz. Yüzde 10 puan bir ayda nasıl düştü sorusuna da yanıt yok bu yüzden böyle bir anket bolluğu içinde belli bir trendi takip eden, düzenli yapılan anketleri iyi ayırt etmek gerekiyor” şeklinde konuştu.

Psikolojik sınırın altına düştü

Yine de anketlerden AK Partinin yüzde 30’luk psikolojik sınırın kırıldığının çıkarılabileceğini aktaran Özçelebi, “CHP’nin sanılanın aksine AK Parti’den oy aldığını ancak İttifak Partilerinin de birbirlerine seçmen kaptırdıklarını görüyoruz. AK Parti hatta Cumhur İttifakı oy kaybını azalttı ama durduramadı. Bunu AK Parti’ye çalışan anket şirketlerinde de görmek mümkün. Yüzde 30 luk baraj aşağıya inmiş duruyor” dedi.

AK Partili çekirdek seçmende çözülme olduğunu dile getiren Özçelebi, “Kararsızlar dağıtıldıktan sonra artık çok daha az yüzde 30’un üzerinde sonuçlarla karşılaşıyoruz. Çekirdek seçmende bir çözülme var, bu açık. AK Parti ile birlikte elde ettikleri kazanımları kaybetmek istemeyen, daha çok muhafazakâr ve dindar olan bu grup, kaybetmekten korktuklarını muhalefetin de verebileceğini gördükçe, buna ikna oldukça, yani iktidara güven ve inandırıcılığını kaybettikçe bu kopuş hızlanacaktır” İfadelerini kullandı. AK Partinin bu denli oy kaybındaki temel nedenin ekonomi olduğunu dile getiren Özçelebi, “Ancak bunun zemininde AK Parti ve Cumhurbaşkanı’nın hikâyesini kaybetmiş, yeni hikâye konusunda yeterli kadro, vaat ve güven veren bir yapıya sahip olamayışı yatıyor. Artık tek adamın vizyonu, gittikçe tartışmalı hale gelen nitelikleri ve yarattığı büyük ekonomik buhranla kalması zor görünüyor” dedi.

Muhalefet rehavete kapılmamalı

Ancak muhalefetin rehavete kapılmaması gerektiğinin altını çizen Özçelebi, “AK Parti’nin gidişindeki en büyük anahtar hala muhalefette. Topluma ‘ben çözebilirim’ güvenini vermezse, bunu temsil edecek yeterlilikte bir aday ve kadro kuramazsa, henüz muhalefete tamamen geçmemiş görünen ‘kararsızlar’, ‘z kuşağı’ diye adlandırılan genç grupları bambaşka tepkiler verebilirler. Kimse ‘AK Parti eriyor, bu iş tamam’ rehavetine kapılmasın.

Genç seçmen belirleyici olacak

Genç seçmen iktidarda değişiklik talebinde ancak muhalefetin iş durumu, okul ve ifade özgürlüğü gibi konularda iyileştirme yapabileceğine dair de şüpheci davranıyor. Reuters’ın yayımladığı analize göre, Haziran 2023’te yapılacak seçimde genç seçmen, Erdoğan ve AK Parti iktidarının değişip değişmeyeceği konusunda belirleyici olacak. Genç seçmen, toplam oy oranının yüzde 12’sine sahip. MAK Danışmanlık firması başkanı Mehmet Ali Kulat, 18-29 yaş arasındaki seçmen üzerinden yaptıkları araştırmaların sonucunda, yüzde 70’inin muhalefeti desteklediğini belirterek “Gençler değişim istiyor” dedi. Anket raporlarına göre; seçimde genç seçmenin oyu, seçimin öngörülemez olmasını sağlıyor. Genç seçmenin oyunu ise altılı masanın Erdoğan’ın karşısına çıkaracağı aday belirleyecek.

Paylaşın

Alevi Örgütleri: İnkar Ve Asimilasyon Politikalarına Son Verin

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği genel merkezlerinden yapılan ortak basın açıklamasında AKP hükümetinin inkar, asimilasyon, laiklik karşıtı uygulamalarından vazgeçmesi istendi.

İçişleri, Kültür Turizm ile Gençlik ve Spor bakanlıklarının 19-23 Ağustos’ta Alevi gençlerine Hacı Bektaş Veli’de kamp yaptıracağı ve 300 Alevi Dedesinin Kerbela’ya ve umreye götürüleceği etkinliklere tepki gösterilen açıklamada bu uygulamaların “iyi niyetli olmadığına” dikkat çekildi.

Cumhuriyet’ten Mehmet Menekşe’nin haberine göre, AKP iktidarının Alevi açılım sürecinden itibaren Sünnileştirilmiş Alevi oluşturma çabasında olduğu vurgulanırken AKP hükümetinin Alevilerin net taleplerini görmezden geldiği belirtildi. Açıklamada, “Cemevlerinin ibadethane olduğu kararının bir an evvel uygulanması, laiklik ilkesi gereği devletin tüm inançlara eşit mesafede yaklaşması, Sünni inanca göre oluşturulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılması. Zorunlu din derslerinin kaldırılması” ifadeleri yer aldı.

Alevilere yönelik inkar ve asimilasyon politikalarının ısrarla devam ettirildiğine dikkat çekilen açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“Devletin dizayn ve tasarım çabalarına karşı sosyolojik ve kültürel yaşam tarzını şiirleriyle, deyişleriyle, nefesleriyle yeniden kuran ve muhalif bir dil oluşturarak nice Pir Sultan’lar, Nesimi’ler, Yunus’lar yaratan Aleviler, inancının devrimci anlayışıyla günümüze gelmeyi başarmıştır. Ancak bugünkü yöneticiler kendi fıtratı üzerine doğan Alevi çocuklarını dönüştürme çalışmalarıyla fetihçi eğitim anlayışıyla ‘terbiye’ etmek istiyor.”

Paylaşın

Beyaz Saray: Biden, Türkiye’nin F-16 Çabasını Destekliyor

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, dün (5 Temmuz) günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Jean-Pierre’e sorulan sorular arasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın 29-30 Haziran’da İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen NATO Zirvesindeki açıklamaları da vardı.

Biden’ın burada yaptığı açıklamada “Türkiye’ye F-16 savaş uçaklarının satışını desteklediği” yönündeki ifadesinin kendi partisi Demokrat Parti’den bazı Kongre üyelerinin eleştirisiyle karşılaştığı hatırlatılan Jean-Pierre, Beyaz Saray’ın bu duruma tepkisini şu sözlerle ifade etti:

Bu konuda çok netiz. F-16 ve Türkiye ile ilgili muhabbet bir süredir devam ediyor. Bu konu hakkında aylar önce konuştuk. Dolayısıyla, gerçekten yeni bir şey yok. Başkan [Joe Biden] bu çabayı destekliyor. Dolayısıyla, bunda gerçekten yeni bir şey yok.

Erdoğan ve Biden ne demişti?

Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Haziran’da NATO Zirvesine katılmak üzere Madrid’e gitmeden önce havalimanında düzenlediği basın toplantısında ABD Başkanı Joe Biden ile de görüşeceğini açıklamıştı.

Erdoğan, hemen ardından F-16’lara değinerek, “Bu arada Amerika’yla olan en önemli görüşmemiz F-16 meselesiydi. F-16 meselesi de şu anda hâlâ masada, orada da yine bir oyalama taktiği gidiyor” demişti.

NATO Zirvesi sonrasında Biden ve Erdoğan’ın ayrı ayrı düzenlediği basın toplantılarında da konu tekrar gündeme geldi.

Bir gazetecinin Joe Biden’a “Erdoğan’ın yeni F-16 talepleriyle alakalı hangi isteklerini kabul ettiniz” diye sorması üzerine Biden, “Aralık ayından bu yana pozisyonumu değiştirmedim” yanıtını verdi:

“Tabii ki bu F-16 jetlerinin modernizasyonu konusunu çözmemiz gerekiyor, bunu yapmamak bizim çıkarımıza değil. Ben pozisyonumu değiştirmediğimi onlara söyledim. Aralık’tan bu yana bunu söylüyorum. Bunun için Kongre’nin onayı lazım ve bu onayı alabileceğimizi düşünüyorum.”

Benzer bir soruya yanıt veren Erdoğan ise özetle şöyle dedi:

“Sayın Başkan elinden gelen adımları atacağını söyledi. Tabii sadece olay Demokratlarla bitmiyor bir de Cumhuriyetçiler var.

“Benim de geçen hafta geniş bir ekibim Amerika’daydı. Orada gerek Cumhuriyetçiler gerek Demokratlarla görüşmeleri yaptılar.

“Biz de Sayın Biden’la yaptığımız görüşmeden sonra heyetlerimizi gerekirse yine göndereceğiz. Orada Cumhuriyetçilerle de görüşmeler yapmak suretiyle onların da desteğini almamız halinde inanıyorum ki Sayın Biden’ın bu konudaki samimi gayretleri ciddi bir destek bulacaktır. Onun için de gecikmeden hemen bir heyeti ayrıca Amerika’ya göndereceğiz.”

Paylaşın

DBP’li Salihe Aydeniz’in Dokunulmazlığı Kaldırıldı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Anayasa Adalet Karma Komisyonu bünyesinde kurulan Hazırlık Komisyonu, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verdi.

Aydeniz’in dün savunmasını dinleyen Hazırlık Komisyonu, bugün de karar toplantısını yaptı. Komisyon, İstanbul Kadıköy’deki eylem sırasında bir polise tokat attığı gerekçesiyle hakkında 4 ayrı suçlamayla fezleke düzenlenen Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar aldı.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Fizikçileri Şaşırtan Keşif: Manyetik Bir Malzeme Isıtıldıkça Donuyor

Hollanda’daki Radboud Üniversitesi’nde görev alan Alexander Khajetoorians liderliğindeki bir araştırma ekibi, manyetik bir malzeme üzerinde yaptıkları deneylerde sıradışı bulgulara ulaştı.

Ekip malzemeyi ısıttıkça atomların “donduğunu” ve manyetik dönüşlerin durma noktasına geldiğini gördü.

Bu normalde malzemenin soğutulmasıyla gözlemlenen bir fenomendi.

Uzmanlara göre düzensiz manyetik malzemeler belirli bir miktarda soğutulduğunda atomları “donar” ve dönüşlerini durdurarak, statik bir düzende kalır.

Hakemli bilimsel dergi Nature’da yayımlanan yeni araştırmada ise ilk kez bunun tam tersi gözlemlendi.

Khajetoorians, “Gözlemlediğimiz neodimyumdaki manyetik davranış aslında ‘normalde’ olanın tam tersiydi” diye konuştu: Isıtıldığında buz küpüne dönüşen su gibi… Bu epey mantıksız.

Demir, kobalt, nikel veya çelik gibi malzemeler, herhangi bir mıknatısın etki alanı içindeyken o mıknatısın manyetik alan çizgileriyle aynı yönde hizalanıyor. Bu tür “işbirlikçi” malzemelere “ferromanyetik madde” adı veriliyor.

Ancak bazı bakır ve demir alaşımlarında atomlar epey rastgele dönüyor. Saf neodimyum da bu maddelerden biri. Önceden bunların daha işbirlikçi davranması için soğutulması gerektiği düşünülüyordu.

Ancak araştırma ekibine göre yeni keşfedilen özelliği, bu stratejinin her maddede işe yaramayacağını ortaya koydu.

Neodimiyumun değişen sıcaklıklarda nasıl davrandığını araştırmak isteyen fizikçiler, deneylerde maddenin sıcaklığını -268 dereceden -265 dereceye çıkardı.

Bunun ardından neodimyum atomlarında donma durumunun tetiklendiği görüldü. Fizikçiler neodimyumu tekrar soğuttuğunda, dönüşler yeniden kargaşa halini aldı.

Ekibe göre sıcaklığın artmasıyla düzensizlikten düzenin ortaya çıktığı bu tuhaf davranışın arkasındaki mekanizma ancak ileri araştırmalarla ortaya çıkarabilir.

Khajetoorians, şu açıklamalarda bulundu: Sonuçta bu malzemelerin davranışlarının modelini çıkarabilirsek, çok çeşitli diğer malzemelerin davranışlarını da tahmin edebilir hale geliriz.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın