Trabzonspor, Hatayspor’u Tek Golle Geçti

Trabzonspor, Süper Lig’in 2. haftasında Hatayspor’u konuk ettiği. Trabzonspor’a galibiyeti getiren tek golü 71. dakikada Abdülkadir Ömür kaydetti. Trabzonspor bu galibiyetle ligde puanını 6’ya yükseltti. İlk haftayı bay geçen Hatayspor ise henüz puanla tanışamadı.

Haber Merkezi / Trabzonspor’un sol kolundan sakatlanan oyuncusu Edin Visca’nın humerus kemiğinde kırık meydana geldiği bildirildi. Oyuncunun, yaklaşık 2 ay sahalardan uzak kalabileceği öğrenildi.

Karşılaşmadan dakikalar

18. dakikada Aabid’in ceza sahası içine ortasında müsait pozisyondaki El Kaabi’nin röveşatasını kaleci Uğurcan Çakır çeldi.

28 dakikada sol taraftan ceza sahasın giren Trezeguet’in vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Erce Kardeşler’den döndü.

39. dakikada Falette ile girdiği ikili mücadelede sakatlanan Edin Visca, ambulansla en yakın hastaneye kaldırıldı. Visca’nın sahadan çıkarken sol kolunu oynatamadığı gözlendi.

45. dakikada Doğuncan uzak mesafeden vuruşunda kaleci Erce Kardeşler topu kornere çeldi.

63. dakikada soldan son çizgiye inen Eren Elmalı’nın penaltı noktası yakınına çıkardığı topa Kouassi, gelişine vurdu. Kaleci Erce Kardeşler’in çıkardığı topu savunma uzaklaştırdı.

71. dakikada Trabzonspor, golü buldu. Eren Elmalı’nın soldan pasında, ceza yayı gerisinde Abdülkadir Ömür, şık bir vuruşla topu kaleci Erce Kardeşler’in sağından filelere gönderdi: 1-0.

79. dakikada Abdülkadir Ömür’ün ara pasında kaleci Erce Kardeşler ile ceza sahasında karşı karşıya kalan Djaniny’in şutunda, Erce Kardeşler tehlikeyi topu kornere göndererek önledi.

90. dakikada Bakasetas’ın soldan kullandığı korner atışında, ceza alanı içinde iyi yükselen Hugo’nun kafa vuruşunda, top az farkla üsten auta gitti.

Stat: Medical Park

Hakemler: Abdulkadir Bitigen, Serkan Ok, Alpaslan Dedeş

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Larsen, Denswil, Hugo, Eren Elmalı, Doğucan (Abdulkadir Ömür dk. 46), Siopis, Bakasietas, Vısca (Kouassi dk. 42), Trezeguet (Yusuf Erdoğan dk. 90), Cornelius (Djaniny dk. 75)

Hatayspor: Erce Kardeşler, Kamil Ahmet (Sadık Baş dk. 73), Vranjes, Falette, Adekkugbe, Musa Çağıran, Riberio (Kevin Varga dk. 88), Aabid (Mehdi dk. 80), Lobjanidze, Saint-Louis (Kamara dk. 73), El Kaabi

Gol: Abdulkadir Ömür (dk. 71) (Trabzonspor)

Paylaşın

‘Çığır Açan’ Tükürük Testi İle Ağız Ve Gırtlak Kanserine Erken Teşhis

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) araştırmacılar evde yapılabilen yeni bir tükürük testi sayesinde ağız ve boğaz kanserinin erken belirtilerinin yüzde 90 doğrulukla tespit edilebildiğini açıkladı.

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) “çığır açan cihaz” olarak tanımladığı uygulamanın erken teşhiste önemli bir adım olacağı tahmin ediliyor.

Biyoteknoloji şirketi Viome tarafından üretilen test üzerinde çalışan araştırmacılar, daha doğru bir teşhis aracı oluşturmak için mikrobiyomdaki değişiklikleri incelemeye başlayarak bakteri, mantar, virüs ve vücutta yaşayan mikropları mercek altına aldı.

Daha önceki araştırmaların ağız veya boğaz kanserli kişilerin kansersiz insanlardan farklı bir ağız bakteri florasına sahip olduğunu göstermesi, bu konuda araştırmacılara önemli bir yol açtı.

“Genetik yol haritası belirledik”

Viome şirketindeki araştırmayı yöneten Guruduth Bavanar, Euronews’e yaptığı açıklamada, buluşla ilgili şunları söyledi. “50 yaş ve üstü kişilerden veya sigara içen yetişkinlerden tükürük örnekleri topladık. Hem ağız hem de boğaz kanseri için risk faktörlerine bakarken, alınan örneklerden bakteri, mantar ve deri hücrelerin genetik yol haritasını belirledik”.

Bilim insanları yapay zekayı da kullanarak, 80’i ağız, 12’si gırtlak kanseri olan hastadan gelen ve 945 örnekten alınan genetik verileri inceledi.

Bavanar, yapay zeka sayesinde daha fazla veri toplayıp, daha kesin sonuçlara ulaşma imkanına sahip olduklarını ifade etti.

Geliştirilen bu model, ağız ve boğaz kanseri olan kişilerdeki gen haritasında 88 farklı değişiklik ve bu hastalardan alınan örneklerde bulunan bakterilere özgü 182 genetik özellik tanımladı.

Araştırmacılar daha sonra bu modeli, 82’si kanserli hastadan gelen 230 örnekle kıyaslayarak test etti.

Geliştirilen model, kanserli hastalardan alınan örneklerin yüzde 90’ını ve olmayan insanlardan alınan örneklerin yüzde 95’ini doğru bir şekilde tanımladı.

Araştırmacılar, ABD’de satışa sunulan “CancerDetect” adlı tükürük testinin, yüzde 95 özgüllük ve yüzde 90 duyarlılıkla algılama imkanı verdiği görüşünde.

“Testin kullanılması kanser riskini düşürecek”

Bilim insanları, özellikle ağız ve boğaz kanserine yakalanma riski olanların bu testi kullanmasının yararlı olacağı görüşünde.

Tespit edilmesi oldukça zor olan ağız ve boğaz kanserleri, etkili teşhis araçlarının eksikliği nedeniyle genellikle ileri bir aşamaya ulaşana kadar anlaşılamıyor.

Bu sorun, hastaların hayatta kalma oranlarının önemli ölçüde düşmesine yol açıyor.

Mevcut tarama yöntemlerine göre doktorlar, görsel ve dokunsal muayenelerle teşhis koyabiliyor.

Ancak lezyonların çıplak gözle tespit edilebilmesi için yeterince büyük olması gerektiğinden teşhis yapıldığında hastanın tedavisi için çok geç kalınmış olabiliyor.

ABD’deki verilere göre, hastaların sadece yüzde 28’i erken teşhis edilebiliyor.

Yemek borusu kanserinde 5 yıl hayatta kalma oranı yüzde 68 iken, ağız kanserinde bu oran yüzde 20,6. Bu kanser türlerinin erken teşhisi halinde ilk beş yıl içinde hayatta kalma oranı yine sırasıyla yüzde 86 ve yüzde 47.

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü verilerine göre, bu yıl 54 bin kişiye ağız, 20 binden fazla kişiye boğaz kanseri teşhisi kondu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Yazar Salman Rüşdi Bıçaklı Saldırıya Uğradı

Salman Rüşdi’nin New York eyaletinde düzenlenen bir etkinlikte sahnede bıçaklı saldırıya uğradığı bildirildi. Yaralı halde helikopterle hastaneye kaldırılan Rüşdi’nin sağlık durumuna ilişkin bilgi verilmedi. Polis saldırganın yakalanarak göz altına alındığını duyurdu.

Salman Rüşdi ile birlikte saldırıya uğrayan bir konuşmacınınsa başından hafif yaralandığı belirtildi.

Amerika Birleşik Devletleri New York Eyaleti Polis Merkezi’nden yapılan açıklamada, Rüşdi’nin Chautauqua Enstitüsü’nde vereceği konferans öncesi sahneye atlayan bir kişi tarafından saldırıya uğrayarak boynundan bıçaklandığı ifade edildi.

Booker ödüllü Rüşdi, geleneklerin ötesine geçerek İslam’ın temel kavramlarının modern çağa uyarlandığı bir reform süreci öngörüyordu. Şeytan Ayetleri kitabı dine hakaret içerdiği iddia edildiği için Rüşdi yıllardır ölümle tehdit ediliyordu. En az dokuz yıl saklanarak yaşamak zorunda kalmıştı.

Salman Rüşdi kimdir?

Hindistan doğumlu İngiliz yazar, 1981 yılında Booker Ödülü de aldığı Geceyarısı Çocukları romanıyla ünlendi. Kitap yalnızca İngiltere’de bir milyonun üzerinde sattı. Yazar daha sonra 1993’te Booker of Bookers ve 2008’de Best of Booker ödüllerini aldı.

Rüşdi’nin sürrealist, post-modern romanı Şeytan Ayetleri kitabı 1988’de basılır basılmaz büyük bir öfke doğurdu, yasaklanma çağrıları yapıldı.

İran lideri Ayetullah Humeyni, yazar hakkında ölüm fetvası çıkarttı ve bu durum kitabı başka bir boyuta, diplomatik krizlere taşıdı. Dünya çapında, çevirmenler ve gösterilerde ölenler dahil 59 kişi bu konuyla ilgili hayatını kaybetti.

Rüşdi pek çok Müslüman tarafından “kafir” ilan edilirken bazı kesimler tarafından da ifade özgürlüğünün temsilcisi oldu. İran hükümeti o zamandan beri Hümeyni’nin kararnamesinden uzaklaşsa da Rüşdi karşıtlığı devam ediyor.

Paylaşın

Akşener’den Sert Sözler: Bunun Adı Harami Düzendir

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, esnaf ziyareti için gittiği Aksaray’da konuştu. Akşener, konuşmasında emekli maaşları, siyaset, çiftçi sıkıntıları ve gündeme değindi. Akşener, “5 maaş alan danışman var mı bu ülkede, var. 10 maaş alan var mı, var. 15 maaş alan var mı, var” ifadelerini kullandı. 

Eski Sanayi Caddesi’nde bulunan Akşener, emekli maaşlarının düşük olduğunu savundu. Akşener, “Ey emekliler, söyleye söyleye 3 bin 500 liraya getirdiler. 1500 lira emekli maaşı alanlar vardı. Sizden öğrendim. Anlata anlata bir noktaya geldi ama bizim dediğimiz şuydu; en düşük emekli maaşı, asgari ücret kadar olmalıdır. Şimdi bu arkadaşlar bunu yaptı yaptı, yapmadılar; az kaldı, biz yapacağız” diye konuştu.

Akşener,  Niğde ve Nevşehir ziyaretlerinde karşılaştığı sulama sorununu şu sözleriyle hatırlattı:

“İç Anadolu bölgesinde hepinizin derdi suyun kaybolması, elektrik pompası ile su çıkarılması, sulamanın böyle yapılması. 113 bin liralık elektrik faturası gördüm. 60 bin liralık, 52 bin liralık fatura gördüm. Üç ayda 180 bin lira para ödemek zorunda kalan bir çiftçinin elinde ne kadar para kalabilir? Bunun içine bir de mazotu, ilacı, gübreyi koyun. Geriye ne kalır?”

Harami bir düzen olduğunun altını çizen Akşener, “5 maaş alan danışman var mı bu ülkede, var. 10 maaş alan var mı, var. 15 maaş alan var mı, var. Sen susuzluk derdi çekerken 15 maaşı cebine koyan, yan gelip yatan danışmanlar varsa bu ülkede, bunun adı harami düzendir. Dolayısıyla bütün bunları konuşturmamak için oculuk-buculuk üzerinden herkesi birbirine düşürmeye çalışan o dili reddediyorum. Ayaklarınıza dolaştırılmaya çalışılan o yün yumaklarını reddediyorum” diyerek devam etti.

Siyasetçi için seçmenin velinimet olduğunu dile getiren Akşener, “Velinimetine, ‘terörist’ diyebilir mi? ‘Nankör’ diyebilir mi? Diyemez. Dolayısıyla ‘şükürsüz’ diyebilir mi? Diyemez” dedi. Akşener, şu ifadeleri kullandı:

“Acım var. Çok uzun zamandır sizin dertlerinizin konuşulmadığı, buna karşılık ‘şuculuk’, ‘buculuk’ üzerinden sürekli siyasetçilerin birbirine laf çarptırdığı ama sizin derdiniz konuşulmadığı için de her birinizin ayrı ayrı çırak çıktığı bir sistem var bu ülkede. Dolayısıyla onu değiştirmenin yolu bu. Mesela çarık- kundura- çanta dükkanı var karşımda. O dükkanın sahibinin, işletmecisinin müşterisi velinimettir.

Doğru mu? Doğru. Dolayısıyla siyasetçi için müşteri kimdir? Seçmendir. Seçmeni velinimettir. Velinimetine, ‘terörist’ diyebilir mi? ‘Nankör’ diyebilir mi? Diyemez. Dolayısıyla ‘şükürsüz’ diyebilir mi? Diyemez. Su görününce teyemmüm bozulduğuna göre demek ki yapmamız gereken şu; bu aziz millet, velinimettir. Seçmen velinimettir. Siyasetçinin görevi; ister iktidar ister muhalefet, sizin dertlerinizi dinleyip çözüm üretip o çözümler üzerinden rekabet etmektir”

‘Garibim dinozorların yolunmadık tarafı kalmamış’

Akşener, mülakat sistemini de kaldıracaklarını vurguladı. Türktelekom ile Ankapark sürecine değinen İYİ Parti lideri şunları söyledi:

“24 milyar lira, sizin cebinizden Telekom’dan alındı, Haririlerin cebine kondu. Yalan mı? Hariri kim, Sayın Erdoğan’ın aile dostu. Sizin cebinizden alındı onun cebine kondu. Reva mı, hak mı, hakikat mi bu? Haram be haram. Şimdi bu 24 milyar lirayı koyun bir kenara. Ankara’da Ankapark diye bir park yapmışlar. Garibim dinozorların yolunmadık tarafı kalmamış, çalınmadık şey kalmamış. Öyle enteresan bir şey ki, 14 milyar lira harcanmış. İkisini toplayın, 38 milyar lira. 38 milyar lira ne olurdu? Kara tren buraya gelirdi. Havalimanının yüzde 70’i bitmişti. KYK borcu olan tüm gençlerin tüm borçları silinirdi.

Nisan ayında atamadığınız gübreyi bu devlet verip, bedava bu gübreyi atabilirsiniz. Elektrik paralarında yüzde 50 indirim yapılabilirdi. Mazotta yüzde 50 indirim yapılabilirdi. Çiftçinin, üreticinin girdi maliyetlerinin tümünde yüzde 50 indirim yapılabilirdi. Çiftçinin kendini geçindirebileceği bir gelire sahip olması sağlanabilirdi. Bütün bunlar yerine Hariri ile iki tane müteahhidin cebine 38 milyar koyan bu zihniyet harami bir zihniyettir. Bu düzeni beraber değiştireceğiz. Sizin helal oylarınızla, sandıkta, demokrasiyle değiştireceğiz.”

Akşener konuşmasının ardından esnafı ziyaret etti.

Paylaşın

Türkiye’nin Döviz Rezervinde Son Bir Yılın En Yüksek Artışı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervlerinde geçen hafta son 12 ayın en yüksek artışı yaşandı. TCMB toplam döviz rezervleri 5 Ağustos ile biten haftada 7,4 milyar dolar artarak 109 milyar dolara kadar çıktı. Bloomberg’e göre bu, 12 ayın en yüksek artışı oldu.

Merkez Bankası’nın yurt dışı yerleşikler portföy hareketleri haftalık verisine göre, 5 Ağustos ile biten dönemde yabancıların 8 haftalık çıkış serisinin ardından hisselerde ve tahvillerde sınırlı giriş gözlendi. Bloomberg’in haberine göre döviz artışında Rusya’dan Akkuyu nükleer güç santrali inşaatı için gönderilen para etkili oldu.

Ekonomist Haluk Bürümcekçi, piyasa notunda toplam rezerv artışının 4,4 milyar dolarının bankalar döviz mevduatı artışı, 2 milyar dolarının swap artışı ve altın değerleme etkisinin toplamından kaynaklandığını vurguladı.

Bu yüzden Bürümcekçi de döviz rezervlerindeki artışı Rusya’dan gelen paraya bağladı:

“Banka swapları ve bankalar döviz mevduatı artışında, Rusya’nın Akkuyu nükleer santrali yatırımı için Türkiye’ye aktardığı tutar sonrası şirketler mevduatının artmasının etkili olduğunu düşünüyorum. Zira son iki haftada şirketler yabancı para (YP) mevduatı 7 milyar dolara yakın artmış durumda”.

Rosatom’dan santal için para akışı

Geçtiğimiz haftalarda Bloomberg’in üst düzey Türk yetkililere dayandırdığı haberinde, Rusya enerji firması Rosatom’ın toplamda 20 milyar dolar olarak planlanan Akkuyu nükleer santral inşası için Türkiye’ye 15 milyar dolar aktarma sürecinde olduğu belirtilmişti.

Türkiye’de bankalar gerçekleştirilen para transferlerinin bir kısmını Merkez Bankası’nda bırakmak zorunda.

Ticari alım ve satım yapan şirketler de nakitlerinin bir kısmını Merkez Bankası’nda bırakabiliyor.

Bu da direkt olarak bu tarz büyük ticari işlemlerin Merkez Bankası rezervlerine yansımasına sebep oluyor.

Geçtiğimiz günlerde Middle East Eye’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan bir yetkilinin açıklamalarına dayandırılan haberinde Suudi Arabistan’ın Türkiye’ye 20 milyar dolar yatırım yapacağı aktarıldı.

Bloomberg HT’nin dünkü haberine göre ise Birleşik Arap Emirlikleri merkezli enerji firması International Energy Holding’in (IHC) Kalyon Enerji’nin yüzde 50 hissesini 490 milyon dolara satın aldığı açıklandı.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

İsrail’in Gazze’ye Düzenlediği Saldırılarda Ölü Sayısı 49’a Yükseldi

İsrail’in abluka altındaki Gazze’ye yönelik saldırılarında ölenlerin sayısı 49’a yükseldi. İsrail’in üç gün boyunca devam eden saldırılarında 360’tan fazla Filistinli de yaralandı. BM’de son bir haftada 19 çocuğun öldürüldüğünü açıklamıştı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üçüncü gününde ilan edilen ateşkes devam ediyor. Filistin Sağlık Bakanlığı, yaptığı açıklamada, 5 Ağustos’ta yaralanan Enes Enşasi’nin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, saldırılar sırasında Han Yunus bölgesinde yaralanan 20 yaşındaki Enşasi’nin tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiğini belirtti. Enşasi’nin hayatını kaybetmesiyle, İsrail’in abluka altındaki Gazze’ye yönelik saldırılarında ölenlerin sayısı 49’a yükseldi. İsrail’in üç gün boyunca devam eden saldırılarında 360’tan fazla Filistinli de yaralandı.

BM: 19 çocuk hayatını kaybetti

Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet de Filistin’de öldürülen çocuklarla ilgili dün yazılı bir açıklama yaptı. Bachelet’nin açıklamasına göre, Gazze’de son bir hafta içinde 19 çocuk, 2022 yılında ise toplam 37 çocuk yaşamını yitirdi.

Michelle Bachelet’nin paylaştığı bilgilere göre, 17 çocuk İsrail’in Gazze şeridine saldırılarında öldürülürken iki çocuk da İsrail kolluk kuvvetlerinin Batı Şeria’da düzenlediği operasyonlarda yaşamını yitirdi.

Saldırılarda yaralananlar hakkında da bilgi veren Bachelet, “yaralanan 360 Filistinli’nin yaklaşık üçte ikisinin sivil olduğunu ve bu kişiler arasında 151 çocuk, 58 kadın ve 19 yaşlı insan olduğunu” açıkladı.

Çocukların öldürülmesinin vicdana aykırı olduğunu belirten Bachelet, yazılı açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Uluslararası insan hakları hukuku açık ve nettir: Sivilleri veya sivil unsurları hedef alan saldırılar yasaktır. Bu saldırılar durdurulmalıdır.

Çatışmalarda herhangi bir çocuğa zarar vermek son derece rahatsız edicidir. Çocukların öldürülmesi ve yaralanması vicdana aykırıdır. İsrail’in uluslararası insan hakları hukukunu defalarca ihlal etmesi karşısında neredeyse topyekûn bir hesap verilebilirlik eksikliği sürmektedir.”

Ne olmuştu?

İsrail askerleri, 1 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinde İslami Cihad Hareketi’nin yöneticisi Bessam Saadi’yi yaralayarak gözaltına almış, çıkan çatışmada 1 Filistinli ölmüştü.

İsrail ordusu, Saadi’nin gözaltına alınmasının ardından olası bir misilleme endişesiyle abluka altındaki Gazze çevresinde alarm seviyesini üst düzeye çıkarmıştı. Bu kapsamda ordu birlikleri, Gazze Şeridi çevresindeki Yahudi yerleşim bölgelerini birbirine bağlayan ana yolları kapatmış, Gazze semalarında onlarca insansız hava aracı uçurulmuştu.

5 gün boyunca devam eden süreçte Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı ve Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı da kapalı tutuluyordu.

İsrail ordusu, 5 Ağustos’ta Gazze’ye hava saldırıları başlattı. Saldırılarda İslami Cihad Hareketi’nin komutanlarından Teysir el-Caberi de öldürüldü.

Gazze’de bulunan El-Fetih dışındaki Filistinli örgütler ortak açıklama yaparak saldırılara karşılık verileceğini duyurdu. Akşam saatlerinde de Gazze’den İsrail’e çok sayıda roket fırlatıldı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının üçüncü gününde Mısır’ın arabuluculuğunda sağlanan ateşkes Türkiye saati ile 7 Ağustos 23:30’da yürürlüğe girdi.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: İktidara En Yakın Dönemdeyiz

CHP Yurt Dışı Örgütlenme Çalıştayı’nda konuşan Kılıçdaroğlu, konuşmasında “Dünya siyaset tarihine bir şey bırakmak istiyoruz. Dünya siyaset tarihine bırakacağımız miras, özellikle gençlerin, yani ilk kez oy kullanacakların bırakacakları miras, otoriter bir yönetimi demokratik yöntemlerle değiştirmektir” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasının devamında, “Avrupa Birliği’nde öngörülen, demokratik ülkelerde öngörülen bütün demokratik kazanımların Türkiye’de de olmasını istiyoruz” ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, “Herkesin düşüncesini özgürce ifade ettiği bir Türkiye istiyoruz. Hiç kimsenin inancından, kimliğinden, yaşam tarzından ötürü ötekileştirilmediği bir Türkiye istiyoruz. Bunun kavgasını, mücadelesini veriyoruz. Eski, klasik söylemlerin çok dışında, uygar dünyanın bir parçası olmak için mücadele eden bir CHP var” ifadelerini kullandı.

Yurtdışında yaklaşık 4 milyon seçmen bulunduğunu aktaran CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Biz, oralardan beklediğimiz oyu alamıyoruz. Oyu alamıyorsak klasik bir söylemle ‘Efendim onlar bize oy vermiyorlar’. Hayır, bunu kabul etmiyorum. Niçin bize oy vermiyorlar? Asıl üzerinde düşüneceğimiz nokta bu” dedi.

Geçmişte CHP’de kısır çekişmeler yaşandığını belirten Kılıçdaroğlu “Bunları tamamen ayıkladık. Kısır çekişmeler yok artık. Her birimiz iktidara odaklanmış vaziyetteyiz. Her birimiz Türkiye’nin sorunlarını çok iyi biliyoruz ve bu sorunları çözmek istiyoruz. Sorunların nasıl çözüleceğini de biliyoruz. Kafa yoruyoruz. Sadece parti içinde değil, akademik dünyadan, bürokratik dünyadan da yardım alıyoruz… Sivil toplum örgütleriyle tartışıyoruz. Çağdaş bir CHP; sorunları bilen, sağlıklı ve tutarlı çözümler üreten bir CHP var artık. Bunu sadece Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımız değil, artık bütün dünya biliyor” diye konuştu.

CHP Yurt Dışı Örgütlenme Çalıştayı, İstanbul Maltepe Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde başladı. CHP’nin yurt dışındaki 43 birlik başkanları ile yöneticilerinin katılacağı çalıştayın açılışını Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu yaptı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP İstanbul Milletvekilleri Gürsel Tekin, Yunus Emre, Sezgin Tanrıkulu ve Mahmut Tanal ile Eski Kültür Bakanı ve SODEV Onursal Başkanı Ercan Karakaş’ın da yer aldığı etkinlikte CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, açıklamalarda bulundu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Her birimiz tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Bugün içinde yaşadığımız şartlar, her birimizin daha fazla düşünmesini, daha fazla tartışmasını, yeni yollar, yöntemler bulma konusunda çalışmasını zorunlu kılan bir süreç. Biz dünya siyaset tarihine bir şey bırakmak istiyoruz. Dünya siyaset tarihine bırakacağımız miras, özellikle gençlerin bırakacağı bir miras.

Yani ilk kez oy kullanacakların bırakacakları miras, otoriter bir yönetimi demokratik yöntemler ile değiştirmektir. Bunu gerçekleştirmek için yola çıktık. Biz pek çok sorun yaşadık. İster Türkiye’de olsun ister yurtdışında olsun. Artık sorunlarımızdan arınmak istiyoruz. Geleceğe güvenle bakmak istiyoruz, daha güzel bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz.

Avrupa Birliği’nde (AB) öngörülen, demokratik ülkelerde öngörülen bütün demokratik kazanımların Türkiye’de de olmasını istiyoruz. Herkesin düşüncesini özgürce ifade ettiği bir Türkiye istiyoruz. Hiç kimsenin inancından, kimliğinden, yaşam tarzından ötürü ötekileştirilmediği bir Türkiye istiyoruz. Bunun kavgasını veriyoruz, mücadelesini veriyoruz.

Eski klasik söylemlerin çok dışında, uygar dünyanın bir parçası olmak için mücadele eden bir CHP var. Bunun farkında olmanız lazım. Ve bizler, eleştiri yaparken arkasından mutlaka çözümü de getiren, çözümü de öneren, topluma duyuran bir partiyiz. Sorunları sadece dillendiren değil, sorunların nasıl çözüleceğini de ifade eden partiyiz. Dolayısıyla uzun yıllardır iktidar olamayan bir CHP, iktidara en yakın dönemdedir. Bunu yapacak olan, bunu sağlayacak olan sizlersiniz, bu partiye emek verenlerdir.

Yaklaşık 4 milyon seçmen, 6 milyon civarında yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız var. Biz oralardan beklediğimiz oyu alamıyoruz. Niçin bize oy vermiyorlar? Asıl üzerinde düşüneceğimiz nokta bu. Çuvaldızı önce kendimize batırmak zorundayız. Eğer biz güven vermiyorsak, niye bize oy versinler? Siyaseti bireysel çıkarlar üzerine inşa ediyorsak, niye bize oy versinler? Derdini anlatmak isteyen vatandaş derdini anlatırken lafını ağzına tıkıyorsak, niye bize oy versinler? Yaşadığı dünya kadar sorun var, çözümüyle ilgili çaba harcamıyorsak, niye bize oy versinler?

“Türkiye’de nüfusun yarısından fazlasını CHP’li büyükşehir belediye başkanları yönetiyor”

Yeni bir siyaset anlayışını aslında ülkemize getiriyoruz. Yeni siyaset anlayışının CHP’ye kapılarını araladığını da gayet iyi biliyoruz. Yerel yönetimler bunun en güzel örneğidir. Biz büyük kentleri alacağımızı söylediğimizde kimse inanmıyordu, rakiplerimiz inanmıyordu. Ama biz yeni siyaset anlayışımızla bu kapıları araladık. Bugün yeni siyaset anlayışının meyvelerini de görüyoruz. Bugün Türkiye’de nüfusun yarısından fazlasını CHP’li büyükşehir belediye başkanları yönetiyor.

Verdiğimiz mücadele, bir hak mücadelesidir, bir demokrasi mücadelesidir. Evet örgütlendik, ama halkın bölgede yaşadığınız ilde, kentte veya ülkede seçmenlerle çok sıcak ve samimi bir ilişki kurmak zorundasınız. Onların sorunlarını dinlemek, biz nasıl çözüyoruz, neyleri öneriyoruz bunu çok iyi anlatmak zorundasınız. Yurt dışından gelen kardeşlerimiz var. Oralarda çalışıyorlar, emek harcıyorlar, o ülkelerin kalkınmasında, büyümesinde katkıda bulunuyorlar. Unutmayalım, aslında çok çalışkan bir halkız biz. Yaratıcı bir zekamız var. Düz işçi olarak bizim babalarımız, dedelerimiz gitti. Ama şimdi onların üçüncü, dördüncü kuşakları üniversitede hoca, sanatçı, gazeteci, bilim insanları. Hayatın her alanına girmiş vaziyetteler.

Geçmişte CHP’de kısır çekişmeler vardı, bunları tamamen ayıkladık. Kısır çekişmeler yok artık. Her birimiz iktidara odaklanmış vaziyetteyiz. Her birimiz Türkiye’nin sorunlarını çok iyi biliyoruz. Sorunları çözmek istiyoruz, sorunların nasıl çözüleceğini biliyoruz. Sadece parti içinde değil, akademik dünyadan, bürokratik dünyadan da yardım alıyoruz. Sivil Toplum Örgütleri ile tartışıyoruz.

Çağdaş bir CHP, sorunları bilen, sağlıklı tutarlı çözümler üreten CHP var artık. Bunu sadece Türkiye’de yaşayan yurttaşlarımız değil, artık bütün dünya bunu biliyor. Ülkesini seven, yurtta barışı ve dünyada barışı savunan, barışın ne kadar değerli olduğunu bilen, bütün halklarla barış içinde yaşamayı ilke edinen bir anlayışı büyütmeye çalışıyoruz. Temel görevlerimiz bu.

Yaşadığınız ülkelerde sorunlar var biliyoruz. Türkiye’de emeklilik haklarınız, diğer yasalar, sağlık hizmetlerini Türkiye’de yeteri kadar alamamak gibi pek çok sorunlarınız var. 2013-2022 ilk kez yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın kendilerini temsil etmek üzere yurt dışı seçim çevresi oluşturulması gerekir diye telaffuz eden ve kanun teklifini veren bir partiyiz.

“Kucağımızı açacağız, herkese açacağız”

Sizler CHP’yi temsil ediyorsunuz bulunduğunuz ülkelerde. Kucağınızı ne kadar büyük açarsanız, ne kadar geniş kitleleri kucaklarsanız, emin olun o kadar büyüyeceksiniz. Kucağımızı açacağız, herkese açacağız. Kimlik üzerinden siyaset yapmayacağız, inanç üzerinden siyaset yapmayacağız, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapmayacağız. Eğer siyaset yapacaksak, Türkiye’yi nasıl büyütürüz, katma değeri yüksek ürünleri nasıl üretiriz… Bunları tartışmalıyız.

AB’de hangi demokratik standartlar varsa, oturalım parlamentoda hepsini yapalım. Dönüp AB’ye diyelim ki, ‘kardeşim zaten biz hepsini yaptık. Bizde düşünce özgürlüğü var. düşüncelere, insana saygı, demokrasi var. Sizin ülkenizde var olan bütün demokratik kurallar bizim ülkemizde de var.’ Onların talimatı, beklentileri değil. Biz üçüncü sınıf demokrasiyi hak eden bir ülke değiliz. Ülkemizde birinci sınıf demokrasi olmalı. İnsan hakkı olmalı, çevre hakkı olmalı. Birilerinin dayatmasıyla demokrasi değil, kendi özgür irademizle kendi ülkemize demokrasiyi getirmeliyiz. ‘Bekleyelim, bize bir fasıl açsınlar şunu yap diye, biz de onu yapalım.’ Niye kardeşim? Biz bunları yapacağız, kararlıyız.

Göreceksiniz, ilk iktidarımızda göreceksiniz, AB’nin öngördüğü kendi ülkelerinde var olan bütün demokratik kuralları ülkemize getireceğiz. Şu tarihsel gerçeği sakın unutmayın: Türkiye bütün mazlum milletlere örnek olan bir ülkedir. Milli Kurtuluş Savaşı verdikten sonra mazlum ülkelerin büyük bir kısmı kurtuluş savaşı verdi. Bu ülkelerde kurtuluş savaşı veren gençler, göğüslerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafını taşıyorlardı. Cumhuriyeti kurduktan sonra bütün mazlum ülkelerin cumhuriyet kurduğunu görüyoruz. Biz aynı zamanda, bütün mazlum ülkelere örnek olan bir ülkeyiz. Bize tarihin yüklediği böyle bir sorumluluk da var.

“Eleştiriyi sabırla dinlemeliyiz ve kendi çözümlerimizi de anlatmalıyız”

İşin özeti; hepimize çok iş düşüyor. Bana da iş düşüyor, size de iş düşüyor. Kısır tartışmalardan kesinlikle uzak duracağız. Bizi eleştirmek isteyenleri sabırla dinleyeceğiz. Birisi sizi eleştiriyorsa, size değer verdiği içindir. Eleştiriden korkmayacağız, sağlıklı eleştiri kadar değerli bir şey yoktur. Eleştiriyi sabırla dinlemeliyiz ve kendi çözümlerimizi de anlatmalıyız.

Geldiğimiz nokta şudur: Her sorunu biliyoruz ama her sorunun nasıl çözüleceğini de biliyoruz. Bugün bizim çözümlerimizi iktidar olmadığımız halde iktidar sahipleri çözmek istiyorlar. Çünkü onlar çözümü bilmiyor. Neyi nasıl yapacaklarını bilmiyorlar. Bir sorunlar yumağı ile Türkiye karşı karşıya. İktidar çoklu organ yetmezliği ile karşı karşıya. İktidara geldiğimizde, halkın iradesiyle geleceğiz, Türkiye kısa zamanda toparlanacak, bütün dünyaya örnek olacak. Her birimizin tarihi sorumluluğu var. Örgütlerinizi kurarken kadın-erkek dengesine dikkat edin, kadın kardeşlerimizin de siyaset alanını açın. Cinsiyet kotası getirdik yüzde 33, yüzde 20 de gençlik kotası getirdik. İktidar olduğumuzda bunu Siyasi Partiler Yasası’na da koyacağız. Her şeyi beraber yapacağız.”

Paylaşın

ILO: Dünyadaki Gençlerin Yüzde 23’ü Ne Eğitimde Ne İstihdamda

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), “Gençlik için Küresel İstihdam Trendleri 2022” raporunu yayınladı. ILO’nun raporu, 2022 yılında dünya çapında iş bulamayan gençlerin sayısının 73 milyona ulaşmasının beklendiğini açıkladı.

Bu rakam, Kovid 19 pandemisinin başladığı 2020’den önceki dönem ile karşılaştırıldığında 6 milyon daha fazla genç işsiz demek. Raporda paylaşılan verilere göre, 2019-2020 döneminde işini kaybeden 15-24 yaş grubunun oranı 25 yaş ve üzeri yetişkinlerden daha fazlaydı.

Geniş çaplı kapanma önlemlerinin yürürlükte olduğu bu dönemde bazı gençler işten çıkarılırken bazı gençler ise işgücüne katılamadı.

Pandemi, genç işgücü piyasasını vurdu

Gençlerin daha ileri yaşlardaki yetişkinlere nazaran daha büyük istihdam kayıpları yaşadığını kaydeden ILO, genç kadınların iş bulma konusunda erkeklerden daha büyük zorluklar ile karşı karşıya kaldığını da belirtti.

Rapora göre, Arabistan yarımadasındaki ülkelerde 2022 yılı sonu itibariyle genç işsizlik oranının daha yüksek olması bekleniyor.

Raporda paylaşılan verileri değerlendiren ILO Politikadan Sorumlu Genel Direktör Yardımcısı Martha Newton, “COVID-19 pandemisinin tüm dünyadaki genç işgücü piyasasına zarar verdiğini biliyoruz” dedi.

ILO raporunun kamuoyu ile paylaşıldığı basın toplantısında konuşan Newton, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranının 2020 yılında yüzde 23,3’e yükseldiğini, bu oranın 2019 ile karşılaştırıldığında 1,5 puanlık bir artış anlamına geldiğini kaydetti. ILO raporuna göre, 2020 yılına ait “ne eğitimde ne istihdamda” genç oranı, son 15 sene içinde görülen en yüksek oran.

Cinsiyet ve gelir eşitsizliği

ILO’nun paylaştığı veriler, iş bulma konusunda genç kadınların genç erkeklere göre “daha kötü durumda” olduğunu da gösterdi.

Buna göre, 2022 yılında her 10 genç kadından üçünün çalışması beklenirken genç erkekler için bu sayı her 10 kişiden dördünden fazla.

Öte yandan, “son 20 yıldır çok az kapanma belirtisi gösteren toplumsal cinsiyet eşitsizliği, 17,3 puan ile düşük ve orta gelirli ülkelerde görüldü.” Bu oran, yüksek gelirli ülkelerde 2,3 puan seviyesindeydi.

ILO’nun tahminlerine göre, “yalnızca yüksek gelirli ülkelerdeki genç işsizliği seviyeleri, bu sene sonunda 2019’daki rakamlara gerileyebilecek.”

Düşük gelirli ülkelerde ise genç işsizlik oranlarının 2019 yılındaki rakamların bir puan üzerinde seyretmesi bekleniyor.

Afrika, Asya, Amerika

Afrika kıtasında genç işsizliği oranının yüzde 12,7 olduğunu hatırlatan ILO raporu, bu oranın pek çok gencin tamamen işgücü piyasasından çekildiği gerçeğini gizlediğini kaydetti: “2020 yılında Afrika’daki her beş gençten biri ne istihdamda ne eğitimdeydi.”

ILO’nun raporuna göre, “Arap Devletleri, 2022 yılında yüzde 24,8’e ulaşması beklenen genç işsizliği oranı ile en yüksek ve en hızlı büyüyen işsizlik oranına sahip.” Dahası, bu ülkelerdeki genç kadınlar arasındaki işsizlik oranının 2022 sonu itibariyle yüzde 42,5 olması bekleniyor.

ILO, bu yüzde 42,5’lik oranın yüzde 14,5 olan dünya ortalamasının neredeyse üç katı olduğunun altını çizdi.

Rapor ayrıca, 15-24 yaş grubundaki işsizlik oranının Avrupa ve Orta Asya’da yüzde 16,4, Asya-Pasifik’te yüzde 14,9, Latin Amerika’da yüzde 20,5 ve Kuzey Amerika’da yüzde 8,3 olmasının beklendiğini ortaya koydu.

Türkiye’de işsizlik

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 10 Ağustos’ta yayımladığı verilere göre,15-24 yaş genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre değişim göstermeyerek yüzde 20,4 olmuştu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 16,3, kadınlarda ise yüzde 27,9 olarak tahmin edildi.

TÜİK’e göre, toplam işsiz sayısı, Mayıs’a oranla 136 bin kişi düşerek 3 milyon 541 bin kişi oldu. Dar tanımlı işsizlik oranı ise 0,3 puanlık azalış ile yüzde 10,3 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,5 iken kadınlarda yüzde 13,8 olarak tahmin edildi.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) göre, ise mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı Haziran 2022’de 7 milyon 607 bin kişi olarak gerçekleşti. Geniş tanımlı işsizlik oranı, yüzde 20,4 iken geniş tanımlı kadın işsizliği oranı yüzde 28,3’tü.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

HDP’li Buldan: Bu Zulüm Bitecek, Bu İktidar Gidecek

Manisa’da konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “İktidardakiler bize sokağa çıkamayacağımızı söylediler. Ama gördüler Türkiye’nin her yerinde halkımızla dayanışmaya devam ediyoruz. Ta ki onları gönderene kadar” dedi.

Haber Merkezi / Hiç kimsenin karamsarlığa kapılmaması gerektiğin söyleyen Buldan, AKP ve MHP’yi gönderecek olan gücün HDP olduğunu ve iktidarın bunu bildiği için saldırıları artırdığını aktardı. Buldan, “Bu yüzden HDP’lilere saldırıyorlar, hasta tutukluları, serbest bırakmıyorlar. Bu politikalarla Türkiye toplumunu da rehin alıyorlar. Bu ülkede demokratik siyaseti savunanlar ilkelerinden taviz vermeyecek. Biz bu iktidarı gönderene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Önümüzde kumpas davaları çıkardılar. Kobanê ve HDP’yi kapatma davası AKP-MHP iktidarının kumpas davasıdır. Onlar sandılar bu kumpas davalarıyla HDP’yi kapatır önüne geçeriz. Ama yanıldılar işte halkımız işte HDP” diye konuştu.

AKP-MHP iktidarının halkları değil kendi iktidarlarını düşündüğünü dile getiren Buldan, her gün zam üstüne zam yapanların geleceği olmayan bir ülke yarattıklarını söyledi. Buldan, “El ele, omuz omuza vererek. Bütün  Türkiye toplumu kadını, genci, Türkü, Sünnisi, Kürdü ile farklı inanç ve kimliğiyle el ele vererek bu iktidarı, iktidardan götürmenin hesaplarını yapmak zorundayız. Başka alternatifimiz yok kazanmak zorundayız. tek alternatifimiz onları iktidardan göndermek olacak. Öyle bir farkla göndereceğiz ki onlar bile inanamayacak” diye konuştu.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Manisa’nın Fevzi Çakmak Mahallesi Ahmet Kaya Parkı’nda halk buluştu. Buldan’a milletvekilleri, Filiz Kerestecioğlu, Ali Kenanoğlu ile Parti Meclis üyeleri de eşlik etti.

Burada bir konuşma yapan Pervin Buldan’ın açıklamaları şöyle;

“Bu bir miting değil, bu bir halk buluşması ama burayı mitinge çevirdiniz. Bu ülkeyi yönetenler HDP’nin her sokağa çıkışını, her meydana inişini, her halkla buluşmasını görmezden gelebilir ama biz her türlü engellemeye rağmen, her türlü yasaklamaya rağmen halkımızla buluşmaya, sizlerle bir araya gelmeye her koşulda ve şartta devam edeceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. HDP bugün Manisa’da ise yarın Amed’de, Hakkari’de olacak. HDP bugün Ege’de ise yarın Karadeniz’de olacak. HDP bugün Ege’de ise yarın Botan’da, Serhat’ta, Amed’de olacak. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. HDP sizlerle var, sizlerle daha da büyüyecek, daha da genişleyecek ve HDP artık bu ülkenin umudu, yarınları, bu ülkenin geleceği ve bu ülkede yeni bir yaşamı, adaleti, barışı, demokrasiyi tesis edene kadar yola devam edecek.

“Bu ülkede artık çözümün adı HDP’dir, HDP halkların umudu ve cesaretidir”

Bizler bu ülkede Kürtlere, Alevilere, kadınlara, gençlere zulmeden, Kürtleri yok sayan Alevilerin eşit yurttaşlık hakkını, talebini görmeyen, kadınların eşitlik talebini görmeyen ve duymayan iktidara karşı biz varız, buradayız ve çözüm biziz diyerek yollara çıktık. 3 Temmuz’da Ankara’da  büyük bir kongre gerçekleştirdik. Biz kongremizi yapmadan önce bu ülkenin Cumhurbaşkanı HDP için “artık mecalleri kalmadı, artık sokağa çıkamıyorlar, meydanlara inemiyorlar’ demişti. Ama kongremizde de gördükleri gibi sadece yurt içinden değil yurtdışından gelen konuklarla birlikte halkımızın desteği ile büyük bir kongre gerçekleştirdik ve taleplerimizi ifade ettik. HDP bu ülkeye barışı, demokrasiyi, adaleti getirecek, insan haklarını getirecek, dedik. Bunun için de şöyle bir söz kurduk; çözüm biziz dedik. Bu ülkede artık çözümün adı HDP’dir. Çünkü HDP bu ülkenin umudu ve cesaretidir.

“Bizimle siyaseten baş edemeyenler kumpas davalarını önümüze çıkarıyorlar”

Biz bunu yaptığımız için, halkımızla her yerde buluştuğumuz, bu ülkenin halklarına, Türkiye toplumuna adalet sözü verdiğimiz için, barış, demokrasi sözü verdiğimiz için her gün iktidarın hedefindeyiz. Bizimle sandıklarda baş edemeyenler, siyaseten baş edemeyenler, önümüze kumpas davalarıyla çıkıyorlar, saldırılarla, hakaretlerle çıkıyorlar. Her gün siyasi soykırım operasyonları ile il ve ilçe örgütlerimize yapılan saldırılarla, inkarla Kürt sorununu çözmeye çalışanlar bilsinler ki, Kürtler bu ülkede yüzyıllardır var olan ve bundan sonra var olacak olan bir halktır. Demokratik siyaseti savunan, bu ülkede yaşayan tüm kesimlerin, inançların, farklı mezheplerin, farklı dinlerin ve dillerin sorunlarını kendi sorunu gibi gündemine alan HDP’ye her gün kumpas davaları açıyorlar.

“Geçmişte bütün kumpas davalarıyla baş ettik, bu kumpaslara karşı zafer kazandık”

Şimdi karşımızda HDP kapatma davası var, aynı zamanda Kobanî Kumpas Davası var. Yine siyasi soykırım davaları var. Bu davalarla zannediyorlar ki biz HDP’yi bitiririz. Ama şunu bilsinler ki, HDP geçmişte de şimdi de gelecekte de bu tür davalarla baş etmesini bilmiş, siyasi soykırım davasını püskürtmüş, bu davalar karşısında zafer elde etmiş ve hiçbir zaman kimsenin önünde diz çökmemiş, boyun eğmemiş ve biat etmemiştir. Bundan sonra da diz çökmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, biat etmeyeceğiz.

“Herkese zulmeden bu iktidarı göndermek için buluşuyoruz, çoğalıyoruz”

Bu ülkenin sorunları var tabi ki. Bu ülkenin sorunlarını çözmek istemeyen bir iktidar var. Bu iktidar sadece ve sadece kendi geleceğini, koltuğunu, iktidarını devam ettirmek için bu ülkede açlığı, sefaleti, yoksulluğu, haksızlığı, zulmü önüne bir siyaset ve konsept olarak koydu. Bu ülkede artık AKP ve MHP iktidarının zulmünü yaşamayan, haksızlığına maruz kalmayan tek bir insan bile kalmadı. Bu ülkede derelerimizi, ormanlarımızı, bütün alanları talan eden, imara açan, kendi 5’li çetesine peşkeş bir iktidar var. Aramızda çevreciler var, kadınlar var, gençler var, aramızda Kürtler var, muhafazakar kesimler var.

Herkesin bu ülkede bu iktidardan mutlaka ama mutlaka çektiği bir şey var. Bu iktidar bu ülkede her bir ferde, her bir vatandaşa ayrı ayrı zulüm ederken onların derdini kendine dert etmezken her gün bu zulümlerin üzerine yeni yeni zulümler eklerken, bu ülkenin halkları bu iktidarı göndermenin hesaplarını yapıyor. İşte biz bugün bunun için buradayız. Bu iktidarı hep birlikte göndermek için Türk’üyle, Kürd’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle, kadınıyla, genciyle hep beraber 7’den 70’e seçim sabahına kadar durmadan çalışacağımızı, bu iktidarı bu seçimlerde mutlaka göndereceğimizi herkes bilsin.

“Bütün halkımıza sözümüzdür bu zulüm bitecek, bu iktidar gidecek”

Size söz veriyoruz sevgili halkımız; göndereceğiz, göndereceğiz, göndereceğiz. Bu zulüm bitecek. Bu ülke rahat bir nefes alacak, bu ülke baskılardan kurtulacak. Kadınlar eşit bir yaşamın inşasını gerçekleştirecek. Eşit vatandaş olarak bu ülkede yaşamayı bizimle birlikte mutlaka başaracak. Bu ülkede Aleviler eşit yurttaşlık hakkını mutlaka elde edecek. Bu ülkede Kürtler kendi anadilinde eğitim hakkı başta olmak üzere kimliğini, dilini, kültürünü özgürce kullanacak. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

“Kürt sorununu inkarla, tecritle çözemezsiniz, çözüm müzakere ve diyalogdadır”

Bu ülkenin büyük bir sorunu var. Bu sorun elbette Kürt sorunudur. Kürt sorununu çözmek için Kürtleri inkar etmek, dillerini yasaklamak, demokratik siyasetin dışına atmak için bu iktidar her türlü oyunu oynuyor. Kürt sorunu Kürtleri inkar ederek çözülmez, Kürtlere düşmanlık ederek çözülmez. Kürt sorunu bugün ülkenin en büyük sorunu ise mutlaka ama mutlaka diyalog ve müzakere süreciyle, konuşarak, müzakere edilerek çözülmek zorundadır. Siz bu sorunu görmezden gelirseniz bu sorun yok olmuyor.

Bu sorunu çözmek istemezseniz bu sorun yok olmuyor. Bu sorun var ve devasa bir sorun haline geldi. Bu sorunu çözmek yerine siz eğer İmralı cezaevinde sayın Öcalan’a tecrit uygularsanız bu sorunun çözümü mümkün olmaz. Biz geçmişte devam eden bir barış ve müzakere sürecinde 3 yıl içinde barışın ne kadar kıymetli olduğunu, demokrasinin, diyalog ve müzakerenin ne kadar anlamlı ve başarılı olduğunu gördük. O 3 yıllık süreç içinde hiçbir annenin gözyaşı dökmediğine, hiçbir gencimizin yaşamını yitirmediğine hep birlikte tanıklık ettik. İşte böylesi onurlu ve önemli bir süreçten sonra siz bu sorunu inkarla, tecritten görmezden gelemezsiniz.

“HDP meydanlardır, Karadeniz’dedir, Ege’dedir, Amed’de ve Serhat’tadır”

O yüzden diyoruz ki HDP Kürt sorunun çözümünde de Alevi yurttaşların eşit yurttaşlık talebinde de kadınların eşit yaşam talebinde de gençlerin geleceğinde de bütün kimliklerin inançların, dillerin yaşam bulması için HDP önemli bir aktördür. Bu aktörü kapatma davasıyla korkutmaya çalışanlar şunu bilsinler ki siz HDP’yi sadece bir binadan ibaret görebilirsiniz.

Ama HDP buradadır, alanlardır, meydanlardadır, bu ülkenin her yerindedir. HDP Karadeniz’de deresi ve suyu talan edilen insanların yanındadır, HDP Ege’de ormanları yanan vatandaşların yanındadır. HDP Amed’de Botan’da Serhat’ta dili yok sayılan, inkar edilen Kürtlerin yanındadır. HDP her gün Cemevlerine saldırı yapılan Alevi yurttaşların yanındadır. Her gün sokaklarda katledilen, tecavüze uğrayan, tacize maruz kalan kadınların yanındadır ve yanında olmaya devam edecektir.

“Festivallerin yasaklanmasına karşı her yerde türkü söyleyin halay çekin”

Sevgili gençler size de bir sözüm var. Bu iktidar sizi bir oy deposu olarak görüyor. Z kuşağını önemsediğini ifade ediyor. Ama bunları söylerken sizin geleceğinizi çalıyorlar. KPSS sorularını çaldıkları gibi sizin geleceğinizle oynuyorlar. Buna asla müsaade etmeyeceğiz, izin vermeyeceğiz. Gençlerin geleceği bizim en önemli işlerimizdendir. Sizin yapmak istediğiniz festivallerinizi yasaklıyorlar. Bu yasaklara karşı sevgili gençler her yerde şarkılar söyleyin, türküler söyleyin her yerde halaylar çekin. Çünkü bu ülkeyi kurtaracak olan gençler ve kadınlardır.

“Hasta tutsakların tahliye edilmemesi insanlık ayıbıdır: Ant olsun ki sizi göndereceğiz”

Bu ülkede adaletsizlikler var. Cezaevlerinde insanlar ölümle pençeleşiyor. Hasta tutuklular her gün ölümle yüz yüze kalırken tek bir hasta tutuklunun bile tahliye edilmemesi, başta Aysel Tuğluk olmak üzere hasta tutsakların cezaevinde tutulması insanlık suçudur, insanlık ayıbıdır. Geçen gün bir tahliye gerçekleşti. Aysel Tuğluk’un hastalığını yaşayan biri. Çünkü bu Çevik Bir. Peki Çevik Bir’in hastalığı ile Aysel Tuğluk’un hastalığı arasında herhangi bir fark var mı? Hayır yok. İkisinin hastalığı aynı ancak ikisi arasında tek fark Aysel’in kadın ve Kürt olmasıdır.

İşte sizin Kürtlere de kadınlara da düşmanlığınız budur. Bunu her yerde ifşa edeceğiz. Her yerde sizin yüzünüze vuracağız. Bugün cezaevleri siyasi tutuklularla doludur. Siyaset yapan milletvekilleriyle belediye eşbaşkanlarıyla doludur. Bugün cezaevlerinde iki sefer cumhurbaşkanı adayı olan siyasetçiler vardır. Bunlarla birlikte günü dolmasına rağmen tahliye edilmeyen insanlarla doludur. Bu hukuksuzluğun, bu vicdansızlığın asla kabul edilir bir yanı yoktur. Biz biliyoruz ki bütün bunları HDP’ye ,Kürtlere, kadınlara olan düşmanlıklarından yapıyorlar. Ama ant olsun ki sizi bu iktidardan biz göndereceğiz.

“Seçime kadar durmadan ev ev, sokak sokak çalışacağız”

İşçiye de esnafa da tarlada çalışana da fabrikada çalışana da, geçim sıkıntısı, açlık yoksulluk çeken her bir insanımıza söz veriyoruz. Bugün AKP’ye oy veren insanlar da artık AKP’nin gitmesini istiyor. Çünkü onlar da biliyorlar ki AKP, bu ülkede artık umut olmaktan çıktı. Sadece ve sadece kendisini düşünen, bu ülkeyi bu kadar yoksullaştıran, insanları birbirine düşmanlaştıran tek parti AKP’dir. AKP bu yüzden artık siyasi miadını doldurdu. Bütün ittifaklarımızla beraber daha da büyüyecek ve genişleyecek olan ve seçim tarihinde Türkiye halklarının tamamını temsil edecek parti HDP’dir. Hepinize sözümüzdür değerli halkımız.

Bu ülkeye barışı getireceğiz, adaleti, demokrasiyi, insan haklarını getireceğiz. Geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz. Ama şimdi çalışma zamanı. Her gün her bir insanımız tek bir kişiyi bile ikna etse seçimlere kadar milyonlar olur. AKP’yi iktidardan indirecek kadar gücümüz olur, sözümüz olur, başarımız olur, zaferimiz olur. Hepinize bir kez daha geldiğiniz için, katıldığınız için, bu güzel geceyi bizlere yaşattığınız, bu kararlı iradeyi gösterdiğiniz, bizlere moral verdiğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Özellikle kadın arkadaşlarıma, barış annelerine gençlere ayrı ayrı sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum. Önünüzde sevgiyle, saygıyla eğiliyorum.”

Paylaşın

19 Filistinli Çocuk, İsrail’in Son Saldırılarında Hayatını Kaybetti

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, son bir haftada Filistin topraklarında İsrail saldırıları sonucu 19 çocuğun hayatını kaybettiği bilgisini paylaştı.

Haber Merkezi / Bachelet, “Uluslararası insan hakları hukuku açık ve nettir. Sivilleri veya sivil unsurları hedef alan saldırılar yasaktır. Bu saldırılar durdurulmalıdır. Çatışmalarda herhangi bir çocuğa zarar vermek son derece rahatsız edicidir. Çocukların öldürülmesi ve yaralanması vicdana aykırıdır. İsrail’in uluslararası insan hakları hukukunu defalarca ihlal etmesi karşısında neredeyse topyekun bir hesap verilebilirlik eksikliği sürmektedir” dedi.

Ne olmuştu?

İsrail askerleri, 1 Ağustos’ta işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinde İslami Cihad Hareketi’nin yöneticisi Bessam Saadi’yi yaralayarak gözaltına almıştı. İsrail ordusu, Saadi’nin gözaltına alınmasının ardından olası bir misilleme endişesiyle abluka altındaki Gazze çevresinde alarm seviyesini üst düzeye çıkarmıştı.

Bu kapsamda ordu birlikleri, Gazze Şeridi çevresindeki Yahudi yerleşim bölgelerini birbirine bağlayan ana yolları kapatmış, Gazze semalarında onlarca insansız hava aracı uçurulmuştu. Süreçte Gazze’nin kuzeyindeki Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı ve Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı da kapalı tutuluyordu.

İsrail ordusu, dün Gazze’ye hava saldırıları başlatmıştı. Saldırılarda İslami Cihad Hareketi’nin komutanlarından Teysir el-Caberi de öldürülmüştü. İsrail ile Gazze’deki İslami Cihad Hareketi arasında 7 Ağustos’ta ateşkes kararı alınmıştı.

Filistin İslami Cihat Örgütü kimdir?

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak tanımlanan Filistin İslami Cihat Örgütü, İsrail devletine karşı silahlı İslami direniş hareketi olarak 1981’de kuruldu.

Gazze İslam Üniversitesi öğrencileri tarafından kurulan grup 2007’den bu yana Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas’ın “kardeş örgütü” olarak görülüyordu.

Her iki örgüt de Mısır’da başlayan ve sonrasında Arap coğrafyasına yayılan “Müslüman Kardeşler” hareketinden doğdu. 1992’de “Kudüs Tugayları” olarak bilinen askeri kanadı kurulan İslami Cihat’ın merkezi Gazze ancak Batı Şeria’da da güçlü bir varlığı olduğu biliniyor.

Örgütün kurucusu ve ilk lideri, 1995’de İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad tarafından Malta’da öldürülen yazar ve Doktor Fethi Şikaki’ydi. İslami Cihat özellikle 2000-2005 yılları arasında İsraillileri hedef alan çok sayıda intihar saldırısını üstlendi. Örgüt, 1989’da Tel Aviv-Kudüs seferi yapan bir otobüse saldırı düzenlemiş ve saldırıda 16 kişi hayatını kaybetmişti.

İsrail ile müzakereyi reddeden İslami Cihat, Oslo Anlaşması’na şiddetle karşı çıkıyor. Örgüt İsrail yanlısı olarak gördüğü anlaşmanın Filistinlilere ve haklarına zarar verdiğini düşünüyor.

Örgüt geçtiğimiz mayıs ayında İsrail’le yaşanan çatışmalarda Hamas’la koordineli bir şekilde faaliyet göstermişti ancak İsrail’in son saldırılarında Hamas’tan bağımsız hareket etmeye başladı. Hamas cuma gününden bu yana İsrail saldırılarına yanıt vermedi.

Paylaşın