Cumartesi Anneleri, Erdoğan Şakar’ın Akıbetini Sordu

Cumartesi Anneleri/İnsanları, kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin açığa çıkarılıp yargılanması talebiyle eylemlerinin 907’nci haftasında 29 yıl önce gözaltına alındıktan sonra kendisinden haber alınamayan Erdoğan Şakar’ın akıbetini sordu.

Erdoğan Şakar, 13 Ağustos 1993 yılında İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’ne bağlı polislerin Okmeydanı’nda bulunan Perpa İş Merkezi’nde yaptığı baskında gözaltına alınmış, fakat bir daha kendisinden haber alınamamıştı.

Bugünkü çevrimiçi buluşmada, Şakar’ın akıbetini gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun okudu.

“Ayhan Çarkın, ifşa etti”

Baskının Perpa’da bulunan bir kafede gerçekleştiğini aktaran Tosun, baskın günü Şakar’ın arkadaşıyla görüşmek için o kafeye gittiğini, “polislerin o gün kanlı bir baskın düzenlediğini ve operasyonda iş yeri sahibinin, garson ve bir kasiyerin de bulunduğu beş kişinin öldürüldüğünü” aktardı.

Baskın sonrası yapılan resmi açıklamadan 18 yıl sonra eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın’ın sözlerine yer veren Tosun, özetle şöyle konuştu:

“Ayhan Çarkın olaydan 18 yıl sonra Perpa Katliamı’nın Özel Harekat Dairesi’nin işi olduğunu ifşa etti.

“Çarkın, kendisinin de tetikçi olarak katıldığı Perpa Katliamı için ‘…yargısız infaz yaptık. Oradakiler bizimle çatışmaya girmedi. Çatışma süsü verildi. Garson kızı da tanık kalmasın diye öldürdük’ dedi.

“Perpa baskınına katılan özel harekatçılar ‘kasten öldürme’ suçlamasıyla yargılandı. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 21 Aralık 1999 tarihinde sonuçlanan davada, beş polis idam cezasına çarptırıldı.

“İdam cezası önce 8’er yıla, ardından da 3 yıl 10 ay 20’şer gün hapis cezasına indirildi. Temyiz aşamasında da Yargıtay 1.Ceza Dairesi polisler hakkında verilen hapis cezasını, ‘beraat etmeleri gerekir’ diyerek bozdu.

“Güvenlik güçlerinin vatandaşa karşı işlediği yaşam hakkı ihlallerinde öldürenin değil, ölenin suçlanması geleneği devam etti, suçun failleri yargı eliyle aklandı.

“Failler, cezasızlık zırhıyla korunuyor”

“Hanım Şakar eşinin Beyaz Saray Cafe’ye gelmek üzere yola çıktığını ve Perpa’ya ulaştığına dair tanıklar olduğunu belirterek onun ‘Perpa Operasyonu’ sırasında gözaltına alındığını kamuoyuna açıkladı.

“Resmi kurumlara yaptığı tüm başvurularına verilen cevap ‘Bu isimde bir şahıs gözaltına alınmamıştır’ oldu.

“Hanım Şakar, yaptığı girişimlerinin sonuçsuz kaldığını, eşinin gözaltında işkence ile öldürülmesinden endişe duyduğunu belirterek açlık grevi dahil pek çok yola başvurdu. Eşinin gözaltında kaybedilmesi ile ilgili kamuoyu yaratmaya çalıştı.

“Dönemin TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Sabri Yavuz’la görüştü. Ancak gözaltına alındığı kabul edilmeyen Erdoğan Şakar’dan bir daha haber alınamadı. Bugüne kadar Erdoğan Şakar’ın gözaltında kaybedilmesi ile ilgili etkin bir soruşturma yürütülmedi. Bu insanlığa karşı suçun failleri 29 yıldır cezasızlık zırhıyla korundu.

“907’inci haftamızda bir kez daha talep ediyoruz; Erdoğan Şakar’ın akıbetini açığa çıkartmayı, fail ve sorumluları cezalandırmayı hedefleyen etkin bir soruşturma ve kovuşturma faaliyeti yürütülsün. Maddi gerçek açığa çıkartılsın, adalet sağlansın.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduat Servet Transferine Yaradı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, doların Aralık 2021 tarihinde 18 TL’yi aşması üzerine “müjde” olarak duyurduğu Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemine ilişkin veriler ortaya çıkmaya devam ediyor.

Sistemin duyurusu ile birlikte 12 TL’ye kadar inen dolar yeniden 18 TL’yi bulurken, geride kalan 7 ayda KKM’ye para yatıranların servetleri de katlandı. KKM’deki para 29 Temmuz itibarıyla bir trilyon 134 milyar TL’ye ulaştı.

Halkın bütçesinden zenginlerin servetlerine KKM ile aktarılan paralar, BirGün yazarı Bahadır Özgür’ün sosyal medya paylaşımıyla bir kez daha gündeme geldi.  Özgür’ün Twitter hesabından paylaştığı belgeye göre, bir ticari firma 11 Şubat tarihinde 16 milyon 675 bin dolarını çeşitli bankalarda TL’ye çevirdi ve 226 milyon 88 bin TL olarak KKM’ye yatırdı. Aradan geçen 6 ayda kurdaki değişiklik nedeniyle firma, Hazine’den 73 milyon 519 bin TL aldı.

‘AKP’nin KKM ile nasıl ciddi bir servet transferi yaptığının somut örneği’

Kamuoyu Aydınlatma Plartformu’nda (KAP) “Özel Durum Açıklaması (Genel)” ifadeleriyle yer alan paylaşım, servet transferini bir kez daha ortaya koydu. Gazeteci Bahadır Özgür de “AKP’nin KKM ile nasıl ciddi bir servet transferi yaptığının somut örneği…” yorumunda bulundu.

KKM nedir?

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nca, her gün saat 11.00’de dolar, euro ve sterlin üzerinde alış kuru duyurulmaktadır. Kur dönüşüm miktarı miktarı oranlanırken vade nihayetindeki TCMB dolar, euro ve sterlin alış kuru ile ilk zamanda yürürlükte olan TCMB USD, EUR ve GBP alış kuru arasındaki oransal ayrım göz önünde bulundurulacaktır. KKM TL Hesabı ile alakalı bütün tediyeler Türk Lirası cinsinden yapılır. Açılışta her zaman TCMB tarafından duyurulan USD, EUR ve GBP döviz kuru dikkate alınır.

KKM hesabı nasıl açılır?

Kur Korumalı Mevduat Hesabı, hali hazırda müşterisi olduğunuz bankanın mobil internet bankacılığı ya da bankanın uygulamaları üzerinden açılabilir. Aynı zamanda bank şubesine giderek KKM hesabı başvurusunda bulunabilirsiniz. Kur Korumalı Mevduat TL hesabı açtırmak için müşterisi olduğunuz banka önemli değildir. Dilediğiniz bankada bu işlemi gerçekleştirebilirsiniz.

Paylaşın

Gençlerle Buluşan Kılıçdaroğlu: Çalınan Hayalleri İade Edeceğiz

CHP Gençlik Kolları İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Kılıçdaroğlu, gençlere “yol arkadaşlarım” diye seslenerek, Türkiye’nin büyük sorunlar yaşadığını bildiklerini, bu sorunlarla mücadele etmek zorunda olduklarını söyledi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Türkiye’de çağdaş uygarlığı yakalamayı, daha mutlu ve daha güzel ülkede yaşamayı hedeflediklerini belirterek, çağdaş uygarlığı yakalamak ve onu aşmanın yolunun daha enerjik, daha kararlı, daha azimli, geleceğe güvenle bakan, her alanda iyi yetişmiş, düşüncelerini özgürce dile getiren bir toplumu inşa etmek olduğunu vurguladı.

Bu tarihsel misyonu gençlerle beraber yerine getireceklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, “İktidara geliyoruz, ÖSYM Türkiye’nin en güvenli merkezi olacak, bu merkezin başında liyakatli kişiler olacak, buradaki sınavlara asla şaibe bulaşmayacak, buradan sınavı başarı ile verenler tercihleri doğrultusunda mülakat olmaksınız, zorunlu haller hariç, kamuya yerleştirilecek. Torpili bitireceğiz” diyerek liyakat vurgusu yaptı.

Şair Yahya Kemal Beyatlı’nın Deniz Türküsü adlı şiirine atıf yapan Kılıçdaroğlu, “Şair diyor ya ‘İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar.’ Sizin hayallerinizi çaldılar. Çalınan hayalleri iade edeceğiz. Bunun mücadelesini yapacağız” dedi.

İktidara geldiklerinde en geç 1 yıl içinde yurt sorununu bitireceklerinin sözünü veren Kılıçdaroğlu, 2019’da CHP’li belediyelere ait 22 yurt bulunduğunu, bugün yurt sayısının 83’e çıktığını, bu yurtlarda 14 bin 745 öğrencinin barındığını anlattı.

Kılıçdaroğlu, öğrenci bursu ve kredilerinin yükseltilmesini, söz konusu artışların da eylülden itibaren yapılmasını istediklerini ifade etti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da; İstanbul Planlama Ajansı’nın Florya’daki merkezinde, CHP Gençlik Kolları İl Başkanları ile bir araya geldi. Toplantıya; CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Gençosman Killik de katıldı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, toplantıda gençlere seslendi. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle;

“Her birimizin, tek tek görevi sorunlarla mücadele etmek. Sorunlarla mücadele etmek ne demek?

Hem kendimize hem bizden sonra gelen kuşaklara daha iyi bir Türkiye teslim etmek demektir.

Bu görev hepimiz için vazgeçilmez bir görevdir çünkü her birimizin tek tek veya topluca, özellikle de CHP gençlik kollarının tarihsel bir görevi var. Bu görevi yerine getireceğiz.

Büyük sıkıntıların olduğunu biliyorum, hayallerinizin iktidar tarafından çalındığını da biliyorum. Size hayal kurmayı bile fazla görüyorlar. Bunun da farkındayım. Ama bizim bir hedefimiz var.

Neydi hedef, çağdaş uygarlığı yakalamak, daha mutlu, daha güzel bir Türkiye’de yaşamak. Neydi hedef, üniversiteden mezun olurken törenler yapmak, beraber olmak.

Neydi hedef, Attığımız bir tweet dolayısıyla acaba başıma bir şey gelir mi diye endişe duymamak. Düşüncelerimizi özgürce dile getirmek. Bu hedefi gerçekleştirmek için yola çıktık.

CHP’nin gençlik kolları başkanı olmak sıradan bir olay değildir. Önce bunu bilmeniz lazım. Çünkü devraldığınız bir miras var.

Mustafa Kemal ve arkadaşlarından devraldığınız bir miras var. O mirasın bize gösterdiği hedef çağdaş uygarlığı yakalamak ve onu aşmak.

Bunun yolu daha enerjik, daha kararlı, daha azimli, geleceğe güvenle bakan, her alanda iyi yetişmiş, düşüncelerini özgürce ifade eden bir toplumu inşa etmektir. Bu toplumu inşa etme görevi öncelikle sizlerdedir. Bu tarihsel misyonu yerine getireceğiz, beraber.

“En geç bir yıl içinde yurt sorununu bitireceği”

Önümüzde sınavlar vardı, sınavlara girildi. Kendileri, acaba hangi meslekte başarılı olabilirim diye düşündüler.

Üniversite tercihlerini yaptılar. Ama yurt sorunu var. Anadoludan gelen bir gencimizin, İstanbul’da yurt bulamadığı takdirde ayda 9-10 bin lira verecek bir ev tutabilir mi?

Böyle bir tabloyu hiç düşündünüz mü? İktidarın gençlere reva gördüğü böyle bir tabloyu hiç düşündünüz mü?

Anne baba seviniyor, oğlum kızım üniversiteyi kazandı diye ama bir süre sonra ne olacak, nerede kalacak diye düşünüyor.

Gençlere sözüm var, en geç bir yıl içinde yurt sorununu bitireceğiz. 20 yılda bitiremediler, bir yıl içinde bitireceğiz.

Göreceksiniz, iktidarımızda bir yıl tamamlandığında birer kişilik, ikişer kişilik, sıcak suyu olan, geniş bant interneti olan odalarda kalacaksınız.

Hiç kimsenin gözü arkada kalmayacak. Kızımız, oğlumuz nerede diye endişe etmeyecek. Bunu beraber yapacağız.

Üniversiteden mezun oldunuz, sınavlara gireceksiniz. Kafanızda soru, ya torpil olursa, ya sınav soruları çalınırsa, ya hakkımızı elimizden alırlarsa, ya sözlü sınavdan elenirsek…

Bu düzene de son vereceğiz. Bunları şunun için anlatıyorum, gittiğiniz her yerde bunları anlatmak zorundasınız.

Evet iktidara geliyoruz, ÖSYM Türkiye’nin en güvenilir merkezi olacak, başında liyakatli kişiler olacak, buradaki sınavlara asla şaibe bulaşmayacak, buradan sınavı başarıyla verenler mülakat olmaksızın kamuya yerleştirilecekler. Torpili bitireceğiz. Bunu her yerde söylemeniz lazım.

Belediyelerimizden aldığım rakamları vereyim size arkadaşlar. 2019’da 22 öğrenci yurdumuz vardı belediyelere ait. Seçimler oldu, seçimleri kazandık.

50 belediyemizde 22 olan öğrenci yurdumuz 83’e çıktı. 14 bin 745 öğrenci bu yurtlarda kalıyor.

Bütün engellemelere rağmen belediyelerimiz öğrenci yurdu sayısını 22’den 83’e çıkarıyorsa iktidar olduğumuzda bir yıl içinde yurt sorununu tamamen çözeceğimizi her yerde güvenle anlatabilirsiniz.

Vaat etmek kolay, önemli olan bunları gerçekleştirmek. Biz gerçekleştirme konusunda kararlıyız.

Burs…Her ailenin gelir düzeyi yüksek değil. O bursu 20 yıl öncesini hatırlatarak, şu kadar burs veriliyordu şimdi bu kadar veriyoruz gibi bir aldatmacaya inanmamanızı istiyorum.

20 yıl önce verdiğiniz parayla neler alınıyordu, şimdi neler alınıyor. Kredinin de rakamının yükseltilmesi lazım. İki şey istiyoruz bursu ve krediyi yükselteceksiniz, artışları Eylül ayından itibaren yapacaksınız.

Bu talep Bay Kemal’in talebi değil gençlerin talebi. Onlar böyle istiyor diyeceksiniz.

İstanbul’a geldiniz, beton ormanları göreceksiniz. Büyük gökdelenlerin yapıldığı, yeşilliğin az olduğu, evlerden sadece beton binaları görüldüğünü fark edeceksiniz.

Biz CHP olarak doğayla uyum içinde olan kentler istiyoruz. Yeşilliği bol olan kentler istiyoruz.

Dünya şu anda otoriterlikten yana olanlarla demokrasiden yana olanlar arasında ikiye ayrılmış durumda.

Biz demokrasiden yana olan grubu oluşturuyoruz. Bu ülkeye demokrasiyi kendi özgün iradesiyle getiren parti CHP’dir. Demokrasiyi var eden parti CHP’dir.

Şimdi otoriter bir yapıyla karşı karşıyayız. Bir yüzyılı devirdik, ikinci yüzyıla başlıyoruz 2023’te. Geçen yüzyılın acıları yaşandı.

Gencecik fidan gibi evlatlarımız idam edildi, başbakanlar, bakanlar idam edildi. Biz düşünce özgürlüğü istiyoruz. Biz acılar değil, sevinçler, güzel günler istiyoruz.

Biz bunu talep ediyoruz, her bir gencin sandığa gittiğinde bu taleplerden yana oy kullanması gerektiğini anlatmanız gerekiyor.

Biz bunu güvenle anlatabilirsek çağdaş, uygar, demokrat bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz. Altını çiziyorum yeniden inşa edeceğiz. Bütün kurumlarıyla beraber.

“Benim görevim sizin hayalinizi gerçekleştirmek”

Devletin içinde oligarklar oluşmuş vaziyette. Uyuşturucu baronlarıyla kol kola gezen siyasetçiler var.

Yolsuzluğun meşrulaştığı bir tablo var. Bütün bunları ters yüz edeceğiz. Beraber yapacağız bunu.

O yüzden size sadece gençler demiyorum. Yol arkadaşlarım diyorum. Sizler benim yol arkadaşımsınız. Benim görevim sizin hayalinizi gerçekleştirmektir.

Sizin hayallerinizi çaldılar. Çalınan hayalleri iade edeceğiz. Peki nasıl? Sandık gelecek, oy kullanmaya gideceğiz.

Bir, her gencin mutlaka sandığa gitmesini sağlayacaksınız. Sorumluluk duyan her gencin sandığa gitmesini sağlayacaksınız.

Otoriter rejimden değil demokrasiden yana oy kullanmasını sağlayacaksınız. 7,5 milyon genç ilk kez sandığa gidip oy kullanacak.

Türkiye’nin kaderini siz belirleyeceksiniz, ben değil. O yüzden sorunlara kilitlenmek, demokratik yollarla bunun önünü açmak sizin elinizde. Tarihin size yüklediği bir sorumluluk var, bunun farkında olmanız gerek.

Üniversitelerin özgürce konuştuğu, çalıştığı bir atmosferi düşünün. Farklı düşündü diye görevlerine son verilen ama iktidarımızda hemen görevlerine dönecek barış akademisyenlerini düşünün. Bizimle aynı düşünmeyebilirler ama saygı duymak zorundayız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı miras, çağdaşlık. Her fabrikanın kale olduğunu ifade eden bir Türkiye. Üreten, sanatta kültürde her alanda gelişen bir Türkiye…Bunu yapacak olan sizlersiniz, bunu birlikte yapacağız.

Her birinizin sorumluluğu var. O sorumluluğun bilince hareket etmelisiniz. Özgürce beni de eleştirebilirsiniz.

Farklı düşüncenin olmadığı yerde gelişme olmaz. Bir hedefimiz olmalı, çağdaş uygarlık. Onu da yakalayacağız. Kimin sayesinde? Sizin sayenizde. El ele, kol kola bunu yapacağız.”

Paylaşın

Taliban’dan ‘Ekmek, İş Ve Özgürlük’ İsteyen Kadın Protestoculara Şiddet

Afganistan’ın başkenti Kabil’de düzenlenen bir protesto gösterisinde Taliban güçlerinin kadınları dövdüğü ve havaya ateş açarak göstericileri zorbalıkla dağıttığı bildirildi. “Adalet, adalet. Cehaletten bıktık” sloganları atan kadınların büyük çoğunluğunun yüzlerini peçeyle örtmediği görüldü.

AFP haber ajansının aktardığına göre “Ekmek, iş ve özgürlük” sloganları atan yaklaşık 40 kadın Eğitim Bakanlığı binasının önüne yürüdü.

Taliban’ın ülkede yönetime el koymasının birinci yıl dönümü olan 15 Ağustos’u “kara gün” ilan eden protestocu kadınlar çalışma ve siyasete katılma hakkı talep etti. “Adalet, adalet. Cehaletten bıktık” sloganları atan kadınların büyük çoğunluğunun yüzlerini peçeyle örtmediği görüldü.

Taliban güçleri havaya ateş açarak göstericileri dağıtmaya çalıştı, ardından yakınlardaki dükkanlara sığınan protestocuları takip ederek kadınları dipçikleriyle dövdü. Aylar sonra yapılan ilk kadın protestosunu takip eden bazı gazeteciler de Taliban tarafından dayak yedi.

Kadın hakları geriliyor

Afganistan’da kadın hakları, Taliban’ın geçen yıl 15 Ağustos’ta ülkede kontrolü ele geçirmesinden bu yana büyük gerileme içerisinde. Kadınlar 20 yıldır Amerika Birleşik Devletleri’nin müdahalesi sırasında kazandıkları bazı sınırlı hak kazanımlarını da kaybetti.

Taliban, geçen yıl yönetimi ele geçirmesinin ardından, 1996-2001 yıllarına kıyasla İslami kuralları daha gevşeterek uygulama ve kadın haklarını tanıma konusunda uluslararası tanınma ve ülkenin dondurulan servetinin serbest bırakılması talebiyle taahhütte bulunmuştu.

Ancak o tarihten bu yana kadınlara yönelik birçok kısıtlama hayata geçirildi. On binlerce kız çocuğu orta okul eğitiminden mahrum edildi, kamuda göveli kadınların işlerine geri dönmesi engellendi. İşi bilen, eğitimli personel eksikliği dolayısıyla işten atamadıkları kadınlar için de yerlerine erkek akrabalarını önermeleri istendi.

Kadınların uzun seyahatlerde ve uçakta tek başına yolculuk yapması yasaklandı. Ayrıca kadınların halka açık park ve bahçelerde erkeklerden ayrı şekilde yalnızca kendilerine ayrılan yerlerde dolaşmasına izin veriliyor.

Mayıs ayından itibaren kadınlara burka zorunluluğu getiren yönetimin televizyon spikerlerinin de yüzlerini örtmesi şartı getirmesi tepki toplamıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan’dan Partisine ‘Kılıçdaroğlu’ Talimatı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Bizdeki seçmen bilgileri, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) elinde yok” sözlerinin ardından başlayan tartışma alevleniyor. Seçmen listesi tartışması Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da gündeminde.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun kulis haberine göre; Erdoğan, kurmaylarından Kılıçdaroğlu’nun çıkışı ile ilgili “YSK’ye sorun, liste işi nedir?” diyerek bilgi istedi. İktidar tartışmayı “fişleme” temeline oturturken AKP kurmayları da olayı Erdoğan’a üç tez üzerinden açıkladı.

AKP kurmaylarının ilk tezine göre; Kılıçdaroğlu “Bu bilgiler YSK’de yok” derken “her seçim döneminde YSK’nin paylaştığı listelere sosyal medyadaki anket şirketlerinin seçmenlerle ilgili paylaştığı verileri de ekleyebileceğini” savunuyor. Bununla birlikte Kılıçdaroğlu’nun kamuoyunda “sanki elinde daha fazla bilgi varmış gibi algı yürüttüğünü” savunan kurmaylar, “aslında CHP’nin sadece anketlerden seçmenlere ilişkin aldığı ek bilgileri kendi sistemine kaydetmiş olabileceğini” ileri sürüyor.

Adaylık çıkışı mı?

Parti yönetiminin konuya ilişkin Erdoğan’a sunduğu ikinci tez ise sosyal medyadaki seçmen beğenileri üzerine CHP’nin veri topladığı iddiası. Kılıçdaroğlu’nun bu beğeni verilerini “YSK verileri ile birleştirip, ek bir bilgi varmış gibi sunduğunu” öne süren AKP’li kurmaylar ayrıca Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışının “aynı zamanda adaylık çıkışı olduğunu” savunuyor.

Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamayı yaparak “kendi seçmeni üzerinde etki yaratmaya çalıştığını” savunan AKP kurmayları, “Kılıçdaroğlu kendi seçmenine YSK ile ilgili sözleriyle ‘Bakın bizim elimizde neler var’ diyerek kendini Cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlıyor. Bu tartışmalarla hem elini güçlendirdiğini düşünüyor hem de seçmenlerini sandığa çekiyor olabilir” değerlendirmesini yapıyor.

Paylaşın

İYİ Parti: CHP’ye Borcumuzu Mahalli Seçimde Ödedik

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağı merak ediliyor. 21 Ağustos’taki ‘altılı masa’ buluşmasının vakti yaklaştıkça tartışma bu sorunun yanıtına odaklanıyor. 

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, ismini paylaşmadığı İYİ Parti’nin bir ağır topunun, Kılıçdaroğlu’nun bugüne dek adaylık bahsini kendilerine açmadığını, “Bizimle öyle bir görüşmesi, öyle bir niyet açıklaması olmadı. Bizim kimseye bir sözümüz, mecburiyetimiz yok” dediğini aktardı.

Saymaz’ın aktarımına göre, İYİ Parti’nin ağır topu devamında şunları söyledi:

“Kılıçdaroğlu aday olacaksa gelsin söylesin. Bize iletilmiş bir şey yok. Masada bununla ilgili bir konuşma da yok. Kılıçdaroğlu, ‘Böyle böyle yapacağım’ diyor. Diyebilir, hakkıdır, belki tek başına iktidar olacak.”

Kimi çevrelerde 2018’deki seçimde CHP’nin 15 milletvekili transfer ederek, İyi Parti’nin seçimlere girme hakkı kazanmasına imkan sağladığı ve Akşener’in borcu kapatmak için Kılıçdaroğlu’nun adaylığına “Evet” diyebileceği savunuluyor. İyi Parti’nin ağır topu ise bu düşünceye şöyle yanıt verdi:

“Ne borcu? Biz borcumuzu mahalli seçimde ödedik. Kaldı ki bizim seçime katılma hakkımızı YSK vermişti. CHP o imkanı tanıdıktan sonra bu kararı almış olabilirler. Olmasa belki yapmayabilirlerdi. Ama zaten seçime girme hakkını kazanmıştık.”

Paylaşın

AYM’den Aysel Tuğluk Kararı: Tahliye Talebi Reddedildi

Anayasa Mahkemesi (AYM), Kandıra 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve demans teşhisi konan Aysel Tuğluk için avukatlarının yaptığı cezanın infazının ertelenmesi ve tahliye edilmesine ilişkin tedbir talebinin reddine hükmetti.

Anayasa Mahkemesi (AYM) kararında, “Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas ve üst ihtisas kurullarının başvurucu hakkındaki tıbbi belge ve kayıtları inceleyerek yaptıkları değerlendirmelerde, tutarlı olarak, başvurucunun yaşamını yalnız idame ettirebileceği ve hastalığı nedeniyle infaz ertelemesi gerekmediği belirtilmiştir” ibaresine yer verdi.

Tuğluk’un avukatlarından açıklama

Aysel Tuğluk’un avukatları ise dün (12 Ağustost) yaptıkları yazılı açıklama ile karara tepki gösterdi. Tuğluk’un avukatları, bu kararın esasen AYM’nin Aysel Tuğluk’un durumunun ağırlaşacağının itirafı olarak okuduklarını söyledi. Avukatlar, açıklamalarına şöyle devam etti:

“Hastalığın ilk teşhisinin konulduğu Seka Devlet Hastanesi’nin ilk raporlarından bugüne, her yeni durum, belge, tıbbi raporlar ve mütalaalarla birlikte her defasında Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına infaz ertelemesi için yaptığımız başvurulara ya uzun bir süre yanıt verilmemiş ya da ATK raporları gerekçe gösterilerek taleplerimiz reddedilmiştir.

Yeniden muayene

“Öyle anlaşılıyor ki AYM, önüne sunulan dosyada Sayın Tuğluk’un sağlık durumunun geldiği aşamayı gösteren çok sayıda belgeyi göz ardı edemeyerek gitgide daha ağır bir tabloya sahip olacağının ve tek başına hayatını sürdüremez duruma geleceğinin itirafını yaparken, insan hakları mekanizmalarının köklü içtihadının zorunlu kıldığı kararı ise vermekten imtina etmiştir.

“Tuğluk, önümüzdeki günlerde tekrar ATK muayenelerinden geçirilecek ve bir kez daha ‘cezaevinde tek başına hayatını idame edip edemediğine dair’ bir değerlendirme yapılacaktır. Bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak isteriz ki, beklentimiz, bilimin, hukukun, vicdanın gerektirdiği objektiflikte bir rapor hazırlanmasıdır. Unutmayalım ki, hukuk ve tarih önünde, altına imza attığımız her metinden sadece ve sadece kendimiz sorumluyuz.”

Ne olmuştu?

Aysel Tuğluk, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı görevinde bulunduğu dönemde, 29 Aralık 2016’da tutuklanmıştı. Tuğluk, hakkında hazırlanan iddianamede, DTK Eş Başkanlığı döneminde yaptığı açıklamalar ve faaliyetleri nedeniyle suçlanmıştı.

16 Mart 2018’de kararını açıklayan Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi, Aysel Tuğluk’a “örgüt yöneticisi olmak” iddiasıyla 10 yıl hapis cezası vermişti. Yapılan itirazların ardından Yargıtay 16. Ceza Dairesi de Tuğluk hakkında verilen hapis cezasını onamıştı.

Son olarak ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6-8 Ekim Kobani eylemlerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Tuğluk için tutuklama kararı verilmişti. Seka Devlet Hastanesi tarafından 15 Mart 2021’de Tuğluk’a demans tanısı konuldu.

Paylaşın

Halkın Yalnızca Yüzde 4,3’ünün Bir Tarikat Ya Da Cemaatle Bağı Var

Kamuoyu araştırma şirketi Metropoll’ün yaptığı yoklamada, halkın yalnızca yüzde 4,3’ü Türkiye’de bir tarikat veya cemaatle bağlantısı olduğunu belirtti. Bağlı olanların en yüksek olduğu seçmen grubu Saadet Partisi, ikinci parti ise Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) oldu.

Metropoll’ün araştırmasında “Herhangi bir tarikat ya da cemaatle bağlantınız var mı?” sorusuna katılımcıların yüzde 4,3’ü ‘evet’ yanıtını verirken, yüzde 93,5’i ‘hayır’ diye yanıtladı. Katılımcıların yüzde 2,2’i de ‘fikrim/cevabım yok’ cevabını verdi.

Araştırmanın sonuçlarını sosyal medya hesabından paylaşan Metropoll Araştırma’nın kurucusu ve yöneticisi Özer Sancar “Bir tarikat veya cemaatle bağlantısı olanları %4.3 olarak bulduk. Bağlı olanlar az bulunabilir ama toplumda ve kamudaki etki alanlarının çok daha geniş olduğunu biliyoruz” dedi.

Devrim Kanunları kapsamında 30 Kasım 1925’te kabul edilen ve 13 Aralık 1925’ten bu yana yürürlükte olan 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile ilgili Unvanların men ve İlgasına Dair Kanun ile “tarikatlerle şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, nakiplik,halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük ve gayıptan haber vermek ve murada kavuşturmak maksadiyle nüshacılık gibi unvan ve sıfatların istimaliyle bu unvan ve sıfatlara ait hizmet ifa ve kisve iktisası” yasaklanmış durumda.

Partilere göre dağılım

Cemaat ve tarikata mensubiyetle ilgili yoklamada “Bu pazar seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusuna göre dağılımı da araştırıldı.

Buna göre Saadet Partisi’ne oy vereceğini söyleyenlerin yüzde 13,3’ü bir tarikat ya da cemaat le bağı olduğunu belirtti. Bu oranla Saadet Partisi tarikat ve cemaat mensubiyetini doğrulayan kesimin en fazla tercih ettiği parti olduğu görüldü.

İkinci sırada ise AKP yer aldı. AKP seçmeni olduğunu belirtenlerin yüzde 6,1’i bir tarikat ya da cemaatle bağı olduğunu ifade etti.

Tarikat ya da cemaatle bağı olanların yüzde 3,7’si Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP), yüzde 3,6’sı İyi Parti’ye, yüzde 3,2’si ise Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) oy vereceğini, yine yüzde 3,2’lik bir kesim de “Protesto oyu” kullanacağını belirtti.

Milliyetçi Hareket Partisi’ne (MHP) oy vereceğini belirtenlerin yalnızca 0,9’u bir tarikat ve cemaatle bağı varken, DEVA Partisi seçmeninin yüzde 98,2’si ‘bir tarikat ya da cemaatle bağı olmadığını’, yüzde 1,8’i ise bu konuda ‘fikrinin ya da cevabının olmadığını’ yaıtını verdi.

Hangi partiye oy vereceği konusunda “Kararsızım” diyen tarikat ve cemaat üyesi oranı ise yüzde 6,9 oldu.

Tarikat nedir?

Tarikat, veya tarik kelimesi “yol” tarikat “yollar” anlamına gelir, “Allah’a ulaştıran yol” manasında kullanılmaktadır. Tarikatlar Selçuklu ve Osmanlı’ya özgün düşünce ve inanç hareketleri olarak değerlendirilmektedir.

Birçok tarikatın menşei Hicri 5./Miladi 11. asırda Abdülkadir Geylani’nin yolundan gidenler tarafından oluşturulan Kadiri Tarikatıdır. Ebu Salih Muhyiddin Abdülkadir Geylani, neseben hem Hasanî ve hem de Hüseynîdir. Abdulkadir Geylani’nin soyundan gelen evlat ve torunları da yaşadıkları muhitlerde “şerif”, “şurefa”, “seyyid” olarak anılmışlardır.

Tarikat, Allah’a ulaşma ve onu tanıma yollarından her biridir. İslamiyet’te, İslamiyet’in kalbi boyutu üzerinde duran ve “kalbin fıkhı” diye nitelenen tasavvuf öğretisinin (terbiyesinin) uygulandığı düzenli kurumsal yapılar olarak tarif edilir.

Türkiye’de çeşitli halk sınıfları ve tipleri arasında farklı sufi tarikatları gelişmiştir. Örneğin Bektaşi tarikatı daha çok köylülere ve askerlere hitap ederken Nakşibendi tarikatı ilahiyatçı ve bilim insanları; Mevlevi tarikatı müziği ve şiirleriyle sanatsal eğilime sahip olanları; Halveti tarikatı ise tarikat fabrikası olarak bilinen kendi içinden birçok içtihat çıkaran sultanlar, generaller, önemli hükumet adamları ve yöneticileri içinde barındırmıştır.

Cemaat nedir?

Cemaat veya Cemaat, dinde bir fikir , kitap , şeyh , imam , veli , alim veya ibadet için bir araya gelen topluluklara denir. İslam’da ayrıca tasavvuf ve benzeri hareketlerde, belli bir görüş ve inanca sahip gruplar için de kullanılır. Tasavvuf cemaatine tarikat denmektedir.

Sosyoloji literatüründe ise cemaat kavramı, cemaatin üyelerinin ortaklaşa paylaştıkları bir şeye (genellikle ortak bir ideolojiye ya da bir kimlik duygusuna) dayanan, özel olarak oluşturulmuş bir toplumsal ilişkiler bütünüdür.

Paylaşın

Moody’s Türkiye’nin Kredi Notunu Düşürdü

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu “B2″den “B3″e düşürdüğünü, not görünümünü ise negatiften durağana çevirdiğini açıkladı.

BloombergHT’nin aktardığına göre Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu “B2″den “B3″e düşürdüğünü, not görünümünü ise negatiften durağana çevirdiğini duyurdu.

Moody’s, Türkiye’nin ödemeler dengesi üzerinde artan baskıları ve Döviz rezervlerinin daha da düşme riskini, kredi notunun düşürülmesine neden olarak gösterdi. Kuruluş ayrıca, Türkiye’nin cari açığının muhtemelen önceki beklentileri büyük bir farkla aşabileceğini kaydetti.

Kuruluş, Türkiye’nin cari işlemler açığının bu yıl gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 6’sına yakın olacağını ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden önce beklenenden üç kat daha fazla olacağını tahmin ediyor.

Analist Kathrin Muehlbronner ve Alejandro Olivo yaptığı açıklamada, yetkililerin para birimini istikrara kavuşturmak ve döviz tamponlarını yenilemek için giderek alışılmışın dışında önlemlere başvurmak zorunda kaldığını belirtti.

Analistler açıklamada, “Giderek artan karmaşık düzenleyici, mali ve makro ihtiyati tedbirlerin makroekonomik istikrarı geri getirmede etkili olması pek olası değil.” ifadelerini kullandı.

Kuruluş, 27 Mayıs’ta yaptığı duyuruda, Türkiye’nin kredi notuna ilişkin güncelleme yapmadığını açıklamıştı.

Paylaşın

Irak’ta Mukteda es-Sadr Taraftarları Meclis Önünde ‘Erken Seçim’ Namazı Kıldı

Şii kanaat önderi ve siyasal lider Mukteda es-Sadr’ın binlerce yandaşı Cuma namazında lidere bağlılıklarını ve Irak Yüksek Mahkemesi’nin önümüzdeki hafta sonuna kadar parlamentoyu feshetmesi çağrısına desteklerini göstermek için Bağdat’ta parlamento önünde bir araya geldi.  

Mukteda es-Sadr ve yandaşları geçtiğimiz Ekim’de yapılan ve Sadr Hareketi’nin 73 vekille birinci parti olarak çıktığı seçimlerden bu yana Cumhurbaşkanı’nın seçilememiş ve hkümetin kurulamamış olmasını protesto için Temmuz’dan bu yana Irak parlamentosunu işgal ediyor.

Sadr Cumhurbaşkanı seçimi için gereken 2/3 çoğunluğu sağlayamayacağı belli olduktan sonra milletvekillerini meclisten çekmişti. Temmuz’dan bu yana da kendi yokluğunda Meclisin bir Cumhurbaşkanı seçmesi ve hükümet kurması olasılığını önlemek için parlamentoyu kuşatma altında tutuyor ve erken seçim talep ediyor.

Sadr, Çarşamba günü yüksek mahkemenin önümüzdeki hafta sonuna kadar parlamentoyu feshetmesi gerektiğini söyledi. “Yoksa, devrimciler başka bir tavır alacak”, dedi.

Muharrem yasında Cuma namazı

Ruters’in haberine göre, Hz. Hüseyin’in Kerbela’da katlinin yasının tutulduğu Muharrem ayı münasebetiyle siyah giyinen ve her an ölmeye hazır olduklarının nişanesi olarak beyaz kefenlerini omuzlarına alan binlerce Sadr yandaşı Cuma namazını parlamento önünde kıldıktan sonra hutbe için kızıl bir minbere çıkan imamın karşıtlarına meydan okumasını onayladılar:

“Sadr burada olduğu sürece Irak’ı parçalayamayacaksınız.” İmam, “Bu devrimden geri dönüş yok…” dedi “halk taleplerinden vazgeçmeyecek.”

Kısaca Mukteda es-Sadr

Mukteda es-Sadr, Lübnan kökenli ve Şii âlimlerin olduğu bir aileden geliyor. Sadr, Şii dünyada saygın bir yeri olan Ayetullah Muhammed Sadık es-Sadr’ın 4. çocuğu olarak 1974 yılında doğdu.

Muhammed Sadık es-Sadr’ın iki oğlu Mustafa ve Muammile ile birlikte bir iddiaya göre Saddam Hüseyin’in emri ile 19 Şubat 1999’da düzenlenen bir suikast sonucu öldürülmüştü.

Mukteda es-Sadr ayrıca Ayetullah Muhammed Bakır es-Sadr’ın damadı. Bakır es-Sadr Irak’ta 1980 yılında idam edilmişti. Mukteda es-Sadr’ın kuzeni Musa es-Sadr, İran – Lübnan temelli Amel hareketinin kurucusu olarak biliniyor.

Sadr, ailesi ve bağlantılarına rağmen iyi bir din eğitimi ve üst düzey bir Şii din âlimi olması için gereken müçtehit unvanından yoksun. Ayrıca Sadr’ın fetva vermeye de yetkisi yok.

Sadr, Irak’ta Amerika Birleşik Devletleri işgaline karşı direnen ve sonradan Barış Birlikleri adını alan Şii grup Mehdi Ordusu’nun liderliğini yaptı.

Bağdat’ın kurtarılmış bölge olarak nitelendirilebilecek Sadr Kent bölgesinin gayriresmi yöneticiliğini yapan Mukteda es-Sadr, Irak hükümetinin herhangi bir resmi unvanına sahip değildir fakat ülkenin en etkili dini ve politik figürlerinden birisidir.

Paylaşın