HDP’ye Kapatma Davası: Bilgisayarda Basılmayan Son Tuş

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması talebiyle açılan davada hukuki süreç işliyor. Esas hakkında yazılı savunmasını Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gönderen HDP ayrıca sözlü savunma yapacağını da bildirdi. Hukukçular davanın sonbaharda sonuçlanabileceğini söylüyor.

Tabii seçime giderken verilecek böyle bir kararın hukuki boyutundan daha çok siyasi sonuçları konuşuluyor. Muhalefet partilerine göre oy düşüşü yaşayan iktidar çaresizliğin getirdiği bir savrulma içinde. 3600 ek gösterge, KYK faizlerinin silinmesi, EYT, Suriye’de yeni operasyon, doğalgaz araması gibi birçok farklı konuda adımlar atan iktidarın tutumunu, “Aynı anda bilgisayarın tüm tuşlarına basmak” olarak yorumlayan muhalefet, seçime giderken HDP’nin kapatılması istemiyle açılan davada karar verilmesi olasılığını ise “Bilgisayarın son tuşuna basmak” olarak nitelendiriyor.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde yer alan haberde, ana muhalefet partisinden bir yetkili bu yönde alınacak bir karar için, “HDP kapatılırsa daha önce kapatma davası ile karşılaşmış bir parti olan AK Parti kendi hikayesinin üzerinde tepinmiş olur, kendilerini inkar etmiş olurlar. Bundan umut ettikleri sonucu alamayacakları gibi Türkiye demokrasisine de çok ağır bir hasar verirler. Her şeye rağmen bunları göze alıp HDP’yi kapatacaklarsa bilgisayarın son tuşuna da basmışlar demektir. Bu da kapatma düğmesi olur” dedi.

Kapatma davası

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin tarafından açılan davada, “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve ortadan kaldırmayı amaçladığı” gerekçesiyle Halkların Demokratik Partisinin temelli kapatılması ve partinin eş genel başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan’ın da bulunduğu 687 üyeye siyasi yasak getirilmesi talep edildi.

Dava süreci

Davada Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, 19 Mart’ta iddianame üzerinde ilk inceleme raporunun düzenlenmesi için bir raportör görevlendirdi. Anayasa Mahkemesi, davanın ilk incelemesini 31 Mart’ta yaptı.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu iddianamede usul eksiklikleri tespit ettiklerini belirterek başvurunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verdi. Eksikliklerin tamamlanması ardından ilk inceleme tekrar yapılacak. 15 Nisan’da AYM, gerekçeli kararı Yargıtay’a gönderdi.

İncelemesini tamamlayan Bekir Şahin, iddianameyi tekrar AYM’ye gönderdi. Ön incelemesini tamamlayan raportör, iddianamenin kabulünü istedi. AYM, 21 Haziran’da iddianameyi oy birliğiyle kabul etti.

İddianamenin kabul edilmesi ve HDP’ye tebliğ edilmesiyle iki aylık ön savunma süreci başladı. HDP Hukuk Komisyonu, AYM’ye başvurarak dört ay ek süre talebinde bulundu. AYM, bu talebi 2 Eylül’de karara bağladı ve hakkında siyasi yasak istenenlerin ön savunmasını hazırlaması için otuz günlük ek süre verdi.

5 Kasım 2021’de HDP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kapatılması istemiyle açılan davada yazılı savunmasını Anayasa Mahkemesine sundu.

29 Kasım’da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, esas hakkındaki mütalaasını Anayasa Mahkemesine sundu. Şahin; HDP’nin ön savunmasındaki taleplerin reddedilmesi, temelli kapatılması ve kapatmaya sebep olanlara beş yıl siyaset yasağı getirilmesini istedi.

20 Ocak 2022’de AYM, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının esas hakkındaki mütalaasını HDP’ye gönderdi ve savunmasını hazırlaması için otuz gün süre verdi. Mahkeme, partililerin savunmasının Başsavcılığa gönderilmesi isteğini kabul etmedi ve AYM Üyesi İrfan Fidan’ın önceki görevleri nedeniyle yapılan redd-i hâkim talebini de geri çevirdi.

19 Nisan 2022’de HDP Anayasa Mahkemesi’ne savunmasını sundu.

12 Mayıs 2022’de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ek deliller içeren dosyayı Anayasa Mahkemesine sundu. Delilleri inceleyen AYM Başkanlığı, HDP’ye savunma için 30 gün süre verdi.

HDP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın esasa ilişkin mütalaasına karşı savunmalarını AYM’ye teslim etti. AYM tarafından belirlenecek bir tarihte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.

Paylaşın

Küçük Ve Orta Ölçekli Şirketlerin Kredi Borçları 1.5 Trilyon Lirayı Aştı

Türkiye’de Haziran 2022 sonu itibarıyla son bir yılda nakdi kredi borcu olan KOBİ (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler) niteliğindeki müşteri sayısı 3 milyon 994 binden 4 milyon 351 bine yükseldi. Borç miktarı ise 1 triyon 511 milyar TL’ye ulaştı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) Haziran 2022 sonu itibarıyla açıkladığı ‘KOBİ kredileri’ verileri, bugünlerde bir kez daha yüksek sesle yapılan ‘finansmana erişim’ tartışmalarının ortasında küçük ve orta büyüklükteki şirketlerin önemli bir kredi borcuyla karşı karşıya olduğunu gösterdi.

İşte BDDK verilerinden öne çıkan detaylar:

KOBİ türü şirketlerin nakdi kredi hacmi, Haziran 2022 sonu itibarıyla son üç ayda yüzde 19.3, son bir yılda yüzde 66.5 artarak 1 trilyon 511 milyar 435 milyon liraya ulaştı.

Bu kapsamda mikro büyüklükteki işletmelerin kredi borcu üç aylık yüzde 14.4, yıllık yüzde 50.3 artışla 424.1 milyar lira, küçük işletmelerin borcu üç aylık 21.6, yıllık yüzde yüzde 75.2 artışla 509.4 milyar lira ve orta işletmelerin borcu üç aylık yüzde 21, yıllık yüzde 72.7 artışla 578 milyar liraya ulaştı.

Cumhuriyet’in aktardığına göre, bu tür şirketlerin gayri nakdi kredi borcu ise toplamda üç aylık yüzde 15.8, yıllık yüzde 76.7 artışla 527 milyar liraya yükseldi.

Batık kredi hacmi 61.3 milyar TL

Haziran 2022 sonu itibarıyla nakdi kredi borcu olan KOBİ müşteri sayısı 4 milyon 350 bin 842’ye yükseldi. Bu rakam Haziran 2021’de 3 milyon 994 bin 338’di. Ayrıca gayri nakdi kredi müşterisi sayısı ise 3 milyon 48 bin 177’ye çıktı.

Bir kişinin hem nakdi hem gayri nakdi kredi borcu dikkat alınarak yapılan hesaba göre net müşteri sayısı ise 5 milyon 551 bin 725.

Ayrca, KOBİ’lerin toplam takipteki (batık) nakdi kredi hacmi ise son bir yılda yüzde 6.5 artışla, son üç ayda yüzde 2.8 düşüşle 61.3 milyar lira oldu. Takipteki kredi yıllık bazda ‘mikro’da yüzde 25.5, ‘küçük’te yüzde 0.8 artarken, ‘orta’da yüzde 2.6 düştü.

Paylaşın

Salman Rüşdi’yi Ağır Yaralayan Saldırgan, Suçlamaları Kabul Etmedi

75 yaşındaki Salman Rüşdi’ye karşı ikinci dereceden cinayete teşebbüs ve bıçaklı saldırı düzenlemekle suçlanan 24 yaşındaki Hadi Matar, avukatı aracılığıyla mahkemeye sunduğu belgede suçsuz olduğunu iddia etti.

Batı New York’taki Chautauqua Enstitüsü sahnesine konuşmacı olarak çıktığı zaman bıçaklı bir saldırıya uğrayan yazar Salman Rüşdi ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.

Polis ve görgü tanıkları, saldırganın 75 yaşındaki Rüşdi’yi karnından ve boynundan bıçakladığını ve birkaç kişi tarafından durdurulmasına karşın saldırısını sürdürmeye çalıştığını söylediler.

Şeytan Ayetleri, Utanç, Geceyarısı Çocukları kitaplarıyla tanınan yazar Salman Rüşdi’yi bıçaklayan California doğumlu Hadi Matar, New York’ta çıkarıldığı ilk mahkemede suçlamaları kabul etmedi.

Kefalet miktarı belirlenmedi

Associated Press’in haberine göre, Rüşdi’ye karşı ikinci dereceden cinayete teşebbüs ve bıçaklı saldırı düzenlemekle suçlanan 24 yaşındaki Matar, avukatı aracılığıyla mahkemeye sunduğu belgede suçsuz olduğunu iddia etti.

Fairview’de ikamet eden Matar, mahkemede elleri önden kelepçeli şekilde hakim karşısına çıkarıldı. Gözaltında tutulmaya devam edilen zanlı için bir kefalet miktarı belirlenmedi.

Rüşdi’nin sağlık durumuyla ilgili daha önce yaptığı açıklamada “haberlerin iyi olmadığını” belirten menajeri Andrew Wylie, yazarın solunum cihazına bağlandığını ve konuşamadığını belirtmişti. Ancak Wylie, 75 yaşındaki yazarın bir gözünü kaybetme riskinin olduğunu kaydetmişti.

Öte yandan, Rüşdi’nin temsilcilerinden Andrew Wylie, yazarın sağlık durumuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Haberler iyi değil. Salman muhtemelen bir gözünü kaybedecek, kolundaki sinirler kopmuştu ve karaciğeri bıçaklandığı için hasar gördü,” dedi.

Booker ödüllü Rüşdi, geleneklerin ötesine geçerek İslam’ın temel kavramlarının modern çağa uyarlandığı bir reform süreci öngörüyordu. Şeytan Ayetleri kitabı dine hakaret içerdiği iddia edildiği için Rüşdi yıllardır ölümle tehdit ediliyordu. En az dokuz yıl saklanarak yaşamak zorunda kalmıştı.

Salman Rüşdi kimdir?

Hindistan doğumlu İngiliz yazar, 1981 yılında Booker Ödülü de aldığı Geceyarısı Çocukları romanıyla ünlendi. Kitap yalnızca İngiltere’de bir milyonun üzerinde sattı. Yazar daha sonra 1993’te Booker of Bookers ve 2008’de Best of Booker ödüllerini aldı.

Rüşdi’nin sürrealist, post-modern romanı Şeytan Ayetleri kitabı 1988’de basılır basılmaz büyük bir öfke doğurdu, yasaklanma çağrıları yapıldı.

İran lideri Ayetullah Humeyni, yazar hakkında ölüm fetvası çıkarttı ve bu durum kitabı başka bir boyuta, diplomatik krizlere taşıdı. Dünya çapında, çevirmenler ve gösterilerde ölenler dahil 59 kişi bu konuyla ilgili hayatını kaybetti.

Rüşdi pek çok Müslüman tarafından “kafir” ilan edilirken bazı kesimler tarafından da ifade özgürlüğünün temsilcisi oldu. İran hükümeti o zamandan beri Hümeyni’nin kararnamesinden uzaklaşsa da Rüşdi karşıtlığı devam ediyor.

Paylaşın

Galatasaray’a Evinde Giresunspor Sürprizi

Galatasaray, Süper Lig’in 2. haftasında Giresunspor’u konuk etti. Giresunspor, 77. dakikada Borja Sainz’ın kaydettiği golle Galatasaray karşısında sahadan 1-0 galip ayrıldı.

Haber Kaos / Bu sonucun ardından ilk yenilgisini alan Galatasaray 3 puanda kalırken, ilk galibiyetini alan Giresunspor ise 3 puana yükseldi.

Süper Lig’in 3. haftasında Galatasaray deplasmanda Ümraniyespor ile karşılaşacak, Giresunspor ise Kasımpaşa’yı konuk edecek.

Karşılaşmadan dakikalar

2. dakikada Van Aanholt’un soldan ortasında ceza sahasındaki Giresunsporlu savunma oyuncusu Sergen’in ters vuruşunda kaleye yönelen top kaleci Onurcan’da kaldı. 4. dakikada Oliveira’nın yaklaşık 30 metreden kullandığı serbest vuruşta meşin yuvarlak üst direkten döndü.

13. dakikada orta sahada aldığı topla ceza sahasına sokulan Yunus Akgün pasını içerideki Kerem Aktürkoğlu’na verdi. Bu oyuncunun rakibinden şık bir şekilde sıyrıldıktan sonra çıkardığı şutu kaleci Onurcan Piri son anda kornere çeldi.

65. dakikada Nelsson’un uzun pasında ceza sahası içi sağ çaprazında topla buluşan Seferovic’in kaleciyle karşı karşıya kalarak yaptığı etkisiz vuruşta meşin yuvarlak yandan auta gitti.

76. dakikada ceza sahası içi sağ tarafında topla buluşan Hayrullah’ın kaleye sokularak dar açıdan yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kaleci Muslera’da kaldı.

77. dakikada Abdulkerim’in hatalı geri pasında araya Borja girerek topa sahip oldu. Ceza sahası dışına kadar çıkan Muslera’yı geçip kaleye sokulan Borja’nın sağ çaprazdan yaptığı vuruşta meşin yuvarlak filelerle buluştu. 0-1

81. dakikada sol taraftan Kazımcan’ın içeri çevirdiği topa kale önünde Seferovic’in yaptığı kafa vuruşunda meşin yuvarlağı kaleci Onurcan oyun alanına çeldi. Dönen topu savunma kornere gönderdi.

Stat: Nef

Hakemler: Kadir Sağlam, Abdullah Bora Özkara, Mustafa Savranlar

Galatasaray: Muslera, Boey, Nelsson, Abdülkerim Bardakcı, Patrick van Aanholt (Kazımcan Karataş dk. 77), Oliveira (Torreira dk. 61), Midtsjö (Hamza Akman dk. 83), Emre Akbaba (Gomis dk. 46), Yunus Akgün (Mertens dk. 78), Kerem Aktürkoğlu, Seferovic

Giresunspor: Onurcan Piri, Hayrullah Bilazer, Sergen Piçinciol, Perez, Alper Uludağ, Traore, Mejia, Savicevic (Murat Cem Akpınar dk. 64), Serginho (Doğa Can Davas dk. 87), Borja (Rahmetullah Berişbek dk. 81), Bajic (Quinteros dk. 87)

Gol: Borja (dk. 77) (Giresunspor)

Paylaşın

En Parlak Yıldızların Gezegenleri Parçaladığı Bulundu

Yeni yapılan bir araştırmaya göre gece gökyüzündeki en parlak yıldızlar gezegenleri parçalıyor. Bu, HD 56414 b adlı yeni ve son derece olağandışı bir gezegen keşfeden araştırmacıların iddiası.

Gezegen sıcak ve kısa ömürlü A tipi bir yıldızın etrafında dönüyor. Bilim insanları genellikle bu tür parlak yıldızların etrafında Jüpiter’den daha küçük gaz devleri bulmaz.

Son birkaç on yılda gökbilimciler galaksimizde çeşitli yıldızların etrafında binlerce ötegezegen buldu. Neredeyse hepsi (yüzde 99’dan fazlası), küçük kırmızı cücelerden ortalama büyüklükteki Güneş’imizden biraz daha büyük kütleli olanlara, küçük yıldızların etrafında dönüyor.

Fakat daha büyük kütleli yıldızlar yapayalnız olma eğiliminde. A tipi yıldızlar gibi gece gökyüzümüzdeki en parlak yıldızlardan bazılarını temsil eden nesnelerin etrafında az sayıda ötegezegen bulunur. Bulunan ötegezegenlerin çoğu nispeten kocamandır; Jüpiter büyüklüğünde, hatta daha da büyüktür.

Kısmen bulunması zor olduğundan, yeni gezegen durumun sebebine dair ipucu verebilir. Çoğu ötegezegen, yıldızlarının önünden geçerken meydana gelen ışık düşüşlerini izleyerek keşfedilir. Bu da en yaygın bulunanların kısa ve hızlı yörüngelere sahip olduğu anlamına gelir.

Fakat yeni gezegenin nispeten uzun bir yörünge süresi var. Bunun nedeni, daha kolay bulunanların kendi A tipi yıldızlarına daha yakın olması ve bunu yaparken de gazlarının güneşleri tarafından parçalanarak arkalarında tespit edilmesi imkansız bir çekirdek bırakması olabilir.

Bilim insanları bunu daha önce daha kırmızı yıldızlar için öne sürmüştü. Fakat bunun daha sıcak yıldızlara yayılıp yayılmadığını bilmek zordu çünkü çok azının gezegeni vardı.

UC Berkeley yüksek lisans öğrencisi Steven Giacalone, “Gerçekten devasa yıldızların etrafında bildiğimiz en küçük gezegenlerden biri bu” dedi.

Aslında bu, Jüpiter’den daha küçük bir gezegene sahip olan bildiğimiz en sıcak yıldız. Söz konusu gezegenin başlıca ilginçlik sebebi, bu tür gezegenleri bulmanın gerçekten zor olması ve muhtemelen yakın gelecekte onlar gibi çok fazla gezegen bulamayacağız.

Bulguları açıklayan makale The Astrophysical Journal akademik dergisinde yayımlanmak üzere kabul edildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Sancar: İktidar Kaynakları Yandaşlara Aktarıyor, Biz Halka Vereceğiz

Hatay’ı ziyaret eden HDP Eş Genel Başkanı Sancar, burada yaptığı konuşmada, “Ekonomide bu kadar sorunlar yaşanırken, çöküş varken, açlık ve yoksulluk almış başını gitmişken, her bir öneriye kaynakları gösterin diye cevap veriyorlar. Bizler diyoruz ki kaynak var; bu ülkenin toprağında, havasında, suyunda, insanında, emeğinde öyle büyük zenginlikler var ki bunları nereye aktardığınız önemli. İktidar kaynakları yandaşlara aktarıyor. Bir avuç sermayeye, zengine ve rantiyeye aktarıyor. Biz oradan alacağız, halka vereceğiz. Halk için kullanacağız, halk için ekonomi düzeni kuracağız. Halkçı ekonomi” dedi.

Haber Merkezi / Mithat Sancar, konuşmasının devamında, “Kaynak çok. Hazine garantisiyle otoyollara havaalanlarına ve pek çok başka kuruma, kuruluşa, tesise milyarca lira aktarılıyor. Geçmediğimiz yolun, inmediğimiz havaalanının parasını biz ödüyoruz. Elektrik dağıtım şirketlerine hazine garantisi vermişler, tüketmediğimiz elektriğin parasını veriyoruz. İşte bu kaynakları o bir avuç sermayedardan alacağız ve halka vereceğiz. Kaynak var” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Hatay ve ilçelerinde esnaf ziyaretleri, halk buluşmalarına katıldı. Hatay girişinde kalabalık bir konvoy tarafından karşılanan Sancar, Erzin ilçe binası önünde halk buluşmasında kalabalığa seslendi. Mithat Sancar şunları söyledi:

“Sevgili Erzin halkı, hepinizi yürekten selamlıyorum, bu coşkunuza teşekkürle cevap vermek yetmez. Bunun için çalışmak, sizin bu desteğinize layık olmak lazım. Daha çok çalışmak daha uzun yolları birlikte yürümek lazım. Hepinize teşekkür ediyorum.

Gelê me yê bi rûmet hevalên bi rûmet ez we hemûyan bi dilgermî silav dikim. Ser seran ser çavan re hatin.

Bu coşkulu karşılamaya bir şiirle başlayarak karşılık vermek iyi olur. Ahmet Arif Çukurova’yı tarif ederken “sıcağında sabır taşı çatlar, çatlamaz ırgatın yüreği” diyordu. Bu sıcakta sabır taşı da çatlar ama mücadele eden, hakkı için, onuru için, özgürlüğü için mücadele eden halkın yüreği çatlamaz işte. Burada da hep birlikte her yerde herkese bunu gösteriyorsunuz. Yine Ahmet Arif’in şiirini biraz değiştirerek aktarayım. “Yol uzun, şartlar ağır ama bir sevdadır böyle yaşamak, bütün korkulara rağmen, bütün korkulardan uzak, halk için halkla birlikte yürümek. Bir sevdadır bu.” İşte HDP bu sevdanın adıdır, siz bu sevdanın yaratıcıları, emekçilerisiniz.

“Soygun düzenine karşı başarı ortak mücadeleden geçer, sorunları biz çözeceğiz”

Her türlü yolu deniyorlar bizi engellemek için; kumpas davaları açıyorlar, her gün yeni operasyonlarla yöneticilerimizi gözaltına alıyorlar, tutukluyorlar. Kapatma davalarından medet umuyorlar ama karşılarında inatla, ısrarla, inançla mücadele eden bir halk var. Bunu unutuyorlar. Ama her seferinde bu halk onlara bunu hatırlatıyor, hatırlatmaya devam edecek. İşte mücadeleyle direnişle öyle bir ufka vardık artık asla yalnız değiliz, asla yalnız olmayacağız. Daha da büyüyeceğiz daha da büyük yollar yürüyeceğiz. Bu ülkenin her sorununa çözümü bizler getireceğiz. Bizler derken elbette partimizi, HDP’yi kastediyoruz en başta ama bizler bu zorba iktidara, bu soygun düzenine karşı başarının ortak mücadeleden geçtiğini biliyoruz. Halkların birlikte yürümesi ve bu yürüyüşün giderek büyümesi değiştirecektir bu düzeni. Bu iktidara dur diyecek şey halkların bu inançlı, kararlı buluşması olacaktır.

Bizler bu ülkede her yerde olacağız. Daha önceki sloganımız buydu. HDP’yiz her yerdeyiz. Bu ayın başında bir eş genel başkan Amed’de bir eş genel başkan İstanbul’daydık. Daha sonra Konya’nın Kulu ve Cihanbeyli ilçelerine gittik. Manisa’daydık. Yarın Nevşehir’de olacağız, öbür gün Kars’a gideceğiz, Hakkari’ye kadar uzanacağız. Türkiye’nin dört bir yanına ulaşacağız. Kararlıyız, halklarla buluşmamızı hiçbir güç engelleyemeyecek. Halklar arasına nefreti, düşmanlığı, kini sokmak isteyenler asla başaramayacaklar, HDP var çünkü. HDP var oldukça nefret yok olacak, HDP büyüdükçe düşmanlık yok olacak, bu ülke karanlıktan aydınlığa yürüyecek. İşte bunun sözünü veriyoruz. Kongremizde bunun sözünü vermiştik. Çözüm biziz, sözümüz var dedik. Bu soygun düzenine karşı çözüm biziz.

“Emekçilerin hakkını ve onurlu yaşam talebini mutlaka gerçekleştireceğiz”

Bakın sizler Erzin’de pek çok sorun yaşıyorsunuz. Erzin’de tarım işçilerinin yaşadığı zorlukların farkındayız. Hepsini biliyoruz. Hepsi ile ilgili çözümümüz de var. Emeğin hakkı onurluca teslim edilecek. Bütün tarım işçileri bu ülkede en zor şartlarda çalışan emekçilerdir. Bunu mevsimlik tarım işçilerinin çadırını gezerken de gördük. Bütün bunları emekçilerin birleşik gücü ve ortak mücadelesiyle mutlaka çözeceğiz. Emekçinin hakkını, onurlu yaşam talebini mutlaka gerçekleştireceğiz. Bunu da ancak bizler yapabiliriz, hep birlikte yapabiliriz.

Bu iktidar yasaklardan medet umuyor dilleri, konserleri yasaklıyor, gençlerin eğlencesine bile zulüm uyguluyor. Yasaklarla, baskılarla gençleri durduramazsınız. Zulümle, asimilasyon çabalarıyla kimlikleri ve inançları engelleyemezsiniz. Çünkü her halkın özgür ve eşit yaşayacağı, bütün inançların eşit ve özgür olacağı ülkeyi yaratacak milyonlar var ve bu milyonlara her gün yüzbinler, milyonlar ekleniyor ve eklenecek. İşte o nedenle başaramayacaklar.

“Kirli sanayi ile narenciyenin yurdu olan Erzin’deki yaşamı, havayı, doğayı kirletiyorlar”

Bakın ülkenin her yanı talan meydanına dönüştü. Enflasyon yüzde 80 diyorlar ama gerçeği yüzde 150-160 biliyorsunuz. Yoksulluk aldı başını gidiyor. Doğayı talan ediyorlar. Ne için? Bir avuç sermayeye daha fazla kaynak aktarmak için. Erzin narenciyenin yurdudur, Türkiye’deki narenciyenin yüzde 20’si burada üretiliyor. Peki ne yapıyor bu iktidar? Geliyor burada bir petrokimya tesisi kurmaya çalışıyor. Burnaz sahilinde. Plastik hammaddesi için üretim yapacak bir tesis. Bunun sonucu narenciye üretiminin giderek baltalanması olacak. Burnaz sahili gibi nadide bir turizm köşesi yok edilecek. Yer altı suları zehirlenecek kim ve ne için? Kirli sanayi buradaki temiz yaşamı yok edecek, sırf bir avuç sermayedara rant sağlamak için. Ama Erzin halkı da Antakya’nın bütün halkları bu kirli sanayi projesine karşı ortak mücadeleyi büyütüyorlar. Daha önce benzer projeleri devreye sokmaya çalıştılar. 4 tane kömürlü termik santral için çalışmalar yürüttüler. Ama hepsini durdurdunuz, ortak mücadele ile. Toprağına, suyuna, havasına, emeğine ve onuruna sahip çıkan bir halkı hiç kimse yenemez.

“Mücadeleyi birleştirmek bu talancı düzeni durdurmanın tek yoludur”

Evet HDP halktır, halkların iradesidir, ortak mücadele evidir, inançların ortak direniş mekanı, özgürlük mücadelesinin yurdudur. HDP sizsiniz, HDP halklardır, HDP her tür inançtan insanın kendi geleceği için mücadele yürüttüğü büyük bir yoldur. HDP halktır sözü bu anlama geliyor. Mücadeleyi birleştirmek her yerde bir araya gelmek bu soyguncu talancı ve savaşçı iktidarı ve düzeni değiştirmenin tek yoludur. Burada doğa için yürütülen mücadele aynı zamanda Muğla’da Akbelen ormanları için yürütülen mücadele ile buluşacaktır. Akbelen’de ormanları korumak için yürütülen mücadele Şırnak’taki orman kıyımına karşı yürütülen mücadele ile buluşacaktır. Buluşmalıdır. Artvin’in derelerini savunanlar ile Van’da dereleri savunanlar mutlaka bir araya gelmelidir, gelecektir. İşte bu büyük bulaşma, talanı da yalanı da soygunu da bitirecektir. Bizler söz veriyoruz halkımıza. Sözümüz var çözüm üretiyoruz. Çözüm biziz diyoruz. Bu çözümü sizlerin gücüyle hayata geçireceğiz.

“Bu ülkenin toprağında emeğinde çok büyük zenginlik var ve bunu  peşkeş çekiyorlar”

Ekonomide bu kadar sorunlar yaşanırken, çöküş varken, açlık ve yoksulluk almış başını gitmişken, her bir öneriye kaynakları gösterin diye cevap veriyorlar. Bizler diyoruz ki kaynak var; bu ülkenin toprağında, havasında, suyunda, insanında, emeğinde öyle büyük zenginlikler var ki bunları nereye aktardığınız önemli. İktidar kaynakları yandaşlara aktarıyor. Bir avuç sermayeye, zengine ve rantiyeye aktarıyor. Biz oradan alacağız, halka vereceğiz. Halk için kullanacağız, halk için ekonomi düzeni kuracağız. Halkçı ekonomi.

Kaynak çok. Hazine garantisiyle otoyollara havaalanlarına ve pek çok başka kuruma, kuruluşa, tesise milyarca lira aktarılıyor. Geçmediğimiz yolun, inmediğimiz havaalanının parasını biz ödüyoruz. Elektrik dağıtım şirketlerine hazine garantisi vermişler, tüketmediğimiz elektriğin parasını veriyoruz. İşte bu kaynakları o bir avuç sermayedardan alacağız ve halka vereceğiz. Kaynak var.

“Sömürüyü açlığı ve yoksulluğu durdurmak istiyorsak savaş politikalarına karşı çıkmalıyız”

En büyük kaynak kaybı nerede biliyor musunuz; savaş politikalarında. Bu iktidar bu ülkede savaş, bölgede savaş diyerek ülkenin kaynaklarını silaha ve ölüme yatırıyor. Oysa savaş politikalarından vazgeçtiğiniz zaman, savaşa ayrılan kaynakları bu halka, bu halkın emekçilerine, yoksullarına dağıttığınız zaman bu ülkede refah yükselir. O nedenle savaş politikaları sömürünün en büyük kaynağıdır. Eğer sömürüyü durdurmak istiyorsak, soygunu ve talanı durdurmak istiyorsak savaş politikalarına hep birlikte karşı çıkacağız. Savaş politikalarına hep birlikte karşı çıkmadıkça bu iktidarın soygun ve yalan düzenini durduramayız. Herkese çağrımızdır.

Şu an Suriye ile güya diyalog başlatacağız diyorlar. Ama amaç Kuzey ve Doğu Suriye’ye askeri operasyonu mümkün kılmak. Yani savaşı Kürtlere karşı sürdürmek için herkesle görüşmeye gidiyorlar. Bir Tahran’da bir Soçi’de şimdi de yalandan nasıl bir propaganda ile servis ettiklerini görüyorsunuz. Suriye’deki iktidarla da anlaşırız diyorlar. Barış için değil yaparlarsa burada savaş politikalarını yürütmek için yapacaklar. Ama halklar buna kanmaz, bu ülkede, bu bölgede yaşayan Kürtler de Araplar da Süryaniler de Çerkezler de diğer bütün halklar da AKP’nin savaş oyunlarının farkındadır ve hep birlikte bu savaş planlarını bozacak iradeye sahiptir. Bizler de burada bu toplumda en geniş savaş karşıtı mücadeleyi yaratmak zorundayız. Biz istiyoruz ki ülkeye gerçek ve onurlu barış gelsin. Bizim gelecekte halka en büyük armağanımız gerçek ve onurlu bir barış olacaktır. Bütün bölge için halkların eşitliğine dayalı, halkların iradesine saygılı demokratik bir gelecek üzerine kuracağız bölge barışını da. Burada da halka sözümüz var, burada da çözüm biziz.

“Mutlaka kazanacağız”

Sıcakta beklediniz bu saate kadar hepiniz sağ olun var olun. Bu sıcağın akıttığı her damla ter yüreğimizde toplanıyor. Bu yürek öyle bir coşacak ki bu ülkedeki bütün pislikleri temizleyecek. Her türlü kirli tezgahı, soygun, sömürü ve savaş planını da boşa çıkaracak. Hepinize bu teriniz için bu iradeniz için teşekkür ediyorum. Her zaman dediğimiz gibi inanın kardeşlerim mutlaka kazanacağız. Haklıyız, kararlıyız, inançlıyız ve birlikte yürüdükçe kazanacağız. Serkeftin gelê me.”

Paylaşın

Rusya’nın Varlık Fonu, Türk Lirası Almayı Planlıyor

Rusya Merkez Bankası’ndan Cuma günü yapılan açıklamaya göre Rusya Ulusal Varlık Fonu için Çin, Hindistan ve Türkiye gibi ‘dostane’ ülkelerin para birimlerinin satın alınması planlanıyor.

Kurumun açıklamasına göre bu kararın arkasında yaptırımlar dolayısıyla daha fazla dolar ve euro satın alınamamasının etkisi var.

Reuters’ın haberine göre ruble için halen serbest piyasa koşullarının hakim olduğunu vurgulayan Rusya, petrol gelirlerinin zor günlerde değerlendirilmek üzere bir fona aktarılmasına ilişkin bütçe kuralı getirilmesinin mühim olduğunu ifade etti.

Rusya Merkez Bankası’nın 2023-2025 için öngürdüğü para politikasına ilişkin yayımladığı raporda yeni maliye politikasının nasıl uygulanması gerektiğine yönelik çalışmaların yapıldığı aktarıldı.

Rusya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Alexei Zabotkin, para politikası raporuna dair Cuma günü gerçekleştirdiği sunumda Çin yuanı ve ruble arasındaki ticaret hacminin Moskova’daki piyasada neredeyse euro-ruble hacmine denk geldiğini ifade etti.

Daha önceki bütçe kuralına göre Rusya, ulusal varlık fonu için dolar ve euro satın alıyordu; diğer para birimlerini alamıyordu.

Ancak kurum döviz alımlarını 2022’nin başında rubledeki yüksek oynaklık dolayısıyla durdurdu.

Ancak Reuters’a konuşan uzmanlara göre açıklanan bu para birimlerinde yeterli likiditenin bulunmaması sıkıntı olabilir.

Türkiye’de enflasyonun yüzde 80’e dayanması uzmanlara göre bu engellerden biri.

Rusya Ulusal Varlık Fonu, Maliye Bakanlığı tarafından yönetilse de ülkenin merkez bankası döviz rezervlerinin bir parçası.

Şubat ayında merkez bankası döviz rezervlerinin miktarı 640 milyar dolara ulaştı; bu miktarın yarısı Batı’nın uyguladığı yaptırımlar dolayısıyla dondurulmuş durumda.

Rusya Merkez Bankası aynı zamanda 24 Şubat’ta başlatılan sermaye kontrollerini uygulamak için artık bir neden görmediğini de açıkladı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Güney Kore’deki Sel Felaketinde Can Kaybı 14’e Yükseldi

Doğu Asya ülkesi Güney Kore’de, başkent Seul ve çevre bölgelerinde etkili olan yağış ve sellerde ölü sayısı artıyor. Güney Kore’nin Yonhap haber ajansının aktardığına göre, 8 Ağustos’tan bu yana etkili olan aşırı yağış, su baskını ve sellerde yaşamını yitirenlerin sayısı itibariyle 14’e yükseldi.

Hafta başından bu yana süren şiddetli yağış nedeniyle çoğu Seul’de olmak üzere binlerce ev de su altında kalmış durumda.

Güney Kore’nin Felaket ve Güvenlik Önlemleri Merkez Karargahı (CDSCH) verilerine göre, sekizi Seul’de, dördü Gyeonggi eyaletinde ve ikisi Gangwon eyaletinde olmak üzere 14 kişi hayatını kaybetti.

CDSCH, beş kişiden hala haber alınamadığını belirtti.

Sel nedeniyle ülke genelinde yaklaşık 7 bin 200 kişi tahliye edildi.

Bodrum kattaki konutlar kullanılmayacak

Yaklaşık bir haftadır aşırı yağış ve sellerin can ve mal kayıplarına yol açtığı ülkede üç kişinin de yaşadıkları bodrum katlarındaki dairelerde yaşamını yitirmesi Güney Koreli yetkilileri harekete geçirmişti.

Ani su baskınları sonucu yaşanan bu ölümlerin ardından yetkililer, bu haftadan itibaren bodrum katlarının daire olarak kullanılmasına izin verilmeyeceğini ve mevcut dairelerin dönüştürüleceğini açıkladı.

Seul Belediye Başkanı Oh Se-hoon, Yonhap’a yaptığı açıklamada, bu dairelerde yaşamanın tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Başkent Seul’de genellikle düşük gelirli ailelerin yaşadığı ufak, karanlık bodrum katları, Güney Kore yapımı “Parazit” (Parasite) filmi ile dikkati çekmiş, uluslararası düzeyde farkındalık oluşturmuştu.

Oscar ödüllü filmin başarısının ardından kent yetkilileri, bodrum katta yaşayan bin 500 hanenin yaşam koşullarının iyileştirilmesi için finansal destek sağlayacağını açıklamıştı.

Paylaşın

Suriye’de Binlerce Muhalif, Türkiye’yi Protesto Etmek İçin Sokaklara Çıktı

Suriye’de muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan binlerce kişi Cuma günü Türkiye’yi protesto etmek için sokaklara çıktı. Protestolar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun son açıklamalarının ardından geldi.

Çavuşoğlu, geçen hafta içinde Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile Ekim 2021’de görüştüğünü duyurmuş, “Muhalif Suriyelilerle rejim arasında bir barışın olması gerektiğini, Türkiye olarak böyle bir durumda buna destek olabileceğimizi söyledik” açıklamasında bulunmuştu.

AFP’nin haberine göre Çavuşoğlu’nun bu sözlerini Türkiye’nin muhaliflere verdiği desteğin azalması ve Esad rejimine karşı daha yumuşak bir tutum takınılması olarak algılayan Suriyeli muhalifler, Azez, El Bab ve Afrin’de protestolar düzenledi.

BBC İzleme Servisi’nin (BBC Monitoring) aktardığına göre protestolarda birkaç kişi gözaltına alındı. Türk askerlerin kontrolündeki Cerablus’ta gösterileri başlatmakla suçlanan lider konumundaki bir kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

AFP’ye konuşan ve El Bab’da yaşayan Suriyeli muhalif Yasin El Ahmed, “Devrimciler olarak biz burada rejimle herhangi bir uzlaşmaya karşı olduğumuzu göstermek için toplandık; çünkü bu milyonlarca Suriyeli’nin yerinden olması ve bir yıkım anlamına gelecektir” dedi.

Suriyeli muhaliflerin bayraklarını taşıyan protestocuların, “Uzlaşma yok, devrim devam ediyor” pankartları taşıdığı görüldü.

Dışişleri’nden yeni açıklama: Suriye halkıyla dayanışmamız sürecek

AFP fotoğrafçısının gözlemlerine göre kimi yerlerde Türk bayrağının yakıldığı görüldü.

Çoğu gösteri, Cuma namazının ardından yapıldı. İngiltere merkezli İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre Suriye’nin kuzey ve kuzeybatısındaki 30 noktada protestolar gerçekleştirildi.

El Kaide ile ilişkili cihatçı örgüt Heyet Tahrir Şam (HTŞ) kontrolündeki İdlib’deki kimi yerlerde de gösteriler düzenlendi.

İdlib’in Mastuma kasabasındaki Türk ordusunun kontrol noktası önünde toplanan onlarca kişi, “Suriye rejimi bitmeli” diye bağırdı.

Sana El Ali adındaki protestocu, “Şehitlerimizi, acılarımızı ve katliamları unutmayacağız” dedi.

Reuters’ın haberine göre Perşembe geceden başlayan gösterilerde emniyet ve yerel yönetim merkezlerindeki Türk bayrakları söküldü.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Tanju Bilgiç ise Cuma günü yaptığı açıklamada, “Suriye halkıyla dayanışmamız sürecektir” dedi:

“Türkiye, uluslararası toplumun tüm paydaşlarıyla işbirliği içinde bu ihtilafa Suriye halkının beklentileri doğrultusunda kalıcı bir çözüm bulunmasına yönelik çabalara güçlü katkı sağlamaya devam edecektir.”

Türkiye bugüne kadar Suriye’nin kuzeyine çok sayıda askeri harekat düzenledi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Yoğun Zihinsel Faaliyetler Neden Yorgunluğu Tetikliyor?

Yoğun çalışmayla geçen bir haftanın ardından keyifli zaman geçirip, sosyalleşmek için bile haliniz kalmıyorsa,  ne giyeceğinizi, cüzdanınızı nereye koyduğunuzu, anahtarları alıp almadığınızı düşünmekten bitap düşüyosanız ve bütün planlarınızdan vazgeçip sadece koltuğa serilmek size daha cazip geliyorsa, bunun sebebi zihinsel faaliyetlerin yoğunluğuna bağlı olabilir.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, bilim insanları sürekli yoğun zihinsel faaliyette bulunmanın, tıpkı yoğun fiziksel faaliyet gibi yorabildiğini ve beyinde zehirli sinir taşıyıcıların birikimine neden olabildiğini ortaya koydu.

Paris’teki Beyin ve Omurilik Enstitüsü tarafından yapılan bir çalışmaya göre, sıkı çalışmak ve gün boyunca vazgeçme hissine rağmen çalışmaya devam etmek beyni aşırı yorabiliyor. Tıpkı fiziksel egzersiz sonucu kaslarda laktik asit birikimi ile oluşan ağrı ve yorgunluk hissi gibi, beyin de benzer bir durumla acı çekebiliyor.

Beyin zehirli birikimi önlemek için yavaşlıyor

Current Biology dergisinde yayımlanan çalışmada sürekli zihinsel faaliyetlerin, beynin ön korteksinde potansiyel olarak zehirli sinir taşıyıcıların birikimine neden olabildiği anlaşıldı.

Ön korteks karar verme ve bilişsel (kognitif) kontrolü yöneten bölge olarak görev yapıyor. Bu faaliyetler beynin bir dürtüyü bastırma ya da cazip gelen bir şeye karşı direnme halinde devreye giriyor. Araştırmacılara göre beyin bu birikimi yönetebilmek için yavaşlamaya başlıyor. Bu da kendimizi neden yorgun hissettiğimizi açıklıyor.

“Kaşınmak bile beynin bilişsel (kognitif) kontrolü gayrete geçirmesini gerektiriyor” diyen araştırmacılar bilişsel kontrol işlevi üzerinde tekrar eden taleplerin yorgunluğa sebep olduğunu belirtiyor.

Araştırmada zor görevler daha fazla glutumat birikimine neden oldu

40 katılımcının beyin kimyasının incelendiği araştırmada katılımcılardan bilgisayarda tekrar eden görevleri yerine getirmesi istendi. İki gruba ayrılan katılımcılardan biri zor, diğer daha kolay görevleri altı saat boyunca yapması istendi.

Görevlerde beynin sürekli olarak daha az zahmetli işlere karşı direnmesini gerektiren düşünme faaliyetlerine yer verildi. Bu sırada ön korteksteki sinir taşıyıcı sayısını ölçen bilim insanları, daha zorlu görevler verilen katılımcılarda  daha fazla glutamat birikimi olduğunu tespit etti.

Bilim insanları bilişsel kontrolün daha fazla glutamat birikimine neden olduğu ve sinir hücrelerini fazla heyecanlandırdığı için zararlı düzeye erişebildiği sonucuna ulaştı. Araştırmacılar, beynin buna karşı bir temizleme mekanizması olarak faaliyetlerini yavaşlattığını düşünüyor.

Öte yandan yorgunluk hissinin hem zorlu hem de kolay görev üstlenen gruplarda da aşağı yukarı aynı olduğunu belirten araştırmacılar, bunu yorgunluk ve zorluk hissinin öznel algılanmasına ve diğer kişilere verilen görevlerin daha zor ya da kolay olduğunu bilmemelerine bağlıyor.

Çalışmanın yalnızca bir sinir taşıyıcısı ile sınırlı olduğuna dikkat çeken uzmanlar, bu çalışmanın daha kapsamlı başka çalışmalara öncü olabileceğini dile getiriyor.

Paylaşın