Bilim İnsanları, Yıldız Tozunun Kaynağını Bulduklarına İnanıyor

Bilim insanları Güneş Sistemi’mizdeki yıldız tozunun nereden geldiğini bildiklerine inanıyor. Yıldız tozu genellikle yıldızlardan gelen gazların soğumasından kaynaklanan, rüzgar veya şiddetli bir süpernova yoluyla uzaya püskürtülen toz parçacıkları olarak düşünülür.

Bu süreçte, uçucu olmayan elementlerin büyük bir kısmı yoğunlaşarak yıldız tozuna dönüşür fakat birçoğu tekrar yok olacaktır. Hayatta kalan parçacıklar yaklaşık 4.6 milyar yıl önce Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin bünyesine katıldı.

Bilim insanları, yıllarca Güneş Sistemi’mizdeki yıldız tozunun sadece nispeten az bir kısmının süpernovalardan ve onları doğuran süper dev yıldızlardan geldiğini varsaydı. Fakat yeni araştırmalar, Güneş Sistemi’ndeki yıldız tozunun yüzde 25’inden fazlasının süpernovalardan geldiğini gösteriyor.

Araştırmacılar, “güneş öncesi parçacıklara” veya Güneş Sistemi’mizden önce var olan ve halen bulunabilen yıldız tozuna bakarak bunu keşfetti. Günel öncesi parçacıklar göktaşlarında ya da uzaydan Dünya’ya düşen diğer maddelerde bulunabilir ve sıradışı kimyasal yapılarıyla tanınırlar.

Bilim insanları, güneş öncesi parçacıkları inceleyerek Güneş Sistemi’mize tozlarını bırakan yıldız türlerini belirleyebiliyor. Bu da kimyasal elementlerin nereden geldiğini ve gezegenimizin çevresinin sıfırdan nasıl oluştuğunu daha iyi anlamamızı sağlıyor.

MPI Kimya’da Parçacık Kimyası Bölümü’nde grup lideri ve Nature Astronomy’de yayımlanan makalenin baş yazarı Peter Hoppe, “Yıldız tozunun çok daha büyük bir kısmının süpernova patlamalarından geldiğinin bilinmesi, araştırmacılara yıldızlararası ortamda toz evriminin bilgisayar modellerini oluşturmak için önemli yeni parametreler sağlıyor” dedi.

Bu durum, süpernova şok dalgaları içlerinden geçerken, özellikle yeni ortaya çıkan süpernova tozunun ve eski yıldızlararası tozun hayatta kalmasını tanımlarken geçerli.

Toz, yıldızlararası moleküler bulutlardaki kimyasal reaksiyonların katalizörü olabileceğinden ve yeni gezegenlerin yapıtaşları olduğundan, yıldız tozunun zamanla uzaya nasıl karıştığını keşfetmek, güneş sistemlerinin nasıl geliştiğine dair yeni bir bakış açısı sağlayabilir.

Yıldız tozu

Yıldızların yaşam döngüleri vardır. Uzayda toz ve gaz parçaları yoğunlaşıp birbirinin üzerine çöküp ısındığında doğarlar. Oluşan yıldızlar milyonlarca ile milyarlarca yıl boyunca yanarlar ve sonra ölürler.

Öldüklerinde rüzgârlarında oluşan parçacıkları uzaya fırlatırlar ve bu yıldız tozu parçalarından yeni gezegenler ve uyduları, göktaşları ile birlikte yeni yıldızlar oluşur.

Bir yıldızdan kopup uzaya saçılarak soğuyan parçalara yıldız tozu adı verilir. Bu yıldız tozları bir meteor içinde sıkışıp milyarlarca yıl boyunca orada kalabilir. Bunlar Güneş Sisteminden önceki zamanda neler olup bittiği hakkında ipuçları taşırlar.

Ancak bu tür antik tanecikleri bulmak zordur. Oldukça ender bulunurlar. Bu taneciklere Dünya’ya düşen meteorların sadece yüzde beşinde rastlanır.

Paylaşın

11 İlin Emniyet Müdürü Ve 329 Kaymakamın Görev Yeri Değişti

11 ilin emniyet müdürü değişirken, Diyarbakır ve Giresun emniyet müdürleri merkeze çekildi. 100’den fazla kaymakamın ve birçok ilin vali yardımcılarının görev yerleri de değiştirildi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı Emniyet Müdürleri Kararnamesi Resmi Gazete’de yayımlandı. Karar göre 13 ile yeni emniyet müdürü atandı. Diyarbakır ve Giresun emniyet müdürleri merkeze alındı.

İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, 2022 yılı Mülki İdare Amirleri Atama Kararnamesi ile bulundukları yerlerde görev sürelerini tamamlayan, hizmet veya mazeretleri gereğince kararname kapsamına alınan 422 Mülki İdare Hizmetleri sınıfında görev yapan vali yardımcısı, kaymakam, bakanlık merkez teşkilatında görevli olanlar ile hukuk müşavirlerinin yeni görev yerleri liyakat ve kıdemleri esas alınarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayı ile atandı.

Görev yerleri değiştirilen emniyet müdürleri şöyle;

  • Sakarya Emniyet Müdürü Fatih Kaya, Diyarbakır Emniyet Müdürü,
  • Antalya Emniyet Müdürü Mehmet Murat Ulucan, Şanlıurfa Emniyet Müdürü,
  • Şanlıurfa Emniyet Müdürü Selçuk Doğuş, Sakarya Emniyet Müdürü,
  • Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanı Orhan Çevik, Antalya Emniyet Müdürü,
  • Emniyet Genel Müdürlüğü Belge Yönetimi ve Koordinasyon Daire Başkanı Recep Güzel Yazıcı, Giresun Emniyet Müdürü
  • Vekâleten Karabük Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten Polis Başmüfettişi Kadir Yırtar, Karabük Emniyet Müdürü,
  • Vekâleten Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten Polis Başmüfettişi Hakan Sıralı, Kütahya İl Emniyet Müdürü,
  • Vekâleten Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten Polis Başmüfettişi Ali Loğoğlu, Nevşehir Emniyet Müdürü,
  • Vekâleten Siirt İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten Polis Başmüfettişi Hakan Yıldırımoğlu, Siirt Emniyet Müdürü,
  • Vekâleten Sinop İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten Polis Başmüfettişi Tarıkhan Çetiner, Sinop İl Emniyet Müdürü,
  • İstanbul Terörle Mücadeleden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı Polis Başmüfettişi Kayhan Ay, Kastamonu Emniyet Müdürü olarak atandı.

Diyarbakır Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın, Polis Başmüfettişi; Giresun Emniyet Müdürü Saruhan Kızılay ise Emniyet Genel Müdürlüğü Belge Yönetimi ve Koordinasyon Daire Başkanı olarak atanarak merkeze çekildi.

329 kaymakamın görev yerleri değiştirildi”

İçişleri Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, “2022 yılı Mülki İdare Amirleri Atama Kararnamesi ile bulundukları yerlerde görev sürelerini tamamlayan ve hizmet veya mazeretleri gereğince kararname kapsamına alınan 422 Mülki İdare hizmetleri sınıfında görev yapan vali yardımcısı, kaymakam, bakanlık merkez teşkilatında görevli olanlar ile Hukuk Müşavirlerinin yeni görev yerleri liyakat ve kıdemleri esas alınarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın onayı ile atanmışlardır” denildi.

Açıklamada ayrıca şöyle denildi:

“1. sınıf ilçede görev yapan 46, 2. sınıf ilçede görev yapan 37, 3. sınıf ilçede görev yapan 43, 4. sınıf ilçede görev yapan 104, 5. sınıf ilçede görev yapan 38, 6. sınıf ilçede görev yapan 61 olmak üzere toplam 329 ilçemizin Kaymakamının görev yerleri değiştirilmiştir.

İstanbul’da 12, Ankara’da 4, İzmir’de ise 10 Kaymakamın görev yerleri değiştirilirken, kayyumluk görevi de icra eden Kaymakamlardan 12’si farklı görevlere atanmış, yerlerine yeni kaymakamların ataması yapılmıştır.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde atamaya tabi tüm ilçelere Kaymakam ataması gerçekleştirilirken bu bölgelerde tayine tabi olan Vali Yardımcıları, Kaymakamlar ve özellikle kayyumluk görevi icra edenler daha üst görevlerde değerlendirilmiştir. Kararname sonrası boş kalan ilçelerimize Kaymakam Vekili görevlendirilmiş olup 922 İlçemizin tamamına Kaymakam verilmesi sağlanmıştır.”

Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararnamesiyle ayrıca;

Göç İdaresi Başkanlığında boş bulunan Başkan Yardımcılığı görevine Bakanlığın İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanı Can Ozan Tuncer getirildi.

Uyum ve iletişim Genel Müdür Vekili Gökçe Ok, Yabancılar Genel Müdürü Vekili Gözde Özkorul, Uluslararası Koruma Genel Müdür Vekili Muhammet Selami Yazıcı, Düzensiz Göç ile Mücadele ve Sınır Dışı İşleri Genel Müdür Vekili Ramazan Seçilmiş ile Rehberlik ve Denetim Başkan Vekili Hacı Memet Gürlek aynı görevlere asaleten atandı.

İller idaresi Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Mustafa Fırat Taşolar, Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü oldu.

Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda Komutan Yardımcısı Tuğamiral Cengiz Fitoz Tümamiralliğe, Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanı SG Albay Ahmet Bahadır Tuğamiralliğe, Sahil Güvenlik Akdeniz Bölge Komutanı SG Albay Oğuz Bavbek Tuğamiralliğe terfi ettirildi.

Rütbeleri yükseltilen üç ismin görev yerleri ise değişmedi.

Paylaşın

ESA: İklim Değişikliğinin Ekonomik Hasarı Enerji Krizinden Kat Kat Fazla Olacak

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) Başkanı Josef Aschbacher iklim değişikliğinin ekonomik hasarının, Avrupa’nın şu anda yaşadığı enerji krizinden kat kat fazla olacağını söyledi. Aschbacher, acilen iklim kriziyle mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, ESA Başkanı, uzaydan alınan görüntülere göre orman yangınlarının, sıcak hava dalgalarının, nehirlerin kurumasının ve yerkürenin ısınmasının iklim kriziyle ilişkili olduğuna dair bir şüphe kalmadığını söyledi.

Reuters’a konuşan Aschbacher, “Bugünlerde enerji krizinden endişeleniyoruz, endişelenmekte de haklıyız. Ama iklim krizinin yanında bu çok ufak bir sorun. İklim kriziyle bir an önce mücadele etmemiz gerekiyor” dedi.

Fransa’da bu yıl 57 bin 200 hektardan fazla bir alan orman yangınları sırasında yok oldu.

İspanya’da Temmuz ayı, 1961’den bu yana ülkede yaşanan en sıcak ay olarak kayıtlara geçti.

ABD’nin Utah eyaletindeki Büyük Tuz Gölü ve İtalya’daki Po Nehri’nde su seviyeleri rekor seviyede düştü.

İngiltere’de ise önümüzdeki günlerde hava sıcaklıklarının 37 santigrat dereceye yükselmesi bekleniyor. Ülkede sıcak havayla ilişkili bir ay içinde ikinci defa sağlık uyarısı verildi.

Aschbacher, “Durum iyi değil. Daha önce hiç tanık olmadığımız hava olayları görüyoruz” diyor.

Havanın yanı sıra yeryüzü de ısınıyor

Tek sorun hava sıcaklıklarının yükselmesi de değil. Yeryüzü de giderek ısınıyor.

Aschbacher, ESA uydularının geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de 45 derece, Fransa’da 50 derece ve İspanya’da 60 derecelik yeryüzü sıcaklığı ölçtüğünü aktarıyor.

ESA Başkanı, “Tüm ekosistemimiz bilim insanlarının beklediğinden çok daha hızlı bir şekilde değişiyor. Kuraklıklara ve şiddetli fırtınalara tanık oluyoruz. Bunların tümü iklim krizinin etkileri” diyor ve ekliyor:

“Kasırgalar da rüzgar hızı açısından eskisine göre çok daha güçlü, bu yüzden de daha çok hasara yol açıyorlar.”

Reuters’a konuşan Aschbacher, hava paternlerinde her zaman dalgalanmalar yaşandığını, ancak böylesine hızlı değişimlerin normal olmadığını anlatıyor.

Aschbacher, bu yıl karşı karşıya olduğumuz hava uyarılarını dikkate almamanın dünyaya bedelinin milyarlarca dolar olacağını söylüyor:

“İnsanlar bir yandan bu krizle baş edebileceğimizi düşünüyor, diğer taraftan da krizle mücadele etmenin maliyetinin çok yüksek olacağına inanıyor. Yaşadığımız hava olaylarının iklim krizi kaynaklı olduğuna dair hiçbir kuşkum yok.”

Paylaşın

Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi’nde Turladı

Slovacko ile İstanbul’da oynanan ilk karşılaşmayı 3-0 kazanan Fenerbahçe, rövanş maçı için Çekya’da sahaya çıktı. Çekya’nın Uherske Hradiste kentindeki Miroslava Valenty Stadı’nda oynanan karşılaşma 1-1 sona erdi.

Haber Merkezi / Bu sonucun ardından play-off turuna yükselen Fenerbahçe, Avusturya takımı Austria Wien ile eşleşti. İlk maç 18 Ağustos, rövanş mücadelesi ise 25 Ağustos’ta oynanacak.

Fenerbahçe’nin golünü 56. dakikada Serdar Dursun atarken, Slovacko’nun golü 58. dakikada Ondrej Sasinka’dan geldi.

Karşılaşmadan dakikalar

10. dakikada ceza sahası dışında topla buluşan Bruma’nın şutu dışarı çıktı.

28. dakikada orta sahada kazanılan topla buluşan Arda Güler, pasını sağ kanatta hareketlenen Serdar Dursun’a aktardı. Bu oyuncunun çizgiden ceza sahası içine gönderdiği topla buluşan Rossi’nin vuruşunda meşin yuvarlak savunmadan döndü.

30. dakikada Arda Güler topu ceza sahası önünde Serdar Dursun’la buluşturdu. Serdar’ın şutunda kaleci ​​​​​​​Nguyen’in çeldiği top kornere çıktı.

56. dakikada iki rakibinden şık bir hareketle sıyrılan Serdar Dursun, ceza sahası dışından topu ağlara gönderdi. 0-1

58. dakikada ceza sahası içinde Travnik’in şutunu kaleci Altey çeldi. Dönen topu Sasinka filelere gönderdi. 1-1

70. dakikada oyuna yeni giren Kohut ceza sahası önünde topla buluştu. Bu oyuncunun sol ayağıyla çektiği şutta kaleci Altay meşin yuvarlağı güçlükle çeldi.

Stat: Mestsky Fotbalovy Stadion Miroslava Valenty

Hakemler: Nikola Dabanovic, Milovan Djukic, Vladan Todorovic (Karadağ)

Slovacko: ​​​​​​​Nguyen, Tomic (Dk. 85 Sinyavskiy), Simko (Dk. 64 Reinberk), Kadlec, Doski, Danicek, Travnik, Levin (Dk. 64 Kohut), Petrzela, Holzer (Dk. 64 Kalabiska), Sasinka (Dk. 72 Kozak)

Fenerbahçe: Altay Bayındır, Osayi-Samuel, Lemos (Dk. 74 Gustavo Henrique), Luan Peres (Dk. 65 Novak), Szalai, İsmail Yüksek, Crespo (Dk. 65 Zajc), Rossi, Arda Güler (Dk. 80 Lincoln Henrique), Bruma (Dk. 64 Emre Mor), Serdar Dursun

Goller: Dk. 56 Serdar Dursun (Fenerbahçe), Dk. 58 Sasinka (Slovacko)

Paylaşın

Yöneylem Araştırma: Muhalefet Adaylarının Hepsi Erdoğan’ı Yeniyor

Yöneylem Araştırma 27 ilde 2400 kişi ile 28 Temmuz- 1 Ağustos arasında yaptığı Temmuz 2022 araştırmasının sonuçları yayınlandı. Yüzde 95 güven aralığındaki araştırmada kararsızlar “dağıtıldıktan sonra” Cumhur İttifakı’nın 35,6’da kaldığı Millet İttifakı’nın ise 44,3’e yükseldiği görüldü.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde de seçmenle muhalefet adaylarına yöneliyor. Çalışmaya göre Millet İttifakı, kararsızlar dağıtılmadan önce yüzde 35.4 oranında oy alırken Cumhur İttifakı yüzde 28.4 seviyesinde kaldı. Ankette ayrıca Cumhurbaşkanlığı seçiminde de seçmenin tercihinin muhalefet adayı olduğu görüldü.

Yöneylem tarafından 27 ilde 2400 katılımcı ile 28 Temmuz- 1 Ağustos tarihleri yapılan araştırmanın sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı.

MHP baraj altında

Kararsızlar ve oy kullanmayacaklar dağıtıldıktan sonra milletvekili genel seçimlerinde genel görünüm aşağıdaki tabloda görüldüğü şekilde oluştu, önemli ayrıntı Cumhur İttifakı ortaklarından MHP’nin yüzde 7 olarak belirlenen yeni seçim barajının altında kalması.

Türkiye iyi yönetilmiyor

Yöneylem’in Temmuz araştırmasında katılımcılara yönelttiği “Türkiye nasıl yönetilmektedir?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 63.7’si “kötü yönetilmektedir” yanıtını verirken yalnızca 23.1’i “iyi yönetilmektedir” yanıtını verdi.

Seçmen parlamenter sistemi istiyor 

Araştırmada katılımcılara “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi mi, Parlamenter Sistem mi?” diye sorulduğunda ise Parlamenter Sistem diyenlerin oranı yüzde 66.4 seviyesinde seyretti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 28.5 oldu.

Erdoğan’ı “asla istemeyenler” yüzde 58,4

Önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aday olması halinde oy verir misiniz? sorusuna katılımcıların yalnızca yüzde 30.7’si “kesinlikle oy veririm” yanıtını verirken, “asla oy vermem” diyenlerin oranı ise yüzde 58.4 oldu.

Muhalefet adaylarının hepsi Erdoğan’ı yeniyor 

Yine çalışmada katılımcılara sorulan sorular arasında yer alan “Erdoğan mı, muhalefet adayı?” sorusuna muhalefet adayı diyenlerin oranı yüzde 54.3 iken Erdoğan diyenlerin oranı yalnızca 33.1 oldu..

  • Erdoğan ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kalması halinde Erdoğan diyenlerin oranı 38.3 olurken Kemal Kılıçdaroğlu diyenlerin oranı ise yüzde 47.8 seviyesinde seyretti.
  • Erdoğan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu karşısında yüzde 37.1 oranında oy alırken İmamoğlu 50.9 seviyesinde seyretti.
  • Son olarak ABB Başkanı Mansur Yavaş karşısında ise Erdoğan yüzde 31.2 oy alırken Mansur Yavaş’ın yüzde 61.5 oranında oy aldığı görüldü.

Muhalefete güven artıyor

Ekonomiyi iktidarın mı yoksa muhalefetin mi daha iyi yöneteceği yönündeki soruya katılımcılar yüzde 46.3 muhalefet yanıtını verirken iktidar diyenlerin oranı yüzde 35 oldu. Hiçbiri yanıtını verenlerin oranı ise 10.2 seviyesinde seyretti.

İktidar hiçbir alanda güven vermiyor

  • Demoktarik düzen, hak ve özgürlükler alanında muhalefetin daha iyi bir savunucu olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 53.7 olurken bu oran iktidar için yüzde 32.4 oldu.
  • Yaşam tarzına saygı noktasında ise iktidar yüzde 34.1 seviyesindeyken muhalefet yüzde 53.1 oranında seçmenden karşılık buldu.
Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Baskın Seçim’ Açıklaması

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, teşkilat olarak seçime hazır olduklarını belirterek, “Biz zayıf da olsa baskın seçim ihtimalini görüyoruz. Yani bu hükümet eylül ayında karar alıp, kasım ayında bir seçime gidebilir. Dolayısıyla böyle bir ihtimal var ama zayıf ihtimal” dedi.

Ali Babacan, Denizli’de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Türkiye’nin seçimden sonra nasıl yönetileceğinin altyapısını hazırladıklarını belirten Babacan, “Bunun için çeşitli eylem planları hazırladık. 6’lı masaya da katkı veren bir siyasi partiyiz. Allah kısmet ederse seçimlerden sonra nitelikli çoğunluğu Meclis’te sağlayarak anayasa değişiklikleriyle beraber ülkeyi güçlenmiş parlamenter sisteme geçirmek için çaba göstereceğiz, katkı vereceğiz. Parti genel başkanı olarak Türkiye’nin yönetiminin tümüne talibiz, dolayısıyla sağlığı da eğitimi de hukuku da çalışıyoruz. Türkiye’nin bütün sorularının çözümüne talibiz. Başbakan yardımcısı ve bakan olarak görev yaptığımız zamanlarda sorumluluk alanlarımda gereğini fazlasıyla yaptım. Bütün veriler, tarih ortada, her şey ortada, bugün de ülkenin yönetimine talibiz. Ve bütün sorunların çözümünü 90 günde, 180 günde 360 günde nasıl gerçekleştireceğimize dair eylem planlarımızda açık bir şekilde taahhüt ediyoruz” ifadelerini kullandı.

‘200 bin sandığa bir partinin tek başına sahip olması mümkün olmuyor’

Babacan, 6’lı masada yapılan görüşmelerde parlamenter sistemi bitirdiklerini, seçim güvenliği mekanizması kurduklarını belirterek, “Seçim güvenliği önemli, o daimi bir komisyon olacak. Resmi kesinleşmiş sonuçlar açıklanana kadar komisyon çalışacak. 200 bin sandığa bir partinin tek başına sahip olması mümkün olmuyor. Bunu iktidar parti de muhalefet de yapamadı. Ancak 6 parti kaynaklarını bir havuza koyarak, insan kaynağını, avukat kaynağını ve teknik kaynaklarını bir havuza koyunca, beraberce kullanınca bu sağlanabiliyor. Bunun simülasyonlarını da yaptık. Önemli bir iş birliği alanıydı, iş birliği alanlarını önümüzdeki dönemde artırmayı umut ediyoruz” dedi.

6’lı masada seçimlere yaklaşınca ortak aday belirleme hedefi olduğunu ifade eden Babacan, “Biz parlamenter sistemi hedef olarak koyduk. Önemli bir hedef, ilk seçimlerde parlamenter sisteme geçilinceye kadar ki o geçiş dönemde ülke nasıl yönetilecek? Biz parti olarak bunu çalışıyoruz. Çalışmamız hemen hemen bitti. Çalışma bittikten sonra diğer partilerle konuşmaya başlayacağız. O konuda da bir mutabakat, bir uzlaşı arayışımız olacak. Çünkü ilk seçilecek cumhurbaşkanı ve Meclis mevcut sisteme göre seçilecek. Seçilecek cumhurbaşkanı ‘Kardeşim tamam ben yetkiyi aldım, biraz da ben kafama göre ülkeyi yöneteyim’ mi diyecek, yoksa katılımcılık anlayışıyla ve yetki devri esasına göre mi ülke yönetilecek? Bunların hepsinin çalışılması gerekiyor. Geçiş döneminde ülkenin yönetim mekanizmasını tanımlamak gerekiyor. Bunda da partiler arası mutabakatı biz sağlayalım. Tabii, ortak aday konusu var. Seçimlere yaklaşınca ortak adayı belirleme hedefimiz var. Öncelikli yapılacak işleri, geçiş döneminde ülkenin nasıl yönetileceğini çalışalım. İsim konusunda çalışmamız sonra başlayacak” dedi.

‘Kuvvetli ihtimal seçimin zamanında yapılması’

Bir basın mensubunun seçimle ilgili sorusunu da yanıtlayan Babacan, “Biz baskın seçim ihtimalini zayıf da olsa görüyoruz. Yani bu hükümet eylül ayında karar alıp, kasım ayında bir seçime gidebilir. Dolayısıyla böyle bir ihtimal var ama zayıf ihtimal. Biz bütün teşkilatlarımıza söyledik. ‘Hazır olun’ dedik. ‘Böyle bir şey olabilir’ dedik. Ama daha kuvvetli ihtimal seçimin zamanında yapılması” diye konuştu.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

İsveç’ten Türkiye’ye İlk Sınır Dışı

İsveç devlet televizyonu SVT, Türkiye ile İsveç arasında imzalanan mutabakat zaptının ardından Türkiye’ye ilk sınır dışı işleminin gerçekleşeceğini duyurdu. 30’lu yaşlarda olduğu açıklanan adam, Türkiye’de 14 yıl hapis cezası almıştı.

Reuters’a yazılı bir mesaj gönderen İsveç Adalet Bakanı Morgan Johansson da “Bu rutin bir işlem. Söz konuşu kişi bir Türk vatandaşı ve Türkiye’de 2013-16 yıllarında işlenen dolandırıcılık suçlarından hüküm giymiş” dedi ve ekledi:

“Yüksek Mahkeme durumu inceledi ve iadesine herhangi bir engel olmadığına karar verdi.”

30’lu yaşlarda olduğu açıklanan adam, Türkiye’de 14 yıl hapis cezası almıştı.

Şahıs İsveç’te gözaltına alındığında ise “Hristiyanlığa geçtiğim, Kürt olduğum ve askerlik yapmayı reddettiğim için cezalandırıldım” demişti.

Türkiye, İsveç ve Finlandiya ile imzalanan mutabakat zaptından sonra, PKK’lı olduğunu öne sürdüğü kişilerin hâlâ iade edilmemiş olmasını eleştiriyordu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki kuzey ülkesinin bu konuda adım atmaması durumunda NATO üyeliklerinin TBMM tarafından onaylanmayacağını söylemişti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, üç ülkeden temsilcilerin bu ay bir araya gelerek mutabakat zaptı sonrasında iletilen taleplerin durumunu inceleyeceğini açıklamıştı.

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri 6 Milyar 668 Milyon Dolar Arttı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre, 5 Ağustos itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 6 milyar 668 milyon dolar artışla 67 milyar 769 milyon dolara yükseldi. Brüt döviz rezervleri, 29 Temmuz’da 61 milyar 101 milyon dolar seviyesindeydi.

Haber Merkezi / Söz konusu dönemde altın rezervleri de 705 milyon dolar artarak 40 milyar 163 milyon dolardan 40 milyar 868 milyon dolara yükseldi. Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 5 Ağustos haftasında bir önceki haftaya kıyasla 7 milyar 374 milyon dolar yükselişle 101 milyar 263 milyon dolardan 108 milyar 637 milyon dolara çıktı.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Sigara Ve Alkole Zam Yolda!

Derinleşen ekonomik kriz zam olarak fiyatlara yansımaya devam ediyor. Sigara fiyatlarına 2 lira zam geleceği duyurulurken; alkol fiyatlarına da yüzde 10-15 oranın zam beklendiği açıklandı.

Tekel Bayileri Dayanışma Derneği Başkanı Erol Dündar, yıl başından bu yana toplam 10 TL tutarında zamlanan sigara fiyatlarına ağustos ayında yaşanan maliyet artışları nedeniyle 2 TL dolayında zam yapılacağını söyledi.

Gazete Durum’da yer alan habere göre, Dündar, “Sigaraya geçtiğimiz günlerde 2 lira zam yapıldı. Aslında 4 lira zam yapılacaktı ama firmalar 2 lirasını sübvanse etti. Sübvanse edilen 2 liranın zam olarak yansımasını bekliyoruz” dedi.

Alkole de zam

Erol Dündar, “Bu gidişle fiyatlar durmayacak. Çünkü her gün elektrik, doğalgaz, akaryakıt, çalıştırdığınız elemanın maliyetleri zincirleme olarak artıyor. Biz de bu işin sonunun nereye varacağını bilemiyoruz” ifadelerini kullandı.

Alkole de zam beklediklerini söyleyen Erol Dündar, “Yüzde 10-15 civarında bir zam gelebilir” diye konuştu.

Paylaşın

Karamollaoğlu, Ekonomi Üzerinden İktidara Yüklendi

Haftalık basın toplantısında gündemi değerlendiren SP Lideri Karamollaoğlu, iktidarı ekonomi üzerinden eleştirerek, “Bu kötü ekonomik gidişat ve kriz karşısında ülkede Merkez Bankası var ama bu Merkez Bankası’nın ciddi bir para politikası yok çünkü kasasında parası yok. Hep söylediğimiz kasanın dibi değilmiş. Üstüne ne koyarsanız koyun, para tutmuyor, artıyor” dedi.

Haber Merkezi / Karamollaoğlu, konuşmasını, “Bu ülkede fiyat istikrarını gözetleyen bir komite var. Ama fiyat istikrarı kesinlikle yok. İstatistik kurumumuz var ama güvenirliği yok. En üzücüsü ise ülkemizde bir iktidar var ama iktidara güven yok artık” cümleleriyle sürdürdü.

Karamollaoğlu, konuşmasının devamında, “Belki buna üzücü dedim bir bakıma da seçimlerin yaklaşması sebebiyle ümit verici bir tespittir bu. Krizlerin sebebi olan iktidarın bu krizleri çözeceğine ilişkin artık hiç kimsede güven kalmadı desek yanlış söylemiş olmayız. Bu yoklar için tek tesellimiz önümüzde bir sandığın var olmasıdır.” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İktidarın bugüne kadar hiçbir öngörüsünün tutmadığını belirten Karamollaoğlu, “Şimdilerde seçimlerden birkaç ay öncesini işaret etmesi ise bilindik AK Parti taktiğinden başka bir şey değildir. Hayal sat, oy al. Fakat bu taktikle başarılı olamayacaklarını kendileri de anlamaya başladılar zannediyorum. Milletimizi hayal kırıklığına uğratan bu iktidarın kepenk kapatma zamanı çoktan gelmiştir kanaatindeyiz” şeklinde konuştu.

AK Parti’nin 2022 için verdiği vaatleri yerine getirmediğini ve 2021 öncesini aratır hale geldiğini belirten Karamollaoğlu, 2023 hedeflerinin de birer iddia ve boş vaat olmaktan öteye geçemeyeceğini söyledi.

AK Parti’nin 2023 yılında ayakta kalabilmek için İsrail’e sarıldığını belirten Karamollaoğlu, “2023, 20 yıllık AKP iktidarının bitiş çizgisine zar zor attığı bir yıl olarak hatırlanacak. AKP, 2023’te ayakta kalabilmek için İsrail’le normalleşme adı altında sunduğu anormal süreç malumdur. Katil İsrail alçakça saldırılarına hala devam ediyor.  Son saldırılarda sivil ve masum insanları, hatta 5 yaşındaki çocukları dahi katlettiler. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. AKP iktidarına sormak istiyorum: Bu alçaklarla mı, katillerle mi normalleşeceksiniz?” ifadelerini kullandı.

Karamollaoğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Üreticilerin bize yansıtmadığı maliyetler var. Bu maliyetler önümüzdeki dönemde raflardaki fiyatlara yansıyacaktır. Yani fiyatlar artacaktır. Enflasyonun düşmesini bekliyor iktidar. Ama bu bize düşmek bir yana artmasının kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Bugüne kadar hiçbir öngörüsü tutmayan iktidarın şimdilerde seçimlerden birkaç ay öncesini işaret etmesi ise bilindik AK Parti taktiğinden başka bir şey değildir. Hayal sat, oy al. Fakat bu taktikle başarılı olamayacaklarını kendileri de anlamaya başladılar zannediyorum. Milletimizi hayal kırıklığına uğratan bu iktidarın kepenk kapatma zamanı çoktan gelmiştir kanaatindeyiz.

Vatandaşın iktidara olan güveninin azaldığını belirterek seçimleri işaret eden Karamollaoğlu, “Bu kötü ekonomik gidişat ve kriz karşısında ülkede Merkez Bankası var ama bu Merkez Bankası’nın ciddi bir para politikası yok çünkü kasasında parası yok. Hep söylediğimiz kasanın dibi değilmiş. Üstüne ne koyarsanız koyun, para tutmuyor, artıyor. Bu ülkede fiyat istikrarını gözetleyen bir komite var. Ama fiyat istikrarı kesinlikle yok. İstatistik kurumumuz var ama güvenirliği yok. En üzücüsü ise ülkemizde bir iktidar var ama iktidara güven yok artık. Belki buna üzücü dedim bir bakıma da seçimlerin yaklaşması sebebiyle ümit verici bir tespittir bu. Krizlerin sebebi olan iktidarın bu krizleri çözeceğine ilişkin artık hiç kimsede güven kalmadı desek yanlış söylemiş olmayız. Bu yoklar için tek tesellimiz önümüzde bir sandığın var olmasıdır.”

Paylaşın