Bitlis: Ahlat, Emir Ali Kümbeti

Emir Ali Kümbeti; Bitlis’in Ahlat İlçesi, İki Kubbe Mahallesi, Dede Maksut Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1306 tarihinde yapılmıştır. Ahlat Kümbetleri içinde değişik plana sahip olan Emir Ali Kümbeti, daha çok eyvanlı kümbetler arasında yer almaktadır. Zeminle aynı seviyede olan dikdörtgen plandaki cenazeliğin sekizgen kasnağı üzerine oturtulmuş piramidal külahı bulunmaktadır.

Ahlat kümbetleri şekil olarak Orta Asya Türk Çadırını andırmaktadır. Kümbetleri Türklerin hayatında önemli bir yer tutan çadır sanatının mimariye aktarılmış şekli olarak görmek mümkündür. İslam sanatına kümbet mimarisini sokan Türklerdir. İslam öncesinde Türklerde bu sanat “Kurgan” şeklinde gelişmiştir.

Ahlat kümbetleri genel olarak iki katlıdır. Alt kat tonozla örtülmüş mezar odası, üst kat dua ve ibadet odası olarak düzenlenmiştir. Silindirik ve çokgen planlı gövdenin üzeri konik veya piramidal külah ile örtülmüş olup Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu ve Akkoyunlu devirlerini kapsamaktadır.

Paylaşın

Bitlis: Ahlat, Çifte Kümbet

Çifte Kümbet; Bitlis’in Ahlat İlçesi, Çifte Kümbet Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Şirin Hatun Bugatay Aka’ya ait olduğu bilinir. Her iki kümbette de ikişer kişi gömülü olduğundan iki isimle anılmaktadır. Kare planlı cenazeliğin üzerine zengin motifli silindirik gövde yükselir. Gövdenin üzeri konik bir külahla kapatılmıştır.

Ahlat kümbetleri şekil olarak Orta Asya Türk Çadırını andırmaktadır. Kümbetleri Türklerin hayatında önemli bir yer tutan çadır sanatının mimariye aktarılmış şekli olarak görmek mümkündür. İslam sanatına kümbet mimarisini sokan Türklerdir. İslam öncesinde Türklerde bu sanat “Kurgan” şeklinde gelişmiştir.

Ahlat kümbetleri genel olarak iki katlıdır. Alt kat tonozla örtülmüş mezar odası, üst kat dua ve ibadet odası olarak düzenlenmiştir. Silindirik ve çokgen planlı gövdenin üzeri konik veya piramidal külah ile örtülmüş olup Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu ve Akkoyunlu devirlerini kapsamaktadır.

Paylaşın

Bitlis: Ahlat, Mağara Evler

Bitlis’in Ahlat İlçesi sınırları içerisinde yer alan Mağara Evler; Harabeşehir ve Sultan Seyit dereleri, Kırklar Vadisi, Madavans deresi, Yuvadamı Köyü civarında Gaban Deresi Vadisi ile Harabe Hulik Köyü mevkiindedirler.

Ahlat’ın çeşitli kesimlerinde yüzlerce mağara bulunmaktadır. Bu mağaralar eski çağlardan beri değişik amaçlarla kullanılmış ve günümüze kadar ulaşabilmişlerdir. XIX. Yüzyılın sonlarında bu yöreye gelen LYNCH. Bu mağaralardan oluşan yerleşmelere dikkat çekmiştir. Ahlat, Doğu Anadolu Bölgesi’nde ilk yerleşilen alanlardan birisi olduğu için bu mağaralar Neolitik Çağ’dan beri kullanılmıştır.

Bölgede meydana gelen şiddetli depremler, kuraklık nedeniyle sulak vadilere yerleşme ihtiyacı, harp ve istilalar sonucu yerleşmelerin tahrip edilmesi, sert iklim koşulları gibi nedenler mağara yerleşmelerinin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. İbrahim Kafesoğlu bu mağaralardan bazılarına kutsallık atfedildiğini ve içerilerinde ibadet yapıldığını yazıyorsa da bu durum mağaralara kutsallık atfedilmesinden değil bazı mağaraların ibadet mekanı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.

Yapay mağaralar tek ve iki katlı oyuldukları gibi, bazıları ise galeri tarzında oluşturulmuş olup bu galerilerin nerelere kadar uzandığı henüz araştırılmamıştır. Mağaraların bazıları yanyana veya arka arkaya sıralanmış iki-üç odadan oluşmaktadır. Yuvadamı Köyü civarında doğal ve yapay mağaraların yanında kayalara oyulmuş nişler, sunaklar, kaya mezarları yörenin tarihine ışık tutacak önemli maddi kültür belgelerine sahiptir. Bu köy civarında ise bölgenin en büyük tarih öncesi mezarlığı mevcuttur.

Paylaşın

Bitlis: Mucizeler Manastırı

Mucizeler Manastırı; Bitlis’in Adilcevaz İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Süphan Dağı’nın güneybatı eteklerinde, 2100 metre yükseklikte, düz bir kayalık çıkıntı üzerine kuruludur.

Mucizeler Manastırı’na özel araçlarla ulaşım mümkündür. Manastıra, sol kolun sol yamacından geçen bir yol ile ulaşılır. 19. yüzyılın sonunda manastır halen varlıklıdır ve geniş toprak sahibidir. 1895’te manastır, saldırıya uğrar ve yağmalanır. 20. yüzyılın başında onarılır ve manastır 1915’e kadar faaliyete devam eder.

Manastırı bir duvar çevreler. Bugünse bu duvarın sadece temelleri görülmektedir ve manastırın onca yapılarının arasında bir tek kilise ayaktadır. Manastırın güneyinde bir mezarlık vardır. Manastırın güneybatı köşesine yakın bir noktada su kaynağı vardır ve manastırın kuzeybatısından bir küçük dere akar.

Kilise dıştan homojen görünse de içi, birbirinden ayırt edilebilen iki bölümden oluşur. Doğu ucunda kilisenin kendisi vardır; batı ucundaysa Thierry’nin bir çeşit jamatun kabul ettiği bir dikdörtgen bölme şeklinde ekleme vardır.

Thierry tarafından fark edilmeyen önemli bir nokta, batı bölmesinin kiliseden sonra inşa edildiğidir, çünkü kilisenin orijinal batı cephesinin dış yüzeyi, eklemenin kuzey duvarının doğu ucuna dayalı olarak görülmektedir. Bu, batı bölmenin sonradan eklendiğine işarettir. Dolayısıyla, kilise ve batı eklemesi farklı yapılar olarak ele alınmalıdır

Kilise, kare içinde haç planının bir türevidir. Ancak batı destekleri her zamanki duvar veya kalın sütunlar değil, bağımsız duran kolonlardır. En yakın benzer örneklere, orta Bizans dönemi (M.S. 12nci-14üncü yüzyıllar) Yunanistan ve batı Anadolu kiliselerinde rastlanılır.

Bu planın 300 yıl sonra Adilcevaz’da nasıl yeniden belirdiği açıklanamamıştır. Bunun yanıtı muhtemelen bağlantı olmasıdır ve bu kilisenin tasarımı kısmen yenilikçilik, kısmen daha geleneksel planlardan türetme ve de kısmen yakındaki İslami yapılardan etkilenme ile şekil almıştır. Örneğin, sütun şeklinde bağımsız duran batı destekleri olan Ermeni kiliseleri yaygın olmasa da örnekleri yok değildir, ve bu kilisedeki gibi kısa kolonlar yer almaktadır.

Tasarımın diğer ayrıntıları şöyledir: apsis, neften biraz yüksektir ve tek bir pencereyle aydınlatılır. Kilisenin kollarının hafif sivri kemerleri vardır. Kubbenin alnı, içten çember, dıştan sekizgen olup dört küçük pencereye sahipmiş. Kubbe yarım küreymiş ve tepesi piramitmiş. Kubbeyle alnı, Thierry kiliseyi 1960’larda incelediğinde sağlammış.

Bugünse yarısı çökmüştür. Bu muhtemelen 1980’lerde gerçekleşmiştir. Dışta, alnın dibinden nefin çatısına geçiş, İslami kümbetlerde olduğu gibi üçgenlerle yapılmıştır. Kilise iyi ışık almaktadır. Alın ve apsisteki pencerelerin yanı sıra kilisenin kuzey ve güney kollarında geniş pencereler vardır. Kilisenin girişi üzerinde de üst üste iki pencere var. Kilisede fresk yoktur. Süs unsuru olarak sadece oyma vardır.

Normal bir jamatun ve ana bölüm ile batı kısmının arasında herhangi bir kapının olmayışı, bu kilisede diğer manastırlara kıyasla farklı merasimlerin yer aldığına işarettir. Bunun nedeni belki de şifai eşyalara dayandırılabilir. Çok sayıda ziyaretçinin akını, belki de tipik bir jamatunu gereksiz kılmıştır. Kilisenin günümüze ulaşan ithafi yazıtı yoktur, ancak 1720 tarihli bir grafiti vardır. Tasarım unsurları, yaklaşık bir yapım tarihi tahmin etmede faydalı olur.

Alın ile çatıya geçişlerin üçgen kullanımıyla gerçekleştirilmesinden daha önce söz edilmişti. Bu unsur, Van Gölü bölgesindeki diğer geç ortaçağ dönemi kiliselerinde de bulunur. Bunlara örnek, Deveboynu yarımadasındaki 1671 tarihli Aziz Tomas Manastırı ve Muradiye (eski adıyla Berkri) yakınlarındaki 17nci yüzyılın sonlarından kalma Aziz Argelan Manastırı’dır.

Kilisenin girişinden geriye bir şey kalmamıştır, ama bir kısmı 1970’lerde yerindeymiş. Kapı çerçevesinin üç süs öğesi vardır. Stilize palmetlerden oluşan bir ağ şeklinde oyulmuş dış hattı, sonra sarmal boncuk silmeli gömme kolon, son olarak da yarım dairelerle süslü, daha küçük iç hattı vardır. Palmetlerin neredeyse tıpkısı 1648 yapımı Varagavank’ın jamatununun kapı çerçevesinde bulunabilir.

Bu kapı çerçevelerinin bu kilisede başlık olarak aynı stalaktit silmesi vardır. Dolayısıyla, Mucizeler Manastırı kilisesinin, 14 nci yüzyılın ortası ile sonu arasında bir tarihte inşa edildiği muhtemeldir. 1648’de Van Gölü havzasında birçok yerleşim yerine zarar veren bir depremin meydana geldiği bilinmekte olup bu depremde Mucizeler Manastırıda hasar görmüştür.

 

Paylaşın

Bitlis: Taş Camii

Taş Camii; Bitlis’in Merkez İlçesi, Taş Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kitabesi yok olmuştur. Mimari tarzından 17.-18 yüzyıllar arasında yapılmış olduğu tahmin edilmektedir. Kareye yakın kübik bir kütle olan yapı, muhtelif zamanlarda yapılan onarımlar neticesi süslemelerin ancak izleri kalmıştır.

Paylaşın

Bitlis: Ulu Camii

Ulu Camii; Bitlis’in Merkez İlçesi, Zeydan Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bitlis kalesinin doğusunda yer alan camii 1150 yılında Ebu’l Muzaffer Muhammed tarafından yaptırılmıştır. Ulu caminin dış cephesinde dikkat çeken bir süslemesi bulunmamaktadır. Yapının dikkat çeken süsleme öğelerinden birisi minare üzerinden toplanmıştır.

Yapı çeşitli onarımlar geçirmiş olup en esaslı ilk onarımını 1651 yılında yaşamıştır. 1916 Rus işgalinde zarar gören eser, 1960’da yıldırım düşmesiyle minaresi petek kısmına kadar yıkılmıştır. Yapının son onarımı yakın bir tarihte gerçekleştirilmiş olup yapılan arkeolojik kazı çalışmalarıyla avlusu ortaya çıkarılmış ve avlu bölümü eklenmiştir.

Ulu Camii bölgede yoğun olarak kullanılan kesme taş malzemeden inşa edilmiştir. Doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir plan şemasına sahip olup mihrap önü kubbeli ve mihraba paralel 3 sahınlı bir plan özelliği göstermektedir. Mihrap önü dışında diğer bölümle beşik tonoz ile kapatılmıştır. Üst örtüyü taşıyan kemeler ise haç kesitli ayaklar üzerine oturmaktadır. Yapı üst bölümde kırma bir çatı ile kapatılmıştır.

 

 

Paylaşın

Bitlis: Şeh Hasan Camii ve Haziresi

Şeh Hasan Camii ve Haziresi; Bitlis’in Merkez İlçesi, Taş Mahallesi, Kümüs Yolu, Şeyh Hasan Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Caminin, kitabesine göre Haydar Ağa adlı biri tarafından H.1138 (M.1725) tarihinde yenilendiği belirtilmektedir. Bitlis’in tipik kızıl kahverengi taşıyla, muntazam yontulmuş bloklardan inşa edilmiş, doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir kütle meydana getirir. İki katlı olup üst kat cami olarak kullanılmaktadır.

Bodrum katı ise mezarlık ve türbe odasından ibaret olup, burada Sultan Şeyh Hasan Hazretleri yatmaktadır. Eskiden kilise olduğu anlaşılan bu yapı, önce camiye çevrilmiş, sonra herhangi bir sebeple tahribe uğramış, zemin dolmuş, üste yeni bir kat şekli verilmiş ve bugünkü mescit meydana gelmiştir.

Paylaşın

Bitlis: Memi Dede Mescidi ve Türbesi

Memi Dede Mescidi ve Türbesi; Bitlis’in Merkez İlçesi, Muştakbaba Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Şehrin güney tarafından girişindeki yamaçta bulunan mescidin kitabesi, içindeki türbe kısmı ile ilgilidir. Kitabede, H.980 (M.1572) tarihinde Ahmet Yunus adlı bir zatın yaptırdığı belirtilmektedir. Mescidin de aynı veya yakın bir tarihte yapıldığı tahmin edilmektedir.

Memi Dede Mescidi kuzeyinden bitişik olduğu türbesi ile L şeklinde bir plana sahiptir. Zaviye nin yarısı mescit yarısı türbe olarak düzenlenmiştir. Mescidin biri doğuda diğeri kuzey doğu da iki açıklığı bulunmaktadır. Bunlardan doğu kenardaki içe doğru peşli bir penceredir. Kuzey doğudaki açıklık ise her iki yanda derin nişler içine alınmış bugün türbeye açılan kapıdır.

Türbe ve mescit tonozlarla örtülmüştür. Fakat tonoz yönü mescit tonozuna dikey gelecek şekilde düzenlenmiştir. Mescidin güney duvarında yarım silindirik mihrap nişi ,sağında küçük bir dikdörtgen penceresi türbe kısmının ise doğu kenarda iki küçük dikdörtgen penceresi bulunmaktadır.

Paylaşın

Bitlis: Nuhiye Camii

Nuhiye Camii; Bitlis’in Merkez İlçesi, Kurubulak Semti sınırları içerisinde yer almaktadır.

Camiiye, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Nuhiye Camii, aynı ad ile anılan türbe ve medrese ile bir külliye teşkil etmektedir. Kitabesi olmayan bu yapının 1700’lü yıllarda yapıldığı rivayet edilmektedir.

İşgal sırasında tamamen yıkılmış, yakın tarihimizde yenilenmiştir. İlin kültürüne büyük katkıları olmuş bu yapı halen kullanılmaktadır.

Paylaşın

Bitlis: Kureyşi Camii

Kureyşi Camii; Bitlis’in Merkez İlçesi, Zeydan Mahallesi, Kureyşi Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Camii, kitabesine göre H.1225 (M.1810) da tamir görerek şimdiki durumunu almıştır.

Yapının ek kısımları hariç ana yapı düzgün bir plana sahiptir. Camiye doğu kenarda bulunan merdiven ile çıkılmakta ve doğu yanında çıkıntı teşkil eden yekpare taş kemerli bir kapısı bulunmaktadır.

Bugün üstü kapalı olan kuzeydeki dar bir kapı ile ibadet mekanına girilmektedir. İbadet mekanının ortasında bulunan ve düzensiz kalın bir paye ve bu payeyi beden duvarlarına birleştiren kemerlerle dört bölüme ayrılan ibadet mekanının her bölümünün üzeri sivri beşik tonozla örtülmüştür.

Camiinin kıble duvarı yanından geçen yol duvarların kısmen peşli olarak yapılmasına sebep olmuştur. bu nedenle güneydoğu bölümünde kalan mihrap kuzeydoğu köşeye doğru dönüktür.

Kademeli nişler ortasında yarım silindirik mihrap nişi sadedir. Kuzey doğu köşesinde yer alan minare kare kaideye oturur. minare gövdesinde kiremit rengi bilezikler yer alır. Kesme taştan inşa edilen camii dıştan düz damla örtülmüştür.

Paylaşın