Meteoroloji’den Kuvvetli Yağış Ve Rüzgar Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), aralarında Kocaeli, Sakarya, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize’nin de bulunduğu bir çok il için kuvvetli yağış, Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda güney ve güneybatı için ise kuvvetli rüzgar uyarısında bulundu. MGM, kuvvetli yağışın ve rüzgarın etkili olacağı yerlerdeki vatandaşlara olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalı çağrısı da yaptı.

Haber Merkezi / MGM arafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemiz genelinin çok bulutlu, Marmara’nın doğusu, İç Ege, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusu, Güneydoğu Anadolu (Adıyaman hariç)ile İzmir, Isparta, Burdur ve Hatay çevrelerinin aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Yağışların İzmir, Manisa, Hatay, Ş. Urfa ve Mardin çevrelerinde yağmur ve sağanak, yağış alan diğer yerlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması beklenen yağışların; Rize ve Artvin’in kıyı kesimlerinde kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli sağanak yağış, Batı Karadeniz’in kıyı kesimleri, Kocaeli, Sakarya, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize’nin iç kesimlerinin yüksekleri, Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda yer yer yoğun kar şeklinde olması bekleniyor. Bu gece saatlerinde iç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer sis ve pus olayı bekleniyor.

Hava sıcaklığı kuzey ve iç kesimlerde 2 ila 4 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin edilirken, rüzgarın iç ve batı kesimlerde batı ve güneybatı, doğu kesimlerde güneyli yönlerden, Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında batı ve kuzeybatı, Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’da güney ve güneydoğu yönlerden, hafif, ara sıra orta kuvvette, Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda kuvvetli ve yer yer fırtına (40-70 km/sa) şeklinde esmesi bekleniyor.

Kuvvetli yağış uyarısı

Yağışların, Rize ve Artvin’in kıyı kesimlerinde kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli sağanak yağış, Batı Karadeniz’in kıyı kesimleri, Kocaeli, Sakarya, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize’nin iç kesimlerinin yüksekleri, Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda yer yer yoğun kar şeklinde olması beklenen yağışların oluşturacağı olumsuzluklara karşı sel, su baskını, Heyelan, buzlanma ve don olayına bağlı olarak ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

Kuvvetli rüzgar uyarısı

Rüzgarın, Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli ve yer yer fırtına (40-70 km/sa) şeklinde esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuz şartlara karşı çatı uçması, ağaç ve direk devrilmesi, ulaşımda aksamalar gibi olumsuz şartlara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.

Çığ tehlikesi

Doğu Anadolu’nun doğusunda kar yağışının yer yer yoğun olması beklendiğinden yüksek kesimlerin dik yamaçlarında çığ tehlikesi oluşma ihtimaline karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

Marmara ve Ege Bölgesi

Marmara Bölgesi’nin çok bulutlu, bölgenin doğusunun karla karışık yağmur ve yer yer kar yağışlı geçeceği tahmin edilirken, Ege Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, İzmir ve Manisa çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı, bölgenin iç kesimlerinin kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi

Akdeniz Bölgesi’nin çok bulutlu, Göller yöresinin aralıklı kar yağışlı, Hatay çevrelerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin edilirken, İç Anadolu Bölgesi’nin çok bulutlu, aralıklı karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Karadeniz Bölgesi

Batı Karadeniz’in çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Düzce, Zonguldak, Bartın ve Kastamonu’nun kuzey kesimlerinde yer yer kuvvetli olması beklenirken, Orta ve Doğu Karadeniz’in çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Kıyılarda yağmur ve karla karışık yağmur, iç kesimlerinde kar yağışı şeklinde olması beklenen yağışların. Rize çevreleri ve Artvin’in kıyı kesimlerinde kuvvetli yağmur, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize’nin iç kesimlerinde kuvvetli kar yağışı şeklinde olması bekleniyor.

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi’nin çok bulutlu, kuzey ve doğu kesimlerinin aralıklı kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, güneydoğusunda kuvvetli ve yer yer yoğun kar yağışı şeklinde olması bekleniyor. Rüzgarın, güneydoğusunda güneyli yönlerden kuvvetli ve fırtına (40-70 km/sa) şeklinde esmesi beklenirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin çok bulutlu, Adıyaman haricinde bölge genelinin aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Genellikle yağmur ve sağanak, bölgenin doğusunda yer yer karla karışık yağmur ve kar yağışı şeklinde olması beklenen yağışların Siirt çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor.

Paylaşın

Babacan: Yaşananların Tek Sorumlusu Erdoğan Ve Ortaklarıdır

Partisinin Sultanbeyli ilçe kongresinde konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, “Bu yaşananların bir tek sorumlusu var. Kafasına esince Merkez Bankası başkanını görevden alan, ekonomi bakanını görevden affeden, bağımsız olması gereken kurumlara açıkça talimat veren, dış ilişkilerde itibarımızı yerle bir eden Erdoğan ve onun ortaklarıdır.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Vatandaş ‘Geçinemiyorum, yetiştiremiyorum’ diyor. ‘Emekli maaşım ayın ilk 10-15 gününde bitiyor, kalan günlerde ben aç kalıyorum’ diyor. Bunlar ne diyor? ‘En azından vatanı satmıyoruz, dış güçlere boyun eğmiyoruz, terörist değiliz’ diyorlar. Halk sana ‘Sen terörist misin? Vatanı satıyor musun?’ diye sormuyor ki. ‘Ben ekmek parasına muhtaç kaldım’ diyor. Sen bunun cevabını ver.” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Sultanbeyli ilçe kongresinde konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Açlığa, yokluğa karşı ‘Bu istiklal savaşıdır, nastır’ diyerek bu milletin tertemiz duygularını istismar edenlere soruyorum: Yerini hatırlıyorsanız elinizi vicdanınıza koyun. Ülkemizde yaşanan sorunların kaynağı dışarıda değil. Devletin boşalan kasalarının, vatandaşın boşalan ceplerinin sebebi dış mihraklar falan değil. Bu yaşananların bir tek sorumlusu var. Kafasına esince Merkez Bankası başkanını görevden alan, ekonomi bakanını görevden affeden, bağımsız olması gereken kurumlara açıkça talimat veren, dış ilişkilerde itibarımızı yerle bir eden Erdoğan ve onun ortaklarıdır.

Vatandaş ‘Geçinemiyorum, yetiştiremiyorum’ diyor. ‘Emekli maaşım ayın ilk 10-15 gününde bitiyor, kalan günlerde ben aç kalıyorum’ diyor. Bunlar ne diyor? ‘En azından vatanı satmıyoruz, dış güçlere boyun eğmiyoruz, terörist değiliz’ diyorlar. Halk sana ‘Sen terörist misin? Vatanı satıyor musun?’ diye sormuyor ki. ‘Ben ekmek parasına muhtaç kaldım’ diyor. Sen bunun cevabını ver.

“Hiç kimsenin vatanını sattığı falan yok”

Geçim sıkıntısıyla beli bükülen anne babalar da sadece onları haber yaptığı için tutuklanan gazeteciler de yarınlarına endişeyle bakan gençler de terörist falan değil. Hiç kimsenin vatanını sattığı falan yok. Bu ülkenin vatandaşları bu ülkeyi çok seviyorlar. Ama siz artık bunu görmüyorsunuz. Sürekli düşman arıyorsunuz. Vatandaşlarımız bu ülkeyi öyle çok seviyorlar ki yarınlarını burada kurmak, çocukların düğünlerini burada düzenlemek, torunlarını burada kucaklarına almak istiyorlar.

Hazinenin borçlanma faizini tam 7 puan arttırdınız. Hazine’nin borçlanma faizi eylül ayında yüzde 17’ydi. Şu anda yüzde 24’e dayandı. Kur ve enflasyon artınca Hazine daha pahalı borçlanır. Bunun çaresi yok. Haydi, talimatla Hazine’nin faizlerini düşürsün, görelim. Talimat Merkez Bankası’na işliyor da, nas Merkez Bankası faizleriyle ilgili de, Hazine faizleriyle ilgili nas yok muymuş? Mesele faizi düşürmekse, bizim zamanında yaptığımız gibi topyekûn düşüreceksiniz. Hem Merkez Bankası faizi hem Hazine faizi hem piyasa faizi, hepsi tek haneye düştü.

“Kimse memlekete sizin yaptığınızdan daha büyük zararı veremedi”

Halkın yaşadığı acılara, dertlere çözüm üretemeyince, hemen konuyu ülkenin bekasına bağlayıveriyorlar. Malzeme hazır, ‘beka meselesi’, ‘vatan meselesi’. Kardeşim, kimse memlekete şu anda sizin yaptığınızdan daha büyük bir zararı veremedi. Bu ülke e-muhtırayı, 17-25 Aralık’ı, parti kapatma davasını, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünü yaşadı. Bunların hiçbirisinde ekonomimiz bu kadar zarar görmemişti. Hiçbirisinde kur bu kadar artmadı. Hiçbirisinde Hazine’nin borçlanma faizleri bu kadar artmadı.

Sayın Erdoğan, aklı evvel danışmanlarınız ve saçma teorileriniz işe yaramıyor. Kulak tıkadığınız halkınız size arkasını dönüyor. Her geçen gün Türkiye’nin başarılarının üstüne bir toprak daha atıyorsunuz. Ülkenin başarılarını yerin dibine gömdünüz. Umutlarını tükettiğiniz, yarınlarını harcadığınız, birikimlerini sıfırladığınız bu ülkenin haysiyetli insanlarının yüzüne bakmaya artık cesaretiniz yok. Bu hikâyenin sonu geldi. Bu şarkının nakaratı bitti. İnşallah noktayı da DEVA Partisi koyacak. Hep birlikte, gür ve çok sesli bir şekilde söyleyeceğimiz yeni şarkıları artık DEVA Partisi yazacak. Sayılı gün çabuk geçer. Müsait bir yerde inecekler.”

Paylaşın

Reuters: Erdoğan, AK Parti Seçmeninin Desteğini Kaybediyor

Reuters yayınladığı analiz-haberde, “uzun yıllar boyu AK Parti’ye oy vermiş seçmenlerin bile artık Erdoğan’ı desteklemeyebileceğini” yazdı. Haberde, “Erdoğan’ın cazibesi uzun süredir laik seçkinler tarafından görmezden gelindiklerini hisseden milyonlarca muhafazakar dindarın bir ekonomik büyüme ile büyülenmesine ve muhafazakar değerler temelinde hareket eden birinin onlara zafer yaşatmasına dayanıyordu.” deniliyor.

‘AK Parti’nin kalesi’ olarak bilinen Konya’da Erdoğan, 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde oylarının yüzde 75’ini almıştı. Analizde, şimdi ‘bu hakimiyetin benzeri görülmemiş bir dizi sıkıntı nedeniyle kaybedilmek üzere olduğu’ aktarılıyor.

Sanayi işçileri, çiftçiler ve öğrenciler de dahil olmak üzere Reuters’a konuşan diğer Konyalıların, artan fiyatlar ve işsizlik nedeniyle “feryat ettiği” belirtiliyor. Birçoğunun seçimlerde Erdoğan’a bağlı kalacaklarını söylese de ulusal anketlerle yaşanan hayal kırıklığının artık gözle görülür bir düzeyde olduğuna dikkat çekiliyor.

Reuters’a konuşan İstanbul merkezli Ekonomi ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi Direktörü Sinan Ülgen, “Geçmişte AK Parti’ye hiç bu kadar düşük destek görmemiştik. 2023’te siyasi değişim olacağına dair artan bir algı var” diyor.

Değişim nasıl oldu?

Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “2003’ten beri Türkiye’yi önce başbakan, sonra cumhurbaşkanı olarak yönettiği, üç yıl önce de merkezi bir sistemi güçlendirecek adımlar attığı ve yeni bir yürütme sistemi altında daha geniş yetkiler üstlendiği ” ifade ediliyor.

Analize göre “bu sistem ile güç, kurumlardan ve bakanlıklardan alınıp Ankara’da devamlı genişleyen cumhurbaşkanlığı sarayına çekildi.”

Erdoğan, 2019’dan bu yana üç merkez bankası başkanını görevden aldı. Merkez bankası faiz oranlarını enflasyonun çok altında düşürme çağrısına “boyun eğmeye” zorlandı. Bu durum 2021’de Türk Lirası’nda yüzde 56’lık bir düşüşü tetikledi ve yaşam maliyetlerini arttırdı.

Reuters’a göre “Erdoğan’ın savunmuş ve hayata geçirmiş olduğu başkanlık modeli nedeniyle şimdi işi daha zor çünkü sandıkta oyların salt çoğunluğunu gerekiyor.” Ülgen, “Bu, siyasi popülaritesinin azaldığı bir zamanda riski artıran bir ‘kazanan her şeyi alır’ sistemi” diye ekliyor.

Hali hazırda ittifak kurulmak zorunda olunan mevcut ve olası küçük ölçekli partilerin isteklerine olumlu yaklaşmak mecburiyeti de artarak devam edebilir. Haber-analizin devamı şu şekilde:

“Sonbaharı yaşayan bir Sultan”

“Erdoğan ilk kez bir seçimde AK Parti kurucu üyeleri tarafından kurulan iki ayrılıkçı partiyle de karşı karşıya gelecek. Biri eski başbakan Ahmet Davutoğlu’nun liderliğini yaptığı Gelecek Partisi, diğeri ise Erdoğan’ın eski müttefiki Ali Babacan tarafından yönetilen DEVA Partisi. Her ikisi de büyüsü bozulmuş AK Parti seçmenlerine, muhafazakar değerlerinden vazgeçmeden Erdoğan’ı reddetme şansı sunuyor. Yeni partilere verilen ulusal destek hala tek haneli seviyelerde oldukça düşük düzeyde gözükse de bu ufak kopuşlar bile Erdoğan’a her şeyi kaybettirecek kadar zarar verebilir. 67 yaşındaki Erdoğan’ın sağlığına ilişkin belirtiler ve söylentiler de benzer şekilde durumu onun içi zorlaştırıyor. Ateşli bir hatip olarak bilinen Erdoğan, geçtiğimiz yıl içinde bazen yorgun ve solgun göründü bazen kamera karşısında yürüme şekli veya uyuklaması ile tabanında endişe yarattı. Ancak yetkililer bu tür olumsuz sağlık iddialarını tamamen reddediyor.”

Gelecek Partisi Konya yerel başkanı Hasan Ekici, “Seçmenler bir seçim yapmak zorunda kalırlarsa ve sağ eğilimlilerse kendilerine daha yakın başka bir sağ parti bulurlar” diyor.

The Washington Institute for Near Türkiye Araştırma Programı Direktörü Soner Çağaptay, “Türkiye’nin Erdoğan yönetiminde ilk ekonomik krizini yaşadığı 2018’den bu yana yaşanan gelişmelerin tamamı onun artık sonbaharını yaşayan bir Sultan olduğunu gösteriyor.” ifadesini kullanıyor.

“Genç nesiller ondan başka lider bilmedi”

“Nüfusun yarısının 31 yaşında veya daha genç olduğu bir ülkede, pek çoğu hayatlarında başka bir lider tanımadı. Erdoğan, gençlerin kendi yönetimi sırasında ülkenin kaydettiği ilerlemeyi takdir etmesi gerektiğini söylüyor ancak gençlerin çoğunu ikna edebilmiş değil. Bununla birlikte, Erdoğan’ın partisi hala diğerlerinden daha fazla desteğe sahip ve ağırlıklı olarak destekçilerinin sahip ve bunda kendi yandaşlarının sahip olduğu medyanın ciddi bir rolü ve etkisi var. Erdoğan yönetimi altında ülke bir inşaat patlamasına ve iyileştirilmiş sağlık hizmetlerine tanıklık etti. Dindarlar, başörtüsü kısıtlamalarından kurtuldu. Muhaliflerinin gevşek ittifakı ise hala üzerinde anlaşmaya varılmış bir ortak politika platformundan yoksun ve üstelik hala ortaya bir başkan adayı çıkarılmış değil. Ancak Erdoğan’ın geleceğine ilişkin artan belirsizliğin sonuçları; Erdoğan’ın Türkiye’nin bazı müttefikleri ve rakipleriyle gergin ilişkilerini onarmak için geçici çabalar göstermesiyle daha geniş bir çevrede yakı buluyor.”

Emekli bir büyükelçi olan Ünal Çevikoz ise Mısır ve İsrail gibi Erdoğan’la uzun süredir araları bozuk olan ülkelerin onunla barışmak için acele etmediklerini belirtiyor ve “İnsanlar artık değişim rüzgarının estiğini hissediyor ve içerde dışarda herkes hükümette yaşanacak değişikliği bekliyor” diyor.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

1 Liranın Maliyeti 1 Lira 61 Kuruş Oldu

Türk Lirası’nın tarihindeki en düşük değerleri görmesiyle birlikte pek çok sektörde olduğu gibi para üretiminde de maliyetler yükseldi. Özellikle madeni paraların, içerisindeki bakır, nikel ve çinko metalleri nedeniyle ederi arttı.

DW Türkçe’den Batu Bozkürk’ün haberine göre; Türkiye’de toplam altı madeni para bulunuyor. Bunlar 1 kuruş, 5 kuruş, 10 kuruş, 25 kuruş, 50 kuruş ve 1 lira. CHP Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın yaptığı son çalışmaya göre bunların her birinin madeni değeri, para değerini aştı.

Geçen ay yaptığı çalışmada 50 kuruşun maliyetinin 83 kuruşa çıktığını duyuran Özkan Yalım, bugünkü çalışmasında, 50 kuruşun artık 1 lira 34 kuruşa üretildiğini bildirdi. Çalışmada 1 liranın üretim maliyetinin de ilk kez kendi değerini aştığı vurgulandı. Yaklaşık 8 gram olan ve içerisinde yüzde 65 bakır, yüzde 18 nikel ve yüzde 17 çinko barındıran 1 lira, 1 lira 61 kuruşa üretilmeye başlandı. Bu maliyet geçen ay 99 kuruştu. 1 kuruşun maliyetinin 52 kuruş, 5 kuruşun maliyetinin 57 kuruş, 10 kuruşun maliyetinin 62 kuruş ve 25 kuruşun maliyetinin 79 kuruş olduğu da çalışmada yer aldı.

“Tabloyu içimiz acıyarak izliyoruz”

Metal fiyatlarını piyasadan topladığını ifade eden Yalım, devletin bu artışlar nedeniyle para basarken zarar ettiğini söyledi. Ardından iktidarı şu sözlerle eleştirdi:

“İçler açısı tabloyu maalesef içimiz acıyarak seyrediyoruz. Bunun sorumlusu sadece ve sadece tek adam Erdoğan rejimidir. Faiz indirimini NAS’a bağlayanlar devlete geldiğinde tüm borçlara faiz almayı bilenlerdir”

İlk olarak 1 kuruş kendi değerini aşmıştı

Bu altı madeni para 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren kullanılıyor. Aradan geçen 12 yılda metallerin maliyetleri yükseldi. Öncelikle 1 kuruş, madeni değeri kendi değerini aştığı için hurdacılarca toplanarak piyasadan çekildi. Zaman içerisinde diğer paraların maliyeti de kendi değerini aştı. Bugünlerde hurdacıların bu madeni paraları da topladığı görüntülere yansıyor.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Koca’dan Aşı Çağrısı

Kovid 19’da son 24 saatte 18 bin 762 yeni vaka tespit edilirken, 176 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “HATIRLATMA DOZU zamanı gelenler aşılarını hemen yaptırsınlar. VAKTİNDE YAPILAN AŞI DAHA ÇOK KORUR” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 351 bin 253 test yapılırken, 18 bin 762 yeni vaka tespit edildi. 176 kişi hayatını kaybederken, 24 bin 497 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan ‘hatırlatma dozu’ uyarısı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Bakanlığımız, belirlenmiş aşı takvimi üzerinden 3 aydan uzun süre geçmiş olan vatandaşlarımızı hatırlatma dozunu yaptırmaları için telefon mesajıyla doğrudan bilgilendirmektedir. HATIRLATMA DOZU zamanı gelenler aşılarını hemen yaptırsınlar. VAKTİNDE YAPILAN AŞI DAHA ÇOK KORUR

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Ve Uysal’dan Ortak Basın Açıklaması: Erken Seçim Çağrısı

Demokrat Partisi Genel Başkanı Gültekin Uysal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP Genel Merkezi’nde ziyaret etti. İki lideri görüşmenin ardından kameralar karşısına geçerek açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, erken seçim çağrısında bulunarak, “Ne konuşursa konuşsun Erdoğan ülkeyi yönetemez. Yönetimiyor zaten. Bir ülke bilgi, birikim, adaletle yönetilir. Devleti almışsın bir kişiye teslim etmişsin bir kişi istediğini yapıyor. TÜİK’e telefon ediyor, rakamı şöyle beyan edeceksiniz diyor. Kimsenin umutsuz olmasına gerek yok. Kalınan her günün maliyeti artıyor, onun için bir an önce sandığı getirin diyoruz. Bu millet daha fazla zulüm görmesin. İnsanlar biraz nefes alsın. Dostlarımızla yapacağız.” dedi.

DP Lideri Uysal ise, “Bu ülkede bugün herkes konuşacak. Sorumluluk birinci derece sadece siyasetçilerin, muhalefet partilerinin liderlerinin değil geniş örgütlü kesimleri temsil eden tüm yapıların konuşması gerek. Bir büyük facia yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle;

“Türkiye ciddi sorunlarla karşı karşıya. Bu sorunlar hepimizin ortak çözüm açısından kafa yormamız gereken sorunlar ve bunların bir şekliyle aşılması lazım. Doğal olarak sorunları çözecek olan, sorunları aşmak için mücadele edecek olan siyasi partilerdir. Sayın Genel Başkan ve arkadaşlarıyla ekonomiyi, sosyal yapıyı, gelişmeleri, dış politikayı bütün bunları bir şekliyle masaya yatırdık ve görüştük. Kendilerine ve arkadaşlarına yürekten teşekkür ederim.

Şunu özet olarak ifade etmek isterim. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın hiç kimse. Türkiye’nin çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Bütün sorunları çözülebilir. Akılla, bilgiyle, birikimle bu sorunların üstesinden geleceğiz ve gelmekte de kararlıyız. Bu konuda da görüş birliği içindeyiz. Dolayısıyla ben tekrar Sayın Genel Başkana ve arkadaşlarına yürekten teşekkür ederim. Şeref verdiler, onur verdiler.”

DP Lideri Uysal’ın açıklamaları şöyle;

“Çok teşekkür ederim. Sayın Genel Başkan, çok değerli basın mensupları, bende öncelikle en derin saygılarımla hepinizi selamlamak isterim. Kabulleri için Sayın Genel Başkanın şahsında tüm Cumhuriyet Halk Partisi camiasına hem teşekkür ediyorum, hem saygılarımızı sunuyoruz.

Nasılsınız demekten bile imtina ettiğimiz günleri üzülerek yaşıyoruz. Derin bir sistematik çöküşün içerisindeyiz. Sağır Sultanlar gözlerini, kulaklarını kapatsalar da milyonlarca insanımız büyük bedelleri her gün sofrasında, hanesinde yaşıyor ve bedelini ödüyor. Aleni yanlışlara bu süreç içerisinde suç ortağı yapılmış kimi kurumsal yapılar ve aktörler hikmetler arasa da milletimizin gözü önünde bu hadiseler gerçekleşiyor. Bir büyük tarihin içerisinden gelmişiz, pek çok zorlukları aşmışız. Bugün aşılabilecek bütün olumsuzluklara rağmen gümüz var ama çok kısa sürede kaybettiklerimizi on yıllara sari bir şekilde telafi edebilmek mümkün mü bunu da ister istemez düşünüyoruz.

Bugün maalesef cesaretleri cehaletlerinin önünde giden bir kadronun, korkuları vicdanlarının önünde giden bir kadronun Türkiye’yi rehin aldığı bir portre. Aldıkları bir takım hezeyan içerisindeki tez diye millete yutturulmaya çalışılan, deneme yanılma metoduyla milyonların üzerinden kumar oynanıyor. 300 yıl ömrümüz olsa deneme yanılma metotlarını öğrenme maliyetlerine katlanacağız fakat bu büyük ülkenin zamanın hızla aktığı böyle bir dönemde yeni yeni güç merkezlerinin yükseldiği böyle bir dönemde pozitif bir şekilde gelişen dünyadan da ayrışabileceği bir iklim varken biz maalesef çok katmerli bir şekilde olumsuz olarak ayrışıyoruz. Bu kadar kısa süreye bu kadar büyük gafleti nasıl sığdırdılar bizlerde merak ediyoruz.

Ama Sayın Genel Başkan da altını çizdi biz bu ülkenin büyüklüğüne, bu ülkenin evsafına denk bir siyasi akıl ve programla bu sürecin içerisinden çıkılabileceğine kati bir inancımız ve hükmümüz var. Milletimiz nasıl bir asır evvel milletin azim ve kararlılığı makus talihini değiştirmişse bugün yine milletin makus kaderini değiştirmek milletin temsilcileri olarak bu süreçte ortak irade koymuş tüm sorumluluk sahibi siyasi aktörlerindir. O açıdan bu süreç içerisinde Sayın Kılıçdaroğlu’nun kurumsal olarak hem tarihi geçmişi hem de bugün TBMM’nin ikinci büyük grubu olarak aldığı inisiyatif çok önemli.

Bizlerde Demokrat Parti olarak herkesin hukukundan emin olduğu bir Türkiye’yi inşa edebilmek, herkesin eşit fırsatlara sahip olduğu bir Türkiye’yi hep beraber ortaya çıkarabilmek için aklı, fikri, enerjimizi, irademizi ortaya koymaya gayret gösteriyoruz. Tabi adeta ülkede Gogol’un Bir Delinin Hatıra Defteri romanından uyarlanmış bir tiyatro oynanıyor. Her günümüz sabah afakanlarla kalkıyoruz o güne derj ediliyor. Bunun üzüntüsü içerisindeyiz. Umarız bugün akletmeyenler akleder bu iktidarın iklim değişikliğinin ihtiyaç olduğu böyle bir dönemde iktidarını sürdürmesi milletimizin ödeyeceği bedelleri katmerlendireceğini görüyoruz. O açıdan bu yanlış yoldan, bu çıkmaz sokaktan Türkiye’nin çıkması ümit ederiz inşallah demokratik meşruiyet içerisinde olacaktır.

Önümüzde Türk demokrasisinin en zor sınavı var. Önümüzde en uzun yüzyılımız gibi en uzun seçim dönemimiz var. O açıdan da bilerek ve istenerek sokağa düşsün isteniyor. Kriminalize edelim, bir takım dini, milli hamasi argümanlarla kitleleri etkileyelim ama insanımızın sağduyusu bu zamana kadar müsaade etmedi bundan sonrada müsaade etmeyecek. Bu süreç içerisinde siyasi partilerin ortak bir paydada her zamankinden daha fazla buluşma iradesi var, mecburiyeti var. Biz de bu sorumluluk duygusu içerisinde bugün burada Sayın Genel Başkanın her zamanki hüsnükabulleriyle misafir edildik. O açıdan kendilerine de tüm Cumhuriyet Halk Partisi camiasına da minnet duygularımızı ifade ediyorum. Tekrar saygılarımı sunuyorum.”

Soru / Cevap

Soru: Sorum her iki Genel Başkana da. TÜİSAD’ın bir açıklaması olmuştu. Sonrasında dün akşam Cumhurbaşkanı Erdoğan TÜSİAD’ı hedef aldı. Siz üretim yapın, yatırım yapın, bizimle mücadele etmeye kalkmayın bizimle mücadele edemezsiniz dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TÜSİAD’a yönelik bu sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Bu ülkede yaşayan, bu ülkede üretim yapan, üretim yapmayıp çalışan, çiftçisi, işçisi, köylüsü, emeklisi, sanayicisi, tüccarı herkesin konuşmaya hakkı var. Siz konuşmayın ben konuşacağım diyor. Sonra da kalkıyor dünyaya demokrasi dersi vermeye kalkıyor. Demokrasinin D’sinden dahi haberi yok. Üretim yapan insanlar gidin kime sorarsanız sorun en büyük dertleri şu, önümüzü göremiyoruz diyor. Nasıl karar alacağımızı bilmiyoruz diyor. Dolar ne olacak bilmiyoruz diyor. Rakam ortaya çıksın, bir belirsin biz ona göre yatırım yapacağız diyor, ona göre maliyetlerimizi oluşturacağız diyor. Beyefendi sarayda olduğu için, sarayın dışını görmediği için, üretimle olan bağları koptuğu için sadece ve sadece sarayı ve çevresini gördüğü için dünyadaki gelişmeleri de, Türkiye’deki gelişmeleri de izleyemiyor, bilmiyor. Kendisini aslında uyarıyorlar yapmayın böyle bu yanlıştır diyor. Söyledikleri ne? Ekonomi biliminin gereğini yapın diyorlar. Bilime vurgu yapıyorlar. Bilime vurgu yapmak bile rahatsız ediyor onu ve akıl alacak şey değil yani. Devlet akılla yönetilir, bilgiyle yönetilir. Hatta ona şunu söyleyeyim, sevgili peygamberimizin ne güzel sözü var “İlim Çin’de bile olsa gidin öğrenin” diyor. Sana bilim vurgusu yapılıyor sen karşı çıkıyorsun. Ahlak vurgusu yapılıyor ona da karşı çıkıyor. Devleti yönetemiyorlar. Yönetemediklerini artık sokaktaki sade vatandaşta görüyor ve biliyor. İşin özü bu yönetemiyorlar.

Gültekin Uysal: Demokrasiyi ne kadar içselleştirdiklerini bu sözlerden bile anlayabiliyoruz. 20 yıllık icraatları demokrasiyi bir konjonktürel program olarak telakki ettiklerini zaten göstermişti. Ele geçirmek mantığıyla sadece devletin kurumları değil, sivil organizasyonlarda bu süreç içerisinde bir psikolojik harekat unsuru gördü. MÜSİAD’ın açıklaması var beraberinde. Akılla mantıkla izah edilir değil ruhuna cümlelerin baktığınızda o çekingenliği de görebiliyoruz. Ama bugün bu ülkede herkes konuşacak. Sadece birinci derecede sorumluluk siyasetçilerin, muhalefet partilerinin, liderlerinin değil geniş örgütlü kesimleri temsil eden tüm örgütlü yapıların konuşması gerekir. Bir büyük facia yaşıyoruz. TOBB Başkanı sadece yasak savma kabilinden açıklamalar yapıyor. 19 yıllık uygulanan programla beraber Türkiye’de tarım tasfiye edilmiş, Ziraat Odaları Birliği yasak savma kabilinden kısık ses tonuyla bir takım beyanlarda bulunuyorlar. Türkiye’de yine en önemli zararı bu süreçte görmüş yapısal olarak esnaf teşkilatının birliği bu hususlarda cılız bir ses veriyor. O açıdan sadece sorumluluk siyasetin değil TÜSİAD’da, TOBB’da, Ziraat Odaları Birliği de, TESK’de, konfederasyonlarda bu sese kulak vermeli. Çürümüşlük sadece iktidar sahasında değil maalesef bu alanlarda. TÜSİAD’ın çok sınırlı bir değerlendirmeyle çok net bir açıklaması var. Akılla izah edilemeyecek bir takım fikirlerin bu ülkede yani fiiliyattan teze gidiyoruz. Yani fiiliyatı, realiteyi akıl almaz tez diye ortaya konulan, asgari düzeyde ekonomi okur yazarlığı olmayan birisinin maalesef memleketi rehin aldık diyerek deneme yanılma metoduyla bir denemesi var. O açıdan ben açıklamayı gayet normal bir açıklama olarak hatta daha yüksek ses tonundan olması gerekir. O açıdan bunu değerlendirirken iktidarın meseleyi en küçük tenkiti bir tehdit olarak değil bilakis yararlanacak çünkü Tanzimat’ın meşhur paşası Ali paşanın güzel bir sözü var “Tenkitten ancak hatalarını düzeltmek istemeyen iktidarlar ve aktörler korkar” der. Bu yanlışı düzeltmek isteyenler bu tenkitlerden korkmazlar. Bu açıdan değerlendiriyorum.

Soru: Cumhurbaşkanı Erdoğan faiz indirimiyle ilgili ısrarını sürdürürken milleti faize ezdirmeyeceğim demişti Nas suresini işaret etmişti. Bu konu hakkındaki değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Hangi faiz indi? Çiftçinin faizi indi mi? Hayır. Esnafın faizi indi mi? Hayır. Tüccarın faizi indi mi? Hayır. Kredi kartı kullanıp bankalardan en azından kredi kartı dolayısıyla bankalara borçlanan sade vatandaşın faizi indi mi? Hayır hiç kimsenin faizi inmedi. Kimin faizi indi? Merkez Bankası bankalara kredi açarsa onun faizi indi. İyi de vatandaşa yansıyan bir şey yok. Merkez Bankası kredi açıyor düşük faizle, bankalar o krediyi alıyorlar, hazine borçlanmak istiyor yüzde 14’ten aldığı krediyi yüzde 22’den hazineye satıyor. Banka hiçbir şey yapmıyor 14’ten alıyor 22’den satıyor. Kim kazanıyor? Bankalar kazanıyor. Kime hizmet ediliyor? Bir avuç insana hizmet ediliyor. Faiz mi indi? Hayır efendim faizin falan indiği yok. Hayal aleminde yaşıyor bunlar. Faizi indireceğim. Londra’daki tefecilere dünyanın faizini ödeyen kim? Türkiye’deki tefecilere yani dolar baronlarına dünyanın parasını ödeyen kim? Bu zat değil mi, bu kişi değil mi? Emin olun yani soru sormasanız bu alanlara girmeyeceğim. Erdoğan’ı muhatap almak bile yanlış aslında. Akli melekeleri yerinde mi orada da ciddi endişelerim var. Bir insan ülkesine bu kadar büyük bir ihanet yapamaz, ihanet içinde olamaz. Bir organize kötülükle karşı karşıyayız. 84 milyon perişan vaziyette. Görmüyor 84 milyonu. 84 milyona kötülük yapılıyor. Kime iyilik yapıldı? Dolayısıyla yönetilmeyen bir ülkenin yarın ne olacak? Hatta bırakın yarını bir saat sonra ne olacağını kimse bilmiyor. Böyle bir tabloda Türkiye yönetilir mi? Getirmişiz koskoca devasa bir Türkiye’yi bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak söze teslim ediyoruz. Yok böyle bir şey. Hele hele 21.yüzyılda yok böyle bir şey. Ortaçağda bile yoktu.

Soru: Geçtiğimiz günlerde iktidara yakın olan holdinglerin temsilcilerinin CHP ve İYİ Partiden randevu talep ettiği yönünde iddialar vardı. Bunlar, Cengiz Holding, Limak Holding, Kalyon Holding ve Kolin Holding olduğu yönünde çeşitli gazeteciler tarafından da bu dillendirildi. CHP’ye böyle bir randevu talebi geldi mi? Geldiyse içeriği neydi?

Kemal Kılıçdaroğlu: Yo hayır. Benim bilgim yok ama belki böyle bir talep oldu mu, olmadı mı bilemiyorum ama bize yansıyan bir talep yok.

Soru: Efendim MÜSİAD’dan da bir açıklama geldi TÜSİAD’ın zıttı bir açıklamaydı. Düşük faiz odaklı politikamızın destekçisi olduğumuzu yeniden ifade ediyoruz dedi. Bu açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TÜSİAD’ı eleştirmesinin ardından geldi. Nasıl değerlendirirsiniz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Herkes düşük faiz ister arkadaşlar. Düşük faiz ister, sanayicide düşük faiz ister, yatırımcı ister, tüccar ister, esnaf ister, vatandaş ister. Ama düşük faiz yok ortada.

Soru: TÜİK’in enflasyon rakamlarıyla çarşı pazardaki enflasyon rakamları muhalefetinde, sokağında tartışma konusu birbiriyle tutmuyor diye. Dün Çalışma Bakanına soruldu bu soru şöyle bir cevap verdi Çalışma Bakanı. TÜİK’in sepetinde binlerce ürün var, TÜİK’in ölçümü farklı çarşı pazardaki enflasyon farklıdır dedi. Yani TÜİK’in ölçtüğüyle çarşı pazardaki enflasyonun farklı olduğunu söyledi. Sizler nasıl değerlendirirsiniz?

Gültekin Uysal: Sayın Bakan akademik birikimini inkar etmiş. Üzüntü verici. Türkiye illüzyon kurumu haline gelmiş TÜİK’in bu ölçümleri uzun süredir bir parti devletine dönüşmüş, devletin bir kurumu haline gelmiş siyaset ihtiyaçlarını karşılamak için kağıt üzerinde bir takım ölçüm metotları geliştiriyor. Onlara başarılar diliyoruz. Ama sokakta, pazarda bir zam tsunamisi içerisinde insanlarımız enflasyonu hayatlarında zaten görüyor. Sadece TÜİK değil yakınlarda Milli Güvenlik Kurulu da bir açıklama yaptı biliyorsunuz. Bu tez diye ortaya atılan Sayın Erdoğan’ın Çin modeli dediği, bir başka bakanın Kore modeli dediği, bir başka bakanın Türkiye modeli dediği ortada bir tezin olmadığı bu uygulanacak programla ilgili güya bir tehdit değerlendirmesi yapmış Milli Güvenlik Kurulu hem bugün hem yarınla ilgili. Ona da bu fırsatla ifade etmek isterim. Asıl Milli Güvenlik Kurulunun değerlendirdiği tehdidi bugün Türk ekonomisi yaşıyor. TL’nin ucuzlaması dolayısıyla milli varlıklarımız el değiştirme riskiyle karşı karşıya. Esas bunu değerlendirmeli. Esas yolsuzların bir sistematik usul haline geldiği bu ülkede yolsuzluk milli güvenliğimizi tehdit ediyor, bunu gündemine almalı, bütün bunları değerlendirmeli. 80 yıllık cumhuriyete bir devri sabık anlayışıyla muamele çekenler elbette bu yaptıkları yanlışı iktisadi, siyasi olarak bu ülkeyi bağışıklık sistemini çökerterek yaşattıklarını eninde sonunda hem siyasi hem hukuk yoluyla da karşılığını göreceklerdir. O açıdan en azından biz kendi fikrimizi ifade ediyoruz. Bu yanlışı yapanlara milletimizin toplumsal talebi olarak bir devri sabık yaşatılmalı. Hukuk önünde, siyaset yoluyla da hesabını vermeliler. O açıdan TÜİK’in rakamlarına hakem kuruluş olarak sadece vatandaşlarımız değil devletin kurumları, şirketler değil uluslararası anlamda kabul görür bir kurum haline gelmeli, bağımsızlığından kaynaklı o güveni tesis etmeli ama bugün ne Merkez Bankasının, ne TÜİK’in bir iradesi yok, bir aklı yok, kurumsal derinliği sıfırlanmış, hiçleştirilmiş bir kurum olarak bu bedeli milletimiz ödüyor üzülerek söylüyorum.

Kemal Kılıçdaroğlu: Eğer devlette liyakati yok ederseniz yani işi ehline vermezseniz, yani o işi en iyi bilen kişiyi o işin başına getirmezseniz devlette çürüme başlar. Çürümenin en tipik örneği de TÜİK’tir yani Türkiye İstatistik Kurumudur. Vatandaş alışveriş yapıyor Türkiye İstatistik Kurumunun yayınladığı rakamların ne kadar yanlış olduğunu zaten görüyor, her gün tanığı oluyor. Dolayısıyla o kuruma duyulan güven sıfırlanmış vaziyette. Çürüme baştan başlamıştır, aşağıya doğru bu çürüme gidiyor. Ama inşallah bu çürümeyi sonlandıracağız. Beraber birlikte sonlandıracağız.

Soru: Efendim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Nas suresini dillendirmesini sık sık bu konuyla ilgili neler söylersiniz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Neyse arkadaşlar Erdoğan’la bugün çok fazla konuştuk. Ne konuşursa konuşsun Erdoğan ülkeyi yönetemez, yönetemiyor zaten. Bir ülke deneme, sınamayla yönetilmez arkadaşlar. Bir ülke az önce söyledim bilgiyle, birikimle, en azından adaletle yönetilir. Adaleti bitirdiniz siz, liyakati bitirdiniz, istişareyi bitirdiniz, danışmayı bitirdiniz. Devleti almışsın bir kişiye teslim etmişsin o bir kişi ne istiyorsa onu yapıyor. TÜİK’e telefon ediyor rakamı şöyle beyan edeceksiniz diyor. Sokaktaki vatandaş görmüyor mu, pazara giden vatandaş görmüyor mu, alışveriş yapan vatandaş görmüyor mu? Görüyor zaten. Ama onun için söyledim kimsenin umutsuzluğa kapılmaya hakkı yok. Gidecekler, göndereceğiz. Demokratik kurallar içerisinde göndereceğiz. Kalınan her günün maliyeti artıyor. Vatandaş bu maliyeti görüyor zaten. O nedenle biran önce sandığın gelmesini istiyoruz. Sandığı getirin dememizin temel nedeni ülkenin çıkarını savunduğumuz içindir. Bu millet artık daha fazla zulüm görmesin. Getirsinler sandığı devleti adaletle yönetmek istiyoruz, hakla, hukukla yönetmek istiyoruz devleti. Devlette insanlar bir nefes alsınlar ya, oh desinler ya biraz rahat ettik desinler. Oh desinler ben mevcut hükümeti, iktidarı istediğim gibi eleştirebiliyorum desinler. İktidarı eleştirdiğim için başımıza bir bela gelmeyecek diye düşünsünler. Biz böyle bir Türkiye istiyoruz. Ve bunu yapacağız, kararlıyız. Birlikte yapacağız. Dostlarımızla birlikte yapacağız. Bir dostumuzla zaten şimdi birlikteyiz.

Paylaşın

CHP’li Karabıyık: Bir Kişinin İnadıyla Ekonomi Yönetilemez

İktidarın mevcut ekonomi politikasını bianet’ten Hikmet Adal’a değerlendiren CHP’li Karabıyık düşük faiz uygulamasıyla ilgili “Böyle bir iktisat teorisi yok” dedi. Karabıyık, Erdoğan’ın düşük faiz politikasını kastederek “Bir kişinin inadıyla bu şekilde ekonomi yönetilmez” diye konuştu.

Türk Lirasındaki geçen haftaki tarihi değer kaybının ardından piyasaların kapalı olduğu hafta sonunda da ekonomi cephesinden peşi sıra açıklamalar geldi.

Önce CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Simone Kaslowski’yi aradığını açıkladı. Bu açıklama sonrası TÜSİAD’dan hükümete “Genel kabul görmüş iktisat bilimi kurallarına hızla dönülmeli” çağrısı geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’sa çağrıya “Ey TÜSİAD ve yavruları… Size sesleniyorum. Sizin tek göreviniz var, yatırım, üretim, istihdam ve büyüme. Siz bunda ne yapıyorsunuz önce onu ortaya koyun. Kalkıp da hükümete saldırmanın değişik yollarını aramayın, bizimle mücadele edemezsiniz. Sizin cinsinizi de cibilliyetinizi de gayet iyi biliyoruz” diyerek karşılık verdi.

İktidara yakınlığıyla bilinen Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği de (MÜSİAD) Erdoğan’a destek vererek düşük faiz odaklı politikayı savundu. Türkiye ekonomisinin ayakta olduğunu söyledi.

“Faiz düşüyor ama Türkiye’nin borcu katlanıyor”

Açıklamaları ve iktidarın mevcut ekonomi politikasını bianet’ten Hikmet Adal’a değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı ve finans profesörü Lale Karabıyık düşük faiz uygulamasıyla ilgili “Böyle bir iktisat teorisi yok” dedi.

Karabıyık, Erdoğan’ın düşük faiz politikasını kastederek “Bir kişinin inadıyla bu şekilde ekonomi yönetilmez” diye konuştu.

Merkezi yönetiminin borçlarının yüzde 80’inin faize ve dövize endeksli, borcun yüzde 60’ının da döviz cinsinden olduğunu dile getiren Karabıyık, iktidarın Türkiye’yi borca batırdığını söyledi. Tek çözüm olarak erken seçime işaret eden Prof. Dr. Lale Karabıyık şöyle konuştu:

“Mevcut siyasal rejimin ve onun alt yapısı olarak ekonomik sistemin çöktüğü artık daha net görülebiliyoruz. Merkez Bankası’nın attığı her adım Türkiye’yi daha kötüye götürüyor. Faiz indiriyor, dolar yükseliyor. Erdoğan faizi eleştiriyor ama Merkez Bankası, bankalardan aldığı borca karşılık daha fazla faiz ödemesi yapıyor. Politika faizi düşüyor ama Türkiye’nin borcu katlanıyor.

“Şu anki durumda, Merkez Bankası’nı yerden yere vurup üstünde tepiniyorlar. Merkez Bankası’nı perişan ediyorlar. Yani bir tarafta faiz indirimi, diğer tarafta daha çok borçlanma. Sırf yanlış politikalar yüzünden merkezi yönetimin brüt borç stoku son birkaç ayda 2.2 trilyon TL’ye çıktı.

“Elbette hiçbir yönetim yüksek faiz istemez, biz de istemeyiz yüksek faiz. Ama bu politikalarla değil. Faiz böyle düşürülmez. Öncelikle doğru bir ekonomi politikası inşa edeceksiniz. Bunu çok iyi ayrıntılandırıp anlatacaksınız, düzen telkin edeceksiniz. O güven üzerine yeni bir ekonomi inşa edeceksiniz. Ancak bu şekilde faiz indirebilirsiniz. Eğer bunları yapmadan indirirseniz, maliyeti bu şekilde olur, halk öder, hepimiz öderiz.”

“İhracatta da dışa bağımlıyız”

Faiz indiriminin, ihracatı artırma amacı taşıdığı iddialarına ilişkin de konuşan Karabıyık “Türkiye için kur yükselişi ihracatla direkt ilgili değil…” dedi.

Geçmiş senelerden örnek veren Karabıyık “8 yılın ortalamasında döviz sepetindeki 1 birimlik artış, ihracata 0,33 birim olarak yansımış. Kaldı ki Türkiye’nin ihracatı ithalata bağlı. Normal ihracatta yüzde 70-71. Petro-kimyada yüzde 95 oranında dışa bağımlıyız. Her faiz indirimi maliyeti yükseliyor. Faizi indirip, kuru yükseltecekmişiz, ihracat artacakmış ya… Söyledikleri gibi bir iktisat teorisi yok” diye konuştu.

“Fakirden zengine sermaye transferi”

Karabıyık, TÜSİAD’ın ve İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan’ın ekonomi politikasından duydukları rahatsızlığı son derece açık bir şekilde dile getirdiğini kaydetti ve şöyle devam etti:

“İktidar Türk Lirasını doların önüne attı, pul etti. Varlık Fonu’nun içerisindeki mal varlığı 34.5 milyar dolardan 22.5 milyar dolarlara düştü. Bir haftada oldu bu.

“2004’ten bugüne 24 paket açıkladılar. 17’si istihdam teşvik paketi, 7’si ekonomi paketi. 24 paket sonucunda ortada hiçbir şey yok. Halk artık bunların yalan olduğu, iktidara inanılmayacağını, güvenilmeyeceğini biliyor.

“Ülkenin yarısı asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Fakirden zengine doğru sermaye transferi yapılıyor. Parası olan dolarına dolar katıyor veya ranttan bir gecede malının değerini katlıyor. Diğer insanlar küçük maaşlarıyla geçinmeye çalışıyor.

“Halk peynire yeniden zam gelmesin, nohuta yeniden zam gelmesin, alayım stoklayayım derdinde. Stoklanacak şey var, stoklanamayacak şey var. Ama insanlar bugün alabildikleri şeyi yarın alıp alamayacaklarını bildikleri için kaygı duyuyor. Bütçesini yapamıyor. Asgari ücret güya artı ama alım gücünü her geçen gün eriyor. Dolar artıyor, kirada oturarak geçinmeye çalışan yoksul kesim her geçen gün fakirleşiyor.

“Tek çare erken seçim”

Karabıyık “Buradan bir dönüş istiyorsak erken seçim tek çare. Çünkü bu iktidar bu ekonomiyi düzeltemez. Halk artık her şeyin göstermelik olduğunu gördü. Orta Vadeli Program yapılıyor, içindekiler bir öncekinin kopyası. Artık güveni kaybettiler. Ekonomi yönetimi doğru adımları atsa bile artık güven telkin edecek pozisyonda değil. Onun için yepyeni bir iktidar, yepyeni teoriler, yepyeni kadrolar, güven verecek yöneticiler lazım. Dış ilişkilerde düzelme, hukukun üstünlüğünde geri dönüş lazım” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

Paylaşın

Türkiye’nin Kara Lekesi: Maraş Katliamı

19-26 Aralık 1978’de Maraş’ta Alevilere yönelik gerçekleşen katliamda resmi rakamlara göre 120 insan öldürüldü, yüzlerce kişi yaralandı. Resmi olmayan, olayın tanıkların aktarımına göre ise katliamda 500’ün üstünde insan yaşamını yitirdi.

MİT”in belgelerine göre Maraş katliamı MHP Maraş il örgütünde ÜGD (Ülkücü Gençlik Derneği) ile yapılan toplantıda planlandı ve ‘sağcı-solcu veya Alevi-Sünni meselesinden ziyade Türk-Kürt meselesi görünümü’ verildi.

Katliamla ilgili 804 kişi hakkında dava açıldı; sanıklardan 29’u idam, 7’si müebbet hapisle, 321 kişi de 1-24 yıl arasında hapisle cezalandırıldı. Sıkıyönetim mahkemelerinde açılan davalar 1991 yılına kadar sürdü. İdam ve müebbet dışında hapse mahkum edilenlere 1/6 oranında indirim uygulanarak cezalar azaltıldı. Sıkı yönetim mahkemesinin idam kararları da Yargıtay tarafından bozuldu.

Nasıl başladı?

12 Eylül darbesine giden sürecin başlangıcı olarak kabul edilen katliam döneminde iktidarda CHP vardı, Baş­bakan Bülent Ecevit’ti.

19 Aralık günü Çiçek Sineması’nda Sovyetler Birliği’ndeki “komünist zulmü” anlatan, Cüneyt Arkın ve Oya Aydoğan’ın baş rollerini oynadıkları, Mehmet Kılıç’ın yönettiği “Güneş Ne Zaman Doğacak?” isimli filmin ara­sında bir ses bombası patladı.

Gece yarısı patla­yan bombanın ardından filmi izlemek için salonda toplanan ülkücüler sokağa dö­küldü. “Kanımız aksa da zafer İslam’ın!” sloganı­nı atan kişiler Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il binasına saldırdılar.

Şehirde “Komünistler, Al­lahsız Aleviler şehir suyuna zehir kattılar”, “Sinemayı komünistler bombaladı” söy­lentilerinin yayılmasının ardından ertesi gün Alevilerin oturduğu bir kahvehane bombalandı.

21 Aralık günü Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER) üyesi iki öğretmen, Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu öldürüldü. 22 Aralık’ta iki öğretme­nin cenaze törenine on bin kişi katıldı.

Alevilerin evleri işyerleri yakıldı

Ülkücüler, bu kez “Komünistlerin ve Alevilerin cenaze namazı kılınmaz!” sloganı eşliğinde cenaze kortejine saldırdı. Maraş çarşısına doğ­ru yürüyüşe geçenler, CHP’li ve Alevi olan yurt­taşlara ait işyerleri yağmalanıp yakıldı. Çatışmalarda üç kişi daha yaşamını yitirdi. Daha önceden belirle­nen evler ve işyerleri Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ya da Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD) yazılarıyla, “Üç Hilal” işaretleriyle donatıldı.

23 Aralık’ta Be­lediye hoparlörlerinden ve Ulucami minarelerin­den “Alevi kafirler, Yörükselim”de birçok din kardeşimizi şehit ediyorlar. Al­lah’ını seven Müslümanlar hazır olsunlar!” sözleriyle katliamın çağrısı yapıldı.

Kadınlar, çocuklar, bebekler öldürüldü

Başta Yörükselim olmak üzere Alevilerin yaşadı­ğı Serintepe, Mağarah ve Yenimahalle semtlerinde evlere saldırıldı. Uzun menzilli silahlarla taranan evler, bombalandı ve yakıldı. Çocuk, bebek, kadın, erkek demeden Aleviler öldürüldü. Ellerinde silahlar, taşlar, sopalar, keserler, bal­talarla saldıran kişiler katli­am yaptı.

24 Aralık sabahı şehirde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ancak sokağa çıkma yasağına sadece Alevi yurttaşlar ve polisler uydu. Olaylar sırasında saldırganlar ara­sında polislerin de bulunması nedeniyle, polis gö­rev dışı bırakıldı.

120 kişi öldürüldü

25 Aralık günü de devam eden olaylar ancak ge­ce yarısında sona erdi. 19 Aralık”ta başlayan olaylarda resmi rakamlara göre 120 kişi yaşamını yitir­miş, binin üzerinde insan yaralanmış, 552 ev ve 289 işyeri tahrip edilip, yakıldı.

Bu katliamın so­rumluları olarak ilk günlerde sadece 75 kişi yakalandı. 16 Nisan 1979’da askeri mahkeme­de başlayan dava ise; 8 Ağustos 1980’de sonuçlandı. Yargıtay’a giden davanın sanıkları, 1991’de çı­karılan Terörle Mücadele Kanunu nedeniyle serbest kaldı. Davanın bir numaralı sanığı Ökkeş Kenger -sonradan soyadını değiştirerek Şendiler oldu – be­raat ederek daha sonra 1991 yılında MHP’den mil­letvekili oldu.

Ökkeş Şendiler yıllar sonra katliama ilişkin “Kahramanmaraş’ta Alevi-Sünni çatışması olmamıştır. Aleviler kimseyle çatışmamış, katledilmişlerdir” dedi.

13 ilde sıkıyönetim kararı

Ecevit ise; Maraş’ta yaşanan katliamı, “Kah­ramanmaraş Toplumsal Olayları” olarak nitelendi­rdi ve “sıkıyönetim” ilan etti. 25 Aralık gecesi toplanan Bakanlar Kurulu, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ile Kara Kuv­vetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin’in de katıldığı toplantıda “yaygın şiddet eylemlerini” en­gellemek için 13 ilde sıkıyönetim kararı alındı.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

CHP’nin ‘Belediye Başkanları Çalıştayı’ndan Beş Madde Çıktı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Kayseri’de düzenlenen “Belediye Başkanları Çalıştayı”nın sonuç bildirgesini açıkladı. Torun, belediye başkanlarının önce saha çalışmaları ile başladığını, ardından dün belli bilgilendirme toplantıları yapıldığını, hem kara kış fonunu hem de diğer sorunları konuştuklarını, bugün de çok farklı konularda bilgilendirme yapıldığını anlattı.

Haber Merkezi / İktidarın CHP’li belediyelere olabildiğince engel olma çabasına değinen Torun, beş madde sayarak çalıştayda yapılan değerlendirmeleri özetledi. Torun’un özetlediği Çalıştay Sonuç Bildirgesi’nde şu açıklamalara yer verildi:

1- Siyasi  iktidarın politikaları ülkemizi ekonomik buhran ile karşı karşıya bırakıştır. Giderek daha fazla hane sosyal yardımlara muhtaç hale gelmiştir. CHP Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu Kara Kış Fonu kurulması çağrısında bulunsa da iktidar bunu dikkate almadı. CHP Kara Kış Fonu’nu belediyelerde hayata geçirmiş, 3 Kasım 17 Aralık 1 milyon 472 bin haneye  216 milyon 228 bin lira destek sağlanmıştır.

2-Siyasi iktidar yerel yönetimlere ayrılan devlet kaynalarını partizanca kullanarak, ayrımcılık yapmaktadır. Özellikle Çevre Bakanlığı desteklerini neredeyse tamamını Cumhur İttifakı belediyelerine aktarmaktadır. Ayrıca tüm belediyelere eşit destek amacıyla kanunla kurulan, bütçesinin yarısından fazlasının CHP’li belediyelerde kesilen paylarla oluşturulan Türkiye Beldiyeler Birliği kaynaklarının tamamına Cumhur İttifakı belediyelerine ayrılmaktadır. Her türlü demokratik ve hukuki hakkımızı kullanacağız.

3-CHP’li Belediyeler vatandaşa hizmet götürürken iktidarın sayısız engellemeleri ve hukuksuz soruşturmalarıyla karşılaşmaktadır.Çalıştayımızda tüm bu tehditler değerlendirilmektedir. Vatandaşımız müsterih olsun, bunları aşmaya devam edeceğiz.

4- Yerel yönetimler ile ilgili yasal üzenlemelerin Anayasa’nın 127. maddesinde tarif edilen çerçeveyi kapsamadığı açıktır. Belediyeler, idari ve mali açıdan pek çok sorunla karşı karşıya bırakılmıştır. Belediyelerin pek çok yetki ve gelirleri ellerinden alınmıştır. Anayasa’da öngörülen yerinden yönetim ilkesine uyumlu hale getirilmesi ve günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenlenmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu kapsamda CHP tarafından yürütülen yasal düzenleme çalışmaları diğer siyasi partileri kapsamak üzere genişletilecek, konuyla ilgili tüm kesimelerin görüşleri alınarak kanun teklifi hazırlanacak ve Meclis’ sunulacaktır.

5-CHP’li belediyelerde vatandaşlarımız ucuz ve hızlı etkinliklere erişmiş, nefes almıştır. Beldiyelerimizde ortaya konulan yönetim becerisi, iktidarın beceriksizliğiyle ortaya çıkan fark tüm vatandaşlarımız tarafından görülmektedir. Bu kapsamda belediyelerdeki yönetim başarısının ülke geneline yayılması, yerel yönetimleri baskı altına alan anlayışın giderilmesi ve kamu kaynaklarının toplumun tüm kesimlerine adil şekilde dağıtılması önündeki tek engel iktidarın yönetim anlayışıdır. İktidarın açtığı yaraların sarılması için genel seçime gidilmesi ve milletin kararına saygı duyulması genel zorunluluktur.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Uyarı

Kovid 19’da son 24 saatte 16 bin 910 yeni vaka tespit edilirken, 171 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Toplumca bize düşen, bu kritik mücadelenin hayatı savunmak anlamına geldiğini bilip, salgın şartlarını hızla aşmaktır.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 349 bin 193 test yapılırken, 16 bin 910 yeni vaka tespit edildi. 171 kişi hayatını kaybederken, 22 bin 858 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan ‘hatırlatma dozu’ uyarısı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Salgının sonuçlarının günlük tablodaki verilerle ölçülemeyeceği bir dönemdeyiz. Hayatın tamamını etkileyen Covid-19’un sağlık dışı etkileri zaten öngörülüyordu. Toplumca bize düşen, bu kritik mücadelenin hayatı savunmak anlamına geldiğini bilip, salgın şartlarını hızla aşmaktır.

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Bayburt takip etti.

Paylaşın