CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Saray Hükümeti Artık Kangrenli Bacaktır

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada TÜSİAD başkanıyla görüştüğünü söyledi ve “Bu Saray hükümeti artık kangrenli bacaktır. Susma zamanı değil, vatanını seven herkes konuşmalı” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TL’nin değer kaybına ve artan enflasyona sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile tepki gösterdi.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Simone Kaslowski’yi aradığını söyleyen Kılıçdaroğlu “Ülke yangın yeri. Aklî melekelerini kaybetmiş bir şahsın ülkeyi intihara sürüklemesini mi seyredeceğiz? Herkes konuşmalı artık, herkes! Seçim istiyoruz. Erdoğan ve Bahçeli’nin tek yapması gereken, kendilerinin gitme olasılığını millete göstermeleridir” dedi.

Açıklamasında “Bu Saray Hükümeti artık kangrenli bacaktır” diyen Kılıçdaroğlu “Susma zamanı değil, vatanını seven herkes konuşmalı. Tüm vücut kangren olduktan sonra, konuşsanız da bir anlamı olmayacak. Utancı giden kimsenin kalbi ölürmüş. Bu Saray ve şürekasının utanması yoktur, kalbi yoktur. Bu zulmü bitireceğiz!” ifadelerini kullandı.

Öte yandan TÜSİAD Başkanı Kaslowski de görüşmeyle ilgili sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Kaslowski açıklamasında, “TÜSİAD bağımsız ve gönüllü bir iş dünyası örgütü olarak, telefonda da belirttiğim gibi, ekonomide yaşadığımız sorunlarla ilgili görüşlerini uzun zamandır kamu kurumları ve kamuoyu ile paylaşmaktadır, paylaşmaya devam edecektir” dedi.

Paylaşın

Akşener, Erdoğan’a Seslendi: Düş Yakamızdan

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalarla ekonomik gündemi değerlendiren İYİ Parti Lideri Akşener, “Ülkeyi yangın yerine çevirdin. Milletin ocağına incir ağacı diktin. İnsan bu kadar mı zalim olur? Yıllarca “Milletim, milletim” deyip durdun. Şimdi milletin sana sesleniyor duy bu sesi; Artık yeter! Düş yakamızdan!” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Açıklamasında, Türk Lirasının ve borsanın bugün yüzde 10 değer kaybettiğini vurgulayan Akşener, “Yani TL’de olan sıradan bir yatırımcı yaklaşık yüzde 20 zarar etti. Neden? Yerli parasına ve ülkesinin şirketlerine güvendiği için” dedi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “İnsanlar nasıl yatırım yapsın sana güvenerek?” diye seslendi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, akşam saatlerinde sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunarak ekonomik gündemi değerlendirdi. Akşener’in açıklamaları şöyle;

“Bugün TL %10 değer kaybetti. Borsa %10 değer kaybetti. Yani TL’de olan sıradan bir yatırımcı yaklaşık %20 zarar etti. Neden? Yerli parasına ve ülkesinin şirketlerine güvendiği için. @RTErdogan insanlar nasıl yatırım yapsın sana güvenerek?

Pazartesi nasıl bir gün olacak Allah bilir. Ülkeyi yangın yerine çevirdin. Milletin ocağına incir ağacı diktin. İnsan bu kadar mı zalim olur? Yıllarca “Milletim, milletim” deyip durdun. Şimdi milletin sana sesleniyor duy bu sesi; “Artık yeter! Düş yakamızdan!”

Esnaf kaybetti. İşçi kaybetti. Memur kaybetti. Sanayici kaybetti. Çiftçi kaybetti. İşsiz zaten kaybediyor. Milletimizin her bir ferdi kaybetti. Daha kimin kaybetmesini istiyorsun? Allah’tan korkmuyorsunuz anladık. Kuldan utanın bari.

Gençlerin umutlarını dövizin altında enkaza çevirdiniz. Yaşlılarımızı yağ kuyruklarına mahkum ettiniz. Enflasyonla milleti fakirleştirdiniz. Kınadığınız ne varsa hepsini başımıza bela ettiniz. Kendinize gelin! Bırakın artık!

 

 

Paylaşın

Babacan: AK Partinin Siyasi Meşruiyeti Bitti

DEVA Lideri Babacan, “2023’te seçimler yapılır mı? Bir şüpheniz var mı?” sorusuna “Seçimlerin 2023 Haziran’da olması dahi çok ertelenmiş bir durum. Siyasi meşruiyetleri bitti ama hukuki meşruiyetleri devam ettiği için ‘Hakkımı sonuna kadar kullanacağım’ diyebilir. Ama ondan sonrası artık işin hukuki meşruiyetini sıfırlar. Zaten sıfırlanmış siyasi meşruiyetin yanına bir de sıfırlanmış hukuki meşruiyeti koyduğunuzda o iş biter. Dolayısıyla bu ihtimali ben görmüyorum.” şeklinde cevap verdi.

Haber Merkezi / Ekonomik gidişatı değerlendiren Babacan, “Acilen yangını söndürmenin yolu hemen Merkez Bankası ve TÜİK’in yasalarına birer madde koyup, gerçekten bağımsız hale getirip, saygın, düzgün isimlerin bu iki kurumun başına getirmek. Bir de Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu’nda oturuma katılmaları gerekiyor. Bunlar yangını söndürebilir ama ortada büyük bir enkaz var. Bu enkazın kalkması ancak hukuk ve adaletle mümkün. Hükûmetin de bunu yapması mümkün değil. Artık Erdoğan o sınırı geçti” diye konuştu.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cüneyt Özdemir’in sorularını cevapladı. Babacan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Ortada büyük bir yangın var. İlk önce yangın söndürülür, ondan sonra hasarı onarmaya başlarsınız. Acilen yangını söndürmenin yolu hemen Merkez Bankası ve TÜİK’in yasalarına birer madde koyup, gerçekten bağımsız hale getirip, saygın, düzgün isimlerin bu iki kurumun başına getirmek. Bir de Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu’nda oturuma katılmaları gerekiyor. Bunlar yangını söndürebilir ama ortada büyük bir enkaz var. Bu enkazın kalkması ancak hukuk ve adaletle mümkün. Hükûmetin de bunu yapması mümkün değil. Artık Erdoğan o sınırı geçti.

Merkez Bankası, bizim piyasa rakamlarından okuduğumuz 4 milyar doların üzerinde borç aldığı döviz bozdurdu, sıfır. Aynı kızgın saça su dökerseniz buharlaşır. Altında kömür yanan, yufka yapılan saçlar vardır. Üzerine su döktüğünüzde bir anda buharlaşır. Merkez Bankası’nın döviz satması aynen öyle. Merkez Bankası ne kadar döviz satsa ya da herhangi bir kişi döviz bozdursa buharlaşır gider. Hiçbir işe yaramaz. Çünkü bir başka benzetme de havuzun dibi delik. Ne kadar su koysanız o delikten çatlaktan akıyor.

“Kimse Merkez Bankası’nın dediğine inanmıyor”

Merkez Bankası’nın önümüzdeki aylarda faiz indirimine devam etme ihtimali olduğu sürece dövizi tutmanın bir yolu yok. Merkez Bankası’nın dünkü açıklamasında ‘Bir alanımız vardı onu da kullandık artık bundan sonra kullanmayız’ gibi bir ima var. Hiç kimse Merkez Bankası’nın dediğine inanmıyor çünkü nihai kararın Erdoğan’ın iki dudağının arasında olduğunu herkes biliyor. Nas diyor ya… Yüzde 19 faiz haram da yüzde 14 helal mi?

Bütün dünya krizi yaşıyor tezi doğru değil. Biz her açıdan dünyanın çok dışındayız. Paramızın değer kaybı en büyük bizde. İşsizlik, özellikle genç işsizlik en yüksek bizde. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin OECD ortalaması yüzde 14 bizde yüzde 29. Altı ay diyorlar, sayılı gün çabuk geçer. Yanlıştan vazgeçin diye defalarca uyardık, uyarıyoruz.

Daha eylülde Cumhurbaşkanı imzasıyla orta vadeli program açıkladılar. 2022 için oradaki dolar kuru 9,30. 2023 için 9,80. Bugünden dolar 16. Ne yaptıklarını bilmiyorlar. Yeni sistemde bütün yetki tek kişide. Cumhurbaşkanı’nın bir ilçenin tapu müdürüne kadar atama yetkisini kendisinde toplayıp, ondan sonra olup bitenin sorumluluğunu başkasında araması doğru değil. İki yılda dört Merkez Bankası Başkanı değişti, sabit duran kendisi. Değişmeyen tek gerçek: Erdoğan tek yetkili olarak duruyor ve her şey de kötüye gitmeye devam ediyor.”

“Derhal seçime gidilmesi gerekir”

Orta direk şu anda çöküyor. Zengin daha zenginleşiyor, fakir daha fakirleşiyor. Herkes yoksullaşıyor. Böyle bir tabloda derhal seçime gidilmesi gerekir. Ama gider mi? Gitmez. Çünkü daha bir buçuk sene var niye gideyim diyor. Sayılı gün çabuk geçer.”

DEVA Lideri Babacan, ‘2023’te seçimler yapılır mı? Bir şüpheniz var mı?’ sorusunu şu sözlerle yanıtladı:

“Seçimlerin 2023 Haziran’da olması dahi çok ertelenmiş bir durum. Siyasi meşruiyetleri bitti ama hukuki meşruiyetleri devam ettiği için ‘Hakkımı sonuna kadar kullanacağım’ diyebilir. Ama ondan sonrası artık işin hukuki meşruiyetini sıfırlar. Zaten sıfırlanmış siyasi meşruiyetin yanına bir de sıfırlanmış hukuki meşruiyeti koyduğunuzda o iş biter. Dolayısıyla bu ihtimali ben görmüyorum.

Bir detaya dikkat etmek lazım. Erdoğan ve iktidara bir çıkış planı gerekiyor. Hâlâ gönül bağı olan seçmen de şöyle bir korku var: ‘Acaba bir rövanşist iktidar iş başına gelir de hem Erdoğan’ı hem de hepimizi çok mağdur eder mi, haklarımızı elimizden alır mı?’. Vatandaşlarımızın rahat hissetmesi lazım. DEVA Partisi’nin kitabında ‘rövanş’ kelimesi yok, ‘devri sabık’ ifadesi yok. Ne var? Hukuk var. Zamanı gelince idari denetim, yargı denetimi ve Meclis denetimi işler.”

Babacan, Özdemir’in ‘Ekonomi Bakanı olsanız ne yaparsınız?’ sorusu üzerine şunları söyledi:

“Onu kesin reddederim çünkü ekonomi bakanının kendi başına yapacağı hiçbir şey yoktur. Ülkenin sorunları ekonominin çok daha üzerinde sorunlardır. Şu anda Türkiye’nin en önemli sorunu özgürlük, hukuk ve adalet sorunudur. Demokrasimizin iyi işlememesidir. Doların son dönemdeki atağının sebebi Merkez Bankası ile ilgili atılan yanlış adımlar ama işin özünde Türkiye 5-6 yıldır hukuk ve adaletten ayrıldığı için fakirleşiyor.”

Paylaşın

Demirtaş: Ülke Tümden Batmadan Derhal Erken Seçim Yapılmalı

Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda erken seçim tartışmalarına değinen eski HDP Eş Başkanı Demirtaş, “Durum çok vahim. Ülke tümden batmadan derhal erken seçim yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Edirne Cezaevi’nde 4 Kasım 2016’dan bu yana tutuklu olan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, avukatları aracılığıyla sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Demirtaş paylaşımında şu ifadelerini kullandı;

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adlı ucube rejimin yol açtığı krizi, seçim dışında hiçbir şey çözemez.

Temel sorun güven ve hukuk krizidir. Bunun açtığı kara deliği, hiçbir asgari ücret zammı kapatamaz”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) dünkü 100 baz puanlık faiz indirimi (yüzde 15’ten yüzde 14’e çekti) döviz kurlarında engellenemez bir yükselişe sebep oldu.

Naci Ağbal’ın 20 Mart 2021’de görevden alınıp yerine Şahap Kavcıoğlu’nun atandığı dönemden bu yana Merkez Bankası’nın dördüncü faiz indirimi bu.

Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranları önce Eylül’de yüzde 19’dan yüzde 18’e, Ekim yüzde 16’ya, Kasım’da da yüzde 15’e çekildi.

Her indirimde döviz kurları ve altın yükseldi. Öyle ki faiz indiriminin başladığı 23 Eylül’den bugüne kadar artış oranı neredeyse yüzde 100’ü buldu.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Koca’dan Aşı Çağrısı

Kovid 19’da son 24 saatte 18 bin 141 yeni vaka tespit edilirken, 190 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Belirlenen aşı takvimi üzerinden 3 aydan uzun süre geçen vatandaşlarımızın hatırlatma dozunu yaptırmasını ısrarla öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 354 bin 857 test yapılırken, 18 bin 141 yeni vaka tespit edildi. 190 kişi hayatını kaybederken, 24 bin 245 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan aşı çağrısı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Hatırlatma dozu Türkiye’de erken uygulanmaya başladı ve ani vaka artışları yaşanmadı. Bu doz, aşıların yeni varyantlara karşı etkisini de artırıyor. Belirlenen aşı takvimi üzerinden 3 aydan uzun süre geçen vatandaşlarımızın hatırlatma dozunu yaptırmasını ısrarla öneriyoruz.

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı 16 Aralık Perşembe gününe ait verilere göre, 354 bin 3 test yapılmış, 18 bin 100 yeni vaka tespit edilmişti. Aynı verilere göre, 167 kişi yaşamını yitirirken, 25 bin 664 kişi iyileşmişti.

Paylaşın

‘Sahte İçkiden Ölüme’ Yargıtay’dan Emsal Karar

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, son üç günde 24 kişinin hayatını kaybettiği sahte içkiden ölümlerle ilgili verdiği emsal bir kararı ortaya çıktı. 2014 yılında Kırklareli’nde ürettiği el yapımı sahte içkiyi satarak bir kişinin ölümüne neden olan market sahibine verilen 16 yıl 8 aylık hapis cezasını onayan Yargıtay, sanığın suçunun “olası kastla insan öldürme” olduğunu kaydetti.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Yargıtay, sanığın sahte rakının insan sağlığı için tehlikeli olup ölümlere yol açabileceğini öngörebilecek bilgiye ve tecrübeye sahip olduğunu ifade etti. Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na göre kaçak alkol üreten ve satanlara 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası veriliyor. Eğer bu suç, örgütlü bir şekilde işlenmişse verilecek ceza iki katına kadar çıkarılabiliyor.

Örgütlü kaçakçılık yapanlar 12 yıla kadar hapisle yargılanıyor. Bu cezalara karşın son yıllarda sahte içki vakalarında yaşanan artışların önüne geçilemiyor. Geçen yıl da yaklaşık 100 kişi metil alkol zehirlenmesi nedeniyle hayatını kaybetti. Ve Yargıtay’ın 9 Eylül 2021 tarihli bu kararı, bundan sonra kaçak içki üreten ve satanların olası kastla öldürme suçundan 25 yıla kadar hapis istemiyle yargılanacağı anlamına geliyor.

Kırklareli’nde el yapımı sahte içkiden zehirlenen bir kişi, Lüleburgaz Devlet Hastanesi’ne kaldırılmıştı. İki gün görme kaybı yaşadığını belirten hastanın bu süreçte karın ağrısı yaşamış ve nefes almakta zorlanmıştı. Yoğun bakıma alınan ve böbrek yetmezliği meydana gelen hasta, hayatını kaybetmişti. Bunun üzerine sahte içki sattığı belirlenen marketin bodrum katındaki depoya polisler baskın yaparak bir miktar el yapımı şarap ve rakı ele geçirmişti. Savcılık, sahte içkiyi yaparak sattığı tespit edilen market sahibi hakkında olası kastla ölüme neden olma suçundan 25 yıla kadar hapis istemiyle dava açmıştı. Sanık savunmasında suçlamaları reddederek kimseye sahte içki satmadığını öne sürmüştü.

“Başsavcılık itiraz etti”

Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi, 2016 yılında sanığı olası kastla adam öldürme suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi de bu cezayı onadı. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kanun yararına bozma talebiyle bu karara itiraz etti. Sanığın daha az ceza öngören bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasını isteyen Başsavcılık, maktulün ölümüne neden olan içkiyi sanığın sattığı konusunda tereddüt bulunmadığını belirtti. Buna karşılık sanığın zehirli içkiyi yaptığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıtların tespit edilemediğini öne süren Başsavcılık, söz konusu içkinin sanığa kimliği tespit edilmeyen üçüncü bir kişi tarafından getirildiğinin ve sanığın bu içkinin yapımında metil alkol kullanıldığını bilmediğini öne sürdü.

“Yargıtay son kararı verdi”

İtirazı Yargıtay’ın en üst karar organı olan Yargıtay Ceza Genel Kurulu görüştü. Kurul itirazı reddetti ve sanığın cezasını onadı. Yargıtay, dava konusu uyuşmazlığın; sanığın eylemlerinin olası kasıtla öldürme suçunu mu yoksa bilinçli taksirle ölüme neden olma suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin olduğunu kaydetti. Kararda, bakkal dükkânının bodrum katında sahte içki üretimi yaptığı anlaşılan sanığın, pet şişe içerisinde verdiği rakının sahte ve kaçak olduğunu bildiği belirtilerek şu değerlendirme yapıldı:

“Sanığın sahte rakının insan sağlığı için tehlikeli olup ölümlere yol açabileceğini öngörebilecek bilgiye ve tecrübeye sahip olduğu, sanığın bu şekilde rakı sattığı kişi ya da kişilerin sağlıklarının bozulabileceğini veya ölebileceğini öngörmesine rağmen sonucu kabullenerek eylemini gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, eyleminin olası kasıtla öldürme suçunu oluşturduğu ve sanığın kabullendiği muhtemel neticeye göre cezalandırılması gerektiği kabul edilmelidir.”

Olası kastın, kişinin sonucu öngörmesine karşın eylemi gerçekleştirmesi olduğunu belirten Yargıtay, bu konuda kırmızı ışıkta geçen sürücü ve düğünde alkollüyken havaya ateş açan kişiyi örnek gösterdi.

Paylaşın

Sağlık Bakanlığı’na Alınacak 20 Bin Personelin Detayları Yayımlandı

Sağlık Bakanlığı’nın taşra teşkilatı hizmet birimlerinde istihdam edilmek üzere Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) sonucuna göre Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılacak merkezi yerleştirme ile 20 bin sözleşmeli sağlık personeli alınacak.

Haber Merkezi / Resmi Gazete’de yer alan bilgilere göre tercih işlemleri bugün başlayacak. Adaylar, tercihlerini 16-22 Aralık tarihlerinde tercih kılavuzunda belirtilen kurallara göre ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden yapabilecek.

Atama yapılacak 20 bin kadrodan 10 bin 348’i hemşire, bin 600’ü ebe ve 6 bin 604’ü çeşitli branşlardaki sağlık teknisyeni-sağlık teknikeri olacak. Atama yapılacak sözleşmeli pozisyonların unvan, branş, sayı ve öğrenim düzeylerine göre dağılımları şöyle:

“Biyolog 6 (lisans), çocuk gelişimcisi 96 (lisans), dil ve konuşma terapisti 50 (lisans), diyetisyen 338 (lisans), ebe 1600 (lisans), fizyoterapist 390 (lisans), hemşire 8794 (lisans), hemşire 1554 (ortaöğretim), iş ve uğraşı terapisti (ergoterapist) 46 (lisans), odyolog 50 (lisans), perfüzyonist 14 (lisans), psikolog 287 (lisans), sağlık fizikçisi 27 (lisans), sağlık teknikeri – adli tıp 23 (ön lisans), sağlık teknikeri – ağız ve diş sağlığı 220 (ön lisans), sağlık teknikeri – ameliyat 66 (ön lisans), sağlık teknikeri – anestezi 1107 (ön lisans), sağlık teknikeri – çevre sağlığı 66 (ön lisans), sağlık teknikeri – diş protez 66 (ön lisans), sağlık teknikeri – diyaliz 172 (ön lisans), sağlık teknikeri – eczane 122 (ön lisans), sağlık teknikeri – elektronörofizyoloji 39 (ön lisans), sağlık teknikeri – evde bakım 98 (ön lisans), sağlık teknikeri – fizik tedavi 137 (ön lisans), sağlık teknikeri – ilk ve acil yardım 1194 (ön lisans), sağlık teknikeri – iş ve uğraşı terapisi 22 (ön lisans), sağlık teknikeri – laboratuvar 513 (ön lisans), sağlık teknikeri – odyometri 112 (ön lisans), sağlık teknikeri – ortopedi 130 (ön lisans), sağlık teknikeri – patolojik anatomi 27 (ön lisans), sağlık teknikeri – podolog 20 (ön lisans), sağlık teknikeri – radyoterapi 40 (ön lisans), sağlık teknikeri – röntgen 706 (ön lisans), sağlık teknikeri – tıbbi sekreter 1466 (ön lisans), sağlık teknikeri – yaşlı bakım teknikeri 10 (ön lisans), sağlık teknisyeni – anestezi 43 (ortaöğretim), sağlık teknisyeni – çevre sağlığı 10 (ortaöğretim), sağlık teknisyeni – ilk ve acil yardım 66 (ortaöğretim), sağlık teknisyeni – laboratuvar 43 (ortaöğretim), sağlık teknisyeni – röntgen 43 (ortaöğretim), sağlık teknisyeni – tıbbi sekreter 43 (ortaöğretim), sosyal çalışmacı 144 (lisans), toplam 11842 (lisans), 6356 (ön lisans), 1802 (ortaöğretim).”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Açıkladı: CHP Belediyelerinde Asgari Ücret 4 Bin 500 TL Olacak

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı video mesajda “CHP belediyelerinde, yani sosyal demokrat belediyelerde en düşük ücret yani asgari ücret 4 bin 500 lira olacak” açıklamasında bulundu.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ayrıca belediyelerimizle bu hafta sonu Kayseri’de buluşup kara kış fonunu konuşacağız. Biz kuracağız o fonu biz. Yalnız değilsin sevgili halkım, yanınızdayız. Bu felaketi birlikte, omuz omuza atlatacağız.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından ‘Bu gece size bir haberim var’ notuyla videolu bir paylaşım yaptı. Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

”Bugün Merkez Bankası, şahsın emri ile akla mantığa sığmayan bir karar aldı. Biz 128 milyar dolar konusunu halkımıza söyleyince bu sorumsuz saray avaneleri pankart indirme derdindeydi. En büyük dertleri çevirdikleri alavereli kimse bilmesin. Açıkca arka kapıdan dolar sattılar. Birilerini zengin ettiler.

Erdoğan’ın durumu ortada. Bir ekonomik intihar treninin lokomotifi oldu. Bu rezaletler dünyada ilk kez yaşanmıyor. TÜİK rakamları oynuyorlar ya bu geçmişte Yunanistan’da yapıldı. Gidip baksınlar, sonuçları ne olmuş.

Açlığı algıyla yönetemezsiniz. Artık kendinize geliniz. Erdoğan’ın kendisi imza atsın tüm bunlara. Ayrıca saray ve şurekasının üzerine bugün yoğun çalıştık. Kararımızı da bildirerek geceyi kapatmak istiyorum: CHP’li belediyelerde en düşük ücret 4 bin 500 lira olacaktır.”

Paylaşın

BM Genel Sekreteri Guterres: Türkiye’den Gönderilen İnsani Yardımı Sıkı İzliyoruz

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Türkiye’nin Cilvegözü ile Suriye’nin Bab El Hava sınır kapısından BM ve ortakları tarafından yapılan insani yardım teslimatının sıkı bir şekilde izlendiğini, bunun “en kritik insani yardım operasyonu” olarak değerlendirildiğini söyledi.

Amerika’nın Sesi’nde yer alan habere göre; Çoğunluğu Suriye’nin İdlib vilayetindeki muhaliflere ulaşan insani yardımın uzatılması konusunda, geçen Temmuz ayında BM Güvenlik Konseyi’nin veto hakkı bulunan iki daimi üyesi Rusya ve Çin’in itirazları yüzünden konseyde uzun süren tartışmalar yaşanmıştı.

BM Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğunluğu, Suriye’ye insani yardımın dört ayrı kapıdan yapılması için ısrarcı olsa da yardımın teröristlere gittiğini iddia eden Rusya, uzun süre Türkiye’nin Cilvegözü sınır kapısından Suriyeli muhaliflere yapılacak insani yardıma karşı çıktı.

Suriye’ye insani yardımın ulaştırılması için Rusya, uygulamayla ilgili konsey kararının süresinin dolmasına kısa süre kala ikna edilmiş ve yardımın süresi şartlı olarak bir yıl daha uzatılmıştı. BM Genel Sekreteri’nin yardım süreciyle ilgili altı ay sonra bir rapor yayınlaması ve otomatik olarak yardım sürecinin bir yılda tamamlanmasına karar verilmişti.

Amerikan haber ajansı AP, Guterres’in Türkiye’den Suriye’ye yapılan insani yardımla ilgili hazırladığı rapora ulaştı. BM’de ilgili kişilere dağıtılan rapordan AP’nin elde ettiği belgelere göre, Genel Sekreter Guterres yaşanan tüm güçlüklere rağmen Suriye geneline ilkeli ve şeffaf bir şekilde insani yardım ulaştırıldığını ve hizmetler sunulduğunu belirtti.

Guterres’in raporunda, sınır kapısından gönderilerin insani yardımın kontrol ve takibinin nasıl yapıldığını detaylandırdığını, bölgedeki insani yardım operasyonunu dünyanın en yakından izlenen operasyonlarından biri olarak nitelendirdiği belirtildi. Genel Sekreter Guterres’in, çatışma bölgesinden ulaştırılan yardımın sevk ve teslimatında açık bir ilerleme kaydedildiğini ifade ettiği ancak BM’nin altı aylık planı tam olarak uygulayabilse bile yapılan insani yardımın ihtiyaçları tamamen karşılamadığını ifade ettiği kaydedildi.

Paylaşın

“Türkiye, Kronik Yüksek Enflasyon Dönemine Girmiştir”

DEVA Partisi Lideri Babacan, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Bugün açıklanan asgari ücret, daha ocak sonunda vatandaşlarımızın, işçilerimizin eline geçmeden erimeye başlayacak. Üzülerek söylüyorum ki şu anda Türkiye artık kronik yüksek enflasyon dönemine girmiştir.” dedi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın faiz indirimi kararı üzerine de açıklama yapan Babacan, “Erdoğan tam gaz inada devam ediyor, yanlışta ısrar ediyor. Sonuçta dolar kuru daha da arttı, artmaya devam ediyor. Dolar kuru artınca A’dan Z’ye her şeye zam geliyor, anlamadınız mı hâlâ? Yoksulluk, açlık artıyor.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabın üzerinden gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Babacan’ın açıklamaları şöyle;

“Bu asgari ücretin ilk ödeneceği tarih ocak ayının sonu. Ancak şöyle bir gerçekle karşı karşıyayız: Sadece 1 Kasım’dan bu yana, bir buçuk ay içerisinde dolar kuru tam yüzde 60 arttı. Bu yüzde 60’lık kur artışı hemen ocak, şubat, mart, nisan aylarında yüksek enflasyon olarak tekrar vatandaşlarımızı etkileyecek. Bugün açıklanan asgari ücret, daha ocak sonunda vatandaşlarımızın, işçilerimizin eline geçmeden erimeye başlayacak. Üzülerek söylüyorum ki şu anda Türkiye artık kronik yüksek enflasyon dönemine girmiştir.”

“Erdoğan inada devam ediyor”

Babacan, Merkez Bankası’nın faiz indirimi kararı üzerine şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan tam gaz inada devam ediyor, yanlışta ısrar ediyor. Sonuçta dolar kuru daha da arttı, artmaya devam ediyor. Dolar kuru artınca A’dan Z’ye her şeye zam geliyor, anlamadınız mı hâlâ? Yoksulluk, açlık artıyor.

Faizi düşürmenin yolu talimat değildir. Faiz ancak hukukla, adaletle, demokrasiyle, insan haklarına saygıyla düşer. Ehliyetli, liyakatli ve dürüst kadroların iş başına geçmesiyle düşer. Bu ülkeyi planlı, programlı, istişareyle yöneterek faiz düşer. Merkez Bankası faiz düşürüyor da ne oluyor? Aynı dönemde Hazine’nin borçlanma faizlerinin çok hızlı bir şekilde arttığından niye Erdoğan bahsetmiyor? Eylül başında yüzde 17 olan Hazine’nin 5 yıl vadeli borçlanması şu anda yüzde 23 buçuk. Hazine, yüzde 23 buçuk faizi 5 yıl arka arkaya sürekli ödemek zorunda kalıyor. Vatandaşlardan toplanan vergiler, doğrudan Hazine’nin faiz ödemesi olarak ödeniyor. Gerçekten yazık, günah.

Artık bu inattan, bu yanlıştan vazgeçin. Ülkenin ekonomisi akılla, bilimle yöneterek düzelir. Enflasyon da faiz de ancak akılla, bilimle düşer. Israrla, inatla, yanlış akıl dışı tezlerin ülkeye dayatılmasıyla ne faiz ne enflasyon düşer.”

Paylaşın