DEVA Lideri Babacan: Bu Yolun Sonu Hiper Enflasyondur

Hükümetin hayata geçirdiği ‘Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat’ düzenlemesini eleştiren DEVA Lideri Babacan, “1967’de DÇM uygulaması başladığında kur 9 lira. Enflasyonu azdırıcı bir sürü yanlış uygulamalar var. 2002’de kur 1 milyon 700 bin liraya dayanıyor. Bu yolun sonu o. Bu yolun sonu hiper enflasyon ve döviz kurunu tutamamak. Yeni model diye getirdikleri bundan ibarettir.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, “Önceki gün, akşam akşam başımıza, sözüm ona yeni bir icat çıkardılar. Adına da ‘Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat’ dediler. Önce adını doğru koyalım. Bu yeni uygulamanın adı, ‘bu milleti torunlarına kadar borca batırma’ planıdır. Peki bu plan ne anlama geliyor? Şu anda iktidar, mevduat sahibi olan, servet sahibi olan bir kesime diyor ki ‘Gidip dolar almayın, parayı Türk lirasında tutun, dolar ne kadar artarsa o farkı size vereceğiz’. Peki, o farkı nereden verecekler? Hazine’nin veya Merkez Bankası’nın kasasından. Yani bu milletin vergilerinden. Diyor ki ‘Aynı döviz almışsınız gibi olacak. Hiçbir şey değişmeyecek. Kur ne kadar artarsa artsın, aradaki farkı size aktaracağız’. Türk lirasının, artık bir güven unsuru olmadığını itiraf eden bir yönetimle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası tarafında inatla faiz indirimi yapıldığını söyleyen Babacan, “Biz faizlerin düşmesinden yanayız ama faizlerin topyekun düşmesinden yanayız. Merkez Bankası’nın faizini düşürüp diğer faizleri zıplatmak ekonomiyi yönetmek değil bu işi bilmemek. Hep söylüyoruz; bu faiz talimatla düşmez, güvenle düşer. Piyasaya siz güvenle hukukla rota çizmek yerine hiçbir gerçekliği olmayan tezinizi dayattığınız için ülke batıyor. 1960’larda 70’lerde uygulanmış, fiyasko ve hezimetlerle sonuçlanmış modelleri yeni bir model getirdiğiniz için bu ülkenin ekonomisi düzelmiyor” diye konuştu.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. Dövize endeksli mevduata ilişkin konuşan Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Pazartesi günkü kabine toplantısı ardından yapılan açıklama ile kurda belli bir miktarda düşüş sağlasa da, şu anda yaşanan ve gösterilmeye çalışılan tam bir yalancı bahardır. Yapısal ve kalıcı adımlar atılmadıktan, güven sağlanmadıktan sonra ekonominin iyiye gitmesi, enflasyonun düşmesi, Türk liramızın istikrara kavuşması mümkün değil. Türk lirasına güvenceyi Amerikan dolarıyla vermek ülke ekonomisine güveni sağlamaz. Tencereler, buzdolapları boşken yalancı bahara aldanmak, Allah korusun, daha büyük felaketlere sebep olabilir.”

“Şapkadan 1970 model bir tavşan çıkarttılar” diyen Babacan, dövize çevrilebilir mevduat (DÇM) dönemini hatırlattı. Turgut Özal’ın ifadelerinin yer aldığı bir gazete küpurunu gösteren Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Millet uzaya gidiyor, marsa uzay aracı gönderiyor teknoloji, iktisat ilmi ilerliyor, bizimki 1970’e gidiyor. Sayın Erdoğan, rahmetli Özal’ın şikâyet ettiği, ‘Bu ülkeyi batırdı’ dediği uygulamaları 2021 yılında bu ülkeye tekrar getiriyor. Allah’ın verdiği aklı kullanmıyorlar. 1967’de DÇM uygulaması başladığında kur 9 lira. Enflasyonu azdırıcı bir sürü yanlış uygulamalar var. 2002’de kur 1 milyon 700 bin liraya dayanıyor. Bu yolun sonu o. Bu yolun sonu hiper enflasyon ve döviz kurunu tutamamak. Yeni model diye getirdikleri bundan ibarettir.

Son birkaç gündür olanların günü geldiğinde detaylı şekilde bir denetimden geçirilmesi gerekiyor. Bankalar arası döviz kurunda bir rakam görünüyor. Fakat döviz bürolarının alış satış fiyatlarına bakıyoruz, bambaşka fiyatlar görünüyor. Piyasa ekranlarıyla sokaktaki döviz bürolarındaki kur arasında büyük farklar oluşmaya başladı. Ekrandaki döviz kurları neye göre, nasıl oluşuyor? Döviz bürolarından düşük bir şekilde dövizi satan kim, alan kim?

Bir kamu bankası yeni alınan kararlarla ilgili reklam filmi yayınlıyor. Reklam filminin yayınlanması herhalde yarım günlük iş değil, hazırlığı gerekir. Hazırlığı bir süredir yapılıyormuş. Bu hazırlığı kim biliyordu? Bilenler bu sürede döviz aldılar mı, sattılar mı? Hisse senedi, tahvil piyasasında ne aldılar, ne sattılar? Hepsi karanlık. Şu anki iktidar zaten karanlıkta iş yapmayı seviyor. Bu büyük aldatmacayı kim, nasıl yapıyor, zamanı geldiğinde incelenecek.

“Sayın Erdoğan, siz gelip geçicisiniz ama bu ülke kalıcı”

Sayın Erdoğan’ın çevresinde doğru ile yanlışı ayırt edebilecek kimsenin kalmadığını görüyorum. Kendisinin doğru ile yanlış arasında muhakeme yapamadığını da ülkem adına üzülerek gözlemliyorum. Sayın Erdoğan, bu girdiğiniz yol, yol değil. Sizler gelip geçicisiniz ama bu ülke kalıcı. Siz ve ortaklarınız zaten yolun sonuna geldiniz diye ‘Bizden sonra tufan” diyerek sorumsuzca hareket edemezsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2022 yılının asgari ücretini açıklarken kullandığı “Siz geçmişte insanları dolarla mı çalıştırıyordunuz?” ve dövize endeksli mevduat planını açıklarken kullandığı “Kur getirisi mevduat kazancın üstündeyse aradaki fark ödenecek” ifadelerini yayınlayan Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Asgari ücretliye gelince ‘Doları karıştırma’ diyor, bankadaki milyonluk Türk lirası mevduatına gelince, ‘Ben sana dolara göre faiz vereceğim’ diyor. Bu mu yerlilik, millîlik? Bu mu adalet? İnsanları kandırmaya gelince nass diyor, ‘Faize karşıyım’ diyor. Varlıklı insanlara ‘Dolar ne kadar artarsa o kadar faizini vereceğim’ diyor. Bugünkü iktidarın planı, projesi, ekonomik modeli, sonuçları itibarıyla, yoksulu daha yoksul; varlıklıyı daha varlıklı yapmaktan ibaret. Bu ekonomik model, dar gelirliye ‘Aç kalın, açlığa razı olun”, varlıklıya dönüp ‘Kaygılanmayın. Sizin servetinizi döviz olarak koruyacağız’ demek.

Faizle mücadele ediyormuş. Bu nasıl mücadele ya? Mücadele, Hazinenin borçlanma faizini %17’den %25’e fırlatmak mı? KOBİ’lerin piyasadan kullandıkları kredinin faizini %30’lara, %35’lere çıktı. TL mevduat hesaplarını Amerikan dolarına bağlayıp, kur farkını üstleniyorsunuz. Allah aşkına siz mücadele falan etmeyin. Her ‘faizle mücadele ediyorum’ dediğinizde daha da fazla faizci oluyorsunuz. Halkın ödediği vergilerden, 2022 yılında tam 240 milyar TL faiz ödeyeceğim diye bütçe yapın, ondan sonra halka dönüp ‘Faizle mücadele ediyorum, nass var’ diye anlatmaya çalışın. Siz bunu ancak külahımıza anlatırsınız.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Fakirlik Kader Değildir

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “İnsanın onuru, insanın şerefi korunmalı. Fakirlik kader değildir… İnşallah göreceksiniz Millet İttifakının 13. Cumhurbaşkanı Türkiye’nin bütün sorunlarını azimle, kararlılıkla, hoşgörüyle çözecektir.” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, “Milli paramızı bile dolara mahkum ettiler. Emin olun hepinizin huzurunda söz veriyoruz, Millet İttifakı olarak söz veriyoruz, Türk lirasını yeniden itibarlı bir para haline getirmek bizim boynumuzun borcu olacaktır” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Elmadağ Belediyesi’ni ziyaret ederek Belediye Başkanı Adem Barış Aşkın ile görüştü. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha sonra Kültür Merkezi’nde düzenlenen Elmadağ Belediyesi Toplu Açılış Töreni’nde konuştu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Toplu Açılış Töreninde yaptığı konuşmada öne çıkan bölümler şöyle:

“Bayrağımız ve vatanımız birse, bayrağımız ve vatanımız bizim kırmızı çizgimizse biz 84 milyon insan kucaklaşmak zorundayız, beraber olmak zorundayız, birlikte olmak zorundayız. Aynı havayı teneffüs ediyoruz, dolayısıyla beraberlikten güç doğar. Ayrımcılıktan ise herkes kaybeder. Belediye Başkanı arkadaşlarıma şu talimatı vermiştim. Kesinlikle oy versin veya vermesin herkese eşit davranacaksınız.

Fakir mahalleler varsa oraya pozitif ayrımcılık yapacaksınız. Dolayısıyla Belediye Başkanımız da bu felsefeden yola çıkarak size hizmet ediyor. Bizim Belediye Başkanlarımız sadece Cumhuriyet Halk Partisinin Belediye Başkanları değil Millet İttifakının Belediye Başkanlarıdır. Dolayısıyla daha kucaklarını açmak ve toplumun her kesimini kucaklamak zorundadırlar.

Efendim zor günlerden geçiyoruz biliyorum, hayat pahalılığını biliyorum, yatağa aç giren çocukların olduğunu biliyorum, pazar artıklarından bir şeyler toplamaya çalışan aileleri, kadınları biliyorum. Ama sizden sadece bir şey istiyorum. Hiçbir umutsuzluğa kapılmayacaksınız, umutsuzluk bize yakışmaz.

Az önce ifade ettim umutsuzluk bize yakışmaz. Güzel ülkede huzur içinde yaşamak istiyoruz, beraber yaşamak istiyoruz, birlikte ve beraber yaşarsak aşamayacağımız hiçbir sorun yoktur. Belediye Başkanınız genç bir arkadaşımız, yetenekli bir arkadaşımız, taşı sıksa suyunu çıkaracak. Birlikte çalışıyorlar, Büyükşehir Belediye Başkanımızla ve diğer Belediye Başkanlarımızla birlikte çalışıyorlar. Birlikten kuvvetin doğduğunu en iyi Elmadağlılar görüyor ve şahit oluyor. Demek ki beraber çalışmanın, birlikte çalışmanın, gücü ortaklaştırmanın kendisine göre artıları var. Biz böyle yapmak istiyoruz, böyle yapmaya da devam edeceğiz.

“Attığımız her adımın hesabını bu millete vereceğiz”

Zor durumdayız biliyorum, ekonomi zor durumda biliyorum, bütün bu sorunları biliyorum ama bütün bu sorunların hepsi aşılacak. Getirdiler bizim milli paramızı bile dolara mahkum ettiler. Emin olun hepinizin huzurunda söz veriyoruz, Millet İttifakı olarak söz veriyoruz, Türk lirasını yeniden itibarlı bir para haline getirmek bizim boynumuzun borcu olacaktır. Elin oğlunun parası değerli de bizim paramız niye yerlerde sürünüyor, neden böyle bir ortam yaratılıyor? Bütün bunların hepsini aşacağız, birlikte aşacağız, beraber aşacağız ve attığımız her adımın hesabını bu millete vereceğiz.

Size hesap vermek bir siyasetçi için, namuslu bir siyasetçi için boynumuzun borcudur ve o siyasetçinin görevidir böyle bakmamız lazım. Harcanan her kuruşun hesabını Belediye Başkanlarımız veriyorlar. Niye veriyorlar? Belediye Başkanı arkadaşlarıma şunu söyledim. Harcadığınız para sizin paranız değil, harcadığınız para milletin parası. Milletin parasıysa millete hesabını vereceksiniz. Milleti hesabını vermek ne demek? Belediye Başkanıyla millet arasındaki, vatandaş arasındaki güveni pekiştirmek demektir. Yatırım mı yapılıyor evet, kaça yapılıyor evet bunların tamamının hesabı veriliyor.

Tabi bu güzel toplantının şöyle bir artısı da oldu. Belediye Başkanımız bir spor salonu istedi, böylece bu işi de bağladık burada, Mansur Başkan işi biraz daha büyüttü. “sadece spor salonu değil Elmadağlılar ne istiyorsa tamamını yapacağız” dediler.

“Fakirlik kader değildir”

Efendim hepinize teşekkür ederim. Özellikle hepinizin huzurunda Belediye Başkanı arkadaşlarımı teşekkür ederim. Onlar günün 24 saati çalışıyorlar, onlar sizin için çalışıyorlar. Onlar sizin için çalışırken hiçbir ayrımcılık yapmıyorlar ve Belediye Başkanlarım gayet iyi çalışıyorlar. Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek, o nedenle Mansur Başkan diyor “Ankara kartını çıkardık” diye. Kimsenin fakirliği kamuoyuna teşhir edilmemeli. İnsanın onuru, insanın şerefi korunmalı. Fakirlik kader değildir. Eğer bir kişi açsa açlığını gidermek de herkesin görevidir. Dolayısıyla bu çerçevede hareket ediyorlar.

İnşallah göreceksiniz Millet İttifakının 13. Cumhurbaşkanı Türkiye’nin bütün sorunlarını azimle, kararlılıkla, hoşgörüyle çözecektir.”

Paylaşın

Bakan Koca: Turkovac Acil Kullanım Onayı Aldı

Bakan Koca, yerli koronavirüs (Kovid 19) aşısı Turkovac’ın bugün itibariyle acil kullanım onayı aldığını ve de üretimine başlandığını duyurdu. Koca, “Gelecek hafta sonu aşımız kullanılabilir olacak” dedi.

Haber Merkezi / Bakan Koca, Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki bir laboratuvarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın online katıldığı programda yaptığı konuşmada, milletin beklediği müjdeyi vermekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“Yerli inaktif Kovid 19 Turkovac aşımız bugün itibariyle acil kullanım onayı almış durumda” ifadesini kullanan Koca, şunları belirtti:

“Üretime bugün itibariyle başlamış olduk. Sayın Cumhurbaşkanım, bugün Şanlıurfa’da üretim yapılan merkezlerimizden birindeyiz. 50 yıl sonra Türkiye hücreden başlayarak Türk bilim insanlarımız tarafından yüzde 100 yerli olarak geliştirilen bir aşıyı geliştirmiş olduk. Aynı zamanda 24 yıl aradan sonra, yerli aşımız üretilmiş oluyor. Böylece Covid-19 aşısı üreten bugün itibariyle 9 ülkeden biri olduk.

Şu an dolum tesislerinin olduğu alandayız. Şu an dolum, etiketlenme ve ambalajlanma olan noktadayız. Dolum tesislerinde dolumu, etiketlenmesi ve ambalajlanması burada yapılıyor, üretim başlamış oldu. Sayın Cumhurbaşkanım, işaret ettiğiniz üzere yıl bitmeden acil kullanım onayı ve üretimi Turkovac’ın başlamış oldu. Bu başarı liderliğinizde bütün milletimizin başarısıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan da törende yaptığı konuşmada, “Salgın döneminde maske başta olmak üzere elimizdeki tıbbi malzemeleri paylaştık. Diğer yerlerden aldığımız aşılardan bir kısmını da dost ülkelere gönderiyoruz. Turkovac’ın üretimiyle birlikte aşımızı tüm insanlıkla paylaşmaktan memnuniyet duyacağız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Meral Akşener: Düşün Artık Bu Milletin Yakasından

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Emekliler, kadınlar çok yorgun! Senin yüzünden, artık çocuklar bile yorgun! İnsanlarımızın sabretmeye gücü de, mecali de kalmadı. Ayıptır günahtır. Bu büyük millete, böyle zulüm yapılır mı? Düşün artık bu milletin yakasından! Yazıktır günahtır” dedi.

Haber Merkezi /  Akşener, konuşmasında, dolar kurunda yaşanan düşüşe de değinerek, “Madem kur düştü, madem artık uçuyoruz; o zaman hemen, doğal gaz ve elektrik fiyatlarını düşürün. Hodri meydan” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözlerine Maraş Katliamının yıldönümünü anarak başlayan Akşener, “Memleketimizde kavgayı ve nefreti körükleyenlere, bir daha fırsat tanınmasın” dedi.

İYİ Parti Lideri Akşener, konuşmasının devamında özetle şunları söyledi;

“Ülkemizin şartlarını göz önüne alarak, önerimizi geliştirdik, iktidarla paylaştık. Dedik ki; asgari ücreti, 4 bin lira yapın. Devlet eliyle, 555 lira vergi muafiyeti sağlayıp, işverenin yükünün, bir kısmını da omuzlayın. Sonuçta ne oldu? Asgari ücret, 4253 lira oldu. İşveren maliyetinin, 450 liralık kısmını da, devlet üstlendi. İşçilerimiz de, zam oranını olumlu buldu. Yani, İYİ Parti’nin makul siyaset anlayışı sayesinde, kazanan milletimiz oldu. Demek ki neymiş, muhalefete kulak verildiğinde, kıyamet kopmuyormuş. Demek ki neymiş; muhalefete kulak verildiğinde, iyi şeyler oluyormuş.

Hep söylediğim gibi, bizim çözümlerimiz, projelerimiz, miri maldır. Alsınlar kullansınlar. Yeter ki milletimize faydası olsun. Yalnız; milletimizin bu kazancının, ne kadar süreceğinden endişe duyuyoruz. Bu yüzden, bazı önemli itiraz noktalarımız, ve bazı tamamlayıcı önerilerimiz var. Şimdi bu arkadaşlar, belli ki farkında değiller ama, kendi elleriyle yol açtıkları, yüksek enflasyon yüzünden, açıklanan asgari ücret artışı, 4 ayda eriyecek. O yüzden biz, İYİ Parti olarak; üç ayda bir, asgari ücrete güncelleme yapılmasını, ve çalışanımızın emeğinin, enflasyona karşı korunmasını öneriyoruz.

Ayrıca; daha önce söyledim, şimdi de tekrar ediyorum: Verimliliği arttırmadan yapılan, enflasyon sarmalı neticesinde gelen ücret artışları, refahı arttırmaz. Üstelik hane halkı, özel sektör, ve kamunun, mali dengelerinde de bozulmaya neden olur. İktidarın izlediği mevcut yol, çok kısa bir süre içinde, enflasyonu arttırarak asgari ücret zamlarını eritir.

Buradan iktidardakilere seslenmek istiyorum. Eğer gerçekten bir refah artışı sağlamak istiyorsanız işe; hayat pahalılığını azaltmakla, yani enflasyonu düşürmekle başlayın. Eğer gerçekten bu millete nefes aldırmak istiyorsanız işe; ilçe ziyaretlerimde kulağıma, “15 gündür yemek pişiremedim” diye fısıldayan, kadınları dinleyerek başlayın. “Şükür fakirin ekmeğidir” diyerek sabreden, Anadolu insanını görerek başlayın. “Siftah yapmadım” diyen esnaf sayısını, dikkate alarak başlayın.”

“Sevimli hayalet gibi, orada değilmiş”

Maalesef Sayın Erdoğan, milletimizin dertlerini bırakıp, Afrikalı gençlerin dertlerinin peşine düşmüş. Biliyorsunuz kendisi, birkaç gün önce Afrikalı gençlerle buluştu. Mozambikli bir genç kızın sözleri, Sayın Erdoğan’ı derinden etkilemiş… Ne demiş o genç? “Daha adil bir dünya istiyorum.” demiş. Hiç reklam kokmayan bu hareketten, Sayın Erdoğan da, derinden etkilenmiş. Pek bir duygulanmış… Yani; “Adil bir düzen” isteyen, milyonlarca gencimizi, itip kakan, hatta hızını alamayıp, terörist ilan eden, gerçek bir gönül insanı, adeta bir sevgi pıtırcığı olan Sayın Erdoğan; Afrikalı bir genç kız, daha adil bir dünya isteyince, çok duygulanmış… Yazıııık. Kıyamam… Ekonomi yangın yeri. Sayın Erdoğan, Mozambikli gençlerin derdine düşmüş… Şu ciddiyetsizliğe bir bakar mısınız? Milletine yabancılaşmış, şu yönetim anlayışına bir bakar mısınız?

Bu garip tavır yetmiyormuş gibi, kendisi, iki gün önce de çıktı ve bir açıklama yaptı, dedi ki; “Başbakanlığım döneminde, döviz rezervini, 135 milyar dolara çıkardık, ama daha sonra, bir düşüş yaşandı. Ben o sırada yoktum, Cumhurbaşkanıydım.” Evet, yanlış duymadınız, aynen böyle dedi. Arkadaş, “sevimli hayalet Casper” misali, o sırada orada değilmiş… Şu ibretlik psikolojiye bir bakar mısınız?

İki gündür saray medyasında, davul zurna eşliğinde, kutlama yapmayı biliyorsunuz. Madem kur düştü, madem artık uçuyoruz; o zaman hemen, doğal gaz ve elektrik fiyatlarını düşürün. Madem bu, büyük bir ekonomik başarı; o zaman, bu başarının nimetlerinden, şu zor kış şartlarında, milletimiz de yararlansın. Buyurun, hodri meydan.

Emekliler, kadınlar çok yorgun! Senin yüzünden, artık çocuklar bile yorgun! İnsanlarımızın sabretmeye gücü de, mecali de kalmadı. Ayıptır günahtır. Bu büyük millete, böyle zulüm yapılır mı? Düşün artık bu milletin yakasından! Yazıktır günahtır.”

Paylaşın

Demirtaş: Dışarıda Da İçeride De Siyasetçiyim

Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP kapatma davası kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kendisi hakkında siyaset yasağı istemesi üzerine, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyaseti koltuk, makam, mevki ve parti üyeliğinden ibaret sanıyor olsa gerek ki, bana siyaseti yasaklayabileceğini iddia ediyor” dedi.

HDP’ye (Halkların Demokratik Partisi) yönelik kapatma davasında hakkında siyasi yasak istenen 451 siyasetçiden biri olan Selahattin Demirtaş, AYM Başkanlığı’na konuyla ilgili bir savunma dilekçesi yazdı. Başak Demirtaş’ın bugün kişisel Twitter hesabından paylaştığı dilekçe şöyle:

“Sayın Başkan, değerli üyeler,

“İddianameye karşı kapsamlı hukuki savunmayı avukatlarım Mahkemenize sunacaklar. Ben sadece, birkaç cümleyle düşüncelerimi arz etmek istiyorum.

“Kürt-Zaza”, “Müslüman”, “başı kapalı”, “yoksul” bir “kadın” doğurdu beni. Anamın bütün kimlikleri bu coğrafyada sorun olarak görüldüğünden, ben de benzerlerim gibi doğuştan ve mecburen siyasetçiyim.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyaseti koltuk, makam, mevki ve parti üyeliğinden ibaret sanıyor olsa gerek ki, bana siyaseti yasaklayabileceğini iddia ediyor.

Beş yıldan fazla süredir siyasi rehine olarak tutulduğum yüksek güvenlikli bir cezaevi hücresinde, beyaz bir plastik sandalyeden başka koltuğum da makamım da olmadı.

“Dışarıda da içeride de siyasetçiyim”

“Ancak yine de dışarıdayken ne kadar siyasetçiysem içeride de o kadar siyasetçi olduğumu rahatlıkla belirtebilirim. Siyaset yapmak için altın varaklı koltuklara ve saraylara gerek yoktur. Önemli olan nerede olduğunuz değil, yüreğinizin nerede ve kimler için attığıdır. Benim yüreğim her daim yoksul, emekçi halkımızın mazlum yüreğiyle birlikte atıyor. Halkımızın yüreğinin de benimle birlikte attığını biliyorum.

Bana siyaset yapma zeminini sağlayan en önemli etken de budur.

Şayet Mahkemeniz bana siyasi yasak getirirse kararın son cümlesi olarak şunu yazmanızı arz ve talep ediyorum:

‘Siyasi yasak getiriyoruz ama bir işe yarayacağından da emin değiliz.’

Kararınızın Türkiye toplumu ve ortak geleceğimiz açısından katkı sağlayıcı nitelikte, tarih önünde ve halkın huzurunda gururla savunacağınız şekilde olmasını diliyor, saygılarımı sunuyorum.”

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

‘Türkiye Mart’ta Baskın Seçim Görebilir’ İddiası

Düşük faiz ve yüksek kura endeksli yeni ekonomik modelde ısrar eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Lirası günden güne dolar karşısında eridiği süreçte ekonomik darboğazdan kurtuluşun tek reçetesi olarak erken seçimi savunan muhalefete “Kur korumalı TL Vadeli Mevduat” açıklamasıyla karşılık verdi.

DW Türkçe’den Hilal Köylü’nün haberine göre; Erdoğan, yeni düzenlemeyi “yeni bir finansal alternatif” olarak niteleyip, Türk lirasını döviz karşısında koruyacaklarını duyurdu. Öyle ki bu ürün, Türk Lirası mevduat hesaplarının getirisinin, döviz getirisi altında kalması durumunda aradaki farkın vatandaşlara ödeneceğini öngörüyor.

Erdoğan’ın açıklamasının ardından Türk Lirası hızla değer kazandı ve 18,36’ya kadar yükselen Dolar /TL kuru 12,30 seviyesinin altını gördü. Dolar/TL kurunun hangi seviyede, ne kadar süreyle kalacağı bilinmezliğini korurken Erdoğan’ın bu çıkışının arkasında bir seçim planı olup olmadığı, Türkiye’nin Haziran 2023’ten önce bir seçime gidip gidemeyeceği tartışması yeniden alevlendi.

Erdoğan’ın yeni paket çıkışını bir çeşit seçim yatırımı olarak gören siyaset bilimciler ve kamuoyu araştırmacıları, Türkiye’nin bir erken seçime gideceği öngörülerini kuvvetlendirdi. MAK Danışmanlık Şirketi sahibi, kamuoyu araştırmacısı Mehmet Ali Kulat bu öngörüyü daha ileri bir noktaya, “baskın seçim”e taşıdı.

Erdoğan’ın çıkışlarının siyasi boyutlarını değerlendiren Kulat, Türk Lirası mevduatlarının döviz kurları karşısında korunmasına dönük yeni ekonomik kararların muhalefetin yüksek döviz kurlarını işaret edip “Türkiye yönetilemiyor” eleştirilerinin yükseldiği bir döneme denk geldiğine dikkat çekiyor.

Kulat, “Uzunca bir süredir tamamen kontrolsüz gelişen döviz fiyatları ve piyasanın sahipsiz görünümü muhalefete ciddi bir alan açmıştı. Muhalefet sahada ciddi bir şekilde ‘Türkiye’de yönetici yok. Yönetim yok. Ekonomi tamamen başıboş’ izlemini oluşturuyordu. Bu algı da ciddi şekilde toplumda karşılık bulmuştu” diyor.

“Ekonomik kurtuluş savaşını kazandığı imajı yaratabilir”

Son dönemde sadece MAK tarafından değil Metropol, KONDA, PİAR başta olmak üzere tüm kamuoyu araştırma şirketlerinin yaptığı anketlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oyları ortalama yüzde 35’e, AKP’nin oy oranı da yüzde 30’lara kadar gerilemiş olarak gösterildi. Araştırma şirketleri bu gerilemenin nedenini de ekonomide yaşanan krize bağladı.

Doların ateşinin bir türlü düşürülemediğini siyasette, ekonomide, sokakta doların 25 lirayı bulacağına dair hesaplar yapıldığını hatırlatan Kulat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu hesaplardan etkilenip de yeni finansal alternatif açıklamak durumunda kaldığını düşünüyor. Kulat, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ekonomiyi doğrudan yönetiyor ve belli ki bu süreçte boş durmamış, Türk Lirası mevduatlarını döviz karşısında nasıl koruruz diye bir sistem geliştirmiş” diyor.

Kulat’a göre Erdoğan’ın dövize çevrili mevduat sistemi açılımını Türkiye’yi bir baskın seçime götürmek için kullanma ihtimali var. Kulat, “Erdoğan, üç-beş ay süren bir istikrar çıkartabilirse buradan, emeklilere ve memurlara enflasyonun üstünde bir maaş zammı verebilirse tıpkı 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonunu, 15 Temmuz darbe girişimini savuşturmasını topluma bir başarı olarak lanse ettiği gibi şimdi de ekonomik kurtuluş savaşını kazandığı imajı verebilir. Türkiye; baskından da baskın Mart’ta bir seçim görebilir” öngörüsünde bulunabiliyor.

“Döviz düştü diye toplum mutlu olmuş değil”

Peki Erdoğan’ın dövize çevrili mevduat sistemiyle ekonomide istikrar yakalaması mümkün mü?

Kulat, bunun zamanla anlaşılacağını söylese de, bu kez Türkiye’de bambaşka bir sorun yaşandığına dikkat çekiyor:

“Türk Lirası eriyordu. İnsanlar, tabiri caizse kefen parası olarak biriktirdiği parayı, emekli maaşını, üç-beş kuruş harçlığını dövize yatırdı. Şimdi mağdurlar. Zannedildiği gibi döviz düştü diye toplum mutlu olmuş değil. Toplumu mutlu eden, istikrardır. -Siz paranızı TL’de tutun, paranızı çekmek istediğiniz zaman reel dövizin karşılığı para veririm size- diyen bir sistem var karşımızda. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Türkiye adı konmamış bir seçim ortamına girdi zaten. Bütün kamuoyu anketleri AKP’nin kaybetme ihtimalinden söz ediyordu ki, Erdoğan kritik bir hamle yaptı.”

Paylaşın

‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ Çalışmasında Sona Gelindi

Güçlendirilmiş parlamenter sistem için altı muhalefet partisinin hukuktan sorumlu kurmaylarının Ekim ayı başından bu yana yürüttüğü çalışmada son aşamaya gelindiği bildirildi. Yasama, yürütme, yargı, hak ve özgürlükler ana başlıklarından oluşan güçlendirilmiş parlamenter sistem taslak önerisinin son düzenleme işlemlerinin ardından parti liderlerine sunulması bekleniyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Bahadır Erdem, Saadet Partisi Seçim İşleri Başkanı Bülent Kaya, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, Gelecek Partisi Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Ayhan Sefer Üstün ile DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu’ndan oluşan “güçlendirilmiş parlamenter sistem komisyonu” bugün TBMM’de toplandı.

Komisyon üyelerinin ana başlıklar üzerinde uzlaştığı bildirildi. Gelişmiş ülkelerin anayasaları ayrıntılı olarak incelendiği çalışmada; yasama, yürütme, yargı, hak ve özgürlükler ana başlık olarak öne çıkarıldı. Siyasi etik yasası çıkarılması planlanan taslakta, cumhurbaşkanının nasıl seçileceği konusu ise altı muhalefet partisinin genel başkanlarına bırakılıyor.

“Taslak bu hafta sunulacak”

Siyasi partilerin hukuk kurmayları, yaptıkları toplantıdan önce çalışmayla ilgili kısa değerlendirmeler yaptı. Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, bu hafta içinde metne son şekli verip genel başkanlara sunacaklarını söyledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, birlikte çalışmaya devam edeceklerini belirterek “Ülkemizin ihtiyacı olan güven veren bir sistem, demokratik hukuk devleti. Onun için birlikte çalışıyoruz” şeklinde konuştu. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu da çok yapıcı bir süreç işlettiklerini ve herkesin olağanüstü katkısı olduğunu ifade etti. Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün ise “Farklı kaynaklardan beslenen altı parti, bir masanın etrafında toplanabildiğimizi, Türkiye’nin yakıcı sorunlarını konuşabildiğimizi ve çözümler üretebildiğimizi tüm Türkiye’ye gösterdik” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem ise “Bir devletin ekonomisi ve yönetiminin tek kişinin dudağına bağlanamayacağının kanıtı olan günü yaşıyoruz. Tek başına faizleri on günün içinde anormal seviyeye çıkar sonra bir gecede indir, bütün bu yükü milletin üzerine ver. Fakirden al zengine ver. Devlet bir kişinin dudağına kalamaz, onun için bir aradayız” şeklinde konuştu.

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya da “şahıslardan ziyade devlet kültürünün, kurum kültürünün ön planda olduğu parlamenter sistem için hep birlikte çalışmaya devam edecekleri” değerlendirmesinde bulundu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 20 Bin Sınırında

Kovid 19’da son 24 saatte 19 bin 859 yeni vaka tespit edilirken, 187 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Salgının yol açtığı bazı dolaylı hasarlarsa sürüyor. Bunları telafi ederek önümüzü açmamız da, kısmen, durumu aşı ve tedbirle kontrol altına almamıza bağlı” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 353 bin 152 test yapılırken, 19 bin 859 yeni vaka tespit edildi. 187 kişi hayatını kaybederken, 25 bin 532 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Can kayıplarımız, vaka sayılarımız azalmaya başladı. Salgınla mücadelemizde genel olarak bir üstünlük elde etmeye başladık. Salgının yol açtığı bazı dolaylı hasarlarsa sürüyor. Bunları telafi ederek önümüzü açmamız da, kısmen, durumu aşı ve tedbirle kontrol altına almamıza bağlı.

Aşılamada son durum

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 91,36, 2’nci doz ortalaması yüzde 82,56 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 56 milyon 708 bin 402, 2’nci dozda 51 milyon 242 bin 632 ve 3’üncü dozda 15 milyon 321 bin 143 olmak üzere toplam 125 milyon 761 bin 472 aşı uygulandı.

En az 2 doz aşı olan kişi sayısının en yüksek olduğu iller; Ordu, Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın olurken, 2 doz aşı yapılan kişi sayısının en az olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ oldu.

Paylaşın

AB’den Türkiye’deki Sığınmacılar İçin 560 Milyon Euro

Avrupa Birliği, Türkiye’ye sığınmacılar için harcanmak üzere 560 milyon euroluk kaynağı daha serbest bıraktı. AB Komisyonu’ndan yapılan açıklamada, söz konusu kaynağın özellikle sığınmacıların eğitiminin finansmanında, ayrıca sınır güvenliğinin iyileştirilmesinde kullanılacağı bildirildi.

Komisyon’un Komşuluk ve Genişlemeden sorumlu üyesi Olivér Várhelyi, yeni açıklanan kaynakla mülteci çocuklarının okula devam edebilmesi ve iyi bir eğitim almasının sağlanacağını, ayrıca Türk resmi kurumlarına göçle bağlantılı zorlukların aşılması ve sınır korumanın iyileştirilmesi için kaynak aktarılacağını kaydetti.

AB, Haziran ayındaki liderler zirvesinde Türkiye’ye sığınmacılar için kullanılmak üzere 2021-2024 dönemi için 3 milyar euroluk kaynak taahhüdünde bulunmuştu. Son açıklanan 560 milyon euroluk kaynağın bu pakete dahil olduğu belirtiliyor.

AB, Türkiye ile 18 Mart 2016’da imzalanan mülteci mutabakatı çerçevesinde Türkiye’ye 6 milyar euroluk kaynak taahhüdünde bulunmuş ve ödemeler tamamlanmıştı. Mülteci mutabakatı, Türkiye’den yasa dışı yollardan Yunan adalarına geçen sığınmacıların Türkiye’ye geri gönderilebilmesini, karşılığında AB ülkelerinin Türkiye’den korumaya muhtaç durumdaki Suriyelileri kabul etmesini öngörüyor.

AB Aralık ayı başında da Türkiye’deki sığınmacıların acil ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılan banka kartlarına nakledilmek üzere 325 milyon euroluk yardım açıklamıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Erken Seçim Çağrısını Yineledi: Milletin İradesine Gidilmesi Lazım

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada erken seçim çağrısını yineleyerek,  “Zamlar yağmur gibi yağarken dövizi yerinde tutamıyorsanız o ülkede bir sorun var demektir. Sorunu yaratan kurum sorunu çözemez. Türkiye’yi bu hale getiren siyasi iktidar, ülke sorunlarını çözemez. Sorunun çözülmesi için seçim yapılması lazım. Milletin iradesine gidilmesi lazım.” dedi.

Haber Merkezi/ “Bir ülkenin vatandaşı kendi milli parasını değil de yabancı parayı güvence olarak görüyor, ona yatırım yapıyorsa; o ülkenin yönetiminde sorun var demektir. Bankadaki tasarruf mevduatının yüzde 66’sı dövizdir. Tasarruf sahiplerinin yüzde 66’sı ‘Ben TL’ye güvenmiyorum’ diyor. ‘Devlet yöneticilerine de güvenmiyorum, başka ülkenin parasına güveniyorum’ diyor” diyen Kılıçdaroğlu, “Edirne’yi ve Kars’ı korumak neyse, Türk Lirası’nın itibarını korumak da aynı şeydir.” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında, “Garibanın sırtından faizi teşvik ettiler. Hem de dolar garantili olarak… Nass bunun neresinde?” diye soran Kılıçdaroğlu, “Garibanın parası ile bankada doları olanı finanse ediyorsun. O garibanlardan bazıları bu gelişmeleri kutluyor, seviniyorlar. Bu Türkiye’nin bir trajedisidir.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’deki bütçe görüşmelerinin sona ermesinin ardından partisinin grup toplantısına katıldı Üç haftalık bir aradan sonra partililere seslenen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Demokrasisi gelişmiş, insan hakları gelişmiş bir Türkiye isteriz. Hepimizin ortak arzusu budur. Hangi görüşten olursa olsun tüm vatandaşlarımızın isteği böyle bir Türkiye’dir.

Bir Kara Kış Fonu kurun, fakir fukaraya destek verin dedik. Yapmadılar. Biz de belediye başkanlarımıza söyledik. Bizim belediyelerimizde hiçbir çocuk yatağa aç girmesin istedik.

Önce hükümete çağrı yaptık. Bu kadar zam geldi, halk nasıl ödeyecek, Kara Kış Fonu oluşturun dedik. Yapmadılar. Ama bizim belediyelerimiz harekete geçti. Büyük bir özgüvenle çalışıyorlar. Bütün belediye başkanlarıma teşekkür ederim, tarih yazıyorlar.

Belediyelerimiz 3 Kasım-17 Aralık tarihleri arasında 80 bin 400 aileye nakdi yardım yaptı. 420 bin 580 aileye ısınma yardımı yaptı. 210 bin 410 öğrenciye eğitim ve kırtasiye yardımı yaptı.

Biz neler yapıyoruz, araştır kardeşim. Hatamız, eksiğimiz varsa söyle. Her eleştiriye bakarız. Ama karşı taraf yanlış yapıyorsa oraya da dikkat et.

İktidar güven ortamı yaratabilir mi, yaratamaz. Dış güçler diye kıyameti kopardılar. Kendi bakanları ‘ortada dış güç yok’ diyor. Türkiye’nin stratejiye ihtiyacı var. Türkiye’nin önümüzdeki 30 yılı 40 yılı planlayacak stratejiye ihtiyacı var. Ama yarını göremiyorsanız strateji yapamazsınız!

Öyle bir noktaya geldik ki, bırakın yarını görmeyi, bir saat sonra ne olacak, kimse onu bilmiyor. Ekonominin bu kadar bozulduğu bir ortamda sanayici de üretici de durmuş durumda. Sorunun temeli güvendir. Bir siyasi otoriteye güven duyulmuyorsa sorunlar çözülmez. Geçen her gün çok daha ağır maliyetler geliyor. Kurtulmanın tek yolu sandığı getirmektir.

Taç giyen baş akıllanır. Bir sorumluluk üstlendiği için akıllanır. Her şeyi ben bilirim dediği zaman, kişi kendini bilmez. İyi bir siyasetçi alkıştan çok eleştiri ister. Hz. Ömer “Bana kusurlarımı söyleyenler benim gerçek kardeşlerimdir” der.

Devlet liyakatle yönetilir. Devlet bir kişinin malı değildir. Devleti yöneten kişi doğruları duymaya tahammül edemiyorsa makamından ayrılmalıdır. Ekonomide bugüne kadar karşılaşmadığımız sorunları yaratıyor ve yaratmaya devam ediyor.

Devleti yönetenlerin eleştiriden korkmaması lazım. Devlet bir şirket değildir, bir kişinin malı mülkü değildir. Bir kişi “Ben devletin sahibiyim” diyor ve devleti yanlış yönetiyor. Kargaşa çıkarıyor. Ekonomide şimdiye kadar hiç olmayan sorunları yarattı.

Bugün bankalardaki tasarruf mevduatının yüzde 66,4’ü dövizdedir. İnsanlar ülkenin para birimine güvenmiyor. Edirne’yi ve Kars’ı korumak ne ise Türk Lirasının itibarını korumak da aynı şeydir. Faize karşıyım deyip Londra’daki tefeciye 194 milyar dolar faiz ödüyorsanız, bir sorun var demektir. Türkiye yönetilemiyor demektir.

“13. Cumhurbaşkanımız Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı olacak”

Bütün demokrasilerde sorunu siyasi partiler çözerler. Sorunu yaratan kurum sorunu çözemez. 13. Cumhurbaşkanımız Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı olacak.

Milletin takdiri, Allah’ın izniyle iktidar olduğumuzda 13. cumhurbaşkanımız inşallah Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı olacak. İlk yapacağımız iş güveni tesis etmek. Güveni tesis etmenin yolu sorunu yaşayanla sorunu çözenin yan yana gelmesidir.

Sanayici, işçi, esnaf, çiftçi derdini anlatacak. Diğer tarafta sorunu çözecek bakanlar oturacak. Buna Ekonomik ve Sosyal Konsey diyoruz. İlk bir hafta içinde bunlar yan yana gelecek. İlk bir hafta içinde düzenleyici ve denetleyici kurumların başına liyakatli kişiler getirilecek. Devlet yönetiminde keyfilik önlenecek.

Biz keyfi hareket etmeyeceğiz. TBMM’nin çıkardığı kanunlara uygun hareket edeceğiz. Şu anda Merkez Bankası’nın bağımsızlığı söz konusu değil. İstediğiniz zaman istediğiniz kişiyi getirebiliyorsunuz. Bu, güveni sarsar.

Güven kurumu olmasını ve Türk Lirası’ndan da sorumlu olmasını istiyoruz. Kul hakkı yiye yiye şiştiler. Döviz garantili ihaleler var. Türk lirasını pul ettiler, yandaşlarına verdikleri ihaleleri de döviz bazında yaptılar. Öyle bir düzen kurdular ki.

İlk bir haftada, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan fakat bankacılıktan anlamayan kişilerin atandığı Para Politikası Kurulu’nu kapatacağız. Bu görevi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yerine getirecek. Merkez Bankası’na liyakatli kişiyi atayacağız.

Aslında yönetemeyen, yeteneği olmayan, ülkeyi bu hale getiren kişiye ne söyleyeceksiniz? Onu muhatap almak istemem. Ama işin ucunda milletin kaderi var. Bu ülkeye yaptıkları kötülük yetmedi, asla yapılmaması gereken bir kötülüğü daha yaptılar.

Kılıçdaroğlu, “Biz Nasıl Çözeceğiz?” başlığı altında 7 madde sıraladı

1-Önce güveni sağlayacak adımlar atılacak. Sorunu yaşayan sosyal taraflarla bir araya gelinecek. Anayasal kurum olan Ekonomik ve Sosyal Konsey hemen toplanacak.

2-Düzenleyici ve denetleyici kurumların yönetimine liyakatli kişiler atanacak, iş ehline teslim edilecek, ekonomi politikalarında akıl, mantık ve bilim öncelenecek.

3-Cumhurbaşkanı tarafından kurulan “Fiyat İstikrarı Komitesi” feshedilecek; fiyat istikrarını, bağımsızlığı güçlendirilecek Merkez Bankası sağlayacak.

4-Devlette israfı önlemek üzere bir genelge yayınlanacak, israfa yol açan bütün uygulamalara son verilecek.

5-Devlet yönetiminde; başta kamu ihaleleri olmak üzere her alanda şeffaflık esas olacak, halkın denetiminin önü açılacak. TBMM Başkanı, Sayıştay raporlarına müdahale edilmemesi için her türlü önlemi alacak.

6-Döviz garantili ihaleler hakkaniyetli bir anlayışla Türk Lirası’na çevrilecek ve ayrıntıları kamuoyuna açıklanacak.

7-Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ivedilikle bir “Stratejik Planlama Teşkilatı” kurulacak.

Paylaşın