Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Koca’dan Aşı Çağrısı

Kovid 19’da son 24 saatte 18 bin 910 yeni vaka tespit edilirken, 133 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “HATIRLATMA DOZLARINI YAPTIRMAZSAK YORUCU GÜNDEME DÖNEBİLİRİZ.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 356 bin 106 test yapılırken, 18 bin 910 yeni vaka tespit edildi. 133 kişi hayatını kaybederken, 20 bin 351 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Doğru. Salgını gündemden çıkarmalıyız. Bunun mümkün olduğuna kuşku yok. Vefat ve vaka sayılarında son haftalarda kontrollü seyir devam ediyor. Toplumun genel eğilimi de salgın psikolojisinden uzaklaşma yönünde. Ama: HATIRLATMA DOZLARINI YAPTIRMAZSAK YORUCU GÜNDEME DÖNEBİLİRİZ.

Bakanlığın açıkladığı 23 Aralık Perşembe gününe ait verilere göre, 18 bin 771 vaka tespit edilirken 168 kişi hayatını kaybetmişti. Dün, 355 bin 753 test yapılmış ve 21 bin 605 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

‘Rezervler Düşerken Ben Yoktum’ Diyen Erdoğan’a Babacan’dan Tepki

Kilis’te partisinin merkez ilçe kongresinde konuşan DEVA Partisi Babacan, ‘rezervler düşerken ben yoktum’ diyen Erdoğan’a tepki göstererek, “Geçen gün ‘Rezervler düşerken ben yoktum, cumhurbaşkanıydım’ demiş. Sırf ‘haberim yokken kuş dahi uçamasın’ diye tek yetkiyi eline almışsın, ne demek ‘Ben yoktum’? Oradaydınız, Beştepe’deydiniz” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Kabile devleti mantığıyla akraba bakan atandı. ‘Ya oğlum, Merkez Bankası rezervleri ne oldu’ diye soramaz mı? Asıl biz rezervleri biriktirirken sizin haberiniz yoktu. Çünkü siz başbakandınız. Bakanlar kurulundaki her bakan kendi işini yapıyordu. Merkez Bankası da bağımsızdı. Bu rezervleri siz yaktınız.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kilis’te partisinin merkez ilçe kongresinde konuştu. Babacan’ın gündeminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Enflasyonu yüzde 7’ye, faizi yüzde 4 buçuklara düşüren bizdik” sözleri, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri ve göçmen politikası vardı. Babacan şunları söyledi:

“Aynı müflis tüccar gibi alıyor eline defterleri karıştırıyor. Biz nerede, ne yapmıştık onları anlatıyor. ‘Yok, paradan 6 sıfırı attık.’ ‘Yok, faizi düşürdük.’ ‘Yok, enflasyonu düşürdük.’ Korkuyorum yakında ‘Orta gelir tuzağından ilk bahseden ben oldum’ diyecek. Korkuyorum ‘2012’de hukuk, eğitim gerekiyor, yoksa ekonomimiz kötüye gidecek diye ben anlatıyordum’ diyecek. Ben önce sakinleşmesini tavsiye ediyorum. Paradan altı sıfırı; ehil kadroların, ortak aklın ve istişarenin yönetimde olduğu dönemde biz attık. Türkiye ilk benden duydu bunu, kendisi gazetelerden okudu. Enflasyonu tek haneye, yüzde 6’ya, ehil kadroların, ortak aklın ve istişarenin yönetimde olduğu dönemde biz düşürdük. Faizi yüzde 4,5’lara, ehil kadroların, ortak aklın ve istişarenin yönetimde olduğu dönemde biz düşürdük.”

Merkez Bankası’nın politika faizinin ve enflasyon oranlarının yıllara göre grafiğini yayınlayan Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Faiz 2013’ün mayıs ayında 4 buçuğa düşmüş. Ekonomi yönetiminde işini bilen, ortak akıl ve istişareyle karar alan bir kadro var. Bu arkadaşınız o kadronun başında oldu. Hani faiz 4 buçuğa indi diye övünüyor ya. Sağ olsun, bizim dönemin reklamını yapıyor; ondan memnunuz o ayrı. Ekonomi, ehliyetli ve liyakatli kadroların yönetimindeyken güzel rakamları açıklıyor. O çok istediği, uğruna ülkeyi ateşlere attığı, taraflı ve partili cumhurbaşkanlığı sistemi geldiğinde faiz yüzde 8. Eylül 2018’de partili taraflı cumhurbaşkanı, akraba bakan el ele verip ekonomiyi yönetmeye başlıyorlar ve faiz hızla artmaya başlıyor. Merkez Bankası’nın faizi tam yüzde 24’e sıçrıyor. Faiz bizim zamanımızda düştü, sizin tek yetkili olduğunuz dönemde yükseldi. Tablo açık.

Krizlerin ortağı Bahçeli’nin 2002 seçimlerinde bıraktığı ekonomide enflasyon yüzde 29,75. Biz yüzde 6’lara kadar düşürmüşüz. Ama belli ki anlamıyor, biz düşürdük diyor. Elini tutan yok ki hadi tekrar düşür. Biz enflasyonu yüzde 7’ye değil, yüzde 6’lara düşürdük. 34 yıl boyunca iki, üç haneli seyreden enflasyonu biz iki yılda tek haneye indirdik. Sonra paradan altı sıfırı attık. Başkalarının hakkına girmeyin. Dünya âlem, bu enflasyonla mücadele başarısının şeref madalyasını o günkü kadrolara takmış. Boşuna uğraşmayın. Kötü yönetiminiz yüzünden bu seneyi makyajlı rakamlara göre bile yüzde 25-30 enflasyonla kapatacaksınız. Çarşıda, sokakta ise yüzde 40, 50 enflasyon var.

“Devlet eliyle döviz kuruna manipülasyon yapılacak iş midir?”

‘Erdoğan konuştu, kur düştü’ densin diye, yeni model daha uygulanmaya başlamadan Merkez Bankası, kamu bankaları yoğun bir döviz satışına başladı. Böyle aldatmaca olur mu? Devlet eliyle döviz kuruna manipülasyon yapılacak iş midir? Bir önceki hafta yüksek kuru Çin modeli diye anlatıyorlar; ertesi hafta bak düşürdük diye seviniyorlar. Merkez Bankası’nı daha da borca batırdılar. Hani vaktiyle Merkez Bankası’nın tam 130 milyar dolarını cayır cayır yakmışlardı, sonuçta rezerv bitmişti, Merkez Bankası 50 milyar dolar borca batmıştı ya… Aynısını bu haftanın başında yaptılar. Bunu ilk 2019 yerel seçimlerine giderken yapmışlardı. Sırf 3-5 belediyeyi kazanmak uğruna 84 milyonun emeğini, akıl terini, alın terini yaktılar. Döviz kurunu 5-6 seviyesinde biraz tuttular, bugün ta 11’lerde. Hem milletin parasını yaktılar hem kuru yükselttiler hem ekonomiyi batırdılar. Hem de yerel seçimlerde en önemli şehirleri kaybettiler.

Resmen dünya başarısızlık rekorunu kırmayı deniyorlar. Hani basketbolda vardır ya ‘triple-double’, peş peşe performans rekoru kırıyorlar. Her kötü alışkanlık böyle bağımlılık yapabiliyor.Daha cumhuriyet tarihinin en büyük finansal skandalı olan 130 milyar doların akıbeti aydınlatılmamışken, bu sefer de 7 milyar doları gizli saklı sattılar. Çarşamba, perşembeyi daha araştırıyoruz. Hepsi ortaya çıkacak.

Geçen gün ‘Rezervler düşerken ben yoktum, cumhurbaşkanıydım’ demiş. Sırf ‘haberim yokken kuş dahi uçamasın’ diye tek yetkiyi eline almışsın, ne demek ‘Ben yoktum’? Oradaydınız, Beştepe’deydiniz. Kabile devleti mantığıyla akraba bakan atandı. ‘Ya oğlum, Merkez Bankası rezervleri ne oldu’ diye soramaz mı? Asıl biz rezervleri biriktirirken sizin haberiniz yoktu. Çünkü siz başbakandınız. Bakanlar kurulundaki her bakan kendi işini yapıyordu. Merkez Bankası da bağımsızdı. Bu rezervleri siz yaktınız.

“Ne insanlığa ne hukuka sığıyor”

Bizim kültürümüzde evi yıkılana, kavgadan savaştan kaçana, düşmanlık olmaz. Sığınanı kovmak diye bir şey de yok. Uluslararası hukukta da yok. Ne insanlığa ne hukuka sığıyor. İktidar üzerine düşeni yapmıyor. Ülkemiz için derhal bir ulusal göç politikası oluşturulmalı. İnsan odaklı ve ülkemizin menfaatine dayalı bir program gerekiyor. Türkiye’nin Suriye’de artık sorunun değil, hızla çözümün parçası olması gerekiyor. Suriye’de barışın ve istikrarın sağlanması için Türkiye’nin gayret göstermesi gerekiyor. Can güvenliği riskini ortadan kaldıracak adımların mutlaka atılması, ardından Suriyelilerin ülkelerine güvenli ve gönüllü bir şekilde dönüşünün zeminin hazırlanması gerekiyor.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Adayı Olacak Mısınız?” Sorusuna Net Yanıt

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanı adayı olacak mısınız?” sorusuna verdiği yanıtta, “İttifak görüş birliği içinde olursa tabii ki onurlu bir görev. Erken seçim kararı alınırsa ittifak süratli bir şekilde aday belirler.” ifadelerini kullandı. 

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, televizyon kanalların Ankara temsilcileri ile kahvaltıda bir araya geldi.

Kahvaltıda gündeme dair soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu, kur korumalı mevduat sistemi hakkında, “Böyle bir anlayışla ekonomiyi uzun süre ayakta tutmak mümkün değil. Faizi dolara endeksleyen dünyada hangi ülke var? Köprüler otoyolları havaalanları dövize endeksli faizin de dövize endekseleneceği kimin aklına gelir. Bu iktidar bu yükün altından kalkamaz” dedi.

Halk TV’de yer alan habere göre, ”Doların yükselmesi ve düşmesi sürecinde kimler yararlandı, kimler aldı sattı bunun belirlenmesi için Meclis Araştırma Önergesi hazırladık” diyen Kılıçdaroğlu, “Siyasi iktidar ‘yaptığımız her şey şeffaf kimse rant sağlamamıştır’ diyorsa bu önergenin kabul edilmesi lazım. İktidarın kimseye avantaj sağlamadık demesini bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Döviz ve faiz ekseninde yürüyen bir ekonomi olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Tahterevallinin bir tarafında dövizciler diğer tarafında faizciler var. Büyük paralar kazanıyorlar. Sayın Erdoğan bunları sadece seyrediyor” dedi.

Bu ekonomik modelin sürdürülemez olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Para politikaları kısa sürelidir, esas olan maliye politikalarıdır. Enflasyon ve buna bağlı zamlar arka arkaya gelecek” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanı adayı olacak mısınız?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“İttifak görüş birliği içinde olursa tabii ki onurlu bir görev. Erken seçim kararı alınırsa ittifak süratli bir şekilde aday belirler. Tahmin ediyorum her liderin kafasında bir isim vardır. Millet İttifakı’nda ekonomi, demokrasi ve parlamenter sisteme dönüş konusunda büyük bir mutabakat var. Şimdiden iktidara geldiğmizde hangi kararları, hangi sürede alacağımızla ilgili çalışmaları yapıyoruz. Kamu yönetimine süratle liyakatli kişileri atamamız gerekiyor. Güçlendirilmiş parlamenter sisteme ne sürede geçeceğimizi belirlememiz lazım. Bu çalışmaların hepsini yapıyoruz. Millet İttifakı’na başka partilerin dahil olması ittifak ortaklarının alacağı bir karar”

“Bir an önce sandığın gelmesi lazım” diyen Kılıçdaroğlu konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye freni patlamış kamyon gibi 84 milyon perişan halde. Umutsuz değiliz en güç altı ayda çarkları yeniden döndürürüz. Bu iktidar ne yaparsa yapsın güven sorunu var. Siyasi iktidar halka güven verirse çarklar yeniden döner. Asgari ücret zammının ardından memur ve emekliye de en az yüzde 50 zam yapılması lazım.

HDP gelecek hafta bizden randevu istedi. Görüşeceğiz. Parlamentoda bütün siyasi partileri dinleyen tek partiyiz. Bunun demokratik kültür açısından son derece önemli olduğuna inanıyorum.Osman Kavala, Selahattin Demirtaş neden hapiste? Sonra da demokrasi var diyorlar. Tam bir aldatmaca.”

Paylaşın

Meral Akşener: Derin Yoksulluk Kalıcı Hasara Sebep Olabilir

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen İYİ Kalkınma Kongresi’nde konuştu. Akşener, konuşmasında ekonomik durumdan bahsetti ve “derin yoksulluk” vurgusu yaptı.

Kongrede, “Yoksulluk, kapsayıcılık ve istihdam” ana başlıklarında oturumlar düzenlenecek. “Kur ve faiz probleminin, doğru bir para ve maliye politikasıyla çözülebileceğini” söyleyen Akşener’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Makro ekonomik istikrarı, en geç, 1 buçuk yıl içerisinde sağlarız. Doğru bir tarım politikasıyla, enflasyonu süratle önce tek haneye, sonrasında ise, yüzde 5 seviyesine getiririz. İnanın, bunların hiçbiri zor değil.

Beni asıl endişelendirilen sorunlar başka. Mesela, her geçen gün kronikleşen, derin yoksulluk. Mesela, fırsat eşitsizliği ve istihdam yaratamayan ekonomi. Bu sorunları çözmek için, elimizi çabuk tutmamız gerekiyor. Çünkü bunlar, toplumumuzda, kalıcı hasarlara sebep olabilecek sorunlar.

Çünkü; zenginlikte eşitlenen Türkiye hedefimizi gerçekleştirmenin yolu, bu 3 soruna, süratle çözüm üretmekten geçiyor.

“Kent yoksulluğu”

Kongremizin bugünkü oturumunun ilk başlığı; yoksulluk… 20 Ocak 2020’den beri, ülkemizi karış karış geziyoruz. Bu gezilerimizde; Yüreğimizi parçalayan dertler dinliyoruz. İçimize oturan acılar görüyoruz. İnanmakta zorlandığımız, hikâyelere şahit oluyoruz.

İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, özellikle, pandemi sonrasında şiddetlenen, kent yoksulluğunu anlatmak, çok zor. Kent ile köy arasında sıkışan, insanlarımızın yaşadığı zorlukları anlatmak, gerçekten çok zor.

Bizim sahada gördüğümüz bu tabloyu, istatistikler de doğruluyor. TÜİK verilerine göre; yoksul insanlarımızın sayısı, 2006 yılında, 20 milyon 500 binken, 2019 yılına geldiğimizde, yani pandemi öncesinde, 23 milyona yükselmiş. Bu 2 buçuk milyon kişilik artışın da yarısı, son 3 yılda gerçekleşmiş.”

TÜRK-İŞ’in açıkladığı rakamlara göre ülkemizde neredeyse, 11 milyon insanımız aç. 54 milyondan fazla insanımız ise yoksul.

Çocuklarımızın, yüzde 46 buçuğu, gençlerimizin, yüzde 34’ü, kadınların ise, yüzde 30’u, en yoksul, yüzde 20’lik gelir grubundaki, hanelerde yaşıyor.

Türkiye, bir istihdam kriziyle karşı karşıya… Maalesef bugün, Türkiye, asgari ücretliler cenneti hâline gelmiş durumda. Çalışanlarımızın, neredeyse yarısı, asgari ücret alıyor. Vatandaşlarımız, her geçen gün, asgari ücrette ve fakirlikte eşitleniyor.”

Paylaşın

CHP’den Döviz Alıp Satan Bürokratların Araştırılması Önergesi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) son dönemde döviz kurlarındaki hızlı yükseliş ve düşüşlerde “yüklü miktarda alım-satım yapanların incelenmesi, bunlar arasında bakanlar, Cumhurbaşkanlığı bürokrasisi ve Cumhurbaşkanı’na yakın isimlerin bulunup bulunmadığının araştırılması” için TBMM’de komisyon kurulmasını istedi.

CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç tarafından hazırlanan araştırma önergesi TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

Önergede şu ifadeler yer aldı:

“Tek adam rejiminin yarattığı ekonomik krizin temelini oluşturduğu Türk Lirası’nın değerindeki bu dalgalanmaları, Cumhurbaşkanı ve etrafındakilerin açıklamaları, Cumhurbaşkanı’nın ve Merkez Bankası’nın çeşitli kararları tetiklemektedir.”

‘Vurgun yapmak için zemin oluşturuluyor’

Döviz kurlarında yaşanan bu hareketler, faiz kararlarının ne yönde olacağı, Cumhurbaşkanı’nın ne tür bir konuşma yapacağı, Merkez Bankası’nın hangi noktada döviz kuruna müdahale edip hangi noktada müdahaleyi keseceğini bilenler açısından döviz piyasalarında vurgun yapmak için pozisyon almalarına uygun bir zemin oluşturmaktadır.

Son altı aylık dönemde piyasalardan, bankacılık sisteminden ve döviz bürolarından kimlerin yüklü miktarlarda döviz alıp sattığı, bu işlemlere taraf olanlar arasında bakanlar, Cumhurbaşkanlığı bürokrasisi, Merkez Bankası üst yönetimi, Cumhurbaşkanı’na yakın isimler ve bunların yakılarındaki isimlerin olup olmadığı, bu alış satışların hangi kurlardan yapıldığının araştırılması gerekmektedir.”

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: Cezaevinden Bile Seçim Kazanırım

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş, avukatları aracılığıyla kullandığı sosyal medya hesabından paylaşımlarda bulundu. 

Haber Merkezi / Selahattin Demirtaş, paylaşımında, “Ben muhalefetin ortak adayı olsam cezaevinden bile seçim kazanırım. Dışarıda ise birileri halen bu üçkağıtçı, dolandırıcı iktidarın halkı kandırıp seçim kazanabileceğine inanıyor” ifadelerini kullandı.

Demirtaş, sonraki paylaşımında ise şunları ifade etti;

Halka güvenin, yüzünüzü yoksullara dönün. Yan yana durmaktan korkmayın ve miting meydanlarını doldurun. Merak etmeyin, biz varız. Birlikte kazanacağız, mutlaka kazanacağız.”

22 Haziran 2014’te seçildiği Halkların Demokratik Partisi eş genel başkanlığı görevini 11 Şubat 2018 tarihine kadar yürüten Selahattin Demirtaş, Kasım 2016’dan beri tutukludur.

Paylaşın

Zekeriya Öz Ve Adil Öksüz Dahil 770 Kişinin Mal Varlıkları Donduruldu

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan kararla, “FETÖ/PDY, PKK/KCK, dini istismar eden örgütler ve sol örgütlere üye 770 kişi ve bir tüzel kuruluşun mal varlıkları donduruldu.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre; Karara göre 454 özel ve bir tüzel kişinin “FETÖ/PDY üyeliği” nedeniyle, 108 kişinin “PKK/KCK üyeliği” nedeniyle, 34 kişinin Hizbullah; 63 kişi IŞİD; 22 kişinin ise El Kaide, El Nusra, İslami Hareket Örgütü ve Kudüs Ordusu üyeliği gerekçesiyle mal varlıkları dondurulurken; 89 kişinin mal varlıkları da “MLKP, TKM/ML, DHKP-C, MKP, DKP/BÖG, DEV-KAR, THKP-C örgütlerine üyelik” gerekçesiyle mal varlıkları donduruldu.

Mal varlıkları dondurulanlar arasında Türkiye kamuoyunun Ergenekon Davası’yla tanıdığı, 17-25 Aralık soruşturmalarını takip eden süreçte görevden alınan ve şu an yurt dışında kaçak durumda olan savcı Zekeriya Öz ve 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin kilit isimlerinden biri olarak adı geçen, gözaltına alınıp bırakıldıktan sonra kaçan ve şu an nerede olduğu bilinmeyen Adil Öksüz de yer aldı. Listede, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ağabeyi Nurettin Demirtaş da bulunuyor.

Mal varlıkları dondurulan diğer kişiler arasında ise Tarık Toros, Adem Yavuz Arslan, Atalay Candelen, Fikret Seçen, Osman Şimşek, Said Sefa, Sevgi Akarçeşme, Tarık Toros, Tuncay Opçin’in yanı sıra eski Zaman Gazetesi Ankara Temsilcisi Abdulkerim Balcı, gazeteci Cevheri Güven ve gerçek adı Emrullah Uslu olan, şu an ABD’de yaşadığı bilinen gazeteci Emre Uslu yer aldı.

Mal varlığı dondurulan kurum ise ABD’de kurulan Niagara Vakfı oldu. Karar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin imzasıyla yayımlandı.

Paylaşın

Kamu Bankaları, Erdoğan’ın Açıklaması Sonrası Yüklü Miktarda Dolar Sattı

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kur korumalı TL vadeli mevduat açıklaması sonrası kamu bankalarının, yüklü miktarlarda dolar satışı yaparak Türk Lirası’nın değer kazanmasına destek olduklarını bildiriyor.

Ajansın, dört farklı yetkiliye dayandırdığı haberine göre satışlar, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinde sadece Pazartesi ve Salı günü yaşanan 6 milyar dolarlık düşüşle eşzamanlı gerçekleşti.

Bir bankanın baş danışmanının Reuters’a aktardığına göre kamu bankalarının sadece Pazartesi ve Salı günü yaptığı müdahale 3 milyar doları buldu.

Reuters’ın ulaştığı Ziraat Bank, Vakif Bank ve Halk Bank, konuyla ilgili henüz yorum yapmadı. Merkez Bankası tarafından da bir açıklama paylaşılmadı.

Resmi verilere göre Merkez Bankası’nın bir önceki hafta 21 milyar dolar olan net döviz rezervleri geçen hafta 12 milyar dolara düştü.

Erdoğan’ın Pazartesi akşamı kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, TL mevduat hesaplarının getirisinin döviz getirisi altında kalması durumunda aradaki farkın vatandaşlara ödeneceğini duyurmuştu.

Bu açıklamadan sonra TL hafta boyunca yaklaşık yüzde 50 değer kazandı.

Ajansın hükümet yetkililerine dayandırdığı bir başka haberde, ekonomi yönetiminin dolar hedefini 9’lar civarında belirlediği ancak “birkaç ay daha” 12 – 14 seviyesinde olmasının beklendiği kaydedildi.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Tedirgin Eden Tablo

Kovid 19’da son 24 saatte 18 bin 771 yeni vaka tespit edilirken, 168 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Bize düşen bir an evvel hatırlatma dozunu olmak ve tedbirlere uymak. Birlikte salgını gündem olmaktan çıkaracağız.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 355 bin 753 test yapılırken, 18 bin 771 yeni vaka tespit edildi. 168 kişi hayatını kaybederken, 21 bin 605 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Dün seri üretimine geçilen yerli aşı Turkovac’tan, araştırma aşamalarında elde edilen sonuçlar bilim dünyamız için heyecan verici olmuştu. Aşı için Turkovac’ı bekleyenlere, devam dozları için Turkovac’ı seçeceklere duyurmak istiyoruz: Bu mücadeleyi kendi aşınızla vereceksiniz.

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

HDP Sözcüsü Günay: İktidar, Ülkeyi Uçuruma Sürüklüyor

HDP Sözcüsü Ebru Günay, yeni ekonomik paket üzerine yaptığı değerlendirmede, “Erdoğan çıkıp “gece yarısı finans oyunları” diyerek yeniden bir hayali düşman yarattı ve yeniden gerçekleri gizlemeye çalıştı, muhalefeti hedef göstererek kutuplaştırmaya çalıştı. Bizler şunu ifade edelim ki; en büyük tehlike siz kendinizsiniz, ülkeyi uçuruma sürüklediniz, ülkeyi yangın yerine dönüştürdünüz, dolayısıyla bu ülkenin başına gelmiş ve gelebilecek en büyük tehlike sizin iktidarınız, sizin politikalarınız ve yönetememe biçiminizdir” dedi.

Haber Merkezi / Günay, ekonomiye operasyon yapılıyor söylemlerine ilişkin ise, “Madem birileri operasyon yapıyor bunun çözümü çok basit; yaptığınız zamları geri alın, benzin mazot zamlarını geri alın. Sonuçta bu kur farkının topluma yansıması ve cep yakması, hale toplumda açlık ve yoksulluğa sebep olduğu sonuçlar ortada ve kendisini korumaya devam ediyor. Bunları bir an önce ortadan kaldırın, halkın taleplerine cevap verin” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Sözcüsü Ebru Günay, HDP’nin Ankara’daki genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Ekonomik krize ilişkin partisinin çözüm önerilerini de sıraladığı açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle;

“Ekonomik kriz ülkeyi yangın yerine dönüştürdü. Halkımız her gün açlık, yoksulluk, sefalet içinde yaşam mücadelesi veriyor. Buna karşı iktidar her zamanki gibi gözlerini kapatmış, olan biteni görmezden gelmeye çalışıyor. Bütün kriz anlarında yaptığı gibi bu iktidar tekrardan kendisini, yandaşlarını kurtarmaya, halkın taleplerini görmezden gelmeye çalışan bir politika yürütmeye çalışıyor. Bu bir AKP iktidarı klasiği, krizleri görmezden gelmek, halkın taleplerini görmezden gelmek. En önemlisi, çözüm formülleri adı altında yandaşı kayırmak bir AKP klasiği. Maalesef bu içinde bulunduğumuz ekonomik krizde de AKP iktidarı tekrardan kendi iktidarını ve yandaşı koruma derdine düşmüş. Kendi yönetememe krizini kamufle etmeye, gizlemeye ve toplumdan gerçekleri saklamaya çalışıyor. Türkiye toplumu bütün bu olan bitenin farkında son bir haftada yaşananlara baktığımızda her şey bütün çıplaklığı ile ortada. İktidarın çözüm yaratamadığına, sermayeden yana tavır aldığına, halkın taleplerini görmezden geldiğine bütün Türkiye toplumu tanıklık etti.

Bununla birlikte Erdoğan çıkıp “gece yarısı finans oyunları” diyerek yeniden bir hayali düşman yarattı ve yeniden gerçekleri gizlemeye çalıştı, muhalefeti hedef göstererek kutuplaştırmaya çalıştı. Bizler şunu ifade edelim ki; en büyük tehlike siz kendinizsiniz, ülkeyi uçuruma sürüklediniz, ülkeyi yangın yerine dönüştürdünüz, dolayısıyla bu ülkenin başına gelmiş ve gelebilecek en büyük tehlike sizin iktidarınız, sizin politikalarınız ve yönetememe biçiminizdir. Bir gecede milyar dolarlar satanlar kimler, hangi yandaşlarınızı artan ve düşen dolardan zengin ettiniz. Yetmedi TL’yi dolara bağladınız, yeniden yoksulluk, fakirlik ve çözümsüzlük yarattınız.

“Birileri operasyon yapıyorsa yapılan zamları geri alın”

Madem birileri operasyon yapıyor bunun çözümü çok basit; yaptığınız zamları geri alın, benzin mazot zamlarını geri alın. Sonuçta bu kur farkının topluma yansıması ve cep yakması, hale toplumda açlık ve yoksulluğa sebep olduğu sonuçlar ortada ve kendisini korumaya devam ediyor. Bunları bir an önce ortadan kaldırın, halkın taleplerine cevap verin.

Hazine ve Maliye Bakanı ne diyor; ekonomi gözlerimdeki ışıktır. Ben buradan kendisine şunu söylemek istiyorum; açlıkla, yoksullukla cebelleşen halkımız sizin fırıldak gözlerinizdeki ışığa bakmıyor. Faturasını ödeyemediği için yanmayan elektriğine bakıyor, sönen ocağının ateşine bakıyor, tenceresinde kaynamayan aşına ekmeğine bakıyor. Baktıkça da öfkeleniyor, bu öfke sizi sandığa gömecek olan öfkedir. Benden size tavsiye halkın gözlerindeki öfkeye bakın bu öfke iktidarınızın sonunu getirecektir. Halkın taleplerine kulak verin, bu ülkeyi yönetemediğinizi kabul ederek bir an önce istifa edip bu ülkenin ve halkın sırtına kambur olmaktan bu ülkeyi kurtarın.

“Çözüm için muhalefet turlarına başladık, önerilerimizi paylaştık”

HDP olarak bizler bu gelişmeler devam ederken MYK toplantımızı gerçekleştirdik. Acil sorunlardan biri olarak ekonomi ve yönetememe krizi bizim de gündemimizdeydi. Bu tartışmalar sonucunda Eş Genel Başkanlarımız siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştirdiler. İlk olarak Saadet Partisi ile görüştük önümüzdeki hafta Gelecek, DEVA  ve CHP  ile görüşmeler yapılacak. Şunu ifade etmek isteriz; bizler HDP olarak ülkenin yönetememe krizi olduğunu söylüyoruz. Yönetememe krizine en iyi çözüm ise iktidarın bir an önce seçime gitmesi, iktidarın yönetemediğini kabul etmesi. Bizim önerimiz şudur, görüşmelerde de bunu dile getireceğiz, bütün muhalefet partilerinin ortaklaşacağı bir seçim önergesinin Meclis’e gelmesi gerekiyor. Türkiye yönetememe krizine çözüm olarak bir an önce erken seçime gitmeli. Burada bütün muhalefet partilerinin ortak hareket etmesi ve bu gidişata dur demesi bizler açısından önemlidir. Evet iktidar yönetemiyor ama muhalefetin de bu gidişata dur demek gibi bir sorumluluğu var. Bu soruna dikkat çekerek muhalefet olarak hep birlikte seçim önergesinin gündeme gelmesi ve bir erken seçime gidilmesinin elzem olduğunu düşünüyoruz. Türkiye toplumlarının tamamı erken seçim istiyor. Sırtında yük olarak gördüğü bu iktidardan kurtulmak istiyor, özgür demokratik bir gelecek istiyor. Bunun için mücadele etmek ise muhalefetin temel görevlerinden biri.

“Krize karşı acil önlemler paketimiz ve önerilerimiz var”

Yönetememe krizinin bir diğer önemli konusu ekonomik krize yönelik de bizim çözüm önerilerimiz var, erken seçim öncesi toplumu rahatlatacak ve halkın acil ihtiyaçlarına çözümler bulacak ekonomik tedbirler de gündemimizde. Bu kapsamada, temel ihtiyaçlar konusunda toplumu rahatlatacak, halkın sırtındaki yükü az da olsa azaltacak bir acil ekonomik tedbirler önerilerimiz var. Çözüm önerilerimiz şunlar; Acil olarak elektrik, su, doğalgaz ve internet, tüm hanelerde ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz karşılanmalı. En düşük emekli maaşı asgari ücret sınırına kadar yükseltilmeli. Yine 800 TL olan öğrenci bursları ise karşılıksız bir şekilde 2.000 TL’ye yükseltilmeli. İşsizlere asgari gelir desteği sağlanmalı, çiftçilere verilen destekler artırılmalıdır. Bunlar seçime girmeden önce alınması gereken acil tedbirler önerilerimiz. Bizler halkın taleplerine kulak veren bir parti olarak bu konudaki tarihi rolümüzü oynamaya devam edeceğiz, bu konudaki her türlü sorumluluğu alacağımızı bir kez daha söylemek isterim. Bu tarihi misyonumuzun gereği olarak da çözüm odaklı bu görüşmeleri gerçekleştiriyoruz.

“Cezaevleri ölüm evlerine dönüştü, şüpheli ölümler konusunda Adalet Bakanlığı açıklama yapmalı”

Ülkedeki bir diğer kanayan yara maalesef ölüm evlerine dönüşen cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleridir. İHD 14 Aralık’ta bir rapor yayınladı. Bu rapora göre 2020 yılın başından itibaren 7’si infaz ertelemesinden sonra olmak üzere en az 59 ölüm var. Sadece son bir ayda devletin koruması ve sorumluluğu altında olan cezaevlerinden 7 cenaze çıktı. Cezaevlerinin ölüm evlerine dönüştüğü herkesin malumu. Adalet Bakanlığı ise bütün bunları izlemeye devam ediyor. En son Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nden Vedat Erkmen’in cenazesi çıktı. Bakın olaydan birkaç gün önce odasında bir arama gerçekleşti. Bu aramada bir ince arama yapıldı. Arkadaşlarının yanından, güvenlik gerekçesiyle alınarak tek kişilik bir hücreye bırakıldı. Ailesi ile yaptığı son telefon görüşmesinde, ailesi ve kardeşleri herhangi bir olağanüstülük olmadığını ve bu şüpheli ölümün bir cinayet olduğuna ikna olduklarını söylediler.

Ne ailesi, ne arkadaşları bu ölümü şüpheli bir cinayet olarak görüyor. Bizler de bunun intihar olduğunu düşünmüyoruz. Adalet Bakanlığını kamuoyunu ve aileyi tatmin edecek bir açıklama yapmaya davet ediyoruz. Artan şüpheli ölümlerden kaynaklı milyonlarca aile artık tedirgin. Çocukları cezaevinde. Cezaevleri hak ihlallerinin yoğun olarak yaşandığı bir yere dönüştü. Türkiye’de insanlar artık cezaevlerinde can güvenliği tehlikesi yaşıyor. Hak ihlalleri bununla da sınırlı kalmadı, Kars’ın Digor ilçesine götürülen Vedat Erkmen’nin cenazesinin camiye götürülmesine, selasının okunmasına izin verilmedi. Cami imamı İl Müftülüğünün genelgesini ve talimatını gerekçe göstererek Vedat Erkmen’in cenazesini camiye kabul etmedi.

“Bir ölünün selasını okumamak camiye almamak hangi dine, kitaba, ahlaka sığar? “

Buradan hem İl Müftüsüne hem de cami imanına sormak istiyorum; bu yaptığınız hangi dine sığar, hangi kitapta geçer, hangi ahlaka sığar? Hangi insanlık değeri bir ölünün selasının okunmamasını kabul eder. Hangi din insanı bunu kabul eder. Bunu yapsa yapsa vahşi IŞİD çetesi yapar. Bu uygulamalar aslında IŞİD’İ aratmayacak düzeyde. IŞİD cenazelerine olan vahşeti aratmayacak düzeyde. İnsanlık dışı uygulamalardır.  Bunları asla kabul etmiyoruz!

90’lı yılların faili meçhul cinayetleri artık Adalet Bakanlığının kontrolündeki cezaevlerinde yaşanıyor. Faili meçhul cinayetlerin yerini cezaevlerinde mahpusların şüpheli ölümleri aldı. Bunlar asla bizler açısından kabul edilemez şeyler. Adalet Bakanını duyarlılığa, cezaevlerindeki bu ölümlere bir an önce dur demek için açıklama yapmaya davet ediyoruz. Cezaevlerindeki infaz sistemi bu iktidarın adım adım ördüğü bir sistem ve bu sistem artık ölüm üretiyor.

Düşman politikaları sonucu olarak iktidarın toplumu kışkırttığını biliyoruz. Irkçılığın teşvik edildiği, ırkçı söylemlerin arttığı bir dönemde, İzmir’de, 3 Suriyeli mülteci diri diri yakılarak hayatını kaybetti. Bu olanlar bu yapılanlar elbette insanlık dışı uygulamalardır. Failler hesap vermelidir. İktidar topluma karşı düşman dilinden bir an önce vazgeçmelidir.

“JİTEM’in iyi çocukları beraat ettirildi”

Bu iktidarın hak ihlalleri, yaptığı adaletsizlikler, hukuksuzluklar anlatmakla bitmez. Birkaç gün önce Umut Kitabevi dosyasında, delillere, kamuoyuna mal olan görüntülere rağmen sanıklar tam 16 yıl sonra beraat ettirildiler. Yine Cizre JİTEM dosyasında gözaltındaki 21 kişinin infazından sorumlu olan Cemal Temizöz ve diğer sanıkların beraat kararı Yargıtay tarafından onaylandı.

İktidara geldiğinden bu yana faili meçhul cinayetleri açığa çıkartacağını söyleyen AKP iktidarı yargılamaya başladığı JİTEM sanıklarını beraat ettirdi, teker teker dosyaların üzerini örttü, bu dosyalara bu katliamlara ve ölümlere ortak olduğunu ifade etti. Geldiğimiz aşamada AKP iktidarı derin devletin kendisi oldu, ülkeyi mafya ve çete ülkesi haline getirdi. Bu adaletsizliğe karşı HDP olarak bizlerin mücadelesi kesintisiz devam edecek. 26 Aralık’ta Urfa’da adaletsizliklere, cezaevlerindeki hak ihlallerine ve tecride dikkat çekmek için bir miting yapıyoruz. Bu mitinge Eş Genel Başkanımız Mithat Sancar katılacak. Adaletsizliğe karşı olan herkesi bu mitinge katılmaya davet ediyoruz.

29 Aralık’ta Eş Genel Başkanımız İzmir’de görülecek olan Deniz Poyraz duruşmasına katılacak. Buradan bütün kadınlara çağrımızdır. Deniz’in katillerinden hesap sormak için İzmir’de buluşma çağrısında bulunuyorum.”

Paylaşın