Kılıçdaroğlu’dan Erdoğan’a Yanıt: Önce Konuşur Sonra Dediklerimi Yapar

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, kendisine “At atabildiğin kadar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Söylediklerine bakmayın, o önce konuşur sonra dediklerimi aynen yapar. Asgari ücret, elektrik faturaları, emekliye ikramiye olduğu gibi…” diye karşılık verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’dan, AK Parti İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda kendilerini hedef alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a peş peşe yanıt geldi.

Önce Kemal Kılıçdaroğlu “Erdoğan’ın söylediklerine bakmayın, o önce konuşur sonra dediklerimi aynen yapar” dedi. Ardından Erdoğan’ın hayata geçirdiği kendi projelerini sıraladı.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a cevabında şöyle yazdı:

“Ey Şahıs, Şanlıurfa’ya önerdiğim enerji modelini önce trollerinle kapatmak istedin; baktın olmuyor kendin geldin. Bugün 1 saat kürsüde beni anlatmışsın, anlat anlat. Beni takip etmeye devam et. Tekrar ediyorum, Şanlıurfa’nın taşlık arazisinde güneş enerjisinden elektrik üretilir.

Erdoğan’ın söylediklerine bakmayın, o önce konuşur sonra dediklerimi aynen yapar. Asgari ücret, elektrik faturaları, emekliye ikramiye, 3600 ek göstergede yapacağı gibi… Şimdi de kadınları ve nafakayı konuşmaya başlamış. Koş Erdoğan koş, sana daha neler yaptıracak bu Bay Kemal!”

“İstanbul’a hizmet için çalışacağız”

Ardından Ekrem İmamoğlu Erdoğan “2,5 yılda yaptığımız yatırımlar ve hayata geçirdiğimiz projelerle İBB’de 21.500 kişiye istihdam sağladık. 2024’e kadar yeni yatırımlar ve projelerle Cumhurbaşkanımızın iddia ettiği rakamı, yani 45 bin kişiyi, İstanbul’a hizmet için istihdam etmek üzere var gücümüzle çalışacağız” sözleriyle karşılık verdi.

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, AK Parti İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda İmamoğlu’na yönelik şöyle konuşmuştu:

“CHP belediyelerinde 15 bin kişiyi işten çıkarıp terörle bağlantılı 45 bin kişiyi işe aldı. Hani İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde personel fazlası vardı? Utanmadan bana mektup gönderiyor, ‘Böyle bir şey yok’ diye. İBB’nin önünde hanımlarıyla beraber ağlayanların gözyaşlarını sen bize anlatma. Senin bütün yalanların orada tutuluyor. Bay Kemal ve onun müridi. Yenikapı’ya sıra sıra dizdikleri araçların daha fazlasını, 3-5 kat daha yüksek fiyatla belediyeye doldurdular. Belediyenin borcunu hiçbir iş yapmadan 23.5 milyar liradan 61 milyar liraya çıkardılar.”

Erdoğan Kılıçdaroğlu’na yönelikse şunları söylemişti:

“CHP Genel Başkanı Şanlıurfa’da belediyeyi vermeleri halinde elektriği bedava kullandıracakları sözünüz verdi çiftçiye. Hesap uzmanı bu zatın hesabı başlı başına felaket. CHP Genel Başkanı’na söylediklerinin ne anlama geldiğini anlatmaya çalışalım. Her 1 megawatt güneş enerjisi üretimi için 15 dönüm arazi gerekiyor Bay Kemal. Yani 2 milyon 300 bin dönüm arazide 153 bin megawatt enerji üretilebilir. Yani bu zat Şanlıurfa’nın taşlı tarlalarında 99 yıllık birikimimizi 1,5 kat aşacak bir enerji gücü kurmaktan söz ediyor.

“Ülkemizin hali hazırdaki 8 bin megawattlık güneş enerjisi altyapısının 21 katının bir kalemde Şanlıurfa’da kuruyor. Peki böyle enerji gücü oluşturmak için ne kadarlık bir yatırım gerekiyor. Tam 125 milyar dolar gerekiyor. Adana’da böyle bir arazi yok demişti ya, öyle de değilmiş. Adana topraklarının neredeyse yarısı tarıma uygun olmayan taşlık araziymiş. Aynı yatırımı orada da yapmasında hiçbir mahsur yok. Tabi iş yalan. Bu yalanı söylemeye gelince dilin kemiği yok. At atabildiğin kadar. Ama yalanı rakamlarla söyleyince işte böyle hesap kitap devreye giriyor ve gerçekler gelip yüzüne bir tokat gibi çarpıyor.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Hükümete ‘İşten Çıkarmalar 6 Ay Yasaklansın’ Çağrısı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Hükümet, derhal Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının işini koruyacak önlemler alsın, sığınmacıların kaçak çalıştırılmasına göz yummasın. Ayrıca acilen işletmelere destek paketleri açıklansın ve 6 ay boyunca işten çıkarma yasaklansın.” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Acilen işletmelere destek paketleri açıklansın” çağrısında bulundu. Kılıçdaroğlu, çağrısında, “Ay boyunca işten çıkarma yasaklansın.” ifadelerine de yer verdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama da şu ifadeleri kullandı;

“Günlerdir ev kadınları ile buluşuyorum. Ev kadınları, asgari ücretli eşlerinin işini kaybetmesinden korkuyorlar. Şimdi, asgari ücretlinin işini güvence altına almamızın zamanı.

Hükümet, derhal Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının işini koruyacak önlemler alsın, sığınmacıların kaçak çalıştırılmasına göz yummasın. Ayrıca acilen işletmelere destek paketleri açıklansın ve 6 ay boyunca işten çıkarma yasaklansın.”

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Soros’ İddiası

Partisinin Osmaniye il kongresinde konuşan Babacan, “Mesele Soros değil. Haftanın düşmanı panosu. Oraya kimi koyuyorsa o hafta o düşman oluyor. Soros dese ‘para getireyim’, hemen dost olur. Daha önce BAE için hain demiyor muydu? Sonra ne oldu veliaht prens geldi devlet töreniyle karşıladı. ‘Denize düşen yılana sarılır’ diyorsan açıkla. Paraya çok ihtiyacın varsa açıkla. 5 yıl boyunca 84 milyon insanı bu ülkeye düşman belletin.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Sırf Sayın Erdoğan’a sahte zafer yaratmak için ne yaptılar? Merkez Bankasına arka kapıdan döviz sattırdılar. Kendi vatandaşını dövizle borçlandırıyor. Bu yarınlara ipotek koymaktır. Erdoğan nas diye diye finansal sisteme baltayla, kazmayla dalmadan önce, dolar kuru 8,30 idi. Türk lirasının esamesi okunmuyor. Türk lirası kazanıp, Türk lirası harcayan vatandaşlar olarak, her gün batıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Babacan, konuşmasında, kur korumalı TL mevduatlarıyla ilgili olarak, “Faiz ödemelerini direkt döviz kuruna bağladı. Bu, ta 1970’lerin hatalı uygulaması. Özal bunu hayatımızdan çıkarmıştı. Özal’ın ‘büyük hata’ dediği, ‘inşallah bir daha olmaz’ diyerek uyardığı, 1970’lerin berbat bir ekonomi modelini aldınız, 2021 Türkiye’sine yeni bir şeymiş gibi sunuyorsunuz.” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Osmaniye’de partisinin il kongresinde gündeme dair açıklamalarda bulundu Babacan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle;

“Faiz ödemelerini direkt döviz kuruna bağladı. Bu, ta 1970’lerin hatalı uygulaması. Özal bunu hayatımızdan çıkarmıştı. Sayın Erdoğan’a seslenmek istiyorum. Bu hafta başında yaptığınız açıklamalar Özal’ın kemiklerini sızlattı. Özal’ın ‘büyük hata’ dediği, ‘inşallah bir daha olmaz’ diyerek uyardığı, 1970’lerin berbat bir ekonomi modelini aldınız, 2021 Türkiye’sine yeni bir şeymiş gibi sunuyorsunuz. Bu hatalı kararla yarınlarımıza ne denli büyük bir yük bırakılacağını şu an hesap dahi edemiyoruz.

Mevduat sahibi kişiler gidip dövizini Türk lirasına çevirdi mi? BDDK verilerine baktığımızda, o iki günde vatandaş 1 milyar 700 milyon dolar daha döviz almış. Sırf Sayın Erdoğan’a sahte zafer yaratmak için Merkez Bankası’na arka kapıdan döviz sattırdılar. Sadece pazartesi ve salı rakamı 7 milyar dolar. Hâlâ rezerv yakarak doları baskılamaya çalışıyorlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yüksek faiz isteyenler Sorosçulardır” sözlerini Hazinenin borçlanma faizi grafiğini ve George Soros ile Erdoğan’ın fotoğrafını yayınlayarak yanıtlayan Babacan şunları söyledi:

“Faizci kim? Eylülde Hazine’nin borçlanma faizi yüzde 17 iken şu anda yüzde 25,16. Hazine yüzde 25’ten borçlandığı anda bunu beş sene boyunca ödeyecek. Mesele Soros değil, haftanın düşmanı panosu. Bir tane pano asmış, üstünde ‘Haftanın düşmanı’ yazıyor. O panoya isterse onu yazıyor. Bu haftanın düşmanı Sorosmuş. Fakat Soros çıkıp ‘5-10 milyar dolar para getirsem’ dese hemen dost olur. Soros’la defalarca görüşen de, Hazine’nin borçlanma faizini eylülden bu yana 17’den 25’e çıkartan da kendisi.

Nasıl Birleşik Arap Emirlikleri ‘Para getireceğim’ deyince devlet töreni düzenlediyse, Soros ‘Bir miktar para getireyim’ desin, onu da güzel bir törenle karşılar. Ülkenin ekonomisini zayıflatırsanız, boynunuz böyle bükük olur. Başka ülkelerden para gelsin diye çırpınıp durursunuz. Bizim dönemimizde yatırımcılar kuyruğa giriyordu.

Ben Hazineden sorumlu bakan olduğum gün Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi yüzde 66 faiz ödüyordu. Bunu ta yüzde 4 buçuğa kadar indirdik. Sorsa, ‘Siz zamanında nasıl yapmıştınız?’ dese seve seve anlatırız. Ama artık kulaklar ve zihin kapalı.

“Krizlerden yine biz çıkaracağız”

Daha evvel bu ülkeyi ekibimizle beraber, hem 2002’de hem de 2009’da nasıl krizlerden çıkarttıysak yine biz çıkaracağız. Daha evvel nasıl ki ortak akıl ve istişare ile ülkemizi yoksulluktan kurtardıysak, yine biz kurtaracağız. Küçük adımlarla değil, büyük atılımlarla yapacağız. Daha güzel, daha mutlu, daha özgür, daha zengin tam demokratik bir Türkiye inşa edeceğiz.

Hiç kimse, bu ülkenin sorunlarının çözümünü, kaba kuvvette falan aramasın. Hiç kimse halkın iradesiyle inatlaşmasın.  Hele hele vesayet odaklarından medet umanlar var hiç heveslenmesin.Biz vesayetçilerin yönetimine de bir daha asla geçit vermeyeceğiz. Bu ülkenin çaresi ne bugünkü kötü yönetimdir ne de geçmişin vesayetçi aklıdır. Türkiye’nin sorunlarını demokrasi zemininde konuşarak çözeceğiz.

Bugünkü yönetim, tarımda Rusya’dan aldığı ürünlere verdiği desteği, yani Rus çiftçilerine verdiği desteği kendi çiftçilerimize vermiyor. Gıda gibi stratejik alanda dışarıya bağımlı olduk. Çünkü çiftçimizin sesi Külliye’ye ulaşmıyor ama ithalat lobileri oraya çok kolay ulaşıyor. Büyük miktarda alıp satıyorlar. Çok büyük rant var. Üstelik herkese izin verilmiyor. Önceden belli kişiler kapıyı açıyorlar, ithalatı yapıyorlar, geri kapatıyorlar. Kimin kaçtan ithal edeceği belli. Tarımda çok kuvvetli bir ithalat lobisi var.”

Paylaşın

Sancar: İktidarlarını Devam Ettirmek İçin Ülkenin Kaynaklarını Satıyorlar

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, Şanlıurfa’da partililere yaptığı konuşmada, “Bu iktidar halkı alenen soymaktan en ufak bir haya duymuyor. Önce dövizi fırlattılar, şimdi “indiriyoruz” diye halkın kaynağını bir avuç sermayedara peşkeş çekiyorlar, kapı arkasından bu ülkenin kaynaklarını satıyorlar ve bunu da bir başarı hikayesi olarak sunuyorlar. Oysa yapılan şey, bu ülkenin yoksul halklarını daha da yoksullaştırmak, emekçisini açlığa mahkum etmek, işsizlerini ölüme göndermektir. Çünkü bu ülkenin, halkın kaynakları soyuluyor. Bunun tek bir nedeni var, iktidar bunu yaparken tek bir derdi var; iktidarını devam ettirmek! “Ülke batsın benim iktidarım devam etsin” diyor.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Konuşmasında, yapmayı planladıkları mitinge Şanlıurfa Valiliği tarafından izin verilmediğini söyleyen Sancar, “Biz halkımızla buluşmaktan vazgeçmeyiz, hiçbir güç halkla buluşmamızı engelleyemez. İşte sizinleyiz, Urfa’dayız. Biliyorlar bu toplantımızı meydanda yapabilseydik binlerce, on binlerce Urfalı burada olacaktı. Ama buradan sesimiz on binlere de milyonlara da ulaşır. Yeter ki biz kararlı olalım” dedi.

Sancar, konuşmasının devamında, “Şenyaşar ailesine yapılanlar. Zulmün büyüğü yapıldı, herkesin gözleri önünde, üç insan hunharca katledildi, herkes seyrediyor. Devlet, savcılar seyrediyor. Üstüne üstlük ailemize saldırıyorlar. Bu adaletsizliğin ötesinde kara bir zulümdür. Şenyaşar ailesinin adalet davası bu ülkenin onur meselesidir” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Şanlıurfa’da partisinin düzenlediği halk buluşmasına katıldı. Buluşmada konuşan Sancar şunları söyledi:

“Miting için hazırlık yapmıştık, önce Suruç’ta hazırlık yapmıştık, bunu kabul etmediler, Urfa’da yapmak için seçtiğimiz yeri de iptal ettiler. Asla hiçbir güç halkla buluşmamızı engelleyemez. İşte sizinleyiz, Urfa’dayız, birlikteyiz. Biliyorlar meydanda yapsaydık bu mitingi binlerce, on binlerce insanımız burada olacaktı. Şimdi sesimiz on binlere de, yüzbinlere de, milyonlara da ulaşır! Yeter ki biz kararlı olalım ve yolumuzda dik yürümeye devam edelim.

Şimdi adalet zamanı, şimdi HDP zamanı” diyoruz. Öyle bir şehirdeyiz ki medeniyetlerin beşiği, kültürler diyarı insanlık tarihinin yeniden yazılmasını sağlayan derin köklere sahip bir medeniyet diyarındayız. Tarımın, zanaatın ve pek çok güzelliğin üretildiği bir şehirdeyiz. Bırakılsa Türkiye’nin 3’üncü büyük şehri olan Urfa, bu ülkeyi besleyecek kadar verimli topraklara sahip. Ama Urfa bu ülkenin işsizliği, yoksulluğu en yüksek şehirlerden biri. İşte adaletsizliğin en büyüğü budur, en büyük adaletsizlik burada başlıyor. Ekmekten, aştan, kendi toprağından, suyundan yararlanmasına izin verilmeyen bir halka yapılan şey adaletsizlik ve zulümdür. Bu ülkenin pek çok yerine en çok mevsimlik işçi gönderen şehirlerden biridir. Mevsimlik işçilerin hangi şartlarda çalıştığını da biliyoruz, bu da adaletsizlik!

“Şenyaşar Ailesinin adalet davası bu ülkenin onur meselesidir”

Şenyaşar Ailesi! Ferit kardeşim yanımda. Emine Anamız gelemedi. Biz her zaman her şart altında oradayız, onlarlayız. Adaletsizliğin zulüm boyutuna vardığı bir örnektir Şenyaşar Ailesine yapılanlar. Zulmün büyüğü herkesin gözü önünde, 3 insan hunharca katledildi, herkes seyrediyor, devlet seyrediyor, savcılar seyrediyor ve üstüne üstlük ailemize saldırıyorlar. Bu adaletsizliğin ötesinde kara bir zulümdür ve şimdi Emine Ana Ferit kardeşimizle birlikte adliye önünde oturuyor. Belki bugün bu şartlarda, bu soğukta orada değil ama bu nöbet devam edecek, adaleti haykırmaya devam eden tek bir kişi kalıncaya kadar devam edecek. Biz bir kez adaleti haykırmaya başladık mı yüzbinler, milyonlar bu sesi duyacak. İlk oturduklarında belki tek başınaydılar, ama şimdi sesleri Türkiye’nin her yerine yayıldı. Bu dava bizim davamız, bu ses bizim sesimizdir. Şenyaşar Ailesinin adalet davası bu ülkenin onur meselesidir. Eğer burada dayanışma göstermekten kaçınan olursa bu onur sınavında kalacaktır ve bu onların alnına kara bir leke olarak sürülecektir. Ama adalet mücadelesi er ya da geç amacına ulaşacaktır.

“Adalet mücadelesi için sonuna kadar yürümeye kararlıyız”

Adalet nedir? diye sorarsanız ciltlerle kitap yazılmış ama geçenlerde Emine Ana güzel bir söz söyledi: “Adalet yoksa ekmek de yoktur”. Daha nasıl anlatılır. Eğer bir ülkede adalet yoksa ekmek de olmaz, huzur da olmaz, barış da olmaz. O nedenle adalet mücadelesi hem iş, aş, ekmek mücadelesidir hem barış ve özgürlük mücadelesidir, hem de onur mücadelesidir. Şenyaşar Ailesine yapılanlar, hepimize yapılmıştır. Sessiz kaldığımız müddetçe hepimiz bu adaletsizliğe maruz kalacağız. Kararlıyız, bunu durduracağız. HDP bunun için vardır, HDP bütün halklarla birlikte adaleti bu ülkeye hakim kılmak için vardır. O nedenle, zulüm arttıkça mücadele yükselecek. Zulmü artan yönetici mutlaka zeval bulacak, ama bunun olması için o zevalin gerçekleşmesi için kararlı bir mücadele gerekiyor. İşte biz bu yoldayız, adalet mücadelesindeyiz ve bunda sonuna kadar yürümeye kararlıyız.

“Hz. İbrahim’in inançlı ruhunu bütün ülkeye yayacağız”

Değerli Urfa halkları, bu konuşmayı Kürtçe ya da Arapça da yapabilirim. Buradan bütün Türkiye’ye ye konuşuyoruz ve bu 3 dil de  benim gönlümdedir. İşte Urfa bu kardeşliğin ve birlikteliğin kalesi olacaktır, halkların ortak mücadelesinin, ülkeye adaleti getirdiği başlangıç noktası, kale ve zirve olacaktır Urfa. Buna inanıyoruz. Çünkü buradan çok zalimler geçti, Nemrutlar geçti, ama Hz. İbrahimler de buradan geçti. Hz. Eyüp’ün sabrı var, ama Hz. İbrahim’in inançlı ruhu da var burada ve biz bu ruhu bütün ülkeye yayacağız.

Zulüm cezaevlerinde devam ediyor. Cezaevleri ölüm evleri haline getirildi, tecrit bu ülkenin yönetim sistemi haline dönüştürüldü. Hem tecride hem de cezaevlerindeki ölümlere, infazlara karşı adalet mücadelemizi sürdüreceğiz. Biliyorsunuz hasta mahpusları bütün raporlara rağmen bırakmıyorlar. Son bir ayda 7 cenaze çıktı. Bu idam cezasının fiilen uygulanmasıdır, bu yargısız infazdır, kirli bir intikam oyunudur. Şimdi diyoruz ki Aysel Tuğluk arkadaşımıza, bütün hasta mahpuslara adalet zamanıdır, onlar için adaleti haykırmaya devam edeceğiz ve özgürlüğü bu topraklara mutlaka getireceğiz.

“Roboskî’ye bombaya atan da öldürme emri veren de katildir”

Adalet mücadelesinin devam ettiği bir kanlı katliamın yıl dönümündeyiz. 28 Aralık’ta Roboskî’nin 10’uncu yılı oluyor. Ve Roboskî’de katledilen 17’si çocuk 34 can için adaletsizliğin her türü bu ülkede yaşandı. Katletme zaten büyük bir cinayet, ama davada sanıkları failleri, faillere emir verenleri ortaya çıkarmamak da suç ortaklığıdır. Kim ki Roboskî’de bombaları attıysa, o insanları öldürdüyse katildir, ama o insanları öldürme emrini verenler de o emirleri verenlerin ortaya çıkarılmasını engelleyenler de o katliamın hesabının sorulmasının önünü tıkayanlar da suç ortağıdır. Adalet mücadelesi bütün faillere ve suç ortaklarına karşı büyük bir mücadeledir. Roboskî’den Şenyaşar Ailesine, Maraş Katliamı’ndan bu ülkeye yaşatılmış daha pek çok acıya kadar davamız adalet davasıdır. Bu ülkede yaraları sarmak, geleceği özgürlük ve barış üzerine inşa etmek için varız, yaraları sarmak için de mutlaka yüzleşmek gerekir. Yüzleşmek demek, bu acıların kaynağına inmek demektir, bu sistemi işleten ve büyüten anlayışı sorgulamak demektir. Bütün bunlarla hesaplaşma olmadan, yüzleşme yapılmadan bu ülkede geleceği barış ve demokrasi üzerine kurmak mümkün değildir. Biz hesap soracağız derken bütün yaraları sarmak için bu sistemin bu işleyişini, bu zihniyeti sona erdirmek istiyoruz, ama katilinden de katliam emrini verenden de yargı önünde mutlaka hesap sormak görevimizdir. Elbette bunun da peşinde olacağız, ama esas peşinde olduğumuz yaraları sardığımız büyük barışı getirmektir. Bu büyük barışı getirdiğimizde adalet de işleyecek, demokrasi de kurulacak, adalet ve özgürlük de olacak, Garibe Gezerlerin de hesabı sorulacak, Deniz Poyrazların da rüyaları, düşleri hayalleri mutlaka gerçeğe dönüşecektir.

“İktidarlarını devam ettirmek için ülkenin kaynaklarını satıyorlar”

Zulüm iktidardadır, bu iktidar bir zulüm yönetimi oluşturmuştur. Ekonomiye çok fazla girmek istemiyorum. Son zamanlarda yaptıkları işlere bakarsanız kime çalıştıklarını kendilerinin de açıkça gizleyemez hale geldiğini görürsünüz. Hazine ve Maliye Bakanı gelmiş, bu iktidarın zihniyetini saklamaya gerek görmüyor ya da artık saklanacak boyutları aştı gitti. Diyor ki “senin bir maaşın var, en fazla enflasyonun altında ezilirsin ama bizim servetimizi ve zenginliğimiz gider” diyor. Bu iktidar halkı alenen soymaktan en ufak bir haya duymuyor. Önce dövizi fırlattılar, şimdi “indiriyoruz” diye halkın kaynağını bir avuç sermayedara peşkeş çekiyorlar, kapı arkasından bu ülkenin kaynaklarını satıyorlar ve bunu da bir başarı hikayesi olarak sunuyorlar. Oysa yapılan şey, bu ülkenin yoksul halklarını daha da yoksullaştırmak, emekçisini açlığa mahkum etmek, işsizlerini ölüme göndermektir. Çünkü bu ülkenin, halkın kaynakları soyuluyor. Bunun tek bir nedeni var, iktidar bunu yaparken tek bir derdi var; iktidarını devam ettirmek! “Ülke batsın benim iktidarım devam etsin” diyor. İşte bunun için Merkez Bankası’nın 128 milyar dolarını daha önce çarçur edip bir avuç yandaşa peşkeş çektiren “nerede o para?” diye soruyorsunuz, bin tane çelişen cevap veriyorlar, bir tane doğru var. Bu kaynaklar halkın kaynaklarıydı, yandaşlara, rantiyeciler peşkeş çekildi. Son yapılan ekonomi operasyonunda da aynı mantık geçerlidir. “Benden sonra tufan” anlayışı iktidarın bütün yaptıklarının temelinde yatıyor. “Ülke batsın, ben iktidarda kalayım, halk yoksullaşsın ben ve yandaşlarım daha da zengin olalım, rantiyeciler, sömürücüler daha da palazlansın” diyorlar.

“İktidar zulmüne devam ettikçe karşısında dirençli bir HDP bulacaktır”

İşte  ekonomi modeli diye karşımıza getirdikleri şey, bu dövizin indirilmesi diye başarı olarak anlattıkları yalan da tam olarak bu. İşte buna da karşı çıkacağız, bu da adaletsizliğin en büyüklerindedir. Bu adaletsizliğe karşı da mücadelemiz büyüyerek devam edecek. Bu iktidar zulmüne devam ettikçe karşısında dirençli bir HDP ve halkların ortak mücadelesini bulacaktır. Bu ülkenin demokrasi isteyen, emekten yana, özgürlükten yana tüm insanların ortaklığını yaratacak güç olarak HDP, bu iktidarın korkulu rüyasıdır. Onun için her gün operasyonlara maruz kalıyoruz, gözaltılar, tutuklamalar, davalar açılıyor, mitinglerimiz engelleniyor; ama hiç bir güç bizi yürüyüşümüzden adalet barış, özgürlük yürüyüşümüzden alıkoyamıyor. Yürüyoruz, büyüyoruz, daha da büyüyeceğiz. Bu ülkeye adaleti de, barışı da, demokrasiyi de getirmenin öncülüğünü yapacağız! Bu iktidarda zulüm varsa bizde de mücadele kararlılığı var. Zulüm bitecek adalet gelecek!

“Şimdi adalet zamanı derken aynı zamanda şimdi seçim zamanı diyoruz”

Şimdi adalet zamanıdır, istedikleri kadar oyun oynasınlar, halktan kaçsınlar er ya da geç seçim sandığı bu halkın önüne gelecek. Her ne kadar 2023’ten önce seçim olmaz dese de AKP Genel Başkanı inanmayın. Zorlayacağız; ille de erken acil seçim demeye devam edeceğiz. Güveniyorlarsa kendilerine getirsinler sandığı halkın önüne koysunlar, hakemliği halk yapsın. Ama korkuyorlar. Bu sandığı halkın önüne bir an önce getirmek gerekiyor. Bunun için girişimlerimizi meydanlarda, fabrikalarda tarlalarda sürdürüyoruz. Diğer partilerle bu görüşmeleri yapıyoruz. Bu çalışmalarımızı mücadelemizi devam ettireceğiz. Adalet sadece seçimlere bağlanabilecek bir mesele değildir, bir seçimden bir seçime hatırlanacak bir mücadele değildir. Adalet mücadelesini her an yürütme mecburiyetimiz var. Ama seçim de hesap sorma günüdür, halkın hesap sormak için kullanabileceği en büyük imkanlardan biri. Şimdi adalet zamanı derken aynı zamanda şimdi seçim zamanı diyoruz. Hemen seçim, derhal seçim bu iktidar her yerden bu halka hesap verecek, en büyük hesabı da sandıkta vereceğiz. Halkın keseceği faturayı da bir tokat gibi yiyecek, bunu biliyoruz. Halk öyle bir cevap verecekti, bir daha böyle bir zulüm düzeni, baskı olmasın diye cevap verecek. O cevabı bizle her gün halklarımızla, emekçilerle buluşarak bunun mücadelesini vererek sürdüreceğiz.

“Büyük barışı kurmak için adaleti ve demokrasiyi getirmek için varız”

Bu ülkenin kaynaklarını en fazla harcadıkları yer neresi biliyor musunuz? Savaş politikaları. Bu ülkede Kürt sorununa çözümsüzlükle yaklaşmak iktidarları çökertir, bunu hep söyledik ama bu ülkeyi de her zaman daha fazla baskıya, acıya sürükler dedik. Bu ülkede refahı artırmak, acil bölüşmek, adalet ve eşitlik üzerine kurulu bir gelecek inşa etmek için Kürt sorununda demokratik çözüm şarttır. Demokratik çözümün önünü tıkayan iktidarlar eninde sonunda gider ama bu ülkeye de büyük zararlar verirler. İşte biz HDP olarak büyük barışı Kürt sorunun demokratik çözümü başta olmak üzere bütün diğer adalet meselelerini çözmek için yoldayız. Büyük barışı kurmak için adaleti getirmek için bu ülkeye huzuru, demokrasiyi getirmek için varız. Sadece bu ülkeye değil, barış ancak halkların eşit ortaklığı, barış demokrasi ve adaletle gelir. O nedenle şimdi HDP zamanıdır. Bu ülkeye de Ortadoğu’ya da bu bölgeye de barış HDP fikriyatı ve mücadelesiyle gelecektir, adalet bizlerle gerçekleşecektir. Bunu biliyoruz buna inanıyoruz, Urfa bunun en büyük örneğini vermeye hazırlanıyor. Sessizliği Hz Eyüp’ten miras aldığı o sabırdandır. Ama kararlılığı da bu topraklarda yetişmiş sayısız mücadele insanından aldığı ilhamdandır.

“Bu iktidar  kaybedecek bizler kazanacağız”

Sevgili İbrahim Ayhan yoldaşımız ona da bin rahmet ve hasret gönderiyoruz. Bu mücadelede kaybettiğimiz bütün arkadaşlara, rehin tutulan, sürgüne gönderilen bütün dostlara selam olsun. Bu adaletsizliğin ve zulmün hesabı sorulacak. Rehin tutulan arkadaşlara, sürgünde bulunan yoldaşlara özgürlükte buluşma sözünü veriyoruz. Barış ve demokrasi yakındır, yeter ki bu yolda yürümekte zerre tereddüt etmeyelim. Yolumuzda kararlılıkla yürüyelim. İnancımızı her daim diri tutalım. Zulüm kaybedecek adalet kazanacak. Bundan kimsenin şüphesi olmasın bu iktidar kaybedecek bizler kazanacağız.”

Paylaşın

Erdoğan’ın Görevini Yapış Tarzına Destek Yüzde 38.6’a Düştü

Metropoll Araştırma’nın son yaptığı ankete göre, seçmenin yüzde 57,2’i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görevini yapış tarzını onaylamıyor. Anket 11-15 aralık tarihleri arasında 28 ilde 1514 kişi ile yapıldı.

Haber Merkezi / Metropoll Araştırma’nın Türkiye’nin Nabzı Aralık 2021 anketine göre, seçmenin yüzde 57,2’i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı görevini yapış tarzını onaylamıyor.

Metropoll Araştırma, “Türkiye’nin Nabzı Kasım 2021” anketine katılanlara, “”Genel olarak düşündüğünüzde Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı görevini yapış tarzını onaylıyor musunuz?” diye soruldu.

Ankete katılanlardan yüzde 38,6 ‘sı “Evet, onaylıyorum” cevabını verirken, yüzde 57,2’i ise soruyu “Hayır, onaylamıyorum” şeklinde yanıtladı. Yüzde 4,3’lük kesim ise herhangi bir fikri ya da cevabı olmadığını ifade etti.

Metropoll araştırma şirketinın yayınladığı veriler, Türkiye genelinde 26 bölgeyi esas alan 28 ilde tabakalı örnekleme ve ağırlıklandırma yöntemi ile 11-15 Kasım tarihleri arasında toplam bin 514 kişi ile yapılan ankete dayanıyor.

Metropoll Araştırma’nın “Türkiye’nin Nabzı Kasım 2021” anketine de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı görevini yapış tarzını onaylayanların oranı yüzde 39,3, onaylamayanların oranı yüzde 54,5’ti. Yüzde 6,2’lik kesim ise herhangi bir fikri ya da cevabı olmadığını ifade etmişti.

Paylaşın

İdam Edilen Hıdır Aslan’ın Fotoğrafını Paylaşmaya Soruşturma

25 Ekim 1984’te Burdur Kapalı Cezaevi avlusunda idam edilen Hıdır Aslan’ın fotoğrafını sosyal medyada paylaşmak “terör örgütü propagandası” sayıldı. Arslan’ın fotoğrafını paylaşan SOL Partili Murat Güzel hakkında soruşturma başlatıldı.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Ankara’da SOL Parti Keçiören İlçe Başkanı Murat Güzel’e, Türkiye’de idam edilen son kişi olan Hıdır Aslan’ın fotoğrafını sosyal medyada paylaştığı için “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla soruşturma açıldı.

Güzel, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı soruşturma kapsamında Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde ifade verdi. Güzel’e 12 Eylül’de idam edilen Mustafa Özenç, İlyas Has ile Türkiye’de idam edilen son kişi oan Hıdır Aslan’ın fotoğraflarını, sosyal medya hesabında neden paylaştığı sorulduğu bildirildi.

68 gençlik hareketi liderlerinden, 4 Kasım 2014 tarihinde hayatını kaybetmesinin ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden düzenlenen törenle cenazesi kaldırılan Nasuh Mitap’la ilgili paylaşımı yeniden paylaşması da Güzel’e sorulan sorular arasında yer aldı.

Soruşturma evrakında, “Terör örgütü propagandası, Devrimci Yol örgütü propagandası yaptığınız anlaşılmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Güzel, ifadesinde; “paylaşımları suç işlemek amacıyla yapmadığını” ve söz konusu paylaşımların “ifade özgürlüğü kapsamında” olduğunu belirtti. Güzel, “Kaldı ki bu paylaşımlar kamuoyuna açık binlerce insanın ulaşabileceği aynı zamanda beğenerek paylaşımda bulunulan fotoğraflardır” dedi.

SOL Parti Keçiören İlçe Örgütü’nden yapılan yazılı açıklamada ise soruşturmaya tepki gösterildi. Açıklamada, “Terör örgütü propagandası yapma suçlamasıyla açılan soruşturma bir işgüzarlıktan başka bir şey değildir” denildi.

“Açıklamaya dahi gerek duyulmayacak kadar aleni gerçek şudur ki, geçmişte kaybettiğimiz devrimcileri anmak asla suç olamaz, suç sayılamaz, terörle anılamaz” ifadelerine yer verilen açıklamada, Murat Güzel’e yönelik soruşturmanın davaya dönüştürülmeden kapatılmasının beklendiğini belirtildi.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Uyarı

Kovid 19’da son 24 saatte 20 bin 470 yeni vaka tespit edilirken, 145 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Tedbirlere özenle uymak, hatırlatma dozunu aksatmadan yaptırmak ve sosyal hayatı olması gerektiği gibi sürdürmek: Varyant yeni, yapmamız gerekenler aynı. Ciddiyetle” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 357 bin 536 test yapılırken, 20 bin 470 yeni vaka tespit edildi. 145 kişi hayatını kaybederken, 22 bin 109 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron varyantının Avrupa’dan sonra ülkemizde de yayılmaya başlaması hatırlatma dozunun önemini çok artırdı. Tedbirlere özenle uymak, hatırlatma dozunu aksatmadan yaptırmak ve sosyal hayatı olması gerektiği gibi sürdürmek: Varyant yeni, yapmamız gerekenler aynı. Ciddiyetle.

 

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Demirtaş: Mücadele, Zulüm İktidarı Yıkılıncaya Kadar Sürecek

Selahattin Demirtaş, “Bizim çabalarımız, halkımızın da desteği olmasaydı bugün durum çok daha vahim olabilirdi, umut adına kırıntı bile kalmayabilirdi. Dışarıda yürüyen mücadele esas yön verici olmakla birlikte bizler de cezaevinden, sıra dışı bir mücadele yöntemiyle ses olmaya çalıştık. Bu durum sürüyor, zulüm iktidarı yıkılıncaya kadar da sürecek” dedi.

4 Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Halkların Demokratik Partisi eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, gazeteciler Akın Olgun, Gözde Bedeloğlu ve Kemal Bozkurt’un hazırlayıp sunduğu ‘Aç Parantez’ programı için soruları yanıtladı.

Demirtaş ile yapılan kısa röportaj, 24 Aralık 2021 Cuma günü saat 20:30’da, Aç Parantez YouTube kanalında izleyiciyle buluştu.

Programın ‘3 soru 3 cevap’ bölümünde gazetecilerin gündeme dair sorularını yanıtlayan Demirtaş, halkın desteği ile tek adam rejimine karşı mücadeleye devam ettiğini ve büyük bir değişimin kapısını aralayacak olanın yine halkın kararlığı olduğundan kuşku duymadığını söyledi.

Türkiye’nin ikinci yüzyılına solun rengi ve damgasının vurulmak zorunda olduğunu belirten Demirtaş, “Biz her daim güçlerimizin emekçiler lehine birleştirilmesinden yana olup gönlümüzü ve kapımızı açık tutmaya devam edeceğiz” dedi.

“Biz demir leblebiyiz”

Kemal Bozkurt: Cezaevine girdiğiniz andan itibaren sadece politika değil kitaplar, resimler, karikatürler ve makaleler de üretmeye devam ettiniz. Erdoğan’ın sıklıkla “kültür ve sanatta istediğimiz yerde değiliz!” dediği dönemdi bu aynı zamanda. Özellikle yerel seçimlerde ve tekrarlanan İstanbul seçiminde ülkenin geleceğini de etkilediniz. İktidar sizi “içeriye attığına” pişman mıdır?

Selahattin Demirtaş: Valla pişmanlar mı değiller mi tam olarak bilemiyorum. Ancak onları pişman etmek için elimizden geleni yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Dışarıdayken şöyle bir şey dediğimi hatırlıyorum: “Biz demir leblebiyiz, demir leblebi. Bizi çiğnemeye çalıştıkça dişlerin dökülecek senin.” İçeri girdiğimden beri bu sözün gereğini yerine getirmeye gayret ediyorum. Çünkü bu iş o kadar basit değil. Bizleri, seçilmiş milletvekilleri ve halkın iradesinin temsilcisiyken yasa dışı bir şekilde adeta evlerimizden kaçırdılar. Kurmak istedikleri otoriter tek adam rejiminin önünde engel olarak gördükleri herkese ve her kuruma benzer şekilde hukuk dışı operasyonlar yaparak kendilerine alan açmaya çalıştılar. Bizler de halkla bağ kurabileceğimiz her türlü imkanı sonuna kadar kullanarak mücadeleye cezaevinden katkı vermeye çalıştık ve halkımız sayesinde bunu büyük ölçüde başardık. Bizim çabalarımız, halkımızın da desteği olmasaydı bugün durum çok daha vahim olabilirdi, umut adına kırıntı bile kalmayabilirdi. Dışarıda yürüyen mücadele esas yön verici olmakla birlikte bizler de cezaevinden, sıra dışı bir mücadele yöntemiyle ses olmaya çalıştık. Bu durum sürüyor, zulüm iktidarı yıkılıncaya kadar da sürecek.

“Geleceği inşa etmeye çalışıyoruz”

Akın Olgun: Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayata geçirdiği “tek şef” siyasetinin önünde Demirtaş’ı ve HDP’yi hep “ayak bağı” olarak gördüğünü inkar etmiyor ve ifadelerine yansıyor. En son cezaevinde olan size “miting bile yapamaz” diyerek seslendi. Devletin en tepesindeki siyasetçinin süreklilik arz eden bu tutumunu neye bağlıyorsunuz? Politik tavrı dışında, durumu kişiselleştirdiğini de düşünüyor musunuz? Ayrıca Türkiye siyasetine “ketıl konuşmaları” kazandırmış biri olarak sizce iktidarın suyu ısındı mı?

Selahattin Demirtaş: Muktedir şahıs, kendisine biat etmeyen herkesi düşman olarak kodluyor ve “tehlikeli kişi” olarak görüyor. Gücünün karşısında boyun eğmeyen bir tek kişi bile onun o sözde sınırsız gücünün halk nezdinde sorgulanmasına yol açıyor. Bu da onu tedirgin ediyor, muhtemelen uykularını kaçırıyor. Hal böyle olunca, orantısız bir güçle sürekli saldırıyor, bitirmeye ve teslim almaya çalışıyor. Bundan sonuç alamayınca iş, nefrete ve kişiselleştirmeye kadar gidiyor. Sanırım benimle ilgili de böyle bir hissiyatı var. Tabii ki asıl nedeni politiktir ama aşırı kişiselleştirme de var işin içinde. Ne yaparsa yapsın istediği sonucun yanına bile yaklaşamayınca bu defa durum tersine dönüyor. Öldürmeyen darbe güçlendirir misali, o saldırdıkça biz dik duruyor ve güçleniyoruz. O da tersine güç kaybediyor, yıpranıyor, dağılıyor adeta. Giderek yönetme kabiliyetini yitiriyor. Geniş kitleler artık onu terk etmeye başlıyor. Ve evet, siyasette suyu ısınıyor. Son noktayı, günü geldiğinde sandıkta halk koyacak ve gidişata nihai bir son verecek. Halkın kararlılığı büyük bir değişimin kapısını aralayacak, bundan kuşkum yok. Biz daha ziyade, iyi ve güzel olan gelsin diye uğraşıyoruz. Yani bir yandan mevcut zulümle mücadele ederken diğer yandan da geleceği inşa etmeye çalışıyoruz.

Gözde Dedeoğlu: Daha özgür ve daha demokratik bir Türkiye inşa edebilmek için, hep birlikte oturmamız gereken o masada sizce ne eksik, ne fazla?

Selahattin Demirtaş: Masanın kendisi eksik bi’defa. Ortada henüz masa yok. Bir çeşit fiskos sehpaları ve sehpaların etrafında kümelenip mırıldanan siyasi gruplar var. Bu da geleceğe dair umudun ete kemiğe bürünmesini engelliyor.

Tüm demokrasi güçleri (siyasi partiler, sendikalar; emek, çevre, kadın ve gençlik hareketleri, inanç grupları, sol hareketler) eksiksiz bir şekilde ve eşitler arası hukukla yuvarlak bir masaya oturup gelecek yüzyılın ortak manifestosunu ilan edebilirlerse, işte bu, somut bir alternatife dönüşecek, karamsarlığı ve kararsızlığı dağıtacaktır.

Türkiye’nin geleceğine ve ikinci yüzyılına solun rengi ve damgası vurulmak zorundadır. Emekten, eşitlikten, doğadan, kadından, ezilenden yana güçlü bir iktidar alternatifini ortaya çıkarmak mümkündür.

Biz de bu konuda samimi bir uğraş içerisindeyiz. Bunu anlayan da var anlamamakta ısrar edip kısır tartışmalara boğmak isteyen de. Biz hepsine saygı duyarız ancak bildiğimiz ve inandığımız yolda yürümeye de devam ederiz. Kaybedecek zamanımız yok, yoldaşça omuz omuza mücadele etmeye hazır olanlarla beraber somut adımlar atarak ilerleyeceğiz. “Ayrı durup mücadele edeceğiz” diyenlere de saygı duyarız. Ama biz her daim güçlerimizin emekçiler lehine birleştirilmesinden yana olup gönlümüzü ve kapımızı açık tutmaya devam edeceğiz.

Türkiye’nin “ötekileri” ülkenin yeniden inşasında bir adım öne çıkma cesaretini gösteremezlerse “öteki” olarak kalmaya devam edecekler. Biz bunu kabul etmiyoruz ve bir adım öne çıkıyoruz. Hem masayı kuracağız hem de masada olacağız.”

Röportajın tamamını izlemek için TIKLAYIN

Paylaşın

Ege’de Göçmen Faciası: 16 Ölü

Yunan sahil koruma ekiplerinin yaptığı açıklamaya göre, dün Ege Denizi’nde sığınmacıları taşıyan bir botun batmasıyla 16 sığınmacı hayatını kaybetti. Olayın bu hafta aynı bölgede meydana gelen üçüncü kaza olduğu bildirildi. Sahil koruma ekiplerinin arama ve kurtarma çalışması başlattığı bildiriliyor.

Yunan medyası da dün meydana gelen olaydan sonra şimdiye kadar bir çocuk, üç kadın, 12 de erkek cesedinin denizden çıkarıldığını haber veriyor. Tahminlere göre sığınmacıların bulunduğu teknede 80 kişi vardı. Teknenin Türkiye’den İtalya’ya yola çıktığının tahmin edildiği bildirildi.

Ege Denizi’nde bu hafta üçüncü kaza

Bu olaydan hemen önce Yunan makamları önceki gün meydana gelen başka bir tekne kazası sonrasında 11 sığınmacının boğulduğunu, 90 sığınmacının da kurtarıldığını açıklamıştı. Mültecilerin yer aldığı o teknenin de İtalya’ya doğru yola çıktığı açıklanmıştı.

Bu hafta ilk olarak yine Ege Denizi’nde Çarşamba günü 50 kişinin bulunduğu bir teknenin Bolukendire adası açıklarında battığı, çok sayıda sığınmacının kayıp olduğu haber verilmişti.

Yunanistan Denizcilik Bakanı Giannis Plakiotakis, bölgede yaşanan dramdan insan kaçakçılarını sorumlu tuttu ve “Onlar için insan hayatının önemi yok” dedi. Bakan Plakiotakis, “İnsanları can yeleği olmadan, asgari güvenlik standartlarına bile sahip olmayan teknelere dolduruyorlar” diye konuştu.

Plakiotakis Türkiye’yi eleştirdi

Denizcilik Bakanı Giannis Plakiotakis, Yunan televizyonuna verdiği demeçte, yaşanan insanlık dramından Türkiye’yi sorumlu tuttu ve Türkiye’nin insan kaçakçılarını engellemediğini iddia etti.

Yunan sahil güvenlik makamları, son aylarda Türkiye’den 11 bin sığınmacının Ege ve İyon Denizi üzerinden İtalya’ya geçiş yaptığını tahmin ediyor. Kaç kişinin bu tehlikeli yolculukta hayatını kaybettiği ise bilinmiyor.

Ege Denizi üzerinden, Ortadoğu, Afrika ve diğer bölgelerden binlerce sığınmacı her sene Avrupa Birliği ülkelerine ulaşmak üzere yola çıkıyor. 2015 ve 2016’da bir milyondan fazla sığınmacı Yunanistan üzerinden Avrupa Birliği topraklarına gelmişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

2021’de Google’da En Çok Hangi Kelimeler Arandı?

Google, 2021 yılında en çok aranan kelimeleri açıkladı. Türkiye’de listenin ilk sırasını EBA giriş (Eğitim Bilişim Ağı) alırken, en çok aranan kişi ise Mesut Özil oldu. Yemek tarifleri arasında en çok Güllaç tarifi aranırken, dizi de ise Squid Game listenin ilk sırasında yer aldı.

İnternetin en sık kullanılan arama motoru Google’ın 2021’in trendlerini açıkladığı listelerde yıl boyunca Türkiye gündemini oluşturan konular yer aldı. Genel aramalarda ilk 10 şöyle sıralandı:

  1. EBA (Eğitim Bilişim Ağı) giriş
  2. Squid Game
  3. AÖL
  4. Mesut Özil
  5. Elmalı Davası
  6. MHRS randevu
  7. Okulun ilk günü
  8. Sadakatsiz
  9. Sezai Karakoç
  10. HES kodu alma

En fazla aranan kişi Mesut Özil

Fenerbahçe’nin dünyaca ünlü yıldızı futbolcu Mesut Özil, 2021’in en çok aranan ismi oldu. İkinci sırayı ise milli voleybolcu Ebrar Karakurt aldı. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in üçüncü sırada yer aldığı liste şu şekilde sıralandı.

  1. Mesut Özil
  2. Ebrar Karakurt
  3. Mahmut Özer
  4. Burak Elmas
  5. İrfan Can Kahveci
  6. Miralem Pjanic
  7. Gedson Fernandes
  8. Nihal Yalçın
  9. Batuhan Karacakaya
  10. Zehra Güneş

En çok aranan diziler

Netflix tarafından dünya genelinde yayınlanan Güney Kore yapımı drama dizisi Squid Game, bu sene Türkiye’de en çok aranan diziler kategorisinde listenin başına oturdu. Yönetmenliğini Neslihan Yeşilyurt’un yaptığı ve başrollerini Cansu Dere, Caner Cindoruk, Melis Sezen ve Berkay Ateş’in üstlendiği Sadakatsiz, ikinci sırada yer aldı. İşte Türkiye’de en çok aranan 10 dizi:

  1. Squid Game
  2. Sadakatsiz
  3. Aşk Mantık İntikam
  4. Masumiyet
  5. Yargı
  6. Üç Kuruş
  7. Masumlar Apartmanı
  8. Sen Çal Kapımı
  9. Son Yaz
  10. Maraşlı

Ne zaman?

Kovid 19 salgını nedeniyle gündelik hayatın bir parçası olan dışarı çıkma kısıtlamaları, yine Google’da en çok arananlar arasındaydı. Türk kullanıcıların ‘ne zaman?’ sorusunda ilk 10 şöyle:

  1. Okullar Ne Zaman Açılacak
  2. Kabine Toplantısı Ne Zaman
  3. Yasaklar Ne Zaman Bitiyor
  4. Tam Kapanma Ne Zaman
  5. Kafeler Ne Zaman Açılacak
  6. Bilim Kurulu Toplantısı Ne Zaman
  7. DGS Tercihleri Ne Zaman
  8. YKS Tercih Sonuçları Ne Zaman Açıklanacak 2021
  9. Okullar Ne Zaman Kapanacak
  10. Türkiye Maçı Ne Zaman

En çok güllaç tarifi arandı

Yemek tarifleri arasında en çok aranan güllaç oldu. Onu soğuk baklava takip etti. İlk on şöyle oluştu:

  1. Güllaç tarifi
  2. Soğuk Baklava Tarifi
  3. Taco tarifi
  4. Tulumba tatlısı tarifi
  5. Sufle tarifi tencerede
  6. Galette tarifi
  7. Gulaş tarifi
  8. Çiğ köfte tarifi
  9. Panna cotta tarifi
  10. Cizleme tarifi
Paylaşın