Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Uyarı

Kovid 19’da son 24 saatte 70 bin 355 yeni vaka tespit edilirken, 263 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Salgının Omicron döneminde asıl mücadeleyi risk grubundakilerin hayatını riskten koruyarak vereceğiz.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 440 bin 183 test yapılırken, 70 bin 355 yeni vaka tespit edildi. 263 kişi hayatını kaybederken, 91 bin 164 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Salgının Omicron döneminde asıl mücadeleyi risk grubundakilerin hayatını riskten koruyarak vereceğiz. Bu mücadeleden, kendilerinin alacağı tedbirlerle, aşı ve tedavi desteğiyle, her birimizin bu gruptakilere göstereceği dikkatle başarılı şekilde çıkmak zorundayız.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

HDP’li Buldan İktidara Seslendi: Gidicisiniz, Gideceksiniz

Partisinin Mersin İl Kongresi’nde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, iktidarı ekonomi üzerinden eleştirerek, “Onlar bu ekonomik krize gelip geçici deseler de asıl gelip geçici olanın onların iktidarı olduğunu biliyoruz. Asıl gelip geçici olan sizsiniz, sizin iktidarınızdır, gidicisiniz, gideceksiniz başka alternatifimiz yok” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında “Biz biliyoruz ki bu iktidarın hedefi karanlıktır, zulümdür, zalimliktir” diyen Buldan, “Türkiye’nin geleceğini savunan bir parti olarak bu gücümüzle irademizle, mücadelemizle Türkiye’yi daha iyi bir noktaya getireceğimize buradan bir kez daha söz veriyoruz. Onlar Türkiye toplumunun önüne inkarcı ve imhacı bir karanlık sistem koydular. Onların önünde en büyük engellin HDP olduğunu çok iyi biliyoruz. Onların bize saldırmalarının tek nedeninin bu olduğunu çok iyi biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yanıt veren Buldan, ““Hani bir cumhurbaşkanı var ya, diyor artık mecalleri kalmadı ve salonları dolduramıyorlar.  O, hayal görmeye devam etsin ama gerçek buradadır, gerçek Mersin’dedir, Adana’dadır, Diyarbakır’dadır, gerçek Dersim’dedir, Serhat’tadır, Botan’dadır. ‘Miting yapacak mecalleri kalmadı’ diyenler, gelsinler bu salonları görsünler. Sadece kongrelerimize değil, ebetteki şimdi Mart ayına girdik. 8 Mart’ta, 21 Mart Newroz’unda alanlara, meydanlara baksınlar. 8 Mart’ta kadın buluşmalarına baksınlar. HDP’nin mecali kaldı mı kalmadı mı? Onlar bu rüyaları görmeye devam etsinler, HDP’yi çabuk pes edecek, çabuk sinecek, partilerinin kapısını kapatacak bir parti zannettiler. Yanılacaklar” dedi.

HDP’ye dair yanlış hesap yapanları şaşırtmaya devam edeceklerini vurgulayan Buldan, şöyle devam etti: “Onların yanlış hesapları tutmadı, tutmayacak. Biz birlerin bin olacağını, yüzbinlerin milyonlar olacağını onlara gösterdik ve göstermeye devam edeceğiz. Tüm hesapları şaştı, şaşmaya da devam edecek. HDP onları şaşırtmaya devam edecek. Buradan onlara sesleniyoruz: Bizi izlemeye devam edin. Çünkü biz gücümüzü; mazlum halkımızdan ezilenlerden kadınlardan ve gençlerden, aynı zamanda işçilerden emekçilerden mücadele eden direnen halkımızdan alıyoruz. HDP gerçekliği budur ve bu gerçekliğin artık herkes farkında olmalı.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Mersin 4’üncü Olağan İl Kongresi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu: Buldan’ın açıklamaları şöyle:

“Gelê me yê hêja, dayikên bi rûmet, mêvanên delal, ciwanen hêja, hûn hemû bi xêr hatine, ser seran û ser çavan re hatine.

Çok kıymetli konuklar, hepiniz HDP Mersin İl Örgütümüzün 4. Olağan Kongresine hoş geldiniz, bizlere onur verdiniz, güç verdiniz. Baharın coşkusu ile HDP’nin gerçekleştirmiş olduğu kongremizin hayırlara vesile olmasını yürekten temenni ediyorum. Bugün burada olmaktan, sizlerle bir arada olmaktan Mersin halkımızla buluşmaktan büyük bir onur ve gurur duyuyorum. Kongrelerimizde salonu dolduran halkımızın gözündeki ışıltıya, coşkuya baktıkça gerçekleştirdiğimiz şeyin sadece bir kongre olmadığını söylemek isterim.

“Bizleri demokrasi ve büyük barışa götürecek kongrelerimizden birini yapıyoruz”

Her kongremizde olduğu gibi burada Mersin’de umut, cesaret ve kararlılık var. Bizler her kongremizi bu amaçla gerçekleştiriyoruz. Bizleri güçlü kılan, demokrasi ve büyük barışa götürecek hakikate yolculuğun kongrelerinden birini gerçekleştiriyoruz. Emeği geçen bütün arkadaşlarıma, halkımıza, sevgili kadın yoldaşlarıma, gençlere, il yönetimimize, emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İki yıl boyunca büyük bir fedakarlıkla emek veren, mücadele yürüten ve bu zorlu süreçte bizimle yürüyen il eş başkanlarımız başta olmak üzere il yönetimine buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Hepinizin emeğine, yüreğine sağlık. Bugün bu kongre ile birlikte seçilecek olan başta il eşbaşkanlarımız olmak üzere yönetime seçilecek olan arkadaşlarıma da bir kez daha başarılar diliyor, hepimizin yolu açık olsun diyorum.

“Türkiye’yi daha iyi bir noktaya getireceğimizin sözünü veriyoruz”

Bu ülke siyasetinde iyi ki HDP var. HDP’nin eşitlik ve özgürlük fikriyatı var. Çünkü tutunulacak bir daldır ama aynı zamanda yıkılmayacak sağlam bir köktür. Bir çözüm adresidir Türkiye siyaseti içerisinde. Toplumu ve ülkeyi karanlıkla kuşatmak isteyen ve kendi çıkarları için her türlü kötülüğü yapan bu zihniyete karşı özellikle HDP’nin hedef alındığı bu son dönemlerde bizim bütün bu zorluklara, karanlık dönemlere ve halkımıza karşı uygulanan bütün zalimliklere karşı bir umut yarattık. Bu umudu büyütmenin peşindeyiz. Bir cesaret yarattık, bu cesareti büyütmenin peşindeyiz. Biz biliyoruz ki bu iktidarın hedefi karanlıktır, zulümdür, zalimliktir. Çünkü onlar bu karanlıktan, zulümden beslenen, adaletsizlikten beslenen bir iktidardır. Onların karşısında aydınlığı, umudu savunan, hakikati, Türkiye’nin geleceğini savunan bir parti olarak bu gücümüzle, irademizle, mücadelemizle Türkiye’yi daha iyi bir noktaya getireceğimize buradan bir kez daha söz veriyoruz.

“Önlerindeki tek engel HDP’dir, bu yüzden bize saldırıyorlar”

Onların inkarcı bir sistemi imhacı bir sistemi karanlık bir sistemi önümüze, Türkiye toplumunun önüne koydular ve kendi siyasetlerini ayakta tutmak için de bunu her güne yayarak Türkiye’nin tüm toplumuna sirayet ettirerek uygulamaya çalıştıklarını biliyoruz. Onların önünde en büyük engelin HDP olduğunu çok iyi biliyoruz. Onların bize saldırmalarının tek nedeni budur. Hani hayal dünyasında dolaşan bir Cumhurbaşkanı var ya, “mecalleri kalmadı, artık salonları dolduramıyorlar” dedi ya, o hayali görmeye devam etsin ama gerçek buradadır, gerçek Mersin’dedir, Adana’dadır, Diyarbakır’dadır, Dersim’dedir, Serhat’tadır, Botan’dadır.

“Yanlış hesap Amed’den geri döndü”

Bunların artık miting yapacak mecalleri kalmadı diyenler gelsinler bu salonları görsünler; Mersin’e baksınlar, İstanbul’a, İzmir’e, Amed’e, Serhat’a, Botan’a, tüm Türkiye’ye baksınlar. Sadece kongrelerimize değil elbette ki, şimdi Mart ayına girdik, 8 Mart’ta, 21 Mart Newroz’unda alanlara meydanlara baksınlar. 8 Mart’ta kadın buluşmalarına baksınlar, 21 Mart Newroz’unda Türkiye halklarının bir araya geleceği meydanlara baksınlar ve o zaman söylesinler HDP’nin mecali kaldı mı kalmadı mı? Onlar bu rüyaları görmeye devam etsinler, HDP’yi çabuk pes edecek, çabuk sinecek, partilerinin kapısını kapatacak bir parti zannettiler ama yanılıyorlar. Yanılacaklar. HDP baskılarla, tehditlerle saldırılarla, siyaset yapmaz, güç olmaz, olamaz. Yanlış hesap yaptılar, yanlış hesap yapmaya devam ediyorlar. Yanlış hesabın Bağdat’tan değil Mersin’den Amed’ten, Batman’dan Dersim’den Botan’dan geri döndüğünü hep birlikte görüyoruz.

“HDP onları şaşırtmaya devam edecek”

Onların yanlış hesapları tutmadı, tutmayacak. Biz birlerin bin olacağını, yüzbinlerin milyonlar olacağını onlara gösterdik, göstermeye devam edeceğiz. Tüm hesapları şaştı, şaşmaya da devam edecek. HDP onları şaşırtmaya devam edecek, buradan onlara sesleniyoruz: bizi izlemeye devam edin. Çünkü biz gücümüzü mazlum halkımızdan, ezilenlerden, kadınlardan ve gençlerden, aynı zamanda işçilerden, emekçilerden, mücadele eden, direnen halkımızdan alıyoruz. HDP gerçekliği budur ve bu gerçekliğin artık herkes farkında olmalıdır.

“Onlar saldırdıkça biz daha da büyüyor, güçleniyoruz”

HDP’ye saldırmayı bir görev haline getirdiler. Her gün saldırmaya, hedef göstermeye, müdahale etmeye devam eden bir zihniyet ile karşı karşıyayız. Tüm halkımızı bir kez daha temin ederim ki onlar saldırdıkça biz daha da büyüyor, güçleniyoruz, daha da büyüyeceğiz, daha güçleneceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Onlar saldırdıkça biz büyüyoruz, güçleniyoruz ya işte bunun için aslında bize iki tane kumpas davası açtılar. Çünkü siyasetten karşımıza çıkmalarına, bizi yenmelerine asla müsaade etmiyoruz. Sandıkta bizi yenemediklerini onlar da gördüler ve anladılar. Bütün bu sebeplerden dolayı iki tane kumpas davası açtılar. Bunlardan bir tanesi Kobanî Kumpas Davası diğeri de HDP Kapatma Davası. Bu davalardan özellikle Kobanî Kumpas Davasının AKP-MHP kumpas davası olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu davanın kesinlikle bir siyasi dava olduğunu, hukuki dava olmadığını çok iyi biliyoruz. Yapılan duruşmalarda arkadaşlarımızın ortaya koyduğu gerçekler bir kez daha bunu ortaya koydu ve ispatladı.

“Kapatma ve Kobanî Kumpas Davalarının da savcısı ve hakimi AKP-MHP’dir”

Sandıkta yenemedikleri HDP’ye dava açarak kapatma davasını bir kez daha gündeme getirdiler. Hani Türkiye’de kapatmalar yasaklanmıştı ya, ama yasak deyince HDP’yi bunun dışında tutan bir anlayışla karşı karşıyayız. Yine AKP ve MHP’nin ortaklığında ortak kumpas davasıyla karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Büyük ortak ekonominin kitabını yazıyor, diğer küçük ortak da HDP’nin kitabını yazıyor. AKP ekonomi kitabını yazarken MHP yazacak başka bir şey bulamadığı için, sadece HDP ile uğraştığı için HDP’nin kitabını yazmaya başladılar. HDP’den bir şey anlasalar aslında mesele yok ama HDP’yi zerre kadar anlamadıklarını çok iyi biliyoruz. Fakat yazdıkları kitaplar, oluşturdukları iddianameler, sahte deliller sahte tanıklarla karşımıza çıkmışlar hem siyasi kumpas davalarını karşımıza koymuşlar hem de HDP’nin kapatılması için ortak bir tavır almışlar. Bu her iki davanın savcısı da hakimi de AKP ve MHP’dir. Halkımız bunu çok iyi bilmelidir. Bu davaların hem hakimi hem savcısı, karar vereni, onaylayanı AKP ve MHP’dir.

“Varsa cesaretiniz karşımıza kumpas davalarıyla değil siyaseten çıkın”

Bunlar ikisi de bugün Türkiye’de yazar olarak geçiniyor. Biraz önce dedim ya biri ekonominin biri de HDP’nin kitabını yazıyor. Bu iki yazar kafa kafaya vermiş acaba Türkiye’de HDP, Kürtler, muhalifler, demokratlar olmazsa neyi konuşacaklarını, neyi hedef alacaklarını, neye saldıracaklarını bilmeyecek bir düzeye gelmişler. Şunu ifade etmek isterim ki her iki insan da vallahi billahi tallahi de bu ülkeye züldür, zulümdür. Madem yargıç, savcı olmaya niyetiniz vardı niye siyaset yapıyorsunuz? Öte yandan madem siyaset yapmak istiyorsunuz o zaman savcı olmayacaksınız, hakim olmayacaksınız. Savcı olmayı da hakim olmayı da halkımız sandık kurulduğunda, seçim yapıldığında size öyle bir ders verecek ki sizleri tarihin çöp sepetine göndermeyi görev olarak görüyor ve bunu gerçekleştirecek. Biz de onlara diyoruz ki varsa eğer cesaretiniz bizim karşımıza kumpas davalarıyla değil kendi gücünüzle, siyaseten çıkın ve o zaman kimin daha güçlü olduğunu hep birlikte görürüz.

“HDP’ye yönelik saldırıların kaynağını biliyoruz”

Bütün devlet aygıtlarını, medyayı, yargıyı, kolluğu, bütün bu güçleri arkanıza alarak Türkiye siyasetinin önemli bir partisi olan ve Türkiye siyasetine yön veren bir partiyi hedef almanıza asla izin vermeyeceğiz. Halkımız da bütün bunların hesabını size sandıkta soracak. Bunun sözünü de bütün halkımıza vermek istiyoruz. Hepiniz görüyorsunuz ve takip ediyorsunuz. Neredeyse her gün bir il örgütümüze, bir ilçe örgütümüze ya da belde örgütümüze saldırılar yapılıyor, insanlar gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Bu saldırıların da nereden kaynaklandığını, nereden yapıldığını hepimiz biliyoruz. Bu ülkede çeteler ortalıkta dolaşırken, mafya ortada dolaşırken, IŞİD’liler ve suç örgütleri ortada dolaşırken partimizin il örgütlerine yapılan saldırıların nereden kaynaklandığını hepimiz görüyor ve biliyoruz.

“HDP’ye saldırılar olurken iktidar ve küçük ortağı hedef göstermeye devam ediyor”

İzmir İl Örgütümüzde sevgili Deniz Poyraz’ın katledilmesi, hemen arkasında Bahçelievler İlçe Örgütümüze yine bir saldırganın girmesiyle bir katliamın eşiğinden dönülmesi, iki gün önce Adana Yüreğir’de İlçe Örgütümüze molotoflu saldırı yapılırken bütün bunların müsebbibinin bu ülkeyi yönetenler olduğunu hep söyledik bir kez daha söylüyoruz. Bu saldırıları yapanları Roboskî’den tanıyoruz, Çorum’dan, Maraş’tan, Gazi’den, Gezi’den, Ankara Garı’ndan, Suruç’tan çok iyi tanıyoruz. Eğer Roboskî Katliamı aydınlatılmış olsaydı, sorumlular yargılanmış olsaydı, Deniz Poyraz arkadaşımız katledilmeyecekti. Bu saldırıları gerçekleştirenlerin sadece bir katilden ibaret olmadığını hepimiz biliyoruz. Bu katillerin arkasındaki gücün, organizasyonun kim ve kimler olduğunu çok iyi biliyoruz. Ama yargılanması ve ortaya çıkması için de herhangi bir yaptırımın, müdahalenin olmadığını biliyoruz. Suç örgütleri ortada cirit atıyor, bunlar HDP’ye saldırıyor ama iktidar partisi ve onun küçük ortağı bütün bunların karşısında HDP’yi suçlayan HDP’yi hedef gösteren bir yerden siyaset yapmaya devam ediyorlar.

“Bütün baskılar ve hukuksuzluklar AKP ve MHP’nin seçim kampanyası”

Söyledim bir daha tekrarlıyorum. Bu ülkede kadın katliamlarını gerçekleştirenler, toplu katliamları gerçekleştirenler ortada dururken cezaevlerinde hiçbir suç işlemeyen, 5 yılı aşkın bir süre haksız ve hukuksuz bir şekilde tutulan sevgili Selahattin Demirtaş’ın, sevgili Figen Yüksekdağ’ın, İdris Baluken’in, Gültan Kışanak’ın Sebahat Tuncel’in ve Aysel Tuğluk ile adını sayamadığım bütün arkadaşlarımızın hukuksuz haksız yere 5 yılı aşkındır cezaevinde kaldığını herkes biliyor. Ortada suç işleyenler, katliam gerçekleştirenlere dokunmuyorlar ama barış isteyeni, demokrasiyi savunanı, özgürlük diyeni, siyaset yapanı belediye eşbaşkanı olarak seçileni cezaevinde tutan bir anlayış var. Bütün bu saldırı, baskı, haksızlık ve hukuksuzlukların AKP ve MHP’nin seçim kampanyası olduğunu çok iyi biliyoruz. Çünkü onları ayakta tutacak başka bir güç yok. Onların bütün siyasetlerini Kürtler, muhalifler, demokratlar üzerinden, cezaevindeki baskılar üzerinden, hasta tutukluların ölümüne sebebiyet vermekten başka yaptıkları hiçbir şey yok. Bütün bunlar AKP ve MHP’nin seçim kampanyasıdır. Bu seçim kampanyasını da seçimlere kadar devam ettirecekler öyle gözüküyor.

“İktidar ne yaparsa yapsın asla başaramayacak, kazanamayacak”

Ne yapmak istediğimizi ne yapacağımızı da kısaca anlatmak istiyorum. Bu iktidara buradan şunu söylemek istiyorum. Ne yaparsanız yapın asla başaramayacaksınız, asla kazanamayacaksınız. Kenan Evrenleriniz, Tansu Çillerleriniz ağa babalarınız başaramadı, siz de başaramayacaksınız, kazanamayacaksınız. Sizin yaratmak istediğiniz HDP’siz bir Türkiye, HD’siz bir parlamento, HDP’siz bir siyaset rüyanız asla gerçekleşmeyecek.

Tek bir HDP’li bile kalsa ant olsun ki HDP’nin kapıları kapanmayacak, bu kapılara asla kilit vurulmayacak. HDP bayrağı asla yere düşmeyecek. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Onların bize olan öfkesini çok iyi biliyoruz, Kürt düşmanlığı yürüttüklerini çok iyi biliyoruz. Bu ülkede kadın düşmanlığı yarattıklarını çok iyi biliyoruz. Bugüne değin Kürt düşmanlığı yaparak zafer kazanan hiçbir iktidarı görmedik bunu siz de asla başaramayacaksınız, asla kazanamayacaksınız. Bunun böyle bilinmesi lazım.

“Zam ve zulüm iktidarı ülkeyi felakete sürüklüyor”

Onlar bizimle uğraşmaya devam etsinler ama bizim gündemimiz halkımızın sorunları ve gündemidir. Ülkeyi ne hale getirdiklerini hep birlikte görüyoruz. Bu iktidarın bir zam ve zulüm iktidarı olduğunu biliyoruz. Hayatı yaşanmaz hale getirdiler ve insanları beslenme ile ısınma arasında bir tercihe sürükleyen iktidar ülkeyi felakete sürüklüyor. İnsanlarda yaşama sevinci bırakmayan bir iktidar var. Türkiye toplumunun, insanların yüzünde umut bırakmadılar, yaşama sevinci bırakmadılar, gözlerindeki ışıltıyı söndürmeye sebep oldular. Bugün Türkiye tarihinin en yüksek zamları ve faturalarıyla yüksek vergilerle karşı karşıya kaldı. Belki de tarihte ilk kez böyle bir şey yaşandı, bu da AKP ve MHP iktidarının dönemine denk geldi. Bu utanç size yeter, bu utançla yaşamaya devam edin.

“Gidicisiniz, gideceksiniz başka alternatifimiz yok”

Elbette bu durum Türkiye tarihi açısından korkunç bir zalimliktir. Bunu çok iyi biliyoruz çünkü onların derdi halk değil, toplum değil, Kürtler değil, kadınlar, demokratlar değil. Onların sadece ve sadece düşündükleri 5’li çeteleri, yandaşları, müteahhitleri ve kendi saraylarıdır. Ayakta tutmaya çalıştıkları sadece budur. Bu fiyatlar gelip geçici diyerek hayal satmanın peşinde olduklarını biliyoruz. Krizi yaratan kendileri hayal satma peşinde olan yine kendileri, enflasyonu yükselten kendileri ama çarşıyı, pazarı marketi yangın yerine çevirdiklerinin farkında değiller. Çünkü halkın karşısına çıkacak ne yüzleri ne cesaretleri var. İnsanlar yüksek fatura ve vergi ödemekten, bu faturaların, krizlerin sona ermesi için seslerini yükseltmekten başka bir çarelerinin olmadığını biliyorlar. Onlar bu ekonomik krize gelip geçici deseler de asıl gelip geçici olanın onların iktidarı olduğunu biliyoruz. Asıl gelip geçici olan sizsiniz, sizin iktidarınızdır, gidicisiniz, gideceksiniz başka alternatifimiz yok.

“Halkın sesi Saray’ın sesinden daha güçlüdür”

İşçilerin, emekçilerin bugün en fazla meydanda olduğu, sesini yükselttiği mücadele yürüttüğü bir dönemi yaşıyoruz. Elbette milyonların birlikte haykırdığı, “geçinemiyoruz” sloganı önemli bir sloganıdır. Milyonların soygun var dediği bir dönemde büyük bir değişimin gelmekte olduğunu, büyük bir değişim ve dönüşümün yaşanacağının ve bunun ayak seslerinin geldiğinin farkındayız. Bu ses önemli bir sestir, bu güç halkın gücüdür, bu ses halkın sesidir, elbette bu ses Saray’ın sesinden Saray’ın gücünden daha güçlüdür. Bu sloganları atmaya devam edeceğiz. Önemli olan direnmekte olan, mücadele eden işçinin de emekçinin de yanında olmaktır. Yani şimdi birlikte yürümenin birlikte yol almanın omuz omuza yol almanın tam zamanıdır. Bu iktidarın Türkiye’nin sorunlarını ve krizlerini çözme gibi bir derdi yoktur.

Bakıyoruz sorunlar orta yerde duruyor. Bu ülkenin en büyük sorunlarından biri olan Kürt Sorununu tecrit ve inkarla çözmeye çalışan bir iktidara Kürt Sorununun hala sürdüğünü buradan vurgulamak istiyorum. Kürt Sorunu tecritle çözülecek bir sorun asla değildir. Bugün başta İmralı Cezaevi olmak üzere birçok cezaevinde tecrit ve hukuksuzlukların olduğunu biliyoruz. Ama bu sorunun çözümü için de Kürt Sorununun çözümü için de Kürtlerin de HDP’nin de özellikle muhatap alınması gerekiyor. Kürtler ve HDP olmadan, İmralı olmadan bu sorunun çözülemeyeceğini herkesin çok iyi bilmesini buradan hatırlatmak istiyorum.

“Kadınlar ortak görüntü vermek zorundadır”

Bu ülkenin demokrasi sorunu var ama bu demokrasi sorununu darbe yöntemleriyle, kayyım yöntemleriyle çözmeye çalışan bir iktidar var. Bu ülkenin hukuk ve adalet sorunu var, bu sorunu adaletsizlikle çözmeye çalışan bir iktidar var. Bu ülkenin hak taleplerini ve Türkiye’de muhalif kesimlerin, Alevilerin, kadınların, işçilerin, direnenlerin, bütün kesimlerin hak taleplerini bastırmaya çalışan iktidara diyoruz ki bu baskılarla, zulümlere artık bu ülkenin başında durmaktan, bu ülkeyi yönetmekten vazgeçin, halk sizi göndermek için sandığı bekliyor. Bunun özellikle görülmesi gerekiyor, kadınlar ve gençlerin özellikle büyük talepleri olduğunu, Türkiye’deki en büyük zulmü, haksızlığı kadınlar ve gençler yaşıyor. Kadın katliamlarının, ölümlerinin her gün yaşandığı, kadınların eşitlik talebi üzerine verdiği mücadelenin baskılarla, müdahalelerle engellendiğini biliyoruz ama kadın örgütleri dayanışarak, mücadele ortaklığı yaparak, omuz omuza yürüyerek, bu baskılar karşısında 8 Mart başta olmak üzere her gün alanlarda ve meydanlarda bir araya gelip bu iktidara karşı ortak bir görüntü vermek durumundadır.

“HDP’yi Türkiye’yi yönetmeye aday bir parti haline getirmeye var gücümüzle çalışacağız”

Sevgili arkadaşlar, elbette bu böyle gitmeyecek, bu devran mutlaka değişecektir. Bu devranın değişmesiyle birlikte bu ülkede adaletin de huzurun da barışın da özgürlüklerin de olacağı bir ortamı hep birlikte yaratacağımıza hiç kimsenin kuşkusu olmasın. HDP işte bunun için var, bunun için siyaset yapıyor, herkes bunu böyle bilsin ve olaya böyle baksın. İşte en güzel örnek Mersin’de yaşanılandır. Türkiye Mersin’i örnek almak durumundadır. Bütün ülkeyi Mersin yapmak için HDP elinden geleni yapacaktır. Bütün kurumlarıyla, demokrat kesimleriyle Kürt’üyle, Alevi’siyle Roman’ıyla Arap’ıyla Çerkez’iyle Laz’ıyla Ermeni’si Süryani’siyle birlikte bir arada, barış içerisinde Türkiye’ye örnek olacak bir kent olan Mersin’in bu durumunu bütün Türkiye örnek almak durumundadır. Bir kez daha bu anlamda Mersin’e teşekkür etmek istiyorum. Tam da HDP’nin ifade ettiği Demokrasi İttifakı işte bu kentte bu kadar güzel yaşanıyorsa bütün Türkiye’de de bu Demokrasi İttifakının hayata geçmesi için hepimizin büyük çabası olması gerekiyor. Bunun için HDP’yi daha da büyütme zamanıdır. HDP’yi daha da güçlendirme zamanıdır. Her şeye inat bütün zalimliklere, zulümlere ve baskılara inat HDP’li olmaya, HDP’de kalmaya devam edeceğiz. Korkmayacağız, yılmayacağız asla direnmekten vazgeçmeyeceğiz.

Büyük bir cesaret, kararlılık ve irade ile HDP’yi Türkiye’de siyasetin ana merkezine getirmeye ve Türkiye’yi yönetmeye aday bir parti haline getirmeye var gücümüzle çalışacağız ve bunu başaracağız. Mutlaka kazanacağız. Bir kez daha Mersin İl Örgütümüze bu güzel coşkulu ve anlamlı kongreyi gerçekleştirdiği için halkımıza ve emeği geçen bütünü arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu uzun yolda, bu sancılı yolda bizimle birlikte mücadele edecek yeni arkadaşlara da başarılar diliyorum. Hepimizin yolu açık olsun.”

Paylaşın

NYT: Elektrik Faturaları Erdoğan İçin Krizi Derinleştiriyor

Dünyanın önde gelen gazetelerinden ABD merkezli New York Times gazetesi, Türkiye’de elektrik faturalarının son aylarda katlanarak gelmesini mercek altına alarak kapsamlı bir haber yayınladı. Makalede, “Artan elektrik faturaları Türkler arasında ve Erdoğan için krizi derinleştiriyor” başlığı kullanıldı.

New York Times, Türkiye büro şefi Carlotta Gall imzalı haberde, Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin boyutu gözler önüne serildi… “Artan elektrik faturaları Türkler ve Erdoğan için krizi derinleştiriyor” başlığı kullanılırken, “Artan enflasyon ile birlikte ev ve iş yerlerinde elektrik faturaları sadece bir ayda iki katına çıktı. Bazı tüketicilerin sosyal medyaya Ocak ayının sonunda elektrik faturalarının iki kat artmasını gösteren fotoğraflarını paylaşmasıyla başladı. Fakat bu şikayetler kısa sürede kar topunu Erdoğan hükümeti için devasa bir siyasi krize çevirdi” yorumu yapıldı.

Makalede, Türkiye’de resmi enflasyonun şu an yüzde 48’den fazla olduğuna dikkat çekilirken TL’nin de rekor seviyede düşüş gösterdiği belirtildi. Gıda ve akaryakıt fiyatlarının da iki kattan fazla arttığına dikkat çekilirken elektrik faturalarının da aynı şekilde arttığı kaydedildi. Erdoğan’ın geçen aylarda asgari ücreti artırmasına rağmen gıda ve yaşam masraflarının artmasının büyük bir şok yarattığı belirtildi.

Gazeteye konuşan Konya’da çalışan bir berber, “Biz bittik.  Çok kötü durumdayız. Sadece biz de değil, herkes yakınıyor. Ödediğim kiradan çok daha fazla elektrik faturası geldi. İlk düşündüğüm işi bırakıp bordrolu bir iş bulmak oldu ama bu benim işletmem” yorumunu yaptı.

Birçok işletme ve hanenin bu tür bir artış yaşadığına dikkat çekilirken, gazeteye konuşan bir motokurye ise bir ev arkadaşıyla yaşadığını ve faturalarının da iki kattan fazla arttığını söyledi. Kendisi ve yakınlarının son 3 ayda borç içine girdiklerini ve para bulamadıklarını söyleyen 29 yaşındaki motokurye, faturanın düşük gibi gözükmesine rağmen bir haftalık gıda masraflarına denk geldiğini de söyledi.

NY Times’ta yayınlanan haberde, “Türkiye ekonomisi pandemiden önce de kötüydü ve turizm ve hizmet sektörüne dayandığı için kapanma zamanları birçok işletmeyi etkiledi. Hükümet bazı yardımlar yaptı fakat bunlar da kredi gibiydi. Birçok insan halen bunları ödüyor” denildi.

“Erdoğan riski göze aldı”

Restoran ve cafelerin iki yıllık kayıplarını telafi etmeye çalıştığı bir dönemde elektrik ve doğalgaz faturalarının arttığı hatırlatılırken Adana’da bir restoran işleten  bir girişimci, “Kapanma zamanında siparişle hizmet verdik fakat kredi kartlarım patladı ve icra geldi. Hükümetin sunduğu krediyi aldık fakat faizle ödeme yapıyoruz. Destek paketi diyorlar fakat bu öyle bir şey değil” yorumunu yaptı.

Makalede, “Erdoğan’ın muhalifleri aylardır ülkenin ekonomik çöküşe gideceğini söylüyordu. Fakat tek kontrol merkezinin Erdoğan’da olduğu bir sistemde Erdoğan bütün kararları kendisi alıyor. Ekonomistlerin uyarılarına rağmen Erdoğan, faizleri artırmayı reddetti. Fakat Erdoğan bu kadar sorumluluk alırken, Türklerin öfkesinin de kendisine yöneltilmesi riskini göze aldı. Muhalefet elektrik faturalarının iki kat artmasının, Erdoğan hükümetinin yönetemediğinin göstergelerinden sonuncusu olduğunu dile getirdi” yorumu yapıldı.

Dünyanın en çok okunan gazetelerinden biri olan New York Times’ta yer alan makalede özel elektrik şirketlerinin bazılarının Erdoğan ile yakın bağı olan holdinglere ait olduğu da belirtildi.

(Kaynak: Sözcü)

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, Partisinin Yol Haritasını Açıkladı

Katıldığı bir televizyon programında gündemin öne çıkan konuları hakkında değerlendirme yapan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Milletvekili seçimlerine ayrı girilebilir ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak aday olmalı. Biz ortak aday fikrine açığız. Eğer ortak adayda anlaşılırsa biz destekleriz. Bu ittifakta yer almak değildir.” dedi.

6 muhalefet partisinin liderinin bir araya geldiği toplantıyı da değerlendiren Sancar, “‘Biz niye o masada değiliz’ demedik. Bizim bir yolumuz ve politikamız var. Ne istedik muhalefetten. Deklarasyonumuzu yayınladık. O zaman bizimle bu deklarasyonu ile birlikte diyalog ve müzakere konusunu değerlendirin dedik. 4 muhalefet liderini ziyaret ettik. Bize geri dönüş yapın dedik. Geri dönüş olmadı” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ‘Gündem Özel’de TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın konuğu oldu. Sancar’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Türkiye’de en şeffaf politika yapan partiyiz. Tutumumuzu gerekli şartlar oluştuğunda kamuoyuna açıkça ilan eden bir partiyiz. Yayınladığımız deklarasyon da bu çerçeveye oturuyor. Eğer bu masada ortak olsaydık bunu gizlemek için bir sebep olmazdı. Bahçeli’nin sözleri şeffaf siyasetin onlara ne kadar uzak olduğunu gösteriyor.

Biz Millet İttifakı’nın ortağı olsaydık bunu gizlemezdik zannederim diğer partiler de gizlemezdi. Biz Türkiye’deki sorunların diyalogla çözüleceğini belirtmiş etmiş bir partiyiz. Söylediğimiz sözün yapıcı olmasına dikkat ediyoruz. 6 parti güçlendirilmiş parlamenter sistem üzerine bir çalışma başlatmıştı. Bizde 27 Eylül’de kamuoyuna duyurduğumuz 11 maddelik bir metnimiz var. Diyoruz ki bu metinde biz parlamento seçimlerine Millet İttifakı ile birlikte girmeyeceğiz. Biz kendi ittifakımızı kurarak gireceğiz.

Bizim 3’üncü yol diye bir politikamız vardır ve parlamento seçimleri tam da bu politikayı çok açık bir şekilde hayata geçireceğimiz bir alandır. Ancak sistem artık eski sistem değil. Cumhurbaşkanlığı seçimi artık çok özel bir sistem içine yerleştirildi. Muhalefetin de Cumhurbaşkanlığı seçimi için bir ortak yol bulması gerekiyor artık.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için sonuç alınacaksa bizimle müzakere yapılmasını istiyoruz. Eğer muhalefetin tümü ortak aday konusunda bir müzakere yürütürse ortak aday fikrine açığız. Masaya davet edilmedik dışlandık gibi bir şey söz konusu değil. Ne istedik muhalefetten bütün partilere bir heyet gönderip deklarasyonumuzu anlattık. Bize geri dönüş yapın dedik. Geri dönüş olmadı.

“İktidara alternatif oluşturmak istiyorsunuz ama…”

2017 referandumu, 2018 seçimleri, 2019 yerel seçimleri ortada. İktidarın muhalefete çalışmayı imkansızlaştıracak uygulamaları ortada. Adayı isim olarak konuşmak yerine hangi ilkeler üzerine bir isim oturtacağımızı tartışalım.

Seçim kazanılırsa nasıl bir Türkiye kuracağımız konusunda birlikte konuşalım. Bizim bu söylediklerimiz gizli değil. HDP ile konuşmazsanız iktidarın çizdiği oyun sahasında kalmış olursunuz. Esas olarak iktidara alternatif oluşturmak istiyorsunuz ama o iktidarın temel konulardaki oyun alanına sıkışıp kalıyorsunuz.

“HDP olmazsa seçim kazanılmaz demiyoruz ama bu bir gerçek”

4 muhalefet liderini ziyaret ettik. Orada da 6 partinin üzerinde çalıştıkları parlamenter sisteme dönüş çalışması var dediler. Bu mutabakata varılan taslağı bize iletin kamuoyu nezdinde. Eğer bunlar dikkate alınmıyorsa bundan sonraki süreçte daha zor süreçler ortaya çıkar. HDP olmazsa seçim kazanılmaz demiyoruz ama bu bir gerçek. Bir özne olarak HDP’yi ve bir aktör olarak temsil ettiği kitleyi dikkate almak zorundasınız.

Çözüm süreci konusunda farklı düşünüyoruz. O süreçlerde yanlışlıklar vardı ama mantık doğruydu. Bu tür süreç ilk değildi. Yanlışlar sürecin kurgulanmasıydı. Bu süreci toptan reddetmek yerine yanlışlarına bakarak nasıl doğru süreç yürütmeliyiz diyoruz. HDP bu süreç için adresi Meclis olarak gösteriyor.

“İktidar AYM’yi kuşatma altına alabilir”

Muhalefet ile kavga etmeyi tercih etmiyoruz. İYİ Parti ile görüşme isteğimizi ilettik. Yanaşmadı ve hatta bizim kabul etmeyeceğimiz ithamlarda bulundu. Ondan sonra biz de İYİ Parti randevu isterse görüşürüz dedik. Türkiye’de yargının durumu malum. AYM’de vicdan ile ve evrensel hukuk ilkelerine uygun şekilde karar verecek üyeler olduğuna inanıyorum. İktidar AYM’yi kuşatma altına alabilir.

Bu iktidar her yolu deniyor ve kapatma kararı çıkabileceğini ciddiye alıyoruz. Kapatırlarsa hukuki ve demokratik yolu buluruz. Yedek parti meselesi değil. Avukatlarıyla görüşün kamuoyu duysun. İkide bir oradan hiçbir veri bilgi gelmeden oradan çıkış yapmanın önünü keselim. Böylelikle bu manipülasyonu da aradan çıkaralım.”

Paylaşın

Ahmet Davutoğlu’ndan Devlet Bahçeli’ye ’28 Şubat’ Tepkisi

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, altı siyasi partinin genel başkanının 28 Şubat’ta yapacağı toplantı için “Zillet koalisyonu tarafını deşifre etmiştir” diyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye tepki gösterdi.

Haber Merkezi / GP Lideri Davutoğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu memlekette 28 Şubat’tan son bahsetmesi gereken kişi Sayın Bahçeli’dir. Çünkü, 28 Şubat’ın Başbakan Yardımcısıdır. 28 Şubat’ta başörtüsü yasağını TBMM’de kim meşru kıldı? Başörtülü olarak milletvekili seçilen bir hanımefendiyi, baskı uygulayarak başını açtırıp Meclis’e kim soktu? Bahçeli soktu. Şimdi 28 Şubat’tan nasıl bahsediyor?” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, altı siyasi partinin genel başkanının buluştuğu toplantı için ise “Sizin o köşeli masanıza karşı biz de Halil İbrahim Sofrası kurduk! Biz Hz. Mevlana torunları olarak herkese gel deriz. Bu sofra Erdoğan ve Bahçeli de dahil olmak üzere herkese açıktır. İktidar böyle rahatsız oldu. Başkaları da rahatsız oldu. İktidarın yaptıkları yüzünden tüm dini ve milli değerlere karşı çıktılar. Bunlar, baş örtü yasağını isteyenler. Bu can bu tendeyken ve Gelecek Parti kadroları buradayken, 28 Şubat’ın tekrar yaşanmasına izin vermeyiz.” dedi.

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Antalya Belek’te, İl başkanlarının yanı sıra üst düzey yöneticilerinin de katıldığı kampta seçim stratejisi ve yeni döneme ilişkin yol haritası hakkında bilgi verdi. Davutoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Kiminle konuşsanız çile. Emekliler geçinemiyor. Kadınlarımız her gün cinayete kurban oluyor. Gençlerimiz ümitlerini kaybetmiş. Elektrik faturaları artık bir kira bedeli.

Ülkede olumlu tablo çizen bir Erdoğan ve partisi. Neymiş, küresel bir krizmiş, yurt dışındaki artış dolayısıyla oluyormuş. Bakın verilere, yurt dışındaki artış oranıyla Türkiye’nin bir değil. Bugün Türkiye yönetilemiyor çünkü cahiller değil ülke, hane yönetemez.

ABD’de doğal gaz yüzde 23 artmış, Türkiye’de 2 katı gelmeyen ev var mı? İktidarı kenarda köşede eleştirenler, açıkça eleştiremiyor artık. Bu iktidar böyle bir korku ortamı yarattı. İşte bu yüzden buradayız.

Antalya’da. Biz Gelecek Partililer farklı mahallelerden geldik ama aynı ülkenin vatandaşıyız. Kendi mahallende kalmak, kahraman kesilmek, karşı mahalleye atmak rahat bir hayattır. İktidar bunu istiyor.

Toplumu kutuplaştırarak bölmek istiyor. O yüzden mahallelerimizden çıkalım çağrısında bulunduk. Çünkü biz biliyoruz ki, dar ve sığ kalıplara sıkışmış insanlarla özgürlük, ortak bir bilinç oluşmaz.

Bizi ayrıştırmaya çalışanlara karşı Gelecek Partililer olarak karşı duruyoruz. Adalet diyoruz, demokrasi diyoruz insan onuruna yaraşır refah diyoruz ve biz devleti inşa eden siyasi ahlak diyoruz. Bu bilinçle çağrılar yaptık partilere”

“Sokakta bir huzur oldu, güven oldu”

6 Muhalefet Partisi liderinin yaptığı toplatıyı da değerlendiren Davutoğlu konuşmasına şöyle devam etti: “Altılı masa oluştu. Selam verdik, selam aldık sünnet diyerek. Kimse kimseye kabalık yapmadı, kimse kimseye kem söz söylemedi. Bir araya gelemez dediler, bir araya geldik.

Ve birileri bundan rahatsız oldu. Bir kesim, iktidar sahipleri, gidecekleri için. İkincisi de iktidarın hatalarını, iktidarın istismar ettiği manevi değerlere yükleyenler. Sokakta bir huzur oldu, güven oldu. İlk defa demokrasi tarihinde çok farklı partilerden gelen kişiler bir araya geldi. Her birimizin kitleleri, görüşleri farklı ama bir araya geldik.

Çünkü memleket yangın yerine döndüyse suyla gidilir, ateşle gidilmez. Biz empati yapmaya karar verdik. Eğer ana damarlar olarak bu ülkede laiklik varsa, o masada oturanlar 28 Şubat laikliğini değil, özgürlükçü laikliği nasıl yerleştirebiliriz konuştuk.

Milliyetçiliği nasıl insan haklarını gözeten şekilde ortaya koyduğumuzu konuştuk. 28 Şubat’a karşı gür sesle haykıranlar bugün yolsuzluğun her türlüsünü bu topluma yaşatıyorsa, önce biz ses çıkaracağız. Kılıçdaroğlu’nun baş örtüsü özgürlüğünden bahsetmesi kıymetlidir. Bir araya geldiysek bu millet bundan memnundur, iktidar rahatsızdır”

“Kendi tarihine bilmez”

Konuşmasında MHP Genel Başkanı Bahçeli’yi de eleştiren Davutoğlu şunları ifade etti; “Bahçeli, şimdi de geometriye merak salmış, onların masası yuvarlak, bizimki üçgen demiş. Türkmen diyarıdır burası, gelenektir yuvarlak masa.

Halil İbrahim Sofrası’dır bu. Onlarınki Kemal Tahir’in dediği gibi Kurtlar Sofrası’dır. Onlar birbirlerini yiyerek buraya geldiler. Ülkenin her köşesinde de Halil İbrahim Sofrası kurmaya geliyoruz. Alevisi, Sünnisiyle, her görüşten insanla. Sonra dedi ki, 28 Şubat’a gün vermek Zillet’in kendini ifşa etmesidir.

Sen bununla ilgili konuşacak son kişisin Bahçeli, Başbakan Yardımcısı’ydın. 28 Şubat’ta baş örtüsü yasağını kim meşru kıldı? Bahçeli, Antalyalı milletvekilinin başını açtırıp öyle meclise soktu. Biz 28 Şubat kararlarıyla mücadele ederken siz o grubun içindeyiz. Türk tarihini bildiğini iddia eder onu da bilmez de, kendi tarihine bilmez.”

Paylaşın

Beşiktaş, Üç Puan Hasretine Son Verdi

Beşiktaş , Süper Lig’in 26. haftasında Altay’ı ağırladı. Beşiktaş, Domagoj Vida’nın tek golüyle sahadan 1-0’lık galibiyetle ayrıldı ve 3 puan hasretine son verdi. Bu sonuçla Beşiktaş, puanını 41 yaparken, Altay ise 22 puanda kaldı.

Haber Merkezi / Süper Lig’de gelecek hafta Beşiktaş deplasmanda Sivasspor ile karşı karşıya gelecek. Altay ise sahasında Gaziantep ile oynayacak.

Karşılaşmadan dakikalar;

3. dakikada Beşiktaş gole yaklaştı. Güven’den aldığı pasla ceza sahasına giren Necip, açısını düzeltip şutunu attı. Kaleci Lis sağına yatıp golü önledi, boşta kalan topu savunma taça gönderdi. 12. dakikada Altay’ın hızlı gelişen atağında Thaciano, sağdan bindiren Kappel’e pasını attı. Ceza sahasına giren Kappel’in sağ çaprazdan şutunda kaleci Ersin topu kornere çeldi.

23. dakikada Teixeira’nın ceza yayından verdiği pasta ceza sahası içinde topu alan Kenan’ın plase vuruşunda top kaleci Lis’te kaldı. 31. dakikada Verkaç ile ceza sahasına giren Teixeira’nın vuruşunda kaleci Lis topu kornere çeldi.

54. dakikada Kerem sağ kanattan rakibini ekarte edip, arka direğe ortasını yaptı, Kenan topa dokundu ve ağları sarstı fakat Cebrail yerde. Maçın hakemi Volkan Bayarslan ‘faul var’ dedi, golü geçerli saymadı. 58. dakikada Ghezzal sağ kanattan korneri kullandı, ön direkte bomboş kalan Vida kafayı vurdu ancak top üstten dışarda.

64. dakikada ev sahibi takım öne geçti. Ghezzal’ın sağ kanattan kullandığı köşe vuruşunda ön direkte yükselen Vida kafa ile topu ağlara yolladı: 1-0.

72. dakikada Beşiktaş ikinci golüne çok yaklaştı. Sol kanatta topla buluşan Ghezzal’ın ceza sahasına gönderdiği topa Kenan Karaman kayarak vurdu, meşin yuvarlak yan direğe çarptı. Savunmanın uzaklaştırmaya çalıştığı topu ceza sahası önünde kontrol eden Alex Teixeira rakibinden kurtulup şutunu attı, top bir kez daha yan direğe çarptı. Sonrasında savunma tehlikeyi uzaklaştırdı.

74. dakikada Orta alandan atılan uzun topla ceza sahası içi arka direkte topla buluşan Teixeira’nın şutunu kaleci Lis oyun alanı içine çeldi. 87. dakikada Ceza sahası içine açılan ortada Wellinton’un indirdiği topa Bamba’nın ıskalaması sonucu meşin yuvarlak Kappel’in önünde kaldı. Kappel’in yaptığı sert vuruşta meşin yuvarlak üstten auta çıktı.

Stat: Vodafone Park

Hakemler: Volkan Bayarslan, Haken Yemişken, Yusuf Bozdoğan

Beşiktaş: Ersin, Kerem, Welinton, Vida, Umut (Montero dk. 84), Necip (Atiba dk. 67), Josef, Ghezzal, Teixeira (Can Bozdoğan dk. 90), Kenan, Güven

Altay: Lis, Cebrail, Björkander, İbrahim Öztürk, Özgür Özkaya (Rodriguez dk. 46), Zeki (Poko dk. 75), Thaciano, Kappel, Kazımcan, Pinares (Bamba dk. 75), Deniz Kadah (Paixao dk. 61)

Gol: Vida (dk. 64) (Beşiktaş)

 

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Açıklama

Kovid 19’da son 24 saatte 80 bin 454 yeni vaka tespit edilirken, 278 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Molnupiravir etken maddeli antiviral ilacın risk grubundaki hastalara dağıtımına başlandı.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 462 bin 252 test yapılırken, 80 bin 454 yeni vaka tespit edildi. 278 kişi hayatını kaybederken, 96 bin 664 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Omicron varyantı ağırlıklı devam eden ve vakaların genelde hafif seyrettiği salgının toplum üzerindeki doğrudan veya dolaylı etkilerini en aza indirmek için gerekli adımları atıyoruz. Molnupiravir etken maddeli antiviral ilacın risk grubundaki hastalara dağıtımına başlandı.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Gazeteci Güngör Arslan Silahlı Saldırıda Öldürüldü

Kocaeli Ses gazetesinin sahibi ve yazı işleri müdürü olan Güngör Arslan, ofisinde silahlı saldırıya uğradı. Ambulansla Kocaeli Devlet Hastanesine kaldırılan Arslan, müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Bölgede inceleme yapan polis, olay yerinden kaçan bir şüpheliyi yakaladı.

Valilik ise “Olayı gerçekleştirdiği anlaşılan R.Ö. isimli şahıs, suç aleti tabancayla emniyet birimlerimizce gözaltına alınmış olup, bu menfur saldırının aydınlatılması için çok yönlü soruşturma başlatılmıştır. Basın mensubu Güngör Arslan’a yönelik gerçekleştirilen bu menfur saldırıyı şiddetle kınıyoruz” açıklaması yaptı. Valilik cinayetle ilgili çok yönlü soruşturmanın sürdüğü bilgisini verdi.

Gazeteciler Cemiyeti saldırıyı kınadı

Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti (KOGACE) saldırı sonrası yatığı açıklamayla saldırıyı kınadı. Açıklamada, “Ses Kocaeli haber sitesi sahibi Güngör Arslan, ofisinde silahlı saldırıya uğramıştır. Bilinci kapalı olan ve entübe edilen Arslan’a yapılan bu saldırıyı kınıyor, kendisine acil şifalar diliyoruz. Saldırıyı gerçekleştiren kişi veya kişilerin en kısa sürede yakalanmasını temenni ediyoruz” dedi.

RSF: Türkiye gazeteciler için güvenli bir ülke olmaktan çıktı

Saldırı sonrası bir açıklama da Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu’ndan geldi. Önderoğlu “Güngör Arslan’ın bir silahlı saldırı sonucu hayatını kaybettiğini büyük üzüntüyle öğrendik. Saldırıyı lanetliyoruz. Saldırı nedeninin ortaya çıkarılması ve tüm sorumlularının en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Geçen yıl da Bursa’da radyocu Hazım Özsu yorumlarını beğenmeyen bir dinleyicisince öldürülmüştü. Güngör Arslan’ın canı mesleği nedeniyle alındıysa bu, yıllardır estirilen düşmansı havada, Türkiye’nin artık gazeteciler için güvenli bir ülke olmaktan çıktığını gösterir” dedi.

Son yazısında belediye başkanını eleştirmişti

Güngör Arslan dün yayınlanan son yazısında Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın Kent Konut’un Kartepe’de yapacağı 502 konutluk Sağlık Kent işini yakın dostu Haldız İnşaat’a verdiğini yazmıştı.

Arslan yazısında “Haldız’ın içine düştüğü ekonomik krizden kurtarmak için her şeyi göze alan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Kent Konut’u işi Haldız İnşaat’a verdi” demişti. Arslan “Bu iddialara cevap vermek zorunda Tahir Büyükakın” diye yazmıştı.

Şantajdan 6 ay yattı

Arslan, 21 Mart 2021’de tehdit ve şantaj iddiasıyla Gündem Kocaeli Gazetesi sahibi Ümit Rende ile birlikte gözaltına alınmış, ardından da tutuklanmıştı. 188 gün cezaevinde kalan Arslan Kocaeli 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tahliye edilmişti. Güngör Arslan, daha önce de benzer suçlamalar ve şikayetlerle gözaltına alınmıştı.

Arslan sahibi olduğu Bizim Kocaeli Gazetesi’nin 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kapatılmasının ardından FETÖ şüphelisi olarak gözaltına alınmış, yargılama sonrasında beraat etmiş ancak gazetesine ve mal varlığına el konulmuştu.

Paylaşın

Financial Times, Erdoğan’ın Son Planını Yazdı

İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden Financial Times yazarı David Gardner, son dönemde Orta Doğu’da esen barış rüzgarlarını mercek altına aldı. Gardner, Suriye’deki iç savaşın, Yemen’deki krizin ve Irak ile Libya’daki ayrışmanın devam ettiğini fakat buna karşılık bölgedeki bazı aktörlerin yakınlaşmaya başladığını aktardı.

Son 10 yıl içinde bölgedeki birçok ülkenin birbiriyle rekabet içinde olduğunu aktaran Gardner, “İran’ın 2019 yılının Eylül ayında Suudi Aramco’nun petrol yatağını drone ve füze ile vurmasına dönemin ABD Başkanı Trump yanıtsız kaldı. Trump, ABD’nin değil Suudilerin saldırıya uğradığını söyledi. Bu durum modern Orta Doğu tarihinde bir dönüm noktası oldu. Washington Suudi Arabistan, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve aynı zamanda NATO müttefiki olan bölgedeki geleneksel müttefiklerinde şok etkisi yarattı. Bu hamle zaman içinde ülkelerin yumuşamasına sebep oldu” yorumunu yaptı.

“Pragmatik hareket devam ediyor”

Gardner makalesine, “Pragmatik hareket devam ediyor. Mısır ve Körfez ülkelerine karşı masanın İslamcı tarafında oturan Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan bu hafta Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitti ve yakında Suudi Arabistan’a da gidecek.

Erdoğan ayrıca Mısır ve İsrail ile de ilişkileri iyileştirmeye çalışıyor. Kısa bir süre önce BAE’ye tarihi bir ziyaret gerçekleştiren İsrail Cumhurbaşkanı Herzog, Türkiye’ye de gidecek.” sözleriyle devam etti.

Gardner bölgedeki ülkelerin Rusya ve Çin’e karşı dikkatli olduğuna dikkat çekerken kendi aralarında ise ticaret, yatırım ve diplomasi konularında pragmatik davrandığının altını çizdi. Deneyimli yazar, “Garip bir şekilde bölgedeki ilişkiler Biden’ın eski patronu Barack Obama’nın 2015’te olmasını istediği gibi oldu. Obama o dönemde, ‘Dostlarımıza ve İranlılara bölgeyi etkili bir şekilde paylaşma ve bir soğuk barış ortamı yaratmaya ihtiyacımız olduğunu söylüyorum’ demişti” yorumunu yaptı.

Paylaşın

DSÖ: Dünya Yeni Küresel Salgına Hazırlıklı Değil

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, dünyanın Kovid 19’un ardından yeni bir küresel salgına hazırlıklı olmadığını belirtti.

Almanya’daki Münih Güvenlik Konferansı’na katılan Dr. Ghebreyesus, Kovid 19 salgınındaki son duruma dair değerlendirmelerde bulundu.

Andaolu Ajansı’nın aktarımına göre, Ghebreyesus, Kovid 19 salgınına dünyanın hazırlıksız yakalandığını hatırlattı ve bundan sonra çıkabilecek salgınlara ilişkin, “Dünyanın hazırlıklı olduğunu sanmıyorum ve bu konuda ülkelerden beklediğimiz yatırımların gerçekleşmediğini görmekten endişeliyi.” dedi.

Salgının ne zaman biteceği konusunun sıkça gündeme geldiğini vurgulayan Ghebreyesus, şöyle dedi:

“Bazı ülkelerde aşılama oranının yüksekliği ve Omicron varyantının daha hafif hastalığa yol açması, salgının bittiğine dair tehlikeli algılara yol açıyor. Fakat salgın bitmedi”

“Salgının bitmesi mümkün değil”

Afrika nüfusunun yüzde 83’üne henüz birinci doz aşının yapılmadığını kaydeden Ghebreyesus, “Engellenebilir bir salgından bir hafta içinde 70 bin kişi hayatını kaybediyorsa salgının bitmesi mümkün değildir” diye konuştu.

“Salgını bitirmek tercih meselesi”

Kovid 19’un enfeksiyonu sürdükçe yeni varyantların çıkmaya devam edeceğinin altını çizen Ghebreyesus, son olarak şöyle dedi:

“Aslında mevcut şartlar, daha bulaşıcı ve daha tehlikeli varyantların çıkması için uygun. Fakat bu yıl içinde salgını küresel acil durumdan çıkarıp kontrol altına alabiliriz. Bu konuda malzemelerimiz de bilgimiz de var. Biz bitirmeye karar verdiğimiz zaman salgın biter. Sonuç olarak bu bir ihtimal değil, tercih meselesidir.”

 

Paylaşın