Üçlü Zirve İddiası: Erdoğan, Esad Ve Putin Görüşebilir

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın, Özbekistan’da üçlü görüşme gerçekleştirebileceği ileri sürüldü.

Türkiye ile Suriye arasında normalleşme söylentileri gündemde yerini korurken, İran basınından üçlü zirve iddiası geldi.

İran’ın yarı resmi haber ajansı Tasnim, Özbekistan’ın başkenti Semerkand’da gerçekleştirilecek Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi’nde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın üçlü görüşme gerçekleştirebileceğini ileri sürdü.

Cumhuriyet’in aktardığına göre Putin, Erdoğan ve Esad’ı, ŞİÖ Devlet Başkanları Zirvesi’ne davet etti. Tasnim’de yayımlanan haberde, Putin, Erdoğan ve Esad arasında bir görüşmenin de gerçekleştirilebileceğini iddia edildi.

Ankara dış politikada söylem değiştirdi

İktidarın değişim sinyalleri verdiği Suriye politikasına ilişkin konuşan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı 15 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, “Liderler bazında bir görüşme olabilir mi?” sorusuna “Ben hiç olmaz diyecek durumda değilim. Bir yerden başlar, bunun düzeyi yükselebilir, inşallah” yanıtını vermişti.

Ukrayna dönüşü (19 Ağustos) uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan ise dış politikadaki ‘normalleşme’ adımlarına ilişkin, “Siyasette dargınlık olmaz. Her an barış içinde olacaksın. Her an görüşebilme imkânı yakalayacaksın” demişti.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile ilgili, “Bizim Esed’i yenmek, yenmemek gibi bir derdimiz yok ki” diyen Erdoğan, Mısır’la ilişkinler hakkında da “Mısır’la da arkadaşlarla alt düzeyde yani bakanlar seviyesinde bu işi sürdürelim ve ardından da temenni ederiz ki üst düzeyde de bu adımı en güzel şekilde atalım” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Tersine Göç; İstanbul’dan En Az 10 Bin Aile Köyüne Döndü

Her gün katlanarak artan hayat pahalılığı vatandaşı göçe tersine göçe zorluyor. Esenyurt’ta 1035, Bağcılarda 984, Küçükçekmece’de 780, Bahçelievler’de 624 ve Esenler’de 565 haneden tersine göç için belediyeye başvurdu.

Konut fiyatlarında ve kira bedellerinde rekor artış yaşanan İstanbul’da ‘tersine göç’ başladığı belirtiliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin verilerine göre, son üç yılda 10 bin hane megakentten Anadolu’ya göç etti.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre, ilçeler bazında son üç yılda Esenyurt’ta 1035, Bağcılarda 984, Küçükçekmece’de 780, Bahçelievler’de 624 ve Esenler’de 565 haneden tersine göç için belediyeye başvurduğunu aktaran CHP’li Gürsel Tekin, “İstanbul tarihinde sadece 1. Dünya Savaşı sırasında göç vermiş, onun dışında genellikle göç almış bir şehir. Oysa şimdi tersine göç veriyor” diye konuştu.

800 hane sıra bekliyor

İBB’nin olanağı olmayan vatandaşlar memleketine dönenlere nakliye hizmeti verdiğini söyleyen Tekin, “Üç yıl içinde 10 bin hanenin Anadolu’nun çeşitli bölgelerine dönmelerine yardım ettiler. Şu anda da 800 hane sıra bekliyor. Başta Esenyurt, Bağcılar, Sultanbeyli gibi ilçelerde yaşayan insanlar tersine göç ediyor. Çoğunlukla Batman, Ordu, Diyarbakır ve çeşitli illere gittiklerini görüyoruz. Bu hane sayısının önümüzdeki günlerde de artmasını bekliyoruz.” ifadesini kullandı.

İstanbul’da enflasyon 24 yılın rekorunu kırdı

 İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre, İstanbul’da perakende fiyatlar temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 99,11 artış kaydetti. Aylık değişim ise yüzde 4,09 olarak kaydedildi. Böylelikle endekste yıllık değişim Şubat 1998’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Ulaştırma ve haberleşme harcamalar grubunda eksi yüzde 4,55 azalış izlendi. Temmuz 2022’de Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 6,03, gıda maddeleri grubunda yüzde 5,99, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 3,97 artış kaydedildi.

Madenler grubunda eksi yüzde 7,51, yakacak ve enerji maddeleri grubunda eksi yüzde 0,97, kimyevi maddeler grubunda eksi yüzde 0,72 azalış, mensucat grubunda ise fiyat değişimi izlenmedi.

Paylaşın

Siyaset Hız Kazandı; Dördüncü İttifak Geliyor

Seçim hattına girildikçe siyasi partiler arasındaki ittifak çalışmaları hızlandı. Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın yanı sıra sol ve sosyalist partiler arasında da ittifak çalışmaları sürerken Türkiye siyasal hayatına yeni bir ittifak daha ekleniyor. 

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, Eski bakanlardan Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu, Zafer Partisi, Memleket Partisi ve Milli Yol Partisi ile ittifak görüşmelerini sürdürdüklerini, eylül ayı sonunda “Türkiye İttifakı” adı altında ittifaklarını açıklayacaklarını söyledi.

Muharrem İnce liderliğindeki Memleket Partisi, Ümit Özdağ’ın genel başkanı olduğu Zafer Partisi ve Remzi Çayır’ın genel başkanı olduğu Milli Yol Partisi ile sürekli görüştüklerini, ittifak çalışmalarında sona geldiklerini belirten Doğru Parti Genel Başkanı Serdaroğlu’na göre bu partilerin çıkış noktaları, “Türkiye’nin iki ittifaka, Cumhur İttifakı ve altılı ittifaka mahkûm olmaması.”

Cumhur İttifakı ile Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çalışması kapsamında oluşan altılı masaya yönelik eleştirilerini dile getiren Serdaroğlu, “İki ittifakın da Türkiye’nin milli çıkarlarına uygun davranacaklarına, Anayasa’nın değiştirilemez maddelerine sahip çıkacaklarına dair çok ciddi kuşkularımız var. Kuşkudan da öte bulgularımız var” dedi.

Bir ittifakın, “Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı ve saygılıyız, “Biz Anayasa’nın ilk altı maddesine bağlıyız”, “Biz neoliberal politikalarla bir ekonomi politikası uygulamayacağız, kamu ağırlıklı karma ekonomi uygulayacağız” demesi gerektiğini söyleyen Serdaroğlu, “Bu tip temel konularda fikir birliğine varacak bir ‘Türkiye İttifakı’nı, ‘Milli İttifak’ı kuracağız.  Eylül sonuna kadar bunu bitirip deklare edeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘Bizimle gelip görüşen sol partiler de var’

Kuracakları ittifak kapsamında 29 Ağustos tarihinde bu siyasi partilerle toplantı yapacaklarını, başka siyasi partilerin de kurdukları ittifaka katılım için taleplerinin olduğunu, çalışma yürüttükleri ittifakın adının, “Türkiye İttifakı” olacağını ifade eden Serdaroğlu, “Bu Türkiye’nin ilk milli ittifakı olacak. Sol partilerle HDP de ittifak yapıyor. Bizimle gelip görüşen sol partiler de var. Onlar da buraya bizim şartlarımıza uyarlarsa gelebilirler” diye konuştu.

“Kim bu sol partiler?” sorumuza karşılık Serdaroğlu, Vatan Partisi’nden istifa ederek Mehmet Bedri Gültekin liderliğinde kurulan partiyi işaret etti ve “Bir tanesi Sosyalist Cumhuriyet Partisi” yanıtını verdi.

‘Bizim tabanımız yüzde 20’

“Eylül sonunda bu ittifakın adı konulacak ve biz ‘Türkiye ittifakıyla’ çalışmalarımızı yapacağız. Bizim tabanımız yüzde 20. Bu büyüyecek” ifadeleriyle sözlerini sürdüren Serdaroğlu, “Ben yaşça hepsinden büyüğüm. Ben bir ağabey gibi ağabeylik yapmaya çalışıyorum. Ben ülkem için bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Arkadaşlarım bana bu yetkiyi verdiler ve ülkemiz için bir şeyler yapmak için çırpınıyoruz” dedi.

Paylaşın

Bakan Bozdağ: İsveç Ve Finlandiya’dan Hiçbir Kişi İade Edilmedi

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, İsveç ve Finlandiya’dan iadesi istenen kişilerle ilgili yaptığı açıklamada, iki ülkenin şimdiye kadar Türkiye’nin bu konudaki beklentilerini karşılamadığını, bu beklentiler karşılanmadığı sürece NATO üyelik süreçlerinin “bir adım ileri gitmeyeceğini” söyledi.

İstanbul’da Cumartesi günü gazetecilerin sorularını yanıtladığı sırada, bir gazetecinin Finlandiya, İsveç ve Türkiye arasında 26 Ağustos’ta gerçekleşecek toplantı hakkında değerlendirmelerini sorması üzerine Bozdağ, şöyle konuştu:

“Şu ana kadar İsveç ve Finlandiya’dan terör suçları isnadı hakkında bulunan kişilerden Türkiye’nin iadesini talep ettiği hiçbir kişi Türkiye’ye iade edilmemiştir. Türkiye’nin haklarında terör suçlarından yargılama bulunup da iadesi istenen hiçbir kişi hakkında olumlu bir resmi dönüş Türkiye’ye olmamıştır.”

İsveç Başbakanı Magdalena Andersso’nun bir Türk vatandaşının iadesine karar verdiklerini ifade ettiğini ancak bu kişinin hakkında dolandırıcılık isnadı bulunduğunu anlatan Bozdağ, şöyle konuştu:

“Bizim beklentimiz dolandırıcılık isnadı olanlarla ilgili değil. İsveç hükümeti ve Finlandiya hükümetinin bunu çok doğru anlaması lazım. Türkiye’nin isteği, talebi terör suçlarıyla suçlanan ve Türkiye’nin iadesini talep ettiği kişilerle ilgilidir. Bunun dışındaki adli suçlarla ilgili, hakkında isnad bulunan kişilerin iadesiyle ilgili olarak Türkiye-İsveç, Türkiye-Finlandiya arasında herhangi bir sorun yok zaten.

Böyle bir sorun olmadığına göre bizim de bu konularda sorun varmış gibi göstermemiz de söz konusu değil. İsveç tarafının, bu konuda sorun varmış gibi Türkiye’nin talebi bunlarla ilgiliymiş gibi bir yaklaşım içerisine girmeleri de ahlaki değil ve doğru değil.

Bizim beklentimiz terör suçlarıyla ilgili iadelerle ilgilidir. Onun dışındaki suçlarla, suçlanan kişilerin iadesiyle ilgili bir beklentimiz kendilerinden yoktur. Türkiye’nin bu konudaki beklentileri karşılanmadığı sürece İsveç ve Finlandiya üçlü mutabakatta Türkiye’ye verdikleri sözü yerine getirmemiş sayılacaklardır. NATO üyelik süreci bu nedenle bir adım ileri gitmeyecektir.”

Haziran ayında Madrid’de gerçekleştirilen NATO liderler zirvesi öncesinde yapılan görüşmelerde İsveç ve Finlandiya’nın taahhütleri sonrası Türkiye, bu iki ülkenin NATO’ya üyelik başvurusunu destekleme kararı almıştı.

İmzalanan muhtırada, İsveç ve Finlandiya’nın, terör örgütü olarak tanınan PKK ile mücadele ve YPG/PYD’ye destek vermeme taahhüdünde bulundukları kaydedilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın verdiği sözleri tutmaması halinde, bu iki ülkenin NATO üyeliklerini TBMM’de onaylamayabileceğini uyarısını yapmıştı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Pervin Buldan: Gücünüz HDP’yi Bitirmeye Yetmez

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde vatandaşlara seslenen HDP Eş Genel Başkanı Buldan, konuşmasında, “Ülke krizlerle, beşli çetelere verilen ihaleler ile yönetiliyor. Yoksulun, işçinin cebinden alıp zengine dağıtan, beşli çeteye, yandaşlarına dağıtan, kendi koltuğu dışında bir şey düşünmeyen bu iktidarın gitme zamanı gelmiştir. Onlar da bu durumu görüyor ve biliyorlar” dedi.

Haber Merkezi / Buldan, konuşmasının devamında, “Bunun için de halkın yüzüne bakacak yüzleri yok. Onlar bizim gibi sokak sokak, meydan meydan dolaşmıyorlar. Onlar bizimle kumpas davaları, ellerinde tuttukları medya ve yargı sopası ile kirlimize etmeye çalışıyorlar. Size buradan sesleniyoruz; sizin gücünüz HDP’yi bitirmeye yetmez, işte HDP burada. HDP gittiği her yerde aynı sempati ve ilgiyle karşılanıyor. Çünkü HDP’nin Türkiye toplumunun yanında ayrı bir yeri var” ifadelerini kullandı.

Pervin Buldan, konuşmasını, “Şuan siyaset yaptığımız her alana saldırı yapılıyor. Mecliste dokunulmazlık fezlekeleri hazırlanıyor. Daha geçen gün Çakıcı’nın avukatı mecliste milletvekilimiz Garo Paylan’a yönelik bir kaos planına devreye sokacağını anlattı. Hatta Meclis içerisinde yapacağını anlattı. Bunu söylemesine rağmen Meclis başkanından, Adalet Bakanı’ndan ses yok. Çünkü bu ülkeyi karanlık odaklara, çetelere teslim ettiler. Halkımız bu suikastlar asla izin vermeyecektir” cümleleriyle sürdürdü.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde  esnafla buluştu. Ziyaretin ardından Buldan, Özgürlük Meydanı’nda vatandaşlara seslendi.  Yolsuzluk, kriz ve sefaletle ilgili değerlendirmeler yapan Buldan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Bugün HDP’yi HDP yapan siz değerli halkımızsınız. İyi ki varsınız. Bugün Hakkari’de olmaktan büyük bir onur ve gurur duyuyorum. Çünkü ben Hakkari’nin topraklarında doğdum ve büyüdüm. Ben sizin evladınızım. Ben Hakkariliyim ve Hakkarili olmaktan gurur duyuyorum.

Türkiye’nin her bir tarafını halkımızla buluşmak üzere karış karış geziyoruz. Kongremizden sonra teşekkür ziyaretleri için her yeri dolaşıyoruz. Dün Ege Manisa’daydık, bugün Hakkari Serhat’tayız. Yarın Kars’ta olacağız, öbür gün Şırnak’ta. Ve daha sonra Türkiye’nin her tarafını gezmeye devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki bu ülkenin umudu HDP’dir. Sizler Ankara’ya gelerek ve kongremize katılarak bizlere büyük güç ve moral verdiniz. Şimdi de biz sizlere teşekkür etmek için yanınızdayız.

Sandıklarda öyle bir fark atacağız ki!

Bugün bu ülkenin sorunlarının, krizlerinin nedeni bu ülkeyi yöneten AKP-MHP ittifakıdır. Seçimlere az kaldı. Biz onları sandıkta göndereceğiz. Biz alnımızın akı, halkımızın gücü ve kararlılığıyla sandıklarda öyle bir fark atacağız ki onlar bile gördüklerine şaşıracaklar. Kazanacağız, çünkü bu ülkeyi artık bu şekilde yönetmelerine izin vermeyeceğiz. Her gün bu ülkeyi yoksulluk, açlık ve krizlerle terbiye etmeye çalışan iktidara ders verme zamanı gelmiştir. Bu ülkedeki bütün sorunların kaynağında AKP’nin yönetim anlayışı var. AKP’nin bu ülkeyi yönetemediğini herkes biliyor.

İktidarın gitme zamanı gelmiştir 

Bu ülke 5’li çetelere verilen ihaleler ile yönetiliyor. İşçinin, yoksulun, esnafın cebinden alıp zengine ve yandaşına dağıtan, kendi iktidarı dışında ülkeyi ve halkları düşünmeyen, bu açlığı ve sefaleti görmeyen iktidarın gitme zamanı gelmiştir. Onlar da bunun farkındalar. Artık gitmelerinin zamanının geldiğini görüyorlar. Halkın yüzüne bakacak yüzleri yok. Meydanlara çıkamıyor, il il dolaşamıyorlar. Halk buluşmaları gerçekleştiremiyorlar. Onlar sadece ellerinde tuttukları medyayla, yargıyla, bunun gücüyle bizi yıpratmaya çalışıyorlar. Her gün yargı sopasını bizim üzerimizde tutarak HDP’yi siyaset arenasının dışına itmeye çalışıyorlar. Kolay mı, var mı gücünüz? İşte, gelin görün. HDP gittiği her yerde aynı teveccühle, ilgiyle, sempatiyle karşılanıyor.

Suikast planı ortaya çıktı, yargıdan ses yok

HDP’nin artık Türkiye halklarının gözünde ayrı bir yeri var. Herkes HDP’yi bitmeye ve yok etmeye çalıştıklarını görüyor. Cezaevleri HDP’lilerle dolu. Cezaevleri hasta tutuklularla dolu. Bugün partimizin siyaset yaptığı her yere bir saldırı düzenleniyor. Meclis’te milletvekillerimiz hakkında fezleke hazırlanıyor. Meclis’te Çakıcı’nın avukatı bir kaos planını devreye soktuklarını ilan etti. Bizim milletvekilimize, Garo Paylan’a bir suikast planladığını ve son anda gerçekleşmediğini, Meclis içinde bunu yapacaklarını itiraf etti. Ama yargıdan, AKP’den ses yok. Meclis Başkanından ses yok. Bu ülkeyi karanlık odaklara teslim ettiler, bu ülkeyi çetelere teslim ettiler. Artık yönetemediklerini hepimiz biliyoruz. Bu krizlerin, kaosların, suikastların gerçekleşmesine halkımız izin vermeyecektir.

Sandıklar NATO koridorlarına kurulmayacak

AKP seçimi kazanabilmek için NATO koridorlarında, Şam’da, Tahran’da kendine yandaş arıyor. Sanıyor ki sandıklar NATO koridorunda, Şam’da, Tahran’da kurulacak. Hayır, sandıklar Türkiye’de kurulacak.

Bu Kürt düşmanlığı, kadın düşmanlığı, HDP düşmanlığı size mutlaka kaybettirecektir. Kürtler başta olmak üzere Türkiye halklarının gelecekte söz sahibi olmasının önüne hiçbir güç geçemeyecektir. Artık HDP söz sahibi olacak, yönetimde mutlaka yer alacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. HDP sorunların anahtarıdır. Bu anahtar halkımızın elindedir.

HDP olmadan hiçbir sorun çözülemez

HDP olmadan bu ülkede kimse bir denklem kuramayacaktır. Hiçbir sorun çözülemeyecektir. Kimsenin kuşkusu olmasın; bu ülkeye adaleti, barışı, demokrasiyi ve insan haklarını mutlaka getireceğiz. AKP bu ülkede barışın da demokrasinin de adaletin de hukukun da kırıntısını bile bırakmadı. Ancak halkımız en büyük dersi seçimlerde verecektir.”

Paylaşın

‘Sosyalist Güç Birliği’ İttifakı Kuruldu: Birlikte Yürüyeceğiz

Devrim Hareketi (DH), Sol Parti, Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı’ndan sonra üçüncü ittifak olan Sosyalist Güç Birliği’ni kurdu.

Haber Merkezi / Ankara’daki Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Makina Mühendisleri Odası’nda (MMO) yapılan basın toplantısıyla kuruluşunu ilan eden ittifak “Ülkemizin Geleceğine Birlikte Sahip Çıkıyoruz” sloganıyla da kamuoyuna çağrı yaptı.

Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir tarafından okunan bildiride, “Biz aşağıda imzası olanlar, bu bilinçle ülkemizin eşit, özgür ve bağımsız geleceği için birlikte hareket etmek, emekçi halkın hayati sorunlarının kaynağına karşı ortak bir mücadele geliştirmek üzere aşağıdaki temel mücadele hedefleri doğrultusunda bir araya geliyoruz. Tüm yurtsever insanlarımızı ülkemizin geleceğine birlikte sahip çıkmaya çağırıyoruz” denildi.

“AKP’nin yarattığı bu felaketle bütünlüklü bir hesaplaşma geniş emekçi halk kesimleri için adeta bir hayat memat meselesine dönüşmüştür” denilen ortak açıklamada, ”Buna karşı Millet İttifakı’nın sağ ve sermaye yanlısı karakteri ile politikalarının da ülkemizin ve halkımızın gerçek sorunlarına çözüm olamayacağı açıktır” ifadelerine yer verildi.

Bildirinin tamamında ise şu ifadeler yer aldı;

“Cumhuriyet tarihinin en kritik dönemlerinden birinden geçiyoruz.

AKP, yirmi yıllık iktidarı boyunca Cumhuriyet’in kazanımlarını tek tek ortadan kaldırarak tam boy piyasacı ve işbirlikçi bir siyasal İslamcı rejimi kurdu. Sermaye yanlısı uygulamalarıyla emperyalist-kapitalist sistemin ülkemiz üzerindeki boyunduruğunu güçlendirdi. Hak ve özgürlükleri tümüyle ortadan kaldırarak sürdürülen bu sömürü ve baskı düzeni ülkemizi sonu gelmez bir felakete sürükledi.

Bu durum bugün ülkenin en temel sorunu haline gelmiş, AKP’nin yarattığı bu felaketle bütünlüklü bir hesaplaşma geniş emekçi halk kesimleri için adeta bir hayat memat meselesine dönüşmüştür.

Buna karşı Millet İttifakı’nın sağ ve sermaye yanlısı karakteri ile politikalarının da ülkemizin ve halkımızın gerçek sorunlarına çözüm olamayacağı açıktır.

Bu tablo halkımız için bir çıkış yolu sunmamaktadır. Her türlü hile ve zorbalığa başvuracağı açık olan gerici iktidardan ülkemizin kurtulması ancak ilerici toplumsal kesimlerin örgütlü ve dinamik mücadelesiyle sağlanabilir.

Önümüzdeki kritik eşikte bu halk düşmanı rejime son vermek için, yirmi yıldır AKP’ye ve onun temsil ettiği bu düzene karşı mücadelenin her aşamasında olduğu gibi, bugün de üzerimize düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getireceğiz. Biz aşağıda imzası olanlar, bu bilinçle ülkemizin eşit, özgür ve bağımsız geleceği için birlikte hareket etmek, emekçi halkın hayati sorunlarının kaynağına karşı ortak bir mücadele geliştirmek üzere aşağıdaki temel mücadele hedefleri doğrultusunda bir araya geliyoruz. Tüm yurtsever insanlarımızı ülkemizin geleceğine birlikte sahip çıkmaya çağırıyoruz:

Yarınlarımızı sermaye çetelerinin, tarikatların, bir avuç haraminin ve emperyalizmin pençesinden gerçekten kurtararak emekçilerin laik, demokratik, bağımsız cumhuriyetini kurmanın yolu da buradan geçecektir.

1- Ülkenin ve halkın geleceği hakkında tüm kararların, yerli ve yabancı sermaye ile gericiliğin ve emperyalizmin çıkarlarını temsil eden, siyasi iktidarın tek bir kişide toplandığı bu ucube rejim ortadan kaldırılmalıdır. Emekçi halkın siyasete güçlü bir biçimde katılımını sağlayacak, seçim sistemi de dâhil olmak üzere, bütünlüklü bir mekanizma kurulmalıdır.

2- İnsanın insanı sömürdüğü, eşitsizlik ve adaletsizliğin her gün daha da derinleştiği bu toplumsal ve siyasi düzeni reddediyoruz. Sermaye ve patronların zenginleştiği, emekçilerin her geçen gün yoksullaştığı kriz koşulları hızlı bir çöküşü de işaret etmektedir. Bu gidişi tersine çevirmek, sömürünün ve işsizliğin ortadan kaldırılacağı, insanca bir yaşamın kurulacağı bir cumhuriyet için harekete geçiyoruz. Özelleştirmelere son verilmeli, peşkeş çekilmiş bütün kamu varlıkları ve sektörler kamulaştırılmalıdır. Eğitim, sağlık ve bakım hizmetleri başta olmak üzere tüm insani ihtiyaçlar kamu hizmeti olmalı, eşit ve ücretsiz sunulmalıdır. Emperyalist tekellerin topraklarımız üzerindeki yağmasına son verilmeli, ekonomi planlama ilkesine göre yeniden tasarlanmalıdır.

3- Bağımsız ve egemen bir Türkiye için emperyalizme karşı mücadelede kararlıyız. Emperyalizmin yeni savaş cepheleri açarak coğrafyamızı yıkıma sürüklediği, savaş örgütü NATO’nun yayılmacı politikalarını en tehlikeli savaş senaryolarıyla hızlandırdığı bir dönemde yıllardır dile getirdiğimiz hedef daha da acildir: Türkiye NATO’dan çıkmalıdır. Ülkemizdeki yabancı üsler kapatılmalıdır.

4- Devletin tüm kademelerine ve toplumsal yaşama egemen olan tarikatlara, bilimsel düşünceyi ve tüm özgürlük alanlarını yok ederek başta kadınlar, gençler ve çocuklar olmak üzere tüm toplumu dinselleşmeyle baskı altına almaya çalışan gericiliğe karşı, laiklik için bir araya geliyoruz. Tarikat ve cemaat kadrolaşmaları tasfiye edilmelidir. Eğitim birliği sağlanmalı, tarikat ve cemaat okulları ile yurtları kapatılmalıdır.

5- Yurttaşlığın tesis edilerek etnik, dinsel, mezhepsel ve toplumsal cinsiyetten kaynaklı farklılıklar nedeniyle ayrımcılığın ve karşıtlıkların ortadan kaldırıldığı, herkesin eşit ve kardeşçe yaşayacağı özgür bir cumhuriyet hepimizin özlemidir. Bunu gerçekleştirmek isteyen herkesi ortak mücadeleye davet ediyoruz.

Türkiye’nin aydınlık geleceği için bu temel ilkeler doğrultusunda Sosyalist Güç Birliği olarak birlikte yürüyeceğiz. Yaklaşmakta olan seçimlerde de devrimci sorumluluğun bilinciyle ülkemizin geleceğine birlikte sahip çıkacağız.

Tüm ilericileri, sosyalistleri, komünistleri, devrimcileri, yurtsever emekçi halkımızı bu sorumluluğu paylaşmaya ve Sosyalist Güç Birliği’ni birlikte büyütmeye çağırıyoruz.”

Paylaşın

Cumartesi Anneleri, Cemal Kavak’ın Faillerini Sordu

Cumartesi Anneleri/İnsanları adalet arayışlarının 908.  haftasında, 1996 yılında Diyarbakır’da gözaltına alınan ve cansız bedeni günler sonra Diyarbakır Devlet Hastanesi morgunda bulunan Cemal Kavak için adalet talep etti.

Haftanın açıklamasını İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Avukat Gülseren Yoleri yaptı.  Yoleri, Kavak dosyasıyla ilgili şunları söyledi:

“37 yaşındaki Cemal Kavak Diyarbakır’da yaşıyordu. Diyarbakır Vergi Mahkemesi’nde memur olarak çalışan Kavak,  üyesi olduğu Yargı-Sen bünyesinde sendikal faaliyet yürütüyordu.

Cemal Kavak, 24 Nisan 1996 tarihinde arkadaşlarıyla  Hevsel’de bir kahvede buluştu. Burada sohbet eden arkadaşlar saat 23:00 sularında kahveden ayrıldı. Birlikte Dağkapı / İskanevleri hattında çalışan bir minibüse bindiler. Kuruçeşme durağında inen Cemal’den bir daha haber alınamadı.

“Cansız bedeni morgda bulundu”

Bağlar Karakolu’na ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran aile, oğullarının bulunmasını talep etti. Kendileri de her yerde Cemal’i aramaya başladı.

26 Nisan 1996 tarihinde Diyarbakır Devlet Hastanesi morguna ‘kimliği belirsiz’ bir bedenin geldiği duyumu üzerine baba Gıyas Kavak hastaneye gitti. Söz konusu cansız bedenin oğluna ait olduğunu teşhis etti.

Cemal Kavak’ın bedeni, bir köylü tarafından, Diyarbakır Bismil karayolu kenarındaki sazlık bir hendekte bulunmuştu. Çınar Cumhuriyet Savcısı, adli tıp doktoru ve jandarma ekibiyle olay yerine gitmiş, ‘Ceset incelemesi ve otopsi’ başlıklı bir belge düzenlenmişti.

“Otopsi yapmaya gerek görülmedi”

Bu belgede; ölü muayenesi sonrası, maktulün boynunda iki boğulma izi tespit edildiği ve ölümün iple boğulma sonucunda gerçekleştiği, ölüm nedeni açık olduğu için de sistematik bir otopsi yapmaya gerek görülmediği kaydedilmişti.

Ayrıca Çınar Savcılığı, 1996/231 dosya numarasıyla bir  soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında ailenin isteği üzerine altı tanık dinlendi. Tanıklardan E.Y. ifadesinde  ‘Cemal sol görüşlü olduğu için cinayet siyasi olabilir’ uyarısında bulundu. Ancak etkin bir soruşturma yürütülmedi.

“Dosya sürüncemede bırakıldı”

Çınar Cumhuriyet Savcılığı, 23 Temmuz 1997 tarihinde,  uygulamada dosyayı sürüncemede bırakmanın diğer adı olan, ‘sürekli soruşturma’ kararı verdi. Bu durumda dosya zamanaşımına uğrayana kadar soruşturma devam edecekti.

Ancak devam eden  soruşturmada, jandarma tarafından gönderilen yeni bir delil veya unsur bulunamadığını bildiren birkaç yazı dışında hiç bir gelişme olmadı. Cemal Kavak dosyası iç hukukta zamanaşımı ile kapatılmaya terk edildi.

“AİHM ihlal kararı verdi”

Gıyas ve Cayze  Kavak, oğullarının Devletin bilgisi dahilinde “paramiliter güçler” tarafından öldürüldüğü, Devletin suçun faillerini belirlemek için etkili ve yeterli bir soruşturma yürütmediği ve şikayetleri ile ilgili olarak etkili hukuk yolu bulamadıkları iddiasıyla  4 Ağustos 1999 tarihinde AİHM’e başvurdu.

AİHM 6 Temmuz 2006 tarihli kararında, etkili ve yeterli bir soruşturma yapılmadığı için Sözleşme’nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin usulden ihlal edildiği, ayrıca başvuranların Türk hukukunda mevcut hukuk yollarına etkin erişimden mahrum bırakıldıkları için Sözleşme’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.

“Tazminat ödemek dışında bir şey yapılmadı”

Cemal Kavak’ın cansız bedeninin bulunduğu yerin yaşadığı yerden çok uzakta olması, bedenin bulunduğu yere hangi yönden gidilirse gidilsin çok sayıda güvenlik kontrol noktasından geçilerek gidilebilmesi, bu kontrol noktalarından ölü bir bedenle geçebilenlerin ancak taşıdıkları resmi kimlik vasıtasıyla aramaya tabi tutulmayan kişiler olabileceği dikkate alındığında, Kavak’ın başına gelenlerin, 90’larda OHAL bölgesindeki gözaltında kaybetme uygulamaları ile örtüştüğü açıktır.

Türkiye, Cemal Kavak davasında, bugüne kadar hükmedilen tazminatın ödenmesi dışında AİHM kararına uymak için  herhangi bir adım atmadı. Bu nedenle 908. haftamızda Cemal Kavak dosyasında etkin bir soruşturma ve kovuşturma faaliyeti yürütmek üzere yargı makamlarını göreve çağırıyoruz.”

(Görseller: Arşiv)

Paylaşın

Hamas’tan Türkiye’ye ‘İsrail’ Tepkisi: Reddediyoruz

Türkiye ve İsrail’in ilişkilerini en üst düzeye çıkarması ve karşılıklı büyükelçi atama kararı almasını Sputnik’e değerlendiren Hamas’ın Siyaset ve Dış İlişkiler Daire Başkanı Dr. Basem Naim, bu adımın İsrail’in işgallerine yeşil ışık anlamına geldiğini ifade etti.

Naim, “İsrail’deki rejimle ilişki kurma ve normalleşmeye yönelik herhangi bir ülkeden atılacak her adımı reddediyoruz. Ve bunu davamız için çok zararlı bir adım olarak görüyoruz” dedi.

Rus haber ajansı Sputnik’ten Turan Salcı’ya konuşan Naim, “İsrail işgali altındaki Filistin halkı olarak, İsrail devleti ile normalleşmeye yönelik herhangi bir adımın bu işgalin meşrulaştırılmasına, Kudüs dâhil yasadışı yerleşimlerin genişletmesine ve halkımıza karşı savaş suçları işlemeye devam etmesine yeşil ışık olduğunu düşünüyoruz” diyerek şöyle devam etti:

“Bu nedenle İsrail’deki rejimle ilişki kurma ve normalleşmeye yönelik herhangi bir ülkeden atılacak her adımı reddediyoruz. Ve bunu davamız için çok zararlı bir adım olarak görüyoruz. Bu nedenle tüm Arap, İslam ve dünya genelindeki dost ülkelerimizi, Filistin’e bağımsız egemen devlet haklarını verene kadar, köylerimize ve şehirlerimize geri dönene kadar yani rejim uluslararası hukuktaki yükümlülüklerini yerine getirene kadar İsrail’i boykot etmeye ve yaptırım uygulamaya çağırıyoruz.”

‘İşgali ve kuşatmayı sürdürmesine destek’

“Türk devletinin, bağımsız egemen bir Filistin devletinin haklarına sürekli desteği olduğunu biliyoruz” diye devam eden Naim, “Ancak Filistin’e ulusal haklarını vermeden işgal rejimiyle ilişkinin normalleşmesine yönelik herhangi bir adım İsrail rejimine işgallerini ve kuşatmalarını sürdürme planlarına destek ve planlarını bizim topraklarımızda uygulamaya devam etmelerine yeşil ışık olarak görülecektir” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da İlk Tur Görüşmeleri Tamamlanıyor: Gündem Geçiş Süreci

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde bir araya gelecek.

İlk olarak 12 Şubat’ta CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde buluşan 6 muhalefet partisinin liderleri, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde, ilk tur görüşmelerin son toplantısını yarın gerçekleştirecek.

Saat 14.00’te başlayacak toplantıda, bundan sonraki görüşme turları için toplantı formatının belirlenmesinin yanısıra, “geçiş sürecinde cumhurbaşkanının yetkileri ve yönetim usulleri”nin masaya yatırılması planlanıyor.

Karamollaoğlu, toplantı öncesinde, masada yer alan liderleri ziyaret ederek, gündeme ilişkin görüş alışverişinde bulunmuştu.

Edinilen bilgiye göre, ilk tur görüşmelerin son toplantısı yapıldığı için, bundan sonraki görüşme turlarının formatının ele alınması bekleniyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre ikinci tur görüşmelerin, TBMM’nin açılmasından sonra, yani Ekim ayında başlaması ve CHP’nin ev sahipliğinde yapılması üzerinde duruluyor.

Ancak bundan sonraki toplantıların her ay mı, yoksa seçim sürecine de girilmesi nedeniyle, temel konuları görüşmek üzerine gereksinim halinde mi toplanması konusunun Pazar günkü toplantıda netleşeceği ifade ediliyor.

“Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı gündeme gelmeyecek”

Toplantıda, 6’lı masanın cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunun gündeme gelmeyeceği, ancak “geçiş döneminde cumhurbaşkanının yetkilerinin ne olacağı ve yönetim usulleri” konusunun ele alınabileceği ifade ediliyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuşan, Saadet Partisi kaynakları bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı:

“Geçiş sürecinde cumhurbaşkanının yetkileri, ne şekilde yöneteceği, parlamento ile ilişkilerinin nasıl düzenleneceğine ilişkin usuller, liderler de uygun görürse gündeme gelebilir.

“Bir toplantıda bitecek konular değil bunlar ama belki bu toplantıda buna dair hedefleri ortaya koyup, komisyonları da çalıştırabilirler. Veya partiler kendi içlerinde çalışsın, sonra biz konuşalım da diyebilirler, bunun yöntemini kendileri karar verir.”

Bu konuda, siyasi partilerin kendi içlerinde yaptıkları çalışmalarla ilgili karşılıklı görüş alışverişinde bulunacağı ifade ediliyor.

Baskın seçim ihtimalinin zayıfladığını düşünen muhalefet partilerinin, isim açıklamayı en sona bırakması yüksek ihtimal görülüyor. CHP’de 29 Ekim gibi simgesel tarihler seslendirilse de, bu konuda ortak görüş yok.

Kulislerde, 6’lı masanın bundan sonraki toplantılarında, adayın nitelikleri, nasıl belirleneceği konularının ele alınabileceği, ancak aday isminin seçim takviminin başlamasına kısa süre kala açıklanabileceği ifade ediliyor.

Seçimin en erken Mayıs ayında yapılabileceği bu nedenle de 6’lı masanın ortak adayda anlaşması halinde, ismin de yılbaşından sonraya kalabileceği belirtiliyor.

Pazar günkü toplantıda ayrıca, seçim güvenliği, daha önceki toplantılarda oluşturulan göç komisyonunun çalışmaları, gündeme ilişkin siyasi gelişmelerin ele alınması bekleniyor. Bu çerçevede, Türkiye’nin Suriye ve İsrail’le ilişkileri normalleştirme adımlarının da masaya gelebilecek konular arasında olduğu belirtiliyor.

Paylaşın

Yedili Masa, Eylül Ayında Deklarasyon Yayınlayacak

Türkiye’de cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine bir yıldan daha az bir süre kala HDP’nin de içinde yer aldığı 7’li yapı son şeklini almaya başladı. 7’li masanın, ittifakı da içerecek olan deklarasyon çalışmalarında sona gelinirken, liderlerin 25 Ağustos’taki açıklamasının ardından eylülde deklarasyon ilan etmesi bekleniyor.

HDP’nin ‘Geniş Demokrasi İttifakı’ oluşturma çağrısıyla bir araya gelen, süreç içerisinde “mücadele ortaklığı” söylemiyle sahada birlikte çalışan Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri (HE) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun (SMF) oluşturduğu ‘7’li masa’ seçimleri de içine alacak ittifaka dönüşmek üzere.

Aylardır 7’li koordinasyon tarafından sürdürülen çalışmalarda son aşamaya gelinmiş durumda. 25 Ağustos’ta İstanbul’da bir araya gelmesi beklenen 7 siyasi yapının eş genel başkanları ve başkanları bu zamana dek yapılan çalışmaların anlatılacağı bir açıklama yapacak ve ortak fotoğrafı kamuoyuna sunacak.

Deklarasyon eylül ayında ilan edilecek

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, 7’li masa ortaklığını daha somut bir hale dönüştürecek olan “deklarasyon” çalışmasında da son aşamaya gelinmiş durumda. “Temel, toplumun yakıcı meselelerine çözüm iradesi içeren bir çerçeve metin” ve “Sorunları sıralayan değil bu sorunları yaratan rejimden çıkış perspektifi içeren metin” ifadeleriyle nitelenen deklarasyonun ilan edilme tarihi ise eylül ayı olarak belirlendi ve yine adres İstanbul oldu.

7’li masanın üzerinde uzlaştığı deklarasyon metninde hem “ortak mücadele” hem de “seçimlere ilişkin ittifak” perspektifi yer alacak. Deklarasyonu eline alıp okuyacakların hem “mücadele birliği” hem de “seçim ittifakına” dönük vurguları da görebileceği öğrenildi.

İttifakın ismi ne olacak?

7’li masanın uzun bir süredir sahada sürdürdüğü mücadele ortaklığının somut ittifak formuna bürünmesiyle adının ne olacağı da merak konusu. Kulislerde “Demokratik Halk İttifakı/Hareketi/İnisiyatifi” , “Emek ve Demokrasi İttifakı/Hareketi/İnisiyatifi” ve “Umut Hareketi” isimleri öne çıksa da hala bir isim üzerinde uzlaşı sağlanmadı. Önerilerin ve isim konusundaki görüş alışverişlerinin devam edeceği ve eylül ayında yapılacak deklarasyon açıklamasında yeni ittifakın adının da kamuoyuyla paylaşılacağı öğrenildi.

7’li masa genişleyecek mi?

Edinilen bilgiye göre 7’li masanın deklarasyonu ilan edeceği eylül ayındaki tarihe kadar ittifaka yeni katılımlar olabilir, masanın genişlemesi deklarasyonun ilanının ardından da sürebilir. Öte yandan deklarasyon ilan edilmeden önce diğer siyasi partilere de götürülecek.

7’li masanın hazırladığı deklarasyonun, “Sosyalist Güç Birliği” çağrısı yapan Devrim Hareketi, Sol Parti, Türkiye Komünist Partisi ve Türkiye Komünist Hareketi’nin de içinde bulunduğu diğer sol sosyalist yapılara, sendikalara ve meslek örgütlerine de götürülerek görüş alışverişinde bulunulacağı ve eylül ayında yapılacak deklarasyon ilanına davet edilecekleri edinilen bilgiler arasında.

Paylaşın